Tasfiyede Param Eksik Geldi 2026: İhtarname, Arabuluculuk ve Dava Yolu — TBK m.117, TTK m.5/A ve HMK m.109 Kapsamında Fark Alacağının Talebi
20 Eylül 2026

Tasfiyede Param Eksik Geldi 2026: İhtarname, Arabuluculuk ve Dava Yolu — TBK m.117, TTK m.5/A ve HMK m.109 Kapsamında Fark Alacağının Talebi

Tasfiye sonunda hesaba geçen tutarın beklenenin altında kalması tek başına tazminat hakkı doğurmaz: III-52.1 sayılı Tebliğ m.28/2 uyarınca yatırımcının hakkı, tasfiye bakiyesinden payı oranındaki tutardır ve bu tutar varlıkların fiilen nakde dönüştüğü değer üzerinden hesaplanır. Talep kurulabilmesi için farkın bir hukuka aykırılıkla bağlantısının ortaya konulması gerekir. Bu yazı süreci sırayla ele alıyor: Rehber’in 11. bölümü uyarınca tasfiyenin bitimini takip eden altı iş günü içinde KAP’ta ilan edilen gider oranı ve iade tutarının temini, zararın iki ayrı karşılaştırmayla hesabı, TBK m.117 uyarınca ihtarname ile temerrüdün başlatılması ve örnek metin, TTK m.5/A kapsamında arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı, TTK m.5 ve HMK m.6-7 uyarınca görevli ve yetkili mahkeme, zamanaşımı ve tazminattan indirim. Usul bakımından kritik bir değişiklik vardır: HMK m.107’deki belirsiz alacak davası 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmış, m.109’a eklenen dördüncü fıkrayla kısmi davada bir defaya mahsus talep artırımı düzenlenmiştir. Yatırım tavsiyesi değildir.

Tasfiye ödemesi beklediğinizin altında mı kaldı?

Farkın hangi hukuka aykırılıkla bağlantılı olduğu, talebin kurulabilmesinin şartıdır. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Önce Net Cevap: Eksik Ödeme Tek Başına Tazminat Sebebi Değildir

Tasfiye sonunda hesabınıza geçen tutar, fona yatırdığınız veya son açıklanan birim pay değerine göre beklediğiniz tutarın altında kalabilir. Bu tek başına bir tazminat hakkı doğurmaz. III-52.1 sayılı Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği m.28/2 uyarınca yatırımcının hakkı, belirli bir fiyattan ödeme değil, tasfiye bakiyesinden payı oranındaki tutardır; bu tutar da varlıkların fiilen nakde dönüştüğü değer üzerinden hesaplanır.

Talep kurulabilmesi için aradaki farkın bir hukuka aykırılıkla bağlantısının kurulabilmesi gerekir. Yani sorulacak soru “neden az geldi” değil, “fon mevzuata ve ilan edilen çerçeveye uygun yönetilseydi bu tutar farklı olur muydu” sorusudur. Bu ayrım, bütün sürecin belirleyicisidir.

Bu yazı, eksik ödeme hâlinde izlenecek yolu sırasıyla ele alıyor: belgelerin temini, zararın hesabı, ihtarname, arabuluculuk dava şartı, görevli mahkeme, dava türü ve zamanaşımı. Muhatapların genel çerçevesi fon tasfiyesinde zararımı kimden alırım, fon türüne göre konum ise tasfiye edilen fonlarda hangi yatırımcı avantajlı yazımızda anlatıldı.

Yatırım tavsiyesi değildir. Bu yazı hiçbir fonun alınması, satılması veya elde tutulması yönünde öneri içermez ve somut bir dosya hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. Her dosyanın belgeleri, tarafları ve tutarları farklıdır; aşağıdaki çerçeve genel bilgilendirme amaçlıdır.

İlk Adım: Tasfiye Sonuç Belgelerinin Temini

Ödeme yapıldıktan sonra ortaya çıkan ilk soru, bu tutarın nasıl hesaplandığıdır. Mevzuat bu hesabın kamuya açıklanmasını öngörür.

Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’in 11. bölümü, tasfiye olan veya yatırım dönemi sonunda itfa edilen fonlarda toplam gider oranının tasfiyeye denk gelen üç aylık dönemde aşılması hâlinde fona iade edilecek tutarın tasfiyeye esas birim pay değerinin hesaplanmasına dâhil edileceğini ve ilgili üç aylık dönemin bitimi beklenmeden muhasebeleştirileceğini belirtir. Aynı bölüm, hesaplanan toplam gider oranının ve varsa iade tutarının tasfiyenin bitimini takip eden altı iş günü içinde Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda ilan edileceğini; fonların tasfiye tarihi itibarıyla, yani fon fiyatının açıklandığı son değerleme tarihi itibarıyla finansal tablolarının özel bağımsız denetime tabi tutulacağını ve bu raporların Kurula iletileceğini öngörür.

Tasfiye usul ve esaslarının 8. maddesi ise tasfiyenin, duyuru tarihinden itibaren geçecek en fazla üç aylık sürenin bitimini izleyen ilk iş gününde sona ereceğini; Kurulca uygun görülmesi hâlinde bu sürenin uzatılabileceğini belirtir.

Tasfiye sonrası temin edilecek belgeler

BelgeNeredenDayanak
Tasfiyeye esas birim pay değeri ve hesaplama esaslarıFonun KAP sayfası; tasfiyeyi yürüten bankaRehber, 11. bölüm
Toplam gider oranı ve varsa iade tutarı ilanıKAP, tasfiyenin bitimini takip eden altı iş günü içindeRehber, 11. bölüm
Tasfiye tarihi itibarıyla özel bağımsız denetim raporuKurucu; Kurula iletilirRehber, 11. bölüm
Hesabınıza yapılan ödemenin dekontu ve hesap dökümüSaklamacı banka veya aracı kuruluş
Bireysel saklama hesabı mutabakat kaydıMKK e-Yatırımcı; bankaTasfiye usul ve esasları m.2
Ardışık portföy dağılım raporlarıFonun KAP sayfasıII-14.2 m.6/2, m.10

Bu belgeler olmadan zararın hesabı yapılamaz. Portföy raporlarının nasıl okunacağı KAP portföy dağılım raporu nasıl okunur, finansal raporların rejimi fonun finansal raporları ve bağımsız denetim yazımızda ele alındı.

Zarar Nasıl Hesaplanır? İki Ayrı Karşılaştırma

Yatırımcıların çoğu zararı, yatırdığı tutar ile eline geçen tutar arasındaki fark olarak düşünür. Hukuken anlamlı olan karşılaştırma bu değildir.

Birinci karşılaştırma nominal farktır: yatırılan tutar ile ödenen tutar arasındaki fark. Bu fark, piyasa riskinden de doğmuş olabilir; tek başına sorumluluk doğurmaz.

İkinci karşılaştırma ise farazi karşılaştırmadır: fon mevzuata ve ilan edilen çerçeveye uygun yönetilmiş olsaydı tasfiyede oluşacak tutar ile fiilen ödenen tutar arasındaki fark. Tazminat talebinin konusu budur. Bu farkın hesaplanabilmesi için önce bir hukuka aykırılığın ortaya konulması, sonra bu aykırılık ile zarar arasındaki nedensellik bağının kurulması gerekir.

Zarar kalemleri ve dayanakları

KalemNeye dayanır
Sınırlama ihlalinden doğan farkIII-52.1 m.17-24 oranlarının aşılması ve bu aşımın zararla bağlantısı
İlan edilen strateji ve limitlere aykırılıktan doğan farkIII-52.1 m.25/1 ve m.25/14 (serbest fonlarda)
Derecelendirme şartına aykırı alımdan doğan farkIII-52.1 m.24/2 ve m.32
Borsa dışı işlem şartlarına aykırılıktan doğan farkIII-52.1 m.19/3; Rehber 4.2.3
İlişkili tarafla yapılan işlemlerden doğan fark6362 s.K. m.21; Rehber 4.2.3/10
Hisse senedi yoğun fon şartının sağlanmadığı günlere ilişkin yükümlülüklerIII-52.1 m.6/2 son cümle (kurucu ve saklayıcının müteselsil sorumluluğu)
Gecikmeden doğan zararTBK m.118; temerrüt faizi bakımından m.120

Bu kalemlerin her biri ayrı bir ispat gerektirir. Bir oranın aşılmış olması tek başına yetmez; Tebliğ m.24/5, portföydeki varlıkların değerinin fiyat hareketleri ve temettü dağıtımı gibi yönetici kontrolü dışındaki sebeplerle sınırların ihlal edilmesi hâlinde en geç otuz gün içinde uyumun sağlanmasını zorunlu tutar ve bu sürenin Kurulca uzatılabileceğini öngörür. Bu nedenle aşımın tarihi, sebebi ve sonraki aylardaki seyri incelenir.

Muhatap Kim? Hukuki Sebep Nedir?

Talep yöneltilecek kişiler ve her biri için hukuki sebep farklıdır.

Kurucu portföy yönetim şirketi bakımından dayanak Tebliğ m.9’dur. m.9/1, kurucuyu fonun katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsili, yönetimi, yönetiminin denetlenmesi ile faaliyetlerinin içtüzük ve izahname hükümlerine uygun olarak yürütülmesinden sorumlu tutar. m.9/2, portföy yöneticiliği dâhil dışarıdan hizmet alınmasının bu sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını belirtir. m.9/3 ise kurucu ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkide Kanunda, ilgili mevzuatta ve içtüzükte hüküm bulunmayan hâllerde Türk Borçlar Kanunu’nun vekâlete ilişkin 502 ila 514. maddelerinin kıyasen uygulanacağını düzenler.

Bu atıf, özen borcunun ölçüsünü de getirir. TBK m.506/3, vekilin üstlendiği iş ve hizmetleri vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olduğunu; vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranışın esas alınacağını belirtir. TBK m.508/1 ise vekilin, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlü olduğunu düzenler.

Portföy saklayıcısı bakımından dayanak 6362 sayılı Kanun m.56’dır. m.56/1-(f), portföy saklama hizmetinin kolektif yatırım kuruluşlarının varlık alım satımlarının, portföy yapılarının ve işlemlerinin mevzuata ve fon iç tüzüğüne uygunluğunun sağlanmasını kapsadığını; m.56/2, saklayıcının bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle portföy yönetim şirketine ve katılma payı sahiplerine verdiği zararlardan sorumlu olduğunu belirtir.

Satışı yapan kuruluş bakımından ise serbest fonlarda Tebliğ m.25/4 devreye girer: satışı yapacak kuruluşlar, satış yapılan yatırımcıların nitelikli yatırımcı vasıflarını haiz olduklarına dair bilgi ve belgeleri temin etmek ve düzenli olarak tutmakla yükümlüdür. Bu husus nitelikli yatırımcı beyanı yazımızda ele alındı.

İhtarname: Temerrüt Ne Zaman Başlar?

Dava veya arabuluculuk başvurusundan önce yazılı bir ihtar gönderilmesi, hem temerrüdün başlangıcını belirler hem de karşı tarafın tutumunu kayda geçirir.

TBK m.117/1, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceğini düzenler. Aynı maddenin ikinci fıkrası, borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlunun temerrüde düşmüş olacağını belirtir.

Temerrüdün sonuçları TBK m.118 ve devamındadır. m.118, temerrüde düşen borçlunun, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğunu; m.120/1, uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranının sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceğini düzenler.

İhtarnamenin noter aracılığıyla gönderilmesi zorunlu değildir; ancak tebliğ tarihinin ve içeriğin ispatı bakımından noter kanalı tercih edilir. İhtarnamede istenecek asgari unsurlar şunlardır: fon unvanı ve varsa fon kodu, katılma payı adedi ve alım tarihleri, tasfiye kapsamında yapılan ödemenin tarihi ve tutarı, tasfiyeye esas birim pay değerinin hangi esasa göre hesaplandığının açıklanması talebi, tespit edilen aykırılıklar ve bunların dayandığı hükümler, ödenmesi istenen fark ile faiz talebi ve bir ödeme süresi.

İhtarname Örneği

Aşağıdaki metin, tespit edilen aykırılığın türüne ve dosyadaki belgelere göre uyarlanmak üzere hazırlanmış bir çerçevedir. Somut dosyada hangi hükümlerin ileri sürüleceği, portföy raporlarından çıkan bulgulara göre belirlenir.

İHTARNAME

KEŞİDECİ: [Ad Soyad], [TC Kimlik No], [Adres]

MUHATAP: [Kurucu Portföy Yönetimi A.Ş.], [Adres] — [Portföy Saklayıcısı Banka A.Ş.], [Adres]

KONU: [Fon unvanı] katılma paylarına ilişkin tasfiye ödemesinin eksik yapılması nedeniyle fark alacağının ve faizinin ödenmesi talebidir.

Sayın Muhataplar,

[Fon unvanı] katılma paylarından [adet] adedi tarafımca [tarih] tarihinde iktisap edilmiş olup, bu paylar Merkezi Kayıt Kuruluşu nezdindeki bireysel saklama hesabımda kayıtlıdır.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun 17.09.2026 tarihli kararıyla fonun tasfiyesine karar verilmiş, tasfiye işlemleri tarafınızca yürütülmüştür. Tasfiye kapsamında hesabıma [tarih] tarihinde [tutar] TL aktarılmıştır.

III-52.1 sayılı Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği’nin 28. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca fon malvarlığı içtüzük ve izahnamede yer alan ilkelere göre tasfiye edilir ve tasfiye bakiyesi katılma payı sahiplerine payları oranında dağıtılır. Tarafıma yapılan ödemenin hangi esasa göre hesaplandığı, tasfiyeye esas birim pay değerinin nasıl oluştuğu ve tasfiye sürecinde fondan tahakkuk ettirilen giderlerin dökümü tarafıma bildirilmemiştir. Bu hususlara ilişkin bilgi ve belgelerin tarafıma verilmesini talep ediyorum.

Aynı Tebliğ’in 9. maddesinin birinci fıkrası, kurucuyu fonun katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde yönetiminden ve faaliyetlerinin içtüzük ile izahname hükümlerine uygun yürütülmesinden sorumlu tutmaktadır. Fonun Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda yayımlanan [tarih] tarihli portföy dağılım raporunda [aykırılığın somut tespiti: ör. tek ihraççıya yapılan yatırımın fon toplam değerinin yüzde … oranına ulaştığı] görülmektedir. Bu durum anılan Tebliğ’in [ilgili madde] hükmüne aykırıdır.

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, portföy saklama hizmetinin varlık alım satımlarının, portföy yapılarının ve işlemlerin mevzuata ve fon iç tüzüğüne uygunluğunun sağlanmasını da kapsadığını; aynı maddenin ikinci fıkrası, portföy saklayıcısının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle katılma payı sahiplerine verdiği zararlardan sorumlu olduğunu düzenlemektedir. Yukarıda belirtilen aykırılık portföy saklayıcısının kontrol yükümlülüğü kapsamındadır.

Tebliğ’in 9. maddesinin üçüncü fıkrası, kurucu ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkide hüküm bulunmayan hâllerde Türk Borçlar Kanunu’nun vekâlete ilişkin 502 ila 514. maddelerinin kıyasen uygulanacağını öngörmektedir. Anılan Kanun’un 506. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vekil, üstlendiği işi vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olup, özen borcunun belirlenmesinde benzer alanda iş üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır. Aynı Kanun’un 508. maddesinin birinci fıkrası ise vekilin, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermekle yükümlü olduğunu düzenlemektedir.

Bu sebeplerle, tarafıma eksik ödenen [tutar] TL tutarındaki fark alacağının ve bu tutara işleyecek temerrüt faizinin işbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren [15] gün içinde ödenmesini, aksi hâlde yasal yollara başvurulacağını ve doğacak tüm yargılama giderlerinin tarafınıza ait olacağını ihtaren bildiririm.

Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesinin birinci fıkrası uyarınca işbu ihtarname ile temerrüde düşürülmüş bulunmaktasınız.

Keşideci
[Ad Soyad] — [İmza]

İhtarnamede ileri sürülecek aykırılıkların portföy raporlarına ve KAP açıklamalarına dayandırılması gerekir; dayanaksız bir iddia, karşı tarafın savunmasını güçlendirmekten başka sonuç doğurmaz.

Arabuluculuk: Dava Şartı mı?

Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının zorunlu olup olmadığı, uyuşmazlığın ticari dava sayılıp sayılmamasına bağlıdır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A, bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak öngörür. Aynı madde, arabulucunun yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandıracağını; bu sürenin zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabileceğini belirtir.

TTK m.4/1, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarını; ayrıca tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın sayılan alanlardan doğan davaları ticari dava sayar. Bu sayımda (e) bendi borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümleri, (f) bendi ise bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemeleri kapsar.

Bir fon uyuşmazlığının bu bentler kapsamında ticari dava sayılıp sayılmayacağı, davalının niteliğine ve talebin dayandığı düzenlemeye göre değerlendirilir. Ticari dava sayılması hâlinde arabuluculuk dava şartıdır ve bu şart yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir. Bu nedenle dava açmadan önce, uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi gerekir.

Dava öncesi süreç

AşamaİçerikDayanak
Belge teminiTasfiye sonuç belgeleri, portföy raporları, ödeme dekontuRehber 11. bölüm; II-14.2 m.10
İhtarnameTemerrüdün başlatılması ve hesap verme talebiTBK m.117; m.508
ArabuluculukTicari dava niteliğindeki para alacağı ve tazminat taleplerinde dava şartıTTK m.5/A
Arabuluculuk süresiAltı hafta; zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilirTTK m.5/A/2
DavaAnlaşmama hâlinde son tutanakla birlikte dava açılmasıHMK m.114 dava şartları

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görev bakımından TTK m.5/1, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğunu düzenler. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Dördüncü fıkraya göre asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder.

TTK m.4/2, ticari davalarda delillerin ve bunların sunulmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabi olduğunu; miktar veya değeri belirli bir tutarı geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağını ve bu parasal sınırın HMK’nın ek 1. maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağını düzenler.

Yetki bakımından HMK m.6/1, genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu belirtir. m.7/1, davalı birden fazla ise davanın bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini; m.10, sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğini düzenler. Kurucu ile saklayıcıya birlikte husumet yöneltilmesi hâlinde m.7/1 uyarınca birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açılması mümkündür.

Dava Türü: Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı

Fon zararı davalarında en önemli usul meselesi, talep edilecek tutarın baştan tam olarak belirlenememesidir. Tasfiye sonucu, portföydeki varlıkların hangi değerden nakde döndüğü ve hukuka uygun yönetim hâlinde oluşacak farazi tutar, ancak bilirkişi incelemesiyle netleşir.

Bu tür durumlarda uzun süre belirsiz alacak davası yolu kullanılmıştır. Bu kurumun kaldırılması ve yerine gelen rejim belirsiz alacak davası kaldırıldı yazımızda ayrıntılı olarak incelendi. Ancak HMK m.107, 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Yani belirsiz alacak davası artık mevcut bir dava türü değildir.

Aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m.109’a dördüncü fıkra eklenmiştir. Bu fıkraya göre alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

HMK m.109/1 zaten talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülebileceğini; m.109/3 ise dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında kısmi dava açılmasının geri kalan kısımdan feragat anlamına gelmeyeceğini düzenler.

Usul bakımından güncel durum

KonuDurumDayanak
Belirsiz alacak davasıYürürlükten kaldırıldıHMK m.107 (Mülga: 16.07.2026-7589/19)
Kısmi davaTalep konusu bölünebilirse mümkündürHMK m.109/1
Talep artırımıAynı davada bir defaya mahsus, tahkikatın sonuna kadar, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızınHMK m.109/4 (Ek: 16.07.2026-7589/20)
Zamanaşımının kesilmesiArtırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılırHMK m.109/4
Feragat karinesiKısmi dava, kalan kısımdan feragat sayılmazHMK m.109/3

Bu değişikliğin pratik sonucu şudur: tutarı baştan belirlenemeyen bir fon zararı talebinde artık kısmi dava açılması ve bilirkişi raporuyla tutar netleştikten sonra HMK m.109/4 çerçevesinde talebin artırılması yolu izlenir. Talep artırımının bir defaya mahsus olması, artırımın zamanlamasını önemli hâle getirir.

Zamanaşımı

Talebin hangi zamanaşımına tabi olduğu, dayandığı hukuki sebebe göre değişir.

Sözleşme ilişkisine ve vekâlet hükümlerine dayanan taleplerde TBK m.146 uygulanır: Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. TBK m.147/5, vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı öngörür; fon ilişkisine m.9/3 atfıyla vekâlet hükümlerinin kıyasen uygulanması hâlinde hangi sürenin geçerli olacağı somut talebin niteliğine göre değerlendirilir.

Haksız fiile dayanan taleplerde TBK m.72/1 uygulanır: tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Aynı fıkra, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması hâlinde bu zamanaşımının uygulanacağını belirtir. Sermaye piyasası suçları bakımından bu hüküm önem taşır; suç duyurusu usulü sermaye piyasası suçlarında suç duyurusu yazımızda ele alındı.

TTK m.6, ticari hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı sürelerinin, Kanunda aksine düzenleme yoksa sözleşme ile değiştirilemeyeceğini düzenler.

Tazminattan İndirim İhtimali

Tazminat talebinde yatırımcının kendi davranışı da değerlendirmeye girer. TBK m.52/1, zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması hâlinde hâkimin tazminatı indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini düzenler. TBK m.51/1 ise hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceğini belirtir.

Serbest fon yatırımcısı bakımından bu hükümler iki noktada gündeme gelebilir. Birincisi, nitelikli yatırımcı sıfatıyla fona girilmiş olmasıdır; bu sıfat, ürünün risklerini değerlendirebilecek durumda olunduğu kabulüne dayanır. İkincisi, sıfatın gerçeğe aykırı beyanla kazanılmış olması ihtimalidir. Her iki hâlde de değerlendirme dosyadaki belgelere göre yapılır.

Tasfiye Devam Ederken Ne Yapılabilir?

Ödeme henüz yapılmamışsa, zararın miktarı da belirlenemez. Bu aşamada yapılabilecekler sınırlıdır ve hazırlıkla ilgilidir.

Bekleyen iade talimatı bulunan yatırımcı bakımından durum farklıdır. Tasfiye usul ve esaslarının 6. maddesi, tasfiye kararı verilen fonlardan TEFAS üzerinden satım emri verilen ve gerçekleştirilmeyen iade talimatları karşılığında oluşan tutarın fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirileceğini ve elde edilen nakit ile öncelikli olarak bu borçların ödeneceğini düzenler. Bu tutar, tasfiye bakiyesinden pay değil, fon hesabına yazılmış bir borçtur. Talimatın belgelenmesi bu nedenle önceliklidir; ayrıntılar fon satış talimatım gerçekleşmedi yazımızda yer alıyor.

Bu aşamada yapılacak diğer işler belge toplamaktır: portföy dağılım raporlarının ardışık nüshaları, KAP açıklamaları, izahname ve alım satım esasları, satış aşamasındaki belgeler. KAP’taki belgelere erişim zamanla güçleşebilir; ayrıca tasfiyenin sona ermesiyle birlikte fon izahnamesinin ticaret sicilinden terkin edileceği tasfiye usul ve esaslarının 8. maddesinde öngörülmüştür.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, yatırılan tutar ile ödenen tutar arasındaki farkı doğrudan zarar saymaktır. Tazminat talebinin konusu, hukuka uygun yönetim hâlinde oluşacak tutar ile fiilen ödenen tutar arasındaki farktır.

İkinci hata, arabuluculuk aşamasını atlamaktır. TTK m.5/A uyarınca ticari dava niteliğindeki para alacağı ve tazminat taleplerinde arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; bu şart yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir.

Üçüncü hata, belirsiz alacak davası açmaya çalışmaktır. HMK m.107, 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır; tutarı baştan belirlenemeyen taleplerde kısmi dava ve m.109/4 kapsamında talep artırımı yolu izlenir.

Dördüncü hata, ihtarnameyi dayanaksız hazırlamaktır. İleri sürülen aykırılığın portföy raporuna, KAP açıklamasına veya izahname hükmüne dayandırılması gerekir.

Beşinci hata, zamanaşımını tek bir süre sanmaktır. Sözleşmeye dayalı talep ile haksız fiile dayalı talep farklı sürelere tabidir ve TBK m.72/1, cezayı gerektiren fiillerde daha uzun ceza zamanaşımının uygulanacağını öngörür.

Altıncı hata, tasfiye sonuç belgelerini istememektir. Rehber’in 11. bölümü, hesaplanan toplam gider oranının ve varsa iade tutarının tasfiyenin bitimini takip eden altı iş günü içinde KAP’ta ilan edilmesini öngörür; bu ilan, ödemenin nasıl hesaplandığını gösteren ilk kaynaktır.

Uygulama: Raporun hangi eksenlerde inceleneceği, itiraz süresi ve artırımın zamanlaması bilirkişi raporuna itiraz yazımızda ayrıntılı ele alındı.
Dava aşaması: Dilekçenin zorunlu unsurları, husumetin kime yöneltileceği ve uyarlanabilir bir metin fon zararı kısmi dava dilekçesi örneği yazımızda ele alındı.
Dava devam ederken: Davalı savunmalarının hangi hükümle karşılanacağı ve cevaba cevap dilekçesi savunmaların karşılanması yazımızda ele alındı.
İtiraz geldiğinde: Bir yıllık iptal davası, altı aylık kaldırma ve icra inkâr tazminatı itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı yazımızda ele alındı.
Dava şartı: Son tutanak, süreler ve katılmama yaptırımı ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yazımızda ayrıntılı ele alındı.
Kayıtlara erişim: Talimat, ses kaydı ve risk profilini mahkeme kararı olmadan istemek fon yatırımcısının KVKK başvurusu yazımızda ele alındı.
Tasfiye bitmeden: Tasfiye sürerken kısmi dava, zamanaşımının korunması ve sonradan talep artırımı tasfiye bitmeden dava açılabilir mi yazımızda ele alındı.
Eksik ödemeyle birlikte bir metin mi verildi? Tasfiye ödemesi için imza gerekmez; ibra ve mutabakat metinlerinin sonuçları banka ibra veya uzlaşma metni imzalatmak istiyor yazımızda ele alındı.
Eksik ödemenin bir nedeni giderler olabilir: İzahname dışı gider yasağı (III-52.1 m.33/2), aşan tutarın iadesi ve gider itirazı tasfiye sürecinde fondan yönetim ücreti kesiliyor mu yazımızda ele alındı.

Sıkça Sorulan Sorular

Tasfiyede param eksik geldi, doğrudan dava açabilir miyim?

Önce iki şeyin yapılması gerekir. Birincisi ödemenin nasıl hesaplandığını gösteren belgelerin temini; Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’in 11. bölümü, hesaplanan toplam gider oranının ve varsa iade tutarının tasfiyenin bitimini takip eden altı iş günü içinde KAP’ta ilan edileceğini öngörür. İkincisi, uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse TTK m.5/A uyarınca arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; bu şart yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir.

Zarar nasıl hesaplanır?

Hukuken anlamlı olan, yatırılan tutar ile ödenen tutar arasındaki nominal fark değildir. Tazminat talebinin konusu, fon mevzuata ve ilan edilen çerçeveye uygun yönetilmiş olsaydı tasfiyede oluşacak tutar ile fiilen ödenen tutar arasındaki farktır. Bunun için önce bir hukuka aykırılığın ortaya konulması, sonra bu aykırılık ile zarar arasındaki nedensellik bağının kurulması gerekir.

İhtarname göndermek zorunlu mu?

Zorunlu değildir, ancak temerrüdün başlangıcını belirler. TBK m.117/1, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceğini düzenler. TBK m.118, temerrüde düşen borçlunun temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe borcun geç ifasından doğan zararı gidermekle yükümlü olduğunu; m.120/1 ise temerrüt faizi oranının sözleşmede kararlaştırılmamışsa mevzuata göre belirleneceğini belirtir.

Fon uyuşmazlığında arabuluculuk dava şartı mıdır?

TTK m.5/A, bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak öngörür. Fon uyuşmazlığının ticari dava sayılıp sayılmayacağı, TTK m.4/1’deki bentler ve davalının niteliği çerçevesinde değerlendirilir. Ticari dava sayılıyorsa arabuluculuk zorunludur.

Hangi mahkeme görevlidir?

TTK m.5/1, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalara bakmakla görevli olduğunu düzenler. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunu belirtir. Uyuşmazlık ticari dava sayılmıyorsa genel görevli mahkeme kurallarına göre belirleme yapılır.

Dava hangi yer mahkemesinde açılır?

HMK m.6/1 uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. m.7/1, davalı birden fazla ise davanın bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini; m.10 ise sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğini düzenler.

Zararın tutarı belli değilse belirsiz alacak davası açabilir miyim?

Hayır. HMK m.107’de düzenlenen belirsiz alacak davası, 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkraya göre, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Kısmi dava açarsam kalan kısımdan vazgeçmiş sayılır mıyım?

Hayır. HMK m.109/3, dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılmasının talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceğini düzenler. m.109/1 ise talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülebileceğini belirtir.

Zamanaşımı süresi nedir?

Dayanılan hukuki sebebe göre değişir. Sözleşme ilişkisine dayanan taleplerde TBK m.146 uyarınca kural on yıllık zamanaşımıdır; TBK m.147/5 vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıl öngörür. Haksız fiile dayanan taleplerde TBK m.72/1 uyarınca zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçerlidir; fiil cezayı gerektiriyor ve ceza kanunları daha uzun zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır.

Nitelikli yatırımcı olmam tazminatı etkiler mi?

Etkileyebilir. TBK m.52/1, zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması hâlinde hâkimin tazminatı indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini düzenler; m.51/1 ise hâkimin tazminatın kapsamını durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceğini belirtir. Nitelikli yatırımcı sıfatı, ürünün risklerinin değerlendirilebileceği kabulüne dayandığından bu değerlendirmede dikkate alınır.

İlgili Rehberler

Süreleri kaçırmayın

Arabuluculuk dava şartı, kısmi davada talep artırımı ve zamanaşımı süreleri dosyanın seyrini belirler. Değerlendirme için: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Tasfiye sonuç belgelerinizi ve portföy raporlarınızı inceleyip talebin hangi zemine oturduğunu birlikte belirleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik Sermaye Piyasası Hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  SPK Hukuk Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk