Fon Davasında Savunmaların Karşılanması ve Cevaba Cevap Dilekçesi 2026: İspat Yükü, Sorumsuzluk Kayıtları ve Zamanaşımı Def’i — HMK m.136, m.141, m.142 ve TBK m.112, m.115 Kapsamında
20 Eylül 2026

Fon Davasında Savunmaların Karşılanması ve Cevaba Cevap Dilekçesi 2026: İspat Yükü, Sorumsuzluk Kayıtları ve Zamanaşımı Def’i — HMK m.136, m.141, m.142 ve TBK m.112, m.115 Kapsamında

Fon zararı davasında cevap dilekçesi geldikten sonraki aşama, dosyanın çerçevesini belirler. HMK m.136/1 uyarınca davacı, cevap dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi verebilir; m.141/1, iddia ve savunmanın serbestçe genişletilebileceği son aşamanın bu dilekçeler olduğunu, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra genişletme yapılamayacağını belirtir. En belirleyici husus ispat yüküdür: talep borca aykırılığa dayandırılırsa TBK m.112 uyarınca borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlüdür; haksız fiile dayandırılırsa TBK m.50/1 uyarınca kusuru ispat yükü zarar görendedir. Yazı, fon dosyalarında sık karşılaşılan on iki savunmayı ve her birinin hangi hükümle karşılanacağını tablo hâlinde veriyor; sorumsuzluk kayıtlarının TBK m.115 karşısındaki durumunu, zamanaşımı def’inin dört adımda nasıl karşılanacağını ve HMK m.142 uyarınca def’inin ön incelemede karara bağlandığını ele alıyor. Uyarlanabilir bir cevaba cevap dilekçesi örneği içerir.

Cevap dilekçesi elinize geçti, süre iki hafta

İddianın serbestçe genişletilebileceği son aşama cevaba cevap dilekçesidir. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Savunmayı karşılarken üç belirleyici nokta

1. İspat yükü, seçilen hukuki sebebe göre değişir. Talep sözleşme ilişkisine dayandırılırsa TBK m.112 uyarınca borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlüdür. Haksız fiile dayandırılırsa TBK m.50/1 uyarınca kusuru ispat yükü zarar görendedir. Bu tercih, savunmanın nasıl karşılanacağını baştan belirler.

2. Genişletme penceresi ikinci dilekçeyle kapanır. HMK m.141/1, tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletip değiştirebileceklerini; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra bunun mümkün olmadığını belirtir.

3. Zamanaşımı def’i ön incelemede karara bağlanır. HMK m.142, ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra hâkimin tahkikata başlamadan önce hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyip karara bağlayacağını düzenler.

Cevap Dilekçesi: Süre, İçerik ve Sonuçları

HMK m.127/1, cevap dilekçesini verme süresinin dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olduğunu belirtir. Aynı fıkra bir esneklik getirir: durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.

Süresinde cevap verilmemesinin sonucu m.128/1’de düzenlenmiştir: süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Bu, davanın kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez; vakıaların ispatı yine gerekir.

Cevap dilekçesinin içeriği m.129/1’de sayılır ve dava dilekçesiyle simetriktir: davalının savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri, savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, dayanılan hukuki sebepler ve açık talep sonucu. m.130/1 uyarınca yalnız (a), (b), (c), (ç) ve (ğ) bentlerindeki eksiklikler için bir haftalık süre verilir; savunma vakıaları, delilleri ve hukuki sebepler bakımından tamamlama süresi öngörülmemiştir.

m.131/1 ise ilk itirazlar bakımından kesin bir sınır koyar: cevap dilekçesinin verilmesinden sonra, cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazlar ileri sürülemez. Görevsizlik ve yetkisizlik gibi itirazların cevap dilekçesinde yer alıp almadığı bu nedenle ilk kontrol edilecek husustur.

Cevaba Cevap Dilekçesi: Penceresi Dar Bir İmkân

HMK m.136/1, davacının cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalının da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebileceğini düzenler. m.136/2, bu dilekçeler hakkında dava ve cevap dilekçelerine ilişkin hükümlerin niteliğine aykırı düşmediği sürece kıyasen uygulanacağını belirtir.

Bu aşamanın önemi m.141/1’den doğar: taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. Aynı maddenin ikinci fıkrası, ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerinin saklı olduğunu belirtir.

Fon dosyalarında bu pencere özellikle değerlidir. Cevap dilekçesiyle birlikte davalılar çoğu kez portföye, izahnameye ve satış sürecine ilişkin belgeler sunar. Bu belgelerden çıkan yeni vakıaların iddiaya eklenmesi ancak cevaba cevap aşamasında serbestçe yapılabilir; bu aşama geçtikten sonra aynı imkân ıslah kurumuna bağlanır.

Delil bakımından da sınır vardır. HMK m.145/1, tarafların kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerini; ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkemenin o delilin sonradan gösterilmesine izin verebileceğini belirtir.

Dilekçeler teatisi ve süreler

AşamaSüreDayanak
Cevap dilekçesiTebliğden itibaren iki hafta; bir defaya mahsus ve bir ayı geçmemek üzere ek süreHMK m.127/1
Cevap verilmemesiVakıaların tamamı inkâr edilmiş sayılırHMK m.128/1
İlk itirazlarCevap dilekçesinden sonra ileri sürülemezHMK m.131/1
Cevaba cevapCevabın tebliğinden itibaren iki haftaHMK m.136/1
İkinci cevapCevaba cevabın tebliğinden itibaren iki haftaHMK m.136/1
Genişletme yasağıDilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra başlarHMK m.141/1
Zamanaşımı def’iÖn inceleme duruşması sonrası, tahkikattan önce karara bağlanırHMK m.142

İspat Yükü: Hukuki Sebep Seçiminin Belirleyiciliği

Fon zararı davasında en belirleyici tercih, talebin hangi sorumluluk rejimine dayandırıldığıdır. Bu tercih ispat yükünü değiştirir.

Sözleşmesel sorumlulukta TBK m.112 uygulanır: borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Burada kusursuzluğu ispat yükü borçludadır. III-52.1 sayılı Tebliğ m.9/3, kurucu ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkide hüküm bulunmayan hâllerde Türk Borçlar Kanunu’nun vekâlete ilişkin 502 ilâ 514. maddelerinin kıyasen uygulanacağını öngördüğünden, bu rejim fon ilişkisinde doğrudan gündeme gelir.

Haksız fiil sorumluluğunda ise TBK m.49/1 uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür; m.50/1, zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğunu belirtir. Burada kusuru ispat yükü davacıdadır.

HMK m.190/1 genel kuralı koyar: ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. TBK m.112, bu anlamda kanunda öngörülmüş özel bir düzenlemedir.

İki rejimin karşılaştırması

BaşlıkSözleşmesel sorumlulukHaksız fiil sorumluluğu
Temel hükümTBK m.112TBK m.49/1
Kusurun ispatıBorçlu kusursuzluğunu ispat ederZarar gören kusuru ispat eder (m.50/1)
Özen ölçüsüBenzer alanda iş üstlenen basiretli vekilin davranışı (TBK m.506/3)Genel kusur değerlendirmesi
ZamanaşımıTBK m.146 kural on yıl; m.147/5 vekâlette beş yılTBK m.72/1: öğrenmeden iki, her hâlde on yıl
Yardımcı kişiTBK m.116/1 uyarınca sorumlulukAyrı değerlendirme gerekir
Zararın miktarı ispat edilemezseTBK m.114/2 yollamasıyla m.50/2 uygulanabilirTBK m.50/2: hâkim hakkaniyete göre belirler

TBK m.114/2, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanacağını belirtir. Bu yollama sayesinde m.50/2’deki hakkaniyet kuralı sözleşmesel taleplerde de tartışılabilir: uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.

Davalıların Tipik Savunmaları ve Karşılanması

Fon dosyalarında cevap dilekçeleri belirli bir kalıp izler. Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan savunmaları ve bunların hangi hükümle karşılanacağını gösterir. Her satır, cevaba cevap dilekçesinde ayrı bir husus olarak ele alınmalıdır.

Savunma ve dayanılacak hüküm

SavunmaKarşılanması
Zarar piyasa riskinden doğmuştur, kusurumuz yokturTalep sözleşmesel sorumluluğa dayandırılmışsa TBK m.112 uyarınca kusursuzluğu ispat yükü davalıdadır. Ayrıca aykırılığın doğduğu tarih ile portföy değerinin seyri karşılaştırılarak nedensellik ortaya konulur.
Nitelikli yatırımcısınız, riski bilerek üstlendinizIII-52.1 m.25/4, satışı yapan kuruluşu nitelikli yatırımcı vasfına dair bilgi ve belgeleri temin etmek ve düzenli tutmakla yükümlü kılar. Bu belgeler dosyaya sunulmamışsa sıfat tek başına savunma oluşturmaz.
İzahnamede sorumluluğu sınırlayan kayıt vardırTBK m.115/1, borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmanın kesin olarak hükümsüz olduğunu; m.115/3, uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa hafif kusurdan sorumsuzluk anlaşmasının da kesin olarak hükümsüz olduğunu belirtir.
Portföy yönetimini başka bir şirket yapıyorduIII-52.1 m.9/2, portföy yöneticiliği dâhil dışarıdan hizmet alınmasının kurucunun sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını belirtir. TBK m.116/1 de borçlunun yardımcılarının işi yürüttükleri sırada verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler.
Oran aşımı fiyat hareketinden doğdu, otuz gün içindeydikIII-52.1 m.24/5 yalnızca yönetici kontrolü dışındaki sebeplerle doğan ihlallerde uygulanır. Aşımın hangi ayda doğduğu, sebebi ve pozisyonun sonraki aylarda artırılıp artırılmadığı ardışık portföy raporlarından gösterilir.
Serbest fonuz, portföy sınırlamalarına tabi değilizIII-52.1 m.25/1, serbest fonların fonun KAP sayfasında yer alan yatırım stratejileri ve limitleri dâhilinde yatırım yapabileceğini belirtir. Sınırlamaların kalkması, ilan edilen çerçevenin bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz; m.25/14 kurucuyu ilan edilen bilgilerin doğruluğundan sorumlu tutar.
Rehber’deki yeni sınırlara uyum takvimi içindeydikYatırım Fonlarına İlişkin Rehber 4.3/8, 29.08.2026 itibarıyla sınırları aşan pozisyon tutarlarının üst limit kabul edileceğini ve artırılamayacağını öngörür. Takvim içinde olmak, aşımın artırılmasını meşru kılmaz.
Tasfiyeyi banka yürüttü, sorumluluk bizde değilTasfiye usul ve esaslarının 1. maddesi bankaları tasfiye işlemleri bakımından yetkili kılar; bu yetkilendirme, tasfiye öncesi dönemdeki portföy yönetiminden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Saklayıcıyız, yalnızca saklama yaparız6362 s.K. m.56/1-(f), portföy saklama hizmetinin varlık alım satımlarının, portföy yapılarının ve işlemlerin mevzuata ve fon iç tüzüğüne uygunluğunun sağlanmasını da kapsadığını; m.56/2 bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden doğan zararlardan sorumluluğu düzenler.
Zamanaşımı dolmuşturSözleşmesel talepte TBK m.146 kural olarak on yıllık süreyi öngörür. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur. TBK m.160 uyarınca zamanaşımından önceden feragat edilemez; m.161 uyarınca ileri sürülmedikçe hâkim kendiliğinden gözetemez.
Zararın miktarı belirsizdir, ispat edilememiştirTBK m.50/2, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun belirleyeceğini düzenler. Ayrıca zararın hesabı bilirkişi incelemesinin konusudur.
Son fiyat üzerinden ödeme yapılmadı ama yükümlülük de yoktuIII-52.1 m.28/2 tasfiye bakiyesinin pay oranına göre dağıtılacağını belirtir; bu, hesabın nasıl yapıldığının açıklanmaması sonucunu doğurmaz. TBK m.508/1 vekilin hesap verme yükümlülüğünü düzenler.

Somutlaştırma Yükü: Savunmanın Zayıf Noktası

HMK m.194/1, tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerektiğini; m.194/2, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmelerinin zorunlu olduğunu düzenler.

Bu yükümlülük yalnız davacıya değil davalıya da aittir. “Piyasa koşulları nedeniyle” veya “yatırım stratejimiz çerçevesinde” gibi ifadeler, somutlaştırılmış vakıa değildir. Cevaba cevap dilekçesinde, savunmada ileri sürülen her vakıanın hangi belgeye dayandığının sorulması ve somutlaştırılmamış savunmaların bu yönüyle tartışılması gerekir.

HMK m.191/1 ise karşı ispat imkânını düzenler: diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için ayrıca bir ispat yükü doğmaz.

Belgelerin celbi bakımından HMK m.195/1, tarafların ellerinde bulunmayan ve incelenmesine karar verilen delillerin getirtilmesi için mahkemece ilgili resmî makam ve mercilerle üçüncü kişilere bu hususun bildirileceğini belirtir. Fon dosyalarında bu yol, Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtları, Takasbank kayıtları ve kurum içi emir kayıtları bakımından kullanılır.

Zamanaşımı Def’i Nasıl Karşılanır?

Zamanaşımı, fon dosyalarında en sık ileri sürülen savunmalardan biridir ve karşılanması birkaç adımda yapılır.

İlk adım, hangi sürenin uygulanacağının tespitidir. Sözleşmesel talepte TBK m.146, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu belirtir; m.147/5 vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden doğan alacaklar için beş yıl öngörür. Haksız fiile dayanan talepte m.72/1 uyarınca zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçerlidir; aynı fıkra, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması hâlinde bu zamanaşımının uygulanacağını belirtir.

İkinci adım başlangıç anıdır. Fon dosyalarında zararın öğrenilmesi, tasfiye sonucunun açıklandığı ve ödemenin yapıldığı tarihten önce gerçekleşmiş sayılamaz; çünkü o tarihe kadar zararın varlığı da miktarı da belli değildir.

Üçüncü adım durma ve kesilme hâlleridir. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. HMK m.109/4 ise kısmi davada artırılan kısım bakımından da zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını öngörür.

Dördüncü adım usuldür. TBK m.161, zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkimin bunu kendiliğinden göz önüne alamayacağını belirtir. HMK m.142 uyarınca ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra hâkim, tahkikata başlamadan önce hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar. Bu nedenle zamanaşımına ilişkin karşı açıklamaların cevaba cevap dilekçesinde eksiksiz yapılması gerekir.

TBK m.158 ayrıca bir güvence içerir: dava veya def’i, mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.

Sorumsuzluk Kayıtları ve Risk Bildirimleri

Cevap dilekçelerinde sıkça, izahnamede veya yatırımcı bilgi formunda yer alan risk bildirimlerine ve sorumluluğu sınırlayan ifadelere dayanılır. Bu savunmanın sınırı Türk Borçlar Kanunu’nda çizilmiştir.

TBK m.115/1, borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmanın kesin olarak hükümsüz olduğunu belirtir. m.115/3 ise kapsamı genişletir: uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Portföy yönetim faaliyeti, 6362 sayılı Kanun kapsamında Sermaye Piyasası Kurulu’nun izniyle yürütülen bir faaliyettir. Bu niteliğiyle m.115/3’ün kapsamına girip girmediği, sorumsuzluk kaydına dayanan savunma karşısında tartışılması gereken ilk husustur.

Yardımcı kişiler bakımından TBK m.116/3 benzer bir sınır koyar: uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

Risk bildirimlerinin hukuki niteliği de ayrıca değerlendirilir. Bir riskin bildirilmiş olması, o riskin gerçekleşmesinde mevzuata aykırı davranılmasını meşru kılmaz. Bildirim, piyasa riskine ilişkindir; portföyün ilan edilen çerçevenin dışına çıkarılması ise ayrı bir konudur.

Cevaba Cevap Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, cevap dilekçesinde ileri sürülen savunmalara göre uyarlanmak üzere hazırlanmış bir çerçevedir. Savunmalar ayrı bir başlık altında toplanmamış, her biri dayandığı hükümle birlikte akış içinde karşılanmıştır.

[ ] ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO: [ ] Esas

DAVACI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

DAVALILAR: 1- [Kurucu Portföy Yönetimi A.Ş.]   2- [Portföy Saklayıcısı Banka A.Ş.]

KONU: Davalıların [tarih] tarihli cevap dilekçelerine karşı beyanlarımızın sunulmasıdır.

CEVABA CEVAPLARIMIZ

Davalıların cevap dilekçelerinde ileri sürülen savunmaları kabul etmiyoruz. Dava dilekçemizdeki beyanlarımızı aynen tekrar ederek aşağıdaki hususları arz ederiz.

Kusursuzluğun ispatı davalılara aittir — Türk Borçlar Kanunu m.112

Talebimiz, III-52.1 sayılı Tebliğ’in 9. maddesinin üçüncü fıkrasının yollamasıyla uygulanan vekâlet hükümlerine ve bu çerçevede borca aykırılığa dayanmaktadır. Anılan Kanun’un 112. maddesi uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Davalıların “piyasa koşulları” şeklindeki genel beyanı, bu ispat yükünü karşılamamaktadır. Kaldı ki zararımız piyasa hareketinden değil, aşağıda gösterilen aykırılıktan doğmuştur.

Aykırılık somut ve belgeye dayalıdır — III-52.1 sayılı Tebliğ m.[17/25]

Fonun Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda yayımlanan [tarih] ve [tarih] tarihli portföy dağılım raporları karşılaştırıldığında, [somut tespit] görülmektedir. Davalı kurucunun bu hususta herhangi bir açıklaması bulunmamaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 194. maddesinin birinci fıkrası, tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmalarını; ikinci fıkrası ise hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmelerini zorunlu kılmaktadır. Davalıların savunmaları bu ölçütü karşılamamaktadır.

Serbest fon niteliği ilan edilen çerçeveyi ortadan kaldırmaz — III-52.1 sayılı Tebliğ m.25

Davalı kurucu, fonun serbest fon olması sebebiyle portföy sınırlamalarına tabi olmadığını savunmaktadır. Anılan maddenin birinci fıkrası, serbest fonların 17 ilâ 24. maddelerdeki sınırlamalara tabi olmaksızın “fonun Kamuyu Aydınlatma Platformu sayfasında yer alan yatırım stratejileri ve limitleri dâhilinde” yatırım yapabileceğini düzenlemektedir. Sınırlamaların uygulanmaması, fonun kendi ilan ettiği limitlerin bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz. Aynı maddenin on dördüncü fıkrası, kurucuyu ilan edilen bilgilerin doğruluğundan, güncelliğinin sağlanmasından ve yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan sorumlu tutmaktadır. Fonun ilan ettiği limit metni ekte sunulmuştur.

Otuz günlük uyum süresi somut olayda uygulanamaz — III-52.1 sayılı Tebliğ m.24/5

Davalı, oran aşımının fiyat hareketinden kaynaklandığını ve otuz günlük uyum süresi içinde bulunduklarını savunmaktadır. Anılan fıkra, sınırların “fiyat hareketleri ve temettü dağıtımı gibi yönetici kontrolü dışındaki sebeplerle veya yeni pay alma hakları nedeniyle” ihlal edilmesi hâlinde uygulanır. Dosyaya sunulan ardışık portföy dağılım raporları, aşımın [tarih] tarihinde doğduğunu ve izleyen aylarda azalmak yerine arttığını göstermektedir. Pozisyonun artırılmış olması, aşımın yönetici kontrolü dışındaki bir sebepten doğmadığını ortaya koymaktadır.

Portföy yönetiminin devri sorumluluğu kaldırmaz — III-52.1 sayılı Tebliğ m.9/2 ve Türk Borçlar Kanunu m.116

Davalı kurucu, portföy yönetiminin başka bir kuruluş tarafından yürütüldüğünü belirtmektedir. Anılan Tebliğ’in 9. maddesinin ikinci fıkrası, portföy yöneticiliği dâhil dışarıdan hizmet alınmasının kurucunun sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını açıkça düzenlemektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 116. maddesinin birinci fıkrası da borçlunun, borcun ifasını yardımcılarına bırakmış olsa bile onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğunu belirtmektedir.

Saklayıcının yükümlülüğü saklama ile sınırlı değildir — 6362 sayılı Kanun m.56

Davalı banka, görevinin varlıkların saklanmasından ibaret olduğunu savunmaktadır. Anılan maddenin birinci fıkrasının (f) bendi, portföy saklama hizmetinin kolektif yatırım kuruluşlarının varlık alım satımlarının, portföy yapılarının ve işlemlerinin mevzuata ve fon iç tüzüğüne uygunluğunun sağlanmasını da kapsadığını; ikinci fıkrası ise bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle katılma payı sahiplerine verilen zararlardan sorumluluğu düzenlemektedir. Yukarıda gösterilen aykırılık aylar boyunca portföy raporlarında görünür hâlde olup davalı saklayıcının kontrol yükümlülüğü kapsamındadır.

Nitelikli yatırımcı sıfatı savunma oluşturmaz — III-52.1 sayılı Tebliğ m.25/4

Davalılar, müvekkilin nitelikli yatırımcı sıfatıyla riskleri üstlendiğini ileri sürmektedir. Anılan fıkra, serbest fon satışını yapan kuruluşu, satış yapılan yatırımcıların nitelikli yatırımcı vasıflarını haiz olduklarına dair bilgi ve belgeleri temin etmek ve düzenli olarak tutmakla yükümlü kılmaktadır. Dosyaya bu yönde herhangi bir belge sunulmamıştır. Kaldı ki bu sıfat, fonun mevzuata ve ilan edilen çerçeveye aykırı yönetilmesini hukuka uygun hâle getirmez.

Sorumluluğu sınırlayan kayıtlar geçersizdir — Türk Borçlar Kanunu m.115

Davalılar, izahnamede yer alan risk bildirimlerine ve sorumluluğu sınırlayan ifadelere dayanmaktadır. Anılan maddenin birinci fıkrası, borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmanın kesin olarak hükümsüz olduğunu; üçüncü fıkrası ise uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa hafif kusurdan sorumsuzluk anlaşmasının da kesin olarak hükümsüz olduğunu düzenlemektedir. Portföy yönetim faaliyeti 6362 sayılı Kanun kapsamında Sermaye Piyasası Kurulu izniyle yürütülen bir faaliyettir.

Zamanaşımı def’i yerinde değildir — Türk Borçlar Kanunu m.146

Talebimiz borca aykırılığa dayandığından, anılan madde uyarınca on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Kaldı ki zararın varlığı ve miktarı ancak tasfiye sonucunun açıklandığı ve ödemenin yapıldığı [tarih] tarihinde öğrenilebilmiştir. Ayrıca uyuşmazlık konusunda [tarih] tarihinde arabuluculuk bürosuna başvurulmuş olup, başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durmuştur.

Zararın miktarı bilirkişi incelemesiyle belirlenecektir — Türk Borçlar Kanunu m.50/2

Davalılar zararın ispat edilemediğini savunmaktadır. Zararın miktarı, fonun portföy dağılım raporları, finansal tabloları ve tasfiyeye esas hesaplamaları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesiyle belirlenecektir. Anılan fıkra, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceğini düzenlemektedir.

Talep edilen belgeler

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 195. maddesi uyarınca; fonun tasfiyeye esas birim pay değeri hesaplamasına ilişkin belgeler, tasfiye sürecinde fondan tahakkuk ettirilen giderlerin dökümü, [tarih] ilâ [tarih] dönemine ait portföy dağılım raporlarının dayanağı kayıtlar, borsa dışı repo ve vaad sözleşmelerine ilişkin sözleşme ve teminat belgeleri ile müvekkile ait nitelikli yatırımcı vasfına ilişkin bilgi ve belgelerin davalılardan celbini talep ederiz.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların savunmalarının reddi ile dava dilekçemizdeki taleplerimizin kabulüne, fazlaya ilişkin haklarımız ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca talebi artırma hakkımız saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini vekâleten talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]

Cevaba cevap dilekçesinde ileri sürülecek hususlar, cevap dilekçesinin içeriğine göre belirlenir. Savunmada yer almayan bir hususun burada tartışılması gereksiz yer kaplar; buna karşılık savunmada ileri sürülüp karşılanmayan bir husus, ön incelemede aleyhe değerlendirilebilir.

Ön İnceleme Aşamasında Ne Olur?

HMK m.137/1, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağını; mahkemenin ön incelemede dava şartlarını ve ilk itirazları inceleyeceğini, uyuşmazlık konularını tam olarak belirleyeceğini, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmalarını sağlayacağını belirtir.

Bu aşamada tespit edilen uyuşmazlık konuları, tahkikatın çerçevesini oluşturur. HMK m.320/2, basit yargılama usulünde mahkemenin uyuşmazlık konularının tespitinden sonra tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik edeceğini; tarafların sulh olup olmadıklarının, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğunun tutanağa yazılacağını ve tahkikatın bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütüleceğini düzenler.

HMK m.142 uyarınca ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra hâkim, tahkikata başlamadan önce hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar. Zamanaşımı def’i bu aşamada kabul edilirse dava esasa girilmeden sonuçlanır.

Bu nedenle cevaba cevap dilekçesi, yalnızca savunmaya cevap veren bir metin değil, ön incelemede belirlenecek uyuşmazlık konularını şekillendiren bir belgedir.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, cevaba cevap dilekçesini önemsememektir. HMK m.141/1 uyarınca iddianın serbestçe genişletilebileceği son aşama budur; sonrasında aynı imkân ıslah ve karşı tarafın açık muvafakatine bağlanır.

İkinci hata, savunmayı topluca reddetmekle yetinmektir. Her savunmanın ayrı ayrı ve dayandığı hükümle karşılanması gerekir; karşılanmayan bir husus ön incelemede aleyhe değerlendirilebilir.

Üçüncü hata, ispat yükünü yanlış konumlandırmaktır. Talep borca aykırılığa dayandırılmışsa TBK m.112 uyarınca kusursuzluğu ispat yükü davalıdadır; bu husus dilekçede açıkça belirtilmelidir.

Dördüncü hata, zamanaşımına ilişkin karşı açıklamaları eksik bırakmaktır. HMK m.142 uyarınca def’i ön incelemede karara bağlanır; tahkikat aşamasına bırakılan bir açıklama geç kalmış olabilir.

Beşinci hata, sorumsuzluk kayıtlarını tartışmasız kabul etmektir. TBK m.115/1 ağır kusurda, m.115/3 ise izne tabi uzmanlık faaliyetlerinde hafif kusurda sorumsuzluk anlaşmalarını kesin hükümsüz saymaktadır.

Altıncı hata, delil talebini genel ifadelerle yapmaktır. HMK m.195/1 uyarınca celbi istenen belgelerin ve bunların bulunduğu mercilerin açıkça gösterilmesi gerekir.

Yedinci hata, talep artırımı hakkının saklı tutulduğunu yazmayı unutmaktır. HMK m.109/4 uyarınca artırım bir defaya mahsustur ve tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir; dilekçelerde bu hakkın saklı tutulması, sonraki aşamada tereddüdü önler.

Geçici koruma: Hangi malvarlığına hangi araçla gidileceği, süreler ve teminat ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir yazımızda ele alındı.
Kanun yolu: İstinaf ve temyiz süreleri, kesinlik sınırı ve inceleme kapsamı istinaf ve temyiz yazımızda ele alındı.
Süre hesabı: Hukuki sebebe göre değişen zamanaşımı süreleri fon zararında zamanaşımı yazımızda ele alındı.
Saklayıcı da davalı olabilir: Altı yükümlülük ve katılma payı sahibine karşı doğrudan sorumluluk portföy saklayıcısının sorumluluğu yazımızda ele alındı.
Üçüncü kuruluş: Emir iletimi, danışmanlık ayrımı ve iç kontrol yükümlülüğü satışa aracılık eden kuruluşun sorumluluğu yazımızda ele alındı.
Talep artırımı: Bir defaya mahsus artırım, ıslah ve zamanaşımı ıslah ve talep artırımı yazımızda ele alındı.
Dava şartları: On bir şart, görev ve yetki ile ilk itirazlar dava şartları ve ilk itirazlar yazımızda ele alındı.
Ön inceleme: İki haftalık kesin süre, uyuşmazlık tespiti ve tutanak ön inceleme ve tahkikat yazımızda ele alındı.
Dava türü ve savunma: Tespit davası, terditli dava, cevap dilekçesi ve karşı dava tespit davası, terditli dava, cevap dilekçesi ve karşı dava yazımızda ele alındı.

Sıkça Sorulan Sorular

Cevaba cevap dilekçesi ne zaman verilir?

HMK m.136/1, davacının cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalının da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebileceğini düzenler.

Cevaba cevap dilekçesi vermek zorunlu mu?

Zorunlu değildir, ancak HMK m.141/1 uyarınca iddianın serbestçe genişletilebileceği son aşama bu dilekçelerdir. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez; bu aşamadan sonra ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.

Fon davasında kusuru kim ispat eder?

Seçilen hukuki sebebe bağlıdır. Talep borca aykırılığa dayandırılırsa TBK m.112 uyarınca borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür. Haksız fiile dayandırılırsa TBK m.50/1 uyarınca zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.

Davalı süresinde cevap vermezse ne olur?

HMK m.128/1 uyarınca süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Bu, davanın kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez; vakıaların ispatı yine gerekir.

Davalı cevap için ek süre alabilir mi?

HMK m.127/1, cevap dilekçesinin iki haftalık süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verilebileceğini belirtir.

İzahnamedeki sorumsuzluk kaydı geçerli mi?

TBK m.115/1, borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşmanın kesin olarak hükümsüz olduğunu belirtir. m.115/3 ise uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, hafif kusurdan sorumsuzluk anlaşmasının da kesin olarak hükümsüz olduğunu düzenler.

Portföy yönetimi başka şirkete devredilmişse kurucu sorumlu olur mu?

III-52.1 sayılı Tebliğ m.9/2, portföy yöneticiliği dâhil dışarıdan hizmet alınmasının kurucunun sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını belirtir. TBK m.116/1 de borçlunun, borcun ifasını yardımcılarına bırakmış olsa bile onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler.

Saklayıcı banka yalnızca saklama yaptığını savunabilir mi?

6362 sayılı Kanun m.56/1-(f), portföy saklama hizmetinin kolektif yatırım kuruluşlarının varlık alım satımlarının, portföy yapılarının ve işlemlerinin mevzuata ve fon iç tüzüğüne uygunluğunun sağlanmasını da kapsadığını; m.56/2 ise bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle katılma payı sahiplerine verilen zararlardan sorumluluğu düzenler.

Otuz günlük uyum süresi savunması nasıl karşılanır?

III-52.1 m.24/5, sınırların fiyat hareketleri ve temettü dağıtımı gibi yönetici kontrolü dışındaki sebeplerle veya yeni pay alma hakları nedeniyle ihlal edilmesi hâlinde uygulanır. Aşımın hangi ayda doğduğu, sebebi ve izleyen aylarda pozisyonun artırılıp artırılmadığı ardışık portföy dağılım raporlarından gösterilerek bu savunma tartışılır.

Serbest fon savunması sınırlamaları tümüyle kaldırır mı?

Hayır. III-52.1 m.25/1, serbest fonların 17 ilâ 24. maddelerdeki sınırlamalara tabi olmaksızın fonun KAP sayfasında yer alan yatırım stratejileri ve limitleri dâhilinde yatırım yapabileceğini belirtir. Sınırlamaların uygulanmaması, ilan edilen çerçevenin bağlayıcılığını kaldırmaz; m.25/14 kurucuyu ilan edilen bilgilerin doğruluğundan sorumlu tutar.

Nitelikli yatırımcı olmam savunma oluşturur mu?

III-52.1 m.25/4, serbest fon satışını yapan kuruluşu, satış yapılan yatırımcıların nitelikli yatırımcı vasıflarını haiz olduklarına dair bilgi ve belgeleri temin etmek ve düzenli olarak tutmakla yükümlü kılar. Bu belgeler sunulmamışsa sıfat tek başına savunma oluşturmaz; ayrıca sıfat, fonun ilan edilen çerçeveye aykırı yönetilmesini hukuka uygun hâle getirmez.

Zamanaşımı def’i ne zaman karara bağlanır?

HMK m.142, ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra hâkimin tahkikata başlamadan önce hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlayacağını düzenler. Bu nedenle zamanaşımına ilişkin karşı açıklamaların cevaba cevap dilekçesinde eksiksiz yapılması gerekir.

Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alır mı?

Hayır. TBK m.161, zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkimin bunu kendiliğinden göz önüne alamayacağını belirtir. TBK m.160 ise zamanaşımından önceden feragat edilemeyeceğini düzenler.

Zararın miktarı ispat edilemezse dava reddedilir mi?

TBK m.50/2, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceğini düzenler. TBK m.114/2 uyarınca haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.

Dilekçelerden sonra yeni delil sunulabilir mi?

HMK m.145/1, tarafların kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerini; ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkemenin o delilin sonradan gösterilmesine izin verebileceğini belirtir.

İlgili Rehberler

Savunmaları hüküm hüküm karşılayın

Karşılanmayan bir savunma, ön incelemede uyuşmazlık konusu belirlenirken aleyhe değerlendirilebilir. Değerlendirme için: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Cevap dilekçesindeki savunmaları hüküm hüküm karşılayalım; genişletme penceresi ikinci dilekçeyle kapanır. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik Sermaye Piyasası Hukuku ve yargılama usulü alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  12. Yargı Paketi rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler

Post by Av. Fatma Öztürk