27 Ekim 2026

Fon Mağdurları AİHM’e Başvurabilir mi? 2026 — Dört Aylık Süre, Anayasa Mahkemesi Şartı, Mülkiyet Hakkı (Ek 1 No.lu Protokol m.1), Kotov ve Ekonomik Kriz İçtihadı, 7596 Sayılı Kanun ve Başvuru Formu Metin Örnekleri (AİHS m.34-35, İçtüzük m.47)

27.10.2026 itibarıyla: 7596 sayılı Kanun 27.10.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı ve 17.9.2026’dan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. SPK’nın 17 Eylül kararlarına karşı ilk derece davalarının son günü 16 Kasım 2026, 76/1903 sayılı karara karşı 28 Aralık 2026’dır. AİHM, bu davalar ve Anayasa Mahkemesi aşaması bittikten sonra, yıllar içinde gündeme gelecek son kapıdır; ancak AİHM’de ileri sürülecek her şikâyetin temeli bugün açılacak davada atılır. İç hukuktaki aşamalar için fon mağdurunun dava yolu baştan sona, fon krizindeki bütün başlıklar için fon tasfiyesi hukuk rehberi sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Fon mağdurları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurabilir; ancak AİHM ilk değil, son yoldur. Başvuru Türkiye’ye karşı yapılır ve konusu SPK, TMSF, mahkemeler ve kanun koyucu gibi devlete atfedilebilen işlemlerdir; portföy yönetim şirketinin işlemleri tek başına konu edilemez (AİHS m.34). İç hukuk yolları, Türkiye bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru dahil tüketilmeli ve kesin iç hukuk kararından itibaren dört ay içinde başvurulmalıdır (m.35/1). Süre yalnızca AİHM İçtüzüğü m.47’ye uygun eksiksiz bir formla kesilir; başvuru ücretsizdir, Türkçe yapılabilir ve yalnızca posta yoluyla gönderilir. Fon dosyalarında öne çıkan haklar mülkiyetin korunması (Ek 1 No.lu Protokol m.1), adil yargılanma (m.6), etkili başvuru (m.13) ve ayrımcılık yasağıdır (m.14). AİHM ekonomik kriz önlemlerinde devletlere geniş takdir marjı tanır; bu nedenle başarı, tasfiyenin kendisine değil, usul güvencelerinin yokluğuna, bireye yüklenen aşırı yüke ve iç hukuk yollarının etkisizliğine dayanan iyi belgelenmiş şikâyetlere bağlıdır. Bu rehberde şartları, tüketme zincirini, fon dosyalarına özgü ihlal iddialarını ve başvuru formunun bölümleri için metin örneklerini bulacaksınız.

AİHM yolu bugün açılan davayla kurulur

SPK’ya karşı davanızı, ileride Anayasa Mahkemesi ve AİHM önünde ileri sürülecek mülkiyet hakkı ve adil yargılanma iddialarını kapsayacak biçimde birlikte kuralım: 0554 648 37 15.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

İçindekiler

Kısa Cevap: Evet, Ama Hangi Şartlarla?

AİHM başvurusunun şartları: fon mağduru

ŞartKuralFon dosyasında anlamıDayanak
Mağdur sıfatıSözleşme’deki hakkı doğrudan etkilenen kişi başvururKatılma payı sahibi kendi adına; dernek veya platform üyeleri adına başvuramazAİHS m.34
Devlete atfedilebilirlikŞikâyet, devletin işlem, eylem veya ihmaline yöneltilirSPK kararları, 7596 sayılı Kanun’un uygulanması, mahkeme kararlarıAİHS m.1, m.34
İç hukuk yollarının tüketilmesiEtkili bütün yollar ve şikâyetin özü iç hukukta ileri sürülmüş olmalıİdare mahkemesi, istinaf, Danıştay ve Anayasa MahkemesiAİHS m.35/1
SüreKesin iç hukuk kararından itibaren dört ayKural olarak Anayasa Mahkemesi kararının tebliğindenAİHS m.35/1; 15 No.lu Protokol
Eksiksiz formSüre yalnızca eksiksiz başvuruyla kesilirOlaylar, ihlaller ve kabul edilebilirlik bölümleri formda doldurulurİçtüzük m.47
Önemli zararÖnemli bir zarara uğramayan başvurucunun başvurusu kabul edilemez bulunabilirZararın tutarı ve başvurucu için önemi somut gösterilirAİHS m.35/3-b

Bu şartların ikisi fon mağdurları için belirleyicidir: tüketme ve süre. İç hukukta dava açmayan, istinaf ve temyiz dilekçelerinde mülkiyet hakkı iddiasını ileri sürmeyen veya Anayasa Mahkemesine gitmeyen bir yatırımcı, AİHM’e ulaşamaz. Bu nedenle bu yazı, AİHM’i uzak bir ihtimal olarak değil, bugün açılacak davanın nasıl kurulacağını belirleyen bir hedef olarak ele alır.

AİHM’e Giden Yol: Tüketme Zinciri

1- AİHS m.35/1 bakımından, AİHM’e ancak genel kabul gören uluslararası hukuk ilkeleri uyarınca iç hukuk yolları tüketildikten sonra başvurulabilir. Tüketme her şikâyet için ayrı değerlendirilir: AİHM’de ileri sürülecek her iddia, o iddiaya ilişkin iç hukuk yollarında da ileri sürülmüş olmalıdır.

2- Türkiye bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, 23 Eylül 2012’den sonra kesinleşen kararlar için tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu kabul edilir. Anayasa Mahkemesine gitmeden yapılan başvuru kabul edilemez bulunabilir. Anayasa Mahkemesi aşamasının ayrıntısı fon mağdurlarının Anayasa Mahkemesine bireysel başvurusu, iptal davası SPK’nın fon tasfiye kararına karşı iptal davası, kuruluşlara karşı davalarda kanun yolları fon davasında istinaf ve temyiz yazılarımızda.

Şikâyete göre tüketilecek yol (fon mağduru)

Şikâyetİç hukukta tüketilecek yolAİHM’den önceki son karar
SPK’nın işleme kapatma ve tasfiye kararlarıİdare mahkemesinde iptal davası, istinaf, Danıştay temyizi (İYUK m.46/1-n)Anayasa Mahkemesi kararı
SPK’nın denetim görevini yerine getirmemesinden doğan zararTam yargı davası (İYUK m.12), istinaf, şartları varsa DanıştayAnayasa Mahkemesi kararı
7596 sayılı Kanun’un ödeme hesabına uygulanmasıSize uygulanan işlem veya karara karşı dava; Anayasa’ya aykırılık iddiası (Anayasa m.152)Anayasa Mahkemesi kararı
Kuruluşlara karşı tazminat davasındaki yargılama hatalarıArabuluculuk, tüketici veya asliye ticaret mahkemesi, istinaf, şartları varsa YargıtayAnayasa Mahkemesi kararı
Yargılamanın uzunluğuAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruAnayasa Mahkemesi kararı

3- 6216 m.45/3 bakımından yasama işlemlerine karşı doğrudan bireysel başvuru yapılamadığından, 7596 sayılı Kanun’un kendisi değil, Kanun’un size uygulanması şikâyet konusu yapılır: net yatırım tutarınızın hesabı, PBLK durumunuz, ara ödemedeki sıranız veya ödeme dışında kalmanız. Bu uygulamaya karşı iç hukukta dava açılmış ve Kanun’un Anayasa’ya aykırılığı o davada ileri sürülmüş olmalıdır (7596 sayılı Kanun: yürürlük ve geriye etki).

Kime Karşı Başvurulur?

1- AİHS m.1 ve m.34 bakımından, başvuru Sözleşme’ye taraf devlete, fon mağdurları için Türkiye’ye karşı yapılır. Şikâyet edilen, devlete atfedilebilen işlem, eylem veya ihmaldir: SPK’nın kararları, TMSF’nin işlemleri, mahkemelerin kararları ve 7596 sayılı Kanun gibi yasama tasarrufları.

2- Portföy yönetim şirketinin, saklayıcının veya aracı kuruluşun işlemleri özel kişi işlemleridir. Bunlar ancak devletin bu işlemlere karşı etkili bir yargısal koruma sağlayıp sağlamadığı bakımından AİHM’in konusu olabilir; başvuru “şirket paramı batırdı” şikâyeti üzerine kurulamaz. Kuruluşların sorumluluğu iç hukukta tazminat davasıyla ileri sürülür (fon tasfiyesinde zararımı kimden alırım). Pay alım teklifi yükümlüsüne karşı benzer bir yapı için PEKGY hissedarının Anayasa Mahkemesi ve AİHM başvurusu yazımıza bakabilirsiniz.

3- Tasfiyeyi yürüten bankaların işlemleri bakımından ölçüt, AİHM’in Kotov/Rusya kararıdır (Büyük Daire, 3.4.2012, B. No: 54522/00). Mahkeme, özel bir bankanın tasfiyesini yürüten tasfiye memurunun önemli ölçüde kurumsal ve operasyonel bağımsızlığa sahip olduğunu belirleyerek onun işlemlerinden devleti doğrudan sorumlu tutmamış; iç hukukta etkili bir tazminat yolunun bulunmasını önemsemiştir. Tera Portföy fonlarının tasfiyesi Türkiye İş Bankası’na, diğer altı şirketin fonlarınınki T.C. Ziraat Bankası’na verilmiştir; her iki banka bakımından da sorun, SPK’nın belirlediği esaslar dışında ne ölçüde bağımsız hareket ettiğidir. Bu nedenle şikâyet, tasfiye bankasının her işlemine değil, tasfiye esaslarını belirleyen SPK kararlarına ve yargısal denetimin etkililiğine yöneltilmelidir.

Kimler Başvurabilir?

1- AİHS m.34 bakımından, Sözleşme veya protokollerinde tanınan haklarının ihlal edildiğini iddia eden her gerçek kişi, hükümet dışı kuruluş veya kişi grubu başvurabilir. Başvurucu, ihlalden doğrudan etkilenen kişi olmalıdır; Sözleşme genel bir menfaat davasına (actio popularis) izin vermez.

2- Yatırım fonunun malvarlığı kurucunun malvarlığından ayrıdır (SPKn m.53). Katılma payı, sahibine fonun net varlık değeri üzerinden pay oranında hak veren ve ekonomik değeri olan bir haktır. Bu nedenle her pay sahibi kendi payı bakımından doğrudan etkilenen kişidir ve kendi adına başvurur.

3- 7596 m.3/5 bakımından, tasfiye kararından önce TEFAS’a iletilip gerçekleşmeyen talimatlarda katılma payları bloke edilmiş olanlar (uygulamada e-Devlet’te PBLK görünenler), Kanun yayımlandığında fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye hükümlerine tabi olmuştur; bu yatırımcıların mağdur sıfatı da pay sahibi olarak değerlendirilir.

4- Şirket olarak yatırım yapanlar formun tüzel kişi bölümünü (A.2 ve D) doldurur. Vefat eden yatırımcının mirasçıları bakımından mağdur sıfatı, payların mirasçılara geçmesi ve iç hukuktaki davaya taraf olmaları dikkate alınarak ayrıca değerlendirilir. Dernekler ve yatırımcı platformları üyeleri adına kendi tüzel kişilikleriyle başvuramaz; her yatırımcının kendi imzalı formu gerekir. Aynı avukat aracılığıyla ortak bir çerçeveyle ayrı başvurular yapılabilir.

Dört Aylık Süre

1- AİHS m.35/1 bakımından, başvuru kesin iç hukuk kararından itibaren dört ay içinde yapılır. Süre, 1 Ağustos 2021’de yürürlüğe giren 15 No.lu Protokol’le altı aydan dört aya indirilmiş ve 1 Şubat 2022’den itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Eski bilgiyle hareket etmek, başvurunun süre yönünden reddine yol açar.

2- Mahkemenin Türkçe başvuru notlarına göre süre, en yüksek yetkili iç hukuk makamının kararının verildiği veya başvurucuya ya da temsilcisine tebliğ edildiği tarihten başlar; etkili bir iç hukuk yolu yoksa şikâyete konu eylem, olay veya kararın tarihinden başlar. Fon mağduru için bu kural olarak Anayasa Mahkemesi kararının tebliğidir.

3- Süre, dört aylık takvim süresinin son gününde, bu gün pazar veya resmî tatil olsa bile sona erer. Form ve belgeler son günden önce postaya verilmiş olmalıdır.

4- İçtüzük m.47 bakımından, dört aylık süre yalnızca eksiksiz bir başvuru gönderildiğinde kesilir. Eksik başvuruda dosya açılmaz, gönderilen belgeler muhafaza edilmez ve yeni başvuru yapılabilse de dört aylık sürenin yeterli kalacağına dair bir güvence yoktur. Son haftaya bırakılan başvuru bu nedenle tehlikelidir.

Mülkiyet Hakkı ve Geniş Takdir Marjı

1- Ek 1 No.lu Protokol m.1 bakımından, her gerçek veya tüzel kişinin mal ve mülkünün dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır; kimse kamu yararı sebebiyle ve kanunda ve uluslararası hukukun genel ilkelerinde öngörülen koşullara uygun olarak olmadıkça mülkünden yoksun bırakılamaz. Devletin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek için gerekli gördüğü yasaları uygulama hakkı saklıdır.

2- AİHM müdahaleyi sırasıyla inceler: müdahale var mı, kanuni dayanağı açık ve öngörülebilir mi, meşru bir kamu yararı amacı taşıyor mu ve kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil denge kurulmuş mu? Fon tasfiyesinde kanuni dayanak SPKn m.54/1-a ile Kurula verilen tasfiye usul ve esaslarını belirleme yetkisi ve 7596 sayılı Kanun’dur; yatırımcıların korunması ve piyasa istikrarı meşru amaç olarak ileri sürülecektir. Tartışma, adil denge aşamasında yoğunlaşır.

3- AİHM ekonomik ve mali kriz önlemlerinde devletlere geniş takdir marjı tanır. Grainger ve Diğerleri/Birleşik Krallık kararında (B. No: 34940/10, 2012, kabul edilemezlik kararı), Northern Rock’ın devletleştirilmesinde hissedarlara ödenen tazminatın devlet desteği olmasaydı bankanın sahip olacağı değere göre hesaplanmasını açıkça makul dayanaktan yoksun bulmamış; Ek 1 No.lu Protokol’ün devleti özel kuruluşların borçlarını karşılamakla yükümlü kılmadığını belirtmiştir. Mamatas ve Diğerleri/Yunanistan kararında (2016), Yunan devlet tahvillerinin zorunlu değişimini kamu yararına ve orantılı bulmuş, Ek 1 No.lu Protokol m.1 ve m.14 bakımından ihlal tespit etmemiştir.

4- Bu içtihadın fon mağdurları için dürüst sonucu şudur: tasfiye kararının kendisinin veya 7596 sayılı Kanun’un genel tercihlerinin (net yatırım tutarının TÜFE ve Yİ-ÜFE ortalamasıyla güncellenmesi, ara ödemede 1 milyon TL sınırı gibi) AİHM’de tek başına ihlal sayılması güçtür. Net yatırım tutarının nasıl hesaplandığı net yatırım tutarı hesabı, ara ödemenin esasları 7596 ara ödeme usul ve esasları yazılarımızda. Daha güçlü şikâyetler, belirli bir yatırımcıya yüklenen bireysel ve aşırı yük, usul güvencelerinin yokluğu, hesap ve sıralamada keyfîlik ve iç hukuk yollarının etkisizliği üzerine kurulanlardır.

Fon şikâyetleri ve mülkiyet hakkı değerlendirmesi

ŞikâyetDeğerlendirmeGüçlendiren unsur
TEFAS’ta işleme kapatma ve tasfiye kararıGeniş takdir marjı; kamu yararı amacı kolay kabul edilirDaha hafif önlemlerin hiç değerlendirilmediğinin ve iç hukukta tartışılmadığının belgelenmesi
Net yatırım tutarının yanlış hesaplanması (7596 m.4/1)Genel yöntem değil, size uygulanan hesap incelenirMKK hesap dökümü, nakit giriş ve çıkış belgeleri, itirazın mahkemece karşılanmaması
PBLK talimatının sonuçsuz kalması (7596 m.3/5)Kanun bu yatırımcıları pay sahibi saymıştırTalimat ve blokaj belgeleri; farklı muamele görüldüyse karşılaştırma
Tasfiyenin makul olmayan ölçüde uzamasıBugün erken; süreç uzar ve yollar sonuçsuz kalırsa güçlenirDava ve takiplerin “tasfiye bitmedi” gerekçesiyle sonuçsuz kaldığının belgelenmesi
Tasfiyesi tamamlanan fonların Kanun kapsamı dışında kalmasım.14 ile birlikte değerlendirilir; devletin hızlı müdahale ihtiyacı gerekçe olarak ileri sürülürBenzer durumdaki yatırımcılarla somut karşılaştırma ve objektif gerekçe yokluğu

Kurul kararlarının yerindeliği iç hukukta da denetlenemez (SPKn m.117/2; 6216 m.50/1). İddialar, kararın hukuka ve ölçülülüğe uygunluğu üzerine kurulmalıdır.

Şikâyetiniz AİHM’de güçlü mü?

Net yatırım tutarı hesabınızı, ödeme belgelerinizi ve dava dosyanızı WhatsApp’tan gönderin; hangi şikâyetin hangi belgeyle ve hangi Sözleşme maddesi üzerinden kurulabileceğini açıkça değerlendirelim: 0554 648 37 15.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Denetim Eksikliği ve Tasfiye: Devletin Sorumluluğu

1- Mülkiyet hakkı yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasını değil, bazı durumlarda mülkiyeti korumak için etkili bir hukuki çerçeve ve etkili başvuru yolları sunmasını da gerektirir. Sermaye piyasasında denetim eksikliği iddiası bu çerçevede ileri sürülebilir.

2- Ancak Grainger kararında vurgulandığı gibi Ek 1 No.lu Protokol, devleti özel kuruluşların borçlarını karşılamakla yükümlü kılmaz. Kotov kararı da, bağımsız bir tasfiye sürecinde yatırımcının parasını alamamasının tek başına devletin sorumluluğunu doğurmadığını gösterir. AİHM’in bakacağı soru, iç hukukun zarar gören yatırımcıya etkili bir yol sunup sunmadığıdır.

3- Bu nedenle denetim eksikliği şikâyeti, önce iç hukukta SPK’ya karşı tam yargı davasıyla ileri sürülmelidir. Büromuzun görüşü, SPK’nın denetim görevini yerine getirip getirmemesinden doğan fon zararının İYUK m.12 kapsamında işlemden doğan zarar olduğu ve davanın altmış gün içinde idare mahkemesinde açılacağı yönündedir (SPK’ya karşı tam yargı davası). Bu dava açılmadan AİHM’de denetim eksikliğine dayanmak, tüketme şartı bakımından ciddi risk taşır.

Adil Yargılanma ve Etkili Başvuru

1- AİHS m.6/1 bakımından, medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarda herkes davasının makul bir süre içinde, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil ve aleni olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir. Fon dosyalarında öne çıkan unsurlar şunlardır: esaslı bir iddianın kararda hiç tartışılmaması (gerekçeli karar), SPK’nın elindeki denetim kayıtlarının dosyaya getirtilmemesi (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama), dava süresinin öngörülemeyen bir yorumla hesaplanarak davanın esasa girilmeden reddedilmesi (mahkemeye erişim) ve yargılamanın karmaşıklığıyla açıklanamayacak ölçüde uzaması (makul süre).

2- AİHS m.13 bakımından, Sözleşme’de tanınan hakları ihlal edilen herkes, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapma hakkına sahiptir. Mülkiyet hakkı şikâyetiyle birlikte ileri sürülür. Anayasa Mahkemesinin Kenan Yıldırım kararı (Genel Kurul, 14.09.2023, B. No: 2017/28711), BDDK’nın faaliyet iznini kaldırdığı özel finans kurumunun yirmi yılı aşan tasfiyesinde dava ve icra yollarının sonuçsuz kalmasını, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlali saymıştır. İç hukukta bu emsale dayanılmış olması, AİHM’deki m.13 şikâyetinin de zeminini oluşturur. Tasfiye sürerken dava açılıp açılamayacağı tasfiye bitmeden dava açılabilir mi yazımızda.

3- AİHS m.6 şikâyetleri, AİHM’de de dördüncü derece denetimi anlamına gelmez. AİHM delilleri yeniden değerlendirmez, iç hukukun yorumunu açık keyfîlik bulunmadıkça yeniden yapmaz. Şikâyet, “mahkeme yanlış karar verdi” değil, “yargılamada şu güvence işletilmedi” biçiminde kurulmalıdır.

Ayrımcılık Yasağı: Tasfiyesi Tamamlanan Fonlar

1- AİHS m.14 bakımından, Sözleşme’de tanınan hakların kullanılması hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanır. Bu madde tek başına değil, Ek 1 No.lu Protokol m.1 ile birlikte ileri sürülür ve benzer durumdaki kişilere objektif ve makul bir gerekçe olmaksızın farklı muamele yapılıp yapılmadığına bakılır.

2- 7596 m.1/1 bakımından, Kanun yalnızca SPK’nın 17.9.2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve Kanun’un yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış fonlara uygulanır. A1 Capital, Bulls ve Pardus Portföy’ün kurucusu olduğu 66 fonun tasfiyesi Kanun yayımlanmadan tamamlanmış ve bu fonların yatırımcıları Kanun’un net yatırım tutarı ve geri kazanım hükümlerinin dışında kalmış olabilir (tasfiyesi tamamlanan fonda paramı aldım, zararım ne olacak).

3- Bu farklılık, m.14 ile Ek 1 No.lu Protokol m.1 birlikte ileri sürülebilecek bir şikâyet konusudur. Ancak Mamatas kararında AİHM, etkilenenlerin belirlenmesindeki güçlüğü, kesin ayrım ölçütleri koymanın zorluğunu ve hızlı müdahale ihtiyacını farklı muamelenin gerekçesi olarak kabul etmiştir. Şikâyetin güçlü olabilmesi için iki yatırımcı grubunun gerçekten benzer durumda olduğu ve farklı muamelenin objektif bir gerekçeye dayanmadığı somut olarak gösterilmeli ve bu iddia iç hukukta, Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla birlikte ileri sürülmüş olmalıdır.

Başvuru Formu: Bölümler ve Kurallar

Başvuru, Mahkemenin resmî başvuru formuyla yapılır. Mahkemenin Türkçe başvuru notlarına göre formun bölümleri ve alan numaraları aşağıdadır.

AİHM başvuru formunun bölümleri

BölümİçerikAlanlar
ABaşvurucu: A.1 gerçek kişi, A.2 tüzel kişi1-16
BAleyhine başvuru yapılan devlet17
CGerçek kişinin temsilcisi; C.3 yetki ve ıslak imzalar33-37 (yetki)
DTüzel kişinin temsilcisi; D.3 yetki38-57
EOlayların anlatımı58-60
Fİddia edilen ihlaller ve dayanakları61-62
GAİHS m.35/1 kabul edilebilirlik kriterlerine uygunluk63-65
HDiğer uluslararası makamlar; Mahkemedeki diğer başvurular66-69
IEk belgeler listesi70
Beyan ve imzaBaşvurucu veya temsilcinin beyanı; yazışma muhatabı72-74

1- İçtüzük m.47 bakımından, olaylar, ihlal iddiaları ve kabul edilebilirlik açıklamaları formdaki ayrılmış alanlara yazılmalıdır; “ekli belgeye bakınız” denilerek boş bırakılamaz. Ayrı bir ek açıklama belgesi en fazla yirmi sayfa olabilir; kararlar ve belgeler bu sınırın dışındadır ve ek belgede yeni şikâyet yer alamaz.

2- Ekler tarih ve dava sırasına göre düzenlenir, sayfa numaralandırılır ve I bölümündeki listede her belgenin sayfa numarası gösterilir. Yalnızca kopya gönderilir; belgeler iade edilmez. Zımba, ataç ve yapıştırıcı bant kullanılmaz. İç hukuktaki bütün kararlar ve ilgili dilekçelerin örnekleri eklenir; temin edilemeyen belge için nedeni açıklanır.

3- Avukat zorunlu değildir. Temsil yetkisi, formun yetki bölümünün başvurucu ve temsilci tarafından ıslak imzayla imzalanmasıyla verilir; ayrı vekâletname kural olarak gönderilmez. Başvuru ücretsizdir ve Sözleşme’ye taraf devletlerin resmî dillerinden biri olan Türkçe ile yapılabilir.

4- Başvuru yalnızca posta yoluyla kabul edilir; adres The Registrar, European Court of Human Rights, Council of Europe, 67075 Strasbourg Cedex, France’tır. Faksla yapılan başvuru, ıslak imzalı asıl metin ulaşana kadar eksik sayılır. Mahkemenin elektronik iletişim sistemi (eComms), başvuru Hükümete bildirildikten sonra kullanılabilir.

5- Kimliğinizin açıklanmasını istemiyorsanız bunu gerekçesiyle formda belirtmeniz gerekir; talep ancak istisnai durumlarda kabul edilir. Eksiksiz başvuruda dosya açılır ve dosya numarası ile barkod etiketleri gönderilir; bu numara sonraki bütün yazışmalarda kullanılır. Mahkemenin mektubuna altı ay içinde cevap verilmezse başvuru işlemden kaldırılabilir.

AİHM’de Süreç ve Karar

1- AİHS m.27 bakımından, tek hâkim bir başvurunun kabul edilemezliğine veya kayıttan düşürülmesine karar verebilir; bu karar kesindir. AİHS m.28 bakımından, üç hâkimli komite, konu Mahkemenin yerleşik içtihadına ilişkinse kabul edilebilirlik ve esas hakkında birlikte karar verebilir. Diğer başvurular AİHS m.29 uyarınca daire tarafından incelenir.

2- Başvuru Hükümete bildirildikten sonra taraflar yazılı görüş sunar. İçtüzük m.34/3 ve m.36 uyarınca bu aşamada kural olarak Mahkemenin resmî dillerinden birinin kullanılması ve avukatla temsil gerekir; Daire Başkanı aksine izin verebilir. Taraflar AİHS m.39 uyarınca dostane çözüme ulaşabilir; Hükümet tek taraflı deklarasyonla ihlali kabul edip tazminat önerebilir.

3- AİHS m.41 bakımından, Mahkeme ihlal tespit ederse ve iç hukuk ihlalin sonuçlarını ancak kısmen gideriyorsa hakkaniyete uygun bir tazmine hükmeder. AİHS m.43 bakımından, daire kararının tarihinden itibaren üç ay içinde taraflardan biri davanın Büyük Daireye gönderilmesini isteyebilir; daire kararı AİHS m.44 uyarınca bu sürenin dolması veya talebin reddiyle kesinleşir. AİHS m.46 bakımından kesin kararlar bağlayıcıdır ve uygulanması Bakanlar Komitesince denetlenir.

4- AİHM İçtüzüğü m.39’daki geçici tedbir, telafisi imkânsız bir zarar tehlikesinin bulunduğu istisnai hâllerde verilir ve uygulamada esas olarak yaşam hakkı ve kötü muamele gibi alanlarla sınırlıdır. Tasfiyenin veya ödemelerin AİHM’den alınacak bir tedbirle durdurulması beklenmemelidir; acil koruma iç hukukta yürütmenin durdurulmasıyla aranır.

AİHM Kararından Sonra İç Hukuk

AİHM ihlal kararı üzerine yeniden yargılama

Yargı koluYolSüreDayanak
İdari yargı (SPK’ya karşı dava)Yargılamanın yenilenmesiAİHM kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yılİYUK m.53/1-ı, m.53/3
Adli yargı (kuruluşlara karşı dava)Yargılamanın iadesiKesinleşmiş AİHM kararının tebliğinden itibaren 3 ayHMK m.375/1-i, m.377/1
Ceza yargısıYargılamanın yenilenmesiAİHM kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yılCMK m.311/1-f

Dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda verilen düşme kararları da İYUK m.53/1-ı ve HMK m.375/1-i kapsamında yeniden yargılama sebebidir (idari yargıda yargılamanın yenilenmesi; yargılamanın iadesi).

Bugünden Yapılması Gerekenler

AİHM başvurusunun kaderi çoğu zaman AİHM’e gidilmeden yıllar önce belirlenir. Aşağıdaki tablo, her aşamada yapılması gerekenleri gösterir.

AİHM’e hazırlık: aşama aşama

AşamaYapılacakNeden?
Dava dilekçesi (16 Kasım 2026’ya kadar)Mülkiyet hakkı ve ölçülülük iddialarını Anayasa m.13, m.35 ve Ek 1 No.lu Protokol m.1’e açıkça dayandırmak; iptal ve tam yargı istemlerini birlikte ileri sürmekŞikâyetin özü iç hukukta ilk günden ileri sürülmüş olur; Danıştay yolu güvenceye alınır
Delil talepleriSPK denetim kayıtları ve işlem dosyası için yazılı, gerekçeli talepSilahların eşitliği şikâyetinin dayanağı olur
7596 uygulamasıNet yatırım tutarı ve ödeme hesabına ilişkin itirazları ve Anayasa’ya aykırılık iddiasını davada ileri sürmekKanun’un size uygulanması iç hukukta denetlenmiş olur
İstinaf ve temyizAnayasal ve Sözleşme’ye dayalı iddiaları her dilekçede yeniden yazmakYolların içerik bakımından da tüketildiği gösterilir
Anayasa Mahkemesi (30 gün)AİHM’de ileri sürülecek bütün şikâyetleri bireysel başvuruda da ileri sürmekAYM’de ileri sürülmeyen şikâyet AİHM’de tüketilmemiş sayılabilir
BelgelerBütün dilekçe, karar ve tebliğ belgelerini tarih sırasıyla saklamakAİHM formuna eksiksiz eklenecektir

Belgelerin toplanması için fon davası belge kontrol listesi, istinaf ve temyiz dilekçeleri için fon mağdurunun SPK davasında istinaf ve Danıştay temyiz dilekçesi örnekleri yazılarımıza bakabilirsiniz.

Form Metni Örnekleri

Aşağıdaki metinler AİHM’in resmî başvuru formunun ilgili bölümlerine uyarlanmak üzere hazırlanmıştır; formun yerine geçmez. Köşeli parantezli kısımları dosyanıza göre doldurun ve iç hukukta ileri sürülmemiş hiçbir şikâyeti eklemeyin. Kamulaştırma dosyası için hazırlanmış benzer bir kurgu AİHM başvurusu dilekçesi örneği yazımızda yer alıyor.

Örnek 1: E bölümü: Olayların anlatımı

1. Başvurucu, [tarih] tarihinden itibaren [ ] Portföy Yönetimi A.Ş.’nin kurucusu olduğu [fon adı ve kodu] fonunun katılma paylarını edinmiştir. Başvurucunun fona yaptığı nakit girişleri toplam [ ] TL’dir (Ek 1: MKK hesap dökümü).
2. Sermaye Piyasası Kurulu, 17.9.2026 tarihli kararlarıyla (Bülten 2026/60 ve 2026/61) fonu TEFAS’ta işleme kapatmış ve tasfiyesine karar vermiştir. Başvurucu bu tarihten itibaren paylarını iade edememiştir (Ek 2).
3. 27.10.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7596 sayılı Kanun uyarınca başvurucunun net yatırım tutarı [ ] TL olarak hesaplanmış; başvurucuya [tarih] tarihinde [ ] TL ara ödeme ve [tarih] tarihinde [ ] TL nihai ödeme yapılmıştır (Ek 3).
4. Başvurucu [tarih] tarihinde [ ] İdare Mahkemesinde SPK kararlarının iptali ve [ ] TL tazminat istemiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahale ve SPK’nın denetim görevini yerine getirmemesi iddialarına açıkça dayanmıştır (Ek 4, s. [ ]).
5. İdare mahkemesi [tarih] tarihli kararıyla davayı reddetmiş; bölge idare mahkemesi [tarih], Danıştay [tarih] tarihli kararlarıyla başvuruları reddetmiştir (Ek 5-7).
6. Başvurucu [tarih] tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş; Anayasa Mahkemesi [tarih] tarihli kararıyla başvuruyu [kabul edilemez bulmuştur / ihlal bulunmadığına karar vermiştir]. Karar başvurucuya [tarih] tarihinde tebliğ edilmiştir (Ek 8, Ek 9).

Örnek 2: F bölümü: İddia edilen ihlaller

7. Ek 1 No.lu Protokol m.1: Katılma payları başvurucunun mülküdür. İşleme kapatma ve tasfiye kararları ile 7596 sayılı Kanun’un başvurucuya uygulanması mülkiyete müdahale niteliğindedir. Başvurucu, [net yatırım tutarının hesabında [ ] hareketinin dikkate alınmaması / PBLK talimatının sonuçsuz kalması] nedeniyle diğer yatırımcılara göre bireysel ve aşırı bir yük taşımıştır. Bu hesaba yönelik itirazı hiçbir derecede incelenmemiş; adil denge kurulmamıştır.
8. Sözleşme m.6/1: Başvurucunun SPK denetim kayıtlarının dosyaya getirtilmesi talebi gerekçesiz reddedilmiş, bu konudaki esaslı itirazı bölge idare mahkemesi ve Danıştay kararlarında karşılanmamıştır.
9. Sözleşme m.13 ile birlikte Ek 1 No.lu Protokol m.1: Başvurucunun mülkiyet hakkına ilişkin şikâyeti iç hukukta etkili biçimde incelenmemiştir.
10. [Varsa] Sözleşme m.14 ile birlikte Ek 1 No.lu Protokol m.1: Başvurucu, aynı Kurul kararlarıyla tasfiyesine karar verilen [ ] fonunun yatırımcılarıyla benzer durumda olduğu hâlde, objektif ve makul bir gerekçe olmaksızın farklı muameleye tabi tutulmuştur.

Örnek 3: G bölümü: Kabul edilebilirlik kriterlerine uygunluk

11. Nihai karar: Anayasa Mahkemesinin [tarih] tarihli ve [B. No: ] sayılı kararı.
12. Tebliğ tarihi: [tarih]. Başvuru, bu tarihten itibaren dört aylık süre içinde postaya verilmektedir (Sözleşme m.35/1).
13. Tüketilen yollar: idare mahkemesi, bölge idare mahkemesi, Danıştay ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru. Yukarıdaki şikâyetlerin her biri bu aşamaların tamamında ileri sürülmüştür: dava dilekçesi s. [ ], istinaf dilekçesi s. [ ], temyiz dilekçesi s. [ ], bireysel başvuru formu s. [ ].
14. Başvurucunun uğradığı zarar [ ] TL olup başvurucunun [yıllık geliri / birikiminin] [ ] katıdır; başvurucu önemli bir zarara uğramıştır (Sözleşme m.35/3-b).
15. Başvurucu aynı şikâyetleri başka bir uluslararası soruşturma veya çözüm merciine sunmamıştır.

Örnek 4: I bölümü: Ek belgeler listesi

1. MKK hesap dökümü ve fona nakit giriş-çıkış belgeleri — s. 1-[ ]
2. SPK Bülteni 2026/60 ve 2026/61 ilgili sayfaları — s. [ ]
3. Net yatırım tutarı hesabı, ara ve nihai ödeme belgeleri — s. [ ]
4. Dava dilekçesi ve delil talepleri — s. [ ]
5. İdare mahkemesi kararı ve tebliğ belgesi — s. [ ]
6. İstinaf dilekçesi, bölge idare mahkemesi kararı ve tebliğ belgesi — s. [ ]
7. Temyiz dilekçesi, Danıştay kararı ve tebliğ belgesi — s. [ ]
8. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru formu — s. [ ]
9. Anayasa Mahkemesi kararı ve tebliğ belgesi — s. [ ]

Örnek 5: Ek açıklama belgesinin girişi

Bu belge, başvuru formunun E, F ve G bölümlerinde yer alan şikâyetleri ayrıntılandırmak amacıyla sunulmaktadır. Belge yeni bir şikâyet içermemektedir ve [ ] sayfadan ibarettir (İçtüzük m.47; ek belge en fazla yirmi sayfa).
I. Olaylara ilişkin ek açıklamalar (formun E bölümü, paragraf 1-6’ya ilişkin)
II. Ek 1 No.lu Protokol m.1 şikâyetinin ayrıntısı: müdahale, kanunilik, meşru amaç ve adil denge (formun F bölümü, paragraf 7’ye ilişkin)
III. Sözleşme m.6/1 ve m.13 şikâyetlerinin ayrıntısı (formun F bölümü, paragraf 8-9’a ilişkin)
IV. Şikâyetlerin iç hukuktaki seyrini gösteren tablo (formun G bölümü, paragraf 13’e ilişkin)

Sık Yapılan Hatalar

1- Anayasa Mahkemesine gitmeden AİHM’e başvurmak. Türkiye bakımından bireysel başvuru tüketilmesi gereken bir yoldur (AİHS m.35/1).

2- Süreyi altı ay sanmak. Süre 1 Şubat 2022’den beri dört aydır.

3- Eksik form göndermek veya olaylar bölümünü “ekli belgeye bakınız” diye boş bırakmak. Eksik başvuru süreyi kesmez ve dosya açılmaz (İçtüzük m.47).

4- Şikâyeti yalnızca portföy yönetim şirketine yöneltmek. Başvuru devlete karşıdır; şikâyet devlete atfedilebilen işlem veya ihmale dayanmalıdır (AİHS m.34).

5- İç hukukta ileri sürülmemiş bir şikâyeti ilk kez AİHM’de dile getirmek. Tüketme her şikâyet için ayrı değerlendirilir.

6- Dernek veya platform adına başvurmak. Her pay sahibinin kendi imzalı formu gerekir.

7- Tasfiyenin kendisini ihlal saymak. Ekonomik kriz önlemlerinde takdir marjı geniştir; şikâyet bireysel yük, usul güvenceleri ve iç hukuk yollarının etkisizliği üzerine kurulmalıdır.

8- AİHM’den tedbirle tasfiyeyi durdurmayı beklemek. Geçici tedbir istisnaidir (İçtüzük m.39).

9- Bugünkü davayı AİHM’i düşünmeden açmak. Dava dilekçesinde ileri sürülmeyen Sözleşme şikâyetleri yıllar sonra AİHM önünde sorun yaratır.

Anayasa Mahkemesi kararı tebliğ edildi mi? Dört ay işliyor

AİHM formunu, ek açıklama belgesini ve belge listesini eksiksiz hazırlayalım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Sıkça Sorulan Sorular

Fon mağdurları AİHM’e başvurabilir mi?

Evet, ama iç hukuk yolları ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru tüketildikten sonra. Başvuru Türkiye’ye karşı yapılır ve konusu SPK kararları, 7596 sayılı Kanun’un uygulanması ve mahkeme kararları gibi devlete atfedilebilen işlemlerdir (AİHS m.34, m.35/1).

AİHM’e başvuru süresi ne kadar?

Kesin iç hukuk kararından itibaren dört aydır (AİHS m.35/1). Süre 15 No.lu Protokol’le altı aydan dört aya indirildi ve 1 Şubat 2022’den beri uygulanıyor. Fon mağduru için süre kural olarak Anayasa Mahkemesi kararının tebliğiyle başlar.

Anayasa Mahkemesine gitmeden doğrudan AİHM’e başvurabilir miyim?

Kural olarak hayır. Türkiye bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, 23 Eylül 2012’den sonra kesinleşen kararlar için tüketilmesi gereken bir iç hukuk yoludur. Bu yol kullanılmadan yapılan başvuru kabul edilemez bulunabilir.

Portföy yönetim şirketini AİHM’e şikâyet edebilir miyim?

Hayır. Başvuru yalnızca Sözleşme’ye taraf devlete karşı yapılır. Şirketin işlemleri, ancak devletin bu işlemlere karşı etkili bir yargısal koruma sağlayıp sağlamadığı bakımından AİHM’in konusu olabilir.

Fon payı AİHM bakımından mülk sayılır mı?

Katılma payı, sahibine fonun net varlık değeri üzerinden pay oranında hak veren ve ekonomik değeri olan bir haktır; bu nedenle Ek 1 No.lu Protokol m.1 kapsamında mülk olarak değerlendirilmesi mümkündür. Asıl soru, devletin müdahalesinin kanuni, meşru amaçlı ve orantılı olup olmadığıdır.

AİHM tasfiye kararını hak ihlali sayar mı?

Tek başına sayması güçtür. AİHM ekonomik kriz önlemlerinde devletlere geniş takdir marjı tanır; Grainger/Birleşik Krallık (2012) ve Mamatas/Yunanistan (2016) kararlarında ihlal bulunmamıştır. Güçlü şikâyetler bireysel ve aşırı yük, usul güvencelerinin yokluğu ve iç hukuk yollarının etkisizliği üzerine kurulur.

SPK’nın denetim eksikliğini AİHM’e taşıyabilir miyim?

Önce iç hukukta SPK’ya karşı tam yargı davası açılmalıdır. AİHM, devletin özel kuruluşların borçlarını karşılamakla yükümlü olmadığını kabul eder; bakacağı soru, iç hukukun zarar gören yatırımcıya etkili bir yol sunup sunmadığıdır.

Tasfiye bankasının işlemlerinden devlet sorumlu mu?

AİHM Kotov/Rusya kararında (Büyük Daire, 2012), kurumsal ve operasyonel olarak bağımsız bir tasfiye memurunun işlemlerinden devleti doğrudan sorumlu tutmamıştır. Şikâyet, tasfiye esaslarını belirleyen SPK kararlarına ve yargısal denetimin etkililiğine yöneltilmelidir.

Tasfiyesi tamamlanan fonların yatırımcıları ayrımcılık şikâyetinde bulunabilir mi?

7596 sayılı Kanun yalnızca yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış fonları kapsar (m.1/1). Bu farklılık AİHS m.14 ile Ek 1 No.lu Protokol m.1 birlikte ileri sürülebilir; ancak benzer durum ve objektif gerekçe yokluğu somut olarak gösterilmeli ve iddia iç hukukta da ileri sürülmüş olmalıdır.

AİHM başvurusu ücretli mi, Türkçe yapılabilir mi?

Başvuru ücretsizdir ve Sözleşme’ye taraf devletlerin resmî dillerinden biri olan Türkçe ile yapılabilir. Başvuru Hükümete bildirildikten sonra kural olarak Mahkemenin resmî dillerinden birinin kullanılması ve avukatla temsil gerekir (İçtüzük m.34/3, m.36).

Başvuru nasıl gönderilir?

Resmî form ıslak imzalı olarak, yalnızca posta yoluyla The Registrar, European Court of Human Rights, Council of Europe, 67075 Strasbourg Cedex, France adresine gönderilir. Form ve belgeler son günden önce postaya verilmiş olmalıdır.

Ek açıklama belgesi kaç sayfa olabilir?

En fazla yirmi sayfa; kararlar ve belgeler bu sınırın dışındadır. Olaylar, ihlaller ve kabul edilebilirlik bölümleri formda doldurulmalı, “ekli belgeye bakınız” denilerek boş bırakılmamalıdır; ek belgede yeni şikâyet yer alamaz (İçtüzük m.47).

Eksik form gönderirsem ne olur?

Dört aylık süre yalnızca eksiksiz bir başvuruyla kesilir. Eksik başvuruda dosya açılmaz, belgeler muhafaza edilmez; yeni başvuru yapılabilse de sürenin yeterli kalacağına dair güvence yoktur.

Dernek veya yatırımcı platformu üyeleri adına başvurabilir mi?

Hayır. Sözleşme genel menfaat davasına izin vermez; başvurucu ihlalden doğrudan etkilenen kişi olmalıdır (AİHS m.34). Her pay sahibinin kendi imzalı formu gerekir; aynı avukat aracılığıyla ortak bir çerçeveyle ayrı başvurular yapılabilir.

AİHM tasfiyeyi durdurabilir mi?

Pratikte hayır. İçtüzük m.39’daki geçici tedbir telafisi imkânsız zarar tehlikesinin bulunduğu istisnai hâllerde verilir ve esas olarak yaşam hakkı ve kötü muamele gibi alanlarla sınırlıdır. Acil koruma iç hukukta yürütmenin durdurulmasıyla aranır.

AİHM ihlal kararı verirse ne olur?

Mahkeme hakkaniyete uygun bir tazmine hükmedebilir (AİHS m.41). İdari yargıdaki dava için AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde yargılamanın yenilenmesi (İYUK m.53/1-ı), adli yargıdaki dava için tebliğden itibaren üç ay içinde yargılamanın iadesi (HMK m.375/1-i) istenebilir.

Bugün ne yapmalıyım?

SPK’ya karşı davayı süresinde açmalı, dava dilekçesinde mülkiyet hakkı ve ölçülülük iddialarını Anayasa m.35 ve Ek 1 No.lu Protokol m.1’e açıkça dayandırmalı, iptal ve tam yargı istemlerini birlikte ileri sürmeli ve bütün dilekçe, karar ve tebliğ belgelerini saklamalısınız.

Bu yazının kaynakları. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.1, 6, 13, 14, 27, 28, 29, 34, 35, 39, 41, 43, 44, 46 ve Ek 1 No.lu Protokol m.1; 15 No.lu Protokol; AİHM İçtüzüğü m.34, 36, 39, 47 ve Mahkemenin Türkçe başvuru formu doldurma notları; AİHM Büyük Daire, Kotov/Rusya, B. No: 54522/00, 3.4.2012; AİHM, Grainger ve Diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 34940/10, 2012 (kabul edilemezlik kararı); AİHM, Mamatas ve Diğerleri/Yunanistan, 2016; Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Kenan Yıldırım, B. No: 2017/28711, 14.09.2023; 7596 sayılı Kanun m.1, 3, 4, 8; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.53, 54, 117; 2577 sayılı İYUK m.12, 46, 53; 6100 sayılı HMK m.375, 377; 5271 sayılı CMK m.311; 6216 sayılı Kanun m.45, 50; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.13, 35, 152. Bilgiler 27 Ekim 2026 itibarıyladır. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için hukuki danışmanlık alınız.

Post by Av. Fatma Öztürk