Sermaye Piyasası Kurulu’nun yaptırım yetkisi üç katmanlıdır. 6362 sayılı Kanun m.96/1, mevzuata aykırı faaliyet tespitinde aykırılığın giderilmesini isteme, faaliyet kapsamını sınırlandırma, geçici durdurma, yetki iptali ve diğer tedbirleri almayı; m.97/1 ise malî yapının zayıflaması hâlinde tedricî tasfiye ve iflas talebine kadar uzanan yetkileri öngörür. İdari para cezası m.103/1’de yirmi bin ile iki yüz elli bin Türk Lirası arasında belirlenmiş; menfaat temin edilmişse ceza bunun iki katından az olamaz. Tüzel kişilerde üst sınır, brüt satış hasılatının yüzde biri ile vergi öncesi kârın yüzde yirmisinden yüksek olanına bağlanmıştır. Usul bakımından m.105/1, ceza öncesi savunma alınacağını ve otuz gün içinde savunma verilmezse bu haktan feragat edildiğinin kabul edileceğini; m.105/4 ise bu kararlara karşı idari yargı yoluna başvurulabileceğini düzenler. Dava süresi 2577 sayılı Kanun m.7/1 uyarınca altmış gündür ve dava açılması m.27/1 uyarınca işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.
Savunma yazısı geldi mi?
Otuz gün içinde savunma verilmezse bu haktan feragat edildiği kabul edilir. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppKısaca: Savunma otuz gün, dava altmış gün
Ceza öncesi savunma alınır. 6362 sayılı Kanun m.105/1, idari para cezalarının uygulanmasından önce ilgilinin savunmasının alınacağını; savunma istendiğine ilişkin yazının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde savunma verilmemesi hâlinde ilgilinin savunma hakkından feragat ettiğinin kabul edileceğini düzenler.
İdari yargı yolu açıktır. m.105/4, bu Kanun uyarınca verilen idari para cezası kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceğini belirtir.
Dava süresi altmış gündür. 2577 sayılı Kanun m.7/1, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğunu düzenler; m.7/2-(a) uyarınca süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.
Kurulun Yaptırım Yetkisi Neden Önemli?
Fon tasfiyesi süreçlerinde Sermaye Piyasası Kurulu kararları iki yönden önem taşır. Birincisi, kurumların ve yöneticilerin bu kararlara karşı başvurabileceği yollar; ikincisi, yatırımcılar bakımından bu kararların oluşturduğu dayanak.
Kurul işlemleri, tazminat davalarında kusurun ve aykırılığın tespiti bakımından delil değeri taşır. Aynı zamanda zamanaşımının başlangıcının belirlenmesinde de kullanılır; bu husus fon zararında zamanaşımı yazımızda ele alındı.
Bu nedenle Kurulun hangi yetkilere sahip olduğu, hangi usulle karar verdiği ve bu kararlara karşı hangi yolun izleneceği ayrı ayrı bilinmelidir.
Aykırılık Hâlinde Tedbirler: m.96
6362 sayılı Kanun m.96/1, Kurulun; sermaye piyasası kurumlarının mevzuat, Kurulca belirlenen standartlar, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine aykırı faaliyetlerinin tespit edilmesi hâlinde sahip olduğu yetkileri sayar.
Aykırılık hâlinde Kurul yetkileri (6362 s.K. m.96/1)
| Yetki | İçerik |
|---|---|
| Aykırılığın giderilmesini isteme | İlgililerden aykırılıkların Kurulca belirlenen bir sürede giderilmesini ve kanuna, işletme amaç ve ilkelerine uygunluğun sağlanmasını isteme |
| Faaliyet kapsamını sınırlandırma | Doğrudan bu kurumların faaliyetlerinin kapsamını sınırlandırma |
| Geçici durdurma | Faaliyetleri geçici olarak durdurma |
| Yetki iptali | Tamamen veya belirli sermaye piyasası faaliyetleri itibarıyla yetkileri iptal etme |
| Diğer tedbirler | Öngöreceği diğer her türlü tedbiri alma |
Kişiler bakımından m.96/2 ayrı yetkiler öngörür: Kurul, hukuka aykırı faaliyet veya işlemlerde sorumluluğu tespit edilen yöneticilerin ve çalışanların sahip oldukları lisansları geçici veya sürekli olarak iptal etmeye; haklarında suç duyurusunda bulunulması kararından itibaren yargılama sonuçlanıncaya kadar imza yetkilerini sınırlandırmaya veya kaldırmaya; hukuka aykırılıkta veya gerçekleştirilen işlemlerde sorumluluğu mahkeme kararıyla tespit edilen yönetim kurulu üyelerini görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar yerlerine yenilerini atamaya yetkilidir.
Bu fıkrada iki ayrı eşik dikkat çeker. İmza yetkisinin sınırlandırılması için suç duyurusunda bulunulması kararı yeterlidir. Buna karşılık yönetim kurulu üyesinin görevden alınması, sorumluluğun mahkeme kararıyla tespit edilmiş olmasına bağlanmıştır.
Aynı fıkra bankalar bakımından bir usul şartı getirir: banka yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması yönünde işlem tesis edilmeden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınır.
Malî Durumun Bozulması: m.97
Aykırılıktan bağımsız olarak, kurumun malî durumu da tedbir sebebidir.
6362 sayılı Kanun m.97/1, Kurulun; sermaye piyasası kurumlarının sermaye yeterliliği yükümlülüklerini sağlayamadığı, sermaye piyasası faaliyetlerinden kaynaklanan nakit ödeme ve finansal araç teslim yükümlülüklerini yerine getiremediği veya kısa sürede yerine getiremeyeceği ya da bunlardan bağımsız olarak malî yapılarının ciddi surette zayıflamakta olduğu ya da malî durumunun taahhütlerini karşılayamayacak kadar zayıflamış olduğunun tespiti hâlinde sahip olduğu yetkileri sayar.
Bu yetkiler şunlardır: üç ayı geçmemek üzere verilecek uygun süre içinde malî yapılarının güçlendirilmesini isteme; herhangi bir süre vermeksizin doğrudan faaliyetleri geçici olarak durdurma; tamamen veya belirli faaliyetler itibarıyla yetkileri kaldırma; yatırımcıları tazmin kararı verme; sorumluluğu tespit edilen yöneticilerin ve çalışanların lisanslarını geçici veya sürekli olarak iptal etme, imza yetkilerini sınırlandırma veya kaldırma; gerektiğinde yönetim kurulu üyelerini görevden alma ve ilk genel kurula kadar yerlerine yenilerini atama; tedricî tasfiyeye karar verme; tasfiyenin bitmesini takiben gerektiğinde veya tedricî tasfiyeye gitmeksizin doğrudan iflaslarını isteme; gerekli gördüğü diğer tedbirleri alma.
m.97/2, yetkileri sürekli olarak kaldırılan sermaye piyasası kurumlarının malvarlıklarının, yetkinin kaldırılmasına ilişkin Kurul kararının alındığı tarihten itibaren tedricî tasfiye işlemlerinin tamamlandığı döneme ilişkin bir koruma altında olduğunu öngörür.
Şahsî iflas bakımından m.98/1, Kurulun; sermaye piyasası kurumlarının iflası veya tedricî tasfiyeye girmesi durumlarında, m.97 uyarınca sorumlulukları tespit edilmiş bulunmak kaydıyla doğrudan veya dolaylı yüzde onundan fazla paya sahip ortaklarının, görevden ayrılmış olan veya görevde bulunan yönetim kurulu üyelerinin ve imzaya yetkili yöneticilerinin, portföy yönetim şirketi yöneticilerinin ve konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı fonlarının fon kurulu üyelerinin şahsen iflaslarını istemeye yetkili olduğunu düzenler.
İzinsiz faaliyet bakımından m.99/1, Kurulun izinsiz sermaye piyasası faaliyetlerinin durdurulması için gerekli her türlü tedbiri almaya yetkili olduğunu belirtir.
İflas ve tedricî tasfiye süreçlerinin icra hukuku boyutu iflas yoluyla takip yazımızda ele alındı.
İdari Para Cezası: m.103
6362 sayılı Kanun m.103/1, bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceğini düzenler.
Aynı fıkra bir alt sınır getirir: yükümlülüğe aykırılık dolayısıyla menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz.
Tüzel kişiler bakımından 2020 yılında eklenen cümle ayrı bir hesap yöntemi öngörür: tüzel kişilere, aykırılığın ağırlığı ve etkilediği mağdur sayısı dikkate alınarak birinci cümledeki asgari miktardan az olmamak üzere, bağımsız denetimden geçmiş yıllık finansal tablolarında yer alan brüt satış hasılatının yüzde biri ile vergi öncesi kârının yüzde yirmisinden yüksek olanına kadar idari para cezası verilir.
Bu hüküm, tüzel kişilere verilecek cezanın üst sınırını sabit bir tutardan çıkarıp malî büyüklüğe bağlar.
Organ ve temsilci bakımından m.103/2, birinci fıkradaki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişinin bir özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi olması veya organ ya da temsilcisi olmamakla birlikte bu tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi olması hâlinde, ayrıca tüzel kişi hakkında da birinci fıkra hükmüne göre idari para cezası verileceğini düzenler.
Aynı fıkra bir istisna öngörür: aykırılığın, temsilcisi olunan veya adına hareket edilen tüzel kişinin zararına bir sonuç doğurması hâlinde tüzel kişiye idari para cezası verilmez.
Pay alım teklifi bakımından m.103/3, m.26 uyarınca ve gerekirse Kurulca verilebilecek ek süre zarfında pay alım teklifi zorunluluğunu yerine getirmeyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında Kurul tarafından pay alım teklifine konu payların toplam bedeline kadar idari para cezası verileceğini belirtir.
Piyasa Bozucu Eylem: m.104
6362 sayılı Kanun m.104/1, makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin, bir suç oluşturmadığı takdirde piyasa bozucu nitelikte eylem sayılacağını düzenler.
Aynı fıkra, Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceğini; bu suretle menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarının bu menfaatin iki katından az olamayacağını belirtir.
Bu hükümde iki unsur dikkat çeker. Birincisi, eylemin suç oluşturmaması şartıdır: fiil m.106 veya m.107’deki suçları oluşturuyorsa bu madde uygulanmaz. İkincisi, “makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan” ölçütüdür; savunmanın merkezine bu gerekçenin konulabileceğini gösterir.
İdari para cezalarının çerçevesi
| Tür | Alt-üst sınır | Menfaat hâlinde | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Genel aykırılık | 20.000 TL – 250.000 TL | Menfaatin iki katından az olamaz | m.103/1 |
| Tüzel kişilerde | Asgari miktardan az olmamak üzere brüt satış hasılatının %1’i ile vergi öncesi kârın %20’sinden yüksek olanına kadar | — | m.103/1 |
| Pay alım teklifi | Teklife konu payların toplam bedeline kadar | — | m.103/3 |
| Piyasa bozucu eylem | 20.000 TL – 500.000 TL | Menfaatin iki katından az olamaz | m.104/1 |
| Birden çok kabahat | Bir ceza verilir ve iki kat artırılır | Menfaat veya zararın üç katından az olamaz | m.105/2 |
Uygulama Usulü: m.105
6362 sayılı Kanun m.105/1, idari para cezalarının uygulanmasından önce ilgilinin savunmasının alınacağını; savunma istendiğine ilişkin yazının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde savunma verilmemesi hâlinde ilgilinin savunma hakkından feragat ettiğinin kabul edileceğini düzenler.
Bu otuz günlük süre, idari sürecin ilk kritik aşamasıdır. Savunma verilmemesi hâlinde hak kaybı doğmaz; ancak idari aşamada ileri sürülmeyen hususların dava aşamasında değerlendirilmesi güçleşir.
Birden çok kabahat bakımından m.105/2, bu Kanunda tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili hükme göre ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verileceğini ve verilecek cezanın iki kat artırılacağını düzenler.
Aynı fıkra bir alt sınır ekler: bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az olamaz.
Tahsilat bakımından m.105/3, tahsil edilen idari para cezalarının yüzde ellisinin genel bütçeye gelir kaydedileceğini, yüzde ellisinin gelir kaydedilmek üzere Yatırımcı Tazmin Merkezine aktarılacağını belirtir.
Kanun yolu bakımından m.105/4 açıktır: bu Kanun uyarınca verilen idari para cezası kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.
Bu hüküm, sermaye piyasası idari para cezalarını sulh ceza hâkimliği yolundan ayırır ve idare mahkemesine yönlendirir.
İptal Davası: Süre ve Usul
Kurul kararlarına karşı açılacak dava, idari yargılama usulüne tabidir.
2577 sayılı Kanun m.7/1, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğunu düzenler.
Sürenin başlangıcı bakımından m.7/2-(a), idari uyuşmazlıklarda sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağını belirtir.
İlan yoluyla bildirim bakımından m.7/3, adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hâllerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça sürenin son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra işlemeye başlayacağını düzenler.
Düzenleyici işlemler bakımından m.7/4, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağını; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceklerini belirtir. Aynı fıkra, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmadığını öngörür.
Bu son cümle, Kurul tebliğlerine dayanılarak tesis edilen bireysel işlemlere karşı açılacak davalarda önem taşır.
Üst Makama Başvuru ve Sürenin Durması
Dava açmadan önce idareye başvurma imkânı, süre bakımından sonuç doğurur.
2577 sayılı Kanun m.11/1, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce; idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceğini düzenler. Aynı fıkra, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağını belirtir.
m.11/2, otuz gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağını öngörür.
Aynı maddenin devamı, otuz günlük süre içinde idarece verilen cevabın kesin olmaması hâlinde ilgilinin bu cevabı isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebileceğini; bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceğini belirtir. Ancak bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez.
Aynı madde, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hâllerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceğini düzenler.
Süre tablosu
| Aşama | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Savunma | Otuz gün | Savunma istem yazısının tebliği | 6362 s.K. m.105/1 |
| İptal davası | Altmış gün | Yazılı bildirimi izleyen gün | 2577 s.K. m.7/1, m.7/2-(a) |
| İlan yoluyla bildirimde | Son ilan tarihini izleyen günden on beş gün sonra işlemeye başlar | Son ilan tarihi | 2577 s.K. m.7/3 |
| Düzenleyici işlemde | Altmış gün | İlan tarihini izleyen gün | 2577 s.K. m.7/4 |
| Üst makama başvuru | Dava açma süresi içinde | —; başvuru süreyi durdurur | 2577 s.K. m.11/1 |
| İdarenin cevabı | Otuz gün; cevapsızlık ret sayılır | Başvuru tarihi | 2577 s.K. m.11/2 |
| Kesin cevabı bekleme | En çok dört ay | Başvuru tarihi | 2577 s.K. m.11 |
Yürütmenin Durdurulması: İki Şart Birlikte
İdari işlemin uygulanmasının durdurulması, dava açılmasıyla kendiliğinden gerçekleşmez.
2577 sayılı Kanun m.27/1, Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılmasının dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmayacağını düzenler.
m.27/2, Danıştay veya idari mahkemelerin; idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebileceklerini belirtir.
İki şart birliktedir: telafisi güç veya imkânsız zarar ve açıkça hukuka aykırılık. Birinin bulunmaması hâlinde karar verilemez.
Aynı fıkra bir istisna öngörür: uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir.
Gerekçe zorunluluğu bakımından aynı fıkra, yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğunun ve işlemin uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesinin zorunlu olduğunu düzenler.
Teminat bakımından m.27/6, yürütmenin durdurulması kararlarının teminat karşılığında verileceğini; ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabileceğini belirtir. Aynı fıkra, idareden ve adlî yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmayacağını öngörür.
İtiraz bakımından m.27/7, yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı maddede gösterilen mercilere itiraz edilebileceğini düzenler.
Dilekçede Gösterilecek Hususlar
İptal davasında dilekçenin iki ayrı eksende kurulması gerekir.
Birinci eksen, işlemin hukuka aykırılığıdır. Burada yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları ayrı ayrı incelenir. Sermaye piyasası bakımından sebep unsuru öne çıkar: cezaya dayanak yapılan aykırılığın gerçekten mevcut olup olmadığı tartışılır.
İkinci eksen, yürütmenin durdurulması talebidir. m.27/2’deki iki şartın somut olayda nasıl gerçekleştiği ayrı ayrı gösterilmelidir.
Usul bakımından ise savunma aşamasının nasıl işlediği önem taşır. m.105/1 uyarınca savunma alınmadan ceza verilmişse bu, şekil unsuru bakımından bir sakatlık oluşturur.
İptal sebeplerinin kontrolü
| Unsur | Kontrol edilecek husus |
|---|---|
| Yetki | İşlemi tesis eden organın yetkili olup olmadığı |
| Şekil | Savunma alınıp alınmadığı; otuz günlük sürenin usulüne uygun işletilip işletilmediği |
| Sebep | Cezaya dayanak yapılan aykırılığın maddi olarak gerçekleşip gerçekleşmediği |
| Konu | Verilen cezanın kanundaki alt ve üst sınırlar içinde olup olmadığı; hesap yönteminin doğruluğu |
| Maksat | İşlemin kamu yararı amacına uygun olup olmadığı |
| Orantılılık | m.103/1’deki takdir aralığının aykırılığın ağırlığıyla orantılı kullanılıp kullanılmadığı |
İptal Davası Dilekçesi Örneği
Aşağıdaki metin, Kurul tarafından verilen idari para cezasına karşı açılacak iptal davası için hazırlanmış çerçevedir. İşlemin türüne göre ileri sürülecek hususlar değişir.
[ ] İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
DAVACI: [Ad Soyad / Unvan] — [TC/Vergi No] — [Adres]
VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]
DAVALI: Sermaye Piyasası Kurulu
DAVA KONUSU İŞLEM: Sermaye Piyasası Kurulu’nun [tarih] tarih ve [ ] sayılı kararı ile müvekkil hakkında uygulanan [tutar] TL idari para cezası
TEBLİĞ TARİHİ: [tarih]
İSTEM: İşlemin iptali ile yürütmenin durdurulması istemidir.
AÇIKLAMALAR
1. Müvekkil hakkında, [ ] gerekçesiyle Sermaye Piyasası Kanunu’nun [103.] maddesi uyarınca [tutar] TL idari para cezası uygulanmıştır. Karar müvekkile [tarih] tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davanın süresinde açıldığı — İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7
Anılan maddenin birinci fıkrası, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğunu; ikinci fıkrasının (a) bendi ise idari uyuşmazlıklarda sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağını öngörmektedir. İşbu dava bu süre içinde açılmaktadır.
Görevli yargı yolu — Sermaye Piyasası Kanunu m.105/4
Anılan fıkra, bu Kanun uyarınca verilen idari para cezası kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceğini açıkça düzenlemektedir.
Şekil unsuru bakımından hukuka aykırılık — Sermaye Piyasası Kanunu m.105/1
Anılan fıkra, idari para cezalarının uygulanmasından önce ilgilinin savunmasının alınacağını ve savunma istendiğine ilişkin yazının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde savunma verilmemesi hâlinde savunma hakkından feragat edildiğinin kabul edileceğini öngörmektedir. [Somut durum: savunma istem yazısının tebliğ edilmemesi, otuz günlük sürenin beklenmeden karar verilmesi, savunmada ileri sürülen hususların değerlendirilmemesi gibi.]
Sebep unsuru bakımından hukuka aykırılık
Cezaya dayanak yapılan aykırılık maddi olarak gerçekleşmemiştir. [Somut açıklama: işlemin mevzuata uygun yapıldığı, dayanak alınan verinin hatalı olduğu, isnat edilen fiilin müvekkilin faaliyet alanına girmediği gibi.] Bu hususlar ekte sunulan [belge] ile ortaya konulmaktadır.
Konu unsuru ve orantılılık bakımından — Sermaye Piyasası Kanunu m.103
Anılan madde, cezayı alt ve üst sınırlar arasında belirleme konusunda idareye takdir yetkisi tanımaktadır. Somut olayda [aykırılığın ağırlığı, etkilenen kişi sayısı, menfaat temin edilip edilmediği] dikkate alınmaksızın üst sınıra yakın bir ceza uygulanmıştır. [Tüzel kişi ise: Aynı fıkra, tüzel kişilerde üst sınırı brüt satış hasılatının yüzde biri ile vergi öncesi kârın yüzde yirmisinden yüksek olanına bağlamakta olup, hesaplamada esas alınan tutarlar hatalıdır.]
Yürütmenin durdurulması talebimiz — İdari Yargılama Usulü Kanunu m.27
Anılan maddenin ikinci fıkrası, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceğini öngörmektedir. İşlem yukarıda açıklandığı üzere açıkça hukuka aykırıdır. Ayrıca cezanın tahsili hâlinde müvekkilin [faaliyetlerinin sürdürülemez hâle gelmesi, malî yapısının bozulması gibi] telafisi güç zararlar doğacaktır.
HUKUKİ SEBEPLER: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.96, m.103, m.104, m.105; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7, m.11, m.27; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: Dava konusu Kurul kararı ve tebliğ belgesi; savunma istem yazısı ve müvekkilin savunması; işleme dayanak yapılan denetim ve inceleme raporları; müvekkilin finansal tabloları; bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Öncelikle İdari Yargılama Usulü Kanunu m.27 uyarınca yürütmenin durdurulmasına,
2. Dava konusu işlemin iptaline,
3. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini vekâleten talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]
Dilekçede tebliğ tarihinin açıkça gösterilmesi gerekir; 2577 sayılı Kanun m.7/2-(a) altmış günlük süreyi bu tarihe bağlamaktadır.
Yatırımcı Bakımından Kurul Kararlarının Değeri
Kurul kararları, yatırımcının açacağı tazminat davasında doğrudan hüküm ifade etmez; ancak iki bakımdan önem taşır.
Birincisi delil değeridir. Kurulun aykırılığı tespit eden işlemi, tazminat davasında kusurun ve mevzuata aykırılığın ortaya konulmasında kullanılır. Bu, özellikle saklayıcı ve aracı kuruluş sorumluluğunda belirleyici olabilir; bu konular portföy saklayıcısının sorumluluğu ve satışa aracılık eden kuruluşun sorumluluğu yazılarımızda ele alındı.
İkincisi zamanaşımı bakımındandır. Kurul bülteni veya işleminin kamuya duyurulduğu tarih, TBK m.72’deki öğrenme anının tespitinde dayanak yapılabilir.
Buna karşılık idari para cezası, yatırımcıya doğrudan bir ödeme sağlamaz. m.105/3 uyarınca tahsil edilen cezaların yüzde ellisi genel bütçeye, yüzde ellisi Yatırımcı Tazmin Merkezine aktarılır. Yatırımcının tazminini sağlayan yol, kendi açacağı davadır.
Yatırımcı tazmin mekanizmasının kendi şartları ise m.82’de düzenlenmiştir ve ayrı bir yola işaret eder.
Sık Yapılan Hatalar
Birinci hata, otuz günlük savunma süresini kullanmamaktır. m.105/1, bu süre içinde savunma verilmemesi hâlinde savunma hakkından feragat edildiğinin kabul edileceğini belirtir.
İkinci hata, idari para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurmaktır. m.105/4, bu Kanun uyarınca verilen idari para cezası kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceğini düzenler.
Üçüncü hata, altmış günlük dava süresini kaçırmaktır. 2577 sayılı Kanun m.7/1 süreyi altmış gün olarak belirler ve m.7/2-(a) uyarınca süre yazılı bildirimi izleyen günden başlar.
Dördüncü hata, üst makama başvurunun süreyi durdurduğunu bilmemektir. m.11/1, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağını öngörür.
Beşinci hata, dava açılmasının işlemi durduracağını sanmaktır. m.27/1, dava açılmasının dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmayacağını belirtir.
Altıncı hata, yürütmenin durdurulması talebinde tek şarta dayanmaktır. m.27/2, telafisi güç veya imkânsız zarar ile açıkça hukuka aykırılık şartlarının birlikte gerçekleşmesini arar.
Yedinci hata, tüzel kişilere verilecek cezada üst sınırı sabit sanmaktır. m.103/1, tüzel kişilerde üst sınırı brüt satış hasılatının yüzde biri ile vergi öncesi kârın yüzde yirmisinden yüksek olanına bağlar.
Sekizinci hata, düzenleyici işlem iptal edilmedikçe ona dayalı işleme karşı dava açılamayacağını düşünmektir. m.7/4, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmadığını açıkça belirtir.
Sıkça Sorulan Sorular
SPK hangi hâllerde tedbir alabilir?
6362 sayılı Kanun m.96/1, sermaye piyasası kurumlarının mevzuat, Kurulca belirlenen standartlar, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine aykırı faaliyetlerinin tespit edilmesi hâlinde Kurulun; aykırılığın giderilmesini isteme, faaliyet kapsamını sınırlandırma, geçici olarak durdurma, yetkileri iptal etme ve öngöreceği diğer her türlü tedbiri alma yetkisini düzenler.
Yöneticiler hakkında hangi tedbirler alınabilir?
6362 sayılı Kanun m.96/2, Kurulun; sorumluluğu tespit edilen yöneticilerin ve çalışanların lisanslarını geçici veya sürekli olarak iptal etmeye, haklarında suç duyurusunda bulunulması kararından itibaren yargılama sonuçlanıncaya kadar imza yetkilerini sınırlandırmaya veya kaldırmaya, sorumluluğu mahkeme kararıyla tespit edilen yönetim kurulu üyelerini görevden almaya yetkili olduğunu düzenler.
Malî durumun bozulması hâlinde ne olur?
6362 sayılı Kanun m.97/1, sermaye yeterliliğinin sağlanamaması, nakit ödeme ve finansal araç teslim yükümlülüklerinin yerine getirilememesi veya malî yapının ciddi surette zayıflaması hâlinde Kurulun; üç ayı geçmemek üzere malî yapının güçlendirilmesini isteme, faaliyetleri durdurma, yetkileri kaldırma, yatırımcıları tazmin kararı verme, tedricî tasfiyeye karar verme ve doğrudan iflas isteme yetkilerini düzenler.
İdari para cezasının miktarı nedir?
6362 sayılı Kanun m.103/1, bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere, standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceğini; menfaat temin edilmişse cezanın bu menfaatin iki katından az olamayacağını düzenler.
Tüzel kişilerde ceza nasıl hesaplanır?
6362 sayılı Kanun m.103/1’e eklenen cümle, tüzel kişilere aykırılığın ağırlığı ve etkilediği mağdur sayısı dikkate alınarak asgari miktardan az olmamak üzere, bağımsız denetimden geçmiş yıllık finansal tablolarında yer alan brüt satış hasılatının yüzde biri ile vergi öncesi kârının yüzde yirmisinden yüksek olanına kadar idari para cezası verileceğini düzenler.
Organ veya temsilciye ceza verilirse tüzel kişi de ceza alır mı?
6362 sayılı Kanun m.103/2, aykırı hareket eden kişinin özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi olması ya da faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi olması hâlinde ayrıca tüzel kişi hakkında da idari para cezası verileceğini; ancak aykırılığın tüzel kişinin zararına bir sonuç doğurması hâlinde tüzel kişiye ceza verilmeyeceğini düzenler.
Piyasa bozucu eylem nedir?
6362 sayılı Kanun m.104/1, makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerin bir suç oluşturmadığı takdirde piyasa bozucu nitelikte eylem sayılacağını ve yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceğini düzenler.
Ceza verilmeden önce savunma alınır mı?
6362 sayılı Kanun m.105/1, idari para cezalarının uygulanmasından önce ilgilinin savunmasının alınacağını; savunma istendiğine ilişkin yazının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde savunma verilmemesi hâlinde ilgilinin savunma hakkından feragat ettiğinin kabul edileceğini düzenler.
Birden çok kabahat işlenirse ne olur?
6362 sayılı Kanun m.105/2, bu Kanunda tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde bir idari para cezası verileceğini ve cezanın iki kat artırılacağını; menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde cezanın bu menfaat veya zararın üç katından az olamayacağını düzenler.
Ceza tutarları nereye aktarılır?
6362 sayılı Kanun m.105/3, tahsil edilen idari para cezalarının yüzde ellisinin genel bütçeye gelir kaydedileceğini, yüzde ellisinin gelir kaydedilmek üzere Yatırımcı Tazmin Merkezine aktarılacağını düzenler.
Karara karşı hangi yola başvurulur?
6362 sayılı Kanun m.105/4, bu Kanun uyarınca verilen idari para cezası kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceğini düzenler.
Dava açma süresi ne kadardır?
2577 sayılı Kanun m.7/1, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğunu; m.7/2-(a) ise idari uyuşmazlıklarda sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağını düzenler.
Üst makama başvuru süreyi etkiler mi?
2577 sayılı Kanun m.11/1, idari dava açılmadan önce işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının idari dava açma süresi içinde istenebileceğini ve bu başvurmanın işlemeye başlamış olan dava açma süresini durduracağını düzenler. m.11/2, otuz gün içinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağını belirtir.
Dava açmak işlemi durdurur mu?
Hayır. 2577 sayılı Kanun m.27/1, Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılmasının dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmayacağını düzenler.
Yürütmenin durdurulması hangi şartlara bağlıdır?
2577 sayılı Kanun m.27/2, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceğini düzenler.
İlgili Rehberler
- Portföy saklayıcısının sorumluluğu
- Satışa aracılık eden kuruluşun sorumluluğu
- Fon zararında zamanaşımı
- İflas yoluyla takip
- Fon zararı kısmi dava dilekçesi örneği
- Fon yöneticilerinin malvarlığına el konulması
- Portföy yönetim şirketine karşı icra takibi
- Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi
Dava açmak işlemi durdurmaz
Yürütmenin durdurulması iki şartın birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Değerlendirme için: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppDosyanız için değerlendirme
Savunma aşaması ve altmış günlük dava süresini birlikte planlayalım. Telefon: 0554 648 37 15
İletişime GeçinBu içerik sermaye piyasası ve idare hukuku alanındadır.
Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi · 12. Yargı Paketi rehberi · Tüm hukuk dalları


