Menfi Tespit ve İstirdat Davası 2026 (İİK m.72): Takibin Durdurulması, Teminat, Tazminat ve Dilekçe Örneği — Haciz İhbarnamesi ve Kesin Hüküm Sınırıyla Birlikte
20 Eylül 2026

Menfi Tespit ve İstirdat Davası 2026 (İİK m.72): Takibin Durdurulması, Teminat, Tazminat ve Dilekçe Örneği — Haciz İhbarnamesi ve Kesin Hüküm Sınırıyla Birlikte

Menfi tespit davası, borçlu olunmadığının tespiti için açılır ve İİK m.72’de düzenlenir. Davanın açılma zamanı sonucu doğrudan belirler: m.72/2 uyarınca icra takibinden önce açılan davada mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında takibin durdurulmasına ihtiyati tedbir kararı verebilir; m.72/3 uyarınca takipten sonra açılan davada takip durdurulamaz, borçlu yalnızca teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Risk her iki yönde de asgari yüzde yirmi oranındadır: dava alacaklı lehine sonuçlanırsa m.72/4 uyarınca alacaklının geç tahsilden doğan zararı teminattan alınır ve yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez; dava borçlu lehine sonuçlanır ve takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa m.72/5 uyarınca borçlunun zararı alacaklıdan tahsil edilir ve bu da yüzde yirmiden az olamaz. Borç ödenmiş ve tedbir alınmamışsa dava istirdat davasına döner; bağımsız istirdat için m.72/7 uyarınca ödemeden itibaren bir yıllık süre işler.

Takip başlamadan harekete geçin

Takipten önce açılan menfi tespit davasında takibin durdurulması istenebilir; sonrasında bu imkân yoktur. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Takibi durdurmanın iki ayrı penceresi

Takipten önce açılan davada takip durdurulabilir. İİK m.72/2, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceğini düzenler.

Takipten sonra açılan davada durdurulamaz. m.72/3, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini belirtir. Borçlu ancak, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.

Ödeme yapılmışsa dava istirdada döner. m.72/6, borçlunun menfi tespit davası kapsamında tedbir kararı almamış ve borcun da ödenmiş olması hâlinde davaya istirdat davası olarak devam edileceğini düzenler.

Menfi Tespit Davası Nedir?

İİK m.72/1, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabileceğini düzenler. Dava, bir borcun mevcut olmadığının tespitine yöneliktir.

Fon tasfiyesi dosyalarında bu dava üç ayrı senaryoda gündeme gelir. Birincisi, haciz ihbarnamesine muhatap olan üçüncü kişinin konumudur; İİK m.89, ikinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu ödemeyen üçüncü şahsa, on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması gerektiğinin bildirileceğini öngörür.

İkincisi, yatırımcının kendisinin borçlu konumuna düşmesidir. Fona yatırım yapmak için kredi kullanan ve taksitlerini ödeyemeyen yatırımcı, banka takibiyle karşılaşabilir; bu durumda borcun varlığına veya miktarına ilişkin uyuşmazlıklar menfi tespit yoluyla tartışılır. Bu senaryo kredi çekip fona yatırdım yazımızda ele alındı.

Üçüncüsü, aleyhine haksız takip başlatılan kişinin durumudur. Fon tasfiyesi gibi çok taraflı olaylarda, sıfatı bulunmayan kişilere yöneltilen takipler ortaya çıkabilir.

Yatırım tavsiyesi değildir. Bu yazı hiçbir fonun alınması, satılması veya elde tutulması yönünde öneri içermez ve somut bir dosya hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. Teminat oranları ve tazminat sonuçları dosyanın niteliğine göre değerlendirilir.

Takipten Önce Açılan Dava: Takibin Durdurulması

İİK m.72/2, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceğini düzenler.

Bu hükmün üç unsuru vardır. Dava takipten önce açılmış olmalıdır. Talep bulunmalıdır; mahkeme kendiliğinden bu yönde karar vermez. Teminat gösterilmelidir ve bu teminat alacağın yüzde on beşinden az olamaz.

Teminat oranı alt sınırdır; mahkeme daha yüksek bir oran belirleyebilir. Teminatın türü bakımından genel hükümler uygulanır.

Takibin durdurulması kararı, takibin ilerlemesini engeller; ancak bu geçici bir korumadır ve davanın sonucuna bağlıdır.

Takipten Sonra Açılan Dava: Takip Durmaz

İİK m.72/3 açık bir sınır koyar: icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez.

Bu hüküm, takibin başlamasından sonra açılan davanın icrayı durdurmayacağı anlamına gelir. Borçlunun elinde kalan imkân sınırlıdır: aynı fıkra, borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceğini öngörür.

Yani takip devam eder, haciz yapılır, satış yapılabilir; ancak elde edilen para icra veznesinde tutulur ve alacaklıya ödenmez. Bu, borçlu bakımından tam bir koruma değildir; alacaklının parayı almasını geciktirir.

Bu ayrımın pratik sonucu, davanın açılma zamanının belirleyici olmasıdır. Takip başlamadan önce harekete geçilmesi, takip başladıktan sonra elde edilemeyecek bir koruma sağlar.

Davanın açılma zamanına göre koruma

Durumİstenebilecek korumaTeminatDayanak
Takipten önce açılan davaİcra takibinin durdurulmasıAlacağın en az %15’iİİK m.72/2
Takipten sonra açılan davaTakip durdurulamaz; yalnızca veznedeki paranın alacaklıya verilmemesiAlacağın en az %15’i ve gecikme zararlarının karşılanmasıİİK m.72/3
Borç ödenmiş ve tedbir alınmamışDava istirdat davası olarak devam ederİİK m.72/6

Dava Alacaklı Lehine Sonuçlanırsa

İİK m.72/4, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararının kalkacağını belirtir. Aynı fıkra, buna dair hükmün kesinleşmesi hâlinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağını düzenler.

Zararın nasıl belirleneceği de aynı fıkrada gösterilmiştir: alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır ve bu zarar her hâlde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.

Bu oran, menfi tespit davasının borçlu bakımından taşıdığı riski gösterir. Dava kaybedilirse, tedbir kararı alınmış olması hâlinde alacaklının zararı asgari yüzde yirmi oranında takdir edilecektir. Bu nedenle tedbir talebinin, davanın kazanılma ihtimali değerlendirilerek yapılması gerekir.

Dava Borçlu Lehine Sonuçlanırsa

İİK m.72/5, dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takibin duracağını; ilamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icranın kısmen veya tamamen eski hâle iade edileceğini düzenler.

Aynı fıkra bir tazminat imkânı da getirir: borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.

Bu hüküm iki şart arar: takibin haksız olması ve kötü niyetli olması. Sadece haksızlık yeterli değildir; kötüniyetin de ortaya konulması gerekir. Ayrıca tazminata resen değil, borçlunun talebi üzerine hükmedilir.

Davanın sonucuna göre tazminat

SonuçKim tazminat öderAsgari oranŞart
Dava alacaklı lehineBorçlu (teminattan)Alacağın %20’sinden az olamazTedbir kararı alınmış olması ve hükmün kesinleşmesi
Dava borçlu lehineAlacaklıTakip konusu alacağın %20’sinden az olamazTakibin haksız ve kötü niyetli olması; borçlunun talebi

Her iki hâlde de asgari yüzde yirmi oranı öngörülmüştür. Bu simetri, menfi tespit davasının her iki taraf için de ciddi bir risk taşıdığını gösterir.

İstirdat Davası: Ödenen Paranın Geri Alınması

İİK m.72/6, borçlunun menfi tespit davası kapsamında tedbir kararı almamış ve borcun da ödenmiş olması hâlinde davaya istirdat davası olarak devam edileceğini düzenler. Yani dava kendiliğinden nitelik değiştirir; yeni bir dava açmaya gerek yoktur.

Bağımsız istirdat davası ise m.72/7’de düzenlenmiştir: takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.

Bu fıkradaki bir yıllık süre önemlidir ve ödeme tarihinden işler. Süre kaçırıldığında istirdat yolu kapanır; genel hükümlere göre sebepsiz zenginleşme talebinin şartları ayrıca değerlendirilir.

İspat yükü bakımından m.72/9 özel bir kural getirir: davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur. Bu, menfi tespit davasındaki ispat düzeninden farklı bir yapı kurar.

Yetkili Mahkeme

İİK m.72/8, menfi tespit ve istirdat davalarının takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceğini düzenler.

Bu, davacıya seçimlik bir yetki tanır. Genel yetki kuralı olan HMK m.6/1’e göre davalının yerleşim yeri mahkemesi zaten yetkilidir; İİK m.72/8 buna takip yerini de ekler.

Görev bakımından ise genel hükümler uygulanır. Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse TTK m.5/1 uyarınca asliye ticaret mahkemesi görevlidir; ayrıca TTK m.5/A uyarınca konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu husus, menfi tespit davası açılmadan önce mutlaka değerlendirilmelidir.

Haciz İhbarnamesine Muhatap Üçüncü Kişi

Fon dosyalarında menfi tespit davasının en sık gündeme geldiği hâl, haciz ihbarnamesine muhatap olan üçüncü kişinin konumudur.

İİK m.89/1, borçlunun üçüncü şahıs elindeki alacağı veya taşınır malı haczedilirse icra memurunun haciz ihbarnamesi göndereceğini düzenler. m.89/2, üçüncü şahsın; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı gibi bir iddiada ise, keyfiyeti haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecbur olduğunu belirtir.

m.89/3, yedi gün içinde itiraz edilmemesi hâlinde malın yedinde veya borcun zimmetinde sayılacağını ve ikinci bir ihbarname gönderileceğini; bu ihbarnameye de süresi içinde itiraz edilmemesi hâlinde zimmette sayılan borcun ödenmesinin veya malın teslim edilmesinin isteneceğini düzenler. Aynı fıkra, bu aşamada da hareket edilmemesi hâlinde üçüncü şahsa on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması gerektiğinin bildirileceğini öngörür.

Dolayısıyla üçüncü kişi bakımından menfi tespit davası, süreleri kaçırdıktan sonra kalan son yoldur. Bu yolun da on beş günlük bir süreye bağlanmış olması, haciz ihbarnamelerinin takibini zorunlu kılar. Haciz ihbarnamesi usulü ilamlı icra ve tahsil yazımızda ayrıntılı ele alındı.

İlamlı Takipte Menfi Tespit Mümkün mü?

Menfi tespit davası, borcun varlığının tespitine yöneliktir. Borcun varlığı bir mahkeme hükmüyle tespit edilmişse, aynı borcun yokluğunun ayrı bir davayla ileri sürülmesi kesin hüküm engeliyle karşılaşır.

İlamlı takipte borçlunun elindeki yollar farklıdır ve bunlar İİK’nın ilamlı icraya ilişkin hükümlerinde düzenlenmiştir. m.33, icra emrinin tebliği üzerine borçlunun yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal ya da itfa edildiği itirazında bulunabileceğini; bu iddiaların belgeye dayandırılması gerektiğini öngörür.

m.71/1 ise ilamsız takip bakımından benzer bir imkân tanır: borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini yahut alacaklının kendisine bir mühlet verdiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse, takibin iptal veya talikini her zaman icra mahkemesinden isteyebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığının ileri sürülmesi hâlinde m.33/a hükmünün kıyasen uygulanacağını belirtir.

Bu nedenle borçlunun hangi yola başvuracağı, takibin ilamlı mı ilamsız mı olduğuna ve iddianın niteliğine göre belirlenir.

Borçlunun başvurabileceği yollar

Takip türüİddiaYolDayanak
İlamsızBorçlu olmadığıMenfi tespit davasıİİK m.72/1
İlamsızKesinleşmeden sonra itfa veya mühletİcra mahkemesinden takibin iptali veya talikiİİK m.71/1
İlamsızKesinleşmeden sonra zamanaşımım.33/a kıyasen uygulanırİİK m.71/2
İlamlıZamanaşımı, imhal veya itfaYedi gün içinde icra mahkemesine başvuruİİK m.33
İlamlıKanun yolu aşamasında icranın durdurulmasıTeminat karşılığı icranın geri bırakılmasıİİK m.36
Her ikisiBorç olmadığı hâlde ödeme yapılmışİstirdat davası; ödemeden itibaren bir yılİİK m.72/7

Dava Açarken Dikkat Edilecekler

Menfi tespit davası açılırken belirlenmesi gereken hususlar şunlardır.

Birincisi zamanlamadır. Takipten önce açılan dava, takibin durdurulması imkânı sağlar; takipten sonra açılan davada bu imkân yoktur. Takip beklentisi varsa harekete geçmenin zamanı, ihtarname veya ödeme talebinin ulaştığı andır.

İkincisi teminattır. m.72/2 ve m.72/3, her iki hâlde de alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat öngörür. Teminatın hazır edilmesi, talebin sonuçsuz kalmamasını sağlar.

Üçüncüsü dava şartıdır. TTK m.5/A, ticari dava niteliğindeki menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak sayar; 6325 sayılı Kanun m.18/A-2 uyarınca son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenir.

Dördüncüsü risk hesabıdır. Dava kaybedilirse m.72/4 uyarınca alacaklının zararı asgari yüzde yirmi oranında takdir edilir ve gösterilen teminattan alınır.

Beşincisi ispat yüküdür. Menfi tespit davasında borçlu, borçlu bulunmadığını ispat eder; istirdat davasında ise m.72/9 uyarınca davacı yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.

Menfi Tespit Dava Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, takipten önce açılan ve takibin durdurulması talebini içeren bir dava için hazırlanmış çerçevedir. Her dosyada ileri sürülecek hususlar, borcun dayandığı ilişkiye ve elde bulunan belgelere göre değişir.

[ ] ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DAVACI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No] — [Adres]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

DAVALI: [Alacaklı] — [Adres]

KONU: Müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile başlatılacak icra takibinin teminat karşılığında durdurulması istemidir.

DAVA DEĞERİ: [ ] TL

AÇIKLAMALAR

1. Davalı, müvekkilden [tutar] TL alacaklı olduğu iddiasıyla [tarih] tarihli ihtarname göndermiş ve ödeme talep etmiştir. İhtarname örneği ekte sunulmuştur.

2. Müvekkilin davalıya bu tutarda bir borcu bulunmamaktadır. [Borcun bulunmadığına ilişkin somut açıklama: ödemenin yapıldığı, sözleşmenin kurulmadığı, tutarın hatalı hesaplandığı gibi.] Bu husus ekte sunulan [belge] ile sabittir.

Borçlu bulunmadığının tespiti — İcra ve İflas Kanunu m.72/1

Anılan fıkra, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabileceğini düzenlemektedir. Müvekkil hakkında henüz icra takibi başlatılmamış olup işbu dava takipten önce açılmaktadır.

Takibin durdurulması talebi — İcra ve İflas Kanunu m.72/2

Anılan fıkra, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceğini öngörmektedir. Mahkemenizce takdir edilecek teminatı yatırmaya hazır olduğumuzu beyanla, davalı tarafından başlatılacak icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep ediyoruz.

Dava şartı olarak arabuluculuk

Uyuşmazlık konusunda [tarih] tarihinde arabuluculuk bürosuna başvurulmuş, [tarih] tarihli son tutanakla anlaşmaya varılamadığı tespit edilmiştir. 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinin ikinci fıkrası uyarınca son tutanağın [aslı/onaylı örneği] dilekçe ekinde sunulmuştur.

HUKUKİ SEBEPLER: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ilgili hükümleri; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4, m.5, m.5/A; 6325 sayılı Kanun m.18/A; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Davalının keşide ettiği ihtarname; [ödeme belgeleri, hesap ekstreleri, sözleşme]; ticari defterler; arabuluculuk son tutanağı; bilirkişi incelemesi; tanık ve her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Mahkemenizce takdir edilecek teminat karşılığında, davalı tarafından başlatılacak icra takibinin durdurulmasına,

2. Müvekkilin davalıya [tutar] TL borçlu olmadığının tespitine,

3. Takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması hâlinde İcra ve İflas Kanunu m.72/5 uyarınca tazminata hükmedilmesine,

4. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]

Takip başlatıldıktan sonra açılacak davada bu dilekçenin takibin durdurulmasına ilişkin bölümü değişir; İİK m.72/3 uyarınca yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi istenebilir.

Kesin Hüküm ve İkinci Dava Sınırı

Menfi tespit davası, borcun varlığını tartışmaya açar. Bu nedenle aynı borç hakkında daha önce verilmiş bir hüküm varsa sınırla karşılaşılır.

HMK m.303/1, bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olmasının gerektiğini düzenler.

Bu üç unsurun birlikte bulunması hâlinde ikinci dava kesin hüküm engeliyle karşılaşır. HMK m.114/1-(i), kesin hüküm bulunmamasını dava şartları arasında sayar; dolayısıyla bu husus mahkemece resen gözetilir.

İlamlı takiplerde menfi tespit davasının kural olarak gündeme gelmemesinin sebebi budur. Borcun varlığı hükümle tespit edilmişse, aynı borcun yokluğunun ayrı bir davayla ileri sürülmesi mümkün olmaz; borçlunun yolu İİK m.33 ve m.36 çerçevesinde belirlenir.

Buna karşılık hükümden sonra doğan sebepler farklıdır. İİK m.33, icra emrinin tebliğinden sonraki devrede tahakkuk etmiş itfa, imhal veya zamanaşımına dayanan geri bırakma isteklerinin her zaman yapılabileceğini; bunlardan itfa veya imhale dayanan isteklerin mutlaka noterlikçe resen yapılmış veya tasdik olunmuş belgelere ya da icra zaptına dayandırılması gerektiğini belirtir.

Yargılama Giderleri Bakımından

Menfi tespit ve istirdat davalarında da genel gider kuralları uygulanır. HMK m.326/1, kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceğini; m.326/2, iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa giderlerin haklılık oranına göre paylaştırılacağını düzenler.

Buna İİK m.72’deki özel tazminat hükümleri eklenir. Bu tazminatlar yargılama gideri niteliğinde değildir; ayrı bir hukuki sebebe dayanır ve asgari oranları kanunda gösterilmiştir.

Vekâlet ücreti bakımından HMK m.330/1 uyarınca kanuna göre takdir olunacak ücret taraf lehine hükmedilir; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164’ün son fıkrası uyarınca kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Gider ve ücret rejimi yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yazımızda ele alındı.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, takip başladıktan sonra dava açıp takibin duracağını beklemektir. İİK m.72/3, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini açıkça belirtir.

İkinci hata, teminatsız tedbir talep etmektir. m.72/2 ve m.72/3, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat gösterilmesini arar.

Üçüncü hata, tedbir talebinin risksiz olduğunu sanmaktır. m.72/4, dava alacaklı lehine sonuçlanır ve hüküm kesinleşirse alacaklının geç tahsilden doğan zararının teminattan alınacağını; bu zararın her hâlde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceğini öngörür.

Dördüncü hata, istirdat için bir yıllık süreyi kaçırmaktır. m.72/7, takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan kişinin, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde paranın geri alınmasını isteyebileceğini düzenler.

Beşinci hata, arabuluculuk dava şartını atlamaktır. TTK m.5/A, ticari dava niteliğindeki menfi tespit ve istirdat davalarını açıkça sayar.

Altıncı hata, haciz ihbarnamesi sürelerini kaçırıp menfi tespite güvenmektir. İİK m.89, üçüncü kişinin yedi gün içinde itiraz etmemesi hâlinde borcun zimmette sayılacağını; sonraki aşamada da on beş günlük süre içinde ödeme, teslim veya menfi tespit davası açma seçeneklerini öngörür.

Yedinci hata, ilamlı takipte menfi tespit davasıyla borcun varlığını yeniden tartışmaya çalışmaktır. İlamlı takipte borçlunun yolu İİK m.33 ve m.36 çerçevesinde belirlenir.

Sekizinci hata, kötüniyet tazminatının kendiliğinden hükmedileceğini düşünmektir. m.72/5, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması ve borçlunun talebi şartlarını birlikte arar.

Kesinleşmiş hükme karşı: Sebepler, süreler ve icranın durdurulması yargılamanın iadesi yazımızda ele alındı.
Mal kaçırmaya karşı: Borçlunun devir işlemlerinin iptali, sebepler ve süreler tasarrufun iptali davası yazımızda ele alındı.
Çek, poliçe ve bonoda: Beş günlük itiraz, icra mahkemesi ve imza inkârının riskleri kambiyo senetlerine mahsus takip yazımızda ele alındı.
İtiraz geldiğinde: Bir yıllık iptal davası, altı aylık kaldırma ve icra inkâr tazminatı itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı yazımızda ele alındı.
Üçüncü kişi haczi: Üç ihbarname sistemi, itiraz süreleri ve menfi tespit haciz ihbarnamesi (İİK m.89) yazımızda ayrıntılı ele alındı.
İade talebi: Sebepsiz zenginleşme, elden çıkma savunması ve zamanaşımı sebepsiz zenginleşme ve iade talebi yazımızda ele alındı.
Dava türü ve savunma: Tespit davası, terditli dava, cevap dilekçesi ve karşı dava tespit davası, terditli dava, cevap dilekçesi ve karşı dava yazımızda ele alındı.

Sıkça Sorulan Sorular

Menfi tespit davası nedir?

İİK m.72/1, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabileceğini düzenler. Dava, bir borcun mevcut olmadığının tespitine yöneliktir.

Menfi tespit davası takibi durdurur mu?

Davanın ne zaman açıldığına bağlıdır. İİK m.72/2, icra takibinden önce açılan davada mahkemenin talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında takibin durdurulmasına ihtiyati tedbir kararı verebileceğini belirtir. m.72/3 ise takipten sonra açılan davada ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini düzenler.

Takipten sonra dava açarsam ne yapabilirim?

İİK m.72/3, borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceğini öngörür. Takip devam eder; yalnızca paranın alacaklıya ödenmesi engellenir.

Teminat oranı nedir?

İİK m.72/2 ve m.72/3, her iki hâlde de alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat gösterilmesini arar. Bu bir alt sınırdır; mahkeme daha yüksek bir oran belirleyebilir.

Davayı kaybedersem ne olur?

İİK m.72/4, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararının kalkacağını; hükmün kesinleşmesi hâlinde alacaklının, tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağını belirtir. Zarar aynı davada takdir olunur ve her hâlde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.

Davayı kazanırsam takip ne olur?

İİK m.72/5, dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takibin duracağını; ilamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icranın kısmen veya tamamen eski hâle iade edileceğini düzenler.

Haksız takip yapan alacaklıdan tazminat alınabilir mi?

İİK m.72/5, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verileceğini; takdir edilecek zararın, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamayacağını belirtir. Hem haksızlık hem kötüniyet aranır ve tazminata borçlunun talebi üzerine hükmedilir.

Borcu ödedim, davam ne olur?

İİK m.72/6, borçlunun menfi tespit davası kapsamında tedbir kararı almamış ve borcun da ödenmiş olması hâlinde davaya istirdat davası olarak devam edileceğini düzenler. Yeni bir dava açmaya gerek yoktur; dava kendiliğinden nitelik değiştirir.

İstirdat davası ne kadar sürede açılır?

İİK m.72/7, takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahsın, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebileceğini düzenler.

İstirdat davasında ispat yükü kimdedir?

İİK m.72/9, davacının istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecbur olduğunu belirtir. Bu, menfi tespit davasındaki ispat düzeninden farklıdır.

Menfi tespit davası nerede açılır?

İİK m.72/8, menfi tespit ve istirdat davalarının takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceğini düzenler. Bu, davacıya seçimlik bir yetki tanır.

Menfi tespit davasında arabuluculuk zorunlu mu?

TTK m.5/A, bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak öngörür. Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse bu aşama atlanamaz.

Haciz ihbarnamesi aldım, ne yapmalıyım?

İİK m.89/2, üçüncü şahsın borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı gibi bir iddiada ise keyfiyeti haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirmeye mecbur olduğunu belirtir. İtiraz edilmezse borç zimmette sayılır; sonraki aşamada on beş gün içinde ödeme, teslim veya menfi tespit davası açma seçenekleri bildirilir.

İlamlı takipte menfi tespit davası açabilir miyim?

Borcun varlığı mahkeme hükmüyle tespit edilmişse aynı borcun yokluğunun ayrı bir davayla ileri sürülmesi kesin hüküm engeliyle karşılaşır. İlamlı takipte borçlunun yolu İİK m.33 çerçevesinde zamanaşımı, imhal veya itfa itirazı ile m.36 kapsamında teminat karşılığı icranın geri bırakılmasıdır.

Takip kesinleştikten sonra ödeme yaptıysam ne yapabilirim?

İİK m.71/1, borçlunun takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini yahut alacaklının kendisine bir mühlet verdiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse, takibin iptal veya talikini her zaman icra mahkemesinden isteyebileceğini düzenler.

İlgili Rehberler

Risk her iki yönde de asgari yüzde yirmi

Tedbir talebi ve haksız takip iddiası, kaybedilmesi hâlinde ciddi tazminat sonucu doğurur. Değerlendirme için: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Takip başlamadan harekete geçmek, sonradan elde edilemeyecek bir koruma sağlar. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik icra-iflas hukuku ve Sermaye Piyasası Hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  12. Yargı Paketi rehberi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk