Finansçıya veya Tefeciye Fahiş Senet İmzaladım: Şirket Ödemek Zorunda mı? 2026 — Menfi Tespit (İİK 72), Kambiyo Takibine İtiraz, Ticari Gabin, Ahlaka Aykırı Faiz ve Tefecilik (TBK 27, 28; TTK 687; TCK 241)
03 Kasım 2026

Finansçıya veya Tefeciye Fahiş Senet İmzaladım: Şirket Ödemek Zorunda mı? 2026 — Menfi Tespit (İİK 72), Kambiyo Takibine İtiraz, Ticari Gabin, Ahlaka Aykırı Faiz ve Tefecilik (TBK 27, 28; TTK 687; TCK 241)

Nakit sıkışıklığında bir finansçıya veya tefeciye imzalanan fahiş bedelli senet ya da çek, imzalandı diye olduğu gibi ödenmek zorunda değildir; ancak savunmanın süresi ve ispatı sıkı kurallara bağlıdır. Senede dayalı kambiyo takibi geldiyse itiraz süresi beş gündür ve icra mahkemesinde borca itiraz yalnızca resmî veya imzası ikrar edilmiş belgeyle kanıtlanabilir (İİK m.168, 169/a). Asıl mücadele menfi tespit davasıyla (İİK m.72) yapılır: takipten önce açılan davada alacağın en az yüzde on beşi oranında teminatla takibin durdurulması istenebilir. Senet bedelinin verilen paradan fazla olduğu, faiz veya kesinti eklendiği ya da senedin teminat amacıyla verildiği iddiası senede karşı bir iddia olduğundan kural olarak yazılı delille ispatlanır; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tefecilik iddiasında kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyetini de ispat aracı olarak kabul eder. Senet iyiniyetli bir üçüncü kişiye ciro edildiyse bu şahsi def’iler ona karşı ileri sürülemez (TTK m.687).

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Bu rehber, banka kredisine ulaşamayan bir şirketin ya da şirket ortağının, finansman karşılığında bir finansçıya, tefeciye veya başka bir şirkete verdiği bono ve çeklerin akıbetini ticari hukuk gözüyle ele alır: bu senetlerin uygulamada nasıl doğduğu, hangi itirazın hangi senede ve kime karşı ileri sürülebileceği, kambiyo takibinde beş günlük süre ve dar ispat kuralı, menfi tespit ve istirdat davası, ticari davalarda dava şartı arabuluculuk ve 7445 sayılı Kanun’la getirilen koruma, senede karşı yazılı delil kuralı, fahiş faize karşı hangi hukuki dayanakların kullanılabileceği (TBK m.27, m.28, m.88/2; TTK m.8/1), tefecilik ve senedin yağması suçlarının hukuk davasına etkisi, senet başkasına ciro edildiğinde ne olacağı, şirket ortağının avalist olarak imzaladığı senetler, süreler, delil dosyası ve finansçının başlıca savunmaları.

Bu yazı, nakit sıkışıklığında şirket varlıklarının finansçıya devredildiği durumları anlatan Fabrikayı veya Arsayı Teminat Diye Finansçıya Devrettim rehberimizin devamıdır. Orada devredilen şey bir taşınmaz veya makineydi; burada şirketin elinden çıkan şey bir borç senedidir. Menfi tespit davasının genel işleyişi Menfi Tespit ve İstirdat Davası (İİK m.72), kambiyo takibinin ayrıntıları ise Kambiyo Senetlerine Mahsus Takip rehberlerimizde anlatılmıştır; bu yazı onları tekrar etmeden, fahiş senet sorununun kendine özgü yönlerine odaklanır.

Bu Senetler Uygulamada Nasıl Doğuyor?

Kredi muslukları kapandığında şirketlerin başvurduğu banka dışı finansmanın neredeyse tamamı bir senede bağlanır. Finansçı parayı verir, karşılığında şirketten ya da şirket yetkilisinden bono, çek veya her ikisini birden alır. Sorun, senedin üzerindeki rakamın verilen paradan çoğu zaman çok yüksek olmasıdır. Aradaki fark faiz, “komisyon”, “dosya masrafı” veya “vade farkı” gibi adlarla açıklanır ya da hiç açıklanmaz. Uygulamada en sık şu kalıplarla karşılaşılır.

Fahiş senetlerin uygulamadaki tipik görünümleri

KalıpNe oluyor?Öne çıkan hukuki soru
Ana para ile faizin tek senette birleştirilmesiŞirkete belirli bir tutar ödeniyor, senede ise ana para ile birkaç aylık yüksek faizin toplamı yazılıyorSenet bedelinin gerçekte verilen paradan ne kadar fazla olduğu ve bu farkın hukuken talep edilebilir olup olmadığı
Senet veya çek kırdırmaŞirketin müşterisinden aldığı vadeli senet veya çek, finansçıya yüzünde yazandan çok daha az bir nakit karşılığında devrediliyorTefecilik; şirketin ciranta olarak sorumluluğu
Teminat senediBir borcun ya da gelecekteki bir ilişkinin güvencesi olarak senet veriliyor; borç ödense bile senet iade edilmiyorSenedin teminat amacıyla verildiğinin yazılı delille ispatı
Açık (boş) senetTutarı veya vadesi boş bırakılmış senet imzalatılıyor, sonradan finansçı tarafından dolduruluyorAnlaşmaya aykırı doldurma (TTK m.680) ve ispatı
Ortağın avalist olarak imzasıŞirketin düzenlediği senedin üzerine ortak veya yönetici şahsen aval veriyorAval verenin hangi def’ileri ileri sürebileceği (TTK m.702)
Vadeli şirket çekleriFinansmanın karşılığı olarak ileri tarihli şirket çekleri veriliyorÇekin karşılıksız kalmasının sonuçları; çek bedelinin gerçek borcu yansıtıp yansıtmadığı
Baskı altında imzalatılan senetSenet tehdit veya cebir altında imzalatılıyorKorkutma (TBK m.37) ve senedin yağması suçu (TCK m.148/2)

Bu kalıpların ortak noktası, senedin şirketin gerçek borcunu yansıtmamasıdır. Ne var ki kambiyo senedi, kendisini doğuran temel ilişkiden soyut bir borç ikrarıdır ve kanun, senette yazılı rakamın doğruluğuna güveni korur. Bu yüzden şirketin “ben bu kadar borçlu değilim” demesi yeterli olmaz; itirazın türünü, kime karşı ileri sürüleceğini ve nasıl ispatlanacağını doğru belirlemek gerekir.

Önce Teşhis: Hangi İtiraz, Kime Karşı, Nasıl İspatlanır?

Kambiyo hukukunda borçlunun savunmaları iki büyük gruba ayrılır. Senedin kendisini geçersiz kılan veya senet metninden anlaşılan def’iler herkese karşı ileri sürülebilir. Temel ilişkiden doğan şahsi def’iler ise kural olarak yalnızca o ilişkinin karşı tarafına, yani senedi doğrudan aldığı kişiye karşı ileri sürülebilir. Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun (TTK m.687/1). Bu hüküm, kanunun yollamasıyla bono için de geçerlidir. Fahiş senet iddialarının neredeyse tamamı şahsi def’i niteliğindedir; bu nedenle senedin kimin elinde olduğu, savunmanın kaderini belirler.

İddiaların niteliği ve ispatı

İddiaNiteliğiKime karşı ileri sürülebilir?İspat
İmza bana ait değilGeçersizlik def’iHerkeseİmza incelemesi; takipte beş gün içinde icra mahkemesine imza itirazı
Senette zorunlu unsur eksik (bono kelimesi, kayıtsız şartsız ödeme vaadi, lehtarın adı, düzenleme tarihi, düzenleyenin imzası gibi)Senet metninden anlaşılan def’iHerkeseSenedin kendisi
Senet bedeli verilen paradan fazla; faiz veya kesinti eklendiŞahsi def’i (kısmi bedelsizlik)Lehtara; senedi bilerek borçlunun zararına devralan hamileYazılı delil; delil başlangıcı varsa tanık
Senet teminat için verildi, borç ödendiŞahsi def’iLehtara; kötüniyetli hamileYazılı delil
Boş bırakılan senet anlaşmaya aykırı doldurulduAnlaşmaya aykırı doldurma def’iLehtara; senedi kötüniyetle veya ağır kusurla iktisap eden hamileYazılı delil
TefecilikŞahsi def’i; ayrıca ceza boyutuLehtara; kötüniyetli hamileYazılı delil veya kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti
Aşırı yararlanma veya korkutmaŞahsi def’iLehtara; kötüniyetli hamileTanık da dinlenebilir; süreler kısa

Tabloda görüldüğü gibi, şirketin en güçlü durumda olduğu hâl senedin hâlâ finansçının kendisinde bulunmasıdır. Senet finansçının yakınına, ortağına veya bağlantılı bir şirkete ciro edilmişse, şahsi def’ileri ileri sürebilmek için hamilin senedi bilerek borçlunun zararına devraldığının da ispatlanması gerekir. Bu konu aşağıda ayrı bir başlık altında ele alınmıştır.

Takip Başladıysa: İlk Beş Gün

Finansçı genellikle senedi doğrudan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe koyar. Bu takipte süreler kısadır ve ilk günlerde yapılacak hatalar telafisi zor sonuçlar doğurur. Ödeme emrinde borcun ödenmesi için on gün, itiraz ve şikâyet için beş gün öngörülür (İİK m.168). Borca ve imzaya itiraz icra dairesine değil, icra mahkemesine yapılır (İİK m.169, m.170). İtiraz, satış dışındaki takip işlemlerini kendiliğinden durdurmaz; durdurma ancak icra mahkemesinin ayrı bir kararıyla mümkündür.

Borca itirazda kanun dar bir ispat ölçütü getirir: borcun olmadığı veya itfa ya da imhal edildiği ancak resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispatlanabilir (İİK m.169/a). Fahiş senet dosyalarında şirketin elinde böyle bir belge nadiren bulunur; finansçının imzaladığı bir ödeme makbuzu veya noterde düzenlenmiş bir protokol varsa icra mahkemesinde sonuç alınabilir. Bunun dışındaki iddialar, yani senet bedelinin verilen paradan fazla olduğu, faiz eklendiği veya senedin teminat olarak verildiği, icra mahkemesinin dar inceleme çerçevesine sığmaz ve menfi tespit davasında tartışılır. Bu nedenle beş günlük süre içinde hem icra mahkemesine yapılabilecek itirazlar değerlendirilmeli hem de menfi tespit davası hazırlanmalıdır.

İmza itirazı ise ciddi bir risk taşır. İmza borçluya ait çıkarsa alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere inkâr tazminatı ve para cezası gündeme gelir; itiraz kabul edilir ve alacaklının kötüniyeti anlaşılırsa bu kez alacaklı tazminata mahkûm edilebilir. Bu yüzden imza gerçekten şirket yetkilisine aitse, sırf zaman kazanmak için imzaya itiraz edilmemelidir. Kambiyo takibinin beş günlük sürelerinin ve itiraz türlerinin ayrıntısı Kambiyo Senedi Takibi Geldi: 5 Günde Nasıl İtiraz Edilir? yazımızda anlatılmıştır.

Konkordato talep eden şirketler için not. Şirket konkordato talep eder ve mahkeme geçici mühlet verirse, mühlet içinde borçlu aleyhine takip yapılamaz ve önceden başlamış takipler durur (İİK m.294). Bu, fahiş senede dayalı takiplere karşı geçici bir nefes alanı sağlar; ancak senedin geçerliliği ve tutarı tartışmasını ortadan kaldırmaz. Finansçının alacağı konkordato sürecinde de incelenir; şirketin bu senede yönelik itirazlarını süreç içinde de açıkça ileri sürmesi ve menfi tespit yolunu ayrıca değerlendirmesi gerekir.

Menfi Tespit Davası: Fahiş Senede Karşı Asıl Yol

Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir (İİK m.72/1). Fahiş senet dosyalarında dava ya senedin tamamen bedelsiz olduğunun ya da senet bedelinin belirli bir kısmı yönünden borçlu olunmadığının tespiti için açılır. Örneğin şirkete gerçekte belirli bir tutar ödenmiş, senede ise bunun çok üstünde bir rakam yazılmışsa, ödenen tutarı aşan kısım yönünden borçlu olmadığının tespiti istenir.

Davanın zamanı sonucu belirler

İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına ihtiyati tedbir kararı verebilir (İİK m.72/2). Takipten sonra açılan davada ise takip durdurulamaz; borçlu yalnızca teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir (İİK m.72/3). Bu fark fahiş senet dosyalarında hayatidir: senedin vadesi yaklaşıyor ve finansçının takibe geçeceği belliyse, dava takipten önce açılmalıdır.

Davanın riski iki yönlüdür. Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa alacaklının geç tahsilden doğan zararı teminattan alınır ve bu tazminat yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez (İİK m.72/4). Dava borçlu lehine sonuçlanır ve takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun zararı alacaklıdan tahsil edilir ve bu da yüzde yirmiden az olamaz (İİK m.72/5). Borç ödenmiş ve tedbir alınmamışsa dava istirdat davasına dönüşür; ödeme yapıldıktan sonra bağımsız bir istirdat davası için ödemeden itibaren bir yıllık süre işler (İİK m.72/7).

Görevli mahkeme ve dava şartı arabuluculuk

Kambiyo senetleri TTK’da düzenlendiğinden, kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava niteliğindedir (TTK m.4/1) ve asliye ticaret mahkemesinde görülür (TTK m.5/1). Uzun süre tartışılan arabuluculuk sorunu, 7445 sayılı Kanun’la açıklığa kavuşmuştur: 1 Eylül 2023’ten itibaren TTK m.5/A, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri ile itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvurulmasını dava şartı sayar. Bu değişiklikten önce Yargıtay 19. ve 11. Hukuk Dairelerinin ticari nitelikteki menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olmadığına ilişkin kararları bulunmaktaydı (örneğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2020/4396, K.2021/3198); bu kararlar değişiklik öncesi döneme aittir ve bugün açılacak davalarda dayanak alınmamalıdır.

Arabuluculuk şartı, takipten önce açılan davanın sağladığı korumayı kaybettirmez. Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı alınmışsa, tedbiri tamamlayan dava açma süresi arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez (6325 sayılı Kanun m.18/A-16). 7445 sayılı Kanun’la aynı fıkraya eklenen hükme göre, arabuluculuk bürosuna başvurulduktan sonra başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili icra takibi yapılırsa, başvuran taraf son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde İİK m.72 uyarınca menfi tespit davası açar ve talep ederse, takipten önce açılan davalara ilişkin İİK m.72/2 hükmünden yararlanabilir. Bu düzenleme, finansçının arabuluculuk sürecini fırsat bilerek takibe geçmesine karşı şirketi korur; ancak iki haftalık süre çok kısadır ve dava dilekçesinin arabuluculuk sürerken hazırlanması gerekir. Ticari arabuluculuğun genel işleyişi Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk sayfamızda anlatılmıştır.

İspat: Senede Karşı Yazılı Delil Kuralı

Fahiş senet davalarının büyük kısmı ispat aşamasında kaybedilir. Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemler tanıkla ispat edilemez (HMK m.201). Senet bedelinin verilen paradan fazla olduğu, senede faiz eklendiği veya senedin teminat için verildiği iddiası tam olarak böyle bir iddiadır. Yargıtay uygulamasında, kambiyo senedine bağlı takipte senedin teminat için verildiğini ileri süren borçlunun bu iddiasını yazılı belgeyle ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir.

Tefecilik iddiası bakımından da durum farklı değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.02.2015 tarihli, 2013/1362 E., 2015/826 K. sayılı kararına göre takibe konulan bonoların tefecilik nedeniyle verildiğini ileri süren borçlu bu iddiasını yazılı delille kanıtlamalıdır; tanık ancak dar istisnai koşullarda dinlenebilir. Kararda, alacaklı hakkında tefecilik suçundan verilmiş kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyetinin de bu iddiayı ispatlayan bir araç olduğu belirtilmiş, somut olayda yazılı delil ve kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmadığından bonolar geçerli kabul edilmiştir. Bu karar, şirketlerin ceza yolunu neden ihmal etmemesi gerektiğini açıkça gösterir.

Yazılı delil kuralının iki önemli istisnası vardır. Birincisi delil başlangıcıdır: iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte onu muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş belge bulunursa tanık dinlenebilir (HMK m.202). İkincisi, irade bozukluğu ve aşırı yararlanma iddialarıdır; bu iddialarda senede karşı da tanık dinlenebilir (HMK m.203/1-ç). Fahiş senedin bir korkutma altında imzalatıldığı ya da şirketin zor durumundan yararlanılarak elde edildiği ileri sürülüyorsa, tanık deliline kapı açılır; ancak bunun bedeli, bu kurumların kısa sürelerine uymak zorunluluğudur.

Fahiş senet davasında işe yarayan belgeler

BelgeNeyi ispatlamaya yarar?Dikkat edilecek nokta
Finansçının hesabından şirkete yapılan havale veya EFT kaydıŞirkete gerçekte ödenen tutar; senet bedeliyle arasındaki farkTarih ve tutarın senet tarihiyle karşılaştırılması; açıklama alanı
Finansçının gönderdiği faiz veya ödeme tablosuSenet bedelinin ana para ile faizin toplamı olduğuGönderen numara veya e-posta adresiyle birlikte korunmalı; delil başlangıcı olabilir
“Kalan borç”, “mutabakat” veya “kapama” yazışmalarıBorcun gerçek tutarı; yapılan ödemelerFinansçıdan veya temsilcisinden çıkmış olması önemlidir
Senet teslim tutanağı veya teminat protokolüSenedin teminat amacıyla verildiğiİmzalı olmalı; aslı saklanmalı
Ödeme dekontları ve makbuzlarSenet borcunun kısmen veya tamamen ödendiğiHangi senede mahsuben ödendiği belirtilmeli
Ticari defterler ve muhasebe kayıtlarıŞirketin aldığı gerçek tutar ve ödediği faizUsulüne uygun tutulmuş olmalı; tek başına karşı taraftan çıkmış belge sayılmaz
Ceza soruşturması ve kovuşturması belgeleriTefecilik; finansçının başka kişilere de faizle ödünç verdiğiKesinleşmiş mahkûmiyet, HGK’ya göre ispat aracıdır

Ticari dosyalarda en güçlü delil genellikle banka kaydıdır. Senet üzerinde belirli bir bedel yazarken, finansçının hesabından şirkete aynı tarihlerde çok daha düşük bir tutarın gönderildiği görülüyorsa, bu kayıt ile finansçının kendi yazışmaları bir arada sunulmalıdır. Mesaj ve e-postaların mahkemeye sunulma usulü WhatsApp Yazışması, E-posta ve Ses Kaydı Delil Olur mu? yazımızda anlatılmıştır.

Açık senet ve anlaşmaya aykırı doldurma

Finansçıların sık başvurduğu bir yöntem, tutarı veya vadesi boş bırakılmış senet imzalatmaktır. Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bir poliçe aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası hamile karşı ileri sürülemez; meğerki hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün olsun (TTK m.680/1). Hüküm bono için de uygulanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu mülga TTK döneminde verdiği bir kararında, açık bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı belgeyle kanıtlanmadıkça senet üzerindeki vade ve tarihlerin geçerliliğini koruyacağını kabul etmiştir (22.03.2000, 2000/12-706 E., 2000/181 K.). Bu nedenle boş senet imzalayan bir şirketin, doldurma anlaşmasını yazılı hâle getirmemiş olması en büyük zaafıdır. Boş senedin çalışan veya kişiler arasındaki benzer kullanımı İşe Girerken Boş Senet İmzalattılar yazımızda da ele alınmıştır.

Fahiş Faize Karşı Hangi Hukuki Dayanak Kullanılır?

Senedin finansçının verdiği paradan fazla olduğu ispatlansa bile, aradaki farkın hukuken talep edilip edilemeyeceği ayrı bir sorudur. Bu soruya verilecek cevap, borcun ticari olup olmadığına göre değişir.

Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir (TTK m.8/1). Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır (TTK m.19/2). Şirketin işletmesi için aldığı bir ödünç, şirket bakımından ticari iş olduğundan finansçı bakımından da ticari iş sayılır ve TBK’daki faiz üst sınırları bu ilişkiye kural olarak uygulanmaz. Buna karşılık borç şirket için değil de ortağın kişisel ihtiyacı için alındıysa ve ticari iş niteliği taşımıyorsa, sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, yasal faiz oranının yüzde yüzünü aşamaz (TBK m.88/2); temerrüt faizi için de benzer bir sınır vardır (TBK m.120/2). Ticari ilişkilerde faiz serbestisi ise sınırsız değildir; fahiş faize karşı şu dayanaklar kullanılır.

Fahiş faize karşı başvurulabilecek dayanaklar

DayanakNe sağlar?ŞartıSüre
Ahlaka ve kanuna aykırılık (TBK m.27)Aşırı faiz kaydının kesin hükümsüzlüğü; sözleşmenin diğer hükümleri ayakta kalabilir (TBK m.27/2)Faizin ahlak ve kamu düzenini ihlal edecek ölçüde yüksek olması veya kanuna aykırı bir ilişkiden doğmasıSüreye bağlı değildir
Aşırı yararlanma (TBK m.28)Sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirme veya oransızlığın giderilmesi, yani fazla kısım yönünden borçlu olmadığının tespitiAçık oransızlık; şirketin zor durumu ve finansçının bundan bilerek yararlanması; tacir deneyimsizliğe dayanamaz (TTK m.18/2)Zor durumun ortadan kalkmasından itibaren bir yıl, her hâlde beş yıl
Korkutma (TBK m.37)Sözleşmenin iptaliCiddi ve yakın bir tehlike karşısında imzalatılmış olmasıKorkutmanın etkisinin ortadan kalkmasından itibaren bir yıl (TBK m.39)
Tefecilik (TCK m.241)Ceza soruşturması; kesinleşmiş mahkûmiyetin hukuk davasında ispat aracı olmasıKazanç amacıyla ödünç para verilmesiCeza dava zamanaşımına tabidir; hukuk davası beklenmeden açılmalıdır
Faiz üst sınırı (TBK m.88/2, m.120/2)Sınırı aşan faiz kısmının talep edilememesiBorcun ticari iş niteliği taşımaması—

Ahlaka aykırılık, fahiş faizle mücadelede en geniş ama en zor yoldur. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemez; ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur (TBK m.27/2). Fahiş senet bakımından bu, ödünç ilişkisinin ayakta kalıp yalnızca aşırı faiz kısmının hükümsüz sayılması anlamına gelebilir. Ticari hayatta yüksek faiz tek başına ahlaka aykırı sayılmaz; mahkeme, faizin dönemin piyasa koşullarına, şirketin durumuna ve finansçının elde ettiği getiriye göre olağanüstü bir boyuta ulaşıp ulaşmadığına bakar. Tacir borçlu bakımından bu yaklaşımın bir benzeri cezai şartta görülür: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına yol açacak ölçüde ağır bir cezai şartın genel ahlaka aykırı sayılarak kısmen veya tamamen iptal edilebileceğini kabul etmiştir (14.09.2021, E.2017/(19)11-943, K.2021/984). Konunun ayrıntısı Cezai Şart ve Hâkimin İndirim Yetkisi yazımızdadır.

Aşırı yararlanma yolunda şirketin durumu, fabrika devirleri için anlatılanla aynıdır: tacir “deneyimsizdim” diyemez, ama “zor durumdaydım ve finansçı bunu bilerek kullandı” diyebilir. Fark şudur: senet dosyalarında gabin çoğu zaman bir dava olarak değil, menfi tespit davası içinde veya icra takibine karşı bir savunma olarak ileri sürülür. Sürelerin bu durumda nasıl işleyeceği tartışmalı olabileceğinden, gabine dayanılacaksa bildirimin ihtiyaten süre içinde, noter kanalıyla yapılması gerekir. Tacirin gabin iddiasının sınırları Ticari İşlemlerde Gabin rehberimizde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Örnek Hesap: Mahkeme Fazla Kısmı Nasıl Belirler?

Fahiş senet davalarında sonucu çoğu zaman bir bilirkişi hesabı belirler. Bilirkişi önce şirkete gerçekte ödenen tutarı, sonra şirketin yaptığı ödemeleri tarih sırasıyla tespit eder ve mahkemenin geçerli kabul ettiği faiz oranına göre borcun bakiyesini hesaplar. Aşağıdaki örnek tamamen varsayımsaldır ve yalnızca hesabın mantığını göstermek içindir; gerçek bir dosyada rakamlar, faiz oranı ve mahsup sırası mahkemenin hukuki nitelendirmesine göre değişir.

Varsayımsal örnek: üç ay vadeli bono

KalemTutarAçıklama
Finansçının şirket hesabına gönderdiği tutar1.000.000 TLBanka kaydıyla sabit
Şirket yetkilisine imzalatılan bononun bedeli1.450.000 TLAynı gün düzenlenmiş, üç ay vadeli
Senet bedeli ile ödenen tutar arasındaki fark450.000 TLFinansçının tablosunda “faiz ve komisyon” olarak gösterilmiş
Şirketin vade içinde yaptığı ödeme300.000 TLFinansçıya havale; açıklamada “faiz” yazıyor
Finansçının takibe koyduğu tutar1.450.000 TLAra ödeme mahsup edilmeden

Bu örnekte mahkemenin önünde birkaç olasılık vardır. Faiz kaydının tamamen geçerli olduğu kabul edilirse borç, senet bedelinden ödenen tutarın düşülmesiyle bulunur ve takip en azından ara ödeme kadar fazla açılmış olur. Faiz kaydının ahlaka veya kanuna aykırılık nedeniyle hükümsüz sayılması hâlinde ise borcun ana para üzerinden hesaplanması, yapılan ödemelerin de bu ana paraya mahsup edilmesi gündeme gelir. Mahkeme faizi tamamen değil de belirli bir oranın üzerinde hükümsüz sayarsa (TBK m.27/2) ya da aşırı yararlanma nedeniyle oransızlığı giderirse, bilirkişiden bu oran üzerinden ayrı bir hesap istenir. Hangi senaryonun benimseneceği, dava dilekçesinde dayanılan hukuki sebeplere ve sunulan delillere bağlıdır; bu nedenle dilekçede asıl ve terditli talepler ayrı ayrı gösterilmeli, bilirkişiye sorulacak sorular da buna göre önerilmelidir.

Ödemelerin hangi borca ve hangi kaleme mahsup edileceği de hesabı doğrudan etkiler. Borçlu birden fazla borcu varsa ödeme sırasında hangi borcu ödediğini bildirebilir (TBK m.101); faiz veya giderleri ödemekte gecikmiş borçlu ise kısmi ödemeyi ana para borcuna mahsup edemez (TBK m.100). Finansçılar ara ödemeleri genellikle “faiz” veya başka bir senede ait gösterir. Bu yüzden her ödemede açıklama alanına hangi senede mahsuben ödeme yapıldığının yazılması, sonradan yapılacak hesapta şirketin elini güçlendirir.

Tefecilik ve Senedin Yağması: Ceza Boyutu Senedi Nasıl Etkiler?

Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır; suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır (TCK m.241). Yargıtay uygulamasında senet veya çek kırdırma yoluyla, yani vadeli bir senedi yüzünde yazandan düşük bir nakit karşılığında alarak kazanç sağlanması da tefecilik kabul edilmektedir; ödünç alan kişi ise kural olarak suçun faili değil, mağduru sayılır. Ödünç para vermenin hangi durumda suç oluşturduğu Ödünç Para Vermek Suç mu? ve Tefecilik Suçu ve Cezası (TCK 241) yazılarımızda anlatılmıştır.

Ceza yolunun hukuk davasına etkisi iki yönlüdür. Birincisi, soruşturmada el konulan senetler, finansçının tuttuğu defter ve ajandalar, banka kayıtları, başka mağdurların ifadeleri ve mesajlar, hukuk davasında borcun gerçek tutarını gösteren delillere dönüşebilir. İkincisi, yukarıda anılan Hukuk Genel Kurulu kararına göre kesinleşmiş bir tefecilik mahkûmiyeti, senedin tefecilik nedeniyle verildiği iddiasını yazılı delil olmaksızın ispatlamaya yarar. Tefecilik ispatlandığında, senet bedelinin gerçekte verilen ana parayı aşan ve faiz ya da kesinti niteliğindeki kısmı yönünden borçlu olunmadığının tespiti istenir; ana paranın iadesi ise ödünç ilişkisi veya sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Ancak ceza yargılaması uzun sürebilir; şirketin bu süre içinde icra takibine ve senet bedelinin tahsiline karşı korunması için menfi tespit davası ve tedbir beklenmeden açılmalıdır.

Senedin tehdit veya cebir altında imzalatıldığı durumlarda daha ağır bir suç gündeme gelir. Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ileride böyle bir senet hâline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye mecbur edilmesi yağma suçunu oluşturur ve altı yıldan on yıla kadar hapis cezasını gerektirir (TCK m.148/2). Hukuk bakımından ise korkutma altında yapılan sözleşme, korkutmanın etkisinin ortadan kalkmasından itibaren bir yıl içinde iptal edilebilir (TBK m.37, m.39). Tehdit altındaki şirket yetkilisinin, tehdidi gösteren mesaj ve kayıtları silmeden saklaması ve vakit kaybetmeden suç duyurusunda bulunması gerekir.

Senet Başkasına Ciro Edildiyse: Hamile Karşı Ne İleri Sürülebilir?

Finansçılar takipte çoğu zaman kendi adlarını kullanmaz; senedi bir yakınına, çalışanına, ortağına veya bağlantılı bir şirkete ciro eder ve takibi onun adına başlatır. Amaç, şirketin finansçıya karşı ileri sürebileceği şahsi def’ileri etkisiz bırakmaktır. TTK m.687/1’e göre hamil iyiniyetliyse, şirket ona karşı bedelsizlik, teminat, fahiş faiz veya tefecilik def’ilerini ileri süremez. Bu def’ilerin hamile karşı da ileri sürülebilmesi için hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin ispatlanması gerekir. Hamilin finansçıyla yakınlığı, senedi bedelsiz veya çok düşük bir bedelle devraldığı, devrin vadeye çok yakın bir tarihte veya şirketin itirazından hemen sonra yapıldığı ve hamilin bu tür senetleri düzenli olarak takibe koyan biri olduğu gibi olgular bu ispatta kullanılır.

Senedin devri ciro yoluyla değil alacağın temliki yoluyla yapılmışsa durum değişir; alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır (TTK m.687/2). Temlikte borçlu, temlik edene karşı sahip olduğu def’ileri temlik alana karşı da ileri sürebilir. Finansçı senetten doğan alacağı bir faktoring şirketine devretmek isterse bir başka sınır daha vardır: faktoring şirketi kural olarak yalnızca mal veya hizmet satışından doğan ve fatura ile tevsik edilen alacakları devralabilir (6361 sayılı Kanun m.9). Faturası olmayan, yalnızca bir ödünç ilişkisine dayanan senedin faktoringe konu edilmesi bu açıdan da sorgulanmalıdır. Faktoring devrinin şartları Fon Alacağını Faktoring Şirketine Devretmek yazımızda anlatılmıştır.

Şirket Ortağı Avalist Olarak İmzaladıysa

Finansçılar şirketin düzenlediği senede çoğu zaman ortağın veya yöneticinin şahsi avalini de ister. Aval veren, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumludur (TTK m.702/1). Aval verenin taahhüdü, güvence altına aldığı borç şekle ait bir noksandan başka herhangi bir sebepten dolayı batıl olsa bile geçerlidir (TTK m.702/2). Bu hüküm, avalin bağımsız bir kambiyo taahhüdü olduğunu gösterir ve ortağın şahsi sorumluluğunu şirketin savunmalarından büyük ölçüde ayırır.

Pratik sonuç şudur: şirketin senedin bedelsiz veya teminat amaçlı olduğuna ilişkin şahsi def’ileri, avalistin kendiliğinden yararlanabileceği savunmalar değildir; öğretide düzenleyen lehine aval veren kişinin, senedin teminat senedi olduğunu ne lehtara ne de üçüncü kişi hamile karşı ileri sürebileceği görüşü savunulmaktadır. Bu nedenle ortağın şahsi malvarlığı bakımından risk, şirketin riskinden daha büyük olabilir. Ortak, finansçıyla kendi arasında doğrudan bir ilişki kurmuşsa (örneğin parayı bizzat kendisi almış ve şirkete aktarmışsa) bu ilişkiden doğan def’ileri ayrıca değerlendirmek gerekir. Avalist ortak ile şirketin aynı menfi tespit davasında birlikte davacı olması ve her birinin dayandığı def’ilerin ayrı ayrı gösterilmesi, savunmanın dağılmasını önler.

Süreler: Hangi Hak Ne Zaman Düşer?

Fahiş senet dosyalarında süreler

İşlem veya hakSüreDikkat edilecek nokta
Kambiyo takibinde borca ve imzaya itirazÖdeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün (İİK m.168)İcra mahkemesine yapılır; takibi kendiliğinden durdurmaz
Borcun ödenmesiOn gün (İİK m.168)Ödenmezse ve itiraz edilmezse mal beyanı yükümlülüğü doğar
Menfi tespit davasıBorç ödenene kadar açılabilirTakipten önce açılırsa takibin durdurulması istenebilir (İİK m.72/2)
Arabuluculuk sırasında başlayan takipSon tutanaktan itibaren iki haftaBu sürede açılan menfi tespit davasında İİK m.72/2 uygulanabilir (6325 m.18/A-16)
İstirdat davasıÖdemeden itibaren bir yıl (İİK m.72/7)Paranın cebri icra tehdidi altında ödenmiş olması gerekir
Aşırı yararlanmaZor durumun ortadan kalkmasından itibaren bir yıl; her hâlde beş yıl (TBK m.28/2)Hak düşürücüdür
KorkutmaEtkinin kalkmasından itibaren bir yıl (TBK m.39)Süre içinde bildirilmezse sözleşme onanmış sayılır
Ahlaka aykırılıkSüreye bağlı değildirKesin hükümsüzlük her zaman ileri sürülebilir
Bonoda düzenleyene karşı zamanaşımıVadeden itibaren üç yıl (TTK m.749, m.778 yollamasıyla)Finansçının talep hakkı bakımından önemlidir; zamanaşımı takipte borca itiraz sebebidir

Bu tabloda en sık kaçırılan süre kambiyo takibindeki beş gündür. Şirket yetkilisinin ödeme emrini aldıktan sonra finansçıyla “anlaşma” görüşmelerine girmesi ve bu sırada sürenin dolması, uygulamada çok sık görülür. Görüşme yapılacaksa bile itiraz ve şikâyet hakları süresi içinde kullanılmalıdır. Kambiyo senedi zamanaşımının hesabı için Alacak ve Kambiyo Senedi Zamanaşımı Aracı sayfamız kullanılabilir.

Menfi Tespit Dava Dilekçesi Örneği (Fahiş Senet)

Aşağıdaki metin, şirketin senedin vadesinden önce, henüz takip başlamadan açtığı ve takibin durdurulmasını da istediği bir menfi tespit davası için hazırlanmış bir çerçevedir. Köşeli parantez içindeki alanlar dosyaya göre doldurulmalı; dayanılmayan hususlar çıkarılmalıdır. Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir (İİK m.72/8). Dava dilekçesine arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği eklenmelidir.

[ ] ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR

DAVACI: [Şirket unvanı] — [Vergi kimlik no] — [Adres]
VEKİLİ: [Ad Soyad] — [Adres]
DAVALI: [Ad Soyad veya unvan] — [Adres]
DAVA DEĞERİ: [Borçlu olunmadığı ileri sürülen kısım] TL
KONU: [Düzenleme tarihi] düzenleme ve [vade tarihi] vade tarihli, [bedel] TL bedelli bono nedeniyle davalıya [ödenen tutar] TL’yi aşan [ ] TL yönünden borçlu olmadığımızın tespiti ile icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebimizdir.
ARABULUCULUK: [Arabuluculuk bürosu, başvuru no], son tutanak tarihi [ ] (EK-1).

AÇIKLAMALAR

1. İİK m.72 ve TTK m.776 uyarınca bono bedelinin gerçek borcu yansıtmadığı hakkında

Müvekkil şirket, [tarih] tarihinde banka kredilerinin kesilmesi üzerine davalıdan ödünç para talep etmiş, davalı aynı gün şirket hesabına [ ] TL göndermiştir (EK-2). Aynı tarihte şirket yetkilisine [ ] TL bedelli bono imzalatılmıştır. Bono bedeli ile gönderilen tutar arasındaki [ ] TL fark, davalının [tarih] tarihinde gönderdiği ödeme tablosunda faiz ve komisyon olarak gösterilmektedir (EK-3). Bono soyut bir borç ikrarı olsa da senet hâlâ lehtar olan davalının elindedir; temel ilişkinin tarafı olan davalıya karşı senedin gerçek borcu yansıtmadığı ileri sürülebilir.

2. HMK m.202 uyarınca davalıdan çıkmış belgelerin delil başlangıcı niteliği hakkında

Davalının bizzat gönderdiği ödeme tablosu ile [tarih] tarihli “kalan borç” mesajı, iddiamızı muhtemel gösteren ve davalının kendisinden çıkmış belgelerdir (EK-3, EK-4). Bu belgeler delil başlangıcı niteliğinde olduğundan senede karşı tanık dinlenmesi engeli ortadan kalkmaktadır. Davalının kendi elinden çıkan belgeler karşısında senede karşı tanık dinlenemeyeceğini ileri sürmesi sonuç doğurmaz.

3. TBK m.27 ve TCK m.241 uyarınca faiz ve komisyon kısmının hükümsüzlüğü hakkında

Davalının kazanç amacıyla ödünç para verdiği, [ ] Cumhuriyet Başsavcılığının [ ] soruşturma numaralı dosyasındaki belgelerden ve başka borçluların beyanlarından anlaşılmaktadır (EK-5). Kazanç amacıyla ödünç para verme TCK m.241’de suç olarak düzenlenmiştir; bu yolla elde edilmek istenen faiz ve komisyon kanuna ve ahlaka aykırı olduğundan TBK m.27 uyarınca hükümsüzdür. Ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenebileceğine ilişkin TTK m.8/1, kanunun suç saydığı bir faaliyetten doğan kazancı korumaz. Faiz kaydının hükümsüzlüğü ödünç ilişkisini bütünüyle ortadan kaldırmasa bile, borç ancak müvekkile gerçekte ödenen tutar üzerinden hesaplanabilir.

4. TBK m.28 uyarınca edimler arasındaki açık oransızlığın giderilmesi hakkında

Faiz kaydının hükümsüz sayılmaması hâlinde, müvekkil şirketin bono tarihinde [haciz, kredi kat ihtarı, karşılıksız kalma eşiğindeki çekler] nedeniyle zor durumda olduğu (EK-6) ve davalının bu durumu bilerek [ ] oranında bir getiri sağladığı açıktır. Müvekkilin tacir olması bu talebe engel değildir; talep deneyimsizliğe değil, zor durumdan bilerek yararlanılmasına dayanmaktadır. Zor durum [tarih] tarihinde [ ] ile sona ermiş, bildirim TBK m.28/2’deki bir yıllık süre içinde [tarih] tarihli ihtarnameyle yapılmıştır (EK-7). Bu nedenle edimler arasındaki oransızlığın giderilerek borcun [ ] TL ile sınırlı olduğunun tespitini talep ediyoruz.

5. İİK m.72/2 uyarınca takibin durdurulması için ihtiyati tedbir hakkında

Bononun vadesi [tarih] olup davalı [tarih] tarihli mesajında takibe geçeceğini bildirmiştir (EK-4). Henüz takip başlatılmadığından, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere belirlenecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ediyoruz. [Arabuluculuk sürecinde takip başlatılmışsa: Arabuluculuk bürosuna başvurumuzdan sonra davalı tarafından [ ] İcra Dairesinin [ ] sayılı dosyasıyla takip başlatılmış olup bu dava son tutanaktan itibaren iki hafta içinde açıldığından 6325 sayılı Kanun m.18/A-16 uyarınca İİK m.72/2 hükmü uygulanmalıdır.]

6. İİK m.72/5 uyarınca tazminat hakkında

Davalının, senet bedelinin müvekkile ödenen tutarı aştığını bildiği hâlde senedin tamamı için takip başlatması hâlinde takip haksız ve kötüniyetli olacağından, borçlunun zararının alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ediyoruz.

HUKUKİ SEBEPLER
İİK m.72; TTK m.4, 5, 5/A, 8, 776, 778; TBK m.27, 28; TCK m.241; HMK m.200-203, 389-399; 6325 sayılı Kanun m.18/A ve ilgili mevzuat.

DELİLLER
Arabuluculuk son tutanağı, banka kayıtları, ödeme tablosu ve yazışmalar, ihtarname, soruşturma dosyası, ticari defterler, bilirkişi incelemesi, tanık (delil başlangıcı nedeniyle), yemin ve her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere belirlenecek teminat karşılığında, dava konusu bonoya dayalı icra takibinin dava sonuna kadar durdurulmasına ihtiyati tedbir yoluyla karar verilmesine,
2. Müvekkil şirketin dava konusu bono nedeniyle davalıya [ödenen tutar] TL’yi aşan [ ] TL yönünden borçlu olmadığının tespitine; mahkeme aksi kanaatte ise TBK m.28 uyarınca edimler arasındaki oransızlığın giderilerek borcun [ ] TL ile sınırlı olduğunun tespitine,
3. Takip başlatılır ve takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa davalı aleyhine İİK m.72/5 uyarınca tazminata,
4. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine
karar verilmesini vekâleten saygıyla talep ederiz. [Tarih]

Davacı Vekili
[Ad Soyad — İmza]

EKLER: Arabuluculuk son tutanağı, banka kayıtları, ödeme tablosu, yazışmalar, soruşturma belgeleri, zor duruma ilişkin belgeler, ihtarname, vekâletname.

Dilekçe, senedin hâlâ lehtar finansçının elinde olduğu varsayımıyla hazırlanmıştır. Senet ciro edilmişse hamil de davalı gösterilmeli ve hamilin senedi bilerek borçlunun zararına devraldığına ilişkin olgular ayrı bir hususta, TTK m.687/1’e dayanılarak anlatılmalıdır. Genel menfi tespit dilekçesi kurgusu için Menfi Tespit Dava Dilekçesi Örneği yazımıza da bakılabilir.

Finansçının Başlıca Savunmaları

Finansçının savunmaları ve şirketin hazırlığı

SavunmaİçeriğiŞirketin hazırlığı
Senet soyut borç ikrarıdırSenette yazılı bedel borçlanıldığını gösterir; aksini borçlu ispatlamalıdırBanka kayıtları ve finansçıdan çıkmış belgelerle gerçekte verilen tutarın gösterilmesi
Yazılı delil yokSenede karşı tanık dinlenemez (HMK m.201)Delil başlangıcı niteliğindeki belgeler; gabin veya korkutma dayanaklarında HMK m.203/1-ç; ceza dosyası
Ticari işte faiz serbesttirTacirler arasında faiz oranı serbestçe belirlenir (TTK m.8/1)Faizin ahlaka aykırılık eşiğini aşması; zor durumdan yararlanma; tefecilik
Basiretli tacirŞirket senedin sonuçlarını bilerek imzalamıştırDava deneyimsizliğe değil zor duruma ve kanuna aykırılığa dayandırılmalı
İyiniyetli hamilSenedi ciro yoluyla devralan hamile şahsi def’iler ileri sürülemez (TTK m.687/1)Hamil ile finansçı arasındaki bağlantının ve devrin koşullarının ispatı
Süre geçtiGabin veya korkutma süresi dolmuşturZor durumun veya korkutmanın etkisinin ne zaman sona erdiğinin belgelenmesi; ahlaka aykırılık gibi süresiz dayanaklar
Ödemeler başka borca aittirŞirketin yaptığı ödemeler bu senede değil başka bir ilişkiye mahsupturDekont açıklamaları, mutabakatlar ve ödeme tabloları

Menfi tespit davasında ispat yükünün kimde olduğu ve davalının hangi savunmalarla karşılık verdiği Menfi Tespit Davası ve İİK 72 rehberimizde ayrıca anlatılmıştır.

Henüz İmzalamadıysanız veya Borcu Yeniden Yapılandırıyorsanız

Banka dışı finansmana başvurmak zorunda kalan bir şirket, sonradan yaşanacak uyuşmazlıkta elini güçlendirecek bazı önlemleri baştan alabilir. Bu önlemler finansmanı engellemez; yalnızca ilişkinin gerçek içeriğini kayıt altına alır.

Senet vermeden önce alınabilecek önlemler

ÖnlemSağladığı korumaDayanak
Ana para ve faizi ayrı gösteren yazılı ödünç sözleşmesiSenet bedelinin nasıl oluştuğu baştan belgelenir; yazılı delil sorunu ortadan kalkarHMK m.200-202
Paranın bankadan ve açıklamalı gönderilmesiGerçekte ödenen tutar tartışmasız hâle gelirHMK m.200
Senedin teminat amacını gösteren imzalı protokolTeminat senedi iddiası yazılı delile dayanırHMK m.201
Boş senet imzalamamakAnlaşmaya aykırı doldurma riski ortadan kalkarTTK m.680
Ortağın aval yerine sınırlı kefaletiKefalet sözleşmesinin şekil şartları ve azami miktar ortağı korurTBK m.583
Ödemelerin hangi senede mahsup edildiğinin yazılmasıÖdemelerin başka borca aitmiş gibi gösterilmesi önlenirTBK m.100-102
Lisanslı bir finansman veya faktoring kuruluşuyla çalışmakFaiz ve masraflar düzenlemeye ve denetime tabi olur6361 sayılı Kanun

İlk Adımlar: Bu Hafta Ne Yapılmalı?

  1. Ödeme emri geldiyse tebliğ tarihini not edin. Beş günlük itiraz ve şikâyet süresi bu tarihten başlar.
  2. Senedin kimin elinde olduğunu tespit edin. Takip finansçının kendisi tarafından mı, yoksa senedi ciro yoluyla devralan biri tarafından mı başlatıldı?
  3. Gerçekte alınan tutarı belgeleyin. Banka kayıtları, dekontlar ve finansçının gönderdiği ödeme tabloları bir araya getirilmelidir.
  4. Finansçıdan çıkmış belgeleri koruyun. Mesajlar, e-postalar ve mutabakatlar silinmemeli; gerekirse delil tespiti istenmelidir.
  5. İcra mahkemesine yapılabilecek itirazları değerlendirin. Resmî veya imzası ikrar edilmiş bir ödeme belgesi varsa borca itiraz edilmeli; imza şirket yetkilisine aitse imzaya itiraz edilmemelidir.
  6. Arabuluculuk başvurusunu ve dava dilekçesini birlikte hazırlayın. Arabuluculuk sırasında takip başlarsa son tutanaktan itibaren iki hafta içinde dava açılmalıdır.
  7. Ceza yolunu değerlendirin. Tefecilik veya tehdit varsa suç duyurusu, hukuk davasında kullanılacak delilleri de ortaya çıkarır.
  8. Avalist ortağın durumunu ayrıca inceleyin. Ortağın şahsi sorumluluğu şirketinkinden farklı olabilir; davada ayrı ayrı savunma kurulmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Finansçıya imzaladığımız senedin tamamını ödemek zorunda mıyız?

Senet bedelinin gerçekte verilen paradan fazla olduğu, senede faiz veya kesinti eklendiği ya da senedin teminat için verildiği ispatlanabilirse, fazla kısım yönünden borçlu olunmadığının tespiti istenebilir (İİK m.72). Bu iddialar senede karşı olduğundan kural olarak yazılı delille ispatlanmalıdır; finansçıdan çıkmış bir delil başlangıcı varsa tanık da dinlenebilir.

Kambiyo takibine itiraz süresi ne kadar?

Ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gündür; itiraz icra mahkemesine yapılır (İİK m.168-170). Borca itirazda borcun olmadığı veya ödendiği ancak resmî ya da imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispatlanabilir (İİK m.169/a). Bu dar çerçeveye girmeyen iddialar menfi tespit davasında ileri sürülür.

Menfi tespit davası açarsak takip durur mu?

Dava icra takibinden önce açılırsa mahkeme, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir (İİK m.72/2). Takipten sonra açılan davada takip durdurulamaz; yalnızca teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi istenebilir (İİK m.72/3).

Menfi tespit davasından önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası ticari dava niteliğindedir ve 7445 sayılı Kanun’la 1 Eylül 2023’ten itibaren TTK m.5/A, ticari menfi tespit davalarında arabulucuya başvurulmasını dava şartı saymaktadır. Arabuluculuk sürerken şirket aleyhine takip başlatılırsa, son tutanaktan itibaren iki hafta içinde açılan menfi tespit davasında takipten önce açılan davalara ilişkin koruma uygulanabilir (6325 sayılı Kanun m.18/A-16).

Tefecilik iddiasını tanıkla ispatlayabilir miyiz?

Kural olarak hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bonoların tefecilik nedeniyle verildiği iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, tanığın ancak dar istisnai koşullarda dinlenebileceğini ve alacaklı hakkında kesinleşmiş bir tefecilik mahkûmiyetinin de ispat aracı olduğunu belirtmiştir (18.02.2015, 2013/1362 E., 2015/826 K.).

Senet finansçının yakınına ciro edildi, def’ilerimizi ileri sürebilir miyiz?

Ciro yoluyla devralan hamile karşı şahsi def’iler ancak hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği ispatlanırsa ileri sürülebilir (TTK m.687/1). Hamilin finansçıyla yakınlığı, senedi bedelsiz devralması ve devrin zamanlaması bu ispatta kullanılır. Devir alacağın temliki yoluyla yapılmışsa def’iler temlik alana karşı da ileri sürülebilir (TTK m.687/2).

Boş senet imzaladık, finansçı yüksek bir rakam yazdı. Ne yapabiliriz?

Senedin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası lehtara karşı ileri sürülebilir; hamile karşı ise ancak hamil senedi kötüniyetle veya ağır kusurla iktisap etmişse ileri sürülebilir (TTK m.680/1). Doldurma anlaşmasının yazılı belgeyle kanıtlanması gerekir; bu nedenle finansçıyla yapılan yazışmalar ve ödeme kayıtları büyük önem taşır.

Ticari işte faiz serbest değil mi?

Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir (TTK m.8/1). Ancak bu serbesti, ahlaka ve kanuna aykırılık (TBK m.27), aşırı yararlanma (TBK m.28) ve tefecilik (TCK m.241) sınırlarını ortadan kaldırmaz. Borç ticari iş niteliği taşımıyorsa sözleşme faizi yasal faizin yüzde yüzünü aşamaz (TBK m.88/2).

Ortak olarak senede aval verdim, şirketin savunmalarından yararlanabilir miyim?

Aval bağımsız bir kambiyo taahhüdüdür; aval verenin taahhüdü, güvence altına alınan borç şekle ait bir noksandan başka bir sebeple batıl olsa bile geçerlidir (TTK m.702/2). Bu nedenle şirketin bedelsizlik veya teminat senedi gibi şahsi def’ilerinden avalistin kendiliğinden yararlanması kural olarak mümkün değildir. Ortağın finansçıyla doğrudan bir ilişkisi varsa bu ilişkiden doğan def’iler ayrıca değerlendirilir.

Senedi tehditle imzalattılar, ne yapmalıyız?

Cebir veya tehdit kullanılarak borç doğuran bir senedin imzalatılması yağma suçunu oluşturur ve altı yıldan on yıla kadar hapis cezasını gerektirir (TCK m.148/2). Hukuk bakımından korkutma altında yapılan işlem, korkutmanın etkisinin ortadan kalkmasından itibaren bir yıl içinde iptal edilebilir (TBK m.37, m.39). Tehdidi gösteren kayıtlar saklanmalı ve gecikmeden suç duyurusunda bulunulmalıdır.

Senedi ödedik, parayı geri isteyebilir miyiz?

Borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehdidi altında ödeyen şirket, ödemeden itibaren bir yıl içinde istirdat davası açabilir (İİK m.72/7). Menfi tespit davası sürerken ödeme yapılmışsa dava istirdat davası olarak devam eder.

Şirket konkordato isterse senede dayalı takipler ne olur?

Geçici mühlet verildiğinde mühlet içinde şirket aleyhine takip yapılamaz ve önceden başlamış takipler durur (İİK m.294). Ancak bu, senedin geçerliliği ve tutarı tartışmasını sona erdirmez; şirketin senede yönelik itirazlarını konkordato sürecinde de açıkça ileri sürmesi gerekir.

İlgili Rehberler

Şirketin tedarikçisine verdiği çek, iş yapılmadan bir faktoring şirketine kırdırılıp icraya konulduysa, faktoringe kırdırılan çeke karşı keşidecinin savunması ayrı bir rehberde ele alınmıştır.

Fahiş senet dışında zor durumda yapılan devir ve sözleşmeler için gabin rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Şirket kendi senedini değil, elindeki müşteri çeklerini veya fatura alacaklarını yüksek iskontoyla finansçıya devrettiyse izlenecek yollar için müşteri çeklerini finansçıya kırdırdıysanız başlıklı rehberimize bakabilirsiniz.

Kaynakça

Mevzuat (mevzuat.gov.tr’deki güncel metinler, 3 Kasım 2026 itibarıyla)

Kararlar

  • Yargıtay HGK, 18.02.2015, 2013/1362 E., 2015/826 K.
  • Yargıtay HGK, 14.09.2021, E.2017/(19)11-943, K.2021/984
  • Yargıtay HGK, 22.03.2000, 2000/12-706 E., 2000/181 K.
  • Yargıtay 11. HD, E.2020/4396, K.2021/3198 (7445 sayılı Kanun öncesi dönem)

Yazar: Av. Fatma Öztürk, Hukukçular Evi Ankara

Büro: Varlık Mahallesi Gaziosmanpaşa Caddesi No: 22, Yenimahalle/Ankara · Telefon: 0554 648 37 15

Son güncelleme: 3 Kasım 2026. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlıkta sonuç, senedin, şirket kayıtlarının ve delillerin incelenmesine bağlıdır.

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk