Ticari İşlemlerde Gabin 2026: Tacir, Pay Devri ve Şirket Satışında Aşırı Yararlanma (TBK 28, TTK 18/2)
02 Kasım 2026

Ticari İşlemlerde Gabin 2026: Tacir, Pay Devri ve Şirket Satışında Aşırı Yararlanma (TBK 28, TTK 18/2)

Tacirler ve şirket ortakları da gabin (aşırı yararlanma) iddiasında bulunabilir; bunu yasaklayan bir kanun hükmü yoktur. TTK m.22, tacirin aşırı ücret veya cezanın indirilmesini isteyemeyeceği hâlleri tek tek sayar ve TBK m.28 bu sayımın içinde değildir. Sınırlama içtihattan gelir: Yargıtay, her tacirin basiretli bir iş adamı gibi davranması gerektiğini söyleyen TTK m.18/2 nedeniyle tacirin “deneyimsizdim” ya da “düşüncesiz davrandım” savunmasını kural olarak kabul etmez, “zor durumdaydım” iddiasını ise inceler. Pay devri ve şirket satışında açık oransızlık, sözleşmenin kurulduğu tarihteki değerler esas alınarak bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Hak, öğrenmeden veya zor durumun ortadan kalkmasından itibaren bir yıl, her hâlde sözleşmeden itibaren beş yıl içinde kullanılır (TBK m.28/2).

Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Bu rehber, en az bir tarafı tacir olan ya da konusu şirket payı, işletme veya ticari alacak olan işlemlerde gabinin nasıl uygulandığını anlatır: kanuni çerçeve (TBK m.28, TTK m.4, 5, 5/A, 18/2, 22, 490, 595, 641), tacirin hangi sömürme hâline dayanabileceği, açık oransızlığın hangi tarihe ve hangi değerleme yöntemine göre ölçüldüğü, pay devri, şirket satışı, ortaklıktan ayrılma ve miras sonrası devirlerde Yargıtay’ın baktığı noktalar, gabinin aldatma, korkutma ve aşırı ifa güçlüğünden farkı, süreler, görevli mahkeme, dava şartı arabuluculuk, tahkim şartı, paylar üzerinde ihtiyati tedbir ve ibra ile sulhtan sonra gabin. Hem iptal isteyen taraf hem sözleşmeyi savunan taraf için yol haritası sayfanın sonundadır.

Gabin denince akla çoğu zaman değerinin çok altında satılan bir ev ya da borç baskısıyla imzalanan ağır şartlı bir senet gelir. Oysa aşırı yararlanma hükmü yalnız bireyleri korumak için yazılmamıştır. Bir limited şirket payının, bir anonim şirketin hisselerinin, bir işletmenin ya da büyük bir ticari alacağın karşılığıyla açıkça orantısız bir bedelle el değiştirdiği işlemlerde de aynı madde uygulanır. Ticari işlemlerde değişen şey hükmün kendisi değil, tarafların kim olduğu ve onlardan beklenen özen ölçüsüdür.

Ticari uyuşmazlıklarda gabin iddiası genellikle büyük tutarlar üzerinde tartışılır ve sonuç çoğu zaman tek bir noktaya bağlanır: oransızlığın varlığı bilirkişiyle ispatlansa bile, karşı tarafın zor durumdan bilerek yararlandığı gösterilebilecek mi? Aşağıda incelenen pay devri kararlarında dava, çoğunlukla oransızlık değil bu öznel unsur ispatlanamadığı için reddedilmiştir. Bu nedenle yazı, iptal isteyen tarafın neyi ispatlaması gerektiğini olduğu kadar, sözleşmeyi savunan tarafın hangi savunmalara dayanabileceğini de aynı ciddiyetle anlatır.

Bireysel işlemlerde gabinin genel şartları, süreler ve dava yolu için gabin (aşırı yararlanma) ana rehberimize, kanun maddesinin unsur unsur incelemesi için TBK 28 aşırı yararlanma şerhimize bakabilirsiniz. Bu sayfa, o iki yazıdaki genel çerçeveyi ticari işlemlere uygular.

Ticari Gabin Nedir, Bireysel Gabinden Farkı Ne?

Kanunda “ticari gabin” adıyla ayrı bir kurum yoktur. Türk Borçlar Kanunu’nun 28. maddesi bütün sözleşmelere uygulanan genel bir hükümdür ve taraflar arasında ayrım yapmaz. “Ticari gabin” ifadesi, uygulamada en az bir tarafın tacir olduğu ya da konusu ticari işletme, şirket payı veya ticari alacak olan işlemlerdeki gabin tartışmasını anlatmak için kullanılır.

Maddeye göre gabin üç unsurun birlikte bulunmasına bağlıdır. Birincisi objektif unsurdur: karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunmalıdır. İkincisi zarar görenin durumuna ilişkin öznel unsurdur: zarar gören zor durumda, düşüncesiz ya da deneyimsiz olmalıdır. Üçüncüsü yararlanmadır: karşı taraf bu durumu bilerek, ondan yararlanarak oransızlığı sağlamış olmalıdır. Unsurlardan biri eksikse gabin oluşmaz; yalnız “çok ucuza sattım” demek yetmez.

Ticari işlemde bu üç unsur aynı kalır, fakat her birinin değerlendirilme biçimi değişir. Değer tespiti emsal satışlarla değil şirket değerlemesiyle yapılır; tacirin “bilmiyordum” demesi basiretli iş adamı ölçütüyle sınırlanır; dava çoğu zaman asliye ticaret mahkemesinde görülür ve sözleşmelerde tahkim şartına sık rastlanır. Aşağıdaki tablo farkları bir arada gösterir.

Bireysel işlemde ve ticari işlemde gabin

KonuBireysel işlemdeTicari işlemde
Tipik işlemEv, arsa, araç satışı; borç karşılığı senet veya tapu devriLimited veya anonim şirket payı devri, işletme devri, ortaklıktan ayrılırken pay satışı, alacaktan feragat, ticari sulh
Dayanılabilecek sömürme hâliZor durum, düşüncesizlik ve deneyimsizlikZor durum incelenir; tacirin deneyimsizlik ve düşüncesizlik iddiası TTK m.18/2 nedeniyle kural olarak kabul görmez
Değer tespitiEmsal satışlar, ekspertiz, keşifMali tablolar, şirket değerlemesi, uzman bilirkişi kurulu; değer sözleşme tarihine göre
Görevli mahkemeKural olarak asliye hukuk mahkemesiAsliye ticaret mahkemesi (TTK m.4, m.5)
Dava şartı arabuluculukDavanın türüne göre değişirKonusu bir miktar para olan ticari davalarda dava şartı (TTK m.5/A)
TahkimNadirPay alım sözleşmelerinde sık; tahkim şartı, asıl sözleşmenin geçersizliği iddiasından etkilenmez (HMK m.412/4)
Öne çıkan delillerTanık, banka kayıtları, tapu ve noter kayıtlarıTicari defterler, bilanço, genel kurul ve yönetim kurulu kararları, değerleme raporları, e-posta yazışmaları, ödeme kayıtları

Kanuni Çerçeve: TBK m.28 ve Tacire Özgü Hükümler

Ticari gabin tartışmasının merkezinde TBK m.28 durur. Maddenin güncel metni şöyledir:

TBK m.28 (Aşırı yararlanma). “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.”

Maddenin birinci fıkrası zarar görene iki seçenek tanır. Birincisi sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip verdiğini geri istemektir; pay devrinde bu, payların iadesi anlamına gelir. İkincisi sözleşmeyi ayakta tutup oransızlığın giderilmesini, yani çoğu zaman bedel farkının ödenmesini istemektir. Seçim “durumun özelliğine göre” yapılır. İkinci fıkradaki süreler hak düşürücüdür; mahkeme bunları kendiliğinden gözetir.

Ticari bir işlemde TBK m.28’in yanında şu hükümler de devreye girer:

Ticari gabinde uygulanan başlıca hükümler

HükümNe söyler?Ticari gabin bakımından anlamı
TTK m.18/2Her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır.Tacirin deneyimsizlik ve düşüncesizlik iddiasını zayıflatan temel ölçüt
TTK m.22Tacir borçlu, TBK m.121/2, m.182/3 ve m.525’teki hâllerde aşırı ücret veya ceza kararlaştırıldığı iddiasıyla indirim isteyemez.TBK m.28 bu sayımda yer almaz; tacirin gabin iddiası kanunla kapatılmamıştır
TTK m.4/1Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili davalar ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın TTK’da öngörülen hususlardan doğan davalar ticari davadır.Pay devri TTK’da düzenlendiğinden pay devrinden doğan gabin davası ticari dava niteliği taşır
TTK m.5/1Aksine hüküm yoksa, dava değerine bakılmaksızın ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakar.Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir
TTK m.5/ATicari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvuru dava şartıdır.Bedel farkı istemi için arabuluculuk değerlendirilmelidir
TTK m.595Limited şirkette esas sermaye payının devri yazılı yapılır, imzalar noterce onanır; şirket sözleşmesinde aksi yoksa genel kurul onayı şarttır ve devir bu onayla geçerli olur.Gabin, şekle uygun yapılmış ve onaylanmış bir devrin de iptalini sağlayabilir
TTK m.490Anonim şirkette nama yazılı paylar, kanunda veya esas sözleşmede aksi yoksa serbestçe devredilir; devir ciro edilmiş pay senedinin zilyetliğinin devriyle yapılabilir.Anonim şirket payı devrinde de gabin aynı unsurlarla incelenir
TTK m.641Limited şirketten ayrılan ortak, payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteyebilir.Ayrılma sırasında “gerçek değer” ile ödenen bedel arasındaki fark tartışmaya açılır
HMK m.389-397İhtiyati tedbirin şartları, yaklaşık ispat, teminat ve dava öncesi tedbirde iki haftalık dava açma süresiPayların dava sırasında üçüncü kişilere devrini önlemenin yolu
HMK m.412/4, m.413Tahkim sözleşmesine karşı asıl sözleşmenin geçerli olmadığı itirazında bulunulamaz; tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değilse tahkim ilk itirazı üzerine dava usulden reddedilir.Tahkim şartlı pay alım sözleşmesinde gabin iddiası kural olarak hakem önüne gider

Tacirin basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü ve tacir sıfatının diğer sonuçları için tacir sıfatının hukuki sonuçları yazımıza, pay devrinin şekli ve sorumluluk boyutu için anonim ve limited şirkette pay devri yazımıza bakabilirsiniz.

Tacir Gabin İddia Edebilir mi?

Kısa cevap evettir, ama sınırlı bir evet. Önce kanuna bakmak gerekir. TTK m.22, tacir sıfatını taşıyan borçlunun mahkemeden indirim isteyemeyeceği üç hâli sayar: faiz, irat veya bağışlanan para borcunda temerrüt faizinin takip ya da dava tarihinden işleyeceği kuralına aykırı anlaşmaların ceza koşulu hükümlerine tabi tutulduğu hâl (TBK m.121/2), aşırı ceza koşulunun indirilmesi (TBK m.182/3) ve aşırı simsarlık ücretinin indirilmesi (TBK m.525). TBK m.28 bu sayımda yer almaz. Kanun koyucu tacire bazı korumaları açıkça kapatmış, gabini kapatmamıştır. Bu nedenle “tacir olduğunuz için gabin iddia edemezsiniz” şeklindeki mutlak bir savunma kanuna dayanmaz. TTK m.22’nin kapsamına giren cezai şart bakımından bile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, cezai şartın tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına yol açacak ölçüde ağır olması hâlinde genel ahlaka aykırı sayılarak kısmen veya tamamen iptal edilebileceğini kabul etmiştir (YHGK, 14.09.2021, E.2017/(19)11-943, K.2021/984). Tacire hiçbir koruma tanınmadığı düşüncesi bu nedenle doğru değildir.

Sınırlama içtihattan gelir ve dayanağı TTK m.18/2’dir. Her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğinden, Yargıtay tacirin kendi ticari alanındaki bir işlemde “deneyimsizdim” ya da “düşüncesiz davrandım” demesini kural olarak kabul etmez. Ticaretle uğraşan, defter tutan, sözleşme kuran ve risk hesaplayan bir kişiden, yaptığı işlemin değerini bilmesi beklenir. Buna karşılık zor durum, kişinin bilgisi ya da tecrübesiyle değil dış koşullarla ilgilidir: ağır bir nakit sıkışıklığı, kapıda bekleyen haciz, işletmenin kapanma tehlikesi, ağır bir hastalık ya da bir yakının ölümü tacir için de zor durum yaratabilir. Bu yüzden tacirin gabin iddiası uygulamada zor durum üzerinden kurulur.

Bu ayrımı ortaya koyan kararlardan biri Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 12.06.2003 tarihli, E.2002/5289, K.2003/6204 sayılı kararıdır. Olayda faaliyeti kısa süre sonra durdurulan bir banka, mali sıkıntı içindeyken bir mevduat sahibine çok yüksek bir gecelik faiz taahhüt etmişti. Mevduat sahibi ödenmeyen faiz için takip başlatınca banka, bu faizi zor durumda kabul ettiğini ve sözleşmenin gabin nedeniyle kendisini bağlamadığını savundu. İlk derece mahkemesi bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve dönemin faiz koşullarını gözeterek gabinin objektif koşulunun oluşmadığını kabul etti. Yargıtay ise tacir olan bankanın düşüncesizlik veya deneyimsizliğe dayanamayacağını, ancak zor durumundan yararlanılarak edimler arasında açık bir oransızlık yaratılmışsa sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirebileceğini belirterek kararı bozdu; bilirkişi incelemesiyle saptanan çok yüksek faiz açık oransızlık, bankanın içinde bulunduğu durum da zor durum olarak değerlendirildi. Karar mülga Borçlar Kanunu’nun 21. maddesi döneminde verilmiştir; TBK m.28 aynı unsurları koruduğundan ilke bugün de geçerlidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.05.2025 tarihli, E.2023/6-906, K.2025/361 sayılı kararı ise ölçütün öbür yüzünü gösterir. Olayda tacir bir yüklenici, kamu idaresiyle yaptığı inşaat sözleşmesine ilişkin olarak itiraz şerhi koymadan imzaladığı ek sözleşmeyi (sulhnameyi) mali sıkıntı içinde imzaladığını ileri sürmüştü. İlk derece mahkemesi gabini kabul etmiş ve bozma kararına karşı direnmişti. Kurul direnme kararını bozdu. Gerekçede açık oransızlığın işten anlayan herkesin gözüne çarpacak düzeyde olması ve sözleşmenin yapıldığı andaki objektif değere göre belirlenmesi gerektiği, karşı taraf zaaftan bilerek yararlanmamışsa diğer unsurlar gerçekleşse bile gabinin oluşmayacağı ve tacirin TTK m.18/2 gereği üstleneceği yükümlülüklerin kapsamını önceden tartması gerektiği vurgulandı. Aynı kararda iki önemli tespit daha vardır: gerçek kişiler gibi tüzel kişiler de zor durumda kalabilir; düşüncesizlik ve deneyimsizlik ise kişinin genel tecrübesi değil, o sözleşmeye özgü bir eksiklik olarak değerlendirilir.

Bu iki karardan çıkan ders şudur: tacir, ticari hayatın olağan pazarlık sertliğini gabin diye nitelendiremez; aranan, karşı tarafın sıkışmışlığı bilerek kullanmasıdır. Şirketin kendisi de zor durumda kalabileceğinden, gabin iddiası yalnız ortakların kişisel işlemlerinde değil, şirket adına yapılan işlemlerde de gündeme gelebilir.

Üç sömürme hâli ve tacir

Sömürme hâliTacir dayanabilir mi?İspatta öne çıkanlar
Zor durumEvet; Yargıtay bu iddiayı incelerHaciz, ipotek ve icra kayıtları, bankalardan gelen cevaplar, vadesi gelmiş borçlar, banka yazışmaları, nakit akış tabloları, sağlık raporları; karşı tarafın bu durumu bildiğini gösteren yazışmalar
DüşüncesizlikKural olarak hayır (TTK m.18/2)İşlem tacirin ticari alanı dışındaysa ya da tacir sıfatı tartışmalıysa ayrıca değerlendirilir
DeneyimsizlikKural olarak hayır (TTK m.18/2)Tacir olmayan ortak (örneğin miras yoluyla ortak olmuş kişi) bakımından ayrıca değerlendirilir; eğitim düzeyi ve şirketteki görevi önem taşır

Burada önemli bir ayrıntı vardır: şirket ortağı olmak her zaman tacir olmak anlamına gelmez. Anonim veya limited şirket tüzel kişi olarak tacirdir; payı elinde bulunduran gerçek kişi ise ayrıca bir ticari işletme işletmiyorsa kendiliğinden tacir sayılmaz. Örneğin babasından miras yoluyla pay edinmiş ve şirket yönetiminde hiç bulunmamış bir mirasçının deneyimsizlik iddiası, yıllardır şirketi yöneten bir ortağınkiyle aynı biçimde değerlendirilmez. Yine de mahkemeler kişinin eğitim düzeyine, mesleğine, sektördeki tecrübesine ve işlemi yaparken danışmanlık alıp almadığına bakar. Aşağıda inceleneceği gibi, devredilen şirketle aynı sektörde tacir olan ve o şirketin bayisi olarak çalışan bir ortağın, şirketin değerini bilecek durumda olduğu kabul edilmiştir.

Açık Oransızlık Ticari İşlemlerde Nasıl Ölçülür?

Gabinin objektif unsuru, karşılıklı edimler arasındaki açık oransızlıktır. Kanun bir oran belirlemez; “yarı fiyatına” ya da “üçte bir fiyatına” gibi sabit bir eşik yoktur. Değerlendirme somut olayın özelliklerine göre yapılır ve ticari işlemlerde üç soru öne çıkar: değer hangi tarihe göre belirlenecek, hangi yük ve haklar hesaba katılacak, hangi yöntemle ölçülecek?

Oransızlığın iki katın altındaki bir farkla da kabul edilebildiğine bir örnek, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 17.01.2024 tarihli, E.2023/2144, K.2024/243 sayılı kararıyla düzeltilerek onanan hükümdür. Taşınmaz malikleriyle yapılan bir aracılık sözleşmesinde kararlaştırılan komisyon, tarifedeki üst sınıra göre hesaplanan tutarın yaklaşık 1,8 katıydı ve ayrıca aylık yüzde 10 temerrüt faizi öngörülmüştü. Bilirkişi kurulu incelemesinden sonra ilk derece mahkemesi, tapu kayıtlarındaki ipotek ve hacizler ile bankalardan gelen cevaplardan maliklerin zor durumda olduğunu, komisyonun ve faizin de açıkça oransız olduğunu kabul etti; sözleşmeyi iptal etmeden komisyonu ve faizi normal orana indirdi. Olaya mülga Borçlar Kanunu’nun 21. maddesi uygulanmıştır ve gabin bu kez tacire karşı, tacir olmayan taraflarca ileri sürülmüştür; ama karar hem oransızlığın oransal bir eşiğe bağlı olmadığını hem de oransızlığın giderilmesi seçeneğinin uygulamada nasıl işlediğini gösterir.

Değerleme tarihi sözleşme tarihidir. Gabin, sözleşmenin kurulduğu andaki dengesizliği konu alır. Sonradan şirketin büyümesi ya da taşınmazın değer kazanması tek başına gabin oluşturmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.10.2025 tarihli, E.2024/1-399, K.2025/643 sayılı kararı bu noktayı açıkça vurgular. Olayda tekstil ticaretiyle uğraşan ve ekonomik sıkıntıya düşen davacı, borçlarını ödeyen kişinin yönlendirmesiyle bir taşınmazdaki payını devretmişti. Özel Daire davacının ticaretle uğraştığını, açık oransızlık ve zor durumun bulunmadığını belirterek bozmuş, Kurul ise değişik gerekçeyle bozmuştur. Kurula göre edimlerin değeri sözleşmenin kurulduğu ana göre ve uzman bilirkişi aracılığıyla belirlenmeli; dava tarihindeki değeri bulup endekslerle geriye doğru hesaplamak doğru değildir. Raporda emsal değerler, piyasa koşulları, takyidat ve hacizler denetlenebilir biçimde yer almalıdır. İnceleme sırası da belirlenmiştir: önce açık oransızlık araştırılır, bu unsur ispatlanırsa zarar görenin yaşı, ekonomik gücü ve psikolojik durumu gibi öznel koşulları derinlemesine incelenir. Karar bir taşınmaz payına ilişkindir, fakat “değer, sözleşme tarihine göre ve doğrudan tespit edilir” ilkesi pay devrine de aynen uygulanır.

Yükler ve kısıtlamalar hesaba katılır. Devredilen şeyin üzerinde haciz, rehin, şerh ya da başka bir takyidat varsa, değer bu yüklerle birlikte belirlenmelidir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 10.04.2019 tarihli, E.2017/6987, K.2019/4781 sayılı kararı, gabin savunmasının değerlendirilmesinde taşınmaz payının değerinin sözleşme tarihindeki haciz ve takyidatlarla birlikte tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Daire, davalının gabin savunmasının değerlendirilmesini isteyerek gabinin savunma yoluyla da ileri sürülebileceğini dolaylı olarak kabul etmiştir. Karar şirket payına değil taşınmaz payına ilişkindir; pay devrinde bunun karşılığı şirketin borçları, vergi ve SGK yükümlülükleri, devam eden davaları ve pay üzerindeki rehin ya da önalım haklarıdır. Hacizli ya da borçlu bir şirketin payı, temiz bir şirketin payıyla aynı değerde değildir.

Gabindeki ölçüt ile ortaklıktan çıkarmadaki ölçüt farklıdır. Anonim şirkette haklı sebeple fesih davasında mahkeme, şirketin feshi yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmalarına karar verebilir (TTK m.531). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13.05.2025 tarihli, E.2024/6495, K.2025/3310 sayılı kararı da, imzası taklit edilerek devredilen anonim şirket paylarının bedeline hükmedilirken bu ölçüte dayanmış ve payların karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin, şirketin tüm aktif ve pasifleri incelenerek uzman bilirkişi kurulunca belirlenmesi gerektiğini söylemiştir. Limited şirketten ayrılan ortak da payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteyebilir (TTK m.641). Gabin davasında ise bakılan tarih, devrin yapıldığı tarihtir. Bu nedenle şirketle yollarını ayırmak isteyen bir ortak için, payını pazarlıkla devretmek ile çıkma veya fesih davası yoluyla gerçek değeri talep etmek arasındaki seçim, değerleme tarihini ve sonucu doğrudan etkiler; devir yapıldıktan sonra ise gabin ve irade bozukluğu yolları kalır.

Pay değerinin tespitinde kullanılan başlıca yöntemler

YöntemNeyi ölçer?Gabin davasında dikkat
Net aktif değer (düzeltilmiş özkaynak)Varlıkların gerçek değerinden borçların düşülmesiyle kalan değerTaşınmaz, makine ve stokların defter değeri değil piyasa değeri esas alınmalı; gizli borçlar ve davalar düşülmeli
İndirgenmiş nakit akışlarıŞirketin gelecekte üreteceği nakdin bugünkü değeriVarsayımlar yalnız sözleşme tarihinde bilinen veya öngörülebilen verilere dayanmalı; sonradan gerçekleşen büyüme kullanılmamalı
Piyasa çarpanları ve emsal işlemlerBenzer şirketlerin veya işlemlerin fiyat/kazanç gibi çarpanlarıGerçekten karşılaştırılabilir emsal bulunması gerekir; küçük ve aile şirketlerinde emsal sınırlıdır
Taraflar arasındaki önceki işlemlerAynı şirket payı için daha önce ödenen bedeller, tekliflerKısa süre önce çok daha yüksek bir teklif alınmışsa güçlü bir karine oluşturur

İncelediğimiz kararlarda belirli bir değerleme yöntemini zorunlu tutan açık bir ilkeye rastlamadık. Yöntem seçimi bilirkişi raporunda gerekçelendirilmeli, birden fazla yöntem kullanılmışsa sonuçlar arasındaki fark açıklanmalıdır. Rapor tebliğ edildikten sonra iki haftalık süre içinde yönteme, varsayımlara ve değerleme tarihine itiraz edilmesi gerekir; bu konuda bilirkişi raporuna itiraz yazımıza, bölge adliye mahkemesi kararlarındaki oranlar ve bilirkişi soruları için gabinde açık oransızlığın tespiti yazımıza bakabilirsiniz. Taraflardan birinin dava öncesinde kendi aldırdığı değerleme raporu uzman görüşü niteliğindedir ve mahkemenin atadığı bilirkişinin incelemesinin yerini tutmaz, ama bilirkişinin cevaplaması gereken soruları belirlemek bakımından büyük önem taşır.

Pay Devri ve Şirket Satışında Gabin

Ticari gabin davalarının büyük bölümü şirket paylarının devrinden doğar. Bir ortak şirketten ayrılırken payını diğer ortaklara devreder, bir mirasçı murisinden kalan payları kısa süre içinde satar, ya da ağır borç altındaki bir şirketin sahibi şirketi hızla elden çıkarır. Sonradan payın gerçek değerinin ödenen bedelin çok üzerinde olduğu ortaya çıkınca gabin gündeme gelir.

Önce şekle bakılır. Limited şirkette esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı yapılır, imzalar noterce onanır ve şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse genel kurulun onayı gerekir; devir bu onayla geçerli olur (TTK m.595). Anonim şirkette nama yazılı paylar, kanunda veya esas sözleşmede aksi yoksa serbestçe devredilir ve devir ciro edilmiş pay senedinin zilyetliğinin geçirilmesiyle yapılabilir (TTK m.490). Şekle uygun yapılmış, noterce onaylanmış ve genel kurulca kabul edilmiş bir devir de gabin nedeniyle iptal edilebilir; şeklin tamamlanmış olması iradenin sömürülmediğini göstermez. Şekle aykırılık varsa bu ayrı bir geçersizlik sebebidir ve gabinden önce incelenir.

İçeriğe gelince, pay devrine ilişkin kararlarda tekrar eden tablo şudur: oransızlık çoğu zaman tartışılabilmekte, ama dava zor durumun ve karşı tarafın bunu bilerek kullandığının somut olgularla ortaya konamaması nedeniyle reddedilmektedir. Pay devrinde gabin iddiasını davacı lehine kabul eden ve tam metnini görebildiğimiz bir Yargıtay kararına rastlamadık. Aşağıdaki kararlar bu tabloyu farklı açılardan gösterir.

“Şirket borca batık” denilerek yapılan devir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin 29.04.2021 tarihli, E.2020/311, K.2021/556 sayılı kararına konu olayda, üç ailenin ortak olduğu bir anonim şirkette yaklaşık yüzde 11 paya sahip olan davacı, kardeşleriyle birlikte paylarını diğer ortaklara devretmişti. Davacı, şirketin borca batık olduğu söylenerek aldatıldığını, payının gerçek değeri ile aldığı bedel arasındaki fark için tazminat istediğini ileri sürdü; istinaf aşamasında gabine de dayandı. Daire, aldatma sayılabilecek bir davranışın ispatlanamadığını, devirden sonra şirketin büyümesinin aldatmayı ispata elverişli olmadığını ve davacıyı devre sevk eden zor durumun ne açıklandığını ne de ispatlandığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetti. İlk derece gerekçesinde davacının aynı sektörde tacir olduğu ve devredilen şirketin bayisi olarak çalıştığı, bu nedenle şirketin değerini bilecek durumda olduğu da vurgulanmıştı. Karar UYAP Emsal kaydına göre temyiz yolu açık olarak verilmiştir.

Bedeli ödenmeyen pay ve noter senedi. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2023 tarihli, E.2020/1388, K.2023/581 sayılı kararında, ticari tecrübesi olmadığını söyleyen davacı limited şirket payını noterde düzenlenen sözleşmeyle devretmişti; sözleşmede bedelin nakden ve tamamen alındığı yazıyordu. Davacı bedelin ödenmediğini ileri sürdü, istinafta irade bozukluğuna ve aşırı yararlanmaya da dayandı. Daire, noter senedindeki beyanın aksinin kesin delille ispatlanması gerektiğini ve tanık dinlenemeyeceğini, davacının bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmediği için sözleşmeyi onamış sayıldığını (TBK m.39) ve takibin dayanağı ile konusu dikkate alındığında aşırı yararlanma hükümlerinin uygulama yeri olmadığını belirterek başvuruyu reddetti.

Alıcının araştırma yükümlülüğü. Haksızlık iddiası yalnız satan taraftan gelmez; şirketin gizli borçları nedeniyle payın gerçekte ödenen bedelden çok daha az değerli olduğu sonradan anlaşılabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05.11.2015 tarihli, E.2015/3202, K.2015/11608 sayılı kararına konu olayda, payları devralan davacılar şirketin devirden önceki döneme ait ağır vergi borcuyla karşılaşmış, ticari tecrübeleri olmadığını ve kandırıldıklarını ileri sürerek devir sözleşmesinin ayıp ve gabin nedeniyle feshini istemişlerdi. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti; Yargıtay ise hile vakıasının ispatlanamadığını, limited şirket payını devralanların şirketin vergi borcu olup olmadığını araştırma konumunda olduklarını belirterek kararı bozdu. Mülga Borçlar Kanunu ve 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu döneminde verilen kararda, payları devralanların davası için beş yıllık zamanaşımının devrin pay defterine tescilinden başladığı da kabul edilmiştir; bugün limited şirkette pay defterine kaydın kurucu olmadığı göz önüne alındığında başlangıç tarihi ayrıca değerlendirilmelidir. Alıcı tacirden devralmadan önce şirketin borçlarını, davalarını ve vergi durumunu incelemesi beklenir; bu incelemeyi yapmayan alıcının sonradan “bilmiyordum” demesi zorlaşır.

Ticari işlemlerde gabin: kararlardan çıkan dersler

KararOlaySonuçDers
Y.19.HD, 12.06.2003, E.2002/5289, K.2003/6204Mali sıkıntıdaki banka çok yüksek faiz taahhüt etmişBanka lehine bozmaTacir zor duruma dayanarak gabin ileri sürebilir; deneyimsizlik ve düşüncesizliğe dayanamaz
YHGK, 28.05.2025, E.2023/6-906, K.2025/361Tacir yüklenici itirazsız sulhname imzalamışGabini kabul eden direnme kararı bozulduOransızlık göze çarpacak düzeyde olmalı; sömürme kastı şart; tüzel kişi de zor durumda kalabilir
YHGK, 22.10.2025, E.2024/1-399, K.2025/643Ticaretle uğraşan, sıkıntıdaki davacı taşınmaz payını devretmişDeğişik gerekçeyle bozma; yeni bilirkişiDeğer sözleşme tarihine göre; önce objektif, sonra öznel unsur incelenir
İst. BAM 43.HD, 29.04.2021, E.2020/311, K.2021/556Anonim şirket payı, “şirket borca batık” telkini, sonraki büyümeRet (istinaf esastan reddedildi)Zor durum somutlaştırılmalı; sektörü bilen tacirin değer bilgisi varsayılır
İst. BAM 43.HD, 01.06.2023, E.2020/1388, K.2023/581Limited şirket payı, noter senedinde “bedeli aldım” beyanıRetNoter beyanına karşı tanık dinlenmez; bir yıllık süre kaçırılmamalı
Y.11.HD, 05.11.2015, E.2015/3202, K.2015/11608Payı devralan, şirketin vergi borcunu sonradan öğrenmişDavacılar aleyhine bozmaDevralan, şirketin borç durumunu araştırmakla yükümlü

Bu kararlar pay devrinde gabin iddiasının imkânsız olduğunu göstermez; nasıl kurulması gerektiğini gösterir. Payını devretmiş bir ortağın izleyebileceği yollar, devrin şekil kontrolü ve noter ihtarnamesi örneği için hissemi değerinin altında devrettim yazımıza bakabilirsiniz. Davanın sonucunu belirleyen şey, değer farkının yanında devir anındaki somut sıkışmışlığın (vadesi gelmiş borçlar, icra baskısı, kredi kesilmesi, işletmenin kapanma tehlikesi) belgelerle ortaya konması ve karşı tarafın bu durumu bildiğini, hatta bunu pazarlıkta kullandığını gösteren yazışmalardır. Payın devrinden sonra ortaya çıkan sorunlar ve devir bedelinin bloke edilmesi gibi konular için şirket hissesi devir bedeli bloke edildi yazımıza, pay alım sözleşmelerinden doğan diğer uyuşmazlıklar için pay alım sözleşmesi uyuşmazlıkları yazımıza bakabilirsiniz.

Gabin mi, Aldatma mı, Aşırı İfa Güçlüğü mü?

Ticari bir işlemde “haksız bir anlaşma yaptım” duygusu birden fazla hukuki yola işaret edebilir. Doğru yolu seçmek önemlidir, çünkü her yolun şartı, süresi ve ispat yükü farklıdır. Çoğu davada birden fazla sebep birlikte ileri sürülür; ama her birinin şartları ayrı ayrı ispatlanmalıdır.

Haksız ticari anlaşmaya karşı başvurulabilecek yollar

YolNe zaman uygulanır?SüreTicari işlemde not
Aşırı yararlanma (TBK m.28)Sözleşme kurulurken açık oransızlık var ve zor durum, düşüncesizlik veya deneyimsizlikten yararlanılmışÖğrenme veya zor durumun kalkmasından 1 yıl, her hâlde 5 yılTacir için pratikte zor durum üzerinden
Aldatma (TBK m.36)Karşı taraf ya da karşı tarafın bildiği veya bilebileceği hâlde üçüncü bir kişi, yanlış bilgi vererek veya önemli bir olguyu gizleyerek sözleşme yaptırmışAldatmanın öğrenilmesinden 1 yıl (TBK m.39)Mali tabloların çarpıtılması, borçların gizlenmesi
Korkutma (TBK m.37-38)Ağır ve yakın bir zarar tehlikesiyle sözleşme yaptırılmış; bir hakkın kullanılacağı tehdidiyle zor durumdan aşırı menfaat sağlanmışsa da korkutma kabul edilir (TBK m.38/2)Korkutmanın etkisinin kalkmasından 1 yıl (TBK m.39)“Payları devretmezsen hakkında icra başlatırım” türü baskılar
Aşırı ifa güçlüğü (TBK m.138)Sözleşme kurulduktan sonra öngörülemeyen olağanüstü bir değişiklik dengeyi bozmuşKanunda özel süre yok; uyarlama gecikmeden istenmeliTacirin uyarlama talebine Yargıtay temkinli yaklaşır
Ayırt etme gücünün yokluğu (TMK m.15)Devreden, işlem anında ayırt etme gücünden yoksunKesin hükümsüzlük; hak düşürücü süreye bağlı değil, hakkın kötüye kullanılması sınırı varSağlık raporları ve tıbbi kayıtlar belirleyici
Sözleşmedeki fiyat düzeltme mekanizmasıTaraflar bedelin sonradan gerçek değere göre düzeltilmesini kararlaştırmışSözleşmeye ve genel zamanaşımına bağlıGabin iddiasına gerek kalmadan bedel farkı istenebilir

Gabin ile aşırı ifa güçlüğü en sık karıştırılan iki kurumdur. Gabin sözleşmenin kurulduğu andaki dengesizliği, aşırı ifa güçlüğü ise sonradan ortaya çıkan dengesizliği konu alır. Kurulduğu gün dengeli olan bir pay devrinde şirket değerinin sonradan olağanüstü bir olay nedeniyle çok yükselmesi gabin değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 02.06.2021 tarihli, E.2021/3302, K.2021/5923 sayılı kararına konu olayda bir sanayi şirketi, Hazine ile yaptığı liman alanı kullanım izni sözleşmesindeki bedelin fahiş olduğunu, sözleşmeyi alanı kaybetme endişesiyle imzalamak zorunda kaldığını ileri sürmüş, ancak talebini gabine değil uyarlamaya dayandırmıştı. Daire, davacının tacir olduğunu ve TBK m.138’in şartlarının oluşmadığını belirterek uyarlama davasının reddi gerektiğini söylemiş; uyarlamanın istisnai ve ikincil bir yol olduğunu vurgulamıştır. Konunun ayrıntısı için aşırı ifa güçlüğü ve sözleşmenin uyarlanması yazımıza bakabilirsiniz.

Gabin ile ehliyetsizlik arasındaki fark sürelerde belirginleşir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.04.2025 tarihli, E.2023/11-615, K.2025/217 sayılı kararında, Adli Tıp Kurumu raporuna göre devir tarihinde fiil ehliyeti bulunmayan bir kişinin yaptığı anonim şirket payı devrinin mutlak butlanla geçersiz olduğu, mirasçıların yaklaşık dokuz buçuk yıl sonra açtığı davanın olayın özel koşullarında hakkın kötüye kullanılması sayılamayacağı kabul edilmiştir (TMK m.15). Gabinde ise beş yıllık süre her hâlde işler; bu süre geçmişse işlem, gabin nedeniyle artık iptal edilemez. Bu nedenle devreden kişinin işlem tarihindeki sağlık durumu, gabinin yanında mutlaka ayrıca değerlendirilmelidir.

Fiyat düzeltme maddesi ise gabin tartışmasını sözleşme aşamasında önleyebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.12.2023 tarihli, E.2022/729, K.2023/1214 sayılı kararında hisse devri bir menkul satımı olarak nitelendirilmiş ve sözleşmedeki fiyat düzeltme hükmüne göre payların gerçek değerinin tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Taraflar devir anında değerden emin değilse, bedelin bağımsız bir değerlemeyle sonradan düzeltilmesini öngören bir madde, hem satıcıyı hem alıcıyı ileride doğabilecek bir gabin davasının belirsizliğinden korur. Aldatma, korkutma ve yanılmanın şartları için irade sakatlıkları yazımıza bakabilirsiniz.

Süreler: Bir Yıl, Beş Yıl ve Noter Senedindeki Beyan

TBK m.28/2’deki süreler hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Zarar gören, düşüncesizlik veya deneyimsizliğe dayanıyorsa bunu öğrendiği, zor duruma dayanıyorsa bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl içinde hakkını kullanmalıdır. Hangi sebebe dayanılırsa dayanılsın, sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl geçtikten sonra gabin ileri sürülemez. Ticari gabinde tacir pratikte zor duruma dayandığından, bir yıllık sürenin başlangıcı çoğu zaman tartışmanın merkezindedir: haciz ne zaman kalktı, kredi ne zaman yapılandırıldı, şirket nakit sıkışıklığından ne zaman kurtuldu?

Ticari gabinde sürelerin işleyişi

DurumSüre ne zaman başlar?Dikkat edilecek nokta
Zor duruma dayanılıyorZor durumun ortadan kalktığı tarihHaczin kaldırılması, borcun ödenmesi, yeni finansman sağlanması gibi tarihler belgelenmeli; karşı taraf bu tarihin daha erken olduğunu ileri sürecektir
Deneyimsizlik veya düşüncesizliğe dayanılıyor (tacir olmayan ortak)Durumun öğrenildiği tarihDeğer farkını gösteren rapor veya teklifin ne zaman öğrenildiği önem taşır
Her durumda üst sınırSözleşmenin kurulduğu tarihBeş yıl geçmişse gabin yolu kapanır; ehliyetsizlik veya şekle aykırılık gibi başka sebepler ayrıca değerlendirilir
Arabuluculuğa başvurulmasıBedel farkı talebinde (dava şartı arabuluculuk) başvurudan son tutanağa kadar süre işlemez6325 sayılı Kanun m.18/A-15. Dava şartı olmayan iade talebinde ihtiyari arabuluculuğa gidilirse süreç başladığı andan sona erinceye kadar geçen süre hesaba katılmaz (m.16/2); burada başvuru tarihi değil, sürecin başladığı ilk toplantı tutanağı esas alınır
Aldatma veya korkutmaya da dayanılıyorAldatmanın öğrenildiği veya korkutmanın etkisinin kalktığı tarihTBK m.39 uyarınca bir yıl içinde bildirilmezse sözleşme onanmış sayılır

Hakkın süresinde kullanıldığını ispat edebilmek için karşı tarafa noter aracılığıyla, sözleşmeyle bağlı olunmadığını ya da oransızlığın giderilmesinin istendiğini açıkça bildiren bir ihtarname gönderilmesi ve davanın gecikmeden açılması en güvenli yoldur. Tacirler arasında sözleşmenin feshine veya sözleşmeden dönmeye ilişkin bildirimlerin noter, taahhütlü mektup, telgraf ya da kayıtlı elektronik posta ile yapılması gerektiğini öngören TTK m.18/3, gabin bildirimini açıkça saymasa da bu bildirimin şekli bakımından ihtiyaten göz önünde tutulmalıdır.

Noter senedine yazılan beyanlar ayrıca önem taşır. Yukarıda değinilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin 2023/581 sayılı kararında olduğu gibi, noter senedinde “bedelin tamamını aldım” diye beyanda bulunan tarafın sonradan bedelin gerçekte ödenmediğini ya da daha düşük ödendiğini tanıkla ispatlaması mümkün değildir; aynı kararda bir yıllık süre içinde bildirim yapılmadığı için sözleşmenin onanmış sayıldığı da kabul edilmiştir. Gerçek ödeme banka kayıtlarıyla ortaya konabilmeli ve süre ilk günden takip edilmelidir.

Görevli Mahkeme, Arabuluculuk ve Tahkim

Görevli mahkeme. TTK m.4/1’e göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın TTK’da öngörülen hususlardan doğan davalar ticari davadır. Pay devri TTK’da düzenlendiğinden (anonim şirkette m.490 vd., limited şirkette m.595), pay devir sözleşmesinden doğan gabin davası ticari dava niteliğindedir ve dava değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür (TTK m.5/1). Taraflardan yalnız biri tacirse ve işlem TTK’da düzenlenmiş bir konuya ilişkin değilse, davanın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Asliye ticaret ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir; yanlış mahkemede açılan dava görevsizlikle sonuçlanır ve zaman kaybettirir; ancak asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevrelerinde asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder (TTK m.5/4). Görev ve yetki kurallarının, kooperatif payı ve tüketici işlemi ayrımlarının ve bölge adliye mahkemesi kararlarının ayrıntısı gabin davasında görevli mahkeme, arabuluculuk ve tahkim rehberimizdedir.

Dava şartı arabuluculuk. TTK m.5/A, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı sayar. Gabinde iki talep türü bu bakımdan farklıdır. Sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip payların iadesini isteyen taraf bir miktar para talep etmediğinden, kanaatimizce bu talep m.5/A kapsamına girmez. Oransızlığın giderilmesi için bedel farkı isteyen taraf ise bir miktar para talep ettiğinden, bu talep için arabuluculuk dava şartı olarak değerlendirilmelidir. Bu konuda doğrudan gabine ilişkin yerleşik bir içtihat görmedik; bu nedenle tereddüt varsa önce arabulucuya başvurmak, davanın usulden reddi riskini ortadan kaldırır.

Talepler birlikte ileri sürüldüğünde Yargıtay’ın iki kararı yol gösterir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13.06.2022 tarihli, E.2021/1101, K.2022/4798 sayılı kararında, fiil ehliyeti bulunmayan bir kişinin yaptığı pay devirlerinin geçersizliği ile bu devirlere dayanılarak dağıtılan kâr paylarının iadesinin birlikte istendiği bir davada, miktara bağlı olan ve olmayan talepleri birlikte içeren talep yığılmasında davanın arabuluculuk aranmaksızın mahkemece çözülmesi gerektiği oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.11.2025 tarihli, E.2025/11-40, K.2025/689 sayılı kararı ise ortakların şirkete karşı genel kurul kararlarının geçersizliğini, yöneticilere karşı ise tazminat istediği bir olayda bunun sınırını çizer: talep yığılmasından söz edebilmek için taleplerin aynı davalıya yöneltilmiş olması gerekir; başka bir davalıya karşı ileri sürülen ve arabuluculuğa tabi bir tazminat talebi bakımından dava şartı aranır ve arabuluculuğu yığılma yoluyla aşmaya çalışmak dürüstlük kuralına aykırıdır. Arabuluculuk süreci altı haftada sonuçlandırılır, zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (TTK m.5/A-2). Ayrıntı için ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yazımıza bakabilirsiniz.

Tahkim şartı. Pay alım sözleşmelerinde uyuşmazlıkların hakeme götürüleceği sıkça kararlaştırılır. HMK m.412/4’e göre tahkim sözleşmesine karşı, asıl sözleşmenin geçerli olmadığı itirazında bulunulamaz. Yani “devir sözleşmesi gabin nedeniyle geçersizdir, dolayısıyla içindeki tahkim şartı da geçersizdir” savunması kural olarak dinlenmez; tahkim şartı asıl sözleşmeden bağımsızdır. Tahkim şartına rağmen mahkemede dava açılırsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir ve tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değilse dava usulden reddedilir (HMK m.413). Taşınmazlar üzerindeki ayni haklardan ve iki tarafın iradesine tabi olmayan işlerden doğan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir (HMK m.408); pay devrinden doğan uyuşmazlıklar ise öğretide genel olarak tahkime elverişli kabul edilir. Tahkim yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulu da ihtiyati tedbire karar verebilir (HMK m.414). Tahkim şartının bağımsızlığı için tahkim şartının bağımsızlığı yazımıza bakabilirsiniz.

Talebe göre mahkeme ve arabuluculuk

TalepArabuluculukMahkeme
Sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip payların iadesiKanaatimizce dava şartı değil (para talebi değil)Asliye ticaret; tahkim şartı varsa hakem
Sözleşme ayakta kalsın, bedel farkı ödensinDava şartı olarak değerlendirilmeli (TTK m.5/A)Asliye ticaret; tahkim şartı varsa hakem
Payların iadesi ile birlikte kâr payı alacağıAynı davalıya yöneltilmişse talep yığılması (Y.11.HD 2022/4798); farklı davalıya karşı para talebi için dava şartı (YHGK 2025/689)Asliye ticaret
Dava öncesi paylara ihtiyati tedbirTedbir için arabuluculuk aranmaz. Bedel farkı talebinde iki hafta içinde arabuluculuk bürosuna başvurulursa dava açma süresi son tutanağa kadar işlemez (6325 m.18/A-16); payların iadesi talebinde dava iki hafta içinde açılmalıdır (HMK m.397/1)Esas hakkında görevli ve yetkili mahkeme

Paylar Üzerinde İhtiyati Tedbir

Gabin davası açan tarafın en büyük riski, dava sürerken payların üçüncü kişilere devredilmesi ya da şirket yapısının değiştirilmesidir. İyiniyetli bir üçüncü kişiye devredilmiş payların geri alınması çok zorlaşır. Bu nedenle dava açılırken, hatta dava açılmadan önce, payların devrinin ve üzerlerinde tasarrufta bulunulmasının önlenmesi için ihtiyati tedbir istenmelidir.

HMK m.389’a göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden endişe ediliyorsa ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Talep eden, tedbirin sebebini ve türünü açıkça belirtmeli ve esas yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir (HMK m.390/3). Tedbir isteyen, haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır (HMK m.392). Tedbir dava açılmadan önce verilmişse, uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas davanın açılması gerekir; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m.397/1).

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2025 tarihli, E.2025/1436, K.2025/1262 sayılı kararında, limited şirket paylarını noterde devralan davacı devrin tespitini ve pay defterine kaydını istemiş, ilk derece mahkemesi ise payların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi talebini reddetmişti. Daire bu ara kararı kaldırarak tedbir talebini kabul etti; noter devir sözleşmesi, ihtarname ve tebliğ belgelerini yaklaşık ispat için yeterli gördü, tedbir verilmezse payların başkalarına devredilmesiyle davanın konusuz kalabileceğini belirtti ve teminatı devir bedelinin yüzde yirmisi olarak belirledi. Karar bir gabin davasına ilişkin değildir; ama paylar üzerinde tedbirin şartlarını göstermesi bakımından gabin davasına da yol gösterir. Teminat oranı her dosyada mahkemenin takdirindedir; büyük tutarlı devirlerde teminatın şimdiden planlanması gerekir. Tedbir kararı şirkete ve ticaret siciline bildirilerek pay defterine ve sicil kayıtlarına yansıtılmalıdır. Ayrıntı için ihtiyati tedbir yazımıza, pay devri ve gabin davalarına özgü kararlar ve dilekçe örneği için şirket paylarına ihtiyati tedbir yazımıza bakabilirsiniz.

İbra, Sulh ve Arabuluculuk Anlaşmasından Sonra Gabin

Ticari ilişkilerde gabin çoğu zaman bir satışta değil bir uzlaşmada ortaya çıkar: alacağın büyük kısmından vazgeçilen bir ibraname, düşük bir bedelle kapatılan bir hesap ya da sıkışık bir dönemde imzalanan bir sulh. Bu belgeler de birer sözleşmedir ve gabin hükümlerine tabidir. Belge türüne göre ayrıntı ve kararlar için sulh, ibra ve arabuluculuk anlaşmasına karşı gabin rehberimize bakabilirsiniz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.05.2024 tarihli, E.2023/(17)4-6, K.2024/292 sayılı kararı, bir trafik sigortası ödemesi karşılığında imzalanan ibraname hakkındadır. Kurul, ibranın bir sözleşme olarak TBK m.28 denetimine tabi olduğunu, gabin iddiasının bir ön sorun olarak ele alınıp objektif ve öznel unsurlarıyla gerekçeli biçimde tartışılması gerektiğini belirtmiştir; açık oransızlığı da edimler arasında göze çarpan aşırı bir fark olarak tanımlamıştır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 12.09.2024 tarihli, E.2023/2864, K.2024/8516 sayılı kararı ise bir iş kazasından sonra imzalanan arabuluculuk anlaşma tutanağını maddi hukuk anlamında bir sözleşme saymış, tutanağa karşı gabin ileri sürülerek alacağın tamamının ya da oransızlığın giderilmesinin istenebileceğini, ancak objektif unsurun zarar hesaplanarak somut biçimde belirlenmesi gerektiğini söylemiştir. Bu iki karar ticari ilişkilere ait değildir; ama ticari bir ibra veya arabuluculuk anlaşması bakımından da aynı mantığın uygulanacağı kanaatindeyiz. Öte yandan yukarıda değinilen Hukuk Genel Kurulu’nun 2025/361 sayılı kararı, basiretli tacir olan yüklenicinin itiraz etmeden imzaladığı sulhnameyi geçerli saymıştır. Bu kararlar birlikte okunduğunda, imzalanan belgenin adı ne olursa olsun, açık oransızlık ve zor durum birlikte ispatlanabiliyorsa gabinin önünde engel yoktur; ama tacirin ihtirazi kayıt koymadan, pazarlık ederek imzaladığı bir uzlaşmayı geri almak zordur. İbranın genel geçerlilik şartları için ibra ve ibraname yazımıza bakabilirsiniz.

İspat: Hangi Belgeler Belirleyici?

Ticari gabin davasında ispat yükü, gabin iddiasında bulunan taraftadır. Üç unsurun her biri için ayrı delil gerekir. Uygulamada en çok işe yarayan belgeler şunlardır:

  • Oransızlık için: devir tarihine yakın bilanço ve gelir tabloları, ticari defterler, taşınmaz ve makine değerlemeleri, işlem öncesinde alınmış teklifler ve niyet mektupları, aynı paylar için daha önce yapılmış devirlerin bedelleri.
  • Zor durum için: icra ve haciz kayıtları, banka kredi kesinti ve kat ihtarları, vadesi gelmiş çek ve senetler, vergi ve SGK borç dökümleri, sağlık raporları, şirketin nakit akışını gösteren yazışmalar.
  • Karşı tarafın bilerek yararlandığı için: zor durumun karşı tarafça bilindiğini gösteren e-postalar ve mesajlar, “başka seçeneğin yok” türünden ifadeler, sürenin kasıtlı olarak daraltıldığını gösteren yazışmalar, aynı dönemde karşı tarafın başka bir alıcıyla yaptığı görüşmeler.
  • Gerçek ödeme için: banka dekontları; noter senedindeki bedel beyanına karşı tanık dinlenmesi zor olduğundan ödemelerin banka kanalıyla izlenebilmesi önemlidir.

Ticari defterlerin delil olarak kullanılması için defterlerin usulüne uygun tutulmuş olması gerekir. Devir öncesi ve sonrası şirket kayıtlarının erken aşamada güvence altına alınması, gerekirse delil tespiti istenmesi, davanın seyrini belirler.

Sözleşmeyi Savunan Taraf İçin Başlıca Savunmalar

Gabin iddiasıyla karşılaşan alıcı ya da devralan için de durum açıktır: iddia eden taraf üç unsuru birlikte ispatlamak zorundadır ve bunlardan birinin çürütülmesi davanın reddi için yeterlidir. Başlıca savunmalar şunlardır:

  • Süre savunması: bir yıllık veya beş yıllık sürenin geçtiği; zor durumun ileri sürülenden daha önce ortadan kalktığı.
  • Tacir savunması: davacının tacir olduğu ve TTK m.18/2 nedeniyle deneyimsizlik veya düşüncesizliğe dayanamayacağı.
  • Değer savunması: değerin sözleşme tarihine göre ve şirketin borçları, davaları ve takyidatları ile birlikte belirlenmesi gerektiği; sonraki büyümenin hesaba katılamayacağı.
  • Sömürme yokluğu: bedelin karşılıklı pazarlıkla belirlendiği, davacının danışmanlık aldığı, başka alıcılarla da görüştüğü, işlemin uzun bir süreçte olgunlaştığı.
  • Usul savunmaları: tahkim şartı varsa tahkim ilk itirazı (HMK m.413); bedel farkı istenmişse arabuluculuk dava şartının yokluğu (TTK m.5/A).

Gabin davasına karşı cevap dilekçesinin nasıl kurulacağını gabin davasına cevap dilekçesi örneğimizde ayrıntılı olarak bulabilirsiniz; örnek bir taşınmaz satışına ilişkin olsa da süre, oransızlık ve sömürme savunmalarının yapısı pay devrinde de aynıdır.

Yol Haritası: İptal İsteyen ve Sözleşmeyi Savunan Taraf

Ticari gabinde adım adım

Adımİptal veya bedel farkı isteyen tarafSözleşmeyi savunan taraf
1. Süre kontrolüZor durumun kalktığı tarihi ve sözleşme tarihini belirleyin; bir ve beş yıllık süreleri hesaplayınZor durumun daha önce kalktığını gösteren belgeleri toplayın
2. Sözleşme incelemesiTahkim şartı, fiyat düzeltme maddesi, beyan ve tekeffüller, ibra hükümleriTahkim şartı ve ibra hükümlerinin kapsamı
3. Değer tespitiSözleşme tarihine göre bağımsız değerleme yaptırınŞirketin borç, dava ve takyidatlarını içeren karşı değerleme
4. Öznel unsurun delilleriZor durumu ve karşı tarafın bunu bildiğini gösteren belgelerPazarlık sürecini, danışmanlığı ve alternatif teklifleri gösteren belgeler
5. BildirimSeçilen talebi noter ihtarnamesiyle açıkça bildirin (taraflar tacirse ihtiyaten TTK m.18/3’teki yollardan biriyle)İhtarnameye süre ve esas yönünden cevap verin
6. KorumaPaylar üzerinde ihtiyati tedbir; teminatı planlayınTedbire itiraz; teminatın yeterliliği
7. Arabuluculuk ve davaBedel farkı isteniyorsa önce arabuluculuk; ardından asliye ticaret veya tahkimUsul itirazları ilk itiraz olarak cevap dilekçesinde
8. Bilirkişi aşamasıDeğerleme tarihi ve yönteme ilişkin soruları mahkemeye önerin; rapora iki hafta içinde itirazAynı şekilde; sonraki büyümenin hesaba katılmasına itiraz

Sık Sorulan Sorular

Ticari gabin nedir?

Kanunda ayrı bir kurum olarak düzenlenmemiştir. En az bir tarafı tacir olan ya da konusu şirket payı, işletme veya ticari alacak olan bir işlemde, karşılıklı edimler arasında açık oransızlık bulunması ve bunun zarar görenin zor durumundan, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak sağlanması hâlidir. Uygulanan hüküm her sözleşmede olduğu gibi TBK m.28’dir.

Tacir gabin iddia edebilir mi?

Edebilir. TTK m.22, tacirin indirim isteyemeyeceği hâlleri sayar ve TBK m.28 bunların arasında değildir. Ancak Yargıtay, TTK m.18/2’deki basiretli iş adamı ölçütü nedeniyle tacirin deneyimsizlik ve düşüncesizlik iddiasını kural olarak kabul etmez; zor durumdan yararlanıldığı iddiasını ise inceler.

Şirket hissemi değerinin altında devrettim, geri alabilir miyim?

Devir sırasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık zor durumunuzdan, deneyimsizliğinizden veya düşüncesizliğinizden yararlanılarak sağlandıysa, süreler içinde sözleşmeyle bağlı olmadığınızı bildirip payların iadesini ya da bedel farkını isteyebilirsiniz. İncelediğimiz pay devri kararlarında davalar çoğunlukla zor durumun ve karşı tarafın bunu bilerek kullandığının ispatlanamaması nedeniyle reddedilmiştir; bu nedenle öznel unsurların belgelerle ortaya konması belirleyicidir.

Açık oransızlık için kanunda belirli bir oran var mı?

Yoktur. Kanun “açık oransızlık” der ve oranı belirlemez. Değerlendirme somut olaya göre yapılır; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu oransızlığın işten anlayan herkesin gözüne çarpacak düzeyde olması gerektiğini vurgulamıştır. Tarifedeki üst sınırın yaklaşık 1,8 katı olan bir komisyonun oransız bulunduğu kararlar da vardır.

Pay değeri hangi tarihe göre belirlenir?

Gabinde değer, sözleşmenin kurulduğu tarihe göre belirlenir. Dava tarihindeki değeri bulup geriye doğru endeksle indirgemek doğru değildir. Değer, şirketin o tarihteki borçları, davaları ve pay üzerindeki yüklerle birlikte tespit edilmelidir.

Şirket devirden sonra çok büyüdü, bu gabin sayılır mı?

Tek başına sayılmaz. Gabin sözleşme anındaki dengesizliği konu alır. Sonraki büyüme ancak devir tarihinde bilinen veya öngörülebilen olgularla bağlantılıysa, örneğin büyük bir sözleşmenin imzalanmak üzere olduğu devralan tarafından biliniyor ve devredenden gizleniyorsa, değerlendirmeye girebilir; bu durumda aldatma da gündeme gelir.

Ticari gabin davası hangi mahkemede açılır?

Pay devri TTK’da düzenlendiğinden, pay devrinden doğan gabin davası ticari dava niteliğindedir ve dava değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde açılır (TTK m.4/1, m.5/1). Sözleşmede tahkim şartı varsa uyuşmazlık kural olarak hakem önünde çözülür.

Ticari gabin davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Bedel farkı istendiğinde talep bir miktar paraya ilişkin olduğundan TTK m.5/A uyarınca arabuluculuk dava şartı olarak değerlendirilmelidir. Payların iadesi istendiğinde ise talep para alacağı olmadığından kanaatimizce dava şartı değildir. Dava şartı arabuluculukta başvurudan son tutanağa kadar hak düşürücü süre işlemez (6325 sayılı Kanun m.18/A-15).

Sözleşmede tahkim şartı varsa gabin iddiası nerede ileri sürülür?

Tahkim şartı, asıl sözleşmenin geçersizliği iddiasından etkilenmez (HMK m.412/4). Bu nedenle gabin iddiası kural olarak hakem önünde ileri sürülür. Mahkemede dava açılırsa karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir; tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değilse dava usulden reddedilir (HMK m.413).

Dava sürerken paylar başkasına devredilirse ne olur?

İyiniyetli bir üçüncü kişiye devredilmiş payların geri alınması çok zorlaşır ve talep tazminata dönüşebilir. Bu yüzden dava açılırken ya da dava öncesinde, payların devrini önleyen ihtiyati tedbir istenmelidir (HMK m.389-397). Dava öncesi tedbirde, tedbirin uygulanmasının istendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılmalıdır.

Noterde “bedeli aldım” dedim, yine de gabin iddia edebilir miyim?

Gabin iddiası noter senedine rağmen ileri sürülebilir, çünkü konu bedelin ödenip ödenmediği değil, edimler arasındaki oransızlık ve sömürmedir. Ancak noter senedindeki bedel beyanının aksini tanıkla ispatlamak çok zordur; gerçekte ödenen bedel banka kayıtlarıyla gösterilmelidir.

İbraname veya sulh imzaladıktan sonra gabin ileri sürülebilir mi?

İleri sürülebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ibranın da bir sözleşme olarak TBK m.28 denetimine tabi olduğunu kabul etmiştir; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de arabuluculuk anlaşma tutanağına karşı gabin ileri sürülebileceğini söylemiştir. Ancak basiretli bir tacirin itiraz etmeden imzaladığı bir sulhnamenin geçerli sayıldığı kararlar da vardır.

Ticari gabinde dava açma süresi ne kadar?

Hak, zor durumun ortadan kalktığı ya da düşüncesizlik veya deneyimsizliğin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, her hâlde sözleşmenin kurulmasından itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır (TBK m.28/2). Bu süreler hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.

İlgili Rehberler

Kaynakça

Mevzuat (mevzuat.gov.tr’deki güncel metinler, 2 Kasım 2026 itibarıyla)

Kararlar

  • Yargıtay HGK, 22.10.2025, E.2024/1-399, K.2025/643
  • Yargıtay HGK, 05.11.2025, E.2025/11-40, K.2025/689
  • Yargıtay HGK, 28.05.2025, E.2023/6-906, K.2025/361
  • Yargıtay HGK, 09.04.2025, E.2023/11-615, K.2025/217
  • Yargıtay HGK, 29.05.2024, E.2023/(17)4-6, K.2024/292
  • Yargıtay HGK, 06.12.2023, E.2022/729, K.2023/1214
  • Yargıtay HGK, 14.09.2021, E.2017/(19)11-943, K.2021/984
  • Yargıtay 11. HD, 13.05.2025, E.2024/6495, K.2025/3310
  • Yargıtay 11. HD, 13.06.2022, E.2021/1101, K.2022/4798
  • Yargıtay 11. HD, 05.11.2015, E.2015/3202, K.2015/11608
  • Yargıtay 10. HD, 12.09.2024, E.2023/2864, K.2024/8516
  • Yargıtay 3. HD, 17.01.2024, E.2023/2144, K.2024/243
  • Yargıtay 3. HD, 02.06.2021, E.2021/3302, K.2021/5923
  • Yargıtay 13. HD, 10.04.2019, E.2017/6987, K.2019/4781
  • Yargıtay 19. HD, 12.06.2003, E.2002/5289, K.2003/6204
  • Diyarbakır BAM 6. HD, 20.11.2025, E.2025/1436, K.2025/1262
  • İstanbul BAM 43. HD, 01.06.2023, E.2020/1388, K.2023/581
  • İstanbul BAM 43. HD, 29.04.2021, E.2020/311, K.2021/556

Yazar: Av. Fatma Öztürk, Hukukçular Evi Ankara

Büro: Varlık Mahallesi Gaziosmanpaşa Caddesi No: 22, Yenimahalle/Ankara · Telefon: 0554 648 37 15

Son güncelleme: 2 Kasım 2026. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlıkta sonuç, sözleşmenin ve delillerin incelenmesine bağlıdır.

Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Post by Av. Fatma Öztürk