Gabin (Aşırı Yararlanma) Davasına Cevap Dilekçesi Örneği 2026 — Süre, Oransızlık ve Sömürme Unsurlarına Karşı Savunma, Tedbire İtiraz (TBK 28, HMK 127-129, 394)
02 Kasım 2026

Gabin (Aşırı Yararlanma) Davasına Cevap Dilekçesi Örneği 2026 — Süre, Oransızlık ve Sömürme Unsurlarına Karşı Savunma, Tedbire İtiraz (TBK 28, HMK 127-129, 394)

Gabin davasına cevap dilekçesi, aşırı yararlanma (TBK m.28) iddiasıyla aleyhine tapu iptali ve tescil davası açılan alıcının, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde verdiği savunma dilekçesidir (HMK m.127). Savunmanın omurgası, ispat yükünün davacıda olduğu üç unsur ile hak düşürücü süredir: edimler arasında açık oransızlık bulunmadığı, davacının zor durumda olmadığı veya bundan bilerek yararlanılmadığı ve bir yıllık ya da beş yıllık sürenin geçtiği ileri sürülür. Davanın kabulü ihtimaline karşı ödenen bedelin güncellenerek iadesi ve yapılan giderler ikincil olarak istenir; karşı taraf dinlenmeden verilen ihtiyati tedbire ise bir hafta içinde itiraz edilir (HMK m.394).

Bir taşınmazı satın aldınız, bedelini ödediniz ve yıllar sonra satıcı “zor durumdaydım, ucuza aldınız” diyerek aleyhinize tapu iptali davası açtı. Bu sayfa, aşırı yararlanma (gabin) iddiasına karşı alıcının savunmasını kanun maddeleri üzerinden kurar: cevap süresi ve cevap dilekçesinin zorunlu içeriği, ispat yükünün dağılımı, hak düşürücü süre savunmasının nasıl kurulacağı, açık oransızlık ile sömürme kastının bulunmadığının hangi delillerle gösterileceği, davanın kabulü ihtimaline karşı ödenen bedelin iadesi ve yapılan giderler, ihtiyati tedbire itiraz ve baştan sona doldurulabilir bir cevap dilekçesi örneği. Dilekçe Word ve PDF olarak indirilebilir.

Aleyhinize gabin davası mı açıldı? Cevap süresi iki haftadır

Süre savunmasını, ödeme belgelerini ve satış sürecinin seyrini birlikte inceleyelim; cevap dilekçenizi ilk itirazlar ve tedbire itirazla birlikte süresinde hazırlayalım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp

Kapsam notu. Bu sayfa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 28, 77 ve 82. maddelerine; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2, 3, 6, 994 ve 995. maddelerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 116, 117, 127, 128, 129, 132, 133, 141, 142, 190, 266, 281, 392, 394 ve 399. maddelerine; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesine dayanır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri 4 Şubat 2011 tarihli Resmî Gazete’deki metinden ve güncel hâlleriyle kontrol edilmiştir. Örnek, emlak ilanı üzerinden ve banka havalesiyle satın alınmış bir konut için hazırlanmıştır.

Cevap Süresi ve Cevap Dilekçesinin Zorunlu İçeriği

Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu sürede hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre içinde mahkemeye başvuran davalıya bir defaya mahsus ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir (HMK m.127). Ek süre kendiliğinden işlemez; iki haftalık süre dolmadan dilekçeyle istenmelidir. Gabin davalarında satış sürecine ait banka kayıtlarının, emlakçı yazışmalarının ve emsal satışların toplanması zaman aldığından, ek süre talebi çoğu dosyada yerinde olur.

Süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır (HMK m.128). Bu kural davalıyı tamamen savunmasız bırakmaz; ancak cevap dilekçesinde bildirilmeyen vakıalar ve deliller sonradan ancak sınırlı imkânlarla ileri sürülebilir. Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia ve savunmalarını serbestçe genişletebilir; ön inceleme aşamasında ancak karşı tarafın açık muvafakatiyle, ön inceleme tamamlandıktan sonra ise hiç genişletemez veya değiştiremez (HMK m.141). Bu nedenle gabin davasında süre savunması, değer savunması ve iyiniyet savunması cevap dilekçesinde eksiksiz kurulmalıdır.

Cevap dilekçesinde mahkemenin adı, tarafların kimlik ve adres bilgileri, savunmanın dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri, her vakıanın hangi delille ispat edileceği, dayanılan hukuki sebepler, açık bir talep sonucu ve imza bulunur (HMK m.129). İlk itirazların hepsi, yani kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı, tahkim itirazı ve iş bölümü itirazı, cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez (HMK m.116, m.117). Tapu iptali ve tescil davasında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olduğundan, dava başka bir yerde açılmışsa mahkeme bunu kendiliğinden gözetir; yine de cevap dilekçesinde belirtilmesi yerinde olur.

Davacı tarafın dava dilekçesinin nasıl kurulduğunu görmek için gabin dava dilekçesi örneğimize, kurumun bütün şartları için gabin ana rehberimize bakabilirsiniz. Davalının, davacıdan alacağı varsa, örneğin taşınmaza yaptığı giderler veya satış bedelinin iadesi bakımından ayrı bir hüküm istiyorsa, karşı dava açabilir. Karşı dava, asıl davanın görülmekte olması ve iki talep arasında takas, mahsup veya bağlantı bulunması şartıyla, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçeyle açılır (HMK m.132, m.133).

Davalı için kritik usul süreleri

İşlemSüreDayanak
Cevap dilekçesiTebliğden itibaren 2 hafta; süresinde istenirse en fazla 1 ay ek süreHMK m.127
İlk itirazlarCevap dilekçesiyle birlikteHMK m.116, m.117
Karşı davaCevap dilekçesiyle veya cevap süresi içindeHMK m.132, m.133
Dinlenmeden verilen tedbire itirazUygulamadan veya tutanağın tebliğinden itibaren 1 haftaHMK m.394/2
Bilirkişi raporuna itirazTebliğden itibaren 2 haftaHMK m.281/1
Haksız tedbir nedeniyle tazminat davasıHükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren 1 yılHMK m.399/3

Savunmanın Omurgası: İspat Yükü Davacıdadır

İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraftadır (HMK m.190; TMK m.6). Aşırı yararlanmada özel bir ispat kuralı yoktur. Bu nedenle davacı; edimler arasında açık oransızlık bulunduğunu, kendisinin zor durumda, düşüncesiz veya deneyimsiz olduğunu ve davalının bunu bilerek kullandığını ispatlamak zorundadır. Unsurlardan biri ispatlanamazsa dava reddedilir. Kanunun iyiniyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır (TMK m.3); davalının sömürme kastıyla hareket ettiği, karine olarak değil, somut delillerle gösterilmelidir.

Davalının görevi, davacının bu üç unsuru ispatlayamayacağını gösteren karşı delilleri baştan sunmaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.10.2025 tarihli, 2024/399 Esas ve 2025/643 Karar sayılı kararında, taraflardan biri yararlanma fikriyle hareket etmemişse diğer unsurlar gerçekleşmiş olsa bile aşırı yararlanmadan söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. Aynı kararda Kurul, mahkemenin önce objektif unsuru tereddüde yer vermeyecek şekilde tespit etmesi gerektiğini belirtmiştir. Davacı devrin satış değil borç teminatı olduğunu ileri sürerse iddia inanç sözleşmesine dayanır ve kural olarak yazılı delille ispatlanmalıdır; ayrıntısı için teminat amaçlı tapu devri ve inanç sözleşmesi yazımıza bakınız.

Davacının ispat yükü ve davalının karşı delilleri

UnsurDavacının ispatlaması gerekenDavalının karşı delili
Açık oransızlıkSatış tarihindeki rayiç değer ile ödenen bedel arasında açık farkBanka havaleleri, emsal satışlar, değer düşürücü unsurlar (haciz, kiracı, ipotek, yıpranma)
Zor durum, düşüncesizlik, deneyimsizlikSatış tarihinde gerçek bir darlık veya tecrübe eksikliğiDavacının mesleği, önceki taşınmaz işlemleri, başka teklifler, tacir sıfatı
Sömürme kastıDavalının bu durumu bilerek kullandığıİlan ve emlakçı kayıtları, tarafların önceden tanışmaması, pazarlık yazışmaları
SüreDavanın zor durumun bitiminden itibaren bir yıl içinde açıldığıBorcun satış bedeliyle aynı gün kapandığını gösteren dekont ve icra kayıtları

Hak Düşürücü Süre Savunması

Zarar gören, haklarını düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir (TBK m.28/2). Süreler hak düşürücüdür; durmaz, kesilmez ve hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Hâkim, ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra ve tahkikata başlamadan önce hak düşürücü süreler hakkındaki itirazları inceleyerek karara bağlar (HMK m.142). Süre savunması kabul edilirse dava, oransızlık ve sömürme unsurlarına girilmeden reddedilir; bu nedenle cevap dilekçesinin ilk hususu süre olmalıdır.

Davacılar bir yıllık sürenin başlangıcını genellikle dava tarihine en yakın tarihe çekmeye çalışır: borcun “tamamen” bittiği gün, son taksitin ödendiği gün veya bir bilirkişi raporunun alındığı gün. Davalının yapması gereken, zor durumun gerçekte ne zaman sona erdiğini belgelerle göstermektir. En güçlü durum, davacının borcunun satış bedeliyle aynı gün ya da birkaç gün içinde kapanmış olmasıdır. Bu hâlde zor durum satışla birlikte ortadan kalkmıştır ve bir yıllık süre de o tarihte işlemeye başlamıştır. İcra dosyasındaki tahsil ve kapanış kayıtları, haczin kaldırılma tarihi ve banka dekontları bu savunmanın delilleridir.

Deneyimsizlik iddiasında süre, davacının deneyimsizliğini öğrendiği tarihte başlar. Davacının satıştan sonra aynı bölgede başka bir taşınmaz alıp sattığı, emlak ilanlarını takip ettiği, ekspertiz yaptırdığı veya satış bedelinin düşüklüğünden yakındığı bir yazışma varsa, öğrenme tarihi o tarihtir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30.04.2019 tarihli, 2017/7635 Esas ve 2019/3933 Karar sayılı kararı, öğrenme tarihinin ve davanın bu tarihe göre süresinde açılıp açılmadığının mahkemece belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir; bu belirleme davalının sunacağı delillerle yapılır.

Beş yıllık süre ise sözleşmenin kurulduğu tarihten işler ve mutlaktır. Resmî senet tarihinden itibaren beş yıl geçmişse, zor durumun hâlâ devam ettiği ileri sürülse bile dava süre yönünden reddedilir. 1 Temmuz 2012’den önce kurulan sözleşmelerde ise mülga Borçlar Kanunu’nun 21. maddesi ve bu maddedeki sözleşme tarihinden itibaren işleyen bir yıllık süre uygulanır (6101 s.K. m.1, m.5).

Açık Oransızlık Bulunmadığına İlişkin Savunma

Kanun, edimler arasında bulunması gereken denge için bir oran koymamıştır. Maddenin unsurlarına ilişkin içtihat TBK 28 madde şerhimizde toplanmıştır. Hukuk Genel Kurulu’na göre aşırı oransızlık aşikâr olmalı ve hâkim, edimin sözleşmenin yapıldığı andaki objektif değerini esas almalıdır. Davalı bakımından bu iki ölçüt, değer savunmasının çerçevesini çizer: karşılaştırma bugünkü değerle değil satış tarihindeki değerle yapılır ve “açık” sayılmayan bir fark gabin oluşturmaz.

Değer savunmasının ilk adımı, gerçekte ödenen bedeli belgelemektir. Tapuda gösterilen bedel harç nedeniyle çoğu zaman düşük yazıldığından, davacılar bu rakamı oransızlığın kanıtı gibi sunar. Banka havaleleri, çek veya kredi kullandırım belgeleri ve satış günü yapılan ödemeler, gerçek bedelin tapudakinden yüksek olduğunu gösterir. Ödemenin bir kısmı davacının alacaklısına yapıldıysa bu da ödenen bedelin bir parçasıdır.

İkinci adım, taşınmazın satış tarihindeki değerini düşüren özellikleri ortaya koymaktır. Bilirkişiler emsal karşılaştırması yaparken çoğu zaman taşınmazın hukuki ve fiilî durumunu yeterince dikkate almaz. Taşınmaz üzerinde haciz veya ipotek bulunması, satış talebi yapılmış olması, kiracılı olması, hisseli olması, yapı kullanma izninin bulunmaması, imar sorunları, bakımsızlık veya hasar, piyasadaki değerin altında bir bedeli olağan kılar. Bu özelliklerin cevap dilekçesinde tek tek sayılması ve bilirkişiye sorulacak sorular arasına girmesi istenmelidir.

Üçüncü adım, bilirkişi raporunun yöntemini denetlemektir. Hukuk Genel Kurulu, devir tarihindeki rayiç değerin emsal araştırmasıyla belirlenmesini, dava tarihindeki değerden üretici fiyat endeksiyle geriye doğru hesaplama yapılmasını ise yeterli görmemiştir. Bu ilke davalı için de koruyucudur: sonradan yükselen piyasa değerini geçmişe taşıyan raporlar oransızlığı olduğundan büyük gösterir. Rapor tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde, raporun hangi emsalleri kullandığı, emsallerin taşınmazla karşılaştırılabilir olup olmadığı ve değer düşürücü unsurların hesaba katılıp katılmadığı yönünden itiraz edilmelidir (HMK m.281).

Satış tarihindeki değeri düşüren unsurlar

UnsurDeğere etkisiDelil
Haciz şerhi ve satış talebiAlıcı riski üstlenir; pazarlık gücü düşerTapu kaydı, icra dosyası
İpotekBedelin bir kısmı borcun kapatılmasına giderTapu kaydı, banka yazısı
Kiracılı taşınmazKullanım hemen elde edilemez, tahliye süreci gerekirKira sözleşmesi, tanık
Hisseli mülkiyetTam mülkiyete göre belirgin değer kaybıTapu kaydı
İmar veya iskân sorunuKredi kullanımı ve tekrar satış güçleşirBelediye kayıtları
Bakımsızlık, hasarOnarım maliyeti bedelden düşülürFotoğraflar, onarım faturaları, keşif

Zor Durum ve Sömürme Kastının Bulunmadığına İlişkin Savunma

Davacının zor durumda olduğu kabul edilse bile, davalının bunu bilerek kullandığı ispatlanmadıkça aşırı yararlanma oluşmaz. Davalı açısından en güçlü delil, satışın piyasa koşullarında gerçekleştiğini gösteren süreçtir: taşınmazın bir emlak ilanıyla satışa çıkarılması, emlakçı aracılığıyla görüşülmesi, davalının davacıyı satıştan önce tanımaması, birden fazla alıcı adayının bulunması, pazarlığın birkaç tura yayılması ve bedelin bankadan ödenmesi. Bu delillerin her biri, davalının yararlanma fikriyle hareket etmediğini gösterir.

Davacının zor durumda olduğu iddiası da sorgulanmalıdır; kanunun “zor durum” kavramı zor durumda imzalanan sözleşme yazımızda ayrıntılı ele alınmıştır. Kanunun aradığı, kişiyi ağır şartları kabule zorlayan gerçek bir darlıktır. Davacının başka malvarlığı, düzenli geliri veya borcu yapılandırma imkânı varsa ya da satışı aceleye getirmesini gerektiren bir durum bulunmuyorsa zor durum kurulamaz. Davacı tacirse, her tacirin ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmesi gerektiğinden (TTK m.18/2) düşüncesizlik ve deneyimsizlik iddiası dinlenmez; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 07.05.2025 tarihli kararında da tacir davacılar bakımından inceleme zor durum ve bilerek yararlanmayla sınırlanmıştır.

Deneyimsizlik iddiasına karşı ise davacının mesleği, eğitim durumu ve daha önceki taşınmaz işlemleri ortaya konur. Tapu kayıtlarından davacının daha önce birden fazla taşınmaz alıp sattığı anlaşılıyorsa, işlemin niteliğini ve değerini kavrayacak tecrübeye sahip olduğu sonucuna varılır. Bununla birlikte davalı, bu unsurlar konusunda mahkemenin araştırmayı eksik bırakmasına da güvenmemelidir: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2019 tarihli kararında, deneyimsizliği kabul edip sömürme kastı bulunmadığı gerekçesiyle verilen ret kararı, keşif ve süre tespiti yapılmadığı için bozulmuştur. Davalının kendi delillerini baştan eksiksiz sunması, kararın kanun yolunda ayakta kalmasını sağlar.

Değer artışından sonra açılan davalar ve dürüstlük kuralı

Gabin davalarının bir kısmı, satıştan sonra bölgedeki değerler yükseldiğinde açılır. Sonradan doğan değer artışı aşırı yararlanmanın konusu değildir; karşılaştırma satış tarihindeki değerlerle yapılır. Davacının satış bedelini almış, borcunu kapatmış ve uzun süre hiçbir itirazda bulunmamışken, yalnızca değer arttıktan sonra iptal istemesi, cevap dilekçesinde bu açıdan da değerlendirilmelidir. Herkes haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK m.2). Bu savunma tek başına sonuç doğurmaz; süre ve oransızlık savunmalarını destekleyen bir değerlendirme olarak ileri sürülmelidir.

Davanın Kabulü İhtimaline Karşı İkincil Savunmalar

Cevap dilekçesinin ana ekseni davanın reddidir. Ancak mahkeme aksi kanaate ulaşırsa davalının hakları da korunmalıdır. Bu talepler, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ve ikincil olarak ileri sürülür; aksi hâlde sonraki aşamalarda savunmanın genişletilmesi yasağıyla karşılaşılabilir.

Ödenen bedelin güncellenerek iadesi. Sözleşmeyle bağlı olunmadığı kabul edilirse taraflar aldıklarını sebepsiz zenginleşme esaslarına göre karşılıklı iade eder. Davalının ödediği bedel, yıllar içinde alım gücünü yitirmiş olabilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, geçersiz taşınmaz satışlarında ödenen bedelin iadesinde denkleştirici adalet ilkesini uygulamakta ve bedelin dava tarihindeki alım gücüne uyarlanmasını aramaktadır (11.09.2017, 2015/1117 E., 2017/4163 K.). Bu ilkenin aşırı yararlanma nedeniyle yapılacak iadede de gözetilmesi istenmeli; tescil kararının, davacının bu bedeli depo etmesi koşuluna bağlanması talep edilmelidir.

Yapılan giderler. İyiniyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kişiden şey için yaptığı zorunlu ve yararlı giderlerin tazminini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabilir (TMK m.994/1). Zilyedin elde ettiği ürünler, yaptığı giderler sebebiyle doğan alacaklarına mahsup edilir (TMK m.994/3). İyiniyetli olmayan zilyet ise yalnız zorunlu giderleri isteyebilir (TMK m.995). Davalı taşınmazı tadil ettirmiş, çatıyı yenilemiş veya tesisatı değiştirmişse faturaları ve keşifte belirlenecek değer artışını cevap dilekçesinde bildirmeli, gerekirse karşı dava açmalıdır.

Terditli talep bakımından. Davacı oransızlığın giderilmesini fer’î olarak istemişse, oransızlığın hangi ölçüye kadar giderileceği tartışmalıdır. Davalı, aradaki farkın tamamının değil, yalnız oransızlığı “açık” olmaktan çıkaracak kısmın istenebileceğini savunabilir. Bu savunma da ikincil olarak ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla ileri sürülür.

Kabul anlamına gelmemek kaydıyla ileri sürülecek talepler

TalepDayanakNasıl ileri sürülür?
Ödenen bedelin güncellenerek iadesiTBK m.77 vd.; denkleştirici adalet (Yargıtay 1. HD 2017/4163 K.)Cevap dilekçesinde ikincil talep; tescilin depo koşuluna bağlanması
Zorunlu ve yararlı giderlerTMK m.994/1Alıkoyma savunması; ayrıca tazminat için karşı dava
Ürünlerin mahsubuTMK m.994/3Davalının elde ettiği ürünler, örneğin kira gelirleri, gider alacağından düşülür; hesap bu esasa göre kurulur
Oransızlığın giderilmesinde ölçüTBK m.28/1Farkın yalnız oransızlığı “açık” olmaktan çıkaracak kısmıyla sınırlı olduğu savunması
Haksız tedbir tazminatıHMK m.399Hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir yıl içinde ayrı dava

İhtiyati Tedbire İtiraz

Gabin davalarında davacı çoğunlukla taşınmazın devrini önleyen bir ihtiyati tedbir ister ve mahkeme bu talebi davalıyı dinlemeden kabul edebilir. Karşı taraf dinlenmeden verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz edilebilir; itiraz, aksine karar verilmedikçe tedbirin uygulanmasını durdurmaz. Davalı, tedbirin uygulanması sırasında hazır bulunmuşsa uygulamadan, bulunmamışsa uygulama tutanağının tebliğinden itibaren bir hafta içinde, tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak kararı veren mahkemeye itiraz edebilir (HMK m.394).

İtirazda, davacının haklılığını yaklaşık olarak ispatlayamadığı, süre savunmasının ilk bakışta güçlü olduğu ve tedbirin davalıya ciddi zarar verdiği anlatılır. Tedbir isteyen, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır (HMK m.392); teminat alınmamışsa veya yetersizse bu da itiraz konusu yapılır. Tedbir haksız çıkarsa davalı, uğradığı zararın tazminini isteyebilir; bu dava hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir yıl içinde, esas davaya bakan mahkemede açılır (HMK m.399).

Gabin Davasına Cevap Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki örnek, emlak ilanı üzerinden haciz şerhli ve kiracılı bir konutu satın alan, bedeli bankadan ödeyen ve satıştan iki buçuk yıl sonra aleyhine aşırı yararlanma davası açılan alıcı için hazırlanmıştır. Köşeli parantez içindeki yerler somut olaya göre doldurulmalı, dosyada bulunmayan vakıalar çıkarılmalıdır. Davalı lehine olan her husus, dayandığı kanun maddesiyle başlayan ayrı bir bölümde yer alır; davacının iddiaları bu hususların içinde karşılanır.

[….] ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO : [….] Esas

CEVAP VEREN DAVALI : [Ad SOYAD], T.C. kimlik no: [….], [adres]

VEKİLİ : Av. [Ad SOYAD], [baro ve sicil no], [adres], [UETS adresi]

DAVACI : [Ad SOYAD]

VEKİLİ : Av. [Ad SOYAD]

KONU : Davacı vekilinin [tarih] tarihli dava dilekçesine karşı cevaplarımızın sunulması talebidir.

AÇIKLAMALAR

1. Dava dilekçesi müvekkile [tarih] tarihinde tebliğ edilmiş olup cevaplarımız süresi içinde sunulmaktadır. Dava dilekçesinde ileri sürülen ve aşağıda açıkça kabul edilmeyen bütün vakıalar inkâr olunur.

2. Dava konusu [il, ilçe, mahalle, ada, parsel, bağımsız bölüm] sayılı konut, [tarih] tarihinde [….] Emlak Danışmanlığı aracılığıyla [ilan sitesi] üzerinde [….] TL bedelle satışa çıkarılmıştır. Müvekkil ilanı görerek emlak danışmanıyla iletişime geçmiş, davacıyla ilk kez taşınmazı görmeye gittiği [tarih] tarihinde tanışmıştır. Taraflar arasında öncesinde herhangi bir akrabalık, iş veya alacak ilişkisi bulunmamaktadır.

3. Taşınmaz satış tarihinde kiracılıdır ve üzerinde [….] Bankası lehine ipotek ile [….] İcra Müdürlüğünün [….] Esas sayılı dosyasından haciz şerhi bulunmaktadır. Taraflar [tarih] ile [tarih] arasında emlak danışmanı aracılığıyla görüşmüş, davacı bu süreçte başka alıcı adaylarıyla da görüştüğünü bildirmiş, bedel [….] TL olarak kararlaştırılmıştır.

4. Satış, [tarih] tarihinde [….] Tapu Müdürlüğünde yapılmıştır. Müvekkil bedelin [….] TL’sini ipotek alacaklısı bankaya, [….] TL’sini icra dosyasına ve kalan [….] TL’sini davacının hesabına aynı gün banka aracılığıyla ödemiş; ipotek ve haciz aynı gün kaldırılmıştır. Resmî senette gösterilen bedel, davacının talebiyle [….] TL olarak yazılmıştır.

5. Müvekkil taşınmazı teslim aldıktan sonra kiracının tahliyesini sağlamış, [tarih] ile [tarih] arasında elektrik ve su tesisatını, mutfak ve banyoyu yeniletmiş, bu işler için toplam [….] TL ödemiştir. Davacı satıştan sonra iki buçuk yıl boyunca müvekkile hiçbir itirazda bulunmamış, bölgede konut fiyatlarının yükselmesinden sonra [tarih] tarihinde eldeki davayı açmıştır.

Davanın reddini gerektiren hususlar aşağıda sırasıyla arz olunur.

6. Türk Borçlar Kanunu m.28/2 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.142 – Hak düşürücü sürenin dolması

Zor durumda kalma hâlinde bir yıllık süre, bu durumun ortadan kalktığı tarihte başlar. Davacının dayandığı zor durum, ipotek ve icra borcudur. Bu borçların tamamı satış bedelinden ve satış günü ödenmiş, ipotek ile haciz aynı gün kaldırılmıştır. Davacının zor durumu bu nedenle [satış tarihi] tarihinde sona ermiş, bir yıllık süre de o gün işlemeye başlamıştır. Dava ise bu tarihten iki buçuk yıl sonra açılmıştır. Davacının, sürenin daha sonraki bir tarihte başladığını göstermek için ileri sürdüğü [….] borcu, dava konusu satışla ve satış tarihindeki icra baskısıyla ilgisiz olup sonradan doğmuştur. Süre hak düşürücü nitelikte olduğundan durmaz ve kesilmez; mahkemenizce ön inceleme duruşmasının ardından tahkikata geçilmeden incelenerek davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekir.

7. Türk Borçlar Kanunu m.28/1 – Edimler arasında açık oransızlık bulunmaması

Müvekkilin gerçekte ödediği bedel, resmî senette yazılı tutar değil, banka kayıtlarıyla sabit olan [….] TL’dir. Taşınmaz satış tarihinde ipotekli, hacizli ve kiracılı olup bu özellikler, piyasadaki benzer konutlara göre değerini belirgin biçimde düşürmektedir. Davacının dayandığı değer, bu özellikleri taşımayan ve bugün satışa çıkarılmış konutların ilan fiyatlarıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.10.2025 tarihli, 2024/399 Esas ve 2025/643 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere oransızlık, edimin sözleşmenin yapıldığı andaki objektif değeri esas alınarak ve devir tarihindeki rayiç değer emsal araştırmasıyla belirlenerek saptanmalı; dava tarihindeki değerden endeks yoluyla geriye hesaplama yapılmamalıdır. Bu nedenle bilirkişi incelemesinde satış tarihine ait emsallerin kullanılmasını, ipotek, haciz ve kira ilişkisinin değere etkisinin ayrıca hesaplanmasını talep ederiz. Bu şekilde yapılacak bir incelemede ödenen bedelin satış tarihindeki rayiç değere uygun olduğu anlaşılacaktır.

8. Türk Borçlar Kanunu m.28/1 – Davacının zor durumda, düşüncesiz veya deneyimsiz olmaması

Davacı, satış tarihinde [meslek] olarak çalışmakta ve düzenli gelir elde etmektedir. Tapu kayıtlarından görüleceği üzere davacı, dava konusu satıştan önce [….] taşınmazı alıp satmıştır; bu nedenle taşınmaz satışının niteliği ve değeri konusunda deneyimsiz sayılamaz. Davacı taşınmazı bir emlak danışmanı aracılığıyla ve kendi belirlediği ilan bedeliyle satışa çıkarmış, birden fazla alıcıyla görüşmüş ve pazarlığı haftalarca sürdürmüştür. Bu süreç, kanunun aradığı ve kişiyi ağır şartları kabule zorlayan darlıkla bağdaşmaz.

9. Türk Borçlar Kanunu m.28/1 ve Türk Medeni Kanunu m.3 – Müvekkilin yararlanma kastının bulunmaması

Aşırı yararlanma, oransızlığın davalının zarar görenin zayıf durumunu bilerek kullanması suretiyle gerçekleştirilmesini gerektirir. Hukuk Genel Kurulu’nun anılan kararında da taraflardan biri yararlanma fikriyle hareket etmemişse diğer unsurlar gerçekleşmiş olsa bile aşırı yararlanmadan söz edilemeyeceği kabul edilmiştir. Müvekkil davacıyı satıştan önce tanımamakta olup taşınmazı herkese açık bir ilan üzerinden, emlak danışmanı aracılığıyla ve pazarlık sonucunda satın almıştır. İpotek ve haciz borçlarının bedelden ödenmesi davacının talebiyle ve tapu işleminin yapılabilmesi için zorunlu olarak gerçekleştirilmiştir; bu ödeme şekli müvekkilin davacının sıkışıklığından yararlandığını değil, satışın usulüne uygun tamamlanmasını sağladığını gösterir. Kanunun iyiniyete sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır; müvekkilin kötüniyeti davacı tarafından somut delillerle ispatlanmalıdır.

10. Türk Medeni Kanunu m.2 – Değer artışından sonra açılan davanın dürüstlük kuralı karşısındaki durumu

Davacı satış bedelini almış, borçlarını bu bedelle kapatmış ve iki buçuk yıl boyunca hiçbir itirazda bulunmamıştır. Dava, bölgedeki konut fiyatlarının yükselmesinden sonra açılmıştır. Sonradan doğan değer artışı aşırı yararlanmanın konusu olmadığı gibi, satış bedelinden yararlanıp borçlarını kapattıktan sonra artan değeri geri almak amacıyla açılan bir dava dürüstlük kuralıyla da bağdaşmaz.

11. Türk Medeni Kanunu m.994 ve Türk Borçlar Kanunu m.77 – Kabul anlamına gelmemek kaydıyla bedelin iadesi ve giderler

Davanın reddi gerektiği açık olmakla birlikte, mahkemenizce aksi kanaate varılırsa, müvekkilin ödediği toplam [….] TL’nin davacı tarafından iadesi gerekir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 11.09.2017 tarihli, 2015/1117 Esas ve 2017/4163 Karar sayılı kararında da kabul edildiği üzere geçersiz taşınmaz satışlarında ödenen bedel, denkleştirici adalet ilkesi gereği dava tarihindeki alım gücüne uyarlanarak iade edilir. Bu bedelin bilirkişi incelemesiyle güncellenmesini ve tescil hükmünün, davacının güncellenmiş bedeli depo etmesi koşuluna bağlanmasını talep ederiz. Müvekkil ayrıca taşınmaz için yaptığı ve faturalarla sabit olan zorunlu ve yararlı giderlerin tazminini isteme ve bu tazminat ödeninceye kadar taşınmazı geri vermekten kaçınma hakkına sahiptir.

12. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.392 ve m.394 – İhtiyati tedbir

Mahkemenizce müvekkil dinlenmeden verilen ihtiyati tedbir kararına karşı [tarih] tarihli dilekçemizle süresi içinde itiraz edilmiştir. Yukarıda açıklanan süre savunması ve satış sürecine ilişkin belgeler karşısında davacının haklılığı yaklaşık olarak dahi ispatlanmış değildir. Tedbir, müvekkilin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini dava boyunca kısıtlamakta ve ciddi zarara yol açmaktadır. Tedbirin kaldırılmasını, aksi kanaat hâlinde müvekkilin muhtemel zararlarını karşılayacak yeterlikte teminat alınmasını talep ederiz.

HUKUKİ SEBEPLER

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.28, m.77 ve devamı; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2, m.3, m.6, m.994; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.127-129, m.142, m.190, m.266, m.389-399 ve ilgili sair mevzuat.

DELİLLER

Satış ilanı ve ilan sitesi kayıtları ile emlak danışmanıyla yapılan yazışmalar (2, 3, 9. hususlar); tapu kaydı, satış resmî senedi ve davacının önceki tapu işlemlerine ait kayıtlar (4, 8. hususlar); ipotek ve haciz kayıtları ile [….] İcra Müdürlüğünün [….] Esas sayılı dosyası (3, 4, 6. hususlar); banka havale ve dekontları (4, 7. hususlar); kira sözleşmesi ve tahliye belgeleri (3, 7. hususlar); tadilat faturaları ve fotoğraflar (5, 11. hususlar); satış tarihine ait emsal satış kayıtları; mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi; emlak danışmanı [Ad SOYAD] başta olmak üzere tanık beyanları; yemin ve sair her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM

Yukarıda açıklanan ve mahkemenizce re’sen gözetilecek nedenlerle;

1. Davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle reddine,

2. Mahkemenizce aksi kanaate varılırsa davanın esastan reddine,

3. Dava süresince konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, aksi hâlde yeterli teminat alınmasına,

4. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, mahkemenizce davanın kabulüne karar verilmesi hâlinde müvekkilin ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenmiş değerinin ve zorunlu ve yararlı giderlerin belirlenmesine, tescil hükmünün bu tutarların davacı tarafından depo edilmesi koşuluna bağlanmasına,

5. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten saygıyla arz ve talep ederiz. [tarih]

Davalı vekili

Av. [Ad SOYAD] [e-imza]

Cevap Dilekçesini Word ve PDF Olarak İndirin

Örneğin düzenlenebilir hâlini Word, yazdırılabilir hâlini PDF olarak indirebilirsiniz. Dosyanızda bulunmayan vakıaları çıkarın, delillerin hangi hususu ispatladığını dosyanıza göre güncelleyin; özellikle davacının borcunun hangi tarihte ve nasıl kapandığı, süre savunmasının dayanağı olduğu için belgeyle gösterilmelidir.

Word şablonunu indir (.docx) PDF olarak indir

Gabin Davasında Davalının Sık Yaptığı Hatalar

  • Cevap süresini kaçırmak. İki haftalık süre dava dilekçesinin tebliğiyle başlar. Ek süre ancak bu süre dolmadan istenebilir ve en fazla bir ay olabilir (HMK m.127).
  • Süre savunmasını sona bırakmak. Hak düşürücü süre, hâkimin tahkikattan önce karara bağlayacağı bir konudur. Cevap dilekçesinin ilk hususu olarak, borcun kapandığı tarihi gösteren belgelerle birlikte kurulmalıdır.
  • Tapudaki bedelle savunma yapmak. Tapuda düşük gösterilen bedel davalının aleyhine kullanılır. Gerçekte ödenen bedel banka kayıtlarıyla gösterilmelidir.
  • Değer düşürücü unsurları bilirkişiye bırakmak. Haciz, ipotek, kiracı, hisse ve imar sorunları cevap dilekçesinde tek tek yazılmazsa raporda dikkate alınmayabilir.
  • Satış sürecinin delillerini saklamamak. İlan kayıtları, emlakçı yazışmaları ve pazarlık mesajları, sömürme kastının bulunmadığının en güçlü delilleridir.
  • İkincil talepleri hiç ileri sürmemek. Bedelin güncellenerek iadesi ve giderler, ret savunmasına zarar vermeden, kabul anlamına gelmemek kaydıyla baştan istenmelidir; aksi hâlde savunmanın genişletilmesi yasağına takılabilir (HMK m.141).
  • Tedbire itiraz süresini kaçırmak. Dinlenmeden verilen tedbire itiraz süresi bir haftadır ve cevap süresinden önce dolabilir (HMK m.394).
  • Bilirkişi raporuna itiraz etmemek. Raporun yöntemine, emsallere ve değerlendirme tarihine iki hafta içinde itiraz edilmezse rapor hükme esas alınabilir (HMK m.281).

Sıkça Sorulan Sorular

Gabin davasına cevap süresi kaç gündür?

Cevap dilekçesi, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde verilir. Bu sürede hazırlanması çok zor veya imkânsızsa, süre dolmadan başvurularak bir defaya mahsus ve bir ayı geçmemek üzere ek süre istenebilir (HMK m.127).

Cevap dilekçesi vermezsem ne olur?

Süresinde cevap vermeyen davalı, davacının ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır (HMK m.128). Ancak savunmalarınızı ve delillerinizi sonradan ileri sürme imkânınız ciddi biçimde daralır; bu nedenle cevap dilekçesi mutlaka verilmelidir.

Gabin davasında ispat yükü kimdedir?

Davacıdadır. Davacı açık oransızlığı, zor durumunu, düşüncesizliğini veya deneyimsizliğini ve davalının bundan bilerek yararlandığını ispatlamalıdır (HMK m.190; TMK m.6). Davalı, bu iddiaları çürüten karşı delilleri sunar.

Davacı borcunu satış bedeliyle kapattıysa süre ne zaman başlar?

Zor durum borç baskısından kaynaklanıyorsa ve borç satış bedeliyle kapanmışsa, zor durum satışla birlikte ortadan kalkmış sayılabilir ve bir yıllık süre o tarihte başlar. Bu savunma icra kayıtları ve banka dekontlarıyla kurulmalıdır.

Satıştan beş yıl geçtiyse dava açılabilir mi?

Hayır. Aşırı yararlanmaya dayanan haklar, her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır (TBK m.28/2). Bu süre mutlaktır ve hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir.

Tapuda düşük bedel yazdık; bu aleyhime delil olur mu?

Davacı bunu oransızlığın kanıtı olarak sunabilir; ancak mahkeme gerçekte ödenen bedele bakar. Ödemenin banka kayıtlarıyla gösterilmesi, tapudaki rakamın etkisini ortadan kaldırır.

Satın aldığım taşınmaz hacizli ve kiracılıydı; bu değeri etkiler mi?

Evet. Haciz, ipotek, kira ilişkisi, hisseli mülkiyet ve imar sorunları satış tarihindeki değeri düşürür. Bu unsurların bilirkişi incelemesinde ayrıca dikkate alınması cevap dilekçesinde istenmelidir.

Dava kabul edilirse ödediğim parayı geri alabilir miyim?

Evet. Sözleşmeyle bağlı olunmadığı kabul edilirse taraflar aldıklarını karşılıklı iade eder. Ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenerek iadesi ve tescilin bu bedelin depo edilmesi koşuluna bağlanması, cevap dilekçesinde ikincil olarak istenmelidir.

Taşınmaza yaptığım tadilat masraflarını isteyebilir miyim?

İyiniyetli zilyet, zorunlu ve yararlı giderlerin tazminini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar taşınmazı geri vermekten kaçınabilir (TMK m.994). İyiniyetli olmayan zilyet ise yalnız zorunlu giderleri isteyebilir (TMK m.995). Faturalar saklanmalı, gerekirse karşı dava açılmalıdır.

Taşınmazıma tedbir kondu; ne yapabilirim?

Dinlenmeden verilen tedbire, uygulamadan veya uygulama tutanağının tebliğinden itibaren bir hafta içinde tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak itiraz edebilirsiniz (HMK m.394). Tedbir haksız çıkarsa, hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir yıl içinde tazminat isteyebilirsiniz (HMK m.399).

İlgili Rehberler

Savunmanızı süre ve belgelerle birlikte kuralım

Cevap dilekçesini, tedbire itirazı ve bilirkişi sorularını dosyanıza göre hazırlayalım; ödediğiniz bedel ve yaptığınız giderler için ikincil taleplerinizi de baştan güvence altına alalım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp

Post by Av. Fatma Öztürk