Borcum İçin Tapumu Alacaklıya Verdim, Geri Alabilir miyim? 2026 — Teminat Amaçlı Devir, İnanç Sözleşmesi (1947 İBK), Yazılı Delil, Süre Kaydı, Tefecilik ve Dava Dilekçesi
02 Kasım 2026

Borcum İçin Tapumu Alacaklıya Verdim, Geri Alabilir miyim? 2026 — Teminat Amaçlı Devir, İnanç Sözleşmesi (1947 İBK), Yazılı Delil, Süre Kaydı, Tefecilik ve Dava Dilekçesi

Borcunuz için tapunuzu alacaklıya verdiyseniz, tapuda satış görünse bile aranızdaki ilişki çoğu zaman teminat amaçlı bir inanç sözleşmesidir ve borcu ödediğinizde taşınmazın size geri devrini isteyebilirsiniz. Bu hak, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasıyla kullanılır. Yargıtay’ın 05.02.1947 tarihli içtihadı birleştirme kararına göre inanç sözleşmesi yazılı delille ispatlanır. Karşı taraftan çıkmış bir belge delil başlangıcı sayılırsa tanık da dinlenir (HMK m.202). Dava sırasında gerçek borç bilirkişiyle belirlenir ve sizden bu tutarı depo etmeniz istenir (TBK m.97). Sözleşmedeki “borç süresinde ödenmezse ev alacaklıya kalır” kaydı Yargıtay’a göre geçersizdir. Alacaklı evi iyiniyetli bir üçüncü kişiye devretmişse tapu o kişide kalır ve alacaklıdan tazminat istenir. Bu nedenle dava açarken tapuya ihtiyati tedbir konulmasını da istemek gerekir.

Borç para alırken evin, arsanın ya da dükkânın tapusunu alacaklının adına çevirmek, uygulamada “borç bitince tapuyu geri veririm” sözüyle yapılan ve çoğu zaman tefecilik ilişkisine eşlik eden bir işlemdir. Bu rehber, teminat amacıyla yapılan tapu devrinin hukuki niteliğini, inanç sözleşmesinin muvazaa ve gerçek satıştan farkını, yazılı delil kuralını ve hangi belgelerin delil başlangıcı sayıldığını, borcun nasıl hesaplanıp depo edileceğini, “süre dolunca ev senin” kaydının geçersizliğini, zamanaşımını, alacaklının evi başkasına satması ya da ipotek koydurması hâlinde ne olacağını ve tefecilik boyutunu kanun maddeleri ile Yargıtay kararları üzerinden anlatır. Sayfanın sonunda Word ve PDF olarak indirilebilir bir tapu iptali ve tescil dava dilekçesi örneği yer alır.

Tapunuz alacaklıda mı kaldı? Önce elinizdeki belgelere bakalım

Borç senetlerini, ödeme dekontlarını ve alacaklıyla yazışmalarınızı birlikte inceleyelim; yazılı delil veya delil başlangıcı olup olmadığını belirleyip tapuya tedbir ve dava adımlarını planlayalım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp

Kapsam notu. Bu sayfa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19, 27, 28, 37, 38, 88, 97, 106, 107, 112, 120, 146, 149, 161, 237, 238, 386, 387 ve 388. maddelerine; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2, 851, 856, 873, 1009, 1010 ve 1023-1025. maddelerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 12, 188, 200-203, 225, 229, 389, 390 ve ek 1. maddelerine; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesine dayanır. Kanun metinleri Resmî Gazete’de yayımlanan asıl metinlerden ve güncel hâllerinden kontrol edilmiştir. Yararlanılan kararlar: Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu 05.02.1947, 1945/20 E., 1947/6 K.; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 25.10.2022, 2022/154 E., 2022/6985 K. ve 14.10.2024, 2023/4250 E., 2024/5601 K.; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 21.03.2023, 2022/688 E., 2023/1659 K. ve 07.01.2025, 2024/2466 E., 2025/63 K.; Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 14.05.2014, 2014/2616 E., 2014/6369 K. ve 07.10.2019, 2016/14171 E., 2019/6322 K.

Kısa Cevap: Tapuda Satış Görünüyor, Hukuken Ne Oldu?

Tapu müdürlüğünde “teminat için devir” diye bir işlem türü yoktur. Borç karşılığında tapusunu alacaklıya vermek isteyen kişi, tapuda satış yapar; resmî senette de çoğu zaman gerçek değerin çok altında bir bedel yazılır. Görünüşte bir satış vardır, ancak tarafların gerçek anlaşması farklıdır: alacaklı taşınmazı borç ödenene kadar güvence olarak elinde tutacak, borç ödenince geri verecektir. Türk hukukunda bu ilişki inanç sözleşmesi ve ona bağlı inançlı devir olarak adlandırılır. Taşınmazı devreden borçlu “inanan”, devralan alacaklı ise “inanılan”dır.

İnanç sözleşmesi kanunda ayrıca düzenlenmemiştir; sınırlarını Yargıtay içtihatları çizmiştir. Temel karar, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 05.02.1947 tarihli, 1945/20 E., 1947/6 K. sayılı kararıdır. Yargıtay daireleri bu karara dayanarak şu ilkeyi tekrarlar: taşınmazı inanç sözleşmesiyle devreden kişinin artık ödünç aldığı parayı geri vererek taşınmazın kendisine devredilmesini isteme yönünde bir alacak hakkı vardır. Taşınmazı inanç sözleşmesiyle alan kişinin ise borç ödenene kadar taşınmazı başkasına satmama ve borç ödenince geri verme yönünde bir borcu vardır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi de inanç sözleşmesini mülkiyetin geçişine dayanak olan bağımsız ve borçlandırıcı bir sözleşme olarak tanımlar (25.10.2022, 2022/154 E., 2022/6985 K.).

Bu tanımın üç önemli sonucu vardır. Birincisi, devir gerçekten istenmiş bir devirdir; alacaklı tapuda gerçek maliktir ve tescil yolsuz değildir. İkincisi, borçlunun hakkı bir alacak hakkıdır; bu hak, borç ödenince taşınmazın geri devrini istemeye yöneliktir ve dava yoluyla tapu iptali ve tescil biçiminde kullanılır. Üçüncüsü, alacaklı taşınmazı sözleşmeye aykırı olarak başkasına devrederse, tapuya güvenen iyiniyetli üçüncü kişi korunur ve borçlunun elinde çoğu zaman yalnızca tazminat hakkı kalır. Bu nedenle bu davalarda iki şey belirleyicidir: inanç ilişkisinin ispatı ve taşınmazın el değiştirmesinin zamanında önlenmesi.

Uygulamada En Sık Görülen Durumlar

Teminat amaçlı tapu devirleri çok farklı biçimlerde karşımıza çıkar. Aşağıdaki tablo tipik durumları ve her birinde öne çıkan hukuki soruyu gösterir.

Teminat amaçlı tapu devrinin tipik görünümleri

DurumHukuki nitelikÖne çıkan sorun
Faizle borç verenden para alındı, tapu “güvence” olarak onun adına çevrildiTeminat amaçlı inanç sözleşmesi; ayrıca tefecilik şüphesi (TCK m.241)Gerçek borç tutarı, faiz sınırları, yazılı delil
İcra takibinin durdurulması karşılığında tapu alacaklıya devredildiTeminat amaçlı inanç sözleşmesiİcra dosyasındaki hesap ile gerçek borcun farkı; depo
“İki yıl içinde ödemezsen ev senin olsun” denildiİnanç sözleşmesi; süre sonunda mülkiyetin alacaklıya kalacağı kaydı geçersizSüre geçtikten sonra da iade istenip istenemeyeceği
Bankadan kredi çekebilmek için tapu bir tanıdığın adına geçirildi, kredi kapatılınca iade sözü verildiİnanç sözleşmesiİadenin koşulu, krediyi kimin ödediği
Alacaklı borç ödendiği hâlde tapuyu vermiyor, evi satışa çıkardıİnanç sözleşmesine aykırılıkAcil ihtiyati tedbir; üçüncü kişinin iyiniyeti
Bedeli ben ödedim, tapu yakınımın adına yazıldıİnançlı işlem veya ad ödünç verme iddiasıAkrabalar arasında da yazılı delil aranması

İnanç Sözleşmesi, Muvazaa ve Gerçek Satış Arasındaki Fark

Aynı tapu kaydı üç farklı hukuki ilişkiyi gizleyebilir ve dava hangi nitelendirmeye dayanıyorsa ispat kuralı ve sonuç da ona göre değişir. Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır (TBK m.19/1). Tapudaki “satış” kelimesi bu yüzden tek başına belirleyici değildir; ancak gerçek iradenin ispatı, aşağıda anlatılan sıkı kurallara bağlıdır.

Üç ilişkinin karşılaştırılması

ÖlçütTeminat amaçlı inanç sözleşmesiMuvazaalı satışGerçek satış
Taraflar mülkiyetin geçmesini istedi mi?Evet, ama geçici ve amaca bağlı olarakHayır; görünüşte bir devir yaratıldıEvet, kesin olarak
Tescil yolsuz mu?Hayır; alacaklı gerçek malikEvet; görünüşteki işlem geçersizHayır
Borçlunun hakkıBorcu ödeyerek geri devri isteme alacağıTescilin iptalini istemeAncak irade bozukluğu veya aşırı yararlanma varsa iptal
İspatYazılı delil; delil başlangıcı varsa tanıkTaraflar arasında senetle ispat kurallarıİrade bozukluğu ve aşırı yararlanmada tanık da dinlenir (HMK m.203/1-ç)
Zamanaşımı ve süreOn yıllık zamanaşımı; inanç ilişkisi sona ermedikçe işlemezKural olarak süreye bağlı değilTBK m.28 ve m.39’daki hak düşürücü süreler

Borç ilişkisinde tapu devri yapılan olaylarda doğru nitelendirme çoğu zaman inanç sözleşmesidir: borçlu, taşınmazın alacaklıya gerçekten geçmesini kabul etmiştir; istediği, borç ödenince geri alınmasıdır. Muvazaa ise tarafların mülkiyetin geçmesini hiç istemediği durumları anlatır. İki kavramın ayrıntılı karşılaştırması, özellikle miras uyuşmazlıklarındaki yansımalarıyla birlikte muvazaa ile inançlı işlem farkı yazımızda yer alır. Devir gerçek bir satış olarak yapılmış, ancak borç baskısı altında değerinin çok altında gerçekleşmişse aşırı yararlanma ve korkutma hükümleri devreye girer; bu yolların süreleri kısadır ve evimi değerinin altında sattım rehberimizde anlatılmıştır.

İspat: Yazılı Delil Kuralı ve Delil Başlangıcı

Bu davaların büyük kısmı ispat aşamasında kaybedilir. Tapuda resmî senetle yapılmış bir satış vardır ve davacı bu senedin gerçek iradeyi yansıtmadığını ileri sürmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemlerin tanıkla ispat edilemeyeceğini düzenler (HMK m.201). Kanunda belirtilen ve her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılan tutarı aşan hukuki işlemler de senetle ispat edilmelidir (HMK m.200/1, ek m.1).

İnanç sözleşmesi bakımından Yargıtay’ın yerleşik ölçütü 05.02.1947 tarihli içtihadı birleştirme kararıdır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu ölçütü şöyle özetler: inanç sözleşmesi ancak yazılı delille kanıtlanabilir ve bu yazılı delil tarafların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Yazılı delil bulunmasa da uyuşmazlığın tamamını kanıtlamaya yetmemekle birlikte iddiayı muhtemel gösteren ve karşı tarafın elinden çıkmış bir “delil başlangıcı” varsa, tanık dahil her türlü delil dinlenebilir. Yazılı delil veya delil başlangıcı da yoksa inanç sözleşmesi ikrar ve yemin gibi kesin delillerle ispatlanabilir; bu durumda hâkim, davacıya yemin teklif etme hakkını hatırlatmalıdır (21.03.2023, 2022/688 E., 2023/1659 K.; kararda bu son nokta için Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/14-516 E., 2015/2838 K. sayılı kararına atıf yapılmıştır).

Delil başlangıcının kanuni tanımı açıktır: iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir (HMK m.202/2). Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir (HMK m.202/1). Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, mektup, dekont ve yazışmaların delil başlangıcı sayılabileceğini belirtmiştir (2022/6985 K.). Mesaj ve e-postaların delil olarak nasıl sunulacağı WhatsApp yazışması delil olur mu yazımızda anlatılmıştır. 7. Hukuk Dairesi’nin incelediği olayda ise tapu senedi fotokopisinin arkasına davalı tarafından yazılıp imzalanan ve taşınmazın yarısının davacıya ait olduğunu belirten not, Adli Tıp Kurumu imzanın davalıya ait olduğunu doğruladıktan sonra delil başlangıcı kabul edilmiş, tanık anlatımlarıyla birlikte davanın kabulüne esas alınmıştır.

Hangi belge ne işe yarar?

BelgeDelil değeriDikkat edilecek nokta
Alacaklının imzasını taşıyan, “borç ödenince tapu iade edilecek” yazan sözleşme veya senetYazılı delil; inanç sözleşmesini tek başına ispatlarAslı saklanmalı; imza inkâr edilirse imza incelemesi yapılır
Alacaklının gönderdiği mesaj, e-posta, mektupDelil başlangıcı olabilir (HMK m.202/2)Gönderenin alacaklı olduğu gösterilmeli; noter tespiti yapılması yararlı olur
Borç ödemelerine ait banka dekontlarıDelil başlangıcı olabilir; ödenen tutarı da gösterirAçıklama kısmına “borç ödemesi” gibi ifadeler yazılmış olması değerini artırır
Alacaklı lehine düzenlenmiş senetler, icra takip dosyasıBorç ilişkisinin varlığını ve tarihini gösterirDevir tarihinin borç tarihine yakınlığı önemli bir karinedir
Tapuda gösterilen düşük bedelTek başına inanç ilişkisini ispatlamazDiğer delillerle birlikte değerlendirilir
Satıştan sonra borçlunun evde oturmaya devam etmesi, vergileri ödemesiDestekleyici karineDelil başlangıcı yoksa tanık dinletilemeyeceği için tek başına yetmez
Alacaklı hakkındaki tefecilik soruşturması veya mahkûmiyetiBorç ilişkisinin niteliğini ortaya koyarCeza dosyasındaki ifadeler ve el konulan belgeler hukuk dosyasına getirtilmelidir

Akrabalar arasında da yazılı delil aranır mı? Kanun, altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınpeder, kayınvalide ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde tanık dinlenebileceğini öngörür (HMK m.203/1-a). Ancak Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, bedeli babanın ödediği ve oğul adına tescil edilen bir taşınmaza ilişkin inanç sözleşmesi davasında, yazılı delil bulunmadığı için davayı reddeden ilk derece kararını oy çokluğuyla onamıştır (07.10.2019, 2016/14171 E., 2019/6322 K.). Karşı oy, akrabalar arasındaki işlemlerde tanığın dinlenmesi gerektiğini savunmuştur. Bu nedenle aile içi teminat devirlerinde de yazılı belge bulunması, sonucu belirleyen en önemli unsurdur.

Aşırı yararlanma veya korkutma iddiasında tanık. Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddialarında tanık dinlenebilir (HMK m.203/1-ç). Borç baskısı altında yapılan devir aynı zamanda aşırı yararlanma (TBK m.28) veya korkutma (TBK m.38/2) niteliği taşıyorsa, bu dayanaklar yazılı delil kuralına takılmadan ileri sürülebilir. Ancak bu yolların bir yıllık ve beş yıllık hak düşürücü süreleri vardır; süre geçmişse inanç sözleşmesine dayanmaktan başka yol kalmaz.

Yemin delili. Yazılı delil ve delil başlangıcı bulunmayan dosyalarda son çare, karşı tarafa yemin teklif etmektir. Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır (HMK m.225/1). Yemin için davet edilen kimse geçerli bir özrü olmaksızın gelmez, yemini iade etmez ya da yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır (HMK m.229/1). Buna karşılık alacaklı “tapuyu teminat olarak almadım” diye yemin ederse, bu vakıa davacı aleyhine kesinleşir; yemin teklifi bu nedenle diğer deliller tükendikten sonra başvurulacak bir yoldur. Dava dilekçesinde ve ön inceleme aşamasında yemin deliline açıkça dayanılması gerekir.

Borcun Hesaplanması ve Depo Edilmesi

Teminat amaçlı inanç sözleşmesinde iade, borcun ödenmesine bağlıdır. Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifasını isteyen taraf, sözleşmenin koşullarına göre daha sonra ifa etme hakkı yoksa kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olmalıdır (TBK m.97). Bu nedenle borçlu, tapunun geri devrini isterken borcu ödediğini ya da ödemeye hazır olduğunu göstermek zorundadır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 25.10.2022 tarihli, 2022/154 E., 2022/6985 K. sayılı kararı bu aşamanın nasıl yürütüleceğini açıkça gösterir. Olayda borçlu, faizle borç veren ve sonradan tefecilik suçundan mahkûm olan alacaklıya, aleyhindeki icra takibinin durdurulması karşılığında taşınmazını devretmiş, borcun iki yıl içinde ödenmesi hâlinde taşınmazın iade edileceği kararlaştırılmıştı. İlk derece mahkemesi inanç ilişkisini kabul etmiş, ancak borç tutarını icra dosyasındaki hesaba göre belirleyip borçlu bu tutarı önceden depo etmediği için davayı reddetmişti. Daire kararı bozmuş ve izlenecek yolu şöyle belirlemiştir: önce taraflar arasındaki gerçek alacak ve borç miktarı bilirkişi raporuyla saptanacak, sonra davacıya bu tutarı depo etmesi için süre verilecek, tutar depo edilirse tapu iptali ve tescil talebi kabul edilecek, edilmezse dava reddedilecektir.

Bu karar iki pratik sonuç doğurur. Birincisi, davayı açarken borcun tamamını önceden yatırmak zorunlu değildir; ancak dava dilekçesinde mahkemenin belirleyeceği tutarı depo etmeye hazır olunduğu açıkça bildirilmelidir. İkincisi, alacaklının icra takibinde veya kendi hesabında ileri sürdüğü tutar bağlayıcı değildir; gerçek borç, verilen ana para, yapılan ödemeler ve hukuken geçerli faiz üzerinden hesaplanır.

Faiz sınırları. Tacir olmayan kişiler arasındaki ödünç ilişkilerinde faiz, kanunun sınırlarına tabidir. Ticari olmayan tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça faiz istenemez (TBK m.387/1). Sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, mevzuata göre belirlenen yıllık faiz oranının (yasal faiz) yüzde elli fazlasını aşamaz (TBK m.88/2); sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı ise bu oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz (TBK m.120/2). Faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi de kararlaştırılamaz (TBK m.388/3). Tefecilik ilişkilerinde aylık yüksek oranlarla şişirilmiş borç hesapları bu hükümler karşısında bilirkişi incelemesiyle yeniden kurulur. Senetlere dayanan takipler için menfi tespit davası ayrıca gündeme gelebilir.

Alacaklı ödemeyi kabul etmiyorsa. Bazı alacaklılar, taşınmazı elde tutmak için ödeme teklifini kabul etmez veya hesap numarası vermez. Gereği gibi önerilen edimi haklı bir sebep olmaksızın kabul etmeyen alacaklı temerrüde düşer (TBK m.106/1). Alacaklının temerrüdü durumunda borçlu, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir ve tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler (TBK m.107). Ödeme teklifinin noter aracılığıyla yapılması, hem bu temerrüdün hem de TBK m.97 anlamında ifa önerisinin belgelenmesini sağlar.

Borç hesabında esas alınacak kalemler

KalemNasıl belirlenir?Dayanak
Ana paraGerçekte verilen para; senet tutarı değil, ödeme kayıtları esas alınırTBK m.386; TBK m.19/1
Yapılan ödemelerBanka kayıtları, makbuzlar, tanık (delil başlangıcı varsa)HMK m.200-202
Sözleşme faiziKararlaştırılmışsa yasal sınırla birlikteTBK m.387/1, m.88/2
Temerrüt faiziKararlaştırılmışsa yasal sınırla birlikteTBK m.120/2
Faizin faiziKararlaştırılamaz; hesaptan çıkarılırTBK m.388/3
Alacaklının taşınmazdan elde ettiği kiraTaşınmazı kiraya vermişse, sözleşmenin içeriğine göre mahsup tartışılırİnanç sözleşmesinin hükümleri

“Süre Dolarsa Ev Alacaklıya Kalır” Kaydı Geçerli mi?

Borç verenler, inanç sözleşmelerine çoğu zaman “borç şu tarihe kadar ödenmezse taşınmaz alacaklıda kalır, iade borcu sona erer” şeklinde bir kayıt koydurur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2024 tarihli, 2023/4250 E., 2024/5601 K. sayılı kararı bu kaydın geçerliliğini açıkça reddeder. Daireye göre böyle bir koşul Türk Medeni Kanunu’nun 873. maddesinin buyurucu hükmüne aykırı düşeceğinden geçersizdir. Daire bu sonuca varırken, borç verenin borç alanın darda kalmasından yararlanarak inanç sözleşmelerine her zaman böyle bir hüküm koyabileceğine dikkat çeker. Kararlaştırılan süre geçmiş olsa bile inanç ilişkisi devam ettiğinden inanç konusunun iadesi için dava açılabilir.

Atıf yapılan kanun hükmü, taşınmaz rehnine ilişkin lehine mülkiyet geçirme yasağıdır: borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın satış bedelinden elde etme hakkına sahiptir; borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir (TMK m.873/1-2). Kanun, ipotek kurulduğunda alacaklının taşınmazı borç karşılığında kendisine mal etmesini yasaklamıştır; Yargıtay da aynı korumanın teminat amaçlı devirde süre kaydıyla dolanılmasına izin vermemektedir. Aynı mantık taşınır rehninde de geçerlidir; altın veya araç gibi taşınırların teminat olarak verildiği durumlar rehin verilen altın iade edilmiyor yazımızda anlatılmıştır.

Bu kaydın geçersizliği, sözleşmenin diğer hükümlerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemez; ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur (TBK m.27/2). Teminat amaçlı devirlerde borçlunun menfaatine uygun olan, sözleşmenin iadeye ilişkin hükmüyle ayakta kalması ve yalnızca süre kaydının uygulanmamasıdır.

Zamanaşımı: Dava Ne Zamana Kadar Açılabilir?

İnanç sözleşmesinden doğan davalar için kanunda özel bir süre öngörülmemiştir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, bu nedenle Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresinin on yıl olarak kabul edildiğini belirtmiştir (14.05.2014, 2014/2616 E., 2014/6369 K.). Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tâbidir (TBK m.146) ve zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m.149/1).

Belirleyici soru, sürenin ne zaman başladığıdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’ne göre zamanaşımı süresinin başlaması için inanç ilişkisi sona ermeli veya alacak muaccel hâle gelmelidir (14.10.2024, 2023/4250 E., 2024/5601 K.). Teminat amaçlı devirde inanç ilişkisi, borç ödenip iade istenene ya da alacaklı iade etmeyeceğini açıkça ortaya koyana kadar devam eder. Dolayısıyla devirden on yıl geçmiş olması tek başına davayı engellemez; ancak alacaklının taşınmazı üçüncü kişiye satması gibi iade imkânını ortadan kaldıran bir olay, hem zamanaşımı tartışmasını hem de tazminat hesabını etkiler. Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m.161); savunma ileri sürülürse inanç ilişkisinin hangi tarihte sona erdiği delillerle tartışılır. Aşırı yararlanmaya dayanılan davalarda ise süreler hak düşürücü olduğundan hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir; davalının bu sürelere dayanan savunmasının nasıl kurulduğu gabin davasına cevap dilekçesi örneği yazımızda görülebilir.

Alacaklı Evi Başkasına Sattı veya İpotek Koydurduysa

İnançlı devirde alacaklı tapuda gerçek maliktir; bu yüzden taşınmazı başkasına satabilir veya üzerine ipotek kurdurabilir. Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur (TMK m.1023). Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz (TMK m.1024/1). Ancak inançlı devirde ilk tescil yolsuz değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu noktayı açıkça vurgular: mülkiyeti inanç yoluyla devralan davalı tam malik olduğundan ve yolsuz tescil söz konusu olmadığından, lehine ipotek kurulan kişinin inanç sözleşmesinin varlığını bilmesi kural olarak ipoteği yolsuz hâle getirmez. Daireye göre ipoteğin kaldırılması ancak ahlaka aykırı biçimde ve zarar verme kastıyla kurulduğunun ispatlanması hâlinde istenebilir (07.01.2025, 2024/2466 E., 2025/63 K.).

Taşınmazın mülkiyeti el değiştirmişse Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2024 tarihli kararı yol gösterir. Daireye göre tapuya güvenerek taşınmaz edinen kişinin iyiniyeti korunur; ancak iyiniyet yüzeysel ve şekilci biçimde değil, tüm deliller toplanıp derinliğine irdelenerek belirlenmelidir ve kötüniyet iddiası bir def’i değil itiraz niteliğindedir, yani mahkemece kendiliğinden gözetilir. Son malike karşı açılan davada davanın kayıt maliki yanında inanılana, yani taşınmazı ilk olarak teminat amacıyla devralan alacaklıya da yöneltilmesi gerekir (2023/4250 E., 2024/5601 K.). Davacı, ilk devrin inanç sözleşmesine dayandığını ve son malikin bu ilişkiyi bilerek alacaklıyla birlikte hareket ettiğini ispatlamalıdır. Son malik alacaklının eşi, akrabası veya ortağı ise, bedeli ödenmemiş ya da çok düşük gösterilmişse, devir dava tehdidinden hemen sonra yapılmışsa bu karineler güçlenir. Tapuya güven ilkesinin sınırları müteahhit aynı daireyi iki kişiye sattı yazımızda da tartışılmıştır.

Üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu anlaşılırsa tapu ona kalır ve borçlu, inanç sözleşmesine aykırı davranan alacaklıdan zararının giderilmesini ister. Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür (TBK m.112). Bu nedenle dava dilekçesinde tapu iptali ve tescil talebinin yanında, kabul edilmemesi hâlinde tazminata karar verilmesi terditli olarak istenmelidir.

En önemli adım: tapuya ihtiyati tedbir. Alacaklının taşınmazı devretme ihtimali, bu davaların en büyük riskidir. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden endişe edilmesi hâlinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir (HMK m.389/1). Tedbir isteyen, tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır (HMK m.390/3). Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları tapu kütüğüne şerh verilebilir ve şerh, sonradan hak kazananlara karşı ileri sürülebilir (TMK m.1010). Yazılı belge veya delil başlangıcı tedbir talebinin de en güçlü dayanağıdır. Teminat ve itiraz yolları ihtiyati tedbir yazımızda anlatılmıştır.

Tefecilik Boyutu: Ceza Davası ile Tapu Davası Arasındaki İlişki

Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır; suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır (TCK m.241, 7242 sayılı Kanun’la değişik). Tapusunu teminat olarak veren borçluların önemli bir kısmı, bu suçun mağdurudur. Suç duyurusu, borç ilişkisinin niteliğini ortaya çıkaran önemli bir adımdır: soruşturmada el konulan senetler, defterler, mesajlar ve tanık ifadeleri, hukuk davasında borcun gerçek tutarını ve devrin teminat amacını gösteren delillere dönüşebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2022/6985 K. sayılı kararına konu olayda da alacaklının tefecilik suçundan verilen mahkûmiyeti kesinleşmiş ve hukuk dosyasında değerlendirilmiştir.

Ancak ceza davası tapuyu kendiliğinden geri getirmez. Taşınmazın geri devri için inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasının ayrıca açılması ve tedbir istenmesi gerekir. Ceza yargılamasının sonucunu beklemek, taşınmazın bu süre içinde el değiştirmesine yol açabilir. Tefeciliğin suç unsurları ve ödünç para vermenin hangi durumda suç sayıldığı tefecilik suçu ve ödünç para vermek suç mu yazılarımızda anlatılmıştır.

Borç Alırken Tapu Vermek Zorundaysanız: Daha Güvenli Yollar

Borç ilişkisi henüz kurulmadıysa ya da yeniden yapılandırılıyorsa, tapunun doğrudan alacaklıya devri yerine borçluyu daha iyi koruyan yollar vardır.

Tapu devrine alternatif güvenceler

YolBorçluya sağladığı korumaDayanak
İpotekMülkiyet borçluda kalır; borç ödenmezse taşınmaz ancak satılarak alacak bedelden karşılanır; mülkiyetin alacaklıya geçeceği kaydı geçersizdirTMK m.851, m.856, m.873
Devir zorunluysa yazılı inanç sözleşmesiİadenin koşulları ve borç tutarı belgelenir; yazılı delil sorunu baştan çözülür05.02.1947 tarihli içtihadı birleştirme kararı
Geri alım hakkı ve tapuya şerhiŞerh verilince alacaklıdan sonra hak kazananlara da karşı ileri sürülebilirTBK m.237/2, m.238; TMK m.1009
Ödemelerin bankadan ve açıklamalı yapılmasıÖdenen tutar ve borç ilişkisi belgelenirHMK m.200-202
Faiz oranının yazılı ve yasal sınır içinde belirlenmesiBorç tutarı tartışması önlenirTBK m.88/2, m.120/2, m.387, m.388

Taşınmaz rehninin kurulmasına ilişkin sözleşmenin geçerliliği resmî şekilde yapılmasına bağlıdır ve rehin tapu kütüğüne tescille kurulur (TMK m.856). Geri alım sözleşmesi de resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz (TBK m.237/2); geri alım hakkı en çok on yıllık süre için kararlaştırılabilir ve tapu siciline şerh edilebilir (TBK m.238). Geri alım sözleşmesinden doğan haklar şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir (TMK m.1009). Bu yollar, yıllar sonra yazılı delil aramak zorunda kalınan bir davadan çok daha güvenlidir. Borç ödenmediğinde ipoteğin nasıl paraya çevrildiği ipotekli ev haczedilir mi yazımızda anlatılmıştır.

Dava Nasıl Açılır?

Görevli ve yetkili mahkeme. İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davası asliye hukuk mahkemesinde açılır. Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12/1).

Taraflar. Davacı, taşınmazı teminat amacıyla devreden borçlu ya da onun mirasçılarıdır. Davalı, taşınmazı devralan alacaklıdır; taşınmaz başkasına geçmişse kayıt maliki ile birlikte alacaklı da davalı gösterilir.

Talepler. Asıl talep, tapu kaydının iptali ile davacı adına tescildir. Mahkemece belirlenecek borç tutarının depo edilmesine hazır olunduğu açıkça bildirilmelidir (TBK m.97). Tapu iptali talebinin kabul edilmemesi ihtimaline karşı tazminat terditli olarak istenir. Dava ile birlikte ihtiyati tedbir talep edilir. Taşınmaz sonradan devredildiyse yukarıda açıklanan ispat yükü de dilekçede karşılanmalıdır.

Deliller. Yazılı inanç belgesi veya delil başlangıcı niteliğindeki belgeler, banka kayıtları, senetler, icra dosyaları, ceza soruşturması ya da kovuşturması dosyası, tapu kayıtları ve sicil dökümü, tanık (delil başlangıcı varsa), bilirkişi incelemesi ve yemin delili sunulur. Tapu iptali ve tescil davalarının genel kurgusu için tapu iptali ve tescil dava dilekçesi örneği yazımıza da bakabilirsiniz.

İnanç Sözleşmesine Dayalı Tapu İptali ve Tescil Dava Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki örnek, faizle borç para veren bir kişiye borcun teminatı olarak konutunu tapuda satış göstererek devreden, borcun ödenmesi hâlinde konutun iade edileceğine ilişkin alacaklının el yazısı ve imzasını taşıyan bir belgesi ile yazışmaları bulunan, ödeme teklifi reddedilen ve konutu satışa çıkarılan borçlu için hazırlanmıştır. Köşeli parantez içindeki yerler somut olaya göre doldurulmalı, dosyada bulunmayan vakıalar çıkarılmalıdır. Davacı lehine olan her husus, dayandığı kanun maddesi başlığıyla ayrı ayrı açıklanmış; davalının ileri sürmesi beklenen savunmalar ilgili hususun içinde karşılanmıştır.

[….] NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ’NE

İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR

DAVACI : [Ad SOYAD], T.C. kimlik no: [….], [adres]

VEKİLİ : Av. [Ad SOYAD], [baro ve sicil no], [adres], [UETS adresi]

DAVALI : [Ad SOYAD], T.C. kimlik no: [….], [adres]

DAVA DEĞERİ : [….] TL

KONU : Borcun teminatı olarak davalıya devredilen taşınmazın, inanç sözleşmesi gereğince tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili, kabul edilmemesi hâlinde tazminat ve dava süresince taşınmazın devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir talebidir.

AÇIKLAMALAR

1. Müvekkil, [tarih] tarihinde işyerinin ödenmeyen borçları nedeniyle zor durumda kalmış ve çevresinde faizle borç para verdiği bilinen davalıdan [….] TL borç almıştır. Davalı, parayı vermeden önce güvence olarak müvekkilin maliki olduğu [il, ilçe, mahalle, ada, parsel, bağımsız bölüm] sayılı konutun tapusunun kendi adına çevrilmesini şart koşmuştur.

2. Bu anlaşma üzerine konut, [tarih] tarihinde [….] Tapu Müdürlüğünde satış gösterilerek davalı adına tescil edilmiştir. Resmî senette bedel [….] TL olarak yazılmış, müvekkile tapuda herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Aynı gün davalı, “[…] borcun tamamı ödendiğinde tapuyu [Ad SOYAD]’a geri vereceğim” ifadesini içeren ve kendi el yazısı ile imzasını taşıyan belgeyi müvekkile vermiştir.

3. Müvekkil ve ailesi devirden sonra da konutta oturmaya devam etmiş, konutun emlak vergisi ve aidatlarını müvekkil ödemiştir. Müvekkil [tarih] ile [tarih] arasında davalıya banka aracılığıyla toplam [….] TL ödemiştir. Davalı ise borcu her ay yüksek oranlarla yeniden hesaplamış ve borcun [….] TL’ye ulaştığını ileri sürmüştür.

4. Müvekkil, [tarih] tarihli ihtarnameyle davalıya kalan borcun hukuka uygun biçimde hesaplanmış tutarını ödemeye hazır olduğunu bildirmiş, ödeme için hesap numarası istemiş ve tapunun iadesini talep etmiştir. Davalı ihtarnameye cevap vermemiş, [tarih] tarihinde konutu [ilan sitesi] üzerinde satışa çıkarmıştır.

5. Davalı hakkında müvekkilin şikâyeti üzerine [….] Cumhuriyet Başsavcılığının [….] soruşturma numaralı dosyasında tefecilik suçundan soruşturma yürütülmektedir.

Davanın kabulünü gerektiren hususlar aşağıda sırasıyla arz olunur.

6. Türk Borçlar Kanunu m.19 ve 05.02.1947 tarihli, 1945/20 E., 1947/6 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı – Devrin hukuki niteliği

Bir sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların kullandıkları sözcüklere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılır. Tapuda satış gösterilmiş olması, tarafların gerçek iradesinin bir satış olduğunu göstermez. Konut, bedeli ödenmeden, davalının verdiği borcun teminatı olarak ve borç ödendiğinde iade edilmek üzere devredilmiştir. Müvekkilin devirden sonra da konutta oturmaya ve konutun giderlerini ödemeye devam etmesi, devrin borç tarihiyle aynı gün yapılması ve tapuda gösterilen bedelin konutun değeriyle hiçbir ilgisinin bulunmaması bu iradeyi doğrulamaktadır. Taraflar arasındaki ilişki, Yargıtay’ın yerleşik içtihadında tanımlanan teminat amaçlı inanç sözleşmesidir. Bu sözleşmeye göre davalı, borç ödenene kadar konutu başkasına satmamak ve borç ödenince müvekkile geri devretmekle yükümlüdür.

7. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.200-202 ve İçtihadı Birleştirme Kararı – İnanç sözleşmesinin yazılı delille ispatı

İnanç sözleşmesi, anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca tarafların imzasını taşıyan yazılı bir belgeyle ispatlanır. Davalının [tarih] tarihli, kendi el yazısı ve imzasını taşıyan belgesi, devrin borcun teminatı olarak yapıldığını ve borç ödenince iade edileceğini açıkça göstermektedir; bu belge tek başına yazılı delil niteliğindedir. Davalının imzayı inkâr etmesi hâlinde imza incelemesi yapılmasını talep ederiz. Ayrıca davalının müvekkile gönderdiği [tarih] tarihli “borç bitmeden tapu yok” içerikli mesajı ile borç ödemelerine ilişkin banka dekontları, davalının elinden çıkmış ve iddiamızı muhtemel gösteren belgeler olarak delil başlangıcı niteliğindedir. Bu nedenle bildirdiğimiz tanıkların da dinlenmesi gerekir. Mahkemenizce yazılı delilin yeterli görülmemesi hâlinde davalıya yemin teklif etme hakkımızı saklı tutarız.

8. Türk Borçlar Kanunu m.97, m.106 ve m.107 – Ödeme önerisi ve depo

Müvekkil kendi edimini ifa etmeye hazırdır ve bunu ihtarnameyle davalıya bildirmiştir. Davalı, gereği gibi önerilen ödemeyi haklı bir sebep olmaksızın kabul etmemiş ve alacaklı temerrüdüne düşmüştür. Müvekkil, taraflar arasındaki gerçek borç tutarının bilirkişi incelemesiyle belirlenmesinden sonra mahkemenizce verilecek süre içinde bu tutarı depo etmeye hazırdır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 25.10.2022 tarihli, 2022/154 Esas ve 2022/6985 Karar sayılı kararında da teminat amaçlı devirde borç miktarının bilirkişi raporuyla saptanması, davacıya depo için süre verilmesi ve tutar depo edilirse tapu iptali ve tescile karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Davalının icra takibinde veya kendi hesabında ileri sürdüğü tutar bu nedenle esas alınamaz.

9. Türk Borçlar Kanunu m.88, m.120, m.387 ve m.388 – Borç tutarının yasal sınırlar içinde hesaplanması

Taraflar tacir değildir ve aralarındaki ilişki ticari olmayan bir ödünç ilişkisidir. Sözleşmeyle kararlaştırılan yıllık faiz oranı, mevzuata göre belirlenen oranın yüzde elli fazlasını, temerrüt faizi ise yüzde yüz fazlasını aşamaz; faizin anaparaya eklenerek yeniden faiz yürütülmesi de kararlaştırılamaz. Davalının her ay yüksek oranlarla anaparaya eklediği faizler bu sınırları açıkça aşmaktadır. Borç tutarı, müvekkilin aldığı [….] TL ana para, yaptığı [….] TL ödeme ve hukuken geçerli faiz üzerinden hesaplanmalıdır.

10. Türk Medeni Kanunu m.873 – Süre kaydının geçersizliği

Davalının belgesinde, borcun [tarih] tarihine kadar ödenmemesi hâlinde konutun davalıda kalacağına ilişkin bir ifade de yer almaktadır. Davalının bu kayda dayanarak iade borcunun sona erdiğini savunması beklenir. Ancak borcun ödenmemesi hâlinde teminat konusu taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin kayıtlar geçersizdir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2024 tarihli, 2023/4250 Esas ve 2024/5601 Karar sayılı kararında, böyle bir koşulun Türk Medeni Kanunu’nun 873. maddesinin buyurucu hükmüne aykırı düşeceği için geçersiz olduğu ve kararlaştırılan süre geçmiş olsa bile inanç ilişkisi devam ettiğinden iade için dava açılabileceği açıkça belirtilmiştir. Kaydın konuluş amacı da tam olarak bu kararda anlatılan durumdur: davalı, müvekkilin darda kalmasından yararlanarak konutu borç karşılığında kendisine mal etmeyi amaçlamıştır.

11. Türk Borçlar Kanunu m.146 ve m.149 – Zamanaşımının işlememesi

İnanç sözleşmesinden doğan davalarda on yıllık zamanaşımı uygulanır ve bu süre ancak inanç ilişkisi sona erdiğinde veya iade alacağı muaccel olduğunda işlemeye başlar. Taraflar arasındaki inanç ilişkisi müvekkilin [tarih] tarihli ihtarnamesine kadar devam etmiş, davalı iade etmeyeceğini ilk kez konutu satışa çıkararak [tarih] tarihinde ortaya koymuştur. Dava bu tarihten kısa süre sonra açıldığından zamanaşımı söz konusu değildir.

12. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389 ve m.390 ile Türk Medeni Kanunu m.1010 – İhtiyati tedbir

Davalı konutu [tarih] tarihinden beri satışa çıkarmış bulunmaktadır. Konutun dava sırasında iyiniyetli bir üçüncü kişiye devredilmesi hâlinde müvekkilin taşınmazı geri alma imkânı ortadan kalkacak ve dava tazminata dönüşecektir. Davalının imzasını taşıyan belge, ödeme kayıtları ve ilan çıktısı, haklılığımızı yaklaşık olarak ispatlamaktadır. Bu nedenle dava konusu taşınmazın tapu kaydına devir ve takyidat yasağı konulmasına ve bu kararın tapu kütüğüne şerh verilmesine, gecikmesinde sakınca bulunduğundan davalı dinlenmeden karar verilmesine, teminat gerekli görülürse müvekkilin ekonomik durumu gözetilerek uygun bir teminat belirlenmesine karar verilmesini talep ederiz.

13. Türk Borçlar Kanunu m.112 – Kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat

Asıl talebimiz konutun müvekkil adına tescilidir. Ancak yargılama sırasında konutun iyiniyetli bir üçüncü kişiye devredilmesi veya mahkemenizce başka bir sebeple tescil talebinin kabul edilmemesi hâlinde, inanç sözleşmesine aykırı davranan davalı müvekkilin zararını gidermekle yükümlüdür. Bu hâlde taşınmazın değerinden müvekkilin ödemekle yükümlü olduğu borç tutarı düşüldükten sonra kalan miktarın, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik [….] TL olarak davalıdan tahsilini talep ederiz.

HUKUKİ SEBEPLER

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.19, m.27, m.88, m.97, m.106, m.107, m.112, m.120, m.146, m.149, m.387, m.388; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2, m.873, m.1010; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.12, m.200-203, m.225, m.389-399; 05.02.1947 tarihli, 1945/20 E., 1947/6 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve ilgili sair mevzuat.

DELİLLER

Davalının [tarih] tarihli el yazısı ve imzalı belgesi (6, 7, 10. hususlar); tapu kaydı, satış resmî senedi ve tapu sicil dökümü (6, 12. hususlar); banka dekontları ve hesap hareketleri (3, 7, 9. hususlar); [tarih] tarihli ihtarname ve tebliğ şerhi (8, 11. hususlar); davalının mesajları ve bunlara ilişkin noter tespit tutanağı (7. husus); emlak vergisi ve aidat ödeme kayıtları (6. husus); satış ilanı çıktısı (11, 12. hususlar); [….] Cumhuriyet Başsavcılığının [….] soruşturma numaralı dosyası (9. husus); keşif ve bilirkişi incelemesi; tanık [Ad SOYAD] ve [Ad SOYAD] (6, 7. hususlar); yemin ve sair her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM

Yukarıda açıklanan ve mahkemenizce re’sen gözetilecek nedenlerle;

1. Dava konusu taşınmazın tapu kaydına devir ve takyidat yasağı şeklinde ihtiyati tedbir konulmasına ve kararın tapu kütüğüne şerh verilmesine,

2. Taraflar arasındaki gerçek borç tutarının bilirkişi incelemesiyle belirlenmesine ve bu tutarın depo edilmesi için müvekkile süre verilmesine,

3. Belirlenen tutarın depo edilmesi üzerine dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, depo edilen tutarın davalıya ödenmesine,

4. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tescil talebinin herhangi bir sebeple kabul edilmemesi hâlinde şimdilik [….] TL tazminatın davalıdan tahsiline,

5. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten saygıyla arz ve talep ederiz. [tarih]

Davacı vekili

Av. [Ad SOYAD] [e-imza]

Dava Dilekçesini Word ve PDF Olarak İndirin

Örneğin düzenlenebilir hâlini Word, yazdırılabilir hâlini PDF olarak indirebilirsiniz. Dosyanızda bulunmayan vakıaları çıkarın; özellikle elinizdeki belgenin yazılı delil mi, delil başlangıcı mı olduğunu doğru belirleyin ve hangi hususu ispatladığını deliller bölümünde gösterin.

Word şablonunu indir (.docx) PDF olarak indir

Bu Davalarda Sık Yapılan Hatalar

Hata ve sonucu

HataSonucuDoğrusu
Yazılı belge veya delil başlangıcı olmadan yalnız tanığa dayanmakTanık dinlenmez, dava ispatlanamadığı için reddedilirDava öncesinde mesaj, dekont ve yazışmaları toplamak; gerekirse yemin deliline dayanmak
Davayı muvazaaya dayandırmakMülkiyetin gerçekten geçirilmesi istendiği için nitelendirme yanlış kalırTeminat amaçlı devirlerde inanç sözleşmesine dayanmak
Ödeme önerisinde bulunmamak, depoya hazır olunduğunu bildirmemekTBK m.97 karşısında talep zayıflarİhtarnameyle ödeme önermek, dilekçede depoya hazır olduğunu açıkça yazmak
Tedbir istemeden dava açmakTaşınmaz iyiniyetli üçüncü kişiye geçer, dava tazminata dönerDava ile birlikte tedbir ve şerh talep etmek
Taşınmaz devredildiğinde yalnız son maliki davalı göstermekTaraf eksikliği nedeniyle karar bozulabilirKayıt maliki yanında inanılan alacaklıyı da davalı göstermek
Süre kaydı nedeniyle dava açmaktan vazgeçmekGeçerli bir hak kullanılmadan kaybedilirSüre kaydının geçersizliğini ileri sürerek dava açmak

İlk Adımlar: Bugün Ne Yapmalısınız?

  1. Tapu kaydını kontrol edin. Taşınmazın hâlâ alacaklı adına olup olmadığını, üzerinde yeni bir ipotek veya şerh bulunup bulunmadığını öğrenin.
  2. Belgeleri güvenceye alın. Alacaklının imzasını taşıyan her belgenin aslını saklayın; mesajları ve e-postaları kaybolmadan noter tespitiyle belgeleyin.
  3. Ödemelerinizi listeleyin. Aldığınız ana parayı, yaptığınız ödemeleri ve alacaklının ileri sürdüğü tutarı tarihleriyle bir tabloya dökün.
  4. Noter aracılığıyla ödeme önerin. Hukuka uygun hesaplanmış borcu ödemeye hazır olduğunuzu bildirip tapunun iadesini isteyin.
  5. Tedbirle birlikte dava açın. Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde tapu iptali ve tescil davasını ihtiyati tedbir talebiyle birlikte açın.
  6. Tefecilik varsa şikâyette bulunun. Ceza soruşturmasındaki deliller hukuk davasını da destekler; ancak tapu için ayrıca hukuk davası açılması gerektiğini unutmayın.

Belgelerinizin yazılı delil veya delil başlangıcı sayılıp sayılmayacağından emin değilseniz, Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Borç için tapumu alacaklıya verdim; borcu ödersem tapuyu geri alabilir miyim?

Evet. Teminat amaçlı devirde aranızdaki ilişki inanç sözleşmesidir ve borcu ödediğinizde taşınmazın size geri devrini isteyebilirsiniz. Alacaklı kabul etmezse inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davası açılır; mahkeme gerçek borcu bilirkişiyle belirleyip depo için süre verir.

Tapuda satış yazıyor; bu durum davayı engeller mi?

Engellemez, ama ispatı zorlaştırır. Sözleşmenin niteliği belirlenirken kullanılan sözcüklere değil gerçek iradeye bakılır (TBK m.19/1). Ancak resmî senede karşı tanıkla ispat yasağı nedeniyle (HMK m.201) inanç ilişkisinin yazılı delil veya delil başlangıcıyla gösterilmesi gerekir.

Elimde imzalı bir belge yok; sadece WhatsApp mesajları var. Dava açabilir miyim?

Alacaklının gönderdiği ve devrin teminat amaçlı olduğunu muhtemel gösteren mesajlar delil başlangıcı sayılabilir (HMK m.202/2); bu durumda tanık da dinlenir. Mesajların alacaklıya ait olduğu gösterilmeli ve kaybolmadan noter tespiti yaptırılmalıdır.

Hiçbir yazılı belge yoksa ne olur?

Yazılı delil ve delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesi ikrar ve yemin gibi kesin delillerle ispatlanabilir. Yemine davet edilen alacaklı yemin etmekten kaçınırsa vakıayı ikrar etmiş sayılır (HMK m.229/1); yemin ederse vakıa aleyhinize kesinleşir.

Sözleşmede “iki yıl içinde ödemezsen ev senin” yazıyor; süre geçti, hakkım kalmadı mı?

Kalmadı denemez. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, borç süresinde ödenmezse mülkiyetin alacaklıda kalacağına ilişkin kaydı TMK m.873’ün buyurucu hükmüne aykırı bularak geçersiz saymış ve süre geçse bile inanç ilişkisi devam ettiğinden iade davası açılabileceğini belirtmiştir (2023/4250 E., 2024/5601 K.).

Tapuyu vereli on yıldan fazla oldu; dava zamanaşımına uğradı mı?

Zamanaşımı on yıldır (TBK m.146), ancak inanç ilişkisi sona ermedikçe veya iade alacağı muaccel olmadıkça işlemeye başlamaz. Devir tarihinden on yıl geçmiş olması tek başına davayı engellemez; zamanaşımı ayrıca davalı tarafından ileri sürülmelidir (TBK m.161).

Alacaklı borcun çok fazla olduğunu söylüyor; hangi tutarı ödemem gerekir?

Mahkeme gerçek borcu bilirkişi incelemesiyle belirler. Sözleşme faizi yasal oranın yüzde elli fazlasını, temerrüt faizi yüzde yüz fazlasını aşamaz (TBK m.88/2, m.120/2) ve faize faiz yürütülemez (TBK m.388/3). Alacaklının kendi hesabı veya icra dosyasındaki tutar bağlayıcı değildir.

Alacaklı evi başkasına sattı; geri alabilir miyim?

Yeni malik tapuya iyiniyetle güvenmişse taşınmaz onda kalır ve alacaklıdan tazminat istersiniz (TMK m.1023, TBK m.112). Yeni malikin alacaklıyla birlikte hareket ettiği ispatlanırsa ona karşı da tapu iptali istenebilir; bu davada alacaklı da davalı gösterilmelidir.

Alacaklı evin üzerine ipotek koydurdu; ipotek kalkar mı?

Alacaklı tam malik olduğundan, ipotek alan kişinin inanç ilişkisini bilmesi kural olarak ipoteği yolsuz hâle getirmez. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ipoteğin ancak ahlaka aykırı biçimde ve zarar verme kastıyla kurulduğu ispatlanırsa kaldırılabileceğini belirtmiştir (2024/2466 E., 2025/63 K.).

Kardeşime güvenip tapuyu onun adına yaptım; akrabalar arasında da yazılı belge gerekir mi?

Kanun yakın akrabalar arasındaki işlemlerde tanık dinlenebileceğini öngörür (HMK m.203/1-a). Ancak Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, baba ile oğul arasındaki bir inanç davasında yazılı delil bulunmadığı için verilen ret kararını oy çokluğuyla onamıştır. Bu nedenle aile içi devirlerde de yazılı belge çok önemlidir.

Alacaklı hakkında tefecilikten dava açıldı; tapum kendiliğinden geri gelir mi?

Hayır. Tefecilik (TCK m.241) ceza yargılamasının konusudur; tapunun iadesi için ayrıca hukuk mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açılması ve tedbir istenmesi gerekir. Ceza dosyasındaki deliller hukuk davasında kullanılabilir.

İlgili Rehberler

Tapunuzu geri almak için zaman kaybetmeyin

Belgelerinizi değerlendirelim, borç hesabını hukuka uygun biçimde çıkaralım; ödeme önerisi, ihtiyati tedbir ve tapu iptali davasını doğru sırayla birlikte yürütelim. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp

Post by Av. Fatma Öztürk