Miras uyuşmazlıklarında tapudaki devrin gerçek olup olmadığı sıkça tartışılır. Ancak “o devir gerçek değildi” demenin hukuken iki ayrı anlamı vardır ve ikisinin sonuçları birbirinden çok farklıdır. Bu ayrımın doğru kurulmaması, haklı bir talebin yanlış hukuki temele oturtulması ve bu yüzden reddedilmesi sonucunu doğurur.
Aynı Cümle, İki Farklı Hukuki İddia
Mirasçılar çoğu zaman şu cümleyi kurar: “Babam o tapuyu gerçekten satmadı.” Bu cümle hukuken iki ayrı iddiaya karşılık gelebilir ve ikisinin sonucu farklıdır.
Birinci ihtimal — muvazaa: Taraflar mülkiyetin geçmesini hiç istememiştir. Tapuda satış gösterilmiştir ama arkasında ya hiçbir işlem yoktur ya da gizlenen başka bir işlem vardır. Miras hukukunda tipik örnek, gerçekte bağış olan bir devrin satış gibi gösterilmesidir.
İkinci ihtimal — inançlı işlem: Taraflar mülkiyetin geçmesini gerçekten istemiştir. Ancak devralan, malı kendi çıkarına değil kararlaştırılan amaç doğrultusunda kullanacak ve koşullar gerçekleştiğinde iade edecektir.
Aradaki fark, iradenin yönündedir: birinde devir istenmemiştir, diğerinde istenmiştir ama geçici ve amaca bağlıdır.
Karşılaştırmalı Tablo
| Ölçüt | Muvazaa | İnançlı işlem |
|---|---|---|
| Mülkiyetin geçmesi | İstenmemiştir | Gerçekten istenmiştir |
| İşlemin geçerliliği | Görünüşteki işlem geçersizdir | İşlem geçerlidir |
| Amaç | Üçüncü kişileri yanıltmak | Teminat, yönetim veya saklama |
| İade yükümlülüğü | Söz konusu değil; işlem hükümsüzdür | Sözleşmeden doğar |
| İspat | Mirasçılar bakımından her türlü delil | Kural olarak yazılı delil aranır |
| Miras davasındaki talep | Tapu iptali ve tescil | Sözleşmeye dayalı iade |
| Süre | Uygulamada süreye tabi tutulmaz | Zamanaşımı değerlendirmesi gerekir |
Beşinci satır uygulamadaki en belirleyici farktır ve dava stratejisini doğrudan şekillendirir.
Devir işlemlerinin niteliği ve dava stratejisi için
Hukukçular Evi Ankara olarak yanınızdayız.
İspat Farkı: Neden Bu Kadar Önemli?
Muris muvazaasında mirasçılar üçüncü kişi konumunda sayılır. Bunun sonucu, muvazaanın her türlü delille ispat edilebilmesidir: banka kayıtları, tanık beyanları, bedel ile rayiç arasındaki fark, alıcının ödeme gücü ve devrin gizlenmiş olması birlikte değerlendirilir.
İnançlı işlemde ise durum tersine döner. Uygulamada inanç sözleşmesinin veya buna eşdeğer yazılı bir belgenin bulunması aranır. Salt tanık beyanıyla inançlı işlem iddiasının kanıtlanması çoğu zaman kabul edilmez.
Bu, dava stratejisi bakımından şu sonucu doğurur: elinizde yazılı belge yoksa inançlı işlem iddiası ispat edilemeyebilir. Buna karşılık aynı olgular muvazaa iddiasını destekliyorsa, o yol daha güvenlidir.
Bu nedenle dava dilekçesi hazırlanmadan önce sorulacak ilk soru şudur: elimde yazılı bir belge var mı?
Miras Bağlamında Somut Örnekler
Muvazaa örneği. Miras bırakan, üç çocuğundan birine tapuda satış göstererek daire devretmiş; bedel hiç ödenmemiş. Amaç diğer çocuklardan mal kaçırmaktır. Görünüşteki satış işlemi geçersizdir; gizli bağış ise şekil şartını taşımadığından ayrıca geçersiz sayılır. Sonuç: tapu iptali ve tescil talebi gündeme gelir.
İnançlı işlem örneği. Miras bırakan, hakkındaki icra takipleri nedeniyle taşınmazın haczedilmesinden korkarak kardeşine devretmiş; aralarında taşınmazın talep hâlinde iade edileceğine dair yazılı bir belge düzenlenmiş. Burada mülkiyet gerçekten geçmiştir. Miras bırakanın ölümüyle iade talebi terekeye geçer ve mirasçılar bu belgeye dayanarak taşınmazın terekeye iadesini isteyebilir.
Karışık örnek. Devir yapılmış, bedel ödenmemiş, yazılı belge yok ama tanıklar iade sözü verildiğini söylüyor. Bu tablo yazılı belge bulunmadığından inançlı işlem bakımından zayıftır; ancak bedelin ödenmemiş olması muvazaa iddiasını güçlendirir. Doğru strateji, talebi muvazaa üzerine kurmaktır.
Talep Nasıl Kurulmalı?
İki iddia birbirini dışlar: bir işlem hem muvazaalı hem inançlı olamaz. Ancak dosyadaki belirsizlik nedeniyle her ikisi de kademeli olarak ileri sürülebilir.
Bu hâlde dilekçede hangi iddianın asıl, hangisinin yedek olduğu net biçimde gösterilmelidir. Sıralama, delil durumuna göre yapılır: hangi iddiayı ispat şansınız yüksekse o asıl talep olmalıdır.
Ayrıca üçüncü bir ihtimal daima değerlendirilmelidir: devir gerçek ve geçerli olabilir. Bu hâlde muvazaa veya inançlı işlem tartışmasına girmek yerine, kazandırmanın saklı payları zedeleyip zedelemediğine bakılır ve tenkis yolu gündeme gelir.
Uygulamada en güvenli kurgu, muvazaa iddiasının asıl talep, tenkisin ise yedek talep olarak kademeli biçimde ileri sürülmesidir. Bu kurgu hem harç yükünü dengeler hem de yanlış nitelendirme riskini azaltır.
İspat ve belge değerlendirmesi için
Hukukçular Evi Ankara olarak yanınızdayız.
Hangi Yolu Seçmelisiniz? Karar Şeması
Elinizdeki dosyada doğru hukuki temeli belirlemek için sırayla şu sorular cevaplanmalıdır.
| Soru | Cevap | Yönelim |
|---|---|---|
| Bedel gerçekten ödendi mi? | Hayır | Muvazaa güçlenir |
| Devirle ilgili yazılı bir iade belgesi var mı? | Evet | İnançlı işlem değerlendirilir |
| Devir gizlenmiş miydi? | Evet | Muvazaa güçlenir |
| Devrin bir teminat amacı var mıydı? | Evet | İnançlı işlem değerlendirilir |
| Devralanın ödeme gücü var mıydı? | Hayır | Muvazaa güçlenir |
| Devir gerçek ve geçerli görünüyor mu? | Evet | Tenkis yolu değerlendirilir |
Bu şema kesin sonuç vermez ancak yönelim sağlar. İkinci ve dördüncü satır birlikte olumlu cevaplanıyorsa inançlı işlem iddiası ciddi biçimde değerlendirilmelidir.
Buna karşılık birinci, üçüncü ve beşinci satırlar olumluysa muvazaa yolu hem ispat hem süre bakımından daha elverişlidir.
Delil Hazırlığı: İki İddia İçin Farklı Dosya
Hangi iddiaya dayanılacağı, toplanacak delilleri de değiştirir.
Muvazaa iddiası için: devir tarihine yakın dönem banka hareketleri, devralanın o tarihteki gelir ve malvarlığı durumu, emsal satış bedelleri, devrin diğer mirasçılardan gizlendiğini gösteren yazışmalar, miras bırakanın devir sebebine ilişkin beyanlarını duyan tanıklar.
İnançlı işlem iddiası için: öncelikle yazılı belge. İnanç sözleşmesi, karşılıklı yazışma, devralanın iade taahhüdünü içeren herhangi bir imzalı metin. Ayrıca devrin amacını gösteren olgular: o tarihteki icra takipleri, kredi başvuruları veya benzeri koruma ihtiyacı.
Ortak deliller: tapu kayıtları ve devir geçmişi, taşınmazın devir sonrası kim tarafından kullanıldığı, vergi ve aidat ödemelerini kimin yaptığı, kira gelirinin kime aktarıldığı.
Son kalem çoğu zaman belirleyicidir: devirden sonra taşınmazı miras bırakan kullanmaya devam etmiş ve giderleri o ödemişse, bu hem muvazaa hem inançlı işlem iddiasını destekler.
Üçüncü Kişilere Devir Yapılmışsa
Taşınmaz devralan tarafından üçüncü bir kişiye satılmışsa tablo değişir ve iki iddia arasındaki fark burada da kendini gösterir.
Tapu siciline güven ilkesi gereği, sicildeki kayda güvenerek iyiniyetle kazanan üçüncü kişinin hakkı korunabilir. Bu hâlde talep malın kendisine değil bedeline yönelir.
Üçüncü kişinin iyiniyetli sayılıp sayılmayacağı somut olayda değerlendirilir: devir bedelinin rayicin çok altında olması, alıcının aile yakını olması ve devrin dava açıldıktan hemen sonra yapılması iyiniyeti tartışmalı hâle getirir.
Bu risk, dava açılırken tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmasının neden bu kadar önemli olduğunu gösterir. Şerh konulduktan sonra devralan kişi iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Bu nedenle her iki iddiada da ilk adım aynıdır: dava dilekçesiyle birlikte tedbir talebinde bulunmak.
İnançlı İşlemde Talebin Niteliği
Muvazaadan farklı olarak inançlı işlemde devir geçerlidir. Bu nedenle talep, işlemin geçersizliğine değil borcun ifasına yönelir.
| Ölçüt | Muvazaa | İnançlı işlem |
|---|---|---|
| İşlemin geçerliliği | Geçersiz | Geçerli |
| Mülkiyet | Hiç geçmemiş sayılır | Geçmiştir |
| Talep | Tapu iptali ve tescil | Geri devir borcunun ifası |
| Dayanak | İşlemin sakatlığı | Sözleşmesel yükümlülük |
| Mirasçıların konumu | Üçüncü kişi | İnananın halefi |
Beşinci satır ispat rejimini doğrudan belirler: mirasçılar muvazaa iddiasında üçüncü kişi sayılıp her türlü delille ispat yapabilirken, inançlı işlemde inananın halefi olarak kural olarak yazılı delille bağlıdırlar.
İkinci satır ise sonuca etki eder: inançlı işlemde mülkiyet gerçekten geçtiğinden, geri devir gerçekleşene kadar devralan malik sayılır ve bu süredeki tasarrufları geçerli olabilir.
Bu nedenle inançlı işlem iddiasında da tedbir şerhi talebi vazgeçilmezdir; aksi hâlde mal üçüncü kişiye devredilebilir ve talep tazminata dönüşür.
Sık Yapılan Üç Hata
| Hata | Sonucu |
|---|---|
| İki iddiayı aynı anda ve çelişkili kurmak | Her ikisi de zayıflar |
| Yazılı belge olmadan inançlı işlem iddiası | İspat edilemez |
| Tedbir şerhi istememek | Mal elden çıkar; talep tazminata döner |
Birinci satır en sık yapılan hatadır: muvazaa “taraflar gerçekte devir istemedi”, inançlı işlem ise “devir istendi ama geri verilecekti” demektir. Bu iki iddia birbiriyle çelişir.
Çözüm, iddiaları kademeli kurmaktır: asıl talep muvazaa, kabul edilmezse inançlı işlem. Aynı anda ve eşit ağırlıkta ileri sürülmemelidir.
Üçüncü satır ise usule ilişkindir ve en kolay önlenebilir olanıdır: tedbir talebi dilekçenin sonuç kısmında açıkça yer almalıdır.
Aynı Cümlenin İki Farklı Okunuşu
| Ölçüt | Muvazaa | İnançlı işlem |
|---|---|---|
| İddia | İşlem hiç yapılmadı | İşlem yapıldı, geri verilecekti |
| Dayanak | TBK m.19 | Sözleşme serbestisi |
| Mirasçının konumu | Üçüncü kişi sayılır | Külli halef sayılır |
| İspat | Her türlü delil; tanık dâhil | Kural olarak yazılı delil |
| Senetle ispat kuralı | Uygulanmaz | Uygulanır |
| Sonuç | Devir geçersiz | Geri verme borcu |
| Süre | Süreye tabi değil | Zamanaşımına tabi |
Üçüncü ve dördüncü satırlar bu ayrımın neden kritik olduğunu gösterir: muris muvazaası iddiasında mirasçı üçüncü kişi konumunda kabul edildiğinden tanık dâhil her türlü delille ispat yapabilir.
İnançlı işlem iddiasında ise mirasçı murisin külli halefi sayılır ve kural olarak yazılı delille bağlıdır.
Bu nedenle elinde yazılı belge bulunmayan mirasçı için muvazaa iddiası tek uygulanabilir yol olabilir.
Yedinci satır ikinci farkı gösterir: muvazaa hak düşürücü süreye tabi değilken, inançlı işlemden doğan geri verme alacağı zamanaşımına tabidir.
Hangi Olay Hangi İddiaya Uyar?
| Olay | Muhtemel nitelik | Neden |
|---|---|---|
| Bedelsiz devir, muris kullanmaya devam | Muvazaa | Gerçek devir yok |
| “Kardeşine de vereceksin” denilerek devir | İnançlı işlem | Geri verme taahhüdü |
| Kredi çekmek için geçici devir | İnançlı işlem | Belirli amaç |
| Haciz kaçırmak için devir | Muvazaa | Görünüşte işlem |
| Yazılı belge var | İnançlı işlem güçlenir | İspat kolaylığı |
| Yazılı belge yok | Muvazaa tercih edilir | Tanık dinlenebilir |
| Bedel gerçekten ödenmiş | İkisi de zayıf | Tenkise geçilir |
Beşinci ve altıncı satırlar tercihi belirleyen pratik ölçüttür: elde yazılı bir inanç sözleşmesi varsa inançlı işlem iddiası daha güçlüdür.
Yazılı belge yoksa muvazaa iddiası tercih edilir; çünkü tanık dinletme imkânı yalnızca orada vardır.
Yedinci satır iki iddianın da sınırıdır: bedeli gerçekten ödenmiş bir devirde ne muvazaa ne inançlı işlem sonuç verir.
Bu hâlde saklı pay zedelenmişse TMK m.560 uyarınca tenkis yoluna gidilir.
Talepler Hangi Sırayla İleri Sürülür?
| Sıra | Talep | Dayanak |
|---|---|---|
| Asıl | Muvazaa; tapu iptali ve tescil | TBK m.19 |
| Yedek 1 | İnançlı işlem; geri verme | Yazılı belge varsa |
| Yedek 2 | Tenkis | TMK m.560 |
| Yedek 3 | Denkleştirme | TMK m.669 |
| Terditli | Tazminat | Mal elden çıkmışsa |
| Ek talep | İhtiyati tedbir ve şerh | Devri engelleme |
| Ek talep | Ecrimisil ve semere | TMK m.995 vd. |
Bu kurgu tüm ihtimalleri kapsar ve tek bir iddiaya bağlı kalmanın riskini ortadan kaldırır.
Dördüncü satır süresiz bir imkândır: TMK m.669 uyarınca denkleştirme talebi hak düşürücü süreye tabi değildir; ancak yalnızca yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda işler.
Altıncı satır kazanılan davanın uygulanabilmesini sağlar: tedbir alınmazsa taşınmaz devredilebilir ve TMK m.1023 uyarınca iyiniyetli alıcının kazanımı korunur.
Beşinci satır bu riske karşı ikinci koruma katmanıdır: mal elden çıkmışsa dava konusuz kalmaz, tazminata dönüşür.
Hangi Delil Hangi İddiayı Besler?
| Delil | Muvazaa için | İnançlı işlem için |
|---|---|---|
| Yazılı inanç sözleşmesi | Gerekmez | Belirleyici |
| Tanık | Dinlenebilir | Kural olarak dinlenmez |
| Banka kayıtları | Bedel ödenmiş mi | Amaç neydi |
| Alıcının ödeme gücü | Güçlü gösterge | — |
| Devir sonrası kullanım | Gerçek devir yok | — |
| Yazışma ve mesajlar | Destekleyici | Yazılı delil başlangıcı |
| Emlak vergisi ödemeleri | Kim ödemiş | — |
Birinci ve ikinci satırlar dosya hazırlığının yönünü belirler: yazılı belge yoksa muvazaa, varsa inançlı işlem iddiası öne çıkar.
Altıncı satır ara bir çözüm sağlar: yazışma ve mesajlar yazılı delil başlangıcı sayılabilir ve bu hâlde tanık dinletme imkânı doğabilir.
Beşinci ve yedinci satırlar en somut göstergelerdir: muris devirden sonra taşınmazı kullanmaya, kira almaya veya vergisini ödemeye devam etmişse gerçek bir devir yapılmadığı sonucuna varılır.
Bu nedenle abonelik kayıtları, emlak vergisi ödemeleri ve kira sözleşmeleri baştan toplanmalıdır.
Taşınmaz Sonradan El Değiştirmişse
| Durum | Sonuç | Dayanak |
|---|---|---|
| Sonraki malik iyiniyetli | Kazanımı korunur | TMK m.1023 |
| Sonraki malik kötüniyetli | Korunmaz | TMK m.1024 |
| İyiniyet | Asıl olan | TMK m.3 |
| Kötüniyet iddiası | İddia eden ispatlar | TMK m.6 |
| Mal elden çıkmışsa | Tazminata dönüşür | Terditli talep |
| Önlem | Tedbir şerhi | Devri engeller |
| Aile içi devir | İyiniyet tartışılır | — |
Birinci ve altıncı satırlar birlikte okunmalıdır: tedbir alınmazsa taşınmaz yargılama sırasında devredilebilir ve iyiniyetli kazanım korunur.
Bu nedenle dava dilekçesiyle birlikte tapu kaydına tedbir şerhi konulması istenmelidir.
Yedinci satır pratik bir dengedir: devir aile içinde yapılmışsa sonraki malikin durumu bilmediğini ileri sürmesi güçleşir.
Beşinci satır ikinci koruma katmanıdır: mal elden çıkmışsa dava konusuz kalmaz, terditli tazminat talebine dönüşür.
Dosya Kurgusunda Altı Yanlış
| Hata | Sonucu |
|---|---|
| Tek iddiaya bağlı kalmak | Reddedilirse dava biter |
| Yazılı belge olmadan inançlı işlem demek | İspat edilemez |
| Tenkis talebini eklememek | Yedek talep kaybedilir |
| Tedbir istememek | Taşınmaz devredilebilir |
| Denkleştirmeyi atlamak | Süresiz imkân kaçar |
| Tüm lehtarları davalı göstermemek | Taraf teşkili eksik |
İkinci satır en pahalı yanlıştır: yazılı belge yokken inançlı işlem iddiasına dayanmak, senetle ispat kuralı nedeniyle çıkmaza girer.
Bu hâlde muvazaa iddiası tercih edilmeliydi; çünkü tanık dinletme imkânı yalnızca orada vardır.
Beşinci satır süresiz bir imkânı kaçırır: TMK m.669 uyarınca denkleştirme talebi hak düşürücü süreye tabi değildir.
Birinci satır bunların ortak dersidir: talepler kademeli kurulmalı, tek bir hukuki nitelendirmeye bağlı kalınmamalıdır.
Karar Şeması: Hangi Yol Seçilmeli?
| Elinizdeki durum | Öncelikli yol | Neden |
|---|---|---|
| Yazılı inanç belgesi var | İnançlı işlem | İspat kolay |
| Yazılı belge yok, tanık var | Muvazaa | Tanık dinlenebilir |
| Bedel hiç ödenmemiş | Muvazaa | Devrin tamamı geçersiz |
| Bedel gerçekten ödenmiş | Tenkis | İşlem gerçek |
| 10 yıl geçmiş | Muvazaa | Süreye tabi değil |
| Yasal mirasçıya kazandırma | Denkleştirme de eklenir | TMK m.669 |
| Saklı payı yok | Muvazaa | Tenkis açılamaz |
İkinci satır bu yazının pratik özetidir: yazılı belge bulunmayan dosyalarda muvazaa iddiası tercih edilir; çünkü mirasçı üçüncü kişi sayılarak tanık dinletebilir.
Beşinci ve yedinci satırlar muvazaa yolunun neden vazgeçilmez olduğunu gösterir: hem süre sınırı yoktur hem saklı payı bulunmayan mirasçılar da açabilir.
Dördüncü satır sınırdır: bedelin gerçekten ödendiği bir devirde her iki iddia da sonuç vermez ve tenkise geçilir.
Altıncı satır üçüncü bir imkândır ve süreye tabi değildir; ancak yalnızca yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda işler.
Geri Verme Borcu Nasıl Bir Haktır?
| Konu | Kural |
|---|---|
| İşlem | Geçerlidir |
| Mülkiyet | Devralana geçmiştir |
| Talep | Geri verme borcunun ifası |
| Nitelik | Şahsi hak |
| Üçüncü kişiye devir | İyiniyet korunur (TMK m.1023) |
| Süre | Zamanaşımına tabi |
| Mirasçıların konumu | Külli halef |
Birinci ve ikinci satırlar muvazaadan temel farkı gösterir: inançlı işlemde devir gerçektir ve mülkiyet karşı tarafa geçmiştir.
Üçüncü ve dördüncü satırlar bunun sonucudur: talep bir mülkiyet iddiası değil, geri verme borcunun ifası talebidir.
Beşinci satır riski gösterir: şahsi hak niteliği taşıdığından, taşınmaz üçüncü kişiye devredilmişse iyiniyetli kazanım korunur.
Bu nedenle inançlı işlem iddiasında da tapu kaydına tedbir şerhi konulması istenmelidir.
Nitelendirmenin Usule Yansıyan Sonuçları
| Konu | Muvazaa | İnançlı işlem |
|---|---|---|
| Görevli mahkeme | Asliye hukuk | Asliye hukuk |
| Yetki | Taşınmazın yeri | Taşınmazın yeri |
| Harç | Nispi | Nispi |
| Davacı | Payı oranında tek başına | Külli halef sıfatıyla |
| Tanık dinletme | Mümkün | Kural olarak hayır |
| Yemin delili | İleri sürülebilir | İleri sürülebilir |
| Islah | Nitelendirme değiştirilebilir | — |
Dördüncü satır muvazaa davasında önemli bir kolaylık sağlar: mirasçı kendi payı oranında tek başına dava açabilir; diğerlerinin katılımı zorunlu değildir.
Beşinci satır iki yolun ayrıldığı asıl noktadır ve dosyanın kaderini belirler.
Yedinci satır ise yargılama sırasında bir düzeltme imkânı verir: hukuki nitelendirme ıslah yoluyla değiştirilebilir.
Ancak bu, baştan kademeli talep kurmanın yerini tutmaz; en güvenli yol talepleri en başta terditli olarak ileri sürmektir.
İki Kurumun Kanuni Temeli
Aynı devre ilişkin iki farklı iddia, farklı hükümlere dayanır ve farklı sonuç doğurur. Bu ayrım yapılmadan kurulan dava, esasa girilmeden dahi zayıflar.
| Ölçüt | Muvazaa | İnançlı işlem |
|---|---|---|
| Temel | Tarafların gerçek ve ortak iradesi görünüşteki işlemden farklıdır | Taraflar devri gerçekten istemiştir, ancak devir bir amaca bağlanmıştır |
| Dayanak | TBK m.19 | Sözleşme özgürlüğü ve inanç anlaşması |
| İrade | Devir iradesi gerçek değildir | Devir iradesi gerçektir |
| Sonuç | İşlem geçersizdir; tapu iptali ve tescil | Devir geçerlidir; inanç anlaşmasına aykırılık hâlinde iade talebi |
| Talep | Görünüşteki işlemin geçersizliğinin tespiti | İnanç anlaşmasının gereğinin yerine getirilmesi |
| Zamanaşımı | Zamanaşımına tabi değildir | Alacak niteliğindeki talep zamanaşımına tabidir |
| Üçüncü kişi | İyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı korunur (TMK m.1023) | İyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı korunur |
Üçüncü satır ayrımın özüdür: muvazaada taraflar aslında devri hiç istememiştir; inançlı işlemde ise devir gerçekten istenmiş, fakat belirli bir amaçla ve iade taahhüdüyle yapılmıştır. Bu nedenle inançlı işlemde tapu iptali değil, inanç anlaşmasının gereğinin yerine getirilmesi talep edilir.
İspat rejimi iki iddiada farklıdır. Miras dosyalarında mirasçı üçüncü kişi konumunda sayıldığından muvazaa iddiası tanık dâhil her türlü delille ispat edilebilir. İnançlı işlem iddiası ise kural olarak yazılı delille ispatlanır; inanç anlaşmasının varlığını gösteren bir belge bulunmadığında iddia ispatsız kalır. Elde yazılı bir belge yoksa dosyayı inançlı işlem üzerinden kurmak, çoğu zaman muvazaadan daha zayıf bir yoldur.
Talebin Kurulmasında Sıra
İki iddia birbirini dışlamadığı için terditli kurulabilir; ancak sıralamanın doğru yapılması gerekir.
| Sıra | Talep | Şart |
|---|---|---|
| 1 | Muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil | Devrin görünürde olduğunun ispatı |
| 2 | Kabul edilmezse inanç anlaşmasına dayalı talep | Yazılı delil veya delil başlangıcı |
| 3 | Kabul edilmezse tenkis | Saklı payın zedelenmesi ve süresinde talep |
| Harç | Her talep bakımından dava değeri ve harç ayrıca değerlendirilir | |
| Süre | Tenkis talebi hak düşürücü süreye tabidir (TMK m.571) | |
| Delil | Her iddia için ayrı delil dosyası hazırlanmalıdır |
Beşinci satır, terditli kurgunun zayıf halkasıdır: muvazaa ve inançlı işlem iddiaları süreye bağlı olmasa da tenkis talebi hak düşürücü süreye tabidir. Bu nedenle üçüncü sıradaki talep, süresi içinde ve baştan dilekçeye yazılmalıdır; ıslah anında süre çoktan dolmuş olabilir.
Terditli dava için terditli dava kurgusu rehberimize bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Muvazaa nedir?
Tarafların gerçek iradeleriyle bağdaşmayan, üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla yapılan görünüşteki işlemdir. Taraflar arasında o işlemi yapma iradesi hiç yoktur.
İnançlı işlem nedir?
Bir malın, belirli bir amaçla ve iade edilmek üzere karşı tarafa devredildiği işlemdir. Burada devir gerçekten istenmiştir; ancak devralan malı kendi çıkarına değil, kararlaştırılan amaç doğrultusunda kullanacaktır.
Temel fark nedir?
Muvazaada mülkiyetin geçirilmesi hiç istenmemiştir; inançlı işlemde ise mülkiyet gerçekten geçirilmiş, ancak iade yükümlülüğü kararlaştırılmıştır.
Miras davalarında hangisi daha sık?
Muris muvazaası çok daha sık görülür: miras bırakan, diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla tapuda satış göstererek devir yapar.
İnançlı işlem nasıl ispatlanır?
Uygulamada yazılı delil aranır. İnanç sözleşmesinin veya buna eşdeğer yazılı bir belgenin bulunması istenir; salt tanık beyanı çoğu zaman yeterli görülmez.
Muvazaa nasıl ispatlanır?
Mirasçılar üçüncü kişi konumunda sayıldığından her türlü delille ispat mümkündür. Banka kayıtları, bedel ile rayiç arasındaki fark ve tanık beyanları birlikte değerlendirilir.
İki iddiayı birlikte ileri sürebilir miyim?
Kademeli olarak ileri sürülebilir. Ancak dayanılan olgular birbirini dışladığından, hangi iddianın asıl olduğu dilekçede net biçimde kurulmalıdır.
İnançlı işlemde mirasçılar ne talep edebilir?
İnanç sözleşmesinden doğan iade yükümlülüğü terekeye geçtiğinden, mirasçılar malın terekeye iadesini talep edebilir.
Süre farkı var mı?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası uygulamada süreye tabi tutulmaz. İnançlı işleme dayalı iade talebi ise sözleşmeden doğan bir talep olduğundan Miras Davalarında Süreler: Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler değerlendirmesi gerektirir.
Hangi iddiaya dayanmalıyım?
Elinizde yazılı bir iade belgesi ve devrin teminat amacı varsa inançlı işlem; bedel ödenmemiş, devir gizlenmiş ve devralanın ödeme gücü yoksa muvazaa yolu daha elverişlidir.
İnançlı işlem için hangi belgeler gerekir?
Öncelikle yazılı belge aranır: inanç sözleşmesi, karşılıklı yazışma veya iade taahhüdünü içeren imzalı bir metin. Salt tanık beyanı çoğu zaman yeterli görülmez.
Taşınmaz üçüncü kişiye satılmışsa ne olur?
İyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı korunabilir ve talep bedele yönelir. Bu riski önlemek için dava dilekçesiyle birlikte tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi istenmelidir.
📚 İlgili Rehberler
- Miras Hukuku Rehberi: Mirasçılık, Saklı Pay, Vasiyetname ve Tenkis
- Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma): 1974 İçtihadı Birleştirme Kararı
- Babam Sağken Tapuyu Bir Çocuğuna Devretmiş – Muvazaa mı, Tenkis mi Açmalıyım?
- Miras Davasında Delil, Bilirkişi ve Keşif: Neyi Nasıl İspatlarsınız?
- Tenkis Def’i: Süre Geçtikten Sonra da Kullanılabilen Savunma (TMK m.571)
Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için hukuki değerlendirme gereklidir.
İnançlı işlemde yazılı belge şart mı?
İnanç sözleşmesinin yazılı delille ispatı aranır. Yazılı belge yoksa ispat ciddi biçimde güçleşir.
İki iddia arasında hangisi daha kolay ispatlanır?
Muvazaada dolaylı deliller ve ödeme kayıtları yeterli olabilirken, inançlı işlemde yazılı belge arandığından ispat daha zordur.


