Tacir Sıfatı ve Hukuki Sonuçları: TTK m.12-18, Basiretli İş Adamı ve Defter Tutma
10 Temmuz 2026

Tacir Sıfatı ve Hukuki Sonuçları: TTK m.12-18, Basiretli İş Adamı ve Defter Tutma

Tacir Sıfatı ve Hukuki Sonuçları: TTK m.12-18, Basiretli İş Adamı ve Defter Tutma

Ticaret hukukunun temel öznesi olan tacir kavramı, bir kişinin ya da tüzel kişiliğin ticari hayatın gerektirdiği yükümlülüklere tabi olup olmayacağını belirleyen kritik hukuki statüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 11 ilâ 18. maddeleri arasında düzenlenen tacir sıfatı ttk 12 temelinde şekillenen bu statü; gerçek kişi tacir, tüzel kişi tacir ve tacir sayılan kişiler bakımından farklı kazanma yollarını, buna karşılık aynı ağır hukuki sonuçları öngörür. Tacir sıfatının kazanılmasıyla birlikte kişi; her türlü borcu için iflasa tabi hale gelir, basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altına girer, ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve TTK m.64 uyarınca defter tutmakla mükellef olur. Ticari uyuşmazlıkların bütününe ilişkin çerçeveyi ticaret hukuku rehberimizde bulabilirsiniz. Bu yazıda TTK m.12 gerçek kişi tacir, m.13 küçük ve kısıtlının tacir olması, m.14 tacir sayılma, m.16 tüzel kişi tacir, m.17 donatma iştiraki, m.18 tacir olmanın hükümleri ile TTK m.64-84 arasında düzenlenen ticari defter yükümlülüklerini Yargıtay 11. Hukuk Dairesi yerleşik uygulaması ışığında birlikte inceleyeceğiz.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Tacir Kavramı — TTK m.12 Gerçek Kişi Tacir

TTK m.12/1 hükmüne göre bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bu tanım üç kurucu unsur içermektedir. Birincisi bir ticari işletmenin mevcudiyetidir; TTK m.11’e göre ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. İkincisi bu işletmenin kendi adına işletilmesidir; işletmenin kâr ve zararı, riski, hukuki sonuçları kişinin üzerine düşmelidir. Üçüncüsü işletmenin bizzat veya vekil eliyle olmakla birlikte kişinin adına faaliyet göstermesidir; işletmeyi fiilen yönetenin ve tacir sayılanın aynı kişi olması gerekmez.

Kanun koyucu, işletmenin yalnızca fiilen faaliyette bulunmasını değil, tacir sayılma için “ticari işletme kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimseyi” fiilen işletmeye henüz başlamamış olsa dahi tacir kabul etmiştir (m.12/2). Böylece tacir sıfatının kazanılması için fiili işletme şart değildir; açık ilan veya sicil tescili ile birlikte kişinin ticari faaliyet iradesini üçüncü kişilere karşı ilan etmesi yeterlidir. Bu kurgu, ticari hayatın güven ve süreklilik ilkeleri açısından kritik önem taşır. Nitekim TTK m.12/3, “bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur” hükmü ile bu güven ilkesini tamamlar. Uygulamada özellikle henüz kuruluş işlemlerini tamamlamamış aile şirketleri veya adi ortaklıklar adına faaliyet gösteren gerçek kişiler bu hükmün alanına girer.

Esnaf ile tacir ayrımı da m.15 üzerinden yapılır. Esnaf; ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri m.11/2 uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişidir. Esnaf ile tacir arasındaki ayrım; iflas, defter tutma, basiretli iş adamı sorumluluğu ve ticari örf-adete tabi olma bakımından belirleyicidir. Küçük terzihaneler, mahalle bakkalları, seyyar simitçiler tipik esnaf örnekleri iken; belirli bir örgütlenme düzeyini aşan pastane zinciri, birden çok şubeli manav veya sermaye yoğun tekstil atölyesi tacir statüsünde değerlendirilir.

Küçük ve Kısıtlının Tacir Olması — TTK m.13

TTK m.13 hükmü, tacirlik sıfatının fiil ehliyeti ile ilişkisini düzenler ve önemli bir istisna getirir. Kural olarak ticari faaliyetin yürütülmesi tam fiil ehliyetini gerektirmekle birlikte kanun koyucu, küçük ve kısıtlıya ait ticari işletmeyi bunların adına işleten yasal temsilci için farklı bir yapı öngörmüştür. Maddeye göre küçüğe veya kısıtlıya ait ticari işletmeyi bunların adına işleten yasal temsilci, tacir sayılmaz; tacir sıfatı temsil edilene, yani küçüğe veya kısıtlıya aittir. Ancak yasal temsilci ceza hükümlerinin uygulanması yönünden tacir gibi sorumludur.

Bu düzenlemenin pratik sonuçları çeşitlidir. Örneğin ölen tacirin ticari işletmesi mirasla küçük çocuklarına intikal ettiğinde, işletmenin işletilmesine devam edildiği sürece küçükler tacir sıfatını taşır. Böylece işletme borçları için iflas yolu açık kalır, defter tutma yükümlülüğü sürer, unvan koruması devam eder. Yasal temsilci vasi veya veli olarak işletmeyi yönetir; ancak kendisi tacir sıfatına haiz olmadığından şahsi iflası talep edilemez. Ceza hükümleri bakımından ise TTK m.13/2 uyarınca tacir gibi sorumlu tutulur; örneğin defter tutmama, sicile tescil ettirmeme gibi kabahatler yasal temsilci hakkında uygulanır. Sulh hukuk mahkemesi izni gerektiren tasarrufi işlemler bakımından ise TMK m.462 ve devamı hükümleri devrededir; bu izin usulü, işletmenin devri veya olağan yönetimi aşan işlemlerinde çakışabilir.

Tacir Sayılma ve Donatma İştiraki — TTK m.14 ve m.17

TTK m.14, tacirlik sıfatının kazanılmasında dürüstlük ve hukuka uygunluk arayışının araç edilmemesi ilkesini kurumsallaştırır. Maddeye göre kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmi bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır. Böylece hakim, avukat, memur, subay gibi kanuni yasağa rağmen ticari işletme işleten kişi; ticaret siciline tescil ettirmemiş, esas sözleşme yaptırmamış olsa dahi tacir sıfatını taşır ve tüm sonuçlarına muhatap olur. Bu düzenleme ile “hukuka aykırılıktan yararlanma” engellenmiş, üçüncü kişilerin güveni ve alacaklıların iflas talep hakkı korunmuştur.

TTK m.17 uyarınca donatma iştiraki, birden çok kişinin elbirliği mülkiyeti şeklinde malik oldukları bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla aralarında yapmış oldukları sözleşme gereğince tamamının adına ve hesabına deniz ticaretinde kullanmalarıyla oluşan iştirak, tüzel kişiliği bulunmamakla birlikte tacir sayılır. Deniz ticaretinin özgün yapısı içinde donatma iştiraki; tacir sıfatının tanınması sayesinde iflas, defter tutma ve sicile tescil yükümlülüklerine tabi olur. Böylece deniz alacaklıları, gemi kaptanları ve tedarikçiler bakımından hukuki güvence sağlanır.

Tüzel Kişi Tacir — TTK m.16 (Şirketler, Dernek ve Vakıf İşletmeleri, İktisadi Kamu Kuruluşları)

TTK m.16/1 uyarınca ticaret şirketleri ile amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar. Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited şirket ve kooperatif olmak üzere TTK m.124’te sayılanlardır. Bu şirketler ticaret siciline tescil edildikleri anda tüzel kişilik kazanır ve aynı anda tacir sıfatına haiz olur. Şirketin fiili faaliyete başlamış olması aranmaz; kuruluşun tamamlanması yeterlidir. Şirket türleri hakkında ayrıntı için anonim şirket kuruluşu ve sermaye ile limited şirkette ortaklıktan çıkma ve çıkarma yazılarımıza başvurabilirsiniz.

Vakıf ve derneklerin tacir sayılabilmesi için iki koşul birlikte aranır: (i) tüzel kişinin bir ticari işletme işletmesi, (ii) bu işletmenin vakfın veya derneğin amacına varmak için işletilmesi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi yerleşik uygulamasında dernek lokali, spor kulübü bünyesindeki mağaza, üniversite döner sermayesi gibi yapıların tacir sıfatı sorgulaması bu ölçüte göre yapılır. TTK m.16/2 uyarınca Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar. Bu istisna, kamu tüzel kişiliğinin iflasa tabi tutulmasının önlenmesi ve kamu görevi yürüten vakıfların korunması amacına dayanır. Örneğin belediyenin doğrudan işlettiği ekmek fabrikası veya kaplıca işletmesi; belediyeyi tacir kılmaz. Ancak belediyenin sahibi olduğu bir anonim şirket kuruluşu ile faaliyet göstermesi hâlinde bu anonim şirket bağımsız tüzel kişilik ve tacir sıfatını haizdir.

Tacir Sıfatının Hukuki Sonuçları — TTK m.18 (Basiretli İş Adamı, İflasa Tabi Olma, Defter Tutma)

TTK m.18/1 hükmü, tacir sıfatının doğurduğu üç temel yükümlülüğü tek maddede toplar: Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür. Bu üç yükümlülük; ticari hayatın şeffaflık, güven ve sürekliliğine dair üç temel taşı oluşturur.

Her türlü borç için iflasa tabi olma ilkesi, tacirin sadece ticari borçları değil özel borçları bakımından da iflas yoluyla takibe muhatap olabileceği anlamına gelir. İİK m.154 vd. hükümleri çerçevesinde asliye ticaret mahkemesinde iflas davası açılabilir. Bu düzenleme; alacaklıya güçlü bir tahsil aracı sağlarken tacire de öngörülebilir bir tasfiye rejimi getirir. Bankacılık Kanunu m.110 gibi özel düzenlemeler ise belirli tacirler bakımından şahsi iflas talep etme hakkını genişletir. Basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü TTK m.18/2’de düzenlenmiştir: “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.” Bu hüküm objektif bir özen ölçütü kurar; tacirin şahsi kabiliyet ve şartlarına değil, aynı iş kolunda faaliyet gösteren makul, tedbirli ve tecrübeli bir tacirin göstermesi gereken özene atıf yapar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi yerleşik uygulamasında; döviz kuru dalgalanmalarını öngörememek, sözleşme hükümlerini incelemeden imzalamak, teminat almadan mal göndermek gibi eylemler basiretli iş adamı gibi davranmama olarak nitelendirilmiş ve TBK m.138 (aşırı ifa güçlüğü) uyarınca yapılan uyarlama taleplerinde tacirin lehine sonuç doğurmamıştır.

TTK m.18/3, tacirler arası ihbar ve ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemi ile yapılması gerektiğini belirtir. Bu şekil şartına uyulmadan yapılan ihtarlar, ispat kolaylığından yoksundur ve temerrüt anını, sözleşmenin feshini, süre uzatımını gerçekleştirmede güçlük yaratır. TTK m.19 uyarınca tacir, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet gördüğünde uygun bir ücret isteyebilir; verdiği avans ve giderler için ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır. TTK m.21 ise ticari örf ve adetin, aksine sözleşme olmadıkça tacirler bakımından mutlak surette uygulanacağını hükme bağlar. TTK m.22 ise tacirin, bir borcunu ifasında aşırı ifa güçlüğüne dayalı olarak mahkemeden aşırı ücret ya da cezai şartın indirilmesini talep etme hakkının kural olarak bulunmadığını düzenler. Haksız rekabet ile ilgili detaylı bilgi için haksız rekabet ve TTK m.54-63 tazminat davası içeriğimize başvurabilirsiniz.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Ticari Defterler — TTK m.64-84 (Yevmiye, Envanter, Defter-i Kebir ve Elektronik Defter)

TTK m.64/1 hükmü tacirin defter tutma yükümlülüğünün temelini oluşturur: Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Kanun koyucu, defter tutma yükümlülüğünün amacını sadece vergisel değil aynı zamanda ticari şeffaflık ve alacaklıların korunması ile ortakların bilgi hakkının teminatı olarak da tanımlamıştır.

Tutulması zorunlu ticari defterler şu şekilde sıralanabilir:

  • Yevmiye defteri (günlük defter): Ticari işlemlerin tarih sırasına göre ve muhasebe kurallarına uygun biçimde kaydedildiği temel defter.
  • Defter-i kebir (büyük defter): Yevmiye defterinden aktarılan hesapların, hesap adları itibarıyla ayrı ayrı izlendiği defter; bilançonun ve gelir tablosunun temeli.
  • Envanter defteri: TTK m.66 uyarınca işletmenin varlıklarının, alacak ve borçlarının tam bir dökümünün tutulduğu; kural olarak her hesap dönemi başında ve fiili sayım da en az üç yılda bir yapılarak dolduran defter.
  • Pay defteri: Anonim ve limited şirketlerde ortakların pay sahipliğinin izlendiği defter (TTK m.499 vd.).
  • Yönetim kurulu karar defteri: Yönetim kurulunun aldığı kararların düzenli biçimde yazıldığı, üyelerce imzalanan defter.
  • Genel kurul toplantı ve müzakere defteri: Genel kurul toplantı tutanaklarının ve müzakerelerin kayıt altına alındığı defter.

TTK m.65 uyarınca defterler Türkçe olarak, Türk parası ile ve düzenli, eksiksiz, doğru bir biçimde tutulur. Kayıtlar zamanında yapılır; silme, karalama, üstünü çizme yasaktır; kayıt değişiklikleri özel işaretlemelerle gösterilir. Defterler, TTK m.64/3’e göre kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından açılış onayına tabi tutulur; bazı defterler için ticaret sicili müdürlüğü de bu onayı yapabilir. Yevmiye defteri, defter-i kebir ve envanter defterinin kapanış onayı da hesap dönemi kapanışını izleyen altıncı ayın sonuna kadar noter tarafından yapılır. Yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri için ise özel süreler öngörülmüştür.

Elektronik defter uygulaması, VUK mükerrer m.242 ve Elektronik Defter Genel Tebliği kapsamında zorunlu ya da ihtiyari şekilde uygulanabilir. Belirli ciroların üzerindeki tacirler bakımından e-Defter, e-Fatura, e-Arşiv Fatura ve e-İrsaliye uygulamaları zorunlu tutulmuştur. Elektronik defterler, güvenli elektronik imza veya mali mühür ile onaylanmak ve Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine berat olarak yüklenmek suretiyle yasal geçerlilik kazanır. TTK m.82 uyarınca defterler ve bunların içeriğine ilişkin belgeler; her hâlde on yıl süre ile saklanmak zorundadır. Sürenin başlangıcı; ticari defterlere son kaydın yapıldığı, envanterin çıkarıldığı, ara bilançonun düzenlendiği, yıl sonu finansal tablolarının hazırlandığı, konsolide finansal tabloların düzenlendiği, ticari yazışmanın gönderildiği veya alındığı, belgelerin oluştuğu takvim yılının bitişini izleyen tarihtir. Defter tutma yükümlülüğüne aykırılık; TTK m.562 kapsamındaki idari para cezalarını, TTK m.86 uyarınca ispat gücü kaybını ve İİK m.310 vd. çerçevesinde hileli/taksirli iflas suçlamalarına zemin hazırlayabilir.

Ticaret Siciline Tescil, Unvan Seçimi ve TSY Yükümlülüğü

TTK m.18/1’in ikinci ayağı olan ticaret siciline tescil yükümlülüğü, TTK m.39 vd. hükümleri ile Ticaret Sicili Yönetmeliği (TSY) çerçevesinde yürütülür. Tacir, ticari işletmesini merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret sicili müdürlüğüne tescil ettirmek zorundadır. Tescil, ticari işletme, ticaret unvanı, işletme sahibi, temsilciler, sermaye, işletmenin faaliyet konusu ve merkezinin ilanı ile üçüncü kişilere karşı hukuki sonuç doğurur. TTK m.36 uyarınca sicil kayıtları ilan tarihinden itibaren üçüncü kişilerin bilgisi sayılır; bu kural “olumlu ilan etkisi” olarak isimlendirilir. TTK m.39 çerçevesinde gerçek kişi tacir bakımından ad ve soyad, tüzel kişi tacir bakımından esas sözleşmede yer alan unvan tescile esas alınır. Gerçek kişi tacir, ticaret unvanına ticari işletmesinin niteliğini gösteren ekleri ilave edebilir.

Ticaret unvanı seçimi TTK m.41-52 çerçevesinde disiplin altına alınmıştır. Unvan; tacirin ayırt edilmesini sağlayacak, yanıltıcı olmayacak ve kamu düzenine aykırı ifadeler içermeyecek biçimde belirlenir. Anonim şirketler “anonim şirket”, limited şirketler “limited şirket” ibaresini unvana eklemek zorundadır. TTK m.52 uyarınca tacir, tescil edilmiş unvanını, ticari işletmesiyle ilgili belge, mektup, fatura, sipariş formu ve benzeri evrakta açıkça kullanmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, üçüncü kişilerin taraf gerçek kişi mi yoksa şirket mi ile muhatap olduklarını anlamalarını sağlamaya yönelik önemli bir şeffaflık aracıdır.

Tacir aynı zamanda faaliyet gösterdiği yer ticaret ve sanayi odasına kayıt ile 5174 sayılı TOBB Kanunu çerçevesinde ilgili odaya kayıt olma zorunluluğundadır. Vergi dairesi kaydı, SGK bildirimi (işveren sicil numarası), MERSİS numarası ve KEP adresi zorunluluğu ile birlikte bu düzenlemeler tacirin idari yükümlülük paketini oluşturur. Tescile aykırılık; TTK m.33 uyarınca ticaret sicili müdürünün resen tescile davet etmesi ve akabinde idari para cezasını gerektirir. TSY m.24 vd. hükümleri çerçevesinde başvuru dosyasında sunulması gereken belgeler; esas sözleşme, imza beyannameleri, yetkili kararlar, kurucu beyanı ve varsa ekleri şeklinde standardize edilmiştir. Kuruluş sonrası değişikliklerin (sermaye artırımı, yönetim kurulu değişikliği, merkez nakli, unvan değişikliği) da sicil müdürlüğüne bildirilmesi ve tescili zorunludur.

Sıkça Sorulan Sorular

Tacir sıfatı ne zaman kazanılır, sicile tescil şart mıdır?

Gerçek kişi tacirlerde tacir sıfatı, ticari işletmenin fiilen işletilmeye başlanmasıyla kendiliğinden doğar; sicile tescil kurucu değil bildirici niteliktedir. Ancak TTK m.12/2’ye göre işletmesini kurup açtığını sirküler, gazete, radyo, televizyon ve benzeri ilan araçlarıyla halka bildiren ya da sicile tescil ettirerek durumu ilan eden kişi, fiilen işletmeye başlamamış olsa dahi tacir sayılır. Ticaret şirketleri bakımından ise TTK m.353 vd. uyarınca tacir sıfatı, ticaret siciline tescil ile birlikte tüzel kişilik kazanılması anında doğar; burada tescil kurucu niteliktedir.

Esnaf ile tacir arasındaki fark nedir, hangi ölçüt uygulanır?

TTK m.15’e göre esnaf, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri, m.11/2 uyarınca Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde gösterilen sınırı aşmayan sanat veya ticaretle uğraşan kişidir. Ölçüt hem faaliyetin niteliği (bedeni çalışmanın sermayeye üstünlüğü) hem gelir sınırıdır. Esnaf; iflasa tabi değildir, defter tutma yükümlülüğü sınırlı olup basit usul yeterlidir, basiretli iş adamı gibi hareket zorunluluğu yoktur ve ticari örf-adet mutlak surette uygulanmaz. Tacir ise tüm bu ağır yükümlülüklerin muhatabıdır.

Basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ne anlama gelir?

TTK m.18/2 uyarınca tacir, ticaretine ait tüm faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. Bu ölçüt objektiftir; tacirin kişisel bilgi düzeyi, tecrübesi ve şartları değil, aynı iş kolunda faaliyet gösteren makul ve tedbirli tacirin özeni esas alınır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi yerleşik uygulamasında; sözleşme metinlerinin okunmadan imzalanması, döviz kuru veya faiz oranlarındaki dalgalanmaların öngörülmemesi, teminatsız işlem yapılması gibi durumlar basiretli iş adamı standardına aykırılık olarak değerlendirilmiş, bu durumdaki tacirlerin TBK m.138 çerçevesindeki uyarlama talepleri kural olarak reddedilmiştir.

Tacirin defter tutma yükümlülüğü nedir, defterler kaç yıl saklanır?

TTK m.64 uyarınca her tacir; yevmiye defteri, defter-i kebir, envanter defteri, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri tutmak zorundadır. Defterler Türkçe ve Türk parası ile düzenli tutulmalı, açılış ve kapanış onayları noter huzurunda yapılmalıdır. TTK m.82 uyarınca defterler ve içeriğine ilişkin belgeler on yıl süre ile saklanmak zorundadır. Süre; son kaydın yapıldığı, envanterin çıkarıldığı veya finansal tabloların düzenlendiği takvim yılının bitişini izleyen yıldan itibaren başlar. Elektronik defter uygulaması, mali mühür ile onaylanarak Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine berat olarak yüklenmek suretiyle geçerlilik kazanır.

Tacir her türlü borcu için iflasa tabi midir?

Evet. TTK m.18/1’e göre tacir, ister ticari isterse özel nitelikteki tüm borçları bakımından iflas yoluyla takibe muhataptır. İİK m.154 ve devamında düzenlenen iflas usulü çerçevesinde alacaklı, borçlunun merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine iflas talebinde bulunabilir. Adi iflas yolu (İİK m.155-166), doğrudan iflas yolu (İİK m.177) ve iflasın ertelenmesi ile bugünkü şekliyle konkordato (İİK m.285 vd.) süreçleri devrededir. Esnaf ve tüketici sıfatındaki kişiler ise iflas yerine kural olarak haciz yoluyla takibe muhatap olur; hakkında iflas kararı verilemez.

Yasal temsilci küçüğün ticari işletmesini işletirken kendisi tacir olur mu?

Hayır. TTK m.13/1 uyarınca küçüğe veya kısıtlıya ait ticari işletmeyi bunların adına işleten yasal temsilci tacir sayılmaz; tacir sıfatı temsil edilene, yani küçüğe veya kısıtlıya aittir. Bu nedenle işletme borçlarından kaynaklanan iflas talebi yalnızca küçük veya kısıtlı hakkında ileri sürülebilir. Ancak TTK m.13/2 uyarınca yasal temsilci, ceza hükümlerinin uygulanması yönünden tacir gibi sorumlu tutulur; defter tutmama, unvan seçmeme, sicile tescil ettirmeme gibi kabahatlerden dolayı yaptırım muhatabı yasal temsilcidir.

İlgili İçerikler

{ “@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [ { “@type”: “Question”, “name”: “Tacir sıfatı ne zaman kazanılır, sicile tescil şart mıdır?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Gerçek kişi tacirlerde tacir sıfatı, ticari işletmenin fiilen işletilmeye başlanmasıyla kendiliğinden doğar; sicile tescil bildirici niteliktedir. TTK m.12/2’ye göre işletmesini kurup açtığını ilan araçlarıyla halka bildiren ya da sicile tescil ettirerek durumu ilan eden kişi fiilen işletmeye başlamamış olsa dahi tacir sayılır. Ticaret şirketlerinde ise tacir sıfatı, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanılması anında doğar; burada tescil kurucu niteliktedir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Esnaf ile tacir arasındaki fark nedir, hangi ölçüt uygulanır?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TTK m.15’e göre esnaf; ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri m.11/2 uyarınca Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde gösterilen sınırı aşmayan sanat veya ticaretle uğraşan kişidir. Ölçüt hem faaliyetin niteliği hem gelir sınırıdır. Esnaf iflasa tabi değildir, defter tutma yükümlülüğü sınırlıdır, basiretli iş adamı gibi hareket zorunluluğu yoktur ve ticari örf-adet mutlak uygulanmaz. Tacir ise tüm bu ağır yükümlülüklerin muhatabıdır.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ne anlama gelir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TTK m.18/2 uyarınca tacir, ticaretine ait tüm faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. Bu ölçüt objektiftir; tacirin kişisel bilgi düzeyi değil, aynı iş kolunda faaliyet gösteren makul ve tedbirli tacirin özeni esas alınır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi yerleşik uygulamasında sözleşme metinlerinin okunmadan imzalanması, kur veya faiz dalgalanmalarının öngörülmemesi, teminatsız işlem yapılması basiretli iş adamı standardına aykırılık olarak değerlendirilmiş; TBK m.138 uyarlama talepleri kural olarak reddedilmiştir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Tacirin defter tutma yükümlülüğü nedir, defterler kaç yıl saklanır?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TTK m.64 uyarınca her tacir; yevmiye defteri, defter-i kebir, envanter defteri, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri tutmak zorundadır. Defterler Türkçe ve Türk parası ile düzenli tutulur, açılış ve kapanış onayları noter huzurunda yapılır. TTK m.82 uyarınca defterler ve içeriğine ilişkin belgeler on yıl süre ile saklanır. Süre son kaydın yapıldığı veya finansal tabloların düzenlendiği takvim yılının bitişini izleyen yıldan başlar. Elektronik defter mali mühürle onaylanıp GİB sistemine berat olarak yüklenir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Tacir her türlü borcu için iflasa tabi midir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. TTK m.18/1’e göre tacir, ister ticari isterse özel nitelikteki tüm borçları bakımından iflas yoluyla takibe muhataptır. İİK m.154 ve devamında düzenlenen iflas usulü çerçevesinde alacaklı, borçlunun merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine iflas talebinde bulunabilir. Adi iflas yolu, doğrudan iflas yolu ve konkordato süreçleri devrededir. Esnaf ve tüketici sıfatındaki kişiler ise iflas yerine kural olarak haciz yoluyla takibe muhatap olur.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Yasal temsilci küçüğün ticari işletmesini işletirken kendisi tacir olur mu?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Hayır. TTK m.13/1 uyarınca küçüğe veya kısıtlıya ait ticari işletmeyi bunların adına işleten yasal temsilci tacir sayılmaz; tacir sıfatı temsil edilene, yani küçüğe veya kısıtlıya aittir. Bu nedenle işletme borçlarından kaynaklanan iflas talebi yalnızca küçük veya kısıtlı hakkında ileri sürülebilir. Ancak TTK m.13/2 uyarınca yasal temsilci ceza hükümlerinin uygulanması yönünden tacir gibi sorumlu tutulur; defter tutmama, unvan seçmeme, sicile tescil ettirmeme kabahatlerinden yaptırım muhatabıdır.” } } ] }
Post by Av. Fatma Öztürk