Nakit sıkışıklığı içindeki bir şirketin fabrikasını, arsasını ya da makinelerini finansman karşılığında devretmesi, tapuda “satış” görünse bile çoğu zaman bir teminat işlemidir ve geri alınması mümkündür. Devir, borç ödenince iade edilmek üzere yapıldıysa şirket inanç sözleşmesine dayanarak borcu ödeme karşılığında tapunun iadesini ister; bunun için kural olarak yazılı delil ya da karşı taraftan çıkmış bir delil başlangıcı gerekir. Devir gerçek bir satışsa ve bedel, şirketin zor durumundan bilerek yararlanılarak açıkça düşük tutulduysa ticari gabin (TBK m.28) devreye girer: tacir “deneyimsizdim” diyemez ama “zor durumdaydım” diyebilir. Gabinde hak, zor durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde sözleşmeden itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır. Anonim şirkette fabrika şirketin önemli bir varlığıysa, genel kurul kararı olmadan yapılan devir ayrıca geçersizlik tartışması doğurur (TTK m.408/2-f).
Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Bu rehber, tüzel kişi bir şirketin ya da tacirin, kredi musluklarının kapandığı bir dönemde taşınmazını, makinelerini veya diğer işletme varlıklarını bir finansçıya, tefeciye ya da başka bir şirkete devrettiği durumları ticari hukuk gözüyle ele alır: uygulamadaki devir kalıpları, devrin teminat mı satış mı olduğunun nasıl anlaşıldığı, inanç sözleşmesine dayalı iade yolu, tacirin ticari gabin iddiası ve basiretli tacir ölçütü (TTK m.18/2), birbirine karıştırılan süreler, anonim şirkette genel kurul kararı şartı (TTK m.408/2-f), makine ve taşınırlarda lehine mülkiyet geçirme yasağı (TMK m.949), “sat, kirala, sonra geri al” kurguları ve 6361 sayılı Kanun’daki sat ve geri kirala yöntemi, şirket konkordatoya veya iflasa girerse devrin akıbeti (İİK m.277-284), tefecilik boyutu, terditli dava kurgusu, görevli mahkeme ve arabuluculuk, delil dosyası ve finansörün başlıca savunmaları. Aynı sorunun bireysel versiyonu, yani bir kişinin evini veya arsasını borcu için alacaklıya devretmesi, ayrı bir rehberde anlatılmıştır.
Bu rehber, bireysel teminat devrini anlatan Borcum İçin Tapumu Alacaklıya Verdim, Geri Alabilir miyim? yazımızın ticari tamamlayıcısıdır. Orada ayrıntısıyla işlenen konular (yazılı delil kuralı, borcun depo edilmesi, alacaklı taşınmazı başkasına satarsa ne olacağı) burada şirketlerin özel durumuna uyarlanarak ve tekrara düşmeden ele alınmıştır. Tacirin gabin iddiasının genel çerçevesi için Ticari İşlemlerde Gabin rehberimize de bakılabilir.
Ticari Hayatta Bu Devirler Nasıl Yapılıyor?
Banka kredisine ulaşamayan, çekleri karşılıksız kalma noktasına gelen ya da kapıda haciz bekleyen bir şirketin elinde genellikle iki değer kalır: üretimi sürdürdüğü taşınmaz ve makineler. Finansman sağlayan taraf da paranın karşılığında bu değerleri ister. Ancak ipotek kurulması zaman alır, banka dışı bir finansçı için rehnin paraya çevrilmesi uzun bir icra süreci demektir ve borç ödenmezse malı kendine mal etmesi kanunen yasaktır. Bu yüzden uygulamada ipotek yerine doğrudan mülkiyet devri tercih edilir ve devir çoğu zaman şu kalıplardan biriyle yapılır.
Uygulamada sık görülen devir kalıpları
| Kalıp | Kâğıt üzerinde görünen | Taraflar arasında konuşulan | İlk akla gelmesi gereken yol |
|---|---|---|---|
| Tapuda satış ve yanında adi bir protokol | Fabrika veya arsa, değerinin çok altında bir bedelle finansçıya satılmıştır | Borç belirli bir tarihte faiziyle ödenince taşınmaz şirkete geri devredilecektir | İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil; terditli olarak gabin |
| Tapuda satış, ayrıca noterde veya tapuda geri alım hakkı | Satış ve şirket lehine geri alım hakkı ya da geri alım vaadi | Borç ödenince şirket geri alım hakkını kullanacaktır | Geri alım hakkının resmî şekilde kurulup kurulmadığı (TBK m.237/2) ve tapuya şerh edilip edilmediği (TBK m.238); gerekirse gabin |
| Sat, kirala, sonra geri al | Satış ve aynı gün imzalanan bir kira sözleşmesi; şirket fabrikada kiracı olarak üretime devam eder | “Kira” adı altında ödenen tutarlar aslında borcun faizidir; ana para ödenince mülk geri verilecektir | Kiralayan lisanslı bir finansal kiralama kuruluşu mu? Değilse işlemin gerçek niteliği (TBK m.19/1), inanç ilişkisi ve gabin |
| Makine, hat ve stok devri | Makineler bir fatura veya devir sözleşmesiyle finansçıya satılmış, ancak fabrikada bırakılmıştır | Makineler borcun teminatıdır; şirket kullanmaya devam edecektir | Taşınır rehnindeki lehine mülkiyet geçirme yasağı (TMK m.949), inanç ilişkisi ve gabin |
| Şirket payları üzerinden devir | Taşınmaz yerine onu elinde tutan şirketin payları devredilmiştir | Borç ödenince paylar geri devredilecektir | Pay devrinin iptali; ayrıntısı pay devrine ilişkin rehberimizdedir |
Kalıp ne olursa olsun mahkemenin ilk soracağı soru aynıdır: taraflar mülkiyetin kesin olarak geçmesini mi istedi, yoksa mülkiyeti geçici olarak ve borcu güvenceye almak amacıyla mı devretti? Bu sorunun cevabı hangi davanın açılacağını, ispatın nasıl yapılacağını ve hangi sürelerin işleyeceğini belirler. Pay devriyle yapılan teminat kurgularının kendine özgü sorunları Hissemi Değerinin Altında Devrettim yazımızda ele alındığından bu rehber ağırlıklı olarak taşınmaz ve makine devirlerine odaklanır.
Önce Nitelendirme: Teminat Amaçlı Devir mi, Gerçek Satış mı?
Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır (TBK m.19/1). Tapudaki “satış” kelimesi bu yüzden tek başına belirleyici değildir. Ne var ki gerçek iradenin ispatı sıkı kurallara bağlıdır ve şirketin elindeki belgeler hangi nitelendirmeye uygunsa dava da ona göre kurulmalıdır.
Teminat amaçlı devirde taraflar mülkiyetin gerçekten geçmesini isterler; finansçı tapuda tam malik olur, ancak inanç sözleşmesiyle borç ödenince taşınmazı geri devretmeyi üstlenir. Muvazaada ise taraflar mülkiyetin hiç geçmesini istememiştir ve görünüşteki işlem geçersizdir. Gerçek satışta mülkiyet kesin olarak geçer; şirket ancak irade bozukluğu veya aşırı yararlanma gibi bir sebeple sözleşmeden kurtulabilir. Kavramların ayrımı Muvazaa ile İnançlı İşlem Farkı yazımızda ayrıntılı biçimde anlatılmıştır. Ticari dosyalarda nitelendirmeyi şu olgular belirler:
Devrin teminat amacıyla yapıldığını gösteren ve buna karşı ileri sürülen olgular
| Olgu | Teminat amacını destekleyen yönü | Finansçının karşı argümanı |
|---|---|---|
| Bedelin düşüklüğü | Tapudaki veya gerçekte ödenen bedel, ekspertiz değerinin çok altındadır; bu fark ancak bir borç ilişkisiyle açıklanabilir | Piyasa durgundu, taşınmaz üzerinde haciz ve ipotek vardı; değer bu yüklerle birlikte düşüktü |
| Zilyetliğin şirkette kalması | Şirket devirden sonra da fabrikada üretime devam etmiş, makineleri kullanmış, giderleri ödemiştir | Şirket kiracı olarak kalmıştır; bu bir kira ilişkisidir |
| Ödemelerin düzeni | Şirketin her ay ödediği “kira” veya “komisyon”, finansçının verdiği paranın belirli bir oranına denk gelmektedir | Ödenen tutar piyasa kirasıdır |
| Borç belgeleri | Devirle aynı tarihte imzalanmış senet, çek, borç ikrarı veya ödeme planı vardır | Senetler başka bir ticari ilişkiye aittir |
| Geri devir yazışmaları | Finansçının “borç kapanınca tapuyu iade ederiz” anlamına gelen e-posta, mesaj veya protokolü vardır | Yazışmalar bağlayıcı olmayan görüşmelerdir |
| Ticari defter kayıtları | Şirket defterlerinde işlem satış olarak değil borç olarak izlenmiş, faiz gideri kaydedilmiştir | Kayıtlar şirketin kendi tek taraflı kayıtlarıdır |
| Finansçının faaliyeti | Devralan taraf, düzenli olarak bu tür işlemler yapan ve taşınmazları kısa sürede iade eden ya da satan biridir | Devralan, yatırım amacıyla taşınmaz alan bir şirkettir |
Bu olguların hiçbiri tek başına yeterli değildir; mahkeme hepsini birlikte değerlendirir. Ancak ticari dosyalarda bireysel dosyalardan farklı olarak elde çoğu zaman güçlü yazılı izler bulunur: muhasebe kayıtları, banka hareketleri, e-postalar ve yönetim kurulu ya da müdürler kurulu kararları. Bu izler, inanç sözleşmesinin ispatında aşağıda anlatılan yazılı delil kuralını karşılamak için kritik önem taşır.
Birinci Yol: İnanç Sözleşmesine Dayalı İade Davası
Devir teminat amacıyla yapıldıysa şirketin asıl talebi, borcu ödemeye hazır olduğunu bildirerek tapu kaydının iptalini ve taşınmazın şirket adına tescilini istemektir. Finansçı, inanç sözleşmesiyle üstlendiği iade borcunu yerine getirmekle yükümlüdür; borç ödendiği hâlde iade etmiyorsa veya borcun tutarını tartışmalı hâle getirerek iadeden kaçınıyorsa, mahkeme borç tutarını belirler ve bu tutarın depo edilmesi karşılığında tescile karar verebilir. Borcun hesaplanması ve depo usulü bireysel rehberimizde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Yazılı delil kuralı ve şirket belgeleri
İnanç sözleşmesinin ispatında Yargıtay’ın yerleşik ölçütü 05.02.1947 tarihli içtihadı birleştirme kararıdır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu ölçütü 21.03.2023 tarihli, 2022/688 E., 2023/1659 K. sayılı kararında şöyle özetler: inanç sözleşmesi ancak yazılı delille kanıtlanabilir ve bu delil tarafların imzasını taşıyan bir belge olmalıdır; yazılı delil yoksa, iddiayı muhtemel gösteren ve karşı taraftan çıkmış bir delil başlangıcı bulunduğunda tanık dahil her türlü delil dinlenebilir; o da yoksa inanç sözleşmesi ikrar ve yemin gibi kesin delillerle ispatlanabilir ve hâkim yemin teklif etme hakkını hatırlatmalıdır. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte onu muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş belgedir (HMK m.202/2).
Ticari dosyalarda bu kural bireysel dosyalara göre daha kolay karşılanabilir, çünkü ticari ilişkiler kayıt bırakır. Finansçı şirketin yetkilisinin gönderdiği bir e-posta, finansçının muhasebesinden gelen bir ödeme planı, “kalan borç” başlıklı bir mutabakat, finansçının imzaladığı ama resmî şekle uyulmadığı için geri alım hakkı doğurmayan bir “geri satış protokolü”, devir tarihinden sonra şirkete gönderilen ve borcun kapanmasını konu alan yazışmalar delil başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi de mektup, dekont ve yazışmaların delil başlangıcı sayılabileceğini kabul etmiştir (2022/6985 K.). Mesaj ve e-postaların mahkemeye nasıl sunulacağı WhatsApp Yazışması, E-posta ve Ses Kaydı Delil Olur mu? yazımızda anlatılmıştır.
Şirketin kendi ticari defterleri ise ayrı bir değerlendirmeye tabidir. Usulüne uygun tutulmuş defterler ticari davalarda delil olarak kullanılabilir; ancak inanç sözleşmesinin varlığını yalnızca şirketin kendi kayıtlarıyla ispatlamak zordur, çünkü bu kayıtlar karşı taraftan çıkmış bir belge değildir. Bu yüzden defter kayıtlarının, finansçının kendi defterlerindeki karşılık kayıtlarıyla, banka hareketleriyle ve yazışmalarla birlikte sunulması gerekir. Devir öncesi ve sonrası kayıtların bozulmadan korunması için dava öncesinde delil tespiti istenmesi düşünülmelidir.
“Süre dolarsa fabrika finansçıda kalır” kaydı
Finansçılar inanç protokollerine çoğu zaman “borç şu tarihe kadar ödenmezse taşınmaz finansçıda kalır, iade borcu sona erer” şeklinde bir kayıt koyar. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2024 tarihli, 2023/4250 E., 2024/5601 K. sayılı kararına göre böyle bir koşul, borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin anlaşmaları yasaklayan TMK m.873’ün buyurucu hükmüne aykırı düşeceğinden geçersizdir; kararlaştırılan süre geçmiş olsa bile inanç ilişkisi devam ettiğinden iade davası açılabilir. Kanun, ipotek kurulduğunda alacaklının taşınmazı borç karşılığında kendisine mal etmesini yasaklamıştır ve Yargıtay aynı korumanın teminat amaçlı devirde süre kaydıyla dolanılmasına izin vermemektedir. Ticari dosyalarda bu kayıt sıkça “opsiyon süresi”, “geri satın alma süresi” veya “cezai şart” gibi adlarla karşımıza çıkar; adı ne olursa olsun işlevi aynıysa aynı değerlendirmeye tabidir.
Zamanaşımı
İnanç sözleşmesinden doğan davalar için kanunda özel bir süre bulunmadığından Yargıtay on yıllık genel zamanaşımını uygular (TBK m.146; Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 14.05.2014, 2014/2616 E., 2014/6369 K.). Belirleyici olan sürenin ne zaman başladığıdır: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’ne göre zamanaşımı için inanç ilişkisi sona ermeli veya alacak muaccel hâle gelmelidir (2023/4250 E., 2024/5601 K.). Teminat amaçlı devirde inanç ilişkisi, borç ödenip iade istenene ya da finansçı iade etmeyeceğini açıkça ortaya koyana kadar devam eder. Zamanaşımı bir savunmadır ve ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden göz önüne alınamaz (TBK m.161). Bu, aşağıda anlatılan gabin sürelerinden çok farklı bir rejimdir ve iki yolun birlikte kullanılmasında en sık yapılan hata, inanç yolunun uzun süresine güvenerek gabin süresinin kaçırılmasıdır.
İkinci Yol: Ticari Gabin — Şirket Zor Durumdan Yararlanıldığını İleri Sürebilir mi?
Elde yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa ya da devir gerçekten bir satış olarak yapılmışsa şirketin dayanacağı temel hüküm aşırı yararlanmadır. TBK m.28’e göre bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmişse, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Fabrika devrinde birinci seçenek tapunun, bedel iadesi karşılığında şirkete dönmesi; ikinci seçenek ise devrin ayakta kalıp bedel farkının ödenmesi anlamına gelir.
Tacir neye dayanabilir, neye dayanamaz?
Tacirin gabin iddiasını kapatan bir kanun hükmü yoktur. TTK m.22 tacir borçlunun indirim isteyemeyeceği hâlleri tek tek sayar (TBK m.121/2, m.182/3 ve m.525) ve TBK m.28 bu sayımda yer almaz. Sınırlama içtihattan gelir: her tacir ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorunda olduğundan (TTK m.18/2), Yargıtay tacirin kendi ticari alanındaki bir işlemde “deneyimsizdim” veya “düşüncesiz davrandım” demesini kural olarak kabul etmez. Zor durum ise kişinin bilgisiyle değil dış koşullarla ilgilidir ve tacir için de doğabilir.
Bu ayrımı ortaya koyan kararlardan biri Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 12.06.2003 tarihli, E.2002/5289, K.2003/6204 sayılı kararıdır. Mali sıkıntı içindeki bir banka bir mevduat sahibine çok yüksek bir gecelik faiz taahhüt etmiş, sonra bu taahhüdün zor durumda verildiğini savunmuştu. Daire, tacir olan bankanın düşüncesizlik veya deneyimsizliğe dayanamayacağını, ancak zor durumundan yararlanılarak açık bir oransızlık yaratılmışsa sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirebileceğini belirterek ilk derece kararını bozmuştur. Karar mülga Borçlar Kanunu döneminde verilmiştir; TBK m.28 aynı unsurları koruduğundan ilke bugün de geçerlidir. Fabrikasını devreden bir şirket bakımından sonuç açıktır: dava, şirketin işlemin değerini bilmediği üzerine değil, o gün başka bir seçeneğinin kalmadığı ve karşı tarafın bunu bilerek kullandığı üzerine kurulmalıdır.
Zor durum bir şirkette nasıl görünür?
Zor durum, ekonomik veya kişisel bir sıkıntının zarar göreni, normal koşullarda kabul etmeyeceği bir sözleşmeyi imzalamaya zorlayacak ağırlığa ulaşmasıdır. Sıradan bir nakit darlığı, her işletmenin zaman zaman yaşadığı vade uyumsuzluğu bu eşiği aşmayabilir; mahkeme şirketin o tarihte gerçekten başka bir çıkış yolu olup olmadığına bakar. Bu yüzden zor durumun belgelerle ve tarih sırasıyla ortaya konması gerekir.
Şirketin zor durumunu gösterebilecek olgular ve belgeleri
| Olgu | Belge |
|---|---|
| Banka kredilerinin kesilmesi veya kat edilmesi | Kat ihtarnameleri, limit iptal yazıları, kredi başvurularına verilen ret cevapları, risk raporları |
| Haciz ve icra baskısı | İcra takip dosyaları, haciz tutanakları, taşınmaz kayıtlarındaki haciz şerhleri, satış ilanları |
| Karşılıksız kalma eşiğindeki çekler | Vadesi gelen çeklerin listesi, banka yazışmaları, ibraz kayıtları |
| Kamu borçları | Vergi ve SGK borç dökümleri, ödeme emirleri, haciz bildirileri |
| Faaliyetin durma tehlikesi | Elektrik ve doğalgaz kesme bildirimleri, ücretlerin ödenemediğini gösteren bordrolar, tedarikçi ihtarları |
| Konkordato veya iflas eşiği | Konkordato ön projesi, mali müşavir raporları, ara bilançolar, borca batıklık değerlendirmeleri |
| Kişisel sebepler | Şirket sahibinin veya yöneticisinin ağır hastalığı, ölümü gibi işletmeyi sarsan olaylar |
Belgelerin yanı sıra zaman çizelgesi de önemlidir. Devrin, haczin konulmasından, kredinin kat edilmesinden ya da büyük bir çek vadesinden hemen önce veya hemen sonra yapılmış olması, zor durumun işleme etkisini gösterir. Devirden sonra şirketin hızla toparlanması ise karşı tarafın “zor durum yoktu” savunmasına malzeme olabileceği gibi, zor durumun ne zaman sona erdiği bakımından süre tartışmasını da başlatır.
Karşı tarafın bilerek yararlanması
Gabin, karşı tarafın zor durumu bilmesini ve bundan yararlanmak istemesini arar; ihmal şeklindeki bir kusur yeterli değildir. Finansçının şirketin durumunu bildiğini gösteren en güçlü deliller onun kendi ifadeleridir: “haciz yarın geliyor, imzalamazsan iş biter” türünden mesajlar, sürenin kasıtlı olarak daraltıldığını gösteren yazışmalar, devir öncesinde şirketin mali tablolarının ve icra dosyalarının finansçıya gönderildiğini gösteren e-postalar. Finansçının profesyonel bir aktör olması, yani düzenli olarak sıkışmış şirketlere bu tür finansman sağlaması da bilgi ve kastın değerlendirilmesinde göz önüne alınır.
Açık oransızlık: değer hangi tarihe ve nasıl belirlenir?
Kanun “açık oransızlık” der ama oran belirlemez; “yarı fiyatına” gibi sabit bir eşik yoktur. Değer, sözleşmenin kurulduğu tarihe göre belirlenir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.10.2025 tarihli, E.2024/1-399, K.2025/643 sayılı kararı ticari dosyalar için özellikle öğreticidir: olayda tekstil ticaretiyle uğraşan ve ekonomik sıkıntıya düşen davacı, borçlarını ödeyen kişinin yönlendirmesiyle bir taşınmazdaki payını devretmişti. Özel Daire davacının ticaretle uğraştığını, açık oransızlık ve zor durumun bulunmadığını belirterek bozmuş, Kurul ise değişik gerekçeyle bozmuştur. Kurula göre edimlerin değeri sözleşmenin kurulduğu ana göre ve uzman bilirkişi aracılığıyla belirlenmeli, dava tarihindeki değeri bulup endekslerle geriye doğru hesaplamak doğru değildir; inceleme sırası da önce açık oransızlık, bu unsur ispatlanırsa zarar görenin öznel koşulları şeklindedir. Karar, davacının tacir olmasının tek başına incelemeyi sona erdirmediğini de göstermektedir.
Değer belirlenirken taşınmaz üzerindeki yükler de hesaba katılır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 10.04.2019 tarihli, E.2017/6987, K.2019/4781 sayılı kararı, değerin sözleşme tarihindeki haciz ve takyidatlarla birlikte tespit edilmesi gerektiğini vurgular. Fabrika devirlerinde bu nokta çok önemlidir: finansçı genellikle devir bedelinin bir kısmını şirketin bankaya veya icra dairesine olan borçlarını kapatmak için kullanır. Mahkeme, devredilen taşınmazın yüklü değerini, finansçının gerçekte ödediği tüm tutarlarla, yani şirkete verilen nakit ile şirket adına kapatılan borçların toplamıyla karşılaştırır. Bilirkişi incelemesinin nasıl yönlendirileceği ve rapora nasıl itiraz edileceği Gabin Davasında Açık Oransızlık Nasıl Tespit Edilir? yazımızda anlatılmıştır.
Süreler Birbirine Karışmasın: On Yıl, Bir Yıl, Beş Yıl
Teminat amaçlı devirlerde birden fazla hukuki yol aynı anda gündemde olduğundan her birinin süresi ayrı ayrı izlenmelidir. Kanunda ve içtihatta bu süreler farklı başlangıçlara ve farklı niteliklere bağlanmıştır.
Teminat amaçlı devirde süreler
| Yol | Süre | Ne zaman başlar? | Niteliği |
|---|---|---|---|
| İnanç sözleşmesine dayalı iade | On yıl (TBK m.146) | İnanç ilişkisinin sona erdiği veya iade alacağının muaccel olduğu tarih | Zamanaşımı; ileri sürülmedikçe mahkeme kendiliğinden gözetmez |
| Gabin (zor duruma dayanılırsa) | Bir yıl | Zor durumun ortadan kalktığı tarih | Hak düşürücü; mahkeme kendiliğinden gözetir |
| Gabin (her durumda üst sınır) | Beş yıl | Sözleşmenin kurulduğu tarih | Hak düşürücü; beş yıl geçince gabin yolu kapanır |
| Aldatma veya korkutma | Bir yıl | Aldatmanın öğrenildiği veya korkutmanın etkisinin kalktığı tarih | Bu sürede bildirim yapılmazsa sözleşme onanmış sayılır (TBK m.39) |
| Anonim şirkette genel kurul kararı yokluğu | Kanunda süre öngörülmemiştir | — | Yargıtay işlemi geçersiz sayar; şirketin bu geçersizliğe dayanması dürüstlük kuralı yönünden tartışılabilir |
| Alacaklıların tasarrufun iptali davası | Beş yıl (İİK m.284) | Tasarrufun yapıldığı tarih | Hak düşürücü; şirketin değil alacaklılarının veya iflas idaresinin yoludur |
Ticari gabinde tacir pratikte zor duruma dayandığından, bir yıllık sürenin başlangıcı çoğu zaman davanın merkezine oturur. Haciz ne zaman kalktı, kredi ne zaman yapılandırıldı, şirket yeni finansmana ne zaman kavuştu, konkordato sürecinde şirket hangi tarihte nefes aldı? Finansçı bu tarihi mümkün olduğunca erkene çekmeye çalışacaktır. Şirket açısından en tehlikeli dönem, devirden sonra işlerin düzelmeye başladığı ve “nasılsa tapuyu geri alırız” düşüncesiyle beklenen aylardır: zor durum ortadan kalktığı anda bir yıllık süre işlemeye başlar. Hakkın süresinde kullanıldığının ispatı için finansçıya noter aracılığıyla sözleşmeyle bağlı olunmadığını veya oransızlığın giderilmesinin istendiğini açıkça bildiren bir ihtarname gönderilmesi ve davanın gecikmeden açılması en güvenli yoldur. Tacirler arasında sözleşmenin feshine veya sözleşmeden dönmeye ilişkin bildirimlerin noter, taahhütlü mektup, telgraf ya da kayıtlı elektronik posta ile yapılmasını öngören TTK m.18/3, gabin bildirimini açıkça saymasa da bildirimin şekli bakımından ihtiyaten göz önünde tutulmalıdır.
Dava şartı arabuluculuğa tabi bir talep söz konusuysa, arabulucuya başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede hak düşürücü süre işlemez (6325 sayılı Kanun m.18/A-15). Bu kural, bedel farkı gibi para taleplerini içeren dosyalarda süre hesabını etkiler; aşağıda dava kurgusu anlatılırken ayrıca ele alınmıştır.
Anonim Şirkette Genel Kurul Kararı Yoksa: TTK m.408/2-f
Şirket fabrikayı ya da tek arsasını devretmişse, ticari hukuka özgü ve çoğu zaman gözden kaçan bir soru daha vardır: devir için genel kurul kararı alınmış mıdır? TTK m.408/2’ye göre önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı, anonim şirket genel kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasındadır (bent f). Yönetim kurulu, nakit krizinde finansçıyla anlaşıp fabrikayı tek başına devretmişse işlem bu hüküm yönünden de incelenmelidir.
Yargıtay, genel kurul kararı alınmaksızın önemli miktarda şirket varlığının toptan devredilmesini geçersiz saymaktadır. Bu yaklaşım Anayasa Mahkemesi’nin 13.05.2026 tarihli, E.2025/226, K.2026/112 sayılı kararında da özetlenmiştir: Mahkeme, bir tapu iptali ve tescil davasında Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yaptığı itiraz üzerine hükmü incelemiş, Yargıtay kararlarına göre genel kurul kararı olmadan yapılan toptan devrin geçersiz olduğunu ve hüküm doğurmayacağını belirterek (örneğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2024/3621, K.2025/3752, 28.05.2025) hükmün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oy çokluğuyla karar vermiştir (Resmî Gazete, 05.08.2026, sayı 33331). Aynı kararda, Yargıtay’ın genel kurul kararını yalnızca satış için değil, önemli miktarda şirket varlığını konu alan rehin sözleşmesi, üst hakkı ve kiracılık hakkının devri gibi işlemler için de aradığı belirtilmiştir. Bu tespit, satış görünümündeki teminat devirleri bakımından da önem taşır.
Hükmün uygulanabilmesi için devredilen varlığın şirket için “önemli” olması gerekir; kanun bir oran belirlemediğinden bu değerlendirme somut olaya göre yapılır. Şirketin üretimini sürdürdüğü tek fabrika, yegâne taşınmazı ya da faaliyetini fiilen sona erdirecek bir varlık devri tipik örneklerdir. Limited şirketlerde durum farklıdır: TTK m.616 genel kurulun devredilemez yetkileri arasında böyle bir bent saymaz ve TTK m.644 de m.408/2-f’ye atıf yapmaz; hükmün limited şirketlere kıyasen uygulanıp uygulanmayacağı öğretide tartışmalıdır. Limited şirkette şirket sözleşmesinde bu konuda bir genel kurul onayı öngörülmüşse ayrıca ona bakılmalıdır.
Bu yolun iki yönü vardır. Şirket açısından, geçersizlik iddiası gabindeki bir yıllık ve beş yıllık hak düşürücü sürelere bağlı değildir ve devrin finansçıdan sonra el değiştirmesi hâlinde de etkisini gösterebilir. Buna karşılık finansçı, şirketin kendi organının yaptığı ve yıllarca sesini çıkarmadığı bir işleme karşı geçersizlik ileri sürmesinin dürüstlük kuralına (TMK m.2) aykırı olduğunu savunacaktır; şirketin pay sahiplerinin işlemden haberdar olup olmadığı, genel kurulun sonradan onay verip vermediği bu tartışmada belirleyici olur. Devri yapan yöneticilerin kişisel sorumluluğu da ayrıca gündeme gelebilir: kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal eden yönetim kurulu üyeleri, şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludur (TTK m.553).
Makineler, Üretim Hatları ve Diğer Taşınırlar Devredildiyse
Taşınmaz yerine ya da onunla birlikte makineler, üretim hatları, iş makineleri veya stoklar devredilmiş olabilir. Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir (TMK m.763/1). Ticari teminat devirlerinde makineler çoğu zaman fabrikada bırakılır ve şirket onları kullanmaya devam eder; bu durumda zilyetlik, devredenin özel bir hukuki ilişkiye dayanarak zilyet olmaya devam etmesi yoluyla, teslim gerçekleşmeksizin devredilmiş sayılır (TMK m.979/1). Uygulamada bu ilişki genellikle bir “kira” veya “emanet” sözleşmesiyle kurulur.
Makinelerde de lehine mülkiyet geçirme yasağı geçerlidir: borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir (TMK m.949). Teslime bağlı taşınır rehni, makinenin borçludan alınmasını gerektirdiği için üretim yapan bir şirketin işine yaramaz; finansçılar da bu yüzden mülkiyeti doğrudan devralmayı tercih eder. Bu tercih, yukarıda taşınmazlar için anlatılan değerlendirmeyi makinelere de taşır: devrin gerçek amacı teminat ise, “süre dolarsa makineler finansçıda kalır” kaydı aynı yasakla çatışır ve işlem inanç ilişkisi olarak değerlendirilir.
Makine devirlerinde değer tespiti taşınmazlara göre daha zordur, çünkü makinenin yaşı, bakım durumu, sökülüp taşınmasının maliyeti ve tek başına satılabilirliği değeri belirgin biçimde etkiler. Bu yüzden devir tarihine yakın bir ekspertiz raporu, sigorta poliçesindeki değerler, makinelerin aktifteki kayıtlı değerleri ve satıcı faturaları erken aşamada toplanmalıdır. Makineler finansçı tarafından başka bir şirkete satılmışsa, taşınırı iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kişinin korunması kuralı (TMK m.763/2) geri alma imkânını daraltır; bu durumda dava çoğu zaman tazminata dönüşür. İş makinelerinin haczi ve istihkak sorunları için İş Makinesinin Haczi, Rehni ve İstihkak Rehberi yazımıza bakılabilir.
“Sat, Kirala, Sonra Geri Al” Kurgusu
Ticari teminat devirlerinin en yaygın biçimlerinden biri, şirketin fabrikayı finansçıya satması ve aynı gün onu kiracı olarak geri kiralamasıdır. Şirket üretime devam eder, her ay “kira” öder ve ana para ödendiğinde fabrikanın geri devredileceği konuşulur. Bu kurgu, kanunda düzenlenmiş meşru bir finansman yöntemine benzediği için ikisini ayırmak gerekir.
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu, finansal kiralama konusu malın kiralayan tarafından bizzat kiracıdan da satın alınabileceğini kabul ederek “sat ve geri kirala” yöntemine kanuni dayanak sağlamıştır (m.18). Bu yöntemde şirket taşınmazını veya makinesini kanunda izin verilen bir kuruluşa satar, eş zamanlı olarak finansal kiralama sözleşmesiyle geri kiralar ve sözleşme sonunda mülkiyeti geri alır. Bu, ilişkinin baştan şeffaf biçimde kurulduğu, sözleşmenin yazılı olduğu ve geri devrin sözleşmeyle güvence altına alındığı bir yapıdır. Finansal kiralamanın genel çerçevesi Finansal Kiralama (Leasing) sayfamızda anlatılmıştır.
Aynı görüntü lisanssız bir kişiyle kurulduğunda ise ortada bir finansal kiralama sözleşmesi yoktur. Mahkeme işlemin gerçek niteliğini TBK m.19/1 uyarınca araştırır. Aylık “kira” tutarının taşınmazın piyasa kirasıyla değil de finansçının verdiği paranın faiziyle örtüşmesi, kira sözleşmesinde olağan bir kira ilişkisinde bulunmayacak kayıtların yer alması (örneğin ana para ödenince kiracıya mülkiyetin devredileceği) ve satış bedelinin değerin çok altında kalması, devrin teminat amacıyla yapıldığını gösteren güçlü olgulardır. Kanaatimizce bu belgeler, finansçının imzasını taşıdığı ölçüde inanç ilişkisinin yazılı delili veya en azından delil başlangıcı olarak da değerlendirilebilir.
Geri devir bir “geri alım hakkı” şeklinde kurulmuşsa şekil kurallarına bakılmalıdır. Geri alım sözleşmesinin geçerliliği resmî şekilde düzenlenmesine bağlıdır (TBK m.237/2); geri alım hakkı en çok on yıllık süre için kararlaştırılabilir ve tapu siciline şerh edilebilir (TBK m.238). Şerh verilen geri alım hakkı, taşınmaz üzerinde sonradan hak kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilir (TMK m.1009). Resmî şekle uyulmadan yapılmış bir geri alım protokolü geri alım hakkı doğurmaz; ancak devrin teminat amacıyla yapıldığını gösteren bir belge olarak işlevini sürdürebilir.
Finansçı Fabrikayı Başkasına Sattıysa veya İpotek Koydurduysa
Teminat amaçlı devirde finansçı tapuda tam maliktir; bu yüzden taşınmazı başkasına satabilir veya üzerine ipotek kurdurabilir. Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur (TMK m.1023). Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, son malike karşı açılan davada iyiniyetin yüzeysel değil tüm deliller toplanarak derinliğine irdelenmesi gerektiğini ve davanın taşınmazı ilk olarak teminat amacıyla devralan finansçıya da yöneltilmesi gerektiğini belirtir (14.10.2024, 2023/4250 E., 2024/5601 K.). Son malik finansçının ortağı, grup şirketi veya yöneticisinin yakınıysa, bedel ödenmemiş ya da çok düşük gösterilmişse, devir şirketin ihtarnamesinden hemen sonra yapılmışsa el ve işbirliği karineleri güçlenir.
İpotek bakımından durum farklıdır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, mülkiyeti inanç yoluyla devralan kişi tam malik olduğundan ve yolsuz tescil bulunmadığından, ipotek alacaklısının inanç sözleşmesini bilmesinin kural olarak ipoteği yolsuz hâle getirmeyeceğini; ipoteğin kaldırılmasının ancak ahlaka aykırı biçimde ve zarar verme kastıyla kurulduğunun ispatı hâlinde istenebileceğini belirtmiştir (07.01.2025, 2024/2466 E., 2025/63 K.). Bu nedenle fabrikaya yeni bir ipotek konulması, iadeyi tamamen engellemese de şirketin geri alacağı taşınmazın değerini düşürür.
Bu riskler, dava açılırken veya dava öncesinde tapuya ihtiyati tedbir konulmasını zorunlu hâle getirir. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden endişe edilmesi tedbirin şartıdır (HMK m.389-390); mahkeme kural olarak teminat ister (HMK m.392). Dava açılmadan önce tedbir kararı alınmışsa, tedbirin uygulanmasının istendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılmalıdır (HMK m.397). Taşınmaz el değiştirmiş ve üçüncü kişinin iyiniyeti sabitse, finansçıdan zararın giderilmesi istenir; bu nedenle dilekçede tazminat talebi terditli olarak yer almalıdır. Alacaklının taşınmazı başkasına satması hâlinde izlenecek yol bireysel rehberimizde daha ayrıntılı anlatılmıştır.
Şirket Konkordatoya veya İflasa Giderse Bu Devir Ne Olur?
Fabrikayı devreden şirket çoğu zaman krizden kurtulamaz ve birkaç ay sonra konkordato talep eder, iflas eder ya da alacaklıları tarafından aciz belgesi alınacak noktaya gelir. Bu durumda değerinin altında yapılmış devir, şirketin kendisi dışında başka bir cepheden de saldırıya açılır: alacaklıların ve iflas idaresinin tasarrufun iptali davası. Bu dava malın mülkiyetini şirkete geri getirmez; davayı kazanan alacaklıya o mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi verir (İİK m.283/1).
Değerinin altında yapılan devir ve tasarrufun iptali sebepleri
| Hüküm | Ne düzenler? | Fabrika devri bakımından anlamı |
|---|---|---|
| İİK m.278 (7571 sayılı Kanun’la değişik) | Aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içindeki bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir; borçlunun, verdiği şeyin gerçek değerine göre pek aşağı bir fiyatı kabul ettiği sözleşmeler, aksi ispatlanmadıkça bağışlama sayılır | Bir yıl içinde ve değerin çok altında yapılan devir bu bent kapsamında incelenir; finansçı uygun bir karşılık ödendiğini ispatlayarak karineyi çürütebilir |
| İİK m.279 | Hacizden, aciz belgesinden veya iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde yapılan bazı tasarruflar batıldır; bunlar arasında, teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğu hâller hariç, borçlunun mevcut bir borcu temin için yaptığı rehinler de vardır | Devrin, önceden var olan bir borcu güvenceye almak için yapıldığı ileri sürülebilir; mülkiyet devri biçimindeki teminatın bu bent kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği somut olaya göre tartışılır |
| İİK m.280 | Alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan ve bu kastın karşı tarafça bilindiği veya bilinmesinin gerektiği işlemler iptal edilebilir; işlem tarihinden itibaren beş yıl içinde borçlu hakkında haciz veya iflas yoluyla takip yapılmış olmalıdır | Finansçının şirketin mali durumunu bildiğini gösteren deliller burada da belirleyicidir |
| İİK m.284 | İptal davası hakkı, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer | Hak düşürücü süredir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir |
Şirketin gabin veya inanç davası ile alacaklıların tasarrufun iptali davası birbirinden bağımsızdır, ancak aynı olgulara dayanır: değerin düşüklüğü, şirketin içinde bulunduğu mali durum ve finansçının bunu bilmesi. Şirket iflas etmişse, iflas masasına ait hakları kullanma yetkisi iflas idaresine geçeceğinden, şirketin kendi adına başlattığı bir davanın kimin tarafından sürdürüleceği ayrıca değerlendirilmelidir. Konkordato sürecinde ise komiser ve alacaklılar bu devri, konkordato projesinin gerçekçiliği ve alacaklılara önerilen ödeme oranı bakımından sorgulayabilir. Tasarrufun iptali davasının ayrıntısı Tasarrufun İptali Davası rehberimizde, sürelerin hesabı ise Tasarrufun İptali Süre Aracı sayfamızda yer alır. Konkordatonun genel işleyişi için Konkordato Rehberi yazımıza bakılabilir.
Tefecilik Boyutu ve Ticari Faiz Serbestisi
Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir (TTK m.8/1). Finansçılar bu hükme dayanarak yüksek getirinin hukuka uygun olduğunu savunur. Ancak faiz serbestisi, ödünç para vermenin herkes tarafından meslek hâline getirilebileceği anlamına gelmez. Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır; suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır (TCK m.241). Fabrikasını teminat olarak veren şirketlerin bir kısmı, bu suçun mağdurudur.
Suç duyurusu, borç ilişkisinin gerçek niteliğini ortaya çıkarmada önemli bir araçtır: soruşturmada el konulan senetler, defterler, mesajlar ve tanık ifadeleri hukuk davasında borcun gerçek tutarını ve devrin teminat amacını gösteren delillere dönüşebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2022/6985 K. sayılı kararına konu olayda alacaklının tefecilik suçundan verilen mahkûmiyeti kesinleşmiş ve hukuk dosyasında değerlendirilmiştir. Bununla birlikte ceza davası tapuyu kendiliğinden geri getirmez; ceza yargılamasının sonucunu beklemek, fabrikanın bu süre içinde el değiştirmesine ve gabin süresinin dolmasına yol açabilir. Suçun unsurları Tefecilik Suçu ve Cezası (TCK 241) yazımızda anlatılmıştır. Finansmanın karşılığında fahiş bedelli senet veya çek verildiyse izlenecek yol Finansçıya Fahiş Senet İmzaladım rehberimizde ele alınmıştır.
Dava Kurgusu: Terditli Talepler, Görevli Mahkeme ve Arabuluculuk
Talepler hangi sırayla ileri sürülür?
Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini aralarında aslîlik-ferîlik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir; mahkeme asıl talep hakkında olumlu veya olumsuz karar vermedikçe fer’î talebi inceleyemez (HMK m.111). Teminat amaçlı fabrika devirlerinde bu imkân, yolların her birinin farklı ispat ve süre kurallarına tabi olması nedeniyle hayati önemdedir. Tipik bir sıralama şöyledir:
- Asıl talep: inanç sözleşmesine dayanarak, mahkemece belirlenecek borç tutarının depo edilmesi karşılığında tapu kaydının iptali ve şirket adına tescil.
- Birinci terditli talep: aşırı yararlanma nedeniyle sözleşmeyle bağlı olunmadığının tespiti ile, finansçının gerçekte ödediği tutarın iadesi karşılığında tapu kaydının iptali ve şirket adına tescil (TBK m.28/1, birinci seçenek).
- İkinci terditli talep: devrin ayakta kalması hâlinde edimler arasındaki oransızlığın giderilmesi için bedel farkının ödetilmesi (TBK m.28/1, ikinci seçenek).
- Üçüncü terditli talep: taşınmaz iyiniyetli üçüncü kişiye geçmişse, finansçıdan zararın tazmini.
Anonim şirkette genel kurul kararı bulunmuyorsa bu geçersizlik sebebi de dilekçede ayrıca ve gerekirse asıl talebin dayanaklarından biri olarak ileri sürülmelidir. Dilekçeyle birlikte tapuya ihtiyati tedbir istenmeli, gabin bildiriminin süresinde yapıldığını gösteren ihtarname dosyaya konulmalıdır. Gabin nedeniyle tapu iptali davasının dilekçe kurgusu Gabin Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Dava Dilekçesi Örneği yazımızda gösterilmiştir.
Görevli ve yetkili mahkeme
Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın TTK’da öngörülen hususlardan doğan davalar ticari davadır (TTK m.4/1) ve aksine hüküm yoksa dava değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür (TTK m.5/1). Devreden şirket ile devralan finansçı şirketin her ikisi de tacirse ve devir iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse dava asliye ticaret mahkemesinde açılır. Finansçı tacir olmayan bir gerçek kişiyse, dava kural olarak asliye hukuk mahkemesinin görevine girer. Devir TTK m.408/2-f yönünden de tartışılıyorsa, uyuşmazlığın TTK’da öngörülen bir husustan doğup doğmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12/1). Görev ve yetki kurallarının ayrıntısı Gabin Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme rehberimizdedir.
Dava şartı arabuluculuk
TTK m.5/A, ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri ile itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvurulmasını dava şartı sayar. Tapu iptali ve tescil talebi bir miktar para talebi olmadığından kanaatimizce bu kapsamda değildir; buna karşılık terditli olarak ileri sürülen bedel farkı ve tazminat talepleri para talebidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, miktara bağlı olan ve olmayan talepleri birlikte içeren bir talep yığılmasında davanın arabuluculuk aranmaksızın mahkemece çözülmesi gerektiğini oy çokluğuyla kabul etmiştir (13.06.2022, E.2021/1101, K.2022/4798). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise talep yığılmasından söz edebilmek için taleplerin aynı davalıya yöneltilmiş olması gerektiğini ve arabuluculuğu yığılma yoluyla aşmaya çalışmanın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu vurgulamıştır (05.11.2025, E.2025/11-40, K.2025/689). Tereddüt varsa ve özellikle gabinin bir yıllık süresi yaklaşıyorsa, önce arabulucuya başvurmak hem usulden ret riskini ortadan kaldırır hem de başvurudan son tutanağa kadar hak düşürücü sürenin işlememesini sağlar (6325 sayılı Kanun m.18/A-15). Ticari arabuluculuğun genel işleyişi Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk sayfamızda anlatılmıştır.
Delil Dosyası: Şirket Hangi Belgeleri Hemen Toplamalı?
Teminat amaçlı devir davaları çoğunlukla ispat aşamasında kazanılır veya kaybedilir. Şirketin elindeki belgelerin bir kısmı zamanla kaybolur, e-posta hesapları kapanır, eski yöneticiler ayrılır. Bu nedenle belgelerin dava düşünülür düşünülmez bir araya getirilmesi gerekir.
Şirketin toplaması gereken belgeler
| Belge | Hangi iddiayı destekler? | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| Finansçının imzasını taşıyan protokol, geri satış vaadi veya ödeme planı | İnanç sözleşmesinin yazılı delili | Aslı saklanmalı; şekle aykırı olsa bile teminat amacını gösterebilir |
| Finansçıdan gelen e-postalar, mesajlar, mutabakatlar | Delil başlangıcı; finansçının zor durumu bildiği | Gönderen adres ve tarih bilgisiyle birlikte korunmalı; gerekirse delil tespiti istenmeli |
| Banka dekontları ve hesap ekstreleri | Gerçekte ödenen bedel; aylık “kira” ödemelerinin faiz niteliği | Açıklamalarıyla birlikte alınmalı; finansçının şirket adına kapattığı borçlar ayrıca gösterilmeli |
| Şirketin ticari defterleri ve muhasebe kayıtları | İşlemin borç olarak izlendiği; faiz giderleri | Usulüne uygun tutulmuş olması gerekir; mali müşavir yazısıyla desteklenmeli |
| Devir tarihine yakın ekspertiz ve değerleme raporları, sigorta poliçeleri | Açık oransızlık | Değer devir tarihine göre ve yüklerle birlikte gösterilmeli |
| İcra dosyaları, haciz tutanakları, kredi kat ihtarları, vergi ve SGK dökümleri | Zor durum ve zor durumun ne zaman sona erdiği | Tarih sırasıyla bir zaman çizelgesi hazırlanmalı |
| Yönetim kurulu veya müdürler kurulu kararları, genel kurul tutanakları | Devrin hangi organ kararıyla yapıldığı; TTK m.408/2-f | Genel kurul kararı yoksa bu ayrıca not edilmeli |
| Kira sözleşmesi ve kira ödemeleri | “Sat, kirala, geri al” kurgusunun gerçek niteliği | Kira tutarının piyasa kirasıyla karşılaştırılması için emsal kira raporu alınmalı |
| Tapu kayıtları ve takyidat dökümü | Devrin seyri, üçüncü kişilere devir ve ipotekler | Güncel kayıt dava öncesinde ve dava sırasında yeniden alınmalı |
| Ceza soruşturması belgeleri | Tefecilik; borcun gerçek tutarı | Hukuk davası ceza davasının sonucuna bırakılmamalı |
Finansçının Başlıca Savunmaları
Şirketin davasını kurarken karşı tarafın ne söyleyeceğini bilmek, delillerin buna göre seçilmesini sağlar. Uygulamada finansçının savunmaları büyük ölçüde şu başlıklarda toplanır:
Finansçının savunmaları ve şirketin hazırlığı
| Savunma | İçeriği | Şirketin hazırlığı |
|---|---|---|
| Gerçek satış | Taraflar satış istemiştir; tapudaki resmî senet bunu gösterir; inanç sözleşmesi yazılı delille ispatlanmamıştır | Yazılı belge veya delil başlangıcı; ayrıca terditli gabin talebi |
| Basiretli tacir | Şirket bir tacirdir; işlemin sonuçlarını bilerek imzalamıştır | Dava deneyimsizliğe değil zor duruma dayandırılmalı; zor durumun belgeleri |
| Süre geçti | Zor durum çok önce sona ermiştir; bir yıllık süre dolmuştur | Zor durumun sona erdiği tarihin belgelerle gösterilmesi; ihtarname ve arabuluculuk tarihleri |
| Oransızlık yok | Taşınmaz üzerinde haciz ve ipotekler vardı; bedel bu yüklerle birlikte piyasa değerine uygundu; finansçı şirketin borçlarını da kapattı | Yüklerle birlikte değerleme; finansçının gerçekte ödediği tüm tutarların dökümü |
| Zor durumu bilmiyordum | Finansçı şirketin mali durumundan haberdar değildi | Devir öncesinde finansçıya gönderilen mali belgeler ve yazışmalar |
| Kira ilişkisi | Şirket fabrikada kiracı olarak kalmıştır; ödemeler piyasa kirasıdır | Emsal kira raporu; ödemelerin finansçının verdiği paraya oranı |
| Genel kurul onayı veya dürüstlük kuralı | Pay sahipleri işlemi biliyordu; şirket yıllarca itiraz etmedi | Pay sahiplerinin bilgisinin bulunmadığını ve itirazın gecikmesinin sebebini gösteren belgeler |
| İyiniyetli üçüncü kişi | Taşınmazı devralan kişi tapuya güvenmiştir | Son malik ile finansçı arasındaki bağlantı; bedelin ödenip ödenmediği; devrin zamanlaması |
Bu savunmaların gabin davasındaki işleyişi Gabin Davasına Cevap Dilekçesi Örneği yazımızda karşı tarafın gözünden ele alınmıştır. Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararlarının konu konu derlemesi için Gabin (Aşırı Yararlanma) Kararları rehberimize bakılabilir.
Henüz İmzalamadıysanız: Fabrikayı Elden Çıkarmadan Finansman Yolları
Bu rehberi bir devirden önce okuyan şirketler için, mülkiyeti doğrudan finansçıya devretmeden de finansman sağlamanın yolları vardır. Hepsi aynı hızda sonuç vermez, ancak hepsi yıllar sonra yazılı delil aramak zorunda kalınan bir davadan daha güvenlidir.
Mülkiyet devrine alternatif güvenceler
| Yol | Şirkete sağladığı koruma | Dayanak |
|---|---|---|
| İpotek | Mülkiyet şirkette kalır; borç ödenmezse taşınmaz ancak satılarak alacak bedelden karşılanır; mülkiyetin alacaklıya geçeceği kaydı geçersizdir | TMK m.850 vd., m.856, m.873 |
| Ticari işlemlerde taşınır rehni | Makineler ve diğer taşınırlar üzerinde, zilyetlik şirkette kalarak sicile tescille rehin kurulur; şirket üretime devam eder | 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu |
| Lisanslı kuruluşla sat ve geri kirala | İlişki baştan yazılı ve şeffaf kurulur; sözleşme sonunda mülkiyetin geri devri sözleşmeyle güvence altındadır | 6361 sayılı Kanun m.18 |
| Resmî şekilde geri alım hakkı ve tapuya şerh | Şerh verilen hak, finansçıdan sonra hak kazananlara karşı da ileri sürülebilir | TBK m.237/2, m.238; TMK m.1009 |
| Devir zorunluysa yazılı inanç sözleşmesi | İadenin koşulları ve borç tutarı belgelenir; yazılı delil sorunu baştan çözülür | 05.02.1947 tarihli içtihadı birleştirme kararı |
| Anonim şirkette genel kurul kararı | Önemli varlık devrinin geçerlilik tartışması önlenir; pay sahiplerinin bilgisi sağlanır | TTK m.408/2-f |
| Ödemelerin bankadan ve açıklamalı yapılması | Ödenen tutar ve borç ilişkisi belgelenir | HMK m.200-202 |
Ticari işlemlerde taşınır rehninin işleyişi Ticari İşletme Rehni ve Taşınır Rehni (TARES) sayfamızda anlatılmıştır. Sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan olağanüstü bir ekonomik değişiklik nedeniyle ifanın aşırı güçleşmesi ise gabinden farklı bir kurumdur; bu durumda uyarlama yolu gündeme gelir ve Sözleşme Uyarlanabilir mi? yazımızda ele alınmıştır.
İlk Adımlar: Bu Hafta Ne Yapılmalı?
- Tapu kaydını ve takyidatları güncel olarak alın. Fabrikanın hâlâ finansçı adına kayıtlı olup olmadığını, üzerine ipotek veya haciz konulup konulmadığını öğrenin.
- Devrin hangi kalıpla yapıldığını belirleyin. Protokol, geri alım vaadi, kira sözleşmesi, senetler ve ödeme planı bir araya getirilerek ilişkinin teminat mı satış mı olduğu değerlendirilmelidir.
- Zaman çizelgesi çıkarın. Devir tarihi, zor durumu oluşturan olaylar ve zor durumun sona erdiği tarih belgeleriyle sıralanmalıdır; gabinin bir yıllık süresi buna göre hesaplanır.
- Yazılı izleri koruyun. E-postalar, mesajlar, banka kayıtları ve defterler kopyalanmalı, gerekiyorsa delil tespiti istenmelidir.
- Genel kurul kararını kontrol edin. Anonim şirkette devrin genel kurul kararıyla yapılıp yapılmadığı ve fabrikanın şirket için önemli bir varlık olup olmadığı not edilmelidir.
- Bağımsız bir değerleme yaptırın. Değer devir tarihine göre ve yüklerle birlikte belirlenmelidir.
- Bildirimi süresinde yapın. Gabine dayanılacaksa finansçıya noter kanalıyla sözleşmeyle bağlı olunmadığı veya oransızlığın giderilmesinin istendiği bildirilmelidir.
- Tedbir ve davayı birlikte planlayın. Taşınmazın el değiştirmemesi için tapuya ihtiyati tedbir istenmeli, arabuluculuk gerekip gerekmediği değerlendirilerek dava gecikmeden açılmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Fabrikamızı borç karşılığında finansçıya devrettik, geri alabilir miyiz?
Devir borcun teminatı olarak yapıldıysa şirket, borcu ödemeye hazır olduğunu bildirerek inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davası açabilir. İnanç sözleşmesi kural olarak yazılı delille veya finansçıdan çıkmış bir delil başlangıcıyla ispatlanır. Devir gerçek bir satış olarak yapıldıysa ve bedel şirketin zor durumundan yararlanılarak açıkça düşük tutulduysa, süreleri içinde aşırı yararlanmaya (TBK m.28) dayanılabilir.
Tacir olduğumuz için gabin iddia edemeyiz mi?
Edebilirsiniz. TTK m.22 tacirin indirim isteyemeyeceği hâlleri sayar ve TBK m.28 bunların arasında değildir. Ancak her tacir basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorunda olduğundan (TTK m.18/2), Yargıtay tacirin deneyimsizlik veya düşüncesizlik iddiasını kural olarak kabul etmez. Dava, şirketin zor durumundan yararlanıldığı üzerine kurulmalıdır.
Nakit sıkışıklığı zor durum sayılır mı?
Her nakit darlığı zor durum sayılmaz. Mahkeme, şirketin o tarihte gerçekten başka bir çıkış yolu olup olmadığına bakar. Kredi kat ihtarları, hacizler, karşılıksız kalma eşiğindeki çekler, kamu borçları ve faaliyetin durma tehlikesi gibi olguların belgelerle ve tarih sırasıyla gösterilmesi gerekir.
Gabin davasını ne zamana kadar açmalıyız?
Zor duruma dayanılıyorsa hak, zor durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulmasından itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır (TBK m.28/2). Bu süreler hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Haczin kalktığı, kredinin yapılandırıldığı veya şirketin yeni finansmana kavuştuğu tarih sürenin başlangıcı olarak tartışılabilir.
Protokolde “süre dolarsa fabrika finansçıda kalır” yazıyor, bu kayıt geçerli mi?
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, teminat amaçlı devirdeki bu tür bir kaydın, borç ödenmezse rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin anlaşmaları yasaklayan TMK m.873’e aykırı olduğu için geçersiz olduğuna ve süre geçse bile iade davası açılabileceğine karar vermiştir. Makineler için de benzer yasak TMK m.949’da yer alır.
Fabrikayı sattık ve kiracı olarak kaldık, bu bir kira ilişkisi mi?
Kiralayan, 6361 sayılı Kanun kapsamında sat ve geri kirala işlemi yapmaya yetkili bir kuruluşsa ve finansal kiralama sözleşmesi yapıldıysa, kanunda düzenlenmiş bir finansman yöntemi söz konusudur. Lisanssız bir kişiyle kurulan benzer bir yapıda ise mahkeme işlemin gerçek niteliğini araştırır; aylık ödemelerin piyasa kirasıyla değil verilen paranın faiziyle örtüşmesi ve satış bedelinin değerin çok altında kalması teminat amacını gösteren güçlü olgulardır.
Anonim şirketimizde genel kurul kararı alınmadan fabrika devredildi, ne olur?
Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı genel kurulun devredilemez yetkisindedir (TTK m.408/2-f) ve Yargıtay genel kurul kararı olmadan yapılan toptan devri geçersiz saymaktadır. Anayasa Mahkemesi 13.05.2026 tarihli kararıyla hükmün Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Finansçı ise şirketin kendi işlemine karşı geçersizlik ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunabilir.
Limited şirkette de genel kurul kararı şart mı?
TTK m.616 limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasında böyle bir bent saymaz ve TTK m.644 de m.408/2-f’ye atıf yapmaz. Hükmün limited şirketlere kıyasen uygulanıp uygulanmayacağı öğretide tartışmalıdır. Şirket sözleşmesinde bu konuda genel kurul onayı öngörülmüşse ayrıca ona bakılmalıdır.
Finansçı fabrikayı başkasına sattı, ne yapabiliriz?
Tapuya iyiniyetle dayanarak hak kazanan üçüncü kişi korunur (TMK m.1023). Ancak yeni malik finansçıyla el ve işbirliği içindeyse, davanın hem yeni malike hem de finansçıya yöneltilmesiyle tapu iptali istenebilir. Üçüncü kişinin iyiniyeti sabitse, finansçıdan zararın tazmini istenir. Bu riskler nedeniyle dava açılırken tapuya ihtiyati tedbir konulması gerekir.
Şirket iflas ederse bu devir ne olur?
Değerinin çok altında yapılmış devir, alacaklılar ve iflas idaresi tarafından tasarrufun iptali davasıyla da sorgulanabilir. Aciz belgesinin düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde, verilen şeyin gerçek değerine göre pek aşağı bir fiyatla yapılan sözleşmeler, aksi ispatlanmadıkça bağışlama sayılır (İİK m.278). Dava hakkı tasarruf tarihinden itibaren beş yıl geçmekle düşer (İİK m.284).
Dava hangi mahkemede açılır, arabuluculuk zorunlu mu?
Her iki taraf da tacirse ve devir iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse dava asliye ticaret mahkemesinde açılır (TTK m.4/1, m.5/1); finansçı tacir olmayan bir gerçek kişiyse kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12/1). Tapu iptali talebi para talebi olmadığından kanaatimizce dava şartı arabuluculuğa tabi değildir; bedel farkı ve tazminat gibi para taleplerinde ise TTK m.5/A uyarınca arabuluculuk değerlendirilmelidir.
Tefecilik suç duyurusu tapuyu geri getirir mi?
Getirmez. Suç duyurusu borç ilişkisinin gerçek niteliğini ortaya çıkaran delillerin toplanmasına yardımcı olur ve ceza dosyasındaki deliller hukuk davasında kullanılabilir. Ancak tapunun geri alınması için hukuk davasının ayrıca açılması ve tedbir istenmesi gerekir; ceza davasının sonucunu beklemek gabin süresinin dolmasına yol açabilir.
İlgili Rehberler
- Şirketler İçin Kademeli Dava Dilekçesi Örneği: Ticari Gabin, Uyarlama ve Cezai Şart
- Finansçıya veya Tefeciye Fahiş Senet İmzaladım: Şirket Ödemek Zorunda mı?
- Gabin (Aşırı Yararlanma) Nedir? Şartları, Süreler ve Gabin Davası
- Ticari İşlemlerde Gabin: Tacir, Pay Devri ve Şirket Satışı
- Borcum İçin Tapumu Alacaklıya Verdim: İnanç Sözleşmesi
- Hissemi Değerinin Altında Devrettim: Pay Devrinin İptali
- Gabin Davasında Açık Oransızlık Nasıl Tespit Edilir?
- Gabin Davasında Görevli Mahkeme, Arabuluculuk ve Tahkim
- Gabin Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Dava Dilekçesi Örneği
- Gabin Davasına Cevap Dilekçesi Örneği
- Gabin (Aşırı Yararlanma) Kararları: Yargıtay ve BAM
- Şirket Paylarına İhtiyati Tedbir
- Evimi Değerinin Altında Sattım, Geri Alabilir miyim?
- Muvazaa ile İnançlı İşlem Farkı
- Tefecilik Suçu ve Cezası (TCK 241)
- Rehin Verilen Altın İade Edilmiyor: Lehine Mülkiyet Geçirme Yasağı
- Tasarrufun İptali Davası (İİK m.277-284)
- Cezai Şart ve Hâkimin İndirim Yetkisi
- Ticaret Hukuku Rehberi
Kavramın tanımı, 1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı’ndaki ispat basamakları ve Yargıtay’ın delil başlangıcı yorumu için inançlı işlem ve yazılı delil kuralı rehberimize bakabilirsiniz.
Teminat amaçlı devir, gabin ve diğer yolların karşılaştırması gabin rehberi sayfamızda yer alır.
Taşınmaz değil yalnızca makine parkı, araç filosu, stoklar ya da işletmenin bütünü el değiştirmişse, iyiniyetli üçüncü kişi (TMK m.988), işletme devri (TTK m.11) ve işçi ile kira sonuçları için makine, stok ve işletmenin geri alım vaadiyle satışı rehberimize bakılabilir.
Fabrika veya arsa bir finansçıya değil de devri yönetici kendi yakınına yaptıysa, ortakların sorumluluk davası ve yöneticinin şirketle işlem yapma yasağına dayanan yollar öne çıkar.
Kaynakça
Mevzuat (mevzuat.gov.tr’deki güncel metinler, 3 Kasım 2026 itibarıyla)
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.19, 27, 28, 39, 97, 146, 149, 161, 237, 238
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: m.4, 5, 5/A, 8, 18, 22, 408, 553, 616, 644
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m.2, 763, 850, 856, 873, 949, 979, 1009, 1023
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.12, 111, 200-203, 389, 390, 392, 397
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: m.277-284 (m.278, 7571 sayılı Kanun’la değişik)
- 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu: m.18
- 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: m.241
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m.18/A
Kararlar
- Anayasa Mahkemesi, 13.05.2026, E.2025/226, K.2026/112 (RG 05.08.2026, S.33331)
- Yargıtay HGK, 05.11.2025, E.2025/11-40, K.2025/689
- Yargıtay HGK, 22.10.2025, E.2024/1-399, K.2025/643
- Yargıtay HGK, 2014/14-516 E., 2015/2838 K.
- Yargıtay 11. HD, 28.05.2025, E.2024/3621, K.2025/3752
- Yargıtay 11. HD, 13.06.2022, E.2021/1101, K.2022/4798
- Yargıtay 7. HD, 07.01.2025, 2024/2466 E., 2025/63 K.
- Yargıtay 7. HD, 21.03.2023, 2022/688 E., 2023/1659 K.
- Yargıtay 1. HD, 14.10.2024, 2023/4250 E., 2024/5601 K.
- Yargıtay 1. HD, 2022/6985 K.
- Yargıtay 13. HD, 10.04.2019, E.2017/6987, K.2019/4781
- Yargıtay 14. HD, 14.05.2014, 2014/2616 E., 2014/6369 K.
- Yargıtay 19. HD, 12.06.2003, E.2002/5289, K.2003/6204
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 05.02.1947
Yazar: Av. Fatma Öztürk, Hukukçular Evi Ankara
Büro: Varlık Mahallesi Gaziosmanpaşa Caddesi No: 22, Yenimahalle/Ankara · Telefon: 0554 648 37 15
Son güncelleme: 3 Kasım 2026. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlıkta sonuç, sözleşmenin, şirket kayıtlarının ve delillerin incelenmesine bağlıdır.
Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.


