03 Kasım 2026

İşletmemi, Makinelerimi veya Stoklarımı Değerinin Altında Sattım: Geri Alabilir miyim? 2026 — İşletme Devri, Ticari Gabin, Geri Alım Vaadi ve İyiniyetli Üçüncü Kişi (TTK 11, TBK 28, 202, TMK 949, 988)

Bir işletmeyi, makineyi ya da stoğu ucuza satmış olmak tek başına geri alma sebebi değildir; ama satış, zor durumunuzdan bilerek yararlanılarak açıkça değerinin altında yapıldıysa TBK m.28 uyarınca sözleşmeyle bağlı olmadığınızı bildirip verdiğinizi geri isteyebilir ya da sözleşmeyi ayakta tutup bedel farkını isteyebilirsiniz. Tacir “deneyimsizdim” savunmasına kural olarak dayanamaz, “zor durumdaydım” diyebilir. Açık oransızlık, sözleşmenin kurulduğu tarihteki rayiç değere göre ve emsal araştırması yapan bir bilirkişi raporuyla ölçülür. Hak, zor durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl, her hâlde sözleşmeden itibaren beş yıl içinde kullanılır. Satış “borcu ödeyince geri alırsın” sözüyle yapıldıysa işlem aslında bir teminat devri olabilir; bunun ispatı kural olarak yazılı delille yapılır ve borç ödenmezse rehinli taşınırın alacaklıya kalacağını öngören kayıt geçersizdir (TMK m.949); kanaatimizce bu yasak teminat amaçlı bir satış kurgusuyla da dolanılamaz. Alıcı makineleri iyiniyetli bir üçüncü kişiye satarsa o kişinin edinimi korunabilir (TMK m.988); bu yüzden ilk iş ihtiyati tedbirdir.

Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Bu rehber, borç baskısı altında ticari işletmesini, fabrikasının makine parkını, araç filosunu veya stoklarını kelepir fiyata satmak zorunda kalan şirket sahibi, esnaf ve sanayici için yazıldı: işletmenin bütün olarak devri ile tek tek varlık satışının farkı (TTK m.11/3, TBK m.202), İİK m.44’ün bugünkü anlamı, gabinin tacir bakımından uygulanışı (TBK m.28, TTK m.18/2), makine, stok ve işletme değerinin nasıl ölçüldüğü, “geri alım vaadiyle satış”ın teminat devri olup olmadığı (05.02.1947 tarihli İBK, TMK m.873, 949, 6750 sayılı Kanun), hile, korkutma ve ahlaka aykırılık (TBK m.27, 36-39), alıcının malı başkasına satması (TMK m.763, 988), ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz, kira ve işçiler (TBK m.323, İş K. m.6), görevli mahkeme ve arabuluculuk (TTK m.4, 5, 5/A), süreler, delil tablosu ve adım adım yol haritası.

Senaryo çoğu zaman aynıdır. Bankalar kredi limitlerini kesmiştir, dönemin çekleri karşılıksız kalmak üzeredir, icra dairesi kapıdadır ve maaş günü yaklaşmaktadır. Tam bu sırada bir alıcı gelir: makine parkını, depodaki stoğu, araç filosunu ya da işletmenin tamamını belirli bir fiyata almayı teklif eder ve kararın hemen verilmesini ister. Bazen bir de söz verilir: “Borcunu kapatınca geri alırsın.” Aylar sonra aynı makinelerin iki katı fiyata başkasına satıldığı, işletmenin yeni sahibinin elinde kârlı biçimde çalıştığı ya da geri alım sözünün unutulduğu görülür. Sorulan soru da bellidir: satışı geri alabilir miyim, olmazsa aradaki farkı isteyebilir miyim?

Bu soru bugün daha fazla işletmenin gündemindedir. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre 2026 yılının Ocak-Eylül döneminde karşılıksız işlemi yapılan çek sayısı 257.985’e, tutarı 270 milyar TL’ye, keşideci sayısı 32.702’ye ulaşmış; tutar bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 50, adet yüzde 15 artmıştır. Nakit sıkışıklığının bu ölçüde yaygınlaştığı dönemlerde varlıkların aceleyle ve değerinin altında el değiştirmesi sık görülür.

Sitemizde aynı sorunun farklı yüzleri ayrı rehberlerde ele alınmıştır: şirket payının veya şirketin satışında gabin için ticari işlemlerde gabin rehberimize ve hissemi değerinin altında devrettim yazımıza, fabrikanın veya arsanın finansçıya teminat amacıyla devri için fabrikayı teminat diye devretme rehberimize, konutun ucuza satılması için evimi değerinin altında sattım rehberimize, bir kişinin borcu için tapusunu vermesi için borç için tapu verme rehberimize bakabilirsiniz. Bu sayfa şirket payını veya tapuyu değil, işletmenin kendisini ve makine, stok, araç filosu gibi taşınır üretim varlıklarını konu alır; o rehberlerde ayrıntısıyla anlatılan konular burada tekrar edilmeden, bu varlıklara özgü sorunlar üzerinden ele alınmıştır.

İşletmeyi Bütün Olarak mı Sattınız, Yoksa Makineleri ve Stokları Tek Tek mi?

Hangi yola başvurulacağını belirleyen ilk soru, neyin satıldığıdır. Bir sanayicinin pres hattını bir alıcıya, forkliftleri bir başkasına, depodaki hammaddeyi üçüncü bir kişiye satması ile bir atölyenin, lokantanın ya da üretim tesisinin müşteri çevresi, ekipmanı, kiracılık hakkı ve ticaret unvanıyla birlikte tek bir alıcıya geçmesi hukuken aynı işlem değildir. Birincisinde her varlık kendi satış sözleşmesine ve kendi devir kuralına tabidir; ikincisinde ticari işletmenin devrine ilişkin özel hükümler devreye girer.

TTK m.11/3. “Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.”

Fıkranın son cümlesi satıcı bakımından önemlidir. Kanun, işletmeyi bütün olarak konu alan devir sözleşmesinin yazılı yapılmasını ve ticaret siciline tescil ile ilan edilmesini ister. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil kural olarak geçerlilik şeklidir (TBK m.12/2) ve öğretide ağırlıklı görüş, TTK m.11/3’teki yazılı şekli bir geçerlilik şartı olarak kabul eder. Bununla birlikte kanaatimizce yazılı sözleşme yapılmadan, el sıkışarak ve teslimle gerçekleşen bir “dükkân devri”nde şekil eksikliği yalnızca işletmenin bütün olarak devri bakımından sonuç doğurur; teslim edilmiş makine ve malların mülkiyetinin geçip geçmediği, her bir unsurun kendi devir kuralına göre ayrıca incelenir. Taşınırlarda mülkiyetin geçmesi için zilyetliğin devri gerekir (TMK m.763/1); makineler fabrikada bırakılmışsa zilyetlik, devredenin özel bir hukuki ilişkiye dayanarak zilyet olmaya devam etmesiyle, teslim gerçekleşmeksizin de kazanılabilir (TMK m.979/1).

İşletme aktif ve pasifleriyle birlikte devredilmişse devir borçlar bakımından da sonuç doğurur; TTK m.11/3’ün kendiliğinden kapsadığı unsurlar arasında borçlar sayılmamıştır. Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği ya da ticari işletmelerde Ticaret Sicili Gazetesi’nde, diğerlerinde Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak işletmedeki borçlardan alacaklılara karşı sorumlu olur; önceki borçlu da iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır ve bildirme ya da ilan devralan tarafından yapılmadıkça bu iki yıllık süre işlemeye başlamaz (TBK m.202/1, 2, 4). Bu sorumluluk için alacaklıların ayrıca kabulü aranmaz; borçların bu yolla üstlenilmesinin sonuçları dış üstlenme sözleşmesinin sonuçlarıyla aynıdır (TBK m.202/3). Hüküm yalnız ticari işletmeden değil, genel olarak “bir malvarlığını veya bir işletmeyi” devralandan söz ettiği için kanaatimizce esnaf işletmesinin devrine de uygulanabilir.

Satıcı bakımından bu ayrımın pratik sonucu şudur: işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte sattıysanız alıcı, bildirim veya ilan tarihinden itibaren eski borçlardan da sorumlu hâle gelir; bedelin düşük olup olmadığı değerlendirilirken yalnızca alıcının ödediği nakde değil, üstlendiği borçlara da bakılır. Makine ve stokları tek tek sattıysanız, alıcı kural olarak satıcının borçlarını üstlenmez; karşılaştırma doğrudan varlığın rayiç değeriyle yapılır.

İşletme devri ile tek tek varlık satışı arasındaki farklar

Konuİşletmenin bütün olarak devriMakine, stok, araç gibi tek tek varlık satışı
DayanakTTK m.11/3, TBK m.202TBK’nın satış hükümleri; mülkiyetin geçişi için TMK m.763
ŞekilYazılı sözleşme; ticaret siciline tescil ve ilanKural olarak şekle bağlı değil (TBK m.12/1); trafik siciline kayıtlı araçların satış ve devri noter aracılığıyla yapılır (KTK m.20/d)
BorçlarAktif ve pasifleriyle devirde devralan, bildirim veya ilandan itibaren işletme borçlarından sorumlu; devreden iki yıl müteselsil sorumluAlıcı kural olarak satıcının borçlarını üstlenmez
İşçilerİşyeri devri; iş sözleşmeleri devralana geçer (İş K. m.6)Satılan varlıklar bir işyeri veya işyerinin bir bölümü niteliğindeyse aynı hüküm gündeme gelebilir
KiraKiracılık hakkı sözleşmenin kapsamında sayılır; kiraya verene karşı geçmesi yazılı rızaya bağlıdır (TBK m.323)Kira ilişkisi kural olarak satıcıda kalır
Değer karşılaştırmasıİşletme değeri, müşteri çevresi, kiracılık hakkı ve üstlenilen borçlarla birlikte bütünün değeriHer varlığın sözleşme tarihindeki rayiç değeri
Ticari dava niteliğiİşletme devri TTK’da düzenlendiğinden kanaatimizce taraflara bakılmaksızın ticari dava (TTK m.4/1-a, c)İşlem her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse ticari dava (TTK m.4/1)

İşletme devrinin kira boyutu işletmeyi devrederken kirayı da devretmek rehberimizde, tacir sıfatının sonuçları tacir sıfatının hukuki sonuçları yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

İİK m.44 Hâlâ Yürürlükte mi? İşletme Devrinin İlanı Neye Yarar?

Ticari işletme devri konuşulurken İcra ve İflas Kanunu’nun 44. maddesi sık sık anılır. Madde yürürlüktedir, ancak başlığı “ticareti terk edenler”dir ve bugünkü metni ticari işletmenin devrinin ilanını değil, ticaretini terk eden tacirin yükümlülüklerini düzenler. Buna göre ticareti terk eden tacir, on beş gün içinde durumu kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmek ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmak zorundadır. Keyfiyet ticaret sicili ilanlarının yayımlandığı gazetede ve alacaklıların bulunduğu yerlerde ilan olunur; ilan tarihinden itibaren bir yıl içinde bu tacir hakkında iflas yoluyla takip yapılabilir. Mal beyanının verildiği tarihten itibaren iki ay süreyle tacir haczedilebilir malları üzerinde tasarruf edemez; üçüncü kişilerin iyiniyetle zilyetliğe ve tapu siciline dayanarak edindikleri haklar ise saklıdır; ancak eş, altsoy ve üstsoy, ikinci dereceye kadar hısımlar ile evlat edinen ve evlatlık arasındaki edinimlerde iyiniyet iddia edilemez.

Bu yükümlülüğe aykırılığın asıl sonucu ceza ve takip hukukuna ilişkindir; mal beyanı yükümlülüğüne aykırılık İİK m.337/a’da ayrıca yaptırıma bağlanmıştır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de 30.06.2020 tarihli, E.2020/1587, K.2020/4181 sayılı kararında, İİK m.44’teki yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin işletmenin devrini sakatlamadığını ve hükmün yalnız cezai yaptırımı bulunduğunu belirtmiştir. Bu nedenle işletmesini ucuza satan kişi, “devir İİK m.44’e göre ilan edilmedi, o hâlde geçersizdir” diyerek sonuç alamaz. Ticareti terk yükümlülüğünün ayrıntısı ticareti terk suçu yazımızdadır.

Devrin ilanı ise başka üç noktada önem taşır. Birincisi, TTK m.11/3’teki tescil ve ilan şartıdır. İkincisi, TBK m.202’ye göre devralanın eski borçlardan sorumluluğu ve devredenin iki yıllık sorumluluk süresi bildirim veya ilanla başlar. Üçüncüsü ve satıcının alacaklıları bakımından en önemlisi, iptal davasındaki karinedir: ticari işletmenin veya işyerindeki ticari emtianın tamamını ya da önemli bir kısmını devralan veya satın alan kişinin, borçlunun alacaklılarına zarar verme kastını bildiği ve borçlunun da bu hâllerde zarar verme kastıyla hareket ettiği kabul olunur. Bu karine ancak, devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay önce durumun iptal davasını açan alacaklıya yazılı olarak bildirildiği ya da Ticaret Sicili Gazetesi’nde ve işyerine asılan görülebilir levhalarla ilan edildiği, bu mümkün değilse bütün alacaklıların haberdar olmasını sağlayacak uygun araçlarla ilan edildiği ispatlanarak çürütülebilir (İİK m.280, son fıkra).

Bu karine satıcı ile alıcı arasındaki davayı doğrudan belirlemez, ama aynı satışa satıcının alacaklılarının da itiraz edebileceğini gösterir. Aksi ispatlanmadıkça, borçlunun sözleşmenin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre pek aşağı bir fiyatı karşılık olarak kabul ettiği sözleşmeler de bağışlama sayılır ve güncel metne göre aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlenmesinden ya da iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde yapılmışsa iptale tabidir (İİK m.278). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 17.03.2011 tarihli, E.2010/1721, K.2011/2046 sayılı kararında, aynı alanda faaliyet gösterdiği için borçlunun mali durumunu bilebilecek olan devralanın, haciz tehdidiyle karşı karşıya kalacağını bildiği hâlde borçluya ait 600.000 TL’nin üzerindeki malı ihaleyle 330.000 TL’ye satın alıp borçlunun yedinde bırakmasının genel yaşam deneyimi kurallarıyla bağdaşmadığı belirtilmiştir. Alacaklının açtığı iptal davası malı satıcıya geri getirmez; davacı alacaklıya o mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi verir (İİK m.283/1). Yine de böyle bir dosyada alınan bilirkişi raporu ve toplanan deliller, satıcının kendi davasında değerin ve alıcının bilgisinin ispatına yardımcı olabilir. Ayrıntı için tasarrufun iptali davası rehberimize bakabilirsiniz.

Zor Durumda Ucuza Sattım: Gabin (TBK m.28) Ne Zaman Uygulanır?

Değerinin altında yapılan bir satışa karşı en sık başvurulan hüküm aşırı yararlanmadır. Maddenin metni şöyledir:

TBK m.28 (Aşırı yararlanma). “Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.”

Madde üç unsur arar ve üçü birlikte bulunmalıdır: edimler arasında açık bir oransızlık, satıcının zor durumda, düşüncesizlik veya deneyimsizlik içinde olması ve alıcının bu durumdan yararlanması. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, objektif ve subjektif unsurların bir arada bulunmasını zorunlu sayar; önce oransızlığın tereddüde yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesini, ancak bundan sonra öznel unsurların derinlemesine incelenmesini ister (YHGK, 22.10.2025, E.2024/1-399, K.2025/643).

Unsurlar ispatlanırsa satıcının önünde iki seçenek vardır. Birincisi sözleşmeyle bağlı olmadığını alıcıya bildirip makinelerin, stokların ya da işletmenin geri verilmesini istemektir. İkincisi sözleşmeyi ayakta tutup oransızlığın giderilmesini, yani bedel farkının ödenmesini istemektir. Seçim “durumun özelliğine göre” yapılır ve ticari varlıklarda bu özellik çoğu zaman belirleyicidir:

  • Makine parkı hâlâ alıcının elindeyse ve satıcı üretime dönebilecek durumdaysa iade talebi anlamlıdır; ancak makinelerin sökülmesi, satılması veya rehnedilmesi riskine karşı hemen tedbir istenmelidir.
  • Stoklar satılmış, işlenmiş ya da tüketilmişse aynen iade çoğu zaman mümkün değildir; bu durumda bedel farkı talebi öne çıkar.
  • İşletme alıcının elinde faaliyetini sürdürüyor, yeni işçiler alınmış, kira sözleşmesi devredilmiş ve yeni borçlar doğmuşsa işletmenin bütün olarak geri dönmesi uygulamada güçtür; bedel farkı çoğu zaman daha gerçekçi bir taleptir.

Sözleşmeyle bağlı olmadığını bildiren satıcı, kendisi de aldığı bedeli geri vermekle yükümlüdür. Alıcı satış bedelinin bir kısmını doğrudan satıcının icra dosyalarına, bankaya veya vergi dairesine ödemişse bu ödemeler de iade hesabına girer. Bu nedenle iade talebinden önce geri verilecek tutarın nasıl karşılanacağı planlanmalıdır; aksi hâlde kazanılan bir dava satıcıyı yeni bir nakit sorunuyla karşı karşıya bırakabilir.

Tacir neye dayanabilir, neye dayanamaz?

Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi tacirdir (TTK m.12/1); anonim ve limited şirketler de tacir sayılır. Her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir (TTK m.18/2). Kanun tacirin gabin iddiasını kapatmamıştır: TTK m.22, tacir borçlunun indirim isteyemeyeceği hâlleri TBK m.121/2, m.182/3 ve m.525 ile sınırlı olarak sayar ve TBK m.28 bu sayımda yer almaz. Sınırlama içtihattan gelir: tacirin kendi ticari alanındaki bir işlemde “deneyimsizdim” veya “düşüncesiz davrandım” savunması kural olarak dinlenmez, “zor durumdaydım” iddiası ise incelenir. Sanayici kendi makinesinin, tüccar kendi stoğunun değerini bilmekle yükümlü sayıldığından, bu tür satışlarda gabin iddiası uygulamada zor durum üzerinden kurulmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.05.2025 tarihli, E.2023/906, K.2025/361 sayılı kararı ölçütün sertliğini gösterir. Olayda tacir bir yüklenici, iş sahibiyle imzaladığı sulhnamelerin mali müzayaka içinde imzalandığını ve gabin oluşturduğunu ileri sürmüştü. Kurul, tacirin üstleneceği yükümlülüklerin kapsam ve sonuçlarını tartarak işlem yapması gerektiğini, oransızlığın karşı tarafın şahsındaki durumun istismarından doğması gerektiğini ve karşı taraf bu zaaftan yararlanma fikriyle hareket etmemişse gabinden söz edilemeyeceğini belirterek gabin koşullarının gerçekleşmediğine karar vermiştir. Ders açıktır: tacirin “sıkışmıştım” demesi yetmez; alıcının bu sıkışıklığı bildiği ve bilerek kullandığı somut olgularla gösterilmelidir.

Deneyim konusunda mahkemeler kişinin eğitimine, sosyal ve ekonomik durumuna ve sektördeki geçmişine bakar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 23.02.2022 tarihli, E.2020/2142, K.2022/1208 sayılı kararında, pay devrine ilişkin bir davada davacıların eğitim, sosyal ve ekonomik bakımdan ortalamanın üzerinde bir yaşam standardına sahip oldukları, değerleri araştırabilecek durumda bulundukları ve bu nedenle düşüncesizlik veya deneyimsizlikten söz edilemeyeceği gerekçesiyle verilen ret kararı onanmıştır. Esnaf işletmesi ticari işletme sayılmadığından (TTK m.11/1-2, m.15) esnaf tacir değildir ve TTK m.18/2’deki ölçüt ona doğrudan uygulanmaz; ancak yıllardır aynı işi yapan bir esnafın kendi tezgâhındaki aletlerin değerini bilmediği iddiası da kolay kabul görmeyecektir. Babasından kalan atölyeyi hiç yönetmemiş bir mirasçı ise farklı bir konumdadır.

Zor durum bir işletmede nasıl görünür?

Zor durum, kişinin bilgisiyle değil içinde bulunduğu koşullarla ilgilidir ve tacir için de doğabilir. Bir işletmede zor durumu gösteren tipik olgular şunlardır: kesinleşmiş icra takipleri ve kapıdaki haciz, bankaların kredi limitlerini kesmesi ve hesap kat ihtarları, karşılıksız kalmak üzere olan çekler, birikmiş vergi ve sigorta prim borçları, ödenemeyen işçi ücretleri, tedarikçilerin sevkiyatı durdurması, büyük bir alacağın tahsil edilememesi ya da ana müşterinin kaybı. Bu olguların hiçbiri tek başına yeterli sayılmaz; önemli olan, satıcıyı başka türlü yapmayacağı bir satışa sürükleyecek ağırlıkta olup olmadığıdır. Nakit sıkışıklığının her işletmenin zaman zaman yaşadığı bir durum olduğu savunmasına karşı sıkışıklığın derecesi belgeyle gösterilmelidir: haciz tutanakları, ödeme emirleri, bankaların yazıları, işletmenin satıştan hemen önceki mizanı.

Zor durumun ne zaman ortadan kalktığı da aynı ölçüde önemlidir, çünkü bir yıllık süre bu tarihten başlar. Hacizlerin kaldırıldığı, borçların yapılandırıldığı ya da işletmenin yeniden finansman bulduğu tarih, karşı tarafça sürenin başlangıcı olarak ileri sürülecektir. Kanaatimizce süre hesabı en erken savunulabilecek tarih esas alınarak yapılmalı ve bildirim bu tarihten itibaren bir yılın dolmasını beklemeden gönderilmelidir.

Alıcının bilerek yararlanması

Gabinin üçüncü unsuru, alıcının satıcının zor durumunu bilmesi ve bundan yararlanmasıdır; Hukuk Genel Kurulu bu noktada sömürme kastını arar (E.2024/1-399, K.2025/643). Bu unsur doğrudan delille nadiren ispatlanır, olgulardan çıkarılır. Alıcının aynı sektörden olup satıcının mali durumunu bilebilecek konumda bulunması, haciz dosyalarından haberdar olduğunu gösteren yazışmalar, “bu fiyatı yarına kadar kabul etmezsen haciz gelir” türünden mesajlar, satıcıya ekspertiz yaptırma ya da başka alıcılarla görüşme fırsatı bırakılmaması, bedelin bir kısmının satıcının haciz dosyalarına ödenerek satıcının elinin kolunun bağlandığı bir kurgunun kurulması ve kısa süre sonra aynı varlıkların çok daha yüksek bedelle başkasına satılması bu unsurun başlıca göstergeleridir.

Zor durumdaki her satış gabin değildir. Alıcı piyasa koşullarında makul bir fiyat önermiş, satıcı birden fazla teklif almış ve en yükseğini kabul etmişse bedelin rayiç değerin altında kalması tek başına alıcıya yüklenemez. Hızlı satışın kendisi de bir maliyettir; yalnızca açık ve sömürüye dayanan bir dengesizlik hukuken sonuç doğurur. Gabinin genel çerçevesi için gabin (aşırı yararlanma) ana rehberimize, maddenin unsur unsur incelemesi için TBK 28 aşırı yararlanma şerhimize, konu konu derlenmiş içtihat için gabin kararları sayfamıza bakabilirsiniz.

Açık Oransızlık Makine, Stok ve İşletmede Nasıl Ölçülür?

Kanun bir oran belirlemez; “yarı fiyatına satılmışsa gabin vardır” gibi sabit bir eşik yoktur. Hukuk Genel Kurulu’na göre oransızlık aşikâr olmalı, işten anlayan herkesin fark edeceği düzeyde bulunmalı ve edimlerin değeri sözleşmenin kurulduğu ana göre belirlenmelidir. Aynı kararda değer tespitinin uzman bilirkişi veya bilirkişi heyeti eliyle, emsal araştırması yapılarak ve malın özelliklerini gözeten bir raporla yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Olayda kök raporda dava tarihi ve o yılın birim maliyetleri esas alınmış, ek raporda ise dava tarihindeki değer ÜFE verileriyle satış tarihine indirgenmişti; Kurul bu raporları yetersiz bulmuş ve devir ile dava tarihlerindeki rayiç değerlerin emsal araştırmasıyla ayrı ayrı belirlenmesini istemiştir (YHGK, 22.10.2025, E.2024/1-399, K.2025/643).

Karar bir taşınmaz payına ilişkindir, ama ilkeleri taşınır üretim varlıklarına doğrudan uygulanabilir: değer satışın yapıldığı gün ve o günün piyasasında aranır; bugünkü fiyatı bulup geriye doğru endeksle indirmek yeterli değildir. Makinelerde ve stoklarda bu ilke taşınmazlardan da önemlidir, çünkü ikinci el makine ve hammadde fiyatları döviz kuruna, sektördeki talebe ve yeni ürün fiyatlarına bağlı olarak kısa sürede değişebilir.

Varlık türüne göre değeri belirleyen veriler

VarlıkDeğeri belirleyen verilerSık yapılan hata
Üretim makineleri ve hatlarMarka, model, üretim yılı, çalışma saati, bakım kayıtları, yedek parça bulunabilirliği, sökme ve nakliye maliyeti, aynı tarihteki ikinci el emsal ilan ve satışlar, sigorta değeriHurda değeriyle ya da yeni makine fiyatıyla karşılaştırmak; çalışır durumdaki bir hattı parça parça değerlemek
İş makineleri ve araç filosuModel yılı, kilometre veya çalışma saati, hasar kayıtları, tescil ve takyidat durumu, aynı tarihteki emsal satışlarSatış tarihindeki haciz ve rehinleri hesaba katmamak; bugünkü piyasa fiyatını esas almak
Hammadde ve yarı mamul stokAlış faturaları, o tarihteki piyasa fiyatı, miktar ve kalite tespiti, stok sayım tutanaklarıKayıtlı maliyet ile piyasa değerini karıştırmak; bozulmuş veya kullanım dışı kalmış malı tam değerle saymak
Mamul stokSatış fiyat listeleri, aynı dönemdeki satış faturaları, raf ömrü, satış kanallarıPerakende fiyatı esas almak; satış ve dağıtım maliyetini düşmemek
İşletmenin bütünüDuran varlıklar, işletme değeri ve müşteri çevresi, kiracılık hakkı, ruhsat ve izinler, ticaret unvanı ve marka, gelir ve kârlılık verileri, üstlenilen borçlarYalnızca makine ve stokları toplamak; işletme değerini yok saymak ya da tersine üstlenilen borçları düşmemek
Hacizli veya rehinli varlıkVarlığın yüksüz değeri ile üzerindeki haciz ve rehnin tutarıYükleri tamamen yok saymak ya da yükü aşan bir indirim yapmak

Değerlemede iki yönlü bir dikkat gerekir. Satıcı işletmeyi ya da makineleri hacizli ve sıkışık bir durumda sattığını ileri sürerken, alıcı da tam bu nedenle değerin düşük olduğunu savunacaktır. Kanaatimizce burada ayrım yapılmalıdır: haciz veya rehin, varlığı devralanın üstlendiği yük ölçüsünde değeri düşürür, ama yükün tutarını aşan bir indirim yapılamaz. Alıcı hacizleri bizzat ödeyerek kaldırmışsa ödediği tutar bedelin parçası sayılmalıdır. Satıştan sonra fiyatların genel olarak yükselmesi ise gabin değildir; gabin, sözleşmenin kurulduğu gündeki dengesizlikle ilgilidir. Buna karşılık alıcının kısa süre sonra aynı makineleri çok daha yüksek bedelle satması, satış tarihindeki değeri gösteren güçlü bir emsaldir.

Makineler sökülüyor, taşınıyor ya da başkasına satılmak üzereyse değerin tespiti için dava beklenmemelidir. Görülmekte olan veya ileride açılacak bir davada ileri sürülecek bir vakıanın ispatı için keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık dinlenmesi yoluyla delil tespiti istenebilir; delilin kaybolacağı veya sonradan sunulmasının önemli ölçüde zorlaşacağı hâllerde hukuki yarar bulunduğu kabul edilir (HMK m.400). Bilirkişi raporu geldiğinde de tebliğden itibaren iki haftalık itiraz süresi kaçırılmamalıdır (HMK m.281). Değerleme yöntemleri ve bilirkişi süreci açık oransızlığın tespiti rehberimizde, rapora itirazın yapısı bilirkişi raporuna itiraz yazımızda anlatılmıştır.

“Geri Alım Vaadiyle” Sattıysam: Satış mı, Teminat mı?

Zor durumdaki işletmelerin en sık yaşadığı senaryo, gerçek bir satıştan çok bir borç ilişkisidir: para ihtiyacı olan işletme makinelerini, araçlarını ya da stoğunu bir finansçıya veya tanıdık bir iş insanına değerinin çok altında bir bedelle “satar”, varlıklar çoğu zaman yerinde kalır ve borç ödenince geri devredileceği konuşulur. Bu kalıbın taşınır üretim varlıklarındaki tipik görünümleri şunlardır:

  • Makine parkı faturayla alıcıya satılır, aynı gün bir “kira” veya “kullanım” sözleşmesi imzalanır; işletme üretime devam eder, her ay “kira” adı altında ödeme yapar.
  • Araç filosu noterde alıcıya devredilir, yanında “borç kapanınca araçlar geri devredilecektir” yazan adi bir protokol imzalanır.
  • Stoklar alıcıya satılmış gösterilir, ama depoda kalır; işletme bunları satmaya devam eder ve satış gelirinden alıcıya ödeme yapar.
  • İşletmenin tamamı devredilir, devir sözleşmesinin yanında “borç ödenince işletme geri devredilecektir” taahhüdü verilir.

Bir sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır (TBK m.19/1). Faturadaki “satış” kelimesi bu yüzden tek başına belirleyici değildir. Mahkemenin önünde üç ihtimal vardır. Gerçek bir satışta mülkiyet kesin olarak geçer ve satıcı ancak gabin, irade bozukluğu ya da ahlaka aykırılık gibi bir sebeple sözleşmeden kurtulabilir. Muvazaada taraflar mülkiyetin hiç geçmesini istememiştir ve görünüşteki satış geçersizdir. İnançlı işlemde ise taraflar mülkiyetin gerçekten geçmesini istemiş, ama alıcı borç ödenince malı geri devretmeyi üstlenmiştir; alıcı malik olur, fakat bir iade borcu altındadır. Kavramların farkı muvazaa ile inançlı işlem farkı yazımızda ayrıca anlatılmıştır.

Makine, araç ve stok devrinde teminat amacını gösteren ve buna karşı ileri sürülen olgular

OlguTeminat (inanç) yönünü destekleyen görünümGerçek satış yönünü destekleyen görünüm
Malların yeriMakineler, araçlar veya stok satıştan sonra da satıcının işyerinde kalmış, satıcı kullanmaya devam etmiştirAlıcı makineleri söküp kendi tesisine taşımış, araçları kendi işinde kullanmıştır
ÖdemelerSatıcının her ay ödediği “kira” veya “kullanım bedeli”, alıcının verdiği paranın belirli bir oranına denk gelirSatıcı hiçbir ödeme yapmamıştır ya da ödenen tutar piyasa kirasıyla uyumludur
BelgelerAynı gün imzalanmış senet, çek, ödeme planı veya “borç kapanınca iade” yazan protokol vardırSatış dışında bir borç belgesi yoktur
BedelBedel rayiç değerin çok altındadır ve alıcının verdiği borç tutarına yakındırBedel birden fazla teklif arasından pazarlıkla belirlenmiştir
Muhasebe kayıtlarıSatıcının defterlerinde işlem borç olarak izlenmiş, faiz gideri kaydedilmiştirSatıcının defterlerinde varlık satışı ve satış kârı veya zararı kaydedilmiştir
Sigorta ve ruhsatlarMakinelerin sigortası satıcı tarafından yaptırılmaya devam etmiş, ruhsat ve izinler satıcı adına kalmıştırAlıcı sigortayı ve ruhsatları kendi adına almıştır
Alıcının faaliyetiAlıcı düzenli olarak bu tür işlemler yapan, malları kısa sürede iade eden veya satan biridirAlıcı aynı sektörde üretim yapan ve makinelere gerçekten ihtiyaç duyan bir işletmedir

İspat: yazılı delil kuralı

İnanç sözleşmesinin ispatında ölçüt 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’dır: inanç sözleşmesi yazılı delille ispat edilir. Yazılı delil yoksa, karşı taraftan çıkmış ve iddiayı muhtemel gösteren bir belge delil başlangıcı sayılır ve bu durumda tanık da dinlenebilir (HMK m.202). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.03.2023 tarihli, E.2021/1-483, K.2023/218 sayılı kararı iki noktayı birlikte gösterir: belgenin devir tarihinden önce ya da sonra düzenlenmiş olması sonucu değiştirmez, çünkü İçtihadı Birleştirme Kararı belgenin en geç işlem tarihinde düzenlenmesini şart koşmaz; buna karşılık somut olayda sunulan ödeme makbuzları iddiayı desteklemediği için yazılı delil başlangıcı sayılmamış ve dava reddedilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 21.04.2025 tarihli, E.2023/6254, K.2025/2102 sayılı kararında ise davalının başka bir dosyadaki keşifte yaptığı ve ödeme yapılırsa taşınmazı geri vereceğini ima eden beyanı delil başlangıcı sayılmış, tanıkların dinlenmesi için hüküm bozulmuştur.

Ticari dosyalarda bu kural bireysel dosyalara göre daha kolay karşılanabilir, çünkü işletmelerin elinde çoğu zaman yazılı izler vardır: “kira” sözleşmesindeki “ana para ödenince makineler iade edilecektir” kaydı, alıcının e-postaları ve mesajları, aynı gün imzalanan senetler ve ödeme planları, işletmenin muhasebe kayıtlarında işlemin satış değil borç olarak izlenmesi. Satılan makinelerin satıcının fabrikasında kalmaya devam etmesi de satışın gerçek amacı hakkında güçlü bir olgudur; yukarıda anılan 17. Hukuk Dairesi kararında da, borçlunun alacaklılarıyla ilgili bir uyuşmazlıkta, malı düşük bedelle satın alıp borçlunun yedinde bırakmanın genel yaşam deneyimiyle bağdaşmadığı vurgulanmıştır. Ancak taraflar arasındaki inanç iddiasında bu tür olgular yazılı delilin yerini tutmaz; olsa olsa bir delil başlangıcıyla birlikte değerlendirilir.

Taşınmazlarda geri alım sözleşmesi resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli değildir (TBK m.237/2). Makine ve stok gibi sicile tabi olmayan taşınırlar için böyle özel bir şekil kuralı yoktur; sözleşmelerin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir (TBK m.12/1). Makine ya da stok satışında alıcının imzasıyla verilmiş yazılı bir geri alım taahhüdü bu nedenle şekil yönünden kendiliğinden geçersiz sayılmaz ve inanç ilişkisinin en güçlü yazılı delili olarak işlev görür.

“Süre dolarsa makineler alıcıda kalır” kaydı geçerli mi?

Medeni Kanun, rehin hukukunda alacaklının borç ödenmeyince rehinli malı kendine mal etmesini açıkça yasaklar. Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir (TMK m.949); taşınmaz rehninde de aynı kural vardır ve alacaklının yolu alacağını rehinli malın satış bedelinden almaktır (TMK m.873/1, 2).

Klasik taşınır rehni ise üretim yapan bir işletmenin işine yaramaz. Kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında taşınırlar ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle rehnedilebilir ve taşınır fiilen yalnızca rehnedenin hâkimiyetinde kaldığı sürece rehin hakkı doğmaz (TMK m.939/1, 3). Makinesini alacaklıya teslim eden işletme üretim yapamaz. Bu boşluğu 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu doldurur: kredi kuruluşları ile tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü ve serbest meslek erbabı arasında ya da tacirler ve esnaflar arasında yapılan rehin sözleşmeleriyle, Kanunun 5. maddesinde sayılan makine, araç ve stok gibi taşınırlar teslim edilmeden rehnedilebilir (6750 s.K. m.1, 3, 5) ve rehin Rehinli Taşınır Sicili’ne tescil edilir. Bu Kanun, borcun süresinde ödenmemesi hâlinde birinci derece rehin alacaklısının rehinli taşınırın mülkiyetinin kendisine devrini talep etmesine de imkân tanır; ama bunu icra dairesi aracılığıyla, Kanuna göre değeri belirlenen bir mal üzerinden ve değerin birinci derece alacağı aşan kısmından diğer derecelerdeki alacaklılara karşı sorumluluk öngörerek yapar (6750 s.K. m.14). İşleyişi ticari işletme rehni ve taşınır rehni sayfamızda anlatılmıştır.

Bu iki rejim yan yana konduğunda tablo açıklaşır. Kanun, alacaklının malı kendine mal etmesini ya tamamen yasaklamış ya da sicilli, denetimli ve değeri belirlenen bir usule bağlamıştır. Gerçek amacı teminat olan bir “satış ve geri alım” kurgusunda yer alan “borç süresinde ödenmezse makineler alıcıda kalır” kaydı, kanaatimizce bu yasağın sonuç itibarıyla dolanılması niteliğindedir; kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşme kayıtları kesin olarak hükümsüzdür (TBK m.27/1). Bu nedenle sürenin geçmiş olması satıcının iade hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; satıcının yapması gereken, gerçek borç tutarını hesaplayıp ödemeye hazır olduğunu bildirmek ve iadeyi istemektir. Aynı kurgunun fabrika ve arsa için nasıl işlediği fabrikayı teminat diye devretme rehberimizde, bireyler için borç için tapu verme rehberimizde anlatılmıştır.

Dava nasıl kurulur?

Satıcı çoğu zaman hangi nitelendirmenin kabul edileceğini önceden bilemez. Bu durumda talepler terditli olarak, yani aralarında asıl ve fer’i ilişki kurularak tek dilekçede ileri sürülebilir; talepler arasında hukuki veya ekonomik bağlantı bulunmalıdır ve mahkeme asıl talebi esastan reddetmedikçe fer’i talebi inceleyemez (HMK m.111). Tipik sıralama şöyledir: asıl talep olarak inanç sözleşmesine dayanarak borcun ödenmesi karşılığında makinelerin veya işletmenin iadesi; bu kabul edilmezse gabin nedeniyle iade ya da bedel farkı; mallar üçüncü kişilere geçmişse tazminat. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 15.05.2025 tarihli, E.2025/780, K.2025/2578 sayılı kararında, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istenen bir davada, malın dava öncesinde cebri icra yoluyla üçüncü kişilere geçmesi nedeniyle asıl talebin husumet yokluğundan reddedilmesi ve bu durumda terditli tazminat talebinin esastan incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

İnanç sözleşmesinden doğan iade talebi için kanunda özel bir süre bulunmadığından on yıllık genel zamanaşımı gündeme gelir (TBK m.146); sürenin ne zaman başladığı tartışmalıdır ve bu konu fabrika teminat devri rehberimizde ele alınmıştır. Para kazanç elde etmek amacıyla ödünç verilmişse tefecilik suçu da gündeme gelebilir; suçun cezası iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezasıdır (TCK m.241). Ceza soruşturması makineleri veya işletmeyi kendiliğinden geri getirmez; iade için hukuk davası ayrıca açılmalıdır. Suçun unsurları tefecilik suçu rehberimizde, fahiş senet ve faiz boyutu finansçıya fahiş senet imzalama rehberimizde anlatılmıştır.

Elinizdeki fatura, protokol ve yazışmaların yazılı delil veya delil başlangıcı sayılıp sayılmayacağını değerlendirmek ve borç hesabını çıkarmak için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Alıcı Kandırdıysa veya Baskı Yaptıysa: Hile, Korkutma ve Yanılma

Değerinin altında yapılan satışlarda gabinin yanında, kimi zaman ondan daha güçlü bir dayanak olarak irade bozuklukları gündeme gelir. Bunların gabinden önemli farkı, açık oransızlık şartı aranmamasıdır.

Aldatma (TBK m.36). Karşı tarafın aldatmasıyla sözleşme yapan taraf, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması hâlinde ise aldatılan taraf, ancak karşı tarafın sözleşmenin kurulduğu sırada aldatmayı bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse sözleşmeyle bağlı olmaz. Alıcının ya da onunla birlikte hareket eden bir “eksper”in makinelerin hurda değerinde olduğunu, üretim hattının yakında kullanılamaz hâle geleceğini, stokların bozulduğunu ya da başka hiçbir alıcının bulunmadığını gerçeğe aykırı biçimde söylemesi, stok sayımını eksik göstermesi veya düşük bir teklif mektubu düzenletmesi tipik örneklerdir.

Korkutma (TBK m.37-38). Karşı tarafın veya üçüncü kişinin korkutması sonucu sözleşme yapan taraf sözleşmeyle bağlı değildir; korkutma üçüncü kişiden gelmiş ve karşı taraf bunu bilmiyor ve bilmesi gerekmiyorsa, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen taraf hakkaniyet gerektiriyorsa tazminat ödemekle yükümlü olabilir (TBK m.37). Borç baskısı altındaki işletmeler bakımından en önemli hüküm TBK m.38/2’dir: bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkusu, ancak bunu ileri süren kişi diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamışsa korkutma sayılır. Bir alacaklının “makinelerini bana şu fiyata vermezsen haciz yaptırırım, iflasını isterim” demesi kendi başına hukuka aykırı değildir; ama alacaklı bu baskıyla alacağının çok üstünde değeri olan varlıkları elde etmişse korkutma hükümleri devreye girer. Bu hâl gabine çok yakındır ve dava dilekçesinde ikisi birlikte ileri sürülmelidir.

Yanılma (TBK m.32). Satıcının değeri bilmeden yanılması kural olarak sözleşmenin temelini sarsmaz; saikte yanılma esaslı yanılma sayılmaz. Ancak yanılan taraf, yanıldığı saiki iş ilişkilerinde geçerli dürüstlük kurallarına göre sözleşmenin temeli saymışsa ve bu durum karşı tarafça da bilinebilir nitelikteyse yanılma esaslı sayılır (TBK m.32). Basiretli tacir ölçütü bu yolu tacir bakımından da daraltır; uygulamada yanılma iddiası, aldatma iddiasının yanında ve ona destek olarak daha işlevseldir.

Süre ve ispat. Yanılma veya aldatma sebebiyle sözleşme yapan taraf yanılmayı veya aldatmayı öğrendiği, korkutmada ise korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiğini geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır; aldatma veya korkutma nedeniyle bağlayıcı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması tazminat hakkını ortadan kaldırmaz (TBK m.39). Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayıldığından, satış belgesinde bedelin serbest iradeyle ve pazarlıkla belirlendiği yazsa bile bu iddialar tanıkla da ispat edilebilir (HMK m.203/1-ç). İrade bozukluklarının genel çerçevesi hata, hile ve korkutma rehberimizde anlatılmıştır.

Ahlaka Aykırılık: Satış Baştan Hükümsüz Olabilir mi?

Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı ya da konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür; sözleşmenin bazı hükümlerinin hükümsüz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemez, ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa sözleşmenin tamamı hükümsüz olur (TBK m.27). Gabin ile ahlaka aykırılık arasındaki sınır ince ama önemlidir. Gabin, iradesi sömürülen tarafa bir yıllık ve beş yıllık süreler içinde kullanılacak bir hak verir; ahlaka aykırılık ise sözleşmeyi baştan hükümsüz kılar ve bu sürelere bağlı değildir.

Bu nedenle ahlaka aykırılık her ucuz satış için ileri sürülebilecek bir yol değildir. Kanaatimizce bu yol; satışın faizi gizleyen bir ödünç işleminin parçası olduğu, satıcının bütün üretim araçlarını elinden alıp onu ekonomik olarak tamamen hareketsiz bırakacak biçimde kurgulandığı ya da yukarıda anlatılan lehine mülkiyet geçirme yasağının dolanıldığı hâllerde gündeme gelir. Sözleşmenin yalnız belirli bir kaydı ahlaka veya emredici hükme aykırıysa, örneğin “borç ödenmezse makinelerin tamamı alıcıda kalır” hükmü, kural olarak yalnız o kayıt hükümsüz olur ve sözleşmenin geri kalanı ayakta kalır. Kesin hükümsüzlük süreye bağlı olmasa da, yıllarca sessiz kalınıp malın değeri arttığı anda ileri sürülen bir iddiaya karşı bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı kuralına (TMK m.2/2) dayanılacağı unutulmamalıdır.

Alıcı Makineleri, Stokları veya İşletmeyi Başkasına Sattıysa Ne Olur?

Satıcının en büyük riski, dava sürerken alıcının malları elden çıkarmasıdır. Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir; zilyetliği iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kişi, devredenin buna yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanımı korunduğu hâllerde malik olur (TMK m.763). Kanun bu korumayı şöyle düzenler: bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur (TMK m.988).

Değerinin altında satılan makinelerin durumu bu hükme uyar. Satıcı makineleri kendi iradesiyle teslim etmiştir; sonradan gabin, aldatma veya korkutma nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirse bile, alıcıdan iyiniyetle satın alan üçüncü kişinin edinimi kural olarak korunur. Çalınan, kaybolan veya iradesi dışında elden çıkan taşınırlar için öngörülen beş yıllık taşınır davası (TMK m.989) ise kanaatimizce burada uygulanmaz, çünkü makineler satıcının iradesiyle el değiştirmiştir. Bu durumda satıcının talebi ilk alıcıya karşı tazminata veya bedel farkına dönüşür. Satış aslında teminat amaçlı bir inançlı işlemse satıcının durumu daha da güçtür: alıcı malik olduğundan, üçüncü kişiye yaptığı devir inanç sözleşmesine aykırı olsa bile kural olarak geçerlidir ve satıcının iade talebi alıcıya karşı tazminata dönüşür.

Üçüncü kişinin iyiniyeti asıldır, ama durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK m.3). Makineleri aynı sektörden, satıcının durumunu bilerek, ilk alıcının ödediğinin de altında bir bedelle ya da ilk satıştan hemen sonra satın alan, ilk alıcının ortağı, yakını veya grup şirketi olan bir kişinin iyiniyet iddiası bu nedenle sorgulanabilir. Trafik siciline kayıtlı araçlarda satış ve devir noter aracılığıyla yapıldığından (KTK m.20/d), bu araçlarda ve tescilli iş makinelerinde satış zinciri ve sicil kayıtları ayrıca incelenmelidir; tescil ve devir kuralları iş makinesi tescili ve devri rehberimizde, haciz ve istihkak sorunları iş makinesinin haczi ve istihkak rehberimizde ele alınmıştır. İşletme bütün olarak yeniden devredilmişse aynı soru işletmeyi oluşturan her unsur için ayrıca sorulur.

İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz

Bu riskler, davadan önce ya da dava ile birlikte ihtiyati tedbir istenmesini zorunlu kılar. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakınca ya da ciddi bir zarar doğacağından endişe ediliyorsa uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir (HMK m.389/1). Talep eden, dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır (HMK m.390/3). Mahkeme, tedbire konu mal veya hakkın muhafaza altına alınmasına, bir yediemine teslimine ya da bir şeyin yapılmasına veya yapılmamasına karar verebilir (HMK m.391/1). Makineler bakımından bu, üçüncü kişilere devrin ve rehnin yasaklanması, makinelerin yerinden sökülüp taşınmasının önlenmesi ve gerekirse bir yediemine teslim edilmesi anlamına gelir.

Tedbir isteyen, haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararlara karşı teminat göstermek zorundadır; talebin resmî belgeye veya başka bir kesin delile dayanması ya da durum ve koşulların gerektirmesi hâlinde mahkeme gerekçesini açıkça belirterek teminatsız da karar verebilir (HMK m.392/1). Tedbir kararının uygulanması, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir; aksi hâlde süresinde dava açılmış olsa bile tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m.393/1). Dava açılmadan önce tedbir kararı alınmışsa, tedbirin uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas dava açılmalıdır; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m.397/1). Dava şartı arabuluculuğa tabi taleplerde bu iki haftalık süre, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez (6325 s.K. m.18/A-16). Tedbirin genel şartları ihtiyati tedbir rehberimizde, araç sicili için örnek bir talep aracın devrinin önlenmesi tedbir dilekçesinde, dava şartı arabuluculuk gereken hâllerde iki haftalık sürenin nasıl değerlendirileceği paylara ihtiyati tedbir rehberimizde yer alır.

Talep yalnızca bedel farkı veya tazminat gibi bir para alacağına yönelikse koruma aracı ihtiyati hacizdir. Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu için alacaklı, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile alacak ve haklarının ihtiyaten haczini isteyebilir; vadesi gelmemiş borçlarda ise ancak borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa ya da borçlu mallarını gizleme, kaçırma veya kaçma hazırlığı gibi hileli işlemler içindeyse ihtiyati haciz istenebilir (İİK m.257). Karar verildiği tarihten itibaren on gün içinde infazı istenmelidir (İİK m.261); haczin uygulanmasından, haciz borçlunun yokluğunda yapılmışsa haciz tutanağının tebliğinden itibaren yedi gün içinde takip talebinde bulunulmalı veya dava açılmalıdır (İİK m.264/1). Pratik bir dilekçe yapısı ihtiyati haciz talebi dilekçe örneğimizde bulunur.

Satıcı için koruma araçları

Ne istiyorsunuz?Uygun korumaDikkat edilecek şart ve süreDayanak
Makinelerin veya araçların üçüncü kişilere devrinin önlenmesiİhtiyati tedbir: devir ve rehin yasağı, sicil kaydına şerhYaklaşık ispat ve teminat; kararın bir hafta içinde uygulatılması; dava öncesi tedbirde uygulama talebinden itibaren iki hafta içinde davaHMK m.389-393, 397
Makinelerin sökülüp taşınmasının veya parçalanmasının önlenmesiİhtiyati tedbir: yapmama emri, muhafaza, yediemine teslimMakinelerin seri numaraları ve bulundukları adresle tek tek gösterilmesiHMK m.391/1
Makinelerin mevcut durumunun ve değerinin belgelenmesiDelil tespiti: keşif ve bilirkişi incelemesiDelilin kaybolma veya zorlaşma tehlikesiyle hukuki yararın gösterilmesiHMK m.400
Bedel farkı veya tazminat alacağının güvenceye alınmasıİhtiyati hacizKararın on gün içinde infazı; uygulamadan itibaren yedi gün içinde takip veya davaİİK m.257, 261, 264
İşletmenin bütün olarak yeniden devrinin önlenmesiİhtiyati tedbir; kararın ilgili sicillere bildirilmesiDevre konu unsurların ayrı ayrı gösterilmesiHMK m.389, 391

Makineler sökülmeden veya satılmadan tedbir talebini hazırlamak için, makine listenizi ve satış belgelerinizi yanınıza alarak Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

İşletmeyi Geri İsterken Kira, İşçiler ve Borçlar Ne Olur?

İşletmenin bütün olarak devri, satıcı ile alıcı arasındaki ilişkinin dışındaki kişileri de bağlar. İşletme geri istenirken ya da bedel farkı hesaplanırken şu kalemler mutlaka hesaba katılmalıdır.

Kira. Kiracılık hakkı, aksi kararlaştırılmamışsa işletme devir sözleşmesinin kapsamında sayılır (TTK m.11/3); ama kiraya verene karşı geçmesi ayrı bir şarta bağlıdır. Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça kira ilişkisini başkasına devredemez; kiraya veren işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz. Yazılı rızayla kira ilişkisini devralan kiracının yerine geçer ve devreden kiracı kiraya verene karşı borçlarından kurtulur; ancak işyeri kiralarında devreden kiracı, sözleşmenin bitimine kadar ve en çok iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olur (TBK m.323). İşletme satıcıya geri dönecekse kira ilişkisinin geri devri için de kiraya verenin yeniden yazılı rızası gerekebilir; kiraya veren bu arada yeni kiracıyla farklı koşullar kararlaştırmış olabilir. Ayrıntı için kira ilişkisinin devri yazımıza bakabilirsiniz.

İşçiler. İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devredildiğinde, devir tarihinde mevcut iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla birlikte devralana geçer; devralan, hizmet süresine bağlı haklarda işçinin devreden yanında işe başladığı tarihi esas alır. Devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ile devralan birlikte sorumludur, ancak devredenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yılla sınırlıdır. Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin devrinden dolayı feshedemez; ekonomik, teknolojik veya iş organizasyonu değişikliklerinden doğan fesih hakları ile haklı nedenle derhal fesih hakları saklıdır. İflas nedeniyle malvarlığının tasfiyesi sonucu yapılan devirlerde bu hükümler uygulanmaz (İş K. m.6). Kanaatimizce işletme satıcıya geri döndüğünde aynı hükümler bu kez ters yönde işler; hangi işverenin hangi dönemin borcundan sorumlu olacağı iade veya bedel farkı hesabında ayrıca gözetilmelidir. İşçiler açısından ayrıntı işyeri devri ve işçilik hakları rehberimizdedir.

Borçlar ve şirket organları. İşletme aktif ve pasifleriyle devredildiyse alıcı, devri bildirdiği veya ilan ettiği tarihten itibaren işletme borçlarından da sorumlu olur (TBK m.202); satıştan sonra alıcının ödediği eski borçlar iade hesabında alıcı lehine dikkate alınır. Satıcı bir anonim şirketse, önemli miktarda şirket varlığının genel kurul kararı alınmadan toptan satılması ayrı bir geçersizlik tartışması doğurur (TTK m.408/2-f); bu konu fabrikayı teminat diye devretme rehberimizde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

İşletmeyi geri isterken hesaba katılması gereken kalemler

KalemSatıştan sonra ne olmuş olabilir?İade veya bedel farkı talebindeki etkisiDayanak
Kira sözleşmesiKiraya verenin yazılı rızasıyla alıcıya devredilmiş, yeni koşullar kararlaştırılmışGeri dönüş için kiraya verenin yeniden rızası gerekebilir; kiracılık hakkının değeri bedel farkı hesabına girerTBK m.323; TTK m.11/3
İşçilerİş sözleşmeleri alıcıya geçmiş, yeni işçiler alınmışGeri dönüşte iş sözleşmelerinin akıbeti ve devir öncesi borçların paylaşımı hesaplanmalıdırİş K. m.6
Eski işletme borçlarıAlıcı bazı borçları ödemiş veya haciz dosyalarını kapatmışÖdenen tutarlar alıcının iade alacağına eklenir veya bedel farkından düşülürTBK m.202
MakinelerAlıcı makineleri satmış, rehnetmiş veya sökmüşİade yerine tazminat veya bedel farkı; iyiniyetli üçüncü kişi korunurTMK m.763, 988
StoklarSatılmış, işlenmiş veya tüketilmişAynen iade çoğu zaman imkânsızdır; bedel farkı talebi öne çıkarTBK m.28/1
Ticaret unvanı ve markaAlıcı adına tescil edilmiş veya kullanılmaya devam edilmişİade talebinde bu unsurların geri devri de istenmelidirTTK m.11/3

Dava Hangi Mahkemede Açılır, Arabuluculuk Zorunlu mu?

Ticari davalara, aksine bir hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi bakar (TTK m.5/1). Hangi davanın ticari dava olduğu TTK m.4/1’de belirlenir: her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, TTK’da öngörülen hususlardan ve maddede sayılan diğer hükümlerden doğan davalar ticari davadır. Bu sayımın (c) bendi, Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203. maddelerini de içerir.

Bu çerçevede üç durum ayırt edilmelidir. Ticari işletmenin bütün olarak devri TTK m.11’de düzenlendiğinden, bu devirden doğan gabin, irade bozukluğu veya inanç davası kanaatimizce tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari davadır. Makine, araç veya stok tek tek satılmışsa ve hem satıcı hem alıcı tacirse, işlem her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu sürece dava yine ticari davadır; tarafların tacir olması tek başına yetmez. Satıcı ya da alıcı tacir değilse ya da işlem taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili değilse, örneğin makinelerini tacir olmayan bir kişiye satan bir esnaf söz konusuysa, dava kural olarak asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir; ancak asliye ticaret mahkemesi bulunmayan bir yargı çevresinde görülen ticari davada bu kurala dayanılmamış olması görevsizlik kararını gerektirmez ve asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder (TTK m.5/3, 4). Görevsizlik kararı verilirse, kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi istenmezse dava açılmamış sayılır (HMK m.20). Gabinde bir yıllık sürenin dolmak üzere olduğu dosyalarda bu risk küçümsenmemelidir.

Arabuluculuk bakımından TTK m.5/A, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı sayar. Ticari dava niteliğindeki bir bedel farkı veya tazminat talebi bu nedenle önce arabulucuya götürülmelidir. Makinelerin veya işletmenin aynen iadesi istendiğinde talep bir miktar paraya ilişkin olmadığından kanaatimizce dava şartı değildir; ancak iade ile bedel farkı terditli olarak birlikte isteniyorsa, davanın usulden reddi riskini ortadan kaldırmak için önce arabulucuya başvurmak daha güvenli yoldur. Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (6325 s.K. m.18/A-15); bu kural gabindeki bir yıllık süre bakımından özellikle önemlidir. Esnaf işletmesinin devrinde TTK m.11 uygulanmaz; TBK m.202’den doğan davalar TTK m.4/1-c uyarınca ticari dava sayılsa da, esnafın gabin veya irade bozukluğuna dayanan davasının hangi mahkemede görüleceği tartışmaya açıktır ve görevsizlik kararı verilirse HMK m.20’deki iki haftalık süre gözetilmelidir. Sözleşmede tahkim şartı varsa uyuşmazlık kural olarak hakem önüne gider. Görev, yetki ve tahkimin ayrıntısı gabin davasında görevli mahkeme rehberimizde, ticari arabuluculuğun işleyişi ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yazımızda anlatılmıştır.

Duruma göre görevli mahkeme ve arabuluculuk

DurumGörevli mahkemeArabuluculuk
Ticari işletmenin bütün olarak devri; taraflar tacir olsun olmasınKanaatimizce asliye ticaret mahkemesi (TTK m.4/1-a, m.5/1)Bedel farkı veya tazminat isteniyorsa dava şartı (TTK m.5/A); yalnız iade isteniyorsa kanaatimizce değil
Makine, araç veya stok satışı; iki taraf da tacir ve işlem iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliAsliye ticaret mahkemesi (TTK m.4/1, m.5/1)Para talebinde dava şartı (TTK m.5/A)
Makine, araç veya stok satışı; taraflardan biri tacir değil veya işlem bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili değilAsliye hukuk mahkemesiTicari dava olmadığından TTK m.5/A uygulanmaz
Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerAsliye hukuk mahkemesi davaya bakar (TTK m.5/4)Davanın ticari niteliği değişmez; para talebinde TTK m.5/A uygulanır
Sözleşmede tahkim şartıHakem veya hakem heyetiTarafların kararlaştırdığı usul

Süreler: Hangi Hak Ne Zaman Kaybolur?

Değerinin altında yapılan satışlarda hak kayıplarının çoğu esastan değil süreden doğar. Aşağıdaki tablo başlıca süreleri bir arada gösterir.

Başlıca süreler

YolSüreNe zaman başlar?Dayanak
Gabin (zor durum)Bir yıl; her hâlde beş yılZor durumun ortadan kalktığı tarih; beş yıl sözleşmenin kurulduğu tarihtenTBK m.28/2
Gabin (düşüncesizlik veya deneyimsizlik)Bir yıl; her hâlde beş yılDüşüncesizlik veya deneyimsizliğin öğrenildiği tarihTBK m.28/2
Aldatma ve yanılmaBir yılAldatmanın veya yanılmanın öğrenildiği tarihTBK m.39/1
KorkutmaBir yılKorkutmanın etkisinin ortadan kalktığı tarihTBK m.39/1
Ahlaka veya emredici hükme aykırılıkKesin hükümsüzlük; süreye bağlı değilHakkın kötüye kullanılması savunmasına açıkTBK m.27; TMK m.2/2
İnanç sözleşmesine dayalı iadeOn yıllık genel zamanaşımıBaşlangıcı tartışmalıdırTBK m.146
İhtiyati tedbir kararının uygulatılmasıBir haftaKararın tefhimi veya tebliğiHMK m.393/1
Dava öncesi ihtiyati tedbirİki hafta içinde esas davaTedbirin uygulanmasının talep edildiği tarihHMK m.397/1
İhtiyati hacizOn gün içinde infaz; yedi gün içinde takip veya davaKarar tarihi; haczin uygulanmasıİİK m.261, 264
Görevsizlik kararından sonraİki hafta içinde dosyanın gönderilmesi talebiKararın kesinleşmesi; kanun yoluna başvurulmuşsa başvurunun reddi kararının tebliğiHMK m.20
Bilirkişi raporuna itirazİki haftaRaporun tebliğiHMK m.281
Dava şartı arabuluculukBu sürede hak düşürücü süre ile dava öncesi tedbir ve ihtiyati hacizdeki dava açma süreleri işlemezBaşvurudan son tutanağa kadar6325 s.K. m.18/A-15, 16

Gabindeki süreler hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. TBK m.28, sözleşmeyle bağlı olmama seçeneğinde bunun diğer tarafa bildirilmesini açıkça ister; kanaatimizce oransızlığın giderilmesi istenecekse de bu talebin süre içinde alıcıya açıkça bildirilmesi ve gerekiyorsa arabuluculuk veya dava yoluyla ileri sürülmesi gerekir. Bildirimin noter aracılığıyla yapılması ispat bakımından en güvenli yoldur. Tacirler arasında temerrüde düşürme, sözleşmeyi feshetme veya sözleşmeden dönme amacıyla yapılacak ihbar ve ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılır (TTK m.18/3); gabin bildirimi bu sayımda açıkça yer almasa da taraflar tacirse bu yollardan birinin kullanılması ihtiyatlı olur.

Delil Tablosu: Hangi Belgeler Hemen Toplanmalı?

Gabin, inanç ve irade bozukluğu davalarında sonuç çoğu zaman belgelerle belirlenir. Ticari işletmelerin avantajı bireylere göre çok daha fazla kayıt üretmeleridir; dezavantajı ise bu kayıtların satıştan sonra alıcının eline geçmiş ya da farklı yerlerde dağınık kalmış olmasıdır. Aşağıdaki belgeler satıştan hemen sonra, en geç bildirim gönderilmeden önce toplanmalıdır.

Delil tablosu

BelgeNeyi ispatlar?Nereden alınır?
Satış tarihine yakın ekspertiz veya değerleme raporuSatış tarihindeki rayiç değer ve açık oransızlıkBağımsız eksper, sigorta şirketi, bankanın kredi için yaptırdığı değerleme
Makinelerin alış faturaları, ithalat belgeleri ve teknik kataloglarMakinenin modeli, yılı, kapasitesi ve yeni değeriİşletme arşivi, makineyi satan firma, gümrük müşaviri
Demirbaş listesi, amortisman tabloları, bilanço ve mizanVarlıkların kayıtlı değeri, stok miktarı ve satıştan önceki mali durumMali müşavir, elektronik defter kayıtları
Stok sayım tutanakları, depo kayıtları ve sevk irsaliyeleriSatılan stoğun miktarı ve niteliğiDepo sorumlusu, stok programı
Banka yazışmaları, kredi limit iptalleri, hesap kat ihtarlarıZor durumun varlığı ve derecesiBankalar, işletmenin e-postaları
Haciz tutanakları, ödeme emirleri ve icra dosyalarıZor durum ve alıcının bunu bilip bilmediğiİcra daireleri, UYAP kayıtları
Karşılıksız çek, protestolu senet, vergi ve sigorta prim borcu kayıtlarıNakit sıkışıklığının belgesel kanıtıBankalar, vergi dairesi, SGK
Alıcıyla e-posta ve mesaj yazışmaları, teklif mektuplarıPazarlık süreci, baskı, sömürme kastı, geri alım vaadiTelefonlar, e-posta hesapları; gerekirse delil tespiti
Satış faturaları, noter satış sözleşmeleri, işletme devir sözleşmesiBedel, tarih ve satılan unsurlarİşletme arşivi, noterlik
Protokoller, senetler, ödeme planları, “kira” sözleşmeleriİşlemin teminat amacı; yazılı delil veya delil başlangıcıİşletme arşivi, taraflardaki nüshalar
Banka dekontlarıGerçekte ödenen bedel ve “kira” adı altındaki ödemelerin düzeniBankalar
Sigorta poliçeleriSigorta değeri ve malların kimin adına sigortalandığıSigorta şirketi, acente
Alıcının makineleri sonradan sattığını gösteren ilan ve belgelerSatış tarihindeki değer ve alıcının amacıİnternet ilanları, ticaret sicil kayıtları, tanıklar
Ticaret sicil kayıtları ve gazete ilanlarıDevrin tescil ve ilan tarihiTicaret sicil müdürlüğü
Kira sözleşmesi, kiraya verenin rıza yazısı, SGK işe giriş ve çıkış bildirgeleriKira ilişkisinin ve işçilerin akıbetiKiraya veren, SGK kayıtları

Ticari defterlerin delil olarak kullanılabilmesi için usulüne uygun tutulmuş olmaları gerekir. Alıcıyla yazışmaların bulunduğu telefonlar ve bilgisayarlar korunmalı, mesajlar silinmemelidir; kaybolma tehlikesi varsa delil tespiti istenebilir (HMK m.400). Delil tespiti ve uzman görüşünün ayrıntısı delil tespiti rehberimizdedir.

Alıcının Başlıca Savunmaları ve Bunlara Cevap

Satıcının iddialarına karşı alıcı genellikle aynı savunmalara başvurur. Davaya hazırlanırken her birine karşı neyin söyleneceği baştan düşünülmelidir; sözleşmeyi savunan taraf için cevap dilekçesinin yapısı gabin davasına cevap dilekçesi örneğimizde gösterilmiştir.

Alıcının savunmaları ve cevapları

Alıcının savunmasıCevapDayanak
“Tacirsin, basiretli davranmalıydın; gabin iddia edemezsin.”Kanun tacirin gabin iddiasını kapatmamıştır; TTK m.22’nin sayımında TBK m.28 yoktur. Basiretli tacir ölçütü deneyimsizlik iddiasını zayıflatır, zor durum iddiasını değil.TTK m.18/2, m.22; TBK m.28
“Makineler eskiydi, piyasa durgundu; bedel o günün fiyatıydı.”Değer, sözleşmenin kurulduğu tarihteki rayiç değere göre ve emsal araştırması yapan bir bilirkişi raporuyla belirlenir; alıcının kısa süre sonra aynı makineleri çok daha yüksek bedelle satması bu savunmayı zayıflatır.YHGK E.2024/1-399, K.2025/643
“Hacizler vardı, riski ben üstlendim.”Kanaatimizce yükler değeri ancak üstlenilen yük ölçüsünde düşürür; alıcı hacizleri kendisi kapatmışsa ödediği tutar zaten bedelin parçasıdır.TBK m.28/1
“Satıcının zor durumunu bilmiyordum.”Aynı sektörde faaliyet, haciz dosyalarından haberdar olunduğunu gösteren yazışmalar ve satıcıya tanınan sürenin darlığı bu bilgiyi ortaya koyar; bu olgular tanıkla da ispat edilebilir.TBK m.28/1; HMK m.203/1-ç
“Belgede bedeli serbest iradeyle kabul ettiğini yazdın.”İrade bozukluğu ve aşırı yararlanma iddiaları senetle ispat zorunluluğunun istisnasıdır.HMK m.203/1-ç
“Geri alım konuşması bağlayıcı değildi; yazılı bir şey yok.”İnanç sözleşmesi yazılı delille ispatlanır; alıcının imzasını taşıyan bir protokol, “kira” sözleşmesindeki iade kaydı veya alıcıdan çıkmış bir mesaj yazılı delil ya da delil başlangıcı olabilir.05.02.1947 tarihli İBK; HMK m.202
“Süre doldu; sözleşmede ödemezsen makineler bende kalır yazıyordu.”Borç ödenmeyince rehinli taşınırın alacaklıya geçeceğine ilişkin kayıt geçersizdir; kanaatimizce teminat amaçlı devirde de bu kayda dayanılamaz.TMK m.949; TBK m.27
“Bir yıllık süre geçti.”Süre satış tarihinden değil zor durumun ortadan kalktığı tarihten başlar; arabuluculukta geçen sürede hak düşürücü süre işlemez.TBK m.28/2; 6325 s.K. m.18/A-15
“Makineleri iyiniyetle satın alan üçüncü kişiye bir şey yapamazsın.”Kendisinden beklenen özeni göstermeyen üçüncü kişi iyiniyet iddiasında bulunamaz; üçüncü kişi korunuyorsa talep ilk alıcıya karşı tazminata dönüşür.TMK m.3, 988

Henüz Satmadıysanız: Değerinin Altında Satmadan Önce Bakılacak Yollar

Bu rehberi satış masasına oturmadan önce okuyorsanız, kelepir satışın tek çıkış yolu olmadığını hatırlamak gerekir. Makine, araç ve stoklar teslim edilmeden 6750 sayılı Kanun’a göre rehnedilebilir; böylece işletme üretime devam ederken finansman sağlayabilir ve alacaklının malı kendine mal etmesi Kanun’daki denetimli usule bağlı kalır. İş makineleri ve üretim ekipmanı için finansal kiralama (leasing) da bir seçenektir. Satış kaçınılmazsa, satıştan önce bağımsız bir değerleme yaptırmak, birden fazla teklif almak ve pazarlık yazışmalarını saklamak hem ileride ileri sürülecek bir gabin iddiasının ispatını kolaylaştırır hem de satışın alacaklılar tarafından mal kaçırma olarak nitelendirilmesi riskini azaltır. “Geri alım” konuşuluyorsa bu taahhüdün yazılı olarak ve alıcının imzasıyla alınması, inanç ilişkisinin ispatını mümkün kılar. Borçlar işletmenin tamamını tehdit ediyorsa konkordato gibi toplu çözümler de varlıkların tek tek elden çıkarılmasından önce değerlendirilmelidir; borca batıklık hâlinde yönetim organının yükümlülükleri şirketim borca batık rehberimizde anlatılmıştır.

Yol Haritası: Bugünden Davaya Adım Adım

Değerinin altında satılan işletme ve makineler için adım adım

AdımNe yapılır?Neden önemli?
1. Süre hesabıSatış tarihini, zor durumun ortadan kalktığı tarihi ve aldatmanın öğrenildiği tarihi yazılı olarak belirleyinBir yıllık süreler kısadır ve hak düşürücüdür
2. Nitelendirmeİşlemin gerçek satış mı, teminat amaçlı devir mi olduğunu ve işletmenin bütün olarak mı, varlıkların tek tek mi satıldığını belgelerle belirleyinHangi davanın açılacağını, ispat kuralını ve görevli mahkemeyi belirler
3. Malların yerinin tespitiMakinelerin, araçların ve stokların bugün nerede ve kimde olduğunu seri numaraları ve plakalarıyla listeleyinTedbir talebi somut ve uygulanabilir olmalıdır
4. Delil ve değerBelgeleri toplayın, satış tarihine göre bağımsız değerleme yaptırın, gerekiyorsa delil tespiti isteyinAçık oransızlık bilirkişiyle ispatlanır
5. KorumaMakineler için ihtiyati tedbir, para alacağı için ihtiyati haciz isteyinÜçüncü kişiye satış iadeyi tazminata dönüştürür
6. BildirimSeçtiğiniz talebi (iade veya bedel farkı) noter aracılığıyla alıcıya bildirinTBK m.28 ve m.39 süre içinde bildirim ister
7. ArabuluculukTicari davada para talebi varsa arabulucuya başvurun ve son tutanağı alınDava şartıdır; bu sürede hak düşürücü süre işlemez
8. DavaTerditli talepleri doğru mahkemede açın; dava öncesi tedbir alındıysa iki haftalık süreye dikkat edinGörev hatası ve süre kaçırma davayı düşürebilir
9. Bilirkişi aşamasıDeğerleme tarihi ve yöntemine ilişkin soruları mahkemeye önerin; rapora iki hafta içinde itiraz edinRapor çoğu zaman davanın sonucunu belirler
10. İade hesabıGeri vereceğiniz bedeli, alıcının ödediği borçları, kira ve işçi sonuçlarını hesaplayınKazanılan bir dava yeni bir nakit sorunu yaratmamalıdır

Birden fazla dayanağın birlikte ileri sürüleceği şirket davalarında kademeli bir dilekçe yapısı şirketler için kademeli dava dilekçesi örneğimizde bulunur. Bu adımları kendi dosyanıza göre sıralamak, sürelerinizi hesaplamak ve tedbir ile dava stratejisini belirlemek için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

İşletmemi zor durumda değerinin altında sattım, geri alabilir miyim?

Ucuz satış tek başına yetmez. Satış sırasında karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve alıcı zor durumunuzdan bilerek yararlandıysa, zor durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl, her hâlde sözleşmeden itibaren beş yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığınızı bildirip işletmenin iadesini ya da sözleşmeyi ayakta tutup bedel farkını isteyebilirsiniz (TBK m.28). Satışta aldatma veya korkutma varsa TBK m.36-39’a, satış aslında borç için teminat amacıyla yapıldıysa inanç sözleşmesine de dayanılabilir.

Şirketim tacir; gabin iddia edebilir miyim?

Edebilirsiniz. TTK m.22 tacirin indirim isteyemeyeceği hâlleri sayar ve TBK m.28 bunların arasında değildir. Ancak her tacirin basiretli bir iş adamı gibi davranması gerektiğinden (TTK m.18/2), uygulamada tacirin deneyimsizlik veya düşüncesizlik iddiası kural olarak kabul görmez; zor durumundan yararlanıldığı iddiası ise incelenir.

Makinelerimi “borcu ödeyince geri alırsın” sözüyle sattım; bu satış mı, teminat mı?

Taraflar mülkiyetin borç ödenince geri devredilmek üzere geçmesini istemişse işlem teminat amaçlı bir inançlı işlemdir; alıcı malik olur ama iade borcu altındadır. Bunun ispatı 05.02.1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kural olarak yazılı delille yapılır; alıcıdan çıkmış ve iddiayı muhtemel gösteren bir belge delil başlangıcı sayılırsa tanık da dinlenebilir (HMK m.202).

Sözleşmede “süresinde ödemezsen makineler bende kalır” yazıyor; hakkımı kaybettim mi?

Kanaatimizce kendiliğinden kaybetmiş sayılmazsınız. Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersizdir (TMK m.949). İşlemin gerçek amacı teminatsa böyle bir kaydın aynı yasağı dolanmak için kullanıldığı ileri sürülebilir. Gerçek borcu hesaplayıp ödemeye hazır olduğunuzu bildirerek iadeyi istemeniz gerekir.

Açık oransızlık için fiyatın yarıdan düşük olması mı gerekir?

Hayır. Kanun bir oran belirlemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu oransızlığın aşikâr olmasını, işten anlayan herkesin fark edeceği düzeyde bulunmasını ve değerin sözleşmenin kurulduğu tarihteki rayiç değere göre, emsal araştırması yapan bir bilirkişi raporuyla belirlenmesini ister.

Makinelerin değeri hangi tarihe göre belirlenir?

Satış sözleşmesinin kurulduğu tarihe göre. Bugünkü değeri bulup endeksle geriye indirgemek yeterli değildir; Hukuk Genel Kurulu bu yöntemle hazırlanmış raporları yetersiz bulmuş ve rayiç değerin emsal araştırmasıyla belirlenmesini istemiştir (E.2024/1-399, K.2025/643).

Satıştan sonra makine fiyatları çok arttı; bu gabin sayılır mı?

Tek başına sayılmaz. Gabin sözleşmenin kurulduğu andaki dengesizliği konu alır. Satıştan sonraki genel fiyat artışı oransızlık yaratmaz; ancak alıcının kısa süre sonra aynı makineleri çok daha yüksek bedelle satması, satış tarihindeki değerin de yüksek olduğunu gösteren bir emsal olarak kullanılabilir.

Alıcı makineleri başka birine sattı; geri alabilir miyim?

Makineleri kendi iradenizle teslim ettiğiniz için, alıcıdan iyiniyetle satın alan üçüncü kişinin edinimi kural olarak korunur (TMK m.988). Durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişi iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK m.3/2). Üçüncü kişi korunuyorsa talebiniz ilk alıcıya karşı tazminata veya bedel farkına dönüşür.

Dava açmadan makinelerin satılmasını önleyebilir miyim?

Evet. Hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı endişesi varsa dava öncesinde ihtiyati tedbir istenebilir (HMK m.389). Kural olarak teminat gösterilir; kararın uygulanması bir hafta içinde istenmeli, dava öncesi tedbirde de uygulamanın talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas dava açılmalıdır; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m.392, 393, 397).

İşletme devri İİK m.44’e göre ilan edilmedi; devir geçersiz mi?

Hayır. İİK m.44 bugün ticareti terk eden tacirin ticaret siciline bildirim ve mal beyanı yükümlülüğünü düzenler. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu yükümlülüklere uyulmamasının işletme devrini sakatlamadığını, hükmün yalnız cezai yaptırımı olduğunu belirtmiştir. İşletme devrinin şekli ise TTK m.11/3’e göre yazılı sözleşme ile ticaret siciline tescil ve ilandır.

İşletmeyi devralan eski borçlarımdan sorumlu olur mu?

İşletme aktif ve pasifleriyle birlikte devredildiyse olur. Devralan, devri alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmelerde Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan ettiği tarihten itibaren işletme borçlarından sorumludur; siz de iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu kalırsınız ve bildirim veya ilan yapılmadıkça bu süre işlemeye başlamaz (TBK m.202).

İşletmeyi satınca işçilerim ne olur?

İşyeri devredildiğinde devir tarihindeki iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla devralana geçer. Devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan birlikte sorumludur; devredenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yılla sınırlıdır. İflas nedeniyle yapılan tasfiye devirlerinde bu hükümler uygulanmaz (İş K. m.6).

İşletmeyi devredince kira sözleşmesi de alıcıya geçer mi?

Kiracılık hakkı aksi kararlaştırılmamışsa işletme devir sözleşmesinin kapsamında sayılır (TTK m.11/3), ancak kiraya verene karşı geçmesi onun yazılı rızasına bağlıdır. Rızayla devredilen işyeri kirasında devreden kiracı sözleşmenin bitimine kadar ve en çok iki yıl devralanla birlikte sorumlu kalır (TBK m.323).

Dava hangi mahkemede açılır?

İşletmenin bütün olarak devrinden doğan dava, işletme devri TTK’da düzenlendiğinden kanaatimizce asliye ticaret mahkemesinde açılır. Makine veya stok tek tek satılmışsa dava ancak işlem her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse ticari davadır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür; aksi hâlde asliye hukuk mahkemesi görevlidir (TTK m.4/1, m.5).

Arabulucuya gitmem zorunlu mu?

Ticari dava niteliğindeki bedel farkı veya tazminat talebinde arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m.5/A). Yalnız makinelerin veya işletmenin iadesi isteniyorsa talep para alacağı olmadığından kanaatimizce dava şartı değildir; iade ve bedel farkı birlikte isteniyorsa önce arabulucuya başvurmak daha güvenlidir. Arabuluculuk sürecinde hak düşürücü süre işlemez (6325 s.K. m.18/A-15).

Alıcı “haciz yaptırırım” diyerek beni satışa zorladı; bu korkutma mı?

Bir hakkın kullanılacağı korkusu, ancak bunu ileri süren kişi sizin zor durumunuzdan aşırı bir menfaat sağlamışsa korkutma sayılır (TBK m.38/2). Alacaklı bu baskıyla alacağının çok üstünde değerdeki makineleri veya işletmeyi elde ettiyse korkutma ve gabin birlikte ileri sürülmelidir. Süre, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıldır (TBK m.39).

Satış iptal edilirse aldığım parayı geri vermem gerekir mi?

Evet. Sözleşmeyle bağlı olmadığını bildiren satıcı aldığı bedeli de geri vermekle yükümlüdür; alıcının sizin adınıza ödediği haciz ve banka borçları da bu hesaba girer. Geri ödeme imkânınız yoksa sözleşmeyi ayakta tutup bedel farkını istemek daha uygun olabilir.

Değerinin altındaki satışı alacaklılarım da iptal ettirebilir mi?

Ettirebilir. Gerçek değerine göre pek aşağı bir fiyatla yapılan satışlar aksi ispatlanmadıkça bağışlama sayılır ve güncel metne göre aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlenmesinden ya da iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde yapılmışsa iptale tabidir (İİK m.278). Ticari işletmenin veya ticari emtianın tamamını ya da önemli bir kısmını devralanın borçlunun zarar verme kastını bildiği de kanunen kabul edilir; bu karine ancak kanunda gösterilen bildirim veya ilanla çürütülebilir (İİK m.280). Bu dava ise malı size değil, alacaklıya o mal üzerinde cebri icra imkânı verir.

İlgili Rehberler

Gabin ve zor durumda yapılan ucuz devirlerle ilgili bütün yazılarımız tek sayfada: Gabin (Aşırı Yararlanma) Rehberi.

Kaynakça

Mevzuat (güncel metinler, 3 Kasım 2026 itibarıyla)

Kararlar

  • Yargıtay HGK, 22.10.2025, E.2024/1-399, K.2025/643
  • Yargıtay HGK, 28.05.2025, E.2023/906, K.2025/361
  • Yargıtay HGK, 15.03.2023, E.2021/1-483, K.2023/218
  • Yargıtay 1. HD, 15.05.2025, E.2025/780, K.2025/2578
  • Yargıtay 1. HD, 21.04.2025, E.2023/6254, K.2025/2102
  • Yargıtay 11. HD, 23.02.2022, E.2020/2142, K.2022/1208
  • Yargıtay 8. HD, 30.06.2020, E.2020/1587, K.2020/4181
  • Yargıtay 17. HD, 17.03.2011, E.2010/1721, K.2011/2046
  • Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 05.02.1947, 20/6

Veri

  • Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi, 2026 Ocak-Eylül karşılıksız çek verileri (Alomaliye, 16.10.2026)

Yazar: Av. Fatma Öztürk, Hukukçular Evi Ankara

Büro: Varlık Mahallesi Gaziosmanpaşa Caddesi No: 22, Yenimahalle/Ankara · Telefon: 0554 648 37 15

Son güncelleme: 3 Kasım 2026. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlıkta sonuç, sözleşmenin, işletme kayıtlarının ve delillerin incelenmesine bağlıdır.

Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Post by Av. Fatma Öztürk