03 Kasım 2026

Şirket Kredisine Kefil Olan Ortak, Yönetici ve Akrabanın Hakları 2026: Eş Rızası İstisnası, “Müşterek Borçlu Müteselsil Kefil” Kaydı, Ev ve Maaş Haczi, Konkordato ve Rücu — TBK 583, 584/3, 586, 589, 596, 598; TTK 7/2; İİK 62, 82, 83, 303

Şirketin banka kredisine ortak, yönetici veya yakın olarak kefil olduysanız, banka şirket ödemediğinde size doğrudan takip başlatabilir; ama bu sorumluluk sınırsız değildir ve şirketteki konumunuz hangi savunmaların işleyeceğini belirler. Önce kefaletnameye ve genel kredi sözleşmesine bakılır: azami miktar ve kefalet tarihi sizin el yazınızla yazılmamışsa kefalet kural olarak geçersizdir (TBK m.583); “müteselsil” ibaresinin el yazınızla yazılmamış olması ise ticari kredide sizi tek başına adi kefil yapmayabilir (TTK m.7/2). Ortağın veya yöneticinin şirketle ilgili kefaletinde eşin rızası aranmaz; şirkette ortaklık veya yöneticilik sıfatı olmayan evli bir yakın (ortağın eşi, kardeşi ya da babası gibi) kefil olduysa aranır (TBK m.584). Sorumluluğunuz her durumda yazdığınız azami miktarla sınırlıdır (TBK m.589). Ödeme emrine yedi gün içinde itiraz edilir (İİK m.62); takip kambiyo senedine dayanıyorsa süre beş gündür (İİK m.168). Haline münasip eviniz haczedilemez, maaşınızın ancak bir kısmı haczedilebilir (İİK m.82, 83). Şirketin konkordatosu kefili kural olarak kurtarmaz (İİK m.303); ödeyen kefil şirkete ve diğer kefillere rücu eder (TBK m.587, 596).

Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Bu rehber, ticari bir krediye şahsi kefil olan ortak, yönetici, ortağın eşi veya akrabası için yazılmıştır. Kefaletnamenin geçerlilik kontrolü (TBK m.583, 584, 603), genel kredi sözleşmesindeki “müşterek borçlu müteselsil kefil” kaydı ve TTK m.7, bankanın size ne zaman ve ne kadar başvurabileceği (TBK m.585, 586, 589, 594), ödeme emrine itiraz ve menfi tespit (İİK m.62, 67, 68/b, 72, 168-170), ev ve maaş haczinin sınırları (İİK m.16, 82, 83, 83/a), şirket konkordato isterse veya iflas ederse kefilin durumu (İİK m.195, 294, 303; TBK m.590), ödeyen kefilin rücuu (TBK m.587, 596, 597) ve kefaletten kurtulma yolları (TBK m.598-601) Yargıtay kararlarıyla anlatılır. Sonda kefil, şirket ve banka arasındaki adımları gösteren bir yol haritası vardır.

Küçük ve orta ölçekli şirketlerin kredilerinde bankalar neredeyse her zaman bir kişisel güvence ister. Bu imzayı çoğu zaman şirketin ortağı ya da müdürü atar; bazen de ortağın eşi, kardeşi, babası veya güvenilen bir çalışan. İmza atıldığı gün kimse şirketin ödeme güçlüğüne düşeceğini düşünmez. Sonra şirket taksitleri aksatır, banka hesabı kat eder ve bir gün kefilin adına ödeme emri gelir. Ardından maaşa haciz yazısı, tapuya haciz şerhi gelir. Kefil, kendisinin değil şirketin borcu yüzünden kişisel malvarlığının tehdit altında olduğunu görür.

Bu noktada en sık yapılan hata, kefaletin varlığını ve kapsamını hiç sorgulamadan bankayla pazarlığa oturmak ya da tam tersine hiçbir şey yapmadan süreleri kaçırmaktır. Oysa ticari kredi kefaletinde kefilin elinde, hem kefaletin geçerliliğine hem kapsamına hem de takip usulüne ilişkin birçok savunma vardır. Bunların bir kısmı kendiliğinden işlemez; kefil tarafından süresinde ileri sürülmezse kaybolur. Aşağıda bu savunmaları, bankanın tipik itirazlarıyla birlikte, sırasıyla ele alıyoruz.

Kefaletin genel kuralları için kefil sorumluluğu ve kefaletin sona ermesi rehberimize, herhangi bir borç için kefile takip geldiğinde izlenecek genel yol için kefil oldum, bana takip geldi yazımıza bakabilirsiniz. Bu sayfa o genel çerçeveyi tek bir duruma uygular: bir şirketin banka kredisine gerçek kişi olarak kefil olmak. Fon kilidi nedeniyle şirket kredisinin ödenemediği dosyalarda bankanın ve şirketin konumu ise şirketimin parası fonda kilitli, banka kredisini ödeyemiyorum yazımızda anlatıldı.

Ticari Kredide Şahsi Kefil Kimdir, Sorumluluğu Nereden Doğar?

TBK m.581 bakımından kefalet, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Ticari kredide alacaklı banka, asıl borçlu şirket, kefil ise sizsiniz. Kefalet asıl borca bağlıdır: asıl borç hangi sebeple olursa olsun sona erince kefil de borcundan kurtulur (TBK m.598/1). Bu bağlılık, kefilin savunmalarının da temelidir; kefil, asıl borçlu şirkete ait ve ödeme güçsüzlüğünden doğmayan def’ileri bankaya karşı ileri sürme hakkına sahiptir ve bunları ileri sürmekle de yükümlüdür (TBK m.591). Şirket bir def’iden vazgeçmiş olsa bile kefil o def’iyi ileri sürebilir.

Anonim ve limited şirkette ortak, kural olarak şirketin borçlarından şirket alacaklılarına karşı şahsen sorumlu değildir. Bankanın ortağın veya yöneticinin evine, maaşına ulaşabilmesinin sebebi ortaklık ya da müdürlük değil, ayrıca atılmış kefalet imzasıdır. Bu ayrım önemlidir: şirket iflas etse bile kefil olmayan bir ortağa banka kredisi için kural olarak başvurulamaz; kefil olan ortağa ise başvurulur. Şirket alacaklılarının yöneticiye ve ortağa hangi başka yollarla gidebileceğini şirket iflas etti, yöneticiden veya ortaktan alacak alınır mı yazımızda ele aldık.

Bankalar ticari kredilerde çoğu zaman tek tek kredi sözleşmesi değil, bir genel kredi sözleşmesi imzalatır. Bu bir çerçeve sözleşmedir; şirket bu çerçeve içinde zaman içinde farklı krediler, kredili hesaplar, teminat mektupları ve kredi kartları kullanır. Kefil de çoğu zaman bu çerçeve sözleşmenin sonundaki kefalet bölümünü imzalar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, genel kredi sözleşmesinin çerçeve niteliği nedeniyle kredi borcunun bir dönem sıfırlanmasının kefaleti sona erdirmediğini, kefilin imzasının bulunduğu limit dâhilinde sorumlu olmaya devam ettiğini kabul etmiştir (11. HD, 09.01.2024, E.2022/4092, K.2024/95). Yani “o krediyi kapatmıştık, kefaletim bitti” düşüncesi, çerçeve sözleşmede tek başına doğru değildir.

Kefilin şirketle ilişkisi, hangi savunmaların öne çıkacağını belirler. Aşağıdaki tablo bu farkı özetler.

Kefilin konumuna göre öne çıkan konular

Kefil kim?Eşin rızasıÖne çıkan savunmalarDikkat
Şirket ortağı veya yöneticisiŞirketle ilgili kefalette aranmaz (TBK m.584/3)El yazısı şartı, azami miktarın aşılması, imzalanmayan limit artışları, ihtar yokluğu, on yıllık süreŞekil eksikliğine dayanmayı dürüstlük kuralına aykırı bulan bir direnme kararını Hukuk Genel Kurulu yerinde bulmuş, esas incelemeyi Özel Daireye bırakmıştır; aşağıda anlatılıyor
Ortağın veya yöneticinin eşi (kendisi ortak ya da yönetici değil)Aranır; istisna kendisine uygulanmazEş rızası yokluğu, el yazısı şartı, azami miktarRıza, sözleşmeden önce veya en geç imza anında verilmiş olmalıdır
Akraba, arkadaş veya çalışanKefil evliyse aranırEş rızası, el yazısı, azami miktar, kefaletten sonra doğan borçla sınırlılıkKrediyi kullanan veya şirketi yöneten kişi olmadığından, şekil eksikliğine dayanmanın dürüstlük kuralına aykırı olduğu itirazı zayıflar
Şirketten ayrılmış eski ortak veya müdürKefalet tarihindeki sıfata göre değerlendirilirSüresiz kefalette TBK m.601 istemi, gelecekte doğacak borç için TBK m.599 dönme, on yılOrtaklıktan ayrılmak kanunda sayılan bir sona erme sebebi değildir; kefalet kendiliğinden bitmez

Bankanın Kefaletnamesi Geçerli mi? Genel Kredi Sözleşmesinde Şekil Şartları (TBK m.583)

TBK m.583/1 bakımından kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Aynı fıkra daha ağır bir şart ekler: kefil, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmelidir. Banka formunda bu bilgilerin matbu olarak basılmış olması ya da başka biri tarafından doldurulması yetmez.

Aynı madde, kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesini ve kefil olma vaadini de aynı şekle bağlar. Vekâletname ile kefil yapılmışsanız, vekâletnamenin de bu şartları taşıması gerekir. Maddenin son fıkrası ise uygulamada çok önemlidir: kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz. Bankanın şirketle anlaşarak kredi limitini yükseltmesi, sizin el yazınızla ve imzanızla yapılmış yeni bir beyan yoksa, sizin sorumluluğunuzu artırmaz.

TBK m.583/1 (Kefalet sözleşmesinin şekli). “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.”

Bu şekil kuralı bir ispat şekli değil, geçerlilik şeklidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir bankanın genel kredi sözleşmesine dayanarak kefile karşı açtığı itirazın iptali davasında bunu açıkça vurgulamıştır: kefalet tarihi, azami miktar ve müteselsil kefil ibaresi kefilin el yazısıyla yazılmalıdır ve hâkim TBK m.583/1’deki şartları kendiliğinden gözetir (YHGK, 03.05.2023, E.2022/277, K.2023/408). Aynı kararda Kurul önemli bir sınır da koymuştur: bu hüküm emredicidir, ancak kamu düzenine ilişkin değildir. Olayda kefil ilk derece kararına karşı istinaf yoluna gitmemişti; yalnız bankanın istinafı üzerine bölge adliye mahkemesi kefalet tarihinin yazılı olmadığı gerekçesiyle davayı tümden reddetmişti. Kurul, bunun aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olduğuna karar verdi.

Bu kararın kefil için pratik dersi açıktır: şekil eksikliğine mahkemenin kendiliğinden bakacağına güvenmeyin. Eksikliği ödeme emrine itirazda, cevap dilekçesinde ve gerekiyorsa kanun yolunda kendiniz ileri sürün. Kefil aleyhine verilen bir karara karşı kanun yoluna gitmezseniz, bankanın kanun yoluna başvurusu sizin lehinize sonuç doğurmayabilir.

Şekil eksikliğinin sonradan “onaylanarak” giderilemeyeceği de kabul edilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak gösterilen kişilerin kefaletini şekle aykırı bularak, kefalet sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle onanmış sayılmasının da söz konusu olmayacağını belirtmiş ve davacıların borçlu olmadığının tespitine ilişkin kararı onamıştır (3. HD, 19.02.2025, E.2024/1358, K.2025/966). Olay bir kira sözleşmesine ilişkindi; kefiller kiracı şirkette ücretli çalıştıklarını ve işverenlerinin baskısıyla imza attıklarını ileri sürmüşlerdi. İlke, banka kredisindeki kefalet için de aynıdır.

Uygulamada el yazısı tartışması çoğu zaman bilirkişi incelemesiyle çözülür. Kefaletnamedeki tutarın, tarihin ve “müteselsil kefil” ibaresinin kimin el ürünü olduğu, imza ve yazı karşılaştırmasıyla belirlenir. Bu nedenle bankadan kefaletnamenin aslını veya en azından okunaklı bir suretini, imzaladığınız tüm limit artışı ve ek sözleşmelerle birlikte isteyin.

Ortak veya Yönetici Kefil Şekil Eksikliğine Her Zaman Dayanabilir mi?

Bankaların ortak ve yönetici kefillere karşı en sık ileri sürdüğü itiraz şudur: “Kredi sözleşmesini şirket adına siz imzaladınız, krediyi siz kullandınız; şimdi şekil eksikliğine dayanmanız dürüstlük kuralına aykırıdır.” Bu itirazı ciddiye almak gerekir, çünkü bu itirazı kabul eden bir ilk derece mahkemesi kararı Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiş ve Kurul, şekil şartlarının her durumda mutlak olarak uygulanacağı görüşünü benimsememiştir.

Kurulun 27.09.2022 tarihli, E.2020/(19)11-356, K.2022/1160 sayılı kararında banka, asıl borçlu şirketin genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olan kişiye karşı itirazın iptali davası açmıştı. Adli Tıp raporuna göre kefalet tarihi ve 400.000 TL’lik tutar kefilin el ürünü değildi. İlk derece mahkemesi, kefilin asıl borçlu şirketin ortağı ve yöneticisi olduğunu, sözleşmenin başında tarih ve limitin bulunduğunu ve kefilin kendi el yazısıyla müteselsil kefil olduğunu kabul ettiğini gözeterek, şekil şartına dayanmanın iyi niyet kurallarına aykırı olacağına karar verdi. Özel Daire, TBK m.583 yönünden eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozmuştu; mahkeme bu bozmaya karşı direndi. Hukuk Genel Kurulu, oy çokluğuyla, mahkemenin bozmadan önce TBK m.583 yönünden gerekli incelemeyi yaptığını belirterek direnme kararını bu yönüyle yerinde buldu ve daha önce incelenmemiş olan bu husus çerçevesinde temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyayı 11. Hukuk Dairesine gönderdi. Görüşmeler sırasında bir kısım üyeler, şekil şartlarının geçerlilik şartı olduğunu ve mahkemenin bunlara mutlak surette uyması gerektiğini ileri sürdü; bu görüş çoğunlukça benimsenmedi. Dolayısıyla Kurul, şekle dayanmanın bu olayda dürüstlük kuralına aykırı olduğu sonucunu esastan kendisi karara bağlamış değildir; ancak şekil eksikliğinin ortak ve yönetici kefil lehine her durumda kendiliğinden sonuç doğuracağı görüşünü de kabul etmemiştir.

Bu karar şekil şartını ortadan kaldırmaz; ama ortak veya yönetici kefil için riskin nerede olduğunu gösterir. Kararın olayında üç unsur bir arada bulunuyordu: kefil şirketin hem ortağı hem yöneticisiydi, müteselsil kefil ibaresi kendi el yazısıyla yazılmıştı ve sözleşmenin başında tarih ile limit yer alıyordu. Bu unsurlar zayıfladıkça dürüstlük kuralı itirazı da zayıflar. Örneğin kefil şirketle hiçbir ilgisi olmayan bir yakınsa, krediyi kullanan kişi değilse veya kefaletnamede tutar hiç yazılı değilse, kanaatimizce aynı sonuca varılması beklenmez. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, azami miktar gösterilmemiş kefaletin, müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmış olsa bile geçersiz olduğunu kabul etmiştir (3. HD, 16.02.2021, E.2020/4405, K.2021/1534).

Bu nedenle ortak veya yönetici kefil, savunmasını yalnız şekil eksikliğine dayandırmamalı; azami miktarın aşılması, imzalamadığı limit artışları, bankanın bildirim yükümlülükleri, temerrüt ve ihtar şartı gibi kapsam savunmalarını da birlikte ileri sürmelidir.

Şirket Kredisine Kefalette Eşin Rızası Gerekir mi? Ortak ve Yönetici İstisnası (TBK m.584/3)

TBK m.584/1 bakımından eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır; sonradan verilen rıza geçersizliği gidermez. İkinci fıkraya göre kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına, adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olan sonraki değişiklikler için de eşin rızası gerekir.

Ticari kredide asıl soru, m.584’ün üçüncü fıkrasındaki istisnadır. Bu fıkra 6455 sayılı Kanunla eklenmiştir ve dört grup kefalette eşin rızasını aramaz:

  • Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler,
  • Esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârların mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak verecekleri kefaletler,
  • 5570 sayılı Kanun kapsamında kamu sermayeli bankalarca yürütülen faiz destekli kredilerde verilen kefaletler,
  • Tarım kredi, tarım satış, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilen kefaletler.

İstisnanın iki şartı birlikte aranır: kefil ortak veya yönetici olmalı ve kefalet o işletme veya şirketle ilgili olmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, banka kredisine müteselsil kefil olan ve kefalet tarihinde evli bulunan bir kişinin kefaletinde, davalının kendi şirketiyle ilgili olarak kefalet vermediğini, bu nedenle istisna kapsamında kalmadığını belirterek, eş rızası bulunmayan kefaleti geçersiz saymış ve bölge adliye mahkemesi kararını kefil lehine bozmuştur (11. HD, 26.10.2022, E.2021/3353, K.2022/7428). Aynı kararda geçersizliğin ilk kez temyizde ileri sürülmüş olmasının sonucu değiştirmediği belirtilmiş, bir üye bu noktada karşı oy yazmıştır.

Buradan çıkan sonuç şudur: ortağın veya müdürün eşi, ortağın kardeşi, babası ya da şirkette ortaklık veya yöneticilik sıfatı bulunmayan bir çalışan şirket kredisine kefil olmuşsa ve evliyse, eşinin yazılı rızası aranır. Ortak, kendisine ait olmayan başka bir şirketin kredisine kefil olmuşsa da istisna kural olarak uygulanmaz. Bankalar bu riski bildiği için kefaletnameye çoğu zaman bir “eş muvafakati” bölümü ekler; bu bölümün eşin kendi imzasını taşıyıp taşımadığı ve kefalet tarihinden sonra doldurulup doldurulmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Kefaletin şekline ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan sözleşmelere de uygulanır (TBK m.603). Bankanın formunda “garanti”, “borca katılma” veya “müşterek borçlu” başlığı bulunması bu korumayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin, gerçek kişinin teminat amacıyla yaptığı borca katılma sözleşmesinin m.603 uyarınca kefalet şekil kurallarına tabi olduğunu kabul ettiği bir kararı bulunmaktadır (3. HD, 01.07.2025, E.2024/2835, K.2025/3756).

Eş rızası ve el yazısı eksikliğine dayalı bir davanın nasıl kurulacağını kefalete dayalı takibe karşı menfi tespit dava dilekçesi örneğimizde bulabilirsiniz. Eşin borcu ve kefalet ilişkisinin evlilik birliği içindeki sonuçları için eşin borcundan diğer eş sorumlu mu yazımıza bakılabilir.

“Müşterek Borçlu Müteselsil Kefil” Yazıyorsa Ben Asıl Borçlu muyum?

Banka genel kredi sözleşmelerinin kefalet bölümlerinde en sık rastlanan ifade “müşterek borçlu ve müteselsil kefil” kaydıdır. Bankalar bu ifadeyle kefili mümkün olduğunca asıl borçluya yaklaştırmak ister. Kefilin sorusu ise şudur: bu ibare beni şirketle aynı konuma, yani asıl borçlu konumuna mı sokar?

İncelediğimiz Yargıtay kararlarında bu sıfatla imza atan kişilerin konumu kefalet hükümlerine göre değerlendirilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.02.2026 tarihli, E.2025/11-61, K.2026/92 sayılı kararında genel kredi sözleşmesinin kefalet maddesi, kefilin müşterinin borçlandığı tutarları sözleşmede yazılı kredi miktarına kadar “müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak” üstlendiğini öngörüyordu. Kurul, sözleşmenin parçası sayılan kredi kartı borcundan kefilin sorumlu olduğuna karar verdi; ancak bunu yaparken kefalet hükümlerini uyguladı, azami miktarın belirtilmemesi hâlinde kefaletin geçersiz olacağını hatırlattı ve sorumluluğun 100.000 TL’lik genel kredi limiti dâhilinde olduğunu kabul etti. Bu olayda kefil bir şirketti ve 2008 tarihli sözleşmeye mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu uygulandı; ancak sorumluluğun kefalet limitiyle sınırlanması ilkesi gerçek kişi kefil için de geçerlidir (TBK m.589/1). Aynı yönde, “müşterek borçlu müteselsil kefil” sıfatıyla imzalanan kredi sözleşmelerinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin kefilin yalnız imzasının bulunduğu limit dâhilinde sorumlu olduğunu kabul ettiği kararı yukarıda anıldı (11. HD, 09.01.2024, E.2022/4092, K.2024/95).

Ayrıca TBK m.603, kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümleri, gerçek kişilerin başka ad altında verdiği kişisel güvencelere de uygular. Bu nedenle imza şirketin kredisini güvence altına almak amacıyla atılmışsa, sözleşmeye “müşterek borçlu” kelimesinin eklenmesi gerçek kişi kefili el yazısı ve eş rızası korumasının dışına kural olarak çıkarmaz. Bankanın “siz kefil değil müşterek borçlusunuz, şekil şartı aranmaz” savunması, imzanın işlevi güvence vermekse bu hükümle karşılanır. Krediyi gerçekten kendisi kullanan ve sözleşmeyi asıl borçlu olarak imzalayan kişinin durumu ise farklıdır; o kişi kefil değil, borçludur.

Kaydın asıl etkisi, kefaletin müteselsil olduğunu açıkça göstermesidir. Bu noktada TTK m.7/2 de devreye girer: ticari borçlara kefalet hâlinde kefiller, borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu olur. Hukuk Genel Kurulu bu sonucu, sözleşmede müteselsilliği dışlayan bir hüküm bulunmamasına bağlamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ticari ilişkiden doğan borçlar için verilen bir “müteselsil kefalet senedinde” kefillerin el yazılı beyanlarında “müteselsil” ibaresi bulunmamasının, kefaletin müteselsil sayılmasına engel olmadığını kabul etmiştir. Gerekçede kefaletin senette açıkça müteselsil olarak belirtildiği ve TTK m.7/2’deki ticari işlerde müteselsil kefalete ilişkin özel düzenleme nedeniyle TBK’nın müteselsil kefalete ilişkin düzenlemelerinin somut olaya uygulanamayacağı belirtilmiştir (YHGK, 21.04.2022, E.2019/(19)11-254, K.2022/584).

Bu kararın sınırı da önemlidir: karar yalnız müteselsillik ibaresine ilişkindir; azami miktar ve kefalet tarihi bakımından el yazısı şartını kaldıran bir değerlendirme içermez. Olayda kefalet senedinde 2.500.000 TL’lik bir üst sınır yer alıyordu. Dolayısıyla şirket kredisine kefil olan kişi, “müteselsil” kelimesini kendi el yazısıyla yazmadım diye adi kefil sayılacağına güvenmemelidir; ama tutar ve tarih bakımından el yazısı savunması ayakta kalır.

Banka formundaki ifadeler ve sonuçları

Formdaki ifadeHukuki sonuçKefil için anlamı
“Müşterek borçlu ve müteselsil kefil”Kararda kefil, kefalet hükümlerine göre ve kefalet limitiyle sınırlı sorumlu tutulmuştur (YHGK 2025/11-61 E., 2026/92 K.)Asıl borçlu gibi sınırsız sorumlu değilsiniz; azami miktar tavandır
“Müteselsil kefil” ibaresi matbu, tutar ve tarih el yazısıylaTicari borçta TTK m.7/2 nedeniyle kefalet müteselsil sayılabilir (YHGK 2019/(19)11-254 E., 2022/584 K.)Adi kefalet def’ilerine dayanmak zorlaşır
Azami miktar hiç yazılmamışKefalet geçersizdir (TBK m.583/1; 3. HD 2020/4405 E., 2021/1534 K.)En güçlü savunmadır; itirazda açıkça yazın
Tutar veya tarih başkasının el yazısıylaKural olarak geçersizlik; ortak-yönetici kefilde dürüstlük kuralı tartışması (YHGK 2020/(19)11-356 E., 2022/1160 K.)Bilirkişi incelemesi isteyin; kapsam savunmalarını da ekleyin
“Garanti”, “borca katılma” başlığıGerçek kişinin kişisel güvencesinde şekil ve eş rızası hükümleri uygulanır (TBK m.603)Başlık değil, işlevin teminat olması belirleyicidir
Sonradan yapılmış limit artışı, kefilin imzası yokArtış kefili bağlamaz; imzalanan limit içinde sorumluluk sürer (TBK m.583; 11. HD 2022/4092 E., 2024/95 K.)Bankadan tüm limit artışı belgelerini isteyin

Banka Şirkete Gitmeden Doğrudan Bana Başvurabilir mi?

Bu sorunun cevabı kefaletin türüne bağlıdır. TBK m.585/1 bakımından adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez. Kanun dört istisna sayar: borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması, borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflasına karar verilmesi ve borçluya konkordato mehli verilmiş olması. Alacak rehinle de güvence altına alınmışsa adi kefil, alacağın önce rehinden alınmasını isteyebilir; ancak borçlunun iflasına veya konkordato mehline karar verilmişse bu imkân yoktur.

Müteselsil kefalette ise TBK m.586/1’e göre alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak bunun bir ön şartı vardır: borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Ayrıca alacak teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvence altına alınmışsa, kefile rehin paraya çevrilmeden önce başvurulamaz. Bu sıranın da istisnaları vardır: rehnin paraya çevrilmesiyle alacağın tamamen karşılanamayacağının hâkim tarafından önceden belirlenmesi, borçlunun iflası veya borçluya konkordato mehli verilmesi.

Şirket kredisinde kefalet neredeyse her zaman müteselsil olduğundan, ikinci kural uygulamada belirleyicidir. Şirketin taşınmazı üzerinde ipotek bulunması, bankanın önce ipoteği paraya çevirmesini zorunlu kılmaz. Buna karşılık bankanın şirkete hesap kat ihtarı göndermeden, şirket temerrüde düşmeden ve açık bir ödeme güçsüzlüğü yokken doğrudan kefile gitmesi m.586’ya aykırıdır.

Dikkat. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.01.2024 tarihli, E.2023/848, K.2024/4 sayılı kararına göre müteselsil kefile başvuru koşulları emredici nitelikte olsa da kamu düzenine ilişkin değildir; taraflarca ileri sürülmedikçe kanun yolunda kendiliğinden gözetilemez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de asıl borçluya ihtar gönderilmeden kefile başvurulamayacağı savunmasının bir def’i olduğunu, kefil ileri sürmemişse mahkemenin bu nedenle davayı reddedemeyeceğini belirtmiştir (11. HD, 08.02.2024, E.2023/6410, K.2024/864). Bu savunma ödeme emrine itirazda ve cevap dilekçesinde açıkça yazılmalıdır.

Bankanın kefile karşı bazı bildirim yükümlülükleri de vardır. TBK m.594/1’e göre asıl borçlu anaparanın, yarım yıllık faizin veya yıldan yıla ödenecek anapara taksitlerinin ödenmesinde altı ay gecikirse alacaklı durumu kefile bildirmek zorundadır; kefil istediğinde alacaklı asıl borcun durumu hakkında her zaman bilgi vermelidir. Asıl borçlunun iflasına karar verilir veya borçlu konkordato isterse, alacaklı alacağını kaydettirmek ve haklarını korumak için gerekeni yapmak ve durumu öğrenir öğrenmez kefile bildirmek zorundadır. Alacaklı bu yükümlülüklerden birini yerine getirmezse, bundan doğan zarar miktarınca kefile karşı haklarını kaybeder (TBK m.594/3). Örneğin banka şirketin iflas masasına alacağını kaydettirmez ve kefil bu yüzden masadan alabileceği payı kaybederse, kefilin sorumluluğu o ölçüde azalır.

Bankanın teminatları kefilin zararına azaltması da kefili korur. TBK m.592/1’e göre alacaklı, kefalet sırasında var olan veya sonradan asıl borçludan alacağın özel güvencesi olarak elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına azaltırsa, zararın daha az olduğunu ispat etmedikçe kefilin sorumluluğu da buna uygun miktarda azalır. Bankanın, şirketin ipoteğini kaldırması veya rehinli makineleri serbest bırakması bu kapsamda değerlendirilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kefilin zararına azaltılan güvencenin asıl borçludan alınmış olmasının şart olmadığını, üçüncü kişinin taşınmazındaki ipoteğin de bu kapsamda değerlendirileceğini kabul etmiştir (11. HD, 01.07.2024, E.2023/1939, K.2024/5406).

Kefil Olarak Ne Kadar Borçtan Sorumluyum? (TBK m.589)

TBK m.589/1 bakımından kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur. Bu tavan; anapara, faiz, masraf ve diğer kalemlerin toplamı için geçerlidir. Aksi kararlaştırılmamışsa kefil, bu azami miktarla sınırlı olmak üzere asıl borçtan ve borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından, belirli şartlarla takip ve dava masraflarından ve işlemiş bir yıllık ile işlemekte olan yıla ait akdî faizlerden sorumludur. Takip ve dava masrafları için alacaklının, kefile bunları borcu ödeyerek önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirimde bulunmuş olması gerekir.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun yalnızca kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur. Dördüncü fıkra ise asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin doğurduğu zarardan ve ceza koşulundan kefili sorumlu kılan anlaşmaları kesin olarak hükümsüz sayar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kefilin ceza koşulundan sorumlu tutulmasına ilişkin anlaşmanın kesin hükümsüz olduğunu, kefaletin geçerli sayılması hâlinde bile kefilin cezai şarttan sorumlu tutulamayacağını belirtmiştir (11. HD, 24.02.2022, E.2020/2163, K.2022/1252). Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de kefilin azami miktarla sınırlı olduğunu, bu sınır aşılarak icra vekâlet ücreti ve tahsil harcı gibi kalemlerin kefile yüklenemeyeceğini kabul etmiştir (8. HD, 20.09.2017, E.2015/7109, K.2017/11201).

Pratik sonuç: banka takipte şirketin toplam borcunu, örneğin birkaç milyon lirayı, kefilden istemiş olabilir. Kefaletnamede el yazınızla yazdığınız tutar daha düşükse, aşan kısma itiraz edin. Takip tarihindeki banka alacağı kefalet limitini aşsa bile müteselsil kefilin sözleşmedeki azami tutarla sınırlı tutulduğu bir bölge adliye mahkemesi kararı da bulunmaktadır (Adana BAM 9. HD, 22.06.2023, E.2020/1601, K.2023/361). Hesap kalemlerinin denetimi için bankacı bilirkişi incelemesi istenmeli, banka kayıtlarının yerinde incelenmesi talep edilmelidir.

Kefaletnamenizdeki el yazısı, eş rızası ve azami miktar kontrolü ile ödeme emrindeki sürelerin hesabı hakkında bilgi almak için: Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara · 0554 648 37 15

Ödeme Emri Geldi: Kefil Yedi Gün İçinde Neye İtiraz Etmeli?

Banka kefile karşı çoğu zaman genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatır. İİK m.60’a göre ödeme emrinde borçluya borcu ve masrafları yedi gün içinde ödemesi, borca veya imzaya itirazını da yedi gün içinde bildirmesi ihtar edilir. İİK m.62 bakımından itiraz, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine dilekçeyle veya sözlü olarak bildirilir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Süre tebliğ tarihinden işler; tebliğ günü hesaba katılmaz.

İtirazın kapsamı dikkatle kurulmalıdır. Kefil, borcun hiç doğmadığını, ödendiğini ya da henüz muaccel olmadığını ileri sürebileceği gibi, kefalet ilişkisine özgü itirazlarını da açıkça yazmalıdır. Kefaletnamedeki imza size ait değilse, bunu itirazınızda ayrıca ve açıkça belirtmeniz gerekir; aksi hâlde icra takibi bakımından imzayı kabul etmiş sayılırsınız (İİK m.62). Borcun yalnızca bir kısmına itiraz ediyorsanız, hangi kalemlere ve hangi tutara itiraz ettiğinizi açıkça gösterin; itiraz edilen kısmın miktarı açıkça gösterilmezse itirazın hiç yapılmamış sayılması riski vardır; belirsiz bir “fazlaya itiraz ediyorum” ifadesiyle yetinmeyin.

Kefil bakımından itiraz dilekçesinde ayrı başlıklar hâlinde ileri sürülmesi gereken başlıca savunmalar şunlardır:

  • Geçersizlik: azami miktar veya kefalet tarihi kefilin el yazısıyla yazılmamış (TBK m.583/1); evli kefilde eşin yazılı rızası yok ve m.584/3 istisnası uygulanmıyor.
  • Kapsam: istenen tutar kefaletnamedeki azami miktarı aşıyor (TBK m.589/1); kefilin imzalamadığı limit artışlarından doğan borç isteniyor (TBK m.583); ceza koşulu kefilden isteniyor (TBK m.589/4).
  • Başvuru şartı: asıl borçlu şirket temerrüde düşürülmemiş, ihtar sonuçsuz kalmamış ve açık ödeme güçsüzlüğü yok (TBK m.586/1); teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni paraya çevrilmeden kefile gidilmiş (TBK m.586/2); kefalet adi ise veya müteselsil sıfat el yazınızla yazılmamışsa tartışma def’i (TBK m.585; ticari borçta TTK m.7/2 bu savunmayı zayıflatır).
  • Süre: kefalet sözleşmesinin kurulmasından itibaren on yıl geçmiş (TBK m.598); süreli kefalette süre dolmuş (TBK m.600).
  • Asıl borca ilişkin def’iler: şirketin bankaya karşı ileri sürebileceği ve ödeme güçsüzlüğünden doğmayan def’iler (TBK m.591); faiz oranı, faiz başlangıcı ve hesap kalemleri.
  • Bölme def’i: birden çok müteselsil kefil varken, Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmemişse kendi payından fazlasını ödemekten kaçınma (TBK m.587/2).

Süresinde itiraz edilmezse takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. İtiraz edilirse banka, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir; itirazın haksız olduğu anlaşılırsa borçlu, haksız ve kötü niyetli takip yaptığı anlaşılırsa alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir (İİK m.67). Bu tazminat riski kefil için de geçerlidir; yalnız süre kazanmak için yapılan dayanaksız itirazlar kefile ek maliyet getirebilir. Bu nedenle itiraz gerçek savunmalara dayanmalıdır. Ödeme emrine itirazın genel kuralları için ödeme emrine itiraz rehberimize, son günün hesabı için itiraz süresi hesaplama aracımıza bakabilirsiniz.

Bankanın Hesap Özetine ve Faiz Oranlarına Nasıl İtiraz Edilir?

Ticari kredilerde bankalar takipten önce çoğu zaman noter aracılığıyla hesap kat ihtarı ve hesap özeti gönderir. İİK m.68/b’ye göre cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran, sözleşmedeki dönemleri veya faiz tahakkuk dönemlerini izleyen on beş gün içinde hesap özetini sözleşmedeki adrese noter aracılığıyla göndermek zorundadır. Hesap özetinin alındığı tarihten itibaren bir ay içinde itiraz edilmezse özetin içeriği kesinleşir; kredi kullanan, gerçeğe aykırılığı ancak borcu ödedikten sonra dava edebilir. Kredi sözleşmeleri, süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ve ihtarnameler, İİK m.68/1’de sayılan belgeler arasında kabul edilir; bu da bankanın itirazın kaldırılması yoluna gitmesini kolaylaştırır.

Kefil için iki pratik sonuç vardır. Birincisi, kefaletnamedeki adres sizin güncel adresiniz değilse, noterden gelen ihtarnameyi hiç görmeden bir aylık süre dolabilir; adres değişikliğinin bankaya noter aracılığıyla bildirilmesi bu nedenle önemlidir. İkincisi, hesap kat ihtarı veya hesap özeti size tebliğ edildiyse, borcun miktarına, faiz oranına ve kalemlere bir ay içinde, ispatı mümkün bir yolla (uygulamada çoğunlukla noter aracılığıyla) itiraz edin; ödeme emrine itirazı beklemeyin.

Faiz itirazında üç noktaya bakılır: sözleşmede kararlaştırılan akdî faiz ve temerrüt faizi oranı ile takipte uygulanan oranın aynı olup olmadığı, faizin hangi tarihten itibaren işletildiği ve işlemiş faize yeniden faiz yürütülüp yürütülmediği. Kefil bakımından ayrıca TBK m.589/2’deki sınır vardır: sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa kefil, akdî faizlerden yalnızca işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizlerden ve her durumda azami miktarla sınırlı olarak sorumludur. Banka formlarında bu kurala aykırı hükümler bulunabileceğinden kefaletnamenin ilgili maddesi okunmalıdır. Şirket kredi kartı borçlarında ise faizin kanuni sınırları ayrı bir rejime tabidir; bunun için kredi kartı borcu icraya verildi yazımıza bakabilirsiniz.

Şirketin Çekine veya Senedine de İmza Attıysam Ne Değişir?

Ticari kredilerde bankalar kefaletin yanında ortaklardan bono da alabilir; ortak, şirketin çekine veya senedine aval veren ya da ciranta olarak da imza atmış olabilir. Bu durumda banka kefalete değil kambiyo senedine dayanarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatabilir. İİK m.168’e göre bu takipte ödeme süresi on gündür; senedin kambiyo senedi niteliği taşımadığına ilişkin şikâyet, imzaya itiraz ve borca itiraz ise beş gün içinde icra mahkemesine yapılır. İtiraz icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır ve takibi kendiliğinden durdurmaz; imza itirazı bakımından kanun, itirazın satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmayacağını açıkça belirtir (İİK m.169, m.170). Takibin geçici olarak durdurulması için icra mahkemesinden ayrıca karar alınması gerekir.

Kambiyo senedindeki aval ile kefalet farklı kurumlardır; aval kambiyo senedi hükümlerine tabidir ve bononun geçerliliği kendi şartlarına göre incelenir. Bu nedenle aynı borç için hem kefaletname hem bono imzalandıysa, kefaletnamedeki şekil eksikliği bono takibini tek başına durdurmaz; bono üzerindeki imzanın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Kambiyo takibindeki beş günlük süre, ilamsız takipteki yedi günlük süreyle karıştırılmamalıdır. Ayrıntı için kambiyo senetlerine mahsus takip rehberimize bakabilirsiniz.

Kefile karşı takipte kritik süreler

İşlemSüreNereyeDayanak
Hesap özetine itirazAlındığından itibaren 1 ayBankaya (uygulamada noter aracılığıyla)İİK m.68/b
İlamsız takipte ödeme emrine itirazTebliğden itibaren 7 günİcra dairesiİİK m.60, m.62
Kambiyo takibinde borca ve imzaya itiraz, şikâyetTebliğden itibaren 5 günİcra mahkemesiİİK m.168-170
Bankanın itirazın iptali davasıİtirazın tebliğinden itibaren 1 yılMahkemeİİK m.67
Haczedilmezlik (ör. meskeniyet) şikâyetiHaczin öğrenilmesinden itibaren 7 günİcra mahkemesiİİK m.16/1, m.82
Borcu ödedikten sonra geri isteme (istirdat)Ödeme tarihinden itibaren 1 yılMahkemeİİK m.72/7
Ödeyen kefilin rücu alacağında zamanaşımının başlangıcıKefilin alacaklıya ifada bulunduğu anŞirkete ve diğer kefillere karşıTBK m.596

İtiraz Süresi Kaçtıysa veya Takipten Önce: Menfi Tespit Davası

İİK m.72 bakımından borçlu, icra takibinden önce veya sonra borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Kefil için bu yol özellikle üç durumda önem taşır: ödeme emrine itiraz süresi kaçırılmışsa, banka henüz takip başlatmadan kefaletin geçersizliği tespit ettirilmek isteniyorsa ve kefaletin on yıllık süre gibi bir nedenle sona erdiği hâlde takip yapılmışsa. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, süresi dolmuş kefalete dayanan takipte menfi tespit davası açılabileceğini, takibe itirazın takibi yalnızca durdurduğunu, ortadan kaldırmadığını kabul etmiştir (3. HD, 22.10.2025, E.2025/1565, K.2025/5074).

Takipten önce açılan davada mahkeme, alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verebilir. Takipten sonra açılan davada ise takip ihtiyati tedbirle durdurulamaz; borçlu yine en az yüzde on beş teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir. Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa ve tedbir nedeniyle alacak geç tahsil edilmişse borçlu, yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir; dava borçlu lehine sonuçlanır ve takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine aynı oranda tazminata hükmedilir. Borç ödendiyse dava istirdat davası olarak devam eder; itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış borçlu, borcu olmadığı hâlde ödediği parayı ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde geri isteyebilir (İİK m.72).

Menfi tespit davasında görevli mahkeme ve dava şartı arabuluculuk, uyuşmazlığın ticari dava sayılıp sayılmamasına göre değişir. Ticari davalardan konusu bir miktar para olan menfi tespit davalarında arabulucuya başvuru dava şartıdır (TTK m.5/A). Banka kredisine gerçek kişi olarak kefil olan kişinin davasının ticari dava niteliği somut olaya göre tartışılabildiğinden, tereddüt varsa dava açmadan önce arabulucuya başvurmak usulden ret riskini azaltır. Menfi tespit davasının genel kuralları menfi tespit davası rehberimizde anlatıldı.

Evime Haciz Geldi: Haline Münasip Ev Koruması Kefile de Uygulanır mı?

Evet. İİK m.82/1-12 bakımından borçlunun haline münasip evi haczedilemez ve bu koruma, kefil olan borçlu için de geçerlidir. Bankanın “kefalet ticari bir borçtur, kefil korumadan yararlanamaz” şeklindeki bir itirazı kanunda karşılık bulmaz. Korumanın sınırları ise kanunda yazılıdır. Birincisi, m.82’nin ikinci fıkrasına göre 12 numaralı bentteki istisna, borcun bu evin bedelinden doğmaması hâline münhasırdır; haczedilen evin alımı için kullanılan krediye kefil olunmuşsa koruma işlemez. İkincisi, üçüncü fıkraya göre evin değeri fazlaysa ev haczedilip satılır ve bedelinin haline münasip bir kısmı ihtiyacını karşılaması için borçluya bırakılır; uygulamada ve Anayasa Mahkemesi kararında bu kısım, borçlunun haline uygun bir ev alabileceği tutar olarak anlaşılır.

Koruma kendiliğinden işlemez. Ev çoğu zaman önce haczedilir; kefilin, haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyette bulunması gerekir (İİK m.16/1). Süre kaçırılırsa o haciz bakımından koruma kaybedilir. Anayasa Mahkemesi, bir icra hukuk mahkemesinin itirazı üzerine İİK m.82/1-12’nin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle karar vermiştir (AYM, 16.04.2026, E.2025/275, K.2026/83; Resmî Gazete 06.08.2026, sayı 33332); koruma yürürlüktedir. Kararın ayrıntısı ve yedi günlük süreye ilişkin Yargıtay kararları aşağıda bağlantısını verdiğimiz kararlar sayfasında yer alır.

Kefilin bizzat bankaya ipotek verdiği evde durum farklıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mesken, esnaf veya zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulan ipoteklerin meskeniyet şikâyetine engel olmadığını, buna karşılık borçlunun serbest iradesiyle kurduğu ipoteğin sonradan meskeniyet iddiasını engellediğini kabul etmiştir (YHGK, 31.05.2023, E.2022/76, K.2023/544). Şirket kredisine teminat olarak kendi evinizi ipotek ettiyseniz, banka ipoteği paraya çevirdiğinde kural olarak meskeniyet ileri sürülemez. Ayrıca ipotekli alacakta banka, kefalet takibinden önce veya onunla birlikte rehnin paraya çevrilmesi yoluna gidebilir. İpotekli evlerdeki ayrıntılar ipotekli veya kredili ev haczedilir mi yazımızda anlatıldı.

Ev kefilin değil eşinin adına kayıtlıysa ve takip yalnız kefil hakkındaysa, mesele meskeniyet değil üçüncü kişiye ait malın haczidir; bu durumda eşimin borcu yüzünden evimize haciz geldi yazımızdaki yollar izlenir. Haline münasip evin nasıl belirlendiği, değer tespiti ve yazlık, hisseli ev gibi özel durumlar için tek ev haczedilir mi rehberimize, usulün adım adım anlatımı için meskeniyet şikâyeti nasıl yapılır yazımıza, hazır metin için meskeniyet şikâyet dilekçesi örneğimize ve konudaki 16 karar için haline münasip ev Yargıtay kararları sayfamıza bakabilirsiniz.

Maaşımın Ne Kadarı Haczedilebilir? Emekli Maaşı Haczedilir mi?

İİK m.83/1 bakımından maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar düşüldükten sonra haczedilebilir; ancak haczedilecek miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz varsa hacizler sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez. Ortak veya yönetici kefil şirketten maaş alıyorsa, bu maaş da aynı kurala tabidir; şirketin aynı zamanda asıl borçlu olması bu sonucu değiştirmez.

Kredi sözleşmelerinde sıkça görülen “maaşımın tamamının haczine muvafakat ederim” türünden kayıtlar kefili bağlamaz. İİK m.83/a’ya göre 82 ve 83. maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir. Uygulamada geçerli muvafakat için, takip kesinleştikten sonra, haciz sırasında veya hacizden sonra verilmiş olması aranmaktadır; sözleşmenin matbu maddeleri arasındaki peşin rıza bu niteliği taşımaz.

Emekli aylığı bakımından ise özel bir hüküm vardır: 5510 sayılı Kanun m.93’e göre bu Kanun kapsamında bağlanan gelir, aylık ve ödenekler, nafaka borçları ve aynı Kanunun 88. maddesine göre takip ve tahsili gereken Kurum alacakları dışında haczedilemez. Emekli olan kefilin aylığına bankanın kefalet alacağı için icra yoluyla haciz koyması bu nedenle kural olarak mümkün değildir. Aynı madde, borçlunun muvafakati bulunmayan haciz taleplerinin icra müdürünce reddedileceğini öngörür; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu muvafakatin ancak takip kesinleştikten sonra verilmişse geçerli olduğunu kabul etmiştir (YHGK, 25.06.2025, E.2024/12-784, K.2025/393). Buradan ayrı bir konu, emekli aylığının yattığı bankanın kendi sözleşmesindeki takas ve mahsup talimatına dayanarak yaptığı tahsilattır; bu bir icra haczi değil, sözleşmeye dayalı bir tahsilat meselesidir ve tüketici kredilerinde Yargıtay içtihadıyla ayrıca değerlendirilmiştir; ayrıntısı aşağıda bağlantısı verilen emekli maaşı yazımızdadır. Ticari kredide kefil olan emeklinin, aylığının yattığı bankayla kefil olduğu bankanın aynı olup olmadığını ve imzaladığı talimatları kontrol etmesi gerekir.

Maaş haczinde kesinti miktarının hesabı için maaş haczi hesaplama aracımıza, emekli aylığındaki koruma ve istisnalar için emekli maaşı haczedilir mi yazımıza, haczedilemeyen diğer mallar ve şikâyet dilekçesi için haczedilemeyen mal ve haklar rehberimize bakabilirsiniz.

Kefilin malvarlığında haczedilebilen ve korunan değerler

DeğerKuralSınır veya istisnaDayanak
Haline münasip evHaczedilemezBorç evin bedelinden doğmuşsa koruma yok; ev ihtiyaçtan değerliyse satılır, bedelin uygun kısmı bırakılır; 7 gün içinde şikâyet gerekirİİK m.82/1-12, 82/2-3, m.16
Kefilin bankaya ipotek ettiği evİpotek paraya çevrilebilirSerbest iradeyle verilen ipotekte meskeniyet kural olarak ileri sürülemezYHGK 2022/76 E., 2023/544 K.
Ortak ev eşyası, kişisel eşyaHaczedilemezPara, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika ve süs eşyası korumanın dışındaİİK m.82/1-3
Maaş ve ücretKısmen haczedilebilirGeçim için gerekli miktar düşülür, haczedilecek miktar dörtte birden az olamaz; hacizler sıraya konurİİK m.83
Emekli aylığıHaczedilemezNafaka ve 5510 m.88 kapsamındaki Kurum alacakları hariç; takip kesinleştikten sonra verilen muvafakatle haczedilebilir; bankanın sözleşmeye dayalı mahsubu ayrı değerlendirilir5510 m.93
Kredi sözleşmesindeki peşin haciz muvafakatiMuteber değilUygulamada takip kesinleştikten sonra, haciz sırasında veya sonra verilen muvafakat geçerli sayılırİİK m.83/a
Mesleğin sürdürülmesi için gerekli eşyaHaczedilemezEkonomik faaliyeti sermayeden çok bedensel çalışmaya dayanan borçlu içinİİK m.82/1-2

Şirket Konkordato İsterse Kefil Ne Olur? (İİK m.303)

Şirket konkordato talep ettiğinde kefillerin en çok sorduğu soru, şirkete tanınan korumanın kendilerine de uygulanıp uygulanmadığıdır. Cevap kural olarak hayırdır. İİK m.294’e göre mühlet içinde borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamaz ve önceden başlamış takipler durur; ancak bu hüküm borçlu şirketi korur, kefili değil. Kefile karşı takip mühlet içinde de yapılabilir.

Konkordatonun tasdikinden sonraki durum İİK m.303’te düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı, borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder. İkinci fıkraya göre konkordatoya muvafakat eden alacaklı da kendi haklarını borçtan birlikte sorumlu olan kişilere ödeme mukabilinde devir teklif etmek ve onlara toplantıların günü ile yerini en az on gün önce haber vermek şartıyla bu hükümden yararlanır. Üçüncü fıkraya göre alacaklı, müracaat hakkına halel gelmeksizin, borçtan birlikte sorumlu olan kişilere konkordato müzakerelerine katılma yetkisini verebilir ve onların kararını kabul taahhüdünde bulunabilir.

Bu hükümden kefil için üç sonuç çıkar. Birincisi, konkordato projesinde şirketin borcu yüzde elli indirilse veya vadesi uzatılsa bile, konkordatoya muvafakat etmeyen banka kefilden alacağın tamamını, kefalet limitiyle sınırlı olarak, isteyebilir; tasdik kararı bu hakkı ortadan kaldırmaz. İkincisi, banka projeye olumlu oy vermişse ve kefile toplantının gün ve yerini en az on gün önce bildirip haklarını ödeme karşılığında devretmeyi teklif etmemişse, kefil m.303/2’ye dayanarak bankanın kendisine başvurma hakkını tartışmaya açabilir. Bu nedenle kefil, bankaya şirketin konkordato toplantısında nasıl oy kullandığını ve kendisine bildirim yapılıp yapılmadığını sormalı, bu yazışmaları saklamalıdır. Üçüncüsü, kefil ödeme yaparsa şirkete karşı rücu alacağı da kural olarak konkordato projesine tabi olur; kefil şirketten kural olarak ancak projedeki oranı alabilir.

Konkordatoda kefilin durumu TBK’da da düzenlenmiştir. Adi kefalette borçluya konkordato mehli verilmesi, alacaklının doğrudan kefile başvurabileceği hâllerden biridir (TBK m.585/1). Müteselsil kefalette teslime bağlı rehin varken bile konkordato mehli verilmişse rehin paraya çevrilmeden kefile başvurulabilir (TBK m.586/2). Buna karşılık her kefalet türünde kefil, ayni teminat göstererek hâkimden kendisine karşı takibin, mevcut rehinler paraya çevrilene, borçlu aleyhine kesin aciz belgesi alınana veya konkordato kararı verilene kadar durdurulmasını isteyebilir (TBK m.590/2). Konkordato sürecinde kefilin konumu konkordato ve kefil yazımızda, kefilin rücu alacağının projede nasıl gösterileceği konkordatoda şarta bağlı ve çekişmeli alacaklar yazımızda, sürecin bütünü ise konkordato hukuku rehberimizde anlatıldı.

Şirket İflas Ederse Kefil Ne Olur?

İİK m.195 bakımından iflasın açılması, taşınmaz rehniyle temin edilmiş alacaklar dışında müflisin borçlarını muaccel kılar. Ancak bu erken muacceliyet kefile yansımaz: TBK m.590/1’e göre asıl borç borçlunun iflası nedeniyle muaccel olsa bile, belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz. Kredi henüz vadesi gelmemiş taksitlerden oluşuyorsa, kefil şirketin iflası gerekçesiyle vadesi gelmemiş taksitlerin tamamından derhâl sorumlu tutulamaz. Ticari kredilerde bankalar genellikle iflastan önce hesabı kat ederek borcu muaccel kıldığından, bu kuralın uygulama alanı kat ihtarının tarihine ve sözleşmedeki muacceliyet hükümlerine bağlıdır.

Şirketin iflası kefil bakımından başka sonuçlar da doğurur. Adi kefalette borçlunun iflasına karar verilmesi, alacaklının doğrudan kefile başvurabileceği hâllerdendir (TBK m.585/1). Alacaklı banka, iflas masasına alacağını kaydettirmek ve durumu kefile bildirmekle yükümlüdür; bunu yapmazsa doğan zarar ölçüsünde kefile karşı haklarını kaybeder (TBK m.594/2-3). Kefil ödeme yapmışsa, ödediği tutar için alacaklının yerine geçer ve iflas masasına alacak olarak başvurabilir; ancak iflas masasından alacaklılara dağıtılan pay çoğu zaman düşük olduğundan, kefilin rücu hakkının ekonomik değeri sınırlı kalabilir. İflastan önce şirketten mal kaçırılmışsa, bu malların masaya döndürülmesi yolları iflasta tasarrufun iptali yazımızda anlatıldı.

Şirketiniz konkordato veya iflas sürecindeyse ve kişisel kefaletiniz nedeniyle takip veya haciz riskiyle karşı karşıyaysanız, süreleri birlikte değerlendirmek için: Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara · 0554 648 37 15

Borcu Ödersem Şirketten ve Diğer Kefillerden Geri Alabilir miyim?

TBK m.596/1 bakımından kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olur ve bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir. Yani bankaya ödeme yapan kefil, ödediği kısım için bankanın şirkete karşı alacağını devralmış gibi hareket eder. Aksi kararlaştırılmamışsa kefil, rehin hakları ve aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden yalnız kefalet anında var olanlara veya asıl borçlu şirket tarafından sonradan özellikle bu alacak için verilmiş olanlara halef olur; kısmen ödeme yapan kefil, rehnin yalnız ödediği kısmı karşılayan bölümüne halef olur ve bankanın kalan alacağı kefilin rehin hakkından önce gelir. Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar.

Bankanın da kefile yardımcı olma yükümlülüğü vardır. TBK m.592/3’e göre alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek, gerekli bilgileri vermek ve kefalet sırasında var olan veya sonradan asıl borçlu tarafından sağlanan rehin ve diğer güvenceleri teslim etmek ya da devri için gerekli işlemleri yapmakla yükümlüdür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, noterde devir beyanıyla yetinip ipoteği resmen devretmeden terkin ettiren alacaklıyı kusurlu bulmuş ve doğan zarardan sorumlu tutmuştur (11. HD, 30.05.2023, E.2021/8338, K.2023/3348). Ödeme yapan kefil, şirketin taşınmazındaki ipoteğin kendisine devrini bankadan yazılı olarak istemelidir.

Kefilin de bir bildirim yükü vardır. TBK m.597’ye göre borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil, durumu borçluya bildirmek zorundadır. Bildirmezse ve ödemeden habersiz olan ya da habersiz olması gereken borçlu da alacaklıya ödeme yaparsa, kefil borçluya karşı rücu hakkını kaybeder; alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava hakkı saklıdır. Ödemeden sonra şirkete noter kanalıyla bildirim yapmak bu riski ortadan kaldırır.

Diğer kefillere rücu TBK m.587’de düzenlenmiştir. Birden çok kişi aynı borca birlikte kefil olmuşsa, her biri kendi payı için adi kefil, diğerlerinin payı için kefile kefil gibi sorumludur. Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olanlar borcun tamamından sorumludur; ancak kefil, Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmemişse, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Borcu ödeyen kefil, diğer kefillerin kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde onlara rücu eder; aksi kararlaştırılmadıkça bu hakkı borçluya rücudan önce de kullanabilir. Birbirinden bağımsız olarak aynı borca kefil olanlar ise her biri borcun tamamından sorumludur ve ödeyen kefil, aksi kararlaştırılmadıkça diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu eder. Alacaklı, kefilin başka kefillerin de bulunduğu varsayımıyla kefil olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, kefillerden birini kurtarması hâlinde diğer kefil de kural olarak borcundan kurtulur (TBK m.587/3).

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mülga Borçlar Kanunu döneminde bir finansal kiralama borcuna “müşterek ve müteselsil kefil” olarak imza atan ve borcu ödeyen bir kefilin diğer kefillere rücuu davasında, kefillerin alacaklıya karşı dış ilişkide borcun tamamından sorumlu olduğunu, ancak kendi aralarındaki iç ilişkide teselsül bulunmadığını belirtmiştir (YHGK, 27.09.2018, E.2017/19-3020, K.2018/1361). Kurul ayrıca, hüküm fıkrasında her bir kefilin şahsen sorumlu olacağı miktarın ayrı ayrı gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Pratik sonuç: üç ortak eşit kefil olmuş ve biri bütün borcu ödemişse, diğer iki ortaktan her birinden ancak kendi payını isteyebilir.

Kefil, ödeme yapmadan önce de şirkete karşı korunabilir. TBK m.595’e göre asıl borçlu kefile karşı üstlendiği yükümlülüklere, özellikle belirli bir süre içinde kefili borçtan kurtarma sözüne uymazsa, temerrüde düşerse veya mali durumu kötüleşir ya da kefil için tehlike kefalet tarihine göre önemli ölçüde artarsa, kefil asıl borçludan güvence verilmesini, borç muaccel olmuşsa borçtan kurtarılmasını isteyebilir. Şirket henüz tamamen batmamışsa, kefil olan azınlık ortağın şirketten teminat istemesi bu hükme dayanır.

Bankayla Yapılandırma ve Protokol: Kefil Neye Dikkat Etmeli?

Şirket kredisi temerrüde düştüğünde en sık çözüm bankayla yapılandırma protokolüdür. Kefil için protokol hem fırsat hem risktir. Fırsattır, çünkü takip ve haciz baskısını durdurabilir. Risktir, çünkü yapılandırma çoğu zaman kefilden yeni imza, yeni teminat veya daha geniş bir sorumluluk ister.

Önce hukuki çerçeve: TBK m.131’e göre asıl borç ödeme veya başka bir sebeple sona erdiğinde, rehin ve kefalet gibi buna bağlı haklar ve borçlar da sona erer. TBK m.133’e göre ise yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, yani yenileme, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesiyle olur; mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, yeni bir alacak senedi veya kefalet senedi düzenlenmesi tek başına yenileme sayılmaz. Bankalar bu nedenle protokollere çoğu zaman “bu sözleşme yenileme niteliğinde değildir, mevcut teminatlar aynen geçerlidir” kaydı koyar. Bu kayıt karşısında “yapılandırma yapıldı, eski kefaletim düştü” savunması kural olarak başarılı olmaz.

Protokol kefilin sorumluluğunu artırıyorsa ise şekil kuralları yeniden işler. TBK m.583’ün son fıkrasına göre sorumluluğu artıran sonraki değişiklikler kefalet şekline uyulmadıkça hüküm doğurmaz; m.584/2’ye göre sorumlu olunacak miktarın artması, adi kefaletin müteselsile dönüşmesi veya kefil yararına güvencelerin önemli ölçüde azalması hâlinde evli kefilin eşinin rızası yeniden aranır. Kefile hiç imzalatılmadan yapılan ve limitini aşan bir protokol, kefili aşan kısım bakımından bağlamaz. Protokolü imzalamadan önce kefilin kontrol etmesi gereken başlıca noktalar şunlardır:

  • Protokol, kefaletin azami miktarını yükseltiyor mu; yükseltiyorsa yeni tutar sizin el yazınızla mı yazılacak?
  • Vade uzatılıyorsa, on yıllık sürenin hesabında yeni bir kefalet mi veriliyor, yoksa yalnız mevcut kefalet mi sürüyor? Kefalet süresinin uzatılması TBK m.598’deki şekil ve zaman sınırlarına tabidir.
  • Bankanın takiplerden vazgeçeceği, hacizleri kaldıracağı veya kefil hakkındaki takibi yapılandırma süresince durduracağı açıkça yazılı mı?
  • Yapılandırma bozulursa ne olur: tüm borç yeniden muaccel mi olur, kefil için ayrı bir bildirim öngörülmüş mü?
  • Şirketin ipoteği veya rehinleri kaldırılıyor ya da daraltılıyor mu? Bu, kefilin zararına güvence azalması olarak TBK m.592/1 kapsamında sorumluluğu azaltabilir; protokolde bu azalmaya onay veren kefilin sonradan bu savunmaya dayanması kanaatimizce zorlaşır.

Kefil bazen bankayla kendi payı için ayrı bir anlaşma yapmak ister. TBK m.132’ye göre borç, şekle bağlı olmaksızın yapılacak bir ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir. Bankanın belirli bir tutarı alarak kefili kefaletten kurtardığını gösteren yazılı, tarihli ve imzalı bir ibraname alınması bu nedenle önemlidir. Ancak ibranın kapsamına dikkat edilmelidir: banka yalnız kefili ibra ediyorsa, şirkete karşı alacağı devam eder; kefil ise ödediği kısım için şirkete ve, payı ölçüsünde, diğer kefillere rücu hakkını korumak istiyorsa, ibranamede ödemenin “kefalet borcuna mahsuben” yapıldığının yazdırılması, rücu hakkının ispatını kolaylaştırır. Bankaya yapılandırma başvurusunun ve kefilin katılım beyanının örnek metinleri bankaya kredi yapılandırma talep dilekçesi örneğimizde, birden çok bankayla toplu yapılandırma ve kefillerin bu süreçteki konumu bankalarla toplu yapılandırma yazımızda anlatıldı.

Bazen banka, takipteki alacağı bir varlık yönetim şirketine devreder. TBK m.189’a göre alacağın devriyle öncelik hakları ve bağlı haklar, devredenin kişiliğine özgü olanlar dışında, devralana geçer; kefalet de bu bağlı haklardandır. Bu nedenle borcun satılmış olması kefili kurtarmaz; ama kefil, bankaya karşı sahip olduğu bütün savunmaları devralan şirkete karşı da ileri sürebilir. Devralan şirketlerin indirimli kapama teklifleri ve devrin kontrolü borcum varlık yönetim şirketine satıldı yazımızda anlatıldı.

Kefaletten Nasıl Kurtulurum? Ödeme, İbra ve Süre

Kefil ilişkiden ancak kanunun saydığı yollarla çıkar. Şirketten ayrılmak, hisselerini devretmek ya da müdürlükten istifa etmek tek başına bunlardan biri değildir; bu nedenle şirketten ayrılan ortağın, ayrılırken bankayla ayrıca bir kefalet ibrası veya kefaletin kaldırılması yazısı alması gerekir. Kanundaki başlıca yollar şunlardır:

  • Asıl borcun sona ermesi: asıl borç hangi sebeple olursa olsun sona erince kefil de kurtulur (TBK m.598/1).
  • On yıllık süre: gerçek kişi tarafından verilmiş her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; kefalet daha uzun süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni kefalet verilmiş olmadıkça kefil ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Süre, kefaletin sona ermesinden en erken bir yıl önce, kefilin kefalet şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azami on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir (TBK m.598). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi on yıllık sürenin hak düşürücü olduğunu ve zamanaşımını kesen takip işlemlerinin bu süreyi kefil yönünden yeniden başlatmadığını kabul etmiştir (11. HD, 11.10.2022, E.2021/2396, K.2022/6884). Aynı Daire, kefil hakkında on yıl dolmadan takip başlatılmışsa bu kuralın uygulanmayacağını, uyuşmazlığın zamanaşımı kurallarına göre çözüleceğini de belirtmiştir (11. HD, 02.06.2021, E.2020/3098, K.2021/4689).
  • Süreli kefalet: kefil sorumluluğunu belirli bir süreyle sınırladıysa, sürenin sonunda borcundan kurtulur (TBK m.600).
  • Süresiz kefalette istem: asıl borç muaccel olunca kefil, alacaklıdan bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesini ve takibe ara vermeden devam etmesini isteyebilir. Alacaklı bu isteme uymazsa kefil borcundan kurtulur (TBK m.601).
  • Gelecekte doğacak borç için dönme: gelecekte doğacak bir borca kefil olan kişi, borçlunun mali durumu sözleşmeden sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya kefalet sırasında iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, borç doğmadığı sürece alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak kefaletten dönebilir; alacaklının kefalete güvenmesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.599). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu imkânın sınırlı olduğunu vurgulamıştır (YHGK, 14.10.2021, E.2017/3128, K.2021/1224).
  • Ödemenin kabulünü isteme: borç muaccel olunca kefil, borçlunun iflası hâlinde bile ödemenin kabulünü her zaman isteyebilir; alacaklı haklı bir sebep olmadan kabulden kaçınırsa kefil borçtan kurtulur (TBK m.593).
  • İbra: bankanın kefili yazılı olarak ibra etmesi (TBK m.132).

Sona erme hâllerinin ayrıntısı kefaletten nasıl kurtulunur yazımızda anlatıldı. Kefil vefat ederse kefalet borcunun mirasçılara geçişi için babam birine kefil olmuştu yazımıza bakılabilir.

Kefaletname Kontrol Listesi: Belgenize Hangi Sırayla Bakmalısınız?

Bankadan kefaletnamenin, genel kredi sözleşmesinin, imzaladığınız bütün limit artışı ve ek protokollerin ve varsa eş muvafakatnamesinin suretini aldıktan sonra aşağıdaki sırayla kontrol edin. Bir satırda eksiklik bulursanız, bu eksikliği ödeme emrine itirazda veya menfi tespit davasında ayrı bir başlık olarak ileri sürün.

Kefalet geçerlilik ve kapsam kontrol listesi

KontrolKuralEksikse sonuçDayanak
1. Kefalet yazılı mı?Sözlü kefalet geçersizdirKefalet doğmazTBK m.583/1
2. Azami miktar sizin el yazınızla mı?Tutar kefilin kendi el yazısıyla yazılmalıdırGeçersizlik; tutar hiç yoksa kesin geçersizlikTBK m.583/1; 3. HD 2020/4405 E.
3. Kefalet tarihi sizin el yazınızla mı?Tarih kefilin el yazısıyla yazılmalıdırGeçersizlik; hâkim gözetir ama siz de ileri sürünTBK m.583/1; YHGK 2022/277 E.
4. “Müteselsil kefil” ibaresi el yazınızla mı?Müteselsil kefalette sıfat el yazısıyla belirtilirTicari borçta TTK m.7/2 nedeniyle müteselsillik yine kabul edilebilirTBK m.583/1; YHGK 2019/(19)11-254 E.
5. Evliyseniz eşin yazılı rızası var mı?Rıza en geç sözleşme anında verilmelidirKefalet geçersiz; ortak-yöneticinin şirketle ilgili kefaletinde rıza aranmazTBK m.584/1, 584/3; 11. HD 2021/3353 E.
6. Limit artışlarını imzaladınız mı?Sorumluluğu artıran değişiklik aynı şekle tabidirArtış sizi bağlamaz; imzalanan limit sürerTBK m.583; 11. HD 2022/4092 E.
7. İstenen tutar azami miktarı aşıyor mu?Kefil her durumda azami miktara kadar sorumludurAşan kısma itirazTBK m.589/1
8. Cezai şart veya kefaletten önceki borç isteniyor mu?Ceza koşulu anlaşması kesin hükümsüz; kural olarak kefaletten sonraki borçlarİlgili kalemlere itirazTBK m.589/3-4
9. Şirkete ihtar çekilmiş, temerrüt oluşmuş mu?Müteselsil kefile başvuru için gecikme ve sonuçsuz ihtar ya da açık ödeme güçsüzlüğüDef’i olarak siz ileri sürmelisinizTBK m.586/1; YHGK 2023/848 E.
10. Kefalet tarihinden on yıl geçti mi?Gerçek kişi kefaleti on yılda kendiliğinden sona ererSüre dolduktan sonraki takipte menfi tespitTBK m.598; 3. HD 2025/1565 E.
11. Başka kefil var mı, hepsine takip yapılmış mı?Müteselsil birlikte kefillerin tümüne takibe girişilmemişse bölme def’iKendi payınızdan fazlasını ödemekten kaçınmaTBK m.587/2
12. Banka teminatları azalttı mı, bildirimleri yaptı mı?Güvenceleri kefil zararına azaltma ve altı aylık gecikmeyi bildirmemeSorumluluk zarar ölçüsünde azalırTBK m.592/1, m.594

Yol Haritası: Kefil, Şirket ve Banka Arasında Adım Adım

Ticari kredide şahsi kefil için adım adım

AşamaKefil ↔ BankaKefil ↔ Şirket ve diğer kefiller
1. Şirket taksitleri aksatmaya başladıKefaletname, genel kredi sözleşmesi, limit artışları ve eş muvafakatinin suretlerini isteyin; borcun güncel durumunu yazılı sorun (TBK m.594/1)Şirketten güvence veya kefaletten kurtarılma isteyin (TBK m.595); diğer kefillerle durumu paylaşın
2. Hesap kat ihtarı ve hesap özeti geldiBir ay içinde tutara, faize ve kalemlere itiraz edin (İİK m.68/b); adresinizi güncelleyinŞirketin bankaya karşı def’ilerini öğrenin; bunları siz de ileri sürebilirsiniz (TBK m.591)
3. Ödeme emri tebliğ edildiİlamsız takipte 7, kambiyo takibinde 5 gün; geçersizlik, kapsam, başvuru şartı, süre ve bölme def’ilerini ayrı ayrı yazın (İİK m.62, m.168)Tüm kefillere takip yapılıp yapılmadığını kontrol edin (TBK m.587/2)
4. Ev veya maaş haczedildiHaczi öğrendiğiniz günden itibaren 7 gün içinde haczedilmezlik şikâyeti (İİK m.16, m.82, m.83); emekli aylığında 5510 m.93Ödeme gücünüzü ve rücu imkânını gerçekçi değerlendirin
5. Şirket konkordato istediMühlet sizi korumaz (İİK m.294, m.303); bankanın oyunu ve size on gün önce bildirim yapılıp yapılmadığını sorun (İİK m.303/2); gerekirse ayni teminatla takibin durdurulmasını isteyin (TBK m.590/2)Koşullu rücu alacağınızın projede gösterilip gösterilmediğini komiserden öğrenin; rücu alacağı kural olarak projeye tabidir
6. Şirket iflas ettiVadesi gelmemiş taksitler için iflas gerekçesiyle erken takip yapılamaz (TBK m.590/1); bankanın masaya kayıt ve bildirim yükümlülüğünü izleyin (TBK m.594/2)Ödediğiniz kısım için iflas masasına başvurun; diğer kefillere payları oranında rücu edin
7. Yapılandırma veya ödemeProtokolde limit artışı, yenileme kaydı, takiplerin durdurulması ve haciz fekki maddelerini kontrol edin; kendi payınızı ödüyorsanız ibraname alın (TBK m.132)Ödemeyi şirkete bildirin (TBK m.597); bankadan senetlerin ve rehinlerin devrini isteyin (TBK m.592/3)
8. Ödemeden sonra rücuÖdemenin kefalet borcuna mahsuben yapıldığını gösteren belgeyi saklayınŞirkete halefiyetle tamamı için, diğer kefillere payları oranında rücu edin (TBK m.587, m.596); zamanaşımı ödeme anından işler

Bu adımların her biri belge ve süreye bağlıdır. İlk ihtar geldiğinde kefaletnamenin incelenmesi, sonraki bütün aşamalarda hangi savunmanın kullanılabileceğini belirler. Kefaletin genel savunmaları için adi ve müteselsil kefalet farkı yazımıza, kefalet belgelerinin itiraz dilekçesi örneğiyle birlikte incelenmesi için kefalet ve kişisel güvence rehberimize, imza atmadan önce bilinmesi gerekenler için kefil olmadan önce yazımıza bakabilirsiniz.

Banka kredisine kefaletiniz nedeniyle ödeme emri, hesap kat ihtarı veya haciz yazısı aldıysanız, belgelerinizi ve sürelerinizi birlikte gözden geçirmek için: Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara · 0554 648 37 15

Sık Sorulan Sorular

Şirketin kredisine kefil oldum, banka önce şirkete gitmek zorunda mı?

Kefaletiniz adi kefaletse banka kural olarak önce şirkete başvurmalıdır (TBK m.585). Ticari kredilerde kefalet neredeyse her zaman müteselsil olduğundan banka şirketi takip etmeden size başvurabilir; ancak bunun için şirketin ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da şirketin açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (TBK m.586/1). Bu şart yoksa bunu itirazınızda açıkça ileri sürmelisiniz; mahkeme kendiliğinden gözetmez.

Kefaletnamede tutarı ve tarihi ben yazmadım, kefaletim geçersiz mi?

Azami miktar ve kefalet tarihi kefilin kendi el yazısıyla yazılmadıkça kefalet geçersizdir (TBK m.583/1). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu şartın geçerlilik şekli olduğunu ve hâkimce kendiliğinden gözetileceğini, ancak kamu düzenine ilişkin olmadığını kabul etmiştir. Şirketin ortağı ve yöneticisi olan kefilin şekil eksikliğine dayanmasını dürüstlük kuralına aykırı bulan bir direnme kararı Hukuk Genel Kurulunca yerinde bulunduğundan, şekil savunmasının yanında kapsam savunmaları da ileri sürülmelidir.

Şirket ortağıyım, eşimin rızası alınmadı; kefaletim geçersiz olur mu?

Kural olarak hayır. Ticaret şirketinin ortağı veya yöneticisinin şirketle ilgili olarak verdiği kefaletlerde eşin rızası aranmaz (TBK m.584/3). İstisna yalnız ortağı veya yöneticisi olduğunuz şirketle ilgili kefaletler için geçerlidir; başka bir şirketin kredisine kefil olduysanız eşinizin yazılı rızası kural olarak aranır.

Eşimin şirketine kefil oldum ama ben ortak değilim. Eşimin rızası gerekir miydi?

Evet. Eşinizin şirketine kefil olmanız, sizin ortak veya yönetici olmanızı sağlamaz; m.584/3 istisnası size uygulanmaz. Evliyseniz kefalet için diğer eşin, yani bu durumda şirket ortağı olan eşinizin yazılı rızası, en geç kefalet anında verilmiş olmalıdır (TBK m.584/1). Rıza yoksa kefalet geçersizdir.

“Müşterek borçlu müteselsil kefil” yazıyor; ben de şirket gibi asıl borçlu muyum?

İncelediğimiz Yargıtay kararlarında bu sıfatla imza atan kişilerin sorumluluğu kefalet hükümlerine göre ve kefalet limitiyle sınırlı olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca gerçek kişilerin başka ad altında verdiği kişisel güvencelere de kefaletin şekil ve eş rızası hükümleri uygulanır (TBK m.603). Kayıt, kefaletinizin müteselsil olduğunu gösterir; krediyi bizzat kullanmadıysanız ve imzanız güvence amacı taşıyorsa, sizi kural olarak sınırsız sorumlu asıl borçlu yapmaz.

Bankanın benden istediği tutar kefalet limitimden fazla, ne yapmalıyım?

Kefil her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur (TBK m.589/1). Ödeme emrine yedi gün içinde, limiti aşan kısma açıkça ve tutar göstererek itiraz edin. İmzalamadığınız limit artışlarından da sorumlu değilsiniz (TBK m.583).

Ödeme emrine itiraz süresi kaç gün?

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür ve itiraz icra dairesine yapılır (İİK m.60, m.62). Takip kambiyo senedine dayanıyorsa süre beş gündür ve itiraz icra mahkemesine yapılır (İİK m.168). Kambiyo takibinde itiraz takibi kendiliğinden durdurmaz.

İtiraz süresini kaçırdım, artık hiçbir şey yapamaz mıyım?

Yapabilirsiniz. Borçlu olmadığınızın tespiti için menfi tespit davası açılabilir (İİK m.72). Takipten sonra açılan davada takip tedbirle durdurulamaz; ancak en az yüzde on beş teminatla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi istenebilir. Borcu ödediyseniz, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde istirdat davası açılabilir.

Kefil olduğum için tek evim haczedilebilir mi?

Haline münasip eviniz haczedilemez (İİK m.82/1-12); koruma kefil için de geçerlidir. Ancak haczi öğrendiğiniz tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyette bulunmanız gerekir (İİK m.16/1). Ev ihtiyacınızdan değerliyse satılır ve bedelinden size uygun bir ev alabileceğiniz kısım bırakılır. Evi bankaya kendi iradenizle ipotek ettiyseniz kural olarak meskeniyet ileri sürülemez.

Maaşımın tamamına haciz konabilir mi?

Hayır. Maaş ve ücretler, borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşüldükten sonra haczedilebilir ve haczedilecek miktar dörtte birden az olamaz (İİK m.83). Kredi sözleşmesindeki önceden verilmiş haciz muvafakatleri muteber değildir (İİK m.83/a).

Emekli maaşım kefalet borcu için haczedilebilir mi?

Kural olarak hayır. 5510 sayılı Kanun m.93’e göre gelir, aylık ve ödenekler, nafaka borçları ve Kanunun 88. maddesi kapsamındaki Kurum alacakları dışında haczedilemez. Takip kesinleştikten sonra aylığınızın haczine muvafakat ederseniz haciz mümkün hâle gelir. Aylığın yattığı bankanın sözleşmedeki mahsup talimatına dayanarak yaptığı tahsilat ise haciz değildir ve ayrıca değerlendirilir.

Şirket konkordato ilan etti, bu beni de korur mu?

Hayır. Mühlet içindeki takip yasağı borçlu şirketi korur (İİK m.294). Konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı kefile karşı bütün haklarını korur; muvafakat eden alacaklı ise kefile toplantının gün ve yerini en az on gün önce bildirmek ve haklarını ödeme karşılığında devretmeyi teklif etmek şartıyla bu haklarını korur (İİK m.303). Konkordatodaki indirim kefilin borcunu kendiliğinden azaltmaz.

Şirket iflas etti; kredinin vadesi gelmemiş taksitlerini hemen benden isteyebilirler mi?

İflas şirketin borçlarını muaccel kılar (İİK m.195), ancak asıl borç borçlunun iflası nedeniyle muaccel olsa bile belirlenen vadeden önce kefile karşı takip yapılamaz (TBK m.590/1). Bankanın iflastan önce hesabı kat edip borcu muaccel kılmış olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

Borcu ödersem şirketten ve diğer kefillerden geri alabilir miyim?

Evet. Ödediğiniz ölçüde bankanın haklarına halef olursunuz ve şirkete rücu edersiniz (TBK m.596). Müteselsil birlikte kefillerde, kendi payınızı aşan kısım için diğer kefillere de rücu edebilirsiniz (TBK m.587/2). Ödemeyi şirkete bildirmeyi unutmayın; bildirmezseniz ve şirket de habersizce ödeme yaparsa rücu hakkınızı kaybedebilirsiniz (TBK m.597).

Bankayla yapılandırma protokolü imzalarsam kefaletim düşer mi?

Kural olarak düşmez. Yenileme ancak tarafların açık iradesiyle olur (TBK m.133) ve protokollerde genellikle yenileme olmadığı yazılır. Protokol sorumluluğunuzu artırıyorsa, artış ancak kefalet şekline uyularak, gerekiyorsa eşin rızasıyla sizi bağlar (TBK m.583, m.584/2). Kendi payınız için bankayla anlaşırsanız yazılı ibraname alın (TBK m.132).

Şirketten ayrıldım, hisselerimi devrettim; kefaletim de sona erdi mi?

Hayır, kendiliğinden sona ermez. Ortaklıktan ayrılmak kanunda sayılan bir sona erme sebebi değildir. Bankadan kefaletin kaldırıldığına dair yazılı belge almanız gerekir. Süresiz kefalette TBK m.601’deki istem, gelecekte doğacak borçlar için ise TBK m.599’daki dönme imkânı ayrıca değerlendirilir.

Kefaletim ne zaman kendiliğinden sona erer?

Gerçek kişi tarafından verilmiş her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar (TBK m.598). Süre, kefaletin sona ermesinden en erken bir yıl önce, kefalet şekline uygun yazılı açıklamayla azami on yıl uzatılabilir. On yıl dolmadan kefil hakkında takip başlatılmışsa uyuşmazlık zamanaşımı kurallarına göre çözülür.

Borcum varlık yönetim şirketine satıldı; kefaletim de mi geçti?

Evet. Alacağın devriyle kefalet gibi bağlı haklar devralana geçer (TBK m.189). Ancak bankaya karşı ileri sürebileceğiniz bütün savunmaları, el yazısı, eş rızası, limit ve süre savunmaları dâhil, devralan şirkete karşı da ileri sürebilirsiniz.

İlgili Rehberler

Kaynakça

Mevzuat (güncel metinler, 3 Kasım 2026 itibarıyla)

Kararlar

  • Anayasa Mahkemesi, 16.04.2026, E.2025/275, K.2026/83 (Resmî Gazete 06.08.2026, sayı 33332)
  • Yargıtay HGK, 18.02.2026, E.2025/11-61, K.2026/92
  • Yargıtay HGK, 24.01.2024, E.2023/848, K.2024/4
  • Yargıtay HGK, 25.06.2025, E.2024/12-784, K.2025/393
  • Yargıtay HGK, 31.05.2023, E.2022/76, K.2023/544
  • Yargıtay HGK, 03.05.2023, E.2022/277, K.2023/408
  • Yargıtay HGK, 27.09.2022, E.2020/(19)11-356, K.2022/1160
  • Yargıtay HGK, 21.04.2022, E.2019/(19)11-254, K.2022/584
  • Yargıtay HGK, 14.10.2021, E.2017/3128, K.2021/1224
  • Yargıtay HGK, 27.09.2018, E.2017/19-3020, K.2018/1361
  • Yargıtay 11. HD, 01.07.2024, E.2023/1939, K.2024/5406
  • Yargıtay 11. HD, 08.02.2024, E.2023/6410, K.2024/864
  • Yargıtay 11. HD, 09.01.2024, E.2022/4092, K.2024/95
  • Yargıtay 11. HD, 30.05.2023, E.2021/8338, K.2023/3348
  • Yargıtay 11. HD, 26.10.2022, E.2021/3353, K.2022/7428
  • Yargıtay 11. HD, 11.10.2022, E.2021/2396, K.2022/6884
  • Yargıtay 11. HD, 24.02.2022, E.2020/2163, K.2022/1252
  • Yargıtay 11. HD, 02.06.2021, E.2020/3098, K.2021/4689
  • Yargıtay 3. HD, 22.10.2025, E.2025/1565, K.2025/5074
  • Yargıtay 3. HD, 01.07.2025, E.2024/2835, K.2025/3756
  • Yargıtay 3. HD, 19.02.2025, E.2024/1358, K.2025/966
  • Yargıtay 3. HD, 16.02.2021, E.2020/4405, K.2021/1534
  • Yargıtay 8. HD, 20.09.2017, E.2015/7109, K.2017/11201
  • Adana BAM 9. HD, 22.06.2023, E.2020/1601, K.2023/361

Yazar: Av. Fatma Öztürk, Hukukçular Evi Ankara

Büro: Varlık Mahallesi Gaziosmanpaşa Caddesi No: 22, Yenimahalle/Ankara · Telefon: 0554 648 37 15

Son güncelleme: 3 Kasım 2026. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlıkta sonuç, kefaletnamenin, kredi sözleşmesinin ve takip dosyasının incelenmesine bağlıdır.

Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Post by Av. Fatma Öztürk