Kefil Sorumluluğu ve Kefaletin Sona Ermesi | TBK 581-603 Rehberi
10 Temmuz 2026

Kefil Sorumluluğu ve Kefaletin Sona Ermesi | TBK 581-603 Rehberi

Kefalet, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 581. maddesinde düzenlenen ve kefilin, alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmeyi üstlendiği bir sözleşmedir. 2011’de yürürlüğe giren yeni TBK, kefili korumak amacıyla önceki 818 sayılı Borçlar Kanunu’na kıyasla çok daha sıkı şekil şartları ve sınırlamalar getirmiştir. Bu yazıda kefil sorumluluğu ve kefaletin sona ermesi başlığı altında; el yazısı zorunluluğu, eş rızası, adi ile müteselsil kefaletin farkı, kefalet limiti, on yıllık süre ve rücu hakkı ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

10 Saniyede Hukuk · İcra ve İflas Hukuku

Kefilim; alacaklı doğrudan beni takip edebilir mi?

Bu soruya dair kısa bilgilendirme videosunu izleyebilir, ayrıntılı açıklamayı aşağıdaki rehberde bulabilirsiniz. Video genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için avukata danışınız.

▶ Videonun sayfası ve tam metni →
Tüm “10 Saniyede Hukuk” videoları →

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

1. Kefalet Sözleşmesinin Tanımı ve Tarafları (TBK m. 581)

TBK m. 581’e göre kefalet sözleşmesi, kefilin, alacaklıya karşı borçlunun borcunun ifa edilmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Sözleşmenin üç temel süjesi bulunur: borcunu güvence altına aldıran alacaklı, asıl borçlu ve kefil. Kefalet, asıl borca fer’i (bağımlı) niteliktedir; yani asıl borç geçerli olmadan kefalet de doğmaz, asıl borç sona erdiğinde kefalet de kural olarak sona erer.

Kefaletin geçerliliği için mevcut ve geçerli bir asıl borcun varlığı zorunludur. Asıl sözleşme baştan hükümsüzse veya iptal edilmişse kefalet de bu geçersizlikten etkilenir. Ayrıca kefil, sözleşme yapma ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişi olmalıdır (TBK m. 582). Kefil kendisini alacaklıya karşı borçluya değil, alacaklıya karşı asıl borçlunun borcunun ödenmemesi rizikosuna karşı taahhüt eder; bu nedenle kefaletin bağımsız bir borç değil, teminat borcu niteliğinde olduğu vurgulanır.

2. Yeni TBK ile Getirilen Sıkı Şekil Şartları: El Yazısı ve Eş Rızası (TBK m. 583-584)

2011 yeni TBK reformu, kefaleti sadece “yazılı” olmaktan çıkarıp “nitelikli yazılı şekil” olarak yeniden düzenlemiştir. Sıradan bir imza ya da matbu form ile geçerli kefalet doğmaz.

TBK m. 583 — el yazısı unsurları: Kefaletin geçerli olabilmesi için aşağıdaki üç unsur bizzat kefilin el yazısıyla yazılmalıdır:

  • Kefilin sorumlu olacağı azami miktar (rakam veya yazıyla),
  • Kefalet tarihi,
  • Müteselsil kefalet söz konusuysa “müteselsil kefilim” ya da bu anlama gelen ifade.

Bu unsurlardan biri eksikse veya bilgisayar ile basılıysa kefalet sözleşmesi baştan geçersizdir. Yargıtay istikrarlı biçimde, kefil el yazısı bulunmayan sözleşmelerde kefalet ilişkisinin doğmadığına hükmetmektedir. Kira sözleşmelerinin arkasındaki matbu “kefil imzası” alanlarının çoğu bu nedenle geçersiz sayılmaktadır.

TBK m. 584 — eş rızası: Evli bir kişi kefil olacaksa, eşin yazılı rızası alınmadan kefalet geçerli olmaz. Rıza şu koşullara bağlıdır:

  • Yazılı şekilde verilmelidir (adi yazılı yeterlidir, noter aranmaz),
  • Sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç sözleşme kurulurken alınmalıdır,
  • Sonradan alınan rıza kefaleti geçerli hâle getirmez.

Ayrıca kefil sıfatının sonradan ağırlaştırılması (limit artışı, adi kefaletin müteselsil kefalete dönüştürülmesi vb.) durumunda eşin rızası yeniden aranır. Mahkemece ayrılık kararı verilmiş ya da yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmuşsa eş rızası şartı ortadan kalkar.

Eş rızasından muaf hâller: TBK m. 584 son fıkraları, ticari hayatın işleyişini kolaylaştırmak için istisnalar getirmiştir. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletme sahibi tacir, ticaret şirketi ortağı veya yöneticisi tarafından işletmesiyle ilgili verilen kefaletler; esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlıların mesleki faaliyetleri kapsamındaki kefaletler; kamu sermayeli bankalarca kullandırılan faiz destekli krediler ile tarım kredi, tarım satış, esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri kredilerinde verilen kefaletler eş rızası şartından muaftır.

3. Adi Kefalet ile Müteselsil Kefalet Arasındaki Fark (TBK m. 585-586)

Kefaletin en pratik ayrımı, alacaklının kefile hangi koşulda başvurabileceği noktasında ortaya çıkar.

Adi kefalet (TBK m. 585): Alacaklı önce asıl borçluyu takip etmek zorundadır. Asıl borçlu aleyhine icra takibi yürütülmüş ve buna rağmen alacak tahsil edilememiş olmalıdır. Kefil, kendisine karşı takip başlatıldığında “tartışma defi” (asıl borçlunun önce takibi) itirazını ileri sürebilir. Rehinli alacaklarda kefile başvurulabilmesi için ayrıca rehin konusu değerin paraya çevrilmesi de gerekir. Bu husus rehinli alacaklarda önemli bir sıralama koruması sağlar.

Müteselsil kefalet (TBK m. 586): Alacaklı asıl borçluyu takip etmeksizin doğrudan kefile başvurabilir. Kefil, tartışma defini ileri süremez; asıl borçluyla birlikte tümüyle sorumludur. Türkiye’de banka kredileri, kefil bulunan kira sözleşmeleri ve ticari borçlarda kural olarak müteselsil kefalet kararlaştırılır. Müteselsil kefalet, sözleşmede açıkça “müteselsil” ibaresiyle ve kefilin el yazısıyla belirtilmelidir; aksi hâlde adi kefalet karinesi geçerli olur ve alacaklı önce borçluyu takibe mecbur kalır.

4. Kefalet Limiti ve Birlikte Kefalet (TBK m. 587-589)

Kefil, sözleşmede belirtilen azami miktarı aşan bir sorumluluk üstlenmiş sayılmaz. Kefalet limiti hem asıl borç anaparasını hem de bunun feri niteliğindeki faiz, gecikme faizi, tazminat ve takip giderlerini kapsar; ancak kefilin toplam sorumluluğu sözleşmedeki limitle sınırlıdır (TBK m. 589 — kefilin sorumluluğunun kapsamı).

Sözleşmede azami miktar belirtilmemişse kefalet geçersizdir. Kefalet limitinin sonradan artırılması, eş rızasının yenilenmesini ve el yazısı unsurlarının tekrar yerine getirilmesini gerektirir. Kefil, sözleşmede belirtilenden fazla bir tutar için icra takibiyle karşılaştığında limit itirazını ileri sürerek sorumluluk sınırının içine çekilebilir.

Birlikte kefalet (TBK m. 587): Aynı borç için birden fazla kefil bulunması hâlinde, kefiller kural olarak paylı sorumluluk üstlenir. Ancak sözleşmede “müteselsil ve birlikte kefil” ibaresi yer alıyorsa her bir kefil borcun tamamından sorumludur; ödemeyi yapan kefil, ödediği miktardan payına düşenden fazlasını diğer kefillerden pay oranında geri isteyebilir. Alacaklı, ödeme gücü bulunan kefile başvurma serbestisine sahiptir; bu tercih alacaklıya güçlü bir tahsilat aracı sağlar.

5. Kefaletin Sona Ermesi ve 10 Yıllık Süre (TBK m. 598-602)

Kefaletin sona erme hâlleri kanunda ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. En yaygın sona erme sebepleri şunlardır:

  • Asıl borcun sona ermesi: Kefalet, asıl borca fer’i olduğundan asıl borç ödeme, takas, ibra veya zamanaşımı gibi sebeplerle sona erdiğinde kefalet de kendiliğinden sona erer (TBK m. 598/1).
  • Belirli sürenin dolması: Süreli kefalette sürenin bitmesiyle kefil kural olarak kefaletten kurtulur.
  • Alacaklının feragati: Alacaklının kefil karşısındaki haklarından açıkça vazgeçmesi kefaleti sona erdirir.
  • 10 yıllık üst süre (TBK m. 598/3): Bir gerçek kişi tarafından verilen kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Bu süre emredicidir; kısaltılabilir ancak sözleşmeyle uzatılamaz.

Kefaletin uzatılması: Kefaletin uzatılabilmesi için yeni bir yazılı sözleşme yapılması, kefilin el yazısı unsurlarını yeniden yerine getirmesi ve evli kefilde eşin yeniden yazılı rızası şarttır. Uzatma en fazla 10 yıllık yeni bir dönem için yapılabilir ve mevcut sürenin bitiminden önceki bir yıl içinde imzalanmalıdır. Şekle uyulmadan yapılan uzatma yeni kefalet doğurmaz.

Alacaklının kefile bildirim yükümlülüğü: Alacaklı, asıl borçlunun temerrüde düşmesi, iflas etmesi veya konkordato ilan etmesi hâllerinde durumu gecikmeksizin kefile bildirmekle yükümlüdür. Bildirim yapılmamışsa alacaklı, kefile karşı bu ihmalden doğan zararı tazmin etmek zorunda kalabilir. Kefil, uygun koşullarda alacaklıdan güvence isteme veya asıl borçluyu takibe zorlama hakkına sahiptir.

6. Kefilin Rücu Hakkı ve Halefiyet (TBK m. 596)

Alacaklıya ödeme yapan kefil, ödediği miktar ölçüsünde asıl borçluya rücu edebilir. TBK m. 596 uyarınca kefil, yaptığı ödeme oranında alacaklının haklarına kanunen halef olur; alacaklının asıl borçlu üzerindeki taleplerini, teminatlarını ve rehin haklarını devralır. Bu halefiyet yasa gereği kendiliğinden doğar; ayrıca temlik sözleşmesine gerek yoktur.

Rücu hakkı kullanılırken kefil, ödediği anapara yanında yasal faizi ve masrafları da isteyebilir. Ancak kefil, alacaklıya ödeme yapmadan önce asıl borçluya bildirim yapmalıdır; aksi hâlde asıl borçlunun ileri sürebileceği def’ilerle karşılaşabilir. Birlikte kefaletlerde kefiller arasında da rücu ilişkisi doğar; ödemeyi yapan kefil, payına düşenden fazlasını diğer kefillerden pay oranında isteyebilir.

Kefalet sözleşmelerinden doğan alacak, tahsilat ve icra süreçlerinde bankacılık ve kredi hukuku ile iç içe geçen düzenlemeler dikkate alınmalıdır. Kefil hakkında başlatılan icra takibinin sonuçları için banka hesabına haciz ve e-haciz bloke kaldırma yazımızı, kefil hakkında açılan takibin kapatılması sürecinde icra dosyasının kapatılması ve tahsil harcı bölümünü, kefalet-ipotek ilişkilerinde ipotek ve rehnin paraya çevrilmesi düzenlemesini inceleyebilirsiniz. Nafaka borçlarında kefalet farklı bir düzlemde değerlendirilir; bkz. zorlama hapsi ve mal beyanı.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Mevzuat Haritası

Kefalet rejimini kuran hükümler
HükümDüzenlediği konu
TBK m. 581Kefalet sözleşmesinin tanımı
TBK m. 582Ehliyet
TBK m. 583Şekil — el yazısı unsurları
TBK m. 584Eşin rızası ve istisnaları
TBK m. 585Adi kefalet — dört istisna ve rehin def’i
TBK m. 586Müteselsil kefalet ve ön şartı
TBK m. 587Birlikte kefalet
TBK m. 589Sorumluluğun kapsamı
TBK m. 590Kefilin takibi — vade koruması
TBK m. 594-595Alacaklının bildirim yükümlülüğü, kefilin güvence isteme hakkı
TBK m. 596Rücu ve kanuni halefiyet
TBK m. 598Sona erme ve on yıllık üst süre
TBK m. 603Uygulama alanı — garanti ve benzeri güvenceler

Adi Kefalette Dört İstisna

Yazı, adi kefalette alacaklının önce asıl borçluyu takip etmek zorunda olduğunu doğru belirtir. Ancak kanun, bu kuralın dört istisnasını açıkça saymıştır ve uygulamada takipler çoğu zaman bu bentlere dayandırılır.

TBK m. 585: “Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez; ancak, aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir.”

Doğrudan kefile başvurulabilen hâller
BentHâl
1Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması
2Borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi
3Borçlunun iflasına karar verilmesi
4Borçluya konkordato mehli verilmiş olması

Birinci bent, savunmanın en sık kontrol edeceği noktadır ve burada bir ayrım gözden kaçar. Kanun kesin aciz belgesinden söz eder; geçici aciz belgesi bu bendi karşılamaz. Dolayısıyla adi kefile karşı takip başlatan alacaklının dosyaya sunduğu belgenin kesin nitelikte olup olmadığı incelenmelidir. İkinci bent ise “imkânsız hâle gelme”nin yanında “önemli ölçüde güçleşme” ölçütünü de içerir — bu, daha esnek bir ölçüttür ve alacaklı tarafından sıkça ileri sürülür; somut olarak neyin güçleştiğinin gösterilmesi gerekir. Üçüncü ve dördüncü bentlerde ise takibin dayanağı mahkeme kararıdır; iflas kararının veya konkordato mehlinin dosyada bulunup bulunmadığı doğrudan denetlenebilir.

Rehin önceliği def’i de aynı maddededir. Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefalette kefil alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak bu def’inin de bir sınırı vardır: borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse bu hüküm uygulanmaz. Yazının “rehinli alacaklarda paraya çevirme gerekir” ifadesi bu çerçevede okunmalıdır — kural mutlak değil, def’i niteliğindedir ve ileri sürülmesi gerekir.

Müteselsil Kefalette Bile Bir Ön Şart Vardır

Yazı, müteselsil kefalette alacaklının “asıl borçluyu takip etmeksizin doğrudan kefile başvurabileceğini” söyler. Bu doğrudur; ancak madde bunu koşulsuz tanımaz.

TBK m. 586: “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla … yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.“

m. 586’nın aradığı ön şart
Seçenekİçerik
Birinci yolBorçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması — iki unsur birlikte aranır
İkinci yolBorçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması
Sonuçİkisinden biri yoksa müteselsil kefile henüz başvurulamaz

Birinci yoldaki bağlaç “ve”dir ve bu, kefilin elindeki en somut itirazı doğurur. Borçlunun ifada gecikmesi tek başına yetmez; ayrıca ihtar çekilmiş ve bu ihtarın sonuçsuz kalmış olması gerekir. Uygulamada müteselsil kefile karşı başlatılan takiplerde, asıl borçluya hiç ihtar çekilmediği ya da ihtarın tebliğ edilmediği sıkça görülür. Bu nedenle kefile ödeme emri geldiğinde dosyadan istenmesi gereken ilk belge, asıl borçluya çekilen ihtar ve tebliğ şerhidir. İkinci yol ise “açıkça” ödeme güçsüzlüğü arar; bu, tahmine değil somut verilere — haciz tutanağı, aciz hâli, ödeme kabiliyetinin fiilen ortadan kalkması gibi olgulara — dayandırılmalıdır. Madde ayrıca alacaklıyı taşınmaz rehnini paraya çevirme yükünden kurtarır; yani müteselsil kefalette rehin önceliği def’i ileri sürülemez.

Vade Koruması: m. 590

Kefilin en sık ihlal edilen korumalarından biri, asıl borcun erken muaccel olması hâlinde devreye girer.

TBK m. 590: “Borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel olsa bile, belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz.”

Bu hüküm, kefil ile asıl borçlunun takvimlerini birbirinden ayırır. Asıl borçlunun iflası, borcu onun bakımından muaccel hâle getirir; ancak bu muacceliyet kefile sirayet etmez. Kefil, sözleşmede belirlenen vade gelmeden takip edilemez. Uygulamada iflas eden bir şirketin kefiline, vadesi henüz gelmemiş taksitler için takip başlatıldığında ileri sürülecek itiraz budur. Aynı maddede kefile bir imkân daha tanınır: bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence göstererek hâkimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye kadar kendisine karşı takibin ertelenmesini isteyebilir.

Şekil Şartının Kapsamı Sanılandan Geniştir

Yazının doğru anlattığı el yazısı rejimi, yalnızca kefalet sözleşmesiyle sınırlı değildir.

Aynı şekle tabi işlemler
İşlemKural
Kefalet sözleşmesim. 583/1 — azami miktar, tarih ve müteselsil ibaresi kefilin el yazısıyla
Kefil olma konusunda özel yetkim. 583/2 — aynı şekil koşullarına bağlıdır
Kefil olma vaadim. 583/2 — aynı şekil koşullarına bağlıdır
Sorumluluğu artıran değişiklikm. 583/3 — şekle uyulmadıkça hükümsüzdür
Garanti ve benzeri kişisel güvencelerm. 603 — şekil, ehliyet ve eşin rızası hükümleri bunlara da uygulanır

Son satır, kefalet hukukunun en etkili ama en az bilinen hükmüdür ve uygulamadaki en yaygın kaçınma yolunu kapatır. TBK m. 603, kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin, diğer kişilerin fiillerini üstlenme (garanti) gibi kişisel güvence verilmesine ilişkin sözleşmelere de uygulanacağını öngörür. Uygulamada alacaklılar, el yazısı ve eş rızası şartlarından kaçınmak için sözleşmeye “kefalet” yerine “garantör”, “müşterek borçlu” veya “garanti veren” gibi başlıklar koyabilmektedir. Nitelendirmenin adı değiştiğinde şekil şartı ortadan kalkmaz: sözleşme gerçekte bir kişisel güvence niteliği taşıyorsa m. 603 devreye girer ve el yazısı ile eş rızası aranmaya devam eder. Bu nedenle sözleşmenin başlığına değil içeriğine bakılmalıdır.

Eş Rızasında Zamanlama ve Değişiklikler

Yazının verdiği kurallar doğrudur; maddenin değişiklik rejimi ise ölçütü netleştirir.

m. 584’ün işleyişi
UnsurKural
ŞekilYazılı rıza — adi yazılı yeterli, noter aranmaz
ZamanSözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında
Sonradan rızaKefaleti geçerli hâle getirmez
Rıza gerektiren değişikliklerSorumlu olunan miktarın artması, adi kefaletin müteselsile dönüşmesi, kefil yararına güvencelerin önemli ölçüde azalması
Rıza gerektirmeyenlerYukarıdaki sonuçları doğurmayan değişiklikler
Şartın kalkmasıMahkemece ayrılık kararı verilmiş veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmuşsa

Dördüncü satırdaki üçüncü ölçüt uygulamada atlanır. Yalnızca limit artışı değil, kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalması da eşin rızasını gerektirir. Örneğin asıl borcu güvence altına alan bir rehnin alacaklı tarafından kaldırılması, kefilin rücu ettiğinde başvuracağı teminatı zayıflatır ve bu değişiklik rıza kapsamına girebilir. Bu nedenle kefalet ilişkisinin kuruluşundan sonraki bütün ek protokoller incelenmelidir.

On Yıllık Sürenin Mekaniği

Yazının doğru andığı emredici süre, uzatma rejimiyle birlikte okunduğunda kullanılabilir hâle gelir.

m. 598’in süre düzeni
UnsurKural
KapsamGerçek kişi tarafından verilmiş her türlü kefalet
BaşlangıçSözleşmenin kurulmasından itibaren — borcun doğumundan değil
SonuçOn yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar
Daha uzun süre kararlaştırılsaKefil yine ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir
Uzatma zamanıEn erken, kefaletin sona ermesinden bir yıl önce
Uzatma şekliKefilin, kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklaması
Uzatma süresiAzamî on yıllık yeni bir dönem

İkinci ve dördüncü satır birlikte okunduğunda güçlü bir savunma doğar. Süre, borcun muaccel olduğu veya takibin başladığı tarihten değil, kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihten işler. Uzun vadeli kredilerde ve yıllarca yenilenen kira ilişkilerinde bu, sözleşme tarihinin on yılı aşıp aşmadığının ilk kontrol edilecek husus olmasını gerektirir. Dördüncü satır ise sözleşmeye yazılan daha uzun süreleri etkisiz kılar: on yıldan fazla bir süre kararlaştırılmış olsa dahi, uzatma veya yeni kefalet bulunmadıkça kefil ancak on yıl doluncaya kadar takip edilebilir. Beşinci satırdaki zaman penceresi de dardır — uzatma, kefaletin sona ermesinden en erken bir yıl önce yapılabilir; daha erken yapılan uzatma beyanı bu şartı karşılamaz.

Rücu ve Halefiyette Bildirim Kuralı

Yazının doğru anlattığı halefiyet, bir usul şartına bağlıdır ve bu şart ihmal edildiğinde rücu zayıflar.

m. 596’nın işleyişi
UnsurKural
HalefiyetKefil, ödediği oranda alacaklının haklarına kanunen halef olur — temlik sözleşmesine gerek yoktur
Geçen haklarAsıl borçlu üzerindeki talepler, teminatlar ve rehin hakları
Alacaklının yükümüBu hakların kullanılmasını kolaylaştırmakla yükümlüdür
Bildirim şartıKefil, borçluya önceden haber vermeksizin ödeme yaparsa, borçlunun alacaklıya karşı ileri sürebileceği def’ilere katlanmak zorundadır
Birlikte kefaletteÖdeyen kefil, payına düşenden fazlasını diğer kefillerden pay oranında ister

Dördüncü satır, ödeme yapmadan önce atılacak tek adımı gösterir. Kefil, alacaklıya ödeme yapmadan önce asıl borçluya yazılı bildirimde bulunmalıdır. Aksi hâlde borçlu, alacaklıya karşı sahip olduğu def’ileri — borcun ödenmiş olması, takas, zamanaşımı gibi — rücu davasında kefile karşı ileri sürebilir ve kefil ödediğini geri alamayabilir. Bu bildirim, tebliğ edilebilir biçimde yapılmalı ve saklanmalıdır.

Kefile Takip Geldiğinde Kontrol Sırası

Sırayla bakılacaklar
KontrolDayanak
El yazısı unsurları tam mı?m. 583 — azami miktar, tarih, müteselsil ibaresi
Evliyseniz eş rızası var mı?m. 584 — yazılı ve zamanında
Sözleşme “garanti” adıyla mı?m. 603 — aynı şartlar uygulanır
Kefalet türü ne?m. 585/586 — müteselsil ibaresi el yazısıyla yoksa adi kabul edilir
Adi ise dört bentten biri var mı?m. 585 — kesin aciz belgesi, takibatın imkânsızlığı, iflas, konkordato mehli
Müteselsil ise ihtar çekilmiş mi?m. 586 — ifada gecikme ve ihtarın sonuçsuz kalması
Takip tutarı limiti aşıyor mu?m. 589 — sorumluluk azami miktarla sınırlı
Sözleşme on yılı geçmiş mi?m. 598 — kuruluş tarihinden itibaren
Vade gelmiş mi?m. 590 — iflas muacceliyeti kefile sirayet etmez

Dördüncü satır sıralamanın kilididir. Sözleşmede “müteselsil” ibaresi kefilin el yazısıyla yer almıyorsa kefalet adi sayılır; bu tespit yapılır yapılmaz beşinci satırdaki dört bent devreye girer ve alacaklı, bentlerden birini belgeyle ortaya koyamadığı sürece takip yürüyemez. Bu nedenle itiraz dilekçesinde önce tür tespiti, ardından o türe özgü şartların eksikliği ileri sürülmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kefalet sözleşmesi nedir?

TBK m. 581: kefilin, alacaklıya karşı borçlunun borcunun ifa edilmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Kefalet asıl borca fer’îdir: asıl borç geçerli olmadan kefalet doğmaz.

El yazısı olmayan kefalet geçerli midir?

Hayır. m. 583/1 gereği azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet varsa bu sıfatı belirten ifade kefilin kendi el yazısıyla yazılmalıdır. Bilgisayarla basılmış veya matbu formda ise kefalet baştan geçersizdir.

Sadece imza atmak yeter mi?

Yetmez. El yazısı unsurlarından biri eksikse kefalet ilişkisi doğmaz.

Kefil olma vaadi veya vekâlet de aynı şekle mi tabi?

Evet. m. 583/2: kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır.

Sözleşme sonradan değiştirilirse?

m. 583/3: sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hükümsüzdür.

Sözleşmede “garantör” yazıyor, şekil şartı uygulanmaz mı?

Uygulanır. TBK m. 603: kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, diğer kişilerin fiillerini üstlenme (garanti) gibi kişisel güvence sözleşmelerine de uygulanır.

Neden bu kadar önemli?

Çünkü uygulamada el yazısı ve eş rızasından kaçınmak için sözleşmeye “garantör”, “müşterek borçlu” veya “garanti veren” başlıkları konulabiliyor. Adın değişmesi şekil şartını ortadan kaldırmaz; sözleşmenin başlığına değil içeriğine bakılır.

Eşimden habersiz verdiğim kefalet geçerli mi?

Hayır. m. 584 uyarınca evliyseniz eşinizin yazılı rızası olmadan verilen kefalet geçersizdir.

Rıza ne zaman alınmalı?

Sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında. Sonradan verilen onay kefaleti geçerli hâle getirmez. Adi yazılı yeterlidir, noter aranmaz.

Hangi değişikliklerde rıza yeniden gerekir?

Sorumlu olunan miktarın artması, adi kefaletin müteselsile dönüşmesi ve kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalması.

Üçüncü ölçüt ne anlama geliyor?

Asıl borcu güvence altına alan bir rehnin kaldırılması gibi işlemler, kefilin rücu ettiğinde başvuracağı teminatı zayıflatır ve rıza kapsamına girebilir. Bu nedenle bütün ek protokoller incelenmelidir.

Eş rızası hiç aranmadığı hâller var mı?

Var. Ticaret siciline kayıtlı işletme sahibi tacir, ticaret şirketi ortağı veya yöneticisinin işletmeyle ilgili kefaletleri; esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlıların mesleki faaliyetleri kapsamındaki kefaletleri; kamu sermayeli bankalarca kullandırılan faiz destekli krediler ile tarım kredi, tarım satış, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri kredilerindeki kefaletler.

Ayrı yaşıyorsak?

Mahkemece ayrılık kararı verilmiş ya da yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmuşsa eş rızası şartı ortadan kalkar.

Adi kefalette alacaklı doğrudan bana gelebilir mi?

Kural olarak hayır — m. 585: “Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez.” Ancak kanun dört istisna sayar.

Bu dört istisna nedir?

(1) Borçlu aleyhine takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması, (2) borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, (3) borçlunun iflasına karar verilmesi, (4) borçluya konkordato mehli verilmiş olması.

Geçici aciz belgesi yeterli mi?

Kanun kesin aciz belgesinden söz eder; geçici aciz belgesi bu bendi karşılamaz. Dosyaya sunulan belgenin niteliği incelenmelidir.

Rehin varsa adi kefalette ne olur?

Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak borçlunun iflasına veya konkordato mehli verilmesine karar verilmişse bu hüküm uygulanmaz.

Müteselsil kefalette alacaklı hemen bana gelebilir mi?

Tam olarak değil. m. 586 koşulsuz bir yetki tanımaz: “Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.“

Bu şartın önemi ne?

Birinci yoldaki bağlaç “ve“dir: ifada gecikme tek başına yetmez, ayrıca ihtar çekilmiş ve sonuçsuz kalmış olmalıdır. Uygulamada asıl borçluya hiç ihtar çekilmediği sıkça görülür.

O hâlde ilk hangi belgeyi istemeliyim?

Asıl borçluya çekilen ihtarı ve tebliğ şerhini. Bunlar yoksa müteselsil kefile henüz başvurulamaz.

“Açıkça ödeme güçsüzlüğü” nasıl ispatlanır?

Tahminle değil somut verilerle: haciz tutanağı, aciz hâli, ödeme kabiliyetinin fiilen ortadan kalkması gibi olgularla.

Müteselsil kefalette rehin önceliği isteyebilir miyim?

Hayır. Madde alacaklıyı taşınmaz rehnini paraya çevirme yükünden kurtarır.

Sözleşmede “müteselsil” yazmıyorsa?

Kefalet adi kabul edilir ve alacaklı önce borçluyu takibe mecbur kalır. İbare kefilin el yazısıyla yer almalıdır.

Kefalet limiti neyi kapsar?

m. 589: limit hem anaparayı hem fer’î nitelikteki faiz, gecikme faizi, tazminat ve takip giderlerini kapsar; kefilin toplam sorumluluğu sözleşmedeki limitle sınırlıdır.

Azami miktar yazılmamışsa?

Kefalet geçersizdir.

Takip limitimi aşıyorsa?

Limit itirazı ileri sürülerek sorumluluk sınırının içine çekilebilirsiniz. Limitin sonradan artırılması, eş rızasının yenilenmesini ve el yazısı unsurlarının tekrar yerine getirilmesini gerektirir.

Birden fazla kefil varsa?

m. 587: kural olarak paylı sorumluluk doğar. Sözleşmede “müteselsil ve birlikte kefil” ibaresi varsa her kefil borcun tamamından sorumludur; ödeyen kefil, payına düşenden fazlasını diğerlerinden pay oranında ister.

Borçlu iflas etti, borcum hemen muaccel mi oldu?

Hayır. m. 590: “Borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel olsa bile, belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz.” Muacceliyet kefile sirayet etmez.

Takibin ertelenmesini isteyebilir miyim?

Aynı maddede bir imkân daha var: bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence göstererek hâkimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye kadar takibin ertelenmesini isteyebilir.

Kefaletim ne zaman sona erer?

Asıl borç sona erdiğinde (m. 598/1 — fer’îlik), süreli kefalette süre dolduğunda, alacaklı feragat ettiğinde ve gerçek kişiler için sözleşmenin kurulmasından itibaren on yıl geçtiğinde kendiliğinden.

On yıl ne zaman başlar?

Sözleşmenin kurulmasından itibaren — borcun doğduğu, muaccel olduğu veya takibin başladığı tarihten değil. Uzun vadeli kredilerde ilk kontrol edilecek husus budur.

Sözleşmede daha uzun süre yazıyorsa?

Etkisizdir. On yıldan fazla bir süre kararlaştırılmış olsa dahi, uzatma veya yeni kefalet bulunmadıkça kefil ancak on yıl doluncaya kadar takip edilebilir.

Uzatma nasıl yapılır?

Kefilin, kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla ve en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce; azamî on yıllık yeni bir dönem için. Evli kefilde eşin yeniden rızası gerekir. Şekle uyulmadan yapılan uzatma yeni kefalet doğurmaz.

Alacaklının bana bildirim yükümlülüğü var mı?

Var. Asıl borçlunun temerrüde düşmesi, iflas etmesi veya konkordato ilan etmesi hâllerinde durum gecikmeksizin kefile bildirilmelidir; bildirim yapılmazsa alacaklı bu ihmalden doğan zararı tazmin etmek zorunda kalabilir.

Ödeme yapan kefil parasını geri alabilir mi?

Evet. m. 596: kefil, ödediği oranda alacaklının haklarına kanunen halef olur; alacaklının asıl borçlu üzerindeki talepleri, teminatları ve rehin hakları kefile geçer. Temlik sözleşmesine gerek yoktur.

Ödemeden önce ne yapmalıyım?

Asıl borçluya yazılı bildirim. Kefil, borçluya önceden haber vermeksizin ödeme yaparsa, borçlunun alacaklıya karşı ileri sürebileceği def’ilere katlanmak zorundadır — ödeme, takas, zamanaşımı gibi. Bildirim tebliğ edilebilir biçimde yapılmalı ve saklanmalıdır.

Kefile takip geldiğinde sıralama nasıl olmalı?

Önce şekil (m. 583), eş rızası (m. 584) ve sözleşmenin gerçek niteliği (m. 603); sonra tür tespiti (müteselsil ibaresi el yazısıyla var mı); ardından o türe özgü şartlar — adide dört bent, müteselsilde ihtar; son olarak limit (m. 589), on yıl (m. 598) ve vade (m. 590).

Kefalet, kefili tüm malvarlığı ile sorumlu tutan ağır bir güvence türüdür. 2011 yeni TBK ile getirilen el yazısı, eş rızası, kefalet limiti ve 10 yıllık üst süre gibi düzenlemeler kefili korumaya yöneliktir. Kefalet sözleşmesinin geçerliliği, kefil sıfatının sınırları ve kefaletten kurtulma yolları somut olayın koşullarına göre değişebileceğinden, kefilin hem sözleşme öncesinde hem de alacaklının takibe geçtiği aşamada uzman bir avukatla değerlendirme yapması hukuki güvenlik açısından önem taşır.

Atıf yapılan başlıca mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 581, 582, 583, 584, 585, 586, 587, 589, 590, 594, 595, 596, 598 ve 603. Kefalet 2011 yılında yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun ile 818 sayılı Borçlar Kanunu dönemine göre yeniden düzenlendiğinden, sözleşme tarihine göre uygulanacak metin ve şekil şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Post by Av. Fatma Öztürk