Boşanmada Mal Rejimi Tasfiyesi ve Katılma Alacağı (TMK)
10 Temmuz 2026

Boşanmada Mal Rejimi Tasfiyesi ve Katılma Alacağı (TMK)

Boşanmada mal rejimi tasfiyesi, evlilik birliği süresince eşlerin malvarlıklarında oluşan değişimin, evliliğin sona ermesiyle birlikte hukuki bir hesaba dökülerek paylaşılmasıdır. Türk Medeni Kanunu (TMK), 01.01.2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimini öngörmüştür (TMK m.202). Eşler noterde düzenlenen veya onaylanan bir mal rejimi sözleşmesiyle ya da evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirimle başka bir mal rejimi (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı) seçmedikçe evlilik boyunca bu rejim uygulanır (TMK m.205/1). Boşanma ile birlikte tarafların evlilik süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri (edinilmiş mal) tespit edilir, üzerlerindeki borçlar düşülür ve kalan “artık değer” kural olarak yarı yarıya paylaşılır. Bu rehberde mal rejimi tasfiyesinin hangi mallara uygulandığı, katılma alacağının nasıl hesaplandığı, hangi mahkemede ne zaman açılacağı ve zamanaşımı süresi ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Yasal Mal Rejiminin Tarihsel Arka Planı ve 01.01.2002 Geçişi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmeden önce, 743 sayılı eski Medeni Kanun döneminde mal ayrılığı yasal mal rejimi olarak uygulanıyordu. Bu rejimde her eş kendi malının maliki sayılıyor, boşanmada karşı tarafın malvarlığından kural olarak pay talep edilemiyordu. Bu düzen, evlilik birliğinde ekonomik olarak zayıf konumdaki eş açısından adaletsiz sonuçlar doğuruyordu.

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı TMK ile birlikte yasal mal rejimi olarak “edinilmiş mallara katılma rejimi” kabul edilmiştir (TMK m.202/1). Eşler mal rejimi sözleşmesi ile kanunda öngörülen mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilirler (TMK m.202/2). Böyle bir sözleşme yapılmadığı sürece kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.

Geçiş açısından kritik olan husus şudur: 01.01.2002 tarihinden önce evlenmiş ve bir yıllık geçiş süresi içinde başka bir rejim seçmemiş eşler bakımından, 01.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere edinilmiş mallara katılma rejimi kendiliğinden uygulanmaya başlamıştır (4722 sayılı Kanun m.10/1). Bu tarihten öncesine ait dönem için ise mal ayrılığı hükümleri geçerliliğini korur; bu nedenle 2002 öncesinden evli çiftlerde tasfiye hesabında dönemsel ayrımın yapılması gerekir.

Geçiş kuralı, 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 10. maddesinde yer alır. Madde dört fıkradan oluşur ve 2002 öncesinde evlenmiş çiftlerin dosyalarında hâlâ belirleyicidir:

4722 sayılı Kanun m.10 — eski evliliklerde mal rejimi

FıkraKuralTasfiyeye etkisi
m.10/101.01.2002’den önce evlenen eşler arasında o tarihe kadar tâbi olunan mal rejimi devam eder; bir yıl içinde başka rejim seçilmezse yasal rejim 01.01.2002’den geçerli olmak üzere seçilmiş sayılır2002 öncesi edinimler eski rejime, sonrası edinilmiş mallara katılmaya tabidir
m.10/201.01.2002’den önce açılmış boşanma veya iptal davaları sonuçlanıncaya kadar eski rejim devam eder; dava redle biterse, kesinleşmeyi izleyen bir yıl içinde başka rejim seçilmedikçe yasal rejim Kanunun yürürlük tarihinden geçerli sayılırBu davalarda tasfiye eski hükümlere göre yapılır
m.10/3Eşler, bir yıllık süre içinde yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle yasal rejimin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul edebilirdiBöyle bir sözleşme varsa evliliğin tamamı katılma rejimine tabidir
m.10/4Mal birliği veya mal ortaklığının yasal rejime dönüşmesinde eski Kanunun ilgili rejimin sona ermesine ilişkin hükümleri uygulanırÖnce eski rejim tasfiye edilir

Uygulamada bunun anlamı şudur: 1990’da evlenmiş ve 2020’de boşanma davası açmış bir çiftte 01.01.2002’den önce edinilen mallar mal ayrılığı dönemine, sonrasında edinilenler edinilmiş mallara katılma dönemine aittir. Yargıtay uygulamasında ilk dönem için katılma alacağı değil, diğer eşin malın edinilmesine yaptığı katkıya dayanan katkı payı alacağı istenebilmektedir; bu nedenle iki dönemin malları dilekçede ayrı ayrı gösterilmelidir. Kavramlar arasındaki fark için değer artış payı ve katkı payı farkı yazımıza bakabilirsiniz.

Edinilmiş Mal ve Kişisel Mal Ayrımı (TMK m.219-220)

Edinilmiş mallara katılma rejiminde malvarlığı iki temel kategoriye ayrılır: edinilmiş mallar ve kişisel mallar. Katılma alacağı yalnızca edinilmiş mallar üzerinden hesaplanır; kişisel mallar tasfiyeye tabi tutulmaz.

Edinilmiş mal (TMK m.219): Her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Kanun örnek olarak şunları sayar:

  • Çalışmanın karşılığı olarak elde edilen gelirler (maaş, prim, ikramiye, serbest meslek kazancı, ticari kâr)
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler (emekli maaşı, dul-yetim aylığı vb.)
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
  • Kişisel malların gelirleri (evlilik öncesi taşınmazın kira geliri, kişisel banka mevduatının faizi gibi)
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler

Kişisel mal (TMK m.220): Kanun gereği kişisel sayılan mallar şunlardır:

  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya (giyim, kişisel kullanım eşyaları)
  • Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir suretle karşılıksız (bağış) kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri
  • Manevi tazminat alacakları
  • Kişisel mallar yerine geçen değerler

Ayrıca eşler mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan ve edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler (TMK m.221/1). Aynı sözleşmeyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağı da kararlaştırılabilir (TMK m.221/2). Uyuşmazlık hâlinde TMK m.222 üç kural koyar: belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden, iddiasını ispatla yükümlüdür (m.222/1); eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır (m.222/2); bir eşin bütün malları ise aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (m.222/3). Bu nedenle bir malın kişisel mal olduğunu ileri süren taraf bunu belgelemek zorundadır.

Katılma Alacağı Hesabı ve Artık Değere Katılma (TMK m.231-236)

Mal rejimi sona erince her eşin edinilmiş malları ayrı ayrı tespit edilir. Hesaplama şu adımlarla yapılır:

  1. Edinilmiş malların belirlenmesi (TMK m.219): Evlilik süresince karşılığı verilerek edinilen taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, altınlar, hisse senetleri ve şirket payları tespit edilir.
  2. Eklemelerin yapılması (TMK m.229): İki tür değer hesaba eklenir: eşlerden birinin, olağan hediyeler dışında, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler. Bir yıllık süre yalnız birinci gruba uygulanır; kasıtlı devirlerde böyle bir süre sınırı yoktur.
  3. Denkleştirme (TMK m.230): Bir eşin kişisel mallarına ilişkin borcu edinilmiş mallarından ya da edinilmiş mallarına ilişkin borcu kişisel mallarından ödenmişse tasfiyede denkleştirme istenebilir. Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye anındaki değerine göre yapılır.
  4. Borçların düşülmesi: Her eşin edinilmiş mallara ilişkin borçları (konut kredisi, taşıt kredisi vb.) edinilmiş mal aktifinden düşülür. Her borç ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar; hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç edinilmiş mallara ilişkin sayılır (TMK m.230/2).
  5. Artık değerin bulunması (TMK m.231): Kalan pozitif değer o eşin “artık değeri”dir. Borçlar aktifi aşarsa artık değer sıfır sayılır, çünkü kanuna göre değer eksilmesi göz önüne alınmaz (TMK m.231/2); borç fazlalığı diğer eşe yüklenemez.
  6. Yarı yarıya katılım (TMK m.236): Her eş veya mirasçısı, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Karşılıklı alacaklar takas edilir.

Örneğin: Kadın eşin evlilik süresince edindiği taşınmazın rayiç değeri 4.000.000 TL, banka hesabında bakiye 600.000 TL, konut kredisi bakiyesi 1.000.000 TL olsun. Aktif toplam 4.600.000 TL; borç düşüldüğünde artık değer 3.600.000 TL olur. Erkek eşin edinilmiş malı ile bunlara ilişkin borçları arasında fark bulunmadığı varsayımıyla, erkek eşin katılma alacağı 3.600.000 / 2 = 1.800.000 TL olarak hesaplanır. Karşılıklı edinilmiş mallar mevcutsa, her iki yönlü hesap yapılarak alacaklar takas edilir.

TMK m.236/2 önemli bir istisna öngörür: zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Hesabı Değiştiren Kalemler: Eklenecek Değerler, Denkleştirme ve Üçüncü Kişiye Dava (TMK m.229, 230, 241)

Artık değer yalnızca dava tarihindeki malvarlığına bakılarak bulunmaz. Kanun, rejim sürerken elden çıkarılan değerlerin hesaba geri eklenmesini, mal kesimleri arasındaki aktarımların denkleştirilmesini ve gerektiğinde kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye başvurulmasını ayrı hükümlerle düzenler.

Artık değeri değiştiren kanuni kalemler

KalemŞartDeğer veya süreMadde
Rızasız karşılıksız kazandırmaOlağan hediyeler hariç; rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde; diğer eşin rızası yokDevir tarihindeki değer (m.235/2)TMK m.229/1, bent 1
Kasıtlı devirRejimin devamı süresince; diğer eşin katılma alacağını azaltma kastı; süre sınırı yokDevir tarihindeki değer (m.235/2)TMK m.229/1, bent 2
Kararın üçüncü kişiye etkisiDava kendisine ihbar edilmişse karar, kazandırma yapılan üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilir—TMK m.229/2
Borç denkleştirmesiBir kesime ait borç diğer kesimden ödenmişÖdenen tutarTMK m.230/1
Borcun hangi kesime ait olduğuİlişkin olduğu kesime yüklenir; belirsizse edinilmiş mallara ait sayılır—TMK m.230/2
Kesimler arası katkıBir kesimden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkı ve değer artışı ya da azalmasıKatkı oranı ve tasfiye anındaki değer; mal elden çıkmışsa hakkaniyetTMK m.230/3
Üçüncü kişiye davaBorçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamıyor; eklenmesi gereken kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiden eksik kısım istenirÖğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde rejimin sona ermesinden beş yılTMK m.241

Bu kalemler katılma alacağını doğrudan etkiler. Örneğin dava açılmadan sekiz ay önce bir eşin kardeşine bağışladığı para, diğer eşin rızası yoksa birinci bent uyarınca o eşin edinilmiş mallarına eklenir; artık değer pozitifse karşı tarafın katılma alacağı kural olarak bu tutarın yarısı kadar artar. M.241’deki üçüncü kişiye dava ise tenkis hükümlerinin kıyasen uygulandığı ayrı bir yoldur ve süreleri kısadır. Hesap örneği için artık değer ve denkleştirme yazımıza bakabilirsiniz.

Tasfiye Zamanı ve Değerleme Tarihi (TMK m.225, 232, 235)

Edinilmiş mallara katılma rejimi, TMK m.225 uyarınca eşlerden birinin ölümü, başka bir mal rejiminin sözleşme ile kabulü, evliliğin iptali ya da boşanma kararı ile veya hakimin bir eşin talebi üzerine mal ayrılığına karar vermesi ile sona erer. Boşanma ile sona erme halinde mal rejiminin sona erme tarihi boşanma davasının açıldığı tarihtir (TMK m.225/2). Yani dava tarihinden sonra edinilen mallar tasfiye hesabına katılmaz.

Malların değerlendirilmesinde TMK m.232 uyarınca sürüm (rayiç) değer esas alınır. Değerleme anını ise TMK m.235/1 belirler: mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır. Yargıtay uygulaması bu hükmü şu prensiple uygular:

  • Malın durumu (fiziki hali, borç yükü, tapudaki hukuki nitelik) mal rejiminin sona erdiği tarihe (boşanma dava tarihi) göre saptanır.
  • Malın değeri (rayiç/sürüm bedeli) ise tasfiyeye — kural olarak karar tarihine — en yakın tarihe göre belirlenir.

Bu ilke özellikle enflasyonist dönemlerde önem taşır: hak sahibi eş, taşınmazın güncel rayiç bedeli üzerinden hesap yapılmasını talep edebilir. Değer tespiti mahkeme aracılığıyla bilirkişi incelemesi (taşınmazlarda gayrimenkul değerleme uzmanı, şirket payı için mali müşavir raporu, banka hesapları için bakiye ekstresi vb.) ile yapılır.

Kişisel Malların Gelirleri ve Değer Artış Payı (TMK m.219, 227)

Uygulamada en çok yanılgıya düşülen konulardan biri, kişisel malların gelirlerinin de kural olarak edinilmiş mal sayılmasıdır. TMK m.219/2 (bent 4) uyarınca kişisel malların gelirleri — evlilik öncesinden kalan taşınmazın kira geliri, mirastan gelen paranın faizi, kişisel şirket payının temettü geliri gibi — edinilmiş mal kategorisindedir. Eşler mal rejimi sözleşmesi ile bunun aksini kararlaştırabilirler (TMK m.221). Sözleşme yoksa kural nettir: ana mal kişisel maldır, ama getirisi edinilmiş maldır.

Değer artış payı (TMK m.227): Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahiptir; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (m.227/1). Mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim, ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (m.227/2). Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artış payından vazgeçebilir veya payın oranını değiştirebilir (m.227/3). Katkı, evlilik öncesi kişisel bir taşınmazın kredisinin edinilmiş mallarla ödenmesi, evlenmeden önce alınmış bir işyerinin tadilatına yapılan harcama ya da eşe ait taşınmazın kat karşılığı inşaatına katkı gibi durumlarda gündeme gelir.

Değer artış payı hesaplanırken şu formül kullanılır: katkı oranı × malın tasfiye tarihindeki rayiç değeri. Böylece katkıda bulunan eş yalnızca nominal ödemeye değil, malın değerindeki artışa da orantılı olarak hak kazanır. Değer artış payı, katılma alacağından bağımsız bir kalem olarak talep edilebilir; iki kavramın karıştırılmaması önemlidir.

  • Değer artış payı (TMK m.227): Diğer eşe ait bir mala — kişisel veya edinilmiş — yapılan karşılıksız katkı üzerinden, katkı oranında hesaplanır.
  • Katılma alacağı (TMK m.236): Diğer eşin edinilmiş mallarındaki artık değerin yarısı üzerinden hesaplanır.

Mal Rejimi Sözleşmesiyle Değiştirilebilen Kurallar

Edinilmiş mallara katılma rejiminin bazı kuralları sözleşmeyle değiştirilebilir; kanun, eşlerin belirli noktaları farklı düzenlemesine açıkça izin verir. Tasfiye davası açılmadan önce bir mal rejimi sözleşmesi bulunup bulunmadığının araştırılması bu nedenle ilk adımdır.

Sözleşmeyle değiştirilebilen tasfiye kuralları

KonuSözleşmeyle yapılabilecek düzenlemeMadde
Sözleşmenin şekliNoterde düzenleme veya onaylama; evlenme başvurusunda seçilen rejimin yazılı bildirimi de mümkündür; taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanırTMK m.205
Başka rejim seçimiMal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığıTMK m.202/2
Meslek ve işletme değerleriBir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan ve edinilmiş mallara girmesi gereken değerler kişisel mal sayılabilirTMK m.221/1
Kişisel mal gelirleriEdinilmiş mallara dahil olmayacağı kararlaştırılabilirTMK m.221/2
Değer artış payıYazılı anlaşmayla vazgeçilebilir veya pay oranı değiştirilebilirTMK m.227/3
Artık değere katılma oranıYarı yarıya kural yerine başka bir esas kabul edilebilir; ortak olmayan çocukların ve altsoylarının saklı payları zedelenemezTMK m.237
Ölümde konutSözleşmedeki farklı düzenleme saklıdırTMK m.240/1
2002 öncesi evlilikBir yıllık süre içinde yapılan sözleşmeyle yasal rejim evlenme tarihinden geçerli kılınabilirdi4722 s.K. m.10/3

Sözleşme yoksa bu tablodaki kuralların tamamı kanundaki hâliyle uygulanır. Anlaşmalı boşanma protokolündeki paylaşım ve feragat hükümleri ise mal rejimi sözleşmesi değil, boşanma sırasında yapılan bir tasfiye anlaşmasıdır; bu nedenle açık ve tereddütsüz kaleme alınmaları gerekir. Sözleşmenin yapılışı için mal rejimi sözleşmesi ve mal ayrılığı yazımıza bakabilirsiniz.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Görevli Mahkeme, Kesinleşme Şartı ve Zamanaşımı

Mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m.4). Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde, o yer Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla davayı görür. Yetkili mahkemeyi TMK m.214 belirler: mal rejimi ölümle sona ermişse ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesi; boşanma, evliliğin iptali veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi hâlinde bu davalara bakan mahkeme; diğer hâllerde davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Boşanma kararının kesinleşmesi şartı çok önemlidir. Yargıtay yerleşik içtihadına göre mal rejimi tasfiyesi ve katılma alacağı davası, boşanma kararı kesinleşmeden karara bağlanamaz. Bu iki dava aynı anda açılmış olsa dahi tasfiye davası, boşanma kararının kesinleşmesi bekletici mesele yapılır ve boşanma kesinleşene kadar tasfiye hükmü kurulmaz. Uygulamada güvenli yol, boşanma davası kesinleşince mal rejimi tasfiye davasını ayrı olarak açmak ya da boşanma dosyasında talep hakkını saklı tutmaktır.

Zamanaşımı: Katılma alacağı ve değer artış payı taleplerinin zamanaşımı süresi, TMK’da özel bir düzenleme bulunmadığından, Türk Borçlar Kanunu m.146’daki genel zamanaşımı uyarınca 10 yıldır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05.10.2016 tarihli, E.2016/8-1061, K.2016/959 sayılı kararında katılma alacağının boşanmanın fer’î sonucu olmadığını ve on yıllık süreye tabi olduğunu kabul etmiştir. Süre boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Mal rejimi dava tarihinde sona erdiği hâlde (TMK m.225/2) sürenin kesinleşmeden başlamasının sebebi, evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımının işlememesidir (TBK m.153/1, bent 3). On yıllık süre içinde dava açılmadığı takdirde alacak zamanaşımına uğrar ve karşı tarafın zamanaşımı def’ini ileri sürmesi halinde talep reddedilir.

Bazı hallerde anlaşmalı boşanma protokolüne mal paylaşımı hükümleri eklenmesi tercih edilir; böylece tasfiye ayrı dava konusu olmaktan çıkar. Protokolde açıkça hüküm bulunmayan mallar için sonradan tasfiye davası açma hakkı korunur.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Süreler ve Mal Kaçırmaya Karşı Önlemler

Katılma alacağı bir şahsî alacak olduğundan, iki risk birlikte yönetilmelidir: sürenin kaçırılması ve dava sürerken malların elden çıkarılması. Kanun her ikisi için ayrı hükümler öngörür.

Tasfiyede süreler ve koruyucu önlemler

Talep veya önlemSüre veya şartDayanak
Katılma alacağı ve değer artış payıOn yıl; boşanma kararının kesinleşmesinden itibarenTBK m.146; YHGK 05.10.2016, E.2016/8-1061, K.2016/959
Evlilik devam ederkenEşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemezTBK m.153/1, bent 3
Üçüncü kişiye karşı davaÖğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde rejimin sona ermesinden beş yıl; hak düşürücü süreTMK m.241/2
Tasarruf yetkisinin sınırlanmasıAilenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi için hâkim, belirli malvarlığı değerleri üzerinde tasarrufu diğer eşin rızasına bağlayabilir; taşınmazda tapuya resen şerh verilirTMK m.199
Boşanma davasında geçici önlemHâkim dava süresince eşlerin mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri resen alırTMK m.169
Ödemede güvenceDurum ve koşullar gerektiriyorsa borçludan güvence istenebilirTMK m.239/3

Zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındaki fark uygulamada önemlidir: on yıllık zamanaşımı ancak karşı taraf def’i olarak ileri sürerse dikkate alınır; m.241’deki süreler ise hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Ayrıntı için mal paylaşımı davasında zamanaşımı ve eşin tasarruf yetkisinin sınırlanması (TMK 199) yazılarımıza bakabilirsiniz.

Alacak Nasıl Ödenir? TMK m.239

Katılma alacağı hesaplandıktan sonra sıra ödemeye gelir ve bu aşama ayrı bir maddede düzenlenmiştir. TMK m.239 üç konuyu birlikte çözer: ödeme biçimi, erteleme ve faiz.

Ödeme biçimi. Maddeye göre katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir. Son cümle özellikle işletme sahibi eşler bakımından koruyucudur: tasfiye, işletmeyi bölerek işlevsiz hâle getirecek biçimde yapılmaz.

Erteleme. Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir. Bu bir savunma değil, ayrı bir taleptir; ileri sürülmezse hâkim kendiliğinden erteleme yapmaz.

Faiz ve güvence. Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir. Uygulamada katılma alacağı davalarında faize karar tarihinden geçerli olmak üzere hükmedilmektedir.

KonuKural
Ödeme biçimiAyın veya para
Aynî ödemede değerSürüm değeri
İşletmelerEkonomik bütünlük gözetilir
ErtelemeCiddî güçlük hâlinde; talep üzerine
FaizTasfiyenin sona ermesinden; aksine anlaşma yoksa
GüvenceDurum ve koşullar gerektiriyorsa

Aynî Hak Değil, Şahsî Alacak Hakkı

Tasfiye davalarının en çok yanlış kurulan yönü, talebin niteliğidir. Bu ayrım dilekçenin nasıl yazılacağını doğrudan belirler.

Yerleşik uygulamaya göre mal rejiminin tasfiyesini isteyen eşe ya da mirasçılarına tanınan hak aynî değil, şahsî alacak hakkıdır. Kural olarak eşlerden birine ait malvarlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka bir aynî hak talebi söz konusu olamaz.

Bunun pratik sonuçları şunlardır. Birincisi, talep tapu iptali ve tescil olarak değil alacak olarak kurulmalıdır; aksi hâlde talep bu yönüyle reddedilir. İkincisi, tasfiye alacağı taşınmaz üzerinde doğrudan bir hak doğurmadığından, alacağın güvence altına alınması ayrıca istenmelidir — TMK m.239’daki güvence talebi ve mal kaçırmaya karşı önlemler bu işlevi görür.

Buna karşılık ödeme aşamasında aynî ödeme mümkündür: m.239/1 uyarınca alacak ayın olarak da ödenebilir. Ancak bu, alacaklının bir malı doğrudan talep hakkı anlamına gelmez; ödeme biçimine ilişkin bir imkândır.

KonuDurum
Hakkın niteliğiŞahsî alacak hakkı
Mülkiyet talebiKural olarak söz konusu olamaz
Talebin kurgusuTapu iptali değil, alacak
Aynî ödemeÖdeme biçimidir; talep hakkı değildir

Ölümle Sona Ermede Konut ve Ev Eşyası — TMK m.240

Mal rejimi boşanmayla değil ölümle sona ermişse, sağ kalan eş için ayrı bir imkân doğar. Bu imkân, barınma hakkının mirasçılar veya üçüncü kişiler tarafından zedelenmemesi amacıyla öngörülmüştür.

TMK m.240/1’e göre sağ kalan eş, eski yaşantısını sürdürebilmesi için, eşlerin birlikte yaşadıkları ve ölen eşe ait olan konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek suretiyle ve yetmezse bedel eklenerek intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesindeki farklı düzenlemeler saklıdır. Ev eşyası bakımından ise kanun, aynı koşullarla doğrudan mülkiyet hakkı tanınmasını öngörür (m.240/2).

Madde bir üst basamak da tanır: haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir (m.240/3).

Sınır ise mesleğe ilişkindir: sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz; tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hükümleri de saklıdır (m.240/4).

Usul bakımından kritik nokta şudur: özgüleme kendiliğinden gerçekleşmez; sağ kalan eşin açık talebi gerekir. Bu nedenle tasfiye davasında bu talep ayrıca ve açıkça ileri sürülmelidir.

KonuKural
ŞartRejimin ölümle sona ermesi
KonuÖlen eşe ait, birlikte yaşanan konut ve ev eşyası
Konutta kural hakİntifa veya oturma hakkı (m.240/1)
Ev eşyasıMülkiyet hakkı (m.240/2)
Haklı sebep varsaMülkiyet hakkı tanınabilir
SınırMeslek/sanat icrasına ayrılmış bölümler
UsulSağ kalan eşin açık talebi

Hangi Tarihteki Durum, Hangi Tarihteki Değer?

Tasfiyede en sık karıştırılan konu, durum ile değer arasındaki tarih ayrımıdır. İkisi farklı anlara bağlanmıştır.

Durum bakımından ölçüt, mal rejiminin sona erdiği tarihtir. Tasfiyeye tâbi tutulan bir malın rejimin sona erdiği tarihteki durumu tasfiye kapsamına esas alınır; sonradan malın durumunda meydana gelen değişiklikler tasfiye kapsamını etkilemez.

Değer bakımından ise ölçüt tasfiye anıdır (TMK m.235/1). Yani mal, rejimin sona erdiği tarihteki hâliyle ele alınır; ancak bu hâlin tasfiye anındaki sürüm değeri üzerinden hesaplama yapılır.

Uygulamadan bir örnek bu ayrımı netleştirir: bir aracın, mal rejiminin sona erme tarihi olan boşanma dava tarihindeki hasarsız hâlinin, tasfiye anındaki sürüm değeri üzerinden katılma alacağının hesaplanması gerekir. Dava tarihinden sonra oluşan hasar, hesabı düşürmez.

Bu iki tarihin dosyada ayrı ayrı gösterilmesi gerekir: mal rejiminin sona erdiği tarih (kural olarak dava tarihi) ve o tarihteki malvarlığı tablosu ile malların durumu. Değerleme ise bilirkişi incelemesiyle güncel olarak yapılır.

ÖlçütEsas alınan an
Malın durumuRejimin sona erdiği tarih
Malın değeriTasfiye anı — sürüm değeri
Sonraki değişikliklerTasfiye kapsamını etkilemez
Dosyada gösterilecekSona erme tarihi ve o tarihteki tablo

Dava Nasıl Kurulmalı? Beş Halka

Yukarıdaki hükümler bir araya getirildiğinde, tasfiye dosyasının hangi halkalardan oluşması gerektiği netleşir. Eksik bırakılan her halka, hesabın o kalemden yürümemesine yol açar.

Birinci halka — sona erme tarihi. Mal rejiminin hangi tarihte sona erdiği gösterilmelidir. Boşanma sebebiyle sona ermede bu tarih, TMK m.225 uyarınca dava tarihidir; kesinleşme tarihi değil. Kesinleşme şerhli karar örneği ile birlikte dava dilekçesinin tarihi de sunulmalıdır.

İkinci halka — malvarlığı tablosu. O tarihteki taşınmaz, araç, banka hesabı, hisse ve alacaklar tek tek gösterilmelidir. Tapu, trafik ve banka kayıtlarının o tarihe kadar geriye dönük celbi talep edilmelidir.

Üçüncü halka — mal grubu iddiası. Hangi malın kişisel, hangisinin edinilmiş mal sayıldığı belirtilmelidir. TMK m.222 uyarınca hangi gruba girdiği ispat edilemeyen mal edinilmiş mal sayıldığından, kişisel mal iddiasında bulunan taraf bunu belgelemek zorundadır.

Dördüncü halka — düzeltme kalemleri. Değer artış payı (m.227), eklenecek değerler (m.229) ve denkleştirme (m.230) ayrı ayrı talep edilmelidir. Üçüncü kişiye devir varsa, kararın o kişiye karşı da ileri sürülebilmesi için davanın kendisine ihbar edilmesi gerekir (m.229/2); borçlu eşin malvarlığı alacağı karşılamazsa üçüncü kişiye karşı TMK m.241 davası gündeme gelir.

Beşinci halka — ödeme ve güvence. TMK m.239 uyarınca faiz talebi açıkça yazılmalı; koşullar gerektiriyorsa güvence istenmelidir. Karşı taraf malvarlığını elden çıkarma eğilimindeyse, bu talep dilekçenin en işlevsel kalemi olabilir.

HalkaGösterilecekMadde
1Sona erme tarihi — dava tarihim.225
2O tarihteki malvarlığı tablosu—
3Mal grubu iddiası ve belgesim.220, m.222
4Düzeltme kalemleri; devirde ihbarm.227, m.229, m.230
5Faiz ve güvence talebim.239

Kalemler arasındaki fark için değer artış payı ve katkı payı farkı yazımıza, kişisel mal kapsamı için kişisel mallar yazımıza bakabilirsiniz.

Mevzuat Haritası: Tasfiyede Hangi Madde Neyi Düzenler?

Mal rejimi tasfiyesi Türk Medeni Kanununun 202-241. maddeleri arasına dağılmış hükümlerle, Borçlar Kanununun zamanaşımı kuralları ve geçiş hükmüyle birlikte yürür. Dilekçe hazırlanırken başvurulacak hükümler şöyle özetlenebilir:

Mal rejimi tasfiyesi — madde haritası

KonuMaddeÖzü
Yasal rejim ve geçişTMK m.202; 4722 s.K. m.10Edinilmiş mallara katılma asıldır; 2002 öncesi evliliklerde 01.01.2002’den itibaren uygulanır
Mal rejimi sözleşmesiTMK m.205, m.221, m.237Noterde yapılır; bazı tasfiye kuralları değiştirilebilir
Tasarrufun sınırlanmasıTMK m.199Belirli değerlerde tasarrufun diğer eşin rızasına bağlanması
Görev ve yetki4787 s.K. m.4; TMK m.214Aile mahkemesi; boşanmayı gören mahkeme, ölümde son yerleşim yeri
Edinilmiş ve kişisel malTMK m.219, m.220Karşılığı verilerek edinilenler ile kanunen kişisel sayılanlar
İspat ve karineTMK m.222Aidiyeti ispat edilemeyen paylı mülkiyet; tüm mallar aksi ispatlanana kadar edinilmiş
Sona erme anıTMK m.225Boşanma, iptal ve mal ayrılığında dava tarihi
Değer artış payıTMK m.227Diğer eşin malına katkı oranında pay
Eklenecek değerler ve denkleştirmeTMK m.229, m.230Rızasız kazandırma, kasıtlı devir, kesimler arası aktarım
Artık değer ve katılmaTMK m.231, m.236Borçlar düşülür; artık değerin yarısı; zina ve hayata kastta azaltma
DeğerlemeTMK m.232, m.235Sürüm değeri; mevcut mallar tasfiye anındaki, eklenecekler devir tarihindeki değerle
Ödeme, erteleme, faizTMK m.239Ayın veya para; ciddî güçlükte erteleme; faiz ve güvence
Ölümde konut ve ev eşyasıTMK m.240Konutta intifa veya oturma, ev eşyasında mülkiyet; haklı sebeple konutta mülkiyet
Üçüncü kişiye davaTMK m.241Bir ve beş yıllık hak düşürücü süreler
ZamanaşımıTBK m.146, m.153On yıl; evlilik sürerken işlemez

Madde metinlerinin güncel hâline mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir. Hesabın sayısal kontrolü için katılma alacağı hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Evlenmeden önce alınmış ev boşanmada eşin payına girer mi?

Kural olarak girmez. Evlilik öncesinde edinilen taşınmaz TMK m.220 uyarınca kişisel maldır ve katılma alacağı hesabında paylaşılmaz. Ancak diğer eşin bu taşınmazın kredi ödemesine, iyileştirilmesine veya korunmasına parasal katkısı olmuşsa TMK m.227 uyarınca değer artış payı talep edebilir. Ayrıca taşınmazın evlilik süresince elde edilen kira geliri edinilmiş mal sayılacağından, birikmiş kiralar açısından katılma alacağı gündeme gelebilir.

Miras yoluyla gelen para boşanmada paylaşılır mı?

Mirasla intikal eden mal veya para, TMK m.220 uyarınca kişisel maldır ve edinilmiş mallara katılma rejiminde paylaşıma tabi tutulmaz. Buna karşılık mirastan gelen paranın bankada değerlendirilmesinden doğan faiz veya kira gibi getiriler TMK m.219 gereği edinilmiş mal sayılır ve tasfiye hesabına dahil olur. Miras hukuku boyutu için mirastan feragat sözleşmesi rehberimize bakılabilir.

Katılma alacağı davası ne zaman açılır?

Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılması güvenlidir. Boşanma davası ile birlikte veya devam ederken de açılabilir; ancak tasfiye hükmü boşanma kararı kesinleşene kadar kurulamaz, dava bekletici mesele olarak beklemede tutulur. Zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren TBK m.146 uyarınca 10 yıldır.

Eşim boşanma davasından hemen önce evini sattı; hakkımı kaybettim mi?

Kaybetmediniz. Satış gerçek bir bedel karşılığında yapıldıysa ve bu bedel mal rejiminin sona erdiği tarihte hâlâ mevcutsa, edinilmiş malların yerine geçen değer olarak hesaba girer (TMK m.219/2, bent 5). Satış görünürde yapılıp aslında bağış niteliğindeyse veya katılma alacağınızı azaltma kastıyla yapıldıysa TMK m.229 devreye girer: mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde rızanız olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar ile rejim süresince bu kastla yapılan devirler, devir tarihindeki değerleriyle edinilmiş mallara eklenir (TMK m.235/2). Bu tür iddialar bakımından delillerin (banka kayıtları, tapu işlem tarihleri, alıcının yakınlık derecesi) titizlikle toplanması önem taşır.

Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımını protokolde belirlemek yeterli mi?

Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına ilişkin düzenleme ve katılma alacağından karşılıklı feragat geçerlidir; ancak protokol hükümlerinin açık, tereddütsüz ve tarafları bağlayacak biçimde kaleme alınması gerekir. Hangi taşınmazın kime kalacağı, katılma alacağı ile değer artış payı taleplerinden feragat edilip edilmediği ve nafaka ile ilişkisi net biçimde ifade edilmelidir. Aksi halde sonradan tasfiye davası hakkı gündeme gelebilir.

2002’den önce evlendik; mallar nasıl paylaşılır?

Evlilik iki döneme ayrılır. 4722 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca eşler bir yıl içinde başka bir rejim seçmedilerse edinilmiş mallara katılma rejimi 01.01.2002’den geçerli olmak üzere uygulanır; o tarihten önce edinilen mallar mal ayrılığı dönemine aittir. Yargıtay uygulamasında ilk dönem için katkı payı alacağı, ikinci dönem için katılma alacağı ve değer artış payı istenir.

Eşimin evine yaptığım katkı için ne isteyebilirim?

TMK m.227 uyarınca diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunan eş, tasfiye sırasında malda ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında pay alır; değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Eşler yazılı anlaşmayla bu paydan vazgeçebilir veya oranı değiştirebilir.

Eşimin borçları katılma alacağımı etkiler mi?

Etkiler. TMK m.231 uyarınca artık değer, eklenecek değerler ve denkleştirme alacakları dahil edinilmiş malların toplamından bu mallara ilişkin borçlar düşülerek bulunur ve değer eksilmesi göz önüne alınmaz. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç edinilmiş mallara ait sayılır (TMK m.230/2). Bu nedenle borcu malından fazla olan eşten katılma alacağı doğmaz; ancak bu eşin borcu da diğer eşe yüklenemez.

Eşim ölünce evde oturmaya devam edebilir miyim?

TMK m.240 uyarınca sağ kalan eş, birlikte yaşanan ve ölen eşe ait konut üzerinde katılma alacağına mahsuben, yetmezse bedel ekleyerek intifa veya oturma hakkı tanınmasını; ev eşyası üzerinde ise mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebep varsa sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.

Mal rejimi tasfiyesi davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m.4). Yetki TMK m.214’e göre belirlenir: boşanma, evliliğin iptali veya mal ayrılığı hâlinde bu davalara bakan mahkeme, ölümde ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesi, diğer hâllerde davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Boşanmada mal rejimi tasfiyesi, tarafların evlilik süresince oluşan ekonomik ortaklığı adil biçimde çözmeye yönelik teknik ve delil odaklı bir yargılamadır. Edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımının doğru yapılması, değer artış payı ile katılma alacağı arasındaki farkın gözetilmesi, bilirkişi değerlemesinin karar tarihine göre yaptırılması ve zamanaşımı süresinin gözden kaçırılmaması sonucu doğrudan etkiler. Aile hukukunda bağlantılı konularda nafaka artırım ve azaltım davası ve tenkis davası rehberlerimiz de yol gösterici olacaktır. Somut olayınıza özel değerlendirme için aile hukuku alanında çalışan bir avukatla görüşmeniz uygun olur.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk