Türkiye’de evlenen çiftlerin çoğu, hangi mal rejimine tabi olduklarını sormadan evlenir. Oysa Türk Medeni Kanunu (TMK) eşlere birden fazla mal rejimi arasından seçim yapma hakkı verir. TMK m.202 uyarınca yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır ve eşler aksini kararlaştırmadıkça bu rejim uygulanır. Ancak eşler evlenmeden önce veya evlilik devam ederken bir mal rejimi sözleşmesi yaparak seçimlik rejimlerden birine geçebilir. Bu rejimlerin başında, “kime aitse ona kalır” ilkesini benimseyen mal ayrılığı rejimi gelir.
Bu yazıda mal ayrılığı rejiminin hukuki çerçevesini (TMK m.242-243), seçim usulünü (TMK m.203-207), noter aşamasını, sözleşmenin sona ermesini ve boşanma anındaki paylaşım mantığını mevzuata dayalı olarak açıklıyoruz.
Türkiye’de Mal Rejimleri: Yasal Rejim ve Seçimlik Rejimler
TMK m.202 açık bir hüküm getirir: “Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.” Yani mal rejimi sözleşmesi yapmayan çiftler, hukuki durumları ne olursa olsun, evlendikleri anda edinilmiş mallara katılma rejimine tabi hâle gelir.
Kanunun tanıdığı seçimlik rejimler şunlardır:
- Mal ayrılığı rejimi — TMK m.242-243
- Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi — TMK m.244-255
- Mal ortaklığı rejimi — TMK m.256-281
Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada, evlilik süresince edinilen mallar rejimin sona ermesinde tasfiye edilir ve prensip olarak katılma alacağı yoluyla eşit paylaşıma tabi tutulur. Mal ayrılığında ise böyle bir tasfiye yoktur; her eş kendi malının maliki olarak kalır. Bu iki sistem arasındaki farkı bilerek seçim yapmak, evlilik boyunca ekonomik güvence düzenini şekillendirir.
Mal Ayrılığı Rejimi Nedir? TMK m.242-243
Mal ayrılığı rejimi, TMK’nın Dördüncü Kitap, Beşinci Bölümünde m.242 ve m.243 arasında düzenlenmiştir. Rejimin temel ilkesi şudur: eşlerden her biri kendi malvarlığının maliki olarak kalır ve mal varlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını yasal sınırlar içinde kendisi kullanır. Evlilik süresince edinilen mallar, o malı edinen eşin kişisel mülkiyetinde kalır; diğer eşin ortak mülkiyet iddiası doğmaz.
TMK m.243 diğer hükümler açısından paylaşmalı mal ayrılığı rejimine ilişkin bazı düzenlemelere yollama yapar. Buna göre:
- Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispatla yükümlüdür (m.245 uyarınca).
- Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar, eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır.
- Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur (m.246 uyarınca).
Mal ayrılığı rejiminde evlilik sona erdiğinde edinilmiş mallara katılmadaki gibi bir katılma alacağı doğmaz. Her eş, adına kayıtlı ya da kendisine ait olduğunu ispatlayabildiği malı alır. Bu yönüyle mal ayrılığı, yasal rejimden temelden ayrılan bir sistemdir. Rejimin en belirgin özelliği; tapu, banka hesabı, araç ruhsatı, şirket hissesi gibi belge üzerindeki adın doğrudan mülkiyet karinesi yaratmasıdır.
Sözleşme ile Mal Ayrılığı Seçilmesi: TMK m.203-207
Mal ayrılığı rejiminin uygulanabilmesi için eşlerin bunu bir mal rejimi sözleşmesi ile açıkça tercih etmesi gerekir. TMK m.203 şu düzenlemeyi getirir:
“Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, seçtikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde diledikleri gibi düzenleyebilirler.”
Bu hüküm iki temel ilkeyi getirir. Birincisi, mal rejimi sözleşmesinin zaman bakımından esnekliği: sözleşme evlilikten önce yapılabilir, ama evlilik başladıktan sonra da yapılabilir. İkincisi, tipe bağlılık ilkesi: eşler yalnızca kanunda öngörülen dört rejimden birini (edinilmiş mallara katılma, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı) seçebilir; kendine özgü yepyeni bir sistem kuramaz.
TMK m.204 — Ehliyet. Mal rejimi sözleşmesi ancak ayırt etme gücüne sahip olanlarca yapılabilir. Küçükler ile kısıtlıların yasal temsilcilerinin rızası aranır.
TMK m.205 — Şekil. Bu düzenleme, sözleşmenin geçerlilik şartı olan biçimi belirler: mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama biçiminde yapılır. Ek olarak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler. Bu iki yol dışında yapılan anlaşma geçersizdir; sözlü bir mutabakat veya adi yazılı bir belge sonuç doğurmaz.
TMK m.206 — Olağanüstü mal rejimi. Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesine karar verebilir. Haklı sebep sayılan haller arasında; diğer eşin borca batık olması, ortaklık payına haciz gelmesi, diğer eşin mala ilişkin işlem için gereken onayı vermekten haklı sebep olmaksızın kaçınması, mal varlığı, gelir ve borçlar hakkında bilgi vermekten kaçınması yer alır.
TMK m.207 — Eski rejime dönüş. Mal ayrılığına geçilmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde, alacaklıların ya da eşlerden birinin istemiyle önceki rejime dönülmesine karar verilebilir.
Evlilik Öncesi ve Evlilik Sırasında Mal Ayrılığı Sözleşmesi: Noter ve Evlilik Başvurusu
Mal ayrılığı rejimini seçmek için kanunun tanıdığı iki temel yol vardır:
1) Noter Huzurunda Düzenleme veya Onaylama
Eşler ya da nişanlılar, birlikte notere başvurup mal ayrılığı rejimini seçtiklerini içeren bir sözleşme yaparlar. Noterin düzenleme veya onaylama şeklinde bir işlem yapması sözleşmenin geçerlilik şartıdır. Düzenleme şeklinde sözleşmede noter, iradelerin serbestçe verildiğini denetler ve sözleşme metnini bizzat oluşturur. Onaylama biçiminde ise metin taraflarca hazırlanır ve noter yalnızca imzaları onaylar.
Sözleşme metninde en azından şu unsurların açıkça bulunması beklenir: eşlerin kimlik bilgileri, hangi mal rejiminin seçildiği (mal ayrılığı — TMK m.242), rejimin başlangıç tarihi ve tarafların imzaları. Eşler dilerlerse, kanunun sınırları içinde bazı düzenleyici hükümler de ekleyebilir; örneğin ispat kolaylığı için mevcut malların listesini sözleşme ekinde belirtmek uygulamada sıkça karşılaşılan bir yöntemdir.
2) Evlenme Başvurusu Sırasında Yazılı Bildirim
Nişanlılar, evlenme cüzdanı için evlendirme memurluğuna başvururken hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilir. Bu yolun avantajı, ayrıca notere gitmeye gerek kalmamasıdır; ancak seçim iradesinin açık ve yazılı olması şarttır. Evlenme başvurusunu takiben evlilik gerçekleştiğinde seçilen rejim doğrudan yürürlüğe girer.
Evlilikten sonra da bu yol açıktır. Eşler, hâlihazırda yasal rejim (edinilmiş mallara katılma) altında olsalar bile birlikte notere giderek mal ayrılığına geçtiklerine dair yeni bir sözleşme yapabilir. Sözleşme, imza ve şekil şartlarının tamamlanmasıyla yürürlüğe girer.
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
Sözleşmenin Sona Ermesi, Değiştirilmesi ve Geriye Yürümezlik İlkesi
Mal rejimi sözleşmesi, tarafların yeni bir sözleşme yapmasıyla değiştirilebilir veya kaldırılabilir. Değişiklik veya kaldırma da aynı şekil şartına tabidir; yani noterde düzenleme veya onaylama gereklidir. Sözleşmenin tek taraflı feshi mümkün değildir; iki tarafın da iradesi aranır.
TMK m.247 uyarınca mal rejimi şu hallerde sona erer:
- Eşlerden birinin ölümüyle,
- Başka bir mal rejiminin kabulüyle,
- Mahkemece evliliğin iptali, boşanma veya mal ayrılığına geçilmesi kararı verilmesiyle.
Mahkeme kararıyla sona erme halinde mal rejimi, dava tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkar. Bu tarih, boşanma davasında paylaşımın kilit tarihidir.
Geriye yürümezlik ilkesi son derece önemlidir. Yargıtay içtihatları, sonradan yapılan mal ayrılığı sözleşmesinin evlilik başlangıcından itibaren değil, sözleşme tarihinden ileriye doğru sonuç doğurduğunu istikrarla uygulamaktadır. Yani eşler önce edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olarak beş yıl evli kalmış ve sonra mal ayrılığına geçmişse; ilk beş yıllık dönemde edinilmiş mallar için katılma alacağı hakları saklı kalır. Yeni sözleşme, ancak imza tarihinden sonra edinilen mallar için mal ayrılığı ilkesini uygulatır. Bu ayrım pratikte sıkça atlanan bir noktadır ve sözleşme yapılmadan önce bir hukukçuyla değerlendirilmelidir.
Boşanmada Mal Ayrılığında Paylaşım ve Katkı Payı Hakkı
Mal ayrılığı rejiminde boşanma halinde eşler arasında yasal anlamda bir tasfiye ve katılma alacağı doğmaz. Her eş kendi malını alır. Ancak bu durum, hiçbir ekonomik talep hakkının doğmayacağı anlamına gelmez. Yargıtay istikrarlı içtihadında mal ayrılığı döneminde de eşler arasında bazı denkleştirme hakları tanımıştır.
Katkı payı alacağı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Aile Dairelerinin yerleşik içtihadı uyarınca mal ayrılığı rejimi altında da, bir eş diğerinin adına kayıtlı bir malın edinilmesine, korunmasına veya iyileştirilmesine parasal ya da emek yoluyla katkıda bulunmuşsa, mal rejiminin sona ermesi sırasında katkısı oranında bir alacak talep edebilir. Bu hakkın kaynağı, TMK’nın genel hükümleri ve paylaşmalı mal ayrılığında düzenlenen katkı payı ilkesi (m.249) ile şekillenmiştir.
Ev içi emek katkısı. Ev işleri, çocuk bakımı ve aile birliğine yönelik hizmetler de mal ayrılığı döneminde katkı olarak dikkate alınabilir. Yargıtay bu görüşü çok sayıda kararında kabul etmiş; ekonomik olmayan katkının da denkleştirmeye konu olabileceğini vurgulamıştır.
Aile konutu ve ev eşyası. Paylaşmalı mal ayrılığında TMK m.254, iptal veya boşanma halinde hâkimin, hakkaniyet gerektiriyorsa aile konutunda hangi eşin kalmaya ve ev eşyasını hangi eşin kullanmaya devam edeceğine karar vereceğini düzenler. Bu hüküm, mal ayrılığı rejiminde doğrudan uygulanmaz; ancak TMK m.194 uyarınca aile konutuna ilişkin genel koruma her rejimde geçerlidir.
Boşanmanın diğer ekonomik sonuçları etkilenmez. Mal ayrılığı sözleşmesi yapılması; yoksulluk nafakası (TMK m.175), iştirak nafakası (TMK m.182) ve maddi-manevi tazminat (TMK m.174) taleplerini ortadan kaldırmaz. Bu haklar mal rejiminden bağımsız olup boşanma hukukunun ayrı bir alanını oluşturur. Aynı şekilde mal ayrılığı seçimi, sağ kalan eşin miras hakkını (TMK m.499) da etkilemez.
⚖️ Güncel not: Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir; iptal, Resmî Gazete yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Geçiş döneminde mevcut nafaka kararları ve ödeme yükümlülüğü devam eder. Ayrıntı: AYM süresiz nafaka kararı (2026).
İlgili Rehberler
- 📘 Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi
- Evlilik Sözleşmesi (Mal Rejimi Sözleşmesi) Nedir, Nasıl Yapılır?
- Hangi Mal Rejimini Seçmeliyim? 4 Rejimin Karşılaştırma Tablosu (TMK)
- Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi (TMK m.244-255): Mal Ayrılığından Farkı
- Evlilik Sırasında Mal Rejimi Değiştirilebilir mi? (TMK 208)
- Eşler Arası Katkı Payı Alacağı: TMK m.227 Değer Artış Payı
m.243’ün Atıf Yapısı: Üç Konu, Başka Bir Rejimin Hükümleri
Mal ayrılığı rejimi kanunda yalnız iki maddeyle düzenlenmiştir ve bu, rejimin dar olduğu anlamına gelmez — ikinci madde bir atıf hükmüdür.
TMK m.242 temel ilkeyi koyar: mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.
TMK m.243 ise geri kalanı devreder: ispat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün özgülenmesi konularında paylaşmalı mal ayrılığı rejimine ilişkin hükümler uygulanır.
Bu yapının pratik sonucu şudur: mal ayrılığı rejiminde bir uyuşmazlık çıktığında, cevap yalnız m.242’de aranmaz. Üç konu — ispat, borçlardan sorumluluk, paylı mülkün özgülenmesi — bakımından paylaşmalı mal ayrılığı hükümlerine (TMK m.244 vd.) bakılması gerekir.
Dolayısıyla dilekçede yalnız m.242’ye dayanmak eksik kalır; ispat veya sorumluluk tartışması varsa m.243 üzerinden ilgili maddeye zincirleme atıf yapılmalıdır.
| Konu | Hangi hüküm uygulanır |
|---|---|
| Yönetim, yararlanma, tasarruf | m.242 — doğrudan |
| İspat | Paylaşmalı mal ayrılığı hükümleri |
| Borçlardan sorumluluk | Paylaşmalı mal ayrılığı hükümleri |
| Paylı mülkün özgülenmesi | Paylaşmalı mal ayrılığı hükümleri |
İspat: İddia Eden İspat Eder — TMK m.245
Atfın ilk ayağı ispat kuralıdır ve mal ayrılığı dosyalarının çoğu bu kural üzerinden çözülür.
TMK m.245’e göre belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.
İki cümlenin birlikte doğurduğu sonuç önemlidir. İspat edilemeyen mal, kayıt kimin üzerindeyse ona kalmaz; paylı mülkiyete döner. Bu, mal ayrılığı rejiminin “her şey kimin adınaysa onundur” biçimindeki basitleştirilmiş algısını sınırlayan bir kuraldır.
Buradaki fark, yasal rejimle karşılaştırıldığında netleşir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde TMK m.222’nin üçüncü cümlesi bir eşin bütün mallarını aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayar. Mal ayrılığında ise böyle bir genel karine yoktur; ispat edilemeyen mal doğrudan paylı mülkiyet kabul edilir.
Uygulamada bu, ev eşyası ve ortak kullanılan taşınırlar bakımından sıkça gündeme gelir. Bu nedenle mal ayrılığı seçen eşlerin, önemli malvarlığı değerlerine ilişkin fatura, dekont ve kayıtları ayrı ayrı saklaması rejimin doğal gereğidir.
| Mal ayrılığı | Edinilmiş mallara katılma | |
|---|---|---|
| İspat yükü | İddia edende | İddia edende |
| İspat edilemeyen mal | Paylı mülkiyet | Paylı mülkiyet |
| Genel karine | Yok | Edinilmiş mal sayılır (m.222) |
Borçlardan Sorumluluk: TMK m.246
Atfın ikinci ayağı, mal ayrılığını tercih edenlerin en çok merak ettiği konuya cevap verir: eşin borcundan sorumluluk.
TMK m.246’ya göre eşlerden her biri, kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur.
Cümlenin iki yönü vardır. Sınırlayıcı yönü: her eş kendi borcundan sorumludur; diğer eşin borcu kural olarak onu bağlamaz. Genişletici yönü: kendi borcu bakımından sorumluluk bütün malvarlığını kapsar; belirli mallarla sınırlı değildir.
Bu kural, mal ayrılığının sık dile getirilen gerekçesini — “eşimin ticarî borçlarından etkilenmeyeyim” — büyük ölçüde karşılar. Ancak sınırları vardır: eşlerin birlikte imzaladığı sözleşmeler, kefalet ilişkileri ve evlilik birliğinin temsili kapsamındaki işlemler ayrı değerlendirilir.
Kefalet bakımından ayrı bir koruma da devrededir: TBK m.584 uyarınca eşlerden biri diğerinin yazılı rızası olmadıkça kural olarak kefil olamaz. Bu koruma mal rejimi seçiminden bağımsız olarak işler.
| Durum | Sorumluluk |
|---|---|
| Kendi borcu | Bütün malvarlığıyla |
| Eşin kendi borcu | Kural olarak etkilemez |
| Birlikte imzalanan sözleşme | Ayrıca değerlendirilir |
| Kefalet | Kural olarak yazılı rıza şartı (TBK m.584) |
Rejimden Etkilenmeyen Korumalar
Mal ayrılığı seçimi, evlilik hukukunun tüm koruyucu hükümlerini devre dışı bırakmaz. Bazı korumalar mal rejiminden bağımsız olarak her hâlde işler.
Aile konutu. TMK m.194 uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu koruma her mal rejiminde geçerlidir; aile konutu şerhi de talep edilebilir.
Boşanmanın ekonomik sonuçları. Mal ayrılığı sözleşmesi yapılmış olması; yoksulluk nafakası (TMK m.175), iştirak nafakası (TMK m.182) ile maddî ve manevî tazminat (TMK m.174) taleplerini ortadan kaldırmaz. Bu haklar mal rejiminden bağımsızdır.
Miras hakkı. Mal ayrılığı seçimi, sağ kalan eşin yasal mirasçılığını etkilemez. Miras hukuku ayrı bir alandır ve mal rejimi sözleşmesiyle bertaraf edilemez.
Katkı talepleri. Mal ayrılığında yasal bir katılma mekanizması bulunmasa da, bir eşin diğerinin malına yaptığı katkı genel hükümlere göre ayrıca tartışılabilir. Bu taleplerde ispat yükü tamamen talep edende olduğundan, katkının belgelenmesi belirleyicidir.
| Koruma | Mal ayrılığında |
|---|---|
| Aile konutu (m.194) | Geçerli |
| Yoksulluk ve iştirak nafakası | Etkilenmez |
| Maddî ve manevî tazminat | Etkilenmez |
| Yasal mirasçılık | Etkilenmez |
| Katkı talepleri | Genel hükümlere göre |
Sözleşmenin Sınırları: Seçim Serbestisi ve Ehliyet
Mal ayrılığına geçiş bir sözleşmeyle olur; ancak bu sözleşme sınırsız bir düzenleme yetkisi vermez.
Seçim serbestisi. Taraflar, istedikleri mal rejimini kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler. Buradaki kayıt belirleyicidir: seçim, kanunda sayılan rejimlerle sınırlıdır; eşler kendi tasarladıkları bir rejim oluşturamaz.
Zamanlama. Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Evlilik sürerken de mal ayrılığına geçilmesi mümkündür.
Ehliyet. Sözleşme ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar tarafından yapılabilir. Sınırlı ehliyetsizler bakımından yasal temsilcinin katılımı gerekir; imza zorunluluğu bu nedenle taraflarla birlikte gerektiğinde yasal temsilcileri de kapsar.
Şekil. İki yol vardır. Birincisi noterde düzenleme veya onaylama; ikincisi evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejiminin seçildiğinin yazılı olarak bildirilmesi. İkinci yol yalnız başvuru anında kullanılabilir; sonradan yapılacak değişiklikler noter yolunu gerektirir.
Geriye yürümezlik. Sonradan yapılan rejim değişikliği, kural olarak geçmişi kapsamaz. Bu nedenle mal ayrılığına geçilmesi, o tarihe kadar yasal rejim altında doğmuş hak ve alacakları kendiliğinden ortadan kaldırmaz; sözleşme tarihinden ileriye etki eder.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Seçilebilecek rejimler | Kanunda sayılanlarla sınırlı |
| Zamanlama | Evlenmeden önce veya sonra |
| Ehliyet | Ayırt etme gücü; gerektiğinde yasal temsilci |
| Şekil — 1. yol | Noterde düzenleme veya onaylama |
| Şekil — 2. yol | Evlenme başvurusunda yazılı bildirim |
| Etkisi | Kural olarak ileriye; geçmişi kapsamaz |
2002 Geçişi: Hangi Dönemde Hangi Rejim?
Mal ayrılığı tartışmalarında en sık karıştırılan konu, rejimin hangi döneme uygulanacağıdır. Türk hukukunda 1 Ocak 2002 bir eşiktir ve bu tarih iki ayrı dönemi ayırır.
1 Ocak 2002 öncesi. Bu tarihten önce evlenmiş eşler arasında, aksi kararlaştırılmadıkça kural olarak mal ayrılığı rejimi geçerli sayılmaktaydı; o dönemde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi bu rejimi yasal rejim olarak öngörmüştü.
1 Ocak 2002 sonrası. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile yasal rejim edinilmiş mallara katılma olarak değiştirilmiştir. Eşler bir mal rejimi seçiminde bulunmamışlarsa bu rejim uygulanır.
Geçiş dönemine ilişkin kural ise şudur: 2002 öncesinde evlenmiş ve sözleşmeyle başka bir rejim seçmemiş eşler bakımından, 1 Ocak 2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Yani aynı evlilik içinde iki farklı dönem ve iki farklı hesap ortaya çıkabilir.
Bunun dava dosyasına yansıması nettir: 2002 öncesi döneme ilişkin talepler katkı payı çerçevesinde, sonraki döneme ilişkin talepler ise katılma alacağı ve değer artış payı çerçevesinde kurulmalıdır. Malvarlığı değerlerinin hangi dönemde edinildiği bu nedenle ayrı ayrı gösterilmelidir.
| Dönem | Uygulanan rejim | Talep türü |
|---|---|---|
| 1.1.2002 öncesi | Kural olarak mal ayrılığı | Katkı payı |
| 1.1.2002 sonrası | Edinilmiş mallara katılma | Katılma alacağı, değer artış payı |
| Sözleşme varsa | Seçilen rejim | Rejime göre |
| Dosyada gösterilecek | Her malın hangi dönemde edinildiği | |
Görev, Yetki ve Talebin Kurgusu
Mal ayrılığı rejiminde de uyuşmazlık çıktığında, davanın nerede ve nasıl açılacağı ayrı bir hükme bağlıdır.
Görev. Mal rejiminden kaynaklanan talepler aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar ve kararında bu sıfatı belirtir.
Yetki. TMK m.214 üç senaryo öngörür: mal rejimi ölümle sona ermişse ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi hâlinde bu davalarda yetkili olan mahkeme; diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi. Bu yetki kuralı kesin nitelikte olmadığından, yetki itirazı cevap süresi içinde ilk itiraz olarak ileri sürülmelidir.
Talebin kurgusu. Mal ayrılığında katılma alacağı doğmadığından, talep iki eksende kurulur. Birincisi aidiyet eksenidir: hangi malın kime ait olduğu, m.245 uyarınca ispatla ortaya konur; ispat edilemeyen mal paylı mülkiyet sayılacağından bu tespit belirleyicidir. İkincisi katkı eksenidir: diğer eşin malına yapılan katkı, genel hükümlere göre ayrıca talep edilir.
Belgeler. Aidiyet iddiasında tapu ve trafik kayıtları, fatura ve ödeme dekontları; katkı iddiasında ise ödemenin hangi mala, hangi tarihte ve hangi tutarda yapıldığını gösteren kayıtlar sunulmalıdır. Mal ayrılığında yasal karine desteği bulunmadığından, belge eksikliği doğrudan sonuca etki eder.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi |
| Yetki | TMK m.214 — üç senaryo |
| Yetkinin niteliği | Kesin değil; ilk itiraz |
| Birinci eksen | Aidiyet — m.245 |
| İkinci eksen | Katkı — genel hükümler |
Rejimlerin karşılaştırması için hangi mal rejimini seçmeliyim yazımıza, katkı taleplerinin işleyişi için katkı payı ve değer artış payı yazımıza, tasfiye davası için mal rejimi tasfiyesi davası yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Mal ayrılığı rejimi ile edinilmiş mallara katılma rejimi arasındaki temel fark nedir?
Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada (TMK m.202, m.218 vd.) evlilik süresince edinilen mallar rejimin sona ermesinde tasfiye edilir ve prensip olarak eşit paylaşıma tabi tutulur. Mal ayrılığında (TMK m.242-243) her eş kendi malının maliki olarak kalır; tasfiye ve katılma alacağı doğmaz. Belge üzerindeki ad, mülkiyet karinesi olarak esas alınır.
Mal ayrılığı sözleşmesi noterde nasıl yapılır?
Eşler ya da evlenecek olanlar birlikte notere başvurur; noter TMK m.205 uyarınca sözleşmeyi düzenleme veya onaylama biçiminde hazırlar. Her iki tarafın imzası zorunludur. Sözlü anlaşma veya adi yazılı belge geçersizdir. Evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirim yolu da alternatif olarak açıktır.
Evlilikten sonra mal ayrılığına geçilebilir mi?
Evet. TMK m.203 uyarınca mal rejimi sözleşmesi evlilikten sonra da yapılabilir. Ancak sözleşmenin geriye yürümezliği ilkesi gereği, önceki dönemde edinilmiş mallar için katılma alacağı hakları korunur. Yeni sözleşme yalnızca imza tarihinden sonra edinilecek mallar için mal ayrılığı ilkesini uygulatır.
Mal ayrılığında ev hanımının hiçbir hakkı yok mudur?
Böyle bir sonuç doğmaz. Mal ayrılığı rejiminde bile katkı payı alacağı Yargıtay içtihadıyla korunur; ev işleri ve çocuk bakımı da katkı olarak kabul edilebilir. Ayrıca boşanmada yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve maddi-manevi tazminat hakları mal rejiminden bağımsızdır.
Mal ayrılığı sözleşmesi geriye yürür mü?
Hayır. Yargıtay istikrarlı içtihadı uyarınca sözleşme yalnızca imza tarihinden sonra edinilen mallar için etkili olur. Önceki dönem malları, o dönemde yürürlükte olan rejime tabi kalır. Bu ayrımı sözleşme öncesinde bir avukatla değerlendirmek uygulama açısından önemlidir.
Mal ayrılığı rejiminde miras hakları etkilenir mi?
Hayır. Mal rejimi seçimi, TMK m.495 vd. hükümlerinde düzenlenen yasal mirasçılık haklarını etkilemez. Sağ kalan eş, mal rejimi ne olursa olsun, murisin mirasçısı sıfatını korur. Mal ayrılığı yalnızca sağ eşin katılma alacağı doğmayacağı anlamına gelir; miras payı ayrı bir hesaptır.
İlgili Kaynaklar ve Bağlantılar
- Aile Hukuku Ana Sayfası
- Boşanmada Mal Rejimi Tasfiyesi ve Katılma Alacağı — TMK m.231-232
- Anlaşmalı Boşanma Protokolü — TMK m.166/3 Şartları (2026)
- Nafaka Artırım ve Azaltım Davası — TMK m.176 Değişen Koşullar
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olayın koşullarına göre değişebilir. Kesin bir hukuki değerlendirme için avukatınıza danışınız.
⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — mevzuat.gov.tr
- Yargıtay Karar Arama — karararama.yargitay.gov.tr
Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.


