Türkiye’de evlenen çiftlerin çoğu, hangi mal rejimine tabi olduklarını sormadan evlenir. Oysa Türk Medeni Kanunu (TMK) eşlere birden fazla mal rejimi arasından seçim yapma hakkı verir. TMK m.202 uyarınca yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır ve eşler aksini kararlaştırmadıkça bu rejim uygulanır. Ancak eşler evlenmeden önce veya evlilik devam ederken bir mal rejimi sözleşmesi yaparak seçimlik rejimlerden birine geçebilir. Bu rejimlerin başında, “kime aitse ona kalır” ilkesini benimseyen mal ayrılığı rejimi gelir.
Bu yazıda mal ayrılığı rejiminin hukuki çerçevesini (TMK m.242-243), seçim usulünü (TMK m.203-207), noter aşamasını, sözleşmenin sona ermesini ve boşanma anındaki paylaşım mantığını mevzuata dayalı olarak açıklıyoruz.
Türkiye’de Mal Rejimleri: Yasal Rejim ve Seçimlik Rejimler
TMK m.202 açık bir hüküm getirir: “Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.” Yani mal rejimi sözleşmesi yapmayan çiftler, hukuki durumları ne olursa olsun, evlendikleri anda edinilmiş mallara katılma rejimine tabi hâle gelir.
Kanunun tanıdığı seçimlik rejimler şunlardır:
- Mal ayrılığı rejimi — TMK m.242-243
- Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi — TMK m.244-255
- Mal ortaklığı rejimi — TMK m.256-281
Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada, evlilik süresince edinilen mallar rejimin sona ermesinde tasfiye edilir ve prensip olarak katılma alacağı yoluyla eşit paylaşıma tabi tutulur. Mal ayrılığında ise böyle bir tasfiye yoktur; her eş kendi malının maliki olarak kalır. Bu iki sistem arasındaki farkı bilerek seçim yapmak, evlilik boyunca ekonomik güvence düzenini şekillendirir.
Mal Ayrılığı Rejimi Nedir? TMK m.242-243
Mal ayrılığı rejimi, TMK’nın Dördüncü Kitap, Beşinci Bölümünde m.242 ve m.243 arasında düzenlenmiştir. Rejimin temel ilkesi şudur: eşlerden her biri kendi malvarlığının maliki olarak kalır ve mal varlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını yasal sınırlar içinde kendisi kullanır. Evlilik süresince edinilen mallar, o malı edinen eşin kişisel mülkiyetinde kalır; diğer eşin ortak mülkiyet iddiası doğmaz.
TMK m.243 diğer hükümler açısından paylaşmalı mal ayrılığı rejimine ilişkin bazı düzenlemelere yollama yapar. Buna göre:
- Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispatla yükümlüdür (m.245 uyarınca).
- Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar, eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır.
- Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur (m.246 uyarınca).
Mal ayrılığı rejiminde evlilik sona erdiğinde edinilmiş mallara katılmadaki gibi bir katılma alacağı doğmaz. Her eş, adına kayıtlı ya da kendisine ait olduğunu ispatlayabildiği malı alır. Bu yönüyle mal ayrılığı, yasal rejimden temelden ayrılan bir sistemdir. Rejimin en belirgin özelliği, mülkiyetin kime ait olduğunun belgelerle ortaya konmasıdır: tapu gibi resmî siciller belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur ve içeriklerinin doğru olmadığı ancak ispat edilerek çürütülebilir (TMK m.7). Kayda bağlı olmayan ev eşyası, nakit ve ziynet gibi mallarda ise kimin olduğu ispat edilemezse paylı mülkiyet kuralı devreye girer (TMK m.245).
Sözleşme ile Mal Ayrılığı Seçilmesi: TMK m.203-208
Mal ayrılığı rejiminin uygulanabilmesi için eşlerin bunu bir mal rejimi sözleşmesi ile açıkça tercih etmesi gerekir. TMK m.203 şu düzenlemeyi getirir:
“Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.”
Bu hüküm iki temel ilkeyi getirir. Birincisi, mal rejimi sözleşmesinin zaman bakımından esnekliği: sözleşme evlilikten önce yapılabilir, ama evlilik başladıktan sonra da yapılabilir. İkincisi, tipe bağlılık ilkesi: eşler yalnızca kanunda öngörülen dört rejimden birini (edinilmiş mallara katılma, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı) seçebilir; kendine özgü yepyeni bir sistem kuramaz.
TMK m.204 — Ehliyet. Mal rejimi sözleşmesi ancak ayırt etme gücüne sahip olanlarca yapılabilir. Küçükler ile kısıtlıların yasal temsilcilerinin rızası aranır.
TMK m.205 — Şekil. Bu düzenleme, sözleşmenin geçerlilik şartı olan biçimi belirler: mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama biçiminde yapılır ve taraflarca, gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması zorunludur (m.205/2). Ek olarak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler. Bu iki yol dışında yapılan anlaşma geçersizdir; sözlü bir mutabakat veya adi yazılı bir belge sonuç doğurmaz.
TMK m.206 — Hâkim kararıyla mal ayrılığı. Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine mal ayrılığına karar verir. Kanun haklı sebep sayılan hâlleri örnek olarak sayar: diğer eşin malvarlığının borca batık olması veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması, istemde bulunan eşin veya ortaklığın menfaatlerinin tehlikeye düşürülmesi, gerekli rızanın haklı sebep olmaksızın verilmemesi, malvarlığı, gelir ve borçlar hakkında bilgi vermekten kaçınılması ve diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması. Son hâlde ayırt etme gücünden yoksun eşin yasal temsilcisi de aynı sebeple mal ayrılığı isteyebilir. Bu davada yetkili mahkeme ayrıca düzenlenmiştir (m.207); yalnız mal ortaklığını seçmiş eşler bakımından, eşlerden birinin iflasında kendiliğinden (m.209) ve hacizde zarara uğrayan alacaklının istemiyle (m.210) mal ayrılığına geçilir.
TMK m.208 — Mal ayrılığına geçişten dönme. Eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler. Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması hâlinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir.
Evlilik Öncesi ve Evlilik Sırasında Mal Ayrılığı Sözleşmesi: Noter ve Evlilik Başvurusu
Mal ayrılığı rejimini seçmek için kanunun tanıdığı iki temel yol vardır:
1) Noter Huzurunda Düzenleme veya Onaylama
Eşler ya da nişanlılar, birlikte notere başvurup mal ayrılığı rejimini seçtiklerini içeren bir sözleşme yaparlar. Noterin düzenleme veya onaylama şeklinde bir işlem yapması sözleşmenin geçerlilik şartıdır. Düzenleme şeklinde sözleşmede noter, iradelerin serbestçe verildiğini denetler ve sözleşme metnini bizzat oluşturur. Onaylama biçiminde ise metin taraflarca hazırlanır ve noter yalnızca imzaları onaylar.
Sözleşme metninde en azından şu unsurların açıkça bulunması beklenir: eşlerin kimlik bilgileri, hangi mal rejiminin seçildiği (mal ayrılığı — TMK m.242), rejimin başlangıç tarihi ve tarafların imzaları. Eşler dilerlerse, kanunun sınırları içinde bazı düzenleyici hükümler de ekleyebilir; örneğin ispat kolaylığı için mevcut malların listesini sözleşme ekinde belirtmek uygulamada sıkça karşılaşılan bir yöntemdir.
2) Evlenme Başvurusu Sırasında Yazılı Bildirim
Nişanlılar, evlenme cüzdanı için evlendirme memurluğuna başvururken hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilir. Bu yolun avantajı, ayrıca notere gitmeye gerek kalmamasıdır; ancak seçim iradesinin açık ve yazılı olması şarttır. Evlenme başvurusunu takiben evlilik gerçekleştiğinde seçilen rejim doğrudan yürürlüğe girer.
Evlilikten sonra da bu yol açıktır. Eşler, hâlihazırda yasal rejim (edinilmiş mallara katılma) altında olsalar bile birlikte notere giderek mal ayrılığına geçtiklerine dair yeni bir sözleşme yapabilir. Sözleşme, imza ve şekil şartlarının tamamlanmasıyla yürürlüğe girer.
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
Sözleşmenin Sona Ermesi, Değiştirilmesi ve Geriye Yürümezlik İlkesi
Mal rejimi sözleşmesi, tarafların yeni bir sözleşme yapmasıyla değiştirilebilir veya kaldırılabilir. Değişiklik veya kaldırma da aynı şekil şartına tabidir; yani noterde düzenleme veya onaylama gereklidir. Sözleşmenin tek taraflı feshi mümkün değildir; iki tarafın da iradesi aranır.
Mal ayrılığı için ayrı bir sona erme maddesi yoktur; yasal rejim için TMK m.225 ve paylaşmalı mal ayrılığı için TMK m.247 aynı kuralı koyar. Buna göre mal rejimi şu hâllerde sona erer:
- Eşlerden birinin ölümüyle,
- Başka bir mal rejiminin kabulüyle,
- Mahkemece evliliğin iptali, boşanma veya mal ayrılığına geçilmesi kararı verilmesiyle.
Mahkeme kararıyla sona erme halinde mal rejimi, dava tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkar. Mal ayrılığında tasfiye ve katılma alacağı bulunmadığından bu tarih, daha çok önceki bir rejimden doğan alacakların ve katkı taleplerinin hesabında önem taşır.
Geriye yürümezlik ilkesi son derece önemlidir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, eşlerin geçmişe etkili olarak yalnız yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmayı seçebileceğini, başka bir rejimi evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere belirleyemeyeceklerini ve böyle bir belirlemenin yok hükmünde olduğunu belirtmiştir; TMK m.203’ün sınırsız bir sözleşme serbestisi tanımadığını da vurgulamıştır (Yargıtay 8. HD, 06.06.2013, E.2012/11466, K.2013/8552). Sonradan yapılan mal ayrılığı sözleşmesi bu nedenle sözleşme tarihinden ileriye doğru sonuç doğurur. Yani eşler önce edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olarak beş yıl evli kalmış ve sonra mal ayrılığına geçmişse; ilk beş yıllık dönemde edinilmiş mallar için katılma alacağı hakları saklı kalır. Yeni sözleşme, ancak imza tarihinden sonra edinilen mallar için mal ayrılığı ilkesini uygulatır. Bu ayrım pratikte sıkça atlanan bir noktadır ve sözleşme yapılmadan önce bir hukukçuyla değerlendirilmelidir.
Boşanmada Mal Ayrılığında Paylaşım ve Katkı Payı Hakkı
Mal ayrılığı rejiminde boşanma halinde eşler arasında yasal anlamda bir tasfiye ve katılma alacağı doğmaz. Her eş kendi malını alır. Ancak bu durum, hiçbir ekonomik talep hakkının doğmayacağı anlamına gelmez. Yargıtay ise mal ayrılığı döneminde diğer eşin malına yapılan katkı için, sıkı şartlarla katkı payı alacağı tanımaktadır.
Katkı payı alacağı. Yargıtay, 2002 öncesinin yasal rejimi olan mal ayrılığı döneminde, diğer eş adına kayıtlı bir malın edinilmesine katkıda bulunan eşe katkı payı alacağı tanımaktadır. Hukuk Genel Kurulu bu alacak için eşin mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunmasını aramış; katkının ziynet, miras veya bağış yoluyla elde edilen malvarlıklarının kullanılmasıyla ya da maaştan birikimle yapılabileceğini, ispat yükünün katkıyı iddia eden eşte olduğunu ve alacağın malın dava tarihindeki sürüm değeri üzerinden hesaplanacağını belirtmiştir (Yargıtay HGK, 07.12.2021, E.2018/657, K.2021/1617). Sözleşmeyle seçilen mal ayrılığında TMK m.243’ün atfı paylaşmalı mal ayrılığındaki katkı hükmünü (m.249) kapsamadığından, bu tür talepler genel hükümlere dayandırılır.
Ev içi emek katkı sayılmaz. Bu konuda sık yapılan bir yanlışa dikkat edilmelidir: Hukuk Genel Kurulu, kadının ev işlerini yapmasının ve çocuklara bakmasının diğer eşin edindiği mala katkı sayılamayacağını, katkı için parasal veya para ile ölçülebilen bir değer konulması gerektiğini açıkça kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 18.06.2008, E.2008/432, K.2008/444). Bu nedenle gelir getiren bir işte çalışmayan eş bakımından mal ayrılığı, yasal rejime göre çok daha zayıf bir koruma sağlar; yasal rejimde ise evlilik içinde edinilen malların artık değerine katılma alacağı, katkı aranmaksızın doğar.
Aile konutu ve ev eşyası. Paylaşmalı mal ayrılığında TMK m.254, iptal veya boşanma halinde hâkimin, hakkaniyet gerektiriyorsa aile konutunda hangi eşin kalmaya ve ev eşyasını hangi eşin kullanmaya devam edeceğine karar vereceğini düzenler. Bu hüküm, mal ayrılığı rejiminde doğrudan uygulanmaz; ancak TMK m.194 uyarınca aile konutuna ilişkin genel koruma her rejimde geçerlidir.
Boşanmanın diğer ekonomik sonuçları etkilenmez. Mal ayrılığı sözleşmesi yapılması; yoksulluk nafakası (TMK m.175), iştirak nafakası (TMK m.182) ve maddi-manevi tazminat (TMK m.174) taleplerini ortadan kaldırmaz. Bu haklar mal rejiminden bağımsız olup boşanma hukukunun ayrı bir alanını oluşturur. Aynı şekilde mal ayrılığı seçimi, sağ kalan eşin miras hakkını (TMK m.499) da etkilemez.
⚖️ Güncel Gelişme — Yoksulluk Nafakasında Değişim
Anayasa Mahkemesi’nin TMK m.175/1’de yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal eden kararı (E.2025/156, K.2026/131, karar tarihi 4 Haziran 2026) 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. İptal hükmü 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar TMK m.175 eski hâliyle uygulanır: mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez ve ödeme yükümlülüğü devam eder. İptal edilen, yoksulluk nafakası kurumu değil nafakanın süresiz olma niteliğidir; iştirak (çocuk) nafakası bu karardan etkilenmez. Ayrıntı için AYM süresiz nafaka kararı: ne değişti ve geçiş döneminde strateji rehberlerimize bakabilirsiniz.
İlgili Rehberler
- Mal Rejimi Sözleşmesinin Şekil Şartı ve Geçerliliği (TMK 205)
- 📘 Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi
- Evlilik Sözleşmesi (Mal Rejimi Sözleşmesi) Nedir, Nasıl Yapılır?
- Hangi Mal Rejimini Seçmeliyim? 4 Rejimin Karşılaştırma Tablosu (TMK)
- Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi (TMK m.244-255): Mal Ayrılığından Farkı
- Evlilik Sırasında Mal Rejimi Değiştirilebilir mi? (TMK 208)
- Eşler Arası Katkı Payı Alacağı: TMK m.227 Değer Artış Payı
Yargıtay Kararlarında Mal Ayrılığı
Mal ayrılığına ilişkin uyuşmazlıkların büyük kısmı, 2002 öncesinin yasal rejimi döneminde edinilen mallar ile sonradan yapılan sözleşmelerin etkisi üzerinden Yargıtay’a gelmektedir. Üç karar, rejimin sınırlarını açıkça gösterir.
Ev işi katkı değildir. Hukuk Genel Kurulu, 743 sayılı Kanun döneminde kadının eve bakması ve ev işlerini yapmasının yasal ödevi olduğunu, bu nedenle ev işleri ve çocuk bakımının diğer eşin edindiği mala katkı sayılamayacağını belirtmiştir. Katkı payı için parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer konulması gerekir; aynı kararda ev işlerinde harcanan emeğin 4721 sayılı Kanun döneminde de değer artış payına esas katkı sayılmayacağı vurgulanmıştır (Yargıtay HGK, 18.06.2008, E.2008/432, K.2008/444).
Katkı nasıl ispatlanır ve hesaplanır? Hukuk Genel Kurulu, mal ayrılığı döneminde eşlerin mallarının, gelirlerinin ve kazançlarının kendi kişisel malları olduğunu; katkı payı için para ya da para ile ölçülebilen değerle katkıda bulunulması gerektiğini, katkının ziynet, miras veya bağış yoluyla elde edilen malvarlığıyla ya da maaştan yapılan birikimle gerçekleşebileceğini belirtmiştir. Hesapta önce toplu ödemeler, sonra eşlerin kişisel giderleri düşüldükten sonraki tasarruf imkânları dikkate alınır ve bulunan oran malın dava tarihindeki sürüm değerine uygulanır. Eşe yapılan devrin bağış olduğu ispatlanamadığı için katkı payının reddi bozulmuştur (Yargıtay HGK, 07.12.2021, E.2018/657, K.2021/1617). Katkı payı ile katılma alacağı arasındaki farkı ayrı yazımızda ele aldık.
Geçmişe etkili seçim yapılamaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 4722 sayılı Kanunun geçiş hükmünün yalnız edinilmiş mallara katılma rejiminin geçmişe etkili seçilmesine imkân verdiğini, eşlerin mal ayrılığı veya mal ortaklığı gibi bir rejimi evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere belirleyemeyeceğini ve böyle bir belirlemenin yok hükmünde olduğunu kabul etmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinden doğan hakkın şahsi bir alacak hakkı olduğu, mülkiyet olarak istenemeyeceği de aynı kararda belirtilmiştir (Yargıtay 8. HD, 06.06.2013, E.2012/11466, K.2013/8552).
Mal ayrılığı: Yargıtay kararları
| Karar | Konu | Sonuç |
|---|---|---|
| Yargıtay HGK, 18.06.2008, E.2008/432, K.2008/444 | Ev hanımının katkı payı talebi | Ev işi ve çocuk bakımı katkı sayılmaz; parasal veya para ile ölçülebilen katkı gerekir |
| Yargıtay HGK, 07.12.2021, E.2018/657, K.2021/1617 | Eş adına kayıtlı taşınmaza katkı | Ziynet, miras veya maaş birikimiyle katkı; dava tarihindeki sürüm değeri esas; bağış ispatlanamadı |
| Yargıtay 8. HD, 06.06.2013, E.2012/11466, K.2013/8552 | Evlilik içinde geçmişe etkili rejim seçimi | Edinilmiş mallara katılma dışında geçmişe etkili seçim yok hükmünde; tasfiye hakkı şahsi alacak |
m.243’ün Atıf Yapısı: Üç Konu, Başka Bir Rejimin Hükümleri
Mal ayrılığı rejimi kanunda yalnız iki maddeyle düzenlenmiştir ve bu, rejimin dar olduğu anlamına gelmez — ikinci madde bir atıf hükmüdür.
TMK m.242 temel ilkeyi koyar: mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.
TMK m.243 ise geri kalanı devreder: ispat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün özgülenmesi konularında paylaşmalı mal ayrılığı rejimine ilişkin hükümler uygulanır.
Bu yapının pratik sonucu şudur: mal ayrılığı rejiminde bir uyuşmazlık çıktığında, cevap yalnız m.242’de aranmaz. Üç konu — ispat, borçlardan sorumluluk, paylı mülkün özgülenmesi — bakımından paylaşmalı mal ayrılığı hükümlerine (TMK m.244 vd.) bakılması gerekir.
Dolayısıyla dilekçede yalnız m.242’ye dayanmak eksik kalır; ispat veya sorumluluk tartışması varsa m.243 üzerinden ilgili maddeye zincirleme atıf yapılmalıdır.
| Konu | Hangi hüküm uygulanır |
|---|---|
| Yönetim, yararlanma, tasarruf | m.242 — doğrudan |
| İspat | Paylaşmalı mal ayrılığı hükümleri |
| Borçlardan sorumluluk | Paylaşmalı mal ayrılığı hükümleri |
| Paylı mülkün özgülenmesi | Paylaşmalı mal ayrılığı hükümleri |
İspat: İddia Eden İspat Eder — TMK m.245
Atfın ilk ayağı ispat kuralıdır ve mal ayrılığı dosyalarının çoğu bu kural üzerinden çözülür.
TMK m.245’e göre belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.
İki cümlenin birlikte doğurduğu sonuç önemlidir. Tapu ve trafik kaydı gibi resmî sicile bağlı mallarda kayıt, mülkiyetin güçlü delilidir ve aksini iddia eden bunu ispatlamak zorundadır (TMK m.7). Kayda bağlı olmayan mallarda ise kime ait olduğu ispat edilemeyen mal paylı mülkiyete döner. Bu, mal ayrılığı rejiminin “her şey kimin adınaysa onundur” biçimindeki basitleştirilmiş algısını, özellikle kayıtsız mallar bakımından sınırlayan bir kuraldır.
Buradaki fark, yasal rejimle karşılaştırıldığında netleşir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde TMK m.222’nin üçüncü cümlesi bir eşin bütün mallarını aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayar. Mal ayrılığında ise böyle bir genel karine yoktur; ispat edilemeyen mal doğrudan paylı mülkiyet kabul edilir.
Uygulamada bu, ev eşyası ve ortak kullanılan taşınırlar bakımından sıkça gündeme gelir. Bu nedenle mal ayrılığı seçen eşlerin, önemli malvarlığı değerlerine ilişkin fatura, dekont ve kayıtları ayrı ayrı saklaması rejimin doğal gereğidir.
| Mal ayrılığı | Edinilmiş mallara katılma | |
|---|---|---|
| İspat yükü | İddia edende | İddia edende |
| İspat edilemeyen mal | Paylı mülkiyet | Paylı mülkiyet |
| Genel karine | Yok | Edinilmiş mal sayılır (m.222) |
Borçlardan Sorumluluk: TMK m.246
Atfın ikinci ayağı, mal ayrılığını tercih edenlerin en çok merak ettiği konuya cevap verir: eşin borcundan sorumluluk.
TMK m.246’ya göre eşlerden her biri, kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur.
Cümlenin iki yönü vardır. Sınırlayıcı yönü: her eş kendi borcundan sorumludur; diğer eşin borcu kural olarak onu bağlamaz. Genişletici yönü: kendi borcu bakımından sorumluluk bütün malvarlığını kapsar; belirli mallarla sınırlı değildir.
Bu kural, mal ayrılığının sık dile getirilen gerekçesini — “eşimin ticarî borçlarından etkilenmeyeyim” — büyük ölçüde karşılar. Ancak sınırları vardır: eşlerin birlikte imzaladığı sözleşmeler, kefalet ilişkileri ve evlilik birliğinin temsili kapsamındaki işlemler ayrı değerlendirilir.
Kefalet bakımından ayrı bir koruma da devrededir: TBK m.584 uyarınca eşlerden biri diğerinin yazılı rızası olmadıkça kural olarak kefil olamaz. Bu koruma mal rejimi seçiminden bağımsız olarak işler.
| Durum | Sorumluluk |
|---|---|
| Kendi borcu | Bütün malvarlığıyla |
| Eşin kendi borcu | Kural olarak etkilemez |
| Birlikte imzalanan sözleşme | Ayrıca değerlendirilir |
| Kefalet | Kural olarak yazılı rıza şartı (TBK m.584) |
Rejimden Etkilenmeyen Korumalar
Mal ayrılığı seçimi, evlilik hukukunun tüm koruyucu hükümlerini devre dışı bırakmaz. Bazı korumalar mal rejiminden bağımsız olarak her hâlde işler.
Aile konutu. TMK m.194 uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu koruma her mal rejiminde geçerlidir; aile konutu şerhi de talep edilebilir.
Boşanmanın ekonomik sonuçları. Mal ayrılığı sözleşmesi yapılmış olması; yoksulluk nafakası (TMK m.175), iştirak nafakası (TMK m.182) ile maddî ve manevî tazminat (TMK m.174) taleplerini ortadan kaldırmaz. Bu haklar mal rejiminden bağımsızdır.
Miras hakkı. Mal ayrılığı seçimi, sağ kalan eşin yasal mirasçılığını etkilemez. Miras hukuku ayrı bir alandır ve mal rejimi sözleşmesiyle bertaraf edilemez.
Katkı talepleri. Mal ayrılığında yasal bir katılma mekanizması bulunmasa da, bir eşin diğerinin malına yaptığı katkı genel hükümlere göre ayrıca tartışılabilir. Bu taleplerde ispat yükü tamamen talep edende olduğundan, katkının belgelenmesi belirleyicidir.
| Koruma | Mal ayrılığında |
|---|---|
| Aile konutu (m.194) | Geçerli |
| Yoksulluk ve iştirak nafakası | Etkilenmez |
| Maddî ve manevî tazminat | Etkilenmez |
| Yasal mirasçılık | Etkilenmez |
| Katkı talepleri | Genel hükümlere göre |
Sözleşmenin Sınırları: Seçim Serbestisi ve Ehliyet
Mal ayrılığına geçiş bir sözleşmeyle olur; ancak bu sözleşme sınırsız bir düzenleme yetkisi vermez.
Seçim serbestisi. Taraflar, istedikleri mal rejimini kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler. Buradaki kayıt belirleyicidir: seçim, kanunda sayılan rejimlerle sınırlıdır; eşler kendi tasarladıkları bir rejim oluşturamaz.
Zamanlama. Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Evlilik sürerken de mal ayrılığına geçilmesi mümkündür.
Ehliyet. Sözleşme ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar tarafından yapılabilir. Sınırlı ehliyetsizler bakımından yasal temsilcinin katılımı gerekir; imza zorunluluğu bu nedenle taraflarla birlikte gerektiğinde yasal temsilcileri de kapsar.
Şekil. İki yol vardır. Birincisi noterde düzenleme veya onaylama; ikincisi evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejiminin seçildiğinin yazılı olarak bildirilmesi. İkinci yol yalnız başvuru anında kullanılabilir; sonradan yapılacak değişiklikler noter yolunu gerektirir.
Geriye yürümezlik. Sonradan yapılan rejim değişikliği, kural olarak geçmişi kapsamaz. Bu nedenle mal ayrılığına geçilmesi, o tarihe kadar yasal rejim altında doğmuş hak ve alacakları kendiliğinden ortadan kaldırmaz; sözleşme tarihinden ileriye etki eder.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Seçilebilecek rejimler | Kanunda sayılanlarla sınırlı |
| Zamanlama | Evlenmeden önce veya sonra |
| Ehliyet | Ayırt etme gücü; gerektiğinde yasal temsilci |
| Şekil — 1. yol | Noterde düzenleme veya onaylama |
| Şekil — 2. yol | Evlenme başvurusunda yazılı bildirim |
| Etkisi | Kural olarak ileriye; geçmişi kapsamaz |
2002 Geçişi: Hangi Dönemde Hangi Rejim?
Mal ayrılığı tartışmalarında en sık karıştırılan konu, rejimin hangi döneme uygulanacağıdır. Türk hukukunda 1 Ocak 2002 bir eşiktir ve bu tarih iki ayrı dönemi ayırır.
1 Ocak 2002 öncesi. Bu tarihten önce evlenmiş eşler arasında, aksi kararlaştırılmadıkça kural olarak mal ayrılığı rejimi geçerli sayılmaktaydı; o dönemde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi bu rejimi yasal rejim olarak öngörmüştü.
1 Ocak 2002 sonrası. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile yasal rejim edinilmiş mallara katılma olarak değiştirilmiştir. Eşler bir mal rejimi seçiminde bulunmamışlarsa bu rejim uygulanır.
Geçiş dönemine ilişkin kural 4722 sayılı Yürürlük Kanununun 10. maddesindedir: 2002 öncesinde evlenmiş ve sözleşmeyle başka bir rejim seçmemiş eşler bakımından, 1 Ocak 2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Yani aynı evlilik içinde iki farklı dönem ve iki farklı hesap ortaya çıkabilir.
Bunun dava dosyasına yansıması nettir: 2002 öncesi döneme ilişkin talepler katkı payı çerçevesinde, sonraki döneme ilişkin talepler ise katılma alacağı ve değer artış payı çerçevesinde kurulmalıdır. Malvarlığı değerlerinin hangi dönemde edinildiği bu nedenle ayrı ayrı gösterilmelidir.
| Dönem | Uygulanan rejim | Talep türü |
|---|---|---|
| 1.1.2002 öncesi | Kural olarak mal ayrılığı | Katkı payı |
| 1.1.2002 sonrası | Edinilmiş mallara katılma | Katılma alacağı, değer artış payı |
| Sözleşme varsa | Seçilen rejim | Rejime göre |
| Dosyada gösterilecek | Her malın hangi dönemde edinildiği | |
Görev, Yetki ve Talebin Kurgusu
Mal ayrılığı rejiminde de uyuşmazlık çıktığında, davanın nerede ve nasıl açılacağı ayrı bir hükme bağlıdır.
Görev. Mal rejiminden kaynaklanan talepler aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar ve kararında bu sıfatı belirtir.
Yetki. TMK m.214 üç senaryo öngörür: mal rejimi ölümle sona ermişse ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi hâlinde bu davalarda yetkili olan mahkeme; diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi. Bu yetki kuralı kesin nitelikte olmadığından, yetki itirazı cevap süresi içinde ilk itiraz olarak ileri sürülmelidir.
Talebin kurgusu. Mal ayrılığında katılma alacağı doğmadığından, talep iki eksende kurulur. Birincisi aidiyet eksenidir: hangi malın kime ait olduğu, m.245 uyarınca ispatla ortaya konur; ispat edilemeyen mal paylı mülkiyet sayılacağından bu tespit belirleyicidir. İkincisi katkı eksenidir: diğer eşin malına yapılan katkı, genel hükümlere göre ayrıca talep edilir.
Belgeler. Aidiyet iddiasında tapu ve trafik kayıtları, fatura ve ödeme dekontları; katkı iddiasında ise ödemenin hangi mala, hangi tarihte ve hangi tutarda yapıldığını gösteren kayıtlar sunulmalıdır. Mal ayrılığında yasal karine desteği bulunmadığından, belge eksikliği doğrudan sonuca etki eder.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi |
| Yetki | TMK m.214 — üç senaryo |
| Yetkinin niteliği | Kesin değil; ilk itiraz |
| Birinci eksen | Aidiyet — m.245 |
| İkinci eksen | Katkı — genel hükümler |
Rejimlerin karşılaştırması için hangi mal rejimini seçmeliyim yazımıza, katkı taleplerinin işleyişi için katkı payı ve değer artış payı yazımıza, tasfiye davası için mal rejimi tasfiyesi davası yazımıza bakabilirsiniz.
Mal Ayrılığı: Mevzuat Haritası
Mal ayrılığının seçiminden boşanmadaki taleplere kadar dayanılacak hükümler aşağıda bir arada gösterilmiştir.
Mal ayrılığı: mevzuat haritası
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Yasal rejim | Edinilmiş mallara katılma asıldır; sözleşmeyle başka rejim seçilebilir | TMK m.202 |
| Sözleşme zamanı ve sınırı | Evlenmeden önce veya sonra; kanunda yazılı sınırlar içinde | TMK m.203 |
| Ehliyet | Ayırt etme gücü; küçük ve kısıtlılarda yasal temsilcinin rızası | TMK m.204 |
| Şekil | Noterde düzenleme veya onaylama; ya da evlenme başvurusunda yazılı bildirim; imza zorunlu | TMK m.205 |
| Hâkim kararıyla mal ayrılığı | Haklı sebep; örnek hâller sayılmıştır | TMK m.206, m.207 |
| Dönme | Yeni sözleşme veya sebebin kalkmasıyla hâkim kararı | TMK m.208 |
| İflas ve haciz | Yalnız mal ortaklığında mal ayrılığına geçiş | TMK m.209, m.210 |
| Mal ayrılığının içeriği | Her eş kendi malları üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkını korur | TMK m.242 |
| Atıf | İspat, borçlardan sorumluluk, paylı mülkün özgülenmesi | TMK m.243 → m.245, m.246 |
| Resmî sicil | Belgelediği olgunun kanıtıdır; aksi ispat edilebilir | TMK m.7 |
| Kefalet | Eşin yazılı rızası | TBK m.584 |
| Aile konutu | Her rejimde açık rıza; rızasız ipotek ve şerh | TMK m.194 |
| Sona erme | Ölüm, başka rejim; mahkeme kararında dava tarihi | TMK m.225, m.247 (kıyasen) |
| Yetki | Ölümde son yerleşim yeri; boşanmada o davada yetkili mahkeme; diğerlerinde davalının yerleşim yeri | TMK m.214 |
| 2002 geçişi | Sözleşme yoksa 01.01.2002’den itibaren edinilmiş mallara katılma | 4722 s.K. m.10 |
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi | 4787 s.K. m.4 |
Boşanmada mal ayrılığı: Sözleşmeden önceki dönemin tasfiyesi, mal ayrılığı döneminde katkı payı alacağı ve örnek hesaplar için Mal Ayrılığı Sözleşmesi Yaptık: Boşanınca Ne Alabilirim? Önceki Dönem, Katkı Payı ve Ortak Mallar yazımıza bakın.
Sıkça Sorulan Sorular
Mal ayrılığı rejimi ile edinilmiş mallara katılma rejimi arasındaki temel fark nedir?
Yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmada (TMK m.202, m.218 vd.) evlilik süresince edinilen mallar rejimin sona ermesinde tasfiye edilir ve prensip olarak eşit paylaşıma tabi tutulur. Mal ayrılığında (TMK m.242-243) her eş kendi malının maliki olarak kalır; tasfiye ve katılma alacağı doğmaz. Tapu gibi resmî sicil kayıtları mülkiyetin delilidir (TMK m.7); kayıtsız mallarda kime ait olduğu ispat edilemeyen mal paylı mülkiyet sayılır (TMK m.245).
Mal ayrılığı sözleşmesi noterde nasıl yapılır?
Eşler ya da evlenecek olanlar birlikte notere başvurur; noter TMK m.205 uyarınca sözleşmeyi düzenleme veya onaylama biçiminde hazırlar. Tarafların ve gerektiğinde yasal temsilcilerinin imzası zorunludur (m.205/2). Sözlü anlaşma veya adi yazılı belge geçersizdir. Evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirim yolu da alternatif olarak açıktır.
Evlilikten sonra mal ayrılığına geçilebilir mi?
Evet. TMK m.203 uyarınca mal rejimi sözleşmesi evlilikten sonra da yapılabilir. Başka bir mal rejiminin kabulüyle önceki rejim sona erer (TMK m.225/1); bu nedenle önceki dönemde edinilmiş mallar için katılma alacağı hakları korunur ve o dönem ayrıca tasfiye edilir. Yeni sözleşme yalnızca imza tarihinden sonra edinilecek mallar için mal ayrılığı ilkesini uygulatır.
Mal ayrılığında ev hanımının hiçbir hakkı yok mudur?
Malvarlığı bakımından hakları sınırlıdır. Hukuk Genel Kurulu, ev işleri ve çocuk bakımının diğer eşin edindiği mala katkı sayılmayacağını, katkı payı için parasal veya para ile ölçülebilen bir katkı gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 18.06.2008, E.2008/432, K.2008/444). Ziynet, miras veya kendi geliriyle yaptığı ödemeleri ispatlarsa katkı payı isteyebilir (Yargıtay HGK, 07.12.2021, E.2018/657, K.2021/1617). Boşanmada yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve maddi-manevi tazminat hakları ise mal rejiminden bağımsızdır.
Mal ayrılığı sözleşmesi geriye yürür mü?
Hayır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, eşlerin edinilmiş mallara katılma dışında bir rejimi evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemeyeceğini ve böyle bir belirlemenin yok hükmünde olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 8. HD, 06.06.2013, E.2012/11466, K.2013/8552). Sözleşme yalnızca yapıldığı tarihten sonra edinilen mallar için etkili olur. Önceki dönem malları, o dönemde yürürlükte olan rejime tabi kalır. Bu ayrımı sözleşme öncesinde bir avukatla değerlendirmek uygulama açısından önemlidir.
Mal ayrılığı rejiminde miras hakları etkilenir mi?
Hayır. Mal rejimi seçimi, TMK m.495 vd. hükümlerinde düzenlenen yasal mirasçılık haklarını etkilemez. Sağ kalan eş, mal rejimi ne olursa olsun, murisin mirasçısı sıfatını korur. Mal ayrılığı yalnızca sağ eşin katılma alacağı doğmayacağı anlamına gelir; miras payı ayrı bir hesaptır.
Mal ayrılığını boşanma davası açıldıktan sonra seçmek işe yarar mı?
Geçmişe yönelik olarak işe yaramaz. Eşler edinilmiş mallara katılma dışında bir rejimi evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemez; böyle bir belirleme yok hükmündedir (Yargıtay 8. HD, 06.06.2013, E.2012/11466, K.2013/8552). Ayrıca mahkeme kararıyla sona ermede mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erdiğinden, dava tarihinden sonra yapılacak bir sözleşmenin tasfiyeye etkisi olmaz.
Eşim mal ayrılığı sözleşmesi imzalamıyor; tek başıma mal ayrılığına geçebilir miyim?
Sözleşme için iki tarafın iradesi gerekir. Ancak haklı bir sebep varsa hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilirsiniz; diğer eşin borca batık olması, menfaatlerinizi tehlikeye düşürmesi veya malvarlığı hakkında bilgi vermekten kaçınması kanunda örnek olarak sayılmıştır (TMK m.206).
Mal ayrılığında eşimin evine para katkısı yaptım; geri alabilir miyim?
Parasal veya para ile ölçülebilen katkınızı ispatlarsanız katkı payı isteyebilirsiniz. Hukuk Genel Kurulu, katkının ziynet, miras veya maaştan birikimle yapılabileceğini ve alacağın malın dava tarihindeki sürüm değeri üzerinden hesaplanacağını belirtmiştir (Yargıtay HGK, 07.12.2021, E.2018/657, K.2021/1617). Banka dekontları ve ödeme kayıtları bu yüzden belirleyicidir.
Evlenme başvurusunda mal ayrılığı seçersem ayrıca notere gitmem gerekir mi?
Gerekmez. TMK m.205/1, tarafların evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebileceklerini öngörür. Evlendikten sonra rejimi değiştirmek isterseniz ise noterde düzenleme veya onaylama şeklinde sözleşme yapmanız gerekir.
İlgili Kaynaklar ve Bağlantılar
- Aile Hukuku Ana Sayfası
- Boşanmada Mal Rejimi Tasfiyesi ve Katılma Alacağı — TMK m.231-232
- Anlaşmalı Boşanma Protokolü — TMK m.166/3 Şartları (2026)
- Nafaka Artırım ve Azaltım Davası — TMK m.176 Değişen Koşullar
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olayın koşullarına göre değişebilir. Kesin bir hukuki değerlendirme için avukatınıza danışınız.
⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — mevzuat.gov.tr
- Yargıtay Karar Arama — karararama.yargitay.gov.tr
Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.


