Edinilmiş mallara katılma rejimi Türkiye’nin yasal mal rejimidir ve evlilik süresince edinilen malların paylaşımını düzenler. Ancak sadece malların değil, borçların da bu rejim çerçevesinde önemli düzenlemeleri bulunmaktadır. Eşlerden birinin evlilik süresince oluşturduğu borçların diğer eşi ne kadar etkilediği, borçların paylaşımı ve edinilmiş mal hesabına etkileri Türk Medeni Kanunu (TMK) çerçevesinde belirlenir. Bu yazıda edinilmiş mallara katılma rejiminde borçların hukuki niteliği, kişisel borçlar ile edinilmiş malları ilgilendiren borçların ayrımı, borçların katılma alacağı hesabına etkileri, üçüncü kişilere karşı sorumluluk, borç kaçırma iddiaları ve pratik uygulama esasları ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
1) Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi ve Borçlar
Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesi uyarınca yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu rejimde eşler evlilik süresince kendi mallarını ayrı ayrı yönetir ve tasarruf haklarını serbestçe kullanır. Aynı ilke borçlar için de geçerlidir; her eş kendi borçlarından kendisi sorumludur. TMK m.223 hükmü uyarınca “eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.”
Bu düzenleme, evlilik süresince eşlerin ekonomik bağımsızlığını korur. Bir eşin oluşturduğu borç, diğer eşi kural olarak bağlamaz. Örneğin koca bir bankadan kredi çektiğinde bu borç sadece kocayı ilgilendirir; kadın borç için sorumlu değildir. Ancak bu ilke mutlak değildir; bazı istisnalar bulunmaktadır. Ayrıca borçlar, mal rejiminin tasfiyesi aşamasında edinilmiş malların hesabında dikkate alınır ve katılma alacağını etkiler. Bu iki farklı boyutun ayırt edilmesi önemlidir: evlilik süresince borçlardan sorumluluk ve tasfiye anında borçların hesap üzerindeki etkileri.
2) Kişisel Borçlar ile Edinilmiş Mallara Ait Borçlar
Mal rejimi hukuku bakımından borçlar iki kategoriye ayrılır: kişisel borçlar ve edinilmiş mallara ait borçlar. Bu ayrım, tasfiye aşamasında borçların hangi mal kütlesinden düşüleceğini belirler. Kişisel borçlar; eşin kişisel mal edinimi için yapılan borçlar (örneğin evlilik öncesi tasarrufun yatırım için kullanılan kredisi), kişisel eşya alımı için oluşturulan borçlar, evlilik öncesinden var olan borçlardır. Edinilmiş mallara ait borçlar ise evlilik süresince edinilmiş mal edinimi için oluşturulan borçlar (örneğin bir taşınmaz alımı için çekilen konut kredisi), aile giderleri için oluşturulan borçlar, edinilmiş malların bakımı için oluşturulan borçlardır.
Bu ayrım her zaman kolay yapılmaz. Örneğin bir eşin kredi kartından yaptığı harcamalar hem kişisel hem de aile harcamalarını içerebilir; bu durumda harcamaların ayrıştırılması gerekir. Kredi çekilerek alınan otomobil bakımından kredinin kişisel mi yoksa edinilmiş mala mı ait olduğu, otomobilin kimin kişisel kullanımına yaradığına bağlıdır. Uygulamada bu ayrım tasfiye davasında bilirkişi görüşü ile netleştirilir; harcama kalemlerinin detaylı incelemesi yapılır. Ayrıca her eşin borçların hangi mal grubu için oluşturulduğunu ispat etme yükü bulunur; belge sunamayan eş aleyhine değerlendirme yapılabilir.
3) Borçların Katılma Alacağı Hesabına Etkileri
Mal rejiminin tasfiyesi aşamasında borçlar edinilmiş malların hesabından düşülür. TMK m.235 uyarınca “her eşin edinilmiş mallarının değeri, eklenecek değerler dahil, eşin ölümünden veya diğer sona erme sebebinden önceki tarihte, mal rejiminin sona erdiği tarihte hesap edilir.” Hesaplama şu sırayla yapılır: (i) her eşin edinilmiş malları toplanır, (ii) bu mallara ait borçlar çıkarılır, (iii) net edinilmiş mal miktarı belirlenir, (iv) her iki eşin net edinilmiş malları karşılaştırılır ve fark yarıya bölünür.
Bu hesaplama şeklinde, edinilmiş mallara ait borçların düşülmesi önemlidir. Örneğin kocanın evlilik süresince aldığı taşınmazın piyasa değeri 800.000 TL ve bu taşınmaz için 300.000 TL konut kredisi borcu bulunsun. Kocanın net edinilmiş malı 500.000 TL’dir (800.000 – 300.000). Aynı biçimde kadın için de hesap yapılır. Sonra iki net miktar karşılaştırılarak katılma alacağı belirlenir. Kişisel borçlar ise kişisel mal hesabından düşülür; kişisel mallar zaten paylaşıma tabi olmadığından katılma alacağı hesabına etkisi olmaz. Bu ayrımın doğru yapılması, adil paylaşım için hayati önem taşır. Yanlış sınıflandırma, taraflardan birinin haksız kazanç veya kayıp elde etmesine yol açabilir.
4) Aile Giderleri ve Ortak Borçlar
Aile giderleri için oluşturulan borçlar özel bir kategori oluşturur. Bu giderler; barınma masrafları, yiyecek-içecek harcamaları, çocukların bakım ve eğitim giderleri, sağlık giderleri, ev eşyası alımı gibi ailenin ortak yaşamı için yapılan harcamalardır. TMK m.196 hükmü uyarınca aile giderlerine katılma yükümlülüğü her iki eş için geçerlidir; ancak katılma miktarı eşlerin ekonomik güçlerine göre belirlenir.
Aile giderleri için borç oluşturan eş, diğer eşten katılım talep edebilir. Örneğin sadece bir eşin gelir sahibi olduğu ve tüm aile giderlerini o eşin karşıladığı bir durumda, karşılıksız bir katkı söz konusu değildir; boşanma sırasında mal rejimi hesabında bu katkı dikkate alınır. Aile giderleri için ortak alınmış krediler de her iki eşin sorumluluğundadır; boşanma sonrası bu borçların paylaşımı mahkeme tarafından belirlenebilir veya taraflar arasında anlaşarak düzenlenebilir. Ortak kredi kartları veya ortak açılmış banka hesapları da tasfiye sırasında ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulur; katkı payları belirlenir ve borç sorumluluğu paylaştırılır.
5) Üçüncü Kişilere Karşı Sorumluluk
Eşlerden birinin oluşturduğu borç, kural olarak sadece o eşi bağlar. Alacaklı, borçlu olmayan eşe karşı takip başlatamaz veya haciz uygulayamaz. Bu düzenleme, eşlerin ekonomik bağımsızlığını korur. Ancak bazı istisnalar bulunmaktadır. Aile giderleri için yapılan borçlarda diğer eş de bir dereceye kadar sorumlu tutulabilir; TMK m.198 uyarınca “eşlerden birinin ailenin devamlı ihtiyaçları için ödünç alınmış paradan doğan borcu, evlilik birliği kapsamında ortak borç kabul edilir” niteliğinde bir düzenleme bulunmaktadır.
Ortak imzalı borçlarda ise her iki eş de sorumludur. Ortak kredi sözleşmesi, ortak kefalet, ortak tahvil gibi durumlarda her iki eş birlikte veya ayrı ayrı sorumlu olabilir. Bu tür borçlar için alacaklı her iki eşi de takip edebilir. Boşanma bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz; boşanmadan sonra da ortak imzalı borçlar için sorumluluk devam eder. Ancak boşanma sırasında taraflar aralarında paylaşım anlaşması yapabilir; bu anlaşma alacaklıyı bağlamaz ancak eşler arasındaki iç ilişkiyi düzenler. Diğer eş, kendisinden fazla ödeme yaparsa geri isteme (rücu) hakkına sahip olur.
6) Mal Kaçırma ve Borç Kaçırma İddiaları
Boşanma davası sürecinde eşlerden birinin borçlar oluşturarak edinilmiş malların değerini düşürmeye çalışması “borç kaçırma” olarak nitelendirilir. Bu davranış, katılma alacağını haksız biçimde azaltmayı amaçlar. TMK m.229 hükmü uyarınca bu tür kötü niyetli girişimler yaptırıma tabidir. Bu düzenleme, “eklenecek değerler” başlığı altında sanki mevcut değermiş gibi hesaplama yapılmasını öngörür.
Örneğin bir eş boşanma davası açıldıktan sonra kendisini ilgilendiren ancak katılma alacağını azaltacak biçimde büyük bir borç yaratırsa bu borç mal rejimi hesabında dikkate alınmaz; edinilmiş mallar sanki bu borç yokmuş gibi hesaplanır. Kötü niyetli borç yaratma iddiasının ispat yükü karşı eşe aittir; borç kaçırma niyetinin varlığı somut delillerle desteklenmelidir. Zamanlaması, borcun kaynağı, alacaklı ile ilişki, borcun gerçek olup olmadığı gibi kriterler değerlendirmede etkilidir. Ayrıca “muvazaalı” (kötü niyetli olarak yaratılmış görünüşteki) borçların iptali için de dava açılabilir.
7) Boşanma Sonrası Borç Sorumluluğu
Boşanma sonrasında borç sorumluluğu, borçların niteliğine göre değişir. Kişisel borçlar boşanmadan etkilenmez; borçlu eş kendi borcundan sorumlu olmaya devam eder. Aile giderleri için oluşturulmuş borçlar bakımından iç ilişkide paylaşım söz konusu olabilir; ancak alacaklıya karşı sorumluluk boşanmadan önceki gibi devam eder. Ortak imzalı borçlarda her iki eş de sorumlu olur; alacaklı hangisini takip edeceği kendi tercihidir.
Boşanma sonrası ortak borçların paylaşımı için pratik öneriler şunlardır: (i) boşanma protokolüne borçların paylaşımı ile ilgili düzenleme koymak, (ii) alacaklı ile görüşerek borcun ayrıştırılmasını (novasyon) sağlamak, (iii) devam eden ortak kredilerde her iki eşin katkı payını netleştirmek, (iv) bir eş fazla ödeme yaparsa rücu hakkını kullanmak. Boşanma sonrası borç sorunları uzun süreli ihtilaflara yol açabilir; bu nedenle boşanma sırasında bu konuların ayrıntılı düzenlenmesi ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkları önler. Avukat desteği hem mal paylaşımı hem de borç sorumluluğu konularında karmaşık hesaplamaların doğru yapılması ve haklarının korunması için önemlidir.
İlgili Rehberler
Sıkça Sorulan Sorular
Eşimin borcundan sorumlu muyum?
TMK m.223 uyarınca her eş kural olarak kendi borçlarından sorumludur. Diğer eşin borcunuz için sorumluluğunuz yoktur. Ancak aile giderleri için yapılan borçlar (barınma, gıda, çocuk giderleri) ve ortak imzalı borçlarda ortak sorumluluk söz konusu olabilir.
Aile giderleri için alınan kredi kimin borcudur?
Aile giderleri kapsamındaki borçlarda TMK m.196 ve m.198 hükümleri gereğince her iki eşin ekonomik güçlerine göre katkı yükümlülüğü bulunur. Ortak imza ile alınmış kredilerde her iki eş de alacaklıya karşı sorumludur.
Katılma alacağı hesabında borçlar nasıl düşülür?
TMK m.235 uyarınca her eşin edinilmiş mallarından edinilmiş mallara ait borçlar düşülür ve net edinilmiş mal miktarı belirlenir. İki eşin net edinilmiş malları karşılaştırılır ve fark yarıya bölünür. Kişisel borçlar kişisel mal hesabından düşülür.
Eşim boşanma öncesi büyük borç yaptı, ne olur?
TMK m.229 uyarınca boşanma davası sürecinde katılma alacağını azaltmak için yapılan kötü niyetli borç yaratımı “borç kaçırma” olarak nitelendirilir ve mal rejimi hesabında dikkate alınmaz. Karşı eşin borcun kötü niyetli olduğunu somut delillerle ispat etmesi gerekir.
Ortak imzalı kredi boşanmadan sonra ne olur?
Ortak imzalı borçlar boşanmadan sonra da her iki eşin sorumluluğunda kalır. Alacaklı, hangisini takip edeceği kendi tercihidir. Eşler arasında iç ilişkide paylaşım anlaşması yapılabilir; bir eş fazla ödeme yaparsa diğerinden rücu (geri isteme) hakkına sahiptir.
Kredi kartı borçları mal rejiminde nasıl değerlendirilir?
Kredi kartı borcunun harcama kalemlerine göre değerlendirilir. Aile giderleri veya edinilmiş mallar için yapılan harcamaların oluşturduğu borç edinilmiş mal hesabından düşülür. Kişisel harcamalar için oluşan borç ise sadece o eşin kişisel borcu sayılır.
Boşanma protokolünde borçlar nasıl düzenlenmeli?
Boşanma protokolüne mevcut borçların paylaşımı, hangi eşin hangi borçtan sorumlu olacağı, ortak kredilerin devam eden ödemesi gibi düzenlemeler eklenmelidir. Bu düzenleme alacaklıyı bağlamaz ama eşler arasındaki iç ilişkiyi düzenler ve ileride oluşabilecek uyuşmazlıkları önler.
⚖️ Ücretsiz Ön Görüşme İçin Bize Ulaşın
Ankara’da Uzman Avukat — Av. Fatma Öztürk
📞 Hemen Ara 💬 WhatsApp ile Yaz

