Arkadaşım Aşırı Doz Aldı: Ambulans Çağırırsam Ceza Alır mıyım? (TCK 98)
22 Ağustos 2026

Arkadaşım Aşırı Doz Aldı: Ambulans Çağırırsam Ceza Alır mıyım? (TCK 98)

📜 Dayanak Mevzuat

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

  • 5237 sayılı TCK m.98/1 — Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi: bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası
  • 5237 sayılı TCK m.98/2 — Yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle ölüm: bir yıldan üç yıla kadar hapis
  • 5237 sayılı TCK m.279 — Kamu görevlilerinin suçu bildirmemesi
  • 5237 sayılı TCK m.280 — Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi
  • 5237 sayılı TCK m.191 — Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma; tedavi ve denetimli serbestlik
  • 5237 sayılı TCK m.190 — Kullanılmasını kolaylaştırma
  • 5237 sayılı TCK m.192 — Etkin pişmanlık

Önce en kısa cevap

Şüpheniz varsa hemen 112’yi arayın. Hukuk, yardım edeni değil yardım etmeyeni cezalandırır. Korkup beklemek, hem o kişinin hayatını riske atar hem de sizin için ayrı bir suç doğurur.

Bu yazı acil bir tıbbi durumda ne yapmanız gerektiğini değil, yaptığınızda hukuken ne olacağını anlatır. Tıbbi müdahale kararı sağlık ekiplerine aittir; sizden beklenen tek şey gecikmeden haber vermektir.

Uygulamada en sık karşılaşılan tereddüt şudur: "Ambulans çağırırsam polis gelir, ben de soruşturmaya girerim." Bu korku anlaşılırdır ama hukuki karşılığı yanlıştır ve tam tersi bir sonuç doğurur. Aşağıda nedenini açıklıyoruz.

Kanun Ne Diyor? TCK m.98

Türk Ceza Kanunu’nun 98. maddesi şu düzenlemeyi getirir: yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhâl ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

İkinci fıkra çok daha ağırdır: yükümlülüğün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Maddenin üç özelliği bu konuda belirleyicidir:

  • Yükümlülük herkese aittir. Kişinin o duruma nasıl geldiğinin veya kimin sorumlu olduğunun önemi yoktur.
  • Seçimlik hareketlidir. Ya yardım edersiniz ya da durumu derhâl bildirirsiniz. İkisinden birini yapmak yeterlidir.
  • Kasten işlenir. Taksirle işlenmesi mümkün değildir; ancak olası kast da yeterlidir.

"Kendini idare edememe" ölçütü, kişinin başkasının yardımı olmaksızın hayatına veya sağlığına ciddi tehlike doğması anlamına gelir. Madde metnindeki "başka herhangi bir nedenle" ifadesi, bu durumun kaynağının önemli olmadığını gösterir.

Gecikmek Suç Doğurur — Somut Bir Örnek

Bu konuda uygulamadan çıkan en net sonuç şudur: korkup beklemek, korunmak değil sorumluluk doğurmaktır.

Bir olayda, rahatsızlığın uyuşturucu kullanımından kaynaklandığını düşünen kişinin, durumun anlaşılması hâlinde soruşturmaya maruz kalacağı düşüncesiyle olaydan iki saat sonra 112’yi araması, yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunu oluşturur nitelikte görülmüştür.

Bu tespit, yazının başındaki uyarının hukuki karşılığıdır. Soruşturma korkusuyla beklemek, kişiyi korumaz; aksine ayrı bir suçun faili hâline getirir. Üstelik bu bekleme sonucunda ölüm meydana gelirse ceza bir yıldan üç yıla kadar hapse yükselir.

Yükümlülük Ne Zaman Ortadan Kalkar?

Kanun, kişiden imkânsızı istemez. Yükümlülük şu hâllerde ortadan kalkar veya sınırlanır:

DurumSonuç
Başkası zaten yardım etmiş veya bildirmişYükümlülük ortadan kalkar. Bir olayda, olay yerindeki başka kişilerin ambulans ve polise haber vermesi nedeniyle sanıklar hakkında verilen beraat kararı yerinde bulunmuştur.
Kendi güvenliğinizi ciddi biçimde riske atmadan müdahale edemiyorsunuzFiilî yardım beklenmez; ancak acil çağrı yapma yükümlülüğü sürer.
Gerekli müdahale için örgütlü bir yapı zaten devredeMadde gerekçesine göre bu hâlde yükümlülüğün ayrıca yerine getirilmesine gerek kalmaz.
Kişi yardıma muhtaç durumda değilSuçun maddi unsuru oluşmaz.

Dikkat edilmesi gereken nokta: yardım imkânınız olmasa bile bildirim yükümlülüğü asgari yükümlülüktür. Bildirim telefon, sözlü ileti veya işaret dâhil her türlü elverişli yöntemle yapılabilir; önemli olan gecikmeyi önlemektir.

Nitelikli hal iddiasına itiraz süreye tabidir

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Peki Çağrıyı Yapan Kişinin Durumu Ne Olur?

Bu, konunun en çok merak edilen tarafıdır. Net olalım: 112’yi aramak, arayan kişiyi kendiliğinden şüpheli hâline getirmez. Türk hukukunda acil çağrı yapan kişiye otomatik bir cezasızlık tanınmamıştır; ancak çağrı yapmış olmak da bir suç unsuru değildir.

Kişinin hukuki konumu, olaydaki kendi fiiline göre belirlenir:

Çağrıyı yapan kişinin durumuHukuki değerlendirme
Sadece olay yerinde bulunmuş, madde kullanmamışYardım yükümlülüğünü yerine getirmiştir; kendisine isnat edilebilecek bir fiil yoktur
Kendisi de madde kullanmışKendi fiili bakımından TCK m.191 gündeme gelebilir; bu suçta kural olarak tedavi ve denetimli serbestlik uygulanır
Maddeyi temin etmiş veya vermişTCK m.190 veya duruma göre TCK m.188 tartışılır
Hiç çağrı yapmamış, beklemişTCK m.98 kapsamında ayrıca sorumluluk doğar
Kendi kullanımı için tedaviye başvurmuşSoruşturma başlatılmadan önce sağlık kuruluşuna başvurulmuşsa TCK m.192/4 uyarınca cezaya hükmolunmaz; sağlık personelinin bildirim yükümlülüğü de doğmaz

Son satırın anlamı önemlidir: çağrı yapmamak, mevcut riski ortadan kaldırmadığı gibi üzerine yeni bir suç ekler. Yani sessiz kalmak hukuken hiçbir koruma sağlamaz.

Kullanma suçunda uygulanan tedavi ve denetimli serbestlik rejimi için denetimli serbestlik süreci ve Uyuşturucu Kullanmaktan Yakalandım rehberlerimize bakabilirsiniz.

Beklemenin Bedeli: TCK m.98’in Ötesinde Garantörlük

Yazının başında TCK m.98’in cezası verildi: yardım veya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemek bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası; yükümlülüğün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis. Ancak bazı durumlarda hesap burada kapanmaz.

Türk Ceza Kanunu’nun 83 üncü maddesi, kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesini düzenler. Birinci fıkraya göre, kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.

İkinci fıkra bu eşdeğerliğin hangi hâllerde kabul edileceğini gösterir. Kişinin;

  • belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,
  • önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması

hâllerinde ihmal, icrai davranışa eşdeğer sayılır. Bu konumdaki kişiye öğretide garantör denir.

TCK m.98 ile TCK m.83 Arasındaki Fark

ÖlçütTCK m.98TCK m.83
Kime uygulanırHerkeseYalnızca garantör konumundaki kişiye
ŞartYardıma muhtaç kişiye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmemek veya durumu bildirmemekYükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması
Ceza (ölüm yoksa)Bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıMadde ölüm neticesine ilişkindir
Ceza (ölüm hâlinde)Bir yıldan üç yıla kadar hapisDiğer hâllerde on yıldan on beş yıla kadar hapis; indirim yapılmayabilir
Aradaki mesafeAynı olayda, aynı bekleme davranışı — sonuç bir yıl ile on beş yıl arasında değişebilir

İkinci bent aşırı doz vakalarında doğrudan işler. TCK m.83/2-b, kişinin önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı bakımından tehlikeli bir durum oluşturması hâlinde garantörlük doğduğunu söyler. Maddeyi temin eden veya veren kişi, tam olarak böyle bir tehlike durumu yaratmıştır. Bu kişi bakımından yardım etmemenin karşılığı yalnızca TCK m.98 değildir; ölüm gerçekleşirse tartışma TCK m.83 zeminine kayabilir. Yani "maddeyi ben verdim, başım derde girer" diye beklemek, korkulan sonucu ortadan kaldırmaz — ağırlaştırır.

Buradan çıkan sonuç yazının başındaki tavsiyeyi güçlendirir: 112’yi aramak, olaydaki rolü ne olursa olsun herkes için hukuken en korunaklı davranıştır. Yardım çağrısı yapmak bir suç unsuru değildir; yapmamak ise ayrı ve çok daha ağır bir sorumluluk doğurur.

Habersiz Madde Verilmiş Olabilir

Aşırı doz vakalarının bir kısmında kişi maddeyi bilerek almamıştır. İçeceğe veya yiyeceğe habersiz madde katılması hâlinde durum tamamen değişir: bu kez kişi fail değil mağdurdur.

Bu ihtimalin gözden kaçmaması için, olayın koşullarının erken aşamada kayda geçirilmesi önemlidir. Mağdurun hakları ve delil süreçleri için İçeceğime Bir Şey Katıldı: Habersiz Madde Verilmesi ve Mağdurun Hakları rehberimizi hazırladık.

Sağlık kuruluşunda alınan örneklerin hukuki çerçevesi için Kan ve İdrar Örneği Vermeyi Reddetmek (CMK m.75-76) rehberimize bakabilirsiniz.

En Çok Bilinmesi Gereken Hüküm: TCK m.192/4

Ambulans çağırmaktan çekinen kişinin aklındaki asıl soru genellikle şudur: hastaneye gidersek polis çağrılır mı, benim veya arkadaşımın başı derde girer mi? Kanun bu soruya doğrudan cevap veren bir hüküm içerir ve bu hüküm uygulamada yeterince bilinmez.

Türk Ceza Kanunu’nun 192 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre; uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.

Fıkraya 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’la eklenen cümle ise doğrudan hastane tarafını düzenler: bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.

Tedavi Başvurusunun İki Sonucu

KimSonuçDayanak
Madde kullanan kişiSoruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşuna tedavi için başvurmuşsa cezaya hükmolunmazTCK m.192/4
Sağlık mesleği mensuplarıBu durumda TCK m.280 uyarınca bildirim yükümlülüğü doğmazTCK m.192/4 (6763 s.K. ek cümle)
Kamu görevlileriBu durumda TCK m.279 uyarınca bildirim yükümlülüğü doğmazTCK m.192/4 (6763 s.K. ek cümle)
Zaman şartıBaşvurunun soruşturma başlatılmadan önce yapılmış olması aranırTCK m.192/4

Bunun pratik anlamı: Kanun koyucu, madde kullanan kişinin tedaviye ulaşmasını cezalandırma korkusunun önüne geçirmiştir. Aşırı doz vakasında sağlık kuruluşuna gitmek, kişinin kendi fiili bakımından TCK m.192/4’ün kapsamına girebilecek bir başvurudur; bu hâlde hem cezaya hükmolunmaz hem de sağlık personelinin bildirim yükümlülüğü doğmaz. "Hastaneye götürürsek ihbar edilir" kaygısı, kanunun bu hükmü karşısında çoğu durumda yersizdir.

Bir sınır belirtmek gerekir: fıkra, kullanma fiiline ilişkindir. Maddeyi temin eden veya satan kişinin durumu TCK m.188 ya da m.190 kapsamında ayrıca değerlendirilir ve bu fıkra oraya uygulanmaz. Yine de bu, yardım yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; aşağıdaki bölümde görüleceği üzere, maddeyi veren kişi bakımından yardım etmemenin bedeli çok daha ağırdır.

Hastane ve Kamu Görevlileri Bakımından Ayrı Hükümler

TCK m.98 herkes için geçerli genel hükümdür. Bunun yanında bazı meslek grupları için özel sorumluluk hükümleri vardır:

KimHükümKapsam
HerkesTCK m.98Yardıma muhtaç kişiye yardım veya bildirim yükümlülüğü
HerkesTCK m.278İşlenmekte olan suçu bildirmeme
Kamu görevlileriTCK m.279Görevle bağlantılı öğrenilen suçu bildirmeme
Sağlık mesleği mensuplarıTCK m.280Görevini yaptığı sırada suç belirtisi ile karşılaşıp bildirmeme

Önemli bir ayrım: TCK m.98 ile TCK m.278, 279 ve 280 aynı şey değildir. Birincisi yardıma muhtaç kişiye ilişkindir; diğerleri suçun bildirilmesine. Olayın hangi kategoriye girdiğine göre nitelendirme yapılır.

Bildirim yükümlülüğünün kapsamını, kimin fail olabileceğini ve sık yapılan hataları Uyuşturucu Kullanan Birini Bildirmek Zorunda mıyım? rehberimizde ayrıntılı ele aldık.

Olay Sonrası: Süreç Nasıl İlerler?

Sağlık kuruluşuna başvuru sonrasında bir soruşturma başlarsa, sürecin işleyişi ve haklarınız için şüpheli ve sanığın hakları ile gözaltı ve gözaltı süreleri rehberlerimize bakabilirsiniz.

Kullanma ile ticaret arasındaki nitelendirme farkı bu dosyalarda belirleyicidir; ölçütleri Kullanma (TCK 191) ile Ticaret (TCK 188) Ayrımı rehberimizde işledik. Etkin pişmanlık ihtimali için TCK m.192 etkin pişmanlık rehberimiz yol gösterir.

Olayın bir konutta gerçekleşmesi hâlinde ev sahibi veya birlikte yaşayanların konumu ayrıca değerlendirilir; bunu Kiracım Evde Uyuşturucu Kullanıyor rehberimizde ele aldık.

Bağımlılık Varsa: Tedavi Yolu

Aşırı doz vakaları çoğu zaman süregelen bir bağımlılığın işaretidir. Olayın ardından atılacak en önemli adım tedavi sürecinin başlatılmasıdır.

TCK m.191 kapsamındaki dosyalarda kural olarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Kişi tedaviye kendisi başvurabileceği gibi, yakınları da hukuki yollara başvurabilir.

Yakınlarının izleyebileceği yollar için Yakınım Madde Bağımlısı: Tedaviye Zorlayabilir miyim? (TMK m.432) rehberimize; kişi çocuksa Çocuğum Uyuşturucu ile Yakalandı: Ailenin Hukuki Yol Haritası rehberimize bakabilirsiniz.

Bu içerik Uyuşturucu Suçları alanındadır. Suç tiplerinin bütününü Uyuşturucu Suçları Rehberi sayfasında, ceza hukukunun genel çerçevesini ise Ceza Hukuku Rehberi sayfasında bulabilirsiniz.

Adım Adım Süreç

  1. Derhâl 112’yi arayın — Tereddüt etmeyin; gecikme hem hayati risk hem hukuki sorumluluk doğurur.
  2. Adresi net verin — Ekiplerin ulaşabilmesi için konumu açık biçimde bildirin.
  3. Kişinin yanında kalın — Olay yerini terk etmek yardım yükümlülüğü bakımından aleyhinize değerlendirilir.
  4. Sağlık ekibini yönlendirmeyin, bilgilendirin — Bildiklerinizi eksiksiz aktarın; müdahale kararı onlarındır.
  5. Habersiz verilme ihtimalini söyleyin — Böyle bir şüphe varsa mutlaka belirtin; mağdur konumunu etkiler.
  6. Beyandan önce avukatınızı arayın — Kendi fiiliniz bakımından soru sorulursa hukuki destek isteyin.
  7. Olay saatini kayda geçirin — Çağrı zamanı, TCK m.98 bakımından belirleyici bir veridir.
  8. Tedavi sürecini başlatın — Olay sonrası bağımlılık desteği için başvuru yapın.

Dosyanızdaki artırım sebeplerini birlikte değerlendirelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

İlgili Konular ve Kaynaklar

Uyuşturucu suçları

Yeni rehberler

Ceza sorumluluğu ve indirimler

Soruşturma ve savunma

Tedavi ve bağımlılık

Sıkça Sorulan Sorular

Ambulans çağırırsam ceza alır mıyım?

Çağrı yapmak tek başına suç değildir ve kişiyi kendiliğinden şüpheli hâline getirmez. Hukuki durumunuz kendi fiilinize göre belirlenir. Buna karşılık çağrı yapmamak, TCK m.98 kapsamında ayrı bir suç sorumluluğu doğurabilir.

Korktuğum için beklersem ne olur?

Uygulamada, soruşturmaya maruz kalma korkusuyla saatler sonra 112’yi aramanın yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunu oluşturur nitelikte görüldüğü hâller vardır. Gecikmek koruma sağlamaz, sorumluluk doğurur.

TCK 98’in cezası nedir?

Yardıma muhtaç kişiye hâl ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhâl ilgili makamlara bildirmeyen kişi bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle kişi ölürse ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

Başkası zaten ambulans çağırdıysa sorumlu olur muyum?

Olay yerinde başkaları tarafından yeterli yardım veya bildirim yapılmışsa yükümlülük ortadan kalkabilir. Bir olayda, başka kişilerin ambulans ve polise haber vermiş olması nedeniyle verilen beraat kararı yerinde bulunmuştur.

Müdahale etmeyi bilmiyorum, yine de sorumlu muyum?

Kişiden kendi güvenliğini ciddi biçimde riske atarak müdahale etmesi beklenmez. Ancak bu durumda dahi acil çağrı yapma yani bildirim yükümlülüğü sürer; bildirim asgari yükümlülüktür.

Ben de madde kullanmıştım, çağrı yaparsam durumum ne olur?

Kendi fiiliniz bakımından TCK m.191 kapsamındaki kullanmak için bulundurma suçu gündeme gelebilir. Bu suçta kural olarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Çağrı yapmış olmanız ayrıca bir suç oluşturmaz.

Maddeyi ben vermiştim, ne olur?

Maddeyi temin etmiş veya vermiş olmak duruma göre TCK m.190 veya TCK m.188 kapsamında ayrıca değerlendirilir. Ancak bu, yardım yükümlülüğünüzü ortadan kaldırmaz; aksine yardım etmemek üzerine ek sorumluluk doğurur.

Kişi habersiz madde almış olabilir, bu durumu değiştirir mi?

Evet. İçeceğine veya yiyeceğine habersiz madde katılan kişi fail değil mağdurdur. Böyle bir şüphe varsa sağlık ekiplerine ve kolluğa mutlaka bildirilmelidir.

Olay yerinden ayrılabilir miyim?

Olay yerini terk etmek, yardım yükümlülüğü bakımından aleyhe değerlendirilebilecek bir davranıştır. Yardım veya bildirim yapıldıktan sonra dahi kişinin yanında kalmak uygun olandır.

Hastane polise haber vermek zorunda mı?

Sağlık mesleği mensupları bakımından TCK m.280 genel bir bildirim yükümlülüğü öngörür; bu, görevin yapıldığı sırada suç belirtisiyle karşılaşılması hâline ilişkindir. Ancak önemli bir istisna vardır: TCK m.192/4 uyarınca, madde kullanan kişi hakkında soruşturma başlatılmadan önce sağlık kuruluşuna başvurup tedavi ettirilmesini isterse cezaya hükmolunmaz ve 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’la eklenen cümle gereğince kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz. Bu nedenle tedavi amacıyla sağlık kuruluşuna başvurmaktan çekinilmemelidir.

Tedavi için hastaneye gidersem cezalandırılır mıyım?

TCK m.192/4 uyarınca, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse cezaya hükmolunmaz. Aynı fıkraya 2016 yılında eklenen cümle uyarınca bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının TCK m.279 ve m.280 uyarınca bildirim yükümlülüğü de doğmaz.

Maddeyi veren kişi beklerse ne olur?

Maddeyi temin eden veya veren kişi bakımından yardım etmemenin karşılığı yalnızca TCK m.98 değildir. TCK m.83/2-b, kişinin önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı bakımından tehlikeli bir durum oluşturması hâlinde garantörlük doğduğunu düzenler. Ölüm gerçekleşirse sorumluluk TCK m.83 zeminine kayabilir; bu maddede diğer hâllerde ceza on yıldan on beş yıla kadar hapistir ve indirim yapılmayabilir. Beklemek, korkulan sonucu ortadan kaldırmaz; ağırlaştırır.

TCK 98 ile suçu bildirmeme suçu aynı mı?

Hayır. TCK m.98 yardıma muhtaç kişiye ilişkin yardım ve bildirim yükümlülüğünü düzenler; TCK m.278, 279 ve 280 ise suçun bildirilmesine ilişkindir. Olayın niteliğine göre farklı hükümler uygulanır.

Olaydan sonra ne yapmalıyım?

Kendi fiiliniz bakımından soru sorulması ihtimaline karşı beyandan önce avukatınızla görüşün. Ayrıca bağımlılık söz konusuysa tedavi süreci için başvuru yapılması önerilir.

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk