Uyuşturucu Kullanmaktan Yakalandım: Ceza, Denetimli Serbestlik ve Süreç (TCK 191)
27 Haziran 2026

Uyuşturucu Kullanmaktan Yakalandım: Ceza, Denetimli Serbestlik ve Süreç (TCK 191)

Uyuşturucu kullanma suçuyla ilgili toplumda çok yanlış bilgi dolaşır. Birçok kişi doğrudan hapse gireceğini sanar; oysa kanun bu konuda farklı bir yaklaşım benimsemiştir. Bu yazıda uyuşturucu kullanma suçunu, denetimli serbestlik sürecini, sabıka durumunu ve süreci sade bir dille net biçimde anlatıyoruz.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Bu içerik Uyuşturucu Suçları alanındadır. Konunun bütününü Uyuşturucu Suçları Rehberi sayfasında, ilgili genel çerçeveyi ise Ceza Hukuku Rehberi sayfasında bulabilirsiniz.

Kanunun Yaklaşımı Farklıdır

Önce önemli bir gerçeği belirtelim. Uyuşturucu kullanma suçu (TCK 191), kanunda diğer suçlardan farklı ele alınır. Kanun, uyuşturucu kullanan kişiyi öncelikle bir “suçlu” olarak değil, tedaviye ihtiyaç duyan bir kişi olarak görür. Bu yüzden amaç, doğrudan cezalandırmak değil; kişiyi bağımlılıktan kurtarmak ve topluma kazandırmaktır.

Bu, suçun cezasız olduğu anlamına gelmez; ama süreç çoğu kişinin sandığından çok farklı işler.

İlk Kez Yakalanma: Kamu Davası Ertelenir

İşte en kritik bilgi: İlk kez uyuşturucu kullanma/bulundurmadan yakalanan kişi hakkında, kural olarak doğrudan hapis cezası uygulanmaz. Bunun yerine kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir.

Şöyle düşünebilirsiniz: Savcılık, hakkınızda hemen dava açmak yerine, belirli bir süre (beş yıl) “beklemeye” alır. Bu süre içinde belirli kurallara uyarsanız, hakkınızda hiç dava açılmamış sayılır.

Denetimli Serbestlik Nedir?

Bu erteleme süresinde, hakkınızda denetimli serbestlik tedbiri uygulanır (en az bir yıl). Bu, hapis değildir; dışarıda, ama belirli yükümlülüklerle geçen bir süreçtir. Genellikle şunları içerir:

  • Belirli aralıklarla denetim bürosuna gitmek (imza),
  • Habersiz yapılan idrar/kan testlerine girmek,
  • Gerekirse seminer veya tedavi programlarına katılmak.

Amaç, kişinin uyuşturucudan uzak durmasını sağlamaktır.

En Önemli Soru: Sabıkaya İşler mi?

Bu çok merak edilen bir konudur. İyi haber şu: Eğer denetimli serbestlik sürecini başarıyla tamamlarsanız, hakkınızda hiç dava açılmadığı için adli sicilinize (sabıka kaydınıza) işleyecek bir mahkûmiyet olmaz. Yani süreci düzgün geçirirseniz, bu olay sabıkanıza yansımaz.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

Ancak yükümlülükleri ihlal ederseniz durum değişir; dava açılır ve mahkûmiyet halinde sicile işleyebilir.

Yükümlülükleri İhlal Edersem?

Erteleme süresinde kurallara uymazsanız (testlere girmemek, tekrar kullanmak gibi), ertelenen dava açılabilir. Ancak burada önemli bir koruma vardır: Yargıtay’a göre, tek bir ihlal otomatik olarak dava açılması için yeterli değildir. Genellikle “ısrar” aranır; yani size sonuçları hatırlatılarak ikinci bir uyarı yapılması ve buna da uymamanız gerekir. Bu, tek bir hata yüzünden mağdur olmanızı önleyen bir güvencedir.

Kritik Ayrım: Kullanma mı, Ticaret mi?

Buradaki en önemli ve en riskli nokta budur. Yukarıda anlatılan tüm kolaylıklar (erteleme, denetimli serbestlik), suçun kullanma kapsamında kalmasına bağlıdır. Eğer fiil “uyuşturucu ticareti” (TCK 188) olarak değerlendirilirse, durum tamamen değişir ve çok daha ağır cezalar (on yıldan başlayan hapis) gündeme gelir; erteleme de uygulanmaz.

Bu ayrımı belirleyen unsurlar:

  • Madde miktarı: Kişisel kullanımla orantılı mı, yoksa fazla mı?
  • Bulundurma şekli: Paketlenmiş mi, hassas terazi gibi araçlar var mı?
  • Davranış: Satma, dağıtma yönünde işaretler var mı?

Yani savunmanın en önemli ekseni, fiilin ticaret değil kullanma olduğunu ortaya koymaktır.

Tutuklanır mıyım?

Sadece kullanma (TCK 191) söz konusuysa, tutuklama çok istisnaidir; genellikle soruşturma tutuksuz yürütülür. Ancak fiilin ticaret olduğuna dair kuvvetli şüphe varsa, tutuklama gündeme gelebilir.

Ne Yapmalısınız?

  • Avukatla hareket edin: Bu teknik bir süreçtir; doğru savunma kritik öneme sahiptir.
  • Denetim sürecini ciddiye alın: Yükümlülükleri eksiksiz yerine getirin.
  • Kullanma-ticaret ayrımına dikkat: Fiilin doğru nitelendirilmesi her şeyi belirler.
  • İhlal iddiasında haklarınızı bilin: “Israr şartı” gibi korumaları unutmayın.

Özetle

Uyuşturucu kullanma suçunda kanun, cezadan çok tedaviye odaklanır. İlk kez yakalanmada kamu davası ertelenir ve denetimli serbestlik uygulanır; süreç başarıyla tamamlanırsa sabıkaya işlemez. En kritik konu, fiilin kullanma mı ticaret mi olduğudur; ticaret çok daha ağırdır. Bu teknik süreçte mutlaka bir avukatla hareket edin. Bağımlılıkla mücadelede profesyonel sağlık desteği almak da önemlidir.

Bu içerik Av. Fatma Öztürk tarafından, güncel mevzuat ve Yargıtay/AYM içtihatları esas alınarak bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayınız için bir ceza avukatına danışmanız önerilir.

Yakalandığınız An: İlk Saatlerde Ne Oluyor?

Süreç genellikle bir kolluk işlemiyle başlar: üst araması, araç araması ya da adres uygulaması. Bu aşamada atılan adımlar dosyanın seyrini belirler.

İlk 24 Saatin Akışı

AşamaNe olurSizin hakkınız
Durdurma ve aramaKolluk üst, araç veya konut aramasını yaparArama kararının varlığını sorabilirsiniz
ElkoymaBulunan madde tutanakla teslim alınırTutanağa şerh düşürebilirsiniz
YakalamaGözaltı işlemi başlayabilirYakınınıza haber verilmesini isteyebilirsiniz
MüdafiAvukat talebi kayda geçerSusma hakkı ve müdafi talebi vardır
İfadeKolluk veya savcılık ifadesi alınırMüdafi huzurunda ifade verebilirsiniz
EkspertizMadde uzman kuruluşa gönderilirRapor sonucunu talep edebilirsiniz
SevkSavcılık kararını verirKullanma isnadında tutuklama istisnaidir

Kullanma isnadında soruşturma çoğunlukla tutuksuz yürütülür; ticaret iddiasında tablo değişir.

İfadede en kritik nokta

Bu dosyalarda beyan, çoğu zaman en belirleyici delildir. Özellikle iki husus dikkat gerektirir:

  • Maddenin kime ait olduğu ve ne amaçla bulundurulduğu. Bu, kullanma ile ticaret ayrımının merkezidir.
  • Maddenin nasıl temin edildiği. Bu beyan, etkin pişmanlık hükümleri bakımından ayrıca değerlendirilir.

Bu nedenle beyandan önce mutlaka müdafi ile görüşülmelidir. Savunma hakları için zorunlu müdafilik ve savunma hakları sayfasına bakabilirsiniz.

Bu bölüm neden önemli? Uyuşturucu dosyalarında ilk ifade, çoğu zaman dosyanın seyrini belirleyen belgedir: nitelendirme tartışması, yazının yukarıdaki bölümünde anlatılan kullanma ile ticaret ayrımı ve erteleme imkânı büyük ölçüde bu belgede yer alan beyanlar üzerinden yürür. Buna karşılık ifade, kişinin en hazırlıksız olduğu anda alınır. Kanunun saydığı güvenceler tam da bu dengesizliği gidermek içindir; bilinmediklerinde ise kullanılmamış olurlar. Aşağıdaki liste, o an nelerin hatırlatılması gerektiğini gösterir.

İfade Alınırken Uyulması Zorunlu Hususlar (CMK m.147)

Yakalanmayı izleyen ilk saatlerin en kritik anı ifade alınmasıdır. Kanun, bu işlemde uyulması zorunlu hususları tek tek saymıştır. Bunların hatırlatılıp hatırlatılmadığı, tutanaktan denetlenebilir.

İfade ve Sorguda Uyulacak Hususlar

Bentİçeriği
aKimlik saptanır; kişi kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür
bKendisine yüklenen suç anlatılır
cMüdafi seçme hakkı ve müdafiin ifadede hazır bulunabileceği bildirilir; seçecek durumda değilse baro tarafından müdafi görevlendirilir
dYakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir
eYüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu söylenir
fŞüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır; lehine olan hususları ileri sürme olanağı tanınır
gKişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır
hKayıtta teknik imkânlardan yararlanılır
iİşlem tutanağa bağlanır; tutanak içeriğinin ifade veren ile hazır bulunan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı belirtilir

Birinci bent, susma hakkının sınırını gösterir ve sıkça yanlış anlaşılır. Susma hakkı, isnat edilen suç hakkında açıklamada bulunmamayı kapsar; kimliğe ilişkin sorular bunun dışındadır. Kişi kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür. Dolayısıyla "hiçbir soruya cevap vermem" tutumu, kimlik soruları bakımından geçerli değildir ve ayrı sonuçlar doğurabilir.

Beşinci bentteki susma hakkı yalnızca kanundan değil, Anayasa’dan da kaynaklanır. Anayasa’nın ilgili maddesindeki "hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz" hükmü bu hakkın dayanağını oluşturur. Öğretide susma hakkının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan suçsuzluk karinesinin tamamlayıcı unsuru olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle susma, aleyhe bir karine oluşturmaz.

Altıncı bent, uyuşturucu dosyalarında en az kullanılan ancak en işlevli haktır. Kişiye, şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır. Bu, pasif bir savunmadan farklıdır: kişi yalnızca kendisine yöneltilenlere cevap vermekle kalmaz, toplanmasını istediği delilleri de daha ifade aşamasında belirtebilir. Kamera kaydı, iletişim kaydı, tanık bilgisi veya tahlil talebi bu aşamada dile getirildiğinde tutanağa geçer ve sonradan "neden o zaman söylenmedi" sorusuyla karşılaşılmaz.

Beyanın özgür iradeye dayanması

Kanun, ifadenin nasıl alınamayacağını da açıkça düzenlemiştir: şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz. Ayrıca kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.

Bu yasağın yaptırımı çok nettir: yasak usullerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsa dahi delil olarak değerlendirilemez. Yani kişinin sonradan "kabul ediyorum" demesi, yasak usulle alınmış bir ifadeyi geçerli hâle getirmez. Bu, yazının yukarıdaki bölümünde anlatılan doğrulama kuralından farklıdır: orada eksiklik müdafiin bulunmamasıdır ve doğrulama ile giderilebilir; burada ise ifadenin alınış biçimi sakattır ve rıza bunu düzeltmez.

Sayımdaki "yorma" ve "aldatma" ibareleri özellikle dikkat çekicidir. Yasak yalnızca fiziksel müdahaleyi değil, ruhsal müdahaleyi de kapsar. Uzun süre uykusuz veya aç bırakılarak ifade alınması, gerçeğe aykırı bilgi verilerek beyana yönlendirilmesi ya da karşılığında sağlanamayacak bir sonucun vaat edilmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Böyle bir durum yaşandığında, koşulların en kısa sürede ve mümkünse sağlık kaydıyla birlikte belgelenmesi gerekir; aksi hâlde iddia sonradan ispatlanamaz.

Müdafi bulunmadan alınan ifadenin değeri

Kanunda, savunma bakımından en güçlü güvencelerden biri yer alır: müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Yani müdafi olmadan verilen bir kolluk ifadesi, sonradan huzurda kabul edilmediği sürece hükmün dayanağı yapılamaz.

Bu hükmün iki yönlü sonucu vardır. Bir yandan, müdafi bulunmadan verilmiş aleyhe bir ifade bakımından geri dönüş imkânı sağlar. Öte yandan, huzurda doğrulama yapıldığında bu koruma ortadan kalkar. Bu nedenle sorgu veya duruşmada "kollukta verdiğim ifadeyi tekrar ediyorum" biçimindeki bir beyanın sonucu, önceki ifadenin hükme esas alınabilir hâle gelmesidir. Beyanın bu bilinçle verilmesi gerekir.

Bir usul kuralı daha vardır ve gözden kaçar: şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir. Dolayısıyla ilk ifadeden sonra aynı olay için kolluk tarafından yeniden ifade alınması bu kurala aykırıdır. Böyle bir durumla karşılaşıldığında, işlemin hangi merci tarafından yapıldığı tutanağa geçirtilmelidir.

Tutanaktan denetlenecek noktalar

İfade Tutanağı Kontrol Listesi

KalemNe aranır
Hakların hatırlatılmasıMüdafi hakkı, susma hakkı ve delil toplanmasını isteme hakkının ayrı ayrı yazılmış olması
Müdafi durumuMüdafiin hazır bulunup bulunmadığı; talep edilmişse görevlendirilip görevlendirilmediği
Yakına bildirimYakalandığın derhâl bildirildiğine ilişkin kayıt
İsnadın anlatılmasıHangi suçun yüklendiğinin somut olarak belirtilmesi
Delil talebiİleri sürülen talebin tutanağa geçirilip geçirilmediği
Okuma ve imzaTutanak içeriğinin okunduğu ve imzaların alındığının belirtilmesi

Bu listenin değeri, sonradan yapılacak denetimi mümkün kılmasıdır. İfade anında bir eksiklik fark edildiğinde, bunun o anda tutanağa geçirtilmesi istenmelidir; çünkü tutanakta görünmeyen bir eksiklik, aylar sonra ileri sürüldüğünde ispatlanması güç bir iddiaya dönüşür. Bu nedenle imzadan önce tutanağın okunması ve eksik görülen hususların eklenmesinin talep edilmesi, sürecin en başında yapılabilecek en etkili işlemdir.

İsnat Hangi Maddeye Dayanıyor?

Yakalanan kişinin öğrenmesi gereken ilk şey, hakkında hangi suçtan işlem yapıldığıdır. Aynı olay, nitelendirmeye göre tamamen farklı sonuçlar doğurur.

Nitelendirmeye Göre Sonuçlar

ÖlçütKullanma (TCK m.191)Ticaret (TCK m.188)
Savcılık kararıKamu davasının açılmasının ertelenmesiİddianame
Erteleme süresiBeş yılUygulanmaz
Denetimli serbestlikEn az bir yılUygulanmaz
Tutuklama riskiDüşük; istisnaiYüksek
Görevli mahkemeAsliye cezaAğır ceza
HAGBm.191/8 uyarınca zorunluZorunlu değildir
Süreç uyulursaDosya düşer, sicile işlemezYargılama sürer

Nitelendirme itirazı, savunmanın en yüksek getirili başlığıdır.

Ayrımda dikkate alınan ölçütler için kullanma ile ticaret ayrımı, ticaret suçunun unsurları için uyuşturucu ticareti suçu (TCK 188) sayfalarımıza bakınız.

Erteleme Kararı Sonrası Süreç

Kullanma isnadında savcılık, kanun gereği beş yıl süreyle kamu davasının açılmasını erteler ve kişiyi en az bir yıl denetimli serbestlik tedbirine tabi tutar. Gerek görülürse tedavi de uygulanır.

Bu süreçte kişinin karşılaşacağı yükümlülükler: periyodik imza, habersiz tahlil, gerekirse tedaviye devam ve eğitim programlarına katılım.

Süreç bozulursa

Kanun, kamu davası açılması için yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar arar. Uygulamada ısrar, yükümlülükleri en az iki kez ihlal etmektir.

Yargıtay bu şartı titizlikle uygular: ısrarın kabulü için şüpheliye uyarı içeren ikinci bir çağrı tebligatının usulüne uygun yapılması zorunludur. Tek tebligata uyulmaması tek başına yeterli değildir.

Sürecin ayrıntısı ve ihlal rejimi için uyuşturucu kullanmada denetimli serbestlik sayfasına bakabilirsiniz.

Sicil ve Hayatınıza Etkisi

En çok merak edilen konu budur ve cevabı rahatlatıcıdır.

Erteleme kararı adli sicile işlemez. Bu kararlar, yalnızca kanunda belirtilen amaçla hâkim, savcı ve mahkemelerce görülebilen kendine özgü bir sistemde tutulur; vatandaşın e-Devlet üzerinden aldığı sabıka kaydında görünmez.

Süreç başarıyla tamamlanırsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir ve sicile işleyecek bir mahkûmiyet oluşmaz.

Memuriyet bakımından da önemli bir bilgi vardır: kullanma suçu, Devlet Memurları Kanunu’nda sayılan katalog suçlar arasında yer almaz. Erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması memuriyete engel değildir.

Sicil, memuriyet ve iş hayatına etkisinin bütünü için uyuşturucu suçu sicile işler mi sayfasına bakınız.

Ekspertiz Raporu ve Maddenin Niteliği

Dosyanın teknik omurgası ekspertiz raporudur. Ele geçirilen madde, laboratuvar imkânıyla bilimsel analiz yapabilecek uzman bir kuruluşa incelettirilir ve maddenin fiziksel ile kimyasal özellikleri, bilinen adı ve kimyasal adı tespit ettirilir.

Rapor geldikten sonra değerlendirilecek soru şudur: bu madde, hukuken uyuşturucu veya uyarıcı madde sayılıyor mu?

Kanun uyuşturucu maddeleri tek tek saymadığından, kapsam birden fazla kaynağa göre belirlenir. Ayrıca maddenin fiil tarihinde kapsamda bulunup bulunmadığı denetlenmelidir.

Kapsamın nasıl belirlendiği için uyuşturucu veya uyarıcı madde nedir sayfasına bakabilirsiniz.

Savunmada Denetlenecek Noktalar

BaşlıkSorulacak soru
Arama kararıİşlem hukuka uygun bir arama kararına dayanıyor mu
TutanakSomut gözlem içeriyor mu, şerh düşürüldü mü
Numune zinciriAlınma, saklanma ve gönderilme süreci bütün mü
Ekspertiz kuruluşuAnalizi yapan kuruluş yetkili ve uzman mı
Maddenin kimyasal adıRaporda net biçimde belirtilmiş mi
Fiil tarihiMadde o tarihte kapsamda mıydı
Miktar ve ambalajKişisel kullanım ölçeğiyle uyumlu mu
BeyanMüdafi huzurunda mı alındı

Kanunda amaç tespitine ilişkin eşik miktar ölçütü bulunmaz; her olay kendi delilleriyle değerlendirilir.

Bağımlılık Varsa: Tedavi Yolu

Kanun koyucunun bu suçtaki temel yaklaşımı, madde kullanan kişiyi tedavi ve terapiye ihtiyaç duyan bir kişi olarak görmektir. Doğrudan cezalandırma yerine erteleme ve denetimli serbestlik kurumlarının öngörülmesinin sebebi budur.

Bu nedenle bağımlılık söz konusuysa tedaviye erken başlamak hem kişinin sağlığı hem dosyanın seyri bakımından değerlidir.

  • Tedavi başvurusunu ve devam kayıtlarını belgeleyin,
  • Savcılık tedavi tedbirine yönlendirmişse programı aksatmayın,
  • Raporları dosyaya sunun; hem denetimli serbestlik hem olası yargılama aşamasında değerlendirilir.

Ayrıca kanunda, resmî makamlar haberdar olmadan tedavi için başvuran kullanıcı bakımından özel bir etkin pişmanlık hükmü bulunur.

Etkin pişmanlık için uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık (TCK 192), bağımlı yakını olan aileler için tedaviye zorlama ve TMK m.432 sayfalarımıza bakınız.

Ailenin Yapabilecekleri

Haber aileye ulaştığında ilk saatler kritiktir. Yapılabilecekler:

  • Avukat ayarlayın ve ifadeden önce görüşülmesini sağlayın.
  • Hangi suçtan işlem yapıldığını öğrenin; kullanma mı ticaret mi?
  • Panikle beyan vermesi için baskı yapmayın.
  • Varsa sağlık ve tedavi kayıtlarını hazırlayın.
  • Tebligat adresinin güncel olduğundan emin olun.
  • Denetimli serbestlik başlarsa takvim takibini üstlenin.

Kişi çocuksa süreç tamamen farklı işler; çocuğum uyuşturucu ile yakalandı sayfasına bakınız.

Sık Yapılan Hatalar

  • Müdafi olmadan, panikle beyan vermek.
  • Maddenin kime ait olduğu konusunda çelişkili ifadeler vermek.
  • Tutanağı okumadan imzalamak ve şerh düşürmemek.
  • Ekspertiz raporunu hiç istememek.
  • İsnadın hangi maddeye dayandığını öğrenmeden savunma kurmak.
  • Erteleme kararını “beraat” sanıp yükümlülükleri hafife almak.
  • Tebligat adresini güncellememek.
  • Bağımlılık varken tedaviye başlamayı ertelemek.

Süreç Boyunca Zaman Çizgisi

Yakalanmadan dosyanın kapanmasına kadar geçen yolu tek tabloda görmek, beklenti yönetimi bakımından en pratik yoldur.

Yakalanmadan Dosyanın Kapanmasına

ZamanAşamaKritik nokta
0. saatYakalama ve aramaArama kararı ve tutanak
İlk saatlerMüdafi talebi ve ifadeBeyandan önce avukatla görüşme
İlk günlerEkspertiz raporunun beklenmesiMaddenin niteliğinin tespiti
Savcılık aşamasıİsnadın belirlenmesiKullanma mı ticaret mi
Erteleme kararıBeş yıllık süre başlarSavcının uyarısı yapılır
İlk yılDenetimli serbestlikİmza, tahlil, gerekirse tedavi
Süre boyuncaYükümlülüklere uyumIsrarlı ihlal dosyayı bozar
Beşinci yılın sonundaKovuşturmaya yer olmadığı kararıSicile mahkûmiyet işlemez

Süreler ve uygulama esasları mevzuat değişiklikleriyle güncellenebilir.

Özet

Kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçunda kanun, cezalandırmadan önce iyileştirmeyi hedefler. İlk yakalanmada doğrudan hapis uygulanmaz.

Sürecin kaderini belirleyen üç şey vardır: isnadın doğru nitelendirilmesi, ifadenin müdafi huzurunda verilmesi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulması.

Bu üçü sağlandığında beş yılın sonunda dosya kapanır, dava hiç açılmamış sayılır ve sicile işleyecek bir mahkûmiyet oluşmaz. Sistem bu yönüyle hukuken tanınmış gerçek bir ikinci şanstır.

Sürecin bütünü için Uyuşturucu Suçları Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

İlk kez uyuşturucu kullanmaktan yakalandım, hapse girer miyim?

Kural olarak hayır. İlk kez yakalanmada doğrudan hapis yerine kamu davasının açılmasının ertelenmesi (5 yıl) kararı verilir ve en az 1 yıl denetimli serbestlik uygulanır. Bu süreci başarıyla geçirirseniz dava açılmaz.

Denetimli serbestlik nedir?

Hapis değil, dışarıda belirli yükümlülüklerle geçen bir süreçtir: periyodik imza, habersiz idrar/kan testleri ve gerekirse seminer/tedavi programları. Amaç kişinin uyuşturucudan uzak durmasını sağlamaktır.

Bu olay sabıkama işler mi?

Denetimli serbestlik sürecini başarıyla tamamlarsanız, dava açılmadığı için sabıkaya işleyecek bir mahkûmiyet olmaz. Ancak yükümlülükleri ihlal ederseniz dava açılır ve mahkûmiyet halinde sicile işleyebilir.

Bir kez kurala uymazsam dava açılır mı?

Yargıtay’a göre tek bir ihlal otomatik olarak yeterli değildir; genellikle ‘ısrar’ aranır. Yani sonuçları hatırlatılarak ikinci bir uyarı yapılması ve buna da uymamanız gerekir. Bu bir güvencedir.

Kullanma ile ticaret farkı neden önemli?

Tüm kolaylıklar (erteleme, denetimli serbestlik) fiilin ‘kullanma’ kalmasına bağlıdır. ‘Ticaret’ (TCK 188) sayılırsa ceza 10 yıldan başlar ve erteleme uygulanmaz. Ayrımı miktar, bulundurma şekli ve davranış belirler.

📘 İlgili Rehberler

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk