Aile İçinde Çocuğa Yönelik Şiddet ve İhmal: Korunma Yolları ve Bildirim
27 Haziran 2026

Aile İçinde Çocuğa Yönelik Şiddet ve İhmal: Korunma Yolları ve Bildirim

Çocuğa yönelik şiddet ve ihmal yalnızca o ailenin meselesi değildir; Anayasa, Türk Medeni Kanunu, Çocuk Koruma Kanunu, 6284 sayılı Kanun ve Türk Ceza Kanunu bu durumu ayrı ayrı düzenler. Bu yazıda korunma ihtiyacı olan çocuk için hangi tedbirlerin alınabileceğini, kimlerin bildirim yükümlülüğü bulunduğunu, velayetin hangi hâllerde kaldırılabileceğini ve ceza hukukundaki karşılıklarını kanun maddeleri üzerinden anlatıyoruz.

Çocuğa şiddet “aile meselesi” değildir: anayasal ve kanuni çerçeve

Anayasa’nın 41. maddesine göre Devlet, her türlü istismara ve kötü muameleye karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır. Türkiye’nin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 19. maddesi de taraf devletlere, çocuğu ana-babasının veya bakımını üstlenen başka bir kişinin yanında iken maruz kalabileceği bedensel veya zihinsel saldırı, istismar, ihmal ve kötü muameleye karşı korumak için gerekli yasal, idari, sosyal ve eğitsel önlemleri alma yükümlülüğü getirir.

Medeni hukuk bakımından çocuk üzerindeki velayet bir haktan önce bir yükümlülüktür. TMK m.340’a göre ana ve baba, çocuğu olanakları ölçüsünde yetiştirmek, onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişmesini sağlamak ve korumakla yükümlüdür. Bir çocuğun dövülmesi, aç bırakılması, okula gönderilmemesi ya da sürekli aşağılanması, bu yükümlülüğün doğrudan ihlalidir ve “terbiye” savunmasıyla meşrulaştırılamaz.

Çocuğa yönelik zarar farklı biçimlerde ortaya çıkabilir: dövme, vurma ve yaralama gibi fiziksel şiddet; sürekli aşağılama, korkutma ve sevgisiz bırakma gibi duygusal şiddet; beslenme, sağlık, eğitim ve barınma ihtiyaçlarının karşılanmaması şeklindeki ihmal; ve en ağır suçlardan biri olan cinsel istismar. 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7593 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenen 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.3’e göre korunma ihtiyacı olan çocuk; bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuktur. Tanım fiziksel şiddetle sınırlı değildir; ihmal ve duygusal şiddet de korunma ihtiyacını doğurur.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

Bildirim: kimler yükümlü, nereye bildirilir? 5395 s.K. m.6 ve TCK m.278-280

“Herkesin sorumluluğu vardır” cümlesinin kanunda somut karşılıkları bulunur. 5395 sayılı Kanun m.6/1’e göre adli ve idari merciler, kolluk görevlileri, sağlık ve eğitim kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları korunma ihtiyacı olan çocuğu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirmekle yükümlüdür; bu görev bugün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca yürütülmektedir. Çocuk ile çocuğun bakımından sorumlu kimseler de çocuğun korunma altına alınması amacıyla doğrudan başvurabilir. Bakanlık kendisine bildirilen olaylarla ilgili gerekli araştırmayı derhal yapar.

Ceza hukuku bu yükümlülüğü yaptırıma bağlar. TCK m.278 uyarınca işlenmekte olan bir suçu ya da işlenmiş olmakla birlikte sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi cezalandırılır; mağdurun on beş yaşını bitirmemiş bir çocuk olması hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, tanıklıktan çekinebilecek kişiler bakımından cezaya hükmolunmayacağını, ancak suçu önleme yükümlülüğünden doğan ceza sorumluluğunun saklı olduğunu belirtir. Görevi nedeniyle öğrendiği suçu bildirmeyen kamu görevlisi TCK m.279, görevi sırasında suç belirtisiyle karşılaşmasına rağmen durumu bildirmeyen veya geciktiren sağlık mesleği mensubu ise TCK m.280 kapsamında sorumludur. Öğretmen, okul yöneticisi ve kamu hastanesi hekimi bu nedenle bildirimi ertelememelidir.

Bildirim için başvurulabilecek yerler şunlardır: acil ve tehlikeli durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi; çocuk, kadın ve aile konularında ALO 183 Sosyal Destek Hattı; kolluk birimleri; Cumhuriyet başsavcılığı; Aile ve Sosyal Hizmetler il müdürlükleri; koruyucu ve destekleyici tedbir istemi için çocuk hâkimliği. Bildirim yapan kişinin iyiniyetli olması yeterlidir; TCK m.267’deki iftira suçu, işlemediğini bildiği hâlde bir kişiyi hukuka aykırı bir fiille suçlamayı arar. Şüphenin değerlendirilmesi uzmanlara ve yetkili makamlara aittir.

Tablo 1 — Kim bildirmekle yükümlü, bildirmezse ne olur?

Kim?YükümlülükDayanak
Adli ve idari merciler, kolluk, sağlık ve eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşlarıKorunma ihtiyacı olan çocuğu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı birimlerine bildirmek5395 s.K. m.6
Herkesİşlenmekte olan veya sonuçları hâlâ sınırlandırılabilecek bir suçu yetkili makamlara bildirmek; mağdur on beş yaşını bitirmemiş çocuksa ceza yarı oranında artarTCK m.278/1-3
Tanıklıktan çekinebilecek yakınlarBildirmeme nedeniyle cezalandırılmaz; suçu önleme yükümlülüğünden doğan sorumluluk saklıdırTCK m.278/4
Kamu görevlisiGörevi nedeniyle öğrendiği suçu bildirmemek ayrı ve daha ağır bir suçturTCK m.279
Sağlık mesleği mensubuGörevi sırasında karşılaştığı suç belirtisini bildirmemek veya geciktirmek suçturTCK m.280
Çocuk ve bakımından sorumlu kişilerKorunma altına alınma amacıyla doğrudan başvurabilir5395 s.K. m.6/1
Bilerek gerçeğe aykırı ihbarİşlemediğini bildiği hâlde bir kişiyi suçlamak iftiradır; iyiniyetli bildirim bu kapsama girmezTCK m.267

Kademeli koruma: TMK m.346, 347 ve 5395 sayılı Kanun

Hukuk, çocuğu korurken doğrudan aileden ayırmaya yönelmez; müdahale tehlikenin ağırlığına göre kademelenir. TMK m.346’ya göre çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır. Öğreti ve uygulamada bu önlemler için ana ve babanın kusurlu olması aranmaz; tehlikenin varlığı yeterlidir. Kusur ise alınacak önlemin ağırlığını belirlemede önem taşır. Gereksiz ve amaçsız cezalandırmalar, küçük düşürücü davranışlar ve çocuğun uygun olmayan davranışlara sevk edilmesi bu maddenin tipik uygulama alanıdır.

Tehlike daha ağırsa TMK m.347 devreye girer: çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikeye düştüğü veya çocuk manen terk edildiği takdirde hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir. Bu önlem velayeti kaldırmaz; ana ve babanın velayeti hukuken devam eder.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu aynı yaklaşımı tedbir türleriyle somutlaştırır. Danışmanlık tedbiri çocuğun bakımından sorumlu kimselere çocuk yetiştirme konusunda, çocuklara da eğitim ve gelişimleriyle ilgili sorunların çözümüne yönelik rehberlik eder. Eğitim tedbiri çocuğun bir eğitim kurumuna devamını veya bir meslek edinmesini sağlar. Bakım tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu kimsenin herhangi bir sebeple görevini yerine getirememesi hâlinde çocuğun resmî veya özel bakım kurumuna ya da koruyucu aile yanına yerleştirilmesidir. Sağlık tedbiri çocuğun geçici veya sürekli tedavisi ve rehabilitasyonuna, barınma tedbiri ise barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlanmasına yöneliktir. Kanun, tehlike altında bulunmakla birlikte veli veya vasinin ya da bakım ve gözetimden sorumlu kimsenin desteklenmesi suretiyle tehlikenin giderileceği anlaşılırsa çocuğun bu kişilere teslim edileceğini de açıkça öngörür.

Derhal korunma altına alınmayı gerektiren bir durumda 5395 s.K. m.9 uygulanır: çocuk Bakanlık tarafından bakım ve gözetim altına alınır ve acil korunma kararı için çocuğun kuruma geldiği tarihten itibaren en geç beş gün içinde çocuk hâkimine başvurulur; hâkim talep hakkında üç gün içinde karar verir ve acil korunma kararı en fazla otuz günlük süreyle sınırlıdır. 7593 sayılı Kanun ile 5395 s.K. m.45’e eklenen hükümler uyarınca koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesi sırasında gerekirse kolluktan yardım istenebilir; kurumlar arası koordinasyon merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, il ve ilçelerde vali ve kaymakam tarafından sağlanır. Sosyal inceleme sürecini sosyal inceleme raporu rehberimizde anlattık.

Tablo 2 — Kademeli koruma: ayırma son çaredir

KademeDayanakSonuç
Koruma önlemleriTMK m.346Velayet devam eder; hâkim uyarı, talimat, gözetim gibi uygun önlemleri alır
Koruyucu ve destekleyici tedbirler5395 s.K. m.5, m.7, m.8Danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık, barınma; en geç üç ayda bir denetim
Acil korunma kararı5395 s.K. m.9Derhal koruma gerekiyorsa çocuk kuruma alınır; en fazla otuz gün
Çocuğun yerleştirilmesiTMK m.347Gelişmesi tehlikedeyse veya manen terk edilmişse çocuk bir aile yanına veya kuruma yerleştirilir; velayet hukuken devam eder
Velayetin kaldırılmasıTMK m.348Diğer önlemler sonuçsuz kalmış veya yetersiz olacağı anlaşılmışsa velayet kaldırılır; her iki ebeveynden kaldırılırsa vasi atanır

Tablo 3 — 5395 sayılı Kanun: tedbir türleri ve usul

KonuKuralDayanak
Kim ister?Ana, baba, vasi, bakım ve gözetimden sorumlu kişi, Bakanlık ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’senm.7/1
Sosyal incelemeTedbir kararından önce çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılabilirm.7/2
Yetkili hâkimÇocuğun, ana, baba, vasi veya birlikte yaşadığı kişilerin bulunduğu yerdeki çocuk hâkimim.8/1
DenetimTedbirin uygulanması en geç üçer aylık sürelerle incelettirilir; tedbir kaldırılabilir, uzatılabilir, değiştirilebilirm.8/2-3
Acil korunmaKurum çocuğun geldiği tarihten itibaren en geç beş gün içinde hâkime başvurur; hâkim üç gün içinde karar verir; karar en fazla otuz gün için verilirm.9
Aile hukuku kararlarıTedbirle birlikte velayet, vesayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki hakkında da karar verilebilirm.7/7
Yerine getirmeGerekirse kolluktan yardım istenebilir; koordinasyon merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, il ve ilçelerde vali ve kaymakam tarafından sağlanırm.45 (7593 s.K.)

Velayetin kaldırılması: TMK m.348

En ağır medeni hukuk sonucu velayetin kaldırılmasıdır ve kanun bunu açıkça son çare olarak düzenler. TMK m.348/1’e göre çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa hâkim, iki hâlde velayetin kaldırılmasına karar verir: ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi; ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması. Çocuğa şiddet uygulanması ve şiddete göz yumulması ikinci bentteki ağır savsaklama kapsamında değerlendirilir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre velayet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır; üçüncü fıkraya göre kararda aksi belirtilmedikçe velayetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar. Velayet ana ve baba dışında kimseye verilemez; velayet altında bulunmayan küçük vesayet altına alınır (TMK m.404). Bu nedenle anneanne, babaanne veya diğer yakınlar velayet sahibi olamaz, ancak vasi olarak atanabilir. Velayeti kaldırılan ebeveynin çocuğun bakım giderlerine katılma yükümlülüğü ise sona ermez.

Göz yummak da ağır ihmaldir. Yargıtay’ın bir kararında, tek başına velayet hakkına sahip annenin birlikte yaşadığı kişinin çocuğu cinsel istismarına göz yumması ve dolayısıyla çocuğa karşı yükümlülüklerini ağır şekilde savsaklaması nedeniyle velayetin kaldırılmasına hükmedilmiştir. Başka bir kararda, çocuklarıyla ilgilenmeyen ve onlara şiddet uygulayan, çocukların bakımı fiilen anneanne tarafından yapılan annenin yükümlülüklerini ağır biçimde savsakladığı kabul edilmiş; ancak velayetin kaldırılarak çocuklara vasi atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulması gerekirken velayetin anneanneye verilmesi isabetsiz bulunmuştur.

Bir sınır da vardır: velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe ana ve babanın velayet görevlerine müdahale olunamaz. Çocuklar hakkında 5395 s.K. m.5 çerçevesinde bakım ve sağlık tedbiri talep edilmiş olması tek başına velayetin kaldırılması için gerekçe olamaz. Bu kural hem ailelerin gereksiz kaygısını giderir hem de tedbir talebinin bir suçlama aracına dönüşmesini önler. Velayetin boşanmış eşler arasında değiştirilmesi ayrı bir kurumdur; ayrıntısı için velayetin değiştirilmesi davası sayfamıza bakabilirsiniz.

Şiddet uygulayan ebeveynse: velayet, kişisel ilişki ve geçici önlemler

Şiddetin bir ebeveynden gelmesi bildirimi ertelemek için gerekçe değildir; çocuğun korunması, ebeveynin kim olduğundan önce gelir. Bu durumda medeni hukuk ve koruma hukuku araçları birlikte kullanılır. Ebeveynler evliyse ve boşanma veya ayrılık davası açılmışsa hâkim, TMK m.169 uyarınca davanın devamı süresince çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır; bu kapsamda çocuğun şiddet uygulayan ebeveynden uzak tutulması ve kişisel ilişkinin gözetim altında kurulması istenebilir.

Ebeveynler boşanmışsa ve velayet şiddet uygulayan ebeveyndeyse, TMK m.183 uyarınca durumun değişmesi nedeniyle velayetin diğer ebeveyne verilmesi istenebilir. Velayeti bulunmayan ebeveyn şiddet uyguluyorsa, TMK m.324 uyarınca kişisel ilişki çocuğun huzurunu ve menfaatini tehlikeye düşürüyorsa sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Her iki ebeveyn de çocuğu koruyamıyorsa TMK m.346-348 hükümleri ve 5395 sayılı Kanun devreye girer. 5395 s.K. m.7/7 ve 6284 sayılı Kanun, tedbir kararını veren hâkime velayet, nafaka ve kişisel ilişki hakkında da karar verme yetkisi tanıdığından, çocuğun güvenliği için ayrı ayrı mahkemelerin kararını beklemek gerekmeyebilir.

Pratik açıdan şiddet uygulayan ebeveyne karşı atılacak adımlar genellikle aynı gün başlar: 112 veya kolluğa başvuru, adli muayene raporu, 6284 kapsamında uzaklaştırma talebi, çocuk hâkimliğinden koruyucu ve destekleyici tedbir istemi ve gerekiyorsa Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusu. Velayet veya kişisel ilişkiye dair talepler bu adımların ardından, toplanan delillerle desteklenerek ileri sürülür.

6284 sayılı Kanun ve çocuk

Şiddet aile içinden geliyorsa 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun da uygulanır. Kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan çocukları açıkça korunan kişiler arasında sayar. Tedbir kararı, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaksızın gecikmeksizin verilir; bu nedenle çocuğun güvenliği için ceza soruşturmasının sonucunu beklemek gerekmez.

Hâkim, şiddet uygulayan hakkında evden uzaklaştırma, çocuğa ve bulunduğu yerlere yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme gibi önleyici tedbirlere karar verebilir; ayrıca 5 inci madde çerçevesinde 5395 sayılı Kanun’daki koruyucu ve destekleyici tedbirler ile TMK hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki hususlarında da karar verebilir. Tedbir kararına aykırılık hâlinde 6284 s.K. m.13 uyarınca üç günden on güne kadar, her tekrarında on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi uygulanır; toplam süre altı ayı geçemez. Başvuru sürecini 6284 koruma kararı nasıl alınır yazımızda anlattık.

Ceza hukuku boyutu: TCK m.86, 96, 232 ve 233

Aile içi şiddet aile bağı nedeniyle hafiflemez, tersine ağırlaşır. TCK m.86/3-a uyarınca kasten yaralama suçunun üstsoy, altsoy, eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır ve bu hâlde şikâyet aranmaz. TCK m.96/2-a ise eziyet suçunun çocuğa karşı işlenmesini nitelikli hâl sayar. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ayrıca ve daha ağır hükümlere tabidir. Ceza süreci, koruma ve velayet süreçlerinden bağımsız yürür.

Yaralama veya eziyet boyutuna ulaşmayan davranışlar için TCK m.232 öngörülmüştür. Birinci fıkraya göre aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İkinci fıkra ebeveyn ve eğiticileri doğrudan ilgilendirir: idaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek ya da bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye bir yıla kadar hapis cezası verilir. Uygulamada aç bırakma, uyutmama, korkutma, sürekli alay etme gibi şefkatle bağdaşmayan davranışlar bu kapsamda değerlendirilir; çocuğun odaya kilitlenip yemek verilmemesi veya taşıyamayacağı yükün taşıtılması bu yönde örneklerdir. Ayrıntılar için kötü muamele suçu ve terbiye hakkının sınırı yazımıza bakabilirsiniz.

İhmalin kendisi de suçtur. TCK m.233/1’e göre aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; yükümlülüğün kapsamı TMK’nın velayete ilişkin hükümlerine göre belirlenir. Şikâyet süresi TCK m.73 uyarınca fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır; çocuk adına şikâyet hakkını kanuni temsilcisi kullanır. Aynı maddenin üçüncü fıkrası ise velayet hakları kaldırılmış olsa bile, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketler sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya babayı üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırır; bu fıkra şikâyete bağlı değildir.

Aynı olayda birden çok suç tipi gündeme gelebilir ve doğru vasıflandırma sonucu değiştirir. Aynı konutta yaşama TCK m.232/1’in kurucu unsuru iken eziyet suçunda aranmaz; eziyetin cezası daha ağır olduğundan her iki suçun unsurları birlikte gerçekleştiğinde eziyet hükmü uygulanır. Bedende basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde etki doğuran davranışlar ise kasten yaralama hükümlerine girer. Şikâyet dilekçesinde her fiilin hangi maddeye girdiği, aynı konut unsurunun ve fiillerin süreklilik taşıyıp taşımadığı ayrı ayrı gösterilmelidir.

Tablo 4 — Kötü muamele ve aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali

HükümFiilCeza ve takip
TCK m.232/1Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine kötü muameleİki aydan bir yıla kadar hapis
TCK m.232/2Büyütme, okutma, bakma, muhafaza yükümlüsünün terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanmasıBir yıla kadar hapis; aynı konut şartı aranmaz
TCK m.233/1Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmemeŞikâyet üzerine bir yıla kadar hapis
TCK m.233/3İtiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya onur kırıcı tavırlar nedeniyle maddi ve manevi özen noksanlığıyla çocuğun ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokmaÜç aydan bir yıla kadar hapis; velayet kaldırılmış olsa da uygulanır

Tablo 5 — Hangi madde uygulanır?

ÖlçütKötü muamele (TCK m.232)Eziyet (TCK m.96)
Aynı konutta yaşamaBirinci fıkrada kurucu unsurAranmaz
Mağdurun çocuk olmasıAyrı bir artırım öngörülmemiştirÇocuğa karşı işlenmesi nitelikli hâldir; üç yıldan sekiz yıla kadar hapis (m.96/2)
AğırlıkDaha hafifUnsurları birlikte gerçekleşirse eziyet hükmü uygulanır
Bedende ağır etkiKasten yaralama hükümleri devreye girerKasten yaralamada altsoya karşı işlenmesi cezayı yarı oranında artırır ve şikâyet aranmaz (m.86/3-a)

Delil, çocuğun dinlenmesi ve pratik adımlar

Fiziksel şiddette adli muayene raporu aynı gün alınmalıdır; morluk ve yaralar kısa sürede kaybolur. Tekrarlayan sağlık başvuruları, gelişim geriliği kayıtları, okul devamsızlık ve rehberlik servisi notları, kolluk tutanakları ve önceki ihbar kayıtları ile komşu, akraba ve öğretmen tanıklıkları birlikte değerlendirilir. Mahkeme tedbir kararından önce sosyal inceleme yaptırabilir (5395 s.K. m.7/2).

Çocuğun beyanının alınmasında özel usul uygulanır. CMK m.236 uyarınca çocuk mağdurun dinlenmesinde uzman bulundurulur ve çocuğun olayı tekrar tekrar anlatmak zorunda kalmamasına yönelik önlemler alınır; uygulamada bu amaçla çocuk izlem merkezleri ve adli görüşme odaları kullanılır. Çocuğu evde sorguya çekmek, olayı defalarca anlattırmak veya kayda almaya çalışmak hem çocuğa zarar verir hem de beyanın delil değerini zayıflatabilir. Mağdur hakları ve adli destek süreçleri için mağdur hakları ve adli görüşme odaları, delil toplama için aile içi şiddet davasında delil rehberlerimize bakabilirsiniz.

Uygulamada en sık yapılan hatalar şunlardır: tedbir istemenin velayeti kendiliğinden kaldıracağını sanmak; TMK m.346 için kusur ispatı gerektiğini düşünmek; velayetin anneanne veya başka bir yakına verilmesini istemek; şiddete göz yummayı sorumsuzluk sanmak; koruma tedbiri, ceza şikâyeti ve velayet talebinin ayrı süreçler olduğunu gözden kaçırmak; TCK m.233/1’deki altı aylık şikâyet süresini kaçırmak ve adli muayene raporunu geç almak.

Çocuğunuzun veya çevrenizdeki bir çocuğun güvenliği için hangi yolun ve hangi mercinin doğru olduğunu birlikte değerlendirebiliriz. Acil tehlike varsa önce 112’yi arayın; hukuki destek için Hukukçular Evi Ankara’ya 0554 648 37 15 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğa yönelik ihmal ve şiddette hangi yollar var?

Koruma kademelidir: TMK m.346 uyarınca hâkim uygun önlemleri alır; 5395 sayılı Kanun kapsamında danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma tedbirleri istenebilir; TMK m.347 uyarınca çocuk bir aile yanına veya kuruma yerleştirilebilir; en ağır sonuç TMK m.348 uyarınca velayetin kaldırılmasıdır. Şiddet varsa ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir ve TCK kapsamında şikâyet yolu açıktır.

Çocuğa şiddeti bildirmek zorunlu mu?

5395 s.K. m.6 uyarınca adli ve idari merciler, kolluk, sağlık ve eğitim kuruluşları korunma ihtiyacı olan çocuğu bildirmekle yükümlüdür. TCK m.278 herkes için işlenmekte olan suçu bildirmeme suçunu düzenler ve mağdur on beş yaşından küçük çocuksa cezayı yarı oranında artırır; kamu görevlileri için TCK m.279, sağlık mesleği mensupları için TCK m.280 uygulanır. Tanıklıktan çekinebilecek yakınlar TCK m.278/4 uyarınca bildirmeme nedeniyle cezalandırılmaz.

Nereye bildirebilirim?

Acil durumda 112 Acil Çağrı Merkezi; ayrıca ALO 183 Sosyal Destek Hattı, kolluk, Cumhuriyet başsavcılığı, Aile ve Sosyal Hizmetler il müdürlüğü ve çocuk hâkimliğine başvurulabilir.

Tedbir için ana babanın kusuru ispatlanmalı mı?

Hayır. TMK m.346 uygulamasında çocuğun menfaatinin veya gelişmesinin tehlikeye düşmesi yeterli görülür; ana ve babanın kusuru aranmaz. Kusur ise alınacak önlemin ağırlığında dikkate alınır.

Hangi hâllerde velayet kaldırılır?

TMK m.348 uyarınca diğer önlemlerden sonuç alınamaz veya yetersiz olacağı anlaşılırsa, ana ve babanın deneyimsizlik, hastalık, başka yerde bulunma veya benzeri sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması hâlinde velayet kaldırılır.

Velayet kaldırılırsa anneanneye verilebilir mi?

Verilemez. Velayet ana ve baba dışında kimseye verilemez; TMK m.348/2 uyarınca velayet her iki ebeveynden kaldırılırsa çocuğa vasi atanır. Anneanne veya diğer yakınlar ancak vasi olarak atanabilir.

Bakım tedbiri istersem velayet kaldırılır mı?

Kaldırılmaz. Velayetin kaldırılması şartları gerçekleşmedikçe velayet görevine müdahale olunamaz; 5395 s.K. m.5 kapsamında bakım veya sağlık tedbiri talep edilmesi tek başına velayetin kaldırılması gerekçesi değildir.

Tedbir kararları ne kadar sürer?

5395 s.K. m.8 uyarınca tedbirin uygulanması en geç üçer aylık sürelerle incelettirilir; tedbir kaldırılabilir, uzatılabilir veya değiştirilebilir. Acil korunma kararı m.9 uyarınca en fazla otuz gün için verilir.

6284 kapsamında çocuk için tedbir alınabilir mi?

Evet. Çocuklar 6284 sayılı Kanun’da korunan kişiler arasındadır ve tedbir kararı delil veya belge aranmaksızın gecikmeksizin verilir. Hâkim ayrıca 5395 sayılı Kanun’daki tedbirler ile velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki hakkında karar verebilir.

Çocuğu ihmal eden ebeveyne ceza verilir mi?

TCK m.233/1 uyarınca aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi şikâyet üzerine bir yıla kadar hapisle cezalandırılır; şikâyet süresi altı aydır. Alışkanlık hâlinde sarhoşluk, uyuşturucu kullanımı veya onur kırıcı tavırlar nedeniyle çocuğun ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba ise TCK m.233/3 uyarınca şikâyet aranmaksızın cezalandırılır.

Bu içerik Av. Fatma Öztürk tarafından, güncel mevzuat esas alınarak bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut olayınız için bir avukata danışmanız önerilir.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp
Post by Av. Fatma Öztürk