“Nafaka Artık Yetmiyor” – Nafakanın Artırılması
25 Temmuz 2026

“Nafaka Artık Yetmiyor” – Nafakanın Artırılması

Tarafların malî durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde nafakanın artırılması istenebilir; bunun için bir süre sınırı yoktur, koşullar değişince her zaman dava açılabilir (TMK 176/4, 331). Yargıtay artış oranı olarak genellikle ÜFE’yi esas alır; kararda otomatik (endeksli) artış hükmü varsa ayrıca dava gerekmez. Artırım dava tarihinden itibaren işler, geçmişe dönük istenemez. Bu rehberde nafaka artırımının şartlarını, kimin açabileceğini ve yetkili mahkemeyi yalın bir dille açıklıyoruz.

Aldığınız nafaka ihtiyaçlarınızı karşılamıyor mu?

Nafaka artırım şartları ve süreci için durumunuzu birlikte değerlendirelim. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

⚖️ Güncel Gelişme — Yoksulluk Nafakasında Değişim

Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla, TMK m.175/1’de yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. İptal hükmü, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu süre boyunca TMK m.175 eski hâliyle uygulanır: mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez ve ödeme yükümlülüğü devam eder. İptal edilen, yoksulluk nafakası kurumu değil nafakanın süresiz olma niteliğidir; iştirak (çocuk) nafakası bu karardan etkilenmez. Ayrıntı için AYM süresiz nafaka kararı (2026): ne değişti ve 9 aylık geçiş döneminde strateji rehberlerimize bakabilirsiniz.

“Nafaka artık yetmiyor” — yasal dayanak

Boşanmadan sonra bağlanan nafaka, zamanla enflasyon ve değişen ihtiyaçlar karşısında yetersiz kalabilir. Hukuk bu duruma çözüm sunar. Nafaka artırım davasının temel dayanağı TMK 176/4’tür: “Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”

İştirak (çocuk) nafakası söz konusu olduğunda ek dayanak TMK 331’dir: “Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” Bu hükümler, ekonomik yönden güçsüz olan nafaka alacaklılarının değişen koşullar karşısında korunmasını amaçlar.

Hangi sebeplerle açılır?

Nafaka artırımı, ancak nafakayı yetersiz kılan bir değişiklik varsa kabul edilir. Uygulamada en sık görülen artırım sebepleri şunlardır: paranın alım gücünün azalması ve enflasyonun artması, mevcut nafakanın alacaklının ihtiyaçlarını karşılamaya yetmemesi, çocuğun büyümesiyle artan beslenme, kıyafet, eğitim ve sağlık masrafları, çocuğun özel okula veya kursa başlaması, sağlık harcamalarının yükselmesi ve nafaka yükümlüsünün malvarlığında veya gelirinde meydana gelen olağanüstü artış. Bu sebeplerin gerçekleşmediği durumlarda dava reddedilir.

Süre sınırı yok

İyi haber: nafaka artırım davasının açılabilmesi için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Koşullar değiştiğinde her zaman ve gerektiğinde her yıl açılabilir; bunun önünde hukuki bir engel yoktur. Ancak uygulamada bir incelik vardır: önceki karardan çok kısa süre sonra açılan davalarda “önemli değişiklik” şartı daha titiz değerlendirilir. Nafaka artışında esas alınan ölçüt genellikle ÜFE oranı olduğundan, nafakanın yetersiz kaldığı ve bunun ekonomik verilere yansıdığı bir dönemde dava açmak en mantıklı yoldur.

Davayı kim açar?

Nafaka türüne göre davacı değişir:

  • Yoksulluk nafakası: Davayı, nafaka alacaklısı olan eski eş açar (TMK 175-176).
  • İştirak (çocuk) nafakası: Davayı, çocuğun velayetine sahip olan ebeveyn çocuk adına açar (TMK 330-331). Vekaletname “çocuğa velayeten” şeklinde düzenlenir.

Önemli bir ayrıntı: çocuk ergin (18 yaşını doldurmuş) olduğunda iştirak nafakası sona erer. Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa, artık “yardım nafakası” gündeme gelir ve bunu çocuğun kendisi talep edebilir (TMK 328/2). Örneğin üniversite eğitimi süren bir genç, eğitim giderlerinin artması nedeniyle kendi adına nafaka talep edebilir.

ÜFE ve otomatik (endeksli) artış

Nafaka ne kadar artar? Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre nafaka artışında genellikle TÜİK’in açıkladığı ÜFE oranı esas alınır. Mahkeme, ilk kararda veya artırım kararında nafakanın her yıl bu oranda kendiliğinden artmasına (endeksli/otomatik artış) hükmedebilir. Bu çok pratik bir mekanizmadır: kararda otomatik artış hükmü varsa, nafaka her yıl kendiliğinden artar ve ayrıca dava açmaya gerek kalmaz. Böyle bir hüküm yoksa, her artış için yeniden dava açmak gerekir.

Bu yüzden dava dilekçesine yalnızca güncel artış değil, ilerleyen yıllar için otomatik (TÜFE/ÜFE oranında) artış mekanizması da eklenmesi şiddetle tavsiye edilir. Mahkemeden nafakanın her yıl belirli bir orana göre kendiliğinden artırılması talep edildiğinde, bu talep uygulamada sıkça kabul edilir ve her yıl dava açma zorunluluğu ortadan kalkar.

Dava tarihinden itibaren hüküm doğar

Dikkat edilmesi gereken kritik bir kural: nafaka artırımı kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm doğurur; geçmişe yönelik artırım talep edilemez. Yani “geçen yıl da masraflar fazlaydı, o dönemin farkını isterim” denemez. Bu nedenle koşullar değiştiğinde gecikmeden dava açmak, hak kaybını önler. (Önceki kararda endeksli otomatik artış hükmü bulunuyorsa, nafaka zaten her yıl kendiliğinden artmış sayılır; o durumda ayrıca dava gerekmez.)

Görevli ve yetkili mahkeme

Nafaka artırım davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yetki bakımından TMK 177 uyarınca, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; nafaka ödeyenin bulunduğu il bu yetkiyi etkilemez. Örneğin Ankara’da yaşayan nafaka alacaklısı, davayı Ankara Aile Mahkemesinde açabilir. Önemli bir nokta: nafaka davalarında kesin yetki kuralı bulunmadığından, dava yetkisiz bir mahkemede açılırsa karşı tarafın süresinde yetki itirazında bulunması gerekir; aksi halde mahkeme yetkisizliği kendiliğinden inceleyemez. Sürecin sağlıklı yürümesi ve uygun artış oranının talep edilmesi için bir aile hukuku avukatından destek almak yerinde olur.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Nafaka Türüne Göre Dayanak Maddeleri

Artırım davasının hukuki dayanağı, artırılmak istenen nafakanın türüne göre değişir. Dilekçede doğru maddenin gösterilmesi, talebin niteliğini netleştirir.

Nafaka türüDayanakNot
Yoksulluk nafakasıTMK m.176/4 — şartları için m.175Aynı hüküm azaltma ve kaldırma davasının da dayanağıdır
İştirak nafakasıTMK m.331 — takdiri için m.182 ve m.330Çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenir
Yardım nafakasıTMK m.364-365Altsoy, üstsoy ve kardeşler arasındaki bakım yükümlülüğü
Tedbir nafakasıTMK m.169 ve m.197Ayrı dava gerekmez — talep, görülmekte olan boşanma davasına bakan mahkemeye sunulur

Son satır önemli bir kısayoldur. Boşanma davası henüz kesinleşmemişse hükmedilen nafaka tedbir nafakasıdır ve artırımı için ayrı bir dava açılmasına gerek yoktur. Talep, doğrudan davaya bakan mahkemeye dilekçeyle sunulur. Bu ayrımın gözden kaçırılması, gereksiz harç ve zaman kaybına yol açar. Nafakanın türü, önceki karar örneğinden kontrol edilmelidir.

Davanın niteliği de netleştirilmelidir: artırım davası yeni bir nafaka hakkı yaratmaz; mevcut nafaka ilişkisinin miktarını günün ekonomik ve sosyal koşullarına uyarlar. Öğretide bu nedenle “nafakanın uyarlanması davası” olarak da anılır.

Delil Stratejisi: Belge Beyandan Güçlüdür

Artırım davasında mahkeme, iki tarafın durumunu karşılaştırmalı olarak inceler. Bu nedenle delil listesi de iki başlıkta kurulmalıdır.

Alacaklının giderleriYükümlünün geliri
Kira sözleşmesi ve ödeme dekontlarıMaaş bordroları ve SGK hizmet dökümü
Eğitim giderleri — okul, kurs, servis faturalarıBanka hesap hareketleri
Sağlık harcamaları ve reçetelerTapu ve araç kayıtları
Gıda, ulaşım ve zorunlu gider kalemleriVarsa ek gelir kaynakları, ticari kayıtlar

Uygulamada belirleyici olan husus şudur: belge delilleri, tanık beyanlarından daha güçlü kanıt değeri taşır. Tanık dinletilebilir — çocuğun artan giderlerini veya yükümlünün artmış gelirini bilen kişiler dinlenebilir — ancak fatura, makbuz ve banka dekontları duruşmada asıl belirleyici rolü oynar. Mahkeme gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırabilir.

Aile mahkemelerinin bir özelliği daha vardır: mahkemece psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılar görevlendirilebilir. İştirak nafakası dosyalarında çocuğun ihtiyaçlarının tespiti bakımından bu görevlendirme talep edilebilir.

Endeksli Artış Talebi: Tekrar Dava Açmayı Önleyen Çözüm

Her yıl yeniden dava açmak zorunda kalmamanın yolu, ilk davada endeksli artırım talep etmektir. Mahkemeden, nafakanın her yıl belirli bir orana göre kendiliğinden artırılmasına karar verilmesi istenebilir.

Bu talebin dilekçede nasıl yer alması gerektiği önemlidir:

  1. Netice-i talep bölümünde açıkça yazılmalıdır. “Aylık [X] TL’ye artırılmasına, ayrıca her yıl TÜFE/ÜFE oranında otomatik artırılmasına karar verilmesi” biçiminde.
  2. Artış tarihi belirtilmelidir. Uygulamada artış tarihi olarak nafakanın kesinleştiği tarih esas alınabilmektedir.
  3. Gerekçelendirilmelidir. Ekonomik koşullardaki dalgalanmanın nafakanın alım gücünü kısa sürede erittiği, bu nedenle her yıl dava açma zorunluluğunun hakkaniyete aykırı olduğu belirtilmelidir.

Önceki kararı mutlaka kontrol edin. Önceki nafaka kararında endeksli artış öngörülmüşse, nafaka her yıl kendiliğinden artar ve yeni dava açmaya gerek kalmaz. Böyle bir hüküm yoksa artış için dava açmak zorunludur. Bu nedenle harekete geçmeden önce yapılacak ilk iş, önceki kararın gerekçeli metnini temin edip endeks hükmü bulunup bulunmadığını kontrol etmektir.

Zamanlama bakımından son bir uyarı: uygulamada en sık yapılan hata davanın uzun süre ertelenmesidir. Artırım kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm doğurduğundan, geçen her ay için geriye dönük artış istenemez. Koşullar değiştiğinde gecikmeden dava açmak, hak kaybını önleyen tek yoldur.

Nafakanın ödenmemesi hâlinde başvurulabilecek icra ve şikâyet yolları için nafaka ödenmezse ne olur rehberimize, boşanma sürecinde alınabilecek geçici önlemler için tedbir nafakası rehberimize bakabilirsiniz.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Artırımın Dayanağı: TMK m.176’nın Beş Fıkrası

Nafaka artırımı talebinin kanunî temeli tek bir maddededir ve bu maddenin beş fıkrası birbirini tamamlar. Hangi fıkranın devrede olduğunu bilmek, talebin nasıl kurulacağını belirler.

Birinci fıkra ödeme biçimini kurar: maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.

İkinci fıkra bir sınır getirir: manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.

Dördüncü fıkra ise artırımın doğrudan dayanağıdır: tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.

Buradan çıkan en önemli sonuç şudur: artırım yolu, nafakanın irat biçiminde bağlanmış olması hâlinde açıktır. Toptan ödenmesine karar verilmiş bir tazminat veya nafaka, ifa ile birlikte borcu sona erdirdiğinden sonradan artırıma konu edilemez.

İkinci sonuç, artırımın iki ayrı gerekçeye dayanabilmesidir: malî durumların değişmesi ya da hakkaniyetin gerektirmesi. İkisi ayrı ölçütlerdir; dilekçede hangisine dayanıldığı açıkça belirtilmelidir.

Fıkraİçerik
176/1Toptan veya irat biçiminde ödeme
176/2Manevî tazminat irat olarak ödenemez
176/3Sona erme ve kaldırma hâlleri
176/4Artırım ve azaltım — talebin dayanağı
176/5Gelecek yıllar için endeksli artış

Kendiliğinden Kalkma ile Kararla Kaldırılma Farkı — m.176/3

Artırım davası açmayı düşünen tarafın bilmesi gereken karşı yön, nafakanın hangi hâllerde sona ereceğidir. Maddenin üçüncü fıkrası bunu iki ayrı mekanizmaya bölmüştür.

Hükme göre irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Birinci grup — kendiliğinden. Yeniden evlenme ve ölüm hâllerinde ayrıca dava açılması gerekmez; nafaka kanun gereği sona erer. Bu iki olgu resmî kayıtlarla ispatlanabilir nitelikte olduğundan kanun koyucu ek bir yargılama öngörmemiştir.

İkinci grup — mahkeme kararıyla. Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme hâlleri değerlendirme gerektirir; bu nedenle nafaka kendiliğinden kalkmaz, kaldırılması için dava açılması ve olgunun ispatlanması gerekir.

Bu ayrım artırım davası bakımından da anlamlıdır: karşı taraf, artırım talebine karşı ikinci gruptaki olgulara dayanarak kaldırma talebinde bulunabilir. Bu ihtimal, artırım dilekçesinde alacaklının güncel durumunun da gösterilmesini gerektirir.

HâlSonuç
Alacaklının yeniden evlenmesiKendiliğinden kalkar
Taraflardan birinin ölümüKendiliğinden kalkar
Fiilen evliymiş gibi yaşamaMahkeme kararıyla kaldırılır
Yoksulluğun ortadan kalkmasıMahkeme kararıyla kaldırılır
Haysiyetsiz hayat sürmeMahkeme kararıyla kaldırılır

Endeksli Artış: “İstem Hâlinde” Kaydı — m.176/5

Her yıl yeniden dava açmayı önleyen mekanizma maddenin son fıkrasındadır ve tek bir kelime bu imkânın kaderini belirler.

Hükme göre hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

Belirleyici kayıt “istem hâlinde” ifadesidir. Hâkim bu düzenlemeyi re’sen yapamaz; talep edilmemişse gelecek yıllara ilişkin artış hükme bağlanmaz. Dolayısıyla dilekçede endeksli artış ayrı bir talep kalemi olarak yazılmalıdır.

Aynı fıkra ölçütü de gösterir: artış, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre belirlenir. Bu nedenle talep, yalnız bir endeks adı yazılarak değil, tarafların gelir ve gider tablosu ortaya konarak desteklenmelidir.

İştirak nafakası bakımından paralel bir hüküm daha vardır: TMK m.330’un son fıkrasına göre hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Yani hem yoksulluk hem iştirak nafakasında aynı talep şartı geçerlidir.

KonuKural
Kim karar verirHâkim — istem hâlinde
Re’sen uygulanır mıHayır
ÖlçütTarafların sosyal ve ekonomik durumları
Yoksulluk nafakasım.176/5
İştirak nafakasım.330 — aynı talep şartı

Çocuk Nafakası İçin Ayrı Dayanaklar — m.330 ve m.331

Artırım talebi çocuk için isteniyorsa dayanak m.176 değil, iştirak nafakasına ilişkin maddelerdir.

Miktarın belirlenmesi — TMK m.330: nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Ayrıca çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Görüldüğü gibi hüküm üç veri kümesini birlikte işletir; tek başına ihtiyaç artışı değil, yükümlünün ödeme gücü de tartılır.

Değişen durumlar — TMK m.331: durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Bu hüküm, çocuk nafakasında artırım talebinin doğrudan dayanağıdır.

Yetki bakımından ise nafaka davalarına özgü bir kolaylık vardır: TMK m.177 uyarınca boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir. Bu, alacaklının kendi bulunduğu yerde dava açabilmesini sağlar.

Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

KonuDayanak
Yoksulluk nafakası artırımım.176/4
İştirak nafakası artırımım.331
Miktarın ölçütüm.330 — ihtiyaç, hayat koşulları, ödeme gücü
Yetkili mahkemeNafaka alacaklısının yerleşim yeri (m.177)
Görevli mahkemeAile mahkemesi

Karar Ne Zamandan İtibaren Etki Doğurur?

Artırım talebinde en sık sorulan sorulardan biri, artışın hangi tarihten itibaren işleyeceğidir. Bu, dilekçenin zamanlamasını doğrudan etkiler.

Kural: dava tarihi. Nafaka artırım kararı, kural olarak davanın açıldığı tarihten geçerli olmak üzere hüküm doğurur. Yani artış, kararın verildiği veya kesinleştiği tarihten değil, dilekçenin mahkemeye verildiği tarihten itibaren işler.

Geçmişe dönük talep. Dava tarihinden önceki dönem için artış istenemez. İhtiyaçlar yıllar önce artmış olsa dahi, geçmiş dönem farkı bu davada talep edilemez. Bu nedenle koşullar değiştiğinde beklemeden dava açılması, doğrudan malî sonuç doğurur.

İcra bakımından. Nafaka alacakları bakımından özel bir rejim vardır: nafaka hükümlerinin icrası, kanun yoluna başvurulmasından etkilenmez. Nafaka verilmesine ilişkin bir hükmün temyiz edilmesi ilamın icrasını durdurmadığı gibi, teminat karşılığında dahi nafaka ilamının icrasının durdurulmasına karar verilemez. Kanun ayrıca nafaka hükümlerinde İcra ve İflâs Kanunu’nun 36. maddesindeki sürenin verilemeyeceğini öngörmüştür.

Bu iki kural birlikte okunduğunda ortaya şu tablo çıkar: artırım kararı dava tarihinden geçerli olur ve karşı taraf kanun yoluna başvursa bile tahsilat durmaz. Bu, nafaka alacaklarını diğer para alacaklarından ayıran en belirgin özelliktir.

KonuKural
Artışın başlangıcıDava tarihi
Geçmiş dönem farkıİstenemez
Kanun yolunun etkisiİcrayı durdurmaz
Teminatla durdurmaMümkün değil
Pratik sonuçKoşullar değişince beklemeden dava

Artırım ve azaltımın karşılaştırması için nafaka artırım ve azaltım davası yazımıza, miktarın nasıl araştırıldığı için SED araştırması yazımıza, karşı yöndeki talep için nafaka azaltma davası yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Nafakanın artırılması davası hangi durumlarda açılır?

TMK 176/4’e göre tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde nafakanın artırılmasına karar verilebilir. İştirak nafakası için ek dayanak TMK 331’dir. Tipik sebepler: enflasyon nedeniyle paranın alım gücünün düşmesi, çocuğun büyümesiyle artan eğitim/sağlık masrafları, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarının artması ve nafaka borçlusunun gelirinde olağanüstü artış.

Nafaka artırım davası için belirli bir süre beklemek gerekir mi?

Hayır. Nafaka artırım davasının açılabilmesi için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre yoktur; koşullar değiştiğinde her zaman açılabilir. Ancak uygulamada, önceki karardan çok kısa süre sonra açılan davalarda ‘önemli değişiklik’ şartı daha titiz incelenir. Genellikle nafakanın yetersiz kaldığı ve bunun ekonomik verilere yansıdığı bir dönemde dava açmak mantıklıdır.

Nafaka artırım davasını kim açabilir?

Yoksulluk nafakasında davayı, nafaka alacaklısı olan eski eş açar (TMK 175-176). İştirak (çocuk) nafakasında ise davayı, çocuğun velayetine sahip olan ebeveyn çocuk adına açar (TMK 330-331); vekaletname ‘çocuğa velayeten’ şeklinde verilir. Çocuk ergin olduğunda ve eğitimi devam ediyorsa, nafaka talebini artık kendisi ileri sürebilir (TMK 328/2).

Nafaka her yıl ne kadar artar, otomatik artış mümkün mü?

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre nafaka artışında genellikle TÜİK’in açıkladığı ÜFE oranı esas alınır. Mahkeme, ilk kararda veya artırım kararında nafakanın her yıl bu oranda kendiliğinden (endeksli/otomatik) artmasına hükmedebilir. Kararda böyle bir otomatik artış hükmü varsa ayrıca dava açmaya gerek kalmaz; yoksa her artış için yeniden dava açmak gerekir.

Dilekçede otomatik artış istemek neden önemli?

Çünkü her yıl yeniden dava açmak zaman ve masraf demektir. Dava dilekçesine yalnızca güncel artış değil, ilerleyen yıllar için otomatik (örneğin TÜFE/ÜFE oranında) artış mekanizması da eklenmesi tavsiye edilir. Mahkemeden nafakanın her yıl belirli bir orana göre kendiliğinden artırılması talep edilebilir; bu sayede tekrar dava açma zorunluluğu ortadan kalkar ve uygulamada bu talep sıkça kabul edilir.

Geçmişe dönük nafaka artışı talep edebilir miyim?

Kural olarak hayır. Nafaka artırımı dava tarihinden itibaren hüküm doğurur; geçmişe yönelik artırım talep edilemez. Bu nedenle koşullar değiştiğinde (örneğin masraflar arttığında) gecikmeden dava açmak hak kaybını önler. Önceki kararda endeksli otomatik artış hükmü varsa nafaka zaten her yıl kendiliğinden artmış sayılır; o zaman ayrıca dava gerekmez.

Nafaka artırım davası hangi mahkemede ve nerede açılır?

Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yetki bakımından TMK 177 uyarınca boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; nafaka ödeyenin bulunduğu il bu yetkiyi etkilemez. Nafaka davalarında kesin yetki kuralı bulunmadığından, dava yetkisiz bir mahkemede açılırsa karşı tarafın süresinde yetki itirazında bulunması gerekir; aksi halde mahkeme yetkisizliği kendiliğinden inceleyemez.

Nafaka artırım davanız için yanınızdayız

Artış oranı ve süreç için uzman bir aile hukuku avukatıyla görüşün. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olay kendine özgüdür; somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Bu içerik Aile ve Boşanma Hukuku alanındadır.

Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk