📌 Bu sayfanın güncellendiği tarih itibarıyla durum: Anayasa Mahkemesi kararını 4 Haziran 2026 tarihinde vermiştir. Gerekçeli kararın Resmî Gazetede yayımlandığına ilişkin kamuya yansımış bir teyit bulunmamaktadır; dolayısıyla dokuz aylık süre henüz işlemeye başlamamış olabilir. 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi) nafakaya ilişkin bir düzenleme içermemektedir. Kesin tarih ve içerik, ancak Resmî Gazete yayımlarıyla netleşir.
Anayasa Mahkemesi, süresiz nafaka ibaresini iptal ederken hükmün hemen yürürlüğe girmemesine, dokuz ay sonra yürürlük kazanmasına karar verdi. Bu erteleme tesadüf değil; hukukta ani bir boşluk oluşmasını önlemek ve yasama organına süre tanımak amacı taşır. Bu yazıda erteleme süresinin anlamını ve yeni yasanın olası içeriğini değerlendiriyoruz.
Erteleme Süresi Neden Tanınır?
Anayasa Mahkemesi, bir kanun hükmünü iptal ettiğinde, iptalin doğuracağı boşluk kamu düzenini bozacaksa yürürlüğü ileri bir tarihe bırakabilir. Süresiz nafaka kararında da dokuz aylık süre, TBMM’nin yoksulluk nafakasına ilişkin yeni bir süre rejimi getiren düzenleme yapabilmesi için tanınmıştır. Bu, hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir; aksi hâlde ibare aniden yürürlükten kalkar ve mahkemeler için belirsizlik doğardı.
Üç Tarihi Karıştırmayın
Bu dosyadaki yanlış anlamaların neredeyse tamamı tek bir sebepten kaynaklanıyor: karar tarihi, Resmî Gazete yayım tarihi ve yürürlük tarihi birbirinden farklıdır ve haberlerde çoğu kez aynı şeymiş gibi anılır.
| Tarih | Ne olur | Hukuki sonuç |
|---|---|---|
| 1. Karar tarihi 4 Haziran 2026 | Genel Kurul kararı verir | Hiçbir sonuç doğurmaz. Karar henüz yürürlükte değildir, mahkemeler eski hükmü uygulamaya devam eder. |
| 2. Resmî Gazete yayım tarihi gerekçeli kararla birlikte | Karar yayımlanır | Dokuz aylık saat burada başlar. Gerekçe de ancak bu aşamada okunabilir. |
| 3. Yürürlük tarihi yayımdan 9 ay sonra | İptal hükmü yürürlüğe girer | «Süresiz olarak» ibaresi hukuk düzeninden çıkar. |
Pratik sonucu şudur: «Karar çıktı» ile «kural değişti» aynı şey değildir. Kararın verildiği gün ile hükmün uygulanmaya başladığı gün arasında, bu dosyada olduğu gibi, bir yıla yaklaşan bir mesafe olabilir. Ödeme yükümlülüğü bu mesafenin tamamında sürer.
Anayasa Ne Diyor? Ertelemenin Sınırı Bir Yıl
Erteleme yetkisi Anayasa Mahkemesinin takdirinden ibaret değildir; Anayasanın 153. maddesinde çerçevesi çizilmiştir. Üç kural önemlidir:
- Kural: yayımla yürürlük. İptal kararları Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
- İstisna: erteleme — ama azami bir yıl. Anayasa Mahkemesi gereken hâllerde iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir; ancak bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. Buradaki dokuz ay, anayasal tavanın altında bilinçli olarak seçilmiş bir süredir.
- İptal kararları geriye yürümez. Bu, geçiş dönemini anlamanın anahtarıdır: yürürlük tarihinden önce kurulmuş hukuki durumlar iptal kararıyla kendiliğinden ortadan kalkmaz.
Anayasa Mahkemesi kararları ayrıca kesindir ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Yani «karar tartışmalı, uygulanmaz» gibi bir seçenek yoktur; tartışılan tek şey ne zaman ve hangi içerikle uygulanacağıdır.
Bu Karar Nereden Geldi? İtiraz Yolu (Somut Norm Denetimi)
Karar, bir siyasi parti veya milletvekili grubunun açtığı iptal davasından değil, bir aile mahkemesinin önüne gelen somut bir dosyadan doğdu. Mahkeme, uygulayacağı kanun hükmünü Anayasaya aykırı görerek Anayasa Mahkemesine başvurdu; buna itiraz yolu ya da somut norm denetimi denir ve Anayasanın 152. maddesinde düzenlenmiştir.
Bunun iki pratik yansıması vardır. Birincisi, konu gerçek bir nafaka dosyasından çıkmıştır; tartışma teorik değildir. İkincisi, itiraz yolunda Anayasa Mahkemesi belirli bir süre içinde karar vermezse, davaya bakan mahkeme yürürlükteki hükme göre davayı sonuçlandırır — yani bekleyen dosyalar donmaz.
İptal Edilen Tam Olarak Ne? (TMK m.175)
Kamuoyunda «nafaka kalktı» başlıkları dolaşsa da iptal edilen, maddenin tamamı değil tek bir ibaredir. Türk Medeni Kanununun 175. maddesinin birinci fıkrası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında «süresiz olarak» nafaka isteyebileceğini söyler. İptal edilen bu ibaredir.
Buradan çıkan sınırlar nettir:
- Yoksulluk nafakası kurumu ayakta. Yoksulluğa düşen tarafın nafaka talep hakkı devam eder; tartışma süre üzerinedir.
- İştirak nafakası etkilenmez. Müşterek çocuklar için ödenen nafaka bu kararın konusu değildir — ayrıntı: iştirak nafakası ve reşit olan çocuğun eğitimi.
- Tedbir nafakası ve yardım nafakası da kapsam dışı. Yardım nafakası ayrı bir maddede düzenlenmiştir: ana-baba nafakası (TMK m.364).
- Nafakanın kaldırılması ve azaltılması zaten mümkündü. Kanunun 176. maddesi; nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölmesi, alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde nafakanın kaldırılmasını öngörür. Bu yollar bugün de açıktır.
TBMM Takvimi: İlk Paket Nafakasız Geçti
Karardan sonra beklenti, düzenlemenin ilk çıkacak yargı paketinde yer alacağı yönündeydi. Bu beklenti gerçekleşmedi. Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi ve metinde nafakaya ilişkin bir düzenleme yer almadı.
Bunun sebebi süreç mantığında yatıyor: yasama organı, gerekçeli kararı görmeden düzenleme yapmakta isteksizdir. Gerekçe, Anayasa Mahkemesinin hangi anayasal ölçütlere dayandığını gösterir; yeni kanun bu ölçütleri karşılamazsa aynı akıbete uğrama riski taşır. Bu nedenle dokuz aylık sürenin başlangıcı olan Resmî Gazete yayımı, yalnızca bir sayaç değil, aynı zamanda yasama çalışmasının fiilî başlangıç noktasıdır.
Paketin gerçekte ne getirdiği ve neyin dışarıda kaldığı için 12. Yargı Paketi tam madde değerlendirmemiz, aile davalarına yansımaları için 7589 sayılı Kanunun aile davalarına etkisi, beklenti ile yürürlük ayrımının nasıl kurulması gerektiği için af ve söylenti rehberimiz okunabilir.
Süre Dolar ve Kanun Çıkmazsa: Üç Senaryo
Dokuz ay dolduğunda «süresiz olarak» ibaresi hukuk düzeninden çıkar. Maddenin geri kalanı yürürlükte kalacağı için yoksulluk nafakası talep edilebilmeye devam eder; belirsiz olan süreyi kimin ve nasıl belirleyeceğidir. Öğretide ve uygulamada tartışılan üç ihtimal şudur:
- Hâkimin takdiri. İbare kalktığı için hâkim, süreyi somut olayın koşullarına göre belirler. Bu, dosyalar arasında farklılık ve öngörülemezlik riski taşır.
- Yargıtay içtihadıyla ölçüt oluşması. Daireler ve Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla zamanla bir çerçeve oluşur; ancak bu, kısa vadede belirsizliği gidermez.
- Kanunun geç çıkması ve geçiş hükmü koyması. Süre dolduktan sonra çıkacak bir kanun, kendi geçiş hükümleriyle aradaki dönemi de düzenleyebilir.
Beklentiler somut ölçütler etrafında toplanıyor: evliliğin ne kadar sürdüğü, tarafların yaşı, çalışma kabiliyeti, sağlık durumu ve müşterek çocukların varlığı. Ağır engellilik veya ileri yaş gibi istisnai durumlarda daha uzun süreli nafakaya imkân tanınması da tartışılan seçenekler arasında. Ancak bunların hiçbiri henüz metne dönüşmüş değildir; gerekçeli karar ve kanun metni netleşmeden somut bir süre vermek mümkün değildir.
Bu üçü de ihtimaldir. Bugün kesin olan tek şey, yürürlük tarihine kadar mevcut sistemin uygulanacağıdır.
Geçiş Döneminde En Tehlikeli Hata: Ödemeyi Kesmek
Bu yazının en pratik uyarısı budur. Karar verildi diye ödemeyi tek taraflı kesmek, hukuken dayanaksız ve sonuçları ağır bir davranıştır:
- Kesinleşmiş nafaka kararı ilam niteliğindedir ve icra takibine konu olur.
- Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine tazyik hapsi gündeme gelir. Ayrıntı ve savunma yolları için nafaka borcunu ödememe ve tazyik hapsi (İİK m.344) yazımıza bakınız.
- Tahsil aşamasındaki sorunlar için nafaka tahsili rehberimiz yol gösterir.
Doğru yol tek taraflı kesme değil, koşulları varsa nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açmaktır. Karar bu davalarda kendiliğinden sonuç doğurmaz; ancak tarafların ekonomik durumunda değişiklik gibi kanuni sebepler bağımsız olarak ileri sürülebilir.
Bu Dönemde Ne Yapılmalı?
Nafaka ödeyen taraf için:
- Ödemeyi aksatmadan sürdürün; makbuz ve dekontları saklayın.
- Evlilik süresi, tarafların yaşı, çalışma kabiliyeti, sağlık durumu ve alacaklının gelir kaynaklarına ilişkin delilleri şimdiden toplayın. Yeni rejim hangi ölçütleri getirirse getirsin, bu başlıklar merkezde olacaktır.
- Kanunun 176. maddesindeki kaldırma sebeplerinden biri gerçekleşmişse, yeni yasayı beklemeden dava açılabilir.
Nafaka alan taraf için:
- Yoksulluk hâlini belgeleyin: gelir durumu, sağlık, bakım yükümlülüğü, çalışma imkânının bulunmaması.
- Enflasyon karşısında değer kaybı ayrı bir başlıktır: nafakanın enflasyona karşı korunması.
- Boşanma sonrası geçim planlaması için boşandıktan sonra nasıl geçineceğim yazımız yardımcı olabilir.
Her iki taraf için ortak kural: karar gerekçesi ve Resmî Gazete yayımı izlenmeli, adım bunlara göre atılmalıdır. Süre hesabı için hukuki süre hesaplama aracımız ve diğer hesaplama araçlarımız kullanılabilir; aile hukukundaki süreler için süreler tablomuz, güncel değişikliklerin toplu hâli için aile hukukunda güncel değişiklikler ve alanın tamamı için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberimiz başlangıç noktasıdır.
Konunun diğer boyutları için: kararın ne değiştirdiği hakkında AYM süresiz nafaka kararı — ne değişti, geçiş dönemi stratejisi için dokuz aylık geçiş dönemi stratejisi, mevcut kararlara etkisi için yeni düzenleme mevcut kararları etkiler mi yazılarımız ayrı ayrı ele alıyor. Kanun yollarının işleyişi için itiraz, istinaf ve temyiz rehberimiz, bireysel başvuru yolu için AYM bireysel başvuru yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Dokuz aylık süre ne zaman başlar?
Karar tarihinde değil, gerekçeli kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte. Anayasa Mahkemesi kararı 4 Haziran 2026’da vermiştir; dokuz aylık süre ise yayım gününden itibaren işlemeye başlar ve yürürlük tarihi bu yayımdan dokuz ay sonrasıdır.
Anayasa Mahkemesi yürürlüğü istediği kadar erteleyebilir mi?
Hayır. Anayasanın 153. maddesi uyarınca iptal kararları kural olarak Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer; Mahkeme gereken hâllerde yürürlük tarihini ayrıca kararlaştırabilir, ancak bu tarih yayım gününden başlayarak bir yılı geçemez. Buradaki dokuz ay, bu anayasal tavanın altındadır.
Karar geriye yürür mü, ödediğim nafakaları geri alabilir miyim?
Hayır. Anayasa uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Kesinleşmiş karara dayanılarak ödenmiş nafakaların yalnızca iptal kararı nedeniyle geri istenmesi beklenmez. Geçmişe etki, ancak çıkacak yeni kanunun geçiş hükümlerine göre değerlendirilir.
12. Yargı Paketi’nde nafaka düzenlemesi çıktı mı?
Hayır. 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun nafakaya ilişkin bir düzenleme içermemektedir. Beklenti, gerekçeli kararın yayımlanmasından sonra ayrı bir düzenleme yapılması yönündedir.
Süre dolar ve kanun çıkmazsa ne olur?
“Süresiz olarak” ibaresi hukuk düzeninden çıkar; maddenin geri kalanı yürürlükte kaldığı için yoksulluk nafakası talep edilebilmeye devam eder. Bu hâlde sürenin nasıl belirleneceği hâkimin takdiri ve zamanla oluşacak Yargıtay içtihadıyla şekillenir. Bunlar ihtimaldir; bugün kesin olan, yürürlük tarihine kadar mevcut sistemin uygulanacağıdır.
Kararı gerekçe göstererek nafaka ödemeyi kesebilir miyim?
Hayır ve bu çok riskli bir davranıştır. İptal hükmü yürürlüğe girmediği için mevcut yükümlülük aynen sürer. Kesinleşmiş nafaka kararı ilam niteliğindedir; ödenmemesi hâlinde icra takibi ve alacaklının şikâyeti üzerine tazyik hapsi gündeme gelir. Doğru yol, koşulları varsa kaldırma veya azaltma davası açmaktır.
Bu karar iştirak nafakasını da kapsıyor mu?
Hayır. İptal, boşanan eşe ödenen yoksulluk nafakasındaki “süresiz olarak” ibaresine ilişkindir. Müşterek çocuklar için ödenen iştirak nafakası, tedbir nafakası ve yardım nafakası bu kararın konusu değildir.
Mevcut nafakam kendiliğinden sona erer mi?
Hayır. Halihazırda bağlanmış nafakalar iptal kararıyla kendiliğinden sona ermez. Nafakanın kaldırılması, Türk Medeni Kanununun 176. maddesindeki sebeplere veya çıkacak yeni kanunun geçiş hükümlerine bağlıdır.
Şimdi yeni bir nafaka davası açabilir miyim?
Evet. Yürürlük ertelendiği için mevcut sistem geçerlidir ve yoksulluk nafakası şartları oluşuyorsa talep edilebilir. Ancak dosyanın ileride yeni rejime göre yeniden değerlendirilebileceği göz önünde tutularak, evlilik süresi, yaş, sağlık ve çalışma kabiliyetine ilişkin delillerin baştan güçlü kurulması önemlidir.


