Ayrılık Davası: TMK 167-172 Boşanma Alternatifi
10 Temmuz 2026

Ayrılık Davası: TMK 167-172 Boşanma Alternatifi

Ayrılık davası TMK 167 hükmü uyarınca, boşanma sebeplerinin varlığı halinde boşanma yerine tercih edilebilecek bir dava türüdür. Türk Medeni Kanunu, evlilik birliği fiilen sarsılmış eşlere iki alternatif sunar: nihai çözüm olarak boşanma veya evliliği hukuken sürdüren, ancak eşleri ortak yaşamdan bir süre için muaf tutan ayrılık. Ayrılık, dini veya kültürel gerekçelerle boşanmak istemeyen ancak fiilen ayrı yaşamayı zorunlu gören eşler için tasarlanmış bir bekleme statüsüdür. Ayrılık davası bağımsız bir sebeple açılamaz; TMK m.161-166 arasında sayılan boşanma sebeplerinden birinin bulunması, ayrılık talebinin de zorunlu ön şartıdır. Bu makalede ayrılık davasının hukuki niteliği, boşanmadan farkları, süresi ve mali sonuçları TMK m.167-172 çerçevesinde açıklanmaktadır.

10 Saniyede Hukuk · Aile ve Boşanma Hukuku

Boşanmak istemiyorum; ayrılık davası nedir?

Bu soruya dair kısa bilgilendirme videosunu izleyebilir, ayrıntılı açıklamayı aşağıdaki rehberde bulabilirsiniz. Video genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için avukata danışınız.

Tüm “10 Saniyede Hukuk” videoları →

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

1. Ayrılık Davası ile Boşanma Arasındaki Temel Farklar

Ayrılık davası ile boşanma davası, aynı hukuki temellere dayansa da sonuçları itibarıyla köklü biçimde ayrışır. Boşanma davasında hakim boşanmaya karar verdiğinde evlilik birliği geriye dönüşü olmayacak şekilde sona erer; taraflar hukuken yabancı hale gelir. Ayrılık davasında ise mahkeme belirli bir süre için (bir yıldan üç yıla kadar) eşlerin ortak yaşamdan çekilmesine hükmeder; evlilik bağı devam eder ve taraflar hukuken eş sıfatını korur.

  • Evliliğin durumu: Boşanmada evlilik biter, ayrılıkta hukuken devam eder.
  • Süre: Boşanma nihai bir karardır; ayrılık 1-3 yıl arası belirlenmiş bir süreye tabidir.
  • Yeniden evlenme hakkı: Boşanma sonrası taraflar başka kişilerle evlenebilir. Ayrılıkta bu mümkün değildir; evlilik sürdüğünden yeni bir evlilik akdi yapılamaz.
  • Miras hakkı: Ayrılık döneminde eşler birbirinin yasal mirasçısı olmaya devam eder. Boşanma ile bu bağ kopar.
  • Soyadı: Ayrılıkta eşlerin soyadı değişmez. Boşanmada kadın evlenmeden önceki soyadını yeniden kazanır; mahkemenin izin verdiği hâller saklıdır (TMK m.173).
  • Sadakat yükümlülüğü: Ayrılık süresince eşler hukuken evli sayıldığından TMK m.185/3 uyarınca sadakat yükümlülüğü devam eder.

Bu farklar, ayrılığı tercih eden eşlerin çoğunlukla evliliği sonlandırma konusunda tereddüt yaşadığına işaret eder. Ayrılık davası, evliliği tamamen bitirmek istemeyen ancak fiilen bir arada yaşayamayan taraflar için bir düşünme süresi niteliğinde hukuki araçtır.

2. TMK m.167: Ayrılık Talebi Boşanma Sebebine Bağlıdır

Türk Medeni Kanunu’nun 167. maddesi, ayrılık davasının çekirdeğini oluşturur. Hüküm aynen şöyledir: “Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.” Bu düzenleme iki temel sonuç doğurur:

  • Ayrılık talebi bağımsız bir dava sebebi değildir. Ayrılık isteyen eşin, TMK m.161 (zina), m.162 (hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış), m.163 (suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme), m.164 (terk), m.165 (akıl hastalığı) veya m.166 (evlilik birliğinin sarsılması) kapsamında bir boşanma sebebini ispatlaması gerekir.
  • Talep yönünden serbestlik tanınmıştır. Boşanma sebebi bulunan eş, evliliği sonlandırmak yerine bir süre ayrı yaşamayı seçebilir. Bu seçim tümüyle davacı eşin iradesine bırakılmıştır.

Uygulamada en sık karşılaşılan durum, TMK m.166/1 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması iddiasıyla ayrılık talebinde bulunulmasıdır. Şiddetli geçimsizlik, ekonomik ihtilaflar veya iletişim kopukluğu gibi somut olgular delil sunularak ayrılık kararı istenebilir. Hakim, boşanma sebebinin sabit olduğu kanaatine varırsa davacının talebiyle bağlı kalarak ayrılığa hükmeder.

Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlama süreci incelenerek ayrılık ile anlaşmalı çözüm arasındaki farklar karşılaştırılabilir.

3. TMK m.170: Hakimin Takdiri ile Ayrılığa Hükmedilmesi

TMK m.170, hakimin karar aşamasındaki takdir yetkisini düzenler. Madde metnine göre: “Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir.”

Bu düzenleme iki hipotez öngörür:

  • Ayrılık talep edilmişse: Hakim boşanma sebebini yeterli görse dahi boşanmaya hükmedemez; talep dışına çıkma yasağı (HMK m.26) uyarınca ayrılık kararı verir.
  • Boşanma talep edilmişse: Hakim, dosya kapsamındaki delillerden tarafların ortak hayatı yeniden kurma ihtimali olduğunu değerlendirirse re’sen ayrılığa hükmedebilir.

İkinci hipotez, boşanma davası açan eş için sürpriz sonuç doğurabilir. Uzun süreli evli olan taraflar arasında çocukların bulunması, ekonomik bağımlılık veya taraflardan birinin uzlaşmaya açık tavrı gibi göstergeler hakimin ayrılık kararı vermesine yol açabilir. Hakim bu takdiri, tarafların davranışlarını, evliliğin mevcut durumunu ve olası gelişmeleri değerlendirerek kullanır. Amaç, kurtarılabilir evliliklerde eşlere ayrı düşünme fırsatı vermektir.

4. TMK m.171: Ayrılık Süresi Bir Yıldan Üç Yıla Kadar Belirlenir

Ayrılığın süresi kanun tarafından çerçevelenmiştir. TMK m.171 uyarınca hakim, ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verebilir. Bu süre, ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Sürenin belirlenmesinde hakim; evlilik birliğinin ne ölçüde zedelendiğini, boşanma sebebi olarak gösterilen olayların etkisinin silinmesi için ne kadar zamana ihtiyaç bulunduğunu ve tarafların koşullarını dikkate alır.

  • Alt sınır — 1 yıl: Ayrılığın en az bir yıl süreyle hükmedilmesi zorunludur. Daha kısa bir sürenin belirlenmesi mümkün değildir.
  • Üst sınır — 3 yıl: Süre üç yılı aşamaz. Hakim üç yıldan uzun bir ayrılık kararı veremez.
  • Sürenin uzatılması: Kanunda hükmedilen ayrılık süresinin uzatılmasına ilişkin bir düzenleme yoktur. Süre dolmadan eşler ortak hayatı yeniden kurarsa, süre sonunda TMK m.172’deki boşanma davası yolu kullanılamaz; çünkü bu yol ortak hayatın yeniden kurulamamış olmasına bağlıdır.
  • Başlangıç: Süre karar tarihinden değil, kararın kesinleşme tarihinden itibaren işler.

Ayrılık süresi boyunca evlilik hukuki olarak devam eder. Taraflar arasında evlilik birliğinden doğan sadakat, dayanışma ve yardımlaşma yükümlülükleri kural olarak sürer; ancak fiilen bir arada yaşama yükümlülüğü askıya alınmıştır. Eşlerin farklı adreslerde ikamet etmesi, ekonomik durumlarını ayrı yönetmesi ve sosyal yaşamlarını bağımsız sürdürmesi hukuka aykırı sayılmaz.

5. TMK m.172: Sürenin Sonu ve Boşanmaya Dönüşüm

Ayrılık süresinin sona ermesi kritik bir hukuki dönüm noktasıdır. TMK m.172 hükmüne göre, süre bittiğinde ayrılık durumu kendiliğinden ortadan kalkar. Bundan sonra iki senaryo doğar:

  • Ortak yaşam yeniden kurulmuşsa: Eşler tekrar bir arada yaşamaya başlamış ve evlilik birliğini fiilen sürdürüyorsa hiçbir işleme gerek kalmaksızın evlilik olağan seyrinde devam eder.
  • Ortak yaşam kurulmamışsa: Eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu davada ayrı bir boşanma sebebi ispatı kural olarak aranmaz; ayrılık kararına konu olan olayların ve ortak hayatın yeniden kurulmamış olmasının belgelenmesi yeterli görülür.

İkinci senaryoda açılacak boşanma davasında hakim, artık boşanma sebeplerini yeniden inceleme yükümlülüğü altında değildir. Ortak hayatın kurulamamış olması tek başına boşanmaya karar vermek için yeterli sayılır. Boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat, mal rejimi tasfiyesi) düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan gelişmeler birlikte değerlendirilir.

Bu mekanizma, ayrılık davasını fiilen bir boşanma önhazırlığı konumuna yerleştirir. Ayrılık kararı almış eşin, üç yıla kadar bekledikten sonra ortak yaşam sağlanamadığı gerekçesiyle boşanma talep etmesi, hukuk pratiğinde sıkça karşılaşılan bir senaryodur.

6. Ayrılık Döneminde Nafaka ve Mal Rejimi Durumu

Ayrılık davasının mali sonuçları, boşanma davasınınkinden önemli farklar taşır. Ayrılık süresince evlilik hukuken devam ettiğinden, evliliğe özgü bazı haklar ve yükümlülükler korunur; ancak bazı işlemler ancak boşanma ile birlikte hüküm doğurur.

Tedbir nafakası (TMK m.169): Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Ekonomik olarak zayıf durumda bulunan eş lehine tedbir nafakasına hükmedilebilir; bu nafakada kusur değerlendirmesi aranmaz.

Ayrılık kararı sonrası nafaka: Ayrılık süresince de geçim ihtiyacında olan eş ve çocuklar için nafakaya hükmedilebilir. TMK m.175 kapsamındaki yoksulluk nafakası boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf için düzenlendiğinden ayrılıkta uygulanmaz; uygulamada ayrılık süresi için tedbir niteliğinde nafakaya hükmedilir. Çocuklar bakımından velayeti kendisinde olmayan eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılır (TMK m.182); Yargıtay ayrılık hâlinde bu katkıya iştirak nafakası olarak değil, tedbir niteliğinde nafaka olarak hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir (2. HD, 19.12.2013, E.2013/12625, K.2013/30111). Dava dilekçesinde bu taleplerin nasıl yazılacağı için ayrılık davası dilekçesi örneğimize bakabilirsiniz.

Mal rejimi tasfiyesi: Evlilik hukuken devam ettiğinden ayrılık kararıyla mal rejiminin tasfiyesi yapılmaz; katılma alacağı, katkı payı ve edinilmiş mal paylaşımı boşanma anında talep edilebilecek haklardandır. TMK m.225/2, mal rejiminin dava tarihinden geçerli olarak sona ermesini evliliğin iptali, boşanma ve mal ayrılığına geçilmesi hâlleriyle sınırlar; ayrılık bu hâller arasında sayılmamıştır. Bu nedenle ayrılık süresince mal rejimi kural olarak devam eder; süre sonunda boşanma davası açılırsa sona erme tarihi o boşanma davasının tarihidir. Fiili tasfiye ise ancak evliliğin boşanmayla sona ermesi durumunda gerçekleştirilir.

Miras hakkı: Ayrılık süresince eşler birbirinin yasal mirasçısı olmaya devam eder. Ölüm halinde sağ kalan eş TMK m.499 uyarınca mirastan pay alır. Boşanma kararı kesinleştiğinde ise yasal mirasçılık sona erer.

Ayrılık veya boşanma sonrası nafaka miktarının değiştirilmesi ve boşanmada mal rejimi tasfiyesi ve katılma alacağı konularımızda mali sonuçlar hakkında ayrıntılı bilgi bulunabilir.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

7. Yetkili ve Görevli Mahkeme

Ayrılık davası, boşanma davasıyla aynı usul kurallarına tabidir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki bakımından TMK m.168 uygulanır: dava, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. Davalı eş yurt dışında ikamet ediyorsa davacının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Duruşmalar kural olarak açıktır; hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir (TMK m.184/6).

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

m.170’in Asimetrik Yapısı

Ayrılık ile boşanma arasındaki geçişkenlik tek yönlü değildir. TMK m.170 üç cümleden oluşur ve bu cümleler asimetrik bir yapı kurar.

Madde şöyledir: boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir.

İkinci cümle bir yasak koyar. Yalnız ayrılık talebiyle açılmış bir davada hâkim boşanmaya karar veremez. Bu, talepten fazlasına hükmedilememesinin buradaki karşılığıdır ve ayrılık davasını tercih eden eş için bir güvencedir: dava boşanmayla sonuçlanmaz.

Üçüncü cümle bir imkân tanır — ama şartlı. Boşanma talebiyle açılmış bir davada hâkim ayrılığa karar verebilir; ancak bunun için ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının bulunması gerekir. Bu, hâkimin takdir yetkisidir; boşanma isteyen taraf ayrılık kararıyla karşılaşabilir.

Dava hakkı şartı — TMK m.167: boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir. Buradaki kayıt belirleyicidir: ayrılık isteyebilmek için boşanma davası açma hakkının bulunması gerekir. Boşanma sebebi yoksa ayrılığa da karar verilemez.

Kısacası boşanma ve ayrılık, sebepleri bakımından hiçbir farklılık taşımaz; ayrım sonuçtadır.

TalepHâkim ne karar verebilir?
Yalnız ayrılıkAyrılık; boşanmaya karar verilemez
BoşanmaBoşanma veya — şartlı — ayrılık
Ayrılığın şartıOrtak hayatın yeniden kurulma olasılığı
Ön şartBoşanma davası açma hakkı (m.167)
SebeplerBoşanma ile aynı

Hangi Sebeplerde Ayrılığa Karar Verilemez?

Kanunun sistematiğinden doğan önemli bir sınır vardır ve bu sınır çoğu anlatımda atlanır.

TMK m.170’teki esaslar, TMK m.166’nın üçüncü ve dördüncü fıkraları bakımından söz konusu olamaz. Sebebi şudur: bu hâllerde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması farz edilir; yani barışma ihtimalinin bulunmadığı kabul edilir. Bu kabul karşısında ayrılık kararı verilmesi mümkün değildir.

m.166/3 — anlaşmalı boşanma. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Taraflar zaten anlaşmış olduğundan, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığından söz edilemez.

m.166/4 — fiilî ayrılık. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak kanunda öngörülen süre geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Bu fıkrada zaten “ortak hayatın yeniden kurulamamış olması” bir şart olarak arandığından, ayrılık kararının dayanağı olan olasılık baştan yoktur.

Pratik sonuç. Ayrılık talebi, m.161-165 arasındaki özel sebepler ile m.166/1’deki genel sebep bakımından anlamlıdır. Anlaşmalı boşanma ya da fiilî ayrılığa dayanan dosyalarda ayrılık kararı beklenmemelidir.

SebepAyrılık kararı
Özel sebepler (m.161-165)Mümkün
Genel sebep (m.166/1)Mümkün
Anlaşmalı (m.166/3)Mümkün değil
Fiilî ayrılık (m.166/4)Mümkün değil
SebebiSarsılma farz edilir; barışma ihtimali yok sayılır

Süre, Sona Erme ve Sonraki Dava

Ayrılık kararı verildiğinde belirlenen süre ve sürenin sonundaki akıbet ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

Süre — TMK m.171: ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. Alt sınır bir yıl, üst sınır üç yıldır; süreyi somut olaya göre hâkim belirler.

Sürenin sonu — TMK m.172. Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer. Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ile ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur.

Bu son cümle, ayrılık dönemini bir ara dönemden fazlası hâline getirir: ilk davada ispatlanan olgular sonraki dosyada korunur, ayrılık süresindeki davranışlar ise ayrıca değerlendirilir.

Kendiliğinden sona erme. Sürenin dolmasıyla ayrılık hâli biter; ayrıca bir karar alınması gerekmez. Ancak boşanmaya dönüşüm kendiliğinden olmaz; yeni bir dava açılması gerekir.

Yargılama süresince — TMK m.169: boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Görüldüğü gibi hüküm boşanma ve ayrılık davalarını aynı rejime tâbi kılar.

KonuKuralMadde
SüreBir yıldan üç yıla kadarm.171
Süreyi kim belirlerHâkimm.171
Sürenin sonuAyrılık kendiliğinden sona ererm.172
BoşanmaYeni dava gerekirm.172
Sonraki dosyadaİlk davada ispatlanan olaylar gözetilirm.172
Geçici önlemlerRe’sen; boşanmayla aynım.169

Ayrılık Davası ile Ayrı Yaşama Hakkı Aynı Şey Değildir

Uygulamada en sık karıştırılan iki kurum bunlardır. Her ikisi de eşlerin ayrı yaşamasıyla sonuçlanır; ancak dayanakları ve sonuçları farklıdır.

Ayrı yaşama hakkı — TMK m.197: eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddeye göre birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine parasal katkı, konut ve ev eşyasından yararlanma ile eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.

Fark nerede? Ayrı yaşama hakkı için boşanma sebebi aranmaz; ölçüt kişiliğin, ekonomik güvenliğin ya da ailenin huzurunun tehlikeye düşmesidir. Ayrılık davasında ise boşanma sebebinin ispatlanmış olması gerekir.

Süre bakımından da farklıdır. Ayrı yaşama hakkı, tehlike hâli “düştüğü sürece” devam eder; kanunda bir üst sınır yoktur. Ayrılık kararı ise en çok üç yıl için verilir.

Üçüncü yol — TMK m.195: evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır, uzlaştırmaya çalışır ve gerektiğinde kanunda öngörülen önlemleri alır. Bu yol, evliliği sona erdirmeyi hiç hedeflemez.

Usul ortaktır. Her üç yolda da görevli mahkeme aile mahkemesidir. Ayrılık davasında yetki TMK m.168’e göre belirlenir: eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi. İspat bakımından ise TMK m.184 geçerlidir: hâkim vicdanen kanaat getirmedikçe olguları ispatlanmış sayamaz, ikrar bağlamaz ve deliller serbestçe takdir edilir.

Ayrılık davasıAyrı yaşama hakkı
Dayanakm.167, m.170-172m.197
ŞartBoşanma sebebi ispatlanmalıKişilik/güvenlik/huzur tehlikede
SüreEn çok üç yılTehlike sürdüğü sürece
SonuçSüre sonunda boşanma davası yoluÖnlemler (m.197/2)
Üçüncü yolm.195 — hâkimin müdahalesi

Ayrılık Döneminde Mal Rejimi ve Nafaka

Ayrılık kararı evliliği sona erdirmediğinden, malî ilişkiler kural olarak devam eder. Ancak kanun burada hâkime bir seçenek tanımıştır.

Mal rejimi kural olarak devam eder. Evlilik sürdüğü için eşler arasındaki mal rejimi de ayrılık süresince işlemeye devam eder. Ayrılık kararı, kendiliğinden bir tasfiye sonucu doğurmaz.

Hâkimin seçeneği — TMK m.180. Ayrılığa karar verilirse mahkeme, ayrılığın süresine ve eşlerin durumlarına göre aralarında sözleşmeyle kabul edilmiş olan mal rejiminin kaldırılmasına karar verebilir. Madde metni yalnız sözleşmeyle seçilen rejimden söz eder; öğretide hükmün yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmayı da kapsaması gerektiği savunulsa da metin bu yönde değildir. Yasal rejimdeki eş bakımından güvenli yol, haklı sebebe dayanarak TMK m.206 uyarınca mal ayrılığı istemektir. Her iki yolda da karar verilirse eşler bakımından mal ayrılığı rejimi işlemeye başlar.

Sona erme anı — TMK m.225. Mahkemece mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâlinde mal rejimi, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu tarih, tasfiyede esas alınacak malvarlığı tablosunu belirler.

Talep edilmeli. Ayrılık süresince edinilecek malvarlığı değerlerinin ortak rejime dâhil olmasını istemeyen taraf, bu talebi dava dilekçesinde açıkça ileri sürmelidir.

Nafaka. Ayrılık döneminde eşlerin yardım yükümlülüğü devam eder; TMK m.169 uyarınca hâkim, barınma ve geçime ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Boşanmaya özgü yoksulluk nafakası (m.175) ise ayrılık kararıyla gündeme gelmez; bu nafaka türü ancak boşanma hâlinde istenebilir.

Miras. Evlilik devam ettiğinden eşlerin yasal mirasçılığı da sürer. Ayrılık kararı mirasçılık sıfatını sona erdirmez.

KonuAyrılık döneminde
Mal rejimiKural olarak devam eder
Hâkimin yetkisiSözleşmeyle kabul edilen rejimi kaldırabilir (m.180); yasal rejimde m.206 yolu
KaldırılırsaMal ayrılığı işler
Sona erme tarihiDava tarihi (m.225)
Geçici önlemlerm.169 — re’sen
Yoksulluk nafakasıAyrılıkta gündeme gelmez
MirasçılıkDevam eder

Ayrılık Kararı ve Çocuklar: Velayet, Kişisel İlişki ve Bakım Giderleri

Ayrılık evliliği sona erdirmediği için ortak çocuklar bakımından başlangıç kuralı, evlilik devam ederken ana ve babanın velayeti birlikte kullanmasıdır (TMK m.336/1). Ancak ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir (TMK m.336/2). Velayet ayrılık kararıyla kendiliğinden tek ebeveyne geçmez; bu nedenle ayrılık dilekçesinde velayet ve kişisel ilişki talebinin açıkça yer alması gerekir.

TMK m.182, boşanma ile ayrılığı aynı cümlede düzenler: mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altındaysa vasinin ve vesayet makamının görüşünü aldıktan sonra ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler. Aynı madde, kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceği konusunda hâkimin taraflara uyarıda bulunmasını öngörür. Velayet kendisine verilmeyen eş de çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılır (TMK m.182/3). Yargıtay’ın ayrılık hâlinde bu katkıya iştirak nafakası olarak değil tedbir niteliğinde nafaka olarak hükmedilmesi gerektiğine ilişkin yaklaşımı yukarıda anlatılmıştır.

Tablo — Ayrılık ve boşanmada çocuklara ilişkin hükümler

KonuAyrılıktaBoşanmadaDayanak
VelayetKural olarak birlikte; hâkim eşlerden birine verebilirÇocuğun bırakıldığı tarafa aittirTMK m.336/2-3
Kişisel ilişkiHâkim düzenlerHâkim düzenlerTMK m.182/1, m.323
Bakım ve eğitim giderleriTedbir niteliğinde nafakaİştirak nafakasıTMK m.182/3, m.327-330
Kişisel ilişkiye uyulmamasıVelayetin değiştirilebileceği uyarısıAynı uyarıTMK m.182
Çocuğun görüşüYaşı ve olgunluğu ölçüsünde dikkate alınırAynıTMK m.339/3; ÇHS m.12

Çocuğun dinlenmesine ilişkin ayrıntılar için velayet davalarında çocuğun görüşü rehberimize bakabilirsiniz.

Ayrılık mı, Boşanma mı? Karar Vermeden Önce Bakılacak Noktalar

Ayrılık ile boşanma arasındaki seçim çoğu zaman duygusal bir karar gibi görülür; oysa iki yolun hukuki sonuçları birçok noktada birbirinden ayrılır. Dava açılmadan önce aşağıdaki başlıkların tek tek değerlendirilmesi, sonradan pişmanlık doğuracak bir tercihi önler.

Tablo — Ayrılık ve boşanma kararlarının sonuçları

KonuAyrılık kararındaBoşanma kararındaDayanak
Evlilik bağıDevam ederSona ererTMK m.167, m.171
Yeniden evlenmeMümkün değildirMümkündür; kadın için bekleme süresi saklıdırTMK m.132
Yasal mirasçılıkDevam ederSona ererTMK m.181/1, m.499
Sadakat yükümlülüğüDevam ederSona ererTMK m.185/3
Mal rejimiDevam eder; sözleşmeyle kabul edilen rejim kaldırılabilirDava tarihinden geçerli olarak sona ererTMK m.180, m.225/2
Yoksulluk nafakasıİstenemezŞartları varsa istenebilirTMK m.175
Kadının soyadıDeğişmezEvlenmeden önceki soyadını yeniden kazanır; izin hâli saklıdırTMK m.173

Bu tablo, ayrılığın kimler için anlamlı olduğunu da gösterir. Evliliği kurtarma ihtimaline inanan, dinî veya ailevi nedenlerle boşanmaya hazır olmayan ya da eşinin yasal mirasçılığını korumak isteyen eş için ayrılık uygun bir ara çözümdür; eşlerden biri ayrılık süresinde ölürse sağ kalan eş TMK m.499’daki payı alır (eşin miras payı tablosu). Buna karşılık yeniden evlenmeyi düşünen veya mal rejiminin dava tarihinde sona ermesini isteyen eş için ayrılık beklentiyi karşılamaz. Boşanma sebebi gerektirmeyen bir ayrı yaşama arayan eş için ise doğru yol, TMK m.197’deki ayrı yaşama hakkıdır.

Ayrılık Davası Nasıl Açılır? Usul, Gizli Duruşma ve Kanun Yolları

Ayrılık davası, boşanma davasıyla aynı usul kurallarına tabidir ve yazılı yargılama usulüne göre görülür: dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama. Dava dilekçesinde HMK m.119’daki unsurlara ek olarak, dayanılan boşanma sebebinin somut olaylarla anlatılması ve talep sonucunda ayrılığın istendiğinin açıkça yazılması gerekir; çünkü yalnız ayrılık istenmişse hâkim boşanmaya karar veremez (TMK m.170).

  • Harç: Ayrılık davası, değeri para ile ölçülemeyen bir statü davası olduğundan maktu harca tabidir. Yanında ileri sürülen taleplerin harç durumu için boşanmada harç hesabı rehberimize bakabilirsiniz.
  • Arabuluculuk: Ayrılık davası için arabulucuya başvurmak dava şartı değildir.
  • Gizli duruşma: Duruşmalar kural olarak açıktır. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir (TMK m.184/6). Talebin nasıl gerekçelendirileceği için gizli celse rehberimize bakabilirsiniz.
  • İspat: Hâkim, boşanma sebebini oluşturan olgular hakkında vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; ikrar hâkimi bağlamaz ve bu olgular hakkında yemin teklif edilemez (TMK m.184/1-3).
  • Kanun yolları: Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinafa (HMK m.345), bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğden itibaren iki hafta içinde temyize (HMK m.361) başvurulabilir. Ayrılık süresi kararın kesinleşmesiyle işlemeye başladığından, kesinleşme tarihinin takibi önemlidir (karar ne zaman kesinleşir).

Talep sonucu aşağıdaki sırayla kurulabilir:

NETİCE-İ TALEP: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. TMK m.166/1’de düzenlenen boşanma sebebinin varlığı nedeniyle TMK m.167 ve m.170 uyarınca taraflar hakkında … yıl süreyle ayrılığa,

2. Dava süresince TMK m.169 uyarınca müvekkil lehine aylık … TL tedbir nafakasına,

3. TMK m.182 ve m.336/2 uyarınca ortak çocuk …’nın velayetinin müvekkile verilmesine, davalı ile çocuk arasında kişisel ilişki düzenlenmesine ve çocuk için aylık … TL tedbir nafakasına,

4. Taraflar arasında sözleşmeyle kabul edilmiş bir mal rejimi bulunduğundan TMK m.180 uyarınca bu rejimin kaldırılmasına,

5. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederim.

Olay anlatımı ve delil listesiyle birlikte tam metin için ayrılık davası dilekçesi örneği sayfamızı kullanabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Ayrılık davası açan eş sonradan boşanmak isterse ne yapmalıdır?
Ayrılık süresi bitmeden önce ayrı bir boşanma davası açılabilir; ancak bu davada yeni boşanma sebebi ispatlanmalıdır. Ayrılık süresinin sonunu beklerse ortak yaşam kurulamadığı gerekçesiyle TMK m.172 uyarınca doğrudan boşanma talep edebilir.

Ayrılık süresince tedbir nafakası alınabilir mi?
Evet. TMK m.169 gereği hakim, dava süresince eşlerin barınmasına ve geçimine ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Ekonomik olarak zayıf durumdaki eş lehine tedbir nafakasına hükmedilebilir; kararın kesinleşmesinden sonra da uygun görülürse sürdürülür.

Ayrılık süresince eşlerden biri başka biriyle birlikte olabilir mi?
Hayır. Evlilik hukuken devam ettiğinden TMK m.185/3 uyarınca sadakat yükümlülüğü sürer. Ayrılık döneminde sadakatsizlik, sonraki boşanma davasında zina (TMK m.161) veya evlilik birliğinin sarsılması (TMK m.166) sebebine dayanak oluşturabilir.

Ayrılık kararıyla mal rejimi sona erer mi?
Hayır. TMK m.225/2 dava tarihinden geçerli sona ermeyi evliliğin iptali, boşanma ve mal ayrılığına geçilmesi hâlleriyle sınırlar; ayrılık bu hâller arasında değildir. Ancak ayrılığa karar verilirken mahkeme, eşlerin sözleşmeyle kabul ettiği mal rejiminin kaldırılmasına karar verebilir (TMK m.180); yasal rejimde ise haklı sebep varsa TMK m.206 uyarınca mal ayrılığı istenebilir. Tasfiye ayrılık kararıyla yapılmaz; katılma alacağı boşanmayla birlikte gündeme gelir.

Ayrılık davasında hakim boşanmaya karar verebilir mi?
Hayır. TMK m.170/2 açık hükmü uyarınca dava yalnızca ayrılığa ilişkinse hakim boşanmaya karar veremez. Talep dışına çıkma yasağı gereği yalnızca ayrılık kararı verilebilir. Boşanma isteniyorsa ayrı bir dava açılması gerekir.

Ayrılık kararından sonra velayet kimde olur?
Evlilik devam ettiğinden velayet kural olarak ana ve baba tarafından birlikte kullanılır (TMK m.336/1). Ayrılık hâlinde hâkim velayeti eşlerden birine verebilir (TMK m.336/2) ve TMK m.182 uyarınca kişisel ilişkiyi düzenler; bu nedenle velayet talebi ayrılık dilekçesinde açıkça yer almalıdır.

Ayrılık davasında duruşmalar gizli mi yapılır?
Kendiliğinden hayır. Duruşmalar kural olarak açıktır; hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir (TMK m.184/6).

Ayrılık davası, evliliği sonlandırmakta kararsız kalan ancak fiilen birlikte yaşayamayan eşler için TMK’nın öngördüğü esnek bir çözüm mekanizmasıdır. Hukuki niteliği, süresi ve mali sonuçları bakımından boşanmadan belirgin farklar taşıdığından, tercihte bulunmadan önce alanında uzman bir avukat ile görüşülmesi tavsiye edilir. Somut olayınıza uygun stratejinin belirlenmesi, ayrılık süresi boyunca yaşanabilecek nafaka ve mal rejimi ihtilaflarının önlenmesi bakımından önemlidir.

⚖️ Güncel Gelişme — Yoksulluk Nafakasında Değişim

Anayasa Mahkemesi’nin TMK m.175/1’de yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal eden kararı (E.2025/156, K.2026/131, karar tarihi 4 Haziran 2026) 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. İptal hükmü 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar TMK m.175 eski hâliyle uygulanır: mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez ve ödeme yükümlülüğü devam eder. İptal edilen, yoksulluk nafakası kurumu değil nafakanın süresiz olma niteliğidir; iştirak (çocuk) nafakası bu karardan etkilenmez. Ayrıntı için AYM süresiz nafaka kararı: ne değişti ve geçiş döneminde strateji rehberlerimize bakabilirsiniz.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk