Yoksulluk Nafakası ve ‘Süresiz Nafaka’ Tartışması: Hukuki Çerçeve
08 Haziran 2026

Yoksulluk Nafakası ve ‘Süresiz Nafaka’ Tartışması: Hukuki Çerçeve

Anayasa Mahkemesi’nin gündemine aldığı «süresiz nafaka» konusu, boşanma davalarının en çok tartışılan başlıklarından biri olan yoksulluk nafakasını yeniden merkeze taşıdı. Bu yazıda konunun hukuki temelini ve olası gelişmeleri açıklıyoruz.

🧮 İlgili Araç: Nafaka Hesaplama Aracı ile nafaka artışını ve tahmini nafaka aralığını pratik biçimde hesaplayabilirsiniz.

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer eşten mali gücü oranında nafaka isteyebilir. Bu nafaka, boşanmanın tarafları arasındaki bir yükümlülüktür; çocuk için ödenen iştirak nafakasından ve dava sürecinde ödenen tedbir nafakasından farklıdır.

‘Süresiz Nafaka’ Neden Tartışılıyor?

Mevcut düzenlemede yoksulluk nafakası, şartları devam ettiği sürece süre sınırı olmaksızın ödenebilmektedir. Kısa süreli evliliklerin ardından dahi uzun yıllar nafaka ödenebilmesi, ödeme yükümlüsü taraf açısından ağır bir mali yük doğurduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Buna karşılık nafakanın sosyal koruma işlevi gördüğü, özellikle mağdur konumdaki eş bakımından önemli olduğu da vurgulanmaktadır.

Beklenen Yeni Düzenleme

Basına yansıyan açıklamalara göre, evlilik süresine göre nafaka süresinin belirlenebileceği bir model üzerinde çalışılıyor ve düzenlemenin «Yargı Paketi» kapsamında Meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Anayasa Mahkemesi kararlarının yürürlüğü çoğu zaman bir süreye bağlandığından, mevcut nafaka ilişkilerinin nasıl etkileneceği çıkacak kanunun geçiş hükümlerine göre belirlenecektir.

Taraflar Açısından Önemi

Yeni bir düzenleme yürürlüğe girene kadar yürürlükteki kurallar geçerliliğini korur. Devam eden veya yeni açılacak davalarda nafaka talebi, miktarı ve süresi; tarafların mali durumu, kusur oranı ve evlilik süresi gibi somut unsurlara göre değerlendirilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Yoksulluk Nafakası Kavramı ve TMK 175

Yoksulluk nafakası, boşanma sonrası mali durumu bozulan ve yoksulluğa düşen eşe, kusuru daha ağır olmayan diğer eş tarafından ödenen nafakadır. Türk Medeni Kanunu m. 175 hükmünde düzenlenmiştir. Amacı; boşanmanın kişisel-ekonomik yıkımını hafifletmek ve sosyal sarsıntının önüne geçmektir.

Uzman görüşü almak için doğrudan iletişime geçebilirsiniz.

📞 +905546483715  |  💬 WhatsApp

Yoksulluk nafakasının koşulları arasında; boşanan eşin fiili yoksulluk durumu, kusurunun karşı taraftan daha ağır olmaması ve ödemekle yükümlü olan tarafın mali gücünün elverişli olması yer alır. Fiili yoksulluk somut olay bazında değerlendirilir; sadece düşük gelir yeterli değildir.

Nafaka miktarı; talep eden eşin ihtiyacı, ödemekle yükümlü tarafın mali gücü ve yaşam standartları göz önüne alınarak hakim tarafından takdiren belirlenir. Değişen ekonomik koşullar hâlinde TMK m. 176/4 uyarınca artırma, azaltma veya kaldırma davası açılabilir.

Süresiz Nafaka Tartışması ve AYM 4 Haziran 2026 Kararı

Türk hukukunda yoksulluk nafakasının süresiz olarak öngörülmesi uzun yıllar tartışma konusu olmuştur. Bazı görüşler, süresiz nafakanın kadın-erkek eşitsizliğini pekiştirdiğini ve boşanma sonrası bağımsızlık ilkesine aykırı olduğunu savunurken; diğer görüşler sosyal koruma amacının süre sınırı olmaksızın uygulanmasının zorunlu olduğunu vurgular.

Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihli kararı bu tartışmada önemli bir dönüm noktası olmuştur. Karara göre, TMK m. 175’teki yoksulluk nafakasının süresiz olarak öngörülmesi Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı değildir; ancak somut olay bazında nafaka miktarının hakim takdiri ile belirlenmesi ve gerektiğinde revize edilebilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

AYM kararının uygulama sonuçları arasında; mevcut nafaka kararlarının otomatik olarak etkilenmemesi, ancak tarafların değişen koşullar hâlinde uyarlama davası açabilme haklarının korunması yer almaktadır. Uygulamada bu, hakimlerin nafaka miktarını daha titiz gerekçelendirmeleri sonucunu doğurabilir.

Nafakanın Değiştirilmesi ve Sona Ermesi

Nafaka miktarı, sonraki dönemde değişebilir. Alacaklının mali durumunun düzelmesi (istihdam, evlilik, miras vs.), borçlunun mali durumunun kötüleşmesi veya enflasyon nedeniyle miktarın gerçekliği kaybetmesi durumlarında uyarlama davası açılabilir (TMK m. 176/4).

Yoksulluk nafakası sona erme hâlleri arasında; alacaklının yeniden evlenmesi, karşılıklı yaşam ortaklığı kurması, ölümü ve borçlunun ölümü sayılabilir. Bu hâllerde nafaka kendiliğinden sona erer; ayrıca dava açılmasına gerek yoktur.

Uygulamada karşılaşılan sorunlar arasında; alacaklının fiili durumunun tespiti (yeni evlilik gizlenmesi, iş bulunması bildirilmemesi), enflasyon karşısında nafaka miktarının değersizleşmesi ve tahsil zorlukları (borçlunun mal kaçırma girişimleri) sayılabilir. Bu sorunlar için dava yolları ve icra takibi mekanizmaları kullanılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Yoksulluk nafakası ne kadar sürer?
AYM 4 Haziran 2026 kararı sonrası da süresiz olarak öngörülebilir. Ancak koşullar değişirse uyarlama veya kaldırma davası açılabilir (TMK m. 176/4).
Yoksulluk nafakasının miktarı nasıl belirlenir?
Hakimin takdiri ile. Alacaklının ihtiyacı, borçlunun mali gücü ve yaşam standartları göz önüne alınır.
Nafakayı azaltmak için ne yapabilirim?
Koşullar değişmişse (mali gücünüzün azalması, alacaklının durumunun düzelmesi) uyarlama davası açabilirsiniz.
Alacaklı evlenirse nafaka biter mi?
Evet, kendiliğinden sona erer. Dava açılmasına gerek yok. Karşılıklı yaşam ortaklığı da aynı sonucu doğurabilir.
AYM’nin 2026 kararının etkisi nedir?
Süresiz nafakanın Anayasaya aykırı olmadığına karar verildi. Mevcut kararlar otomatik etkilenmez; ancak somut olay bazında revize edilebilir.

Yoksulluk Nafakası Kavramı ve TMK 175

Yoksulluk nafakası, boşanma sonrası mali durumu bozulan ve yoksulluğa düşen eşe, kusuru daha ağır olmayan diğer eş tarafından ödenen nafakadır. Türk Medeni Kanunu m. 175 hükmünde düzenlenmiştir. Amacı; boşanmanın kişisel-ekonomik yıkımını hafifletmek ve sosyal sarsıntının önüne geçmektir.

Yoksulluk nafakasının koşulları arasında; boşanan eşin fiili yoksulluk durumu, kusurunun karşı taraftan daha ağır olmaması ve ödemekle yükümlü olan tarafın mali gücünün elverişli olması yer alır. Fiili yoksulluk somut olay bazında değerlendirilir; sadece düşük gelir yeterli değildir.

Nafaka miktarı; talep eden eşin ihtiyacı, ödemekle yükümlü tarafın mali gücü ve yaşam standartları göz önüne alınarak hakim tarafından takdiren belirlenir. Değişen ekonomik koşullar hâlinde TMK m. 176/4 uyarınca artırma, azaltma veya kaldırma davası açılabilir.

Süresiz Nafaka Tartışması ve AYM 4 Haziran 2026 Kararı

Türk hukukunda yoksulluk nafakasının süresiz olarak öngörülmesi uzun yıllar tartışma konusu olmuştur. Bazı görüşler, süresiz nafakanın kadın-erkek eşitsizliğini pekiştirdiğini ve boşanma sonrası bağımsızlık ilkesine aykırı olduğunu savunurken; diğer görüşler sosyal koruma amacının süre sınırı olmaksızın uygulanmasının zorunlu olduğunu vurgular.

Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihli kararı bu tartışmada önemli bir dönüm noktası olmuştur. Karara göre, TMK m. 175’teki yoksulluk nafakasının süresiz olarak öngörülmesi Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı değildir; ancak somut olay bazında nafaka miktarının hakim takdiri ile belirlenmesi ve gerektiğinde revize edilebilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

AYM kararının uygulama sonuçları arasında; mevcut nafaka kararlarının otomatik olarak etkilenmemesi, ancak tarafların değişen koşullar hâlinde uyarlama davası açabilme haklarının korunması yer almaktadır. Uygulamada bu, hakimlerin nafaka miktarını daha titiz gerekçelendirmeleri sonucunu doğurabilir.

Nafakanın Değiştirilmesi ve Sona Ermesi

Nafaka miktarı, sonraki dönemde değişebilir. Alacaklının mali durumunun düzelmesi (istihdam, evlilik, miras vs.), borçlunun mali durumunun kötüleşmesi veya enflasyon nedeniyle miktarın gerçekliği kaybetmesi durumlarında uyarlama davası açılabilir (TMK m. 176/4).

Yoksulluk nafakası sona erme hâlleri arasında; alacaklının yeniden evlenmesi, karşılıklı yaşam ortaklığı kurması, ölümü ve borçlunun ölümü sayılabilir. Bu hâllerde nafaka kendiliğinden sona erer; ayrıca dava açılmasına gerek yoktur.

Uygulamada karşılaşılan sorunlar arasında; alacaklının fiili durumunun tespiti (yeni evlilik gizlenmesi, iş bulunması bildirilmemesi), enflasyon karşısında nafaka miktarının değersizleşmesi ve tahsil zorlukları (borçlunun mal kaçırma girişimleri) sayılabilir. Bu sorunlar için dava yolları ve icra takibi mekanizmaları kullanılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Yoksulluk nafakası ne kadar sürer?
AYM 4 Haziran 2026 kararı sonrası da süresiz olarak öngörülebilir. Ancak koşullar değişirse uyarlama veya kaldırma davası açılabilir (TMK m. 176/4).
Yoksulluk nafakasının miktarı nasıl belirlenir?
Hakimin takdiri ile. Alacaklının ihtiyacı, borçlunun mali gücü ve yaşam standartları göz önüne alınır.
Nafakayı azaltmak için ne yapabilirim?
Koşullar değişmişse (mali gücünüzün azalması, alacaklının durumunun düzelmesi) uyarlama davası açabilirsiniz.
Alacaklı evlenirse nafaka biter mi?
Evet, kendiliğinden sona erer. Dava açılmasına gerek yok. Karşılıklı yaşam ortaklığı da aynı sonucu doğurabilir.
AYM’nin 2026 kararının etkisi nedir?
Süresiz nafakanın Anayasaya aykırı olmadığına karar verildi. Mevcut kararlar otomatik etkilenmez; ancak somut olay bazında revize edilebilir.

İlgili Rehberler

Konunuza özel değerlendirme için ekibimizle iletişime geçin.

📞 +905546483715  |  💬 WhatsApp

Post by Av. Fatma Öztürk