Yabancı Eşle Boşanmada Dava Hangi Ülkede Açılır? (Milletlerarası Yetki)
28 Haziran 2026

Yabancı Eşle Boşanmada Dava Hangi Ülkede Açılır? (Milletlerarası Yetki)

Yabancı eşle boşanmada Türk mahkemeleri, taraflardan biri Türk vatandaşıysa MÖHUK m. 41 uyarınca yetkili olabilir (Türkiye’de yetkili yer, yoksa sâkin olduğu yer, yoksa son yerleşim yeri, hiçbiri yoksa Ankara/İstanbul/İzmir). Uygulanacak hukuk MÖHUK m. 14’e göre: eşlerin müşterek milli hukuku, yoksa müşterek mutad mesken, o da yoksa Türk hukuku. Aile hukukunda yetki sözleşmesi yapılamaz. Bu rehberde milletlerarası yetkiyi açıklıyoruz.

Yabancı eşinizle boşanmayı mı planlıyorsunuz?

Davayı hangi ülkede açmanız gerektiğini birlikte değerlendirelim. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dava hangi ülkede açılır?

Yabancılık unsuru taşıyan boşanmalarda dava, kural olarak hem Türkiye’de hem de ilgili yabancı ülkede açılabilir. Türk mahkemeleri; taraflardan birinin Türk vatandaşı olması, Türkiye’de yerleşim yerinin bulunması veya evliliğin Türkiye’de yapılmış olması gibi bağlantı noktalarında yetkili olabilir. Hangi ülkede dava açılacağı; tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri, çocukların ve malların bulunduğu yer gibi etkenlere ve kararın diğer ülkede tanınıp tanınamayacağına göre değerlendirilmelidir.

Türk mahkemesinin yetkisi (MÖHUK m. 41)

Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davalarında yetki, MÖHUK m. 41’de düzenlenmiştir. Bu hükme göre, Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları; yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede, bu yoksa ilgilinin sâkin olduğu yer, Türkiye’de sâkin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde; bunların hiçbiri yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür. Böylece yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları da Türkiye’de boşanma davası açabilir.

Hangi ülkenin hukuku uygulanır? (MÖHUK m. 14)

Türk mahkemesi davaya baksa bile, uygulanacak maddi hukuk MÖHUK m. 14’e göre belirlenir. Buna göre boşanma ve ayrılık sebepleri ile hükümleri, öncelikle eşlerin müşterek millî hukukuna tabidir. Eşler ayrı vatandaşlıklardaysa (ortak milli hukuk yoksa) müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır. Yani Türk mahkemesi, somut olayda eşlerin ortak vatandaşlığı veya ortak yaşam yeri hukukunu uygulayabilir. Bu nedenle “hangi mahkeme” ile “hangi hukuk” soruları ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Velayet, nafaka ve derdestlik

Boşanmada velayet de kural olarak MÖHUK m. 14 kapsamında (eşlerin ortak milli hukuku, yoksa müşterek mutad mesken, o da yoksa Türk hukuku) değerlendirilir; velayette 1996 tarihli Lahey Sözleşmesi de etkilidir. Nafakada ise Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler önceliklidir; genel kural nafaka alacaklısının mutad meskeni hukukudur, geçici tedbir taleplerine ise Türk hukuku uygulanır. Aynı anda iki ülkede dava yürütmek derdestlik ve çelişkili karar riski taşır; genelde bir ülkede karar kesinleştikten sonra diğerinde tanıma/tenfize gidilir. Ayrıca aile hukukunda yetki sözleşmesi yapılamaz.

Taşınmazlar ve doğru strateji

Mal rejimi kural olarak MÖHUK m. 15’e göre belirlenir; ancak taşınmazlar bakımından özel kural gereği, bir taşınmazın tasfiyesine bulunduğu ülke hukuku uygulanır. Dolayısıyla eşlerin milli hukuku farklı olsa bile, Türkiye’deki taşınmazların tasfiyesine Türk hukuku uygulanır. Hangi ülkede dava açmanın avantajlı olduğunun tek bir cevabı yoktur; Türk mahkemesinin yetkisi, uygulanacak hukuk, çocukların ve malların yeri ve kararın diğer ülkede tanınabilirliği birlikte değerlendirilmelidir. Bu çok boyutlu değerlendirme için dava öncesinde bir aile hukuku avukatından görüş almak önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Yabancı eşle boşanmada dava hangi ülkede açılır?

Yabancılık unsuru taşıyan boşanmalarda dava, kural olarak hem Türkiye’de hem de ilgili yabancı ülkede açılabilir. Türk mahkemeleri; taraflardan birinin Türk vatandaşı olması, Türkiye’de yerleşim yerinin bulunması veya evliliğin Türkiye’de yapılmış olması gibi bağlantı noktalarında yetkili olabilir. Hangi ülkede dava açılacağı; tarafların vatandaşlığı, yerleşim yeri, çocukların ve malların bulunduğu yer gibi etkenlere ve kararın diğer ülkede tanınıp tanınamayacağına göre değerlendirilmelidir. Bu nedenle strateji, somut duruma göre belirlenmelidir.

Türk mahkemesinin yetkisi neye dayanır? (MÖHUK m. 41)

Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davalarında yetki, MÖHUK m. 41’de düzenlenmiştir. Bu hükme göre, Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları; yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede, bu yoksa ilgilinin sâkin (oturduğu) olduğu yer, Türkiye’de sâkin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde; bunların hiçbiri yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür. Böylece yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları da Türkiye’de boşanma davası açabilir.

Hangi ülkenin hukuku uygulanır? (MÖHUK m. 14)

Türk mahkemesi davaya baksa bile, uygulanacak maddi hukuk MÖHUK m. 14’e göre belirlenir. Buna göre boşanma ve ayrılık sebepleri ile hükümleri, öncelikle eşlerin müşterek millî hukukuna tabidir. Eşler ayrı vatandaşlıklardaysa (ortak milli hukuk yoksa) müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır. Yani Türk mahkemesi, somut olayda eşlerin ortak vatandaşlığı veya ortak yaşam yeri hukukunu uygulayabilir. Bu, yabancılık unsuru taşıyan boşanmalarda ‘hangi mahkeme’ ile ‘hangi hukuk’ sorularının ayrı ayrı ele alınmasını gerektirir.

Velayet ve nafaka hangi hukuka tabidir?

Boşanmada velayet ve velayete ilişkin konular da MÖHUK m. 14 kapsamında, kural olarak eşlerin ortak milli hukukuna (yoksa müşterek mutad mesken, o da yoksa Türk hukukuna) tabidir; ancak velayet konusunda Türkiye’nin taraf olduğu 1996 tarihli Lahey Sözleşmesi de etkilidir. Nafaka talepleri bakımından ise, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler önceliklidir; genel kural olarak nafaka, nafaka alacaklısının mutad meskeni hukukuna göre değerlendirilir. Geçici tedbir (tedbir nafakası gibi) taleplerine ise Türk hukuku uygulanır.

Aynı anda iki ülkede boşanma davası açılabilir mi?

Uygulamada aynı anda iki ayrı ülkede boşanma süreci yürütmek, çelişkili kararlar ve derdestlik (aynı davanın iki yerde görülmesi) sorunlarına yol açabilir. Genellikle bir ülkede karar kesinleştikten sonra, diğer ülkede bu kararın tanınması/tenfizi yoluna gidilmesi daha sağlıklıdır. Ayrıca önemli bir kural vardır: kişiler hukuku, aile hukuku ve miras hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda taraflar yetki sözleşmesi yapamaz; yani ‘davayı şu ülke mahkemesinde açalım’ şeklinde bağlayıcı bir anlaşma bu alanda geçerli olmaz. Bu nedenle nerede dava açılacağı dikkatle planlanmalıdır.

Türkiye’deki taşınmazların paylaşımı hangi hukuka tabidir?

Yabancılık unsuru taşıyan boşanmalarda mal rejimi, kural olarak MÖHUK m. 15’e göre (hukuk seçimi yoksa evlenme anındaki müşterek milli hukuk, yoksa müşterek mutad mesken, o da yoksa Türk hukuku) belirlenir. Ancak taşınmazlar bakımından özel bir kural vardır: bir taşınmazın tasfiyesine, o taşınmazın bulunduğu ülke hukuku uygulanır. Dolayısıyla eşlerin milli hukuku farklı olsa bile, Türkiye’de bulunan taşınmazların boşanmada tasfiyesine Türk hukuku uygulanır. Yurt dışındaki mallar için ise ilgili ülke hukuku ve o ülkedeki işlemler gündeme gelebilir.

Hangi ülkede dava açmak daha avantajlıdır?

Bunun tek bir doğru cevabı yoktur; her ülkenin usulü, dava süresi, nafaka ve mal rejimi rejimi farklıdır. Karar verirken; Türk mahkemesinin yetkili olup olmadığı, uygulanacak hukukun hangisi olacağı, çocukların ve malların bulunduğu yer ve verilecek kararın diğer ülkede tanınıp tanınamayacağı birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin Türkiye’de alınan bir kararın yabancı ülkede geçerli olması için o ülkede de tanıma/tenfiz gerekebilir. Bu çok boyutlu değerlendirme uzmanlık gerektirdiğinden, dava açmadan önce bir aile hukuku avukatından görüş almak önemlidir.

Milletlerarası boşanmada yanınızdayız

Yetki ve uygulanacak hukuk için uzman bir avukatla görüşün. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olay kendine özgüdür; somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk