Tanıma ve Tenfiz Davası: Yabancı Mahkeme Kararının Türkiye’de Hüküm Doğurması (MÖHUK 50-59)
25 Temmuz 2026

Tanıma ve Tenfiz Davası: Yabancı Mahkeme Kararının Türkiye’de Hüküm Doğurması (MÖHUK 50-59)

Yurt dışında verilen bir mahkeme kararı Türkiye’de kendiliğinden hüküm doğurmaz. Kararın Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için tanıma veya tenfiz kararı alınması gerekir. En sık karşılaşılan örnek, yurt dışında verilen boşanma kararlarının Türkiye’de nüfus kaydına işlenmesidir. İkisi arasındaki ayrım basittir: kararın yalnızca kesin hüküm ve kesin delil etkisi isteniyorsa tanıma, ayrıca icra edilebilmesi isteniyorsa tenfiz gerekir.

Yabancılar ve vatandaşlık işlemlerinde destek alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Fark

ÖlçütTanımaTenfiz
AmaçKesin hüküm ve kesin delil etkisiAyrıca icra edilebilirlik
Tipik örnekBoşanmanın nüfusa işlenmesiNafaka veya tazminatın icraya konması
Karşılıklılık şartıAranmazAranır

Bu son satır pratikte çok önemlidir: karşılıklılık (mütekabiliyet) bulunmayan ülkelerin kararları tenfiz edilemese bile tanınabilir. Boşanma kararlarının çoğunda yalnızca tanıma yeterli olduğundan, karşılıklılık tartışması gündeme gelmez.

Tenfiz Şartları (MÖHUK 54)

  • Karşılıklılık: Kararın verildiği devlet ile Türkiye arasında anlaşma, kanun hükmü veya fiilî uygulamaya dayanan karşılıklılık bulunmalıdır. (Tanımada aranmaz.)
  • Münhasır yetki bulunmaması: Karar, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemiş olmalıdır. Ayrıca davalının itirazı üzerine, uyuşmazlıkla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir mahkemece verilmiş olmamalıdır.
  • Kamu düzenine açıkça aykırı olmaması: Hükmün Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gerekir. Buradaki ölçüt dardır; kararın Türk hukukundan farklı olması tek başına aykırılık oluşturmaz.
  • Savunma hakkının ihlal edilmemiş olması: Aleyhine karar verilen taraf, o yer kanunlarına göre usulüne uygun şekilde davet edilmemiş, temsil edilmemiş veya kararlar bu kanunlara aykırı olarak gıyapta verilmişse ve bu kişi itirazda bulunursa tenfiz reddedilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir; uyuşmazlık aile hukukuna ilişkinse aile mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesidir. Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir.

Gerekli Belgeler

  • Yabancı mahkeme kararının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya örneği
  • Kararın kesinleştiğini gösteren şerh ya da belge
  • Bu belgelerin onanmış Türkçe tercümeleri
  • Apostil şerhi (ilgili ülke Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf ise) veya konsolosluk onayı
  • Nüfus kayıt örneği ve varsa vekâletname

Belgelerdeki eksiklikler davanın en sık uzama sebebidir. Özellikle kesinleşme şerhi ve apostil, dava açılmadan önce tamamlanmalıdır.

Yargılama ve Süre

Tanıma ve tenfiz davalarında mahkeme, yabancı kararın esasını yeniden incelemez. İnceleme yalnızca yukarıdaki şartların bulunup bulunmadığıyla sınırlıdır. Bu nedenle yargılama, klasik bir dava kadar uzun sürmez; belgeler tam ise süreç görece hızlı ilerler.

Taraflar birlikte başvurabilir; her iki tarafın da katılımı ve kabulü hâlinde süreç önemli ölçüde kısalır. Karar kesinleştikten sonra nüfus müdürlüğüne başvurularak kayıt güncellenir.

Boşanmada Özel Durum

Yurt dışında boşanan Türk vatandaşları, kararı Türkiye’de tanıtmadıkça nüfus kaydında evli görünmeye devam eder. Bu durum yeniden evlenme, miras ve nafaka gibi konularda ciddi sorunlar doğurur. Belirli şartlarla konsolosluk veya nüfus müdürlüğü nezdinde idari yoldan tescil imkânı da bulunmakla birlikte, tarafların bu yola elverişli olmadığı hâllerde tanıma davası zorunlu kalır.

Boşanmada İdari Tescil Yolu

Yurt dışında verilen boşanma kararları bakımından, belirli şartlarla mahkemeye gitmeksizin nüfus kaydının güncellenmesi imkânı bulunmaktadır. Bu yol için kural olarak tarafların birlikte ve bizzat başvurması aranır. Taraflardan biri başvurmuyorsa, vekille temsil kabul edilmiyorsa veya karar boşanma dışında velayet ve nafaka gibi hususları da içeriyorsa idari yol kapanır ve tanıma davası zorunlu hâle gelir.

İdari tescilin kanuni dayanağı: 5490 m.27/A

Bu yolun dayanağı, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’na 17/4/2017 tarihli ve 690 sayılı KHK’nin 4 üncü maddesiyle eklenen ve 1/2/2018 tarihli ve 7077 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesiyle kanunlaşan 27/A maddesidir.

Maddenin birinci fıkrası uyarınca; yabancı ülke adli veya idari makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar, dört şartın birlikte gerçekleşmesi hâlinde nüfus kütüğüne tescil edilir:

  1. Bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte başvurması,
  2. Kararın, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adli veya idari makam tarafından verilmiş olması,
  3. Kararın usulen kesinleşmiş olması,
  4. Kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.

Maddenin ikinci fıkrasına göre tescil işlemleri, yurt dışında kararın verildiği ülkedeki dış temsilcilikler, yurt içinde ise Bakanlıkça belirlenen nüfus müdürlükleri tarafından yapılır.

Üçüncü fıkra ise güvenlik supabıdır: bu maddede sayılan şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle tescil talebi reddedilen kararların Türkiye’de tanınması, 5718 sayılı MÖHUK uyarınca yapılır. Yani idari yol kapandığında dava yolu kapanmaz; yalnızca mecra değişir.

En pahalı hata: tescille yetinmek

Uygulamada sıkça karşılaşılan ve doğrudan hak kaybına yol açan hata şudur: 27/A ile boşanma statüsü nüfusta tescil edildiğinde dosyanın bittiği sanılır.

Oysa tescil, karardaki nafaka, tazminat ve velayet hükümlerine icra gücü kazandırmaz. İdari tescil yalnızca kişisel hâli — evli/bekâr statüsünü — düzeltir. Karardaki mali ve velayete ilişkin hükümleri işletmek isteyen taraf, tescile rağmen ayrıca tenfiz davası açmak zorundadır.

Doğru sıralama şudur: statüyü idari tescille hızla çözün; icra edilecek bir hüküm varsa tenfiz davasını paralel olarak yürütün. İki yolun sırayla değil eşzamanlı işletilmesi, hem nüfus kaydındaki belirsizliği erken kapatır hem de nafaka alacağında zaman kaybını önler.

Velayet ve Nafaka İçeren Kararlar

Yabancı boşanma kararı velayet düzenlemesi içeriyorsa, bu bölümün Türkiye’de hüküm doğurması için ayrıca değerlendirme yapılır; çocuğun üstün yararı ve kamu düzeni denetimi bu noktada devreye girer. Nafaka hükmü ise icra edilebilmesi için tenfiz gerektirir; yalnızca tanıma yeterli olmaz. Bu nedenle dilekçede talebin kapsamı hükümler bazında ayrıştırılmalıdır.

Kamu Düzeni Denetiminin Sınırı

Kamu düzenine aykırılık dar yorumlanır. Yabancı hukukun Türk hukukundan farklı olması, boşanma sebebinin Türk hukukunda bulunmaması ya da nafaka miktarının farklı esaslara göre belirlenmiş olması tek başına aykırılık oluşturmaz. Buna karşılık savunma hakkının hiç tanınmadığı, tarafın hiç haberdar edilmediği kararlar bu denetimde reddedilir.

Belgelerde Sık Yaşanan Aksaklıklar

  • Kesinleşme şerhinin bulunmaması — en yaygın eksiklik
  • Apostilin karara değil tercümeye vurulması
  • Tercümenin yeminli tercüman tarafından yapılmamış olması
  • Kararın yalnızca özetinin sunulması, tam metnin bulunmaması
  • Tarafların kimlik bilgilerinin nüfus kaydıyla uyuşmaması

Karar Sonrası Nüfus İşlemi

Tanıma kararı kesinleştikten sonra nüfus müdürlüğüne başvurularak medeni hâl kaydı güncellenir. Kadının soyadı, çocukların kaydı ve varsa mal rejimi tasfiyesine ilişkin sonraki işlemler bu tescile bağlıdır. Tescil yapılmadıkça, kişi Türkiye’de hukuken evli sayılmaya devam eder ve yeniden evlenemez.

Tanıma tenfiz dosyanız için destek

Süreler kısadır ve yanlış tercih geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Tanıma ve Tenfiz Davası Süreci: Adım Adım

  1. Kararı ve kesinleşme şerhini temin edin — Yabancı mahkeme kararının onanmış örneğini ve kesinleştiğini gösteren belgeyi alın.
  2. Apostil veya konsolosluk onayını tamamlayın — İlgili ülke Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf ise apostil şerhi ekletin; değilse konsolosluk onayı alın.
  3. Yeminli tercüme yaptırın — Karar ve eklerinin onanmış Türkçe tercümelerini hazırlatın.
  4. Doğru mahkemeyi belirleyin — Aile hukukuna ilişkinse aile mahkemesi, diğer hâllerde asliye hukuk mahkemesinde; yetki kurallarına göre dava açın.
  5. Kararı nüfusa işletin — Tanıma kararı kesinleştikten sonra nüfus müdürlüğüne başvurarak kaydınızı güncelletin.

Başvurunuzu doğru usulle yürütelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

MÖHUK m.50-59: Maddeler Neyi Söylüyor?

Tanıma ve tenfizin tamamı 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 50 ilâ 59 uncu maddeleri arasında düzenlenmiştir. Aşağıdaki harita, dosyanın hangi maddede düğümlendiğini görmeyi kolaylaştırır.

m.50 — Üç ön şart

Maddenin birinci fıkrası şöyledir: “Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.” Bu tek cümle üç ön şartı birden içerir:

  1. Yabancı bir mahkeme tarafından verilmiş ilâm bulunması,
  2. Kararın hukuk davalarına ilişkin olması,
  3. Kararın o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş olması.

Birinci şart pratikte en çok gözden kaçandır. MÖHUK yalnızca yabancı mahkeme ilâmlarının tanınması ve tenfizini düzenlediğinden, ilâm niteliği taşımayan kararlar bu yola konu edilemez. Mahkemenin yalnızca onama biçiminde katıldığı belgeler ilâm sayılmaz. Nitekim Yargıtay, tenfizi istenen belgenin arabuluculuk faaliyeti sonucu düzenlendiği bir dosyada, belge yabancı mahkemece onaylanmış olmasına rağmen 5718 sayılı Kanun’da arabulucular tarafından verilen kararın tenfizine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle tenfize konu edilemeyeceğini belirtmiştir.

Maddenin ikinci fıkrası ayrıca, yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebileceğini düzenler.

m.51 — Görev ve yetki

Görev bakımından kural nettir: “Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir.” Ancak “asliye mahkemesi” ifadesi tek bir mahkemeyi değil, bir mahkeme ailesini gösterir ve bu, uygulamada üç ayrı sonuç doğurur:

  • Aile hukukuna ilişkin kararlarda aile mahkemesi. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4 üncü maddesinin ikinci bendi gereği, boşanma ve aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi aile mahkemelerinde görülür. Aynı Kanun’un 2 nci maddesi uyarınca aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu dava ve işlere Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesince bakılır.
  • Ticari konularda asliye ticaret mahkemesi. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikten sonra asliye hukuk ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki “iş bölümü” olmaktan çıkıp görev ilişkisine dönüştüğünden, konusu ticari olan yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde asliye ticaret mahkemeleri görevlidir.
  • Diğer hâllerde asliye hukuk mahkemesi.

Yetki bakımından maddenin ikinci fıkrası üç kademeli bir sıra kurar: karar, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinden; yerleşim yeri yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden; Türkiye’de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir. Son ihtimalde üç yer arasında seçim hakkı davacıdadır.

m.52 — Kim isteyebilir?

Madde geniş bir sıfat tanır: “Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir.” Madde metninde yalnızca “tenfiz” kelimesi kullanılmışsa da, bu hükmün tanıma talepleri bakımından da uygulanacağı kabul edilmektedir. Dolayısıyla istem hakkı yalnızca yabancı davadaki taraflarla sınırlı değildir; hukuki yararı bulunan üçüncü kişiler de başvurabilir.

Tenfiz istemi dilekçe ile yapılır ve dilekçede tarafların ad, soyad ve adresleri, ilâmın hangi devlet mahkemesinden verildiği ile tarih ve numarası, hükmün özeti ve tenfiz kısmen isteniyorsa hangi kısım olduğu gösterilir.

m.54 — Esasa ilişkin dört şart

Ön şartlar sağlandıktan sonra mahkeme, 54 üncü maddedeki esas şartları inceler:

  • (a) Karşılıklılık (mütekabiliyet). Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiilî uygulama bulunması gerekir. Karşılıklılık akdî, kanunî veya fiilî olabilir; üçünden biri yeterlidir.
  • (b) Münhasır yetki ve aşırı yetki. İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması gerekir. Ayrıca davalının itiraz etmesi şartıyla, ilâmın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması aranır.
  • (c) Kamu düzeni. Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir. Buradaki eşik “aykırılık” değil “açıkça aykırılık”tır; sıradan bir hukuki farklılık yeterli değildir.
  • (ç) Savunma hakkı. Kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun şekilde çağrılmamış, temsil edilmemiş veya kararın gıyapta ya da yokluğunda kanuna aykırı biçimde verilmiş olması hâlinde, bu kişinin Türk mahkemesine itiraz etmesi koşuluyla tenfiz reddedilir.

Son iki şartın ortak özelliği önemlidir: (b) bendindeki aşırı yetki ile (ç) bendindeki savunma hakkı, mahkemece resen değil, davalının itirazı üzerine dikkate alınır. Davalı bu itirazları ileri sürmezse mahkeme kendiliğinden araştırmaz.

m.55 — Usul ve itiraz

Tanıma ve tenfiz davaları basit yargılama usulüne tabidir. Bu nedenle dilekçenin karşı tarafa tebliği zorunludur ve adil yargılanma hakkının gereği olarak emredici nitelikte kabul edilir. Davalı, tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen ya da tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu ileri sürerek itiraz edebilir.

m.57 — Tenfiz kararının sonucu

Tenfizine karar verilen yabancı ilâmlar, Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur. Yani tenfiz kararı bir icra takibi değildir; icra takibinin önünü açan hükümdür. Bu aşamadan sonrası klasik ilâmlı icra rejimidir.

m.58 — Tanımanın farkı: karşılıklılık aranmaz

Tanıma ile tenfiz arasındaki en somut fark buradadır. Madde uyarınca yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır; ancak tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. Yani tanımada karşılıklılık şartı aranmaz.

Bunun pratik sonucu büyüktür: Türkiye ile arasında karşılıklılık bulunmayan bir devletin mahkemesinden verilen boşanma kararı tenfiz edilemese dahi tanınabilir. Boşanma gibi yalnızca kesin hüküm etkisi aranan hâllerde bu ayrım dosyayı kurtarır.

Maddenin devamında iki genişletme daha vardır: ihtilafsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tabidir ve yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye’de idarî bir işlem yapılmasında da aynı usul uygulanır.

m.59 — Etkinin başlangıcı

Yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Yani etki, Türk mahkemesinin tanıma kararı tarihinden değil, yabancı kararın kesinleşme tarihinden başlar. Bu, aradaki dönemde doğan hukuki durumlar — miras, evlenme ehliyeti, nüfus kayıtları — bakımından belirleyicidir.

Bir dosyada maddelerin sırası

  1. m.50 — Elimdeki belge ilâm mı? Hukuk davasına mı ilişkin? Kesinleşmiş mi?
  2. m.51 — Görevli mahkeme aile, ticaret yoksa asliye hukuk mu? Yetkili yer neresi?
  3. m.52 — Hukuki yararım var mı? Dilekçe unsurları tam mı?
  4. m.53 — İlâmın usulen onanmış aslı veya onanmış örneği ile kesinleşme belgesi ve onanmış tercümeleri dosyada mı?
  5. m.54 — Tenfiz istiyorsam karşılıklılık var mı? Kamu düzeni ve savunma hakkı yönünden risk var mı?
  6. m.58 — Yalnızca tanıma yeterliyse karşılıklılık şartından kurtulur muyum?
  7. m.57 / m.59 — Kararın icrası ve etkisinin başlangıç tarihi nasıl işleyecek?

Belgelerin usulüne uygun onaylanması — özellikle apostil — bu zincirin en sık kopan halkasıdır: Apostil ve Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki

Sıkça Sorulan Sorular

Yurt dışında boşandım, Türkiye’de ne yapmalıyım?

Kararın Türkiye’de hüküm doğurması için tanıma davası açılması gerekir. Aksi hâlde nüfus kaydınızda evli görünmeye devam edersiniz. Belirli şartlarda idari tescil imkânı da bulunabilir.

Tanıma ile tenfiz arasındaki fark nedir?

Tanıma, kararın kesin hüküm ve kesin delil etkisi doğurmasını sağlar. Tenfiz ise ayrıca kararın Türkiye’de icra edilebilmesini sağlar. Karşılıklılık şartı yalnızca tenfizde aranır.

Mahkeme yabancı kararı yeniden inceler mi?

Hayır. Mahkeme kararın esasını yeniden incelemez; sadece MÖHUK’ta sayılan şartların bulunup bulunmadığını denetler.

Hangi mahkemede dava açılır?

Kural olarak asliye hukuk mahkemesi, aile hukukuna ilişkin kararlarda aile mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme karşı tarafın Türkiye’deki yerleşim yeri; yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biridir.

Bilgilendirme: Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Oran ve tutarlar mevzuat değişiklikleriyle güncellenebilir; işlem yapmadan önce güncel mevzuatı ve avukatınızı teyit edin.

İlgili Rehberler

Başvuru öncesi kontrol

Bir yolu seçmek diğerinin kapısını kapatabilir. Tercihi yapmadan önce karşılaştırın.

Randevu Talep Edin


Post by Av. Fatma Öztürk