Yabancı bir gerçek veya tüzel kişinin Türk mahkemesinde dava açması hâlinde, çoğu zaman esasa girilmeden önce bir engel çıkar: teminat. Latince adıyla cautio judicatum solvi olarak anılan bu yükümlülük, davanın kaybedilmesi hâlinde karşı tarafın giderlerinin ve zararının karşılıksız kalmasını önlemeye yöneliktir.
Bu yazı konuyu madde numaralarıyla ele alır: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 48 inci maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 84 ilâ 89 uncu maddeleriyle ilişkisi, karşılıklılığın üç türü, 6458 sayılı Kanundan doğan muafiyet, teminat gösterilmemesinin sonuçları ve tahkimdeki durum.
1) Hükmün Tam Metni: MÖHUK m.48
Kaynak hüküm iki fıkradan oluşur ve metni tartışmaya yer bırakmaz:
MADDE 48 – (1) Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
(2) Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.
Metnin iki unsuru özellikle önemlidir.
Birincisi, teminatın kapsamı geniştir. Hüküm yalnızca yargılama ve takip giderlerini değil, karşı tarafın zarar ve ziyanını da teminat kapsamına almıştır. Bu, teminatın sınırını Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki genel rejimden ayıran belirleyici farktır.
İkincisi, muafiyet takdirî değildir. İkinci fıkra “muaf tutabilir” değil “muaf tutar” demektedir. Karşılıklılık varsa mahkemenin muafiyet tanıma zorunluluğu bulunur.
2) MÖHUK m.48 ile HMK m.84 Arasındaki Fark
Türk hukukunda teminat kurumunun iki ayrı ayağı vardır ve bunlar sık karıştırılır.
| Ölçüt | MÖHUK m.48 | HMK m.84 |
|---|---|---|
| Kime uygulanır? | Yabancı gerçek ve tüzel kişiler | Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşı ile ödeme güçlüğü içindeki davacı |
| Teminatın kapsamı | Yargılama ve takip giderleri + karşı tarafın zarar ve ziyanı | Davalı tarafın muhtemel yargılama giderleri |
| Muafiyetin kaynağı | Karşılıklılık (m.48/2) | Kanunda sayılan hâller (m.85) |
| Kapsanan işlemler | Dava açma, davaya katılma, icra takibi | Dava açma, davacı yanında müdahale, takip |
Doktrinde ve uygulamada kabul edilen ölçüt şudur: teminat gösterme mecburiyeti ile muafiyet hâllerini düzenleyen HMK m.84-85, yabancılar bakımından MÖHUK m.48 karşısında uygulanmaz. Buna karşılık teminatın kararı, tutarı, şekli, gösterilmemesinin sonuçları ve iadesine ilişkin HMK m.86-89 hükümleri, yabancıların teminat yükümlülüğü bakımından da kural olarak uygulanır.
Bu ayrım pratikte şu anlama gelir: “hangi hâlde teminat gerekir” sorusunun cevabı MÖHUK’tadır; “teminat nasıl belirlenir, verilmezse ne olur” sorusunun cevabı HMK’dadır.
3) Teminat Bir Ön Koşuldur ve Re’sen Gözetilir
Yargısal uygulamada vurgulanan en önemli nokta budur: teminat gösterme yükümlülüğü, dava açmanın ve takip yapmanın ön koşuludur ve mahkemece re’sen gözetilmesi zorunludur.
Yani karşı taraf teminat itirazında bulunmasa dahi mahkeme bu hususu kendiliğinden değerlendirmek durumundadır. Bunun iki sonucu vardır:
- Davalı için: teminat itirazının süresinde ileri sürülmemiş olması, mahkemenin bu hususu dikkate almasına engel değildir.
- Davacı için: teminat konusu, dava açılmadan önce çözülmesi gereken bir meseledir; sonradan ortaya çıkması ciddi zaman kaybına yol açar.
Karşılıklılık var mı? Sözleşme, mevzuat ve fiilî uygulamayı birlikte tarayalım
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
4) Muafiyetin Anahtarı: Karşılıklılık (m.48/2)
MÖHUK m.48/2, muafiyeti tek bir ölçüte bağlar: karşılıklılık. Ancak bu kavram tek biçimli değildir; üç ayrı görünümü vardır ve her biri ayrı biçimde ispatlanır.
| Tür | Kaynağı | Nasıl ispatlanır? |
|---|---|---|
| Akdî karşılıklılık | Yabancının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasındaki ikili veya çok taraflı sözleşme | Sözleşme metni ve yürürlük durumu |
| Kanunî karşılıklılık | Yabancının vatandaşı olduğu ülkenin mevzuatının Türk vatandaşlarını teminattan muaf tutması | İlgili ülke mevzuatının ilgili hükmü |
| Fiilî karşılıklılık | Mevzuatta hüküm bulunmasa da, o ülkede Türk vatandaşlarından fiilen teminat istenmemesi | Fiilî uygulamaya ilişkin bilgi ve belgeler |
Bu üçlü ayrım pratikte hayati önem taşır: bir ülkeyle sözleşme bulunmaması muafiyetin yolunun kapalı olduğu anlamına gelmez. Kanunî veya fiilî karşılıklılık da tek başına muafiyet sağlar. Dolayısıyla teminat kararıyla karşılaşan yabancı davacının ilk yapması gereken, yalnızca sözleşme aramak değil, ilgili ülkenin usul mevzuatını ve fiilî uygulamasını da araştırmaktır.
Karşılıklılığın varlığı tartışmalı olduğunda, uygulamada ilgili bakanlıkların görüşüne başvurulmakta ve yargısal içtihat belirleyici olmaktadır.
Uluslararası sözleşmelerin rolü
Türkiye’nin taraf olduğu çok taraflı sözleşmelerden bazıları, taraf devlet vatandaşlarını teminat yükümlülüğünden açıkça muaf tutar. Hukuk usulüne ilişkin Lahey sözleşmeleri bu alanın klasik örnekleridir ve akdî karşılıklılığın en yaygın kaynağını oluşturur.
Bu nedenle dosyada ilk kontrol edilmesi gereken husus, davacının vatandaşı olduğu ülkenin bu sözleşmelere taraf olup olmadığıdır. Sözleşmeye taraflık, karşılıklılığı ayrıca ispatlama yükünü büyük ölçüde ortadan kaldırır.
5) Uluslararası Koruma Statüsü ve Teminat (6458 sayılı Kanun m.88)
Yargısal uygulamada geliştirilen ve pek çok metinde eksik kalan bir başlık daha vardır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 88 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, uluslararası koruma statüsü sahipleri karşılıklılık esasından ve teminat göstermekten muaf tutulur.
Bu hüküm, teminat kararı verilmeden önce mahkemenin belirli bir sıra izlemesini gerektirir:
| Sıra | Araştırılacak husus | Sonuç |
|---|---|---|
| 1 | Davacıya mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsü verilmiş mi? | Verilmişse 6458 m.88/1 uyarınca teminattan muaf |
| 2 | Davacı geçici koruma altında mı? | Ekonomik ve sosyal durumu araştırılır; adli yardımdan yararlanabiliyorsa teminattan muaf tutulur |
| 3 | Her ikisi de yoksa | MÖHUK m.48/1 uyarınca teminat gösterilmesi için süre verilir |
Bu sıralamanın atlanması, kararın bozulmasına yol açabilecek bir usul eksikliğidir. Uluslararası koruma dosyalarında teminat kararıyla karşılaşan davacının, öncelikle statüsünü belgelemesi gerekir.
Adli yardım usulü için adli yardım talebi dilekçesi örneğimize, harç ve gider rejimi için Harçlar 2026 rehberimize bakabilirsiniz.
6) “Yabancı” Kim Sayılır?
MÖHUK m.48 yükümlülüğü “yabancı gerçek ve tüzel kişiler” için öngördüğünden, ilk belirlenmesi gereken husus kişinin bu tanıma girip girmediğidir. Uygulamada sanıldığından daha çok tartışma bu noktada çıkar.
| Durum | Teminat yükümlülüğü | Gerekçe |
|---|---|---|
| Türk vatandaşı | MÖHUK m.48 uygulanmaz | Yabancı değildir; şartları varsa HMK m.84 gündeme gelir |
| Çifte vatandaş (aynı zamanda Türk vatandaşı) | Uygulanmaz | Türk hukuku bakımından Türk vatandaşı sayılır |
| Yalnızca yabancı devlet vatandaşı | Uygulanır | Karşılıklılık yoksa teminat aranır |
| Mavi kart sahibi | Kural olarak uygulanmaz | 5901 sayılı Kanun m.28 uyarınca Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanmaya devam eder |
| Vatansız kişi | Duruma göre değerlendirilir | Karşılıklılık kurulamayacağından statü ve sözleşme hükümleri belirleyicidir |
| Uluslararası koruma statüsü sahibi | Uygulanmaz | 6458 sayılı Kanun m.88/1 muafiyeti |
| Yabancı tüzel kişi | Uygulanır | Madde tüzel kişileri açıkça kapsar |
Mavi kart bakımından ayrıntı önemlidir: 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 28 inci maddesi, Türk vatandaşlığından çıkma izni alarak vatandaşlığı kaybeden kişilerin, kanunda sayılan istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam edeceğini düzenler. Bu nedenle mavi kart sahibinin dosyasında teminat kararı verilmişse, mavi kartın ibrazıyla birlikte kararın kaldırılması talep edilmelidir.
Vatandaşlık uyuşmazlıklarında izlenecek yol için 5901 sayılı Kanuna dayalı vatandaşlık davası dilekçesi örneğimize bakabilirsiniz.
7) Teminatın Belirlenmesi, Tutarı ve Şekli
Teminat kararı ve teminatın tutarı ile şekli, HMK’nın ilgili hükümlerine göre belirlenir. Mahkeme teminata karar verirken, uygun bir süre tayin eder ve teminatın türünü gösterir.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Tutarın belirlenmesi | Hâkimin takdirindedir; davanın değeri, muhtemel yargılama giderleri ve karşı tarafın uğrayabileceği zarar gözetilir |
| Teminatın türü | Nakit, banka teminat mektubu veya mahkemece uygun görülen diğer değerler |
| Süre | Mahkemece verilen kesin süre içinde yatırılmalıdır |
| Sonradan değişiklik | Yargılama sırasında koşullar değişirse teminatın artırılması veya azaltılması gündeme gelebilir |
| İade | Teminatı gerektiren sebep ortadan kalktığında veya dava sonuçlandığında iade edilir |
MÖHUK m.48’in kapsamı, tutarın belirlenmesinde de kendini gösterir. Hüküm zarar ve ziyanı da kapsadığından, yalnızca harç ve gider kalemleri üzerinden hesaplanan bir teminat eksik kalabilir; karşı tarafın uğrayabileceği zararın da gözetilmesi gerekir.
Kesin süre işliyorsa vakit dar: teminat veya muafiyet yolunu hızla belirleyelim
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
8) Teminat Gösterilmezse Ne Olur?
Sonuç, işlemin türüne göre değişir ve her ikisi de ağırdır.
| İşlem | Teminat yatırılmazsa |
|---|---|
| Dava | Dava usulden reddedilir |
| Davaya katılma | Katılma talebi reddedilir |
| İcra takibi | Takibin iptaline karar verilir |
Usulden ret kararının pratik sonucu, esasa hiç girilmemesidir. Bu nedenle zamanaşımı veya hak düşürücü süre sınırındaki dosyalarda teminat meselesinin zamanında çözülmemesi, hakkın esastan kaybedilmesine kadar gidebilir.
İcra takibi bakımından sonuç daha da nettir: yabancı alacaklının teminat göstermesi takip yapmanın ön koşulu olduğundan, teminatsız başlatılan takip iptal edilir. Yabancı ilamın Türkiye’de takibi konusunda ayrıca tenfiz kararının icrası yazımıza bakılabilir.
9) Teminat Kararına Karşı Ne Yapılabilir?
Teminat kararı verilmesi sürecin sonu değildir. Davacının önünde üç ayrı hareket alanı bulunur ve bunların hepsi verilen kesin süre içinde kullanılmalıdır.
| Yol | İçeriği | Ne zaman kullanılır? |
|---|---|---|
| Muafiyet talebi | Karşılıklılığın veya kanuni bir muafiyetin bulunduğunu belgelerle ortaya koymak | Teminat kararının tebliğinden hemen sonra |
| Tutarın azaltılması talebi | Belirlenen miktarın davanın değeri ve muhtemel giderlerle orantısız olduğunu ileri sürmek | Muafiyet yoksa, süre işlerken |
| Ek süre talebi | Teminat mektubu temini veya belge getirtilmesi için makul ek süre istemek | Süre dolmadan, gerekçesiyle |
Muafiyet talebinde en sık yapılan hata, iddianın soyut bırakılmasıdır. “Ülkemizde Türk vatandaşlarından teminat istenmemektedir” biçimindeki bir beyan tek başına yeterli görülmez. Talebin şu üç unsurdan en az birini somut olarak göstermesi gerekir:
- Sözleşme: adı, ilgili maddesi, Türkiye ve ilgili ülke bakımından yürürlük durumu,
- Mevzuat: ilgili ülkenin usul kanunundaki hükmün metni ve usulünce onaylanmış tercümesi,
- Fiilî uygulama: o ülkede Türk vatandaşlarından teminat istenmediğini gösteren bilgi ve belgeler.
Teminat kararı bir ara karar niteliğinde olduğundan, tek başına kanun yoluna götürülmesi kural olarak mümkün değildir; kararın hukuka aykırılığı, esas hükümle birlikte kanun yolu incelemesinde ileri sürülür. Bu nedenle teminatın yatırılmaması hâlinde verilecek usulden ret kararına karşı kanun yoluna başvurulurken, teminat kararının kendisine yönelik itirazların da ayrıca ve gerekçesiyle ileri sürülmesi gerekir.
Uygulamada kritik bir uyarı daha vardır: teminatın yatırılması, muafiyet iddiasından vazgeçildiği anlamına gelmez. Süre riski varsa ihtirazi kayıtla teminat yatırıp muafiyet talebini sürdürmek, hakkın esastan kaybedilmesini önleyen güvenli yoldur.
10) Sık Yapılan Bir Hata: Muafiyeti Dava Türüne Bağlamak
Uygulamada zaman zaman “aile hukukuna ilişkin davalarda teminat aranmaz” ya da “ihtiyati tedbir taleplerinde teminat gerekmez” biçiminde genellemelerle karşılaşılır. MÖHUK m.48 böyle bir ayrım yapmamaktadır.
Maddenin lafzına göre muafiyetin tek kaynağı karşılıklılıktır. Dava türüne göre muafiyet, ancak Türkiye’nin taraf olduğu bir sözleşmede ya da özel bir kanun hükmünde öngörülmüşse gündeme gelir. Bu nedenle:
- Muafiyet iddiası, dava konusuna değil, ilgili ülkeyle olan karşılıklılık ilişkisine ya da açık bir kanun hükmüne dayandırılmalıdır.
- Sözleşmeden doğan bir muafiyet ileri sürülüyorsa, sözleşmenin adı, ilgili maddesi ve Türkiye ile ilgili ülke bakımından yürürlük durumu gösterilmelidir.
- Genel geçer ifadelerle yapılan muafiyet talepleri, mahkemece kabul görmez.
11) Tahkimde Durum
Tahkim yargılaması, devlet mahkemesi önündeki yargılama değildir. Bu nedenle doktrinde ve uygulamada baskın görüş, MÖHUK m.48’in tahkim yargılamasına doğrudan uygulanmayacağı yönündedir. Hüküm açıkça “Türk mahkemesinde dava açan” ifadesini kullanmaktadır.
Bununla birlikte tahkimde teminat meselesi tümüyle gündem dışı değildir:
| Aşama | Teminat bakımından durum |
|---|---|
| Tahkim yargılaması | MÖHUK m.48 doğrudan uygulanmaz; taraflar arasındaki tahkim anlaşması ve uygulanacak tahkim kuralları belirleyicidir |
| Hakem kararının tenfizi | Devlet mahkemesi önünde görülen bir yargılama olduğundan teminat meselesi ayrıca değerlendirilir |
| Tahkim yargılamasına destek talepleri | Mahkemeden istenen ihtiyati tedbir ve delil tespiti gibi taleplerde genel usul hükümleri devreye girer |
Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi için ilgili incelememize, tahkimin genel çerçevesi için Tahkim Rehberimize bakabilirsiniz.
12) Tanıma-Tenfiz Davalarında Teminat
Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınması veya tenfizi için açılan dava da bir Türk mahkemesi önündeki davadır. Dolayısıyla davacı yabancı gerçek veya tüzel kişi ise, MÖHUK m.48 bu davalarda da uygulanır ve karşılıklılık yoksa teminat aranır.
Burada dikkat edilmesi gereken bir ayrım vardır: tenfiz şartları arasında yer alan MÖHUK m.54’teki karşılıklılık ile teminattan muafiyet sağlayan m.48/2’deki karşılıklılık aynı şey değildir.
| Ölçüt | MÖHUK m.48/2 | MÖHUK m.54 |
|---|---|---|
| Konusu | Teminattan muafiyet | Tenfiz şartı |
| Neye ilişkin? | Yabancının usulî yükümlülüğü | Yabancı ilamın Türkiye’de icra edilebilirliği |
| Tanımada uygulanır mı? | Evet, davacı yabancıysa | Hayır; tanımada mütekabiliyet aranmaz |
Bu iki karşılıklılığın karıştırılması, uygulamada sık rastlanan bir hatadır. Tanıma-tenfiz usulünün tamamı için MÖHUK m.50-59 incelememize bakabilirsiniz.
13) Yabancı Tüzel Kişiler Bakımından
MÖHUK m.48, yükümlülüğü açıkça “yabancı gerçek ve tüzel kişiler” olarak düzenlemiştir. Dolayısıyla yabancı şirketler, dernekler ve vakıflar da kapsam içindedir.
Yabancı yatırımcılar bakımından bunun pratik anlamı şudur: Türkiye’de açılacak ticari bir davada teminat yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı, dava açılmadan önce tespit edilmelidir. Aksi hâlde harç ve vekâlet masrafları yapıldıktan sonra dosya usulden reddedilebilir.
Kontrol edilecek noktalar şunlardır:
- Şirketin tabiiyeti ve o ülke ile Türkiye arasındaki karşılıklılık durumu,
- Türkiye’nin taraf olduğu ilgili sözleşmeler,
- Şirketin Türkiye’de şube veya temsilcilik yoluyla faaliyet gösterip göstermediği,
- Teminat istenmesi hâlinde teminat mektubu temini için gereken süre.
14) Belgelerin Usulü: Apostil ve Tercüme
Karşılıklılık iddiasını desteklemek için sunulacak yabancı belgeler, kendiliğinden delil değeri taşımaz. Yabancı devlet makamlarınca düzenlenen resmî belgelerin Türkiye’de bu vasfı taşıması, usulünce onaylanmalarına bağlıdır; Lahey Sözleşmesi’ne taraf ülkelerde bu onay apostil ile sağlanır.
Ayrıca belgelerin Türkçe tercümesiyle birlikte sunulması gerekir. Sıralama önemlidir: önce apostil, sonra tercüme. Ayrıntı için apostil rehberimize bakabilirsiniz.
15) Sık Yapılan Yedi Hata
- Teminatı yalnızca yargılama gideri sanmak. MÖHUK m.48, karşı tarafın zarar ve ziyanını da kapsar.
- HMK m.84-85’i yabancılara uygulamak. Bu maddeler yabancılar bakımından MÖHUK m.48 karşısında uygulanmaz.
- Muafiyeti yalnızca sözleşmede aramak. Kanunî ve fiilî karşılıklılık da tek başına muafiyet sağlar.
- Muafiyeti dava türüne bağlamak. MÖHUK m.48’de dava konusuna göre bir istisna öngörülmemiştir.
- Uluslararası koruma statüsünü belgelememek. 6458 sayılı Kanun m.88/1 açık bir muafiyet sağlar.
- Teminat kararını dava sonrasına bırakmak. Teminat, dava ve takibin ön koşuludur ve re’sen gözetilir.
- Kesin süreyi kaçırmak. Davada usulden ret, takipte iptal sonucu doğar.
16) Kontrol Listesi
- Tarafın tabiiyetini netleştirin: gerçek kişi mi, tüzel kişi mi; hangi devletin vatandaşı veya tabiiyetinde?
- Sözleşme taraması yapın: Türkiye ile o ülke arasında teminat muafiyeti içeren bir sözleşme var mı?
- Kanunî karşılıklılığı araştırın: o ülkenin usul mevzuatı Türk vatandaşlarını teminattan muaf tutuyor mu?
- Fiilî uygulamayı sorgulayın: mevzuatta hüküm yoksa dahi fiilen teminat isteniyor mu?
- Statü kontrolü yapın: davacı uluslararası koruma statüsü sahibi mi, geçici koruma altında mı?
- Adli yardım ihtimalini değerlendirin ve ekonomik durumu gösteren belgeleri hazırlayın.
- Belgeleri apostilletip tercüme ettirin; sıralamaya dikkat edin.
- Teminat mektubu için süre planlayın; kesin süre içinde temin edilememesi ret sebebidir.
Milletlerarası usul hukukunun diğer başlıkları için yabancı vasiyetnamenin geçerliliği (MÖHUK m.7) incelememize, yargılama usulünün genel çerçevesi için Yargılama Usulü Rehberimize bakabilirsiniz.
Türkiye’de dava veya takip mi açacaksınız? Teminat riskini önceden tespit edelim
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Sıkça Sorulan Sorular
Teminat yükümlülüğünün kanuni dayanağı nedir?
5718 sayılı MÖHUK’un 48 inci maddesidir. Buna göre Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Teminat sadece yargılama giderlerini mi kapsar?
Hayır. MÖHUK m.48/1, HMK m.84’ten farklı olarak yalnızca yargılama ve takip giderlerini değil, karşı tarafın zarar ve ziyanını da teminat kapsamına almıştır.
MÖHUK m.48 ile HMK m.84 arasındaki fark nedir?
MÖHUK m.48 yabancı gerçek ve tüzel kişilere uygulanır ve zarar-ziyanı da kapsar. HMK m.84 ise Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşı ile ödeme güçlüğü içindeki davacıya uygulanır ve davalının muhtemel yargılama giderleriyle sınırlıdır.
Yabancılara HMK m.85’teki muafiyet hâlleri uygulanır mı?
Teminat mecburiyeti ile muafiyet hâllerini düzenleyen HMK m.84-85, yabancılar bakımından MÖHUK m.48 karşısında uygulanmaz. Buna karşılık teminatın kararı, tutarı, şekli ve sonuçlarına ilişkin HMK m.86-89 hükümleri kural olarak yabancılara da uygulanır.
Teminat itirazı süresinde ileri sürülmezse ne olur?
Teminat gösterme yükümlülüğü dava açmanın ve takip yapmanın ön koşuludur ve mahkemece re’sen gözetilmesi zorunludur. Bu nedenle karşı taraf itiraz etmese dahi mahkeme bu hususu kendiliğinden değerlendirir.
Teminattan nasıl muaf olunur?
MÖHUK m.48/2 uyarınca mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar. Hüküm “muaf tutabilir” değil “muaf tutar” dediğinden, karşılıklılık varsa muafiyet zorunludur.
Karşılıklılığın türleri nelerdir?
Üç türü vardır: akdî karşılıklılık (Türkiye ile ilgili ülke arasındaki sözleşme), kanunî karşılıklılık (o ülkenin mevzuatının Türk vatandaşlarını muaf tutması) ve fiilî karşılıklılık (mevzuatta hüküm olmasa da fiilen teminat istenmemesi).
Sözleşme yoksa muafiyet imkânsız mı?
Hayır. Kanunî veya fiilî karşılıklılık da tek başına muafiyet sağlar. Bu nedenle yalnızca sözleşme aramak yeterli değildir; ilgili ülkenin usul mevzuatı ve fiilî uygulaması da araştırılmalıdır.
Karşılıklılık nasıl ispatlanır?
Akdî karşılıklılıkta sözleşme metni ve yürürlük durumu; kanunî karşılıklılıkta ilgili ülke mevzuatının ilgili hükmü; fiilî karşılıklılıkta ise fiilî uygulamaya ilişkin bilgi ve belgeler sunulur. Tartışmalı hâllerde ilgili bakanlıkların görüşüne başvurulmaktadır.
Mülteciler teminat göstermek zorunda mı?
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 88 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uluslararası koruma statüsü sahipleri karşılıklılık esasından ve teminat göstermekten muaf tutulur.
Geçici koruma altındakiler için durum nedir?
Yargısal uygulamada, geçici koruma altındaki kişilerin ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak adli yardımdan yararlanıp yararlanamayacağı, dolayısıyla teminattan muaf tutulup tutulmayacağı belirlenir.
Mahkeme hangi sırayı izlemeli?
Önce uluslararası koruma statüsünün bulunup bulunmadığı araştırılır; varsa muafiyet uygulanır. Yoksa geçici koruma durumunda adli yardım değerlendirmesi yapılır. Her ikisi de yoksa MÖHUK m.48/1 uyarınca teminat için süre verilir.
Teminat miktarını kim belirler?
Mahkeme belirler. Tutar hâkimin takdirindedir; davanın değeri, muhtemel yargılama giderleri ve karşı tarafın uğrayabileceği zarar gözetilir.
Teminat hangi şekillerde verilebilir?
Nakit, banka teminat mektubu veya mahkemece uygun görülen diğer değerlerle. Teminatın türü ve süresi mahkeme kararında gösterilir.
Teminat yatırılmazsa dava ne olur?
Verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse dava usulden reddedilir; davaya katılma talebi ise reddedilir.
İcra takibinde teminat yatırılmazsa?
Takibin iptaline karar verilir. Yabancı alacaklının teminat göstermesi takip yapmanın ön koşuludur.
Usulden ret kararının sonucu nedir?
Esasa hiç girilmemiş olur. Zamanaşımı veya hak düşürücü süre sınırındaki dosyalarda bu, hakkın esastan kaybedilmesine kadar gidebilir.
Aile hukuku davalarında teminat aranmaz mı?
MÖHUK m.48’de dava konusuna göre bir istisna öngörülmemiştir. Muafiyetin tek kaynağı karşılıklılıktır; dava türüne göre muafiyet ancak Türkiye’nin taraf olduğu bir sözleşmede ya da özel bir kanun hükmünde öngörülmüşse gündeme gelir.
İhtiyati tedbir talebinde teminat gerekir mi?
MÖHUK m.48 böyle bir istisna içermez. Muafiyet iddiası dava konusuna değil, karşılıklılık ilişkisine ya da açık bir kanun hükmüne dayandırılmalıdır.
Yabancı şirketler de teminat gösterir mi?
Evet. MÖHUK m.48 yükümlülüğü açıkça “yabancı gerçek ve tüzel kişiler” olarak düzenlemiştir; yabancı şirketler, dernekler ve vakıflar kapsam içindedir.
Tahkimde MÖHUK m.48 uygulanır mı?
Baskın görüşe göre hayır. Hüküm açıkça “Türk mahkemesinde dava açan” ifadesini kullandığından, tahkim yargılamasına doğrudan uygulanmaz. Ancak hakem kararının tenfizi devlet mahkemesi önünde görüldüğünden orada teminat meselesi ayrıca değerlendirilir.
Tanıma ve tenfiz davasında teminat aranır mı?
Evet. Tanıma-tenfiz davası da Türk mahkemesi önündeki bir davadır; davacı yabancı gerçek veya tüzel kişi ise MÖHUK m.48 uygulanır ve karşılıklılık yoksa teminat aranır.
m.48/2 karşılıklılığı ile m.54 karşılıklılığı aynı mı?
Hayır. m.48/2’deki karşılıklılık teminattan muafiyete ilişkindir; m.54’teki karşılıklılık ise tenfiz şartıdır. Ayrıca tanımada mütekabiliyet şartı aranmaz.
Karşılıklılığı ispat için sunacağım belgelerde ne aranır?
Yabancı devlet makamlarınca düzenlenen resmî belgelerin Türkiye’de bu vasfı taşıması usulünce onaylanmalarına bağlıdır; Lahey Sözleşmesi’ne taraf ülkelerde bu onay apostil ile sağlanır. Belgeler ayrıca Türkçe tercümesiyle sunulur.
Apostil mi önce, tercüme mi?
Önce apostil, sonra tercüme. Belge apostillenmeden çevrilirse apostil şerhi tercümeye dâhil edilmemiş olur ve belge geri çevrilebilir.
Dava açmadan önce ne yapmalıyım?
Tarafın tabiiyetini netleştirip Türkiye ile o ülke arasındaki karşılıklılık durumunu, ilgili sözleşmeleri ve varsa uluslararası koruma statüsünü önceden tespit etmelisiniz. Teminat istenmesi ihtimaline karşı teminat mektubu temini için süre planlanmalıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Karşılıklılık durumu ülkeden ülkeye ve zaman içinde değişebildiğinden, dava veya takip öncesinde güncel durumun teyit edilmesi gerekir.


