Yardım Nafakası Nedir? Anne-Babaya ve Kardeşe Bakma Yükümlülüğü (TMK 364)
27 Haziran 2026

Yardım Nafakası Nedir? Anne-Babaya ve Kardeşe Bakma Yükümlülüğü (TMK 364)

Nafaka denince akla çoğunlukla boşanma gelir; oysa boşanmadan bağımsız bir nafaka türü daha vardır: yardım nafakası. Bu nafaka, kişinin yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek yakınlarına bakma yükümlülüğünden doğar. Bu rehberde yardım nafakasının şartlarını ve nasıl talep edileceğini açıklıyoruz.

Nafaka konusunda hakkınızı doğru hesaplatın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

⚖️ Güncel Gelişme — Yoksulluk Nafakasında Değişim

Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla, TMK m.175/1’de yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. İptal hükmü, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu süre boyunca TMK m.175 eski hâliyle uygulanır: mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez ve ödeme yükümlülüğü devam eder. İptal edilen, yoksulluk nafakası kurumu değil nafakanın süresiz olma niteliğidir; iştirak (çocuk) nafakası bu karardan etkilenmez. Ayrıntı için AYM süresiz nafaka kararı (2026): ne değişti ve 9 aylık geçiş döneminde strateji rehberlerimize bakabilirsiniz.

Yardım Nafakası Nedir?

Yardım nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Bu nafaka boşanmayla ilgili değildir; aile bireyleri arasındaki dayanışma yükümlülüğünden kaynaklanır.

Kimler Yardım Nafakası İsteyebilir?

Yardım nafakası; anne-baba (üstsoy), çocuklar ve torunlar (altsoy) ile kardeşler arasında istenebilir. Kardeşlerden nafaka istenebilmesi için, nafaka yükümlüsünün refah içinde bulunması şartı aranır. Nafaka, talep edenin geçinmesi için zorunlu olduğu ölçüde ve yükümlünün ödeme gücüyle orantılı belirlenir. Yardım nafakasına hâkim re’sen hükmedemez; mutlaka talep gerekir.

Hangi Sırayla Talep Edilir?

Yardım nafakası, TMK 365/1 uyarınca mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak talep edilir: önce altsoy, sonra üstsoy, en son refah içindeki kardeşler. Bu bir tavsiye değildir; Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre sıra gözetilmeksizin açılan yardım nafakası davasının dinlenmesine olanak yoktur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/15058 E., 2016/2662 K.). Görevli mahkeme aile mahkemesi, yetkili mahkeme ise TMK 365’in son fıkrası uyarınca taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

Kanunun kurduğu üçlü yapı: TMK 364, 365 ve 366

Yardım nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 364-366. maddelerinde düzenlenir ve boşanmayla hiçbir bağlantısı yoktur. Kaynağı, belirli hısımlar arasındaki dayanışma yükümlülüğüdür; kanun koyucu bunu ahlaki bir ödev olmaktan çıkarıp hukuki bir yükümlülük hâline getirmiştir.

TMK 364 — kim, kime karşı yükümlü?

Madde metnine göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.

Yükümlü çevre kanunda sınırlı sayıda gösterilmiştir. Amca, dayı, hala, teyze, yeğen, kayınvalide veya damat bu kapsamda değildir. Eş ile ana babanın bakım borçları ise ayrı hükümlere tabidir ve bu maddenin dışındadır.

TMK 365 — dava hakkı, kapsam ve yetki

Madde şu unsurları düzenler: nafaka davası mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır; dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir; nafakanın yükümlülerin bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir; dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir; hâkim istem hâlinde iradın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Son fıkraya göre yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.

TMK 366 — kurumların rücu hakkı

Korunmaya muhtaç kişilerin bakımı, bununla yükümlü kurum tarafından sağlanır. Bu kurumlar, yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü kişiden isteyebilir. Uygulamada huzurevi veya bakım merkezinde kalan yaşlı bireyler bakımından bu hüküm sık gündeme gelir.

Mirasçılıktaki sıra: uygulamada davayı en çok düşüren kural

TMK 365/1’deki “mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır” ifadesi, uygulamada tavsiye niteliğinde bir yönlendirme değildir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre sıra takip edilmeksizin açılan yardım nafakası davasının dinlenmesine olanak yoktur (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/15058 E., 2016/2662 K.; 2016/17247 E., 2017/6724 K.).

Sıra nasıl işler?

Miras hukukundaki tertip esas alınır. Nafaka isteyen kişi, kendisine önce kim mirasçı olacaksa öncelikle ona yönelmek zorundadır. Pratikte sıra şöyle kurulur:

  • Birinci sıra — altsoy: çocuklar, torunlar.
  • İkinci sıra — üstsoy: ana ve baba, gerektiğinde büyükana ve büyükbaba.
  • Üçüncü sıra — kardeşler: yalnızca refah içinde bulunmaları koşuluyla.

Bunun somut sonucu şudur: ana babasından nafaka isteyen bir kişi, öncelikle kendi çocuklarının nafaka ödeyecek durumda olmadığını ortaya koymalıdır. Aksi hâlde dava sıra kuralına aykırılıktan reddedilir. Bu, dilekçe aşamasında planlanması gereken bir husustur.

Aynı sırada birden çok kişi varsa

Nafaka yükümlülüğü, ödeme güçleri oranında aralarında paylaştırılır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03.03.2016 tarihli, 2015/17254 E. ve 2016/3205 K. sayılı kararında, nafaka miktarı belirlenirken mirasçılıkta aynı sırada yer alan kişilerin nafakaya katılma yükümlülüklerinin de dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Yükümlülerden birinden veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim, TMK 365/3 uyarınca onların yükümlülüğünü azaltabilir veya tümüyle kaldırabilir.

Kardeşlerde “refah” ölçütü

Kardeşin nafaka yükümlülüğü için sıradan bir gelir yetmez; refah içinde bulunması aranır. Uygulamada refah, kişinin geleceği için kaygı duymadan, toplumun lüks saydığı ihtiyaçları da karşılayabilecek durumda olması şeklinde değerlendirilir. Bu, kardeşler bakımından eşiği belirgin biçimde yükselten bir ölçüttür.

Şartlar ve ispat

Davacı tarafta: yoksulluğa düşecek olmak

Aranan, kişinin kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun olmasıdır. Mutlak bir sefalet aranmaz; asgari yaşam standartlarını karşılayamamak yeterlidir. Gelirsizlik, süreğen hastalık, ileri yaş, engel veya çalışma gücünün yitirilmesi tipik dayanaklardır.

Davalı tarafta: ödeme gücü

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2017 tarihli, 2016/19061 E. ve 2017/9116 K. sayılı kararında denge şöyle kurulmuştur: kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise kanunda sayılan kişilerden yardım nafakası isteyebilir; ne var ki bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi de asıldır. Nafaka, davacının geçinmesi için yeterli ve yükümlünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK 4’teki hakkaniyet ilkesi gözetilerek takdir edilir.

İspat yükü nasıl dağılır?

Davacı, yoksulluk içinde olduğunu ve nafaka istediği kişiyle arasında kanunda sayılan hısımlık bağının bulunduğunu ortaya koyar. Davalının ödeme gücünü baştan ispat etmek zorunda değildir; bu husus mahkemece sosyal ve ekonomik durum araştırmasıyla belirlenir. Araştırmada gelir belgeleri, SGK kayıtları, tapu ve araç kayıtları, banka hareketleri, vergi ve ticaret sicili kayıtları incelenir.

Gönüllü yardım davayı düşürmez

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 22.01.2007 tarihli, 2006/18804 E. ve 2007/17 K. sayılı kararında, davacının düzenli biçimde davalıdan yardım almış olmasının nafaka talebinin reddini gerektirmeyeceği; nafaka yükümlüsü kendi rızasıyla ödeme yapmadığı takdirde onu yardıma zorlayan bir nafaka hükmü bulunması gerektiği belirtilmiştir. “Zaten yardım ediyorum” savunması tek başına sonuç doğurmaz.

Usul, tahsil ve değişen koşullar

Görevli ve yetkili mahkeme

Talep aile hukukundan kaynaklandığından görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Yetki bakımından TMK 365’in son fıkrası, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Bu düzenlemenin gerekçesi, yoksulluk içindeki hısımın imkânsızlıkları yüzünden davasını hiç açamaması sonucunu önlemektir; davacı kendi yerleşim yerinde de dava açabilir.

Talep şart: re’sen hükmedilmez

İştirak nafakasından farklı olarak yardım nafakasına hâkim kendiliğinden hükmedemez. Dava açılmadan nafaka doğmaz.

Dava tarihindeki koşullar esas alınır

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21 Mart 2018 tarihli kararına göre yardım nafakası davasında mahkemece davanın açıldığı tarihteki koşullar dikkate alınmalıdır. Geriye dönük dönem için nafaka talebi kural olarak sonuç doğurmaz; bu nedenle ihtiyaç doğduğunda davayı geciktirmemek gerekir.

Karar kesinleşmeden icra edilebilir

HMK 367/2’ye göre kişiler hukuku ve aile hukukuna ilişkin kararlar kural olarak kesinleşmedikçe yerine getirilemez; nafaka hükümleri bu kuralın istisnasıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 12.01.2015 tarihli, 2014/3017 E. ve 2015/114 K. sayılı kararında yardım nafakasına ilişkin kararın kesinleşmeden icraya konu edilebileceği belirtilmiştir. Ödenmemesi hâlinde İİK 344 uyarınca icra ceza mahkemesine şikâyetle tazyik hapsi istenebilir.

Koşullar değişirse

Tarafların mali durumu veya nafaka alacaklısının ihtiyaçları değişirse nafakanın artırılması ya da azaltılması istenebilir. Hâkim ayrıca TMK 365 uyarınca, istem hâlinde iradın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini baştan karara bağlayabilir; bu, her yıl yeniden dava açma yükünü ortadan kaldırır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebildiğinden, somut durumunuz için bir avukata danışmanız ve kanun metinlerini güncel hâliyle teyit etmeniz önerilir.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Maddenin Üçüncü Cümlesi: “Saklıdır” Kaydı

TMK m.364 üç cümleden oluşur ve üçüncü cümle çoğu zaman atlanır. Oysa yardım nafakasının hangi ilişkilerde uygulanmayacağını belirleyen kayıt oradadır.

Madde şöyledir: herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.

Üçüncü cümlenin anlamı. Eşler arasındaki yükümlülük ile ana babanın çocuğa karşı bakım borcu ayrı hükümlere tâbidir ve bunlar saklı tutulmuştur. Yani:

Eşler arasında yardım nafakası istenmez; eşin yükümlülüğü evlilik birliğine ilişkin hükümlerden (TMK m.185’teki yardım yükümlülüğü, ayrı yaşamada m.197, boşanmada m.175) doğar.

Ana babanın küçük çocuğa karşı yükümlülüğü de yardım nafakası değil bakım borcudur; iştirak nafakasına ilişkin hükümler uygulanır. Çocuk ergin olduktan sonra ise devreye yardım nafakası girer.

Kapsam kapalıdır. Kanun nafaka yükümlülerini tek tek saymıştır: üstsoy, altsoy ve kardeşler. Bunun dışındaki kimselerin nafaka verme yükümlülüğü yoktur. Amca, dayı, hala, teyze, yeğen ve kayın hısımları bu kapsamda değildir.

Kurumun niteliği. Yargı uygulamasında yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olarak nitelendirilir; ahlâk kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödev olarak değerlendirilir. Bu nitelendirme, kusur aranmamasını da açıklar: yardım nafakasında kimsenin kusuru tartışılmaz.

İlişkiUygulanan hüküm
Üstsoy, altsoy, kardeşlerYardım nafakası (m.364)
Kardeşlerde ek şartRefah içinde bulunma
Eşler arasındaEvlilik hükümleri — saklı
Küçük çocuğa karşıBakım borcu — saklı
Amca, dayı, teyze, yeğenKapsam dışı
KusurTartışılmaz

“Yoksulluk” Ölçütü Nasıl Belirlenir?

Maddenin uygulanmasındaki asıl tartışma, yoksulluk kavramının içeriğidir. Yargı uygulamasında bu kavram kalem kalem tanımlanmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.10.1998 tarihli ve 1998/656-688 sayılı kararında; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddî varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu tanımın iki pratik sonucu vardır. Birincisi: ölçüt mutlak yoksunluk değil, zorunlu giderleri karşılayamama hâlidir. İkincisi: sayılan kalemler bir kontrol listesi işlevi görür; dilekçede bu başlıklar altında somut rakamlar ve belgeler sunulması gerekir.

Yoksulluğa düşmüş olmak şart değildir. Kanun “yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan” ifadesini kullanmıştır. Bu nedenle talep anında yoksulluğa düşmüş olmak zorunlu değildir; yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşme tehlikesinin bulunması yeterlidir.

İspat yükü. Yoksulluk içinde bulunduğunu ya da bu tehlikeyle karşı karşıya olduğunu ispat yükü talep edene aittir. Buna karşılık davalının ödeme gücünü ispat yükü davacıda değildir; mahkeme sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırır.

KonuÖlçüt
Yoksulluk kalemleriYeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, eğitim
DayanakHGK 07.10.1998, 1998/656-688
EşikMutlak yoksunluk değil, zorunlu gideri karşılayamama
ZamanlamaDüşmüş olmak şart değil; tehlike yeterli
İspat yüküTalep edende; ödeme gücü re’sen araştırılır

Miktar Nasıl Belirlenir? İki Yönlü Denge

Yardım nafakasında miktar, yalnız talep edenin ihtiyacına göre değil iki tarafın durumu birlikte tartılarak belirlenir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 15.06.2017 tarihli, 2016/21322 E., 2017/10233 K. sayılı kararında ölçüt şöyle ifade edilmiştir: kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, yasa maddesinde sayılı kişilerden yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır.

Aynı kararda hesabın nasıl yapılacağı da gösterilmiştir: belirlenen nafakanın, nafaka isteyenin geçinmesi için gerekli ve nafaka yükümlüsünün geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK m.4’teki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.

TMK m.4 uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

Üç ölçüt birlikte işler: talep edenin zorunlu ihtiyaçları, yükümlünün ödeme gücü ve hakkaniyet. Yükümlünün kendisinin geçim sıkıntısına düşeceği bir miktara hükmedilemez.

Dosyaya sunulacaklar. Talep eden bakımından gelir belgesi ya da gelirsizlik kaydı, kira sözleşmesi, sağlık ve tedavi giderleri, öğrenim belgesi; yükümlü bakımından ise mahkemece yaptırılacak sosyal ve ekonomik durum araştırması belirleyicidir.

Ölçütİçeriği
Talep edenin durumuGeçinmesi için gerekli ölçü
Yükümlünün durumuGeliriyle orantılı
SınırYükümlü geçim sıkıntısına düşürülmez
Genel ilkeHakkaniyet — TMK m.4
Dayanak kararY3HD 2016/21322 E., 2017/10233 K.

Kim Açar, Nerede Açılır, Nasıl Tahsil Edilir?

Davanın kurulmasında üç usul noktası belirleyicidir.

Kim açabilir? Kural olarak nafakayı bizzat talep edecek kişinin dava açması gerekir. İstisnaen dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir. Bu, bakımı fiilen üstlenen kurumların masraflarını talep edebilmesini sağlar.

Görev. Yardım nafakası davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Davanın açılacağı yerde aile mahkemesi bulunmuyorsa, asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar ve kararında bu sıfatı belirtir.

Yargılama usulü. Aile hukukuna ilişkin bu davalar basit yargılama usulüne tâbidir. Bunun sonucu olarak taraflar delillerini dilekçeleriyle birlikte ve hangi vakıanın delili olduğunu belirterek sunmak zorundadır.

Tahsil. Nafaka hükmü kesinleştiğinde ilamlı icra yoluyla takip edilir. Nafaka alacakları bakımından ayrıca güçlü bir rejim vardır: nafaka hükmünün temyiz edilmesi ilâmın icrasını durdurmadığı gibi, teminat karşılığında dahi nafaka ilâmının icrasının durdurulmasına karar verilemez.

Ödenmezse. Nafaka hükmüne uymayan borçlu bakımından İcra ve İflâs Kanunu’nun 344. maddesi devrededir; nafaka borcunun ödenmemesi, kanunda öngörülen usul ve süreler içinde şikâyet üzerine tazyik hapsi yaptırımını gündeme getirir.

Değişen koşullar. Yardım nafakası da sabit değildir; tarafların durumunda değişiklik olması hâlinde miktarın yeniden belirlenmesi ya da nafakanın kaldırılması istenebilir.

KonuKural
DavacıBizzat ilgili; istisnaen bakan kurum
Görevli mahkemeAile mahkemesi
Yargılama usulüBasit; deliller dilekçeyle
Tahsilİlamlı icra
Tehiri icraTeminatla dahi mümkün değil
ÖdenmezseİİK m.344 — tazyik hapsi

Ergin Çocuğun Eğitim Süresince Nafakası

Uygulamada en sık karşılaşılan yardım nafakası tipi, öğrenimi süren ergin çocuğun ana babasından talep ettiği nafakadır. Bu durumun ayrı bir hukukî zemini vardır.

Geçiş noktası. Çocuk küçükken ödenen nafaka iştirak nafakasıdır ve ana babanın bakım borcuna dayanır. Çocuk ergin olduğunda bu nafaka kural olarak sona erer. Ancak öğrenim devam ediyorsa yükümlülük tümüyle ortadan kalkmaz.

Kanunî dayanak. Türk Medenî Kanunu, çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve babanın durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü olduklarını öngörür.

İki fark. İştirak nafakası ile bu nafaka arasında iki temel fark vardır. Birincisi — talep: iştirak nafakası boşanma hükmüyle veya velâyet sahibi ebeveynin talebiyle belirlenirken, ergin çocuk nafakayı bizzat kendisi dava ederek ister. İkincisi — ölçü: yükümlülük “kendilerinden beklenebilecek ölçüde” olduğundan, ana babanın malî durumu doğrudan tartılır.

Ne ispatlanmalı? Üç unsur gösterilmelidir: öğrenimin fiilen devam ettiği (öğrenci belgesi, ders kaydı), kendi geliriyle geçinemediği ve ana babanın ödeme gücü. Öğrenimin makul süre içinde ve düzenli biçimde sürdürülmesi de değerlendirmede gözetilir.

Sıra kuralıyla ilişkisi. Ergin çocuğun ana babasına yönelmesi, yardım nafakasındaki mirasçılıktaki sıra düzeniyle de uyumludur; altsoy ile üstsoy arasındaki bu ilişki doğrudan kurulabilir.

 İştirak nafakasıErgin çocuk nafakası
DayanakBakım borcuEğitim süresince yükümlülük
Kim talep ederVelâyet sahibiÇocuk bizzat
SüreErginliğe kadarEğitim sona erinceye kadar
Ölçüİhtiyaç ve ödeme gücüBeklenebilecek ölçüde
İspat—Öğrenci belgesi ve gelir durumu

Sıkça Sorulan Sorular

Yardım nafakası kimlerden istenebilir?

TMK 364’e göre üstsoy (ana baba, büyükana büyükbaba), altsoy (çocuklar, torunlar) ve kardeşlerden istenebilir. Kardeşlerin yükümlülüğü ayrıca refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya kayın hısımları bu kapsamda değildir.

Mirasçılıktaki sıra kuralı ne demek?

TMK 365/1’e göre dava, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır: önce altsoy, sonra üstsoy, en son refah içindeki kardeşler. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre sıra gözetilmeksizin açılan dava dinlenemez (Y3HD 2015/15058 E., 2016/2662 K.).

Ana babamdan nafaka isteyeceğim, ne ispat etmeliyim?

Yoksulluğa düşecek olduğunuzu ve hısımlık bağını ortaya koymanız gerekir. Ayrıca sıra kuralı gereği, kendi çocuklarınızın nafaka ödeyecek durumda olmadığını da göstermeniz beklenir. Davalının ödeme gücünü ispat yükü sizde değildir; mahkeme sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırır.

Kardeşimden nafaka isteyebilir miyim?

İsteyebilirsiniz, ancak eşik yüksektir. TMK 364/2’ye göre kardeşlerin nafaka yükümlülüğü refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Uygulamada refah, kişinin geleceği için kaygı duymadan toplumun lüks saydığı ihtiyaçları da karşılayabilmesi şeklinde değerlendirilir.

Dava hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir; bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. TMK 365’in son fıkrasına göre yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir, dolayısıyla davacı kendi yerleşim yerinde de dava açabilir.

Nafaka miktarı neye göre belirlenir?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2017 tarihli 2016/19061 E., 2017/9116 K. sayılı kararına göre nafaka, davacının geçinmesi için yeterli ve yükümlünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK 4’teki hakkaniyet ilkesi gözetilerek takdir edilir. Yükümlünün geçim sıkıntısına düşürülmemesi de esastır.

Yükümlü zaten gönüllü yardım ediyorsa dava reddedilir mi?

Hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 22.01.2007 tarihli 2006/18804 E., 2007/17 K. sayılı kararına göre düzenli yardım alınmış olması talebin reddini gerektirmez; yükümlü kendi rızasıyla ödeme yapmadığı takdirde onu yardıma zorlayan bir nafaka hükmü bulunmalıdır.

Bakımı üstlenen kurum masraflarını isteyebilir mi?

Evet. TMK 365/3’e göre dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir. TMK 366’ya göre bu kurumlar korunmaya muhtaç kişiler için yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsünden isteyebilir.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Bu içerik Aile ve Boşanma Hukuku alanındadır.

Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Nafaka talebinizi veya itirazınızı birlikte kurgulayalım

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Post by Av. Fatma Öztürk