03 Kasım 2026

Sigorta Şirketi Şirketime Rücu Davası Açtı 2026: Halefiyetin Sınırları, Zamanaşımı ve Savunmalar — TTK m.1472, 1481, 855; CMR m.32; İİK m.67

Sigorta şirketi, sigortalısına ödediği tazminatı şirketinizden ancak kendi sigortalısının sizden isteyebileceği kadar ve ödediği tutarla sınırlı olarak isteyebilir. TTK m.1472 uyarınca sigortacı tazminatı ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçer; sigortalının size karşı bir dava hakkı varsa bu hak, ödenen tutar kadar sigortacıya geçer. Bu nedenle ilk sorular şunlardır: ödeme poliçe teminatı içinde mi yapıldı (teminat dışı “lütuf ödemesi” halefiyet doğurmaz), sigortalının size karşı gerçekten bir hakkı var mıydı, kusur ve illiyet bilirkişiyle kanıtlanabiliyor mu, süre asıl ilişkiye göre dolmuş mu? Taşımada TTK m.855 ve CMR m.32’deki bir yıllık süreler, yangın ve komşuluk zararlarında haksız fiilin iki ve on yıllık süreleri öne çıkar. İcra takibi geldiyse ödeme emrine yedi gün içinde itiraz edilir (İİK m.62); itirazın iptali davasında alacak likit değilse icra inkâr tazminatı reddedilebilir.

Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Bu rehber, bir sigorta şirketinin sigortalısına ödediği tazminatı halefiyet yoluyla kendisinden istediği şirket için yazıldı: komşu işyerine sıçrayan yangın, taşınan yükteki hasar, kiralanan yerde çıkan yangın, yüklenicinin veya bakım firmasının işinden doğan zarar. Rücu ihtarnamesi, ödeme emri ya da dava dilekçesi geldiğinde neye bakılacağını; halefiyetin şartlarını (TTK m.1472, 1481), lütuf ödemesini, sigortalıya karşı ileri sürülebilecek def’ileri, asıl ilişkiye göre değişen zamanaşımını (TBK m.72, TTK m.855, CMR m.32), kusur, illiyet ve bilirkişi incelemesini, görevli mahkemeyi, icra takibine itirazı ve icra inkâr tazminatını (İİK m.62, 67), dava şartı arabuluculuğu (TTK m.5/A; 6325 m.18/B) ve usul tuzaklarını anlatır. Sonda bir savunma kontrol listesi, adım adım yol haritası ve sık sorulan sorular yer alır.

Bir sabah şirkete bir sigorta şirketinden yazı gelir: “Sigortalımız … A.Ş.’nin işyerinde … tarihinde çıkan yangından doğan … TL hasarı ödedik; TTK m.1472 uyarınca sigortalımızın haklarına halef olduk; bu tutarı faiziyle ödemenizi, aksi hâlde yasal yollara başvuracağımızı bildiririz.” Bazen yazı yerine doğrudan icra müdürlüğünden bir ödeme emri ya da arabuluculuk bürosundan bir davet gelir. Şirketin ne sigorta şirketiyle bir sözleşmesi vardır ne de hasarın ne kadar olduğundan haberi vardır. Hasar tespit edilirken çağrılmamış, eksper raporunu görmemiş, ödemenin hangi kalemlere yapıldığını bilmemektedir.

Bu yazı tam olarak o şirket için yazıldı. Sigortacının halefiyet hakkının doktrindeki yeri, birden çok sigortacı ve sorumlu olduğunda iç ilişki ve müteselsil sorumluluk ayrıntısı için birden çok sigortalı ve sorumlu hâlinde rücu ve halefiyet yazımıza bakabilirsiniz. Trafik sigortacısının kendi sigortalısına KTK m.95 uyarınca rücuu ise farklı bir rejimdir; o konu sigortanın rücu davası ve rücu sebepleri yazımızda, takibe itiraz ve menfi tespit dilekçesi de sigorta rücu takibine itiraz ve menfi tespit dilekçesi sayfamızda ele alındı. Burada ise konu, sigortacının sözleşme ilişkisi bulunmayan bir üçüncü kişiye, yani zarara sebep olduğu ileri sürülen şirkete yönelttiği talep ve o şirketin savunmasıdır.

Sigorta Şirketi Neden Size Dönüyor? Halefiyet Kısaca

TTK m.1472/1 bakımından kural şudur: “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.” Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, bu hak tazmin edilen bedel kadar sigortacıya geçer. Sorumlulara karşı daha önce bir dava veya takip başlatılmışsa sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayına gerek olmadan, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek davayı veya takibi kaldığı yerden sürdürebilir. Maddenin ikinci fıkrası iki şey daha söyler: sigortalı, sigortacıya geçen hakları ihlal edecek biçimde davranırsa sigortacıya karşı sorumlu olur; sigortacı zararın yalnız bir kısmını ödemişse sigortalı kalan kısım için sorumlulara başvurma hakkını korur.

Sorumluluk sigortalarında aynı yapı TTK m.1481’de düzenlenmiştir: sigortacı tazminatı ödedikten sonra hukuken sigortalının yerine geçer, sigortalının sorumlulara karşı dava hakkı tazmin edilen bedel tutarında sigortacıya ait olur; derdest dava veya takip aynı şekilde sürdürülebilir; sigortalı veya zarar gören, sigortacıya geçen hakları ihlal edecek şekilde davranırsa sigortacıya karşı sorumlu olur. Talep bir mal sigortasından (yangın, işyeri paket, emtia nakliyat, makine) kaynaklanıyorsa m.1472, bir sorumluluk sigortacısı ödeme yapıp başka bir sorumluya dönüyorsa m.1481 uygulanır; ikisinde de sigortacının hakkı ödediği tutarla ve sigortalının hakkıyla sınırlıdır.

Halefiyetin savunma bakımından en önemli sonucu, sigortacının yeni ve bağımsız bir alacak kazanmamasıdır. Hukuki Haber’de yayımlanan bir makalede aktarıldığına göre Yargıtay’ın 22.03.1944 tarihli, 37/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, sigortacının açtığı davanın sigorta poliçesinden doğan bir dava olmadığını, “aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibi” olduğunu belirtir; aynı makalede aktarılan 17.01.1972 tarihli, 2/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da haksız eyleme dayanan rücu davalarında haksız eylem kurallarının uygulanacağını ve sigortacının açtığı davanın, sigorta ettirenin aynı kişi aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi olup aynı tarihte başlayacağını kabul eder. Yani şirketinizin karşısında, sigortalının yerine geçmiş bir alacaklı vardır; sigortalı sizden ne isteyebiliyorsa sigortacı da en fazla onu isteyebilir.

Bu ilkenin bir yansıması TBK m.188’de de görülür: alacağın sözleşmeyle devrinde borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir. Halefiyet kanundan doğar ve ayrıca yazılı bir devir gerektirmez (alacağın sözleşmeyle devrinde TBK m.184 yazılı şekil arar); ama mantık aynıdır: yeni alacaklı, eski alacaklının konumunu iyileştirmeden devralır. Alacağın devri ve halefiyetin genel kuralları için alacağın devri ve halefiyet yazımıza bakabilirsiniz.

Rücu talebinin tipik görünümleri ve dayanılan sorumluluk sebebi

OlaySigortacının talebinin dayandığı ilişkiİlk bakılacak nokta
Şirketinizin işyerinden komşu işyerine sıçrayan yangınSözleşme dışı sorumluluk: kusur sorumluluğu (TBK m.49), bina veya yapı kaynaklıysa yapı malikinin sorumluluğu (TBK m.69), taşınmaz malikinin sorumluluğu (TMK m.730)Yangının çıkış yeri ve sebebi; itfaiye raporu; tesisatın kime ait olduğu
Taşıdığınız yükte hasar veya ziyaTaşıma sözleşmesi: yurt içinde TTK m.875 vd., uluslararası karayolunda CMRBir yıllık zamanaşımı; ambalaj ve yükleme; sorumluluk sınırı
Kiraladığınız yerde çıkan ve malikin binasına zarar veren yangınKira sözleşmesi (özenle kullanma, TBK m.316; geri verme, TBK m.334) ve haksız fiilYangın kiracının kullanımından mı, binanın kendi tesisatından mı çıktı?
Yüklenici olarak yaptığınız işten doğan zararEser sözleşmesi ve haksız fiilSözleşmedeki sorumluluk sınırları; TBK m.147 bent 6’daki beş yıllık süre ve ayıpta TBK m.478’deki süreler
Bakımını yaptığınız sistemde (asansör, kazan, klima, elektrik) arıza ve zararBakım veya hizmet sözleşmesi (TBK m.112) ve haksız fiilArızanın bakım kapsamında olup olmadığı; bakım kayıtları; sözleşmedeki sorumsuzluk kaydının sınırı (TBK m.115)

Halefiyetin Şartları: Sigortacı Neyi İspat Etmek Zorunda?

Rücu davasında davacı sigortacıdır ve talebinin dayanağını o ispatlar (TMK m.6). Halefiyetin şartları, TTK m.1472’nin metninden ve öğretiden şöyle çıkar: geçerli bir sigorta sözleşmesi, rizikonun bu sözleşmenin teminatı içinde gerçekleşmesi, sigortacının tazminatı fiilen ödemesi ve sigortalının zarardan dolayı davalıya karşı bir hakkının bulunması. Bu dört şartın her biri ayrı bir savunma kapısıdır.

Geçerli sözleşme ve teminat. Hukuki Haber’de yayımlanan, sigorta hukukunda kanuni halefiyeti inceleyen bir makalede, kanuni halefiyetin gerçekleşmesi için hukuken geçerli bir sigorta sözleşmesinin varlığı ve ödemenin sigorta sözleşmesi kapsamında teminat altına alınmış bir riziko çerçevesinde yapılması gerektiği belirtilir. Poliçe, ödemenin yapıldığı rizikoyu kapsamıyorsa sigortacı ödese bile sigortalının yerine geçemez. Bu nedenle davada ilk istenecek belge poliçenin tamamıdır: özel şartlar, ek teminatlar, klozlar, sigorta bedeli, muafiyet ve sigorta süresi.

Ödeme ve tutarı. Halefiyet ödemeyle doğar ve ödenen tutarla sınırlıdır. Sigortacının dayandığı ekspertiz raporu ile dekont aynı rakamı göstermeyebilir; poliçedeki muafiyet, eksik sigorta oranı veya sovtaj (hasarlı malın kalıntı değeri) düşülmüş olabilir. Ödenen kalemlerin her biri ayrı ayrı sorgulanmalıdır: KDV dahil edilmiş mi, yenileme bedeli mi rayiç değer mi ödenmiş, sigortalının kâr kaybı gibi sizin sorumlu olmayacağınız kalemler eklenmiş mi? Yangın Sigortası Genel Şartları’nın B.8.2 maddesi, sigortacının ödediği tazminat tutarınca sigortalının yerine geçeceğini ve sigortalının, sigortacının açabileceği davaya yararlı ve elde edilmesi mümkün belge ve bilgileri vermeye zorunlu olduğunu düzenler; B.1.5 de sigortalıya, rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgeleri sigortacıya verme yükümlülüğü yükler. Hasara ilişkin belgeler sigortacının elindedir; davalı şirket, hasar dosyasının eksiksiz getirtilmesini istemelidir.

Sigortalının size karşı hakkı. Bu en güçlü savunma eksenidir: sigortalının size karşı dava hakkı yoksa, sigortacıya geçecek bir hak da yoktur. Samim Ünan’ın sigorta hukukuna ilişkin yargı kararları şerhinde yer verilen Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 21.01.2016 tarihli, E.2015/19066, K.2016/723 sayılı kararına konu olayda, sigortalı işyerinde klima bakımı sırasında tavandan geçen bir boru patlamış, sigortacı ödediği tazminatı profesyonel yöneticiden istemişti. Şerhte aktarıldığına göre Daire, davalının zarardan sorumlu olmadığını, sigortalının ona karşı dava hakkı bulunmadığını ve bu nedenle yasal halefliğe dayalı rücu şartlarının oluşmadığını belirterek ret kararını gerekçesini değiştirerek onamıştır. Ders şudur: sigortacının sizi davalı göstermesi, sizin sorumlu olduğunuz anlamına gelmez; zarardan gerçekten kimin sorumlu olduğu davanın ilk sorusudur.

Halefiyetin dört şartı ve her birine karşı savunma

ŞartSigortacının sunması gerekenDavalı şirketin soracağı
Geçerli sigorta sözleşmesiPoliçe, özel ve genel şartlar, ek teminatlar, sigorta süresiRiziko tarihinde poliçe yürürlükte miydi? Sigortalı, zarar gören malın gerçekten menfaat sahibi mi?
Rizikonun teminat içinde olmasıHasarın poliçede teminat altına alınan bir rizikodan doğduğunu gösteren belgelerHasar teminat dışı bir sebepten mi doğdu? Ek sözleşme gerektiren bir teminat alınmış mıydı?
Fiilen ödemeDekont, ibraname, hasar dosyası, ekspertiz raporuÖdeme kime, ne zaman, hangi kalemler için yapıldı? Muafiyet ve sovtaj düşüldü mü?
Sigortalının davalıya karşı hakkıZararın davalının fiilinden veya sorumlu olduğu bir sebepten doğduğunu gösteren delillerKusur, illiyet ve sorumluluk sebebi kanıtlandı mı? Sigortalının size karşı hakkı zamanaşımına uğramış mı?

Lütuf Ödemesi: Sigortacı Teminat Dışında Ödediyse

Sigorta şirketleri zaman zaman ticari ilişkiyi korumak, büyük bir müşteriyi kaybetmemek ya da uzun bir tartışmadan kaçınmak için poliçe teminatına girmeyen bir hasarı da öder. Bu ödeme sigortalı bakımından geçerlidir, ama üçüncü kişi bakımından halefiyet doğurmaz. Yukarıda anılan makalede, poliçede teminat dışı bırakılan bir riziko nedeniyle yapılan ve mahkemelerce lütuf ödemesi olarak değerlendirilen ödemelerin sigorta şirketlerine kanuni halef sıfatı kazandırmayacağı belirtilir.

Bu ilkenin uygulandığı somut bir örnek, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21.03.2016 tarihli, E.2015/8382, K.2016/3061 sayılı kararıyla onanan bir ilk derece kararıdır. Olayda bir nakliyat sigortacısı, sigortalısının ithal ettiği gemi motoru şanzımanını sigortalamış; emtia Türkiye’ye taşınmış ve varışta tırın kapakları açıldığında hasarlı olduğu tutanakla tespit edilmişti. Sigortacı sigortalısına ödediği tazminatı taşıyıcıdan ve taşıyıcının sorumluluk sigortacısından istedi. Davalılar hasarın yükleme, istifleme ve ambalaj hatasından kaynaklandığını savundu. İlk derece mahkemesi, hasarın ambalaj yetersizliği ve tertipleme hatasından kaynaklandığını, bu hasarların emtia nakliyat sigortası teminatına girmediğini, sigortacının sigortalısına yaptığı ödemenin lütuf ödemesi olduğunu ve davalılardan rücuen istenemeyeceğini, sigortacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını belirterek davayı reddetti. Yargıtay, kararı usul ve yasaya uygun bularak oybirliğiyle onadı.

Bu karar davalı şirkete iki şey söyler. Birincisi, rücu davasında poliçenin teminat kapsamı sizin de tartışabileceğiniz bir konudur; “bu poliçeyle ilgili değilim” diyerek bu savunmadan vazgeçmeyin. İkincisi, ambalaj veya yükleme hatası hem taşıyıcının sorumluluğunu ortadan kaldırabilir hem de hasarı teminat dışına çıkararak halefiyeti baştan engelleyebilir. Dava mülga 6762 sayılı TTK döneminde açılmış ve halefiyet talebi o Kanunun m.1301 hükmüne dayandırılmıştır, ancak halefiyetin teminat kapsamındaki ödemeye bağlı olması ilkesi TTK m.1472’nin “sigorta tazminatını ödediğinde” ifadesiyle aynen sürer.

Aynı kararda ilk derece mahkemesi, sigortacının sigortalıdan temlikname niteliğinde bir belge de almadığını belirterek aktif dava ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varmıştır. Buradan, halefiyet doğmadığında sigortacının ancak sigortalıdan alacağı yazılı bir alacak devrine (TBK m.184) dayanabileceği anlaşılır; yukarıda anılan makalede de kanuni halefiyetin şartları oluşmadığında alacağın devri hükümlerine başvurulabileceği belirtilir. Sigortacı böyle bir temlikname sunarsa, TBK m.188 uyarınca sigortalıya karşı sahip olduğunuz bütün savunmalar ona karşı da geçerlidir. Bu nedenle davada temliknamenin tarihi, kapsamı ve size bildirilip bildirilmediği ayrıca incelenmelidir.

Hangi ödeme halefiyet doğurur?

Ödeme türüHalefiyetDavalı şirketin yapacağı
Poliçe teminatı içindeki rizikodan doğan hasar için ödemeDoğar, ödenen tutar kadar (TTK m.1472/1)Tutarı, kalemleri ve kusur oranını tartışmak
Teminat dışı rizikoya rağmen yapılan ödeme (lütuf ödemesi)Doğmaz (bu gerekçeli ilk derece ret kararı Y.11.HD 2015/8382 ile onandı; öğretide aynı yönde)Poliçenin ve genel şartların istenmesi; teminat dışılığın bilirkişiyle gösterilmesi
Poliçe limitini, muafiyeti veya eksik sigorta oranını aşan kısımMakalede, sözleşme sınırının aşılmasıyla yapılan fazla ödemelerin ve yanlış ödemelerin halefiyet doğurmayacağı belirtilirPoliçedeki bedel, muafiyet ve değer ile ödenen tutarı karşılaştırmak
Sigortalının sizin sorumlu olmadığınız kalemleri için ödeme (örneğin ayrı teminatla kâr kaybı)Halefiyet ancak sigortalının size karşı o kalem için de hakkı varsa işe yararHer kalem için illiyet ve sorumluluk ayrı ayrı tartışılmalı

Sigortalıya Karşı Sahip Olduğunuz Savunmalar Sigortacıya Karşı da Geçerli mi?

Evet; halefiyetin doğası bunu gerektirir. Sigortacı, sigortalının hakkını sigortalıda bulunduğu hâliyle devralır. Sigortalı size karşı hangi savunmalarla karşılaşacak idiyse sigortacı da onlarla karşılaşır. Uygulamada başvurulan başlıca savunmalar şunlardır.

Sözleşmedeki sorumluluk sınırları ve sorumsuzluk kayıtları. Kira, taşıma, bakım veya eser sözleşmesinde sorumluluğunuzu sınırlayan bir hüküm varsa, sigortalı bu hükümle bağlıdır; sigortacı da bağlıdır. Ancak bu kayıtların kanuni sınırları vardır: TBK m.115/1’e göre borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür; m.115/3’e göre uzmanlık gerektiren ve ancak kanun veya yetkili makamın izniyle yürütülebilen bir hizmet, meslek veya sanatta hafif kusurdan sorumsuzluk anlaşması da kesin olarak hükümsüzdür. CMR’ye tabi taşımalarda ise CMR’ye aykırı sözleşme hükümleri geçersizdir (CMR m.41) ve bu kural taşıyıcı lehine de işler: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.05.2025 tarihli, E.2023/11-502, K.2025/320 sayılı kararında, taşıyıcının zararın tamamını tazmin edeceğine dair sözleşme hükmü, taşıyıcının sorumluluğunu ağırlaştırdığı ve buna karşılık ek ücret öngörülmediği için CMR m.41 uyarınca geçersiz sayılmıştır. Bu dosyada alacağın bir kısmı yük sahibi tarafından sigortacıya devredilmiş ve sigortacı o kısım için davacı konumuna geçmişti. Sigortalının elindeki böyle bir hüküm geçersizse, sigortacı da ona dayanarak CMR sınırını aşan bir talepte bulunamaz.

Sigortalının kendi kusuru. Zararın doğmasında veya artmasında sigortalının da payı varsa, TBK m.52/1 uyarınca hâkim tazminatı indirebilir ya da tamamen kaldırabilir. Bu indirim sigortalıya karşı ileri sürülebiliyorsa sigortacıya karşı da ileri sürülür. Komşu işyerine sıçrayan yangında sigortalının yangın kapısını kapalı tutmaması, yanıcı malzemeyi ortak duvara dayaması ya da yangın söndürme sistemini çalışır durumda tutmaması; taşımada gönderenin yetersiz ambalajı veya yanlış yüklemesi bu türden savunmalardır.

Sigortalıyla yapılmış ibra, sulh veya ödeme. Hasardan sonra sigortalıyla doğrudan anlaştıysanız ve ödeme yaptıysanız bu, sigortacının talebini doğrudan etkiler; ancak zamanlama önemlidir. Sigortacı ödemeyi yaptıktan sonra sigortalının sizi ibra etmesi sigortacıya geçmiş hakkı ortadan kaldırmaz; TTK m.1472/2 böyle bir davranış için sigortalıyı sigortacıya karşı sorumlu tutar. Bununla birlikte, sigortacının ödemesinden haberiniz olmadan sigortalıya iyiniyetle ödeme yaptıysanız, alacağın devri bildirilmeden önceki alacaklıya iyiniyetle yapılan ödemeyi borçtan kurtarıcı sayan TBK m.186’nın kıyasen uygulanması kanaatimizce savunulabilir. Sigortacı ödemeden önce sigortalıyla yapılmış bir sulh veya ibra ise, halefiyetin mantığı gereği sigortalının hakkını, dolayısıyla sigortacıya geçecek hakkı da daraltır. Bunun riski sigortalı ile sigortacı arasındadır: TTK m.1448/1 sigorta ettirene sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için imkânlar ölçüsünde önlem alma yükümlülüğü yükler, m.1448/2 de bu yükümlülüğe aykırılıkta kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim öngörür. Bu nedenle sigortalıyla yapılan her yazışmanın, ödemenin ve ibranamenin tarihi, sigortacının ödeme tarihiyle birlikte dosyaya konmalıdır.

Kısmi ödeme ve iki alacaklı riski. Sigortacı zararın yalnız bir kısmını ödemişse, kalan kısım için sigortalının hakkı saklıdır (TTK m.1472/2). Davalı şirket bu durumda aynı zarar için iki ayrı alacaklıyla karşılaşabilir: sigortacı ödediği kısmı, sigortalı da muafiyet ve sigorta dışı kalan kısmı ister. Her iki talebin toplamı, sigortalının gerçek zararını aşamaz. Savunmada sigortalının gerçek zararı bir bütün olarak tespit ettirilmeli, iki talep birbirine karşı denetlenmelidir.

Yukarıda anılan 17.01.1972 tarihli içtihadı birleştirme kararının makaledeki aktarımında, sigortacının sigorta ettirenin bütün def’ilerini zarardan sorumlu olana karşı ileri sürebileceği ifadesi yer alır. Bu ifade sigortacının elindeki imkânları anlatır; davalının savunmaları bakımından dayanak ise halefiyetin kendisi ve sigortacının sigortalıdan fazla hak kazanamayacağı ilkesidir. İki yön birlikte okunduğunda sonuç değişmez: dava, sigortalının size karşı açacağı davanın aynısıdır; tarafı değişmiştir, içeriği değil.

Sigortacıya karşı ileri sürülebilecek başlıca savunmalar

SavunmaDayanakNasıl kurulur?
Sorumlu değilim (zarar sizin fiilinizden doğmadı)TTK m.1472/1 (“dava hakkı varsa”); TMK m.6Yangının çıkış yeri, taşımada hasarın teslimden önce veya sonra doğduğu, arızanın bakım kapsamı dışında olduğu gösterilir
İlliyet bağı yokTBK m.49; taşımada TTK m.876, 878Bağımsız bilirkişi incelemesi; itfaiye raporu, keşif, teknik kayıtlar
Sigortalının müterafik kusuruTBK m.52/1Sigortalının önlem almaması, ambalaj ve yükleme hatası, kullanım hatası belgelenir
Sözleşmesel sınır veya sorumsuzluk kaydıSözleşme; sınırları TBK m.115; CMR’de m.41Kira, taşıma, bakım veya eser sözleşmesindeki hüküm sunulur; ağır kusur iddiasına karşı olgular açıklanır
Kanuni sorumluluk sınırıTTK m.882 (brüt kilogram başına 8,33 SDR); CMR m.23Hasarlı kısmın ağırlığı ve değeri bilirkişiyle belirlenir
ZamanaşımıAsıl ilişkinin süresi: TBK m.72, TTK m.855, CMR m.32, TBK m.146-147Cevap dilekçesinde açıkça ileri sürülür; hâkim kendiliğinden gözetmez (TBK m.161)
Ödenen tutar fahiş veya teminat dışıTTK m.1472/1 (“tazmin ettiği bedel kadar”); lütuf ödemesi ilkesiHasar dosyası, ekspertiz raporu, dekont ve poliçe istenir; kalem kalem karşılaştırılır
Sigortalıyla yapılmış ibra veya ödemeİbra ve ödeme belgeleri; TTK m.1472/2Belgenin tarihi sigortacının ödeme tarihiyle karşılaştırılır

Rücu talebi karşısında hangi savunmanın dosyanıza uyduğunu, elinizdeki sözleşme ve teknik kayıtlarla birlikte değerlendirmek için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Zamanaşımı: Süre Sigortacıya Göre Değil, Asıl İlişkiye Göre İşler

Rücu dosyalarında sık rastlanan bir hata, sigortacının talebine sigorta sözleşmesinin zamanaşımını uygulamaktır. TTK m.1420’deki iki ve altı yıllık süreler sigorta sözleşmesinden doğan istemler içindir; sigortacının size karşı talebi ise sigorta sözleşmesinden doğmaz. 22.03.1944 ve 17.01.1972 tarihli içtihadı birleştirme kararlarının makaledeki aktarımına göre sigortacının davası, sigortalının sorumluya karşı açacağı davanın zamanaşımına tabidir ve bu süre aynı tarihte başlar. Bu nedenle ilk iş, sigortalının sizden hangi hukuki sebeple talepte bulunabileceğini belirlemektir; süre o sebebe göre işler.

Haksız fiil (yangın, komşuluk, sözleşme dışı zarar). TBK m.72/1’e göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; tazminat ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu uzun süre uygulanır. Komşu işyerine sıçrayan yangında sigortalının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarih yangından kısa süre sonra olabilir; itfaiye raporunun ve hasar tespitinin tarihi bu bakımdan önem taşır. Sigortacının ödemesi daha sonra yapılmış olsa da, 1972 tarihli içtihadı birleştirme kararının aktarılan ilkesine göre iki yıllık süre sigortalının öğrenme tarihinden hesaplanmalıdır; kanaatimizce ödeme tarihi sürenin başlangıcını ileri atmaz.

TBK m.73’teki rücu zamanaşımı farklı bir konuyu düzenler: aynı zarardan birlikte sorumlu olanlardan biri tazminatın tamamını ödeyip diğerine rücu ettiğinde, rücu istemi tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten itibaren iki, her hâlde ödemeden itibaren on yılda zamanaşımına uğrar. Halefiyetle dava açan sigortacı ise zarardan birlikte sorumlu biri olarak değil, sigortalının yerine geçmiş alacaklı olarak hareket eder. Sigortacı talebini TBK m.73’e dayandırırsa, sürenin ödeme tarihinden başlatılmasına karşı, talebin halefiyet niteliği ve sigortalının hakkının süresi ileri sürülmelidir; trafik sigortasında sigortacının kendi sigortalısına rücuu için ise bu konu trafik rücu yazımızda ayrıca ele alındı.

Yurt içi taşıma. TTK m.855/1 uyarınca eşya taşımasında ölüm ve bedensel zarar dışındaki zararlar bakımından istem hakları bir yılda zamanaşımına uğrar; süre m.855/2 uyarınca eşyanın gönderilene teslim edildiği, tam ziyada ise teslim edilmesi gereken tarihten başlar. Taşıyıcının kastı veya pervasızca bir davranışıyla zarar doğmuşsa süre m.855/5 uyarınca üç yıldır. Nakliyat sigortacısı taşıyıcıya halef olarak döndüğünde bu süreler, sigortalının (yük sahibinin) taşıyıcıya karşı hakkının süresidir ve sigortacıyı da bağlar. M.855/3’teki rücu hakları kuralı ise ayrıca not edilmelidir: rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla, kendisine karşı verilen mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş karar yoksa borcu ifa ettiği tarihten itibaren işler. Bu hüküm özellikle alt taşıyıcıya dönen asıl taşıyıcı bakımından önemlidir; sigortacının hangi sıfatla rücu ettiği ve üç aylık bildirimin yapılıp yapılmadığı dosyada sorgulanmalıdır.

Uluslararası karayolu taşıması (CMR). Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2025 tarihli, E.2023/1121, K.2025/2183 sayılı kararında, frigorifik dorseyle taşınan taze armutların gereken sıcaklıkta tutulmaması nedeniyle yaklaşık yüzde otuzunun kullanılamaz hâle geldiğinin ileri sürüldüğü bir olayda, sigortalısına ödeme yapıp TTK m.1472 uyarınca halef olduğunu ileri süren sigortacının taşıyıcıya karşı başlattığı takibe itiraz edilmiş, itirazın iptali davası açılmıştı. Taşıyıcı CMR m.32/1’deki bir yıllık sürenin dolduğunu savundu ve ilk derece mahkemesi davayı zamanaşımından reddetti. Daire, CMR m.32/1’e göre sürenin bir yıl, taşıyıcının kasta eşit sayılan kusurunda üç yıl olduğunu, CMR m.32/3 uyarınca kesilme ve durmada davanın açıldığı mahkemenin hukukunun, dolayısıyla TBK m.153, 154 ve 157’nin uygulanacağını belirtti. İlk derece mahkemesinin, icra takibinin zamanaşımını kesip kesmediğini, dava öncesinde arabulucuya başvurulup başvurulmadığını ve önceki bir dosyadaki kararın kesinleşip kesinleşmediğini araştırmadan karar verdiğini kabul ederek kararı kaldırdı ve dosyayı yeniden yargılama için geri gönderdi; karar kesin olarak verildi.

Bu karar, zamanaşımı savunmasının nasıl kurulması gerektiğini gösterir: yalnız “bir yıl geçti” demek yetmez. TBK m.154 uyarınca alacaklının icra takibinde bulunması zamanaşımını keser; kararda aktarıldığı gibi TBK m.157 uyarınca icra takibiyle kesilen süre alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. 6325 sayılı Kanun m.18/A-15 uyarınca da arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur. Savunma yapan şirket, takip tarihini, takipteki son işlem tarihini, arabuluculuk başvurusu ile son tutanak tarihlerini ve dava tarihini yan yana koyup süreyi gün gün hesaplamalıdır.

Sözleşmeye dayalı diğer ilişkiler. Sigortalının talebi bir kira, bakım veya hizmet sözleşmesine dayanıyorsa, TBK m.146 uyarınca kanunda aksine hüküm yoksa genel süre on yıldır; ancak TBK m.147 bent 6 uyarınca yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Zarar eserin ayıbından doğuyorsa TBK m.478’deki ayrı süreler de değerlendirilmelidir: ayıplı eser nedeniyle açılacak davalar teslim tarihinden başlayarak taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın, taşınmaz yapılarda beş yılın, yüklenicinin ağır kusuru varsa eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Sigortalı aynı olaya hem sözleşmeye aykırılık hem haksız fiil olarak dayanabiliyorsa, hâkim Türk hukukunu kendiliğinden uyguladığından (HMK m.33) sigortacının yaptığı hukuki nitelendirmeyle bağlı değildir; savunmada her sebep için süre ayrı hesaplanmalı ve daha uzun sürenin uygulanabileceği de hesaba katılmalıdır.

Zamanaşımı bir def’idir: TBK m.161’e göre zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Cevap dilekçesinde açıkça ileri sürülmeyen zamanaşımı, dilekçeler karşılıklı verildikten sonra iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı (HMK m.141) nedeniyle, karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah olmadıkça sonradan ileri sürülemeyebilir.

Rücu davasında uygulanabilecek zamanaşımı süreleri

Asıl ilişkiSüreBaşlangıçDayanak
Haksız fiil (yangın, komşuluk, sözleşme dışı zarar)2 yıl; her hâlde 10 yıl; suç oluşturan fiilde daha uzun ceza zamanaşımıZarar görenin (sigortalının) zararı ve sorumluyu öğrenmesi; on yılda fiilin işlendiği tarihTBK m.72/1; 1972 tarihli İBK (aktarıldığı üzere)
Yurt içi eşya taşıması1 yıl; kast veya pervasızlıkta 3 yılTeslim; tam ziyada teslim edilmesi gereken tarihTTK m.855/1, 2, 5
Taşımada rücu hakları (örneğin asıl taşıyıcının alt taşıyıcıya rücuu)m.855/1’deki süreÜç ay içinde bildirim şartıyla, kesinleşen karar veya ifa tarihiTTK m.855/3
Uluslararası karayolu taşıması1 yıl; kasta eşit kusurda 3 yılHasarın niteliğine ve teslim tarihine göreCMR m.32/1; kesilme ve durmada m.32/3 ile TBK m.153-157 (Adana BAM 9.HD 2025/2183)
Eser sözleşmesi (yüklenici)5 yıl (ağır kusur hâli hariç); ayıplı eserde 2 yıl, taşınmaz yapıda 5 yıl, ağır kusurda 20 yılAlacağın muaccel olması; ayıpta teslim tarihiTBK m.147 bent 6; TBK m.149/1; ayıpta TBK m.478
Diğer sözleşmeler (kira, bakım, hizmet)Kural olarak 10 yılAlacağın muaccel olmasıTBK m.146; TBK m.149/1
Birlikte sorumlular arasında rücu2 yıl; her hâlde 10 yılTazminatın tamamının ödenmesi ve birlikte sorumlunun öğrenilmesiTBK m.73 (sigortacının halef sıfatıyla açtığı davada bu sürenin uygulanmasına karşı çıkılabilir; yukarıdaki nota bakınız)

Zamanaşımının farklı tazminat türlerindeki işleyişi için tazminat davalarında zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.

Kusur, İlliyet ve Bilirkişi: Davanın Asıl Görüldüğü Yer

Bu yazıda anılan rücu kararlarının hemen hepsinde sonuç teknik bir soruya bağlanmıştır: yangın nerede ve neden çıktı, yük taşıyıcının elindeyken mi hasar gördü, arıza bakım eksikliğinden mi kaynaklandı? Bu sorular hukukçu olmayan uzmanların incelemesini gerektirir ve sonuç büyük ölçüde bilirkişi raporunun kalitesine bağlıdır. Davalı şirket bu aşamada pasif kalmamalı, sorulacak soruları kendisi önermeli ve rapora süresinde itiraz etmelidir.

Yangında çıkış yeri ve sebebi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16.01.2012 tarihli, E.2010/8034, K.2012/155 sayılı kararına konu olayda, işyeri güvence poliçesiyle sigortalı bir şirket, davalıya ait taşınmazda kiracıydı. Binanın elektrik sistemi nedeniyle çıktığı ileri sürülen yangından sonra sigortacı, ödediği tazminat için malike karşı takip başlattı; itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldı. Davalı, olay tarihinde işyerinde elektriklerin kesik olduğunu ve yangının elektrik arızasından çıkmadığını savundu. İlk derece mahkemesi, kablolarda eskime veya aşırı ısınma izi bulunmadığını, kısa devre tespit edilemediğini ve itfaiye raporunun delile dayanmayan bir görüş olduğunu söyleyen bilirkişi raporuna dayanarak davayı reddetti. Yargıtay ise yangından sonra tutulan tutanakta ve eksper raporunda kısa devre görüşü bulunduğunu, keşfin yangından yaklaşık iki buçuk yıl sonra yapıldığını, bilirkişinin itfaiye görüşünü dayanaksız biçimde “tahmin” olarak nitelendirdiğini ve ana şalter ile elektrik panosunun yangından sonra yer değiştirmesinin etkisinin açıklığa kavuşturulmadığını belirterek kararı eksik inceleme nedeniyle sigortacı lehine bozdu; uzman başka bir bilirkişi veya bilirkişi kurulundan yeni rapor alınmasını istedi.

Bu karar davalı şirkete karşı verilmiş bir bozmadır ve iki ders taşır. Birincisi, itfaiye raporu ciddi bir delildir; onu yalnızca “tahmindir” diyerek bir kenara iten bir bilirkişi raporu Yargıtay denetiminden geçmeyebilir. İtfaiye raporuna karşı savunma, raporun dayandığı olguları teknik verilerle çürütmek üzerine kurulmalıdır. İkincisi, zaman delilin düşmanıdır. Yangından sonra tesisatın değiştirilmesi, panonun taşınması, enkazın kaldırılması davalı aleyhine sonuç doğurabilir. Yangından hemen sonra, sigortacıdan bir talep gelmeden önce bile, HMK m.400 uyarınca delil tespiti istemek değerlendirilmelidir; m.400/2’ye göre delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yarar var sayılır.

Hukuki Haber’de yayımlanan, yangın hasarlarında itfaiye raporunun delil niteliğini inceleyen bir makalede, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 14.03.2011 tarihli, E.2009/10454, K.2011/2682 sayılı kararı da anılır. Bu karar bir rücu davası değildir; sigortalı ile sigortacı arasındaki yangın tazminatı davasında, sigortacının tek taraflı hazırlattığı ve yangının kasten çıkarıldığını söyleyen raporun, yangından hemen sonra tutulan resmî itfaiye raporu karşısında itibar görmediği hükmü onanmıştır. Davalı şirket için anlamı şudur: kendi aldıracağınız uzman raporu değerlidir, ama tek başına resmî bir tespiti yenmez; mahkemenin atayacağı bilirkişinin cevaplayacağı soruları belirlemek ve itirazlarınızı somutlaştırmak için kullanılmalıdır.

Taşımada ambalaj, yükleme ve taşıyıcının kontrolü. TTK m.878/1 uyarınca zarar, gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlamaya, eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından yüklenmesine veya boşaltılmasına ya da eşyanın paslanma, bozulma gibi kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliğine bağlanabiliyorsa taşıyıcı sorumluluktan kurtulur; m.878/2’ye göre hâl ve şartlara göre zararın bu sebeplerden birinden doğmuş olması muhtemelse, zararın bu sebepten ileri geldiği varsayılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 05.07.2023 tarihli, E.2022/1852, K.2023/4139 sayılı kararına konu olayda, Fransa ve Slovenya’dan Hatay’a taşınan, gönderen tarafından naylonla ambalajlanmış alaşımlı tel bobinlerin varışta ıslak ve paslı olduğu görülmüş, nakliyat sigortacısı halefiyetle taşıyıcıdan ve onun sigortacısından rücu istemişti. Daire, taşıyıcının yükü kontrol yükümlülüğünün eşyanın ve ambalajın görünür durumuyla sınırlı olduğunu, ambalajda yırtık veya delik bulunmadığını, ambalajın dış yüzeyi ve araç içi kuru olduğu hâlde ambalaj içinde ıslaklık ve paslanma görülmesinin taşıyıcının kusurundan değil emtianın niteliğine uygun ambalajlanmamasından kaynaklandığını belirterek davanın reddi gerektiğini söyledi; varsayıma dayalı bilirkişi raporlarına itibar edilerek karar verilmesini doğru bulmadı ve hükmü bozdu.

Öte yandan taşıyıcının nezaret yükümlülüğü tamamen ortadan kalkmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 10.05.2023 tarihli, E.2022/3351, K.2023/2875 sayılı kararında, uluslararası karayolu taşımasında boşaltma sırasında hasarlı olduğu tespit edilen yük için sigortacının rücu alacağına ilişkin takibe itiraz edilmiş, ilk derece mahkemesi taşıyıcının yüzde on müterafik kusuru olduğunu kabul etmişti. Daire, taşıyıcının işletme güvenliğine aykırı yükleme ve sabitleme yapılıp yapılmadığına nezaret görevi bulunduğunu, gabarisi yüksek yüke itiraz etmemesini, güzergâh değiştirerek bozuk yola girmesini ve bunun hasarın oluşumunda etkili olmasını gözeterek yüzde onluk oranın somut olaya uygun olmadığını belirtti; TBK m.51’deki tazminatın kusurun ağırlığına göre belirlenmesi ilkesine dayanarak kararı sigortacı lehine bozdu. Yükleme gönderene ait olsa bile taşıyıcının kendi kusuru ayrıca değerlendirilir; savunma, taşıyıcının yolculuk boyunca gösterdiği özeni de belgelemelidir.

Kanuni sorumluluk sınırı. Taşıyıcının kastı veya pervasızlığı yoksa sorumluluğu sınırlıdır: TTK m.882/1’e göre gönderinin tamamının ziyaı veya hasarında, gönderinin net olmayan (brüt) ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutarla sınırlıdır; m.882/2’ye göre münferit parçaların ziyaı veya hasarında, gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamı, bir kısmı değerini kaybetmişse değerini kaybeden kısım esas alınır. CMR’ye tabi taşımalarda da benzer bir sınır vardır ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yukarıda anılan 2025/320 sayılı kararında, hasarlanan kısmın ağırlığına ilişkin bilirkişi raporlarındaki tespitten bilirkişi görüşü olmadan ayrılmanın hatalı olduğu, raporlar yetersiz görülürse yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği kabul edilmiştir. Sigortacı sigortalısına yükün tam değerini ödemiş olabilir; ama size karşı en fazla bu sınır kadar talepte bulunabilir. Taşıyıcının sorumluluk sınırının ayrıntısı için kargoda kaybolan eşya ve 8,33 SDR sınırı yazımıza bakabilirsiniz.

Bilirkişi raporuna itiraz. Rapor tebliğ edildikten sonra HMK m.281/1 uyarınca iki hafta içinde itiraz edilmelidir; teknik bir çalışma gerektiriyorsa yine bu süre içinde başvurularak bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre istenebilir. İtirazda raporun itfaiye raporunu, keşif tutanaklarını ve davalının teknik belgelerini değerlendirip değerlendirmediği, sonucun varsayıma mı yoksa somut verilere mi dayandığı ve sorulan soruların cevaplanıp cevaplanmadığı tek tek gösterilmelidir. Ayrıntı için bilirkişi raporuna itiraz ve delil tespiti ve uzman görüşü yazılarımıza bakabilirsiniz.

Rücu davalarında kusur ve illiyete ilişkin kararlardan çıkan dersler

KararOlaySonuçDavalı şirket için ders
Y.11.HD, 16.01.2012, E.2010/8034, K.2012/155Kiracı sigortalının yangın zararı için sigortacının bina malikine rücuu (itirazın iptali)Reddeden karar sigortacı lehine bozuldu; yeni bilirkişi kuruluİtfaiye raporu “tahmin” denerek geçiştirilemez; delil erken korunmalı
Y.11.HD, 05.07.2023, E.2022/1852, K.2023/4139Nakliyat sigortacısının taşıyıcıya rücuu; ambalaj içinde paslanan tel bobinlerDavanın kısmen kabulü bozuldu; ret gerektiği belirtildiTaşıyıcının kontrolü görünür durumla sınırlı; varsayıma dayalı rapora karşı çıkılmalı
Y.11.HD, 10.05.2023, E.2022/3351, K.2023/2875Sigortacının taşıyıcıya rücuu; boşaltmada tespit edilen hasar; yüzde on müterafik kusurSigortacı lehine bozma; kusur oranı yeniden belirlenecekTaşıyıcının nezaret ve güzergâh tercihleri de kusur değerlendirmesine girer
Y.11.HD, 21.03.2016, E.2015/8382, K.2016/3061Nakliyat sigortacısının taşıyıcıya ve onun sigortacısına rücuu; ambalaj ve tertip hatasıÖdemeyi lütuf ödemesi sayan ilk derece ret kararı onandıTeminat kapsamı davalı tarafından da tartışılabilir
YHGK, 14.05.2025, E.2023/11-502, K.2025/320Gaz türbini taşımasında hasar; tam tazmin hükmü; hasarlı kısmın ağırlığıDirenme kısmen bozulduCMR’ye aykırı ağırlaştırıcı hüküm geçersiz; sınır, bilirkişiyle belirlenen hasarlı ağırlığa göre
Y.17.HD, 21.01.2016, E.2015/19066, K.2016/723 (şerhteki aktarımdan)Boru patlaması; sigortacının profesyonel yöneticiye rücuuRet, gerekçe düzeltilerek onandıSigortalının davalıya karşı hakkı yoksa halefiyet de yoktur

Görevli ve Yetkili Mahkeme: Asliye Ticaret mi, Asliye Hukuk mu, Sulh Hukuk mu?

Rücu davasında görevli mahkeme, “sigorta TTK’da düzenlendi, öyleyse dava ticaridir” diye kestirilemez. TTK m.4/1’e göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK’da öngörülen hususlardan doğan davalar ticari davadır. Halefiyetle açılan dava sigortalının sorumluya karşı açacağı davanın yerine geçtiğinden, aşağıdaki iki örnekte görev, sigortalı ile sorumlu arasındaki asıl ilişkinin niteliğine göre belirlenmiştir. Görev bir dava şartıdır (HMK m.114/1-c) ve mahkeme bunu davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır (HMK m.115/1).

Bu soruya ilişkin iki örnek, yayımlanmış bir şerhte ve bir karar değerlendirmesinde aktarılmıştır. Samim Ünan’ın yargı kararları şerhinde yer verilen Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 18.05.2016 tarihli, E.2016/4134, K.2016/5837 sayılı kararına konu olayda, konut sigortası poliçesine dayanarak rücuen tazminat isteyen sigortacının davasında asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri ayrı ayrı görevsizlik kararı vermişti. Şerhte aktarıldığına göre Daire, istemin davalıların kusuruna dayanan ve haksız eylemden doğan bir istem olduğunu belirterek asliye hukuk mahkemesini görevli saymıştır; kararda tarafların tacir olduğunu ve dosyanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunan bir karşı oy vardır. Şerhin yazarı da her iki tarafın tacir olmasının tek başına yetmeyeceği, uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili ortak bir sebepten, TTK’da düzenlenen bir konudan veya ticaret mahkemesinin görevli sayıldığı bir sözleşmeden doğmuş olması gerektiği görüşündedir.

İkinci örnek daha yenidir. Hukuki Haber’de 04.09.2026 tarihinde yayımlanan ve Prof. Dr. Rauf Karasu’nun değerlendirmesini içeren bir yazıda, 08.06.2026 tarihli, E.2026/11101, K.2026/10560 sayılı bir Yargıtay kararı aktarılır. Yazıya göre ortak gider borusunun tıkanması nedeniyle sigortalı bağımsız bölümü su basmış, sigortacı ödemeden sonra TTK m.1472 uyarınca kat maliklerine rücu etmiş; sulh hukuk mahkemesi davayı ticari dava sayıp arabuluculuk dava şartının yokluğundan usulden reddetmiştir. Yazıda aktarıldığına göre karar, sonuca etkili olmamak üzere verilmiş bir kanun yararına bozma kararıdır; halefiyete dayalı rücu davalarında sigortalı ile zarara neden olanın tacir olup olmadığına ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olup olmadığına bakılması gerektiği, kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıkta sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu ve 11.08.2022’de açılan bu dava için o tarihte yürürlükte olmayan arabuluculuk şartının aranamayacağı belirtilmiştir. Yazar da halefiyet hakkının TTK’da düzenlenmiş olmasının davayı tek başına ticari yapmaya yetmeyeceğini, görevin temel hukuki ilişkiye göre belirlenmesi gerektiğini savunur.

Uygulama bu konuda yeknesak değildir; iki dosyada da bir ilk derece mahkemesi davayı ticari dava saymış, 20. HD kararında ayrıca karşı oy yazılmıştır. Bu iki örnekten çıkan pratik sonuç şudur: davalı şirket, davanın görüldüğü mahkemenin görevli olup olmadığını cevap dilekçesinin ilk maddesinde tartışmalıdır. Sigortalı ile şirketiniz arasındaki ilişki her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse (örneğin iki tacir arasındaki taşıma veya bakım sözleşmesi) asliye ticaret mahkemesi; sözleşme dışı bir haksız fiil söz konusuysa ve ilişki ticari işletmeye bağlanamıyorsa asliye hukuk mahkemesi; kira ilişkisinden doğuyorsa HMK m.4/1-a uyarınca kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklara bakan sulh hukuk mahkemesi; kat mülkiyetinden doğuyorsa aktarılan karara göre sulh hukuk mahkemesi gündeme gelir. Yanlış mahkemede görülen dava görevsizlikle sonuçlanır ve zaman kaybettirir; ama görev itirazı, sigortacının arabuluculuk ve süre hesabını da değiştirebileceği için yalnız bir usul ayrıntısı değildir.

Yetki. Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6/1). Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m.16). Sözleşmeye dayalı ilişkilerde sözleşmenin ifa yeri ve sözleşmedeki yetki şartı ayrıca değerlendirilir. Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı bir ilk itirazdır (HMK m.116/1-a) ve HMK m.117/1 uyarınca bütün ilk itirazlar cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır, aksi hâlde dinlenmez. Tahkim itirazı da aynı rejime tabidir (HMK m.116/1-b).

Asıl ilişkiye göre görev ve arabuluculuk (genel yönelim)

Sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiMahkemeArabuluculuk
Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili sözleşme (taşıma, bakım, depolama, ticari eser sözleşmesi)Asliye ticaret (TTK m.4/1, m.5/1)Konusu bir miktar para olan alacak, tazminat ve itirazın iptali davalarında dava şartı (TTK m.5/A)
Sözleşme dışı zarar; ilişki ticari işletmeye bağlanamıyorAsliye hukuk (Y.20.HD 2016/5837, şerhteki aktarımdan)TTK m.5/A uygulanmaz; zarar komşuluk ilişkisinden doğuyorsa 6325 m.18/B-1-ç’deki komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir
Kira ilişkisi (kiracının kiralanana verdiği zarar)Sulh hukuk gündeme gelir (HMK m.4/1-a)01.09.2023’ten itibaren açılan davalarda dava şartı (6325 m.18/B-1-a; kiralanan taşınmazın ilamsız icra yoluyla tahliyesi hariç)
Kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıkSulh hukuk (2026/10560 K. sayılı karar, yazıdaki aktarımdan)01.09.2023’ten itibaren açılan davalarda dava şartı (6325 m.18/B-1-c); aktarılan karara göre bu tarihten önce açılan davada aranmaz
Sözleşmede tahkim şartıTahkim ilk itirazı cevap dilekçesinde (HMK m.116/1-b, m.117/1)Tahkim şartı varsa dava şartı arabuluculuk hükümleri uygulanmaz (6325 m.18/A-18)

Tablo genel yönelimi gösterir; sigortacının halef olarak tahkim şartıyla bağlı olup olmadığı ve somut ilişkinin niteliği her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.

Sigortacı İcra Takibi Başlattıysa: İtiraz, İtirazın İptali ve İcra İnkâr Tazminatı

Sigortacılar rücu alacağını sıklıkla önce ilamsız icra takibiyle ister; bu yazıda anılan rücu kararlarının önemli bir kısmı da itirazın iptali davalarıdır. Ödeme emri tebliğ edildiğinde süre kısadır: İİK m.62/1 uyarınca borçlu itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirmelidir. Genel haciz yolunda süresinde yapılan itiraz takibi durdurur (İİK m.66/1). Yetkiye itiraz edilecekse bu itiraz borca itirazla birlikte yapılmalı ve yetkili icra dairesi gösterilmelidir. Borca itirazda gerekçe gösterilmesi zorunlu değildir. Sorumluluğunuzu ve tutarı henüz değerlendiremediğiniz bir rücu takibinde kanaatimizce borcun tamamına itiraz etmek çoğu durumda daha güvenli yoldur; çünkü sigortacının ödediği tutar ile sizin sorumlu olabileceğiniz tutar genellikle farklıdır ve itiraz edilmeyen kısım için takip kesinleşir. Bu bir risk değerlendirmesidir: itirazın iptali davasında itirazınızın haksız bulunduğu kısım için, alacak likit sayılırsa yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilebilir (İİK m.67/2; aşağıda). Sorumluluğun açık olduğu ve tutarı belgeleriyle size önceden bildirilmiş bir kısım varsa, o kısmı ayırıp kalanına itiraz etmek de değerlendirilmelidir; kısmi itirazda itiraz edilen kısmın miktarı açıkça gösterilmelidir, aksi hâlde itiraz edilmemiş sayılır. Ayrıntı için ödeme emrine yedi gün içinde itiraz ve borca, imzaya ve yetkiye itiraz yazılarımıza bakabilirsiniz.

İtiraz üzerine sigortacı, İİK m.67/1 uyarınca itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir; bu süreyi kaçırırsa genel hükümler dairesinde alacak davası açma hakkı saklıdır (m.67/5), ama icra inkâr tazminatı istenemez. Sigortacının elinde imzası ikrar edilmiş veya noterce tasdik edilmiş bir borç ikrarı bulunmadığından, rücu takiplerinde itirazın kaldırılması (İİK m.68) yolu kural olarak işlemez. Konusu bir miktar para olan ticari davalarda itirazın iptali davasından önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır (TTK m.5/A); asıl ilişkinin ticari olmadığı bir dosyada bu şartın uygulanıp uygulanmadığı, yukarıdaki görev tartışmasına bağlıdır. Asıl ilişki kira, kat mülkiyeti veya komşu hakkıysa, 01.09.2023’ten itibaren 6325 sayılı Kanun m.18/B ayrıca dava şartı arabuluculuk öngörür.

İcra inkâr tazminatı ve likitlik. İİK m.67/2’ye göre itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, alacaklının talebi üzerine, reddedilen veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir; alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi hâlinde ise aynı oranda tazminat alacaklı aleyhine hükmolunur. Uygulamada icra inkâr tazminatı için alacağın likit, yani borçlu tarafından bilinebilir ve hesaplanabilir olması aranır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin 06.02.2025 tarihli, E.2021/2120, K.2025/181 sayılı kararı bunu rücu dosyası bakımından açıkça uygular. Olayda Türkiye’den Fransa’ya taşınan çelik borular, araç brandasındaki yırtıklardan giren yağmur suyuyla hasarlanmış; sigortacı sigortalısına 24.872,42 Euro ödeyip taşıyıcıya karşı takip başlatmıştı. Bilirkişiler zararı 10.000 Euro düzeyinde bulmuş, ilk derece mahkemesi takibin 10.000 Euro üzerinden devamına ve yüzde yirmi icra inkâr tazminatına hükmetmişti. Daire, tenteli bir aracın içine yağmur suyu girmesinin başlı başına kusur olduğunu ve taşıyıcının CMR m.17 uyarınca sorumlu olduğunu kabul etmekle birlikte, sigortalıya ödenen bedelin davalı tarafından bilinmesinin ve hesaplanmasının beklenemeyeceğini, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek yeniden hüküm kurdu ve icra inkâr tazminatını kaldırdı; karar kesin olarak verildi.

Bu karar davalı şirkete iki şey söyler: sorumluluk kabul edilse bile talep edilen tutarın yarısından azına hükmedilebilir, çünkü sigortacının ödediği tutar sizin borcunuzu belirlemez; ve sigortalıya ne ödendiğini bilmeniz mümkün değilse, takibe itiraz etmiş olmanız size yüzde yirmilik bir tazminat yükü getirmeyebilir. Yine de likitlik somut olaya göre değerlendirilir; hasar tutarı takipten önce size belgeleriyle bildirilmiş ve hesaplanabilir durumdaysa sonuç farklı olabilir. İtirazın iptali davasının genel kuralları için itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı yazımıza, likitlik ve oran üzerine kararlar için itirazın iptali Yargıtay kararları sayfamıza bakabilirsiniz.

Menfi tespit seçeneği. Takip başlamadan önce ihtarname aşamasında ya da takipten sonra, borçlu olmadığınızın tespiti için İİK m.72 uyarınca menfi tespit davası açmak da mümkündür. Takipten önce açılan davada mahkeme, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına tedbir yoluyla karar verebilir; takipten sonra açılan davada takip durdurulamaz, yalnız teminat karşılığında paranın alacaklıya ödenmemesi istenebilir. Tedbir alınmış ve dava alacaklı lehine sonuçlanmışsa, alacaklının geç tahsilden doğan zararı için yüzde yirmiden aşağı olmayan tazminat riski de vardır. Rücu dosyalarında, sigortacının bir yıl içinde itirazın iptali davası açmasını beklemek kanaatimizce çoğu durumda daha ekonomiktir; ama haciz tehdidi veya ticari itibar gibi sebeplerle menfi tespit gerekebilir. Ayrıntı için menfi tespit ve istirdat davası yazımıza bakabilirsiniz.

Rücu talebinde süreler ve aşamalar

AşamaSüreDayanakDavalı şirket için not
Ödeme emrine itirazTebliğden itibaren 7 günİİK m.62/1İcra dairesine yapılır; yetki itirazı borca itirazla birlikte
İtirazın iptali davası (sigortacı açar)İtirazın tebliğinden itibaren 1 yılİİK m.67/1Süre geçerse inkâr tazminatı istenemez; alacak davası hakkı saklı
Dava şartı arabuluculukTicari davada 6 hafta, zorunlu hâllerde en fazla 2 hafta uzatma; kira, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlığında 3 hafta, en fazla 1 hafta uzatmaTTK m.5/A-2; 6325 m.18/A-9 ve 18/Bİlk toplantıya katılın; geçerli mazeretsiz katılmamanın gider yaptırımı var (6325 m.18/A-11)
Cevap dilekçesiTebliğden itibaren 2 hafta; bir defaya mahsus en fazla 1 ay ek süre; basit yargılama usulüne tabi davalarda (örneğin sulh hukuk davaları) ek süre en fazla 2 haftaHMK m.127; basit yargılamada HMK m.316/1-a, m.317/2Görev, yetki, tahkim, zamanaşımı ve bütün esas savunmaları burada
Davanın ihbarıTahkikat sonuçlanıncaya kadarHMK m.61/1Sorumluluk sigortacınıza, alt taşıyıcıya veya alt yükleniciye ihbar
Bilirkişi raporuna itirazTebliğden itibaren 2 hafta; teknik çalışmada süre içinde istenirse en fazla 2 hafta ek süreHMK m.281/1Varsayım, eksik inceleme ve itfaiye raporunun değerlendirilmemesi itiraz konusu

Ödeme emri ya da itirazın iptali dava dilekçesi tebliğ edildiyse ve süreler işliyorsa, takip dosyasını, poliçe ve hasar belgelerini birlikte incelemek için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Arabuluculuk: Davet Geldiğinde Ne Yapmalı?

Ticari davalarda arabuluculuk 7155 sayılı Kanunla TTK’ya eklenen m.5/A ile 01.01.2019’dan itibaren konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için dava şartı olmuştur; 7445 sayılı Kanunla 01.09.2023’ten itibaren kapsam, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını içerecek biçimde genişletilmiştir. Sigortacının şirketinize karşı ticari nitelikteki rücu davası, açılmadan önce arabuluculuktan geçmek zorundadır; hiç başvurulmadan açılan dava 6325 sayılı Kanun m.18/A-2 uyarınca usulden reddedilir. Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (TTK m.5/A-2).

Asıl ilişki ticari değilse arabuluculuk her zaman gereksiz değildir. 7445 sayılı Kanunla 6325 sayılı Kanuna eklenen m.18/B uyarınca 01.09.2023’ten itibaren kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesi hariç kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda da dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu uyuşmazlıklarda arabulucu başvuruyu üç hafta içinde sonuçlandırır; süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (m.18/A-9). Yukarıda aktarılan 2026/10560 K. sayılı kararda da kat mülkiyetine dayanan bir rücu davasında bu şartın 01.09.2023’ten önce açılan dava için aranamayacağı belirtilmiştir. Kira ilişkisinde arabuluculuğun kapsamı için kira davası açmadan önce arabulucuya gitmek şart mı yazımıza bakabilirsiniz.

Davalı şirket için arabuluculuk bir fırsattır, ama dikkat isteyen bir aşamadır. İlk toplantıya geçerli bir mazeret olmadan katılmamanın bedeli vardır: 6325 m.18/A-11 uyarınca katılmayan taraf son tutanakta belirtilir ve davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur, lehine vekâlet ücretinin de yarısına hükmedilir. Toplantıda hasar dosyasının, poliçenin, ekspertiz raporunun ve ödeme dekontunun paylaşılmasını isteyin; sigortacının talebinin dayanağını görmeden bir tutar konuşmak doğru olmaz. 6325 sayılı Kanun m.5/1 uyarınca arabuluculuk sırasında ileri sürülen öneriler ile vakıa veya iddia kabulleri gibi maddede sayılan beyan ve belgeler, sonra açılan davada delil olarak ileri sürülemez; bu kural, uzlaşma görüşmesinde tarafların serbestçe teklif yapabilmesini sağlar.

Uzlaşma düşünülüyorsa iki noktaya dikkat edin. Birincisi, sigortacının ödediği tutar sizin borcunuzun üst sınırıdır, alt sınırı değil; kusur oranınız, sözleşmesel ve kanuni sınırlar ve sigortalının müterafik kusuru uzlaşma tutarını belirlemelidir. İkincisi, sigortacı zararın yalnız bir kısmını ödemişse sigortalının kalan kısım için talebi saklıdır; sigortacıyla yapılan anlaşma, sigortalının muafiyet veya sigorta dışı kalan zararını kapsamaz. Anlaşma metninde aynı olaydan doğan bütün taleplerin kapsandığı, varsa sigortalının da katılımıyla, açıkça yazılmalıdır. Sürecin ayrıntısı için ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yazımıza bakabilirsiniz.

Usul Tuzakları: Birlikte Dava, İhbar ve Sorumluluk Sigortanız

Sigortalı ve sigortacı birlikte davacıysa. Sigortacı yalnız ödediği kadar halef olduğundan, sigortalının muafiyet, eksik sigorta veya teminat dışı kalan kısım için kendi talebi devam eder. Bu iki talep bazen tek davada birlikte, bazen ayrı davalarda ileri sürülür. Ayrı davalarda HMK m.166 uyarınca davaların birleştirilmesi istenebilir; bağlantı, davaların aynı veya benzer sebeplerden doğması ya da birinde verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olmasıyla kurulur. Birleştirme hem çelişkili kararları hem de aynı zarar için mükerrer ödemeyi önler. İki davada da sigortalının gerçek zararının bütün olarak tespiti istenmeli, talep edilen kalemlerin toplamı bu zararla karşılaştırılmalıdır.

Sigortalıya derdest davada ödeme yapıldıysa. Sigortalı sizi önce kendisi dava etmiş, sigortacı ödemeyi dava sürerken yapmışsa, TTK m.1472/1 uyarınca sigortacı mahkemenin veya sizin onayınız aranmaksızın, ödemeyi ispat ederek davayı kaldığı yerden sürdürebilir. Bu, tarafın değiştiği ama davanın aynı kaldığı anlamına gelir; o ana kadar kazandığınız usul durumları (örneğin süresinde ileri sürülmüş zamanaşımı def’i, kesinleşmiş bilirkişi soruları) korunur. Sigortacının ödemeyi ve tutarını ispat etmesi ise şarttır; ödeme belgesi sunulmadan taraf değişikliği kabul edilmemelidir.

Yanlış davalı. Sigortacı bazen zarara gerçekten sebep olan kişiyi değil, en kolay ulaşılan kişiyi dava eder: alt taşıyıcı yerine asıl taşıyıcıyı, kiracı yerine maliki, bakım firması yerine bina yönetimini. Yukarıda anılan 17. HD 2016/723 kararında olduğu gibi, davalı zarardan sorumlu değilse dava, yasal halefiyet şartları oluşmadığı için reddedilir. Bu savunma, zarara gerçekten kimin sebep olduğunu gösteren delillerle desteklenmelidir.

Davanın ihbarı. Şirketinizin bir sorumluluk sigortası (örneğin yangın ve infilak mali sorumluluk, taşıyıcı sorumluluk, üçüncü şahıs mali sorumluluk) varsa, sigortacının talebini kendi sigortacınıza gecikmeden bildirin ve davayı ona ihbar edin. HMK m.61/1’e göre davayı kaybettiği takdirde üçüncü kişiye rücu edeceğini düşünen taraf, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı o kişiye ihbar edebilir; ihbar yazılı yapılır ve sebebi gerekçeleriyle açıklanır (m.62/1). Aynı ihbar, zarara katkısı olan alt taşıyıcıya, alt yükleniciye, ekipman üreticisine veya tesisatçıya da yapılabilir. İhbarın sonuçları için davanın ihbarı, müdahale ve birleştirme yazımıza bakabilirsiniz.

Türkiye Sigorta Birliği’nin yayımladığı Yangın Sigortası Genel Şartları metninin (son düzenleme 01.09.2009) A.3 maddesinde, ek sözleşmeyle teminat altına alınabilecek hâller arasında “yangın ve infilak mali sorumluluğu” sayılır; bu klozun içinde kiracının malike karşı sorumluluğu, malikin kiracıya karşı sorumluluğu ve malik veya kiracının komşuluk sorumluluğu (yangının sirayeti yüzünden komşu bina ve mallara verilen zararlar) yer alır. Şirketinizin işyeri poliçesinde bu teminatın bulunup bulunmadığına bakın: varsa, komşunun sigortacısından gelen rücu talebi kendi sigortacınızın konusu olabilir. Sorumluluk sigortasının işleyişi için ürün sorumluluk sigortası yazımızdaki genel çerçeveye de bakabilirsiniz.

Birden çok sorumlu. Zarardan siz ve başka kişiler birlikte sorumluysanız, TBK m.61 uyarınca müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır ve sigortacı dış ilişkide herhangi birinden zararın tamamını isteyebilir. Ödeme yapan sorumlu, kendi payını aşan kısım için diğerlerine rücu edebilir. Bu durumda diğer sorumluları davaya ihbar etmek ve kusur paylaşımının bilirkişi raporunda ayrı ayrı gösterilmesini istemek önem taşır. Ayrıntı için müteselsil sorumluluk ve sorumlular arası rücu yazımıza bakabilirsiniz.

Olay Türüne Göre Savunmanın Ağırlık Noktası

Komşu işyerine sıçrayan yangın. Sigortacı çoğu zaman yangının sizin işyerinizden çıktığını söyleyen itfaiye raporuna dayanır. Savunmanın ilk sorusu çıkış yeridir; ikincisi, yangının sizin kusurunuzdan mı, binanın ortak tesisatından mı, bir üçüncü kişinin eyleminden mi doğduğudur. Yangın binanın yapımındaki bozukluk veya bakımındaki eksiklikten doğmuşsa, TBK m.69/1 uyarınca bina malikinin sorumluluğu gündeme gelir; kiracı iseniz bu, sorumluluğun malike kaymasına yol açabilir. Taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını aşan kullanımından doğan zararlar için TMK m.730 da ayrı bir dayanaktır. Yapı malikinin sorumluluğu için yapı malikinin sorumluluğu, komşuya sıçrayan zararın genel kuralları için komşumun su baskını veya yangını evime zarar verdi yazılarımıza bakabilirsiniz.

Taşıyıcı. Önce süre: teslimden itibaren bir yıl dolmuş mu, takip ve arabuluculuk süreyi kesmiş veya durdurmuş mu? Sonra ihbar: gönderen veya gönderilen, açıkça görülen hasarı en geç teslim anında, açıkça görülmeyen hasarı teslimden sonra yedi gün içinde bildirmemişse, TTK m.889 uyarınca eşyanın sözleşmeye uygun teslim edildiği varsayılır; bu karine sigortacıya karşı da işler. Ardından kurtuluş sebepleri (TTK m.876, 878; CMR m.17), ambalaj ve yükleme, son olarak sorumluluk sınırı. Kast veya pervasızlık iddiası varsa TTK m.886 uyarınca sınırlar uygulanmaz ve süre üç yıla çıkar; bu nedenle sigortacının bu iddiası somut olgularla karşılanmalıdır.

Kiracı. Kiralananda çıkan yangından sonra malikin sigortacısı kiracıya dönebilir. TBK m.316/1 uyarınca kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmakla, m.334/1 uyarınca da teslim aldığı durumda geri vermekle yükümlüdür; ancak sözleşmeye uygun kullanmadan doğan eskime ve bozulmalardan sorumlu değildir. Yangının binanın kendi elektrik tesisatından çıktığı ileri sürülüyorsa, yukarıdaki 2010/8034 sayılı kararda görüldüğü gibi, sorumluluk tartışması kiracı ile malik arasında bilirkişi incelemesiyle çözülür. Kira sözleşmesinde kiracının yangın ve infilak mali sorumluluk sigortası yaptırması öngörülmüşse, bu sigortanın varlığı ve kapsamı da savunmanın parçasıdır.

Yüklenici ve bakım firması. Eser veya bakım sözleşmesindeki iş tanımı, sorumluluk sınırları, kabul ve teslim tutanakları belirleyicidir. Arıza sizin yaptığınız işten mi, yoksa iş kapsamı dışındaki bir parçadan, işverenin talimatından ya da kullanım hatasından mı kaynaklandı? Bakım raporları, servis formları ve işverene yapılan uyarılar bu soruların delilidir. Sözleşmedeki sorumsuzluk kaydı, ağır kusur hâlinde ve izne bağlı uzmanlık mesleklerinde hafif kusur hâlinde dahi geçersizdir (TBK m.115); bu nedenle savunma kayda değil, kusursuzluğun ve illiyet yokluğunun ispatına dayanmalıdır. Yüklenicinin ağır kusuru dışındaki eser sözleşmesi alacaklarında beş yıllık süre (TBK m.147 bent 6) ayrıca hesaplanmalıdır.

Savunma Kontrol Listesi

Rücu talebine karşı savunma kontrol listesi

KontrolSorulacak soruİstenecek veya hazırlanacak belge
1. Süre (usul)Ödeme emrine 7 günlük itiraz süresi, cevap dilekçesi süresi ve bilirkişi itiraz süresi takvime işlendi mi?Tebliğ mazbataları, takip dosyası
2. Zamanaşımı (esas)Asıl ilişki hangisi; süre hangi tarihte başladı; takip veya arabuluculuk kesti ya da durdurdu mu?Teslim belgesi, yangın tarihi ve itfaiye raporu, takip ve arabuluculuk tutanakları
3. Görev ve yetkiAsıl ilişki ticari mi, kira mı, kat mülkiyeti mi, haksız fiil mi? Tahkim şartı var mı?Sözleşmeler, sicil kayıtları, yetki şartı
4. Poliçe ve teminatRiziko teminat içinde mi; ödeme lütuf ödemesi olabilir mi; muafiyet ve eksik sigorta uygulandı mı?Poliçe, genel ve özel şartlar, klozlar
5. ÖdemeKime, ne zaman, ne kadar, hangi kalemler için ödendi?Dekont, ibraname, hasar dosyası, ekspertiz raporu
6. Sigortalının size karşı hakkıSorumluluk sebebi ne; zarar gerçekten sizin fiilinizden mi doğdu; doğru davalı siz misiniz?İtfaiye ve kolluk raporları, teslim tutanakları, servis kayıtları
7. İlliyet ve kusurBilirkişiye hangi sorular sorulmalı; sigortalının müterafik kusuru var mı?Kendi uzman görüşünüz, fotoğraf ve videolar, delil tespiti raporu
8. Sözleşmesel ve kanuni sınırlarSorumluluk sınırı, sorumsuzluk kaydı, 8,33 SDR, CMR sınırı uygulanır mı?Sözleşme, taşıma senedi, ağırlık ve değer belgeleri
9. Sigortalıyla ilişkiSigortalıyla ibra, sulh veya ödeme yapıldı mı; tarihi sigortacının ödemesinden önce mi?İbraname, yazışmalar, ödeme belgeleri
10. Kendi sigortanız ve üçüncü kişilerSorumluluk sigortacınıza bildirim yapıldı mı; alt taşıyıcı, alt yüklenici, üretici gibi kişilere ihbar gerekir mi?Kendi poliçeniz, ihbar dilekçesi
11. İcra inkâr tazminatıAlacak takipten önce belgeleriyle bildirildi mi, hesaplanabilir miydi?İhtarname ve ekleri; sigortacıdan gelen yazışmalar

Yol Haritası: İhtarname Gelmesinden Karara Kadar

Rücu talebi karşısında adım adım

AdımYapılacakNeden
1. İhtarname veya ilk yazıKabul beyanı içermeyen bir cevapla poliçe, hasar dosyası, ekspertiz raporu ve ödeme dekontunu isteyinBelgeler savunmanın temelidir; ileride likitlik tartışmasında da önem taşır
2. Kendi sigortanızSorumluluk poliçenizi kontrol edin, sigortacınıza gecikmeden bildirinTeminat varsa savunma ve ödeme kendi sigortacınızın konusu olabilir
3. Delilleri koruyunTeknik kayıtları, fotoğrafları, bakım ve teslim belgelerini toplayın; gerekiyorsa delil tespiti isteyin (HMK m.400)Yangın yeri ve hasarlı mal zamanla değişir
4. Ödeme emriYedi gün içinde itiraz edin: kural olarak borcun tamamına, sorumluluğun açık olduğu bir kısım varsa onu ayırarak; gerekiyorsa yetkiye de (İİK m.62)Süresinde itiraz takibi durdurur
5. Arabuluculuk davetiİlk toplantıya katılın; belgeleri isteyin; uzlaşma tutarını kusur ve sınırlara göre hesaplayınKatılmamanın gider yaptırımı var; uzlaşma, dava maliyetinden ucuz olabilir
6. Cevap dilekçesiGörev, yetki, tahkim, zamanaşımı, halefiyetin yokluğu, illiyet, kusur, sınırlar, tutar; sırayla ve hepsi birlikteİlk itirazlar ve zamanaşımı sonradan ileri sürülemeyebilir
7. İhbar ve birleştirmeSorumluluk sigortacınıza ve diğer sorumlulara ihbar; sigortalının ayrı davası varsa birleştirmeRücu imkânını korur, mükerrer ödemeyi önler
8. Bilirkişi aşamasıSoruları önerin; rapora iki hafta içinde ayrıntılı itiraz edinRücu davası çoğu zaman bilirkişi raporunda kazanılır veya kaybedilir
9. Karar ve kanun yoluİcra inkâr tazminatı, faiz başlangıcı ve kusur oranı yönünden kararı denetleyin; istinaf ve temyiz sürelerini takvime işleyinKısmi kabullerde tazminat ve faiz ayrıca bozma veya kaldırma sebebi olabilir

Rücu ihtarnamesi, ödeme emri veya arabuluculuk daveti aldıysanız ve hangi adımla başlamanız gerektiğinden emin değilseniz, belgeleri birlikte gözden geçirmek için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Sigorta şirketi benimle sözleşmesi olmadığı hâlde benden nasıl para isteyebilir?

TTK m.1472 uyarınca sigortacı, sigortalısına tazminatı ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının size karşı bir tazminat hakkı varsa bu hak, ödenen tutar kadar sigortacıya geçer. Sigortacı sizinle bir sözleşmeye değil, sigortalının size karşı sahip olduğu hakka dayanır.

Sigortacı sigortalısına ödediği tutarın tamamını benden isteyebilir mi?

Ancak sigortalının sizden isteyebileceği kadarını ve ödediği tutarla sınırlı olarak isteyebilir. Kusur oranınız, sigortalının müterafik kusuru, sözleşmedeki ve kanundaki sorumluluk sınırları ile sizin sorumlu olmadığınız zarar kalemleri bu tutarı düşürür. İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi’nin 2025/181 sayılı kararında, 24.872,42 Euro ödeyen sigortacının alacağı 10.000 Euro olarak kabul edilmiştir.

Lütuf ödemesi nedir, rücu davasını nasıl etkiler?

Sigortacının, poliçe teminatına girmeyen bir hasar için ticari sebeplerle yaptığı ödemedir. Bu ödeme halefiyet doğurmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21.03.2016 tarihli, E.2015/8382, K.2016/3061 sayılı kararıyla, ambalaj ve tertip hatasından doğan ve teminata girmeyen hasar için yapılan ödemenin lütuf ödemesi olduğu ve taşıyıcıdan rücuen istenemeyeceği gerekçesiyle davayı reddeden ilk derece kararı onanmıştır.

Sigortalıya karşı ileri sürebileceğim savunmaları sigortacıya karşı da kullanabilir miyim?

Evet. Sigortacı sigortalının yerine geçtiğinden, sigortalıdan daha güçlü bir konum elde etmez. Sorumsuzluk ve sınırlama kayıtları, sigortalının müterafik kusuru, illiyet yokluğu, zamanaşımı ve sigortacının ödemesinden önce sigortalıyla yapılmış ibra veya ödeme sigortacıya karşı da ileri sürülebilir.

Rücu davasında zamanaşımı ne zaman başlar?

Süre, sigortalının size karşı hakkına göre belirlenir ve o hakkın zamanaşımı hangi tarihte başlıyorsa o tarihte başlar. Haksız fiilde TBK m.72/1 uyarınca zarar ve sorumlunun öğrenilmesinden iki yıl, her hâlde fiilden on yıl; yurt içi taşımada TTK m.855 uyarınca teslimden bir yıl; CMR’ye tabi taşımada CMR m.32 uyarınca bir yıl uygulanır. Bir makalede aktarılan 17.01.1972 tarihli içtihadı birleştirme kararına göre sigortacının davası, sigortalının davasının zamanaşımına tabidir ve aynı tarihte başlar; sigortacının ödeme tarihi bu başlangıcı kural olarak ileri atmaz.

Sigorta sözleşmesindeki iki yıllık zamanaşımı rücu davasında uygulanır mı?

Kural olarak hayır. TTK m.1420’deki süreler sigorta sözleşmesinden doğan istemler içindir. Sigortacının size karşı talebi poliçeden değil, sigortalının size karşı hakkından doğar; uygulanacak süre de o hakkın süresidir.

İcra takibi ve arabuluculuk zamanaşımını etkiler mi?

Etkiler. TBK m.154 uyarınca icra takibi zamanaşımını keser ve TBK m.157 uyarınca kesilen süre takibe ilişkin her işlemden sonra yeniden başlar; 6325 sayılı Kanun m.18/A-15 uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur. Adana BAM 9. Hukuk Dairesi’nin 2025/2183 sayılı kararında, bu etkiler araştırılmadan CMR m.32’ye göre verilen zamanaşımı reddi kaldırılmıştır.

Ödeme emrine itiraz ettim; sigortacı ne yapabilir?

İtirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir (İİK m.67/1). Ticari bir uyuşmazlıksa (TTK m.5/A) ya da asıl ilişki kira, kat mülkiyeti veya komşu hakkıysa (6325 m.18/B) önce arabulucuya başvurması gerekir. Bir yıl geçerse genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklıdır, ama icra inkâr tazminatı isteyemez.

İtirazın iptali davasını kaybedersem yüzde yirmi icra inkâr tazminatı öder miyim?

Her zaman değil. Uygulama, İİK m.67/2’deki tazminat için alacağın likit, yani borçluca bilinebilir ve hesaplanabilir olmasını arar. İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi’nin 2025/181 sayılı kararında, sigortalıya ödenen bedelin taşıyıcı tarafından bilinmesinin ve hesaplanmasının beklenemeyeceği belirtilerek icra inkâr tazminatı kaldırılmıştır.

Rücu davası hangi mahkemede görülür?

Yargıtay kararlarında görev, sigortalı ile sizin aranızdaki asıl ilişkiye göre belirlenmiştir. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir uyuşmazlıkta asliye ticaret, ticari işletmeye bağlanamayan bir haksız fiilde asliye hukuk, kira ilişkisinde ve kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıkta sulh hukuk mahkemesi gündeme gelir. Görev dava şartıdır; mahkeme bunu kendiliğinden de inceler, ama cevap dilekçesinin ilk maddesinde tartışılması yerinde olur.

Rücu davası için arabuluculuk zorunlu mu?

Uyuşmazlık ticari davaysa evet: TTK m.5/A uyarınca konusu bir miktar para olan alacak, tazminat ve itirazın iptali davalarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Uyuşmazlık ticari değilse TTK m.5/A uygulanmaz; ancak asıl ilişki kira (kiralanan taşınmazın ilamsız icra yoluyla tahliyesi hariç), kat mülkiyeti veya komşu hakkıysa 01.09.2023’ten itibaren 6325 sayılı Kanun m.18/B uyarınca arabuluculuk yine dava şartıdır.

Arabuluculuk toplantısına gitmezsem ne olur?

Geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmazsanız son tutanakta belirtilirsiniz; davada kısmen veya tamamen haklı çıksanız bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulursunuz ve lehinize vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (6325 sayılı Kanun m.18/A-11).

Yangının benim işyerimden çıktığını söyleyen itfaiye raporu varsa sorumlu muyum?

İtfaiye raporu güçlü bir delildir, ama tek başına sorumluluğu kesinleştirmez. Yangının çıkış yeri ve sebebi uzman bilirkişiyle incelenir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2012/155 sayılı kararı, itfaiye raporunun “tahmin” denerek dayanaksız biçimde bir kenara itilemeyeceğini gösterir; bu nedenle rapora karşı savunma somut teknik verilere dayanmalıdır.

Taşıdığım yük hasarlı teslim edildi; sigortacının rücuuna karşı ne savunabilirim?

Önce bir yıllık zamanaşımı (TTK m.855, CMR m.32), sonra TTK m.889’daki ihbar süreleri, ardından gönderenin yetersiz ambalajı veya yüklemesi gibi kurtuluş sebepleri (TTK m.878) ve son olarak brüt kilogram başına 8,33 SDR sorumluluk sınırı (TTK m.882) incelenmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2023/4139 sayılı kararında, ambalaj içinde oluşan paslanmadan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı kabul edilmiştir.

Sigortalıyla daha önce anlaşıp ödeme yapmıştım; sigortacı yine de benden isteyebilir mi?

Tarihe bakılır. Sigortacı ödemeyi yapmadan önce sigortalıyla yapılan ibra veya ödeme, sigortalının hakkını ve dolayısıyla sigortacıya geçecek hakkı daraltır. Sigortacı ödedikten sonra sigortalının sizi ibra etmesi ise sigortacıya geçmiş hakkı kendiliğinden ortadan kaldırmaz; TTK m.1472/2 böyle davranan sigortalıyı sigortacıya karşı sorumlu tutar. Sigortacının ödemesinden habersiz olarak sigortalıya iyiniyetle ödeme yaptıysanız, TBK m.186’nın kıyasen uygulanması kanaatimizce savunulabilir.

Kendi sorumluluk sigortam varsa ne yapmalıyım?

Talebi kendi sigortacınıza gecikmeden bildirin ve dava açılırsa ona ihbar edin (HMK m.61). İşyeri poliçenizde yangın ve infilak mali sorumluluk teminatı (kiracı, malik ve komşuluk sorumluluğu) varsa, komşunun sigortacısından gelen talep kendi sigortacınızın teminatına girebilir.

Hem sigortalı hem sigortacı benden ayrı ayrı talepte bulunursa ne olur?

Sigortacı yalnız ödediği kısım için halef olur; sigortalı kalan kısım için hakkını korur (TTK m.1472/2). İki talebin toplamı sigortalının gerçek zararını aşamaz. Ayrı davalar açılmışsa birleştirilmesini isteyebilirsiniz (HMK m.166); gerçek zararın bütün olarak tespit edilmesi mükerrer ödemeyi önler.

İlgili Rehberler

Kaynakça

Mevzuat

Kararlar

  • Yargıtay HGK, 14.05.2025, E.2023/11-502, K.2025/320
  • Yargıtay 11. HD, 05.07.2023, E.2022/1852, K.2023/4139
  • Yargıtay 11. HD, 10.05.2023, E.2022/3351, K.2023/2875
  • Yargıtay 11. HD, 21.03.2016, E.2015/8382, K.2016/3061
  • Yargıtay 11. HD, 16.01.2012, E.2010/8034, K.2012/155
  • Yargıtay 11. HD, 14.03.2011, E.2009/10454, K.2011/2682
  • Yargıtay 17. HD, 21.01.2016, E.2015/19066, K.2016/723 (şerhteki aktarımdan)
  • Yargıtay 20. HD, 18.05.2016, E.2016/4134, K.2016/5837 (şerhteki aktarımdan)
  • Yargıtay, 08.06.2026, E.2026/11101, K.2026/10560, kanun yararına (Hukuki Haber’deki aktarımdan)
  • Adana BAM 9. HD, 24.10.2025, E.2023/1121, K.2025/2183
  • İstanbul BAM 14. HD, 06.02.2025, E.2021/2120, K.2025/181
  • Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları: 22.03.1944, 37/9; 17.01.1972, 2/1 (makaledeki aktarımdan)

Literatür

  • Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi Altıncı Kitap: Sigorta Hukuku, Cilt VI — Yargı Kararları, On İki Levha Yayıncılık, 2020
  • Av. Eylem Okumuş, “Sigorta Hukukunda Kanuni Halefiyet: Niteliği, Gerçekleşme Şartları ve Rücu Hakkı”, Hukuki Haber, 21.11.2025
  • Av. Arb. Bahar Bozacı, “Yangın Hasarlarında Sorumluluğun Tespitinde İtfaiye Raporunun Delil Niteliği”, Hukuki Haber, 13.02.2026
  • Prof. Dr. Rauf Karasu, kat mülkiyeti ve sigorta rücu davalarında görevli mahkemeye ilişkin karar değerlendirmesi, Hukuki Haber, 04.09.2026

Yazar: Av. Fatma Öztürk, Hukukçular Evi Ankara

Büro: Varlık Mahallesi Gaziosmanpaşa Caddesi No: 22, Yenimahalle/Ankara · Telefon: 0554 648 37 15

Son güncelleme: 3 Kasım 2026. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlıkta sonuç, sözleşmenin, poliçenin ve teknik delillerin incelenmesine bağlıdır.

Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Post by Av. Fatma Öztürk