Aile konutu, eşlerin birlikte yaşamak üzere seçtikleri ve fiilen oturdukları, müşterek hayatın merkezini oluşturan konuttur. Bu nitelik, konutun lüks ya da mütevazı olmasına, mülkiyette mi kirada mı oturulduğuna bağlı değildir. Belirleyici olan, konutun ailenin ekonomik, duygusal ve sosyal yaşam alanı olmasıdır. TMK m.194 bu konuta özel bir koruma getirir. Bu yazıda aile konutunun tanımı, Yargıtay’ın aradığı ölçütler, hangi taşınmazların aile konutu sayılmadığı ve korumanın kapsamı ele alınmaktadır.
1) Aile Konutunun Hukukî Tanımı
Türk Medeni Kanunu, “Aile Konutu” başlıklı 194. maddesinde bu kavramı tanımlamak yerine ona bağlanan sonuçları düzenler. Maddeye göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Tanım bu nedenle uygulamada, yani Yargıtay içtihadıyla şekillenmiştir: aile konutu, eşlerin müşterek yaşamlarını sürdürdükleri konuttur. Konutun mülkiyeti yalnızca bir eşe ait olsa dahi diğer eşin korunmaya değer menfaati kabul edilir. Bu koruma, eşler arasında hangi mal rejiminin geçerli olduğundan bağımsız olarak uygulanır.
2) Yargıtay’ın Aradığı Üç Ölçüt
Yerleşik içtihatta bir taşınmazın aile konutu sayılabilmesi için şu üç unsurun birlikte bulunması aranır:
- Eşlerin birlikte ve sürekli oturması. Geçici, mevsimlik veya arızî kullanım yeterli değildir.
- Müşterek hayatın merkezi olması. Ailenin günlük yaşamının düğümlendiği yer olmalıdır.
- Ailenin ekonomik, duygusal ve sosyal yaşam alanı olması. Konut yalnızca barınma değil, aile birliğinin sürdürüldüğü çevredir.
Bu ölçütler, korumanın amacıyla doğrudan bağlantılıdır: TMK m.194’ün temel gerekçesi aile bireylerinin barınma hakkının ve evlilik birliği içindeki ekonomik dengenin korunmasıdır. Malik olan eşin mülkiyet hakkı, bu amaçla sınırlandırılmıştır.
3) Hangi Taşınmazlar Aile Konutu Sayılmaz?
- Yazlık ve dağ evleri: Yılın belirli dönemlerinde kullanılan, müşterek hayatın merkezi olmayan taşınmazlar.
- Ofis, dükkân ve iş yerleri: Konut niteliği taşımayan yerler.
- Geçici barınma yerleri: Kısa süreli, arızî kullanım amacıyla kalınan yerler.
- Boş tutulan veya kiraya verilen taşınmazlar: Ailenin fiilen oturmadığı konutlar.
Hayır. Eşlerin birden çok taşınmazı bulunsa dahi aile konutu tektir; ailenin asıl yaşam alanı hangisi ise o belirlenir. İkinci konut, yazlık veya yatırım amaçlı taşınmazlar TMK m.194 korumasından yararlanmaz.
4) Yurt Dışında Yaşayan Aileler Bakımından Durum
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yurt dışında çalışan ancak her yıl ailece Türkiye’ye gelerek aynı konutu kullanan eşler bakımından bu konutun aile konutu sayılması gerektiğine hükmetmiştir. Kararda, taşınmazın kiraya verilmemiş ve başka amaçla kullanılmamış olması, tarafların Türkiye’de bulundukları sürece ortak yaşam faaliyetlerini bu konutta sürdürmeleri ve Türkiye’de başka konutlarının bulunmaması belirleyici görülmüştür (Yargıtay HGK, E. 2013/473, K. 2014/92, T. 12.02.2014).
Bu karar, “sürekli oturma” ölçütünün mekanik biçimde değil, ailenin yaşam düzeni içinde değerlendirildiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Oturduğunuz konutun aile konutu sayılıp sayılmadığından emin değil misiniz?
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.
5) Kirada Oturuluyorsa Aile Konutu Koruması Var mı?
Evet. Aile konutu koruması mülkiyete bağlı değildir. TMK m.194/2 uyarınca, kira sözleşmesinin tarafı olmayan eş kiraya verene yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelebilir ve bu durumda bildirimde bulunan eş diğeriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur. Ayrıca kira sözleşmesinin tarafı olan eş, diğer eşin açık rızası olmadan sözleşmeyi feshedemez.
Bu düzenleme, kirada oturan ailelerde malik olmayan — ve çoğu zaman sözleşmede adı geçmeyen — eşin bir gecede barınmasız kalmasını önlemeyi amaçlar.
6) Konut Üçüncü Kişiye Aitse Şerh Verilebilir mi?
Aile konutu şerhinin tapu kütüğüne işlenebilmesi için taşınmazın eşlerden birine ait olması gerekir. Mülkiyeti üçüncü bir kişiye ait olan taşınmaz eşler tarafından fiilen aile konutu olarak kullanılıyor olsa bile, hak sahibi üçüncü kişinin mülkiyet hakkını sınırlayacak biçimde tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilemez. Bu, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasıdır.
Buna karşılık, taşınmaz eşlerden birine ait değilse de kira ilişkisi varsa TMK m.194/2’deki koruma devreye girebilir. İki durum birbirine karıştırılmamalıdır: şerh ile koruma aynı şey değildir.
7) Şerh Olmadan da Koruma Var mı?
Bu, uygulamada en çok yanlış bilinen noktadır. TMK m.194/1’deki rıza şartı, şerh bulunup bulunmadığına bakılmaksızın doğrudan kanundan doğar. Yani tapuda aile konutu şerhi olmasa dahi malik eşin diğer eşin açık rızası olmadan konutu devretmesi hukuka aykırıdır.
Şerhin işlevi farklıdır: şerh, durumu tapu kütüğünde görünür kılarak üçüncü kişilerin iyiniyet iddiasını ortadan kaldırır. Şerh yokken yapılan bir devirde üçüncü kişinin iyiniyeti tartışma konusu olabilirken, şerh varken bu tartışma büyük ölçüde kapanır. TMK m.194/3, aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eşe bu şerhi tapu müdürlüğünden talep etme imkânı tanır.
8) Koruma Ne Zaman Başlar, Ne Zaman Sona Erer?
Koruma, taşınmazın fiilen aile konutu niteliği kazanmasıyla başlar ve evlilik birliği süresince devam eder. Boşanma kararının kesinleşmesi, eşlerden birinin ölümü veya konutun aile konutu niteliğini yitirmesi (örneğin ailenin başka bir konuta taşınması) hâlinde koruma ve buna bağlı şerh sona erer. Şerhin kaldırılması talebi tapu müdürlüğüne yapılır; taraflar arasında uyuşmazlık varsa aile mahkemesi karar verir.
İlgili Rehberler
Aile Konutu Sayılan ve Sayılmayan Taşınmazlar
Koruma, ailenin sahip olduğu her taşınmazı kapsamaz. Belirleyici olan mülkiyet değil, taşınmazın fiilen hangi amaçla kullanıldığıdır.
| Aile konutu sayılır | Sayılmaz |
|---|---|
| Ailenin sürekli olarak birlikte yaşadığı konut | Yazlık, dağ evi ve benzeri ikinci konutlar |
| Kira ile oturulan konut — koruma mülkiyet şartına bağlı değildir | Yatırım amacıyla alınmış, oturulmayan taşınmazlar |
| Geçici olarak ayrı yaşanan dönemde de aile konutu niteliği sürebilen konut | İşyeri, dükkân, depo gibi ticari nitelikli taşınmazlar |
| Ailenin yaşam merkezi hâline gelmiş tek konut | Aile fiilen taşındıktan sonra terk edilen eski konut |
Aynı anda birden fazla aile konutu olamaz. Ailenin birden çok taşınmazı bulunsa dahi, koruma yalnızca yaşam merkezi niteliğindeki tek konut için işler. Bu nedenle şerh talebinde veya davada, konutun neden yaşam merkezi olduğu somut olarak gösterilmelidir: adres kayıtları, abonelik sözleşmeleri, çocuğun okul kaydı, fatura adresleri ve muhtarlık belgesi bu tespitin dayanağını oluşturur.
Yurt Dışında Yaşayan Aileler ve Kira İlişkisi
İki özel durum, uygulamada sık tereddüt yaratır:
- Ailenin yurt dışında yaşaması. Yaşam merkezi yurt dışındaysa, Türkiye’deki taşınmazın aile konutu sayılıp sayılmayacağı tartışmalı hâle gelir. Belirleyici olan, ailenin o konutu fiilen ve sürekli biçimde kullanıp kullanmadığıdır. Yalnızca izin dönemlerinde kullanılan bir konut bakımından koruma iddiası zayıflar; buna karşılık ailenin Türkiye’ye dönüş iradesi ve konutun tek yaşam alanı olması gibi olgular değerlendirmeye katılır.
- Konutun kirada olması. Koruma, mülkiyete değil kullanıma bağlı olduğundan kiralık konutta da işler. Sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelebilir ve diğer eşle müteselsilen sorumlu olur. Bu, kiracı eşin tek başına sözleşmeyi feshederek diğerini konutsuz bırakmasını önler.
Kiralık konutta bildirim yazılı yapılmalı ve tebliğ edildiği belgelenmelidir. Bildirimden sonra kiralayan, fesih ve ödemeye ilişkin işlemlerde bildirimde bulunan eşi de muhatap almak zorundadır.
Konut Üçüncü Kişiye Aitse ve Şerh Yoksa
İki soru, davanın kurulabilirliğini doğrudan etkiler:
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| Konut eşlerden birine ait | Şerh talep edilebilir; rıza şartı tam olarak işler |
| Konut üçüncü kişiye ait (örneğin eşin ailesine) | Şerh, malik eş bulunmadığından kural olarak konulamaz; ancak kullanım hakkına ilişkin talepler ve boşanma dosyasında konut tedbiri gündeme gelir |
| Şerh yok ama konut aile konutu | Koruma şerhe bağlı değildir; rıza şartı yine aranır. Şerh, korumayı doğurmaz — üçüncü kişiye karşı görünür kılar |
Üçüncü satır en sık yanlış bilinen noktadır. Şerh, aile konutu korumasının şartı değildir; koruma kanundan doğar ve konut aile konutu niteliği kazandığı anda başlar. Şerhin işlevi, üçüncü kişilerin iyiniyet iddiasını bertaraf etmektir. Şerh yoksa dava yine açılabilir; ancak bu kez alıcının durumu bildiği veya bilmesi gerektiği ayrıca ispatlanmalıdır — bu da davayı belirgin biçimde zorlaştırır.
Korumanın başlangıcı konutun aile konutu niteliği kazandığı an, sonu ise evliliğin sona ermesi veya konutun bu niteliğini yitirmesidir. Boşanma kararının kesinleşmesiyle koruma sona erdiğinden, konuta ilişkin talepler boşanma davası içinde ileri sürülmelidir: dava süresince konutun kullanımına ilişkin tedbir ve koşulları varsa hüküm aşamasında konutun tahsisi ayrı ayrı talep edilmelidir.
Rıza alınmadan yapılan işlemde tapu iptali davası, üçüncü kişinin iyiniyeti tartışması ve şerh usulü için aile konutu şerhi rehberimize, boşanma davası açıldığında talep edilecek geçici önlemler için davalı eşin hakları rehberimize bakabilirsiniz.
🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası
Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:
💔 Boşanma Davası
- Boşanma Kararı Ne Zaman Kesinleşir? İstinaf ve Temyiz
- Ön İnceleme Duruşması: Taraflar Ne Yapmalı?
- Tensip Zaptı Nedir? İlk Duruşmaya Hazırlık
- Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Nasıl İspatlanır?
- Boşanma Davasında Islah: Talep ve Sebep Değişikliği
- Boşanma Davasından Vazgeçme: Feragat ve Sonuçları
💰 Nafaka
- Nafaka Hesaplama ve Artırım Aracı
- Tedbir Nafakası Geriye Dönük İstenebilir mi?
- Emekli Maaşına Nafaka İçin Haciz Konur mu?
- Nafaka Ödememe ve Tazyik Hapsi
- Yoksulluk Nafakası Alan Eş Yeniden Evlenirse
- İştirak Nafakası Çocuk 18 Yaşına Gelince Biter mi?
👶 Velayet ve Çocuk
- Bekar Biri Tek Başına Evlat Edinebilir mi?
- Sosyal İnceleme Raporu (SİR) ve Velayet
- Velayeti Alan Ebeveyn Başka Şehre Taşınabilir mi?
- Geçici (Tedbiren) Velayet Nedir?
- Boşanmadan Sonra Çocuğun Nüfus Kaydı
- Koruyucu Aile ile Evlat Edinme Farkı
🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım
- Evlilikte Alınan Araba Boşanmada Paylaşılır mı?
- Aile Konutu Şerhi Tapuya Nasıl Konulur?
- Krediyle Alınan Ev Boşanmada Nasıl Paylaşılır?
- Mal Paylaşımı Davasında Zamanaşımı
- Emekli İkramiyesi Mal Paylaşımına Girer mi?
- Ortak Kredi ve Banka Borçları Nasıl Paylaşılır?
🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)
- 6284 Kapsamında Koruma Kararı Nasıl Alınır?
- 6284 Koruma Kararına İtiraz: Süre ve Usul
- Koruma Kararının Süresi Dolmadan Uzatma
- 6284 Kapsamında Elektronik Kelepçe
- Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır?
- Uzaklaştırma Kararı İşyeri ve Okulu da Kapsar mı?
💍 Evlilik ve Statü
- Evlenme Yaşı Kaçtır? 16-17 Yaşında Evlilik
- Boşanmadan Sonra Kimlik, Pasaport ve Nüfus Kaydı
- Yurt Dışında Yapılan Evlilik Türkiye’de Geçerli mi?
- Evlilik Dışı Doğan Çocuk Nüfusa Nasıl Kaydedilir?
- Eşin Borcundan Diğer Eş Sorumlu mu?
- Yabancı Biriyle Evlilik: Gerekli Belgeler
📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.
Tanımın Kaynağı ve Ölçütler
Kanun “aile konutu” kavramını tanımlamaz; tanım, birbirini tamamlayan hükümlerden çıkarılır.
Konutun seçimi — TMK m.186/1: eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.
Koruma hükmü — TMK m.194/1: eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Üç ayrı yasak. Madde; kira sözleşmesinin feshini, devri ve hakların sınırlanmasını ayrı ayrı sayar. Üçüncüsü ipotek, intifa ve benzeri yüklemeleri de kapsar.
Şerh imkânı — m.194/3: aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.
“Özgülenen” ifadesi belirleyicidir. Kanun, taşınmazın fiilen aile yaşamına ayrılmış olmasını arar; tapudaki kayıt tek başına yeterli değildir.
Uygulamadaki üç ölçüt. Yargıtay kararlarında; konutun fiilen ve sürekli oturulan yer olması, ailenin yaşam merkezini oluşturması ve bu kullanımın geçici olmaması aranır.
Tek bir konut olabilir. Aile birden fazla taşınmaza sahip olsa dahi, aynı anda yalnız bir tanesi aile konutu niteliği taşır. Yazlık, işyeri ve yatırım amaçlı taşınmazlar bu kapsamda değildir.
Kira ilişkisinde de geçerlidir. Madde mülkiyeti şart koşmaz; “kira sözleşmesini feshedemez” ifadesi, kirada oturulan konutu da doğrudan kapsar.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Seçim | m.186/1 — birlikte |
| Yasaklar | Fesih, devir, hakları sınırlama |
| Ölçüt | Özgülenme; fiilî kullanım |
| Sayı | Aynı anda tek konut |
| Mülkiyet | Şart değil |
| Şerh | m.194/3 — tapu müdürlüğünden |
Niteliğin Tespiti: HMK m.106
Tapu müdürlüğü şerh talebini reddederse ya da nitelik tartışmalıysa, ayrı bir dava yolu vardır.
HMK m.106/1: tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukukî ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.
Güncel yarar şartı — m.106/2: tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnaî durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.
Bir sınır — m.106/3: maddî vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz. Bu nedenle talep, “şu tarihte burada oturuyorduk” biçiminde değil; taşınmazın aile konutu niteliğinde olduğunun tespiti biçiminde kurulmalıdır.
Güncel yarar nasıl gösterilir? Devir tehlikesi, ipotek girişimi, tahliye baskısı ya da tapu müdürlüğünün ret işlemi bu yararı somutlaştırır.
Talep terditli kurulmalı — HMK m.111. Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferilik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Aslî talep şerhin tapuya işlenmesi, fer’î talep niteliğin tespiti olarak kurulabilir.
Koruma için tedbir — HMK m.389/1. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddî bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlinde ihtiyatî tedbir kararı verilebilir.
Yaklaşık ispat — HMK m.390/3. Talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır; tam ispat aranmaz.
Kritik süre — HMK m.397/1. İhtiyatî tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dosyayı mahkemeye ibrazla kaydettirmek zorundadır; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.
Görev ve yetki. Aile konutu şerhine ve niteliğin tespitine ilişkin davalar aile mahkemesinde görülür. Taşınmazın aynına ilişkin bir talep bulunması hâlinde ise HMK m.12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Dava türü | HMK m.106 — tespit |
| Şart | Güncel yarar |
| Sınır | Maddî vakıa tek başına olmaz |
| Koruma | İhtiyatî tedbir (m.389) |
| Dava öncesi tedbirde | İki hafta kilidi |
| Yetki | Ayna ilişkinse HMK m.12 kesin |
Şerh Yoksa Ne Olur? Tapuya Güven İlkesi
Şerhin bulunup bulunmaması, üçüncü kişiye karşı sonucu kökten değiştirir.
Güven ilkesi — TMK m.1023: tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.
Neden böyle bir kural var? Devlet tapu sicillerinin tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini sağlamış ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiştir. Bunun doğal sonucu, tapuya itimat ederek taşınmaz edinen kişinin iyiniyetinin korunmasıdır.
Korumanın kapsamı dardır. m.1023’te korunan iyiniyet, yalnız tasarruf yetkisinin bulunmamasının yarattığı eksikliği giderir; iyiniyet, tapudaki kaydın doğru olduğuna yöneliktir.
Karşı hüküm — TMK m.1024/1: bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.
Yolsuz tescil nedir — m.1024/2: bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.
“Bilmesi gereken” ölçütü. Uygulamada bu değerlendirme; işlem yapan kişinin sıfatı (banka, profesyonel yatırımcı gibi), taşınmazın fiilî kullanımı, belgelerdeki tutarsızlıklar, aile içi temlikler, aşırı düşük bedel ve hızlı zincir devirler gibi olgular üzerinden yapılır.
İyiniyet karinesi çürütülebilir — TMK m.3. Kanunun iyiniyete hukukî sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır; ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Şerhin işlevi burada ortaya çıkar. Sicilde yazan ipotek, irtifak, haciz, tedbir, şerh ve beyanlar üçüncü kişiyi bağlar. Şerh bulunduğunda üçüncü kişi iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Şerh yoksa tartışma başlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu alandaki bir kararında; maliki olmayan eş tarafından şerh verilmemesi hâlinde, işlem tarafı iyiniyetli üçüncü kişinin aynî hak kazanımının m.1023 ile korunduğu kabul edilmiştir. Şerhin kurucu mu açıklayıcı mı olduğu ise doktrinde tartışmalıdır.
Pratik sonuç. Şerh vermek zorunlu değildir; ancak şerh yoksa koruma, üçüncü kişinin kötüniyetinin ispatına bağlı kalır. Bu nedenle şerh, en etkili önlemdir.
Devletin sorumluluğu — TMK m.1007: tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.
| Şerh varsa | Şerh yoksa | |
|---|---|---|
| Üçüncü kişi | Bağlanır | m.1023 ile korunabilir |
| İyiniyet | İleri sürülemez | Karine lehinedir |
| İspat yükü | — | Kötüniyeti ispat gerekir |
| Ölçüt | m.1024 — bilen veya bilmesi gereken | |
| Karine | m.3 — özen gösterilmemişse çürür | |
| Sicil hatası | m.1007 — Devlet sorumlu | |
Kirada Oturuluyorsa: TBK m.349
Kira ilişkisinde koruma, ayrı bir kanunda daha da genişletilmiştir.
TBK m.349/1: aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez.
Rıza alınamıyorsa — m.349/2. Bu rızanın alınması mümkün olmazsa ya da eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracı, hâkimden bu konuda karar verilmesini isteyebilir.
Önemli bir imkân — m.349/3: kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması hâlinde, kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır.
Üç aşamalı koruma. Önce fesih yasağı; sonra kiracı olmayan eşin bildirimle sözleşmenin tarafı olabilmesi; en son çifte bildirim zorunluluğu.
Sonucu ağırdır. Kiraya veren yalnız kiracıya bildirimde bulunursa, bu bildirim eşe karşı sonuç doğurmaz.
Sözleşmenin tarafı olmanın anlamı — TBK m.350. Bildirimle taraf sıfatı kazanan eş, tahliye davalarında doğrudan taraf hâline gelir ve kendisine ayrıca tebligat yapılması gerekir.
Yurt dışında yaşayanlar bakımından. Ailenin yaşam merkezi yurt dışında ise, Türkiye’deki taşınmaz fiilen ve sürekli oturulan yer olmadığından kural olarak aile konutu sayılmaz. Buna karşılık dönüş sonrası fiilî kullanım başlarsa nitelik yeniden doğabilir.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Fesih | Eşin açık rızası gerekir |
| Rıza yoksa | Hâkimden karar istenir |
| Taraf olma | Bildirimle kazanılır |
| Bildirim | Ayrı ayrı yapılmalı |
| Eksik bildirim | Eşe karşı sonuç doğurmaz |
| Yurt dışı | Fiilî kullanım belirleyicidir |
Korumanın Sona Ermesi ve Şerhin Terkini
Aile konutu niteliği kalıcı değildir; dayanağı ortadan kalkınca koruma da sona erer.
Koruma neye bağlıdır? m.194‘teki yasak, evlilik birliğinin varlığına ve taşınmazın fiilen aile konutu olarak kullanılmasına dayanır. Bu iki unsurdan biri ortadan kalktığında koruma da sona erer.
Boşanma hâlinde. Boşanma hükmünün kesinleşmesiyle evlilik birliği sona erer; bu tarihten sonra m.194 koruması işlemez ve şerhin terkini istenebilir.
Mal rejimi bakımından — TMK m.225/2. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine karar verilmesi hâlinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
İki tarih farklıdır. Mal rejimi dava tarihinde; aile konutu koruması ise kararın kesinleşmesiyle sona erer. Bu ayrım, dava sürerken yapılan devirler bakımından önem taşır.
Boşanmadan sonra konut talebi — TMK m.240. Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsuben ve yetmezse bedel eklemek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; ayrıca ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Mirasta karşılığı — TMK m.652. Eşin, mirasa dâhil olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebileceği; haklı sebeplerin varlığı hâlinde ise mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasının istenebileceği düzenlenmiştir.
Şerhin terkini. Nitelik sona ermişse malik eş, şerhin terkinini tapu müdürlüğünden ya da mahkemeden isteyebilir. Uyuşmazlık hâlinde TMK m.1027 uyarınca sicildeki kayıt, ilgililerin yazılı rızası olmadıkça ancak mahkeme kararıyla düzeltilebilir.
Dava sürerken koruma. Boşanma davası devam ederken TMK m.169 uyarınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin konut ve mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Dayanak | Evlilik + fiilî kullanım |
| Boşanmada | Kesinleşmeyle sona erer |
| Mal rejimi | Dava tarihinde sona erer |
| Ölümde | m.240 / m.652 |
| Terkin | m.1027 — rıza veya karar |
| Dava sürerken | m.169 — re’sen önlem |
Sıkça Sorulan Sorular
Aile konutu nedir?
Aile konutu, eşlerin birlikte yaşamak üzere seçtikleri ve fiilen oturdukları, müşterek hayatın merkezini oluşturan konuttur. Konutun lüks veya mütevazı olması, mülkiyete mi kiraya mı dayandığı önemli değildir; belirleyici olan ailenin ekonomik, duygusal ve sosyal yaşam alanı olmasıdır.
Hangi ev aile konutu sayılır?
Yargıtay yerleşik içtihadına göre eşlerin birlikte ve sürekli oturduğu, müşterek hayatın merkezi olan ve ailenin ekonomik, duygusal ve sosyal yaşam alanını oluşturan konut aile konutu sayılır. Yazlık, ofis, dükkân ve geçici barınma yerleri bu kapsamda değildir.
Aile konutu birden fazla olabilir mi?
Hayır. Eşlerin birden çok taşınmazı bulunsa bile aile konutu tektir; ailenin asıl yaşam alanı olan konut belirlenir. Diğer taşınmazlar TMK m.194 korumasından yararlanmaz.
Kirada oturuyorsak aile konutu koruması var mı?
Evet. Koruma mülkiyete bağlı değildir. TMK m.194/2 uyarınca kira sözleşmesinin tarafı olmayan eş, kiraya verene yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelebilir. Ayrıca sözleşmenin tarafı olan eş, diğerinin açık rızası olmadan kira sözleşmesini feshedemez.
Tapuda şerh yoksa aile konutu koruması işlemez mi?
İşler. TMK m.194/1 uyarınca eşin açık rızası olmadan aile konutunun devredilememesi doğrudan kanundan doğan bir sınırlamadır ve şerhin varlığına bağlı değildir. Şerhin işlevi, durumu tapu kütüğünde görünür kılarak üçüncü kişinin iyiniyet iddiasını ortadan kaldırmaktır.
Ev başkasının adına kayıtlıysa aile konutu şerhi konulabilir mi?
Hayır. Aile konutu şerhinin tapu kütüğüne işlenebilmesi için taşınmazın eşlerden birine ait olması gerekir. Mülkiyeti üçüncü kişiye ait taşınmaz fiilen aile konutu olarak kullanılsa dahi, üçüncü kişinin mülkiyet hakkını sınırlayacak biçimde şerh verilemez.
Aile konutu koruması ne zaman sona erer?
Boşanma kararının kesinleşmesi, eşlerden birinin ölümü veya konutun aile konutu niteliğini yitirmesi hâlinde koruma sona erer. Şerhin kaldırılması tapu müdürlüğünden talep edilir; uyuşmazlık hâlinde aile mahkemesi karar verir.
⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — mevzuat.gov.tr
- Yargıtay Karar Arama — karararama.yargitay.gov.tr
Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.
Aile konutunuzla ilgili bir işlem yapılmasından endişe ediyorsanız
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.


