Babalık Davası — TMK m.301-304 Soybağının Mahkemece Tespiti Rehberi
10 Temmuz 2026

Babalık Davası — TMK m.301-304 Soybağının Mahkemece Tespiti Rehberi

Evlilik dışında doğan ya da başka bir erkeğin nüfusuna kayıtlı olmayan çocukla biyolojik baba arasındaki soybağı iki yoldan kurulur: babanın nüfus müdürlüğüne, mahkemeye, notere veya vasiyetnameye dayalı tek taraflı iradesiyle yapılan tanıma (Türk Medeni Kanunu m.295) ile ana veya çocuğun açacağı babalık davası (TMK m.301). Baba çocuğu tanımaktan kaçınıyorsa geriye tek yol kalır: soybağının mahkeme kararıyla belirlenmesi. Bu yazıda babalık davasının kapsamı, davacı ve davalı sıfatı, hak düşürücü süreler, DNA testi karinesi, ananın kişisel talepleri ve görevli mahkeme konularını sırasıyla ele alıyoruz.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Babalık Davası Nedir? TMK m.301 Kapsamı ve Hukuki Dayanak

Türk hukukunda soybağının kurulmasında üç yol vardır: doğum, tanıma ve mahkeme kararı. TMK m.285/1 uyarınca evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır; bu evlilik içi babalık karinesi ancak soybağının reddi davasıyla çürütülebilir (TMK m.286-289). Evlilik dışı doğan çocuk bakımından ise babanın tek taraflı beyanla nüfusa yapacağı tanıma (TMK m.295) veya bunun mümkün olmadığı hâllerde açılacak babalık davası gündeme gelir.

Babalık davası, biyolojik baba ile çocuk arasındaki soybağının mahkeme hükmüyle kurulmasını amaçlayan inşai (yenilik doğuran) bir aile hukuku davasıdır. Verilen karar geriye etkilidir; çocuk baba tarafından tanınmış gibi kabul edilir ve soybağının bütün hukuki sonuçlarını (miras, nafaka, velayet, isim, hısımlık) doğurur. Dava TMK m.301’de düzenlenmiştir ve çocuğun başka bir erkekle soybağı ilişkisi bulunmaması ön koşulu vardır; nüfusta koca ya da tanıyan başka bir baba görünüyorsa önce o soybağının reddi veya iptali gerekir.

Kimler Babalık Davası Açabilir ve Kime Karşı Açılır?

TMK m.301’e göre babalık davasını iki grup davacı açabilir: ana ve çocuk. Ana ile çocuk davayı birlikte açabilecekleri gibi ayrı ayrı da açabilirler. Çocuk küçükse davayı yasal temsilci veya kayyım eliyle takip eder; çocuk için gerektiğinde kayyım atanması istenir. Ana ile çocuğun menfaatinin çatışması hâlinde çocuğa bağımsız kayyım tayini zorunludur.

Dava, kural olarak babaya; baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Kanun, kamu yararını korumak amacıyla babalık davasının, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar edilmesini emreder. Dava ana tarafından açılmışsa kayyıma, kayyım tarafından açılmışsa anaya da ihbar zorunludur. Cumhuriyet savcısı ile Hazine, çocuğun nüfusa tescili ve nafaka gibi kamu düzenini ilgilendiren yönler nedeniyle sürecin tarafı hâline gelir; delil bildirebilir, temyize başvurabilir.

Baba hayatta değilse dava mirasçılarına yöneltilir. Bu durumda DNA analizi ölen kişiden alınacak biyolojik örnek yoksa mirasçılardan alınacak referans örneklerle Y-kromozomu, otozomal STR veya kardeşlik indeksi analizleriyle yapılır. Mezar açılması istisnai bir tedbirdir ve mahkemenin gerekçeli kararına dayanmalıdır.

Babalık Davasında Hak Düşürücü Süre — TMK m.303

TMK m.303, davanın açılabileceği süreler bakımından ana ile çocuk arasında ayrım yapar. Ana yönünden süre doğumdan başlayarak bir yıldır. Bu bir yıllık süre zamanaşımı değil hak düşürücü süredir; mahkeme resen dikkate alır, tarafların ileri sürmesine gerek yoktur. Süre geçirildiğinde ananın dava hakkı düşer; ancak çocuk ergin olduğunda kendi adına dava açabilir.

Kanunun ilk metninde çocuk yönünden de ergin olma tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştü. Ancak Anayasa Mahkemesi 27.10.2011 tarihli ve 2010/71 E., 2011/143 K. sayılı kararıyla TMK m.303/2’deki çocuk yönünden bir yıllık sürenin Anayasa’ya aykırı olduğunu tespit ederek iptal etmiştir. Bu iptalden sonra çocuk, herhangi bir zaman sınırına bağlı olmaksızın ergin olduktan sonra ömür boyu babalık davası açabilir. Uygulamada Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin bu içtihadı yerleşmiştir.

Çocuğun başka bir erkekle soybağı ilişkisi varsa süre, mevcut soybağının ortadan kalktığı tarihten işlemeye başlar. Gecikme haklı bir sebebe (ciddi hastalık, savaş, tutukluluk gibi) dayanıyorsa sebebin ortadan kalkmasından itibaren bir aylık ek süre içinde dava açılabilir.

Babalık Karinesi ve DNA Testi — TMK m.302

TMK m.302, ananın ispat yükünü kolaylaştıran özel bir karine getirir. Davalının, çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüzsekseninci gün arasında yani gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması babalığa karine sayılır. Bu döneme “kritik dönem” veya “gebe kalma dönemi” denir. Cinsel ilişkinin tek seferlik olması ya da korunma yöntemi kullanılması karineyi kaldırmaz; önemli olan ilişkinin varlığıdır.

Karine mutlak değildir. Davalı; kısırlık, o dönemde başka bir ülkede olmak, hastane raporuyla belgelenen tıbbi imkansızlık gibi somut delillerle babalığın imkansız olduğunu; ya da üçüncü bir kişinin baba olma olasılığının kendisininkinden daha yüksek olduğunu ispatlarsa karine çürür. Bu ispat pratikte oldukça zordur ve modern babalık davalarında ağırlık DNA testine kaymıştır.

Bugün DNA analizi babalığın doğrudan tespitinde %99,99’a varan kesinlik sunmaktadır. HMK m.292, soybağının belirlenmesinde tıbbi incelemeye rıza gösterilmesi zorunluluğunu düzenler ve haklı bir sebep olmaksızın buna karşı çıkan tarafı zor kullanılarak da olsa incelemeye tabi tutabilir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında, DNA testinden haklı sebep olmaksızın kaçınan davalının bu davranışının aleyhe delil olarak değerlendirileceğini kabul etmektedir. DNA testi karineyi çürütebildiği gibi karine bulunmasa da tek başına babalığı ispatlayabilir.

Ananın Kişisel Talepleri — TMK m.304 Doğum Gideri ve Geçim Nafakası

TMK m.304, babalık davasıyla birlikte veya ayrı olarak ananın babadan veya mirasçılarından talep edebileceği mali hakları sıralar. Bu haklar ananın kişisel yoksulluk durumundan bağımsız olarak doğar; kanun koyucu doğum sürecinin yükünü paylaştırma amacı gütmüştür.

  • Doğum giderleri: Hastane ve doktor masrafları, ilaç, muayene, sezaryen ücreti gibi doğum eylemi nedeniyle yapılan tüm masraflar.
  • Doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri: Yani toplam on iki haftalık geçim nafakası; ananın çalışamadığı bu dönemdeki geçim ihtiyacını karşılamak için babadan istenebilir.
  • Gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler: Anne kıyafeti, doğum hazırlık giderleri, çocuk sağlık ihtiyaçları, doğum öncesi bakım masrafları.
  • Hakkaniyet uyarlaması: Talepleri değerlendirirken mahkeme her iki tarafın sosyal ve ekonomik durumunu gözetir.

Bu talepler kendine özgü süreye tabidir; babalık davasından bağımsız olarak açılabilir. Ayrıca çocuğun soybağı kurulduğunda ana ayrıca çocuk için iştirak nafakası (TMK m.182 kıyasen), velayet ve kişisel ilişki tedbirlerini talep edebilir. Velayet, nafaka miktarı veya velayetin devri süreçleri için velayet değişikliği davası TMK m.183 ile nafaka artırım azaltım davası yazılarımıza bakınız.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Görevli Mahkeme, İspat ve Karar Sonrası Nüfus İşlemleri

Babalık davasında görevli mahkeme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca Aile Mahkemesi‘dir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür. Yetkili mahkeme, HMK genel kurallarına göre davalı yerleşim yeri mahkemesi olmakla birlikte ananın veya çocuğun yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Dava basit yargılama usulü değil, aile mahkemesi genel yargılama usulüne tabidir. Deliller yönünden HMK m.292 gereği tıbbi inceleme (DNA testi) esas belirleyicidir. Buna ek olarak; gebe kalma dönemi tanıkları, otel/uçak/whatsapp yazışması gibi ilişki delilleri, ortak fotoğraflar, sosyal medya paylaşımları, ultrasondaki tarih uyumu, hastane epikrizleri delil olarak sunulur. Ölen davalıda ise mirasçılardan alınan biyolojik örnekle akrabalık tayini yapılır.

Babalık kararının kesinleşmesiyle nüfus müdürlüğüne yazı gönderilir; çocuk babasının hanesine kaydolur, baba soyadını taşıma hakkı doğar (TMK m.321’in konu bakımından uygulanması), miras ve nafaka hakları geriye dönük olarak hüküm doğurur. Kararın kesinleşme tarihi değil doğum tarihi esas alınır; bu nedenle geçmiş masraflar da tazmini istenebilir.

Babalık davası çoğu zaman evlat edinme, velayet ve nafaka gibi bağlantılı süreçlerle iç içedir. Örneğin çocuk üçüncü bir kişinin evlat edinmek istediği bir çocuk olabilir; bu durumda önce biyolojik soybağının kurulması gerekebilir. Konuyla ilgili olarak evlat edinme davası TMK m.305-320 yazımızı inceleyebilir, aile hukuku alanındaki diğer başlıklar için aile hukuku rehberimizi ziyaret edebilirsiniz.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Süre Rejimi Değişti: m.303/2’nin İptali

Babalık davasında hak düşürücü süre konusu, kanun metnine bakarak cevaplanamaz. Maddenin ikinci fıkrası Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir ve bu, uygulamayı kökten değiştirmiştir.

Kanunun ilk hâli. TMK m.303/1’e göre babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. İkinci fıkra ise çocuk bakımından şunu öngörüyordu: çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar.

İptal. Bu ikinci fıkra, Anayasa Mahkemesi’nin 27.10.2011 tarihli, E. 2010/71, K. 2011/143 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Sonuç. Yargıtay uygulamasında bu iptalin karşılığı açıkça ifade edilmiştir: çocuk tarafından veya çocuk adına açılan babalık davalarında artık herhangi bir hak düşürücü süre söz konusu değildir.

Bunun pratik anlamı büyüktür. Ananın kendi adına açacağı davada bir yıllık süre işlemeye devam ederken, çocuk adına açılan davada süre engeli bulunmamaktadır. Bu nedenle bir yıllık süre geçmiş olsa dahi dosya kapanmaz; dava çocuk adına kurulduğunda esasa girilir.

DavacıSüre durumu
Ana (kendi adına)Doğumdan bir yıl (m.303/1)
Çocuk veya çocuk adınaHak düşürücü süre yok
DayanakAYM 27.10.2011, E.2010/71, K.2011/143
Davanın zamanıDoğumdan önce veya sonra

Sürenin Ertelendiği İki Hâl — m.303/3 ve m.303/4

Ananın bir yıllık süresi de her hâlde doğumdan itibaren işlemez. Maddenin devamı iki ayrı erteleme sebebi öngörür.

Başka bir erkekle soybağı bulunması. Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Madde gerekçesinde sebebi açıklanmıştır: çocuğun başka bir erkekle soybağı ilişkisi varsa, bu ilişki hukuken ortadan kalkmadıkça babalık davası zaten açılamayacağından, dava süresinin de bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlaması gerekir.

Bu, uygulamada şu sırayı zorunlu kılar: çocuk başka bir erkeğin nüfusuna kayıtlıysa önce soybağının reddi davası açılıp sonuçlandırılmalı, ardından babalık davası açılmalıdır. Süre, ilk davanın kesinleştiği tarihten işlemeye başlar.

Gecikmeyi haklı kılan sebep. Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir. Buradaki süre bir yıl değil bir aydır; sebep ortadan kalktığında hızlı hareket edilmesi gerekir.

HâlSürenin başlangıcı
OlağanDoğum — 1 yıl
Başka erkekle soybağı varİlişkinin ortadan kalktığı tarih — 1 yıl
Haklı gecikme sebebiSebebin kalkması — 1 ay
Zorunlu sıraÖnce soybağının reddi, sonra babalık

İhbar Zorunluluğu — TMK m.301/3

Babalık davası, tarafların kendi aralarında yürüteceği bir dava değildir. Kanun, dosyanın belirli makamlara bildirilmesini zorunlu kılmıştır.

TMK m.301’e göre çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılabilir. Maddenin son fıkrası ise ihbarı düzenler: babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.

Dört ayrı ihbar muhatabı vardır ve bunlar her dosyada aynı değildir:

Her hâlde: Cumhuriyet savcısı ve Hazine. Dava ana tarafından açılmışsa: ayrıca kayyıma. Dava kayyım tarafından açılmışsa: ayrıca anaya.

İhbarın yapılmamış olması usulî bir eksikliktir ve kararın bozulmasına yol açabilir. Yargı uygulamasında, mahkemece davanın Hazine ve Cumhuriyet savcısına ihbar edildikten sonra işin esasının incelenmesi, taraf delillerinin toplanması ve DNA incelemesinin yapılması gerektiği kabul edilmektedir.

Durumİhbar edilecek
Her dosyadaCumhuriyet savcısı ve Hazine
Ana açmışsaAyrıca kayyıma
Kayyım açmışsaAyrıca anaya
DavalıBaba; ölmüşse mirasçıları

Çocuğa Kayyım Atanması Neden Zorunlu?

Babalık davasında sıkça gözden kaçan ve dosyanın bozulmasına yol açan bir usul kuralı, çocuğun temsiline ilişkindir.

Dava ana tarafından çocuk adına velâyeten açıldığında, ana ile çocuk arasında bir menfaat çatışması ihtimali doğar. TMK m.426’nın ikinci bendi uyarınca, yasal temsilci ile küçüğün menfaatinin çatıştığı hâllerde çocuğu temsil etmek üzere kayyım atanır.

Yargıtay bu konuda, annenin her zaman çocuğun yararına davranmayabileceği düşüncesiyle mutlaka çocuğa kayyım atanması gerektiği yönünde karar vermektedir. Kayyım atanmasıyla birlikte taraf teşkili de sağlanmış olur.

Bu kuralın süreye etkisi de vardır. Dava dilekçesinde açıkça çocuk adına velâyeten açıldığı belirtilmiş ve yargılama sırasında kayyım atanarak taraf teşkili sağlanmışsa, davanın çocuk adına açıldığının kabulü gerekir. Bu tespit, m.303/2’nin iptali sonucu çocuk bakımından süre bulunmadığından, dosyanın kaderini doğrudan değiştirir.

Dolayısıyla dilekçede davanın kimin adına açıldığının açıkça yazılması, teknik bir ayrıntı değil belirleyici bir tercihtir.

KonuKural
SebepYasal temsilci ile küçüğün menfaat çatışması
DayanakTMK m.426/2
SonucuTaraf teşkili sağlanır
Süreye etkisiÇocuk adına dava → süre engeli yok
DilekçedeDavanın kimin adına açıldığı yazılmalı

Görev, Yetki ve Yargılamanın Niteliği

Babalık davasında görev ve yetki, genel kurallardan ayrılan bir düzenlemeye tâbidir.

Görev. Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

Yetki. Babalık davasında yetkili mahkeme, davacı ya da davalının dava veya doğumun gerçekleştiği tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Bu kural dört ayrı ihtimal doğurur: davacının dava tarihindeki yerleşim yeri, davacının doğum tarihindeki yerleşim yeri, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri ve davalının doğum tarihindeki yerleşim yeri. Bu genişlik, davacıya seçim imkânı tanır.

Yargılamanın niteliği. Babalık davası tarafların inisiyatifine bırakılmış bir dava değildir. Soybağına ilişkin davalar kamu düzenini yakından ilgilendirdiğinden, TMK m.284’te belirtilen şartlar saklı kalmak kaydıyla hâkim, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerini uygulamakla birlikte maddî olguları re’sen araştırır ve delilleri serbestçe takdir eder.

Bunun sonucu şudur: davalının kabul beyanı ya da tarafların anlaşması davayı kendiliğinden sonuçlandırmaz. Yargı uygulamasında sadece taraf beyanlarıyla yetinilmeyip DNA araştırması yaptırılması ve alınacak rapor da dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

KonuKural
Görevli mahkemeAile mahkemesi
YetkiDavacı veya davalının dava ya da doğum tarihindeki yerleşim yeri
Olguların araştırılmasıHâkim re’sen
Tarafların anlaşmasıTek başına yeterli değil
DelilDNA incelemesi yaptırılmalı

Alternatif Yol Kapanırsa: Tanımanın İptalinde Süreler

Soybağı yalnız babalık hükmüyle kurulmaz; tanıma da bir kurulma yoludur. Tanımanın sonradan tartışma konusu olması hâlinde ise ayrı bir süre rejimi devreye girer.

Tanımanın iptali davasında süreler şu şekildedir: dava hakkı, davacının dava sebebini öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Çocuğun dava hakkı ise ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer.

Bu sürelerde de bir esneklik öngörülmüştür: yukarıdaki süreler geçtiği hâlde gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.

Babalık davasıyla karşılaştırıldığında yapı benzerdir ama sonuçlar farklıdır: babalık davasında çocuk bakımından hak düşürücü süre bulunmazken, tanımanın iptalinde çocuk için erginlikten itibaren bir yıllık süre işlemeye devam eder.

Bu nedenle çocuğun mevcut bir tanımayla başka bir erkeğe bağlı olduğu dosyalarda, hangi yolun izleneceği süreler karşılaştırılarak belirlenmelidir.

 Babalık davasıTanımanın iptali
Ana / davacıDoğumdan 1 yılÖğrenmeden 1 yıl; her hâlde 5 yıl
ÇocukSüre yokErginlikten 1 yıl
Haklı sebep1 ay1 ay

Hüküm Kesinleşince Ne Değişir?

Babalık hükmü verildiğinde soybağı doğum anına kadar geriye etkili olarak kurulur. Bunun dört ayrı alanda karşılığı vardır ve her biri ayrı işlem gerektirir.

Velâyet. Ana ile baba evli değilse velâyet, TMK m.337 uyarınca anaya aittir. Babalık hükmü tek başına velâyeti babaya geçirmez; babanın velâyet talebi ayrı bir davanın konusudur ve çocuğun menfaatine göre değerlendirilir.

Kişisel ilişki. Soybağı kurulduğuna göre baba ile çocuk arasında kişisel ilişki düzenlenmesi istenebilir. Bu talep de ayrıca ileri sürülmelidir; hüküm kendiliğinden bir takvim getirmez.

Nafaka. Soybağının kurulmasıyla birlikte karşılıklı bakım yükümlülükleri doğar; çocuk için iştirak nafakası talep edilebilir. Ananın kendi malî talepleri ise TMK m.304 çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Miras. Çocuk, babanın altsoyu olarak birinci derece yasal mirasçısı sıfatını kazanır; aynı şekilde baba da çocuğun mirasçısı olur.

Nüfus işlemleri. Bu sonuçların doğması kararın kesinleşmesine bağlıdır. Kesinleşme şerhli karar örneğiyle nüfus müdürlüğüne başvurulması ve kaydın güncellenmesi gerekir. Soyadı konusunda ise TMK m.321 çerçeve hüküm olmakla birlikte maddenin ilgili kısmı Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden, güncel yargı uygulamasının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

AlanDurum
VelâyetKural olarak anada; değişiklik ayrı dava
Kişisel ilişkiAyrıca talep edilmeli
Nafakaİştirak nafakası; ana için m.304
MirasKarşılıklı mirasçılık doğar
Nüfus kaydıKesinleşme şerhli örnekle başvuru

Sürecin uygulamalı anlatımı için babalık davası ve DNA testi yazımıza, önce kaldırılması gereken bağ için soybağının reddi yazımıza, kayyım kurumunun işleyişi için kayyım nedir yazımıza bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Babalık davası açabilmek için babanın kabulü şart mı?
Hayır. Babalık davası zaten babanın çocuğu tanımaktan kaçındığı hâllerde açılan bir davadır. Baba kabul etmese dahi DNA testi ve karineler yoluyla soybağı mahkeme kararıyla kurulur. Baba tanımaya yanaşırsa TMK m.295 kapsamında nüfus müdürlüğü, noter veya mahkeme başvurusuyla dava açmaya gerek kalmaz.

Baba DNA testine gitmezse dava düşer mi?
Hayır, dava düşmez. HMK m.292 gereği mahkeme testin yapılmasını zorla da olsa sağlayabilir. Yargıtay içtihadına göre haklı bir sebep olmadan DNA testine yanaşmayan davalının bu tutumu aleyhe delil sayılır; babalığa karine oluşturur ve dava babalık lehine sonuçlanabilir.

Baba ölmüşse babalık davası kime karşı açılır?
TMK m.301/2 uyarınca baba ölmüşse dava mirasçılarına karşı açılır. Miras şirketi kayyımına da yöneltilebilir. DNA testi babadan biyolojik örnek alınamıyorsa mirasçılardan (çocuk, kardeş, ana-baba) alınan referans örneklerle Y-STR veya akrabalık analizi yoluyla yapılır. Mezar açılması ancak mahkeme kararıyla ve son çare olarak mümkündür.

Çocuk ergin olduktan sonra ne kadar süre içinde babalık davası açabilir?
Anayasa Mahkemesi’nin 27.10.2011 tarihli 2010/71 E., 2011/143 K. sayılı iptal kararı sonrasında çocuk yönünden herhangi bir hak düşürücü süre yoktur. Çocuk, ergin olduktan sonra istediği yaşta babalık davası açabilir. Ana için ise doğumdan itibaren bir yıllık hak düşürücü süre geçerliliğini korumaktadır.

Ana babalık davası açmadan sadece doğum giderlerini talep edebilir mi?
Evet. TMK m.304 kapsamındaki doğum gideri, altışar haftalık geçim gideri ve gebelik-doğum masrafları babalık davasıyla birlikte istenebileceği gibi bağımsız olarak da talep edilebilir. Bu tazminat davası ananın kendi yoksulluk durumundan bağımsızdır; babanın mali gücü ve tarafların sosyal ekonomik durumu hakkaniyetle değerlendirilir.

Babalık kararı çocuğun mirasını etkiler mi?
Evet. Kesinleşen babalık kararı geriye etkili sonuç doğurur; çocuk baba tarafından tanınmış gibi kabul edilir. Bu tarihten itibaren çocuk babanın yasal mirasçısı sayılır ve babanın alt soyu olarak birinci derece mirasçılık hakkına sahip olur. Aynı şekilde baba da çocuğun mirasçısı olur, karşılıklı nafaka ve bakım yükümlülükleri doğar.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk