Tacir şirket, cezai şart çok yüksek olduğu için mahkemeden “fahiş, indirilsin” diyemez; TTK m.22 bu yolu tacir borçluya açıkça kapatır. Ancak kapı tamamen kapalı değildir: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, cezai şartın ödenmesi tacir borçlunun ekonomik mahvına yol açacak, yani ticari faaliyetini sürdürmesini imkânsız kılacak kadar ağırsa, bu şartı ahlaka aykırı sayar ve kısmen veya tamamen hükümsüz kabul eder (TBK m.27). Hukuki niteliği bakımından bu, TTK m.22’nin yasakladığı fahişlik indirimi değil, ahlaka aykırılık itirazıdır ve kanundan değil içtihattan gelir. Ölçüt şirketin “zorlanması” değil, ayakta kalıp kalamamasıdır: Hukuk Genel Kurulu, cezai şartın şirket öz varlığının yaklaşık yüzde 12’sine karşılık geldiği bir dosyada mahv bulunmadığını kabul etmiştir (HGK, 27.11.2024, E.2024/11-108, K.2024/596). İddia bilanço, ticari defterler ve mali uzman bilirkişi incelemesiyle ispatlanmalıdır.
Bu rehber, sözleşmedeki cezai şart nedeniyle ödeme talebiyle veya icra takibiyle karşılaşan şirket sahipleri ve yöneticileri ile cezai şartı tahsil etmeye çalışan taraf için yazılmıştır. Konusu, genel cezai şart anlatımı değil, tacir borçlu ve ekonomik mahv istisnasıdır: TBK m.179-182 ile TTK m.22’nin doğru okunuşu, TBK m.28’in neden bu sayımda yer almadığı, Hukuk Genel Kurulu kararlarında ekonomik mahv ölçütü ve öz varlık oranı, hangi tarihteki mali durumun esas alınacağı, tacir sıfatı ve ticari iş niteliğinin önemi, ispat ve bilirkişi, ödeme emrine itiraz, menfi tespit ve takibin durdurulması, dava şartı arabuluculuk, gabin ve aşırı ifa güçlüğüyle kademelendirme, alacaklı tarafın savunmaları, açıkça varsayımsal bir örnek hesap ve iki taraf için yol haritası.
Ticari sözleşmelerde cezai şart çoğu zaman sözleşmenin en kısa ama en pahalı maddesidir. Bayilik, tedarik, franchise, rekabet yasağı, hisse devri veya asgari alım taahhüdü içeren sözleşmelerde bir ihlal hâlinde ödenecek tutar, şirketin bir yıllık kârını, bazen de bütün öz kaynağını aşabilir. Karşı taraf ihtarname gönderdiğinde ya da ödeme emri geldiğinde şirket sahibinin aklına gelen ilk soru şudur: “Bu kadar yüksek bir ceza gerçekten ödenecek mi, mahkeme indirmez mi?”
Tacir olmayan bir borçlu için cevap görece kolaydır: hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Tacir için ise cevap iki katmanlıdır. Birinci katman kanundur ve sert bir kuraldır: tacir borçlu fahişlik iddiasıyla indirim isteyemez. İkinci katman içtihattır ve dar bir istisnadır: ceza şirketi ekonomik olarak bitirecekse ahlaka aykırılık denetimi devreye girer. Bu yazı ikinci katmanı, yani istisnanın nerede başlayıp nerede bittiğini, mahkemelerin hangi rakamlara baktığını ve dosyanın nasıl kurulacağını anlatır.
Cezai şartın türleri, hâkimin indirim yetkisi ve genel kurallar için cezai şart ve hâkimin indirim yetkisi ile sözleşmedeki cezai şart çok yüksek yazılarımıza bakabilirsiniz. Bu sayfa o genel çerçeveyi tekrar etmez; yalnızca borçlunun tacir olduğu hâle odaklanır.
Tacir Şirket Cezai Şartın İndirilmesini İsteyebilir mi?
Kısa cevap: indirim isteyemez, ama cezai şartın ahlaka aykırı olduğunu ve bu nedenle kısmen veya tamamen hükümsüz sayılmasını ileri sürebilir. Fark yalnızca kelimede değildir; iki yolun dayanağı, ölçütü ve ispat yükü farklıdır.
İndirim, TBK m.182/3’teki hâkim takdirine dayanır ve ölçütü “aşırılık”tır. Ceza ile alacaklının gerçek zararı, borçlunun kusuru, ifa edilen kısım gibi unsurlar tartılır. Tacir bakımından bu yol TTK m.22 ile kapatılmıştır. Ahlaka aykırılık ise TBK m.27/1’e dayanır ve ölçütü “ekonomik mahv”dır: cezanın ödenmesi borçlunun ticari varlığını sona erdirecek mi? Bu ikinci yol TTK m.22’nin kapsamı dışında kalır, çünkü TTK m.22 yalnız “aşırı ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla” yapılan indirim talebini yasaklar; kesin hükümsüzlük iddiasını yasaklamaz.
Uygulamada sonuç bazen yine “tenkis” veya “indirim” kelimesiyle ifade edilir; Hukuk Genel Kurulu’nun E.2022/666, K.2023/546 sayılı kararında da direnme kararı cezai şartın tenkisi yönünden yerinde bulunmuştur. Belirleyici olan kelime değil, talebin dayanağıdır: fahişlik değil, ekonomik mahv.
Tacir olmayan borçlu ile tacir borçlu: cezai şart karşısındaki konum
| Konu | Tacir olmayan borçlu | Tacir borçlu |
|---|---|---|
| Aşırı cezanın indirilmesi | Hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (TBK m.182/3) | Fahişlik iddiasıyla indirim istenemez (TTK m.22) |
| Ahlaka aykırılık denetimi | Genel kural olarak mümkün (TBK m.27) | Ceza ekonomik mahva yol açacaksa mümkün; Hukuk Genel Kurulu içtihadı |
| Ölçüt | Aşırılık: zarar, kusur, ifa edilen kısım, tarafların ekonomik durumu | Ekonomik mahv: ceza tahsil edilirse ticari faaliyet sürdürülebilir mi? |
| Mahkemenin tavrı | Re’sen inceler | Mahv olgusu borçlu tarafından somut mali verilerle ortaya konmalıdır |
| Esas alınan tarih | Somut olaya göre | HGK 2024/596 ve Y.15.HD 2010/1643: sözleşmenin kurulduğu/cezanın kabul edildiği tarih; HGK 2023/546’da cezadan sonraki fiilî kapanış da değerlendirildi |
| Sonuç | Ceza hakkaniyete uygun tutara indirilir | Ahlaka aykırı kısım hükümsüz sayılır; uygulamada mahva yol açmayacak düzeye çekilir |
Kanuni Çerçeve: TBK m.179-182 ve TTK m.22’nin Doğru Okunuşu
TBK m.179 ceza koşulunun sözleşmenin ifasıyla ilişkisini düzenler. Sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi için ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir (m.179/1). Ceza belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi için kararlaştırılmışsa, alacaklı hakkından açıkça feragat etmedikçe veya ifayı çekincesiz kabul etmedikçe asıl borçla birlikte cezayı da isteyebilir (m.179/2). Borçlu, cezayı ödeyerek sözleşmeden dönme veya fesih yetkisine sahip olduğunu ispat edebilir (m.179/3). TBK m.180 uyarınca alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir; zarar cezayı aşıyorsa aşan kısım borçlunun kusuru ispat edilmedikçe istenemez. TBK m.181, dönme hâlinde ifa edilmiş kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de ceza koşulu hükümlerini uygular.
TBK m.182 üç fıkradır: taraflar cezanın miktarını serbestçe belirleyebilir (m.182/1); asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse cezanın ifası istenemez, ceza koşulunun geçersizliği ise asıl borcun geçerliliğini etkilemez (m.182/2); hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (m.182/3).
TTK m.22 ise tacir borçlu için bu son fıkrayı devre dışı bırakır. Hükmün metni şöyledir:
Maddede sayılan üç hâl kapalı bir listedir:
TTK m.22’nin kapattığı üç indirim yolu ve kapsam dışında kalanlar
| Hüküm | Ne düzenler? | Tacir borçlu bakımından |
|---|---|---|
| TBK m.121/2 | Faiz, irat veya bağışlanan para borcunda temerrüt faizinin takip veya dava gününden işleyeceği kuralına aykırı anlaşmalar ceza koşulu hükümlerine tabidir | Bu anlaşmalardaki aşırılık nedeniyle indirim istenemez |
| TBK m.182/3 | Hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir | Fahişlik iddiasıyla indirim istenemez |
| TBK m.525 | Simsarlık sözleşmesinde aşırı ücret, borçlunun istemi üzerine hakkaniyete uygun olarak indirilebilir | Aşırı simsarlık ücretinin indirilmesi istenemez |
| TBK m.27 | Ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin hükümsüzdür; kısmi hükümsüzlük diğer hükümleri kural olarak etkilemez | Sayımda yok; ekonomik mahv istisnasının dayanağı |
| TBK m.28 | Aşırı yararlanma (gabin) | Sayımda yok; tacir zor duruma dayanarak ileri sürebilir |
| TBK m.138 | Aşırı ifa güçlüğü nedeniyle uyarlama | Sayımda yok; öngörülemezlik şartı tacir için sıkı uygulanır |
| TBK m.182/2 | Asıl borç geçersizse cezanın ifası istenemez | Sayımda yok; asıl borcun geçersizliği tacir için de cezayı düşürür |
Bu tablonun pratik sonucu şudur: “tacirsiniz, cezai şarta hiçbir şey diyemezsiniz” şeklindeki mutlak bir yaklaşım kanuna dayanmaz. TTK m.22 tek bir kapıyı, fahişlik iddiasıyla indirim kapısını kapatır. Asıl borcun geçersizliği, cezanın hiç doğmadığı (ihlal yok, kusursuz imkânsızlık, ifanın çekincesiz kabulü), cezai şartın ahlaka aykırılığı, gabin ve uyarlama gibi itirazlar tacir için de açıktır. Bu itirazlar ayrı ayrı şartlara bağlıdır ve her biri kendi delilini ister.
Uygulamada TTK m.22’nin TBK m.182’ye yaptığı fıkra atfı hakkında farklı okumalar bulunduğunu, bazı kaynakların “ikinci” ya da “son” fıkradan söz ettiğini görüyoruz. Yürürlükteki metin “182 nci maddesinin üçüncü fıkrası” ibaresini kullanır ve TBK m.182’de indirim yetkisi zaten üçüncü fıkradadır; dilekçede kanun metnindeki ifadenin aynen kullanılması tartışmayı önler.
TTK m.22’nin Gerekçesi: Basiretli Tacir
TTK m.18/2’ye göre her tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. Kanun koyucu, cezai şartın miktarını pazarlık ederek kabul eden tacirin bu riski bilerek üstlendiğini varsayar. Hukuk Genel Kurulu’nun 27.11.2024 tarihli kararında da indirim yasağı, tacirin ekonomik açıdan yüksek bulduğu bir cezai şartı baştan kabul etmemesi gerektiği düşüncesine bağlanmıştır.
Aynı karar, yasağın mutlak uygulanmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağını da kabul eder. Bir sözleşmenin, taraflardan birini ekonomik olarak yok edecek bir yaptırım içermesi, sözleşme özgürlüğünün sınırını aşar. Sözleşme özgürlüğü, kimsenin özgürlüklerini hukuka veya ahlaka aykırı biçimde sınırlayamayacağı ilkesiyle ve ahlaka aykırı sözleşmelerin kesin hükümsüzlüğüyle çevrilidir (TMK m.23/2; TBK m.27/1). Ekonomik mahv istisnası bu iki ilkenin kesiştiği noktada durur: tacir pahalı bir sözleşmenin sonuçlarına katlanır, ama şirketini kapatacak bir cezaya katlanmak zorunda değildir.
Tacir sıfatının diğer sonuçları, ticari defter tutma yükümlülüğü ve basiretli iş adamı ölçütünün başka alanlardaki etkisi için tacir sıfatının hukuki sonuçları yazımıza bakabilirsiniz.
Ekonomik Mahv İstisnası Nereden Gelir? Yargıtay Kararları
İstisna kanunda yazmaz; Yargıtay içtihadıyla kurulmuştur. Temeldeki düşünce eskidir: bir hukuki mütalaada aktarıldığına göre Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.1974 tarihli, E.1970/T-1053, K.1974/222 sayılı kararında, tacirin indirim isteyemeyeceğine ilişkin hükmün yalnız aşırı cezanın indirilemeyeceği esasını kabul ettiği, ahlaka ve emredici hükümlere aykırı cezai şartın geçerli olmasını ise kabul etmediği belirtilmiştir. Yakın tarihli kararlar ise istisnanın içeriğini ayrıntılı biçimde ortaya koyar.
HGK, 27.11.2024, E.2024/11-108, K.2024/596: öz varlığın yaklaşık yüzde 12’si mahv değildir. Olay bir akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesine ilişkindir. Davalı şirket sözleşmeleri feshetmiş, davacı şirket haksız fesih nedeniyle cezai şart ve kâr kaybı istemişti. Cezai şart 105.445 ABD dolarıydı; kararda bunun sözleşme tarihindeki TL karşılığı yaklaşık 156.301 TL, bilirkişi raporuna göre davalı şirketin 2012 yılı öz varlığı 1.234.709 TL olarak yer alır. İlk derece mahkemesi cezai şartı yüzde 50 oranında indirdi; Yargıtay incelemesinde bu indirim bozuldu, mahkeme önceki kararında direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını bozdu. Gerekçeye göre:
- Tacir borçlu fahişlik iddiasıyla cezanın indirilmesini isteyemez; bu, basiretli iş adamı yükümlülüğünün yansımasıdır.
- Cezanın ödenmesi tacir borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksekse şart ahlaka ve adaba aykırı sayılır ve yalnız aykırı kısmı geçersiz olur.
- Mahv, tarafların veya hâkimin öznel kanaatine göre değil, “doğru ve makul kimselerin vasati görüşlerine göre” belirlenir.
- Değerlendirmede sözleşme tarihindeki ekonomik durum esas alınır ve şirketin cezanın tahsili hâlinde ticari faaliyetini sürdürüp sürdüremeyeceğine bakılır; tacirin masraflarını kısması veya bazı ihtiyaçlarından vazgeçmesi tek başına ahlaka aykırılık için yeterli değildir.
- Somut olayda ceza öz varlığın yaklaşık yüzde 12’sine karşılık geldiğinden ekonomik mahv yoktur; bu nedenle indirim yapılamaz.
Karar mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6762 sayılı eski TTK dönemindeki bir sözleşmeye uygulanmıştır (eski BK m.19-20, 158, 161; eski TTK m.24). Ancak eski TTK m.24’ün yerini TTK m.22, eski BK m.20’nin yerini TBK m.27 aldığından, ölçüt bugün de aynı biçimde uygulanmaktadır.
HGK, E.2022/666, K.2023/546: ceza sonrası kapanan eczane. Yeni mezun bir eczacının eczanesine, sözleşmesi feshedilmiş başka bir eczaneye ait dört reçete nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından reçete bedelinin on katı, 193.904,80 TL cezai şart uygulanmıştı. İlk derece mahkemesi cezayı yüzde 50 indirdi; Özel Daire protokolün bağlayıcı olduğunu belirterek bozdu; mahkeme, eczanenin kapandığını ve cezanın davacıyı ekonomik olarak mahvettiğini belirterek direndi. Hukuk Genel Kurulu oy çokluğuyla direnme kararını cezai şartın tenkisi yönünden yerinde buldu. Kurul eczanelerin ticari işletme, eczacıların gerçek kişi tacir olduğunu kabul etmiş; cezai şartın borçlu tacirin iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticari faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede olması hâlinde kısmen veya tamamen iptalinin mümkün olduğunu, mahkemenin gerektiğinde bilirkişi görüşüyle şirketin veya gerçek kişi tacirin ticari hayatını sürdürüp sürdüremeyeceğini araştırması gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda eczacı odası yazısına göre eczane, cezai işlemden sonra yaklaşık dört ay faaliyetine devam edebilmiş ve 31.03.2015 tarihinde kapanmıştır. Kurul çoğunluğu, protokolle belirlenen cezanın tenkise tabi olmayacağı görüşünü benimsememiştir.
Bu kararda Kurul aynı ilkenin daha önce HGK’nın 18.06.2019 tarihli, E.2017/19-922, K.2019/706 ve 14.09.2021 tarihli, E.2017/(19)11-943, K.2021/984 sayılı kararlarında da benimsendiğini belirtir.
HGK, 27.03.2013, E.2012/13-821, K.2013/409. Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan bir makalede bu karardan, cezai şartın tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek olması hâlinde cezai şartın kısmen veya tamamen iptaline karar verilebileceği yönündeki ifade aktarılmaktadır.
Yargıtay 15. HD, 23.03.2010, E.2009/1814, K.2010/1643: sermaye tespiti ve uzman bilirkişi. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin işi süresinde bitirmemesi hâlinde iki daire üzerindeki haklarının arsa sahibine geçeceği kararlaştırılmıştı. Daire bunu ifaya ekli ceza olarak nitelendirdi; tacir tarafların cezanın fahiş olduğundan bahisle tenkis isteyemeyeceğini, ancak cezanın tacir borçlunun iktisaden mahvına neden olacak ağırlıkta olması hâlinde ahlaka aykırılığın gündeme geleceğini belirtti. Bunun için cezanın kabul edildiği tarihteki borçlunun ekonomik durumunun araştırılması, ticaret sicili dosyaları getirtilerek sermaye miktarının tespit edilmesi ve borçlunun ticari hayatını sürdürüp sürdüremeyeceği konusunda uzman bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılması gerektiğini söyleyerek, savunma üzerinde durulmadığı için hükmü bozdu.
Yargıtay 15. HD, 11.05.2000, E.1999/4655, K.2000/2324: mahv olmasa da ahlaka aykırı. Bir mütalaada aktarıldığına göre Daire, gecikme hâlinde iş bedelinin iki katı tazminat öngören bir kaydı, muhtemel zararın çok üstünde olduğu ve ahlaken rahatsız edici nitelik taşıdığı gerekçesiyle, iktisaden mahva neden olmasa da Anayasa m.18 ile eski BK m.19-20 uyarınca batıl saymıştır. Bu karar, ahlaka aykırılık denetiminin yalnız mahv hâliyle sınırlı tutulmadığı bir yaklaşımı yansıtır; Hukuk Genel Kurulu’nun yakın tarihli kararlarında tacir borçlu bakımından aranan ölçüt ise ekonomik mahvdır.
Bölge adliye mahkemesi uygulaması. Adana BAM 9. Hukuk Dairesi’nin 08.05.2024 tarihli, E.2021/1001, K.2024/736 sayılı kararında, taşınmaz teslimindeki gecikme için kararlaştırılan 100.000 ABD doları cezai şartın fahiş olduğu savunması, ticari defterlerden cezanın tacirin ekonomik çöküşüne yol açacak nitelikte olmadığının anlaşılması gerekçesiyle reddedilmiş, istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir. Aynı dairenin E.2022/38, K.2024/2226 sayılı kararında ise hisse devriyle birlikte yapılan rekabet yasağına bağlı ve hisse devir bedeli kadar olan cezai şartta, borçlunun ekonomik açıdan mahvına sebep olabileceği gerekçesiyle TBK m.182/3’e dayanılarak yapılan yüzde 50 indirim korunmuştur. Bu ikinci kararda borçlunun tacir sıfatı ve TTK m.22 tartışılmadığından karar, tacir borçlu bakımından emsal değil, yalnız bir uygulama örneğidir.
Ekonomik mahv istisnasına ilişkin kararlar
| Karar | Olay | Sonuç | Ders |
|---|---|---|---|
| HGK, 27.11.2024, E.2024/11-108, K.2024/596 | Akaryakıt istasyonu sözleşmesi; ceza öz varlığın yaklaşık %12’si | %50 indirimi koruyan direnme kararı bozuldu | Sözleşme tarihindeki mali durum esas; masrafları kısmak mahv değildir |
| HGK, E.2022/666, K.2023/546 | Eczacıya SGK protokolünden reçete bedelinin 10 katı ceza; eczane yaklaşık dört ay sonra kapandı | Tenkis yönünden direnme kararı uygun bulundu (oy çokluğu) | Gerçek kişi tacir de istisnadan yararlanır; protokolle belirlenmiş ceza da denetlenir |
| HGK, 27.03.2013, E.2012/13-821, K.2013/409 | Makalede aktarılan ilke | Kısmen veya tamamen iptal mümkün | Mahv ölçütünün HGK düzeyindeki kabulü |
| Y.15.HD, 23.03.2010, E.2009/1814, K.2010/1643 | Kat karşılığı inşaatta iki dairenin devri cezası | Eksik inceleme nedeniyle bozma | Ticaret sicilinden sermaye tespiti ve uzman bilirkişi kurulu şart |
| Adana BAM 9.HD, 08.05.2024, E.2021/1001, K.2024/736 | Borç itfa sözleşmesinde 100.000 USD gecikme cezası | Fahişlik savunması reddedildi | Ticari defterler mahv olmadığını gösterirse istisna işlemez |
| Adana BAM 9.HD, E.2022/38, K.2024/2226 | Hisse devir bedeli kadar rekabet yasağı cezası | %50 indirim istinafta korundu | Tacir sıfatı ve TTK m.22 tartışılmadı; tacir borçlu için emsal sayılmaz |
İstisnanın Hukuki Dayanağı: TBK m.27, TMK m.2 ve TMK m.23
TBK m.27/1 bakımından kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. TBK m.27/2 bakımından sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemez; ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı hükümsüz olur. Ekonomik mahv istisnası bu iki fıkranın birlikte uygulanmasıdır: cezai şart ahlaka aykırı olduğu ölçüde hükümsüzdür, sözleşmenin geri kalanı ayakta kalır. Hukuk Genel Kurulu’nun 2024 tarihli kararında da ahlaka aykırı bulunan cezai şartın kural olarak tamamen değil, yalnız aykırı kısmı yönünden geçersiz sayılacağı belirtilmiştir.
TMK m.23/2 bakımından kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz. Kanaatimizce bir şirketin ticari faaliyetini fiilen sona erdirecek bir ceza, borçlunun ekonomik özgürlüğünü ortadan kaldıran bir sınırlama olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle mahv iddiası yalnız bir “borç çok yüksek” yakınması değil, kişilik hakkının ekonomik yönüne ilişkin bir itiraz olarak kurulmalıdır.
TMK m.2 bakımından herkes haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Dürüstlük kuralı, ekonomik mahv istisnasının tek başına dayanağı değildir; ama somut olayda alacaklının cezayı, gerçek zararla hiçbir ilgisi olmayan, yalnız karşı tarafı piyasadan silmeye yönelik bir araç olarak kullandığı durumlarda tamamlayıcı bir argüman olarak ileri sürülebilir. Karşı taraf bu noktada genellikle sözleşmeye bağlılık ilkesini ve tacirin basiretli davranma yükümlülüğünü öne sürer; bu itiraz, TTK m.22’nin yalnız indirim talebini yasakladığı, ahlaka aykırılık denetimini ise kaldırmadığı ve Hukuk Genel Kurulu’nun bunu açıkça kabul ettiği belirtilerek karşılanır.
Ahlaka aykırılık kesin hükümsüzlük sonucu doğurduğundan, kanaatimizce mahkeme bu durumu dosyadaki olgulardan anlıyorsa kendiliğinden gözetebilir. Ancak mahv olgusunu oluşturan mali veriler borçlunun alanındadır ve TMK m.6 ile HMK m.190 uyarınca ispat yükü, bu olgudan lehine sonuç çıkaran borçluya aittir. Bu nedenle itirazın cevap dilekçesinde ya da menfi tespit dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi ve delillerin baştan gösterilmesi gerekir.
Tacir Sıfatı ve Ticari İş Niteliği Neden Belirleyici?
TTK m.22 “tacir sıfatını haiz borçlu”dan söz eder. Bu nedenle ilk soru, borçlunun gerçekten tacir olup olmadığıdır. TTK m.12/1’e göre bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi tacirdir. TTK m.16/1’e göre ticaret şirketleri de tacir sayılır. Esnaf ise TTK m.15’te ayrıca tanımlanır ve kural olarak tacir değildir; ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri kararnamedeki sınırı aşmayan kişi esnaftır. Küçük bir işletme sahibi bakımından tacir mi esnaf mı olduğu sorusu, cezai şartın indirilip indirilemeyeceğini doğrudan belirleyebilir; bu konuda esnaf ve küçük tacir icra takibiyle karşılaşınca yazımız yol gösterir.
İkinci soru, borcun ticari iş niteliğidir. TTK m.3’e göre TTK’da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. TTK m.19/1’e göre bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır; ancak gerçek kişi tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirmişse veya işin ticari sayılmasına durum elverişli değilse borç adi sayılır. Öğretide, gerçek kişi tacir bakımından TTK m.22’nin yalnız ticari işletmesiyle ilgili borçlarda uygulanacağı, tüzel kişi tacirin ise adi alanı bulunmadığından her türlü işleminin ticari sayılacağı belirtilmektedir. Yani aşağıda anlatılan işçi-işveren ilişkisi dışında, limited veya anonim şirketin imzaladığı bir sözleşmede “bu iş ticari değildi” savunması pratikte işlemez; gerçek kişi tacirin örneğin konutunu kiralarken imzaladığı bir sözleşmede ise TTK m.22 uygulanmayabilir.
İşçi-işveren ilişkisi istisnası. Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan bir makalede aktarıldığına göre Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, işverenin anonim şirket ve tacir olmasına rağmen işçi ile işveren arasındaki ilişkinin ticari iş niteliğinde olmadığını, bu nedenle eski TTK m.24’ün (bugünkü TTK m.22) uygulanmayacağını kabul etmiştir (HGK, 15.10.1997, E.1997/9-486, K.1997/822). Aynı makalede aynı yöndeki sonraki kararlar arasında HGK’nın 02.10.2002 tarihli, E.2002/9-596, K.2002/662 sayılı kararı ile 02.02.2005 tarihli, E.2004/9-759, K.2005/9 sayılı kararı gösterilmekte ve Hukuk Genel Kurulu’nun tacir işveren ile işçi arasındaki ilişkiyi ticari iş saymayarak cezai şarttan indirim yapılması gerektiğini kabul ettiği belirtilmektedir. Makale yazarı bu içtihadı eleştirir ve TTK m.22’nin işin ticari niteliğine değil tacir sıfatına bağlanan bir sonuç olduğunu savunur; ancak makalede aktarılan Hukuk Genel Kurulu kararları bu yöndedir. Bu içtihadın sonucu, iş sözleşmesindeki cezai şartlarda borçlu ister işçi ister tacir işveren olsun hâkimin TBK m.182/3’teki indirim yetkisinin işlemesidir; makalede özetlenen 1997 tarihli olayda borçlu, askerlik dönüşü işçiyi işe almayan işverendi. Ayrıntı için iş sözleşmesinde cezai şart yazımıza bakabilirsiniz.
Borçlunun niteliğine göre TTK m.22 uygulanır mı?
| Borçlu | TTK m.22 uygulanır mı? | Dayanak ve not |
|---|---|---|
| Anonim, limited veya diğer ticaret şirketi | Evet | TTK m.16/1; tüzel kişi tacirin adi alanı bulunmadığı kabul edilir |
| Gerçek kişi tacir, işletmesine ilişkin borç | Evet | TTK m.12/1, m.19/1; borcun ticari olması asıldır |
| Gerçek kişi tacir, işletmesiyle ilgisiz borç | Kural olarak hayır | TTK m.19/1: işlem anında açık bildirim veya durumun elverişsizliği |
| Esnaf | Kural olarak hayır | TTK m.15; tacir sayılmaz, TBK m.182/3 işler |
| Gerçek kişi eczacı | Evet; ama mahv istisnası işleyebilir | HGK E.2022/666, K.2023/546: eczacı gerçek kişi tacir (olaya eski TTK m.24 uygulandı) |
| İşçi (tacir işverene karşı) | Hayır | İşçi tacir değildir; hâkim TBK m.182/3 ile indirir |
| Tacir işveren (işçiye karşı) | Öğretide aktarılan HGK kararlarına göre hayır | HGK 1997/822, 2002/662, 2005/9: iş ilişkisi ticari iş sayılmadı |
| Şirket ortağı veya yöneticisi, kişisel kefil olarak | Ayrıca değerlendirilir | Kefilin kendi tacir sıfatına ve işin onun için ticari olup olmadığına bakılır |
Son satırdaki kefalet ve garanti değerlendirmesi kendi görüşümüzdür. Gerçek kişi ortak veya yöneticinin kendisi tacir değilse, şirket borcuna kefil olması onu tek başına tacir yapmaz; bu durumda kefil bakımından TTK m.22’nin uygulanıp uygulanmayacağı, işin onun için ticari sayılıp sayılmadığına göre ayrıca tartışılmalıdır.
Ekonomik Mahv Hangi Tarihe Göre Ölçülür?
Bu soru dosyanın kaderini belirler ve kararlar arasında tam bir birlik yoktur.
Hukuk Genel Kurulu’nun 2024/596 sayılı kararı ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2010/1643 sayılı kararı açıktır: değerlendirme sözleşmenin yapıldığı, cezanın kabul edildiği tarihteki ekonomik durum üzerinden yapılır. Mantığı şudur: ahlaka aykırılık bir geçersizlik sebebidir ve geçersizlik sözleşme kurulurken mevcut olmalıdır. Sözleşme tarihinde şirketi mahvetmeyecek bir ceza, sonradan şirket küçüldü diye ahlaka aykırı hâle gelmez. Ayrıca 2024 kararında yabancı para cinsinden cezai şartın sözleşme tarihindeki TL karşılığı, bilirkişi raporundaki 2012 yılı öz varlığıyla karşılaştırılmıştır.
Öte yandan 2023/546 sayılı kararda Kurul, cezai işlemden sonra eczanenin yaklaşık dört ay faaliyet gösterip kapandığını mahv değerlendirmesinde kullanmıştır. Kararda hangi tarihteki mali durumun esas alındığı açıkça belirtilmemiştir. Bu karar, sözleşme tarihindeki oranın yanında cezanın fiilî etkisinin de dikkate alınabileceğini gösterir.
Kanaatimizce dosya her iki tarihe göre kurulmalıdır. Birincil ölçü olarak sözleşme tarihindeki mali tablolar sunulmalı ve cezanın o tarihteki öz kaynak, ciro ve kâra oranı gösterilmelidir. Bunun yanında talep veya takip tarihindeki tablo, cezanın fiilen tahsil edilmesi hâlinde şirketin ödeme gücünü kaybedeceğini, borca batık hâle geleceğini veya faaliyetini durdurmak zorunda kalacağını gösteren tamamlayıcı delil olarak sunulmalıdır. Yalnız sonradan ortaya çıkan bir likidite sıkıntısına dayanan bir mahv iddiası, Hukuk Genel Kurulu’nun 2024 ölçütü karşısında zayıf kalır; bu durumda aşırı ifa güçlüğü yolunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Bu ayrımın fon kilidi gibi sonradan ortaya çıkan sıkışıklıklarda nasıl işlediği fon kilidi nedeniyle sözleşmeyi ifa edemiyorum yazımızda ele alınmıştır.
Ekonomik Mahv Nasıl İspatlanır? Bilanço, Öz Kaynak, Defterler ve Bilirkişi
Mahv iddiası bir sıfat değil bir hesaptır. Mahkeme “şirket çok zor durumda” cümlesine değil, cezanın şirketin mali yapısına oranına bakar. Hukuk Genel Kurulu kararlarında öne çıkan sorular şunlardır: ceza tahsil edilirse şirket ticari faaliyetini eskisi gibi sürdürebilir mi, ceza öz varlığın ne kadarını götürür, şirket masraf kısarak ayakta kalabilir mi?
Ticari defterler. TTK m.64/1’e göre her tacir ticari defterleri tutmak ve defterlerinde ticari işlemleriyle malvarlığı durumunu açıkça görülebilir şekilde ortaya koymak zorundadır; defterler üçüncü kişi uzmanlara makul bir sürede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. HMK m.222/2’ye göre ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış ve kayıtların birbirini doğrulamış olması şarttır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve kayıtları birbirini doğrulamayan defterler sahibi aleyhine delil olur (HMK m.222/4). Mahv iddiasının belkemiği şirketin kendi defterleridir; defter düzeni bozuk bir şirketin mahv iddiasını ispat etmesi çok zorlaşır. Ayrıntı için ticari defterlerin delil niteliği yazımıza bakabilirsiniz.
Mali tablolar ve öz kaynak. Sözleşme yılına ve talep yılına ait bilanço ve gelir tabloları, varsa bağımsız denetim raporları, kurumlar vergisi beyannameleri ve ticaret sicilinden alınacak sermaye bilgileri dosyaya konulmalıdır. Hukuk Genel Kurulu 2024 kararında sermaye ve öz varlık rakamlarını değerlendirmiş, 15. Hukuk Dairesi ise ticaret sicilinden sermaye tespitini aramıştır. Öz kaynak (öz varlık), şirketin varlıklarından borçlarının düşülmesiyle kalan değerdir ve cezanın şirketi borca batık hâle getirip getirmeyeceğini en açık gösteren göstergedir.
Bilirkişi. HMK m.266’ya göre mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; hukuk öğrenimi görmüş kişiler ayrı bir uzmanlığı belgelemedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemez. Mahv incelemesi için bilirkişi heyetinde mali müşavir veya bağımsız denetçi gibi bir mali uzmanın bulunması istenmeli, bilirkişiye sorulacak sorular dilekçede önerilmelidir. Rapora karşı itiraz, tebliğden itibaren iki hafta içinde yapılır (HMK m.281/1). Rapor gelmeden önce tarafın kendi aldırdığı uzman görüşü, bilirkişinin cevaplaması gereken soruları belirlemede önemli rol oynar; bu konuda delil tespiti, bilirkişi ve uzman görüşü ile bilirkişi raporuna itiraz yazılarımıza bakabilirsiniz.
Mahv iddiası için delil dosyası
| Belge | Neyi gösterir? | Dikkat |
|---|---|---|
| Sözleşme yılı bilançosu ve gelir tablosu | Cezanın kabul edildiği tarihteki öz kaynak, ciro, kâr | HGK 2024/596 ölçütünün merkezinde; kararda yabancı para cezanın sözleşme tarihindeki TL karşılığı kullanıldı |
| Talep veya takip yılı bilançosu | Cezanın fiilen tahsilinin etkisi | Tamamlayıcı delil; tek başına sonradan doğan sıkıntı zayıf kalabilir |
| Ticari defterler (açılış/kapanış onaylı) | Mali tabloların doğruluğu | HMK m.222/2 şartlarını taşımalı; eksik defter aleyhe delil olur |
| Ticaret sicili kayıtları | Sermaye, sermaye artırımları, ortaklık yapısı | Y.15.HD 2010/1643 sicil dosyasının getirtilmesini aradı |
| Bağımsız denetim raporu, vergi beyannameleri | Bağımsız teyit | Şirket içi tablolara güveni artırır |
| Nakit akışı ve borç vade tablosu | Cezanın ödenmesi hâlinde vadesi gelen borçların ödenip ödenemeyeceği | “Masraf kısarak ödenebilir” savunmasını karşılamak için gerekli |
| Çalışan sayısı, SGK bildirgeleri, kira ve kredi sözleşmeleri | Faaliyetin sona ermesinin somut sonuçları | HGK 2023/546’da kapanışı gösteren meslek odası yazısı dayanak alındı |
| Mali müşavir veya bağımsız denetçi etki analizi | Oranların ve senaryoların tek belgede toplanması | Uzman görüşü niteliğindedir; mahkeme bilirkişisinin yerini tutmaz |
Örnek Hesap: Ceza Öz Kaynağın Ne Kadarı?
Aşağıdaki tablo tamamen varsayımsaldır; gerçek bir şirkete veya dosyaya ait değildir ve hiçbir rakamı bir mahkeme kararından alınmamıştır. Yalnız, mahv iddiasının hangi oranlar üzerinden kurulacağını göstermek için hazırlanmıştır. Sözleşmede 12.000.000 TL cezai şart kararlaştırılmış bir şirketin iki farklı tarihteki tablosu karşılaştırılmaktadır.
ÖRNEK (varsayımsal rakamlar): 12.000.000 TL cezai şartın şirketin mali yapısına oranı
| Kalem (örnek) | Sözleşme tarihi (örnek) | Talep tarihi (örnek) |
|---|---|---|
| Toplam aktif | 90.000.000 TL | 70.000.000 TL |
| Toplam borç | 50.000.000 TL | 62.000.000 TL |
| Öz kaynak (aktif eksi borç) | 40.000.000 TL | 8.000.000 TL |
| Yıllık net satış | 150.000.000 TL | 95.000.000 TL |
| Yıllık net kâr veya zarar | 6.000.000 TL kâr | 3.000.000 TL zarar |
| Ceza / öz kaynak | %30 | %150 |
| Ceza / net satış | %8 | yaklaşık %12,6 |
| Ceza / net kâr | 2 yıllık kâr | Şirket zararda; kârla karşılanamaz |
| Ceza ödenirse kalan öz kaynak | 28.000.000 TL | eksi 4.000.000 TL (borca batık) |
Bu örnekte iki tarih çok farklı sonuç verir. Sözleşme tarihinde ceza öz kaynağın yüzde 30’udur; bu oran Hukuk Genel Kurulu’nun mahv saymadığı yüzde 12’den yüksektir, ama tek başına mahv anlamına da gelmez. Şirket o tarihte iki yıllık kârıyla cezayı karşılayabilecek durumdadır; Hukuk Genel Kurulu’nun sözleşme tarihini esas alan ölçütüyle bakıldığında bu örnekte mahv iddiası zayıftır. Talep tarihinde ise ceza öz kaynağın bir buçuk katıdır ve ödendiği anda şirketi borca batık hâle getirir. Borçlu şirket dosyayı iki tarih üzerinden kurmalı, sözleşme tarihinde dahi cezanın şirketin yapısıyla orantısız olduğunu ve fiilen tahsilin şirketi bitireceğini birlikte göstermelidir. Alacaklı ise ölçünün sözleşme tarihi olduğunu ve o tarihteki oranın faaliyeti sürdürmeye engel olmadığını savunacaktır. Gerçek bir dosyada rakamlar bilirkişi incelemesiyle belirlenir ve tek bir oran yerine şirketin bütün mali yapısı birlikte değerlendirilir.
Cezai şart için ihtarname veya ödeme emri mi geldi?
Sözleşmeyi, ceza kaydının türünü ve şirketin mali tablolarını süreler işlemeden birlikte inceleyelim. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
Mahv İddiasından Önce Bakılacak İtirazlar
Ekonomik mahv dar ve ispatı zor bir istisnadır. Bu yüzden dilekçede diğer itirazlardan sonra sıralanmalı, ancak onlarla birlikte ve ilk dilekçede ileri sürülmelidir. Cezai şart talebine karşı sıralama genellikle şöyledir:
- Asıl borç geçerli mi? TBK m.182/2 uyarınca asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse cezanın ifası istenemez. Şekil eksikliği, yetkisiz temsil, rekabet hukukuna aykırılık gibi sebepler önce incelenir. Örneğin akaryakıt bayiliğinde beş yılı aşan rekabet yasağına bağlı cezalar rekabet hukuku süzgecinden geçmeden değerlendirilemez; bu konu akaryakıt bayilik uyuşmazlıkları yazımızda anlatılmıştır.
- Ceza doğmuş mu? İhlal gerçekten gerçekleşti mi, ceza hangi ihlale bağlanmış, ihlal o kayda mı giriyor? Ceza ifaya ekliyse, alacaklı geç ifayı çekincesiz kabul etmişse cezayı isteyemez (TBK m.179/2). Asıl borç sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse de, aksi kararlaştırılmadıkça ceza istenemez (TBK m.182/2).
- Hesap doğru mu? Cezanın hangi bedel üzerinden, hangi dönem için, hangi kurla hesaplandığı kontrol edilmelidir. Aynı ihlal için birden fazla ceza kaydının üst üste uygulanıp uygulanmadığı ayrıca incelenmelidir.
- Seçim hakkı doğru kullanılmış mı? Seçimlik cezada alacaklı ya ifayı ya cezayı ister; ikisini birden isteyemez (TBK m.179/1). Muacceliyet ve ceza kayıtlarının birlikte işletilmesi konusunda sözleşmede bir ay ödemezsen tüm yıl muaccel ve cezai şart yazımıza bakabilirsiniz.
- Sözleşme baştan dengesiz mi, sonradan mı bozuldu? Bu soru gabin ve uyarlama yollarını açar; aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Medikal firmalar ve eczaneler gibi kamu kurumuyla protokol imzalayan tacirler bakımından da önce bu itirazlar, sonra mahv istisnası gündeme gelir; sektöre özgü uygulama için medikal firmaların SGK sözleşmesi ve eczane–SGK sözleşmesi yazılarımıza bakabilirsiniz.
Usul: Ödeme Emri, Menfi Tespit, Arabuluculuk ve Takibin Durdurulması
Cezai şart çoğu zaman ilamsız icra takibiyle istenir. Hâkimin ahlaka aykırılığı inceleyebilmesi için uyuşmazlığın yargı önüne gelmesi gerekir; bu nedenle usul adımları en az esas kadar önemlidir.
Ödeme emrine itiraz. İlamsız takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz eder (İİK m.62) ve süresinde yapılan itirazla takip durur (İİK m.66). İtiraz edilmezse takip kesinleşir. Alacaklı itirazın iptali için itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde dava açabilir; borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, hükmolunan veya reddedilen meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilebilir (İİK m.67). İtirazın şekli ve süresi için ödeme emrine yedi gün içinde itiraz ve icra takibine itiraz dilekçesi örneği, alacaklının açacağı dava için itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı yazılarımıza bakabilirsiniz.
Menfi tespit davası. Borçlu, takipten önce veya sonra menfi tespit davası açarak borçlu olmadığının tespitini isteyebilir (İİK m.72/1). Takipten önce açılan davada mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına ihtiyati tedbir kararı verebilir (İİK m.72/2). Takipten sonra açılan davada ise takip durdurulamaz; borçlu ancak aynı oranda teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir (İİK m.72/3). Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa alacaklının geç tahsilden doğan zararı teminattan alınır ve bu zarar yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez (İİK m.72/4); borçlu lehine sonuçlanır ve takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa borçlunun zararı alacaklıdan tahsil edilir ve bu da yüzde yirmiden aşağı olamaz (İİK m.72/5). Tedbir alınmamış ve borç ödenmişse dava istirdat davası olarak devam eder (İİK m.72/6); bağımsız istirdat davası ödemeden itibaren bir yıl içinde açılır (İİK m.72/7). Menfi tespit davası, mahv iddiasının en uygun zemini olabilir, çünkü borçlu bu davada davacı sıfatıyla bütün itirazlarını kendi kurduğu sırayla anlatır. Ayrıntı ve dilekçe için menfi tespit davası rehberi, menfi tespit ve istirdat davası ve menfi tespit dava dilekçesi örneği yazılarımıza bakabilirsiniz.
Dava şartı arabuluculuk. TTK m.5/A uyarınca ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri ile itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; kural 7155 sayılı Kanunla 01.01.2019’da getirilmiş, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları ise 7445 sayılı Kanunla 01.09.2023’ten itibaren kapsama alınmıştır. Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (TTK m.5/A-2). Son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenir (6325 sayılı Kanun m.18/A-2). Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m.18/A-15). Başvuran taraf aleyhine bu süreçte uyuşmazlık konusuyla ilgili icra takibi yapılırsa ve başvuran son tutanaktan itibaren iki hafta içinde menfi tespit davası açarsa İİK m.72/2 hükmü uygulanır (m.18/A-16). Bu son kural, cezai şart için takibe hazırlanan alacaklı karşısında borçlu şirketi korur: arabulucuya erken başvuran şirket, takip başlatılsa bile takibin durdurulması imkânını kaybetmez. Ayrıntı için ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yazımıza bakabilirsiniz.
Görevli mahkeme. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticari davadır (TTK m.4/1) ve aksine hüküm yoksa dava değerine bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür (TTK m.5/1). Tarafların yalnız tacir olması yetmez; uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ya da TTK m.4/1’de sayılan hususlardan doğması gerekir. Kira ilişkisinden doğan cezai şartlar gibi özel görev kurallarının bulunduğu hâllerde mahkeme değişebilir.
İhtiyati tedbir. Menfi tespit davasında takibin durdurulması İİK m.72’deki özel tedbirle sağlanır. Bunun dışında, örneğin alacaklının cezai şarta dayanarak teminat mektubunu nakde çevirmesi veya teminat senetlerini takibe koyması tehlikesine karşı HMK m.389 vd. uyarınca genel ihtiyati tedbir talebi değerlendirilebilir; tedbirin verilip verilmeyeceği somut olayın şartlarına bağlıdır. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlinde tedbir kararı verilebilir (HMK m.389/1). Şartlar ve teminat için ihtiyati tedbir yazımıza bakabilirsiniz.
Cezai şart talebine karşı usul yolları
| Durum | Yol | Süre ve şart | Dayanak |
|---|---|---|---|
| İhtarname geldi, takip yok | Arabuluculuk başvurusu, ardından menfi tespit davası ve takibin durdurulması talebi | Teminat alacağın en az %15’i | TTK m.5/A; İİK m.72/2 |
| Arabuluculuk sürerken takip başladı | Son tutanaktan itibaren iki hafta içinde menfi tespit | Bu süreye uyulursa İİK m.72/2 uygulanır | 6325 s.K. m.18/A-16 |
| Ödeme emri tebliğ edildi | İcra dairesine itiraz | Tebliğden itibaren yedi gün | İİK m.62, m.66 |
| Takipten sonra dava | Menfi tespit; veznedeki paranın alacaklıya verilmemesi | Takip durmaz; teminat en az %15 | İİK m.72/3 |
| Borç ödendi | İstirdat davası | Ödemeden itibaren bir yıl | İİK m.72/6-7 |
| Alacaklı itirazın iptali davası açtı | Cevap dilekçesinde ahlaka aykırılık itirazı ve deliller | Alacaklı için itirazın tebliğinden bir yıl; inkâr tazminatı riski | İİK m.67 |
Gabin ve Aşırı İfa Güçlüğüyle Birlikte Nasıl Kademelendirilir?
Ağır bir ticari sözleşmede cezai şart sorunu çoğu zaman tek başına durmaz. Sözleşme şirketin sıkışık bir döneminde, karşı tarafın baskısıyla imzalanmış olabilir; imzadan sonra öngörülemeyen bir olay dengeyi bozmuş olabilir; ve sonunda şirketi batıracak bir ceza istenmiş olabilir. Bu üç sorun sözleşmenin üç ayrı anına bakar ve aynı dilekçede ileri sürülebilir.
TBK m.28 bakımından sözleşme kurulurken edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık zarar görenin zor durumundan, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak sağlanmışsa, zarar gören sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirebilir ya da oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Hak, düşüncesizlik veya deneyimsizliğin öğrenildiği, zor durumda ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulmasından başlayarak beş yıl içinde kullanılır (TBK m.28/2). TBK m.28, TTK m.22’nin sayımında yer almadığından tacir de gabine dayanabilir; ancak Yargıtay tacirin deneyimsizlik ve düşüncesizlik iddiasını basiretli iş adamı ölçütü nedeniyle kural olarak kabul etmez, zor durum iddiasını ise inceler. Ayrıntı ticari işlemlerde gabin yazımızdadır.
TBK m.138 bakımından sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve mevcut olguları ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirirse ve borçlu borcunu henüz ifa etmemiş veya haklarını saklı tutarak ifa etmişse, hâkimden sözleşmenin uyarlanmasını, bu mümkün değilse dönmeyi, sürekli edimli sözleşmelerde kural olarak feshi isteyebilir. Tacir için öngörülemezlik şartı sıkı uygulanır. Ayrıntı aşırı ifa güçlüğü ve sözleşmenin uyarlanması yazımızdadır.
Ağır ticari sözleşmeye karşı üç yolun karşılaştırması
| Yol | Hangi ana bakar? | Tacir için engel | Sonuç | Süre |
|---|---|---|---|---|
| Gabin (TBK m.28) | Sözleşmenin kurulduğu an | Deneyimsizlik ve düşüncesizlik kural olarak dinlenmez; zor durum incelenir | Bağlı olmadığını bildirme veya oransızlığın giderilmesi | 1 yıl, her hâlde 5 yıl; hak düşürücü |
| Uyarlama (TBK m.138) | Sözleşmeden sonraki dönem | Öngörülemezlik sıkı uygulanır; ifa edildiyse ihtirazi kayıt gerekir | Uyarlama; olmazsa dönme veya fesih | Kanunda özel süre yok; kayıtsız ifa hak kaybettirebilir |
| Ekonomik mahv (TBK m.27) | Cezanın kabul edildiği tarih; fiilî etki tamamlayıcı | TTK m.22 indirim yolunu kapatır; mahv somut verilerle ispatlanmalı | Cezanın ahlaka aykırı kısmının hükümsüzlüğü | Kesin hükümsüzlük süreye bağlı değildir |
Kademelendirmede gabin ve uyarlama talepleri aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurularak terditli dava biçiminde ileri sürülür; bunun için talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantı bulunmalıdır ve mahkeme asli talebi esastan reddetmedikçe fer’î talebi inceleyemez (HMK m.111). Cezai şart nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ise bağımsız bir talep olarak yığılma yoluyla eklenir; çünkü sözleşme hangi biçimde ayakta kalırsa kalsın, şirketi mahvedecek bir ceza sorunu devam eder. Gabin kabul edilip sözleşmeyle bağlı olunmadığı sonucuna varılırsa asıl borç düşeceğinden ceza da TBK m.182/2 uyarınca istenemez. Taleplerin tam sıralaması, talep sonucunun yazımı ve indirilebilir şablon şirketler için kademeli dava dilekçesi örneğimizde yer alır; terditli davanın genel kuralları için tespit davası, terditli dava ve karşı dava yazımıza bakabilirsiniz.
Dilekçe yazımında üslup da önemlidir. Şirketin dilekçesinde “cezai şart fahiştir, indirilsin” cümlesi tek başına kullanılmamalıdır; bu cümle karşı tarafın TTK m.22 savunmasını kolaylaştırır. Bunun yerine talep, “cezai şart müvekkilin ekonomik mahvına yol açacak ölçüde ağır olduğundan TBK m.27 uyarınca ahlaka aykırıdır ve aykırı kısmı yönünden kesin hükümsüzdür” biçiminde kurulmalı; TTK m.22 savunması da aynı bölümde, hükmün yalnız indirim talebini kapsadığı belirtilerek karşılanmalıdır. Talep sonucunda asıl olarak cezanın tamamı yönünden borçlu olunmadığının tespiti, mahkeme aksi kanaatteyse cezanın şirketi mahva sürüklemeyecek düzeyin üzerindeki kısmı yönünden borçlu olunmadığının tespiti istenmelidir.
Menfi tespit dava dilekçesinde bu bölüm, köşeli parantezler dosyaya göre doldurularak örneğin şöyle kurulabilir:
Davalının talep ettiği [tutar] TL cezai şart, müvekkil şirketin sözleşme tarihine ait [yıl] yılı bilançosuna göre öz kaynaklarının [oran]’ine, yıllık net satışlarının [oran]’ine karşılık gelmekte; talep tarihine ait [yıl] yılı bilançosuna göre ise öz kaynaklarını aşmaktadır (EK-[ ]). Cezanın tahsili hâlinde şirketin vadesi gelen borçlarını ödeyemeyeceği ve ticari faaliyetini sürdüremeyeceği, mali müşavir tarafından hazırlanan etki analiziyle ortaya konmuştur (EK-[ ]).
Müvekkilin tacir olması nedeniyle TTK m.22 uyarınca indirim isteyemeyeceği ileri sürülebilir. Ancak talebimiz aşırı cezanın indirilmesine değil, ekonomik mahva yol açan cezai şartın ahlaka aykırılığına dayanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, cezanın ödenmesi tacir borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksekse şartın ahlaka aykırı sayılacağını ve aykırı kısmı yönünden geçersiz olacağını kabul etmektedir (HGK, 27.11.2024, E.2024/11-108, K.2024/596). Bu değerlendirme için ticaret sicili kayıtlarının getirtilmesi ve uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekir (Yargıtay 15. HD, 23.03.2010, E.2009/1814, K.2010/1643).
Bu nedenle davalının talep ettiği cezai şart nedeniyle müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine, Mahkemeniz aksi kanaatte ise cezanın müvekkili ekonomik mahva sürüklemeyecek düzeyin üzerindeki kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ediyoruz.
Tam bir dava dilekçesinin bütün bölümleri, terditli talepler ve ekler için yukarıda anılan kademeli dava dilekçesi örneğine bakılmalıdır. Örnek metin, somut sözleşme ve mali tablolar incelenmeden kullanılmamalıdır.
Cezai Şartı Talep Eden Tarafın Savunmaları
Cezai şartı tahsil etmek isteyen taraf için tablo tersinedir: kural lehine, istisna aleyhinedir. Borçlunun mahv iddiası somut olarak ispatlanmadıkça TTK m.22 uygulanır ve ceza kararlaştırıldığı gibi istenir. Alacaklının başlıca savunmaları şunlardır:
- TTK m.22 savunması: borçlu tacirdir ve borç ticari işletmesiyle ilgilidir; fahişlik iddiasıyla indirim istenemez. Borçlunun dilekçesinde “fahiş” veya “indirim” kavramlarına dayanılıyorsa bu savunma doğrudan sonuç verir.
- Esas alınacak tarih savunması: ekonomik mahv sözleşme tarihindeki mali duruma göre belirlenir (HGK 2024/596; Y.15.HD 2010/1643). Borçlu sözleşme tarihinde güçlü bir şirketse sonradan küçülmesi cezayı ahlaka aykırı yapmaz.
- Oran savunması: ceza öz kaynağın, cironun veya kârın makul bir oranındadır; Hukuk Genel Kurulu yaklaşık yüzde 12’lik oranı mahv saymamıştır.
- Sürdürülebilirlik savunması: şirket cezayı ödediğinde masraflarını kısmak veya bazı ihtiyaçlarından vazgeçmek zorunda kalabilir, ama faaliyetini sürdürebilir; Hukuk Genel Kurulu bunu mahv saymamıştır.
- Defter ve ispat savunması: borçlunun defterleri HMK m.222 şartlarını taşımıyorsa mahv iddiasının ispatı zorlaşır; ispat yükü borçludadır (TMK m.6; HMK m.190).
- Pazarlık ve basiret savunması: ceza tarafların pazarlığıyla belirlenmiş, borçlu hukuki danışmanlık almış, aynı tutar daha önceki sözleşmelerde de kabul edilmiştir; tacir bu riski bilerek üstlenmiştir (TTK m.18/2).
- Usul savunmaları: arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi (TTK m.5/A), yetki veya tahkim kaydı, takipten sonra açılan menfi tespit davasının takibi durdurmayacağı (İİK m.72/3).
Alacaklı için önemli bir not: mahv istisnası kabul edilse bile Hukuk Genel Kurulu kural olarak yalnız aykırı kısmın hükümsüz olacağını kabul etmektedir. Bu nedenle alacaklı, alternatif olarak cezanın şirketi mahva sürüklemeyecek tutarının hüküm altına alınmasını savunmalı ve bu tutarın bilirkişiye ayrıca hesaplatılmasını istemelidir. Gabin iddiasıyla da karşılaşılan dosyalarda savunmanın yapısı için gabin davasına cevap dilekçesi örneğimize bakılabilir.
Cezai şart alacağınızı tahsil etmek mi istiyorsunuz?
Takip, arabuluculuk ve olası ekonomik mahv itirazına karşı dosyanızı baştan birlikte kuralım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
Sözleşme Aşamasında Riski Azaltmak
Tacir için en güvenli yol, mahv itirazına muhtaç kalmamaktır. TTK m.22 nedeniyle mahkemenin “nasılsa indirir” varsayımı tacir için geçerli değildir; ceza kaydı imzadan önce şirketin mali yapısıyla birlikte okunmalıdır. Uygulamada şu tedbirler riski azaltır:
- Üst sınır: cezanın toplamına, örneğin sözleşmenin yıllık bedelinin belirli bir oranı biçiminde bir tavan konulması.
- Kademeli ceza: ihlalin süresine veya ağırlığına göre artan, tek seferde bütün tutarı muaccel kılmayan bir yapı.
- Tek ceza ilkesi: aynı ihlal için eksik alım, münhasırlık ve erken fesih cezalarının üst üste uygulanmayacağının yazılması.
- Türün açıkça belirlenmesi: cezanın seçimlik mi, ifaya ekli mi, dönme cezası mı olduğunun yazılması (TBK m.179).
- Karşılıklılık: yalnız bir taraf aleyhine öngörülmüş ağır cezalar pazarlıkta yeniden dengelenmeli; tek taraflılık ileride hem gabin hem mahv tartışmasında aleyhe kullanılabilir.
- Belge düzeni: sözleşme tarihine ait mali tabloların ve pazarlık yazışmalarının saklanması; mahv da gabin de sözleşme tarihindeki duruma bakar.
Yol Haritası: Borçlu Şirket ve Alacaklı Taraf
Cezai şart uyuşmazlığında adım adım
| Adım | Borçlu şirket | Cezai şartı talep eden taraf |
|---|---|---|
| 1. Süre kontrolü | Ödeme emri geldiyse yedi günlük itiraz süresi; gabin için bir ve beş yıllık süreler | İtirazın iptali için bir yıllık süre; arabuluculuk |
| 2. Sözleşme incelemesi | Asıl borcun geçerliliği, cezanın türü, ihlalin kayda girip girmediği, hesap esası | İhlalin ve cezanın doğduğunun belgelenmesi; çekincesiz kabul olmadığının gösterilmesi |
| 3. Tacir ve ticari iş tespiti | Esnaf mı, borç işletmeyle ilgili mi, işçi-işveren ilişkisi mi? | Borçlunun tacir olduğunu ve borcun ticari olduğunu gösteren sicil ve yazışmalar |
| 4. Mali analiz | Sözleşme ve talep tarihine göre öz kaynak, ciro, kâr oranları; etki analizi | Sözleşme tarihindeki oranın faaliyeti sürdürmeye engel olmadığını gösteren karşı analiz |
| 5. Arabuluculuk | Erken başvuru; takip gelirse son tutanaktan iki hafta içinde menfi tespit | Para alacağı için dava şartı; uzlaşma teklifinde mahv riskinin gözetilmesi |
| 6. Dava ve tedbir | Menfi tespit; takipten önce ise en az %15 teminatla takibin durdurulması; gerekirse gabin ve uyarlama talepleri | Takip, itirazın iptali veya alacak davası; tedbire itiraz |
| 7. Dilekçe dili | “İndirim” değil “ahlaka aykırılık ve kesin hükümsüzlük”; TTK m.22 savunmasının aynı bölümde karşılanması | TTK m.22 ve sözleşme tarihi savunması; alternatif olarak mahva yol açmayacak tutar |
| 8. Bilirkişi | Mali uzman içeren heyet; soruların önerilmesi; rapora iki hafta içinde itiraz | Aynı şekilde; tarihin ve oranların doğru alınmasına itiraz |
Şirket cezai şartın yanında birden fazla takip ve ödeme baskısıyla karşı karşıyaysa, cezai şart uyuşmazlığı tek başına değil, şirketin genel borç yapısıyla birlikte ele alınmalıdır. Bu durumda iflas ve konkordato gibi toplu çözüm yollarının da değerlendirilmesi gerekebilir; iflasın genel çerçevesi için iflasın açılması yazımıza bakılabilir.
Şirketiniz için ekonomik mahv itirazı değerlendirmesi
Bilanço, ticari defterler ve sözleşme tarihindeki mali durum üzerinden dosyanızı birlikte değerlendirelim. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
Sık Sorulan Sorular
Tacir şirket cezai şartın indirilmesini isteyebilir mi?
Fahişlik iddiasıyla indirim isteyemez; TTK m.22, tacir borçlunun TBK m.182/3’teki hâllerde aşırı ceza kararlaştırıldığı iddiasıyla sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemeyeceğini açıkça düzenler. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, cezai şartın ödenmesi tacir borçlunun ekonomik mahvına yol açacaksa şartın ahlaka aykırı sayılacağını ve aykırı kısmının hükümsüz olacağını kabul eder.
Ekonomik mahv istisnası kanunda yazıyor mu?
Hayır. TTK m.22’de böyle bir istisna yoktur. İstisna Yargıtay içtihadından gelir ve dayanağı ahlaka aykırı sözleşmeleri kesin hükümsüz sayan TBK m.27’dir. Hukuk Genel Kurulu’nun 27.11.2024 tarihli, E.2024/11-108, K.2024/596 sayılı kararı ölçütü ayrıntılı biçimde ortaya koyar.
TTK m.22 hangi hâllerde indirimi yasaklar?
Üç hâlde: TBK m.121/2’deki temerrüt faizine ilişkin aykırı anlaşmalar, TBK m.182/3’teki aşırı ceza koşulu ve TBK m.525’teki aşırı simsarlık ücreti. TBK m.27 (ahlaka aykırılık), TBK m.28 (gabin) ve TBK m.138 (aşırı ifa güçlüğü) bu sayımda yer almaz.
Ekonomik mahv ne demek, ceza öz kaynağın yüzde kaçı olursa mahv sayılır?
Kanunda veya incelediğimiz kararlarda sabit bir yüzde yoktur. Mahv, cezanın tahsili hâlinde şirketin ticari faaliyetini eskisi gibi sürdürüp sürdüremeyeceğine göre belirlenir. Hukuk Genel Kurulu, öz varlığın yaklaşık yüzde 12’sine karşılık gelen bir cezayı mahv saymamış; masrafları kısmak veya bazı ihtiyaçlardan vazgeçmek zorunda kalmanın da tek başına yeterli olmadığını belirtmiştir.
Ekonomik mahv hangi tarihe göre değerlendirilir?
Hukuk Genel Kurulu’nun 2024/596 ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2010/1643 sayılı kararlarına göre sözleşmenin yapıldığı, cezanın kabul edildiği tarihteki ekonomik durum esas alınır. Hukuk Genel Kurulu’nun 2023/546 sayılı kararında ise cezadan sonra işletmenin kapanması da değerlendirmeye katılmıştır. Bu nedenle dosya her iki tarihin mali tablolarıyla kurulmalıdır.
Mahv iddiası hangi belgelerle ispatlanır?
Sözleşme ve talep yıllarına ait bilanço ve gelir tabloları, açılış ve kapanış onaylı ticari defterler, ticaret sicilindeki sermaye kayıtları, bağımsız denetim raporları, nakit akışı ve borç vade tabloları ile mali uzman içeren bir bilirkişi heyetinin incelemesi. Defterlerin HMK m.222/2 şartlarını taşıması gerekir.
Mahkeme ekonomik mahvı kendiliğinden inceler mi?
Ahlaka aykırılık kesin hükümsüzlük sonucu doğurduğundan kanaatimizce dosyadaki olgulardan anlaşılıyorsa gözetilebilir. Ancak mahvı gösteren mali veriler borçlunun elindedir ve ispat yükü borçludadır (TMK m.6, HMK m.190). Bu nedenle itiraz açıkça ileri sürülmeli ve deliller baştan gösterilmelidir.
Dilekçede “cezai şart fahiştir, indirilsin” demek yeterli mi?
Yeterli değildir ve tacir için zararlı olabilir; çünkü bu ifade doğrudan TTK m.22 kapsamına girer. Talep, cezanın şirketin ekonomik mahvına yol açacağı, bu nedenle TBK m.27 uyarınca ahlaka aykırı ve aykırı kısmı yönünden kesin hükümsüz olduğu biçiminde kurulmalıdır.
Esnaf da TTK m.22 kapsamında mıdır?
Kural olarak hayır. TTK m.15’e göre ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri kararnamedeki sınırı aşmayan kişi esnaftır ve tacir değildir. Esnaf bakımından hâkim aşırı cezayı TBK m.182/3 uyarınca kendiliğinden indirir. Tacir ile esnaf ayrımı somut faaliyete göre yapılır.
İşveren tacir ise iş sözleşmesindeki cezai şart indirilebilir mi?
Öğretide aktarılan Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre evet. Kurul, işverenin anonim şirket ve tacir olmasına rağmen işçi ile işveren arasındaki ilişkinin ticari iş niteliğinde olmadığını ve eski TTK m.24’ün (bugünkü TTK m.22) uygulanmayacağını kabul etmiştir (HGK, 15.10.1997, E.1997/9-486, K.1997/822). Öğretide aynı yöndeki 02.10.2002 tarihli E.2002/9-596, K.2002/662 sayılı karar da anılmaktadır.
Gerçek kişi tacirin işletmesiyle ilgisi olmayan bir sözleşmesinde TTK m.22 uygulanır mı?
Kural olarak uygulanmaz. TTK m.19/1’e göre tacirin borçlarının ticari olması asıldır; ancak gerçek kişi tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirmişse veya işin ticari sayılmasına durum elverişli değilse borç adi sayılır. Şirketler bakımından bu ayrım pratikte işlemez.
Cezai şart için ödeme emri geldi, ne yapmalıyım?
Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edilmelidir (İİK m.62); süresinde itiraz takibi durdurur (İİK m.66). İtiraz edilmezse takip kesinleşir. Ardından menfi tespit davası ya da alacaklının açacağı itirazın iptali davasında ekonomik mahv itirazı delilleriyle ileri sürülür.
Menfi tespit davası açarsam takip durur mu?
Takipten önce açılan davada mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir (İİK m.72/2). Takipten sonra açılan davada takip durdurulamaz; ancak aynı oranda teminatla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi istenebilir (İİK m.72/3).
Cezai şart uyuşmazlığında arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat talepleri ile itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m.5/A). Arabuluculuk sürerken başvuran aleyhine takip yapılırsa, son tutanaktan itibaren iki hafta içinde açılan menfi tespit davasında İİK m.72/2 uygulanır (6325 sayılı Kanun m.18/A-16).
Cezai şart ile gabin ve aşırı ifa güçlüğü birlikte ileri sürülebilir mi?
Sürülebilir. Gabin sözleşmenin kurulduğu andaki dengesizliğe, aşırı ifa güçlüğü sonradan bozulan dengeye, ekonomik mahv ise cezanın şirketi bitirecek ağırlığına bakar. Gabin ve uyarlama talepleri terditli dava (HMK m.111) biçiminde, cezai şart nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ise bağımsız talep olarak aynı dilekçede ileri sürülebilir.
Ekonomik mahv kabul edilirse cezanın tamamı mı kalkar?
Kural olarak hayır. Hukuk Genel Kurulu, ahlaka aykırı bulunan cezai şartın kural olarak tamamen değil, yalnız aykırı kısmı yönünden geçersiz sayılacağını belirtmiştir; TBK m.27/2 de kısmi hükümsüzlüğü düzenler. Uygulamada ceza, şirketi mahva sürüklemeyecek düzeye çekilir; bazı kararlarda ise kısmen veya tamamen iptalin mümkün olduğu ifade edilir.
Cezai şartı talep eden taraf mahv iddiasına karşı neyi savunabilir?
Borçlunun tacir ve borcun ticari olduğunu (TTK m.22), mahvın sözleşme tarihindeki mali duruma göre ölçüleceğini, cezanın öz kaynak ve ciroya oranının faaliyeti sürdürmeye engel olmadığını, masraf kısmanın mahv sayılmadığını, defterlerin HMK m.222 şartlarını taşımadığını ve ispat yükünün borçluda olduğunu savunabilir; alternatif olarak mahva yol açmayacak tutarın hüküm altına alınmasını isteyebilir.
Protokolle veya kamu kurumuyla yapılan sözleşmedeki ceza da denetlenebilir mi?
Hukuk Genel Kurulu’nun E.2022/666, K.2023/546 sayılı kararında, SGK ile eczacı arasındaki protokol kapsamında uygulanan cezanın tenkise tabi olmayacağı görüşü Kurul çoğunluğunca benimsenmemiş; cezai işlemden sonra yaklaşık dört ay faaliyet gösterip kapanan eczane bakımından tenkis yerinde bulunmuştur.
İlgili Rehberler
Gabin ve zor durumda yapılan ucuz devirlerle ilgili bütün yazılarımız tek sayfada: Gabin (Aşırı Yararlanma) Rehberi.
- Cezai Şart (Ceza Koşulu) ve Hâkimin İndirim Yetkisi
- “Sözleşmedeki Cezai Şart Çok Yüksek”: Cezai Şart ve İndirilmesi
- Şirketler İçin Kademeli Dava Dilekçesi Örneği: Ticari Gabin, Uyarlama ve Cezai Şart
- Ticari İşlemlerde Gabin: Tacir, Pay Devri ve Şirket Satışı
- Fon Kilidi Nedeniyle Sözleşmeyi İfa Edemiyorum: Aşırı İfa Güçlüğü
- Aşırı İfa Güçlüğü ve Sözleşmenin Uyarlanması (TBK 138)
- İş Sözleşmesinde Cezai Şart (TBK m.179-182)
- Medikal Firmaların SGK Sözleşmesi: Fatura Kesintisi, Cezai Şart ve Fesih
- Eczane–SGK Sözleşmesi: Cezai Şart, Fesih, İtiraz ve Dava Yolu
- Akaryakıt Bayilik Uyuşmazlıkları ve Cezai Şart
- Menfi Tespit Davası ve İİK 72
- Menfi Tespit ve İstirdat Davası: Teminat ve Tazminat
- Menfi Tespit Dava Dilekçesi Örneği
- İcra Takibine İtiraz: Ödeme Emrine 7 Gün İçinde Nasıl İtiraz Edilir?
- İtirazın İptali ve İcra İnkâr Tazminatı
- Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk
- Tacir Sıfatı ve Hukuki Sonuçları: Basiretli İş Adamı ve Defter Tutma
- Ticari Defterlerin Delil Niteliği
- Bilirkişi Raporuna İtiraz (HMK m.281)
- Gabin (Aşırı Yararlanma) Nedir?
- Ticaret Hukuku Rehberi
Kaynakça
Mevzuat (mevzuat.gov.tr’deki güncel metinler, 3 Kasım 2026 itibarıyla)
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.27, 28, 121, 138, 179-182, 525
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: m.3, 4, 5, 5/A, 12, 15, 16, 18, 19, 22, 64
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m.2, 6, 23
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.111, 190, 222, 266, 281, 389
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: m.62, 66, 67, 72
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m.18/A
Kararlar
- Yargıtay HGK, 27.11.2024, E.2024/11-108, K.2024/596
- Yargıtay HGK, E.2022/666, K.2023/546
- Yargıtay HGK, 14.09.2021, E.2017/(19)11-943, K.2021/984 (HGK 2023/546 kararındaki atıftan)
- Yargıtay HGK, 18.06.2019, E.2017/19-922, K.2019/706 (HGK 2023/546 kararındaki atıftan)
- Yargıtay HGK, 27.03.2013, E.2012/13-821, K.2013/409 (makaledeki aktarımdan)
- Yargıtay HGK, 02.02.2005, E.2004/9-759, K.2005/9 (makaledeki aktarımdan)
- Yargıtay HGK, 02.10.2002, E.2002/9-596, K.2002/662 (makaledeki aktarımdan)
- Yargıtay HGK, 15.10.1997, E.1997/9-486, K.1997/822 (makaledeki aktarımdan)
- Yargıtay HGK, 20.03.1974, E.1970/T-1053, K.1974/222 (mütalaadaki aktarımdan)
- Yargıtay 15. HD, 23.03.2010, E.2009/1814, K.2010/1643
- Yargıtay 15. HD, 11.05.2000, E.1999/4655, K.2000/2324 (mütalaadaki aktarımdan)
- Adana BAM 9. HD, 08.05.2024, E.2021/1001, K.2024/736
- Adana BAM 9. HD, E.2022/38, K.2024/2226
Öğreti
- Veli Karagöz, “İşverenin Tacir Olması Durumunda Cezai Şartın İndirilmesi”, Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XVIII, S. 3-4, 2014.
- Salih Şahiniz, “Ahlaka Aykırı Nitelikteki Cezai Şartın Geçersizliğine İlişkin Hukuki Mütalaa”, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 1, S. 3, 2014.
- Sarp Gümüş, “Yargıtay Kararları Kapsamında Ceza Koşulu ve Aşırı Ceza Koşulunun İndirilmesi”, Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 9, S. 2, Temmuz 2023.
Yazar: Av. Fatma Öztürk, Hukukçular Evi Ankara
Büro: Varlık Mahallesi Gaziosmanpaşa Caddesi No: 22, Yenimahalle/Ankara · Telefon: 0554 648 37 15
Son güncelleme: 3 Kasım 2026. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlıkta sonuç, sözleşmenin, şirket kayıtlarının ve delillerin incelenmesine bağlıdır.
