Konkordatoda Makul Güvence Veren Bağımsız Denetim Raporu Nedir?
29 Haziran 2026

Konkordatoda Makul Güvence Veren Bağımsız Denetim Raporu Nedir?

Makul güvence veren bağımsız denetim raporu, konkordato ön projesindeki ödeme teklifinin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu denetleyen rapordur. KGK (Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu) tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetçi hazırlar ve İİK m. 286 uyarınca konkordato talebine eklenmesi zorunludur.

Konkordato denetim raporu süreciniz için destek mi istiyorsunuz?

Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Bu Rapor Ne İşe Yarar?

Konkordatonun temel mantığı, borçlunun gerçekçi ve gerçekleşebilir bir ödeme teklifi sunmasıdır. Mahkeme bu teklife sadece borçlunun beyanıyla güvenemez. Bağımsız denetim raporu, tarafsız bir uzmanın incelemesiyle projedeki sayıların ve varsayımların ne kadar sağlam olduğunu ortaya koyar.

“Makul Güvence” Ne Demek?

Bağımsız denetimde güvence seviyeleri farklıdır. Konkordatoda aranan makul güvence, sınırlı güvenceye göre çok daha kapsamlı bir incelemeyi ifade eder. Denetçi, ön projede yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence verir.

Bu ölçüt 2018’de değiştirilmiştir ve iki kavram birbirine karıştırılmamalıdır. Şubat 2018’de yürürlüğe giren ilk metinde, teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren finansal analiz raporları aranıyordu. Aralık 2018’de yapılan değişiklikle ölçüt, teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence verilmesi olarak yeniden belirlenmiştir.

Fark önemsiz değildir: bir projenin başarılı olmasının kuvvetle muhtemel olması ile denetçinin makul güvence vermesi arasında açık bir farklılık bulunmaktadır. Bu değişiklikle denetim kuruluşlarının sorumluluğu nispeten hafifletilmiştir.

Raporu Kim Hazırlar?

Raporu her bağımsız denetçi hazırlayamaz. Güncel düzenlemeye göre rapor, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından ve Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanır.

Komiser görevlendirmesiyle karıştırılmamalıdır. Mahkeme üç komiser görevlendirdiğinde komiserlerden birinin, mahkemenin bulunduğu ilde faaliyet göstermek şartıyla bağımsız denetçiler arasından seçilmesi öngörülmüştür; bu kural İcra ve İflas Kanunu’nda değil Konkordato Komiserliği Yönetmeliği’nde yer alır. Kanun yalnızca alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak gerektiğinde üç komiser görevlendirilebileceğini düzenler.

Rapor Neleri İnceler?

Denetim raporu özetle şu unsurları değerlendirir:

  • Borçlunun gerçek mali durumu ve malvarlığının rayiç değeri,
  • Ön projedeki ödeme oranı ve vadelerin gerçekçiliği,
  • Finansman kaynaklarının (sermaye artırımı, kredi, gelir vb.) somutluğu ve ulaşılabilirliği,
  • Teklifin alacaklıların iflas hâlindeki muhtemel payından daha avantajlı olup olmadığı.

Rapor Olmadan ya da Yetersizse

Bu rapor m. 286’daki zorunlu belgeler arasındadır. Rapor sunulmaması veya yetersiz olması hâlinde mahkeme tamamlanmasını ister; giderilmezse konkordato talebi reddedilebilir. Mahkeme, kesin mühlet aşamasında komiserin raporunu da dikkate alarak başarı olasılığını yeniden değerlendirir (İİK m. 289/3).

Şirketinizin konkordatoya uygunluğunu birlikte değerlendirelim mi?

Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Bu konuyla bağlantılı bir diğer rehberimiz: TSRS Sürdürülebilirlik Raporlaması.

Küçük İşletmeler Bu Raporu Sunmak Zorunda Değildir

Rapor şartının en önemli istisnası budur ve küçük ölçekli borçlular için başvuru maliyetini kökten değiştirir.

Kanunun ifadesi açıktır: bağımsız denetim raporu şartı, ilgili Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki küçük işletmeler bakımından uygulanmaz.

Uygulamadaki karşılığı: orta büyüklükteki işletme ölçütlerini sağlamayan küçük ve mikro işletmelerin, yetkili bağımsız denetim kuruluşunca hazırlanan bu raporu konkordato talebine eklemesine gerek bulunmamaktadır.

Ölçütler yönetmelikle belirlenir ve güncellenir: işletme büyüklüğü sınıflandırması, çalışan sayısı ile yıllık net satış hasılatı veya mali bilanço büyüklüğüne göre yapılır. Parasal eşikler dönemsel olarak değiştiğinden somut durumda yürürlükteki yönetmeliğe bakılmalıdır.

Borçlu için pratik sonuç: işletmeniz küçük ölçekliyse, denetim raporunun maliyeti ve hazırlanma süresi başvurunuzun önünde bir engel değildir. Diğer belgeler ise istisnasız aranır: ön proje, mali tablolar, alacaklı listesi ve karşılaştırma tablosu.

Belge listesinin tamamı için konkordato talebine eklenecek belgeler nelerdir? (İİK 286) sayfamıza bakabilirsiniz.

Makul Güvence ile Sınırlı Güvence Arasındaki Fark

Denetim dilinde “güvence” bir derecelendirmedir; konkordatoda aranan seviye en yüksek olanıdır.

Makul güvence, denetçinin kapsamlı bir inceleme yaparak ulaştığı yüksek — ancak mutlak olmayan — güvence seviyesidir.

Sınırlı güvence ise daha dar kapsamlı bir incelemeye dayanır ve daha düşük bir güvence düzeyi ifade eder.

Konkordatoda makul güvence aranmasının sebebi: mahkeme, borçlunun ödeme teklifine yalnızca kendi beyanıyla güvenemez. Tarafsız bir uzmanın kapsamlı incelemesi, projedeki sayıların ve varsayımların sağlamlığını ortaya koyar.

Ancak makul güvence bir garanti değildir. Denetçi projenin gerçekleşeceğini taahhüt etmez; kendi incelemesi çerçevesinde makul bir güvence düzeyine ulaştığını raporlar. Nihai değerlendirme mahkemeye aittir.

Rapor Süreci Nerede Devreye Girer?

Denetim raporu tek başına yeterli değildir; konkordatoda üç ayrı aşamada ayrı ayrı değerlendirme yapılır.

1. Geçici mühlet aşaması — şeklî inceleme. Mahkeme, İİK m.286’daki belgelerin eksiksiz olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet verir. Bu aşamada projenin başarı şansı değil, belgelerin tamlığı değerlendirilir. Rapor bu tamlığın bir parçasıdır.

2. Kesin mühlet aşaması — esaslı değerlendirme. Mahkeme, komiserin yaptığı inceleme sonucunda konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu anlaşılırsa kesin mühlet verir. Burada denetim raporu, komiser raporuyla birlikte değerlendirilir.

3. Tasdik aşaması — kümülatif şartlar. Teklifin iflas hâlinde alacaklıların eline geçecek muhtemel miktardan fazla olması ve kaynaklarla orantılı bulunması aranır. Denetim raporunun dayanakları bu değerlendirmenin malzemesidir.

Yani rapor bir kez sunulup unutulmaz; sonraki iki aşamada da dayanakları sorgulanır. Aşamaların işleyişi için geçici mühlet ile kesin mühlet arasındaki fark ve konkordatonun tasdiki şartları nelerdir? (İİK 305) sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Rapor Hazırlığında Zaman Planlaması

Denetim raporu, konkordato başvurusunun en uzun süren hazırlık kalemidir ve bir başka kuralla çakışır.

Çakışan kural şudur: İİK m.286 uyarınca sunulan malî tabloların tarihi, başvuru tarihinden en fazla kırk beş gün önce olabilir.

Sorun buradan doğar: denetim raporu mali tablolara dayanır. Tablolar hazırlanır, denetim yapılır, rapor yazılır — bu süre uzarsa, rapor tamamlandığında tabloların tarihi kırk beş günü aşmış olabilir.

Doğru sıralama: denetim kuruluşuyla önceden anlaşmak, tabloların hazırlanma tarihini denetim takvimine göre belirlemek ve başvuruyu kırk beş günlük pencere içinde yapmak gerekir.

Aksi hâlde iki maliyet birden doğar: tablolar yenilenir ve denetim kısmen tekrarlanır. Bu, hem para hem de mühlet korumasına geç kavuşmak anlamına gelir.

Alacaklı Gözünden: Rapor Nasıl Okunur?

Denetim raporu yalnızca borçlunun sunduğu bir belge değil, alacaklının da inceleyebileceği bir dayanaktır.

Bakılacak birinci nokta — kaynağın somutluğu. Ön projede gösterilen finansman kaynağı (sermaye artırımı, kredi, varlık satışı, tahsilat) raporun dayanaklarında belgeyle desteklenmiş mi, yoksa yalnızca beyan olarak mı yer alıyor?

İkinci nokta — karşılaştırma tablosu. Teklife göre elinize geçecek miktar ile borçlunun iflası hâlinde geçecek muhtemel miktar karşılaştırılmış mı, ve tasfiye değeri hangi esasa göre hesaplanmış?

Üçüncü nokta — vade uzunluğu. Ödeme süresi alacaklılar aleyhine aşırı uzun mu? Bu husus, teklifin kaynaklarla orantılı olup olmadığı değerlendirmesinde tartışılır.

Dördüncü nokta — tabloların tarihi. Mali tabloların tarihi başvuru tarihinden kırk beş günden eski ise bu, belgelerin tamlığı bakımından itiraz konusu olabilir.

Bu tespitler nerede kullanılır? Geçici mühlet ilanından itibaren yedi günlük kesin süre içindeki itirazda ve tasdik duruşmasından en az üç gün önce yazılı olarak bildirilecek itiraz sebeplerinde.

Denetçi ile Komiseri Karıştırmayın

İki farklı rol, iki farklı dönem ve iki farklı yetkilendirme söz konusudur.

Bağımsız denetim kuruluşu: borçlunun başvuru öncesinde hizmet aldığı, raporu hazırlayan taraftır. Yetkisi Kamu Gözetimi Kurumu tarafından verilir ve raporu Türkiye Denetim Standartlarına göre düzenler.

Konkordato komiseri: mahkemece görevlendirilen ve süreci yürüten kişidir. Bölge adliye mahkemesindeki bölge kurulunun listesinden seçilir.

Kesişme noktası: mahkeme üç komiser görevlendirdiğinde komiserlerden birinin bağımsız denetçiler arasından seçilmesi öngörülmüştür. Ancak bu, raporu hazırlayan kuruluşun komiser olacağı anlamına gelmez.

Bağımsızlık bakımından da ayrılırlar: denetim kuruluşu borçlunun sözleşme yaptığı taraf iken, komiser ne borçlunun ne alacaklıların tarafıdır ve mahkemeye karşı sorumludur. Komiserin konumu için konkordato komiseri kimdir? görev ve yetkileri (İİK 290) sayfamıza bakınız.

Rapor Yetersiz Görülürse Ne Olur?

Raporun sunulmuş olması tek başına sonucu belirlemez; içeriği de denetlenir.

Eksiklik hâlinde: mahkeme belgelerin tamamlanmasını ister; giderilmezse konkordato talebi reddedilebilir.

İçerik yetersizse: kesin mühlet aşamasında komiserin incelemesi devreye girer ve mahkeme başarı olasılığını yeniden değerlendirir. Denetim raporundaki varsayımlar komiser incelemesiyle örtüşmüyorsa, kesin mühlet verilmeyebilir.

Uygulamadaki tipik zayıflıklar: finansman kaynağının belirsiz bırakılması, ödeme süresinin alacaklılar aleyhine aşırı uzun tutulması ve öngörülerin somut verilerle desteklenmemesi.

Bu nedenle rapor ile ön proje birbirini doğrulamalıdır: ön projede gösterilen kaynak, raporun dayanaklarında da somut biçimde yer almalıdır. Ön projenin unsurları için konkordato ön projesi nedir? nasıl hazırlanır? (İİK 286) sayfamıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Konkordatoda bağımsız denetim raporu zorunlu mu?

Kural olarak evet: İİK m. 286 uyarınca, ön projede yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren bağımsız denetim raporu, konkordato talebine eklenmesi gereken belgeler arasındadır. Ancak kanun bir istisna öngörmüştür: bu şart, ilgili Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki küçük işletmeler bakımından uygulanmaz.

Raporu kim hazırlayabilir?

Rapor, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından ve Türkiye Denetim Standartlarına göre hazırlanır. Borçlunun kendi beyanı veya bu yetkiye sahip olmayan kişilerce hazırlanan rapor yeterli sayılmaz.

Makul güvence ile sınırlı güvence farkı nedir?

Makul güvence, sınırlı güvenceye göre çok daha kapsamlı bir denetimi ifade eder. Konkordatoda aranan, denetçinin teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğu yönünde makul güvence vermesidir.

Rapor neyi değerlendirir?

Borçlunun gerçek mali durumunu, ödeme oranı ve vadelerin gerçekçiliğini, finansman kaynaklarının somutluğunu ve teklifin iflastaki muhtemel paydan avantajlı olup olmadığını değerlendirir.

Rapor yetersizse konkordato reddedilir mi?

Mahkeme önce eksikliğin giderilmesini ister. Giderilmezse talep reddedilebilir. Ayrıca kesin mühlet kararı verilirken komiser raporu da dikkate alınarak başarı olasılığı yeniden incelenir.

Her ölçekteki şirket için aynı rapor mu gerekir?

Rapor zorunluluğu İİK m. 286’dan kaynaklanır; raporun kapsamı KGK’nin bağımsız denetim düzenlemelerine göre belirlenir. Somut yükümlülük için mutlaka güncel KGK düzenlemesi ve bir uzman görüşü esas alınmalıdır.

Küçük işletmem için de bu rapor gerekli mi?

Hayır. Kanun, bağımsız denetim raporu şartının ilgili Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki küçük işletmeler bakımından uygulanmayacağını öngörmüştür. Orta büyüklükteki işletme ölçütlerini sağlamayan küçük ve mikro işletmelerin bu raporu talebe eklemesine gerek bulunmamaktadır.

“Makul güvence” ile “kuvvetle muhtemel” aynı şey mi?

Hayır. Şubat 2018 metninde teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösteren raporlar aranıyordu; Aralık 2018’de yapılan değişiklikle ölçüt, teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence verilmesi olarak belirlendi. İki kavram arasında açık bir farklılık bulunmakta olup değişiklik denetim kuruluşlarının sorumluluğunu nispeten hafifletmiştir.

Raporu hangi kuruluş hazırlayabilir?

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu. Denetim, Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılır.

Rapor projenin başarısını garanti eder mi?

Hayır. Denetçi projenin gerçekleşeceğini taahhüt etmez; kendi incelemesi çerçevesinde makul bir güvence düzeyine ulaştığını raporlar. Nihai değerlendirme mahkemeye aittir.

Üç komiserden birinin denetçi olması kuralı nerede düzenlenmiş?

Bu bileşim kuralı İcra ve İflas Kanunu’nda değil Konkordato Komiserliği Yönetmeliği’nde yer alır. Kanun yalnızca alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak gerektiğinde üç komiser görevlendirilebileceğini düzenler.

Rapor sunulduktan sonra bir daha incelenir mi?

Evet. Geçici mühlet aşamasında belgelerin tamlığı, kesin mühlet aşamasında komiser incelemesiyle birlikte başarı olasılığı, tasdik aşamasında ise teklifin iflastaki paydan fazla olup olmadığı ve kaynaklarla orantılılığı değerlendirilir.

Post by Av. Fatma Öztürk