Boşanma Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme
12 Ocak 2026

Boşanma Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Boşanma davasının doğru mahkemede açılması, sürecin gecikmeden ilerlemesi için hayati önem taşır. Yanlış mahkemede açılan davada aylarca sürebilecek “gönderme” süreci yaşanabilir ve bu süreçte tedbir nafakası, velayet ve mal paylaşımı gibi acil konular askıda kalabilir. Bu yazıda boşanma davalarında görevli ve yetkili mahkeme kuralları, Türk Medeni Kanunu (TMK), 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri çerçevesinde ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.

📄 İlgili Örnek: Boşanma Dava Dilekçesi Örneği‘ni inceleyebilirsiniz.

1) Görevli Mahkeme — Aile Mahkemesi

Boşanma ve aile hukukundan doğan davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir. Bu görev, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ile düzenlenmiştir. Aile mahkemeleri; boşanma, ayrılık, nafaka, velayet, evlilik birliğinin korunması, mal rejiminin tasfiyesi, aile konutu şerhi, evlat edinme, vesayet ve soybağı davaları gibi aile hukuku uyuşmazlıklarında münhasır (özel) yetkili mahkemedir.

4787 sayılı Kanun uyarınca aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu görevi asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla yerine getirir. Küçük yerleşim yerlerinde ayrı bir aile mahkemesi kurulmadığından, boşanma davası asliye hukuk mahkemesine sunulur ve bu mahkeme dosyayı aile hukuku esaslarına göre yargılar. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflar bu konuda anlaşma yapamaz; hâkim, yargılamanın her aşamasında re’sen (kendiliğinden) görev yönünden inceleme yapar ve görevsiz olduğunu tespit ederse dava dilekçesini reddederek dosyayı görevli mahkemeye gönderir.

2) Yetkili Mahkeme — TMK m.168

Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi, boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkemeyi özel olarak düzenlemiştir. Buna göre boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Bu kural, HMK’daki genel yetki kurallarından farklı olarak özel bir yetki düzenlemesidir ve öncelikle uygulanır.

Uygulamada davacı, kendisine kolaylık sağlayacak üç seçenekten birini tercih edebilir: (i) kendi yerleşim yeri mahkemesi, (ii) davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi, (iii) eşlerin son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi. Bu üç yer aynı olmayabilir; davacı, delillerin toplanması, tanıkların bulunduğu yer ve kendi bulunduğu il gibi pratik faktörleri göz önüne alarak seçim yapabilir. Yerleşim yeri kavramı TMK m.19’a göre kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer olarak tanımlanır ve nüfus kayıtları veya ikametgâh belgesi ile ispatlanabilir.

3) Yetki Kuralı Kesin Yetki midir?

TMK m.168 hükmü, yerleşik uygulamada kesin yetki olarak nitelendirilmemektedir. Bu nedenle davalı, ilk itirazlar arasında yer alan yetki itirazını süresinde ileri sürmezse dava, yetkisiz olduğu iddia edilen mahkemede görülmeye devam eder. Buna karşın görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan yetkiden farklı bir statüdedir ve süresi bulunmaksızın her aşamada dikkate alınır.

Davalı, yetki itirazını HMK m.116 uyarınca cevap dilekçesinde ilk itirazlar arasında ileri sürmelidir. HMK m.117 hükmüne göre ilk itirazların hepsi birlikte cevap dilekçesinde belirtilir; süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazı düşer. Yetki itirazı incelenirken davalı, davanın gönderilmesi gereken yetkili mahkemeyi de göstermek zorundadır.

4) Yetki İtirazı ve Gönderme Kararı

Davalının süresinde yetki itirazı üzerine hâkim itirazı incelediğinde ve haklı bulursa, HMK m.20 uyarınca “yetkisizlik kararı” verir ve dava dosyasını yetkili gördüğü mahkemeye gönderir. Bu karara “gönderme kararı” da denir. Gönderme kararı üzerine taraflar, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelidir. Bu süre geçirilirse dava açılmamış sayılır ve baştan yeniden dava açılması gerekir; bu durum hem harç kaybı hem de zaman kaybına yol açar.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15
💬 WhatsApp

Görevsizlik veya yetkisizlik kararına karşı taraflar istinaf yoluna başvurabilir. HMK’nin ilgili hükümleri uyarınca istinaf incelemesi sonucunda karar onanabilir veya bozulabilir. Uygulamada gönderme kararının verilmesi ve karşı tarafın kabulü ile dosyanın hedef mahkemeye ulaşması ortalama 3-6 ay sürebilir; bu süreç boyunca tedbir nafakası, geçici velayet gibi ara kararlar askıda kalabilir.

5) Nöbetçi Aile Mahkemesi Uygulaması

Büyükşehirlerde birden fazla aile mahkemesi bulunduğu yerlerde davalar öncelikle “nöbetçi aile mahkemesine” hitaben açılır. UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) üzerinden yapılan başvurularda dosya, tevzi (dağıtım) sistemi tarafından otomatik olarak boş bir aile mahkemesine yönlendirilir. Böylece dosya numarası alan dava, ilgili mahkemenin esasına kaydedilir ve yargılama süreci başlar.

UYAP Vatandaş Portalı ile e-Devlet üzerinden yapılan başvurularda mahkeme adı otomatik olarak “Nöbetçi Aile Mahkemesi” biçiminde doldurulur. Vatandaşın belirli bir aile mahkemesi seçme hakkı bulunmamaktadır; tevzi bürosu adaletin dağıtımı ilkesi gereği sırayla dosyaları paylaştırır. Aile mahkemesinin bulunmadığı ilçelerde ise dilekçe doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesine (aile mahkemesi sıfatıyla) hitaben yazılır.

6) Yabancılık Unsurlu Boşanmalarda Yetki

Yabancı unsurlu boşanma davaları (örneğin Türk vatandaşının yurt dışında yaşayan yabancı eşi ile boşanma davası) 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) çerçevesinde değerlendirilir. MÖHUK m. 40 uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder; m. 41 ise Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davalar bakımından kademeli bir yetki düzeni kurar: dava yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde, Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede; bulunmaması hâlinde ilgilinin sâkin olduğu yer, Türkiye’de sâkin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde; o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları da bu kademeli düzene dayanarak Türkiye’de dava açabilir; Türkiye’de hiçbir bağlantı noktası kalmamışsa son çare olarak Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir.

Uygulanacak hukuk bakımından MÖHUK m.14, boşanma ve ayrılık sebeplerinin ile hükümlerinin eşlerin ortak millî hukukuna tabi olduğunu düzenler. Eşlerin ortak millî hukuku yoksa müşterek mutad meskenlerinin bulunduğu yer hukuku, bu da yoksa Türk hukuku uygulanır. Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için ise ayrıca “tanıma ve tenfiz” davası açılması gerekir; bu husus da ayrı bir yargılama sürecidir.

7) Yanlış Mahkeme Seçiminin Pratik Sonuçları

Dava, yetkisiz veya görevsiz mahkemede açıldığında dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesi gündeme gelir. Bu süreç 3-6 aya varan bir zaman kaybına yol açabildiği gibi ayrıca (i) tedbir nafakası kararının uygulamada gecikmesine, (ii) geçici velayet düzenlemesinin belirsiz kalmasına, (iii) delil toplama sürecinin yavaşlamasına yol açabilir. Ayrıca gönderme kararı sonrası iki haftalık başvuru süresinin kaçırılması hâlinde dava açılmamış sayıldığından harç ve vekâlet ücreti kayıpları da gündeme gelebilir.

Bu nedenle dava dilekçesi hazırlanırken; (i) eşlerin yerleşim yerlerinin doğrulanması, (ii) son altı ay birlikte oturulan yerin belirlenmesi, (iii) UYAP üzerinden mahkeme adının doğru yazılması (nöbetçi/ilçe adliyesi/aile mahkemesi) büyük önem taşır. Yabancılık unsuru varsa MÖHUK hükümlerine göre ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Mevzuat Haritası

Görev ve yetkiyi belirleyen hükümler
HükümDüzenlediği konu
TMK m. 168Boşanma ve ayrılıkta özel yetki kuralı
TMK m. 19-21Yerleşim yeri — tanım ve değişiklik
4787 m. 4Aile mahkemesinin görev alanı
4787 m. 2Aile mahkemesi bulunmayan yerler
4787 m. 5Uzmanlar — psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı
4787 m. 7Esasa girmeden önce sulh teşviki
HMK m. 114, 115Dava şartları ve re’sen inceleme
HMK m. 116, 117İlk itirazlar ve süresinde ileri sürme
HMK m. 19Yetki itirazında yetkili mahkemenin gösterilmesi
HMK m. 20Gönderme — iki haftanın üç ayrı başlangıcı
HMK m. 6Genel yetki — davalının yerleşim yeri
MÖHUK m. 40Milletlerarası yetkinin iç hukuka göre tayini
MÖHUK m. 41Türklerin kişi hâllerine ilişkin davalar — kademeli yetki
MÖHUK m. 14Boşanmada uygulanacak hukuk
MÖHUK m. 50, 54, 58Tenfiz ve tanıma şartları
5490 m. 27/AYabancı boşanma kararının idari tescili

Düzeltme: MÖHUK m. 41’in Gerçek Metni

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’de dava açmasında dayanak MÖHUK m. 41‘dir; ancak madde, “Türkiye’de daimi kaydın bulunduğu yer” biçiminde tek bir ölçüt öngörmez. Hüküm, bir ön şart ve dört basamaklı bir kademe kurar.

m. 41: “Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede, bulunmaması hâlinde ilgilinin sâkin olduğu yer, Türkiye’de sâkin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür.”

Kademeli yetki basamakları
SıraMahkeme
Ön şartDava, yabancı ülke mahkemelerinde açılmamış veya açılamıyor olmalı
1Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkeme
2Bulunmazsa, ilgilinin sâkin olduğu yer
3Türkiye’de sâkin değilse, Türkiye’deki son yerleşim yeri
4O da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri

Dördüncü basamak, uygulamada en çok işe yarayan ve en az bilinen kuraldır. Türkiye’de hiçbir bağlantı noktası kalmamış — yerleşim yeri yok, sâkin olunan yer yok — bir Türk vatandaşı bile Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde davasını açabilir. Bu, yurt dışında doğmuş veya uzun süredir yurt dışında yaşayan vatandaşlar için son çare yetkisi sağlar. Buna karşılık kademe sıralıdır: alt basamağa geçilebilmesi için üst basamağın bulunmadığının gösterilmesi gerekir; doğrudan “İstanbul’da açıyorum” denilemez. Ayrıca maddenin başındaki ön şart atlanmamalıdır: hüküm, davanın yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı hâlle sınırlıdır. Aynı konuda yurt dışında derdest bir dava varsa bu husus ayrıca değerlendirilir.

Maddenin öncülü de belirtilmelidir. MÖHUK m. 40 uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder. Yani boşanmada önce TMK m. 168‘e bakılır; oradan bir yetkili mahkeme çıkıyorsa m. 41‘in kademelerine inmeye gerek kalmaz.

Yabancı Boşanma Kararı İçin Dava Şart Değil: 5490 m. 27/A

Yazı, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de sonuç doğurması için “tanıma ve tenfiz davası açılması gerekir” der. Bu, tek yol değildir: 2017’de getirilen bir düzenlemeyle idari tescil mümkün hâle gelmiştir.

İki yolun karşılaştırması
Ölçütİdari tescil (5490 m. 27/A)Tanıma-tenfiz davası (MÖHUK)
MerciNüfus müdürlüğü veya dış temsilcilikAile mahkemesi
KapsamYabancı ülke adlî veya idarî makam kararlarıYabancı mahkeme ilamları
BaşvuruTarafların birlikte; taraflardan biri ölmüş ya da yabancı ise Türk vatandaşı olan diğer taraf tek başınaTek taraf dava açabilir
ŞartlarYetkili makamca verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması; Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıMÖHUK m. 54 şartları
SonuçBoşanmanın nüfus kütüğüne tesciliKesin hüküm, kesin delil ve icra kabiliyeti

İki yol arasında bir sıralama kuralı vardır ve bu, dilekçenin nereye verileceğini belirler. 5490 m. 27/A‘nın üçüncü fıkrasına göre, MÖHUK uyarınca bir tanıma kararı verilebilmesi, tescil talebinin reddine bağlıdır. Yani eşler doğrudan tanıma davası açmak yerine önce idari tescil yoluna başvurmalıdır; tescil talebi reddedilirse mahkeme yolu açılır. Bu sıralamanın atlanması, açılan tanıma davasının dava şartı yönünden sorun yaşamasına yol açabilir.

İdari tescilin kapsamı da sınırlıdır ve bu sınır çoğu dosyada sonradan fark edilir. Tescil yalnızca evliliğin sona ermesi bakımından sonuç doğurur. Yabancı kararda yer alan velayet, iştirak nafakası, çocukla kişisel ilişki, mal rejimi ve tazminat gibi tenfize konu hükümler bakımından tescil sonuç doğurmaz; bu hükümlerin Türkiye’de etki göstermesi MÖHUK uyarınca tanıma veya tenfize bağlıdır. Dolayısıyla karma dosyalarda iki yol birlikte yürütülür: boşanma için idari tescil, velayet ve alacak hükümleri için mahkeme. Ayrıca bu imkân yalnızca Türk vatandaşlarına tanınmıştır ve gaiplik ya da ölmüş sayılma kararları — evlilik bağı bu kararlarla kendiliğinden sona ermediğinden — bu madde kapsamında tescil edilemez.

Tanıma ile tenfiz de birbirinden ayrılır. MÖHUK m. 50 uyarınca yabancı ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi tenfiz kararına bağlıdır. Tanıma ise kararın kesin hüküm ve kesin delil etkisi doğurmasını sağlar ve m. 58 uyarınca karşılıklılık şartı aranmaksızın mümkündür. Yalnızca boşanmanın tespiti isteniyorsa tanıma yeterlidir; nafaka veya tazminatın icraya konulması gerekiyorsa tenfiz istenmelidir.

Gönderme Kararında İki Haftanın Üç Başlangıcı

Yazının doğru uyardığı iki haftalık süre, HMK m. 20‘de tek bir başlangıç noktasına bağlanmamıştır.

Sürenin başlangıcı
DurumBaşlangıç
Karar verildiği anda kesinseTebliğ tarihi
Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmişseKesinleşme tarihi
Kanun yoluna başvurulmuşsaBaşvurunun reddi kararının tebliğ tarihi
Süre kaçırılırsaDava açılmamış sayılır

Üç başlangıcın bulunması, takvimin dosyaya göre hesaplanmasını zorunlu kılar. “Kesinleşmeden itibaren iki hafta” şeklindeki genel ezber, istinafa başvurulmuş dosyalarda yanlış sonuç verir: orada süre başvurunun reddi kararının tebliğinden işler. Talebin kararı veren mahkemeye yapılması gerektiği de atlanmamalıdır — hedef mahkemeye yapılan başvuru süreyi korumaz. Sürenin kaçırılmasının sonucu ağırdır: dava açılmamış sayılır; yeniden harç ödenir ve — boşanma dosyalarında asıl önemlisi — dava tarihine bağlanan sonuçlar (tedbir nafakasının başlangıcı gibi) yeni dava tarihine kayar.

Yetki İtirazının İki Ayrı Şartı

Yetki itirazı yalnızca süresinde yapılmakla sonuç doğurmaz; içeriğine ilişkin bir şart daha vardır.

İtirazın geçerlilik şartları
ŞartDayanak
Süre ve yerHMK m. 116-117ilk itiraz olarak, cevap dilekçesinde; aksi hâlde dinlenemez
Yetkili mahkemenin gösterilmesiHMK m. 19 — itiraz eden, yetkili mahkemeyi; birden fazlaysa seçtiği mahkemeyi bildirmelidir; aksi hâlde itiraz dikkate alınmaz
Kesin yetki hâliHMK m. 19 — yetkinin kesin olduğu davalarda mahkeme kendiliğinden araştırır; taraflar her zaman ileri sürebilir

İkinci satır, süresinde yapılmış itirazların bile boşa gitmesine yol açan hükümdür. Yetki itirazında bulunan taraf, dosyanın gönderilmesi gereken mahkemeyi somut olarak göstermek zorundadır; birden fazla yetkili mahkeme varsa hangisini seçtiğini bildirmelidir. “Mahkeme yetkisizdir” demekle yetinen bir cevap dilekçesi, süresinde verilmiş olsa dahi itirazın dikkate alınmaması sonucunu doğurur. Boşanma dosyalarında bu, TMK m. 168‘deki üç seçenekten hangisine dayanıldığının açıkça yazılması demektir: davalının yerleşim yeri mi, son altı ay birlikte oturulan yer mi?

Görev ile Yetkinin Rejim Farkı

Yazının doğru kurduğu ayrım, usul hukukunda iki farklı kuruma dayanır.

İki kurumun karşılaştırması
ÖlçütGörevYetki (TMK m. 168)
NiteliğiDava şartı; kamu düzenine ilişkinKural olarak kesin yetki değil
İncelemeHMK m. 115 — her aşamada re’senYalnızca süresinde itiraz üzerine
Taraf iradesiAnlaşma yapılamazİtiraz edilmezse yetki doğar
SüreSüreye bağlı değilCevap dilekçesi süresi — iki hafta

Bu fark, davalı için bir taktik imkân doğurur. Yetki itirazı süresinde ve usulüne uygun yapılmazsa hak düşer ve dava, aslen yetkisiz olan mahkemede görülmeye devam eder. Buna karşılık görev yönünden sorun her zaman ileri sürülebilir; dahası hâkim kendiliğinden inceler. Bu nedenle dosyada önce görev, sonra yetki kontrol edilmelidir.

Yerleşim Yerinin Kanuni Tanımı

TMK m. 168‘deki üç seçenekten ikisi “yerleşim yeri” kavramına dayandığından, bu kavramın kanuni tanımı belirleyicidir.

Yerleşim yerine ilişkin kurallar
Kuralİçerik
TanımKişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer
TeklikBir kimsenin aynı anda birden çok yerleşim yeri olamaz
SüreklilikYenisi edinilinceye kadar önceki yerleşim yeri devam eder
İspatNüfus kayıtları, adres kayıt sistemi, fiilî oturma delilleri

Üçüncü satır, ayrılık sonrası taşınan eş bakımından belirleyicidir. Yerleşim yeri, yenisi edinilinceye kadar devam eder; bu nedenle adres kaydını değiştirmeden başka bir ile taşınan eşin yerleşim yeri hukuken hâlâ eski yerdir. Uygulamada sık karşılaşılan senaryo şudur: eş baba evine döner, adres kaydını taşımaz ve bulunduğu yerde dava açar — karşı taraf yetki itirazında bulunduğunda tartışma, fiilî oturmanın sürekli kalma niyetiyle olup olmadığına döner. Bu nedenle davadan önce adres kaydının güncellenmesi ve mümkünse fiilî oturmayı gösteren belgelerin (kira sözleşmesi, abonelikler, okul kaydı) hazır edilmesi, yetki itirazını baştan karşılar. TMK m. 168‘deki üçüncü seçenek — son defa altı aydan beri birlikte oturulan yer — ise yerleşim yerinden bağımsız bir ölçüttür ve bu ihtimalde fiilî birlikte oturma ile altı aylık süre ispatlanmalıdır.

Aile Mahkemesinin Kendine Özgü İki Yükümlülüğü

Aile mahkemesi, yalnızca “boşanmaya bakan asliye hukuk mahkemesi” değildir; 4787 sayılı Kanun ona ayrı yükümlülükler verir.

4787’nin getirdiği düzen
Hükümİçerik
m. 7 — Sulh teşvikiMahkeme, esasa girmeden önce, eşlerin ve çocukların karşı karşıya olduğu sorunları tespit ederek sulh yoluyla çözümü, gerektiğinde uzmanlardan da yararlanarak teşvik eder; sulh sağlanamazsa yargılamaya devam olunur
m. 5 — UzmanlarMahkeme bünyesinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı görevlendirilir
m. 6Koruyucu, eğitici ve sosyal tedbirler
m. 4Aile hukukundan doğan dava ve işlerde görev
m. 2Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar

Bu yapı, görevli mahkemenin “sadece bir isim” olmadığını gösterir. Aile mahkemesinde görülen bir dosyada uzman görevlendirilmesi ve sosyal inceleme yapılması olağandır; velayet uyuşmazlıklarında bu raporlar sonucu doğrudan etkiler. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla baksa da, aynı usul ve tedbirler uygulanır.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davası hangi mahkemede açılır?

Aile mahkemesinde. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 m. 2).

Görev kuralı taraflarca değiştirilebilir mi?

Hayır. Görev dava şartıdır ve kamu düzenine ilişkindir; HMK m. 115 uyarınca hâkim her aşamada re’sen inceler, taraflar bu konuda anlaşma yapamaz.

Aile mahkemesi sadece isim farkı mı?

Hayır. 4787 m. 5 uyarınca mahkeme bünyesinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı görevlendirilir; m. 6 koruyucu, eğitici ve sosyal tedbirleri düzenler.

Mahkemenin sulh yükümlülüğü var mı?

4787 m. 7: mahkeme, esasa girmeden önce eşlerin ve çocukların sorunlarını tespit ederek sulh yoluyla çözümü, gerektiğinde uzmanlardan da yararlanarak teşvik eder; sulh sağlanamazsa yargılamaya devam olunur.

Yetkili mahkeme nasıl belirlenir?

TMK m. 168 üç seçenek sunar: eşlerden birinin yerleşim yeri — yani davacının veya davalının — ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer.

Kadın kendi yaşadığı yerde boşanma davası açabilir mi?

Evet. TMK m. 168 “eşlerden birinin yerleşim yeri” dediğinden davacının kendi yerleşim yeri de yetkilidir.

Yerleşim yeri nedir?

Kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir; bir kimsenin aynı anda birden çok yerleşim yeri olamaz.

Adres kaydımı taşımadan başka ile taşındım, orada dava açabilir miyim?

Riskli. Yerleşim yeri yenisi edinilinceye kadar devam eder; bu nedenle adres kaydı değiştirilmemişse hukuken eski yer esas alınabilir.

Bunu nasıl güçlendiririm?

Davadan önce adres kaydını güncelleyin ve fiilî oturmayı gösteren belgeleri hazırlayın: kira sözleşmesi, abonelikler, okul kaydı.

“Son altı ay birlikte oturulan yer” nasıl ispatlanır?

Bu ölçüt yerleşim yerinden bağımsızdır; fiilî birlikte oturma ile altı aylık sürenin ayrıca ispatı gerekir.

Bu yetki kuralı kesin yetki midir?

Yerleşik uygulamada kesin yetki olarak nitelendirilmemektedir. Bu nedenle süresinde itiraz edilmezse dava, yetkisiz olduğu iddia edilen mahkemede görülmeye devam eder.

Yetki itirazı hangi süre içinde yapılmalıdır?

Cevap dilekçesi süresi içinde — dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta. HMK m. 116-117 uyarınca ilk itiraz olarak cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir; aksi hâlde dinlenemez.

Sadece “mahkeme yetkisizdir” demek yeterli mi?

Yeterli değildir. HMK m. 19 uyarınca itiraz eden taraf yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmelidir — aksi hâlde yetki itirazı dikkate alınmaz.

Boşanmada bu ne demek?

TMK m. 168‘deki üç seçenekten hangisine dayanıldığının açıkça yazılması demektir: davalının yerleşim yeri mi, son altı ay birlikte oturulan yer mi?

Yetkisizlik kararı verilirse ne olur?

HMK m. 20 uyarınca dosya, talep üzerine yetkili mahkemeye gönderilir. Talebin kararı veren mahkemeye yapılması gerekir; hedef mahkemeye yapılan başvuru süreyi korumaz.

İki haftalık süre ne zaman başlar?

Üç ihtimal vardır: karar verildiği anda kesinse tebliğ tarihinden; kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmişse kesinleşme tarihinden; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden.

Süre kaçırılırsa ne olur?

Dava açılmamış sayılır. Yeniden harç ödenir ve boşanma dosyalarında asıl önemlisi, dava tarihine bağlanan sonuçlar — tedbir nafakasının başlangıcı gibi — yeni dava tarihine kayar.

Yanlış mahkemede boşanma davası açarsam ne olur?

Dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesi gündeme gelir. Bu süreç zaman kaybına yol açtığı gibi tedbir nafakası kararının gecikmesine, geçici velayet düzenlemesinin belirsiz kalmasına ve delil toplamanın yavaşlamasına neden olabilir.

Önce görev mi yetki mi kontrol edilmeli?

Önce görev. Görev her zaman ileri sürülebilir ve hâkim kendiliğinden inceler; yetki ise yalnızca süresinde ve usulüne uygun itiraz üzerine incelenir.

UYAP üzerinden hangi mahkemeyi seçmeliyim?

Belirli bir aile mahkemesi seçme hakkınız yoktur. Başvuru Nöbetçi Aile Mahkemesine hitaben yapılır; tevzi sistemi dosyayı otomatik olarak dağıtır.

Aile mahkemesi olmayan ilçede dilekçe kime yazılır?

Doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesine — aile mahkemesi sıfatıyla.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı Türkiye’de boşanma davası açabilir mi?

Evet. MÖHUK m. 40 milletlerarası yetkiyi iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına bağlar; m. 41 ise Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davalarda kademeli bir düzen kurar.

Bu kademeler nelerdir?

Dava yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde: (1) Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkeme, (2) bulunmazsa ilgilinin sâkin olduğu yer, (3) Türkiye’de sâkin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri, (4) o da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri.

Türkiye’de hiçbir bağlantım kalmadıysa?

Dördüncü basamak devreye girer: Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde dava açılabilir. Bu, uzun süredir yurt dışında yaşayanlar için son çare yetkisi sağlar.

Doğrudan İstanbul’da açabilir miyim?

Hayır; kademe sıralıdır. Alt basamağa geçilebilmesi için üst basamağın bulunmadığının gösterilmesi gerekir.

Hangi hukuk uygulanır?

MÖHUK m. 14: boşanma ve ayrılık sebepleri ile hükümleri eşlerin ortak millî hukukuna; ortak millî hukuk yoksa müşterek mutad mesken hukukuna; o da yoksa Türk hukukuna tabidir.

Yurt dışında boşandım, Türkiye’de dava açmam şart mı?

Şart değil. 5490 m. 27/A ile yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen boşanma kararlarının nüfus müdürlüğüne veya dış temsilciliğe başvurularak doğrudan nüfus kütüğüne tescili mümkündür.

İdari tescilin şartları nelerdir?

Tarafların bizzat veya vekilleri aracılığıyla birlikte başvurması — taraflardan biri ölmüş ya da yabancı ise Türk vatandaşı olan diğer taraf tek başına başvurabilir; kararın yetkili makamca verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması; Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.

Doğrudan tanıma davası açabilir miyim?

5490 m. 27/A‘nın üçüncü fıkrasına göre MÖHUK uyarınca tanıma kararı verilebilmesi, tescil talebinin reddine bağlıdır. Yani önce idari yol denenmeli; tescil reddedilirse mahkeme yolu açılır.

Tescil her hükmü kapsar mı?

Hayır. Tescil yalnızca evliliğin sona ermesi bakımından sonuç doğurur. Yabancı kararda yer alan velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki, mal rejimi ve tazminat gibi tenfize konu hükümler için MÖHUK uyarınca tanıma veya tenfiz gerekir.

Kimler bu yoldan yararlanabilir?

Bu imkân yalnızca Türk vatandaşlarına tanınmıştır. Gaiplik veya ölmüş sayılma kararları — evlilik bağı bunlarla kendiliğinden sona ermediğinden — bu madde kapsamında tescil edilemez.

Tanıma ile tenfiz arasındaki fark nedir?

MÖHUK m. 50 uyarınca yabancı ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi tenfiz kararına bağlıdır. Tanıma ise kararın kesin hüküm ve kesin delil etkisi doğurmasını sağlar ve m. 58 uyarınca karşılıklılık şartı aranmaksızın mümkündür.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15
💬 WhatsApp

Atıf yapılan başlıca mevzuat: 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 19-21 ve 168; 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 2, 4, 5, 6 ve 7; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6, 19, 20, 114, 115, 116 ve 117; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 14, 40, 41, 50, 54 ve 58; 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A. Yetki ve tescil uygulaması somut dosyanın bağlantı noktalarına göre değiştiğinden, dava açılmadan önce güncel metinlerin ve yerleşik uygulamanın teyidi gerekir.


📚 Boşanma ve Aile Hukuku Rehberi
Bu yazı; dava türleri, süreç adımları, nafaka, velayet, mal paylaşımı ve sık sorulan soruları tek sayfada toplayan rehberimizin bir parçasıdır. Rehberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz →
Post by Av. Fatma Öztürk