Aile Konutu Olarak Kullanılan Kiralık Taşınmaz (TBK m.349): Eşin Rızası ve Çifte Bildirim
25 Temmuz 2026

Aile Konutu Olarak Kullanılan Kiralık Taşınmaz (TBK m.349): Eşin Rızası ve Çifte Bildirim

Kira sözleşmesini imzalayan eş, o konut aile konutu olarak kullanılıyorsa tek başına feshedemez. Türk Borçlar Kanunu’nun 349 uncu maddesi açıktır: “Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez.” Bu, sözleşmenin tarafı olmayan eşe tanınmış güçlü bir korumadır. Dahası, kiracı olmayan eş kiraya verene bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı sıfatını kazanabilir; bu durumda kiraya veren, fesih bildirimini ve fesih ihtarına bağlı ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorunda kalır. Tek eşe yapılan bildirim geçersiz kalır.

Eşiniz kira sözleşmesini tek başına mı feshetmek istiyor, tebligat size gelmedi mi?
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp’tan Yazın

Neden Özel Bir Hüküm Var?

Aile konutu, ailenin yaşam merkezidir ve bu niteliği onu sıradan bir taşınmazdan ayırır. Türk Medenî Kanunu, malik olan eşin aile konutuyla ilgili tasarruflarını diğer eşin rızasına bağlarken; kiralık konutlarda benzer bir korumanın bulunmaması önemli bir boşluk oluşturuyordu.

Bu boşluk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile kapatılmıştır. Kanun’un 349 uncu maddesi, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda ve 6570 sayılı Kanun’da yer verilmeyen, yeni bir maddedir ve Türk Medenî Kanunu’nun 194 üncü maddesinin birinci, ikinci ve son fıkralarındaki düzenlemeyle uyumlu olarak kaleme alınmıştır.

Mantık şudur: konut kiracı eşin adına kayıtlı olsa dahi, orada yaşayan diğer eş ve çocuklar bu kullanımın hukuki güvencesinden yararlanmalıdır. Aksi hâlde kiracı eş, tek bir imzayla ailenin barınma düzenini sona erdirebilirdi.

Birinci Fıkra: Eşin Açık Rızası Olmadan Fesih Yok

“Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez.”

Üç unsura dikkat edilmelidir:

  • “Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan” — belirleyici olan fiilî kullanımdır. Sözleşmede “aile konutu” ibaresinin bulunması şart değildir.
  • “Açık rıza” — zımnî veya varsayılan rıza yeterli değildir. Rızanın açık olması, ispat bakımından yazılı olmasını neredeyse zorunlu kılar.
  • “Feshedemez” — yasak, feshe yöneliktir. Kiracı eşin tek başına yaptığı fesih bildirimi, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça sonuç doğurmaz.

Pratik sonuç: kiracı eş, evi terk edip kiraya verene “çıkıyorum” dese dahi, diğer eşin rızası yoksa sözleşme sona ermez. Bu, özellikle ayrılık ve boşanma süreçlerinde geride kalan eşi koruyan hayati bir hükümdür.

Rızasız fesih yapılmışsa ne olur?

Rıza koşulu, fesih bildiriminin geçerlilik koşulu olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle rızasız yapılan fesih, sözleşmeyi sona erdirmez; kira ilişkisi devam eder. Kiraya veren bu fesihe dayanarak tahliye talep ederse, diğer eş m.349’a dayanarak feshin geçersizliğini ileri sürebilir.

Bu, kiraya veren açısından da bir risktir: rızası bulunmayan bir fesih üzerine taşınmazı başkasına kiralayan kiraya veren, sonradan çift kiralama sorunuyla karşılaşabilir.

İkinci Fıkra: Rıza Alınamazsa Hâkime Başvuru

Kanun, kiracı eşi çaresiz bırakmaz. İkinci fıkra iki hâl öngörür:

“Bu rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracı, hâkimden bu konuda bir karar vermesini isteyebilir.”

  • Rızanın alınmasının mümkün olmaması — eşin ayırt etme gücünden yoksun olması, gaipliği, ulaşılamaması gibi hâller.
  • Haklı sebep olmaksızın kaçınma — eşin rıza vermemesinin objektif bir dayanağının bulunmaması. Buradaki “haklı sebep” kaydı önemlidir: eşin barınma ihtiyacı, çocukların okul düzeni gibi gerekçeler haklı sebep oluşturabilir.

Hâkim kararının niteliği

Doktrinde bu konuda nüanslı bir kabul vardır: hâkim, yapacağı inceleme sonucunda eşin rızası yerine geçecek bir karar veremez; verilen karar ile kiracı eşe tek başına işlem yapma yetkisi tanındığı kabul edilmektedir.

Fark teknik görünse de sonucu belirler: hâkim “rıza verilmiş sayılır” demez; “kiracı eş bu işlemi tek başına yapabilir” der. Talep bu çerçevede kurulmalıdır.

Üçüncü Fıkra: Kiracı Olmayan Eşin Sözleşmeye Katılması

Maddenin en güçlü ve en az kullanılan imkânı burasıdır.

Kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması hâlinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır.

Bildirimin hukuki niteliği

Doktrinde kiracı olmayan eşin yapacağı bu bildirim, tek taraflı kurucu yenilik doğuran bir hakkın kullanımı olarak nitelendirilmektedir. Yani:

  • Kiraya verenin kabulüne bağlı değildir. Bildirim ulaştığı anda sonuç doğurur.
  • Sözleşme değişikliği gerektirmez. Yeni bir sözleşme imzalanmasına gerek yoktur.
  • Sonuç: kiracı olmayan eş, aile konutuna ilişkin kira sözleşmesinin tarafı hâline gelir.

Bildirimin şartları

Kiracı olmayan eşin sözleşmeye katılabilmesi için üç unsurun birlikte bulunması gerekir:

  1. Aile konutunun varlığı — taşınmazın fiilen aile konutu olarak kullanılması.
  2. Bir kira sözleşmesinin varlığı — diğer eşin kiracı sıfatıyla taraf olduğu geçerli bir sözleşme.
  3. Kiraya verene bildirimde bulunulması.

Bildirim için Kanun’da özel bir şekil öngörülmemiş olsa da, ispat bakımından noter ihtarnamesi veya en azından tebliğ belgeli yazılı bildirim tercih edilmelidir. Bildirimde aile konutu niteliği ve sözleşmeye taraf olma iradesi açıkça belirtilmelidir.

Kiraya Veren İçin: Çifte Bildirim Yükümü

Kiracı olmayan eş sözleşmeye taraf olduktan sonra kiraya verenin yükümlülüğü ikiye katlanır. Kanun iki bildirim türünü ayrı ayrı sayar:

  • Fesih bildirimi,
  • Fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresi — yani kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle verilen süre içeren ihtarlar.

Her ikisi de kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirilmek zorundadır. “Aynı adreste oturuyorlar, tek tebligat yeterli” yaklaşımı hukuken sonuç doğurmaz.

Eksik bildirimin sonucu ağırdır: yalnızca bir eşe yapılan fesih bildirimi veya ödeme ihtarı, usulüne uygun sayılmaz. Buna dayanılarak açılan tahliye davası veya başlatılan icra takibi, bu eksiklik nedeniyle sonuçsuz kalabilir. Kiraya veren açısından bu, dosyayı baştan kaybettiren bir hatadır.

Bu nedenle kiraya verenin, kendisine bu yönde bir bildirim ulaşıp ulaşmadığını kayıt altında tutması ve tebligat listesini buna göre güncellemesi gerekir.

Aile Konutu Niteliği Nasıl Belirlenir?

Kiralık taşınmazlarda aile konutu niteliği, tapuya konulan bir şerhle değil, fiilî durumla belirlenir. Değerlendirmede dikkate alınan başlıca olgular:

  • Ailenin yaşam merkezi olması — eşlerin ve varsa çocukların düzenli olarak orada yaşaması.
  • Nüfus ve adres kayıtları — adres beyanı güçlü bir karinedir.
  • Abonelik kayıtları — elektrik, su, doğal gaz aboneliklerinin kimin adına ve hangi adreste olduğu.
  • Okul, sağlık ve iş kayıtları — çocukların okul adresi, aile hekimi kaydı.
  • Tanık beyanları — komşular ve apartman yönetimi.

Bir konutun aynı anda birden fazla aile konutu olamayacağı; yazlık, ikinci konut veya geçici olarak kullanılan yerlerin bu niteliği taşımayacağı kabul edilir. Malik eş bakımından aile konutu koruması ve şerh mekaniği ayrı bir konudur: Aile Konutu Şerhi ve Meskeniyet İddiası.

m.347 ve m.348 ile Birlikte Okumak

m.349, konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin bildirim yoluyla sona ermesini düzenleyen hükümler zincirinin son halkasıdır. Zincirin bütünü şöyledir:

  • m.347 — süre ve uzama. Kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir. Belirsiz süreli sözleşmelerde kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilir.
  • m.348 — şekil. Konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
  • m.349 — aile konutu. Yazılı şekle ek olarak, aile konutunda eşin açık rızası aranır.

Yani aile konutunda geçerli bir fesih için iki şart birlikte gerçekleşmelidir: yazılılık ve eşin açık rızası. Sözleşmenin kendiliğinden uzaması mekaniği için: Sözleşmenin Kendiliğinden Uzaması.

Boşanma Sürecinde Aile Konutu Kirası

Bu hüküm en çok boşanma ve ayrılık süreçlerinde işlev görür. Tipik senaryo şudur: kira sözleşmesi eşlerden birinin adınadır; ayrılık üzerine kiracı eş evden ayrılır ve sözleşmeyi feshetmek ister; diğer eş ve çocuklar konutta kalmaktadır.

Bu durumda:

  • Kiracı eş tek başına feshedemez — diğer eşin açık rızası gerekir.
  • Kiracı olmayan eş bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı olabilir ve böylece kendi adına kira ilişkisini sürdürebilir.
  • Kiraya verenin bildirimleri her iki eşe yapılmalıdır.

Aile konutuna ilişkin düzenlemeler Türk Medenî Kanunu’nun 194 üncü ve 254 üncü maddeleriyle birlikte değerlendirilir; boşanma davası sırasında konutun kimin kullanımına bırakılacağına ilişkin tedbir kararları da bu çerçevede sonuç doğurur.

Üçüncü Kişiler Bu Hükme Dayanabilir mi?

Hayır. Yargı uygulamasında bu husus açıklığa kavuşmuştur.

Bir dosyada, kiracının eşi olmayan üçüncü bir kişi, taşınmazın aile konutu olduğunu ileri sürerek icra takibine ve tahliye işlemine karşı şikâyette bulunmuştur. Uyuşmazlık, kiracının eşi olmayan üçüncü kişinin aile konutu iddiasına dayanarak şikâyet hakkı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmıştır. Yargıtay, Kanun’un 349 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ile Türk Medenî Kanunu’nun 194 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına atıf yaparak, kiracı olmayan eşin kiraya verene bildirimde bulunması hâlinde kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanabileceğini ve böylece kiraya verenin fesih bildirimini her iki eşe yapması gerektiğini vurgulamıştır.

Buradan çıkan sonuç nettir: koruma, eşe özgüdür. Birlikte yaşayan ancak evli olmayan kişiler, yetişkin çocuklar veya diğer aile bireyleri bu hükme dayanamaz.

Kiracı Olmayan Eş İçin Adım Adım

  1. Aile konutu niteliğini belgeleyin — adres kaydı, abonelikler, çocukların okul kaydı.
  2. Kira sözleşmesinin bir örneğini edinin. Kiracı eş vermiyorsa kiraya verenden talep edilebilir.
  3. Kiraya verene yazılı bildirim gönderin — noter kanalıyla, sözleşmeye taraf olma iradesini açıkça belirterek.
  4. Tebliğ belgesini saklayın. Bildirimin ulaştığı tarih, taraf sıfatının kazanıldığı andır.
  5. Kiraya verene tebligat adresinizi bildirin — bundan sonra bildirimler size de ayrıca yapılmalıdır.
  6. Kira ödemelerini aksatmayın ve ödeme belgelerini kendi adınıza düzenletin.
  7. Kiracı eş fesih girişiminde bulunursa açık rızanız bulunmadığını yazılı olarak bildirin.

Kiraya Veren İçin Adım Adım

  1. Konutun aile konutu olup olmadığını değerlendirin.
  2. Size ulaşan bildirimleri kayda alın — kiracı olmayan eşten bildirim geldiyse dosyaya işleyin.
  3. Tebligat listenizi güncelleyin. Bildirim gelmişse artık iki muhatap vardır.
  4. Fesih bildirimi ve ödeme ihtarını ayrı ayrı gönderin. Aynı adres olsa dahi ayrı tebligat yapın.
  5. Kiracı eşin tek başına fesih beyanına dayanmayın. Diğer eşin açık rızasını arayın.
  6. Rıza yazılı alınmalıdır — sözlü beyan ispat edilemez.
  7. Dava öncesi arabuluculuk şartını yerine getirin.

Sık Yapılan Hatalar

  • Kiracı eşin tek başına fesih yapabileceğini sanmak. Açık rıza olmadan fesih sonuç doğurmaz.
  • Rızayı sözlü almak. “Açık rıza” ispat edilebilir olmalıdır.
  • Tek eşe tebligat yapmak. Bildirim gelmişse her iki eşe ayrı ayrı bildirim zorunludur.
  • Kiracı olmayan eşin bildirim hakkını hiç kullanmaması. Bu, en güçlü koruma aracıdır.
  • Bildirimi sözlü veya belgesiz yapmak. Taraf sıfatının kazanıldığı tarih ispatlanamaz.
  • Aile konutu niteliğini belgelememek. İddia, delille desteklenmelidir.
  • Üçüncü kişilerin bu hükme dayanabileceğini düşünmek. Koruma eşe özgüdür.
  • Kira ödemelerini aksatmak. Aile konutu koruması, ödeme borcunu ortadan kaldırmaz.

Kontrol Listesi

  • Taşınmaz fiilen aile konutu olarak kullanılıyor mu? Belgelendi mi?
  • Fesih bildirimi yazılı mı? (m.348)
  • Kiracı eşin feshi için diğer eşin açık rızası alındı mı?
  • Rıza alınamıyorsa hâkime başvuru yolu değerlendirildi mi?
  • Kiracı olmayan eş, kiraya verene bildirimde bulundu mu? Tebliğ belgesi var mı?
  • Bildirim yapıldıysa kiraya veren, fesih bildirimi ve ödeme süresini her iki eşe ayrı ayrı bildirdi mi?
  • Sözleşme süresi ve on beş günlük bildirim penceresi kontrol edildi mi? (m.347)
  • On yıllık uzama süresi doldu mu? Doldu ise üç aylık bildirim şartı işliyor mu?
  • Boşanma süreci varsa tedbir kararları ile uyum sağlandı mı?
  • Dava düşünülüyorsa arabuluculuk başvurusu yapıldı mı?

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Aile konutu olan kiralık evi eşim tek başına feshedebilir mi?

Hayır. Türk Borçlar Kanunu’nun 349 uncu maddesi uyarınca aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez.

Eşim rıza vermezse ne olur?

Rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracı, hâkimden bu konuda bir karar vermesini isteyebilir. Doktrinde hâkimin eşin rızası yerine geçecek bir karar veremeyeceği, verilen kararla kiracı eşe tek başına işlem yapma yetkisi tanındığı kabul edilmektedir.

Sözleşmede adım yok, hakkım var mı?

Evet. Kanun’un 349 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kiracı olmayan eş, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanabilir. Bu bildirim doktrinde tek taraflı kurucu yenilik doğuran bir hakkın kullanımı olarak nitelendirilmektedir.

Bildirimden sonra kiraya verenin yükümlülüğü nedir?

Kiracı olmayan eşin bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı sıfatını kazanması hâlinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır.

Tek eşe yapılan tebligat geçerli olur mu?

Kiracı olmayan eş bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı hâline gelmişse, fesih bildirimi ve ödeme süresine ilişkin ihtarın her iki eşe ayrı ayrı yapılması gerekir. Tek eşe yapılan bildirim usulüne uygun sayılmaz.

Aile konutu niteliği nasıl ispatlanır?

Kiralık taşınmazlarda nitelik fiilî kullanımla belirlenir. Adres ve nüfus kayıtları, abonelik kayıtları, çocukların okul ve sağlık kayıtları ile tanık beyanları başlıca delillerdir.

Eşi olmayan biri bu korumadan yararlanabilir mi?

Hayır. Yargı uygulamasında koruma, kiracı olmayan eşe özgü kabul edilmektedir; kiracının eşi olmayan üçüncü kişilerin aile konutu iddiasına dayanarak hak ileri sürmesi mümkün görülmemektedir.

Fesih bildiriminin şekli nedir?

Konut ve çatılı işyeri kiralarında fesih bildiriminin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Aile konutunda ayrıca eşin açık rızası aranır; iki şart birlikte gerçekleşmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Kiracı olmayan eş, kiraya verene bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı olabilir.
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp’tan Yazın
Post by Av. Fatma Öztürk