Aile Konutu Haczedilebilir mi? Şerh ile Meskeniyet Farkı (TMK 194 × İİK 82)
08 Ağustos 2026

Aile Konutu Haczedilebilir mi? Şerh ile Meskeniyet Farkı (TMK 194 × İİK 82)

Tapuya aile konutu şerhi koydurmak, konutun satılmasını önler. Ancak yaygın bir yanılgı vardır: şerh, alacaklının haczini engellemez. Bu iki koruma birbirinden tamamen farklı kaynaklardan doğar. Bu sayfada aile konutunun hangi hâllerde haczedilebileceğini, hangi hâllerde haczedilemeyeceğini ve şikâyeti kimin yapabileceğine ilişkin canlı bir tartışmayı bulacaksınız.

Şerh haczi engellemez

Türk Medeni Kanunu’nda aile konutunun haczini doğrudan engelleyen bir hüküm yoktur. TMK m. 194 malik eşin tasarruf yetkisini sınırlar; yani satış, devir, ipotek ve kira feshini rızaya bağlar. Haciz ise alacaklının cebri icra işlemidir ve bu sınırlamanın konusu değildir. Hacizden korunma İİK m. 82’den, yani meskeniyet kuralından gelir.

İki Ayrı Koruma, İki Ayrı Kanun

Aile konutu şerhi ile meskeniyet arasındaki farklar

ÖlçütAile konutu şerhi (TMK 194)Meskeniyet (İİK 82/12)
Neyi engellerMalik eşin rızasız satış, devir, ipotek ve kira feshiniAlacaklının haczini ve satışını
Kime karşıMalik eşe ve devralan üçüncü kişiyeAlacaklıya
Nasıl kullanılırTapu müdürlüğünde şerh; ihlalde tapu iptali ve tescil davasıİcra mahkemesine şikâyet
SüreŞerh süresizdir; boşanmanın kesinleşmesiyle düşer7 gün (öğrenmeden itibaren)

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: eşiniz borç yüzünden takip altındaysa şerh sizi hacizden korumaz; korunmanın yolu meskeniyet şikâyetidir. Buna karşılık eşiniz evi satmaya çalışıyorsa meskeniyet işe yaramaz; koruma şerhten gelir. Çoğu dosyada ikisine birden ihtiyaç duyulur.

Kanun Metni: TMK m.194, m.224 ve İİK m.82

Aile konutuna ilişkin iki koruma, iki ayrı kanunda ve farklı amaçlarla düzenlenmiştir. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz; aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir (TMK m.194/1, 3). Bu hüküm eşin kendi iradesiyle yapacağı işlemleri sınırlar; alacaklının cebri icra yoluyla yaptığı haciz ise eşin tasarrufu değildir. Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu olduğundan (TMK m.224), borçlu eşin adına kayıtlı aile konutu da kural olarak alacaklının haczine açıktır.

Haczedilmezlik ise İcra ve İflas Kanunu’nun haczi caiz olmayan mallar arasında saydığı borçlunun haline münasip evinden kaynaklanır (İİK m.82/1-12). Yargıtay, bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığını haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlemekte; buradaki aile terimini de borçluyla aynı çatı altında yaşayan ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsayacak şekilde geniş yorumlamaktadır. Evin kıymeti borçlunun ihtiyacından fazla ise, bilirkişi incelemesiyle haline münasip bir ev alabileceği miktar belirlenir, satış bu miktardan az olmamak üzere yapılır ve bu miktar borçluya bırakılarak artanı alacaklıya ödenir.

Aile konutunun korunmasına ilişkin hükümler

KonuKuralDayanak
Eşin tasarruf yetkisiAçık rıza olmadan devir, hak sınırlaması, kira feshi yapılamazTMK m.194/1
Aile konutu şerhiMalik olmayan eş tapuya şerh verilmesini isteyebilirTMK m.194/3
Şiddet hâlinde şerhHâkim koruyucu tedbir olarak tapuya aile konutu şerhi koydurabilir6284 s.K. m.4/1-c
Borçtan sorumlulukHer eş kendi borcundan bütün malvarlığıyla sorumludurTMK m.224
Birliği temsilde sorumlulukAilenin sürekli ihtiyaçları için yapılan işlemlerde eşler müteselsil sorumludurTMK m.188/1, m.189/1
HaczedilmezlikBorçlunun haline münasip evi haczedilemezİİK m.82/1-12
Şikâyet süresiİşlemin öğrenilmesinden itibaren yedi günİİK m.16/1
Eşin kefaletiAyrılık kararı veya ayrı yaşama hakkı yoksa eşin yazılı rızası gerekirTBK m.584/1
Borçlu olmayan eşin şikâyetiReddin aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği tespit edilmiştirAYM B.No: 2016/10454
Tasarrufun iptaliAlacaklıyı zarara sokan devirlerin iptaliİİK m.277 vd.

Meskeniyet: “Haline Münasip Ev” Ne Demek?

İİK m. 82’nin birinci fıkrasının 12. bendi uyarınca borçlunun haline münasip evi haczedilemez. Kanun metni “borçlunun” dese de, Yargıtay kararlarında ve doktrinde bu ifade borçlunun ve ailesinin sosyal ve ekonomik durumuna uygun konut olarak anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi de bu yorumu benimsemiştir.

Yani ölçüt yalnızca borçlunun değil, onunla yaşayan eş ve çocukların ihtiyaçlarıdır. Aile konutu şerhi konulmuş bir ev de kural olarak haline münasip ev kapsamında değerlendirilir.

Bir evin haline münasip olup olmadığı, haciz anındaki sosyal duruma ve borçlu ile ailesinin gereksinimlerine göre belirlenir. Bu değerlendirmede icra müdürünün takdir yetkisi bulunur; takdirin duruma uygun kullanılmaması hâlinde icra mahkemesine şikâyet edilebilir.

Ev Değerli Çıkarsa Ne Olur?

Meskeniyet, “evim var, dokunulamaz” biçiminde mutlak bir koruma değildir. Konut, borçlunun haline münasip sayılabilecek olandan belirgin biçimde daha değerliyse haciz tümüyle kaldırılmaz. Bu hâlde kıymet takdiri yapılır ve konut satılır; satış bedelinden borçluya haline münasip bir ev edinebileceği miktar ayrılarak kalan kısım alacaklıya ödenir.

Bu nedenle meskeniyet şikâyetinde tek başına “burada oturuyorum” demek yeterli değildir. Konutun büyüklüğü, bulunduğu semt, rayiç değeri ve ailenin gerçek ihtiyacı arasındaki uyum ortaya konmalıdır.

Haciz geldiyse 7 gün kritik — hemen değerlendirelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Şikâyeti Kim Yapabilir? Canlı Tartışma

Burada uygulamada henüz tam olarak yerleşmemiş bir tartışma vardır ve bunu bilmek dosyanızı korumak bakımından kritiktir.

Yargıtay’ın Yerleşik Yaklaşımı: Yalnızca Borçlu

Yargıtay kararlarında, İİK m. 82/12’den faydalanma hakkının yalnızca takip borçlusuna tanındığı; takipte borçlu sıfatı taşımayan üçüncü kişinin, lehine aile konutu şerhi bulunsa dahi haczedilmezlik şikâyetinde bulunamayacağı belirtilmiştir. Bu yaklaşıma göre malik olmayan eşin başvurusu aktif dava ehliyeti yokluğundan reddedilir.

Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrası

Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2019 tarihli ve 2016/10454 başvuru numaralı kararı (Resmî Gazete: 08.04.2020) sonrasında, borçlu olmayan eş bakımından da meskeniyet iddiasında bulunulabileceği kabul edilmeye başlanmıştır. Doktrinde hâkim görüş, şikâyet hakkının yalnızca borçlu eşe değil, malik olmayan eşe ve borçluyla birlikte oturan aile üyelerine de tanınması gerektiği yönündedir. Gerekçe açıktır: haczedilmezlik kuralı sadece borçluyu değil, eşini ve onunla yaşayan ailesini korumaya yöneliktir.

Pratik korunma yolu

Aktif dava ehliyeti tartışması dosyayı esasa girilmeden düşürebilir. Bu riski ortadan kaldırmanın yolu şudur: şikâyeti mümkünse borçlu eş adına yaptırın; ayrıca kendi adınıza da başvurun ve dilekçede Anayasa Mahkemesi kararına dayanın. Böylece iki ayrı ehliyet zemini oluşturulur ve süre riski bertaraf edilir.

Anayasa Mahkemesi Kararlarının Etkisi

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Emine Göksel başvurusunda (B.No: 2016/10454, 12.12.2019, RG 08.04.2020), eşinin borcu nedeniyle haczedilen ve lehine aile konutu şerhi bulunan taşınmaza ilişkin meskeniyet şikâyetinin aktif dava ehliyeti yokluğundan reddedilmesinin Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Kararda, derece mahkemesinin haczedilmezlik şikâyetini ileri sürebilme ehliyetini icra takibine taraf olanlarla sınırlayan yorumunun, başvurucunun aile konutuna ilişkin Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerindeki güvencelerin gözetilmediği iddiasını tartıştırma imkânını ortadan kaldırdığı vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi, Muteber Bayraktar başvurusunda (B.No: 2019/28943, 08.02.2023) da benzer bir değerlendirme yapmıştır.

Bireysel başvuru sonucunda ihlal kararı verildiğinde, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir ve ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa yeniden yargılama yapılmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir (6216 s.K. m.50/2). Yargıtay dairelerinin bu kararlardan sonra da farklı yönde kararlar verebildiği görüldüğünden, malik olmayan eşin şikâyet dilekçesinde bu kararlara açıkça dayanması, ret hâlinde ise kanun yollarını tükettikten sonra otuz gün içinde bireysel başvuru yapılabileceğini gözetmesi önemlidir (6216 s.K. m.47/5). İcra işlemlerine karşı şikâyet için Tek Ev Haczedilir mi? Meskeniyet İddiası rehberimize bakabilirsiniz.

Meskeniyetin İşlemediği Hâller

  • İpotek alacaklısına karşı: Borçlu, evine ipotek tesis etmişse ipotek alacaklısına karşı meskeniyet iddiasında bulunamaz. Diğer alacaklılara karşı bu iddia ileri sürülebilir.
  • Haczedilmezlikten feragat edilmişse: Borçlu bu korumadan feragat edebilir. Ancak konut aile konutu niteliğindeyse feragat için diğer eşin rızası gerekir. Rıza yoksa feragat diğer eşe karşı sonuç doğurmaz.
  • Yedi günlük süre kaçırılmışsa: Şikâyet, işlemin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine yapılmalıdır. Süre hak düşürücüdür.
  • Konut haline münasip olandan belirgin biçimde değerliyse: Haciz kaldırılmaz; satış yapılır ve bedelden haline münasip ev payı ayrılır.

Meskeniyetin ipotek alacaklısına karşı ileri sürülememesi, aile konutu üzerinde kurulan ipoteğin geçerliliği sorusunu da önemli kılar. Eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz (TMK m.194/1); ipotek tesisi de bu kapsamdadır. Bu nedenle diğer eşin rızası alınmadan kurulan ipoteğin iptali istenebilir. Ancak tapu siciline iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunduğundan (TMK m.1023), ipotek alacaklısı bankanın konutun aile konutu olup olmadığını araştırma yükümlülüğü ve iyiniyeti uygulamada tartışma konusudur. Tapuya aile konutu şerhi konulmuşsa üçüncü kişinin iyiniyet iddiası dinlenmeyeceğinden, şerh bu tartışmayı baştan ortadan kaldırır.

Meskeniyet Şikâyetinin Usulü: Süre, Mahkeme ve Kanun Yolu

Haczedilmezlik şikâyeti, icra müdürlüğünün haciz işlemine karşı icra mahkemesine yapılır. Kanunun şikâyet yoluyla icra mahkemesine götürülmesini öngördüğü hâller dışında icra ve iflas dairelerinin muamelelerine karşı, kanuna aykırılık veya olaya uygun olmama sebebiyle şikâyet yolu açıktır ve şikâyet, işlemin öğrenildiği günden itibaren yedi gün içinde yapılır (İİK m.16/1). Şikâyet haklı bulunursa icra mahkemesi işlemi bozar veya düzeltir (İİK m.17). Şikâyet yoluna başvurulması kural olarak icra işlemlerini kendiliğinden durdurmaz; bu nedenle satış aşamasına gelinmişse icra mahkemesinden ihtiyati tedbir niteliğinde işlemlerin durdurulması ayrıca istenmelidir.

Meskeniyet şikâyetinin yanında kıymet takdirine itiraz da ayrıca değerlendirilmelidir. Haczedilen taşınmazın değeri belirlendiğinde kıymet takdiri raporu taraflara tebliğ edilir ve taraflar tebliğden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak kıymet takdirine itiraz edebilir (İİK m.128/a). Konutun haline münasip evden fazla değerli olduğu ileri sürülüyorsa, satış bedelinden borçluya ayrılacak ev payının hesaplanması bu değere doğrudan bağlı olduğundan, düşük belirlenen bir kıymet aile aleyhine sonuç doğurur. İcra mahkemesinin şikâyet üzerine verdiği karara karşı ise tefhim veya tebliğden itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir (İİK m.363).

Aile konutuna konulan hacze karşı başvuru yolları

BaşvuruSüreMerciDayanak
Meskeniyet (haczedilmezlik) şikâyetiÖğrenmeden itibaren yedi günİcra mahkemesiİİK m.16/1, m.82/1-12
Kıymet takdirine itirazTebliğden itibaren yedi günİcra mahkemesiİİK m.128/a
Şikâyet kararına karşı istinafTefhim veya tebliğden itibaren on günBölge adliye mahkemesiİİK m.363
Rızasız devrin iptaliEşin rızası olmadan yapılan tasarruflar içinAile mahkemesiTMK m.194/1
Bireysel başvuruKanun yolları tükendikten sonra otuz günAnayasa Mahkemesi6216 s.K. m.47/5

Koruma Ne Zamana Kadar Sürer? Boşanma ve Ölüm Hâlleri

TMK m.194’teki aile konutu koruması evlilik birliğine bağlıdır; boşanma kararının kesinleşmesiyle konut aile konutu niteliğini yitirir ve eşin rızasına ilişkin sınırlama sona erer. Boşanma davası devam ettiği sürece ise koruma sürer ve hâkim davanın devamı süresince eşlerin barınmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m.169). Bu nedenle boşanma davası sürerken malik eşin konutu satma veya ipotek ettirme girişimi yine diğer eşin açık rızasına bağlıdır. Meskeniyet koruması ise evlilikten bağımsızdır; boşanmadan sonra da borçlu kendi ve birlikte yaşadığı ailesinin haline münasip evi için İİK m.82/1-12’ye dayanabilir.

Evliliğin ölümle sona ermesi hâlinde sağ kalan eşin konut üzerindeki hakları mal rejimi hükümleriyle korunur. Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; haklı sebeplerin varlığı hâlinde intifa veya oturma hakkı yerine konut üzerinde mülkiyet hakkı da tanınabilir (TMK m.240/1, 3). Aynı koşullarla ev eşyası üzerinde de mülkiyet hakkı istenebilir (TMK m.240/2). Ölen eşin alacaklılarının konutu haczetmesi hâlinde bu hakların ileri sürülmesi, tereke borçları ve mirasın reddi seçenekleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Meskeniyet şikâyetinizi ehliyet riskine karşı kurgulayalım

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Eşin Borcu İçin Konut Haczedilirse

Türk hukukunda kural, her eşin kendi borcundan kendi malvarlığıyla sorumlu olmasıdır. Eşiniz borçluysa, sizin adınıza kayıtlı taşınmaz onun borcu için kural olarak haczedilemez.

Buna karşılık konut borçlu eşin adına kayıtlıysa haciz mümkündür. Bu hâlde malik olmayan eş için üç ayrı hat vardır:

  • Meskeniyet şikâyeti: Yukarıda anlatılan ehliyet tartışması gözetilerek yedi gün içinde.
  • Katılma alacağının korunması: Konut evlilik içinde edinilmişse, satış hâlinde bile mal rejimi tasfiyesinde katılma alacağı talebiniz devam eder. Bu nedenle tasfiye davasının zamanında açılması gerekir.
  • Muvazaa ve tasarrufun iptali: Borçlu eş, haczi önlemek amacıyla malı yakınlarına devretmişse, alacaklı tasarrufun iptali davası yoluna gidebilir (İİK m.277 vd.). Aynı ihtimal sizin katılma alacağınız bakımından da TMK m. 229 kapsamında değerlendirilir.

Kefalet ayrı bir konudur: eşinizin borcuna kefil olduysanız artık kendi malvarlığınızla da sorumlu hâle gelirsiniz. Ancak evli bir kişi, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı bulunmadıkça, ancak eşinin yazılı rızasıyla kefil olabilir ve bu rızanın en geç sözleşmenin kurulması anında verilmiş olması gerekir (TBK m.584/1). Eşin rızası olmadan verilen kefalet bu nedenle geçersizlik tartışmasına açıktır; kefalet sözleşmesine dayanılarak haciz yapılmışsa rızanın bulunup bulunmadığı ilk incelenmesi gereken noktadır.

Eşin Borcuna Ne Zaman Diğer Eş de Sorumlu Olur?

Her eşin kendi borcundan sorumlu olması kuralının önemli bir istisnası, evlilik birliğinin temsilidir. Eşlerden her biri ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder (TMK m.188/1) ve birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hâllerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olur (TMK m.189/1). Kira, elektrik, su, doğalgaz, okul ve temel mutfak giderleri gibi ailenin sürekli ihtiyaçlarına ilişkin borçlar bu kapsamda değerlendirilebilir; bu borçlar için alacaklı diğer eşin malvarlığına da başvurabilir. Buna karşılık eşlerden her biri birliği temsil yetkisi bulunmaksızın yaptığı işlemlerden kişisel olarak sorumludur; ancak temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması hâlinde eşler yine müteselsilen sorumludur (TMK m.189/2).

Eşlerden biri birliği temsil yetkisini aşar veya bu yetkiyi kullanmada yetersiz kalırsa hâkim diğer eşin istemi üzerine temsil yetkisini kaldırabilir veya sınırlayabilir; kaldırmanın iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması, durumun hâkimin kararıyla ilan edilmesine bağlıdır (TMK m.190). Eşinin borçlanma alışkanlığı nedeniyle kendi malvarlığının da risk altına girdiğini düşünen eş için bu önlem, aile konutu şerhi ve tasarruf yetkisinin sınırlanması (TMK m.199) ile birlikte değerlendirilmelidir. Eşin borcundan sorumluluğun genel çerçevesi için Eşin Borcundan Diğer Eş Sorumlu mu? rehberimize bakabilirsiniz.

Eşin borcu bakımından sorumluluk durumları

Borç türüDiğer eşin sorumluluğuDayanak
Eşin kendi adına aldığı kredi veya ticari borçKural olarak yokTMK m.224
Ailenin sürekli ihtiyaçlarına ilişkin borçMüteselsil sorumlulukTMK m.188/1, m.189/1
Temsil yetkisi dışındaki işlemKural olarak kişisel sorumluluk; yetki aşımı anlaşılamıyorsa müteselsilTMK m.189/2
Eşin borcuna kefaletKefil eş kendi malvarlığıyla sorumlu; eş rızası şartı aranırTBK m.584/1
Ortak kredi veya birlikte imzalanan sözleşmeSözleşme gereği sorumlulukSözleşme hükümleri
Mal kaçırma amaçlı devirDevir iptal edilebilir; tasfiyede eklenecek değerİİK m.277 vd.; TMK m.229

Nafaka Alacağı İçin Haciz

Bu, ailenin hem alacaklı hem borçlu tarafında bulunabildiği özel bir durumdur. Nafaka alacağı, icra hukukunda güçlü konumdadır: Maaş ve ücretlerin haczinde İİK m.83 uygulanırken İş Kanunu, işçi ücretinin dörtte birinden fazlasının haczini yasaklayıp nafaka borcu alacaklılarının haklarını saklı tuttuğundan (4857 s.K. m.35), nafaka alacağı bu sınıra takılmaz ve diğer alacaklara göre öncelikli değerlendirilir.

Nafaka borcunu ödemeyen taraf bakımından süreç yalnızca icra ile sınırlı değildir: İİK m. 344 uyarınca nafaka hükmüne uymayan borçlu hakkında tazyik hapsi istenebilir. Bu, ailenin icra ve ceza boyutlarının kesiştiği noktadır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Şerhin hacizden koruduğunu sanmak: TMK m. 194 tasarrufu sınırlar, haczi engellemez. Hacizden korunma İİK m. 82/12’den gelir.
  • Yedi günlük şikâyet süresini kaçırmak: Süre hak düşürücüdür; haciz öğrenildiği anda harekete geçilmelidir.
  • Yalnızca malik olmayan eş adına şikâyet etmek: Aktif dava ehliyeti tartışması nedeniyle dosya esasa girilmeden düşebilir. Mümkünse borçlu eş adına da başvurulmalıdır.
  • İpotekli konutta meskeniyet beklemek: İpotek alacaklısına karşı bu iddia ileri sürülemez.
  • Haczedilmezlikten feragati gözden kaçırmak: Borçlu eş feragat etmişse durum değişir; ancak aile konutunda feragat için diğer eşin rızası gerekir.
  • Katılma alacağını ihmal etmek: Konut satılsa dahi mal rejimi tasfiyesinde alacak hakkınız sürer; tasfiye davası zamanında açılmalıdır.
  • Kefaletin sonucunu hafife almak: Eşin borcuna kefil olmak, kendi malvarlığınızı da sorumluluk altına sokar.

Haciz tutanağının, tapu kaydının, varsa aile konutu şerhinin ve konutta birlikte yaşayan aile bireylerini gösteren yerleşim yeri belgesinin şikâyet dilekçesine eklenmesi, icra mahkemesinin konutun haline münasip olup olmadığını ilk incelemede değerlendirmesini kolaylaştırır.

Aile konutuna konulan hacze karşı yedi gün içinde meskeniyet şikâyetini hem borçlu eş hem de malik olmayan eş adına kurmak, eşin rızası olmadan verilmiş kefaleti incelemek veya tapuya aile konutu şerhi koydurmak için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Aile konutu şerhi haczi engeller mi?

Engellemez. TMK m. 194 malik eşin tasarruf yetkisini sınırlar; yani rızasız satış, devir, ipotek ve kira feshini önler. Haciz ise alacaklının cebri icra işlemidir ve bu sınırlamanın konusu değildir. Hacizden korunma İİK m. 82/12’deki meskeniyet kuralından gelir.

Aile konutu haczedilebilir mi?

Konut borçlu eşin adına kayıtlıysa haciz mümkündür. Ancak İİK m. 82/12 uyarınca borçlunun haline münasip evi haczedilemez ve bu ifade Yargıtay ile doktrinde borçlunun ve ailesinin sosyal ve ekonomik durumuna uygun konut olarak anlaşılır. Aile konutu şerhi bulunan ev de kural olarak bu kapsamda değerlendirilir.

Meskeniyet şikâyetini kim yapabilir?

Yargıtay kararlarında bu hakkın yalnızca takip borçlusuna tanındığı belirtilmiştir. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, Emine Göksel başvurusunda (B.No: 2016/10454, 12.12.2019) borçlu olmayan eşin meskeniyet şikâyetinin aktif dava ehliyeti yokluğundan reddedilmesini aile hayatına saygı hakkının ihlali saymış ve bu yaklaşımı sonraki kararlarında sürdürmüştür. Ehliyet tartışması nedeniyle mümkünse şikâyetin borçlu eş adına da yapılması önerilir.

Meskeniyet şikâyeti süresi nedir?

İşlemin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet edilmelidir. Bu süre hak düşürücüdür; haciz öğrenildiği anda harekete geçilmesi gerekir.

Evim değerli, yine de korunur mu?

Kısmen. Konut borçlunun haline münasip sayılabilecek olandan belirgin biçimde değerliyse haciz tümüyle kaldırılmaz. Kıymet takdiri yapılır, konut satılır ve bedelden borçluya haline münasip bir ev edinebileceği miktar ayrılarak kalan kısım alacaklıya ödenir.

İpotekli evde meskeniyet iddiası ileri sürülebilir mi?

İpotek alacaklısına karşı ileri sürülemez. Borçlu evine ipotek tesis etmişse o alacaklıya karşı bu korumadan yararlanamaz; ancak diğer alacaklılara karşı meskeniyet iddiasında bulunabilir.

Eşimin borcu için benim evim haczedilir mi?

Kural olarak hayır. Türk hukukunda her eş kendi borcundan kendi malvarlığıyla sorumludur; eşinizin borcu için sizin adınıza kayıtlı taşınmaz kural olarak haczedilemez. Ancak eşinizin borcuna kefil olduysanız kendi malvarlığınızla da sorumlu hâle gelirsiniz.

Konut satılırsa mal rejimi hakkım biter mi?

Bitmez. Konut evlilik içinde edinilmiş bir malsa, satılmış olsa dahi mal rejimi tasfiyesinde katılma alacağı talebiniz devam eder. Bu nedenle tasfiye davasının zamanında açılması ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması önemlidir.

Eşim bana sormadan birinin borcuna kefil oldu; geçerli mi?

Evli bir kişi, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı bulunmadıkça ancak eşinin yazılı rızasıyla kefil olabilir ve bu rızanın en geç sözleşmenin kurulması anında verilmesi gerekir (TBK m.584/1). Rıza alınmadan verilen kefalete dayanılarak yapılan takip ve haciz işlemlerinde bu eksiklik ileri sürülmelidir.

Evin kira ve faturalarını eşim ödemedi; bu borçtan ben de sorumlu muyum?

Olabilirsiniz. Eşlerden her biri ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder ve bu yetkinin kullanıldığı hâllerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur (TMK m.188/1, m.189/1). Buna karşılık eşin kendi adına aldığı kredi veya ticari borçlar için kural olarak sorumlu değilsiniz (TMK m.224).

Eşim aile konutunu bana sormadan ipotek ettirdi; ne yapabilirim?

Eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz (TMK m.194/1); rızanız alınmadan kurulan ipoteğin iptalini isteyebilirsiniz. Ancak tapu siciline iyiniyetle dayanan üçüncü kişinin kazanımı korunduğundan (TMK m.1023) bankanın iyiniyeti tartışma konusu olur. Tapuda aile konutu şerhi varsa bu iyiniyet iddiası dinlenmez.

Boşanma davası sürerken eşim aile konutunu satabilir mi?

Hayır. Boşanma kararı kesinleşinceye kadar evlilik devam ettiğinden, eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutunu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz (TMK m.194/1). Tapuya aile konutu şerhi konulması satış girişimine karşı en etkili korumadır; hâkim ayrıca dava süresince barınmaya ilişkin geçici önlemleri alır (TMK m.169).

Anayasa Mahkemesi kararına rağmen şikâyetim reddedilirse ne yapabilirim?

Kanun yollarını tükettikten sonra otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir (6216 s.K. m.47/5). İhlal kararı verilmesi hâlinde yeniden yargılama yapılmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir (6216 s.K. m.50/2). Anayasa Mahkemesi Emine Göksel (B.No: 2016/10454) kararında bu tür bir reddi aile hayatına saygı hakkının ihlali saymıştır.

Bu içerik Aile ve Boşanma Hukuku alanındadır. Tüm başlıklar için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi ve Aile Hukuku Örnek Dilekçeler sayfalarına bakabilirsiniz.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk