Velayeti Olmayan Ebeveynin Bilgi Alma Hakkı (TMK 324)
27 Haziran 2026

Velayeti Olmayan Ebeveynin Bilgi Alma Hakkı (TMK 324)

Boşanmada velayet bir ebeveyne verilse de, diğer ebeveynin çocuk üzerindeki hakları tamamen sona ermez. Velayeti olmayan ebeveynin çocuk hakkında bilgi alma hakkı vardır. Bu rehberde TMK 324 kapsamında bu hakkın kapsamını açıklıyoruz.

Velayet ve çocukla kişisel ilişki konusunda destek alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Bilgi Alma Hakkı Nedir?

TMK m.324’e göre ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesi ile yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür; kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya hak kötüye kullanılırsa kişisel ilişki hakkı reddedilebilir ya da kaldırılabilir. Ancak bu madde, velayeti olmayan ebeveynin okul veya hastane gibi üçüncü kişilerden doğrudan bilgi alma hakkını düzenlememektedir. Türk Medeni Kanunu’nda bu hakkı açıkça tanıyan bir hüküm bulunmamakta; öğretide İsviçre Medenî Kanunu’ndaki karşılığının TMK’ya alınmamış olduğu belirtilerek bu hakkın kabul edilmesi gerektiği savunulmaktadır. Dolayısıyla bilgi alma yetkisinin ya velayet sahibinin muvafakatiyle ya da mahkeme kararıyla temellendirilmesi gerekir.

Hangi Konularda Bilgi Alınabilir?

  • Çocuğun sağlık durumu ve gördüğü tedaviler
  • Çocuğun eğitim durumu ve okul başarısı
  • Çocuğun genel gelişimi ve önemli yaşam olayları

Uygulamada okullar ve sağlık kuruluşları, velayet belgesi ya da mahkeme kararı bulunmayan ebeveyne bilgi vermeyi genellikle reddetmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu 2026 yılında bu yönde bir erişim talebini reddederek; velayet hakkı kendisine verilmeyen ebeveynin bu bakımdan hukuken üçüncü kişi konumunda olduğunu, idarenin mahkeme kararı olmaksızın velayet hakkı tanınan tarafın iradesi aksine işlem yapma yetkisinin bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca çocuğun sağlık ve eğitim bilgileri kişisel veri niteliğindedir.

Velayet Sahibinin Yükümlülüğü

Velayeti elinde bulunduran ebeveyn, diğer ebeveynin çocukla ilişkisini ve bilgi alma hakkını engellememekle yükümlüdür. Çocuğun önemli durumları (ciddi hastalık, okul değişikliği gibi) hakkında diğer ebeveyni bilgilendirmek, çocuğun yararına uygun bir davranıştır. Bu yükümlülüğün ağır biçimde ihlali, velayetin değiştirilmesi sebebi dahi olabilir.

Bilgi Alma Hakkı Engellenirse Ne Yapılır?

Velayeti olmayan ebeveynin bilgi alma hakkı engelleniyorsa, mahkemeye başvurarak bu hakkının korunmasını talep edebilir. Sürekli ve kasıtlı engelleme, velayet sahibinin yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösterir ve velayetin yeniden değerlendirilmesine yol açabilir. Çocuğun her iki ebeveynle de sağlıklı ilişki kurması esastır.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

Önce netleştirelim: TMK 324 bilgi alma hakkını düzenlemiyor

Bu konuda dolaşan en yaygın yanlış, bilgi alma hakkının TMK 324’te düzenlendiğidir. Maddenin metni şudur:

“Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir.”

7343 sayılı Kanun’la eklenen üçüncü fıkra ise velayetin değiştirilmesine ilişkindir. Görüldüğü üzere maddede, velayeti olmayan ebeveynin okul veya hastane gibi üçüncü kişilerden doğrudan bilgi alma hakkı düzenlenmemiştir.

Kanunda gerçekten böyle bir hüküm var mı?

Türk Medeni Kanunu’nda bu hakkı açıkça düzenleyen bir madde bulunmamaktadır. Öğretide, İsviçre Medenî Kanunu’ndaki karşılığının Türk Medeni Kanunu’na alınmamış olduğu; buna rağmen velayet hakkı olmayan tarafın çocuğun sağlık durumu için doktorundan, eğitimi için öğretmeninden bilgi alabilmesinin kabul edilmesi gerektiği savunulmaktadır. Ancak bu bir öneridir; yürürlükteki bir kural değildir.

Bu ayrımı bilmek önemlidir, çünkü “bu benim kanuni hakkım” diyerek okula veya hastaneye gidildiğinde çoğu zaman sonuç alınamamaktadır. Aşağıda hem uygulamadaki gerçek tabloyu hem de bu ihtiyacın nasıl karşılanabileceğini açıklıyoruz.

Uygulamadaki tablo: idare ne yapıyor?

Okullar ve sağlık kuruluşları, velayet belgesi olmayan ebeveyne bilgi vermeyi genellikle reddetmektedir. Bu tutumun hukuka aykırı olup olmadığı yakın zamanda idari denetim önüne geldi.

Kamu Denetçiliği Kurumu kararı

2026 yılında bir baba, çocuğunun okul bilgilerine erişim talebinin velayet sahibi annenin rızasına bağlanmasını Kamu Denetçiliği Kurumu’na taşıdı. Başvuran; bu uygulamanın Anayasa’ya, Türk Medeni Kanunu’na ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, “veli onayı” engelinin kaldırılmasını talep etti. Okul yönetimi ise mahkeme kararıyla velayetin annede olduğunu ve mevzuat gereği öğrencinin yasal sorumluluğunu velinin üstlendiğini savundu.

Kurum başvuruyu reddetti. Kararda; velayet hakkı kendisine verilmeyen ebeveynin bu bakımdan hukuken üçüncü kişi konumunda olduğu, ebeveynlerin kendi aralarında anlaşmaları gerektiği, anlaşma sağlanamazsa mahkemenin karar vermesi gerektiği; idarenin mahkeme kararı olmaksızın velayet hakkı tanınan tarafın iradesi aksine işlem yapma yetkisinin bulunmadığı belirtildi. Sonuç olarak idarenin mevzuata ve çocuğun üstün yararı ilkesine uygun hareket ettiği, işlemlerde hukuka veya hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldı.

Kişisel veri boyutu

Çocuğun sağlık ve eğitim bilgileri kişisel veri niteliğindedir; sağlık verileri ayrıca özel nitelikli kişisel veri kapsamındadır. Bu nedenle idarenin, açık bir hukuki dayanak olmadan bu verileri paylaşmakta temkinli davranması beklenir. Reddin arkasındaki mantık yalnızca velayet değil, veri koruma yükümlülüğüdür.

O hâlde bu ihtiyaç nasıl karşılanır?

Yasal dayanağın bulunmaması, bu ihtiyacın karşılanamayacağı anlamına gelmez. Doğru yöntem, idareyle tartışmak yerine hakkı somut bir hukuki temele oturtmaktır. Üç yol vardır ve etkinlik sıralaması şöyledir.

1. Kararda açıkça düzenletmek — en güçlü yol

Boşanma veya kişisel ilişki davası sırasında, velayeti olmayan ebeveynin çocuğun eğitim ve sağlık durumu hakkında bilgi alabileceğinin hükümde açıkça yer alması talep edilebilir. Karara bağlanmış bir yetki, okul ve sağlık kuruluşları nezdinde doğrudan sonuç doğurur; çünkü idare mahkeme kararına uymak zorundadır.

Talep edilecek üç husus: çocuğun eğitim ve sağlık durumu hakkında bilgi alma yetkisi; okul veli toplantılarına katılım; acil sağlık durumlarında haberdar edilme. Bu talepler dava sırasında ileri sürülmezse, sonradan ayrıca dava açmak gerekir.

2. Velayet sahibinin yazılı muvafakati

Kamu Denetçiliği Kurumu’nun işaret ettiği ilk yol budur. Yazılı bir muvafakat, e-okul erişimi ve veli görüşmelerine katılım gibi konularda idarenin işlem yapmasını mümkün kılar. Anlaşmazlık yoksa en hızlı ve en az maliyetli çözümdür.

3. Anlaşma sağlanamazsa mahkeme

Talep, kişisel ilişkiye karar veren aile mahkemesine sunulur. Mahkeme gerekli görürse pedagog görüşü ve sosyal inceleme raporu alarak karar verir. Belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Talebi somutlaştırmak gerekir: hangi bilgi, hangi kurumdan, hangi sıklıkla.

Velayet sahibinin yükümlülüğü ve engellemenin sonuçları

Bilgi alma hakkının doğrudan bir yasal dayanağı bulunmasa da, velayet sahibinin tutumu hukuken sonuçsuz değildir.

TMK 324/1 — kaçınma yükümlülüğü

Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesi ile yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Çocuğun hayatındaki önemli olaylardan (ciddi hastalık, ameliyat, okul değişikliği, taşınma) diğer ebeveyni haberdar etmemek, bu yükümlülükle bağdaşmaz.

TMK 324/3 — velayetin değiştirilmesi

7343 sayılı Kanun’la eklenen fıkra şöyledir: “Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.”

Yargıtay’ın yaklaşımı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-1890 E. ve 2019/1123 K. sayılı kararında ilke şöyle konmuştur: velayet hakkına sahip olan tarafın, diğer ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi sürekli ve nedensiz olarak engellemesi velayetin değiştirilmesi sebebidir; kişisel ilişkiyi engelleyen ebeveyn velayet görevini kötüye kullanmış sayılır.

Bilgi paylaşımının sistematik biçimde reddedilmesi tek başına velayeti değiştirmez; ancak kişisel ilişkiyi zedeleyen bir davranış örüntüsünün parçasıysa dosyada aleyhe değerlendirilir.

Velayet sahibi tarafa not

Bilgi paylaşımını reddetmek hukuken savunulabilir olsa da, çocuğun eğitim ve sağlık sürecinin iki taraflı izlenmesi çocuğun yararınadır. Uygulamada en sorunsuz işleyen çözüm, tarafların okul ve doktor bilgilendirmesi için önceden yazılı bir düzen kurmasıdır; bu, sonradan doğacak davaları da önler.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebildiğinden, somut durumunuz için bir avukata danışmanız ve kanun metinlerini güncel hâliyle teyit etmeniz önerilir.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

TMK m.324’ün Üç Fıkrası ve 2021’de Eklenen Yaptırım

Madde gerçekten de bir bilgi alma hakkı düzenlemez; ancak içerdiği hükümler bu ihtiyacın nasıl karşılanacağını doğrudan etkiler. Üstelik maddeye 2021’de yeni bir fıkra eklenmiştir.

Birinci fıkra — kaçınma yükümlülüğü: ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.

Fıkra iki ayrı yükümlülük getirir: kişisel ilişkiyi zedelememek ve çocuğun eğitilmesi ile yetiştirilmesini engellememek. İkinci ifade, bilgi paylaşımına ilişkin tartışmanın dayanağıdır: okul sürecine ilişkin bilgiyi sistematik biçimde saklamak, bu yükümlülüğün ihlali olarak değerlendirilebilir.

İkinci fıkra — hakkın kaldırılması: kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir.

Üçüncü fıkra — 7343 sayılı Kanun’un eklediği yaptırım. 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle maddeye şu fıkra eklenmiştir: velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.

İki yenilik. Birincisi: kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemek, artık doğrudan velayetin değiştirilmesi sebebi olarak kanunda gösterilmiştir. İkincisi: bu husus, kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir — yani mahkeme bunu karara yazmakla yükümlüdür.

Sınır. Fıkra bir kayıt içerir: değişiklik çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla yapılabilir. Yani yaptırım otomatik değildir; ölçüt yine çocuğun üstün yararıdır.

Fıkraİçerik
324/1Zedelemekten ve engellemekten kaçınma
324/2Kişisel ilişki hakkı reddedilebilir veya alınabilir
324/3Velayet değiştirilebilir
Kaynağı7343 s.K. m.38 — 24.11.2021
ZorunlulukKararda taraflara ihtar edilir
SınırÇocuğun menfaatine aykırı olmamak

Hakkın Niteliği: TMK m.323

Bilgi talebinin dayandırılacağı asıl hüküm, kişisel ilişki hakkını kuran maddedir.

TMK m.323: ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.

Kimin hakkı? Bu hak yalnız ebeveynin değil, çocuğun da hakkıdır ve ancak çocuğun üstün yararı gerektirdiğinde kısıtlanabilir veya kaldırılabilir.

Velayetin uzantısı değildir. Öğretide, çocukla kişisel ilişki kurma hakkının temellerinin kan bağına dayanan ana baba ilişkisinde aranmasının doğru olmadığı gibi, bu hakkı velayet hakkının uzantısı olarak nitelendirmenin de doğru olmadığı kabul edilir. Hak, ana baba ve çocuğun doğrudan doğruya kendi kişilikleri itibarıyla sahip oldukları bir haktır.

Neden önemli? Bu nitelendirme, velayeti olmayan ebeveynin talebinin “velayet hakkı yok, o hâlde yetkisi de yok” biçiminde reddedilemeyeceğini gösterir. Kişisel ilişki hakkı bağımsız bir haktır.

Yüküm-hak niteliği. m.323, m.322 ile birlikte ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin ilgili hükümleri karşısında değerlendirildiğinde, bir yüküm-hak olarak nitelendirilir. Yani ebeveyn için yalnız bir yetki değil, aynı zamanda bir sorumluluktur.

Kapsamı. Hak, evlilik içi, evlilik dışı ya da evlat edinilen çocukların tümü bakımından söz konusudur.

Uygulamadaki sınır. Kişisel ilişki kurma hakkı, velayet hakkı gibi kapsayıcı değildir; çocuğun yaşamına müdahale etme yetkisi vermez. Bilgi talebinin de bu çerçevede — müdahale değil, bilgilenme olarak — kurulması gerekir.

KonuKural
Dayanakm.323 — uygun kişisel ilişki
Kimin hakkıEbeveynin ve çocuğun
NiteliğiVelayetin uzantısı değil; bağımsız
KaynağıKişilik hakkı
KapsamEvlilik içi, dışı, evlatlık
SınırıÇocuğun yaşamına müdahale vermez

Yetki ve Rıza Kuralı: TMK m.326

Talebin nereye yöneltileceği ve düzenleme yapılmadan önce ne yapılabileceği bu maddede gösterilmiştir.

TMK m.326/1: kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili bütün düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.

Buradaki “de” sözcüğü belirleyicidir: bu yetki ek bir seçenektir, tek seçenek değil.

m.326/2: boşanmaya ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki kuralları saklıdır. Yani boşanma dosyası devam ediyorsa TMK m.168‘deki kural işlemeye devam eder.

Sonuç. Velayeti olmayan ebeveyn, düzenleme talebini ya boşanma dosyasının görüldüğü mahkemeye ya da çocuğun oturduğu yer mahkemesine yöneltebilir. Çocuk taşınmışsa bu ikinci seçenek pratik kolaylık sağlar.

m.326/3 — kritik rıza kuralı: çocuk ile kişisel ilişkiye yönelik bir düzenleme yapılıncaya kadar, velâyet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz.

Bu fıkra çok önemlidir. Mahkeme kararı bulunmadığı sürece, velayeti olmayan ebeveyn kendi başına hareket edemez. Okula giderek bilgi istemek, çocuğu okuldan almak ya da kendi belirlediği bir takvimle görüşmek bu kurala aykırıdır.

Doğru yol. Bu nedenle çözüm, fiilî girişimlerde değil hükümde aranmalıdır: kişisel ilişki kararının kapsamına, bilgilenmeye ilişkin düzenlemenin de açıkça yazdırılması gerekir.

Görev. Bu davalar aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar ve kararında bu sıfatı belirtir.

KonuKural
Ek yetkiÇocuğun oturduğu yer (m.326/1)
Saklı kurallarBoşanma ve birliğin korunması (m.326/2)
Düzenleme yoksaRıza dışında kurulamaz (m.326/3)
Fiilî girişimKurala aykırıdır
Doğru yolTalebi hükme yazdırmak
Görevli mahkemeAile mahkemesi

Üçüncü Kişilerin Durumu: TMK m.325

Aynı ihtiyaç büyükanne ve büyükbaba bakımından da doğar; kanun bunu ayrı ve daha dar bir çerçevede düzenlemiştir.

TMK m.325/1: olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir.

İki şart birlikte aranır: olağanüstü hâlin varlığı ve ilişkinin çocuğun menfaatine uygunluğu.

“Olağanüstü hâl” dar yorumlanır. İçtihatta bu kavram sınırlı tutulmuştur. Kapsamda kabul edilen hâller arasında; ebeveynlerden birinin ölümü, gaipliği, velayetinin kaldırılmış olması veya çocuğun uzun süre büyükanne ve büyükbabası yanında büyümüş olması sayılabilir. Buna karşılık salt torun sevgisi ve akrabalık bağı yeterli değildir.

Ek bir değerlendirme ölçütü. Ebeveynin çocukla kurulan kişisel ilişkisi zaten devam ediyorsa, büyükanne ve büyükbabanın torunu o görüşme günlerinde görme imkânı bulunduğu da değerlendirmede gözetilir.

Sınırlamalar kıyasen uygulanır — m.325/2: ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır. Yani büyükanne veya büyükbaba da çocuğun huzurunu tehlikeye atarsa ya da velayet sahibine karşı çocuğu kışkırtırsa, hakkı reddedilir veya kaldırılır.

Bilgi talebi bakımından sonuç. Üçüncü kişilerin bilgi talebi, ebeveyne göre çok daha dar bir zemine dayanır; önce olağanüstü hâl ortaya konmalıdır.

KonuKural
Şart — 1Olağanüstü hâl
Şart — 2Çocuğun menfaatine uygunluk
KapsamdaÖlüm, gaiplik, velayetin kaldırılması
Kapsam dışıSalt akrabalık bağı
Ek ölçütEbeveynin görüşmesi devam ediyorsa
SınırlamalarKıyasen uygulanır (m.325/2)

En Etkili Çözüm: Talebi Hükme Yazdırmak

Bu tablodan çıkan pratik sonuç nettir: idarî kurumlarla tartışmak yerine, ihtiyacı mahkeme kararının kapsamına sokmak gerekir.

Dava sürüyorsa. Kişisel ilişki talebi yazılırken yalnız gün ve saat değil, bilgilenmeye ilişkin düzenleme de istenmelidir: çocuğun okul bilgilerine, sağlık durumuna ve yerleşim yeri değişikliğine ilişkin bilgilerin paylaşılması ve — uygunsa — velayeti olmayan ebeveynin bu kurumlardan doğrudan bilgi alabilmesi.

Talebin dayanağı. Dilekçede m.323‘teki “uygun kişisel ilişki” ifadesi ile m.324/1‘deki “çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınma” yükümlülüğü birlikte gösterilmelidir.

Karar kesinleşmişse — TMK m.183. Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Maddedeki “gibi” sözcüğü sayımın sınırlayıcı olmadığını gösterir; bilgi paylaşımının sistematik biçimde engellenmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir.

Kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi. Mevcut düzenleme ihtiyacı karşılamıyorsa, yeniden düzenleme talebiyle dava açılabilir. Yetki bakımından m.326 uygulanır.

Danışmanlık tedbiri. Çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemlerinin yürütüldüğü mevzuatta, işlemlerin çocuğun üstün yararını koruyacak şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla, müdürlüğün önerisi üzerine aile mahkemesince çocuk, hak sahibi veya yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasına karar verilebileceği öngörülmüştür. İletişim sorunlarının sürdüğü dosyalarda bu yol da gündeme getirilebilir.

Velayet değişikliği son çaredir. m.324/3’teki yaptırım mevcut olmakla birlikte, kararın ölçütü yine çocuğun menfaatidir. Bu nedenle önce kayıt üretmek gerekir: taleplerin yazılı yapılması, cevapsız bırakılmaların belgelenmesi ve engellemenin süreklilik kazandığının gösterilmesi.

DurumYapılacak
Dava sürüyorsaTalebi hükme yazdırmak
Dayanakm.323 ve m.324/1
Karar kesinleştiysem.183 — yeni olgu
Yetkim.326 — çocuğun oturduğu yer de
Ek yolDanışmanlık tedbiri
Velayet değişikliğim.324/3; süreklilik gösterilmeli

Sıkça Sorulan Sorular

Bilgi alma hakkı TMK 324’te mi düzenlenmiş?

Hayır. TMK 324, kişisel ilişkinin sınırlarını ve engelleme yasağını düzenler; üçüncü kişilerden bilgi alma hakkına ilişkin bir hüküm içermez. Türk Medeni Kanunu’nda bu hakkı açıkça düzenleyen bir madde bulunmamaktadır.

Öğretide farklı bir görüş var mı?

Var. Öğretide, İsviçre Medenî Kanunu’ndaki karşılığının Türk Medeni Kanunu’na alınmamış olmasına rağmen velayet hakkı olmayan tarafın çocuğun sağlığı için doktordan, eğitimi için öğretmeninden bilgi alabilmesinin kabul edilmesi gerektiği savunulmaktadır. Ancak bu bir öneridir, yürürlükteki kural değil.

Okul bilgi vermezse hukuka aykırı davranmış olur mu?

Kural olarak hayır. Kamu Denetçiliği Kurumu 2026 yılında bu yönde bir başvuruyu reddetmiş; idarenin mahkeme kararı olmaksızın velayet hakkı tanınan tarafın iradesi aksine işlem yapma yetkisinin bulunmadığını belirtmiştir.

Neden bu kadar katı davranılıyor?

İki sebep var. Birincisi velayetin karar yetkisini velayet sahibine vermesi. İkincisi çocuğun eğitim ve sağlık bilgilerinin kişisel veri niteliğinde olması; sağlık verileri ayrıca özel nitelikli kişisel veri kapsamındadır.

En etkili çözüm nedir?

Bilgi alma yetkisinin baştan mahkeme kararında düzenletilmesi. Karara bağlanmış bir yetki kurumlar nezdinde doğrudan sonuç doğurur; idare mahkeme kararına uymak zorundadır. Bu talep dava sırasında ileri sürülmezse sonradan ayrıca dava açmak gerekir.

Boşanma davasında tam olarak ne istemeliyim?

Üç hususu: çocuğun eğitim ve sağlık durumu hakkında bilgi alma yetkisi, okul veli toplantılarına katılım ve acil sağlık durumlarında haberdar edilme. Bunların hükümde açıkça yer alması sonradan tartışma konusu olmalarını önler.

Karar zaten kesinleşti, ne yapabilirim?

Önce velayet sahibinden yazılı muvafakat almayı deneyin; anlaşmazlık yoksa en hızlı çözümdür. Sonuç alamazsanız kişisel ilişkiye karar veren aile mahkemesine başvurun ve talebi somutlaştırın: hangi bilgi, hangi kurumdan, hangi sıklıkla.

Bilgi vermeyi reddeden velayet sahibi velayetini kaybeder mi?

Tek başına kaybetmez. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-1890 E., 2019/1123 K. sayılı kararına göre kişisel ilişkiyi sürekli ve nedensiz engelleme velayetin değiştirilmesi sebebidir. Bilgi paylaşımının reddi, böyle bir davranış örüntüsünün parçasıysa aleyhe değerlendirilir.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Çocuğunuzun üstün yararı için dosyanızı birlikte hazırlayalım

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Bu içerik Aile ve Boşanma Hukuku alanındadır.

Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk