Konkordatoda Kayyım ve Konkordatonun Denetimi (İİK 306/2)
29 Haziran 2026

Konkordatoda Kayyım ve Konkordatonun Denetimi (İİK 306/2)

Mahkeme, tasdik ettiği konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak amacıyla gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirleri alabilir ve bu kapsamda bir kayyım tayin edebilir (İİK m. 306/2). Kayyım, borçlunun projeye uygun hareket edip etmediğini izler ve mahkemeyi bilgilendirir.

Konkordato sonrası denetim ve kayyım süreci için destek mi istiyorsunuz?

Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Tasdik Sonrası Denetim İhtiyacı

Konkordatonun tasdik edilmesi sürecin sonu değildir; asıl önemli olan, tasdik edilen projenin fiilen uygulanmasıdır. Borçlu, kabul edilen ödeme planını ve taahhütleri yerine getirmek zorundadır. İşte bu uygulamanın denetimi için kanun mahkemeye tedbir alma yetkisi vermiştir.

Mahkemenin Alabileceği Tedbirler

İİK m. 306/2 uyarınca mahkeme, tasdik ettiği konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için konkordatonun;

  • gözetimi (sürecin izlenmesi),
  • yönetimi (işletmenin belirli işlemlerinin denetlenmesi),
  • tasfiyesi (özellikle malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme)

konularında görev yapacak bir kayyım tayin edebilir. Bu tayin mahkemenin takdirine bırakılmıştır; her dosyada zorunlu değildir.

Kayyımın Görevleri

Kayyım, konkordatonun uygulanma sürecinde borçlunun faaliyetlerini ve ödemelerini izler; projeye aykırı bir durum tespit ederse mahkemeyi bilgilendirir. Böylece alacaklıların, tasdik edilen koşulların fiilen hayata geçtiğine dair güvencesi pekişir.

Kayyım ile Komiser Arasındaki Fark

İkisi karıştırılmamalıdır: komiser, mühlet ve tasdik sürecinde (tasdik kararına kadar) görev yapan, projeyi hazırlatıp denetleyen ve alacaklılar toplantısını yöneten görevlidir. Kayyım ise tasdik kararından sonra, konkordatonun uygulanmasını gözetmek üzere atanabilen görevlidir. Komiserin görevi tasdikle büyük ölçüde sona ererken, kayyımın görevi uygulamanın denetimine ilişkindir.

Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordatoda Tasfiye

Özellikle malvarlığının terki suretiyle konkordatoda, borçlunun malvarlığının paraya çevrilmesi veya üçüncü kişiye devri sürecinde tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu görev alır. Bu süreçte mahkemenin atadığı görevliler, tasfiyenin şeffaf ve plana uygun yürütülmesini sağlar.

Konkordatonun uygulanmasını güvenle yürütmek için yanınızdayız

Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Kayyımın Somut Yükümlülüğü: İki Ayda Bir Rapor

Kayyım tayin edildiğinde görevi soyut bir “gözetim” değildir; kanun ona düzenli ve konusu belirli bir raporlama yükü getirir.

Sıklık: kayyım, iki ayda bir tasdik kararını veren mahkemeye rapor verir.

Raporun konusu iki başlıkta belirlenmiştir: borçlunun işletmesinin durumu ve proje uyarınca borçlarını ödeme kabiliyetini muhafaza edip etmediği.

Ve alacaklı için en önemli hüküm şudur: alacaklılar bu raporu inceleyebilirler. Yani kayyım raporu, mahkeme ile kayyım arasında kalan bir iç yazışma değildir.

Pratik sonucu büyüktür: tasdikten sonra borçlunun projeye uyup uymadığını takip etmenin en doğrudan ve belgeli yolu bu raporlardır. Ödeme aksamalarının, ciro düşüşünün veya kaynak öngörülerindeki sapmaların ilk görüneceği yer burasıdır.

Alacaklı için davranış: tasdik kararında kayyım tayin edilip edilmediğini öğrenin; edilmişse rapor dönemlerini takvime alın ve raporları düzenli inceleyin. Fesih talebinde bulunmanız gerekirse, dayanağınızı bu raporlar oluşturur.

Proje Yerine Getirilmezse: Kısmen Fesih (İİK m.308/e)

Kayyımın izlediği şey tam olarak budur: borçlunun ödeme planına uyup uymadığı. Uymadığında alacaklının elindeki ilk araç kısmen fesihtir.

Kural: kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı, konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte, konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir.

“Kendisi hakkında” ifadesi belirleyicidir: fesih yalnızca talepte bulunan alacaklı bakımından sonuç doğurur; konkordato diğer alacaklılar için ayakta kalır.

Eşik düşüktür: doktrinde belirtildiği üzere bu davanın açılabilmesi için vadesi gelmiş taksitlerden birinin ödenmemesi yeterlidir. Projenin tümüyle çökmesi beklenmez.

Kanun yolu süresi iki haftadır. Fesih talebi üzerine verilecek hükme karşı kanun yolu süresi, 7499 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından on günden iki haftaya çıkarılmıştır. İnternette ve eski tarihli kaynaklarda geçen “on gün” bilgisi bu tarihten sonraki kararlar için geçerli değildir.

Fesihten Sonra Alacaklının Konumu Güçlenir

Kısmen feshin sonucu, alacaklıyı konkordato öncesine döndürmekten ibaret değildir.

Kazanılmış haklar korunur: fesih kararı verilmesi hâlinde alacaklının konkordato uyarınca kazandığı haklar saklı kalır. Alacaklı kendisine verilmiş olan teminatı muhafaza eder; kendisi için bankaya para yatırılmışsa bu para üzerinde rüçhan hakkı bulunur. Rehinli alacaklılar da aynı haktan yararlanır.

Ve tahsil yolu kolaylaşır: Yargıtay içtihatları uyarınca borçlu tarafından konkordatoda kabul edilen alacaklar, ilamla belirlenen alacaklar statüsündedir. Bu kabulün dayanağı, borçlunun kayıtsız şartsız borç ikrarının konkordatonun tasdiki üzerine mahkemece tescil edilmiş olmasıdır.

Pratik sonuç: alacağı borçlu tarafından kabul edilmiş olan alacaklı, alacağının tamamını ilamlı icra takibi yoluyla isteyebilir. Yani ilamsız takip ve itiraz aşamasıyla uğraşmaz.

Alacağın tasdik kararında nasıl tespit edildiği için konkordatonun tasdiki şartları nelerdir? (İİK 305) sayfamıza bakabilirsiniz.

Tamamen Fesih: Kötü Niyet Hâli (İİK m.308/f)

Kısmen fesih bireysel bir çözümdür; kanun bir de konkordatonun tümüyle ortadan kaldırılmasını öngörür.

Kural: her alacaklı, kötü niyetle sakatlanmış konkordatonun feshini, tasdik kararını vermiş olan mahkemeden isteyebilir.

Ölçüt kötü niyettir: ödeme yapılmaması tek başına yeterli değildir; konkordatonun kötü niyetle sakatlanmış olması aranır. Örneğin alacak tablosunun gerçeğe aykırı sunulması, nisabın yapay biçimde oluşturulması veya malvarlığının gizlenmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.

Sonuç ilan edilir: konkordatonun tamamen feshi kararı kesinleştiğinde durum İİK m.288 uyarınca ilân edilir ve ilgili yerlere bildirilir.

Farkı özetlemek gerekirse: kısmen fesih talep eden alacaklıyı korur ve konkordato ayakta kalır; tamamen fesih ise konkordatonun bütün alacaklılar bakımından ortadan kalkması sonucunu doğurur.

Rehinli Alacaklı İçin Ayrı Fesih İmkânı

Rehinli kanatta yapılan anlaşmalar da yerine getirilmezse, kanun paralel bir imkân tanır.

Kural: yapılan anlaşmaya uygun olarak kendisine karşı ifada bulunulmayan her rehinli alacaklı, tasdik kararını veren mahkemeye başvurarak o rehinli alacağa ilişkin anlaşmayı feshettirebilir.

Yapı kısmen fesihle aynıdır: fesih, yalnızca ilgili rehinli alacak bakımından sonuç doğurur; diğer rehinli alacaklılarla yapılan anlaşmalar ayakta kalır.

Rehinli alacaklı için pratik sonuç: müzakere sonucunda kabul ettiğiniz anapara indirimi, faiz indirimi veya vadelendirme, borçlu tarafından uygulanmazsa bağlayıcı olmaktan çıkar. Bu, müzakerede yapılan tavizin karşılıksız kalmasını önleyen bir güvencedir.

Rehinli kanadın müzakere düzeni ve üçte iki nisabı için konkordatoda rehinli alacaklılarla müzakere ve yapılandırma (İİK 308/h) sayfamıza bakınız.

Kayyım Atanmadıysa Denetim Nasıl Yürür?

Kayyım tayini mahkemenin takdirindedir ve her dosyada yapılmaz; bu hâlde alacaklının araçları değişir.

Kayyım yoksa periyodik rapor da yoktur. İki ayda bir sunulan ve alacaklılarca incelenebilen bir belge bulunmadığından, borçlunun projeye uyup uymadığını izlemek alacaklının kendi takibine kalır.

Bu durumda izlenmesi gerekenler şunlardır: kendinize yapılması gereken ödemelerin vadesinde gerçekleşip gerçekleşmediği; borçlunun ticari faaliyetine dair kamuya açık göstergeler; ve varsa diğer alacaklılarla bilgi paylaşımı.

Aksama hâlinde yol aynıdır: vadesi gelmiş taksitlerden birinin ödenmemesi, kısmen fesih talebi için yeterli görülmektedir. Kayyım raporu bulunmaması bu hakkı ortadan kaldırmaz; yalnızca ispatı alacaklının kendi belgelerine bırakır.

Bu nedenle kayıt tutmak önemlidir: ödeme planındaki vade tarihleri, yapılan kısmi ödemeler, banka dekontları ve borçluya gönderilen ihtarlar, fesih davasının dayanağını oluşturur.

Tasdik Kararını Okurken Nelere Bakmalı?

Tasdikten sonraki bütün haklar, kararın içeriğine dayanır; bu nedenle kararın dikkatle okunması gerekir.

1. Vazgeçme oranı ve ödeme takvimi. Kararda alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği ve borçlunun borçlarını hangi takvim çerçevesinde ödeyeceği gösterilir. Fesih talebinin dayanağı olan “vadesi gelmiş taksit”, bu takvimden çıkar.

2. Kayyım tayin edilmiş mi? Edilmişse rapor dönemlerini takvime alın ve inceleme hakkınızı kullanın.

3. Alacağınız nasıl tespit edilmiş? Borçlu tarafından kabul edilen alacaklar, Yargıtay uygulamasında ilamla belirlenen alacak statüsünde görüldüğünden, kabulün karara nasıl yansıdığı ileride ilamlı takip imkânınızı belirler.

4. Rehinli alacaklıysanız kendi kanadınızdaki anlaşmanın veya ödeme planının karara dâhil edilip edilmediğini kontrol edin.

5. Bağlayıcılık ne zaman doğuyor? Konkordato kural olarak tasdik kararıyla bağlayıcı hâle gelir; projede bağlayıcılığın kararın kesinleşmesine bağlandığı da kararlaştırılabilir. Bu tercih, mühlet etkilerinin ne zamana kadar süreceğini belirler.

Tasdik Sonrası Denetim Zinciri: Kim, Neyi İzler?

Tasdikten sonra süreci izleyen tek bir organ yoktur; birbirini tamamlayan bir zincir vardır.

Kayyım (varsa): borçlunun işletme durumunu ve ödeme kabiliyetini izler, iki ayda bir mahkemeye rapor verir. Raporlar alacaklılarca incelenebilir.

Alacaklı: kendisine yapılması gereken ödemeleri takip eder; aksama hâlinde kısmen fesih yoluna başvurabilir.

Mahkeme: kayyım raporlarını değerlendirir ve fesih taleplerini karara bağlar.

Komiserin görevi bu aşamada sona ermiştir: komiser mühlet ve tasdik sürecinde görev yapar; tasdik kararıyla birlikte görevi büyük ölçüde biter. Kayyım ise tasdikten sonra devreye girer. İkisinin karıştırılmaması, doğru mercie başvurmak bakımından önemlidir: konkordato komiseri kimdir? görev ve yetkileri (İİK 290).

Alacaklılar kurulunun rolü de tasdike kadardır: kurul, mühlet sürecinde komiseri denetler ve mahkemeye görüş bildirir: konkordatoda alacaklılar kurulu: oluşumu ve görevleri. Tasdik aşamasının işleyişi için konkordato tasdik duruşması ve karara itiraz (İİK 304) sayfamıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Konkordatoda kayyım nedir?

Mahkemenin, tasdik ettiği konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gözetim, yönetim ve tasfiye amacıyla atayabileceği görevlidir (İİK m. 306/2).

Kayyım atanması zorunlu mu?

Hayır. Kayyım tayini mahkemenin takdirine bırakılmıştır; her konkordato dosyasında zorunlu değildir.

Kayyımın görevi nedir?

Konkordatonun uygulanma sürecinde borçlunun faaliyet ve ödemelerini izlemek, projeye aykırılık hâlinde mahkemeyi bilgilendirmektir.

Kayyım ile komiser aynı şey mi?

Hayır. Komiser tasdik kararına kadar süreci yürütür; kayyım ise tasdikten sonra konkordatonun uygulanmasını gözetmek üzere atanabilir.

Malvarlığının terkinde kim tasfiye yapar?

Malvarlığının terki suretiyle konkordatoda tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu görev alır; mahkeme denetiminde malvarlığı paraya çevrilir veya devredilir.

Kayyımın masrafı kim tarafından karşılanır?

Konkordato sürecine ilişkin gider ve ücretler kural olarak borçlunun yatırdığı avans ve kaynaklardan karşılanır; ayrıntı dosyaya ve mahkeme kararına göre belirlenir.

Kayyım ne sıklıkla rapor verir ve raporu görebilir miyim?

Kayyım, borçlunun işletmesinin durumu ve proje uyarınca borçlarını ödeme kabiliyetini muhafaza edip etmediği konusunda iki ayda bir tasdik kararını veren mahkemeye rapor verir. Kanun açıkça alacaklıların bu raporu inceleyebileceğini öngörmüştür.

Borçlu taksitleri ödemezse ne yapabilirim?

İİK m.308/e uyarınca kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı, kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir. Doktrinde bu dava için vadesi gelmiş taksitlerden birinin ödenmemesinin yeterli olduğu belirtilmektedir.

Kısmen fesih kararı konkordatoyu tümüyle ortadan kaldırır mı?

Hayır. Fesih yalnızca talepte bulunan alacaklı bakımından sonuç doğurur; konkordato diğer alacaklılar için ayakta kalır. Konkordatonun tümüyle ortadan kalkması için İİK m.308/f kapsamında tamamen fesih gerekir.

Fesih talebine ilişkin karara karşı kanun yolu süresi nedir?

İki hafta. Bu süre 7499 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından on günden iki haftaya çıkarılmıştır; eski tarihli kaynaklardaki “on gün” bilgisi bu tarihten sonraki kararlar için geçerli değildir.

Fesihten sonra alacağımı nasıl tahsil ederim?

Yargıtay içtihatları uyarınca borçlu tarafından konkordatoda kabul edilen alacaklar, ilamla belirlenen alacaklar statüsündedir; dayanağı borçlunun kayıtsız şartsız borç ikrarının tasdik üzerine mahkemece tescil edilmesidir. Bu nedenle alacağı kabul edilmiş alacaklı, alacağının tamamını ilamlı icra takibi yoluyla isteyebilir.

Fesih hâlinde teminatım ne olur?

Alacaklının kazanılmış hakları korunur: kendisine verilmiş olan teminatı muhafaza eder ve kendisi için bankaya para yatırılmışsa bu para üzerinde rüçhan hakkı bulunur. Rehinli alacaklılar da aynı haktan yararlanır.

Tamamen fesih hangi hâlde istenebilir?

İİK m.308/f uyarınca her alacaklı, kötü niyetle sakatlanmış konkordatonun feshini tasdik kararını vermiş olan mahkemeden isteyebilir. Karar kesinleştiğinde durum İİK m.288 uyarınca ilân edilir ve ilgili yerlere bildirilir.

Post by Av. Fatma Öztürk