TMK 407 Kısıtlama Sebepleri ve Vesayet Kararı Rehberi
10 Temmuz 2026

TMK 407 Kısıtlama Sebepleri ve Vesayet Kararı Rehberi

Türk hukukunda kişinin fiil ehliyetinin sınırlandırılması ve gerektiğinde vasi atanması, Türk Medeni Kanunu (TMK) vesayet hükümleriyle düzenlenmiştir. Kısıtlama sebepleri TMK 405-408 arasında sınırlı sayıda gösterilmiş olup her ergin ancak bu maddelerde sayılan hâllerden birinin varlığında kısıtlanabilir. Kısıtlama kararı, kural olarak kısıtlanacak kişinin yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesince verilir ve karar kesinleştikten sonra hem yerleşim yerinde hem de nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur. Bu yazıda TMK 405 akıl hastalığı ve akıl zayıflığı, TMK 406 savurganlık ve bağımlılık, 7499 sayılı Kanun ile güncellenen TMK 407 hükümlüye kısıtlama ile TMK 408 istem üzerine kısıtlama başlıklarını uygulama ayrıntılarıyla birlikte inceliyoruz.

Kısaca: Kısıtlama sebepleri kanunda sınırlı sayıdadır: akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (TMK m.405), savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı veya kötü yönetim (m.406), hapis cezasının infazı (m.407) ve kişinin kendi isteği (m.408). Hükümlüler bakımından kural 12 Mart 2024 itibarıyla değişti: 7499 sayılı Kanunla yeniden yazılan m.407’ye göre hükümlü artık kendiliğinden değil, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır; isteği olmadan kısıtlama ancak toplam beş yıl ve üzeri hapis cezasında ve koruma ihtiyacı varsa mümkündür. Karar yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesince verilir, kesinleşince ilan edilir.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Kısıtlama Nedir, Kimleri İlgilendirir?

Kısıtlama (hacir); ergin bir kişinin, kanunda gösterilen sebeplerden biri sebebiyle fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla sınırlandırılması ve kendisine bir vasi ya da uygun görüldüğünde kayyım atanmasıdır. Kısıtlama kararının verilebilmesi için kişinin ergin olması, kanuni sebeplerden birinin somut olayda gerçekleşmesi ve yargılama sonunda mahkemenin bu yönde bir hüküm kurması gerekir. TMK 405-408 arasındaki dört temel sebep şunlardır:

  • Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (TMK m.405).
  • Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, malvarlığının kötü yönetilmesi (TMK m.406).
  • Ceza infaz kurumunda bulunma sebebiyle isteğe bağlı veya belirli koşullarda isteğe bağlı olmayan kısıtlama (TMK m.407).
  • Yaşlılık, sakatlık, deneyimsizlik, ağır hastalık gibi sebeplerle kişinin kendi talebiyle kısıtlanması (TMK m.408).

Kısıtlama kararı; kişinin sözleşme yapma, mirası kabul veya reddetme, taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma gibi hukuki işlemlerinin geçerliliğini doğrudan etkiler. Bu nedenle sadece kişi ehliyeti değil, aile bireylerinin ve üçüncü kişilerin hukuki güvenliği de bu kararın kapsamına girer.

TMK 405 Akıl Hastalığı ve Akıl Zayıflığı

TMK m.405/1’e göre akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Sadece akıl hastalığı ya da zayıflığının bulunması yetmez; bu durumun aşağıdaki üç sonuçtan birine yol açması aranır:

  • Kişinin günlük işlerini görememesi.
  • Korunma ve bakım için başkasının sürekli yardımına ihtiyaç duyulması.
  • Kişinin başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması.

TMK m.409/2 uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya, ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir. Tek hekim imzalı rapor ya da özel muayenehane raporu bu şartı karşılamaz; kanun «ancak» kelimesini kullandığı için resmî sağlık kurulu raporu alınmadan verilen kısıtlama kararı kanuna açıkça aykırıdır. Hâkim, karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.

TMK 406 Savurganlık, Bağımlılık ve Kötü Yaşama Tarzı

TMK m.406’ya göre savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu sebeple devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır. Bu sebepte iki temel unsur birlikte aranır:

  • Sayılan hâllerden birinin (savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama, kötü yönetim) somut olarak varlığı.
  • Kişinin kendisini veya ailesini darlık, yoksulluk ya da bakıma muhtaçlık gibi somut bir tehlikeye sürüklemesi.

Örneğin sırf ölçüsüz harcama tek başına yeterli görülmez; bu davranışın aile ekonomisini çökertecek boyutta olduğunun delillerle ortaya konması beklenir. TMK m.409/1 gereğince bu sebeplere dayalı kısıtlamada ilgili kişi dinlenmeden karar verilemez. Bağımlılığın boşanma, velayet ve koruma tedbirleri bakımından sonuçları için eşim uyuşturucu kullanıyor yazımıza bakılabilir.

TMK 407 Hükümlüye Kısıtlama: 7499 Sayılı Kanun ile Gelen Güncel Düzenleme

tmk 407 kısıtlama kuralı 2024 yılı itibarıyla köklü biçimde değişmiştir. Anayasa Mahkemesi, 22.03.2023 tarih ve 2022/105 E., 2023/54 K. sayılı kararıyla (RG 23.06.2023, Sayı 32230; iptal yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girecek şekilde), “bir yıl veya daha uzun süreli hapse mahkûm olan her erginin kendiliğinden kısıtlanması” hükmünü, ayırt etme gücüne sahip ve işlerini yürütebilecek durumda bulunan hükümlülerin haklarının orantısız biçimde sınırlanması gerekçesiyle iptal etmiştir. Bu iptal kararının ardından 12.03.2024 tarihli 32487 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7499 sayılı Kanunun 5. maddesi ile TMK m.407’ye yeni bir metin getirilmiştir; aynı Kanunun 8. maddesi vesayetin sona ermesine ilişkin m.471’i de değiştirmiştir.

Güncel düzenlemeye göre:

  • Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.
  • Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı için ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir.
  • Cezayı yerine getirmekle görevli makam, hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir; vesayet makamı da karar vermeden önce hükümlüyü dinler.

Böylece eski dönemdeki “1 yıl ve üzeri hapis = otomatik kısıtlama” mantığı terk edilmiş, hükümlünün iradesi ve somut korunma ihtiyacı öne çıkarılmıştır. Konunun uygulama ayrıntıları için hükümlüye vasi ve kayyım tayininin zorunlu olup olmadığı başlıklı rehberimize bakabilirsiniz.

TMK 408 İstem Üzerine Kısıtlama

TMK m.408 uyarınca yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir. Bu sebep, kişinin kendi iradesine dayalı bir vesayet başvurusudur. Talep sahibinden, ileri sürdüğü olguları belge ve delillerle ortaya koyması beklenir; mahkeme, sadece beyanla yetinmeyip somut ispat aranan bir değerlendirme yapar. TMK m.409/1 gereği bu sebepte de ilgili dinlenmeden karar verilemez.

Kısıtlama Davası Süreci: Yetkili Mahkeme, Rapor ve Dinlenme

Kısıtlama ve vasi atanmasına ilişkin işlemler basit yargılama usulü hâkim vasıflarını taşıyan çekişmesiz yargı işi niteliğindedir. Sürecin ana adımları şunlardır:

  • Görevli ve yetkili mahkeme: Kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi görev ve yetkilidir (TMK m.411).
  • Bildirim ve resen inceleme: Vesayeti gerektiren bir hâlin varlığını öğrenen resmî makamlar, memur ve idareciler ile aile bireyleri durumu vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.
  • Sağlık kurulu raporu: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında resmî sağlık kurulu raporu şarttır (TMK m.409/2).
  • Kişinin dinlenmesi: Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama, kötü yönetim ve kendi talebiyle kısıtlamada ilgili dinlenmedikçe karar verilemez (TMK m.409/1). Akıl hastalığında ise hâkimin kurul raporunu değerlendirerek kişiyi dinleyebileceği düzenlenmiştir.
  • Karar ve ilan: Kısıtlama kararı kesinleştikten sonra hem kısıtlının yerleşim yerinde hem de nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir (TMK m.410).

Ceza infaz kurumundaki hükümlülere ilişkin başvurularda ise infaz kurumu ile vesayet makamı arasındaki bildirim süreci, TMK m.407 uyarınca özel biçimde işler. Tutukluluk hâline ilişkin uygulama sorularınız varsa infaz sürecinde vasi ve kayyım tayini başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Vasi Atanması ve Vesayet Makamının Denetimi

Kısıtlama kararıyla birlikte vesayet makamı, TMK m.413 uyarınca vasi olarak “bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini” atar. Haklı sebep engel olmadıkça vasiliğe kısıtlının eşi veya yakın hısımlarından biri, oturdukları yerin yakınlığı ve kişisel ilişkileri göz önünde tutularak öncelikli olarak atanır. Vasi göreve başladıktan sonra:

  • Kısıtlının malvarlığını yönetir, kişisel işlerini yürütür ve onu hukuki işlemlerde temsil eder.
  • Belirli önemli işlemler için TMK m.462 uyarınca vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesi) iznini almak zorundadır: taşınmazların alımı, satımı ve rehnedilmesi, ödünç verme ve alma, dava açma, sulh olma ve tahkim, mirasın paylaştırılması sözleşmeleri gibi (tam liste aşağıdaki tabloda).
  • Daha nitelikli işlemlerde ise TMK m.463 uyarınca ayrıca denetim makamının (asliye hukuk mahkemesi) izni gerekir: evlat edinme, vatandaşlık işlemleri, kişisel sorumluluk gerektiren şirket ortaklıkları, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, mirasın kabulü veya reddi gibi.
  • Vasi, hesap dönemleri sonunda vesayet makamına hesap verir; görev süresi kural olarak iki yıldır ve uzatılabilir.

Vesayet makamı gerekli gördüğünde vasiyi görevden alabilir ya da yeni bir vasi atayabilir. Kısıtlama sebebi ortadan kalktığında, vesayet altındaki kişi veya ilgililerin talebi ya da mahkemenin resen incelemesiyle kısıtlılık kararı kaldırılabilir.

TMK m.407’nin Değişimi: Anayasa Mahkemesi İptali ve 7499 Sayılı Kanun

Hükümlülerin kısıtlanmasına ilişkin kural, son yıllarda vesayet hukukunun en çok değişen hükmüdür. Eski metin, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan her ergini, ayırt etme gücü ve işlerini yürütme kabiliyeti ne olursa olsun kısıtlıyordu. Anayasa Mahkemesi 22 Mart 2023 tarihli ve E.2022/105, K.2023/54 sayılı kararıyla bu düzenlemeyi iptal etti; karar 23 Haziran 2023 tarihli ve 32230 sayılı Resmî Gazetede yayımlandı ve iptalin yürürlüğü dokuz ay ertelendi. Bu süre dolmadan kanun koyucu, 12 Mart 2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7499 sayılı Kanunun 5. maddesiyle m.407’yi yeniden yazdı. Aynı Kanunun 8. maddesi de vesayetin sona ermesini düzenleyen m.471’i değiştirdi.

TMK m.407 — eski ve yeni düzen

UnsurEski düzen (2024 öncesi)Yeni düzen (7499 s.K. m.5)
Kısıtlamanın dayanağıBir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyetKesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunma
Kişinin iradesiAranmıyordu; kısıtlama kendiliğinden gündeme geliyorduKural olarak hükümlünün isteği aranır
İstek dışı kısıtlamaHer mahkûmiyetteYalnızca toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasında ve kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülürse
SeçenekVasi atanmasıKısıtlama ve vasi ya da yalnızca kayyım atanması
Bildirimİnfaz makamı vesayet makamına bildirirCezayı yerine getirmekle görevli makam infaza başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir
DinlemeAçık bir dinleme kuralı yoktuVesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler
Kayyımlık hükümleri—Kanunun kayyımlığa ilişkin hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır

Değişikliğin özü, hükümlünün fiil ehliyetinin korunmasıdır. Cezaevinde bulunmak kişiyi işlerini göremez hâle getirmez; vekâletname vermek, bankacılık işlemlerini yakınları aracılığıyla yürütmek veya yalnızca belirli bir iş için kayyım atanmasını istemek çoğu zaman yeterlidir. Kısıtlama, artık bu yolların yetmediği ya da hükümlünün bizzat talep ettiği durumlar için ayrılmış bir araçtır.

Hükümlü İçin İki Yol: İstek Üzerine Kısıtlama ve Beş Yıl Kuralı

Yeni m.407 iki ayrı yol öngörür. Hangisinin uygulanacağı; hükümlünün iradesine, infaz edilen cezaların toplamına ve somut koruma ihtiyacına göre belirlenir.

TMK m.407 kapsamındaki iki yolun karşılaştırması

Ölçütİstek üzerine (m.407, ilk fıkra)İstek olmadan (beş yıl kuralı)
Kimler içinKesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan her erginToplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla kurumda bulunan ergin
BaşlatanHükümlünün kendisiİnfaz makamının bildirimi üzerine vesayet makamı; ilgililerin başvurusu da vesayet makamını harekete geçirebilir
Ek şartYok; istek yeterlidirKişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi
Mahkemenin takdiriKısıtlama veya kayyım atanması arasında seçim yapılabilirKanun «kısıtlanabilir» der; koruma ihtiyacı yoksa kısıtlama zorunlu değildir
DinlemeHükümlü dinlenirHükümlü dinlenir
Hapis sürerken sona erdirme (m.471)Toplam beş yıldan az cezalarda hükümlünün istemi yeterlidirHükümlünün talebi üzerine, koruma sebebinin ortadan kalktığının anlaşılması gerekir

«Toplam» kelimesi önemlidir: birden fazla kesinleşmiş hapis cezasının birlikte infaz edildiği hâllerde beş yıllık eşik, tek bir cezaya değil infaz edilen cezaların toplamına göre değerlendirilir. Hükümlünün yakınları açısından pratik soru genellikle şudur: tapu, banka ve kira işleri için tam bir vesayet mi gerekir, yoksa belirli işler için kayyım yeterli mi? Kayyım atanması fiil ehliyetini kural olarak sınırlamadığı için çoğu dosyada daha ölçülü çözümdür. Bu konudaki başvuru metni için kayyım atanması talebi dilekçesi örneği kullanılabilir.

Hapis Bitince Vesayet Ne Olur? TMK m.471

7499 sayılı Kanunla değiştirilen m.471, hükümlü üzerindeki vesayetin sona ermesini iki ayrı hâle bağlar. Birincisi kendiliğinden sona ermedir: özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Bunun için ayrıca dava açılması veya karar alınması gerekmez. Metindeki «hukuka uygun» kaydı, hükümlünün kurumdan kaçması gibi durumları bu kapsamın dışında bırakır.

İkinci hâl yeni getirilmiştir: hapis hâli devam ederken de vesayet sona erdirilebilir. Toplam beş yıldan az hapis cezasının infazına bağlı kısıtlamalarda bunun için kişinin istemi yeterlidir; toplam beş yıl veya daha fazla cezaya bağlı kısıtlamalarda ise kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması aranır.

Vesayetin sona ermesi — kısıtlama sebebine göre

Kısıtlama sebebiSona erme yoluDayanak
Hapis cezasının infazıHapis hâlinin hukuka uygun sona ermesiyle kendiliğinden; hapis sürerken istem veya koruma sebebinin kalkması üzerine kararTMK m.471
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığıSebebin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi hâlinde kararTMK m.474
Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimKişinin en az bir yıldan beri kısıtlama sebebiyle ilgili şikâyete meydan vermemiş olması şartıyla istem üzerine kararTMK m.475
Kendi isteğiKısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan kalkmasıTMK m.476
Tüm hâller için usulKısıtlı ve ilgililerden her biri vesayetin kaldırılmasını isteyebilir; vesayet makamı karar verirTMK m.472
İlanKısıtlama ilan edilmişse kaldırılması da ilan edilir; fiil ehliyetinin yeniden kazanılması ilana bağlı değildirTMK m.473

Kaldırma başvurusunun nasıl yazılacağı için vesayetin kaldırılması talebi dilekçesi örneği ve vasilik ne zaman sona erer yazılarımıza bakılabilir.

Akıl Hastalığında Rapor ve Gözlem: TMK m.409/2 ve m.436/6

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamada kanun tek bir delile kesin ağırlık verir: resmî sağlık kurulu raporu. TMK m.409/2’ye göre bu sebeple kısıtlamaya ancak böyle bir rapor üzerine karar verilir. Raporun düzenlenebilmesi için gereklilik bulunması hâlinde m.436 hükümleri uygulanır; hâkim karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.

Bu cümlenin de kısa ama hareketli bir geçmişi var. Rapor için kişinin gözlem altına alınmasına imkân veren düzenleme 7196 sayılı Kanunla getirilmişti. Anayasa Mahkemesi 25 Ocak 2023 tarihli ve E.2020/30, K.2023/12 sayılı kararıyla, m.409/2’deki ilgili cümleyi ve m.436/6’da kişinin hekim ön raporu üzerine sağlık kuruluşuna yerleştirilmesine ilişkin kısmı iptal etti; karar 27 Haziran 2023 tarihli ve 32234 sayılı Resmî Gazetede yayımlandı ve dokuz ay sonra yürürlüğe girecek şekilde ertelendi. 7499 sayılı Kanunun 6. ve 7. maddeleri bu hükümleri güvencelerle yeniden düzenledi.

TMK m.436/6 ve m.436/7 — rapor alınması için öngörülen önlemler

ÖnlemKanundaki çerçeve
Biyolojik örnek alınmasıResmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesi amacıyla kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örnekler ile kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilir
Tıbbi müdahaleKişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir
Sağlık kuruluşuna yerleştirmeGerektiğinde hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle
BildirimYerleştirme kararı derhâl ilgiliye ve yakınlarına bildirilir
İtirazİlgili veya yakınları bildirimden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edebilir; itiraz icrayı durdurmaz ve ivedilikle karara bağlanır
Zor kullanmaKararların icrası için gerektiğinde zor kullanılabilir ve sağlık görevlilerinden tıbbi yardım alınabilir (m.436/7)

Tek hekim imzalı rapor, özel muayenehane raporu veya yalnızca ilaç reçeteleri bu şartı karşılamaz. Aile içinde sık yaşanan bir başka sorun da kısıtlama kararı verilmeden önce yapılmış işlemlerin akıbetidir; bu işlemlerin geçerliliği kısıtlama hükümlerine değil, işlem anında ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir. Bu konuda akli meleke raporu nasıl alınır ve ayırt etme gücü olmayan yaşlıya yapılan satış yazılarımız yol gösterir. Kişinin koruma amacıyla bir kuruma yerleştirilmesi ayrı bir kurumdur: koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması (TMK m.432).

Kısıtlama Kararının Hukuki Sonuçları: TMK m.410, m.15 ve m.16

Kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur (TMK m.410/1). İlanın işlevi üçüncü kişileri korumaktır: kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez (m.410/2). Ancak ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır (m.410/3); yani ayırt etme gücü bulunmayan bir kişiyle yapılan işlem, ilan yapılmamış olsa bile TMK m.15 uyarınca kural olarak hukuki sonuç doğurmaz.

Kısıtlının kendi başına yapabileceği işlemlerin sınırını TMK m.16 çizer: ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir. Ayrıca ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludur.

Kısıtlının işlemleri — kim, ne zaman, hangi şartla?

İşlemAyırt etme gücü olan kısıtlıDayanak
Borç altına giren sözleşme (satış, kredi, kefalet)Vasinin rızası olmadan yapamazTMK m.16/1
Bağış kabulü gibi karşılıksız kazanmaRıza gerekmeden yapabilirTMK m.16/1
Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarKendisi kullanabilirTMK m.16/1
Haksız fiilVerdiği zarardan sorumludurTMK m.16/2
Taşınmaz satışı, ödünç, dava açmaVasi yapar; vesayet makamının izni gerekirTMK m.462
Mirasın reddi, ölünceye kadar bakma sözleşmesiVasi yapar; vesayet ve denetim makamının izni gerekirTMK m.463
İlandan önce iyiniyetli kişiyle yapılan işlemKısıtlama bu kişiye karşı ileri sürülemez; ayırt etme gücü yokluğu hâli saklıdırTMK m.410/2-3

Kısıtlama kararından önce yapılmış ve ayırt etme gücü yokluğuna dayanan işlemlerin iptali ayrı bir davadır: ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescil dilekçesi (TMK m.15).

Vasi Kim Olur, Kim Olamaz? TMK m.413-419 ve m.456

Kısıtlama kararıyla birlikte vasi seçimi de dosyanın en çok tartışılan konularından biridir. Kanun bu seçimi hâkimin serbest takdirine bırakmaz; bir öncelik sırası ve açık engeller koyar.

Vasi seçiminde kanuni kurallar

KuralİçeriğiMadde
Genel ehliyetVesayet makamı, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atarTMK m.413
Eş ve hısımların önceliğiHaklı sebepler engel olmadıkça öncelikle eş veya yakın hısımlardan biri atanır; yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler göz önünde tutulurTMK m.414
İlgililerin isteğiHaklı sebepler engel olmadıkça, vesayet altına alınacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği kimse atanırTMK m.415
Vasi olamayacaklarKısıtlılar; kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler; menfaati kişininkiyle önemli ölçüde çatışanlar veya aralarında düşmanlık bulunanlar; ilgili vesayet daireleri hâkimleriTMK m.418
Gecikmeksizin atamaVesayet makamı gecikmeksizin vasi atamakla yükümlüdürTMK m.419/1
Ergin olmayanların kısıtlanmasıGerek duyulduğunda ergin olmayanların da kısıtlanmasına karar verilebilir; karar ergin olduktan sonra sonuç doğururTMK m.419/2
Kısıtlanan ergin çocukKural olarak vesayet altına alınmaz, velayet altında bırakılırTMK m.419/3
Görev süresiVasi kural olarak iki yıl için atanır; süre her defasında ikişer yıl uzatılabilir; dört yıl dolunca vasi, vasilikten kaçınma hakkını kullanabilirTMK m.456

m.419/3 özellikle engelli çocuğu olan aileler için önemlidir: ergin olan çocuk kısıtlandığında kural olarak ayrıca vasi atanmaz, ana ve babanın velayeti devam eder. Yaşlı ebeveyn için süreç ayrıca anlatıldı: yaşlı veya hasta ebeveyn için vasi nasıl atanır. Ağır yaralanma ve uzun süreli tedavi hâllerinde ise ağır maluliyette vasi ve kayyım atanması dilekçesi kullanılabilir.

Vasinin İzin Alması Gereken İşler: TMK m.462 ve m.463

Vasi kısıtlıyı temsil eder ama her işlemi tek başına yapamaz. Kanun iki kademeli bir izin sistemi kurar: bazı işlemler için yalnızca vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesi), daha ağır sonuçlu işlemler için ise vesayet makamının izninden sonra denetim makamının (asliye hukuk mahkemesi) da izni gerekir.

İzin gerektiren işlemlerin tam listesi

BentYalnızca vesayet makamının izni (m.462)Vesayet ve denetim makamının izni (m.463)
1Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulmasıVesayet altındaki kişinin evlât edinmesi veya evlât edinilmesi
2Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesiVatandaşlığa girmesi veya çıkması
3Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleriBir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel sorumluluk gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir sermaye ile şirkete ortak olunması
4Ödünç verme ve almaÖmür boyu aylık veya gelir bağlama veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri
5Kambiyo taahhüdü altına girmeMirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması
6Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleriKüçüğün ergin kılınması
7Vesayet altındaki kişinin bir sanat veya meslekle uğraşmasıVesayet altındaki kişi ile vasi arasında sözleşme yapılması
8Acele hâllerde geçici önlem yetkisi saklı kalmak üzere dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato—
9Mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri—
10Borç ödemeden aciz beyanı—
11Vesayet altındaki kişi hakkında hayat sigortası yapılması—
12Çıraklık sözleşmesi yapılması—
13Bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi—
14Yerleşim yerinin değiştirilmesi—

Bu listedeki işlemlerde izin şartı yerine getirilmeden işlem yapılması, işlemin kısıtlı bakımından geçerliliğini tartışmalı hâle getirir; bu nedenle izin, işlem yapılmadan önce alınmalıdır. Mirasçılardan biri vesayet altındaysa paylaşım için izin şartı ayrıca önem kazanır: vesayet izni olmadan yapılan paylaşım. Vasinin yetki sınırlarının ayrıntısı için vasinin yetkileri ve sınırları yazımıza bakınız.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Sık Sorulan Sorular

TMK 407 uyarınca hükümlüye artık otomatik olarak vasi mi atanıyor?
Hayır. 7499 sayılı Kanun sonrası TMK 407 metnine göre hükümlü, kural olarak isteği üzerine kısıtlanır ya da kendisine kayyım atanır. Yalnızca toplam beş yıl ve üzeri kesinleşmiş hapis cezası infaz edilirken, kişiliğin veya malvarlığının korunması gerekli görülürse isteği bulunmasa da kısıtlama yoluna gidilebilir.

Akıl hastalığı sebebiyle kısıtlama için hangi rapor aranır?
TMK 409/2 uyarınca resmî sağlık kurulu raporu şarttır. Tek hekim imzalı rapor veya özel muayenehane raporu, akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama kararına dayanak yapılamaz.

Kısıtlama davasını hangi mahkeme görür?
Kısıtlanacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi görevli ve yetkilidir. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir.

Savurganlık sebebiyle kısıtlama için tek başına ölçüsüz harcama yeterli midir?
Değildir. TMK 406, savurganlığın veya bağımlılığın kişiyi ya da ailesini darlık, yoksulluk ya da bakıma muhtaçlık tehlikesine sürüklemesini de arar; bu sonucun somut delillerle ortaya konması beklenir.

Kısıtlama kararı sonradan kaldırılabilir mi?
Evet. Kısıtlama sebebinin ortadan kalkması hâlinde vesayet altındaki kişi, yakınları veya vasinin talebi üzerine, gerekli inceleme ve rapor değerlendirmesinin ardından kısıtlılık kararı kaldırılabilir; bu karar da yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesince verilir.

Hükümlü cezaevine girince yakınları onun yerine işlem yapabilir mi?
Kendiliğinden yapamaz. 2024 sonrası TMK m.407 uyarınca hükümlü kural olarak ancak isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. Hükümlü fiil ehliyetini koruduğu için noter aracılığıyla vekâletname vererek işlerini yakınlarına yürüttürebilir; kayyım veya vasi atanması ise sulh hukuk mahkemesinin kararıyla olur.

Beş yıldan fazla ceza alan kişi isteği olmadan kısıtlanabilir mi?
Evet, ancak yalnızca toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunuyorsa ve kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülürse. Kanun bu hâlde «kısıtlanabilir» dediği için kısıtlama zorunlu değildir ve vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.

Hükümlü tahliye olunca vesayet için ayrıca dava açmak gerekir mi?
Hayır. TMK m.471/1 uyarınca özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Hapis devam ederken de m.471/2’deki şartlarla vesayetin sona erdirilmesi istenebilir.

Kısıtlanan kişinin önceden yaptığı satış geçerli mi?
Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez (TMK m.410/2); kararın öncesindeki işlemler ise kısıtlama hükümlerine göre değil, işlem anındaki ayırt etme gücüne göre değerlendirilir. Ancak işlem anında ayırt etme gücü yoksa TMK m.15 uyarınca işlem kural olarak hukuki sonuç doğurmaz; bu ayrı bir davayla ve tıbbi delillerle ispatlanır.

Engelli ergin çocuğum kısıtlanırsa vasi atanır mı?
Kural olarak hayır. TMK m.419/3’e göre kısıtlanan ergin çocuklar vesayet altına alınmayıp velayet altında bırakılır; bu durumda ana ve babanın velayeti devam eder.

Vasi kısıtlının evini mahkeme izni olmadan satabilir mi?
Hayır. Taşınmazların alımı, satımı ve rehnedilmesi TMK m.462/1 uyarınca vesayet makamının iznine bağlıdır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya mirasın reddi gibi işlemlerde ise TMK m.463 uyarınca ayrıca denetim makamının izni gerekir.

Kısıtlama Sebepleri: Dört Ayrı Hâl

Kısıtlama, ergin bir kişinin fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla sınırlanmasıdır. Kanun dört sebep öngörür ve her birinin usulü farklıdır.

Kısıtlama sebepleri (TMK m.405-408)

SebepİçeriğiÖzellik
1. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığıİşlerini görememe, sürekli yardım ihtiyacı veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokmaResmî sağlık kurulu raporu şart
2. Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimKendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesiDinlenilmeden karar verilemez
3. Hapis cezasının infazı (TMK m.407)Ceza infaz kurumundaki ergin isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır; toplam beş yıl ve üzeri cezada koruma gerekiyorsa istek olmadan da kısıtlanabilirHükümlü dinlenir (2024’ten beri)
4. İstek üzerineYaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalıkİspat şartıyla
Bildirim yükümlülüğüİdari makamlar, noterler ve mahkemeler durumu vesayet makamına bildirirZorunlu
Cezada bildirimİnfazla görevli makam bildirirHükümlü için
Vesayet makamıSulh hukuk mahkemesiYerleşim yeri
Denetim makamıAsliye hukuk mahkemesiÜst denetim
SonuçVasi atanırFiil ehliyeti sınırlanır

Üçüncü satırda 2024’te köklü bir değişiklik oldu: eski metindeki «bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır» kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildi; bugün hükümlü kural olarak ancak isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. Cezayı yerine getirmekle görevli makamın infaza başlandığını derhâl vesayet makamına bildirme yükümlülüğü ise devam ediyor.

Birinci ve ikinci satırlar ise usul farkını gösterir: akıl hastalığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir; savurganlık, bağımlılık ve benzeri sebeplerde ise kişi dinlenilmeden kısıtlanamaz.

Vasi ile Kayyımın Farkı

İki kurum sık karıştırılır; oysa kapsamları tamamen farklıdır.

Vasi ile kayyımın karşılaştırması

ÖlçütVasiKayyım
KapsamKişinin tüm işleriBelirli bir iş veya malvarlığı
ŞartKısıtlama kararıKısıtlama gerekmez
SüreVesayet sürdüğü süreceİşin niteliğine göre
Tipik hâlAkıl hastalığı, hükümlülükYokluk, temsil güçlüğü, çıkar çatışması
Fiil ehliyetiSınırlanırKural olarak sınırlanmaz
AtamaSulh hukuk mahkemesiSulh hukuk mahkemesi
DenetimVesayet ve denetim makamıAynı
İzin gereken işlemlerKanunda sayılıGörev kapsamına göre
Sona ermeKısıtlama sebebinin kalkmasıİşin tamamlanması

Birinci ve beşinci satırlar ayrımın özüdür: vasi atanması kişinin fiil ehliyetini sınırlarken, kayyım atanması kural olarak fiil ehliyetini etkilemez; kayyım yalnızca belirli bir iş veya malvarlığı için görevlendirilir. Bu nedenle somut ihtiyaca göre hangi kurumun talep edileceği baştan belirlenmelidir. Ayrıntılı karşılaştırma için kayyım ile vasi arasındaki fark rehberimize bakabilirsiniz.

Kısıtlamanın Kaldırılması

Kısıtlama kalıcı değildir; sebep ortadan kalktığında kaldırılması istenebilir.

Kısıtlamanın kaldırılması

SebepKaldırma şartıNot
Akıl hastalığı veya zayıflığıSebebin kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesiRapor şart
Savurganlık, bağımlılık, kötü yönetimSebebin kalkması ve en az bir yıldır yakınmaya meydan vermemiş olmakEk şart
Özgürlüğü bağlayıcı cezaHapis hâlinin hukuka uygun şekilde sona ermesiyle kendiliğinden kalkar (TMK m.471/1)Talep gerekmez
İstek üzerine kısıtlamaSebebin ortadan kalkmasıTalep üzerine
Kim isteyebilirKısıtlının kendisi veya ilgililerGeniş
MerciVesayet makamıSulh hukuk mahkemesi
UsulDilekçe ve delillerRapor gerekiyorsa temin edilir
İlânKısıtlama ilan edilmişse kaldırılması da ilan edilir (TMK m.473)Usul
SonuçFiil ehliyeti yeniden kazanılırVasilik sona erer

Üçüncü satır hükümlüler bakımından önemli bir kolaylıktır: özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle konulan vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar — ayrıca talepte bulunulması gerekmez. İkinci satır ise ek bir şart getirir; savurganlık, bağımlılık ve benzeri sebeplerle kısıtlananların vesayetin kaldırılmasını isteyebilmesi, sebebin kalkmasının yanında en az bir yıldır ilgili sebeple herhangi bir yakınmaya meydan vermemiş olmalarına bağlıdır. Ayrıntı için vasilik ne zaman sona erer rehberimize bakabilirsiniz.

Kurumlar ve süreç rehberlerimiz: uzlaştırma · etkin pişmanlık · dava ve ceza zamanaşımı · erteleme ile HAGB farkı · kast ve taksir

Kısıtlama ve vesayet süreçleri; hem kısıtlanacak kişinin temel hakları hem de üçüncü kişilerin hukuki güvenliği yönünden titiz bir yargılama gerektirir. Delil toplama, sağlık kurulu raporunun içeriği, dinlenme hakkının kullanımı ve 2024 sonrası TMK 407 uygulamasındaki farklılıklar birlikte değerlendirilmeden verilen kararlar, ileride kaldırma davalarına ve tazminat taleplerine konu olabilir. Bu nedenle hem hükümlü yakınlarının hem de akıl hastalığı, savurganlık ya da ağır hastalık gibi sebeplerle kısıtlama gündeme gelen ailelerin, dava başlamadan önce vesayet hukukuna hâkim bir avukatla süreci planlaması önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk