Hükümlüye Vasi Tayini Zorunlu mu? Tutukluya Vasi Atanır mı? (TMK)
24 Şubat 2026

Hükümlüye Vasi Tayini Zorunlu mu? Tutukluya Vasi Atanır mı? (TMK)

Hükümlüye vasi ve kayyım tayini zorunlu mu? Bu soru, ceza infaz kurumuna giren hükümlülerin yakınları ve avukatları tarafından en sık sorulan hukuki meselelerden biridir.

Vasi ve vesayet işlemlerinde yardıma mı ihtiyacınız var?

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın: 0554 648 37 15 💬 WhatsApp

2024 yılında 7499 sayılı Kanun ile Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesinde yapılan köklü değişiklik, yıllardır uygulanan otomatik kısıtlama sistemine son vermiştir.

Artık cezaevine giren her hükümlüye zorunlu olarak vasi atanması söz konusu değildir.

Yeni düzenlemeye göre sistem, hükümlünün talebi ve koruma ihtiyacı ekseninde iki kademeli bir yapıya kavuşmuştur. Bu yazımızda; hükümlüye vasi veya kayyım atanmasının şartlarını, 5 yıl altı ve 5 yıl üstü cezalarda vesayet sürecinin nasıl işlediğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının arka planını ve uygulamada dikkat edilmesi gereken tüm hususları güncel mevzuat çerçevesinde detaylı şekilde ele alıyoruz.

I. 5275 SAYILI CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN

(Ceza İnfaz Kanunu – ilgili hükümler)

Ceza İnfaz Kanunu‘nda “hapis cezası infaz edilen herkes için otomatik vasi tayini” öngören herhangi bir hüküm yoktur. Konu, doğrudan Medeni Kanun’a bırakılmıştır.

Bununla birlikte bağlantılı iki madde önemlidir:

Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi

“Madde 16- (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.

(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.”

Kısacası: akıl hastalığında infaz geri bırakılır ve hükümlü iyileşinceye kadar TCK m.57’de öngörülen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır; burada geçen süre cezadan sayılır (m.16/1). Diğer hastalıklarda infaz kural olarak resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde sürer; infaz hükümlünün hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa iyileşinceye kadar geri bırakılır (m.16/2). Erteleme kararını, Adli Tıp Kurumunca onaylanan sağlık kurulu raporuna dayanarak infazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığı verir (m.16/3).

Sonuç olarak, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı varsa ayrıca TMK m.405 kapsamında kısıtlama ve vasi gündeme gelir; bu kısıtlama resmî sağlık kurulu raporuna dayanır (TMK m.409/2). Bedensel hastalık tek başına kısıtlama sebebi değildir; ancak ağır hastalık veya engellilik nedeniyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden ergin, isteği üzerine kısıtlanabilir (TMK m.408).

Diğer hallerde gebelik ve doğum (m.16/4), ağır hastalık veya engellilik (m.16/6) ve 5275 Sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 17’de düzenlenen Hükümlünün İstemiyle İnfazın Ertelenmesi gibi nedenlerle cezanın infazının ertelenmesine karar verilebilir. Sonuç olarak bu maddelerde dahi vasiye dair özel düzenleme yoktur. Dolayısıyla vesayet meselesinin tek dayanağı Türk Medeni Kanunu’dur.

II. 4721 Sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU – VESAYET VE KAYYIMLIK

B. Kısıtlama

I. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı

“Madde 405- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.

Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.”

II. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim

“Madde 406- Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.”

III. Özgürlüğü bağlayıcı ceza

“Madde 407- (Değişik:2/3/2024-7499/5 md.)

Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.

Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Cezayı yerine getirmekle görevli makam hapis cezasının infazına başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir.

Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.

Bu Kanunun kayyımlığa ilişkin hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu madde için de uygulanır.”

Ancak toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, kişi istemese bile kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülürse kısıtlanabilir.

Bu hâllerde, infaz makamı durumu vesayet makamına bildirir.

Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.

KAYYIMLIK VE YASAL DANIŞMANLIK

A. Kayyımlığı gerektiren hâller – I. Temsil

“Madde 426- Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar:

1. Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse,

2. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa,

3. Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa.”

Hükümlü, tüm ehliyeti kaybetmeden sadece belirli işlemler için temsil istiyorsa kayyım tercih edilir.

KORUMA AMACIYLA ÖZGÜRLÜĞÜN KISITLANMASI – A. Koşulları

“Madde 432- Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu Madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin kişi, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması hâlinde, tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir. Görevlerini yaparlarken bu sebeplerden birinin varlığını öğrenen kamu görevlileri, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.

Bu konuda kişinin çevresine getirdiği külfet de göz önünde tutulur.

İlgili kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır.”

1) “Vasi tayini zorunlu mu?”

Hükümlünün ceza İnfaz kurumuna girmesi ile birlikte vasi tayin zorunlu değildir. Son yasal değişiklik ile otomatik/zorunlu bir vasilik rejim bulunmamaktadır. 2024 değişikliğiyle (Değişik:2/3/2024-7499/5 md.) (TMK m.407) sistem iki kademeye ayrıldı:

A) Her kesinleşmiş hapis cezası (ceza infaz kurumunda infaz ediliyorsa)

Hükümlü isterse:

  • kısıtlanır (vasi atanır) veya
  • kayyım atanır (daha “dar görevli” temsil)

Yani “infaz var = vasi şart” değil; talep + ihtiyaç ekseninde ilerler.

B) Toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezası

  • Hükümlü talep etmese bile, kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülürse kısıtlama (dolayısıyla vasi) gündeme gelebilir.
  • Bu durumda infaz makamının (uygulamada cezaevi idaresi/CBS kanalıyla) vesayet makamına bildirim yükümlülüğü de ayrıca düzenlenmiştir.

Eski “1 yıl ve üzeri hapis halinde otomatik kısıtlama” yaklaşımı Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş (E.2022/105, K.2023/54) ve 2024 değişikliğiyle yerini yeni sisteme bırakmıştır.

2) Şartlar nelerdir? (Pratik kontrol listesi)

Vesayet/kayyım için tipik “giriş şartları”:

  1. Kesinleşmiş hapis cezası ve infazın ceza infaz kurumunda sürüyor olması (TMK 407 kapsamı)
  2. Hüküm 5 yıl altında ise: hükümlünün açık talebi (kısıtlama/vasi veya kayyım)
  3. Hüküm 5 yıl ve üstünde ise: talep olmasa dahi koruma ihtiyacının somutlanması (malvarlığı riski, ciddi işlem yoğunluğu, suiistimal riski vb.) + bildirimde bulunması

Stratejik seçim:

  • Kayyım: belirli bir iş/işlemler için (ör. tek bir satış, dava takibi, banka/SGK işlemi).
  • Vasi (kısıtlama): daha geniş ve sürekli temsil ihtiyacı varsa.

Kim talep edebilir?

  • Hükümlü
  • Yakınları — vesayet makamını bilgilendirebilir; ancak toplam beş yılın altındaki cezada hükümlünün isteği olmadan kısıtlama kararı verilemez (m.407/1)
  • Cezayı yerine getirmekle görevli makam — toplam beş yıl ve üzeri cezada infazın başladığını vesayet makamına derhâl bildirir (m.407/2)

3) Mahkeme duruşma açmak zorunda mı?

TMK 407 açık: Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.

Bu “dinleme” pratikte:

  • SEGBİS ile,
  • istinabe ile,
  • veya ceza infaz kurumunda bizzat dinleme şeklinde yürütülebilir.

Dolayısıyla teknik olarak “klasik anlamda duruşma günü açma” formuna girmeden de ilerleyebilir; ama hükümlünün dinlenmesi kural olarak bypass edilecek bir adım değildir.

4) Hükümlü vasi talep etmezse ne olur?

(i) Toplam ceza 5 yıldan az

  • TMK 407’ye göre sırf infaz nedeniyle re’sen kısıtlama/vasilik oluşmaz; hükümlü talep etmedikçe vasi/kayyım tayini karar verilmez.
  • Ancak başka kısıtlama sebepleri (akıl hastalığı, savurganlık vb.) varsa onlar ayrı hukuki zemindir. Bu durumda vasi / kayyım kararı verilebilir.

(ii) Toplam ceza 5 yıl ve üzeri

  • Hükümlü istemese bile koruma ihtiyacı somutsa vesayet/kısıtlama gündeme gelebilir; ayrıca infaz makamının vasi / kayyım için bildirimde bulunması gerekir.

5) Vesayet ne zaman biter? (İnfaz boyutu)

  • Hapis halinin hukuka uygun şekilde sona ermesiyle bu sebeple tesis edilen vesayet kendiliğinden kalkar.
  • İnfaz devam ederken de, kanundaki koşullarla erken sona erdirme mümkündür (özellikle 5 yıl altındaki hapis cezalarında talep; 5 yıl ve üstündeki hapis cezalarında talep + koruma sebebinin ortadan kalkması).
  • 5 yıldan az ceza: Hükümlü istemedikçe re’sen işlem yapılmaz (m.407/1).
  • 5 yıl ve üzeri: Koruma ihtiyacı varsa re’sen kısıtlama yapılabilir.

Hapis hâli hukuka uygun bir şekilde sona erdiğinde (tahliye, infazın bitimi) bu sebeple kurulan vesayet kendiliğinden ortadan kalkar (TMK m.471/1).


Ankara Hukukçular Evi ile Hemen İletişime Geçin

banner image

Tutukluya Vasi Atanır mı? (Tutuklu–Hükümlü Farkı)

Hayır; tutukluya kural olarak vasi atanmaz. Vesayet, yalnızca kesinleşmiş bir hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişiler bakımından gündeme gelir. Tutuklu ise yargılaması devam eden, hakkındaki hüküm henüz kesinleşmemiş kişidir; masumiyet karinesinden yararlanır. Bu nedenle gözaltı, gözlem altına alma ve tutuklama, Türk Medeni Kanunu kapsamında bir kısıtlama (vasi atama) sebebi sayılmaz.

Bu ayrımı netleştirmek gerekirse: tutuklu, adli süreç devam ederken tedbiren özgürlüğü sınırlanan kişidir; hükümlü ise hakkındaki mahkûmiyet kararı kesinleşmiş ve cezasının infazı süren kişidir. Vasi tayini tartışması yalnızca ikinci grup için, yukarıda anlatılan 7499 sonrası şartlarla yapılır.

Tutuklu Adına İşlemler Nasıl Yürütülür?

Tutuklunun banka, tapu, dava takibi gibi hukuki ve mali işlemleri vasi aracılığıyla değil, vekâletname yoluyla yürütülür. Tutuklu, cezaevinde noter aracılığıyla bir avukata ya da güvendiği bir kişiye vekâletname verebilir. Önemli bir ayrıntı: kişinin henüz tutukluyken verdiği vekâletname, sonradan hükümlü sıfatını kazanması hâlinde dahi geçerliliğini korur; 7499 sayılı Kanun değişikliği sonrası rejimde hükümlülük artık vekâleti kendiliğinden sona erdiren bir kısıtlılık doğurmadığından bu süreklilik uygulamada büyük kolaylık sağlar. Dayanak TBK m.513/1’dir: vekâlet, vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle kendiliğinden sona erer. Hükümlü sonradan TMK m.407 uyarınca kısıtlanırsa vekâlet bu hükme göre sona erer; ancak sona erme vekâlet verenin menfaatini tehlikeye düşürüyorsa vekil, işler yeni temsilci tarafından görülebilecek duruma gelinceye kadar vekâleti yürütmekle yükümlüdür (TBK m.513/2).

Acil İşler İçin Kayyım Seçeneği

Tutuklunun dışarıda acilen görülmesi gereken belirli bir işi varsa (örneğin tek bir tapu işlemi veya bir davanın takibi), vasi yerine ihtiyaca göre o işle sınırlı kayyım atanması gündeme gelebilir. Ayrıca tutuklulukla ilgisi olmayan bağımsız bir kısıtlama sebebi (örneğin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı) mevcutsa, vasi atanması o sebep üzerinden ayrıca değerlendirilir; bu, tutukluluğun kendisinin kısıtlama sebebi olmadığı kuralını değiştirmez.

Kural Neden Değişti? AYM’nin 2023 İptal Kararı

Bu konudaki en sık karşılaşılan hata, eski düzenlemeye göre bilgi verilmesidir. İnternetteki birçok kaynak hâlâ yürürlükten kalkmış metni aktarmaktadır.

Eski TMK m.407 şöyleydi: bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.

Eski TMK m.471 ise şöyleydi: özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.

İptal. Anayasa Mahkemesi, 22.03.2023 tarihli ve E. 2022/105, K. 2023/54 sayılı kararıyla bu hükümleri iptal etmiştir. Karar 23.06.2023 tarihli ve 32230 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. İtiraz yoluna Tarsus 1. Sulh Hukuk Mahkemesi başvurmuş; Mahkeme m.407’nin birinci fıkrasını Anayasa’nın 13, 20 ve 35. maddelerine aykırı bulmuş, buna bağlı olarak ikinci fıkrayı ve m.471’i de iptal etmiştir. İptal hükmü, kararın yayımından dokuz ay sonra (23.03.2024) yürürlüğe girecek şekilde ertelenmiştir.

İptal gerekçesi. Mahkeme, hükümlünün özellikle şahsî ve malvarlığıyla ilgili bazı hukukî işlemleri yapamaması sebebiyle korunmasının amaçlandığını kabul etmiş; ancak bir yıl veya daha uzun süreli cezaya mahkûm olan kişilerin ayırt etme gücüne sahip ve vasi atanmaksızın kendi işlemlerini yürütebilecek durumda olduklarını belirtmiştir. Hukukî işlemlerini yapıp yapamayacaklarına dair hiçbir araştırma yapılmaksızın, sırf özgürlüğü bağlayıcı cezadan ötürü kısıtlanmaları ağır bir tedbir olarak değerlendirilmiştir.

Yeni düzenleme. İptal kararının ardından 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ölçüt değişmiştir: kısıtlama artık her bir yıllık cezaya bağlı otomatik bir sonuç değildir; toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı esas alınmakta ve kişiliğin veya malvarlığının korunması ölçütü işletilmektedir. 02.03.2024 kabul tarihli 7499 sayılı Kanun 12.03.2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; m.407’yi 5. maddesiyle, m.471’i 8. maddesiyle yeniden yazmıştır. Böylece yeni metinler, iptal hükmü yürürlüğe girmeden önce yürürlüğe girmiş ve bir boşluk doğmamıştır.

 Eski düzenlemeGüncel durum
Eşik1 yıl ve üzeri cezaToplam 5 yıl ve üzeri
NiteliğiMutlak, otomatikKorunma ihtiyacına bağlı
İptal kararıAYM E.2022/105, K.2023/54 — RG 23.06.2023; iptal dokuz ay sonra yürürlüğe girdi
Değişiklik7499 sayılı Kanun m.5 (m.407) ve m.8 (m.471) — RG 12.03.2024

Vesayet Makamı ve Denetim Makamı

Kısıtlama ve vasi atama işlemleri tek bir mahkemede yürümez; kanun iki ayrı makam öngörmüştür.

TMK m.397’ye göre vesayet daireleri, vesayet makamı ve denetim makamından oluşur. Aynı hükümlere göre vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: vasi atama, vasiye izin verme ve hesap denetimi gibi işlemler sulh hukuk mahkemesinde yürür. Kanunun ayrıca denetim makamının iznini aradığı işlemlerde ise dosya asliye hukuk mahkemesine gider.

Bildirim yükümlülüğü. Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasında cezayı yerine getirmekle görevli makam, infaza başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir (TMK m.407/2). Beş yılın altındaki cezalarda böyle bir bildirim öngörülmemiştir; süreç yalnızca hükümlünün isteğiyle başlar (m.407/1).

Kişinin talebi. Hapis sürerken vesayetin sona erdirilmesi de talebe bağlıdır: toplam beş yıldan az cezaya bağlı kısıtlamada kişinin istemi yeterlidir; beş yıl ve üzerinde ise kişinin talebi üzerine korunma sebebinin ortadan kalkması aranır (TMK m.471/2).

Kamu düzeni. Hükümlüye vasi atanmış olup olmadığı meselesi kamu düzenini ilgilendirir. Bu nedenle vasi atanmış bir kişinin taraf olduğu davalarda, taraf teşkilinin doğru sağlanıp sağlanmadığı mahkemece gözetilir; dava ehliyeti ve kanunî temsilin usulüne uygunluğu HMK m.114/1-d ve e’de dava şartı olarak sayılmıştır.

MakamMahkemeİşlevi
Vesayet makamıSulh hukukAtama, izin, hesap denetimi
Denetim makamıAsliye hukukKanunun aradığı ikinci izin
Bildirimİnfazla görevli makam → vesayet makamı (toplam 5 yıl ve üzeri)
NiteliğiKamu düzenine ilişkin

Hangi Mahkeme, Hangi Usul? Yetki, Dinleme ve Rapor

Hükümlü vesayetinin usulü, genel kısıtlama davalarından birkaç noktada ayrılır. Bu farklar doğrudan kanun metinlerinden çıkar.

Görevli mahkeme — TMK m.397/2. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir. Hükümlünün kısıtlanması, kendisine kayyım atanması ve vasinin denetimi sulh hukuk mahkemesinde yürür.

Yetkili mahkeme — TMK m.411 ve m.22. Vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir (m.411). Öte yandan bir kimsenin ceza kurumuna konulması, ona yeni bir yerleşim yeri kazandırmaz (m.22). İki hüküm birlikte okunduğunda, kural olarak yetkili mahkeme cezaevinin bulunduğu yer değil, hükümlünün cezaevine girmeden önceki yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesidir. Cezaevinin bulunduğu yerdeki mahkeme ise hükümlünün dinlenmesi için istinabe yoluyla devreye girebilir.

Dinleme — TMK m.407/3. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler. Kural, hem hükümlünün kendi isteğiyle (m.407/1) hem de isteği olmadan (m.407/2) verilecek kararlar için geçerlidir. Dinleme SEGBİS ile veya istinabe yoluyla da yapılabilir; önemli olan, hükümlünün korunma ihtiyacı ve tercihleri hakkındaki beyanının alınmasıdır.

Sağlık kurulu raporu — TMK m.409/2. Resmî sağlık kurulu raporu şartı yalnızca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamada aranır. Hapis cezasının infazına dayanan m.407 kısıtlamasında böyle bir şart yoktur; bu nedenle rapor beklemek gerekmez. Savurganlık, bağımlılık veya kişinin isteği gibi sebeplere dayanan kısıtlamada da ilgili dinlenmeden karar verilemez (m.409/1).

Kayyım — TMK m.407/4. Hükümlünün isteğiyle atanan kayyım bakımından Kanunun kayyımlığa ilişkin hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır. Bu yolun genel çerçevesi için kayyım nedir, ne zaman atanır rehberine; başvuru metni için kayyım atanması talebi dilekçesi örneğine bakılabilir.

Vasinin görev süresi — TMK m.456. Vasi kural olarak iki yıl için atanır; vesayet makamı bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir; dört yıl dolunca vasi, vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. Hükümlünün isteğiyle kısıtlanmasında kullanılacak taslak için vasi atanması talebi dilekçesi örneği yol gösterir.

Hükümlü vesayetinde usul kuralları
KonuHükümKural
GörevTMK m.397/2Sulh hukuk (vesayet makamı); asliye hukuk (denetim makamı)
YetkiTMK m.411 ve m.22Hükümlünün önceki yerleşim yeri; cezaevi yeni yerleşim yeri yaratmaz
BaşlatmaTMK m.407/1–25 yıldan az: yalnızca istek; 5 yıl ve üzeri: istek veya bildirim
DinlemeTMK m.407/3Karar öncesi zorunlu
RaporTMK m.409/2Yalnızca akıl hastalığı veya zayıflığında; m.407’de aranmaz
KayyımTMK m.407/4Kayyımlık hükümleri niteliğine uygun düştüğü ölçüde
Vasinin süresiTMK m.4562 yıl; ikişer yıl uzatma

Vasi Yerine Kayyım: TMK m.426

Tutuklu ya da hükümlü kişinin belirli bir işi görülmesi gerekiyorsa, her zaman vasi atanması gerekmez. Kanun bunun için ayrı bir kurum öngörmüştür: temsil kayyımlığı.

TMK m.426, vesayet makamının, ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atayacağı hâlleri sayar. Bunlar arasında şunlar bulunur: ergin bir kişinin hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek ya da bir temsilci atayabilecek durumda değilse; bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa; yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa.

Bu düzenlemenin tutuklu bakımından değeri büyüktür. Tutukluluk bir kısıtlama sebebi değildir; tutuklu kişi ergin ve ayırt etme gücüne sahip olduğundan hakları kısıtlanmaz. Ancak fiilen bir işi göremiyorsa, o belirli iş için kayyım atanması istenebilir.

Kayyım ile vasi arasındaki fark. Vasi, kısıtlının genel yasal temsilcisidir ve görevi süreklidir. Kayyım ise belirli bir iş veya malvarlığı için atanır; o iş tamamlandığında görevi sona erer. Kayyım atanması, kişinin fiil ehliyetini kaldırmaz.

Vekâletname yolu. Ceza infaz kurumunda bulunan kişi, mevzuatın öngördüğü usulle vekâletname düzenletebiliyorsa, çoğu iş için kayyım atanmasına gerek kalmaz. Vekâletnamenin geçerliliği, düzenlendiği tarihte kişinin fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir.

 VasiKayyım
KapsamGenel temsilBelirli iş veya malvarlığı
SüreSürekliİş bitince sona erer
Fiil ehliyetiKısıtlanırKalkmaz
Tutuklu içinKural olarak gerekmezİvedi iş varsa uygun
Dayanakm.405 vd.m.426

Vesayet Ne Zaman Sona Erer?

Kısıtlama kararı verilmişse, bunun ne zaman ve nasıl kalkacağı ayrı bir sorudur ve iki farklı mekanizma söz konusudur.

Kural: hapis bitince kendiliğinden. 7499 sayılı Kanunla yeniden yazılan TMK m.471/1’e göre özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. AYM’nin iptal ettiği eski m.471 de aynı kuralı içeriyordu; maddenin gerekçesinde, kişinin salıverilmesi hâlinde vesayetin devam ettiğini kabul etmenin özgürlüğü bir başka açıdan kısıtlamak anlamına geleceği belirtilmişti.

“Hapis hâlinin sona ermesi” ne demektir? Eski metin döneminde bu ifadenin fiilî hapis hâlini işaret ettiği kabul ediliyordu. Dolayısıyla hak ederek salıverilme, koşullu salıverilme, geçici salıverilme ya da denetimli serbestlik tedbirinden yararlanma yoluyla tahliye edilen hükümlü hakkındaki vesayetin, ayrıca bir mahkeme kararına ihtiyaç olmaksızın kendiliğinden ortadan kalkması gerektiği kabul ediliyordu. Yeni metin aynı ölçütü korumuş, yalnızca sona ermenin hukuka uygun bir şekilde gerçekleşmesini açıkça şart koşmuştur; bu ifade, örneğin firar hâlinde vesayetin kendiliğinden kalkmayacağını ortaya koyar.

Hapis sürerken: talep üzerine. TMK m.471/2’ye göre hapis hâli devam ederken vesayet şu şartlarla sona erdirilebilir: toplam beş yıldan az hapis cezasına bağlı kısıtlamada kişinin istemi; toplam beş yıl veya daha fazla cezaya bağlı kısıtlamada ise kişinin talebi üzerine ve kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması.

Bunun pratik sonucu şudur: tahliyeyle vesayet kendiliğinden kalkar, bunun için ayrıca dava açmak gerekmez. Talepte bulunmak ve korunma ihtiyacının sona erdiğini ortaya koymak ancak hapis sürerken vesayetten çıkılmak isteniyorsa gerekir. Talep dilekçesi için vesayetin kaldırılması talebi dilekçesi örneğine bakılabilir.

Diğer sebepler saklıdır. Kısıtlama akıl hastalığı, akıl zayıflığı ya da TMK m.406’da sayılan hâller gibi başka bir sebebe de dayanıyorsa, hapsin sona ermesi o sebebe dayalı vesayeti etkilemez; her sebep ayrı ayrı değerlendirilir.

KonuDurum
Eski m.471Hapis bitince kendiliğinden
“Hapis hâlinin sona ermesi”Fiilî hapis; koşullu salıverilme dâhil
Güncel m.471/1Hapis hukuka uygun biçimde bitince kendiliğinden
Hapis sürerken (m.471/2)5 yıldan az: istem; 5 yıl ve üzeri: talep ve korunma sebebinin ortadan kalkması
Başka sebep varsaAyrı değerlendirilir

Vasi Atanırsa Hangi İşlemler İzne Tâbi Olur?

Vasi atanması, ilgilinin bütün işlemlerinin vasiye bırakıldığı anlamına gelmez. Kanun, vasinin de izin almadan yapamayacağı işlemleri iki kademede saymıştır.

Birinci kademe — vesayet makamının izni (TMK m.462). Madde, vasinin vesayet makamının izni olmadan yapamayacağı işlemleri sayar. Bunlar arasında taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması; olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır alım ve satımı; ödünç verme ve alma; dava açma, sulh, tahkim ve konkordato gibi işlemler yer alır.

İkinci kademe — denetim makamının izni (TMK m.463). Belirli işlemlerde vesayet makamının izni yeterli değildir; ayrıca denetim makamının da izni aranır. Vesayet altındaki kişinin evlât edinmesi veya evlât edinilmesi, vatandaşlığa girme veya çıkma, bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi ile ömür boyu aylık veya gelir bağlama sözleşmeleri bu nitelikteki işlemlerdendir.

İzinsiz yapılan işlem. Gerekli izin alınmadan yapılan işlem askıda kalır; sonradan verilecek izinle geçerlilik kazanabilir. Bu nedenle vasiyle işlem yapan üçüncü kişilerin, işlemin izne tâbi olup olmadığını önceden kontrol etmesi gerekir.

Denetim. Vasi, vesayet makamına dönemsel olarak hesap ve rapor vermekle yükümlüdür. Bu denetim, kısıtlının malvarlığının korunmasını sağlayan asıl mekanizmadır.

İşlemGereken izin
Taşınmaz alım-satımı, rehinVesayet makamı (m.462)
Dava açma, sulh, tahkimVesayet makamı
Ödünç verme ve almaVesayet makamı
Evlât edinme, vatandaşlıkAyrıca denetim makamı (m.463)
İşletme devri veya tasfiyesiAyrıca denetim makamı
İzinsiz işlemAskıda kalır

Kısıtlama sebeplerinin tamamı için kısıtlılık (hacir) yazımıza, iki kurumun karşılaştırması için kayyım ile vasi farkı yazımıza, vasinin izin rejimi için vasinin yetkileri ve sınırları yazımıza, sona erme için vasilik ne zaman sona erer yazımıza bakabilirsiniz.

Altı Senaryo: Hangi Durumda Ne Olur?

Aşağıdaki tablo, kanunun iki kademeli sistemini sık karşılaşılan durumlara uygular. Maddede “toplam” ifadesinin kullanılması, birden fazla kesinleşmiş hapis cezasının birlikte infaz edildiği durumda beş yıllık eşiğin cezaların toplamına göre belirleneceğini gösterir.

Önemli ayrım. Toplam beş yıl ve üzeri cezada bildirim zorunludur, ancak kısıtlama zorunlu değildir: m.407/2 kısıtlamayı ancak kişiliğin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâline bağlar. Bildirim, vesayet makamının bu ihtiyacı değerlendirmesini sağlayan bir araçtır.

Ayrı sebepler ayrı değerlendirilir. Hükümlünün akıl hastalığı veya akıl zayıflığı varsa kısıtlama m.405’e ve sağlık kurulu raporuna dayanır; bu vesayet hapis bitince kendiliğinden kalkmaz. Yaşlılık veya ağır hastalık gibi durumlarda ise m.408 yolu ayrıca açıktır; bu konuda yaşlı veya hasta ebeveyn için vasi atanması ve kısıtlama sebepleri ve vesayet kararı rehberlerine bakılabilir.

Hükümlü ve tutuklu bakımından altı senaryo
DurumSonuçDayanak
Toplam 3 yıl hapis; hükümlü bir şey istemiyorKısıtlama yok; işler vekâletnameyle yürürTMK m.407/1; TBK m.513
Toplam 3 yıl hapis; hükümlü kısıtlama veya kayyım istiyorİsteği üzerine kısıtlanır veya kayyım atanır; önce dinlenirTMK m.407/1, m.407/3
Toplam 8 yıl hapis; malvarlığı risk altındaBildirim yapılır; isteği olmasa da kısıtlanabilirTMK m.407/2
Toplam 8 yıl hapis; işleri düzenli, risk yokBildirim yapılır; korunma gerekmiyorsa kısıtlama zorunlu değilTMK m.407/2
Tutuklum.407 uygulanmaz; vekâletname, ivedi işte temsil kayyımıTMK m.426/1
Hükümlü akıl hastasım.405 kısıtlaması ve rapor; infaz geri bırakılır; vesayet tahliyeyle kalkmazTMK m.405, m.409/2; 5275 m.16/1

Mevzuat Haritası: Hükümlü ve Tutuklu Vesayeti

Bu yazıda anılan hükümler, konularıyla birlikte tek tabloda:

Hükümlü vesayeti: hüküm haritası
HükümKonu
TMK m.22Ceza kurumuna konulma yeni yerleşim yeri kazandırmaz
TMK m.397Vesayet makamı sulh hukuk, denetim makamı asliye hukuk
TMK m.405Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama
TMK m.406Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim
TMK m.407/1Hükümlünün isteği üzerine kısıtlama veya kayyım
TMK m.407/2Toplam 5 yıl ve üzeri: isteği olmasa da kısıtlama; bildirim
TMK m.407/3–4Hükümlünün dinlenmesi; kayyımlık hükümlerinin uygulanması
TMK m.408Yaşlılık, engellilik, ağır hastalık: istek üzerine kısıtlama
TMK m.409Dinlenme; akıl hastalığında sağlık kurulu raporu
TMK m.411Yetki: kısıtlının yerleşim yeri vesayet daireleri
TMK m.426Temsil kayyımı
TMK m.432Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması
TMK m.456Vasinin görev süresi
TMK m.462–463Vesayet ve denetim makamının izni gereken işlemler
TMK m.471Hükümlüde vesayetin sona ermesi: kendiliğinden ve talep üzerine
TBK m.513Ehliyet kaybıyla vekâletin sona ermesi
HMK m.114/1-d, eDava ehliyeti ve kanunî temsil: dava şartı
5275 s.K. m.16–17İnfazın hastalık nedeniyle ve istem üzerine ertelenmesi
TCK m.57Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri
AYM E.2022/105, K.2023/54Eski m.407 ve m.471’in iptali
7499 s.K. m.5, m.8Yeni m.407 ve m.471

Sıkça Sorulan Sorular

Hükümlüye vasi tayini zorunlu mu?

Hayır. 2024 yılında 7499 sayılı Kanun’la değişen TMK 407’ye göre, ceza infaz kurumuna girmek tek başına otomatik kısıtlama ve vasi atama sebebi değildir. Eski dönemdeki “bir yıl ve üzeri hapiste otomatik kısıtlama” uygulamasına Anayasa Mahkemesi kararı sonrası son verilmiştir.

Peki hangi durumda vasi/kayyım atanır?

Kesinleşmiş hapis cezasının infazı için cezaevinde bulunan ergin kişi, kendi isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. Toplam beş yıl ve daha fazla kesinleşmiş hapis cezası olanlar ise, istekleri bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülürse kısıtlanabilir. Karar öncesi vesayet makamı hükümlüyü dinler.

Beş yılın altındaki cezalarda durum nedir?

Beş yıldan az kesinleşmiş hapis cezasında hükümlü, istemedikçe kısıtlanmaz. Bu durumda kişi, normal bir ergin gibi vekaletname verebilir, malvarlığı işlemlerini yapabilir ve avukatını kendisi tayin edebilir; ayrıca vasi atanması gerekmez.

Akıl hastalığı gibi başka bir sebep varsa ne olur?

Vesayet, yalnızca hapis cezasının infazına değil; akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık gibi bağımsız sebeplere de dayanabilir (TMK 405 vd.). Böyle bir hâlde hapis durumundan ayrı olarak kısıtlama ve vasi/kayyım kararı gündeme gelebilir.

Cezaevindeyken verilmiş vekaletname geçerli mi?

Kural olarak evet. Vekâlet, vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle kendiliğinden sona erer (TBK m.513/1); 7499 sayılı Kanun sonrasında hükümlülük artık kendiliğinden kısıtlama doğurmadığından tutukluyken veya hükümlüyken verilen vekâletname geçerliliğini korur. Hükümlü sonradan TMK m.407 uyarınca kısıtlanırsa vekâlet sona erer; ancak vekil, vekâlet verenin menfaatini tehlikeye düşürmemek için işleri yeni temsilci görebilecek duruma gelinceye kadar yürütür (TBK m.513/2). Uygulamada sorun yaşanırsa hukuki destek alınması yerinde olur.

Vesayet ne zaman sona erer?

Özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle konulan vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun biçimde sona ermesiyle kendiliğinden kalkar (TMK m.471/1). İnfaz sürerken de; toplam beş yıldan az cezalarda kişinin istemiyle, beş yıl ve üzeri cezalarda ise kişinin talebi üzerine koruma sebebinin ortadan kalkmasıyla vesayet sona erdirilebilir (m.471/2).

Mahkeme karar vermeden hükümlüyü dinler mi?

Evet. TMK m.407/3’e göre vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler; kural hem hükümlünün isteğiyle hem de isteği olmadan verilecek kararlar için geçerlidir. Dinleme SEGBİS veya istinabe yoluyla da yapılabilir. Anayasa Mahkemesi iptal kararında, hükümlünün korunma ihtiyacı araştırılmadan kısıtlanmasını eleştirmişti; dinleme bu araştırmanın asgari aracıdır.

Hükümlünün vesayet işine hangi mahkeme bakar?

Görevli mahkeme vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesidir (TMK m.397/2). Yetki, kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir (m.411); ceza kurumuna konulma yeni bir yerleşim yeri kazandırmadığından (m.22), kural olarak hükümlünün cezaevine girmeden önceki yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi yetkilidir.

Hükümlü sonradan kısıtlanırsa verdiği vekâletname ne olur?

Vekâlet, vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle kendiliğinden sona erer (TBK m.513/1). Bu nedenle TMK m.407 uyarınca kısıtlama kararı verilirse önceki vekâletname de sona erer ve işleri artık vasi yürütür. Sona erme vekâlet verenin menfaatini tehlikeye düşürüyorsa vekil, işler yeni temsilci tarafından görülebilecek duruma gelinceye kadar vekâleti yürütmekle yükümlüdür (m.513/2).

Hükümlü vesayeti için sağlık kurulu raporu gerekir mi?

Hayır. TMK m.409/2 resmî sağlık kurulu raporunu yalnızca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamada arar. Hapis cezasının infazına dayanan m.407 kısıtlamasında rapor şartı yoktur; vesayet makamının hükümlüyü dinlemesi (m.407/3) yeterlidir.

Tahliyeden sonra vesayetin kaldırılması için dava açmak gerekir mi?

Hayır. TMK m.471/1’e göre özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kurulan vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Talep ancak hapis sürerken vesayetin sona erdirilmesi isteniyorsa gerekir (m.471/2). Kısıtlama akıl hastalığı gibi ayrı bir sebebe de dayanıyorsa, o sebebe dayalı vesayet tahliyeyle kalkmaz.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Vasi ve vesayet işlemlerinde yardıma mı ihtiyacınız var?

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın: 0554 648 37 15 💬 WhatsApp

Hükümlüye Vasi Tayini Ne Kadar Sürer?

Kanunda hükümlü vesayeti için bir karar süresi öngörülmemiştir; süre mahkemenin iş yükü, hükümlünün dinlenme yöntemi (SEGBİS veya istinabe) ve tebligatlara göre değişir. Hapis cezasına dayanan kısıtlamada resmî sağlık kurulu raporu aranmaz; TMK m.409/2 bu raporu yalnızca akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayalı kısıtlamada arar. Toplam beş yıl ve üzeri cezada süreç, cezayı yerine getirmekle görevli makamın bildirimiyle; beş yılın altındaki cezada ise yalnızca hükümlünün isteğiyle başlar (TMK m.407). Vesayet makamı (sulh hukuk mahkemesi) karar vermeden önce hükümlüyü dinler.

Atanan vasinin görev süresi ise kural olarak iki yıldır (TMK m.456); vesayet makamı bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir; dört yıl dolunca vasi, vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. Hükümlü üzerindeki vesayet, hapis hâlinin hukuka uygun biçimde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar (TMK m.471/1). Sürecin hızlanması için belgelerin eksiksiz hazırlanması ve hukuki destek alınması önemlidir.

📌 Not: Vasi tayini yalnızca hükümlüler için gündeme gelir; yargılaması süren tutuklu için bu düzenleme uygulanmaz. İki statü arasındaki farkı ayrıntılı ele aldığımız Tutuklu ile Hükümlü Arasındaki Fark rehberimize göz atabilirsiniz.

👉 İlgili rehber: Hükümlülerin infaz ve denetimli serbestlik haklarındaki son düzenleme için: Yeni Covid Yasasında Denetimli Serbestlik

Post by Av. Fatma Öztürk