Eşim Uyuşturucu Kullanıyor: Boşanma, Velayet ve Koruma Tedbirleri
26 Ağustos 2026

Eşim Uyuşturucu Kullanıyor: Boşanma, Velayet ve Koruma Tedbirleri

📜 Dayanak Mevzuat

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

  • 4721 sayılı TMK m.163 — Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir
  • 4721 sayılı TMK m.166/1 — Evlilik birliğinin temelinden sarsılması
  • 4721 sayılı TMK m.162 — Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
  • 4721 sayılı TMK m.182 — Boşanmada çocuklar bakımından hâkimin düzenleme yetkisi
  • 4721 sayılı TMK m.336 — Boşanmada velayet, çocuk kendisine bırakılan eşe aittir
  • 4721 sayılı TMK m.348 — Velayetin kaldırılması
  • 6284 sayılı Kanun — Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun; koruyucu ve önleyici tedbirler
  • 4721 sayılı TMK m.432 — Tedavi amacıyla kişinin özgürlüğünün kısıtlanması

Bu yazı sanık için değil, eş için yazıldı. Eşin uyuşturucu kullanımı hem boşanma hem velayet hem de koruma tedbirleri bakımından sonuç doğurur. Ancak kritik bir nokta vardır: TMK m.163 nispi bir sebeptir; suçun ispatı tek başına yeterli değildir.

Hangi Boşanma Sebebine Dayanılır?

Eşin uyuşturucu kullanımı veya uyuşturucu suçu, Türk Medeni Kanunu’nda doğrudan ve ismen sayılan bir boşanma sebebi değildir. Buna karşılık iki ayrı hükme dayanılabilir ve uygulamada genellikle her ikisi birlikte ileri sürülür.

Birincisi TMK m.163’tür: eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. Bu, özel bir boşanma sebebidir.

İkincisi TMK m.166/1’dir: evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olması. Bu, genel boşanma sebebidir ve daha geniş bir değerlendirme alanı sunar.

DayanakNiteliğiNe ispatlanmalı
TMK m.163Özel ve nispi sebepHem fiil hem ortak hayatın çekilmez hâle geldiği
TMK m.166/1Genel sebepBirliğin temelinden sarsıldığı ve kusur durumu
TMK m.162Özel ve mutlak sebepHayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
TMK m.161Özel ve mutlak sebepZina fiilinin varlığı

Birinci ve üçüncü satır arasındaki fark belirleyicidir. TMK m.162 mutlak bir boşanma sebebidir; davranış ispatlandığında hâkim başka bir şey aramaz. TMK m.163 ise nispi bir sebeptir: suçun işlendiği veya haysiyetsiz hayatın sürdürüldüğü ispatlansa bile, hâkim ayrıca bu durumun somut olayda davacı eş için ortak hayatı gerçekten çekilmez kılıp kılmadığını araştırır.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: aynı davranış bir evlilikte boşanma sebebi sayılırken, başka bir evlilikte yeterli görülmeyebilir. Örneğin taraflar bu yaşam tarzını uzun süre birlikte benimsemişse, davacı eş bakımından çekilmezlik unsuru tartışmalı hâle gelebilir.

Bu nedenle uygulamada güvenli strateji, TMK m.163’e ek olarak TMK m.166/1’e terditli yani kademeli biçimde dayanmaktır. Böylece m.163 bakımından çekilmezlik unsuru yeterli görülmese dahi dava genel sebep üzerinden değerlendirilebilir ve tümden ret riski azalır.

Uyuşturucu Kullanımı “Haysiyetsiz Hayat” Sayılır mı?

TMK m.163 iki ayrı fiili bir arada düzenler: küçük düşürücü bir suç işlemek ve haysiyetsiz bir hayat sürmek. Uyuşturucu bağlamında her ikisi de gündeme gelebilir.

Uygulamada uyuşturucu madde bağımlılığı, alkol bağımlılığı ve kumar bağımlılığı gibi olgular haysiyetsiz hayat sürme kapsamında değerlendirilebilmektedir. Bunun için genellikle davranışın süreklilik göstermesi aranır; tek seferlik bir olay bu kapsamda değerlendirilmeyebilir.

Suç işleme ayağı bakımından ise suçun “küçük düşürücü” olup olmadığı hâkim tarafından değerlendirilir. Değerlendirmede toplumun genel değer yargıları esas alınır; siyasal suçlar bu kapsamda sayılmaz. Ayrıca suçun kasten işlenmiş olması gerekir; taksirle işlenen suçlar veya meşru savunma gibi hukuka uygunluk sebeplerinin bulunduğu hâller bu maddeye dayanak oluşturmaz.

DurumDeğerlendirme
Süreklilik gösteren madde kullanımıHaysiyetsiz hayat sürme kapsamında değerlendirilebilir
Uyuşturucu ticareti suçuKüçük düşürücü suç kapsamında değerlendirilebilir
Tek seferlik olaySüreklilik unsuru tartışmalı olur
Taksirle işlenen suçMaddeye dayanak oluşturmaz
Tedaviye başlamış ve sürdüren eşÇekilmezlik unsuru ayrıca değerlendirilir
Yaşam tarzının uzun süre birlikte benimsenmesiDavacı bakımından çekilmezlik tartışmalı hâle gelebilir

Beşinci satır insani ve hukuki açıdan ayrıca önemlidir. Bağımlılık bir sağlık sorunudur ve tedavi süreci başlatmış bir eş bakımından değerlendirme farklılaşabilir. Bu husus dosyada dürüstçe ortaya konulmalı; hâkimin takdiri buna göre şekillenir.

Ceza Davası ile Boşanma Davasının İlişkisi

İki dava birbirinden bağımsızdır; ancak aralarında pratik bir ilişki vardır ve bu ilişki iyi kurgulanmalıdır.

Ceza davasının düşmüş olması veya zarar görenin şikâyetten vazgeçmesi, boşanma davası açmaya engel değildir. Buna karşılık aile mahkemesi hâkimi, ceza davasını bekletici mesele yaparak boşanma davasına konu eylem hakkında maddi olayın varlığını ya da yokluğunu tespit eden kararı deliller arasında değerlendirmek suretiyle kararını verebilir.

Bu nedenle eşin ceza dosyasının hangi aşamada olduğu ve nasıl sonuçlandığı, boşanma davasının seyrini etkileyebilir. Özellikle TCK m.191/2 rejiminden geçen ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı alan bir eş bakımından, “suç işleme” ayağının ispatı güçleşir; bu durumda haysiyetsiz hayat sürme ayağı ve TMK m.166/1 öne çıkar.

Ceza dosyasının durumuBoşanma davasına etkisi
Mahkûmiyet kesinleştiSuç işleme ayağı için güçlü delil
TCK m.191/2 – kovuşturmaya yer olmadığıMahkûmiyet yok; haysiyetsiz hayat ayağı öne çıkar
HAGB kararıHüküm açıklanmamıştır; olgu delil olarak değerlendirilebilir
BeraatMaddi olayın yokluğu tespit edilmişse etkisi büyüktür
Dava devam ediyorBekletici mesele yapılabilir
Şikâyetten vazgeçme veya düşmeBoşanma davası açmaya engel değildir

Önemli bir usul bilgisi de şudur: TMK m.163’e dayalı boşanma davası bakımından kanunda herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Madde metnindeki “her zaman” ifadesi bunu göstermektedir. Bu, TMK m.161 ve m.162’deki süre sınırlamalarından farklıdır.

Eşinizin madde kullanımı nedeniyle boşanma ve velayet süreci için Hukukçular Evi Ankara ile görüşün.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Velayet: Tek Ölçüt Çocuğun Üstün Yararı

Velayet, boşanma davasının en hassas başlığıdır ve burada bambaşka bir mantık işler. TMK m.336 uyarınca boşanmada velayet hakkı, çocuk kendisine bırakılan eşe aittir. TMK m.182 ise hâkime çocuklar bakımından düzenleme yapma yetkisi verir.

Hâkim bu takdir yetkisini kullanırken boşanma sebeplerini ve eşlerin kusur durumlarını değil, çocuğun üstün yararı ilkesini göz önüne alır. Bu, sıkça yanlış anlaşılan bir noktadır: velayet, kusurlu eşi cezalandırmak için kullanılan bir araç değildir.

Bununla birlikte uyuşturucu bağımlılığı gibi olguların ispatlanması hâlinde, velayetin bu eşe bırakılmasında çocuğun bir yararı bulunduğu düşünülemeyecektir. Haysiyetsiz hayat süren veya bağımlılık sorunu bulunan bir ebeveynin yaşam tarzı, çocuğun bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimi için ciddi risk oluşturur; bu nedenle mahkemeler velayeti genellikle bu ebeveyne vermez.

ÖlçütVelayet değerlendirmesinde
Çocuğun üstün yararıTek belirleyici kriterdir
Kusur durumuDoğrudan belirleyici değildir
Bağımlılık ve yaşam tarzıÇocuğun gelişimi bakımından risk olarak değerlendirilir
Çocuğun yaşı ve ihtiyaçlarıDikkate alınır
Çocuğun görüşüYaş ve olgunluğa göre alınır
Uzman raporuPedagog ve sosyal çalışmacı incelemesi
Ebeveynin tedavi süreciOlumlu gelişme olarak değerlendirilebilir

Altıncı satır uygulamada belirleyicidir. Aile mahkemelerinde velayet konusunda uzman görüşü alınması yaygındır; pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman heyetinin raporu hâkimin değerlendirmesinde ağırlık taşır. Bu inceleme talep edilmelidir.

Yedinci satır ise dengeleyici bir unsurdur. Tedaviye başlamış, düzenli sürdüren ve iyileşme gösteren bir ebeveyn bakımından değerlendirme zaman içinde değişebilir. Velayet kararları kesin ve değişmez değildir; koşulların değişmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi talep edilebilir.

Velayetin Ötesi: TMK’nın Kademeli Koruma Sistemi

Yukarıdaki bölüm velayetin kime verileceğini anlatır. Ancak Medeni Kanun, çocuğun korunmasını yalnızca bu ikili tercihe bırakmaz; ağırlığı giderek artan üç basamaklı bir önlem sistemi kurar. Bu sistem boşanma davasından bağımsızdır ve dava açılmamış olsa dahi işletilebilir.

Birinci basamak — uygun önlemler (TMK m.346). Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır. Bu, en hafif müdahale basamağıdır ve velayeti sona erdirmez.

İkinci basamak — çocuğun yerleştirilmesi (TMK m.347). Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir. Burada velayet hukuken ebeveynde kalmaya devam eder; fiilen kullanımı kısıtlanır.

Üçüncü basamak — velayetin kaldırılması (TMK m.348). Maddenin lafzı, bu basamağı açıkça son çare olarak kurgular: çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velayetin kaldırılmasına karar verir:

  • Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi.
  • Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.

Üç Basamaklı Koruma

BasamakŞartSonuçDayanak
Uygun önlemlerÇocuğun menfaati ve gelişmesinin tehlikeye düşmesi; ana babanın çare bulamamasıHâkim duruma uygun önlemleri alır; velayet devam ederTMK m.346
YerleştirmeBedensel ve zihinsel gelişmenin tehlikede olması veya çocuğun manen terk edilmiş hâlde kalmasıÇocuk bir aile yanına veya kuruma yerleştirilir; velayet ebeveynde kalırTMK m.347
Velayetin kaldırılmasıDiğer önlemlerden sonuç alınamaması veya yetersiz kalacağının anlaşılmasıVelayet sona erer; her ikisinden kaldırılırsa çocuğa vasi atanırTMK m.348

Maddenin devamındaki iki kural da bilinmelidir. Velayet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Ayrıca kararda aksi belirtilmedikçe, velayetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar.

Bağımlılık iddiası bu sistemin neresinde durur? Kanun "hastalık" ve "yükümlülükleri ağır biçimde savsaklama" ifadelerini kullanır; bağımlılık iddiası çoğu zaman bu iki başlıkta tartışılır. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta şudur: kaldırma otomatik bir sonuç değildir. Hâkimin önce daha hafif önlemlerden sonuç alınıp alınamayacağını değerlendirmesi gerekir; destekleyici hizmetlerle veya diğer ebeveynin katkısıyla aşılabilecek bir durumda doğrudan kaldırmaya gidilmesi beklenmez. Bu nedenle talep, yalnızca bağımlılık iddiasına değil, çocuğa yönelik somut yansımalara — okul devamsızlığı, sağlık takibinin aksaması, bakımın savsaklanması — dayandırılmalı ve bunlar okul kayıtları, sağlık raporları ve uzman incelemesiyle belgelendirilmelidir.

Kaldırma ile değiştirme ayrı kurumlardır; koşulların sonradan değişmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi talep edilebilir ve bu, kaldırmaya göre çok daha sık başvurulan yoldur. İki kurumun şartları ve karşılaştırması için Velayetin Kaldırılması ve Değiştirilmesi Davası rehberimize bakabilirsiniz.

Son olarak mali yön: velayetin kaldırılması, ebeveynin çocuğun bakım giderlerini karşılama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu, aşağıdaki nafaka bölümüyle birlikte okunmalıdır.

Kişisel İlişki: Görüşme Kaldırılabilir mi?

Velayetin bir ebeveyne verilmesi, diğer ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkını kural olarak ortadan kaldırmaz. Ancak bu hak sınırsız değildir.

İşlenen suç çocuğa yönelik bir tehlike arz ediyorsa veya ebeveynin yaşam tarzı çocukla görüşmeye uygun değilse, hâkim kişisel ilişkiyi tamamen kaldırabilir veya yalnızca uzman eşliğinde görüşülmesine karar verebilir.

TalepHangi hâlde gündeme gelir
Kişisel ilişkinin kaldırılmasıÇocuk için somut tehlike bulunması
Uzman eşliğinde görüşmeYaşam tarzının görüşmeye uygun olmaması
Görüşme süresinin kısaltılmasıRiskin sınırlı olması
Görüşme yerinin belirlenmesiKontrollü ortam ihtiyacı
Yatılı görüşmenin kaldırılmasıGece kalışının uygun olmaması
Teslim ve iade usulünün düzenlenmesiTaraflar arasında gerginlik bulunması

Bu taleplerin somut olgularla desteklenmesi gerekir. Genel ifadeler yerine; kullanımın sıklığı, çocuğun bulunduğu ortamda gerçekleşip gerçekleşmediği, eve gelen kişiler, evde ele geçirilen madde bulunup bulunmadığı gibi somut olgular dosyaya taşınmalıdır.

Koruma Tedbirleri: Acil Durumda Ne Yapılır?

Boşanma davası uzun bir süreçtir. Şiddet, tehdit veya güvenlik riski bulunan hâllerde beklenecek zaman olmayabilir. Bu durumda 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun devreye girer.

Bu Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararları verilebilir. Başvuru için boşanma davası açılmış olması şart değildir ve karar hızlı biçimde alınabilir.

Tedbirİçeriği
Ortak konuttan uzaklaştırmaŞiddet uygulayanın konuttan uzaklaştırılması
YaklaşmamaKorunan kişiye, konutuna veya işyerine yaklaşmama
İletişim kurmamaHer türlü iletişim aracıyla rahatsız etmeme
Çocuklarla kişisel ilişkinin sınırlandırılmasıRefakatçi eşliğinde veya kaldırılması
Barınma yeri sağlanmasıKorunan kişi ve çocuklar için
Geçici korumaHayati tehlike bulunması hâlinde
Geçici nafakaKorunan kişi lehine

Başvuru; mülki amire, kolluk birimlerine, Cumhuriyet başsavcılığına veya aile mahkemesine yapılabilir. Acil hâllerde kolluk birimine yapılan başvuru üzerine gerekli tedbirler alınabilir.

Ayrıca boşanma davası içinde geçici hukuki koruma talepleri de ileri sürülebilir. Dava süresince velayetin geçici olarak düzenlenmesi, tedbir nafakası ve barınma gibi konularda ara karar verilmesi istenebilir.

Nafaka ve Mali Sonuçlar

Eşin bağımlılığı, mali sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Bu, uygulamada sıkça sorulan bir husustur.

İştirak nafakası, velayeti kendisine verilmeyen eşin çocukların bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasıdır. Eşin suç işlemiş olması veya bağımlılık sorunu bulunması, çocuğuna karşı mali sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

KalemAçıklama
Tedbir nafakasıDava süresince talep edilir
İştirak nafakasıVelayeti almayan eşin çocuk giderlerine katkısı
Yoksulluk nafakasıKoşulları varsa boşanma sonrası
Maddi tazminatMevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen eş lehine
Manevi tazminatKişilik hakkı saldırıya uğrayan eş lehine
Mal rejiminin tasfiyesiAyrı dava veya aynı dosyada talep

Bağımlılık dosyalarında ayrıca mal varlığı boyutu da gündeme gelebilir. Bağımlı eşin ehliyetini etkileyen bir durum söz konusuysa yaptığı hukuki işlemlerin iptali ayrıca tartışılabilir; bu husus ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir.

Delil Toplarken Sınırı Aşmayın

Bu başlık özellikle vurgulanmalıdır. Eşinin madde kullandığını ispatlamak isteyen kişiler, hukuka aykırı yöntemlere başvurma riski taşır ve bu durum kendileri bakımından ayrı sorunlar doğurabilir.

Eşin telefonuna izinsiz erişim, gizli ses veya görüntü kaydı, konum takibi ve benzeri yöntemler kişisel verilerin korunması ve haberleşme hürriyeti bakımından sonuç doğurabilir. Ayrıca bu yolla elde edilen delillerin mahkemece değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ayrı bir tartışmadır.

DelilDeğerlendirme
Tanık beyanlarıMeşru ve yaygın kullanılan delil
Sağlık ve tedavi kayıtlarıUsulüne uygun temin edilmelidir
Ceza dosyası belgeleriMahkeme aracılığıyla celbi istenebilir
Kolluk tutanaklarıMahkeme aracılığıyla celbi istenebilir
Uzman raporuMahkemeden talep edilir
Eşin telefonuna izinsiz erişimRiskli; ayrı sorumluluk doğurabilir
Gizli kayıtRiskli; hukuka uygunluğu tartışmalıdır

Doğru yöntem, delillerin mahkeme aracılığıyla toplanmasını talep etmektir. Ceza dosyasının, kolluk tutanaklarının, sağlık kayıtlarının ve denetimli serbestlik dosyasının celbi mahkemeden istenebilir. Bu yol hem güvenli hem de daha etkilidir.

Eş Cezaevindeyse Dava Nasıl Yürür?

Uyuşturucu ticareti dosyalarında eşin tutuklu veya hükümlü olması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu, boşanma davasını engellemez; ancak usulde bazı özellikler doğurur.

Ceza infaz kurumunda bulunan kişiye tebligat, kurum aracılığıyla yapılır. Davalı eşin duruşmalara katılımı bakımından ise ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılma imkânı gündeme gelebilir; bu husus mahkemece değerlendirilir.

Uzun süreli hapis cezası tek başına otomatik bir boşanma sebebi değildir. Ancak cezanın süresi, evlilik birliğinin fiilen sürdürülememesi bakımından TMK m.166/1 kapsamındaki değerlendirmede dikkate alınabilecek bir olgudur.

DurumBoşanma davasına etkisiDikkat edilecek
Eş tutukluDava açılmasına engel değildirTebligat kurum aracılığıyla yapılır
Eş hükümlü, uzun süreli cezaBirliğin sürdürülememesi olgusuTMK m.166/1 kapsamında değerlendirilir
Eş firariTebligat usulü ayrıca değerlendirilirİlanen tebligat gündeme gelebilir
Eş denetimli serbestlikteDosya kayıtları delil olarak istenebilirMahkeme aracılığıyla celp
Eş tedavi görüyorOlumlu gelişme olarak ileri sürülebilirVelayet değerlendirmesini etkileyebilir

Dördüncü satır savunma bakımından pratik bir imkândır. Denetimli serbestlik dosyasındaki devam kayıtları, tahlil sonuçları ve program raporları, hem çekilmezlik unsurunun hem de velayet değerlendirmesinin dayanağını oluşturabilir. Bu belgelerin mahkeme aracılığıyla celbi talep edilmelidir.

Ayrıca eşin cezaevinde bulunması hâlinde çocuklarla kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı ayrıca düzenlenmelidir. Bu konuda çocuğun yaşı, ziyaret koşulları ve uzman görüşü birlikte değerlendirilir; ilişkinin kurulup kurulmayacağı yine çocuğun üstün yararına göre belirlenir.

Yol Haritası

SıraAdımNeden
1Güvenlik riski varsa 6284 kapsamında başvuru yapmakAcil koruma
2Somut olguları tarih ve ayrıntısıyla not etmekÇekilmezlik unsurunun ispatı
3Tanıkları belirlemekEn yaygın delil
4Eşin ceza dosyası varsa aşamasını öğrenmekBekletici mesele ve delil
5TMK m.163 ile m.166/1’e terditli dayanmakTümden ret riskini azaltır
6Velayet için uzman incelemesi talep etmekÇocuğun üstün yararının tespiti
7Kişisel ilişki bakımından somut risk varsa sınırlama istemekUzman eşliğinde görüşme veya kaldırma
8Tedbir nafakası ve geçici velayet talep etmekDava süresince koruma
9Delillerin mahkeme aracılığıyla celbini istemekHukuka uygun delil toplama
10Hukuka aykırı delil toplamaktan kaçınmakKendi aleyhinize sonuç doğurabilir

Beşinci satır davanın kaderini belirleyebilecek stratejik tercihtir. TMK m.163 nispi bir sebep olduğundan tek başına dayanılması riskli olabilir; TMK m.166/1’e terditli olarak dayanılması, çekilmezlik unsurunun yeterli görülmediği hâllerde dahi davanın değerlendirilmesini sağlar.

İkinci satır ise en çok atlanan hazırlıktır. Somut olayların tarih, yer ve ayrıntısıyla kaydedilmesi, dava dilekçesinin ve tanık beyanlarının dayanağını oluşturur. Genel ifadeler yerine somut anlatım, çekilmezlik unsurunun ispatında belirleyicidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşimin uyuşturucu kullanması boşanma sebebi mi?

Uyuşturucu kullanımı kanunda ismen sayılan bir boşanma sebebi değildir. Ancak TMK m.163 kapsamında küçük düşürücü suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme, ayrıca TMK m.166/1 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebeplerine dayanılabilir.

Suçu ispatlarsam boşanma kararı kesin verilir mi?

Hayır. TMK m.163 nispi bir boşanma sebebidir; suçun işlendiği veya haysiyetsiz hayatın sürdürüldüğü ispatlansa bile hâkim ayrıca bu durumun ortak hayatı çekilmez kılıp kılmadığını araştırır.

Neden hem 163’e hem 166’ya dayanmak gerekiyor?

TMK m.163 nispi bir sebep olduğundan çekilmezlik unsuru yeterli görülmezse dava reddedilebilir. TMK m.166/1’e terditli olarak dayanmak, davanın genel sebep üzerinden değerlendirilmesini sağlayarak tümden ret riskini azaltır.

Boşanma davası açmak için süre var mı?

TMK m.163 bakımından kanunda herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir; madde metnindeki “her zaman” ifadesi bunu göstermektedir. Bu, TMK m.161 ve m.162’deki süre sınırlamalarından farklıdır.

Eşimin ceza davası düştü, yine de boşanabilir miyim?

Evet. Ceza davasının düşmüş olması veya şikâyetten vazgeçilmesi boşanma davası açmaya engel değildir. Aile mahkemesi hâkimi ceza dosyasını bekletici mesele yapabilir ve maddi olayın varlığına ilişkin tespiti deliller arasında değerlendirebilir.

Velayet bana verilir mi?

Velayet düzenlemesinde tek belirleyici kriter çocuğun üstün yararıdır; boşanma sebepleri ve kusur durumu doğrudan belirleyici değildir. Ancak bağımlılık gibi olguların ispatı hâlinde velayetin o eşe bırakılmasında çocuğun yararı bulunduğu düşünülemeyeceğinden mahkemeler genellikle velayeti bu ebeveyne vermez.

Çocukla görüşmesi engellenebilir mi?

İşlenen suç çocuğa yönelik tehlike arz ediyorsa veya ebeveynin yaşam tarzı görüşmeye uygun değilse, hâkim kişisel ilişkiyi tamamen kaldırabilir veya yalnızca uzman eşliğinde görüşülmesine karar verebilir.

Nafaka ödemesi gerekir mi?

Evet. İştirak nafakası, velayeti kendisine verilmeyen eşin çocukların bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasıdır. Eşin suç işlemiş olması veya bağımlılığı, çocuğuna karşı mali sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Acil durumda ne yapabilirim?

6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararları talep edilebilir. Boşanma davası açılmış olması şart değildir; başvuru mülki amire, kolluğa, Cumhuriyet başsavcılığına veya aile mahkemesine yapılabilir.

Eşimin telefonundan delil toplayabilir miyim?

İzinsiz erişim, gizli kayıt ve konum takibi gibi yöntemler kişisel verilerin korunması ve haberleşme hürriyeti bakımından kendiniz aleyhine sonuç doğurabilir. Doğru yöntem, ceza dosyası ve kolluk tutanakları gibi belgelerin mahkeme aracılığıyla celbini talep etmektir.

Boşanma, velayet, nafaka veya koruma tedbiri talepleriniz için Hukukçular Evi Ankara ile iletişime geçin.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk