📜 Dayanak Mevzuat
Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.154 — Hakkı olmayan yere tecavüz (5841 s.K. ile değişik)
- 5237 sayılı Kanun m.184 — İmar kirliliğine neden olma
- 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu m.75 — Ecrimisil ve tahliye
- 3091 sayılı Kanun — Tecavüzün önlenmesi
- 3194 sayılı İmar Kanunu m.32 ve m.42 — Yıkım ve idari para cezası
- 4342 sayılı Mera Kanunu m.27 — Otlatma hakkının kaldırılması
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
⚡ Net Cevap: Kamu taşınmazının izinsiz kullanımı yalnızca ecrimisil ve tahliye doğurmaz; belirli hâllerde cezai sorumluluk da gündeme gelir. Türk Ceza Kanunu’nun 154. maddesine göre; bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden, sınırlarını değiştiren veya bozan ya da hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir. Maddenin ikinci fıkrası ise özel bir hâl düzenler: köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmazları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında aynı cezalar uygulanır. Bu fıkra bakımından şikâyet aranmaz. Yargı uygulamasında ise önemli bir sınır çizilmiştir: bu suç köy mülki sınırları içindeki taşınmazlara ilişkindir.
Hazine ve kamu taşınmazı dosyalarında en az beklenen tebligat, savcılıktan gelen ifade davetidir.
Oysa izinsiz kullanım bazı hâllerde yalnızca mali bir yük değil, ceza soruşturmasının da konusudur. Ve bu süreç, ecrimisil ile tahliyeden tamamen bağımsız yürür.
Aşağıda hangi fiillerin suç oluşturduğu, şikâyet şartı, köy ve belediye sınırı ayrımı ile savunma imkânları ele alınmaktadır.
TCK 154: Üç Ayrı Suç Tipi
Madde, üç fıkrasında birbirinden farklı üç durumu düzenler ve bunların şartları aynı değildir.
Birinci fıkra: Taşınmaz işgali
Hükme göre; bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye; suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.
Fıkrada üç seçimlik hareket bulunur:
- Taşınmazın kısmen veya tamamen işgal edilmesi,
- Sınırlarının değiştirilmesi veya bozulması,
- Hak sahibinin taşınmazdan yararlanmasının engellenmesi.
“Malikmiş gibi” ifadesi belirleyicidir: fail, taşınmaz üzerinde malike tanınan kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkilerini kullanır gibi davranmalıdır.
İkinci fıkra: Köy orta malları
Bu fıkra, kırsal dosyalarda en sık karşılaşılan hâldir.
Hükme göre; köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek; mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır.
Üçüncü fıkra: Su mecrasının değiştirilmesi
Kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştiren kimse hakkında da aynı cezalar uygulanır.
Uygulamada hem yer altı hem yer üstü suları bu kapsamda değerlendirilmekte; suyun kamuya veya özel kişilere ait olması sonucu değiştirmemektedir.
Mera ve yol işgalinde şikâyet aranmaz, resen soruşturulur
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Kritik Ayrım: Şikâyet Şartı
Üç fıkra arasındaki en önemli usul farkı budur ve dosyanın seyrini belirler.
⚠️ İkinci fıkrada şikâyet aranmaz
Birinci fıkra şikâyete tabidir: soruşturma, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine başlar. Şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde sonuç doğurabilir.
İkinci fıkra ise böyle değildir. Mera, harman yeri, yol ve sulak gibi köy orta mallarına yönelik fiillerde şikâyet aranmaz; yetkili birimler suçu öğrendiklerinde resen soruşturmaya başlar.
Bunun pratik anlamı büyüktür: köy merasını süren veya köy yolunu kapatan kişi hakkında, kimse şikâyetçi olmasa dahi süreç işleyebilir.
Ayrıca ikinci fıkradaki işgal etmek, tasarrufta bulunmak ve sürüp ekmek eylemleri uygulamada kesintisiz suç niteliğinde değerlendirilmektedir. Bu, fiil devam ettiği sürece sürelerin işlemeye başlamaması sonucunu doğurabilir.
Bu nedenle “yıllardır ekiyorum, artık bir şey olmaz” düşüncesi bu fıkra bakımından yanıltıcıdır.
Köy Sınırı mı, Belediye Sınırı mı?
Yargı uygulamasında çizilen bu sınır, dosyaların önemli bir kısmında beraat veya mahkûmiyet farkını doğurur.
Kararlarda belirtildiği üzere; TCK’nın 154/2. maddesinde tanımlanan suç, köy mülki sınırları içerisinde bulunan mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz mallara ilişkindir. Söz konusu suç, eylemin belediye sınırlarında veya mücavir alanlardaki taşınmazlar üzerinde gerçekleştirilmesi hâlinde oluşmaz.
Bu, savunmada doğrudan kullanılabilecek somut bir husustur: fiilin gerçekleştiği yer belediye sınırları veya mücavir alan içindeyse, ikinci fıkra uygulanamaz.
İlginç bir tamamlayıcılık
Aynı ayrım, imar kirliliği suçu bakımından ters yönde işler.
Yargı kararlarında; imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için taşınmazın belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi olması gerektiği belirtilmiştir.
Yani iki hüküm birbirini tamamlar:
| Yer | Orta malı işgali | Ruhsatsız yapı |
|---|---|---|
| Köy mülki sınırları | TCK 154/2 uygulanır | İmar kirliliği için özel imar rejimi aranır |
| Belediye sınırı ve mücavir alan | TCK 154/2 oluşmaz | İmar kirliliği gündeme gelir |
Bu nedenle soruşturma başladığında ilk tespit edilmesi gereken husus, taşınmazın hangi idari sınır içinde kaldığıdır. Bu bilgi belediye veya kaymakamlıktan yazılı olarak alınabilir.
Ceza ve Yargılama
Her üç fıkra bakımından öngörülen yaptırım aynıdır: altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası.
Diğer usul bilgileri:
- Görevli mahkeme. Cezanın üst sınırı dikkate alındığında asliye ceza mahkemesidir.
- Uzlaştırma. Uygulamada bu suç uzlaştırmaya tabi tutulmamaktadır.
- Teşebbüs. Hareketler parçalara ayrılabildiğinden teşebbüs hükümlerinin uygulanması mümkün görülmektedir.
- Fail. Madde fail bakımından sınırlama getirmediğinden herkes bu suçun faili olabilir.
Hapis ve adlî para cezasının birlikte öngörülmüş olması, hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi bakımından ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Ceza süreci ecrimisil ve tahliyeden bağımsız yürür
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Savunmada İleri Sürülebilecekler
Bu dosyalarda savunma, çoğu zaman kullanımın varlığını inkâr üzerine değil, hukuki dayanağın gösterilmesi üzerine kurulur.
1. Bir hakka dayanma. Maddenin ilk unsuru “bir hakka dayanmaksızın”dır. Kullanımın geçerli bir dayanağı varsa suç oluşmaz. Bu dayanaklar:
- Kira sözleşmesi,
- İrtifak hakkı veya kullanma izni,
- Tahsis kararı,
- Mahkeme kararı,
- İdari izin veya muvafakat.
2. Yer bakımından. İkinci fıkra için taşınmazın köy mülki sınırları içinde bulunması gerekir; belediye sınırı veya mücavir alanda bu fıkra uygulanmaz.
3. Taşınmazın niteliği. Yer gerçekten mera, harman yeri, yol veya sulak mıdır? Mera özel sicili, kadastro paftası ve tahdit haritası incelenmelidir.
4. Bilme unsuru. İkinci fıkra, taşınmazın niteliğinin bilinmesini arar. Bu unsurun somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılabilir.
5. Fiilin ve failin tespiti. Fiili kullanan kişi, fiilin zamanı ve devamlılığı açık delillerle ortaya konulmalıdır. Çok kullanıcılı alanlarda ve mirasçılar arasında bu husus sıkça hatalı belirlenir.
6. Alan ve sınır. Fiilin gerçekleştiği alan, iddia edilen kamu taşınmazıyla gerçekten örtüşüyor mu? Aplikasyon ve keşif belirleyicidir.
7. Şikâyet süresi. Birinci fıkra bakımından şikâyet aranır ve süre işler.
Bu savunmalar arasında en güçlüsü çoğu zaman birincisidir: kira sözleşmesi kurmak, hem cezai hem mali süreçlerde konumu değiştirir.
Ceza Süreci ile Diğer Süreçlerin İlişkisi
Kamu taşınmazı dosyalarında birden fazla süreç eş zamanlı yürüyebilir ve bunlar birbirinden bağımsızdır.
| Süreç | Mercii | Sonuç |
|---|---|---|
| Ceza soruşturması | Savcılık, asliye ceza | Hapis ve adlî para cezası |
| Ecrimisil | İdare | Beş yıla kadar geriye dönük bedel |
| Tahliye | Mülki amir | Taşınmazın boşaltılması |
| Men kararı | Valilik, kaymakamlık | Tecavüzün önlenmesi |
| Yıkım ve idari para cezası | İlgili idare | Yapının kaldırılması |
| Otlatma hakkının kaldırılması | Mera mevzuatı | Süreli veya dönemlik yasak |
Bu süreçlerin bağımsızlığı iki yönlü sonuç doğurur:
- Ecrimisilin ödenmesi ceza sürecini durdurmaz.
- Beraat kararı, ecrimisil borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle her süreç için ayrı savunma kurulmalı ve süreler ayrı ayrı takip edilmelidir.
Buna karşılık ortak bir çıkış noktası vardır: kullanımın hukuki zemine oturtulması. Kiralama veya satın alma gerçekleştiğinde hem gelecek dönem bakımından cezai risk kalkar, hem ecrimisilin dayanağı ortadan kalkar, hem de tahliye tehdidi son bulur.
İfadeye Çağrıldığınızda
Soruşturma başladığında yapılması gerekenler:
- Davetin tarihini ve konusunu kaydedin. Hangi taşınmaz, hangi fiil?
- Taşınmazın statüsünü tespit edin. Tapu, kadastro paftası, mera özel sicili.
- İdari sınırı öğrenin. Köy sınırı mı, belediye veya mücavir alan mı?
- Hukuki dayanağınızı toplayın. Kira sözleşmesi, izin, tahsis veya başvuru belgeleri.
- Kullanım geçmişinizi belgeleyin. Ne zaman, ne kadar alan, hangi amaçla?
- Alan tespiti yaptırın. Fiilî kullanım iddia edilen alanla örtüşüyor mu?
- Eş zamanlı kiralama başvurusu yapın. Konumu değiştiren en pratik adımdır.
Yedinci madde önemlidir: kiralama başvurusu, hem iyiniyeti gösterir hem de gelecek dönem bakımından durumu düzeltir.
Köy Tüzel Kişiliği Bakımından
Madde, köy orta mallarını korumayı amaçladığından, köyler bakımından da bir imkân sunar.
Köy merası, harman yeri, yolu veya sulak alanı işgal edildiğinde köy tüzel kişiliğinin yapabilecekleri:
- Savcılığa suç duyurusunda bulunmak. İkinci fıkra bakımından şikâyet şartı aranmasa da bildirim süreci hızlandırır.
- Mülki amirden men kararı talep etmek. Tecavüzün önlenmesi mevzuatı çerçevesinde.
- Tarım müdürlüğüne bildirmek. Mera mevzuatındaki yaptırımlar için.
- Ecrimisil sürecini başlatmak. İlgili idareye bildirimde bulunmak.
Bildirimlerin yazılı yapılması ve kayıt numarası alınması gerekir. Ayrıca işgalin krokiyle gösterilmesi ve fotoğraflarla belgelenmesi, sürecin ilerlemesini kolaylaştırır.
Bildirimde yer alması gerekenler: taşınmazın ada ve parsel bilgisi ile mevkii, işgalin başlangıç tarihi, işgal edilen yaklaşık alan, işgali gerçekleştiren kişi ve fiilin niteliği. Mera söz konusuysa özel sicil kaydı da eklenmelidir.
Köy tüzel kişiliğinin bu bildirimleri yapmaması, orta malının korunmasında boşluk doğurur; çünkü ecrimisil ve tahliye süreçleri çoğu zaman bir bildirimle başlar.
İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu
Kamu taşınmazı üzerine yapı yapılması hâlinde ikinci bir hüküm daha gündeme gelir.
Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı faaliyetlerini suç olarak düzenler. Yargı uygulamasında bu suçun oluşabilmesi için taşınmazın belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi olması aranmaktadır.
Bu nedenle mücavir alanda kalan bir taşınmazda, özel imar rejimine tabi olup olmadığı belirlenmeden hüküm kurulması eksik inceleme sayılmıştır.
Dosyada tespit edilmesi gerekenler:
- Yapının bulunduğu yer belediye sınırları içinde mi?
- Değilse, özel imar rejimine tabi bir alan mı?
- Yapı ne zaman yapılmış?
- Yapı kayıt belgesi alınmış mı?
Dördüncü madde önemlidir: yapı kayıt belgesi, mevzuatta öngörülen sonuçları doğurur ve bu husus dosyada ileri sürülmelidir.
Ayrıca imar mevzuatı çerçevesinde yıkım kararı ve idari para cezası da ayrı süreçler olarak işler. Bu üç yaptırım — ceza, yıkım ve idari para cezası — birbirinden bağımsızdır.
Bu nedenle Hazine arazisi üzerinde yapı bulunan dosyalarda üç ayrı takvim tutulmalıdır: ceza soruşturması, yıkım kararına itiraz süresi ve idari para cezasına itiraz süresi.
Su Mecrasının Değiştirilmesi
Kırsalda sık karşılaşılan ancak nadiren gündeme gelen bir hâl de üçüncü fıkradır.
Hükme göre; kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştiren kimse hakkında da altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası uygulanır.
Uygulamada dikkat edilen hususlar:
- Hem yer altı hem yer üstü suları kapsamdadır.
- Suyun kamuya veya özel kişilere ait olması sonucu değiştirmez.
- Geçici engeller yerine kalıcı akış değişikliği aranır.
Son madde savunmada kullanılabilir: mevsimlik bir set çekilmesi veya geçici bir engelin oluşması ile mecranın kalıcı olarak değiştirilmesi farklı değerlendirilir.
Sulama amaçlı müdahalelerde ise izin durumunun araştırılması gerekir; sulama birliği veya ilgili idareden alınmış bir izin bulunuyorsa, fiil bir hakka dayanıyor demektir.
Ayrıca dere yatağına yapılan müdahalelerde su yapıları mevzuatı çerçevesinde ayrı izinler de gündeme gelebilir. Bu nedenle sulama, set çekme veya yatak düzenleme gibi işlerden önce ilgili idareden yazılı görüş alınması yerinde olur.
Mirasçılar ve Çok Kullanıcılı Alanlar
Bu dosyalarda en sık yapılan usul hatası, failin yanlış belirlenmesidir.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken husus şudur: fiilî kullanan kişi, fiilin zamanı ve devamlılığı açık delillerle ortaya konulmalıdır.
Sık karşılaşılan durumlar:
1. Mirasçılar. Taşınmazı mirasçılardan yalnızca biri kullanıyorsa, diğerlerinin sorumlu tutulması hatalıdır. Tapu kaydında adı geçmek, fiilî kullanımın ispatı değildir.
2. Kiraya veren ve kiracı. Alanı fiilen kullanan kiracıysa, malikin konumu ayrıca değerlendirilir.
3. Ortak kullanım. Aynı alanı birden fazla kişi kullanıyorsa, her birinin kullandığı kısım ayrı ayrı belirlenmelidir.
4. Devreden ve devralan. Kullanım el değiştirmişse dönemler ayrılmalıdır.
Savunmada bu hususlar somut delillerle desteklenmelidir:
- Kroki üzerinde kimin nereyi kullandığı,
- Farklı yıllara ait uydu görüntüleri,
- Muhtarlık yazısı ve tanık beyanları,
- Çiftçi Kayıt Sistemi ve destekleme kayıtları,
- Varsa kira sözleşmesi.
Dördüncü madde özellikle güçlüdür: tarımsal kayıtlar, alanı fiilen kimin ektiğini resmî olarak gösterir.
Ayrıca ecrimisil dosyasında da aynı husus ileri sürülebilir; iki süreçte tutarlı bir savunma kurulması önemlidir.
Kesintisiz Suç ve Süre
İkinci fıkra bakımından uygulamada benimsenen bir nitelendirme, savunma stratejisini doğrudan etkiler.
İşgal etmek, tasarrufta bulunmak ve sürüp ekmek eylemleri kesintisiz suç niteliğinde değerlendirilmektedir. Kesintisiz suçlarda fiil, kesintiye uğrayana kadar devam eder ve süreler bu andan itibaren işlemeye başlar.
Bunun iki pratik sonucu vardır:
1. Uzun süreli kullanım savunma değildir. “On yıldır ekiyorum” beyanı, sürenin işlemeye başlamadığı anlamına gelebilir ve savunma olarak sunulduğunda aleyhe sonuç doğurabilir.
2. Kesinti önemlidir. Kullanımın ne zaman sona erdiği veya hukuki bir zemine oturduğu, sürelerin başlangıcı bakımından belirleyici olur.
Bu nedenle bu dosyalarda en etkili adım, kullanımı kesintiye uğratmak veya meşrulaştırmaktır: kiralama sözleşmesi kurulduğunda fiil artık “bir hakka dayanmaksızın” gerçekleşmiyor demektir.
Kiralama başvurusu, savunmada iki yönden değerlidir:
- Gelecek dönem bakımından hukuki dayanak oluşturur,
- Sanığın iyiniyetini ve durumu düzeltme iradesini gösterir.
Bu nedenle soruşturma başladığında, savunma hazırlığıyla eş zamanlı olarak ilgili idareye kiralama veya satın alma başvurusu yapılması yerinde olur. Başvurunun kayıt numarası dosyaya sunulmalıdır.
Sık Yapılan Hatalar
Şikâyet olmadan süreç işlemeyeceğini sanmak. İkinci fıkrada şikâyet aranmaz.
Uzun süreli kullanımı güvence sanmak. İkinci fıkradaki eylemler kesintisiz suç niteliğinde değerlendirilmektedir.
İdari sınırı araştırmamak. Köy ve belediye sınırı ayrımı sonucu doğrudan etkiler.
Taşınmazın niteliğini sorgulamamak. Yer gerçekten mera veya yol mu?
Ecrimisili ödeyip rahatlamak. Ceza süreci bağımsız yürür.
Beraatin borcu kaldıracağını sanmak. Ecrimisil ayrı bir süreçtir.
Hukuki dayanağı sunmamak. Kira, izin veya tahsis belgesi suçun ilk unsurunu ortadan kaldırabilir.
Kalıcı çözümü ertelemek. Kullanım sürdükçe tüm süreçler tekrarlanır.
Faili yanlış belirlenmiş dosyada sessiz kalmak. Fiilî kullanan kişi açık delillerle ortaya konulmalıdır.
Yapı kayıt belgesini dosyaya sunmamak. Mevzuatta öngörülen sonuçları doğurur.
Adım Adım Süreç
- Davetin konusunu belirleyin. Hangi taşınmaz, hangi fıkra?
- Taşınmazın statüsünü tespit edin. Mera, yol, Hazine veya özel mülk.
- İdari sınırı öğrenin. Köy mü, belediye veya mücavir alan mı?
- Hukuki dayanağınızı toplayın. Sözleşme, izin, tahsis, başvuru.
- Alan ve sınır tespiti yaptırın. Aplikasyon ve kroki.
- Savunmayı yazılı hazırlayın. Belgelerle birlikte sunulur.
- Kalıcı çözümü başlatın. Kiralama veya satın alma başvurusu.
İlgili Konular ve Kaynaklar
Ceza ve yaptırım
- Meraya Tecavüz Suçu (TCK 154/2)
- 3091 Sayılı Kanun: Men Kararı
- Meraya Müdahalenin Yaptırımları
- Yıkım Kararının İptali Dilekçesi
Ecrimisil ve tahliye
Statü ve sınır
- Bu Arazi Hazine’nin mi? Statü Tespiti
- Sınır Uyuşmazlığı ve 41. Madde
- Köy Orta Malları
- Tescil Harici Alan ve İmar-İhya
Kalıcı çözüm
Sıkça Sorulan Sorular
Hazine arazisini kullanmak suç mu?
Belirli şartlarda evet. Türk Ceza Kanunu’nun 154. maddesine göre bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmazı malikmiş gibi işgal etmek, sınırlarını değiştirmek veya hak sahibinin yararlanmasına engel olmak suç oluşturur.
Ceza ne kadar?
Her üç fıkra bakımından altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası öngörülmüştür.
Şikâyet şart mı?
Birinci fıkra bakımından suçtan zarar görenin şikâyeti aranır. İkinci fıkrada ise şikâyet aranmaz; yetkili birimler suçu öğrendiğinde resen soruşturmaya başlar.
İkinci fıkra neyi kapsıyor?
Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmazları zapt etmek, bunlar üzerinde tasarrufta bulunmak veya sürüp ekmek.
Belediye sınırında da uygulanır mı?
Yargı kararlarında, bu suçun köy mülki sınırları içindeki taşınmazlara ilişkin olduğu; eylemin belediye sınırlarında veya mücavir alanlardaki taşınmazlarda gerçekleştirilmesi hâlinde oluşmayacağı belirtilmiştir.
İmar kirliliği suçu nerede işler?
Yargı kararlarında, imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için taşınmazın belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi olması gerektiği belirtilmiştir.
Yıllardır ekiyorum, süre geçmiş midir?
İkinci fıkradaki işgal etmek, tasarrufta bulunmak ve sürüp ekmek eylemleri uygulamada kesintisiz suç niteliğinde değerlendirilmektedir.
Hangi mahkeme bakar?
Cezanın üst sınırı dikkate alındığında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
Uzlaşma mümkün mü?
Uygulamada bu suç uzlaştırmaya tabi tutulmamaktadır.
En güçlü savunma nedir?
Kullanımın bir hakka dayandığının gösterilmesi. Kira sözleşmesi, irtifak hakkı, kullanma izni, tahsis kararı veya idari izin bu kapsamdadır.
Ecrimisili ödersem ceza düşer mi?
Hayır. Ceza süreci ile ecrimisil ve tahliye süreçleri birbirinden bağımsız yürür.
Beraat edersem ecrimisil borcum kalkar mı?
Kendiliğinden kalkmaz. Ecrimisil ayrı bir idari süreçtir ve kendi itiraz yolları vardır.
İlgili Rehberler
- 📚 Ana Rehber: Ceza Hukuku Rehberi
- ▸ Sosyal Medya ve E-Posta Hesabının Ele Geçirilmesi 2026: İlk 24 Saat, Suç Duyurusu, İçerik Kaldırma ve Tazminat (TCK 243-245)
- ▸ Çarpıp Kaçan Sürücü: Mağdurun Yapacakları ve Dilekçe Örnekleri (2026) — KTK m. 81, TCK m. 98
- ▸ Meraya Müdahalenin Yaptırımları: Otlatma Hakkının Kaldırılması, Eski Hâle Getirme ve Üç Ayrı Süreç
- ▸ Ölümlü Trafik Kazasında Soruşturma: Delil Talebi ve Takipsizliğe İtiraz Dilekçesi Örneği (2026)
Bu konuda hukuki destek almak için


