Evlilik Birliğinin Korunması: Hâkimin Müdahalesi (TMK m. 195 vd.)
22 Haziran 2026

Evlilik Birliğinin Korunması: Hâkimin Müdahalesi (TMK m. 195 vd.)

Evlilik birliğinin korunması, eşler arasındaki uyuşmazlıkların boşanmaya varmadan çözüme kavuşturulması ve aile bütünlüğünün sürdürülmesi amacıyla hâkim tarafından alınabilecek özel tedbirleri düzenleyen bir müessesedir. Türk Medeni Kanunu (TMK) m.195 hükmü ile düzenlenen bu koruma yolu, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda hâkimin devreye girmesini sağlar. Bu yazıda evlilik birliğinin korunmasının hukuki dayanağı, hangi durumlarda başvurulacağı, alınabilecek tedbirler, süreç ve pratik uygulama esasları ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.

1) Kanuni Dayanak — TMK m.195

Evlilik birliğinin korunması, TMK m.195 hükmünde düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca “evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.”

Bu hüküm, aile hukukunun temel prensiplerinden biri olan “boşanmadan koruma” yaklaşımını yansıtır. Kanun koyucu, evliliği sürdürülebilir kılmak için hâkime aktif bir rol tanımıştır. Boşanma her uyuşmazlığın çözümü olmadığından, eşlere birlikte yaşamayı sürdürmeleri için hukuki destek sunulur. Hâkim, evlilik uzmanı gibi hareket eder; taraflara uyarıda bulunur, uzlaştırmaya çalışır, gerekli tedbirleri alır. Bu düzenleme özellikle boşanmayı istemeyen ancak yaşadıkları uyuşmazlığa çözüm bulamayan eşler için önemli bir başvuru yoludur.

2) Başvuru Sebepleri

Evlilik birliğinin korunması davası çeşitli sebeplerle açılabilir. Öncelikle evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumu bu davaya konu olur. Bu yükümlülükler; barınma sağlama, aile giderlerine katılma, sadakat gösterme, karşılıklı yardım ve destek, çocuğun bakımına ortak katılım gibi çok çeşitli konuları kapsar. Bir eşin bu yükümlülüklerden birine sürekli veya ciddi biçimde uymaması, koruma davası için gerekçe oluşturabilir.

Uygulamada karşılaşılan başlıca durumlar şunlardır: (i) bir eşin aile giderlerine katılmaması veya yetersiz katılması, (ii) evi terk etme veya haberli-haberslerce uzun süre uzak kalma, (iii) sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar, (iv) aile içi ciddi tartışmalar ve çatışmalar, (v) çocukların bakımı konusunda uyuşmazlık, (vi) mal varlığının yönetimi konusunda ihtilaflar (özellikle bir eş mal kaçırma girişiminde bulunuyorsa), (vii) evin ortak kararla belirlenmesi konusunda anlaşamama. Bu tür durumlarda eşlerden biri veya birlikte aile mahkemesine başvurarak koruma tedbirlerini talep edebilir. Talep yazılı olarak dilekçe ile yapılır ve somut sebepler açıklanır.

3) Hâkimin Alabileceği Tedbirler

Hâkim, evlilik birliğinin korunması davasında çeşitli tedbirler alabilir. Bu tedbirler TMK m.195 ve devamı hükümlerinde belirtilmiştir. Öncelikle, hâkim eşleri “uyarır” ve yükümlülüklerini hatırlatır. Bu uyarı bazen ilişkiyi düzeltmek için yeterli olabilir; taraflar hâkimin ciddi müdahalesi karşısında uyarılara uyarak sorunlarını çözebilir. İkinci olarak, hâkim eşleri “uzlaştırmaya çalışır”; müzakere ve arabuluculuk yaklaşımıyla tarafları ortak zemin bulmaya davet eder.

Hâkim, ayrıca uzman kişilerden yardım isteyebilir. Bu uzmanlar; aile terapisti, psikolog, sosyal hizmet uzmanı olabilir. Uzman desteği, tarafların ilişkilerini yeniden değerlendirmelerine ve daha sağlıklı iletişim kurmalarına yardımcı olur. Ancak bu destek eşlerin ortak rızasıyla mümkündür; tek taraflı olarak dayatılamaz. Hâkim ayrıca somut tedbirler de alabilir. Örneğin; aile giderlerine katılım oranını belirleme, taşınmaz malın belirli bir eş adına yönetilmesine karar verme, eşlerin ayrı yaşamalarına izin verme (TMK m.197 çerçevesinde), aile konutunun tahsisine ilişkin düzenleme yapma, tedbir nafakasına hükmetme gibi çeşitli önlemler mümkündür. Bu tedbirlerin amacı, evlilik ilişkisini bozmak değil, sürdürülebilir kılmaktır.

4) Ayrı Yaşama İzni — TMK m.197

Evlilik birliğinin korunması kapsamında hâkimin verebileceği en önemli tedbirlerden biri ayrı yaşama iznidir. TMK m.197 uyarınca “eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.” Bu düzenleme, ciddi çatışma yaşayan eşlere birlikte yaşamayı sürdürmek zorunda kalmadan koruma altında olma imkânı tanır.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15 💬 WhatsApp

Ayrı yaşama izni verilebilmesi için ciddi sebeplerin bulunması gerekir. Ciddi sebep olarak değerlendirilen durumlar arasında; aile içi şiddet, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, ciddi psikolojik baskı, sadakatsizlik durumları, çocukların üzerinde olumsuz etki yaratan çatışmalar yer alır. Ayrı yaşama izni verildiğinde hâkim ayrıca; hangi eşin aile konutunda kalacağı, çocukların bakımının nasıl düzenleneceği, tedbir nafakasının miktarı, kişisel ilişki hakkı gibi konularda da karar verir. Bu düzenlemeler, tarafların ayrı yaşamları süresince pratik yaşam koşullarını organize eder. Ayrı yaşama izni geçici bir tedbirdir ve sadece uyuşmazlık süresince geçerlidir; ilişkinin düzelmesi durumunda tekrar birlikte yaşama mümkündür. Ancak ayrı yaşama süresi uzarsa boşanma gündeme gelebilir.

5) Tedbir Nafakası

Evlilik birliğinin korunması davasında hâkimin verebileceği önemli tedbirlerden biri de tedbir nafakasıdır. Bir eşin aile giderlerine yeterince katılmaması veya diğer eşin geliri olmaması durumunda hâkim, aylık nafaka ödemesine hükmedebilir. Bu nafaka, evlilik boyunca değil dava süresince ve tedbirin devam ettiği süre içinde ödenir.

Tedbir nafakası miktarı; ödeme yükümlüsü eşin ekonomik durumu, alacaklı eşin ihtiyaçları, çocukların bakım masrafları göz önünde bulundurularak belirlenir. Nafaka; hem eş nafakası (bir eşin diğerine ödediği geçim nafakası) hem çocuk nafakası (velayet bulunmayan ebeveynin çocuğun bakımına katkı olarak ödediği nafaka) olarak hükmedilebilir. Nafaka miktarı sabit değildir; koşulların değişmesi hâlinde uyarlanabilir. TMK m.195 çerçevesinde verilen tedbir nafakası, boşanma davası sonucunda hükmedilebilecek nafakadan bağımsızdır; ancak koşullar benzerdir. Nafaka ödenmemesi durumunda icra takibi başlatılabilir ve tazyik hapsi de gündeme gelebilir. Nafaka ödemeyen eş için İİK m.344 çerçevesinde tazyik hapsi uygulaması mümkündür.

6) Aile Konutu ile İlgili Tedbirler

Aile konutu, evlilik birliği için özel bir öneme sahiptir ve TMK m.194 hükmü ile özel koruma altındadır. Bu düzenleme uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya üzerinde başkalarına haklar tesis edemez. Bu koruma, evlilik birliğinin korunması davası kapsamında güçlendirilebilir.

Hâkim, ciddi uyuşmazlık durumunda aile konutu ile ilgili çeşitli tedbirler alabilir. Örneğin; bir eşin aile konutundan uzaklaştırılması, aile konutu üzerinde tasarruf yasağı konulması, konutun geçici olarak bir eşin kullanımına tahsis edilmesi gibi tedbirler mümkündür. Bu tedbirler özellikle aile içi şiddet vakalarında önem taşır; şiddet uygulayan eşin konuttan uzaklaştırılması, mağdur eş ve çocukları koruma altına alır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çerçevesinde de benzer koruyucu tedbirler alınabilir. 6284 sayılı Kanun ile TMK m.195 hükümleri birlikte uygulanabilir ve mağdur eş için kapsamlı koruma sağlanır. Bu koruyucu tedbirler kararı verildikten sonra kolluk kuvvetleri tarafından uygulanır; aykırı davranış ceza sorumluluğu doğurur.

7) Süreç Yönetimi ve Pratik Öneriler

Evlilik birliğinin korunması davası açmak isteyen eşler için pratik öneriler şunlardır: (i) sorunları objektif ve somut biçimde tespit etmek, (ii) delilleri toplamak (mesajlaşmalar, tanık ifadeleri, harcama belgeleri, sağlık raporları vb.), (iii) hangi tedbirlerin talep edileceğini net olarak belirlemek, (iv) uzman aile hukuku avukatı desteği almak, (v) mümkünse eşle de görüşerek dostane çözüm imkânlarını değerlendirmek.

Bu tür davalarda hem hukuki hem de psikolojik boyut önemlidir. Dava süreci ilişkiyi zedeleyebilir; ancak diğer taraftan uyuşmazlığın çözülmemesi de ilişkiyi daha da bozar. Bu nedenle davanın açılıp açılmayacağının stratejik biçimde değerlendirilmesi gerekir. Bazı durumlarda aile terapisi veya arabuluculuk gibi alternatif çözüm yolları daha uygun olabilir. Ancak ciddi ve tekrarlanan yükümlülük ihlalleri, aile içi şiddet, mal kaçırma girişimi gibi durumlar hukuki müdahaleyi gerektirir. Ayrıca korunmaya gerçekten muhtaç olan eş için bu dava yolu, boşanmadan önce alınacak koruyucu bir tedbirdir; hem hukuki hem de duygusal olarak zaman kazandırabilir. Süreç boyunca uzman avukat, psikolog ve gerektiğinde sosyal hizmet uzmanı desteği alınması önerilir. Bu tür kapsamlı destek, hem koruma tedbirlerinin etkili olmasını sağlar hem de eşlerin uyuşmazlığı çözerek evliliklerini sürdürme veya sağlıklı biçimde sonlandırma imkânı sunar.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Korunacak Olan: m.185-186’daki Yükümlülükler

Hâkimin hangi yükümlülüğü korumak için müdahale ettiği, m.195‘ten önceki iki maddede tanımlanmıştır.

Birliğin kurulması — TMK m.185/1: evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur.

Ortak yükümlülük — m.185/2: eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler.

Üç temel borç — m.185/3: eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.

Bu fıkra dayanak oluşturur. m.195 kapsamındaki başvurular çoğu zaman bu üç borçtan birinin ihlâline dayandırılır: birlikte yaşamama, sadakatsizlik veya yardım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi.

Konut ve yönetim — TMK m.186/1-2: eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Birliği eşler beraberce yönetirler.

Giderlere katılma — m.186/3: eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.

“Emek” ifadesi belirleyicidir. Katkı yalnız para ile olmaz. Eşlerden birinin çalışmıyor olması, giderlere katılmadığı anlamına gelmez; ev işlerinin görülmesi de giderlere katkıdır.

Hâkimin müdahalesi — TMK m.195. Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiğinde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.

Maddeİçerik
m.185/2Mutluluğu elbirliğiyle sağlama
m.185/3Birlikte yaşama, sadakat, yardım
m.186/1Konutu birlikte seçme
m.186/3Güç oranında emek ve malvarlığı
Çalışmayan eşEv işleri de katkıdır
m.195Uyarı, uzlaştırma, önlem

Parasal Katkı: TMK m.196

Ayrı yaşama olmasa dahi istenebilecek bu önlem, geriye dönük talep imkânı tanıyan nadir hükümlerden biridir.

Birinci fıkra: eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler.

İkinci fıkra — ölçütler: eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması, diğer eşin işinde karşılıksız çalışması, katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.

Bu üç kalem karşı tarafı korur. Ev işlerini gören, çocuklara bakan ya da eşinin işinde karşılıksız çalışan taraf bakımından bu emek, parasal katkı yerine geçer ve kendisinden ayrıca yüksek bir parasal katkı beklenmez.

Üçüncü fıkra — süre: bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.

Bu fıkra istisnaîdir. Madde gerekçesine göre katkı, istemden geriye doğru bir yıl ile gelecek yılları kapsar. Aile hukukundaki çoğu talep dava tarihinden itibaren sonuç doğururken, m.196 geçmişe dönük bir yıl için de talep imkânı verir.

Tedbir nafakasından farkı. TMK m.169‘daki tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası açılınca ve dava süresince geçerlidir. m.196‘daki parasal katkı ise boşanma davası açılmadan ve evlilik birliği sürerken istenebilir.

Kapsam farkı. Doktrinde belirtildiği üzere m.196, eşlerin birliğe emekleriyle yaptığı katkıyla ilgili değildir; malvarlığı kapsamına giren değerlerden ailenin geçimi için gerekli belirli bir parayı esas alır.

Harç uyarısı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/9027 E., 2015/23432 K. sayılı kararında; aleyhine boşanma davası açılmış eşin m.169, m.175 ve m.196‘ya dayalı nafaka ile tazminat isteklerini karşı davayla ileri sürmesi hâlinde maktu harcın yeterli olmadığı, nispî peşin harç eksikliğinin tamamlattırılarak işin esasına girilmesi gerektiği belirtilmiştir.

KonuKural
Kim isterEşlerden biri
ÖlçütlerEv işleri, çocuk bakımı, karşılıksız çalışma
SüreGeçmiş bir yıl + gelecek yıllar
m.169’dan farkıDava açılmadan istenebilir
KonusuAilenin geçimi için belirli bir para
HarçNispî; maktu yetmez

Temsil Yetkisi ve Kaldırılması: m.188-191

Ekonomik korumanın ikinci ayağı, eşin birliği temsil yetkisine müdahaledir.

Sürekli ihtiyaçlar — TMK m.188/1: eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.

Diğer ihtiyaçlar — m.188/2. Ailenin diğer ihtiyaçları için eşlerden biri birliği ancak iki hâlde temsil edebilir: diğer eş veya haklı sebeplerle hâkim tarafından yetkili kılınmışsa; ya da birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunur ve diğer eşin hastalığı, başka bir yerde olması veya benzeri sebeplerle rızası alınamazsa.

Sorumluluk — TMK m.189/1: birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hâllerde, eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar.

Yetkisiz işlemde — m.189/2: eşlerden her biri, birliği temsil yetkisi olmaksızın yaptığı işlemlerden kişisel olarak sorumludur. Ancak temsil yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması hâlinde eşler müteselsilen sorumlu olurlar.

Bu ayrım çok önemlidir. Eşin tek başına yaptığı borçlanmadan diğer eşin sorumlu olup olmayacağı, işlemin ailenin sürekli ihtiyaçlarına ilişkin olup olmadığına ve üçüncü kişinin yetkinin aşıldığını anlayıp anlayamayacağına bağlıdır.

Yetkinin kaldırılması — TMK m.190/1: birliği temsil yetkisi, eşlerden birinin bu yetkiyi aşması veya kullanmada yetersiz olduğunu göstermesi hâlinde hâkim tarafından kaldırılabilir veya sınırlanabilir.

Üçüncü kişilere bildirim — m.190/2. İstemde bulunan eş, bu önlemi üçüncü kişilere sadece kişisel durum siciline kaydettirmek ve ilân ettirmek suretiyle bildirebilir.

Geri verilmesi — TMK m.191. Temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması hâlinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine yetkiyi geri verir.

KonuKural
Sürekli ihtiyaçlarHer eş tek başına temsil eder
Diğer ihtiyaçlarYetkilendirme veya gecikmede sakınca
Yetkili işlemdeMüteselsil sorumluluk
Yetkisiz işlemdeKişisel sorumluluk
Anlaşılamayan aşmaYine müteselsil
Kaldırmam.190; sicile kayıt ve ilân

Malvarlığına İlişkin Üç Önlem: m.198-200

Kanun, ekonomik koruma için birbirini tamamlayan üç araç daha öngörmüştür.

Borçlulara ait önlemler — TMK m.198: eşlerden biri, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmezse, hâkim onun borçlularına, ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilir.

Bu hüküm çok az bilinir ama güçlüdür. Karar, doğrudan üçüncü kişiye yöneltilir. Eşin işvereni, kiracısı ya da herhangi bir borçlusu, ödemeyi artık diğer eşe yapmakla yükümlü kılınabilir.

Kapsamı geniştir. Doktrinde belirtildiği üzere hüküm para borçlarının ifasına yöneliktir ve borcun kaynağı önemli değildir: kanundan, sözleşmeden, haksız fiilden veya sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklar arasında fark bulunmaz. Arızî nitelikteki tek seferlik borçlar gibi, ücret ve kira gibi dönemsel borçlar da bu kapsamdadır.

İcra takibine gerek kalmaz. m.198 uyarınca verilen karar, alacağın doğrudan diğer eşe ödenmesini sağladığından ayrı bir icra takibine ihtiyaç doğurmaz.

Tasarruf yetkisinin sınırlanması — TMK m.199. Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir.

Hâkim re’sen bildirir. Aynı madde uyarınca hâkim gerekli önlemleri alır ve taşınmazlar bakımından tapu kütüğüne şerh verilmesi için re’sen tapu müdürlüğüne bildirimde bulunur.

m.194’ten farkı. m.194 yalnız aile konutunu korur ve şerh idarî yolla alınır. m.199 ise her türlü malvarlığı değerini kapsar; ancak mahkeme kararı gerektirir.

Değişiklik ve kaldırma — TMK m.200: koşullar değiştiğinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır.

Bu madde iki yönlü işler. Önlem alınmasını isteyen eş genişletme; aleyhine önlem alınan eş ise kaldırma talebinde bulunabilir.

MaddeÖnlem
m.198Borçlulara ödeme emri
KapsamıÜcret, kira, her tür para borcu
m.199Tasarrufun rızaya bağlanması
ŞerhHâkim re’sen bildirir
m.194 ile farkıKapsam ve usul
m.200Değiştirme ve kaldırma

Yetki, Görev ve Usul

Bu davalara özgü yetki kuralı ayrı bir maddede düzenlenmiştir ve genel kuraldan farklıdır.

Yetki — TMK m.201/1: evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Bu kural davacıyı korur. Genel kural olan HMK m.6‘dan farklı olarak, başvuran eş kendi yerleşim yerinde de talepte bulunabilir.

Karşılıklı istem — m.201/2: eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem alınması isteminde bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesidir.

Zorunluluk hâli — m.201/3: yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında ortaya çıkan zorunluluk hâlinde, gerekli önlemleri almakla görevli mahkeme, o yer mahkemesidir.

Görev. Bu talepler aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar ve kararında bu sıfatı belirtir. Görev kamu düzenindendir ve re’sen gözetilir.

Ayrı yaşama — TMK m.197. Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine; birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.

Boşanmadan farkı. Bu dava evliliği sona erdirmez; amacı birliği korumaktır. Verilen kararlar, sonradan açılacak boşanma davasında delil olarak kullanılabilir.

Şiddet varsa ayrı yol. Şiddet ya da şiddet tehlikesi bulunan hâllerde 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirleri ayrıca istenmelidir. O Kanunun 8. maddesi uyarınca koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için delil veya belge aranmaz ve önleyici tedbir kararı geciktirilmeksizin verilir.

Yargılama usulü. Aile hukukuna ilişkin bu talepler basit yargılama usulüne tâbidir; HMK m.318 uyarınca taraflar delillerini dilekçeleriyle birlikte sunmak zorundadır.

Dilekçe — HMK m.119 ve m.121. Vakıalar sıra numarası altında açık özetler hâlinde yazılmalı; her vakıa için ayrı delil gösterilmelidir. Gelir belgeleri, tapu ve banka kayıtları için bulunabilmesini sağlayıcı açıklama yapılarak celbi istenmelidir.

Tahsil. Parasal katkıya ilişkin karar ilamlı icra yoluyla takip edilir; ödenmemesi hâlinde İİK m.344 uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir.

KonuKural
Yetkim.201 — herhangi birinin yerleşim yeri
Çifte istemİlk isteyenin yeri
ZorunlulukO yer mahkemesi
GörevAile mahkemesi; re’sen
Şiddet varsa6284 ayrıca istenmeli
Tahsilİlamlı icra; İİK m.344

Sıkça Sorulan Sorular

Evlilik birliğinin korunması davası nedir?

TMK m.195 uyarınca evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya önemli bir uyuşmazlık durumunda eşlerin hâkimin müdahalesini isteyebildiği davadır. Hâkim uyarır, uzlaştırmaya çalışır ve kanunda öngörülen tedbirleri alır.

Hangi durumlarda dava açılır?

Aile giderlerine yeterince katılmama, evi terk etme, sadakatsizlik, ciddi tartışmalar, çocukların bakımında ihtilaf, mal varlığının yönetiminde uyuşmazlık, mal kaçırma girişimi gibi durumlar dava sebebi olabilir. Ciddi ve sürekli yükümlülük ihlalleri değerlendirilir.

Hâkim hangi tedbirleri alabilir?

Uyarı, uzlaştırma, uzman desteği, aile giderlerine katılım oranı belirleme, ayrı yaşama izni (TMK m.197), tedbir nafakası, aile konutu ile ilgili düzenlemeler, taşınmaz malın yönetimi gibi çeşitli tedbirler alabilir. Amaç evlilik ilişkisini korumak veya güvenli biçimde çözmektir.

Ayrı yaşama izni nasıl alınır?

TMK m.197 uyarınca ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece eş ayrı yaşama hakkına sahiptir. Aile içi şiddet, alkol/uyuşturucu bağımlılığı, ciddi psikolojik baskı gibi durumlar ayrı yaşama izni için gerekçedir.

Tedbir nafakası nedir?

Dava süresince ve tedbirin devam ettiği süre içinde bir eşin diğerine ödediği geçim nafakasıdır. Aile giderlerine yeterince katılmayan veya diğer eşin geliri olmadığı durumlarda hâkim aylık nafakaya hükmedebilir. Boşanma davası sonucunda hükmedilecek nafakadan bağımsızdır.

Bu dava boşanmadan farklı mı?

Evet. Boşanma davası evliliği sonlandırmayı amaçlar; evlilik birliğinin korunması davası ise evliliği sürdürmek için hâkimin müdahalesini talep eder. Boşanmaya gitmek istemeyen ancak yaşadığı uyuşmazlığa çözüm bulamayan eşler için önemli bir başvuru yoludur.

Aile içi şiddet için bu dava mı açılır?

Aile içi şiddet için 6284 sayılı Kanun çerçevesinde koruyucu tedbir kararı istenmelidir. Bu tedbirler daha hızlı ve etkilidir. TMK m.195 kapsamındaki tedbirler ile 6284 sayılı Kanun tedbirleri birlikte uygulanabilir. Şiddet vakalarında 6284 sayılı Kanun öncelikle değerlendirilmelidir.

⚖️ Ücretsiz Ön Görüşme İçin Bize Ulaşın

Ankara’da Uzman Avukat — Av. Fatma Öztürk

📞 Hemen Ara 💬 WhatsApp ile Yaz
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk