Velayetin Kötüye Kullanılması Nedir? Örnekler ve Sonuçları
27 Haziran 2026

Velayetin Kötüye Kullanılması Nedir? Örnekler ve Sonuçları

Velayetin kötüye kullanılması, velayet görevinin çocuğun yararına aykırı biçimde (ihmal, kötü muamele, kişisel ilişkiyi engelleme gibi) kullanılmasıdır ve velayetin değiştirilmesi (TMK m. 183) ya da ağır hâllerde kaldırılması (TMK m. 348) için gerekçe oluşturur. Çocuğun bakım, eğitim ve güvenliğinin tehlikeye girdiği durumlarda hâkim koruyucu önlemler de alabilir (TMK m. 346). Bu rehberde velayetin kötüye kullanılmasını açıklıyoruz.

Çocuğunuzun velayeti kötüye mi kullanılıyor?

Delil durumunuzu ve atılacak adımları birlikte değerlendirelim. Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Velayetin kötüye kullanılması nedir?

Velayetin kötüye kullanılması, velayet görevinin çocuğun yararına aykırı biçimde, ihmal veya kötü muamele şeklinde kullanılmasıdır. Velayet, çocuk üzerinde hâkimiyet kurmanın değil, çocuğu hayata hazırlamanın aracıdır. Velayet sahibi ebeveynin çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve güvenliğini tehlikeye atması, ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması bu kapsamda değerlendirilir. Kötüye kullanma, çocuğun üstün yararı gerektirdiğinde velayetin değiştirilmesi ve ağır hâllerde kaldırılması için gerekçe oluşturur.

Velayetin kötüye kullanılmasına örnekler

Uygulamada başlıca örnekler şunlardır:

  • Çocuğun bakımını ihmal etmek, uzun süre yalnız bırakmak,
  • Çocuğa fiziksel, psikolojik veya cinsel şiddet/istismar uygulamak,
  • Çocuğun eğitimini aksatmak (okul devamsızlığı, derslerde gerileme),
  • Alkol veya madde bağımlılığı gibi çocuğa zarar veren bir ortam yaratmak,
  • Çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisini (görüşme hakkını) sürekli engellemek.

Bu davranışların çocuğun üstün yararını somut biçimde etkilemesi aranır.

Kişisel ilişkiyi (görüşmeyi) engellemek

Velayet sahibi ebeveynin, çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisini sürekli ve haksız biçimde engellemesi, velayet hakkının kötüye kullanılması olarak kabul edilir ve velayetin değiştirilmesine yol açabilir. Bu durumda ilgili ebeveyn, mahkeme kararının icrası için icra müdürlüğüne başvurabilir; ayrıca sürekli engelleme, velayet değişikliği davası açma hakkı verir. Şiddet veya tehdit söz konusuysa savcılığa suç duyurusunda da bulunulabilir. Görüşme hakkının engellenmesi, çocuğun her iki ebeveynle sağlıklı ilişki kurma hakkını zedelediğinden ciddiye alınan bir kötüye kullanma hâlidir.

Sonuçları: değiştirme, kaldırma ve koruyucu önlemler

Velayetin kötüye kullanılması iki temel sonuç doğurabilir: çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa velayetin değiştirilerek diğer ebeveyne verilmesi (TMK m. 183) ya da daha ağır hâllerde velayetin kaldırılması (TMK m. 348). Velayetin kaldırılması bir son çaredir; ancak çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da yetersiz kalacağı anlaşılırsa uygulanır. Kaldırma hâlleri, ana-babanın velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi veya çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi/yükümlülükleri ağır savsaklamasıdır. Ayrıca çocuğun menfaati tehlikedeyse hâkim koruyucu önlemler alabilir (TMK m. 346).

Kaldırmanın kapsamı, nafaka ve velayetin geri verilmesi

Velayet kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Kararda aksi belirtilmedikçe kaldırma, mevcut ve doğacak tüm çocukları kapsar (TMK m. 348/son); bu nedenle mahkeme yalnızca belirli bir çocuk için kaldırıyorsa bunu açıkça belirtmelidir. Velayetin kaldırılması hâlinde dahi ana ve babanın çocuğun bakım-eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğü devam eder (TMK m. 350). Son olarak, velayetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa, hâkim resen veya istem üzerine velayeti geri verir (TMK m. 351). Bu süreçlerde bir aile hukuku avukatından destek almak çocuğun yararının korunması açısından önemlidir.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Üç Farklı Talep, Üç Farklı Eşik

Velayete müdahale eden kararlar aynı ağırlıkta değildir. Hangi talebin ileri sürüleceği, ihlalin derecesine göre belirlenir; yanlış talep, davanın reddine yol açar.

TalepAranan eşikSonucu
Koruyucu önlemÇocuğun menfaatinin tehlikeye girmesiUyarı, denetim, uzman desteği, gerekirse yerleştirme
Velayetin değiştirilmesiKoşulların değişmesi ve çocuğun üstün yararının gerektirmesiVelayet diğer ebeveyne verilir
Velayetin kaldırılmasıAğır ihlal — özen yükümlülüğünün ciddi biçimde ihlali, deneyimsizlik, hastalık, başka bir yerde bulunma veya benzeri sebeplerle velayetin gereğince kullanılamamasıVelayet her iki ebeveynden de kaldırılabilir; çocuğa vasi atanır

Kaldırma, değiştirmeden daha ağır bir sonuçtur. Velayetin kaldırılması hâlinde, çocuk her iki ebeveynin de velayeti dışına çıkarılabilir ve kendisine vasi atanır. Bu nedenle kaldırma talebi, yalnızca her iki ebeveyn de velayeti gereğince kullanamıyorsa anlamlıdır. Diğer ebeveyn velayeti üstlenebilecek durumdaysa, doğru talep değiştirmedir. Uygulamada bu iki talep sık karıştırılır ve yanlış talep davanın reddine yol açar.

Bir kural daha önemlidir: velayetin kaldırılması, ana babanın bakım yükümlülüğünü sona erdirmez. Velayeti kaldırılan ebeveyn, çocuğun bakım giderlerine katılmakla yükümlü olmaya devam eder. Bu, “velayeti alsın, ben de nafakadan kurtulayım” beklentisinin hukuken karşılıksız olduğunu gösterir.

Kişisel İlişkinin Engellenmesi: Nasıl Belgelenir?

En sık ileri sürülen kötüye kullanma iddiası, çocukla görüşmenin engellenmesidir. Bu iddianın kabul edilebilmesi, süreklilik ve belge gerektirir.

  1. Her engellenen tarih için kayıt. Teslim yerine gidildiğini gösteren veri, saat bilgisi, varsa görüntü.
  2. Yazılı bildirim ve cevap. Görüşme talebinin iletildiği ve karşı tarafın cevabı; tek kanaldan yürütülen yazışma en güçlü delildir.
  3. Resmî başvurular. İlgili müdürlüklere yapılan teslim başvuruları ve tutulan tutanaklar.
  4. Süreklilik. Tek bir aksama engelleme sayılmaz; sistematik bir örüntünün gösterilmesi gerekir.

Karşı cephede ise savunma, engellemenin haklı bir sebebe dayandığını göstermek üzerine kurulur: çocuğun sağlık durumu, okul programı, karşı tarafın güvenlik riski oluşturması. Bu sebeplerin önceden bildirilmiş ve belgelenmiş olması gerekir; sonradan ileri sürülen gerekçeler zayıf kalır.

Velayetin Geri Verilmesi ve Süreç Sonrası

Velayete ilişkin kararlar kalıcı değildir. Koşullar değiştiğinde yeniden değerlendirme mümkündür.

KonuKural
Geri vermeKaldırmayı gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde velayetin iadesi talep edilebilir
Görevli mahkemeAile mahkemesi
Uzman incelemesiPsikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı görevlendirilmesi talep edilebilir; uygulamada belirleyicidir
Çocuğun dinlenmesiYaşı ve olgunluğu ölçüsünde görüşü alınır; tek başına belirleyici değildir

Değişiklik talebi, mevcut karara uymama gerekçesi değildir. Velayetin değiştirilmesi veya kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi istenirken, karar verilene kadar mevcut düzene uyulması zorunludur. Tek taraflı olarak çocuğu teslim etmemek veya takvimi değiştirmek, talebi güçlendirmez; aksine kendi aleyhine bir kusur olgusu oluşturur. Doğru sıra: mevcut karara uymayı sürdürmek, aynı anda değişiklik talebini mahkemeye sunmak.

Son olarak dosyada ileri sürülecek olguların niteliği: velayete ilişkin kararlarda mahkeme, ebeveynler arasındaki çekişmeyi değil çocuğun üstün yararını esas alır. Bu nedenle dilekçenin ağırlık merkezi karşı tarafın kusurları değil, çocuğun somut durumu ve ihtiyaçları olmalıdır — barınma, eğitim, sağlık, sosyal çevre ve bakım düzeni.

Çocuğun görüşmek istememesi hâlinde izlenecek yol ve uzman raporuna itiraz için çocuk görüşmek istemiyorsa rehberimize, kişisel ilişki takviminin nasıl kurulacağı için kişisel ilişki rehberimize bakabilirsiniz.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Üç Basamaklı Koruma Hiyerarşisi

Kanun, velayetin kötüye kullanılmasına doğrudan en ağır yaptırımla karşılık vermez. Önce hafif, sonra ağır önlemler öngörülmüştür ve bu sıra zorunludur.

Birinci basamak — TMK m.346: çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.

Kusur şartı yoktur. Bu maddede ana babanın kusurlu olması aranmaz; yeterli olan, çocuğun menfaatinin tehlikeye düşmüş olması ve ana babanın çare bulamaması ya da güçlerinin yetmemesidir.

İkinci basamak — TMK m.347: çocuğun ana babadan alınarak bir aile yanına veya kuruma yerleştirilmesi.

Kritik ayrım. Bu basamakta velayet hukuken ebeveynde kalır; yalnız fiilî kullanımı kısıtlanır. Yani yerleştirme, velayetin kaldırılması anlamına gelmez.

Üçüncü basamak — TMK m.348: velayetin kaldırılması. Madde, bu sonucu açıkça önceki basamaklara bağlamıştır: çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa hâkim velayetin kaldırılmasına karar verir.

Yargıtay bu hiyerarşiyi şart olarak formüle eder. Hukuk Genel Kurulu’nun 30.05.2018 tarihli, E.2017/1587, K.2018/1147 sayılı kararında belirtildiği üzere; velayetin kaldırılabilmesi için çocuğun korunmasıyla ilgili diğer tüm önlemlerin uygulanmış ve bundan bir sonuç alınmamış ya da bu önlemlerin daha başlangıçta yetersiz kalacağının anlaşılmış olması gerekir.

Dilekçedeki karşılığı. Doğrudan kaldırma talep edilecekse, dilekçede hangi önlemlerin denendiği ya da neden baştan yetersiz kalacağı somut olarak gösterilmelidir. Aksi hâlde talep erken bulunur.

Basamakİçerik
1 — m.346Uygun önlemler; kusur aranmaz
2 — m.347Yerleştirme; velayet ebeveynde kalır
3 — m.348Kaldırma; son çare
İçtihatYHGK E.2017/1587, K.2018/1147
ŞartÖnlemler denenmiş veya baştan yetersiz
DilekçedeBu husus somut olarak gösterilmeli

TMK m.347’nin Dört Fıkrası

Ara basamağı oluşturan bu madde, tek bir durumu değil iki ayrı senaryoyu düzenler.

Birinci fıkra — koruma amaçlı yerleştirme: çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir.

İki alternatif şart. Ya bedensel ve zihinsel gelişmenin tehlikede olması ya da çocuğun manen terk edilmiş hâlde kalması yeterlidir. “Manen terk”, çocuğun duygusal ve psikolojik olarak ilgisiz bırakılması, bakım ve sevgi ihtiyacının karşılanmaması anlamına gelir.

İkinci fıkra — ailenin talebiyle yerleştirme: çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, ana ve baba veya çocuğun istemi üzerine hâkim aynı önlemleri alabilir.

Bu fıkra farklı bir yön taşır. Burada koruma yönü tersine döner: talep ana babadan ya da bizzat çocuktan gelir. İki şart birlikte aranır: huzurun katlanılamayacak derecede bozulması ve başka çare kalmaması.

Üçüncü fıkra — giderler: ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdiği giderler Devletçe karşılanır.

Dördüncü fıkra — saklı hüküm: nafakaya ilişkin hükümler saklıdır. Yani yerleştirme, ana babanın bakım yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; nafaka borcu devam eder.

Kaynağı. Madde, ifadede bazı değişiklikler yapılmak suretiyle 1984 tarihli Öntasarının 264. maddesinden alınmıştır; önceki metne göre hüküm değişikliği bulunmamaktadır.

Koşullar değişirse. Durumun değişmesi hâlinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara uydurulması gerekir; bu, önlemin kaldırılmasını da kapsayabilir.

Fıkraİçerik
347/1Gelişme tehlikesi veya manen terk
NereyeAile yanına veya kuruma
347/2Ana baba veya çocuğun istemiyle
İki şartKatlanılamaz bozulma + başka çare yokluğu
347/3Giderler Devletçe
347/4Nafaka hükümleri saklı

Çocuk Koruma Kanunu Tedbirleri: 5395 m.5

Birinci basamaktaki “uygun önlemler”in içeriği büyük ölçüde ayrı bir kanunda somutlaşmıştır.

Kanunun amacı — 5395 m.1: bu Kanunun amacı, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunmasına, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir.

Koruyucu ve destekleyici tedbirler — 5395 m.5. Kanun, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik beş tedbir öngörmüştür.

Danışmanlık tedbiri: çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye yönelik tedbirdir.

Eğitim tedbiri: çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak devamına; iş ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine ya da meslek sahibi bir ustanın yanına yerleştirilmesine yönelik tedbirdir.

Bakım tedbiri: çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine yönelik tedbirdir.

Sağlık tedbiri: çocuğun fizikî ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbî bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılmasına yönelik tedbirdir.

Barınma tedbiri: barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatî tehlikesi bulunan ve barınma yeri bulunmayan kişilere uygun barınma yeri sağlamaya yönelik tedbirdir.

Neden önemlidir? m.348’in aradığı “diğer önlemlerden sonuç alınamaması” şartı, büyük ölçüde bu tedbirlerin denenmiş olmasıyla karşılanır. Bu nedenle dosyada, bu tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığı ortaya konmalıdır.

TedbirKonusu
DanışmanlıkÇocuk yetiştirme; sorun çözümü
EğitimOkul, kurs, usta yanı
BakımBakım yurdu, koruyucu aile
SağlıkTıbbî bakım, rehabilitasyon, tedavi
BarınmaUygun barınma yeri
İşlevim.348’in ön şartını karşılar

Kişisel İlişkiyi Engelleme: m.324/3 ve Disiplin Hapsi

Uygulamada en sık karşılaşılan kötüye kullanma biçimi budur ve 2021’de özel bir yaptırıma bağlanmıştır.

Yükümlülük — TMK m.324/1: ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.

2021’de eklenen yaptırım — m.324/3. 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle maddeye şu fıkra eklenmiştir: velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.

İki yenilik. Birincisi: kişisel ilişki gereklerinin yerine getirilmemesi artık doğrudan velayetin değiştirilmesi sebebi olarak kanunda gösterilmiştir. İkincisi: bu husus karara ihtar olarak yazılır.

İcra rejimi 2022’de değişti. 7343 sayılı Kanun ile 5395 sayılı Kanun’a eklenen hükümler uyarınca, çocuk teslimi ve kişisel ilişki tesisi işlemleri 1 Nisan 2022‘den itibaren icra dairelerinden alınarak adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine devredilmiştir.

Yaptırım — disiplin hapsi. Teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır.

Karşı yön de yaptırıma bağlıdır. Kişisel ilişki için kendisine çocuk teslim edilen hak sahibi, kararda belirtilen sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmezse, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse dahi, üç aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır.

Görevli mahkeme. Şikâyete bakacak görevli ve yetkili mahkeme, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesidir.

Belgelendirme. Engelleme iddiası, müdürlük dosyasındaki tutanaklarla ortaya konur. Bu nedenle her ihlâlde süreç müdürlük üzerinden işletilmeli; kayıt üretilmelidir.

KonuKural
Yükümlülükm.324/1 — iki yönlü
Yaptırımm.324/3 — velayet değiştirilebilir
Kaynağı7343 s.K. m.38
İcraADM müdürlükleri (1.4.2022)
Yükümlü3-10 gün disiplin hapsi
Hak sahibiÜç aya kadar disiplin hapsi

Deliller, Görev ve Ceza Boyutu

Talebin sonuç verebilmesi, iddianın nasıl ortaya konduğuna bağlıdır.

Re’sen araştırma. Velayet, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bir konudur ve kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle hâkim, tarafların sunduğu delillerle bağlı değildir.

Sosyal inceleme raporu. Uygulamada uzman incelemesi belirleyicidir. Yargıtay kararlarında, sosyal inceleme raporunun sonucuna aykırı karar verilebilmesi için somut ve yeterli gerekçe gösterilmesi aranmaktadır.

Çocuğun görüşü tek başına yeterli değildir. Yargıtay uygulamasında, idrak çağındaki çocuğun tercihinin tek başına yeterli olmadığı; kurulu düzenin, ebeveynin kusur veya ihmalinin ispatlanıp ispatlanmadığının ve uzman raporunun birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Çocuğun dinlenilmesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesi, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını güvence altına alır ve bu görüşlere yaş ve olgunluk derecesine uygun olarak ağırlık verilmesini öngörür. Anayasa m.90 uyarınca bu andlaşma kanun hükmündedir.

Hangi belgeler? Adli destek müdürlüğü dosyası ve tutanaklar, okul ve sağlık kayıtları, varsa 6284 tedbir dosyası, kolluk kayıtları, nafakaya ilişkin icra dosyası ve tanık beyanları.

Dilekçe — HMK m.119 ve m.121. Vakıalar açık özetler hâlinde ve tarih sırasıyla yazılmalı; her vakıa için ayrı delil gösterilmelidir. Başka kurumlardaki kayıtlar için bulunabilmesini sağlayıcı açıklama yapılarak celbi istenmelidir.

Görev. Velayete ilişkin davalar aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar ve kararında bu sıfatı belirtir.

Yetki. Boşanma dosyası kapsamında TMK m.168 uygulanır. Boşanma sonrası açılacak davalarda ise TMK m.326 uyarınca çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.

Ceza boyutu — TCK m.233. Türk Ceza Kanunu, aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi bakımından ayrı bir suç tipi öngörmüştür; soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır ve asliye ceza mahkemesinde görülür.

KonuKural
NiteliğiKamu düzeni; re’sen araştırma
Uzman raporuAykırılık için somut gerekçe
Çocuğun tercihiTek başına yeterli değil
DelillerMüdürlük tutanakları, okul, 6284 dosyası
Görev / yetkiAile mahkemesi; m.168 / m.326
Ceza boyutuTCK m.233; asliye ceza

Sıkça Sorulan Sorular

Velayetin kötüye kullanılması nedir?

Velayetin kötüye kullanılması, velayet görevinin çocuğun yararına aykırı biçimde, ihmal veya kötü muamele şeklinde kullanılmasıdır. Velayet, çocuk üzerinde hâkimiyet kurmanın değil, çocuğu hayata hazırlamanın aracıdır. Velayet sahibi ebeveynin çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve güvenliğini tehlikeye atması, ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması bu kapsamdadır. Kötüye kullanma, velayetin değiştirilmesi ve ağır hâllerde kaldırılması için gerekçe oluşturur.

Velayetin kötüye kullanılmasına örnekler nelerdir?

Başlıca örnekler şunlardır: çocuğun bakımını ihmal etmek, çocuğa fiziksel, psikolojik veya cinsel şiddet/istismar uygulamak; çocuğun eğitimini aksatmak (okul devamsızlığı, derslerde gerileme); çocuğu uzun süre yalnız bırakmak; alkol veya madde bağımlılığı gibi çocuğa zarar veren bir ortam yaratmak; ve çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisini (görüşme hakkını) sürekli engellemek. Bu davranışların çocuğun üstün yararını somut biçimde etkilemesi değerlendirilir.

Çocuğun diğer ebeveynle görüşmesini engellemek kötüye kullanma sayılır mı?

Evet. Velayet sahibi ebeveynin, çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisini (görüşme hakkını) sürekli ve haksız biçimde engellemesi, velayet hakkının kötüye kullanılması olarak kabul edilir ve velayetin değiştirilmesine (devrine) yol açabilir. Bu durumda ilgili ebeveyn, mahkeme kararının icrası için icra müdürlüğüne başvurabilir; ayrıca sürekli engelleme velayet değişikliği davası açma hakkı verir. Şiddet veya tehdit söz konusuysa savcılığa suç duyurusunda da bulunulabilir.

Velayetin kötüye kullanılmasının sonuçları nelerdir?

Velayetin kötüye kullanılması, iki temel sonuç doğurabilir: çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa velayetin değiştirilerek diğer ebeveyne verilmesi (TMK m. 183) ya da daha ağır hâllerde velayetin kaldırılması (TMK m. 348). Ayrıca çocuğun menfaati ve gelişimi tehlikedeyse, hâkim çocuğun korunmasına ilişkin önlemler alabilir (TMK m. 346); gerekirse çocuğu bir aile yanına veya kuruma yerleştirebilir. Hangi sonucun uygulanacağı, kötüye kullanmanın ağırlığına ve çocuğun yararına göre belirlenir.

Velayet hangi durumda tamamen kaldırılır (TMK 348)?

Velayetin kaldırılması bir son çaredir; ancak çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz kalacağı anlaşılırsa uygulanır (TMK m. 348). Kaldırma hâlleri: ana-babanın deneyimsizlik, hastalık, başka yerde bulunma gibi sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi; veya çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi ya da yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması. Velayet her iki ebeveynden de kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır.

Velayet kaldırılınca kapsamı ve nafaka ne olur?

Türk Medeni Kanunu madde 348/son uyarınca, kararda aksi belirtilmedikçe velayetin kaldırılması mevcut ve doğacak tüm çocukları kapsar; bu nedenle mahkeme yalnızca belirli bir çocuk için kaldırıyorsa bunu açıkça belirtmelidir. Velayetin kaldırılması hâlinde dahi ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğü devam eder (TMK m. 350). Yani velayetin kaldırılması, nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; çocuğun ekonomik ihtiyaçları güvence altındadır.

Kötüye kullanma sona ererse velayet geri verilir mi?

Evet. Türk Medeni Kanunu madde 351’e göre, durumun değişmesi hâlinde çocuğun korunmasına ilişkin önlemler yeni koşullara uydurulur. Velayetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa, hâkim resen ya da ana veya babanın istemi üzerine velayeti geri verir. Bu nedenle velayetin kaldırılması, mutlak ve kalıcı bir sonuç değildir; ebeveynin durumu düzelip çocuğun üstün yararına uygun hâle geldiğinde velayet yeniden tesis edilebilir.

Velayetin kötüye kullanılması davanızda yanınızdayız

Çocuğunuzun korunması için bir avukatla görüşün. Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olay kendine özgüdür; somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk