Param Fonda Kilitli, Nafaka Ödeyemiyorum 2026: Nafaka Borcu Durmaz, Tazyik Hapsi Riski (İİK m.344) ve Dava Sonuna Bırakılması, Nafakanın Azaltılması (TMK m.176, m.331), Alacaklının Hakları ve Yardım Nafakası (Dava Dilekçesi Örneğiyle)
21 Eylül 2026

Param Fonda Kilitli, Nafaka Ödeyemiyorum 2026: Nafaka Borcu Durmaz, Tazyik Hapsi Riski (İİK m.344) ve Dava Sonuna Bırakılması, Nafakanın Azaltılması (TMK m.176, m.331), Alacaklının Hakları ve Yardım Nafakası (Dava Dilekçesi Örneğiyle)

Birikiminizin fonda kilitlenmesi nafaka borcunu kendiliğinden durdurmaz; ödeme yapılmazsa İİK m.344 uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelir. Mali durumunuz esaslı biçimde değiştiyse yoksulluk nafakasında TMK m.176, iştirak nafakasında m.331 uyarınca azaltma davası açabilirsiniz; bu dava açılmışsa tazyik hapsinin uygulanması davanın sonuna bırakılabilir. Ancak fonun kilitlenmesi çoğu zaman geçici bir likidite sorunudur ve mahkeme bütün mali durumu değerlendirir. Nafaka alacaklısı ise borçlunun fon payına ve tasfiye ödemelerine haciz koydurabilir; birikimini kaybeden ebeveyn çocuklarından yardım nafakası isteyebilir (TMK m.364-365).

Param fonda, nafakayı ödeyemiyorum mu diyorsunuz?

Tazyik hapsi riskine karşı azaltma yolunu birlikte değerlendirelim. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Fonun kilitlenmesi nafaka borcunu durdurmaz

Nafaka ödenmezse tazyik hapsi gündeme gelir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.344 uyarınca nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir; karar yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.

Mali durum değiştiyse azaltma davası açılabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176 uyarınca yoksulluk nafakası tarafların mali durumlarının değişmesi hâlinde azaltılabilir; iştirak nafakasında m.331 durumun değişmesi hâlinde nafakanın yeniden belirlenmesine imkân verir. Azaltma davası açılmışsa, İİK m.344 uyarınca tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.

Geçici sıkışıklık ile kalıcı kayıp aynı değildir. Fonun işleme kapatılması çoğu zaman bir likidite sorunudur; fon payı hâlâ bir malvarlığıdır ve tasfiye ödemeleri gelecektir. Nafakanın azaltılması, kalıcı ve esaslı bir mali değişikliğin gösterilmesine bağlıdır.

Neden Ayrı Bir Konu?

Fon tasfiyesi, yatırımcıların yalnızca yatırım kararlarını değil, günlük yükümlülüklerini de etkiler. Bu yükümlülükler arasında en hassas olanlardan biri nafakadır. Boşanmış eşine veya çocuğuna nafaka ödeyen bir kişinin birikimi fonda kilitlenmiş olabilir; nafaka alan bir kişi ise karşı tarafın “param fonda kaldı” diyerek ödeme yapmadığıyla karşılaşabilir.

Nafaka borcu, diğer borçlardan farklı özelliklere sahiptir. Ödenmemesi hâlinde tazyik hapsi gibi ağır bir yaptırımla karşılaşılabilir; miktarı ise tarafların mali durumlarına göre sonradan değiştirilebilir. Bu nedenle fon tasfiyesinin nafakaya etkisi, hem nafaka borçlusu hem de nafaka alacaklısı bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu yazı, fonun kilitlenmesinin nafaka borcuna etkisini, tazyik hapsi riskini, nafakanın azaltılması davasını, nafaka alacaklısının haklarını ve birikimini kaybeden yaşlı ebeveynlerin yardım nafakası imkânını ele alır.

Bilgilendirme amaçlıdır. Bu yazı genel bilgi verir; somut bir nafaka uyuşmazlığında sonuç, tarafların bütün mali durumları, nafakanın türü ve çocuğun ihtiyaçları dikkate alınarak mahkemece belirlenir. Nafaka yükümlülüğünü kendiliğinden durdurmak yerine hukuki yollara başvurulmalıdır.

Nafaka Türleri ve Değişiklik İmkânı

Fon tasfiyesinin etkisi, nafakanın türüne göre farklı değerlendirilir. Türk Medeni Kanunu dört ayrı nafaka türü düzenler.

Nafaka türleri

TürKime, ne zaman?DeğişiklikDayanak
Tedbir nafakasıBoşanma davası sürerken eşe ve çocuğaGeçici önlem; dava süresince yeniden değerlendirilebilirTMK m.169
Yoksulluk nafakasıBoşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşeMali durum değişirse artırılır veya azaltılırTMK m.175, m.176
İştirak nafakasıÇocuğun bakımı ve eğitimi içinDurum değişirse yeniden belirlenir veya kaldırılırTMK m.330, m.331
Yardım nafakasıYoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşlereKarşı tarafın mali gücüne göreTMK m.364, m.365

Yoksulluk nafakası bakımından TMK m.175, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceğini düzenler. m.176 ise tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebileceğini öngörür.

İştirak nafakası bakımından TMK m.330, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirleneceğini ve nafakanın her ay peşin olarak ödeneceğini düzenler. m.331 ise durumun değişmesi hâlinde hâkimin istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyeceğini veya nafakayı kaldıracağını belirtir.

Fon Kilitlenince Nafaka Borcu Durur mu?

Hayır. Nafaka borcu, bir mahkeme kararına veya protokole dayanır ve bu karar değiştirilmedikçe borçluyu bağlar. Borçlunun birikiminin bir fonda kilitlenmesi, nafaka borcunu kendiliğinden durdurmaz veya azaltmaz. TMK m.330’un açıkça belirttiği gibi iştirak nafakası her ay peşin olarak ödenir; yoksulluk nafakası da karardaki ödeme düzenine göre ödenmeye devam eder.

Ödenmeyen nafakalar birikir ve borçlunun borcu olarak kalır. Nafaka miktarı sonradan azaltılsa bile, bu kararın hangi tarihten itibaren etkili olacağı mahkemece belirlenir; azaltma kararı kural olarak geçmişte birikmiş nafaka borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu nedenle borçlunun, ödeme güçlüğüyle karşılaştığı anda hukuki yollara başvurması ve ödemeyi kendiliğinden kesmemesi büyük önem taşır.

Tazyik Hapsi Riski

Nafaka borcunu ödemeyen borçlu, diğer borçlulardan farklı bir yaptırımla karşılaşabilir. İİK m.344, nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verileceğini düzenler. Aynı madde, hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlunun tahliye edileceğini öngörür.

Tazyik hapsi bir ceza değil, borçluyu ödemeye zorlamaya yönelik bir araçtır; bu nedenle ödeme yapıldığında sona erer. Ancak fonda kilitli parası nedeniyle ödeme yapamayan bir borçlu bakımından bu araç ağır sonuçlar doğurabilir.

Kanun bu duruma bir çözüm öngörür. İİK m.344, borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak tazyik hapsinin uygulanmasının bu davanın sonuna bırakılabileceğini düzenler. Bu hüküm, fon tasfiyesi nedeniyle mali durumu gerçekten değişen borçlu için önemli bir güvencedir; ancak takdire bağlıdır ve borçlunun ileri sürdüğü sebeplerin ciddiyetine göre değerlendirilir.

Tazyik hapsi (İİK m.344)

Kuralİçerik
ŞartNafaka kararının gereğinin yerine getirilmemesi ve alacaklının şikâyeti
SüreÜç aya kadar
TahliyeKararın gereği yerine getirilirse
Erteleme imkânıBorçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açmışsa, uygulama dava sonuna bırakılabilir

Şikâyet için süre de sınırlıdır. İİK m.347, icra ceza hükümlerinde yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşeceğini düzenler; m.348 ise yetkili mahkemenin icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesi olduğunu belirtir. Nafaka alacaklısı bu süreleri gözetmeli, borçlu ise şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığını kontrol etmelidir.

Nafaka ödememe şikâyetinin usulü nafaka ödememe şikâyet dilekçesi, icra ceza hükümleri ise icra ceza hükümleri yazılarımızda ele alındı.

Nafakanın Azaltılması Davası

Fon tasfiyesi nedeniyle mali durumu değişen nafaka borçlusu, nafakanın azaltılmasını isteyebilir. Yoksulluk nafakasında TMK m.176, iştirak nafakasında m.331 bu imkânı tanır. Dava, aile mahkemesinde açılır.

Azaltma davasının kilit sorusu, mali durumdaki değişikliğin niteliğidir. Nafaka, borçlunun mali gücüne göre belirlenmiştir; bu güçte kalıcı ve esaslı bir değişiklik olmadıkça nafakanın azaltılması kolay değildir. Fon tasfiyesi bu bakımdan iki farklı sonuç doğurabilir.

Birinci durumda fonun işleme kapatılması yalnızca bir likidite sorunudur: yatırımcının parası şimdilik kilitlidir, ancak tasfiye ödemeleriyle büyük ölçüde geri gelecektir. Bu durumda mahkeme, borçlunun malvarlığının gerçekte azalmadığını, yalnızca geçici olarak kullanılamadığını kabul edebilir.

İkinci durumda ise tasfiye sonucunda yatırımcı birikiminin önemli bir kısmını kalıcı olarak kaybeder. Bu, borçlunun mali gücünde esaslı bir değişikliktir ve nafakanın azaltılması için daha güçlü bir dayanak oluşturur.

Azaltma davasında güçlü ve zayıf dayanaklar

DurumDeğerlendirme
Birikim fonda geçici olarak kilitli, tasfiye ödemeleri bekleniyorZayıf; mali güç kalıcı olarak değişmemiş olabilir
Tasfiye ödemeleri yapılmış, birikimin önemli kısmı kalıcı olarak kaybedilmişGüçlü; mali güçte esaslı değişiklik
Borçlunun geliri fondan elde edilen getiriye dayanıyorduGüçlü; gelir kaynağı ortadan kalkmış olabilir
Borçlunun maaş veya başka düzenli geliri devam ediyorZayıf; ödeme gücü büyük ölçüde korunmuş olabilir
Fon kredi çekilerek alınmış, kredi borcu devam ediyorDeğişikliği güçlendiren bir unsur

Mahkeme, nafaka borçlusunun bütün mali durumunu değerlendirir. Fon payı dışındaki mal varlıkları, düzenli gelirler ve borçlar da hesaba katılır. Bu nedenle azaltma davasında yalnızca fonun kilitlendiğini göstermek yeterli değildir; borçlunun genel mali durumunda meydana gelen değişikliğin somut olarak ortaya konulması gerekir.

Tasfiye sürecinin sonucu henüz belli değilse, azaltma davasını açmak için tasfiyenin sonunu beklemek de her zaman doğru değildir: İİK m.344’teki erteleme imkânından yararlanabilmek için davanın açılmış olması gerekir. Dava açıldıktan sonra tasfiye ödemelerinin seyri, davada delil olarak değerlendirilebilir.

Varsayımsal Bir Oran Hesabı

Mali durumdaki değişikliğin nafakaya etkisini somutlaştırmak için varsayımsal bir örnek kullanalım. Rakamlar yalnızca mantığı göstermek içindir; mahkemenin nafaka takdiri böyle bir orana bağlı değildir ve bütün koşullar birlikte değerlendirilir.

Nafaka borçlusunun nafaka belirlenirken aylık 30.000 TL emeklilik aylığı ve fondaki birikiminden aylık 20.000 TL getirisi olduğunu, toplam gelirinin 50.000 TL ve aylık nafakanın 10.000 TL olduğunu varsayalım. Nafaka, gelirin yüzde yirmisine karşılık gelmektedir. Fon tasfiyeye alındıktan sonra getiri ortadan kalkarsa, borçlunun geliri 30.000 TL’ye düşer ve aynı nafaka gelirin üçte birine yükselir.

Varsayımsal örnek: nafakanın gelire oranı

DönemAylık gelirAylık nafakaOran
Nafaka belirlenirken50.000 TL (aylık + fon getirisi)10.000 TLYüzde 20
Fon tasfiyesinden sonra30.000 TL (yalnız aylık)10.000 TLYaklaşık yüzde 33
Aynı oran korunursa30.000 TL6.000 TLYüzde 20

Örnek, azaltma davasında ileri sürülecek mantığı gösterir: nafaka mali güç oranında belirlendiyse (TMK m.175), mali gücün esaslı biçimde azalması nafakanın da yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Ancak mahkeme, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını, borçlunun diğer mal varlıklarını ve tasfiye ödemelerinin beklenen seyrini de dikkate alır.

Kalıcı Kaybın İspatı

Azaltma davasında en güç konu, fon kaybının geçici mi kalıcı mı olduğunun gösterilmesidir. Tasfiye tamamlanmadan kesin zararın bilinmemesi, bu ispatı zorlaştırır.

Bu noktada kamuya açık belgeler yardımcı olur. Fonun KAP’ta yayımlanan portföy dağılım raporları, portföydeki varlıkların niteliğini ve likiditesini gösterir; tasfiye kapsamında yapılan ödemelerin tutarı ve sıklığı ise geri alınabilecek tutar hakkında fikir verir. Portföyünde değeri düşmüş veya işlem görmeyen varlıklar ağırlıktaysa, kaybın kalıcı olacağı daha güçlü biçimde savunulabilir. KAP raporlarının okunması KAP portföy dağılım raporu nasıl okunur yazımızda anlatıldı.

Bu belgeler dava dilekçesine eklenmeli ve tasfiye ödemeleri yapıldıkça mahkemeye sunulmalıdır. Borçlunun şeffaf davranması, hem azaltma talebinin inandırıcılığını artırır hem de karşı tarafın “gizlenen malvarlığı” itirazını zayıflatır.

Geçici Sıkışıklıkta Pratik Yollar

Fonun kilitlenmesi yalnızca geçici bir likidite sorunu yaratıyorsa, nafakanın azaltılması davası her zaman en uygun yol olmayabilir. Bu durumda başka pratik çözümler de değerlendirilebilir.

Borçlu, nafaka alacaklısıyla yazılı olarak iletişime geçip durumu açıklayabilir ve tasfiye ödemeleri geldikçe birikmiş nafakayı ödeyeceğini belgeli olarak taahhüt edebilir. Nafaka ilamına dayanan bir icra takibi başlamışsa, icra dairesinde ödeme planı yapılması da değerlendirilebilir; icrada taksitle ödeme icrada taksitle ödeme yazımızda ele alındı. Tasfiye ödemelerinin takvimi ise fon param ne zaman yatar yazımızda anlatıldı.

Bu yollar alacaklının rızasına bağlıdır ve borçluyu tazyik hapsi riskinden tamamen korumaz. Ödeme yapılamayacağı açıksa, azaltma davasının zamanında açılması daha güvenli bir yoldur.

Nafaka Alacaklısının Hakları

Nafaka alan taraf bakımından fon tasfiyesi, karşı tarafın ödeme yapmaması veya nafakanın azaltılmasını istemesi şeklinde ortaya çıkabilir. Alacaklının da bu durumda güçlü araçları vardır.

Birinci araç tazyik hapsidir. Borçlu nafaka kararının gereğini yerine getirmezse, alacaklı İİK m.344 uyarınca şikâyette bulunabilir. Borçlunun fonda parası olduğu gerekçesiyle ödeme yapmaması, tek başına bu şikâyeti engellemez.

İkinci araç hacizdir. Borçlunun fon payları ve tasfiye kapsamında kendisine yapılacak ödemeler, kural olarak borçlunun kendi borçları için haczedilebilir. Nafaka alacaklısı, ilamlı icra takibi başlatarak bu değerler üzerine haciz koydurabilir. Fon payının ve tasfiye ödemesinin haczi fonumdaki paraya haciz gelir mi yazımızda ayrıntılı olarak ele alındı.

Üçüncü olarak, borçlunun azaltma davasına karşı alacaklı, fon payının hâlâ bir malvarlığı olduğunu, tasfiye ödemelerinin geleceğini ve borçlunun diğer gelir ve mal varlıklarının devam ettiğini ileri sürebilir. TMK m.176 hem azaltmaya hem artırmaya imkân verdiğinden, alacaklının kendi ihtiyaçlarının arttığı durumlarda nafakanın artırılmasını istemesi de mümkündür; nafaka artırım hesabı için nafaka artırım hesaplama aracımız kullanılabilir.

Nafaka alacaklısının yolları

YolAmaçDayanak
Nafaka ödememe şikâyetiTazyik hapsiyle ödemeye zorlamaİİK m.344
İlamlı icra ve hacizFon payı ve tasfiye ödemelerinden tahsilİİK hükümleri
Azaltma davasına karşı savunmaBorçlunun mali gücünün devam ettiğini göstermekTMK m.175, m.330
Nafakanın artırılması davasıİhtiyaçların artması hâlindeTMK m.176, m.331

Nafaka Alacaklısının Kendi Birikimi Fonda Kaldıysa

Fon tasfiyesi yalnızca nafaka borçlusunu değil, nafaka alacaklısını da etkileyebilir. Nafaka alan eşin kendi birikimi de tasfiye edilen bir fonda kalmış olabilir.

Bu durumda iki ayrı etki söz konusudur. Birincisi, alacaklının kendi geçim kaynaklarının azalması, yoksulluğunun arttığı anlamına gelebilir; TMK m.176 tarafların mali durumlarının değişmesi hâlinde iradın artırılmasına da imkân verdiğinden, alacaklı nafakanın artırılmasını isteyebilir. İkincisi, alacaklının fondan önemli tutarda tasfiye ödemesi alması ise tersine bir etki doğurabilir. TMK m.176, alacaklı tarafın yoksulluğunun ortadan kalkması hâlinde nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılacağını düzenler; aynı madde alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde nafakanın kendiliğinden kalkacağını da öngörür.

Bu nedenle nafaka alacaklısının fon birikimi, hem artırım hem de kaldırma tartışmasında gündeme gelebilecek bir unsurdur ve tarafların mali durumları birlikte değerlendirilir.

İştirak Nafakasında Çocuğun Menfaati

İştirak nafakası, çocuğun bakımı ve eğitimi içindir ve bu nedenle yoksulluk nafakasından daha güçlü bir korumaya sahiptir. TMK m.330, nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun ihtiyaçlarını ana ve babanın ödeme güçleriyle birlikte ölçü alır.

Fon tasfiyesi nedeniyle ödeme gücü azalan bir ebeveyn, m.331 uyarınca iştirak nafakasının yeniden belirlenmesini isteyebilir. Ancak mahkeme bu değerlendirmede çocuğun ihtiyaçlarını da gözetir; çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılayacak asgari bir katkının sürdürülmesi beklenir. Bu nedenle iştirak nafakasının azaltılması, yoksulluk nafakasına göre daha güç olabilir.

Birikimini Kaybeden Ebeveyn: Yardım Nafakası

Fon tasfiyesinin bir başka yönü, emeklilik birikimini fonda kaybeden yaşlı yatırımcılardır. Bu kişiler, birikimleri ve düzenli gelirleri yetersiz kalırsa, yakınlarından yardım isteme hakkına sahiptir.

TMK m.364, herkesin yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlü olduğunu; kardeşlerin nafaka yükümlülüğünün ise refah içinde bulunmalarına bağlı olduğunu düzenler. m.365 ise nafaka davasının mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılacağını ve davanın davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibaret olduğunu belirtir.

Bu hükümler, birikimini kaybeden ve yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşılaşan bir ebeveynin çocuklarından yardım nafakası isteyebileceğini gösterir. Bu yolun şartı, ebeveynin yardım almadığı takdirde yoksulluğa düşecek olmasıdır; fon kaybı bu durumu doğurmuşsa yardım nafakası gündeme gelir. Yardım nafakası davası yardım nafakası davası dilekçesi yazımızda ele alındı.

Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Nafaka

Nafaka, çekişmeli bir yargılamanın sonunda değil, anlaşmalı boşanmada tarafların imzaladığı protokolle de belirlenmiş olabilir. Protokolde kararlaştırılan ve mahkemece onaylanan nafaka da mahkeme kararıyla belirlenen nafaka gibi bağlayıcıdır; ödenmemesi hâlinde İİK m.344 uyarınca tazyik hapsi gündeme gelebilir.

Protokolle belirlenen yoksulluk nafakası bakımından da TMK m.176’daki değişiklik imkânı kural olarak geçerlidir. Ancak protokolde nafakanın değiştirilmesine ilişkin özel hükümler, örneğin belirli bir artış formülü veya nafakanın süresine ilişkin kararlaştırmalar bulunabilir; bu hükümler azaltma talebinde ayrıca dikkate alınır. Protokolün hazırlanması anlaşmalı boşanma protokolü örneği yazımızda ele alındı.

Boşanma Sürecindeki Eşler

Boşanma davası devam ederken fonun tasfiyeye alınması, hem tedbir nafakasını hem de mal rejiminin tasfiyesini etkiler. TMK m.169, boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkimin davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına ve geçimine ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alacağını düzenler. Fon tasfiyesi nedeniyle eşlerden birinin mali durumu değişmişse, bu durum tedbir nafakasının belirlenmesinde veya yeniden değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Fon payının mal rejiminin tasfiyesindeki durumu ise ayrı bir konudur ve boşanmada fon yatırımları yazımızda ele alındı.

Adım Planı

Nafaka borçlusu ve alacaklısı için adımlar

Kim?Adım
BorçluÖdemeyi kendiliğinden kesmemek; mümkün olan kısmı ödemeye devam etmek
BorçluFon hesap belgelerini, tasfiye bildirimlerini ve gelir durumunu belgelemek
BorçluAlacaklıyla yazılı iletişim kurup durumu açıklamak
BorçluÖdeme yapılamayacağı açıksa azaltma davasını zamanında açmak
BorçluTazyik hapsi şikâyetinde azaltma davasını bildirip erteleme istemek
AlacaklıÖdenmeyen nafaka için şikâyet ve ilamlı takip yollarını değerlendirmek
AlacaklıBorçlunun fon payı ve tasfiye ödemeleri üzerine haciz koydurmak
AlacaklıAzaltma davasında borçlunun bütün mali durumunun incelenmesini istemek

Nafakanın Azaltılması Dava Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, birikiminin önemli bir kısmı tasfiye edilen bir fonda kalan ve gelirinin bu birikimin getirisine dayandığı bir yoksulluk nafakası borçlusu adına hazırlanmış bir çerçevedir. Köşeli parantezli kısımlar dosyaya göre doldurulmalıdır. İştirak nafakası için dayanak TMK m.331 olmalı ve çocuğun ihtiyaçları ayrıca değerlendirilmelidir.

[ ] AİLE MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DAVACI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No] — [Adres]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad] — [Adres]

DAVALI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No] — [Adres]

DAVA DEĞERİ: [ ]

KONU: [ ] Aile Mahkemesinin [esas/karar numarası] sayılı kararıyla davalı lehine hükmedilen aylık [tutar] TL yoksulluk nafakasının, davacının mali durumunda meydana gelen esaslı değişiklik nedeniyle aylık [tutar] TL’ye indirilmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR

1. Taraflar [tarih] tarihinde kesinleşen kararla boşanmış, davalı lehine aylık [tutar] TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Nafaka belirlenirken davacının, emeklilik aylığının yanında [tutar] TL tutarındaki birikiminden elde ettiği getiri esas alınmıştır.

2. Davacının bu birikimi [fon unvanı] unvanlı fonda bulunmaktaydı. Fon, Sermaye Piyasası Kurulunun 17.09.2026 tarihli 2026/60 sayılı Bülteniyle işleme kapatılmış ve tasfiyeye alınmıştır. Davacı o tarihten bu yana birikimine erişememekte ve getiri elde edememektedir. Tasfiye kapsamında bugüne kadar [tutar] TL ödeme yapılmış olup fonun portföy yapısı nedeniyle birikimin önemli bir kısmının geri alınamayacağı anlaşılmaktadır.

Mali durumdaki değişiklik nedeniyle nafakanın azaltılması — 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176

Kanunun 176. maddesi uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın azaltılmasına karar verilebilir. Nafakanın belirlendiği tarihte davacının gelirinin önemli bir bölümünü oluşturan birikim getirisi tamamen ortadan kalkmış, birikimin kendisi ise önemli ölçüde azalmıştır. Bu durum, davacının iradesi dışında ve resmî bir Kurul kararı sonucunda ortaya çıkmış kalıcı ve esaslı bir değişikliktir. Davalının fon payının hâlâ bir değeri bulunduğu yönündeki olası itirazı, tasfiye sürecinde yapılan ödemelerin ve fonun portföy yapısının gösterdiği gibi birikimin önemli bir kısmının geri gelmeyeceği gerçeği karşısında sonucu değiştirmez; kaldı ki davacı, tasfiye kapsamında ileride yapılacak ödemeleri mahkemenize bildirmeyi taahhüt etmektedir.

Nafakanın mali güç oranında belirlenmesi — 4721 sayılı Kanun m.175

Kanunun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası nafaka yükümlüsünün mali gücü oranında belirlenir. Davacının mevcut mali gücü, emeklilik aylığı olan [tutar] TL ve [varsa diğer gelirler] ile sınırlıdır. Mevcut nafaka tutarı, bu gücün [oran] kadarına karşılık gelmekte olup davacının kendi zorunlu giderlerini karşılamasını imkânsız hâle getirmektedir.

Davacının ödeme iradesi

Davacı, bu dava süresince de ödeme gücü ölçüsünde nafaka ödemeye devam etmekte ve tasfiye kapsamında kendisine yapılacak ödemelerden birikmiş nafaka borcunu karşılamayı taahhüt etmektedir.

DELİLLER: Nafakaya ilişkin kesinleşmiş karar; fon hesap belgeleri ve tasfiye ödemelerine ilişkin belgeler; SPK Bülteninin ilgili bölümü; davacının gelirlerine ilişkin belgeler; mali durum araştırması; tanık ve her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı lehine hükmedilen aylık [tutar] TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren aylık [tutar] TL’ye indirilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]

Azaltma davası açıldıktan sonra nafaka alacaklısı İİK m.344 uyarınca şikâyette bulunursa, icra ceza mahkemesine davanın açıldığı bildirilerek tazyik hapsinin uygulanmasının davanın sonuna bırakılması istenmelidir.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, fon kilitlendi diye nafaka ödemesini kendiliğinden kesmektir. Nafaka borcu, karar değiştirilmedikçe devam eder.

İkinci hata, tazyik hapsi riskini hafife almaktır. İİK m.344 üç aya kadar tazyik hapsi öngörür.

Üçüncü hata, azaltma davasını geç açmaktır. İİK m.344’teki erteleme imkânı, davanın açılmış olmasına bağlıdır.

Dördüncü hata, geçici likidite sorununu kalıcı mali değişiklik gibi sunmaktır. Mahkeme bütün mali durumu değerlendirir.

Beşinci hata, azaltma kararının geçmişte birikmiş nafakayı sileceğini sanmaktır.

Altıncı hata, iştirak nafakasında çocuğun ihtiyaçlarını gözden kaçırmaktır.

Yedinci hata, alacaklı olarak borçlunun fon payı ve tasfiye ödemeleri üzerine haciz koydurma imkânını kullanmamaktır.

Sekizinci hata, alacaklı olarak “param fonda kaldı” savunmasını sorgusuz kabul etmektir.

Dokuzuncu hata, birikimini kaybeden yaşlı ebeveynlerin yardım nafakası imkânını bilmemektir.

Onuncu hata, nafaka uyuşmazlığıyla uğraşırken asıl fon uyuşmazlığındaki tazminat sürelerini kaçırmaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Param fonda kilitlendi; nafaka ödemeyi durdurabilir miyim?

Hayır. Nafaka borcu karar değiştirilmedikçe devam eder; ödenmeyen nafakalar birikir ve tazyik hapsi riski doğar.

Nafaka ödemezsem ne olur?

İİK m.344 uyarınca alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir; kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.

Tazyik hapsinden nasıl korunabilirim?

İİK m.344 uyarınca nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açmışsanız, ileri sürdüğünüz sebepler dikkate alınarak tazyik hapsinin uygulanması davanın sonuna bırakılabilir.

Fon kaybı nedeniyle nafaka azaltılır mı?

Mali durumunuzda kalıcı ve esaslı bir değişiklik varsa yoksulluk nafakasında TMK m.176, iştirak nafakasında m.331 uyarınca azaltma istenebilir; geçici likidite sorunu tek başına yeterli olmayabilir.

Fonun kilitlenmesi geçici mi sayılır?

Fon payı hâlâ bir malvarlığıdır ve tasfiye ödemeleri beklenir; bu nedenle mahkeme durumu geçici bir likidite sorunu olarak görebilir. Kalıcı kayıp kesinleştikçe dayanak güçlenir.

Mahkeme neye bakar?

Nafaka borçlusunun bütün mali durumuna: fon payı dışındaki mal varlıkları, düzenli gelirler ve borçlar.

Azaltma kararı birikmiş nafakayı siler mi?

Kararın hangi tarihten itibaren etkili olacağı mahkemece belirlenir; kural olarak geçmişte birikmiş nafaka borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Tasfiyenin sonunu beklemeli miyim?

Her zaman değil. İİK m.344’teki erteleme imkânı davanın açılmış olmasına bağlıdır; tasfiye ödemelerinin seyri dava sırasında delil olarak sunulabilir.

İştirak nafakası azaltılabilir mi?

TMK m.331 uyarınca durum değişirse yeniden belirlenebilir; ancak m.330 çocuğun ihtiyaçlarını ölçü aldığından azaltma yoksulluk nafakasına göre daha güç olabilir.

Yoksulluk nafakası nasıl belirlenir?

TMK m.175 uyarınca nafaka yükümlüsünün mali gücü oranında; m.176 uyarınca mali durum değişirse artırılır veya azaltılır.

Nafaka alacaklısıyım; karşı taraf “param fonda” diyor. Ne yapabilirim?

İİK m.344 uyarınca şikâyette bulunabilir, ilamlı icra takibiyle borçlunun fon payı ve tasfiye ödemeleri üzerine haciz koydurabilirsiniz.

Borçlunun fon payı haczedilebilir mi?

Kural olarak evet; fon payları ve tasfiye ödemeleri borçlunun kendi borçları için haczedilebilir.

Nafaka alacaklısının kendi birikimi fonda kaldıysa ne olur?

TMK m.176 uyarınca mali durumu kötüleşen alacaklı artırım isteyebilir; alacaklı önemli tutarda tasfiye ödemesi alırsa yoksulluğun ortadan kalkması tartışması gündeme gelebilir.

Tazyik hapsi şikâyeti için süre var mı?

İİK m.347 uyarınca şikâyet hakkı fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.

Anlaşmalı boşanmadaki nafaka da azaltılabilir mi?

Protokolle belirlenen yoksulluk nafakası bakımından da TMK m.176’daki değişiklik imkânı kural olarak geçerlidir; protokoldeki özel hükümler ayrıca dikkate alınır.

Nafaka artırımı isteyebilir miyim?

TMK m.176 hem azaltmaya hem artırmaya imkân verir; ihtiyaçlarınız arttıysa artırım talep edilebilir.

Birikimini kaybeden ebeveyn çocuklarından nafaka isteyebilir mi?

TMK m.364 uyarınca herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyuna nafaka vermekle yükümlüdür; m.365 uyarınca nafaka karşı tarafın mali gücüne uygun olmalıdır.

Kardeşler de yardım nafakası öder mi?

TMK m.364 uyarınca kardeşlerin nafaka yükümlülüğü refah içinde bulunmalarına bağlıdır.

Boşanma davası sürerken fon kilitlendi; tedbir nafakası ne olur?

TMK m.169 uyarınca hâkim eşlerin geçimine ilişkin geçici önlemleri alır; mali durumdaki değişiklik tedbir nafakasının belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Nafaka alacaklısıyla anlaşma yapabilir miyim?

Yazılı olarak durumu açıklayıp tasfiye ödemeleri geldikçe birikmiş nafakayı ödemeyi taahhüt edebilirsiniz; bu yol alacaklının rızasına bağlıdır.

Nafakanın azaltılması davası nerede açılır?

Aile mahkemesinde.

Azaltma davası açtıktan sonra şikâyet edilirsem ne yapmalıyım?

İcra ceza mahkemesine azaltma davasının açıldığını bildirip tazyik hapsinin uygulanmasının dava sonuna bırakılmasını istemelisiniz.

Nafaka sorunu fon davasındaki süreleri etkiler mi?

Hayır. Kurucuya veya satıcı kuruluşa karşı tazminat süreleri ayrıca işlemeye devam eder.

İlgili Rehberler

Nafaka ödemesini kendiliğinden kesmeyin

Azaltma davası ve erteleme imkânı için arayın. 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Nafaka yükümlülüğünüzü fon sürecine göre birlikte planlayalım. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik sermaye piyasası hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  Tasfiye edilen fonlar listesi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk