Fiili ayrılık (ortak hayatın yeniden kurulamaması) nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu madde 166/4’te düzenlenir: daha önce açılıp reddedilen bir boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren kanuni süre geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin istemiyle boşanmaya karar verilir. Önemli güncelleme: bu süre eskiden üç yıl iken, Anayasa Mahkemesi iptali sonrası 7532 sayılı Kanun (14 Kasım 2024) ile bir yıla indirilmiştir. Bu rehberde güncel düzenlemeyi açıklıyoruz.
Önceki boşanma davanız reddedildi ve hâlâ ayrı mı yaşıyorsunuz?
Fiili ayrılığa dayalı boşanma şartlarını birlikte değerlendirelim. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppFiili ayrılık nedeniyle boşanma nedir? (TMK m. 166/4)
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma, evliliği fiilen bitmiş olduğu hâlde kâğıt üzerinde devam eden çiftler için öngörülmüş bir yoldur. Türk Medeni Kanunu madde 166/4’e göre, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bir davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren kanuni sürenin geçmesine rağmen ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Burada evlilik birliğinin sarsıldığı, kanunen karine olarak kabul edilir.
Bekleme süresi artık üç yıl değil, bir yıl
Bu konudaki en kritik güncelleme, bekleme süresine ilişkindir. Önceki (mülga) düzenlemede, reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden sonra yeni dava açabilmek için üç yıl beklenmesi gerekiyordu. Anayasa Mahkemesi, bu üç yıllık süreyi; boşanma yargılamalarının (yerel mahkeme, istinaf, temyiz) zaten uzun sürdüğünü, üstüne üç yıl daha beklenmesinin bireylere ölçüsüz bir külfet yüklediğini ve özel hayata ile aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini belirterek 2024 yılında iptal etmiştir. Oluşan yasal boşluk, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen ve 27 Kasım 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7532 sayılı Kanun ile doldurulmuş; süre bir yıla indirilmiştir. Dolayısıyla 2025-2026 itibarıyla geçerli süre bir yıldır.
Fiili ayrılık nedeniyle boşanmanın şartları
Güncel TMK 166/4’e göre boşanma kararı verilebilmesi için şu şartlar birlikte aranır:
- Daha önce herhangi bir boşanma sebebiyle açılmış bir dava bulunması,
- Bu davanın reddedilmiş ve ret kararının kesinleşmiş olması,
- Ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmiş olması,
- Bu bir yıllık süre içinde ortak hayatın yeniden kurulamamış olması.
Bu şartlar gerçekleştiğinde evlilik birliği temelinden sarsılmış kabul edilir ve mahkeme boşanmaya karar verir.
Kusur araştırılmaz, her iki eş de talep edebilir
TMK 166/4 şartları gerçekleştiğinde mahkeme, eşlerin hangisinin kusurlu olduğunu veya önceki davayı kimin açtığını araştırmaz; kusur araştırması yapılmaksızın boşanmaya karar verilir. Bu sebebe dayalı boşanmayı hem davacı hem davalı taraf talep edebilir; reddedilen birden fazla dava varsa, davacı bunlardan dilediğine dayanabilir. Önemli bir nokta: dayanak davanın esastan reddedilmiş olması gerekir; yetkisizlik nedeniyle verilen ret bu kapsamda sayılmaz. Yargıtay uygulamasında feragatle sonuçlanan dava da kabul edilebilmekte ancak bu konu tartışmalıdır.
Bir araya gelme, ispat ve sonuç
Yargıtay uygulamasına göre; çocuğun hastalığı, okul toplantısı, cenaze veya düğün gibi zorunlu insani nedenlerle tarafların kısa süreli yan yana gelmesi, ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmez ve süreyi kesmez. Ortak hayatın yeniden kurulması, eşlerin evlilik birliğini sürdürme amacıyla karşılıklı hak ve yükümlülükleri üstlenecek şekilde bir araya gelmesidir. İspat yükü davacıdadır; davacı, ret kararının kesinleştiğini, bir yıl geçtiğini ve ortak hayatın kurulamadığını tanık, adres kayıtları ve icra/nafaka dosyaları gibi delillerle ispatlar. Önemle belirtmek gerekir ki ne kadar süre ayrı kalınırsa kalınsın, mahkeme kararı olmadan evlilik kendiliğinden sona ermez; mutlaka dava açılmalıdır. Sürecin doğru yürütülmesi için bir aile hukuku avukatından destek almak yararlıdır.
⚖️ Güncel not: Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir; iptal, Resmî Gazete yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Geçiş döneminde mevcut nafaka kararları ve ödeme yükümlülüğü devam eder. Ayrıntı: AYM süresiz nafaka kararı (2026).
⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — mevzuat.gov.tr
- Yargıtay Karar Arama — karararama.yargitay.gov.tr
Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.
📘 İlgili Rehberler
İlgili Rehberler
Değişikliğin Zaman Çizelgesi
Bu maddedeki bekleme süresi, kısa bir dönem içinde iki aşamalı biçimde değişmiştir. Dosyanın hangi tarihe denk geldiğini bilmek, hangi sürenin uygulanacağını belirler.
| Aşama | Gelişme |
|---|---|
| Eski düzen | Ret kararının kesinleşmesinden itibaren üç yıl bekleme şartı |
| Anayasa Mahkemesi iptali | Üç yıllık süreye ilişkin ibare, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı bakımından iptal edildi |
| Yasal düzenleme | 7532 sayılı Kanun — 14.11.2024’te kabul, 27.11.2024 tarihli Resmî Gazete‘de yayımlandı; süre bir yıla indirildi |
| Bugünkü durum | Ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl kesintisiz fiilî ayrılık |
Süre hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Bir yıllık sürenin dolup dolmadığı, taraflardan birinin ileri sürmesine bağlı değildir; mahkeme bu hususu re’sen inceler. Bu nedenle dava, süre dolmadan açıldığında reddedilir. Hesabın başlangıcı ret kararının kesinleştiği tarihtir — karar tarihi değil. Bu nedenle dilekçeye kesinleşme şerhli önceki karar örneği eklenmelidir.
Şartların Kontrol Listesi
Davanın kabulü için dört şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- Önceki bir boşanma davası ve ret kararı. Dava herhangi bir boşanma sebebine dayanmış olabilir; anlaşmalı veya çekişmeli olması, kimin açtığı önemli değildir. Önemli olan, esastan verilmiş bir ret kararının bulunmasıdır.
- Kararın kesinleşmiş olması. Feragat nedeniyle verilen ret kararlarında, feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan ayrıca şeklî kesinleşmenin beklenmesine gerek bulunmadığı kabul edilmektedir.
- Bir yıllık sürenin geçmiş olması. Kesintisiz biçimde.
- Ortak hayatın yeniden kurulamamış olması. Bu, davanın esas tartışma konusudur.
Reddedilen davanın son dava olması şart değildir. Yargı uygulamasında, taraflar arasında birden çok dava görülmüş olsa dahi, reddedilen davanın en son dava olmasının gerekmediği kabul edilmektedir. Bu nedenle geçmişte reddedilmiş herhangi bir boşanma davası, şartları taşıyorsa bu yola dayanak oluşturabilir. Dilekçede hangi davaya dayanıldığı esas ve karar numarasıyla açıkça gösterilmelidir.
“Ortak Hayatın Yeniden Kurulması” Ne Demektir?
Davanın reddine yol açabilecek tek husus, bir yıllık süre içinde ortak hayatın yeniden kurulmuş olmasıdır. Ancak bu kavram dar yorumlanır.
| Ortak hayatın kurulduğunu gösterir | Göstermez |
|---|---|
| Aynı konutta, evlilik birliğini sürdürme iradesiyle yeniden birlikte yaşama | Çocuk teslimi veya görüşme amacıyla yapılan temaslar |
| Ortak konut kurulması ve süreklilik gösteren birliktelik | Kısa süreli, sonuçsuz kalan barışma girişimleri |
| Adres ve abonelik kayıtlarının birleşmesi | Aile toplantısı, cenaze veya düğün gibi zorunlu bir araya gelmeler |
Bu iddiayı ileri süren taraf ispatla yükümlüdür. Kullanılabilecek deliller: adres kayıt sistemi verileri, fatura ve abonelik kayıtları, tanık beyanları, yazışmalar. Buna karşılık ayrılığın kesintisiz sürdüğünü gösteren taraf da aynı türden delillere dayanır — ayrı adres kaydı, ayrı kira sözleşmesi, ayrı fatura hesapları.
Kusur araştırılmaz; bu yolun en önemli özelliği budur. Fiilî ayrılığa dayalı davada mahkeme, tarafların kusurunu boşanma kararı bakımından incelemez. Şartlar gerçekleşmişse boşanmaya karar verilir. Ancak tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri bakımından kusur değerlendirmesi yine yapılır. Bu nedenle yalnızca boşanma isteniyorsa süreç görece hızlıdır; tazminat ve nafaka da talep ediliyorsa, kusura ilişkin delillerin sunulması gerekir.
Ayrıca ayrılık dönemindeki davranışlar bakımından bir hatırlatma gerekir: bir yıllık süre boyunca evlilik hukuken devam ettiğinden, bu dönemdeki sadakat yükümlülüğü sürer. Bu husus boşanma kararını engellemez; ancak tazminat ve nafaka değerlendirmesinde sonuç doğurabilir.
Ayrılık döneminde sadakat yükümlülüğünün devamı ve dava tarihinden sonraki olayların değerlendirilmesi için sadakat yükümlülüğü rehberimize, kusur derecelerinin tazminat ve nafaka üzerindeki etkisi için boşanmada kusur rehberimize bakabilirsiniz.
🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası
Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:
💔 Boşanma Davası
- Boşanma Kararı Ne Zaman Kesinleşir? İstinaf ve Temyiz
- Ön İnceleme Duruşması: Taraflar Ne Yapmalı?
- Tensip Zaptı Nedir? İlk Duruşmaya Hazırlık
- Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Nasıl İspatlanır?
- Boşanma Davasında Islah: Talep ve Sebep Değişikliği
- Boşanma Davasından Vazgeçme: Feragat ve Sonuçları
💰 Nafaka
- Nafaka Hesaplama ve Artırım Aracı
- Tedbir Nafakası Geriye Dönük İstenebilir mi?
- Emekli Maaşına Nafaka İçin Haciz Konur mu?
- Nafaka Ödememe ve Tazyik Hapsi
- Yoksulluk Nafakası Alan Eş Yeniden Evlenirse
- İştirak Nafakası Çocuk 18 Yaşına Gelince Biter mi?
👶 Velayet ve Çocuk
- Bekar Biri Tek Başına Evlat Edinebilir mi?
- Sosyal İnceleme Raporu (SİR) ve Velayet
- Velayeti Alan Ebeveyn Başka Şehre Taşınabilir mi?
- Geçici (Tedbiren) Velayet Nedir?
- Boşanmadan Sonra Çocuğun Nüfus Kaydı
- Koruyucu Aile ile Evlat Edinme Farkı
🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım
- Evlilikte Alınan Araba Boşanmada Paylaşılır mı?
- Aile Konutu Şerhi Tapuya Nasıl Konulur?
- Krediyle Alınan Ev Boşanmada Nasıl Paylaşılır?
- Mal Paylaşımı Davasında Zamanaşımı
- Emekli İkramiyesi Mal Paylaşımına Girer mi?
- Ortak Kredi ve Banka Borçları Nasıl Paylaşılır?
🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)
- 6284 Kapsamında Koruma Kararı Nasıl Alınır?
- 6284 Koruma Kararına İtiraz: Süre ve Usul
- Koruma Kararının Süresi Dolmadan Uzatma
- 6284 Kapsamında Elektronik Kelepçe
- Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır?
- Uzaklaştırma Kararı İşyeri ve Okulu da Kapsar mı?
💍 Evlilik ve Statü
- Evlenme Yaşı Kaçtır? 16-17 Yaşında Evlilik
- Boşanmadan Sonra Kimlik, Pasaport ve Nüfus Kaydı
- Yurt Dışında Yapılan Evlilik Türkiye’de Geçerli mi?
- Evlilik Dışı Doğan Çocuk Nüfusa Nasıl Kaydedilir?
- Eşin Borcundan Diğer Eş Sorumlu mu?
- Yabancı Biriyle Evlilik: Gerekli Belgeler
📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.
Değişikliğin Kaynağı: AYM İptali ve 7532 Sayılı Kanun
Süre değişikliğinin arkasında bir Anayasa Mahkemesi kararı vardır ve gerekçesi, hükmün bugün nasıl yorumlanacağını da gösterir.
Eski metin. Fıkra şöyleydi: boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
İptal kararı. Anayasa Mahkemesi, 22/02/2024 tarihli ve E.2023/116, K.2024/56 sayılı kararıyla bu fıkranın iptaline karar vermiştir. İptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi de aynı kararla hüküm altına alınmıştır.
İptal gerekçesi. Kararda, hükmün Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğu; üç yıllık sürenin makul olmadığı ve taraflara katlanamayacakları bir külfet olarak yüklendiği belirtilmiştir.
Yeni düzenleme. İptal kararının ardından, 14/11/2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle fıkra yeniden düzenlenmiş; değişiklik 27.11.2024 tarihli ve 32735 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Güncel metin: boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Gerekçenin yorumdaki değeri. İptal kararının dayanağı, sürenin özel hayata saygı ve ölçülülük ilkeleri karşısında ağır bulunmasıdır. Bu, yeni bir yıllık sürenin de dar yorumlanmasını gerektirir: süreyi fiilen uzatacak biçimde ek şartlar aranması, iptal gerekçesiyle bağdaşmaz.
| Eski fıkra | Güncel fıkra | |
|---|---|---|
| Süre | Üç yıl | Bir yıl |
| İptal kararı | AYM 22.02.2024, E.2023/116, K.2024/56 | |
| Gerekçe | Anayasa m.13 ve m.20; süre makul değil | |
| Erteleme | Yayımdan dokuz ay sonra | |
| Yeni düzenleme | 7532 s.K. m.13 — RG 27.11.2024/32735 | |
Fıkranın Beş Unsuru
Hüküm tek cümleden oluşur; ancak içinde beş ayrı şart barındırır ve dilekçede her biri ayrı ayrı gösterilmelidir.
Birinci unsur — önceden açılmış bir dava. Ortada boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bir dava bulunmalıdır. Maddedeki bu ifade geniştir: dava zina, hayata kast, terk ya da genel sebebe dayanmış olabilir; hangi sebebe dayandığı önemli değildir.
İkinci unsur — ret kararı. Bu davanın reddine karar verilmiş olmalıdır. Uygulamada feragat nedeniyle verilen ret kararı da bu kapsamda değerlendirilmektedir. Buna karşılık davanın kabulü ya da açılmamış sayılması gibi kararlar dayanak oluşturmaz.
Üçüncü unsur — kesinleşme. Süre, kararın verildiği tarihten değil kesinleştiği tarihten başlar. Kanun yoluna başvurulan dosyalarda aradaki fark aylara ulaşabilir; bu nedenle dosyaya kesinleşme şerhli karar örneği sunulmalıdır.
Dördüncü unsur — bir yıl. Kesinleşmeden itibaren bir yıl geçmiş olmalıdır. Bu süre dolmadan açılan dava bu fıkraya dayandırılamaz.
Beşinci unsur — ortak hayatın kurulamaması. Bu süre boyunca her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamış olmalıdır.
Sonuç kendiliğinden doğmaz. Şartlar gerçekleştiğinde evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır; ancak boşanmaya eşlerden birinin istemi üzerine karar verilir. Yani dava açılması zorunludur; hâkim re’sen karar veremez.
Birinci fıkrayla bağlantısı. m.166/1 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Dördüncü fıkra, bu sonucu karine hâline getirir: şartlar varsa sarsılma ayrıca ispatlanmaz.
| Unsur | İçeriği |
|---|---|
| 1 | Herhangi bir sebeple açılmış dava |
| 2 | Ret kararı (feragat dâhil) |
| 3 | Kesinleşme |
| 4 | Bir yıl geçmesi |
| 5 | Ortak hayatın kurulamaması |
| Sonuç | İstem üzerine; re’sen değil |
“Her Ne Sebeple Olursa Olsun”: Kusurun Rolü
Bu fıkrayı diğer boşanma sebeplerinden ayıran ifade budur ve doğrudan bir sonuç doğurur.
Kusur araştırılmaz. “Her ne sebeple olursa olsun” ifadesi, ortak hayatın neden kurulamadığının sorgulanmayacağını gösterir. Şartlar gerçekleştikten sonra mahkeme, tarafların kusur durumunu ve geçimsizliğin sebebini ayrıca incelemez.
Her iki eş de açabilir. Hüküm “eşlerden birinin istemi üzerine” demektedir. Bu nedenle önceki davayı açan ve reddedilen eş de, davalı konumundaki eş de bu fıkraya dayanabilir. Önceki davada kusurlu bulunmuş olmak engel oluşturmaz.
m.166/2 ile fark. Genel sebebe dayalı davalarda m.166/2 devrededir: davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Dördüncü fıkraya dayalı davada ise bu itiraz hakkı işlemez; çünkü kusur değerlendirmesi yapılmaz.
Ama malî sonuçlarda kusur yaşar. Boşanmaya kusur aranmadan karar verilmesi, tazminat ve nafaka taleplerinde kusurun önemsiz olduğu anlamına gelmez. TMK m.174/1 uyarınca maddî tazminat kusursuz veya daha az kusurlu tarafa; m.174/2 uyarınca manevî tazminat kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafa tanınır. TMK m.175 uyarınca yoksulluk nafakası ise kusuru daha ağır olmamak koşuluyla istenebilir.
Yani boşanma kararı kusurdan bağımsız verilir; ancak malî talepler ileri sürülmüşse mahkeme kusur değerlendirmesi yapar.
Ödeme biçimi — TMK m.176/2. Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez; yalnız toptan hükmedilebilir.
| Konu | m.166/4 |
|---|---|
| Boşanma kararı | Kusur araştırılmaz |
| Davacı | Her iki eş de olabilir |
| m.166/2 itirazı | İşlemez |
| Maddî tazminat | Kusur değerlendirilir (m.174/1) |
| Yoksulluk nafakası | Kusuru daha ağır olmamak (m.175) |
| Manevî tazminat | İrat olamaz (m.176/2) |
İspat: Ortak Hayatın Kurulmadığı Nasıl Gösterilir?
Şartlardan ilk dördü belgeyle ortaya konur; asıl tartışma beşinci unsurda çıkar.
Belgeyle ispatlananlar. Önceki davanın varlığı, ret kararı ve kesinleşme tarihi; kesinleşme şerhli karar örneği ile gösterilir. Bir yıllık sürenin dolduğu da bu tarihten hesaplanır.
Asıl mesele — ortak hayatın kurulmamış olması. Bu olumsuz bir olgudur; yani olmayan bir şeyin ispatı gerekir. Uygulamada bu, ayrı yaşamanın ortaya konmasıyla sağlanır: farklı adreslerde oturma, ayrı yerleşim yeri kayıtları, farklı fatura ve abonelik kayıtları, tanık beyanları.
İspat rejimi — TMK m.184. Hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz. Madde ayrıca; hâkimin yemin öneremeyeceğini, tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağını ve kanıtların serbestçe takdir edileceğini öngörür.
Buradaki sonuç önemlidir: karşı tarafın “evet, bir yıldır ayrıyız” beyanı tek başına yeterli değildir; olgular dosyaya delillerle girmelidir.
Karşı tarafın savunması. Davalı, bu süre içinde ortak hayatın yeniden kurulduğunu ileri sürerse ispat yükü ona geçer. Bu iddia, süreklilik taşıyan bir birlikteliğin gösterilmesini gerektirir.
Kısa süreli bir araya gelmeler. Yargı uygulamasında, ortak hayatın yeniden kurulmuş sayılabilmesi için evlilik birliğinin gereklerini taşıyan ve süreklilik arz eden bir birlikteliğin bulunması aranır. Çocuk sebebiyle görüşme, tedavi ya da tatil gibi geçici bir araya gelmeler bu niteliği taşımaz.
Tanık usulü — HMK m.240. Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi sunar; listede gösterilmemiş olan kimseler dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. Tanıkların farklı dönemlere ilişkin beyanda bulunması, bir yıllık sürenin tamamının kapsanmasını sağlar.
Hısımlar çekinebilir — HMK m.248. Tanıklar kişisel sebeplerle çekinebilir; bu sebepler arasında üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı yer alır. Bu nedenle liste yalnız aile bireylerine dayandırılmamalıdır.
| Unsur | İspat aracı |
|---|---|
| Önceki dava ve ret | Kesinleşme şerhli karar |
| Süre | Kesinleşme tarihinden hesap |
| Ayrı yaşama | Adres kayıtları, abonelikler, tanık |
| İkrar | Hâkimi bağlamaz (m.184) |
| Karşı iddia | Ortak hayatın süreklilikle kurulduğu |
| Geçici birliktelik | Süreyi kesmez |
Usul, Görev, Yetki ve Süreler
Yeni dava, önceki dosyanın devamı değil bağımsız bir davadır; bu nedenle usul kuralları baştan işler.
Kesin hüküm engeli yoktur. Önceki davanın reddedilmiş olması, yeni dava bakımından kesin hüküm oluşturmaz. Çünkü yeni davanın dava sebebi farklıdır: önceki dava belirli olgulara dayanırken, bu dava ret kararından sonra geçen bir yıllık süreye dayanır.
Dilekçe unsurları — HMK m.119. Dava dilekçesinde; mahkemenin adı, tarafların bilgileri, davanın konusu, açık bir şekilde vakıalar, hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiği, dayanılan hukukî sebepler ve açık bir biçimde talep sonucu yer alır.
Belgeler ekli verilir — HMK m.121. Elde bulunan belgeler asıllarıyla birlikte, karşı taraf sayısından bir fazla örnekle eklenir; önceki dosyanın celbi isteniyorsa mahkeme adı, esas ve karar numarası ile tarih yazılmalıdır.
Terditli kurgu yerinde olur. Şartların gerçekleşmediği değerlendirilirse dava tümden reddedilmesin diye, dilekçe önce m.166/4‘e, kabul edilmediği takdirde m.166/1‘deki genel sebebe dayandırılabilir.
Görev. Dava aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar ve kararında bu sıfatı belirtir. Görev kuralı kamu düzenindendir ve re’sen gözetilir.
Yetki — TMK m.168: boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Uzun süre ayrı yaşanan dosyalarda ikinci seçenek çoğu zaman işlemez; bu nedenle yerleşim yeri esas alınır. Yetki kesin olmadığından itiraz cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.
Sonraki talepler — TMK m.178: evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Süre kesinleşmeden işler ve def’i olarak ileri sürülür.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Kesin hüküm | Engel değil; dava sebebi farklı |
| Dilekçe | HMK m.119; belgeler ekli (m.121) |
| Önceki dosya | Mahkeme, esas-karar no ile celp |
| Kurgu | Terditli: m.166/4 → m.166/1 |
| Görev | Aile mahkemesi; re’sen |
| Yetki | m.168; ilk itiraz |
| Sonraki talepler | m.178 — bir yıl |
Sıkça Sorulan Sorular
Fiili ayrılık nedeniyle boşanma nedir (TMK 166/4)?
Fiili ayrılık (ortak hayatın yeniden kurulamaması) nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu madde 166/4’te düzenlenmiştir. Buna göre, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bir davanın reddedilmesi ve bu ret kararının kesinleşmesinden itibaren kanunda öngörülen süre geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Yıllarca fiilen ayrı yaşayan ama kâğıt üzerinde evli kalan çiftler için öngörülmüş bir yoldur.
Fiili ayrılıkta bekleme süresi kaç yıldır? (Güncel durum)
Bekleme süresi değişmiştir. Eski düzenlemede süre üç yıl iken, Anayasa Mahkemesi bu üç yıllık süreyi (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile ölçülülük ilkesine aykırı bularak) 2024 yılında iptal etmiştir. Ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi, 14 Kasım 2024 tarihli ve 27 Kasım 2024’te Resmî Gazete’de yayımlanan 7532 sayılı Kanun ile süreyi BİR YILA indirmiştir. Dolayısıyla 2025-2026 itibarıyla geçerli süre, ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıldır.
Fiili ayrılık nedeniyle boşanmanın şartları nelerdir?
Güncel TMK 166/4’e göre şartlar şunlardır: daha önce herhangi bir sebeple açılmış bir boşanma davası bulunması; bu davanın reddedilmiş ve ret kararının kesinleşmiş olması; ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmiş olması; ve bu süre içinde ortak hayatın yeniden kurulamamış olması. Bu şartlar gerçekleştiğinde evlilik birliği temelinden sarsılmış kabul edilir ve mahkeme boşanmaya karar verir.
Fiili ayrılık davasında kusur araştırılır mı?
Hayır. TMK 166/4 şartları gerçekleştiğinde mahkeme, eşlerin hangisinin kusurlu olduğunu veya önceki davayı kimin açtığını araştırmaz; kusur araştırması yapılmaksızın boşanmaya karar verilir. Bu sebebe dayalı boşanmayı hem davacı hem davalı taraf (yani her iki eş de) talep edebilir. Reddedilen birden fazla dava varsa, davacı bunlardan dilediğine dayanabilir.
Hangi ret kararı fiili ayrılığa dayanak olur?
Dayanak olan davanın esastan reddedilmiş olması gerekir; örneğin mahkemenin yetkisizlik nedeniyle verdiği ret, TMK 166/4 anlamında ‘ret’ sayılmaz. Yargıtay uygulamasında, davadan feragat sonucu sonuçlanan dava da (feragatin hakkın esasını ilgilendirdiği görüşüyle) bu kapsamda kabul edilebilmektedir; ancak bu konu öğretide tartışmalıdır. Ret kararının kesinleşmiş olması bir dava şartı olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.
Kısa süreli bir araya gelmek süreyi keser mi?
Yargıtay uygulamasına göre; çocukların hastalığı, okul toplantıları, cenaze veya düğün gibi zorunlu insani nedenlerle tarafların kısa süreli yan yana gelmesi, ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmez ve fiili ayrılık süresini kesmez. Ortak hayatın yeniden kurulması, eşlerin evlilik birliğini sürdürme amacıyla, karşılıklı hak ve yükümlülükleri üstlenecek şekilde bir araya gelmesini ifade eder. Geçici ve zorunlu temaslar bu kapsamda değerlendirilmez.
Fiili ayrılıkta ispat yükü kimdedir?
İspat yükü davacıdadır. Davacı; daha önce açılan boşanma davasının reddedildiğini ve ret kararının kesinleştiğini, kesinleşmeden itibaren bir yıl geçtiğini ve bu süre içinde ortak hayatın yeniden kurulamadığını ispatlamalıdır. İspat için tanık beyanları, nüfus ve adres kayıtları, icra-nafaka ve ceza dosyaları gibi her türlü yasal delil kullanılabilir. Davalı ise karşı ispatla (örneğin tarafların bir süre birlikte yaşadığını göstererek) bu iddiayı çürütebilir.
Fiili ayrılığa dayalı boşanma sürecinizde yanınızdayız
Güncel şartlar ve dava süreci için uzman bir avukatla görüşün. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppBu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olay kendine özgüdür; somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.


