Haksız bir tazmin talebi kural olarak ihtiyati tedbirle durdurulamaz; istisna, talebin açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunun belgelerle hemen ispat edilebildiği hâllerdir. Banka teminat mektubu, TBK m.128’deki üçüncü kişinin fiilini üstlenme niteliğinde, asıl borçtan bağımsız bir garanti sözleşmesidir; banka, mektubu yaptıran şirketin karşı tarafla olan uyuşmazlığına dayanarak ödemeden kaçınamaz. Öğretide aktarılan Yargıtay kararları, muhatabın talebinin açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğu likit (somut) delillerle ortaya konursa tedbire kapı aralar (TMK m.2/2; HMK m.389-390). Mektup nakde çevrildiyse para, muhataba karşı açılacak iade davasıyla geri istenir; güvence altına alınan riskin gerçekleştiğini ispat yükü mektubu tahsil eden muhataptadır. Sebepsiz zenginleşmeye dayanan talep, geri isteme hakkının öğrenilmesinden iki yıl, her hâlde zenginleşmeden on yıl geçince zamanaşımına uğrar (TBK m.82). Dava açılmadan tedbir alınırsa esas dava, tedbirin uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde açılmalıdır (HMK m.397/1); dava şartı arabuluculuğa tabi ticari davada bu süre içinde arabulucuya başvurulursa, başvurudan son tutanağa kadar dava açma süresi işlemez (6325 s.K. m.18/A-16).
Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Bu rehber, özel sektör ticari sözleşmelerinde (tedarik, inşaat ve taşeron, distribütörlük ve bayilik, kira) verilen banka teminat mektubunun karşı tarafça haksız yere nakde çevrilmek istendiği ya da çevrildiği durumda mektubu yaptıran şirketin haklarını anlatır: teminat mektubunun hukuki niteliği (TBK m.128), kefaletten farkı, “ilk talepte, kayıtsız şartsız ödeme” kaydının anlamı, tazminin ihtiyati tedbirle durdurulmasının şartları (TMK m.2/2; HMK m.389-399), Yargıtay’ın kuralı ve istisnası, hangi belgelerin hemen ispat sayılabileceği, nakde çevrilen paranın iadesi (TBK m.77-82, m.112, m.117), menfi tespit ve istirdatla ilişkisi, bankanın rücu, depo ve hesaptan tahsil hakkı, süreli ve süresiz mektup, “uzat yoksa nakde çeviririm” baskısı, kamu ihalesi teminatlarından farkı, konkordato mühletinin etkisi, görevli mahkeme, arabuluculuk ve tahkim. Sayfanın sonunda ilk 48 saat kontrol listesi ve kısa bir tedbir dilekçesi iskeleti yer alır.
Teminat mektubu ticari hayatta sık kullanılan güvencelerden biridir. Tedarikçi malı zamanında teslim edeceğini, taşeron işi süresinde ve ayıpsız bitireceğini, distribütör ya da bayi ödeme ve satış taahhütlerini, kiracı kira borçlarını bir bankanın vereceği mektupla güvenceye alır. Mektup karşı tarafa güçlü bir koz verir: pek çok mektup, bankanın “ilk yazılı talepte” ve “kayıtsız şartsız” ödeme yapacağını yazar. Uyuşmazlık başladığında karşı taraf bu kozu sözleşmeyi tartışmadan, tek bir yazıyla kullanabilir ve banka kısa süre içinde ödeme yapabilir.
Mektubu yaptıran şirketin önünde iki ayrı soru vardır. Birincisi, ödeme yapılmadan önce talebi durdurmanın bir yolu var mı? İkincisi, ödeme yapıldıysa para nasıl geri alınır? İki sorunun cevabı da aynı ilkeye dayanır: bankanın yükümlülüğü şirketle karşı taraf arasındaki sözleşmeden bağımsızdır; ama bu bağımsızlık, karşı tarafa gerçekleşmemiş bir riski tahsil etme hakkı vermez. Bu yazı ilkenin iki yüzünü kanun maddeleri ve Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alır; karşı tarafın ve bankanın ileri sürebileceği itirazları da tek tek değerlendirir.
Kamu ihalelerinde verilen geçici ve kesin teminatlar ayrı bir rejime tabidir; bu konu için ihalede geçici ve kesin teminat ve kamu ihale sözleşmesinin feshi ve tasfiye yazılarımıza bakabilirsiniz. Mektubu yaptıran şirket konkordato sürecindeyse konkordato ve teminat mektupları yazımız ayrıntılı bilgi verir. Bu sayfa, özel sektör sözleşmelerinde haksız tazmin talebine ve bunun durdurulmasına odaklanır.
Teminat Mektubu Nedir? Hukuki Niteliği: TBK m.128 ve Garanti Sözleşmesi
Teminat mektubu kanunda adıyla düzenlenmiş bir sözleşme türü değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13.10.2021 tarihli, E.2020/4470, K.2021/5995 sayılı kararı bunu açıkça söyler: “Teminat mektubu, mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiştir.” Boşluk içtihatla doldurulmuş ve mektup, üçüncü kişinin fiilini üstlenme hükmüne dayanan bir garanti sözleşmesi olarak nitelendirilmiştir. Bu hüküm bugün Türk Borçlar Kanunu’nun 128. maddesidir:
Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.”
TBK m.128 bakımından banka, mektubu yaptıran şirketin sözleşmedeki edimini yerine getireceğini muhataba karşı üstlenir; şirket edimini yerine getirmezse muhatabın bundan doğan zararını öder. Bu nitelendirme yeni değildir. Yargıtay’ın 13.12.1967 tarihli, E.1966/16, K.1967/7 sayılı ve 11.06.1969 tarihli, E.1969/4, K.1969/6 sayılı içtihadı birleştirme kararları teminat mektubunu garanti sözleşmesi olarak kabul etmiş; 1969 tarihli karar mektupları mülga Borçlar Kanunu’nun üçüncü kişinin fiilini taahhüdü düzenleyen 110. maddesi kapsamında görmüştür. Öğretide aktarıldığı üzere 1967 tarihli karara göre “bankanın taahhüdü lehtarın borcunun geçerliliğine ve varlığına bağlı olmaksızın” doğar.
Bu çizgi Hukuk Genel Kurulu kararlarında sürdürülmüştür. Öğretide aktarılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.11.2001 tarihli, E.2001/11-996, K.2001/1026 sayılı kararına göre “Bunun doğal sonucu olarak banka, teminat mektubu vermekle bir asli borç yüklenmiş olmaktadır”; öğretide bu karara dayanılarak bankanın, mektubu yaptıran tarafın def’i ve itirazlarını ileri sürerek ödemeden kaçınamayacağı belirtilir. Hukuk Genel Kurulu’nun 22.03.2022 tarihli, E.2019/(19)11-201, K.2022/354 sayılı kararı ise mektubu TBK m.128 kapsamında “taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi” olarak tanımlamış, “Bankanın sorumluluğu fer’i değil, asıl borçtan bağımsız ve asli borçtur” demiş ve aynı kararda garanti kapsamındaki riskin gerçekleştiğinin muhatap tarafından ispat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu iki cümle, yazının bütününü taşır. Bağımsızlık, bankanın ödeme yaparken şirketle muhatap arasındaki uyuşmazlığa girmemesini sağlar. Risk şartı ise mektubun bir “açık çek” olmadığını, belirli bir sözleşme borcunun ifa edilmemesine karşı verildiğini gösterir. Haksız tazmine karşı bütün yollar bu ikinci unsura dayanır.
Teminat mektubunda üç ayrı hukuki ilişki
| İlişki | Taraflar ve dayanak | Neyi belirler? | Haksız tazminde rolü |
|---|---|---|---|
| Temel (asıl) ilişki | Mektubu yaptıran şirket ile muhatap; tedarik, eser, taşeron, distribütörlük, bayilik veya kira sözleşmesi | Mektubun hangi borcu ve hangi riski güvence altına aldığını; teminatın ne zaman iade edileceğini | Riskin gerçekleşip gerçekleşmediği burada tartışılır; iade davası bu ilişkiye dayanır |
| Garanti ilişkisi | Banka ile muhatap; TBK m.128 | Bankanın hangi şartla, hangi süre içinde ve hangi tutara kadar ödeyeceğini | Banka asli ve bağımsız yükümlüdür; şirketin temel ilişkiden doğan def’ilerine dayanamaz |
| Karşılık (kredi) ilişkisi | Mektubu yaptıran şirket ile banka; genel kredi sözleşmesi, gayrinakdi kredi (5411 s.K. m.48/1) | Bankanın rücu, depo isteme, takas ve mahsup haklarını | Banka ödeyince şirkete rücu eder; ödemeden önce takip yapamaz, ama sözleşmeye göre depo isteyebilir |
Bu ayrımın pratik sonucu şudur: haksız tazmin karşısında şirketin muhatabı her zaman aynı kişi değildir. Ödemenin durdurulması için muhataba ve bankaya yönelen bir tedbir, paranın geri alınması için muhataba karşı bir iade davası, bankanın rücu talebine itiraz için ise bankaya karşı bir yol gerekir. Bu yolları karıştırmak, yanlış davalı veya yanlış mahkeme nedeniyle zaman kaybına yol açar.
Teminat Mektubu Kefalet mi? Garantiden Farkı Neden Önemli?
Kefalet, asıl borca bağlı (fer’i) bir güvencedir: asıl borç geçersizse veya sona ermişse kefilin sorumluluğu da kalmaz ve kefil asıl borçluya ait itirazlara dayanabilir. Garanti ise asıl borçtan bağımsızdır. Bu fark yalnızca teorik değildir; kefalet ağır bir şekil şartına bağlıdır. TBK m.583’e göre “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.” Kefilin azami miktarı, tarihi ve müteselsil kefalet hâlinde bu sıfatı kendi el yazısıyla belirtmesi de şarttır.
Bankanın verdiği garanti için böyle bir şekil şartı yoktur; kefaletin şekline ilişkin hükümler ise TBK m.603 uyarınca gerçek kişilerce başka ad altında verilen kişisel güvencelere de uygulanır. Yayımlanan karar özetine göre Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 08.04.2019 tarihli, E.2017/6543, K.2019/3083 sayılı kararı, garanti sözleşmesinin belirli bir şekle ve limite tabi olmadığını, garanti verenin bağımsız bir borç altına girdiğini ve garanti ile kefaletin ayrımının teminat verenin iradesine göre yapılması gerektiğini belirtmiştir. Mektuptaki “ilk talepte”, “itiraz ve def’ilere bakılmaksızın”, “borçlunun rızası aranmaksızın” gibi ifadeler bu iradenin başlıca göstergeleridir.
Kefalet ile teminat mektubu (garanti) karşılaştırması
| Konu | Kefalet | Teminat mektubu (garanti) |
|---|---|---|
| Kanuni dayanak | TBK m.581 vd. | TBK m.128; İBK 1967/7 ve 1969/6 |
| Asıl borca bağlılık | Fer’idir; asıl borç sona erince kefalet de sona erer | Bağımsız ve asli borçtur (HGK 2022/354) |
| İtiraz ve def’iler | Kefil asıl borçluya ait itirazlara dayanabilir | Banka, mektubu yaptıranın def’ilerini ileri sürerek ödemeden kaçınamaz (HGK 2001/1026, öğretide aktarıldığı üzere) |
| Şekil | Yazılı şekil; azami miktar, tarih ve müteselsillik el yazısıyla (TBK m.583) | Belirli bir şekle ve limite tabi değildir (3. HD 2019/3083) |
| Haksız talebe karşı koruma | Asıl borcun bulunmadığı savunması doğrudan kefile de yarar | Yalnız açık hakkın kötüye kullanılmasında ödeme engellenebilir; aksi hâlde uyuşmazlık sonradan iade davasında çözülür |
Kefaletin şekil şartları ve kefile karşı takipte izlenecek yol için kefalete dayalı takibe karşı menfi tespit yazımıza bakabilirsiniz.
“İlk Talepte, Kayıtsız Şartsız Ödeme” Kaydı Bankayı Ne Kadar Bağlar?
Uygulamada pek çok mektup, bankanın “kayıtsız şartsız, ilk yazılı talepte, protesto keşidesine, hüküm istihsaline ve borçlunun rızasının alınmasına gerek kalmaksızın” ödeme yapacağını yazar. Bu kayıt, muhatabın riskin gerçekleştiğini bankaya karşı ayrıca belgelemesine gerek bırakmaz. Öğretide Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 28.11.2012 tarihli, E.2012/4417, K.2012/17874 sayılı kararına dayanılarak, ilk talepte ödeme kayıtlı mektuplarda bankanın ayrıntılı bir araştırma yapma yetkisinin bulunmadığı belirtilir. Banka bu nedenle şirketle muhatap arasındaki ayıp, gecikme veya fesih tartışmasının hakemi değildir.
Muhatap bazen bu kayda dayanarak “mektup kayıtsız şartsızdır, istediğim an tahsil ederim” der. Bu yaklaşım kaydın anlamını aşar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yukarıda anılan 2021/5995 sayılı kararında “Banka teminat mektubu ile garanti eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte” olduğunu ve mektubun, üçüncü kişi konumundaki tarafın edimini ifa etmemesi hâlinde “muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamakta” olduğunu belirtmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da öğretide aktarılan 04.07.2001 tarihli, E.2001/19-534, K.2001/583 sayılı kararında “Belirsizliğin garantisi olmaz” diyerek garanti edilen riskin sınırlarının tereddüt yaratmayacak biçimde belirlenebilir olması gerektiğini vurgulamıştır.
Bu kararlar birlikte okunduğunda kaydın iki katmanlı işlediği görülür. Banka ile muhatap arasında “ilk talep” kaydı, bankanın temel ilişkiyi araştırmadan ödemesini sağlar; banka yalnızca mektubun kendi şartlarına, yani süreye, talebin şekline, tutar sınırına ve mektupta yazılı başka koşullara bakar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 02.01.2013 tarihli, E.2011/15330, K.2013/6 sayılı kararında, muhatabın bankadan kur farkı istediği olayda, bankanın döviz cinsinden mektupları mektup metinlerine uygun olarak ödemesi nedeniyle bankadan istenebilecek bir tutar bulunmadığı kabul edilmiştir. Şirket ile muhatap arasında ise mektubun amacı geçerlidir: güvence altına alınan risk gerçekleşmemişse muhatabın tahsil ettiği para, ileride iade borcuna dönüşür.
Mektubun metni, uyuşmazlığın nerede görüleceğini de etkileyebilir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 25.11.2014 tarihli, E.2013/19343, K.2014/16884 sayılı kararında, finansal kiralama sözleşmesi kapsamında verilen bir mektupta yabancı mahkemeleri yetkili kılan şartın geçerliliğinin MÖHUK m.47 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Bu nedenle tazmin talebi geldiğinde ilk okunacak belge, sözleşmeden önce mektubun kendisidir.
Haksız Tazmin Talebi İhtiyati Tedbirle Durdurulabilir mi?
Kural olarak hayır. Garanti ilişkisinin bağımsızlığı, temel sözleşmedeki uyuşmazlığın bankanın ödemesini durdurmasına izin vermez. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 09.07.2020 tarihli, E.2020/1324, K.2020/1522 sayılı kararında çoğunluk, mektubun paraya çevrilmesine tedbirle müdahale edilmesini garanti ilişkisine müdahale olarak görmüş ve böyle bir tedbirin “üçüncü kişilerin sahip oldukları hakları ve yüklendiği borçları etkileyeceğinden bu konuda tedbir kararı verilemez” sonucuna varmıştır. Karar konkordato bağlamında verilmiş olsa da gerekçe, tedbir taleplerinin neden dar yorumlandığını gösterir; aynı karar, haksız veya sözleşmeye aykırı nakde çevirme iddiasının ayrı bir davada HMK m.389 vd. uyarınca tedbir talebiyle ileri sürülebileceğini de belirtir.
İstisna, TMK m.2’den gelir. Maddeye göre “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” Muhatabın mektuptan doğan talep hakkı da bu sınıra tabidir. Öğretide aktarılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 07.11.1983 tarihli, E.1983/4883, K.1983/4828 sayılı kararına göre, muhatabın ödeme talebi temel ilişki bakımından hakkın kötüye kullanılması veya amaca aykırılık niteliğindeyse bu durum banka garantisinin bağımsızlığına aykırı sayılmaz ve ihtiyati tedbir yoluna başvurulabilir.
Kapının hangi ölçüyle açılacağı da bellidir. Öğretide aynı Dairenin 13.07.2006 tarihli, E.2006/5589, K.2006/8345 ve 25.10.2010 tarihli, E.2009/3511, K.2010/10747 sayılı kararlarına dayanılarak, mektubu yaptıran tarafın ödemeyi tedbirle engelleyebilmek için kötüye kullanımı kesin delillerle ispatlaması gerektiği belirtilir. 2010 tarihli karar öğretide, bu hâllerde likit (somut) delillerin varlığının arandığı yönündeki içtihadın örneği olarak gösterilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2014 tarihli, E.2013/11660, K.2014/15876 sayılı kararı da öğretide, muhatabın talebinin haksız olduğunu bilen bankanın ödeme yapmaması gerektiği görüşünü benimseyen karar olarak aktarılmaktadır.
HMK m.389/1 bakımından tedbir için iki seçenekli bir şart aranır: mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsızlaşacağı veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı endişesi. Haksız tazminde ikinci seçeneğin kanaatimizce çoğu zaman karşılandığı savunulabilir; ödeme yapıldıktan sonra parayı geri almak uzun bir yargılama gerektirebilir. Belirleyici olan esas hakkındaki haklılıktır. HMK m.390/3 genel olarak yaklaşık ispatı yeterli görse de teminat mektubunda, öğretide aktarılan Yargıtay kararlarına göre aranan ölçü daha yüksektir; çünkü TMK m.2/2 kötüye kullanmanın “açık” olmasını arar ve garanti ilişkisinin bağımsızlığı ancak bu açıklık karşısında geri çekilir.
Tedbirin kime yöneleceği de tartışmalıdır. Öğretide iki tür tedbirden söz edilir: muhataba yönelen ve mektubu nakde çevirmesini yasaklayan talep yasağı ile bankaya yönelen ve ödeme yapmasını yasaklayan ödeme yasağı. Bir görüş tedbirin yalnızca uyuşmazlığın tarafı olan muhataba yöneltilmesi gerektiğini savunur; baskın görüş ise bankaya yönelik tedbirin de garantinin bağımsızlığını zedelemediğini kabul eder. Bu nedenle tedbir talebinde her iki yönün birlikte istenmesi ve kararın bankaya bildirilmesi önerilir; karar verilirse banka, menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişi sıfatıyla HMK m.394/3 uyarınca itiraz edebilir.
Karşı tarafın ileri sürebileceği üç temel itiraz şöyle değerlendirilmelidir. Birincisi, “tedbir teminat mektubu sistemini işlemez hâle getirir” itirazıdır. Bu itiraz yerinde değildir; çünkü istisna, öğretide aktarılan Yargıtay içtihadıyla açık kötüye kullanma ve likit delil şartına bağlanmıştır; ayrıca tedbir isteyen taraf HMK m.392 uyarınca teminat gösterir ve haksız çıkarsa HMK m.399 uyarınca muhatabın zararını tazmin eder. İkincisi, “uyuşmazlık esasa ilişkindir, tedbirle çözülemez” itirazıdır. Tedbir esası çözmez; yalnızca açıkça haksız bir ödemeyi esas dava sonuçlanana kadar dondurur. Üçüncüsü, “şirket mali sıkıntıdadır, tedbir alacaklıyı korumasız bırakır” itirazıdır. Tedbirin dayanağı şirketin mali durumu değil, talebin hukuka aykırılığıdır; mali sıkıntı tek başına tedbir sebebi olmadığı gibi, haklı bir tedbirin önünde de engel değildir.
Tazmin ne zaman durdurulabilir, ne zaman durdurulamaz?
| Durum | Değerlendirme | Dayanak |
|---|---|---|
| Mektubun güvence altına aldığı riskin gerçekleşmediği, muhatabın kendi imzasını taşıyan belgelerle (kesin kabul, ibra, mutabakat) açıkça görülüyor | İstisna kapsamında durdurulabilir | TMK m.2/2; 11. HD 2010/10747 ve 2006/8345 (öğretide aktarıldığı üzere, kesin delil); HMK m.389 |
| Avans teminat mektubu nakde çevrilmek isteniyor, avansın tamamen mahsup edildiği belgeyle sabit | Likit delil varsa istisna kapsamında değerlendirilebilir | Avans mektubunun nakde çevrilmesi için avans borcunun bulunduğu kanıtlanmalıdır (15. HD 2012/4661) |
| Mektup, güvence altına almadığı başka bir sözleşmenin veya projenin borcu için tahsil edilmek isteniyor | Amaca aykırılık açıkça görülüyorsa istisna kapsamında değerlendirilebilir | Amaca aykırı talep (11. HD 1983/4828, öğretide aktarıldığı üzere); riskin belirlenebilir olması (HGK 2001/583) |
| Süreli mektupta talep, süre dolduktan sonra yapılıyor | Mektupta süre kaydı varsa banka kural olarak ödemekle yükümlü değildir; bankaya yazılı bildirim öncelikli | TBK m.128/2; HGK 2024/684’e konu olayda vadesi geçen mektup için talep karşılanmamıştır |
| Taraflar ayıp, gecikme, kusur veya feshin haklılığını tartışıyor; sonuç bilirkişi incelemesine bağlı | Kural olarak durdurulamaz; uyuşmazlık iade davasında çözülür | Bağımsızlık (İBK 1967/7, 1969/6; HGK 2001/1026); likit delil yokluğu |
| Mektupta “ilk talepte” kaydı var, muhatap yalnızca sözleşmeye aykırılık bulunduğunu bildiriyor | Banka temel ilişkiyi araştırmadan öder; durdurulamaz | 19. HD 2012/17874 (öğretide aktarıldığı üzere) |
| Tek gerekçe, mektubu yaptıran şirketin konkordato talep etmiş veya mali sıkıntıda olması | Bu gerekçeyle durdurulamaz | İst. BAM 17. HD 2020/1522; Konya BAM 3. HD 2024/1594 (öğretide aktarıldığı üzere) |
| Mektup bir kamu idaresine kamu ihalesi teminatı olarak verilmiş | Tedbir konulamaz; itiraz yolu teminatın aşamasına göre idari veya adli yargıdır | 4734 s.K. m.34 |
Tablo, kararlarda kabul edilen ilkelerin tipik olaylara uygulanmasıdır; tedbir talebinin kabulü her dosyada mektubun metnine, delillerin niteliğine ve mahkemenin takdirine bağlıdır.
Hangi Belgeler “Hemen İspat” Sayılır?
Likit delil, mahkemenin ayrıca bilirkişi incelemesine veya tanık dinlemeye ihtiyaç duymadan, belgenin kendisine bakarak talebin açıkça haksız olduğunu görebildiği delildir. Belge ne kadar karşı tarafın kendi iradesini yansıtırsa o kadar güçlüdür. Aşağıdaki örnekler, yukarıdaki ilkelerin uygulamaya yansıdığı tipik durumlardır:
- Muhatabın imzaladığı kesin kabul, geçici kabul veya teslim tutanağı; özellikle kesin teminatın iade edileceği aşamanın geçildiğini gösteren tutanaklar.
- Muhatabın “borç kalmamıştır” içerikli ibranamesi, cari hesap mutabakatı veya kapanış yazısı.
- Avans mektubunda, avansın hakedişlerden tamamen mahsup edildiğini gösteren ve muhatabın onayını taşıyan hakediş belgeleri.
- Mektubun metni ile tazmin yazısının tarihini birlikte gösteren belgeler; talebin süre dışında veya mektupta yazılı şekle aykırı yapıldığını ortaya koyan yazışmalar.
- Tazmin yazısında, mektubun güvence altına almadığı başka bir sözleşmeye, başka bir projeye veya başka bir döneme ait alacağa dayanıldığının açıkça okunduğu ifadeler.
- Muhatabın, ödemeyi sözleşme dışı bir taviz koparmak için istediğini açıkça gösteren e-posta veya yazışmalar.
Buna karşılık ayıbın varlığı ve kapsamı, gecikmede kimin kusurlu olduğu, cezai şartın hesabı veya feshin haklı olup olmadığı gibi konular kural olarak bilirkişi incelemesi gerektirir. Bu konularda şirket haklı olsa bile tedbir aşamasında likit delil eşiğini aşmak zordur. Delilin kaybolma tehlikesi varsa, dava açılmadan önce de delil tespiti istenebilir; ayrıntı için delil tespiti, bilirkişi ve uzman görüşü yazımıza bakabilirsiniz.
Tedbir Nasıl İstenir? Mahkeme, Süreler, Teminat ve İtiraz (HMK m.389-399)
HMK m.390/1 bakımından tedbir, dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise yalnızca asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenir. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir sözleşmeden doğan uyuşmazlıkta bu mahkeme kural olarak asliye ticaret mahkemesidir (TTK m.4/1, m.5/1). Dilekçede dayanılan tedbir sebebi ve istenen tedbirin türü açıkça belirtilmelidir (HMK m.390/3).
Zaman en kritik unsurdur. İlk talepte ödeme kayıtlı mektupta banka, talebi aldıktan kısa süre sonra ödeme yapabilir. HMK m.390/2, talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde karşı taraf dinlenmeden tedbir kararı verilmesine imkân tanır; dilekçede bu zorunluluğun gerekçesi, örneğin tazmin yazısının bankaya ulaştığı tarih, ayrıca gösterilmelidir. Karar verilirse içeriğinde tedbirin konusu ve türü tereddüde yer vermeyecek şekilde ve teminatın miktarı ile türü yer alır (HMK m.391/2).
HMK m.392/1 teminatı kural hâline getirir: “İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır.” Talep resmî belgeye veya başka bir kesin delile dayanıyorsa ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme, gerekçesini belirterek teminat alınmamasına karar verebilir. Kanun bir oran öngörmez; miktar, mahkemece muhtemel zarara göre belirlenir. İİK m.72’deki yüzde on beşlik asgari teminat, icra takibinin durdurulmasına ilişkin özel bir kuraldır; mektubun nakde çevrilmesi icra takibi olmadığından kanaatimizce bu oran doğrudan uygulanmaz. Teminat, asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davası açılmazsa iade edilir (HMK m.392/2).
Teminat mektubunda tedbir sürecinin süreleri ve kuralları
| Hüküm | Kural | Süre veya sonuç |
|---|---|---|
| HMK m.389/1 | Hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya gecikmeden ciddi zarar doğacağı endişesi | Tedbirin genel şartı |
| HMK m.390/2-3 | Zorunluluk varsa karşı taraf dinlenmeden karar; sebep ve tür açıkça gösterilir, yaklaşık ispat aranır | Teminat mektubunda, öğretide aktarılan Yargıtay kararlarına göre açık kötüye kullanım kesin delille gösterilmelidir |
| HMK m.392 | Muhtemel zararlara karşı teminat; resmî belge veya kesin delilde teminatsız karar mümkün | Bir ay içinde tazminat davası açılmazsa teminat iade edilir |
| HMK m.393/1 | Kararın uygulanması talep edilmelidir | Tefhim veya tebliğden itibaren bir hafta; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar |
| HMK m.394 | Karşı taraf ve menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişi (banka) itiraz edebilir | Bir hafta; itiraz kural olarak icrayı durdurmaz |
| HMK m.395 | Aleyhine tedbir verilen, mahkemece kabul edilecek teminatı göstererek tedbirin değiştirilmesini veya kaldırılmasını isteyebilir | Karar mahkemenin takdirindedir |
| HMK m.397/1 | Dava açılmadan alınan tedbirde esas dava açılmalı, evrak uygulayan memura ibraz edilmelidir | Uygulama talebinden itibaren iki hafta; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar |
| 6325 s.K. m.18/A-16 | Dava şartı arabuluculukta, tedbirden sonra büroya başvurulursa dava açma süresi işlemez | Başvurudan son tutanağa kadar |
| HMK m.398 | Tedbire aykırı davranan kişi cezalandırılır | Altı aya kadar disiplin hapsi; öğrenmeden itibaren altı ay içinde şikâyet |
| HMK m.399 | Haksız tedbirden doğan zarar tazmin edilir; dava esas davaya bakan mahkemede açılır | Hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir yıl |
Uygulama adımı gözden kaçırılmamalıdır. HMK m.393/1, tedbir kararının uygulanmasının, karar tedbir isteyene tefhim veya tebliğ edildikten itibaren bir hafta içinde talep edilmesini arar; aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar. Mahkeme kararında yazı işleri müdürünü de görevlendirebilir (HMK m.393/2). Teminat mektubunda uygulama, kararın bankaya bildirilmesi demektir; bildirimden önce banka ödeme yaparsa tedbir boşa düşer. Bu nedenle teminatın aynı gün yatırılabilecek şekilde hazırlanması ve kararın bankanın ilgili birimine gecikmeden ulaştırılması gerekir.
Karşı taraf dinlenmeden alınan tedbire muhatap bir hafta içinde (HMK m.394/1-2), tedbirin uygulanmasıyla menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişi olarak banka ise tedbiri öğrenmesinden itibaren bir hafta içinde (HMK m.394/3) itiraz edebilir; muhatabın itirazı tedbirin şartlarına, yetkiye ve teminata, bankanınki ise şartlara ve teminata yönelir. Muhatap ayrıca teminat göstererek tedbirin kaldırılmasını isteyebilir (HMK m.395). Tedbir haksız çıkarsa şirket, muhatabın uğradığı zararı tazminle yükümlüdür (HMK m.399). Tedbir talebinin riskini tartarken bu son hüküm mutlaka hesaba katılmalıdır. Genel çerçeve için ihtiyati tedbir: şartlar, teminat, itiraz ve ihtiyati tedbir talebi dilekçesi örneği yazılarımıza bakabilirsiniz. Aşağıdaki iskelet yalnızca genel bir yapıdır; her dosyada mektup metnine ve delillere göre yeniden kurulmalıdır.
(Dava öncesi ihtiyati tedbir talebidir; karşı taraf dinlenmeden karar verilmesi istenmektedir.)
TEDBİR TALEP EDEN: [Şirket unvanı, MERSİS no, adres]
VEKİLİ: [Ad soyad, adres]
KARŞI TARAF: [Muhatap şirket unvanı, adres]
BİLDİRİM YAPILACAK ÜÇÜNCÜ KİŞİ: [Mektubu düzenleyen banka ve şube]
KONU: [Tarih] tarihli, [numara] sayılı teminat mektubunun nakde çevrilmesinin ve bankaca muhataba ödeme yapılmasının HMK m.389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR:
1- Taraflar arasındaki [sözleşme adı ve tarihi] uyarınca verilen mektup, yalnızca [güvence altına alınan borç] için verilmiştir (TBK m.128).
2- Güvence altına alınan risk gerçekleşmemiştir: [kesin kabul tutanağı / ibraname / mutabakat / hakediş]. Bu belgeler karşı tarafın imzasını taşımaktadır ve hemen ispata elverişlidir.
3- Karşı tarafın [tarih] tarihli tazmin talebi, mektubun amacı dışında ve açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir (TMK m.2/2).
4- Mektupta ilk talepte ödeme kaydı bulunduğundan banka kısa süre içinde ödeme yapabilecektir; ödeme hâlinde hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ve ciddi zarar doğacaktır (HMK m.389/1). Bu nedenle karşı taraf dinlenmeden karar verilmesi zorunludur (HMK m.390/2).
5- Talep [resmî belgeye / kesin delil niteliğindeki belgelere] dayandığından teminatsız, aksi hâlde mahkemece belirlenecek uygun teminat karşılığında karar verilmesini talep ederiz (HMK m.392/1).
6- Esas dava, HMK m.397/1 ve 6325 sayılı Kanun m.18/A-16 uyarınca süresinde açılacaktır.
DELİLLER: Sözleşme, teminat mektubu örneği, tazmin yazısı, tutanaklar, yazışmalar, ticari defterler ve her türlü yasal delil.
HUKUKİ SEBEPLER: TBK m.128; TMK m.2; HMK m.389-399; TTK m.4, m.5.
SONUÇ VE İSTEM: Mektubun nakde çevrilmesinin ve bankaca muhataba ödeme yapılmasının ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine, kararın bankaya derhâl bildirilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.
[Tarih, imza]
Haksız tazmin talebiyle karşı karşıya olan bir şirketin dosyasının değerlendirilmesi için Hukukçular Evi Ankara’ya 0554 648 37 15 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.
Mektup Nakde Çevrildi: Para Nasıl Geri Alınır?
Ödeme yapıldıktan sonra tedbir yolu kapanır; ama hak kaybolmaz. Garantinin bağımsızlığı yalnızca banka ile muhatap arasındaki ödemeyi korur, muhatabın parayı elinde tutma hakkını değil. Muhatap, güvence altına alınan risk gerçekleşmeden mektubu tahsil ettiyse, aldığı tutarı temel sözleşmeye göre mektubu yaptıran şirkete iade etmekle yükümlüdür. Banka ödediği tutarı şirkete rücu ettiği için zarar şirkette doğar ve iade talebi de şirkete aittir.
İspat yükü bu davanın en önemli unsurudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.03.2022 tarihli, E.2019/(19)11-201, K.2022/354 sayılı kararına göre “garanti sözleşmesi kapsamında kalan riskin gerçekleştiğinin muhatap tarafından ispat edilmesi gerekir.” Yayımlanan karar özetine göre Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2025 tarihli, E.2024/2138, K.2025/2047 sayılı kararında da banka teminat mektubunun TBK m.128 anlamında garanti sözleşmesi sayıldığı ve mektubun nakde çevrildiği tarihte riskin gerçekleştiğini ispat yükünün mektubu tahsil eden muhatapta olduğu kabul edilmiştir. Yani iade davasında şirket mektubun nakde çevrildiğini ve tahsil edilen tutarı ortaya koyar; borcun doğduğunu, mektubun güvence altına aldığı riskin gerçekleştiğini ve tahsil edilen tutar kadar zarar oluştuğunu ispat etmek muhataba düşer.
Talebin hukuki dayanağı iki yoldan kurulabilir. TBK m.112 bakımından, teminat sözleşmenin bir parçasıdır ve sözleşmenin amacına aykırı tahsil, borcun gereği gibi ifa edilmemesidir: “borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe” zararı gidermekle yükümlüdür. TBK m.77 bakımından ise haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından zenginleşen bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür; m.77/2’ye göre bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan, gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması hâlinde doğar. Riski hiç doğmamış bir mektubun tahsili “gerçekleşmemiş sebep”, borcun ödenmesinden veya kesin kabulden sonra yapılan tahsil ise “sona ermiş sebep” örneğidir. Dava dilekçesinde iki dayanağın birlikte gösterilmesi, mahkemenin nitelendirmesinden doğacak riski azaltır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18.12.2024 tarihli, E.2024/1402, K.2024/9206 sayılı kararı, nakde çevirmeden sonra yapılan yazılı anlaşmaların önemini gösterir. Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki cezai şart için verilen mektuplar nakde çevrilmiş, taraflar daha sonra ikinci bir sözleşme yapmış ve tahsil edilen cezai şartın iadesine ilişkin bir taahhüt belgesi düzenlenmişti. Daire, ilk sözleşme kapsamında nakde çevrilen mektuplardan taahhüt belgesi uyarınca iadesi gereken tutarın belirlenmesi gerektiğini, taahhüdün değiştirildiğinin de yazılı olarak ispat edilmediğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur.
Zamanaşımı nitelendirmeye göre değişir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar (TBK m.82/1). Sözleşmeden doğan alacaklar için genel süre on yıldır (TBK m.146); ancak inşaat ve taşeron ilişkileri gibi eser sözleşmesinden doğan alacaklarda TBK m.147/6’daki beş yıllık süre gündeme gelebilir. Mahkemenin talebi hangi kurala göre nitelendireceği önceden kesin olarak bilinemediğinden, ihtiyatlı yol, tahsil tarihinden itibaren iki yıllık süreyi esas almaktır. Ticari davada zorunlu arabuluculuk için büroya başvurulmasından son tutanağa kadar geçen sürede zamanaşımı durur (6325 s.K. m.18/A-15).
Faiz bakımından TBK m.117/2 özel bir kural içerir: sebepsiz zenginleşmede borçlu, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşmüş olur; ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. Muhatap “riskin gerçekleştiğine inanarak tahsil ettim” savunmasına başvurabileceğinden, ödemenin öğrenildiği gün gönderilecek bir ihtarname, faizin başlangıcı tartışmasını baştan kapatır. Sözleşmeye dayanan talepte de muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer (TBK m.117/1). Tacirler arasında diğerini temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe veya sözleşmeden dönmeye yönelik ihbar ve ihtarlar noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imzalı kayıtlı elektronik posta yoluyla yapılır (TTK m.18/3); iade ihtarı da bu yollardan biriyle gönderilmelidir.
Nakde çevrilen mektup bedelinin geri istenmesi: yollar ve dayanaklar
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Kime karşı? | Mektubu tahsil eden muhataba; banka mektup şartlarına uygun ödediyse bankadan istenecek bir tutar yoktur | HGK 2001/1026 (bağımsızlık); 11. HD 2013/6 (mektup metnine uygun ödeme) |
| Dayanak | Sözleşmeye aykırılık ve sebepsiz zenginleşme birlikte gösterilebilir | TBK m.112; TBK m.77/1-2 |
| İspat yükü | Riskin gerçekleştiğini mektubu tahsil eden muhatap ispat eder | HGK 2022/354; Adana BAM 9. HD 2025/2047 |
| Zamanaşımı | Sebepsiz zenginleşmede öğrenmeden iki yıl, her hâlde on yıl; sözleşmesel talepte genel süre on yıl, eser sözleşmesinde beş yıl gündeme gelebilir | TBK m.82/1; TBK m.146, m.147/6 |
| Faiz | Sebepsiz zenginleşmede temerrüt zenginleşme tarihinde; zenginleşen iyiniyetliyse bildirim şart | TBK m.117/2 |
| Arabuluculuk | Konusu bir miktar para olduğundan dava şartıdır; süreç boyunca zamanaşımı durur | TTK m.5/A; 6325 s.K. m.18/A-2, m.18/A-15 |
| Görevli mahkeme | Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi | TTK m.4/1, m.5/1 |
| Sonradan yapılan anlaşmalar | Tahsilden sonra verilen iade taahhüdü belirleyicidir; değiştirildiği yazılı ispat edilmelidir | 11. HD 2024/9206 |
Menfi Tespit, İstirdat ve Tespit Davası: Hangisi Ne Zaman?
Mektup henüz nakde çevrilmemişse şirket, muhataba karşı mektubun güvence altına aldığı borcun bulunmadığının tespitini isteyebilir. HMK m.106/1 bakımından tespit davası yoluyla bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun belirlenmesi istenebilir; m.106/2 ise bunun için hukuken korunmaya değer güncel bir yarar arar. Muhatabın tazmin yazısı bu yararı somutlaştırır. Mektubun amacına uygun ifa edildiği hâllerde mektubun iadesi veya muhatabın mektuba el atmasının önlenmesi de istenebilir; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 21.06.2012 tarihli, E.2011/2901, K.2012/4661 sayılı kararına konu dava, performans garanti sözleşmesi uyarınca verilen avans ve kesin teminat mektuplarına el atılmasının önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Mektup nakde çevrildikten sonra yalnızca tespit istemek yetmez. Eda davası açılabilecekken tespit davası açılırsa HMK m.106/2 anlamında güncel hukuki yarar bulunmayabilir; artık paranın iadesi istenmelidir. Uygulamada “menfi tespit ve istirdat” birlikte kullanılsa da İİK m.72’deki özel kurallar, örneğin takibin durdurulması için yüzde on beşlik teminat veya ödemeden itibaren bir yıllık istirdat süresi (İİK m.72/7), icra takibine bağlı özel kurallardır. Banka teminat mektubunun nakde çevrilmesi icra takibi değildir. Bu nedenle mektuptan doğan iade talebi kanaatimizce genel hükümlere (TBK m.77, m.112) dayanır ve zamanaşımı da yukarıda anlatılan sürelere tabidir. Muhatap tahsil ettiği tutarın üzerinde bir alacak için ayrıca icra takibi başlatırsa, o takibe karşı İİK m.72 kuralları uygulanır; ayrıntı için menfi tespit ve istirdat davası yazımıza bakabilirsiniz.
Tespit ve eda taleplerinin birlikte ya da kademeli kurulması için tespit davası ve terditli dava, sebepsiz zenginleşmenin iade kapsamı ve zamanaşımı için sebepsiz zenginleşme ve iade talebi yazılarımız yol gösterir.
Banka Ödedikten Sonra: Rücu, Depo ve Hesaptan Tahsil
Mektup, bankacılık mevzuatında bir gayrinakdi kredidir; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.48/1 uygulamasında kredi kavramı nakdi kredilerin yanında teminat mektubu, kontrgaranti, kefalet, aval, ciro ve kabul gibi gayrinakdi kredileri de kapsar. Bankanın mektubu yaptıran şirkete karşı hakları genel kredi sözleşmesinden doğar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yukarıda anılan 2022/354 sayılı kararına göre “Mektup bedeli tazmin edilmeden ve rücu hakkı doğmadan takip yapılamaz.” Aynı kararda bankanın, sözleşmeye dayanarak henüz nakde çevrilmemiş mektup tutarının lehtar, müteselsil borçlu ve kefilden depo edilmesini isteyebileceği de kabul edilmiştir.
Depo talebi için ise bankanın elinde ihtiyati haciz yolu yoktur. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun E.2016/1, K.2017/6 sayılı kararı (RG 29.06.2018, sayı 30463) teminat alacakları için ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini kabul etmiştir. Banka ödeme yaptıktan sonra ise rücu alacağı muaccel bir para alacağına dönüşür. Kanuna göre takas, karşılıklı ve aynı türden borçların her ikisi de muaccel olduğunda mümkündür (TBK m.139); genel kredi sözleşmelerindeki takas, mahsup ve rehin hükümleri bankaya şirketin mevduatından tahsil imkânı da tanıyabilir. Bu hükümler genel işlem koşulu niteliğinde olduğundan TBK m.20-25 denetimine tabidir. Limit kesintisi, depo talebi ve hesap kat sürecindeki itiraz yolları için banka kredi limitini kesti yazımıza bakabilirsiniz.
Şirket bankaya karşı hangi itirazları ileri sürebilir? Bankanın mektup metnine uygun ödeme yapması hâlinde, temel ilişkideki haklılık bankaya karşı bir itiraz oluşturmaz; bu sonuç, öğretide HGK 2001/1026’ya dayanılarak bankanın mektubu yaptıranın def’ilerine dayanamayacağını ifade eden bağımsızlık ilkesinden doğar. Bankanın sorumluluğunun mektup metniyle sınırlı olduğu, mektup metnine uygun ödeme yapan bankadan ayrıca kur farkı istenemeyeceğini kabul eden Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 02.01.2013 tarihli, E.2011/15330, K.2013/6 sayılı kararında da görülür. Buna karşılık talep mektubun süresi dışında yapılmışsa, mektupta öngörülen şekle uymuyorsa veya mektuptaki tutar sınırını aşıyorsa banka, mektubun kendi şartlarına aykırı ödeme yapmış olur ve şirketin rücuya itirazı bu noktada anlam kazanır. Tedbir kararı bankaya bildirildikten sonra ödeme yapılmışsa, tedbire aykırı davranış HMK m.398 kapsamında gündeme gelir; tedbirin yalnızca muhataba yöneltildiği hâllerde bu hükmün bankaya uygulanıp uygulanmayacağı öğretide tartışmalıdır. Öğretide, bildirilmiş tedbire rağmen ödeme yapan bankanın mektubu yaptırana karşı sorumlu olacağı da savunulmaktadır.
Ödeme yapan banka, genel kredi sözleşmesine dayanarak tutarı şirketin hesabından tahsil edebilir veya kredi hesabına borç kaydedebilir. Şirket bu aşamada iki işi birlikte yürütmelidir: bankayla nakit akışını koruyacak bir ödeme planı görüşmesi ve muhataba karşı iade sürecinin başlatılması. İflas davasında depo kararıyla karşılaşılırsa nakit yerine teminat mektubu sunulmasına ilişkin kurallar için iflas davasında depo kararı yazımız ayrıntılı bilgi verir.
Süreli ve Süresiz Mektup: Süre Dolunca ve İadede Ne Olur?
TBK m.128/2 bakımından belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir. Kanun bu sonucu kendiliğinden bağlamaz; mektup metninde kararlaştırılmasını arar. Böyle bir kayıt örneğin şöyle yazılır: “işbu mektup [tarih] tarihine kadar geçerli olup bu tarihe kadar tarafımıza yazılı olarak tazmin talebinde bulunulmadığı takdirde hükümsüz olacaktır.” Böyle bir mektupta süre geçtikten sonra yapılan talep, bankayı kural olarak bağlamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.12.2024 tarihli, E.2024/231, K.2024/684 sayılı kararına konu olayda da, bir menfi tespit davasında tedbir teminatı olarak sunulan ve 02.12.2016 tarihine kadar geçerli olan bir mektup için sonradan yapılan tazmin talebi, banka tarafından mektubun vadesi dolduğu ve hükümsüz kaldığı gerekçesiyle karşılanmamıştır.
Süreli mektupta muhatabın talebi süresi içinde bankaya ulaşmalıdır. Bu nedenle sürenin son günlerinde tazmin yazısı gelme ihtimali hesaba katılmalıdır; aşağıda ele alınan uzatma baskısı da bu takvimden doğar. Süresiz mektupta TBK m.128/2 anlamında bir süre kaydı bulunmadığından bankanın sorumluluğu süre geçmesiyle sona ermez. Bu nedenle kanaatimizce borç sona erdiğinde mektubun aslının geri alınması veya muhatabın bankayı sorumluluktan kurtardığına ilişkin yazılı beyanının bankaya ulaştırılması gerekir; aksi hâlde şirket hem komisyon ödemeye devam eder hem de yıllar sonra gelebilecek bir talebin riskini taşır.
Muhatap mektubu iade etmezse dava yoluna gidilir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2012/4661 sayılı kararında kesin teminat mektubunun sözleşmenin amacına uygun ifa edilmesi hâlinde serbest bırakılacağı, sözleşmenin haklı olarak feshedilmesi durumunda ise sözleşmedeki koşullara göre mektuba el atılabileceği belirtilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 13.10.2021 tarihli, E.2020/4470, K.2021/5995 sayılı kararı ise usul bakımından önemli bir kural koyar: banka teminat mektuplarının iadesine yönelik davalarda yalnızca sözleşmenin karşı tarafının hasım gösterilmesi yeterli değildir, “teminat mektubunu elinde bulunduran muhatabın da hasım olarak gösterilmesi gerekmektedir.” Olayda mektuplar, akaryakıt tedarik ilişkisinde özel tüketim vergisi riskine karşı vergi dairesine hitaben verilmişti ve vergi dairesi davaya dâhil edilmediği için karar bozulmuştu.
Süreli ve süresiz mektup karşılaştırması
| Konu | Süreli mektup | Süresiz mektup |
|---|---|---|
| Bankanın sorumluluğu | Mektupta kararlaştırılmışsa süre sonuna kadar yazılı talep yapılmazsa sona erer | Süre kaydı olmadığından süre geçmesiyle sona ermez; mektubun iadesi veya muhatabın yazılı ibra beyanı güvenli yoldur |
| Kanuni dayanak | TBK m.128/2 | TBK m.128/1 |
| Tipik risk | Süre bitmeden “uzat yoksa nakde çeviririm” baskısı | Borç bittikten sonra iade edilmeyen mektupla yıllar sonra gelen talep |
| Şirketin yapacağı | Süre sonu tarihini takvime işlemek; sözleşmedeki uzatma yükümlülüğünü kontrol etmek | Borç sona erince mektubun aslını veya muhatabın ibra yazısını almak |
| İade davası | Süre dolmuş ve süre kaydı varsa bankaya yazılı bildirim yeterli olabilir | Muhatap da hasım gösterilmelidir (11. HD 2021/5995) |
“Süreyi Uzatın, Yoksa Nakde Çeviririz” Yazısı Geldi: Ne Yapmalı?
Süreli mektuplarda karşılaşılan baskı yöntemlerinden biri, sürenin bitmesine birkaç gün kala gelen ve mektubun süresinin uzatılmasını, aksi hâlde nakde çevrileceğini bildiren yazıdır. Bu yazıya karşı tutum, sözleşmedeki teminat hükmüne bağlıdır. Burada bir Yargıtay kararına değil, yukarıdaki ilkelerin uygulanmasına dayanan değerlendirmemizi aktarıyoruz.
Sözleşme, teminatın belirli bir aşamaya kadar, örneğin kesin kabule, garanti süresinin sonuna veya kira süresinin bitimine kadar geçerli tutulmasını öngörüyorsa ve bu aşama gelmemişse, uzatma talebi sözleşmeye dayanır. Bu durumda şirketin uzatmayı reddetmesi, sözleşmedeki teminat borcunu ihlal etmesi anlamına gelebilir; muhatabın mektubu nakde çevirmesi de tek başına açık bir kötüye kullanma sayılmayabilir. Böyle bir durumda doğru yol, uzatmayı bankayla zamanında yaptırmak ve tutarın güncel riske göre düşürülmesini müzakere etmektir.
Güvence altına alınan borç sona ermişse, örneğin kesin kabul yapılmış, ayıp sorumluluğu süresi dolmuş, kira ilişkisi borçsuz kapanmış veya avans tamamen mahsup edilmişse, muhatabın ne uzatma ne de tazmin hakkı kalmıştır. Bu hâlde “uzat yoksa nakde çeviririm” yazısı, mektubu amacı dışında bir baskı aracı olarak kullanmaktır ve TMK m.2/2 kapsamında değerlendirilebilir. Şirket yazıya derhâl, borcun sona erdiğini gösteren belgelerle cevap vermeli, bankaya da aynı gün bilgi yazısı göndermeli ve tazmin talebi bankaya ulaştığı anda tedbir başvurusunu yapabilecek hazırlığı tamamlamalıdır. Kesin teminatın sözleşmenin amacına uygun ifa hâlinde serbest bırakılacağını belirten 15. HD 2012/4661 sayılı karar, bu savunmanın dayanaklarından biridir.
Ara hâllerde, örneğin sözleşmedeki yükümlülüğün sona erip ermediği tartışmalıysa, uzatmayı reddetmenin riski yüksektir; çünkü uyuşmazlık likit delille çözülemez ve tedbir alınamaması hâlinde mektubun tamamı tahsil edilebilir. Bu durumda uzatmayı ihtirazi kayıtla kabul etmek ve aynı yazıda borcun sona erdiği görüşünü saklı tutmak kanaatimizce daha güvenlidir.
Tedarik, İnşaat-Taşeron, Distribütörlük ve Kira: Tipik Uyuşmazlıklar
Teminat mektubunun hangi riski güvence altına aldığı, sözleşme türüne göre değişir. Aşağıdaki tablo, Yargıtay kararlarına yansımış örnek olayları ve her birinden çıkan dersi gösterir.
Sözleşme türlerine göre teminat mektubu uyuşmazlıkları
| Sözleşme | Örnek olay | Karar | Ders |
|---|---|---|---|
| İnşaat ve taşeron | Performans garanti sözleşmesi uyarınca verilen avans ve kesin teminat mektuplarına el atılmasının önlenmesi istendi | 15. HD, 21.06.2012, E.2011/2901, K.2012/4661 (eksik inceleme nedeniyle bozma) | Avans mektubu için avans borcu kanıtlanmalı; kesin teminat amaca uygun ifada serbest bırakılır; fesihte kusur belirlenmelidir |
| Tedarik | Jet yakıtı tedarik ilişkisinde özel tüketim vergisi riskine karşı vergi dairesine verilen mektupların iadesi istendi | 11. HD, 13.10.2021, E.2020/4470, K.2021/5995 (bozma) | İade davasında mektubu elinde bulunduran muhatap da davalı gösterilmelidir |
| Bayilik ve distribütörlük | Akaryakıt bayiliğinde cezai şart için verilen mektuplar nakde çevrildi; sonradan iade taahhüdü verildi | 11. HD, 18.12.2024, E.2024/1402, K.2024/9206 (bozma) | Tahsilden sonraki yazılı taahhüt belirleyicidir; iade tutarı ona göre hesaplanır |
| Finansal kiralama | Mektubun paraya çevrilmemesinden doğan zararın tazmini istendi; mektupta yabancı mahkemeler yetkili kılınmıştı | 19. HD, 25.11.2014, E.2013/19343, K.2014/16884 (bozma) | Mektup metnindeki yetki şartı ayrıca incelenir (MÖHUK m.47) |
| Döviz cinsinden mektup | Banka, ödeme günündeki kurdan ve kanuni faiziyle ödeme yaptı; muhatap bankadan kur farkı istedi | 11. HD, 02.01.2013, E.2011/15330, K.2013/6 (bozma) | Mektup metnine uygun ödeme yapan bankadan istenecek bir tutar kalmaz |
İşyeri kirasında teminat mektubu, kira bedelini ve kiralananın hasarsız iadesini güvence altına alabilir. Kiralanan tahliye edilip borçsuz teslim tutanağı düzenlendikten sonra yapılan tazmin talebi, yukarıdaki “sona ermiş sebep” kategorisine girer. Distribütörlük ve bayilik ilişkisinde ise sözleşmenin sona ermesiyle birlikte karşılıklı alacaklar, örneğin denkleştirme talebi ile cezai şart talebi, aynı anda gündeme gelebilir; mektubun hangi alacak için verildiği bu nedenle ayrıca önem kazanır. Ayrıntı için denkleştirme tazminatı yazımıza, sözleşmenin sona ermesine yol açan ihtar için müteahhide ihtarname örneği yazımıza bakabilirsiniz.
Kamu İhalesi Teminatı Farklı mı?
Evet. Bu yazıda anlatılan tedbir imkânı, özel sektör sözleşmelerine ilişkindir. Kamu ihalelerinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu m.34’e göre idarece alınan teminatlar her ne suretle olursa olsun haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz. Geçici ve kesin teminatın gelir kaydı 4734 ve 4735 sayılı Kanunlardaki özel şartlara bağlıdır; sözleşme öncesi gelir kaydına karşı şikâyet, itirazen şikâyet ve idari yargı yolu, sözleşmenin feshi ve kesin teminatın gelir kaydı uyuşmazlıklarında ise yerleşik uygulamada adli yargı yolu izlenir. Bu rejim için ihalede geçici ve kesin teminat, teminatın gelir (irat) kaydı ve kamu ihale sözleşmesinin feshi ve tasfiye yazılarımıza bakabilirsiniz.
Ayrım yapılırken mektubun kime hitaben verildiğine değil, hangi hukuki ilişkinin teminatı olduğuna bakılmalıdır. Kanaatimizce bir alt yüklenici, ana yüklenici olan özel bir şirkete mektup vermişse, ana yüklenicinin idareyle olan ilişkisi kamu ihalesine dayansa bile alt yüklenici ile ana yüklenici arasındaki teminat özel hukuk ilişkisidir; 4734 m.34 idarece alınan teminatlardan söz eder. Buna karşılık vergi dairesi gibi bir kamu kurumuna kamu alacağının teminatı olarak verilen mektuplarda, o alacağı düzenleyen mevzuat ayrıca incelenmelidir.
Konkordato Mühleti Teminat Mektubunun Nakde Çevrilmesini Durdurur mu?
İİK m.294/1 bakımından mühlet içinde borçlu aleyhine, 6183 sayılı Kanuna göre yapılanlar dâhil hiçbir takip yapılamaz, önceden başlamış takipler durur ve ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz. Ancak muhatabın bankaya başvurması borçluya karşı bir takip değildir; banka kendi asli borcunu ifa eder. Bölge adliye mahkemelerinin ağırlıklı görüşü de bu yöndedir: İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi’nin 09.07.2020 tarihli, E.2020/1324, K.2020/1522 sayılı kararında böyle bir tedbirin üçüncü kişilerin haklarını etkileyeceği belirtilmiş; öğretide aktarılan ve Konya BAM 3. Hukuk Dairesi’nin 30.09.2024 tarihli, E.2024/1816, K.2024/1594 sayılı kararının da aralarında bulunduğu kararlarda ise mektubun konkordato sebebiyle tedbiren durdurulmasının borçlunun malvarlığının muhafazası kapsamında değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir. Öğretide aktarıldığına göre bu kararlar, haksız veya sözleşmeye aykırı nakde çevirme iddiasının ayrı bir davada HMK m.389 vd. uyarınca ileri sürülebileceğini de kabul etmektedir. Öğretide aktarılan aksi yöndeki İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi’nin 13.06.2019 tarihli, E.2019/119, K.2019/1072 sayılı kararı ise mektupların paraya çevrilmesinin önlenmemesinin borçlunun malvarlığının tasfiyesine yol açabileceğini gözetmiştir.
Öğretide de, konkordatonun tek başına tedbir sebebi olmadığı; ancak temel ilişkiden doğan haklı bir sebep varsa HMK m.389 vd. uyarınca genel tedbirin istenebileceği savunulmaktadır. Yani konkordatodaki şirket için de yol aynıdır: talebin açıkça haksız olduğunu likit delille göstermek. Bankanın ödeme sonrası rücu alacağının konkordatodaki yeri, alacak kaydı ve oylama ayrı konulardır; bunlar için konkordato ve teminat mektupları, banka kredileri, gayrinakdi krediler ve teminat mektupları, konkordatoda şarta bağlı alacaklar ve mühlette sözleşmeler (İİK 296) yazılarımıza bakabilirsiniz.
Görevli Mahkeme, Arabuluculuk ve Tahkim
TTK m.4/1 bakımından her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticari davadır; tarafların tacir olması tek başına yetmez, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi ticari davalara bakar (TTK m.5/1). Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde ticari davaya asliye hukuk mahkemesi bakar (TTK m.5). Yetki bakımından genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6/1); sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (HMK m.10). Tacirler aralarındaki uyuşmazlıklar için yetki sözleşmesi yapabilir ve aksi kararlaştırılmadıkça dava yalnız bu mahkemelerde açılır (HMK m.17).
TTK m.5/A, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı sayar. Nakde çevrilen paranın iadesi ve menfi tespit talepleri bu kapsamdadır. İhtiyati tedbir talebi ise bir dava değildir; 6325 sayılı Kanun m.18/A-16, dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde HMK’daki dava açma süresinin arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemeyeceğini düzenlediğinden, kanaatimizce tedbirin arabuluculuktan önce alınabileceğini zımnen kabul etmiş olur; bunu bu kelimelerle söyleyen bir kanun hükmü yoktur. Mektubun iadesi veya el atmanın önlenmesi gibi para dışı bir talep tek başına ileri sürülecekse, bu talep kanaatimizce dava şartı arabuluculuk kapsamına girmez ve esas dava iki haftalık süre içinde açılmalıdır (HMK m.397/1). Tereddüt varsa iki hafta içinde arabuluculuk bürosuna başvurmak kanaatimizce usulden ret riskini azaltır; ancak para dışı istemin dava şartına tabi olmadığı kabul edilirse m.18/A-16’nın bu istem bakımından süreyi durdurup durdurmadığı tartışılabileceğinden, bu istem için davanın iki haftalık süre içinde açılması ayrıca değerlendirilmelidir.
Sözleşmede tahkim şartı varsa tedbir için HMK m.414 uygulanır. Aksi kararlaştırılmadıkça hakem veya hakem kurulu tahkim yargılaması sırasında ihtiyati tedbire karar verebilir ve tedbiri uygun bir teminata bağlayabilir (HMK m.414/1). Hakem veya hakem kurulunun zamanında veya etkin olarak hareket edemeyecek olduğu hâllerde taraflardan biri ihtiyati tedbir için mahkemeye başvurabilir; bu hâller yoksa mahkemeye başvuru ancak hakemden alınacak izne veya tarafların yazılı sözleşmesine dayanılarak yapılır (HMK m.414/3). Mahkemenin verdiği tedbir, aksine karar verilmedikçe, hakem kararının icra edilebilir hâle gelmesiyle veya davanın hakemce reddedilmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar (HMK m.414/4).
Teminat mektubunda bu kuralın özel bir boyutu vardır: banka tahkim anlaşmasının tarafı değildir. Milletlerarası tahkimde taraflardan birinin mahkemeden ihtiyati tedbir istemesi tahkim anlaşmasına aykırılık oluşturmaz; hakem kurulu ise üçüncü kişileri bağlayan bir tedbir kararı veremez (4686 s.K. m.6). İç tahkimde HMK’da bu yasağı aynı açıklıkla tekrarlayan bir hüküm bulunmamakla birlikte öğretide, hakemlerin yetkilerini taraf iradesinden aldıkları için üçüncü kişileri bağlayan tedbirlere hükmedemeyecekleri savunulmaktadır. Bu nedenle tazmin talebi bankaya ulaşmışken hakem kurulu henüz oluşmamışsa, bankaya yönelik ödeme yasağı için mahkemeye başvurmak, HMK m.414/3’teki “zamanında hareket edememe” hâlinin tipik örneğidir.
Usul haritası: hangi talep, hangi yol?
| Talep | Arabuluculuk | Mahkeme veya merci | Süre |
|---|---|---|---|
| Nakde çevirmenin tedbirle önlenmesi | Aranmaz (kanunda açık cümle yok; 6325 m.18/A-16 sisteminden çıkan sonuç) | Esas hakkında görevli ve yetkili mahkeme; tahkimde HMK m.414/3 hâlleri | Uygulama talebi bir hafta (HMK m.393/1) |
| Mektubun iadesi veya el atmanın önlenmesi | Kanaatimizce dava şartı değil (para talebi değil) | Asliye ticaret; muhatap da davalı (11. HD 2021/5995) | Tedbirden sonra iki hafta içinde dava (HMK m.397/1) |
| Borçlu olunmadığının tespiti | Dava şartı (TTK m.5/A) | Asliye ticaret (TTK m.4/1, m.5/1) | Tedbirden sonra iki hafta içinde büroya başvuru; süre son tutanağa kadar işlemez |
| Nakde çevrilen paranın iadesi | Dava şartı (TTK m.5/A) | Asliye ticaret; tahkim şartı varsa hakem | Sebepsiz zenginleşmede iki yıl / on yıl (TBK m.82) |
| Haksız tedbir nedeniyle tazminat (muhatap için) | Para talebi; TTK m.5/A ayrıca değerlendirilmeli | Esas davaya bakan mahkeme (HMK m.399) | Bir yıl (HMK m.399) |
Görev, yetki, arabuluculuk ve tahkim ilişkisinin genel çerçevesi için ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk, tahkimde geçici hukuki koruma ve tahkim (HMK m.407-444) yazılarımıza bakabilirsiniz.
Tazmin Yazısı Geldi: İlk 48 Saat Kontrol Listesi
İlk talepte ödeme kayıtlı mektuplarda zaman şirketin aleyhine işler. Aşağıdaki liste, tazmin yazısının öğrenildiği andan itibaren yapılması gerekenleri öncelik sırasıyla gösterir.
İlk 48 saat: adım adım
| Zaman | Yapılacak iş | Neden? |
|---|---|---|
| İlk saatler | Mektubun tam metnini, tarihini, süresini, tutarını, “ilk talep” kaydını ve yetki şartını bankadan veya dosyadan çıkarın | Bankanın bakacağı tek belge mektuptur; süre dışı veya şekle aykırı talep bankaya karşı da ileri sürülebilir |
| İlk saatler | Tazmin yazısının bankaya ulaşıp ulaşmadığını ve bankanın ödeme takvimini şube ile teyit edin | Tedbir başvurusunun aciliyeti ve karşı taraf dinlenmeden karar gerekçesi bu tarihe dayanır (HMK m.390/2) |
| İlk gün | Sözleşmedeki teminat hükmünü, iade aşamasını, tahkim ve yetki şartlarını okuyun | Riskin sona erip ermediği ve hangi mercie gidileceği buradan anlaşılır |
| İlk gün | Likit delilleri toplayın: kesin kabul, teslim, mutabakat, ibra, hakediş, avans mahsubu, kapanış yazıları | Öğretide aktarılan Yargıtay kararlarına göre kötüye kullanım kesin delillerle gösterilmelidir (11. HD 2010/10747) |
| İlk gün | Muhataba, talebin haksız olduğunu belgelerle bildiren yazılı ihtar; bankaya aynı gün bilgi yazısı | Bankanın talebin haksızlığından haberdar edilmesi ve faiz başlangıcının belirlenmesi (TBK m.117) |
| İlk 24-48 saat | Tedbir dilekçesini hazırlayın; teminatı (nakit veya banka teminat mektubu) aynı gün yatırılabilecek şekilde hazır tutun | Teminatın miktarı ve türü kararda gösterilir ve uygulamada teminat yatırılmadan karar uygulanmaz (HMK m.391/2, m.392); uygulama bir hafta içinde istenmelidir (HMK m.393/1) |
| Karar çıkınca | Kararı bankanın ilgili birimine derhâl bildirin; tebliğ ve uygulama tarihlerini kayda geçirin | Bildirimden önce yapılan ödeme tedbiri etkisiz bırakır; bildirimden sonra aykırılık HMK m.398 kapsamına girer |
| Tedbirden sonra | İki hafta içinde esas davayı açın veya dava şartı arabuluculuk için büroya başvurun | Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m.397/1; 6325 m.18/A-16) |
| Ödeme yapıldıysa | Muhataba iade ihtarı; bankayla rücu ve ödeme planı görüşmesi; arabuluculuk başvurusu | Temerrüt ve zamanaşımı hesabı bu tarihlere göre kurulur (TBK m.82, m.117) |
Bu süreçte kaçınılması gereken hatalar şunlardır: tazmin yazısını muhatapla pazarlık konusu sanıp bankayı geç bilgilendirmek; tedbir kararını alıp bankaya bildirmeyi ertesi güne bırakmak; teminatı hazırlamadan başvurmak; tedbirden sonra iki haftalık süreyi kaçırmak; iade davasında muhatap yerine yalnızca bankayı davalı göstermek; süreli mektubun bitiş tarihini takip etmemek ve borç sona erdiği hâlde süresiz mektubu geri almamak. Tazmin yazısı aldıysanız ve süre kısıtlıysa, Hukukçular Evi Ankara’ya 0554 648 37 15 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Teminat mektubunun nakde çevrilmesi ihtiyati tedbirle durdurulabilir mi?
Kural olarak durdurulamaz; çünkü bankanın yükümlülüğü asıl sözleşmeden bağımsızdır. İstisna, muhatabın talebinin açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunun kesin, likit delillerle gösterilebildiği hâllerdir (TMK m.2/2; HMK m.389). Öğretide aktarılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararlarına göre bu hâllerde tedbir mümkündür, ancak kötüye kullanımın kesin delillerle ispatlanması gerekir.
Banka teminat mektubu garanti mi, kefalet mi?
Yargıtay içtihadına göre garanti sözleşmesidir. Hukuk Genel Kurulu, mektubu TBK m.128 kapsamında üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olarak nitelendirir ve bankanın sorumluluğunun fer’i değil, asıl borçtan bağımsız ve asli olduğunu kabul eder. Kefaletteki şekil şartları (TBK m.583) mektup için aranmaz.
“İlk talepte, kayıtsız şartsız ödeme” kaydı ne anlama gelir?
Banka, muhatabın yazılı talebi üzerine şirketle muhatap arasındaki uyuşmazlığı araştırmadan ödeme yapar; yalnızca mektubun kendi şartlarına, yani süreye, şekle ve tutara bakar. Kayıt, muhataba gerçekleşmemiş bir riski elinde tutma hakkı vermez. Risk gerçekleşmeden tahsil edilen tutar, temel sözleşmeye göre mektubu yaptıran şirkete iade edilmelidir.
Bankaya “sözleşmede haklıyız” yazısı gönderirsek banka ödemeyi durdurur mu?
Kural olarak durdurmaz. Banka, mektubu yaptıranın temel ilişkiden doğan def’ilerine dayanarak ödemeden kaçınamaz (öğretide aktarılan HGK 14.11.2001, E.2001/11-996, K.2001/1026). Yazı yine de gönderilmelidir; çünkü bankanın talebin haksızlığından haberdar edilmesi sonraki aşamada önem taşır. Ödemenin durdurulması için mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alınıp bankaya bildirilmesi gerekir.
Tedbir için hangi belgeler yeterli sayılır?
Mahkemenin bilirkişi incelemesine gerek duymadan talebin açıkça haksız olduğunu görebileceği belgeler: muhatabın imzasını taşıyan kesin kabul veya teslim tutanakları, ibraname, cari hesap mutabakatı, avansın mahsup edildiğini gösteren onaylı hakedişler ve tazmin yazısında mektubun güvence altına almadığı başka bir alacağa dayanıldığını açıkça gösteren ifadeler. Ayıp, gecikme veya kusur tartışması kural olarak bu eşiği aşmaz.
Tedbir için ne kadar teminat istenir?
HMK m.392/1 bir oran öngörmez; mahkeme, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin muhtemel zararını gözeterek miktarı belirler. Talep resmî belgeye veya başka bir kesin delile dayanıyorsa ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini göstererek teminatsız karar verebilir. İİK m.72’deki yüzde on beşlik oran icra takibine özgüdür.
Dava açmadan tedbir aldık; esas davayı ne zamana kadar açmalıyız?
Kararın uygulanmasını talep ettiğiniz tarihten itibaren iki hafta içinde esas davayı açmalı ve dava açıldığına ilişkin evrakı kararı uygulayan memura ibraz ederek belge almalısınız; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar (HMK m.397/1). Ayrıca kararın uygulanması, tefhim veya tebliğden itibaren bir hafta içinde istenmelidir (HMK m.393/1).
Tedbir için önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Kanaatimizce hayır; kanunda bunu bu kelimelerle söyleyen bir hüküm yoktur, sonuç sistemden çıkarılır. Arabuluculuk dava şartı, konusu bir miktar para olan ticari davalar içindir (TTK m.5/A); tedbir talebi dava değildir. 6325 sayılı Kanun m.18/A-16, tedbirden sonra arabuluculuk bürosuna başvurulursa dava açma süresinin son tutanağa kadar işlemeyeceğini düzenler. Bu nedenle tedbir önce alınır, ardından süresi içinde arabuluculuğa başvurulur.
Sözleşmede tahkim şartı varsa tedbiri kim verir?
Hakem veya hakem kurulu tedbir kararı verebilir (HMK m.414/1). Hakem kurulu zamanında veya etkin olarak hareket edemeyecekse, örneğin henüz oluşmamışsa, mahkemeye başvurulabilir (HMK m.414/3). Banka tahkim anlaşmasının tarafı olmadığından, bankaya yönelik ödeme yasağı için mahkeme kararı daha güvenli yoldur.
Mektup nakde çevrildi; parayı kimden geri isteriz?
Mektubu tahsil eden muhataptan. Banka mektup şartlarına uygun ödeme yaptıysa bankadan istenecek bir tutar kalmaz. Talep, sözleşmeye aykırılık (TBK m.112) ve sebepsiz zenginleşme (TBK m.77) dayanaklarıyla birlikte, arabuluculuk aşamasından sonra asliye ticaret mahkemesinde ya da tahkim şartı varsa hakem önünde ileri sürülür.
İade davasında ispat yükü kimdedir?
Muhataptadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, garanti sözleşmesi kapsamındaki riskin gerçekleştiğinin muhatap tarafından ispat edilmesi gerektiğini kabul etmiştir (HGK 22.03.2022, E.2019/(19)11-201, K.2022/354). Yayımlanan karar özetine göre Adana BAM 9. Hukuk Dairesi de mektubun nakde çevrildiği tarihte riskin gerçekleştiğini ispat yükünü mektubu tahsil eden muhatapta görmüştür.
Nakde çevrilen mektup bedelinin iadesinde zamanaşımı ne kadardır?
Talep sebepsiz zenginleşmeye dayandırılırsa geri isteme hakkının öğrenilmesinden iki yıl, her hâlde zenginleşmeden on yıl (TBK m.82/1); sözleşmeye aykırılığa dayandırılırsa genel süre on yıldır (TBK m.146), eser sözleşmelerinde ise beş yıllık süre gündeme gelebilir (TBK m.147/6). Nitelendirme mahkemeye ait olduğundan, iki yıllık süreyi esas alarak hareket etmek en güvenli yoldur. Dava şartı arabuluculukta başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur.
İade edilecek tutara faiz ne zamandan işler?
Sebepsiz zenginleşmede borçlu, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşer; ancak zenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için bildirim şarttır (TBK m.117/2). Sözleşmeye dayanan talepte muaccel borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer (TBK m.117/1). Bu nedenle ödemenin öğrenildiği gün yazılı ihtar gönderilmelidir.
Banka ödedikten sonra tutarı hesabımızdan alabilir mi?
Ödemeden sonra bankanın rücu alacağı muaccel hâle gelir; genel kredi sözleşmesindeki takas, mahsup ve rehin hükümleri bankaya hesaptan tahsil imkânı verebilir. Kanuna göre takas, karşılıklı ve aynı türden borçların her ikisi muaccel olduğunda mümkündür (TBK m.139). Ödemeden önce ise banka mektup bedeli için takip yapamaz, ama sözleşmeye göre depo isteyebilir (HGK 2022/354); bu depo talebi için ihtiyati haciz kararı verilemez (YİBHGK 2016/1 E., 2017/6 K.).
Süreli mektupta süre dolduktan sonra tazmin istenebilir mi?
Mektupta, süre sonuna kadar yazılı talep yapılmazsa bankanın sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılmışsa, süreden sonra yapılan talep bankayı kural olarak bağlamaz (TBK m.128/2). Bu nedenle mektup metnindeki süre kaydı ve talebin bankaya ulaştığı tarih mutlaka kontrol edilmelidir.
“Süreyi uzatmazsanız nakde çeviririz” yazısı aldık; ne yapmalıyız?
Önce sözleşmedeki teminat hükmüne bakın. Sözleşme teminatın henüz gelmemiş bir aşamaya kadar geçerli tutulmasını öngörüyorsa uzatma sözleşmeden doğan bir yükümlülük olabilir. Güvence altına alınan borç belgelerle sona ermişse, yazıya derhâl belgeli cevap verin, bankayı bilgilendirin ve tedbir hazırlığını tamamlayın. Durum tartışmalıysa uzatmayı ihtirazi kayıtla kabul etmek daha güvenli olabilir.
Konkordato mühleti mektubun nakde çevrilmesini durdurur mu?
Kural olarak durdurmaz. İİK m.294 borçlu aleyhine takipleri durdurur; muhatabın bankaya başvurması ise borçluya karşı bir takip değildir. Bölge adliye mahkemelerinin ağırlıklı görüşü, konkordatonun tek başına tedbir sebebi olmadığı yönündedir. Temel ilişkiden doğan açık bir haksızlık varsa genel hükümlere göre tedbir yine istenebilir.
Kamu ihalesinde verilen teminat mektubu için de tedbir istenebilir mi?
Hayır. İdarece alınan teminatlar her ne suretle olursa olsun haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz (4734 s.K. m.34). Bu nedenle itirazların süresinde yapılması önemlidir: sözleşme öncesi gelir kaydına karşı şikâyet, itirazen şikâyet ve idari yargı; sözleşmenin feshi ve kesin teminat uyuşmazlıklarında ise yerleşik uygulamada adli yargı yolu izlenir.
Tedbir haksız çıkarsa ne olur?
Lehine tedbir alınan taraf, talebinin baştan haksız olduğu anlaşılırsa veya tedbir kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılırsa, karşı tarafın tedbir nedeniyle uğradığı zararı tazminle yükümlüdür. Tazminat davası esas davaya bakan mahkemede açılır ve hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir yılda zamanaşımına uğrar (HMK m.399).
İlgili Rehberler
- İhalede Geçici ve Kesin Teminat: Oranlar, Teminat Mektubu, İade ve Gelir Kaydı
- Kamu İhale Sözleşmesinin Feshi ve Tasfiye (4735 m.16-24)
- Teminatın Gelir (İrat) Kaydı: Geçici ve Kesin Teminat Ne Zaman Yanar?
- Konkordato ve Teminat Mektupları: Banka Garantileri
- Banka Kredileri, Gayrinakdi Krediler ve Teminat Mektupları
- Banka Kredi Limitimizi Kesti: Genel Kredi Sözleşmesi ve Teminat Mektubu Deposu
- İflas Davasında Depo Kararı: Nakit mi Teminat Mektubu mu?
- İhtiyati Tedbir (HMK 389-397): Şartlar, Teminat, İtiraz
- İhtiyati Tedbir Talebi Dilekçesi Örneği
- İhtiyati Tedbir ve Delil Tespiti: Ticari Davalarda Hızlı Koruma
- Delil Tespiti, Bilirkişi ve Uzman Görüşü (HMK m.400-406)
- Sebepsiz Zenginleşme ve İade Talebi (TBK m.77-82)
- Menfi Tespit ve İstirdat Davası (İİK m.72)
- Tespit Davası, Terditli Dava ve Karşı Dava (HMK m.105-135)
- Kefalete Dayalı Takibe Menfi Tespit Dava Dilekçesi Örneği
- Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk (TTK m.5/A)
- Tahkimde Geçici Hukuki Koruma (İhtiyati Tedbir)
- Tahkim (HMK m.407-444): Tahkim İtirazı ve Hakem Kararı
- Konkordatoda Şarta Bağlı ve Vadesi Gelmemiş Alacaklar
- Konkordato Mühletinde Sözleşmeler (İİK 296)
- Denkleştirme Tazminatı: Acente, Distribütör ve Bayi (TTK m.122)
- Müteahhide İhtarname Örneği: Süre Verme ve Sözleşmeden Dönme
- Ticaret Hukuku Rehberi
Kaynakça
Mevzuat (yürürlükteki metinler, 3 Kasım 2026 itibarıyla)
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.20-25, 77, 82, 112, 117, 128, 139, 146, 147, 583, 603
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.6, 10, 17, 106, 389-399, 414
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: m.4, 5, 5/A, 18/3
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: m.2
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m.18/A
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: m.72, 294
- 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu: m.34
- 5411 sayılı Bankacılık Kanunu: m.48
- 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu: m.6
Kararlar
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 13.12.1967, E.1966/16, K.1967/7
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 11.06.1969, E.1969/4, K.1969/6
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, E.2016/1, K.2017/6 (RG 29.06.2018, sayı 30463)
- Yargıtay HGK, 04.07.2001, E.2001/19-534, K.2001/583
- Yargıtay HGK, 14.11.2001, E.2001/11-996, K.2001/1026
- Yargıtay HGK, 22.03.2022, E.2019/(19)11-201, K.2022/354
- Yargıtay HGK, 11.12.2024, E.2024/231, K.2024/684
- Yargıtay 11. HD, 07.11.1983, E.1983/4883, K.1983/4828
- Yargıtay 11. HD, 13.07.2006, E.2006/5589, K.2006/8345
- Yargıtay 11. HD, 25.10.2010, E.2009/3511, K.2010/10747
- Yargıtay 11. HD, 02.01.2013, E.2011/15330, K.2013/6
- Yargıtay 11. HD, 17.10.2014, E.2013/11660, K.2014/15876
- Yargıtay 11. HD, 13.10.2021, E.2020/4470, K.2021/5995
- Yargıtay 11. HD, 18.12.2024, E.2024/1402, K.2024/9206
- Yargıtay 15. HD, 21.06.2012, E.2011/2901, K.2012/4661
- Yargıtay 19. HD, 28.11.2012, E.2012/4417, K.2012/17874
- Yargıtay 19. HD, 25.11.2014, E.2013/19343, K.2014/16884
- Yargıtay 3. HD, 08.04.2019, E.2017/6543, K.2019/3083
- Adana BAM 9. HD, 14.10.2025, E.2024/2138, K.2025/2047
- İstanbul BAM 17. HD, 13.06.2019, E.2019/119, K.2019/1072
- İstanbul BAM 17. HD, 09.07.2020, E.2020/1324, K.2020/1522
- Konya BAM 3. HD, 30.09.2024, E.2024/1816, K.2024/1594
Literatür
- Himmet Koç, “Hukuki Açıdan Banka Teminat Mektupları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 69(2), 2020, s.567-602
- Hilal Ünal Kaya, “Konkordato Mühlet Sürelerinde Teminat Mektuplarının Paraya Çevrilmesi Meselesi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 23(2), 2021, s.1219-1243
- Tutku Ecem Aslan, “Konkordatoda Teminat Mektuplarının Durumu”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 15(3), 2025, s.184-207
- Levent Börü, “Konkordatoda Teminat Mektuplarının Paraya Çevrilmesinin Değerlendirilmesi”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 15(3), 2025
- GSI Articletter, “Teminat Mektuplarına İlişkin İhtiyati Tedbir Kararı”, 2020 Kış Sayısı
- Av. Zeynep Vildan Algur, “Banka Teminat Mektuplarında İhtiyati Tedbir”, Hukuki Haber, 26.08.2019
Yazar: Av. Fatma Öztürk, Hukukçular Evi Ankara
Büro: Varlık Mahallesi Gaziosmanpaşa Caddesi No: 22, Yenimahalle/Ankara · Telefon: 0554 648 37 15
Son güncelleme: 3 Kasım 2026. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlıkta sonuç, mektubun metninin, sözleşmenin ve delillerin incelenmesine bağlıdır.
Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.