İlamlı İcra Nasıl İşler? Mahkeme Kararının İcrası ve İcra Emri (İİK 32)
29 Haziran 2026

İlamlı İcra Nasıl İşler? Mahkeme Kararının İcrası ve İcra Emri (İİK 32)

Elinizde bir mahkeme kararı (ilam) var ama karşı taraf gereğini yerine getirmiyorsa, ilamlı icra devreye girer. İlamlı icrada borçluya ödeme emri değil, doğrudan “icra emri” tebliğ edilir. Borçlu, genel takipteki gibi basitçe itiraz ederek takibi durduramaz; yalnızca dar sebeplerle (örneğin borcun sonradan ödendiği) icranın geri bırakılmasını isteyebilir. Bu, ilamlı icrayı güçlü bir tahsil yolu yapar.

İlamlı İcra Nedir? İlamsızdan Farkı

İlamlı icra, bir mahkeme kararına (ilama) veya ilam niteliğindeki bir belgeye dayanan icra takibidir. İlamsız icradan en temel farkı şudur: ilamsız icrada alacaklının elinde mahkeme kararı yoktur ve borçlu basit itirazla takibi durdurabilir. İlamlı icrada ise mahkeme zaten alacağı hükme bağlamıştır; bu yüzden borçlunun itiraz hakkı çok sınırlıdır.

Hangi Belgeler İlamlı İcraya Konu Olur?

İlamlı icraya, mahkeme kararları (ilamlar) ve kanunda ilam niteliğinde sayılan belgeler konu olur. İlam niteliğindeki belgelere örnek olarak; mahkeme huzurunda yapılan sulhler ve kabuller, noterlikçe düzenlenen bazı belgeler (örneğin para ve teminat içeren düzenleme şeklindeki belgeler), hakem kararları ve kanunun ilam saydığı diğer belgeler verilebilir.

İcra Emri ve 7 Günlük Süre

İlamlı icrada borçluya icra emri tebliğ edilir (İİK m.32). İcra emri, borçluya borcu kanuni süre içinde ödemesini, aksi halde cebrî icraya (hacze) devam edileceğini bildirir. Para alacaklarına ilişkin ilamlı takipte borçluya kural olarak yedi gün süre verilir. Bu süre içinde borç ödenmezse, alacaklı doğrudan haciz isteyebilir; ayrıca bir kesinleşme beklenmez.

Borçlu İtiraz Edip Durduramaz: İcranın Geri Bırakılması

İlamlı icranın gücü buradadır: borçlu, ilamsız icradaki gibi basit bir itirazla takibi durduramaz. Borçlunun yapabileceği, dar ve belirli sebeplerle icranın geri bırakılmasını istemektir. Bunun başlıca sebepleri: borcun ilamdan sonra ödenmiş (itfa edilmiş) olması, borcun ertelenmiş (imhal edilmiş) olması veya alacağın zamanaşımına uğramış olmasıdır. Bu sebepler de belgeyle ispatlanmalıdır.

İstinaf/Temyiz ve Tehir-i İcra

İlama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması, kural olarak ilamlı icrayı kendiliğinden durdurmaz; karar icra edilebilir. Ancak borçlu, üst mahkemeden icranın geri bırakılması (tehir-i icra) kararı alarak, teminat göstermek suretiyle icrayı geçici olarak durdurabilir. Bu, üst derece incelemesi sürerken malların satılmasını önlemek için kullanılır.

İlamların Zamanaşımı

Mahkeme ilamları da belirli bir zamanaşımına tabidir. İlama dayanan alacaklar, kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir; bu süre içinde ilam icraya konulmalıdır. Bazı periyodik edimler (örneğin nafaka) için farklı süreler söz konusu olabilir. Elinizdeki ilamı uzun süre bekletmek, zamanaşımı riskini doğurur.

Para Ödemeyen İlamlar: “Şunu Yap” Diyen Kararın İcrası

İlamlı icra denince akla para alacağı gelir; oysa mahkeme kararlarının önemli bir kısmı para değil bir davranış emreder.

Kapsamına giren tipik kararlar: ruhsatsız yapının yıkılması, projeye aykırılığın giderilmesi, istinat duvarı yapılması, taşınmazın eski hâline getirilmesi, müdahalenin meni.

Süreç icra emriyle başlar. Bir işin yapılmasına dair ilam icra dairesine verilince icra müdürü, İİK m.24’te yazılı şekilde bir icra emri tebliği suretiyle borçluya işi yapmasını emreder.

Süre nasıl belirlenir? Varsa ilamda gösterilen müddet içinde; ilamda süre tayin edilmemişse icra müdürü işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanlarını kendisi tayin eder.

Bu, para ilamlarındaki yedi günlük ödeme süresinden farklıdır: burada süre işin niteliğine göre belirlenir; bir duvarın yapımı ile bir tabelanın sökülmesi aynı süreye tabi olamaz.

Para ve teminat ilamlarının rejimi için ilamlı icra takibi — İİK m.32-42 (icra emri, 7 gün, tehir-i icra) sayfamıza bakabilirsiniz.

Borçlu Yapmazsa: İki Yol, İkisinde de Yeni Hüküm Gerekmez

Kanunun en pratik yönü burasıdır: iş yapılmazsa süreç durmaz, alacaklının elinde iki seçenek doğar.

Ön şart: işin diğer bir kimse tarafından yapılabilecek şeylerden olması ve alacaklının istemesi. Bu şart varsa, yapılması için gereken masraf icra müdürü tarafından ehlivukufa (bilirkişiye) takdir ettirilir.

Birinci yol — alacaklı masrafı üstlenir. Alacaklı bu masrafı ödemeyi kabul ederse, tutar alınıp iş yaptırılır. Ödediği masraf, ileride hükme hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunup kendisine verilir.

İkinci yol — alacaklı masrafı üstlenmez. Bu hâlde de süreç durmaz: ayrıca hükme hacet kalmadan borçlunun kâfi miktarda malı haciz ile paraya çevrilerek o iş yaptırılır.

İki yolun ortak özelliği belirleyicidir: hiçbirinde yeni bir mahkeme kararı gerekmez. Masraf, ayrı bir dava açılmadan doğrudan tahsil edilir.

Alacaklı için pratik karşılaştırma: masrafı üstlenmek işi hızlandırır ama nakit gerektirir; üstlenmemek nakit gerektirmez ama borçlunun malının haczi ve satışı süreci uzatır.

Borçlu Kararı Boşa Çıkarırsa: Yeni Dava Gerekmez

Uygulamada en can sıkıcı durum, ilam yerine getirildikten sonra borçlunun aynı şeyi tekrar yapmasıdır. Kanun 2003 yılında buna özel bir hüküm eklemiştir.

Kural: bir işin yapılmasına veya yapılmamasına dair ilam hükmü yerine getirildikten sonra borçlu, ilam hükmünü ortadan kaldıracak bir eylemde bulunursa, özel bir usul işler.

Yargıtay uygulaması bu hükmün sonucunu açıkça ortaya koyar: hükümden sonra yapıldığı ileri sürülen müdahale için, men’i müdahale yönünde yeni bir hüküm alınmasına gerek kalmadan, eski hükmün tekrar mahallinde infazı gerekir.

Bunun değeri büyüktür: yıkılan duvarı yeniden ören, sökülen tabelayı yeniden takan veya boşaltılan yeri yeniden işgal eden borçluya karşı baştan dava açmak gerekmez.

Alacaklı için pratik öneri: ilamın ilk infazına ait tutanaklar saklanmalıdır; tekrar infaz talebi bu belgelere dayanır.

Uygulamadan Örnekler: Hangi Kararlar Bu Yolla İnfaz Edilir?

Yargıtay kararları, m.30’un kapsamını somut olaylarla göstermektedir.

Bina yıkımı: aleyhine hüküm kurulan tarafın kendiliğinden binanın yıkımı yoluna gitmemesi üzerine bu madde uygulanır.

Komşuluk hukukuna aykırılık: bilirkişice tespit edilen teknik ölçülere göre istinat duvarı yapılmak suretiyle aykırılığın giderilmesine karar verilebilir.

Tahsis amacına dönüş: “kararın kesinleşmesinden sonra kuaför salonunun eski hâli olan meskene dönüştürülmesi“ne ilişkin ilam, eda hükmünü içeren ve infaz kabiliyetini haiz bir ilam olarak kabul edilmiştir.

Taraf gösterimi kritiktir: “ortak yere haksız el atmanın önlenmesi ve el atılan taşınmazın boşaltılması”na ilişkin ilamın infazında, ilamın “davalı” kısmında yer alan kişilerin tümünün takip talebinde “borçlu” olarak gösterilmesi gerekir. Eksik gösterim infazı sakatlar.

Her “Yapma” Kararı m.30’a Göre İnfaz Edilmez

Kararın lafzı ile infaz usulü her zaman örtüşmez; bu ayrım uygulamada tartışma yaratır.

Müdahalenin meni kararlarında: Yargıtay, ilamda tahliye yönünden ayrı bir hüküm kurulmamış olsa dahi, ilamın infazının taşınmazın tahliyesi ve teslimiyle mümkün olduğu hâllerde İİK m.24 ve m.26‘ya göre infazın gerçekleştirilebileceğini kabul etmektedir.

Yani ölçüt kararın başlığı değil, infazın hangi fiille sonuç vereceğidir. Sonuç bir yerin boşaltılmasıyla elde ediliyorsa teslim hükümleri; bir işin yapılmasıyla elde ediliyorsa m.30 uygulanır.

Teslim ve tahliye rejimi için hükmen teslim ve cebri tahliye (İİK m.24 ve m.26) sayfamıza bakabilirsiniz.

Bir sınır daha vardır: Yargıtay uygulamasında, sözleşme yapma vaadi borcunun cebrî icrasının ancak ve ancak bir mahkeme kararı ile mümkün olduğu; kira sözleşmesi yapma borcu içeren arabuluculuk anlaşma belgesine dayalı icra takibi başlatılarak borçlunun sözleşme yapmaya zorlanamayacağı belirtilmiştir.

Cezai Ayak: Zorlama Yeterli Olmazsa

Bazı işler başkası tarafından yapılamaz; bu hâllerde masraf yoluyla infaz çözüm değildir.

Doktrinde belirtildiği üzere, bir işin yapılması veya yapılmamasına ilişkin ilamların icrasında İİK m.30 ve gerektiğinde m.343 uygulanır ve borçlu, icra hukuku çerçevesinde ilamdaki borcunu yerine getirmeye zorlanır.

Ayrım şudur:başkası tarafından yapılabilecek nitelikteyse masraf yoluyla infaz mümkündür. Şahsen yapılması gereken işlerde bu yol işlemez ve zorlama başka araçlarla gündeme gelir.

Tazyik hapsi rejiminin genel çerçevesi için icra taahhüdünü ihlal ettim: taahhüdü ihlal ve tazyik hapsi sayfamıza bakabilirsiniz.

Borçlu için uyarı: “yapmazsam en fazla masrafını öderim” varsayımı her iş için geçerli değildir; işin niteliğine göre sonuç değişir.

İnfazı durdurmak isteyen borçlu için kanun yolu aşamasındaki imkânlar ayrıdır: tehir-i icra (icranın geri bırakılması) — İİK 36; iki takip yolunun genel karşılaştırması için ilamlı ve ilamsız icra takibi farkı: hangi yol, ne zaman?

Sıkça Sorulan Sorular

Mahkeme “şunu yap” dediyse nasıl icra edilir?

İlam icra dairesine verilince icra müdürü, İİK m.24’te yazılı şekilde bir icra emri tebliğ ederek işi yapmayı emreder. Süre, varsa ilamda gösterilen müddettir; ilamda süre yoksa icra müdürü işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanlarını kendisi tayin eder.

Borçlu işi yapmazsa ne olur?

İş başkası tarafından yapılabilecek nitelikteyse ve alacaklı isterse, gereken masraf icra müdürü tarafından bilirkişiye takdir ettirilir. Alacaklı masrafı üstlenirse iş yaptırılır ve masraf ileride hükme hacet kalmaksızın borçludan tahsil edilerek kendisine verilir.

Alacaklı masrafı ödemek istemezse süreç durur mu?

Hayır. Kanun, alacaklı muvafakat etmezse ayrıca hükme hacet kalmadan borçlunun kâfi miktarda malının haciz ile paraya çevrilerek işin yaptırılacağını öngörür.

Masraf için ayrıca dava açmam gerekir mi?

Hayır. Her iki yolda da kanun “hükme hacet kalmaksızın” ifadesini kullanır; masrafın tahsili için yeni bir mahkeme kararı aranmaz.

Borçlu kararı boşa çıkarırsa yeniden dava açmalı mıyım?

Yargıtay uygulamasına göre hayır: hükümden sonra yapıldığı ileri sürülen müdahale için, men’i müdahale yönünde yeni bir hüküm alınmasına gerek kalmadan eski hükmün tekrar mahallinde infazı gerekir.

Müdahalenin meni kararı hangi maddeye göre infaz edilir?

Kararın başlığı değil, infazın hangi fiille sonuç vereceği belirleyicidir. Yargıtay, ilamın infazının taşınmazın tahliyesi ve teslimiyle mümkün olduğu hâllerde İİK m.24 ve m.26’ya göre infazın gerçekleştirilebileceğini kabul etmektedir.

Arabuluculuk belgesiyle sözleşme yapmaya zorlanabilir mi?

Yargıtay uygulamasında, sözleşme yapma vaadi borcunun cebrî icrasının ancak ve ancak bir mahkeme kararı ile mümkün olduğu; kira sözleşmesi yapma borcu içeren arabuluculuk anlaşma belgesine dayalı takiple borçlunun sözleşme yapmaya zorlanamayacağı belirtilmiştir.

Takip talebinde kimleri borçlu göstermeliyim?

İlamın “davalı” kısmında yer alan kişilerin tümü takip talebinde “borçlu” olarak gösterilmelidir; eksik gösterim infazı sakatlar.

İlamlı icra nedir?

Bir mahkeme kararına (ilama) veya ilam niteliğindeki belgeye dayanan icra takibidir. Borçluya icra emri tebliğ edilir ve basit itirazla durdurulamaz; bu yönüyle güçlü bir tahsil yoludur.

İlamlı icrada borçluya kaç gün süre verilir?

Para alacaklarına ilişkin ilamlı takipte borçluya kural olarak 7 gün süre verilir (İİK m.32). Süre içinde ödenmezse alacaklı doğrudan haciz isteyebilir.

Borçlu ilamlı icraya itiraz edip durdurabilir mi?

Hayır. Basit itirazla durdurulamaz. Borçlu yalnızca dar sebeplerle (borcun sonradan ödenmesi, ertelenmesi veya zamanaşımı) icranın geri bırakılmasını isteyebilir ve bunu belgelemelidir.

İstinaf/temyiz icrayı durdurur mu?

Kural olarak hayır; ilam icra edilebilir. Borçlu, üst mahkemeden teminat göstererek tehir-i icra (icranın geri bırakılması) kararı alırsa icra geçici olarak durur.

Hangi belgeler ilamlı icraya konu olur?

Mahkeme kararları (ilamlar) ve kanunda ilam niteliğinde sayılan belgeler; örneğin mahkeme huzurundaki sulh ve kabuller, bazı noter belgeleri, hakem kararları.

İlam ne kadar sürede icraya konulmalı?

İlama dayanan alacaklar kural olarak 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Nafaka gibi periyodik edimlerde farklı süreler olabilir. İlamı uzun bekletmek zamanaşımı riski doğurur.

Elinizdeki mahkeme kararını icraya koymak için uzman desteği mi arıyorsunuz?

Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

Post by Av. Fatma Öztürk