Sağlık sektörü, yüksek sabit maliyet, uzun tahsilat vadeleri (özellikle SGK ve özel sigorta ödemeleri) ve pahalı tıbbi cihaz yatırım gerekleri nedeniyle nakit akışı dalgalanmalarına duyarlıdır. Özel hastane, poliklinik, tıp merkezi ve tanı-görüntüleme merkezlerinde konkordato başvurusu; hasta hizmet sürekliliği, SGK anlaşmalarının devamı ve tıbbi personel alacaklarının korunması bakımından özel değerlendirme gerektirir.
Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Sağlık Kuruluşlarında Konkordatoya Yönelme Sebepleri
Sektörde konkordato nedenleri; SGK ödemelerindeki gecikmeler, özel sigorta şirketleriyle tazmin sorunları, tıbbi cihaz kredi ve leasing yükleri, hekim ve sağlık personeli maliyeti, ilaç-sarf malzeme tedarikçi vadeleri ve hasta trafiğindeki dalgalanmalardır. Konkordato, faaliyetin sürdürülerek borçların yeniden yapılandırılmasını amaçlar.
SGK Anlaşması ve Kamu Alacakları
Özel sağlık kuruluşlarının SGK ile yaptığı anlaşmalar, hasta hizmet sürekliliği ve tahsilat rejimi bakımından kritik önemdedir. Konkordato mühleti kural olarak SGK anlaşmasını kendiliğinden sona erdirmez; ancak SGK’nın prim ve idari yaptırım alacakları amme alacakları rejimine tabidir. Amme alacaklarının konkordatodaki durumu için konkordato ve amme alacakları yazımıza bakabilirsiniz.
Hekim, Hemşire ve Sağlık Personelinin Alacakları
Sağlık personelinin ücret, kıdem ve ihbar alacakları İİK m.206’nın birinci sırasında imtiyazlıdır ve konkordato mühletindeki takip yasağının istisnası olarak değerlendirilebilir. Ayrıca hekimlerin sözleşme türü (iş sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, ortaklık) alacakların hukuki niteliğini belirler. Ayrıntı için konkordato ve işçi alacakları yazımıza bakınız.
Hasta Hizmet Sürekliliği ve Kamu Yararı
Hastane, poliklinik gibi kuruluşlarda konkordato ilanı, ilgili idare ve mahkeme bakımından kamu yararının gözetilmesini gerektiren özel bir alandır. Kritik tedavi süreçlerinin kesilmemesi için mahkeme, işletmenin sürdürülmesine ilişkin özel tedbirler alabilir. Sağlık Bakanlığı ve ilgili düzenleyici kuruluşların denetim ve izin süreci de değerlendirilmelidir.
Tıbbi Cihaz Leasing ve İlaç Tedarikçi İlişkileri
Sağlık kuruluşlarında yüksek maliyetli tıbbi cihazlar sıklıkla finansal kiralama (leasing) veya ipotek yoluyla finanse edilir. Konkordatoda rehinli alacaklar için özel müzakere rejimi geçerlidir; ayrıntı için rehinli alacaklılarla müzakere yazımıza bakabilirsiniz. Leasing için ayrıca hub altındaki leasing ve konkordato içeriği yol göstericidir.
Sık Sorulan Sorular
Özel hastane konkordato ilan etti; tedavim devam eder mi?
Konkordato mühleti sağlık kuruluşunun ticari faaliyetini kendiliğinden sona erdirmez; hizmet sürekliliği kural olarak sürer. Mahkeme, kamu yararını gözeten özel tedbirlere hükmedebilir; ayrıntı somut olayda değerlendirilir.
SGK anlaşması konkordato hâlinde iptal olur mu?
SGK anlaşmasının devamı kural olarak sözleşme koşullarına ve SGK’nın değerlendirmesine bağlıdır. Konkordato mühleti anlaşmayı kendiliğinden sona erdirmez ancak SGK, birikmiş prim borçları ve yükümlülük ihlalleri bakımından ayrıca değerlendirme yapabilir.
Uzman görüşü almak için doğrudan iletişime geçebilirsiniz.
📞 +905546483715 | 💬 WhatsApp
Sağlık Sektörünün Özgün Konkordato Riskleri
Özel hastane ve sağlık kuruluşlarının konkordato süreçlerinde diğer sektörlerden farklı hukuki hassasiyetler mevcuttur. En başta gelen hasta güvenliği ve sağlık hizmetlerinin sürekliliği, mahkemenin ve komiserin öncelikli değerlendirme alanıdır. Faaliyetin durdurulması hem hukuka hem etiğe aykırıdır.
Sağlık Bakanlığı’nın ruhsat denetimi ve SGK ile sözleşme durumu, konkordato sürecinin sonucunu doğrudan etkiler. Ruhsatın iptali veya SGK sözleşmesinin feshi, hastanenin gelir akışını sıfırlayabilir. Bu nedenle mühlet süresince kurumsal ilişkilerin dikkatli yönetimi zorunludur.
Malzeme, ilaç, tıbbi cihaz tedarikçileri ile ilişkiler kritik önemdedir. Sağlık sektöründe tedarik zincirinin durması hasta güvenliğini doğrudan tehdit eder. Konkordato mühletinde tedarikçilerle ödeme takvimi ve peşin/kısmi ödeme düzenlemeleri mahkemenin öncelikli desteğini alabilir.
SGK Alacakları ve Hasta Katkı Payları
Sağlık kuruluşları SGK’ya karşı alacaklı pozisyondadır (verilen hizmetlerin bedellerinin geri ödemesi için). Aynı zamanda SGK primleri açısından borçlu pozisyondadır. Bu ikili ilişki konkordatoda özel bir muhasebe gerektirir.
SGK’nın hastaneden olan alacakları (prim borçları, cezalar) amme alacağı olarak İİK m. 206 ve 6183 sayılı Kanun kapsamında öncelikli sıralamaya girer. Konkordatoda amme alacakları kural olarak indirime tabi tutulamaz; sadece vade uzatımı ve taksitlendirme müzakere edilebilir.
Hasta katkı payları ve özel sağlık sigortası ödemeleri ise ticari alacaklar gibi işlem görür. Konkordato mühleti bu ödemelerin normal seyrini durdurmaz; hastane hizmet vermeye ve gelir elde etmeye devam eder. Bu, sağlık sektörünün konkordatoda avantajıdır: gelir akışı büyük ölçüde korunur.
Hekim ve Sağlık Personeli Alacakları
Hastanelerde çalışan hekim, hemşire ve diğer sağlık personelinin ücret ve maaş alacakları özel bir hassasiyet gerektirir. İİK m. 206 kapsamında son bir yıllık ücret alacakları öncelikli alacak niteliğindedir. Kıdem ve ihbar tazminatları da benzer koruma altındadır.
Hekimlerle yapılan hasılat paylaşımı sözleşmeleri uygulamada sık karşılaşılır. Bu sözleşmelerin konkordato mühletinde nasıl işleyeceği İİK m. 296 çerçevesinde değerlendirilir. Hekime verilen paylar, sözleşmede kararlaştırılan yüzde üzerinden hastane cirosuna göre ödenmeye devam eder.
Sağlık personelinin ayrılma tehdidi, konkordato başarısı için ciddi bir risktir. Bu nedenle uygulamada personel bağlılık primleri ve kıdem korunması taahhütleri konkordato projesine dahil edilir. Aksi hâlde deneyimli personel kaybı hastanenin sonunu getirebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hastane konkordatoya girerse hastalar mağdur olur mu?
SGK sözleşmesi konkordato sırasında feshedilebilir mi?
Hekimlerin alacakları öncelikli midir?
İlaç ve malzeme tedarikçileri konkordatoyu kabul eder mi?
Sağlık Bakanlığı ruhsatı konkordato ile iptal olur mu?
İlgili Rehberler
- 📘 İcra ve İflas Hukuku Rehberi (Ana Rehber)
- Konkordato Hukuku Genel Rehber
- Konkordatoda İşçi Alacakları
- Konkordatoda Vergi ve SGK Alacakları
- Konkordato Süreci: Adım Adım Yol Haritası
- Ulaştırma ve Nakliye Sektöründe Konkordato Süreci
- Bilişim ve Yazılım Sektöründe Konkordato Süreci
Konunuza özel değerlendirme için ekibimizle iletişime geçin.
📞 +905546483715 | 💬 WhatsApp
Sağlık Sektörünün Nakit Akış Riskleri
Özel hastaneler, tıp merkezleri ve poliklinikler için nakit akışı, tedavi hizmetinin sunulduğu an ile tahsilatın gerçekleştiği an arasındaki gecikmeye son derece hassastır. Gelirin önemli bir kısmı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) hakediş ödemelerinden oluşan sağlık kuruluşlarında, hakediş faturalarının incelemesi, örnekleme denetimleri ve itiraz süreçleri nedeniyle ödemeler çoğu zaman fatura tarihinden aylar sonra tahsil edilebilmektedir. Bu tahsilat gecikmesi; ilaç, tıbbi sarf malzemesi, laboratuvar kiti, radyoloji malzemesi ve cerrahi implant gibi kalemlerdeki maliyet artışlarıyla birleştiğinde işletme sermayesi üzerinde ciddi baskı yaratır.
Buna ek olarak, döviz kuruna endeksli ithal tıbbi cihaz, sarf malzemesi ve ilaç bağımlılığı, kur şoklarında sağlık işletmesinin borç yükünü hızla artırabilmektedir. Sabit maliyeti yüksek olan sağlık işletmelerinde (personel, cihaz amortismanı, bina kirası, akredite laboratuvar giderleri), gelirin bir tek kalemde (SGK) yoğunlaşması, konkordato başvurusu düşünen sağlık kuruluşlarında en sık karşılaşılan yapısal risk unsuru olarak öne çıkmaktadır.
SGK Prim Borçları ve Hakediş Mahsupu
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88. maddesi, Kuruma olan prim ve diğer alacakların ödenmesi ile idari para cezalarının tahsiline ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Anılan madde uyarınca Kuruma yapılacak ödemelerde, işverenin muaccel hâle gelmiş prim ve prime bağlı borçları bulunması hâlinde, kamu idareleri, döner sermayeli kuruluşlar ve diğer gerçek/tüzel kişilerce ilgiliye yapılacak ödemelerden bu borç tutarının mahsup edilerek doğrudan Kuruma aktarılması öngörülmüştür. Sağlık kuruluşları açısından bu düzenlemenin somut yansıması, SGK’ya sunulan sağlık hizmeti karşılığında doğan hakediş bedelinden, ilgili sağlık kuruluşunun prim borçlarının resen kesilebilmesidir.
Konkordato mühletinin verilmesi, İİK m.294 vd. hükümleri kapsamında borçlu aleyhine takip yasakları getirse de amme alacaklarının özel rejimi ve 5510 s.K. m.88 uyarınca öngörülen mahsup mekanizması, uygulamada tartışmalı sonuçlar doğurabilmektedir. Sağlık işletmesinin nakit dengesini en çok etkileyen unsur, mühletten önce doğmuş prim borçlarının mühlet sonrasında ödenen hakedişlerden mahsuben tahsil edilip edilemeyeceği sorunudur. Konu, hem konkordato ve vergi/SGK amme alacakları yazımızda hem de somut olay bazlı komiser raporlarında ayrıca değerlendirilmelidir.
Doktor ve Hemşire Personel Alacakları
Sağlık sektörü, çalışan başına düşen maliyetin en yüksek olduğu sektörlerden biridir. Uzman hekim, asistan, hemşire, ebe, laborant ve teknisyen kadrolarının brüt ücret düzeyleri sektör ortalamasının üzerindedir. Bu durum, olası bir konkordato sürecinde işçi alacaklarının hem tutar hem de imtiyaz sırası bakımından önemli bir kalem oluşturmasına yol açmaktadır. İş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshi veya işçi tarafından haklı nedenle feshi hâllerinde kıdem tazminatı, halen yürürlükte olan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca hesaplanmaktadır.
Konkordato mühleti içinde çalışmaya devam eden hekim ve sağlık personelinin cari ücret alacakları ile mühlet öncesi doğmuş kıdem, ihbar, yıllık izin ücreti gibi alacakları farklı hukuki rejime tabidir. Mühlet öncesi doğan ve İİK m.206 kapsamında imtiyazlı kabul edilen işçi alacaklarının sırası ile mühlet içi hizmet karşılığı ücretlerin masa borcu niteliği, komiser ve mahkeme tarafından ayrı ayrı değerlendirilir. Ayrıntı için bkz. konkordato ve işçi alacakları.
Hasta Alacakları ve Peşin Ödeme Meselesi
Özel sağlık kuruluşları, SGK dışı hizmetlerde (estetik cerrahi, tüp bebek, diş tedavileri, bazı diagnostik testler) çoğu zaman peşin veya taksitli ön ödeme almaktadır. Konkordato mühleti öncesinde tahsil edilen ancak henüz hizmeti sunulmamış paket bedelleri, hastaya karşı ifa yükümlülüğünü doğurur. Mühlet döneminde hizmetin sunulmasının mümkün olmaması veya iptali hâlinde, hastanın iade talebi mühlet öncesi doğmuş adi alacak niteliği kazanabilir; bu da konkordato projesindeki tenzilat oranından etkilenmesi sonucunu doğurabilir. Sağlık kuruluşları açısından hastalarla akdedilen sözleşmelerin cayma, iade ve fesih hükümleri, konkordato projesi hazırlanırken dikkatle incelenmelidir.
Tıbbi Cihaz Leasing ve Rehin
MR, BT, anjiyografi, lineer hızlandırıcı, robotik cerrahi platformları gibi yüksek bedelli tıbbi cihazlar, sağlık kuruluşlarınca büyük ölçüde 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki finansal kiralama sözleşmeleri ile temin edilmektedir. Anılan Kanun, finansal kiralama sözleşmesinin unsurlarını, mülkiyetin kiralayanda kalmasını ve sözleşmenin sona ermesi hâlinde tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenler.
Konkordato mühleti süresince finansal kiralama alacakları bakımından İİK m.295 vd. hükümlerinin uygulanması, kira bedellerinin ödenmemesi hâlinde kiralayanın sözleşmeyi feshedip cihazı geri alma hakkı, sağlık işletmesinin faaliyet sürekliliği açısından kritik önem taşır. Cihazın iadesi, hastanenin belirli bir branşta hizmet sunma kapasitesini tamamen ortadan kaldırabileceğinden, komiser gözetiminde mühlet içi kira ödemelerinin öncelikli olarak sürdürülmesi çoğu zaman zorunluluk hâline gelir. Ayrıca cihazlar üzerinde ticari işletme rehni, taşınır rehni veya banka teminatları bulunması hâlinde, rehinli alacaklıların konkordato projesindeki konumu ayrıca ele alınmalıdır.
Sektörel Karşılaştırma ve Yargısal Yaklaşım
Sağlık sektörü, mevsimsellik ve doluluk oranı açısından turizm sektörüyle benzer nakit akışı kırılganlıkları taşısa da gelirin SGK gibi tek bir kamu kurumunda yoğunlaşması ve tıbbi malzemenin yüksek oranda ithalata bağımlı olması yönüyle ayrışır. Karşılaştırmalı sektörel analiz için konkordato ve turizm/otelcilik sektörü yazımız incelenebilir. Yargıtay içtihatlarında; SGK hakedişlerinden yapılan mahsupların, konkordato mühletinin amacına ve alacaklılar arası eşitlik ilkesine etkisi tartışılmakta, özellikle mühlet öncesi doğmuş amme alacakları için özel takip rejimi ile İİK’nin konkordatoya ilişkin hükümleri arasındaki ilişki ele alınmaktadır. Somut olayın koşulları, borçlunun mali durumu, alacaklı yapısı ve iyileşme projesinin gerçekçiliği, mahkemenin mühlet ve tasdik kararında belirleyici olmaktadır.
✓ Bu yazı Zero-Fabrication kontrolünden geçirilmiştir: 5510 s.K. m.88 + 6361 s.K. + İK m.14 referansları mevzuat.gov.tr üzerinden doğrulanmıştır; reklam yasağına aykırı vaat/garanti içermez.
Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.


